İslami Davet

İmam Hüseyin’in katillerinin akıbeti

16 Şubat 2009 17:11

Kuran’ı Kerim’de müşriklerin, mülhitlerin ve zalimlerin helak olduklarını anlatan birçok ayet vardır ve geçmiş ve muasır ümmetlerdeki vücuda gelen bu olgu kesin bir sünneti ilahi unvanıyla hatırlatılır.

İran’ın Kuveyt müsteşarı “Seyit ebul Fazıl Rezevi Erdekani” İmam Hüseyin’in (a.s) katillerinin akıbeti unvanıyla kaleme aldığı makalesinde “Suç işleyenlerden öç aldık. Müminlere yardım etmek, üzerimize borç idi” (Rum/47) ayetine işaret ederek şunları yazdı: Kuran’ı Kerim’de müşriklerin, mülhitlerin ve zalimlerin helak olduklarını anlatan birçok ayet vardır ve geçmiş ve muasır ümmetlerdeki vücuda gelen bu olgu kesin bir sünneti ilahi unvanıyla hatırlatılır. Bu alandaki ayetler bütününden elde edilen şey şudur: Onlar (müşrik ve mülhitler) peygamberlerin hakka davet ve hüccetin tamamlanmasından sonra hakkı kabul etmediler ve Allah’ın ayetlerini inkâr ederek hakkın karşısında yer aldılar ve peygamberleri öldürdüler; Allah’ta onları dünya ve ahirette hak ettikleri akıbete ulaştırdı ve her iki yerde de acı azabına duçar etti.

“Oysa sen onların içinde bulundukça Allah, onlara azap edecek değildi” Enfal / 33 ayetine işaret eden Seyit ebu Fazıl Rezevi Erdekani şu noktanın üzerinde durdu: Gerçi İslam peygamberinin ümmeti Allah’ın özel lütuf ve yardımda bulunduğu bir ümmettir, ancak ayette yer alan “Sen onların içinde bulundukça” kayıt ve sınırı “Allah’ın Elçisi onların arasında bulunduğu müddetçe ya da tövbe ve istiğfar ettikleri müddetçe toplu olarak Allah’ın azabından güven içindedirler” anlamında kullanılmış olabilir. Bununla birlikte böyle bir sınırlandırma, Hakkın ayetlerini inkâr edenler, Allah’ın, Elçisinin ve Ehlibeytin karşısında yer alanlar, küfür ve inkâr yolunu tutanlar Allah’ın azabından güven içinde olacaklardır anlamında değildir belki tıpkı Allah’ın vadesi gereği, dünyada zillete düşüp yok olup gidecekleri gibi, ahirette de hesaba çekilecek ve Allah’ın ebedi azabına duçar olacaklardır.

Mizan tefsirinin dokuzuncu cildinin yetmiş birinci sayfasında yer alan: Nasıl ki Hz Nuh’un (a.s) ümmeti arasında, Nuh’a (a.s) tabi olup kurtuluş gemisine binenler kurtulmuş ve inkâr edip gemiye binmeyenler helak olmuştur, aynı şekilde Muhammet (s.a.v) ümmetinin kurtuluş gemisi de Ehlibeyttir” açıklamaya işaret eden Fazıl Rezevi Erdekani şu gerçeğin altını çiziyor: Nasıl ki hakkı ve ilahi ayetleri inkâr etmek geçmiş ümmetlerin cürümü idi ve bu sebepten dolayı da helak oldular aynı şekilde Peygamberin(s.a.v) ümmetinin bir kısmı özellikle o hazretin rıhletinden sonra aynı günaha duçar oldular.

Hz İmam Hüseyin (a.s) Peygamberin (s.a.v) torunu, imamı masum ve apaçık bir kurtuluş gemisi değil miydi? Bu kurtuluş vesilesine neler yaptılar? O hal de kurutuluş gemisine binmeyen Nuh’un (a.s) ümmeti nasıl boğularak helak olmuşlarsa aynı şekilde bu ümmetin mücrimleri de aynı akıbete duçar olacaklardır. Firavun ve yandaşları insanları Allah’tan başka şeylere ibadet etmeye davet etmiyorlar mıydı ve bu yaptıklarından dolayı da helak edilmediler mi? Bu ümmetin İslam tarihçilerinin birçoğunun itiraf ettikleri gibi, Yezitte firavunun davet ettiği şeye davet etmedi mi? Bizzat Yezidin kendisi “Müslim bin Ukbe”ye kendisine kulluk ve biat etmeleri için Medine halkını topluca öldürmesini emretmedi mi?

İmam Seccat (a.s) ve Hz Zeyneb’i Kübra (s.a) yiğitliğin yüce olgusu Aşuranın tefsircileri değiller mi? Ve bu ayetleri Kufe ve Şam’ın cani ve zalimlerine defalarca tekrarlayarak onları uyarmadılar mı? Zalimlere fırsat vermeden onları hak ettikleri akıbete duçar etmek sünnetullah değil mi?

Apaçık ayetler ve Allah’ın değişme kabul etmeyen vadesi, İslam’ın yüce şahsiyetlerini öldürenlerden, ilahi ayetleri inkâr edenlerden ve zalimlerden intikam alınması temeline dayanmaktadır.

“Onlar için dünyada zillet vardır ve ahirette de acı bir azab vardır” ayetine işaret eden Fazıl Rezevi Erdekani makalesine şöyle davam ediyor: Kerbela cinayetinden daha büyük bir cinayet ve Aşura gerçeğinden daha sarsıcı bir gerçek var mıdır? Kerbela’da gerçekleşen hakkı öldürmekten daha büyük bir cinayet var mıdır? Allah’ın bu olaydan gafil olmadığı bir gerçektir ve münasip bir zamanda zalimin boğazını kendi intikam pençesiyle sıkacak ve hakkın vadesi gerçekleşecektir. Kerbela hadisesi amillerinin nasıl çirkin bir yazgıya duçar olduklarını anlatan birçok rivayet zikredilmiştir.

Şeyh Müfidin “Emali” kitabının bir bölümünde İmam Hüseyin’in (a.s) katillerinin nasıl bir uhrevi azaba duçar olduklarını anlatan bir hadis zikredilmektedir. Aban bin Osman İmam Sadık’tan (a.s) şöyle nakleder: Mahşer günü Fatıme’i Zehra (s.a) Hüseyin’in (a.s) kanlı gömleğini eline alıp şöyle der: “Ey Rabbim! Bu gömlek benim oğlumun gömleğidir ve sen ona neler yaptıklarını biliyorsun.” O anda Allah şöyle buyurur: “Ey Fatıma! Ben senin mutlu olmanı istiyorum” Hz Fatıma (s.a) şöyle arz eder: “Ey Allah’ım, Hüseyin’in katillerinden intikam al.” Allah Teâlâ bir ateş parçasına cehennemden dışarı çıkıp kuşun yerdeki taneleri topladığı gibi Hüseyin bin Ali’nin (a.s) katillerini teker teker bularak cehenneme götürmesi için emreder ve onlara cehennemin çeşitli ateşlerinde azap edilir.

Yukarı Çık