İslami Davet

Arabistan’ın İran’ı suçlaması; Riyad’ı daha de rezil eden politika

3 Aralık 2017 12:57

Arabistan Dışişleri Bakanı Adil Cubeyr bir kez daha İran İslam Cumhuriyeti nizamını suçlayarak, bu rejimin yarattığı sorunların suçunu İran üzerine yıkmaya çalıştı.

Adil Cubeyr Roma’da düzenlenen 3. Uluslararası Akdeniz Diyaloğu konferansında yaptığı konuşmada siyasi bir şov yaparak Suud rejimini aklamaya çalıştı. Cubeyr, Arabistan’ın terör kurbanı olduğunu ve teröre karşı savaşa katıldığını iddia etti. Arabistan rejiminin radikal ideolojilerle mücadele çerçevesinde itidal merkezi kurduğunu belirten Cubeyr, ayrıca Riyad yönetimi teröristlerin mali kaynaklarını yok etmek için bazı planları olduğunu ileri sürdü.

Arabistan Dışişleri Bakanı Adil Cubeyr bu zemin hazırlama çabalarından sonra, daha da komik ve gülünç bir iddiayı ortaya atarak, İran İslam Cumhuriyeti’nin El-Kaide ve IŞİD örgütlerinin faaliyetleri için bazı kolaylıklar sağladığını ileri sürdü. Adil Cubeyr siyasi acı mizah niteliğinde olan iddialarına bir başka iddiayı da ekleyerek, Arabistan’ın korsan İsrail ile hiç bir ilişkisi olmadığını ve sözde barış sürecinin sonuçlarını beklediklerini iddia etti.
Aslında son yıllarda Suud rejiminin davranışlarında bir çok çelişki göze çarpmıştır. Fakat son aylarda Suud rejiminin çelişkili tutumu ve açıklamaları ayrıca gerçekleri ters yüz gösterme çabaları, artık iyice çığırından çıktığı gözleniyor. Arabistan veliaht prensi Muhammed bin Salman da geçenlerde Amerika’nın Washington Post gazetesine verdiği mülakatta komik iddialardan birini ortaya atarak, Arabistan’da dini radikalizmin İran’da İslam inkılabının sonuçlarından biri olduğunu belirtti. Gerçi bin Salman bu mülakatta farkında olmadan Arabistan’ın Suud hanedanının beslediği radikalizimin ana odaklarından biri olduğunu da itiraf etmiş oldu, fakat bu konuda ortada duran yüzlerce delil ve belgeyi inkar ederek, İran belgesini Arabistan’da radikalizmin sebebi olarak ileri sürmeye çalıştı.
Aslında bin Salman’ın dile getirdiği bu iddia, İran İslam inkılabının özü ile muhalif olan Amerikan – siyonizm ideolojik anlayışının izlediği çizgidir. Gerçekte Suud prensleri ve özellikle bin Salman bu tür pişkin olmayan açıklamaları ile ne İslam inkılabını bildiklerini ne de siyasetten anladıklarını ortaya koyuyor.

Arabistan’da Muhammed bin Salman veliaht prensi ve savunma Bakanı olarak iktidarın başına geçtiği günden beri bu rejimin izlediği stratejilere bakıldığında, Suud hanedanının deneyimsiz prensleri ne denli kuruntulara kapıldıkları ve siyasetin etkisi altında kaldıkları anlaşılıyor.
Suud rejiminin ham yöneticileri agresif politika izleyerek bölgede konumlarını pekiştirebileceklerini zannediyor, ancak bunda da başarılı olamadıkları anlaşılıyor. Arabistan Dışişleri Bakanı Adil Cubeyr’in de Roma’da ileri sürdüğü iddiaları da bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor, üstelik bu iddialar tekrarlandıkça Suud hanedanı daha çok rezil rüsvay oluyor.

Bugün dünyada herkes Arabistan’ı bölgede ve dünyada radikalizmin odağı olarak biliyor. Amerikalı ünlü düşünür Noam Chamsky bir süre önce Arabistan’ı dünyada radikalizmin merkezi olarak tanımlayarak şöyle dedi: Arabistan sadece teröristleri desteklemekle kalmıyor, bu rejimin camileri, din adamları, medreseleri ve dini ilimler merkezleri de Arabistan’ın nüfuz ettiği alanlarda radikal düşünceleri yaygınlaştırıyor.
Gerçek şu ki Ali Suud ve tekfircilerin aşırıcılık ve işgalcilik siyaset ateşi, bizzat onların da eteklerini tutuşturmuştur. Aslında Riyad’ın, Amerika, İngiltere ve Siyonist rejimin hizmetinde olduğu müddetçe, bölgede huzur sağlanamaz.

Arabistan’ın İran’ı suçlaması; Riyad’ı daha de rezil eden politika Konusuna Ait Etiketler

Yukarı Çık