İslami Davet

Hicret’in Anlamı ve Kapsamı – Hizbullah HAKVERDİ

Yeryüzünde Allah’ın nizâmının kurulmasını, onun zıddı olan tüm beşeri ve tâğûtî düzenlerin ve ideolojilerin yıkılmasını esâs alan ve bütün peygamberlerin ortak davasını oluşturan İslâm İnkılâbı’nın tahakkuku; ancak hicret olayı ile mümkün olmaktadır. Zirâ batıllardan hakka, yanlışlardan doğruya, zulümattan nura, zulümlerden adâlete, eğriliklerden istikâmete, kesretten vahdete, şirkten tevhide, küfürden ikrâra ve tasdike, dalâletten hidâyete, isyandan itaate, tuğyandan ibadete, şekâvetten saadete, vahşetten ünsiyete ve ülfete, sukuttan teâliye, inhitâttan terâkkiye, izmihlâlden kurtuluşa, fenâ ve zevâlden bekâya, felâketten huzura ve sükûna, inkârdan imana, dar’ül-harbden dar’ül-emana ve İslâm’a, mevtten hayata, maraz ve illetten sıhhat ve selâmete, geçiş, kalb oluş, tahavvül ve intikal ediş, âmeliyesine; yani, İslâm İnkılâbı’nın gerçekleşmesi esnasındaki bu geçiş-oluş-ediş istihâlelerinin tümüne “Hicret” denir.

Evet; he-ce-re sözcüklerinden meydana gelen hicret, lügât olarak; “Bir insanın, başkalarından (istemediği, râzı ve memnun olmadığı kişi ve şeylerden) gerek bedenen, gerek lisânen, gerekse kalben müfârakat edip ayrılması” (El-Müfredât: 782) anlamlarına gelmektedir. Sultan-ı Enbiya Hazret-i Muhammed Mustafa Sallâllahu Aleyhi ve Âlihi ve Sellem Efendimiz, bir mübarek hadis-i şeriflerinde; “Müslüman, dilinden ve elinden (diğer) Müslümanların selamette bulunduğu kimsedir. Muhâcir ise, Allah’u Teâlâ’nın nehyettiklerinden ayrılan (hicret eden) kimsedir.”[1] diye buyurarak, “Hicret” olayının tüm boyutlarını kuşatıcı ve açıklayıcı bir zemine oturtmuşlardır. Bu nokta-i nazardan konuya baktığımız ve derinliğine indiğimiz zaman, “Hicret”in anlamı ve kapsamı daha iyi anlaşılmış olacaktır.

Bilindiği gibi, insanları yoktan var eden Allah-u Teâlâ; insanlara uymaları için bir kısım kanunlar ve hükümler vaz etmiş, bunların dışında kalan ve zıddı olan her türlü hüküm, örf, adet, kanun ve prensiplerden kaçınılmasını (hicret edilmesini) emretmiştir. İşte bu İlâhî hükümlere zıd olan her nevi düşünce ve hareketlere nehiyler (yasaklar) denir ki, bunların tümü münker (şer’ân kabul edilmeyen, red olunmuş) şeylerdir. Allah’ın nizamı olan İslâm; insanlar arasında İlâhî bir inkılâb (tahâvvülât) gerçekleştirmek, nehyolunmuş münkerâttan emrolunmuş olan ma’rûfâta (şerân câiz ve iyi görülen şeylere) insanları îsâl etmek, hicret ettirip geçiş yaptırmak suretiyle yaşanan din ve hayat nizamı olmak için Allah-u Teâlâ tarafından vaz olunup gönderilmiş “İlâhî Kanunlar-Hükümler Mecmuâsı”dır. Bu İlâhî nizama; ferd, aile ve toplum olarak, insanoğlu uymakla mükelleftir. Bu mükellefiyet muvâcehesinde, kişi; ferd olarak Allah’ın rızâsı dairesinde bulunmaya çalışmalı; münkerattan, yani Allah’ın nehiylerinden kaçınıp maruflara, yani Allah’ın emirlerine yapışmalı ve müşâhhâs-mücessem bir İslâm hâline gelmelidir. İşte nehiylerden kişinin bu kaçışı ve itââte geçişi hicrettir. Kezâ, aile olarak da, toplum olarak da, aynı tür (Allah’ın nehiylerinden) kaçış ve (emirlerini yaşamaya) geçiş, yine hicretdir.

Hicret’in de üç şekli vardır:

1) Bedenî, cismânî hicret,

2) Lisânî, kavlî hicret,

3) Kalbî, fikrî hicret…

Bunların da her birinin üç türlü tââlluku var:

a) Ferdî, zâtî ve şahsî,

b) Ehlî, ailevî,

c) Siyâsî ve içtimâî…

Bunların ise, topyekün ikişer yönü ve cephesi vardır:

A) Enfüsi, derûnî ve dâhili (sübjektif).

B) Afâkî, zahirî ve haricî (objektif)…

Kur’an-ı Kerim’de ve yüce Resûl’ün (asm) hâdislerinde, bunların hepsiyle alâkalı ya doğrudan veya dolaylı olarak ayrı ayrı ve pek çok beyânlar, ibareler ve ifadeler vardır. Ki, hepsini inceden inceye ele almanın ve izâh etmenin, bu yazı ile mümkün olmayacağı izahtan varestedir. Yalnız, bütün hicret türlerini kapsayacak şekilde, bir kısım genel temâs ve işâretlerde bulunmakla iktifa edeceğiz, inşallah…



[1]      Z.Buhari: 16; Tecrid-i Sârih:1/29; Ebu Davud: 3/406; Neseî:7/20; Cami’us-Sağir: 2/15; Taberâni’den, Muhtar’ul-Ehâdis’in-Nebevîyye: 26 (Ha­dis no: 211); Ez-Zevâcir: 1/22; Darimî: K.Salat:135; A.İbn-i Hanbel: 2/160,191, 193, 195, 224, 391; 3/412; 4/114, 385.

Not: Bu yazı Hizbullah HAKVERDİ’nin Fert’ten Cemâât’e, Cemâât’ten Devlet’e Geçişin İlk Adımı HİCRET isimli kitabından iktibas edilmiştir.

Yukarı Çık