14 Ağustos günü diğerlerine hiç benzemeyen bambaşka bir gündür. Bugün Tüm İslam Dünyası için ismi Kutsal Zafer olan büyük bir gündür.
Temmuz 2006’da Lübnan insanlarına, toprağına ve tüm altyapısına karşı görülmemiş bir saldırı ile karşılaştı, Saygıdeğer Lübnan halkı müthiş bir azim ve cesaretle bu saldırıya karşı direnişin cesur askerlerini desteklemiş ve zafere giden yolda en önemli paya sahip olmuştur.
12 Temmuz 2006’da Hizbullah Lübnan-İsrail sınırında yaptığı bir operasyonla 2 israil askerini kaçırdı ve 8 tanesini öldürdü. Operasyonun adı Gerçek Söz (Samimi Vaad) olarak koyulmuştu. Seyyid Hasan Nasrullah’ın operasyondan sonraki ilk açıklamasında Lübnanlı esirlerin bırakılmasını istemesine Siyonist rejim küstah bir cevap vermiş ve Lübnan’a karşı savaş başlatmıştı.
Amerika ve Siyonist rejim İsrail’in Hizbullah’ı yok etmek üzere giriştikleri tarihin en unutulmaz savaşlarından birisi olacak olan 33 Gün savaşı bölgedeki Amerika ve uşaklarının planlarının bozulmasına hız katmıştır.
Lübnan’a saldırı yapan Siyonist rejim İsrail Hizbullah’a zarar verememenin acısını mazlum Lübnan halkından çıkarmış savaşta 1300 Lübnanlı şehid olmuş, 4000 Lübnanlı yaralanmış ve 130000 kişi evini terk etmek zorunda kalmıştır.
Siyonist rejim ve Amerika Hizbullah’ı ve bölgedeki İslami Direniş ruhunu kökten kazımak için büyük bir operasyon hazırlığında iken Samimi Vaad operasyonu zorba güçlerin planlarını bozmuş ve akılsızca hareketler yapmaya başlamışlardır.
26 Temmuz 2006 tarihinde Hizbullah lideri Seyyid Hasan Nasrullah’ın El-Menar televizyonuna yaptığı konuşmada samimi Vaad operasyonunun bilinçli olarak yapıldığını Lübnan halkına ve İslami Direnişe karşı yapılacak olan saldırının tesbit edildiğini ve saldırıyı kendi kurallarına göre yönlendirmek için böyle bir girişimde bulunduklarını açıklamışlardır.
Hizbullah cephede Siyonist rejim İsrail ile savaşırken bir taraftan da politik cephede muhalif gruplarla mücadele ediyordu.
Lübnan halkına saldırı yapılması rağmen Lübnan hükümeti konu ile ilgilenmiyor ve Hizbullah’a muhalif ediyor ve engellemeye çalışıyordu.
Savaşın en şiddetli olduğu günlerde Lübnan Başbakanı Fuad Sinyora’nın Hizbullahi mücahidleri maceraperest olarak tanımlası olayın vehametini açıklamaya yetmektedir.
Savaşın başladığı günlerde Seyyid Hasan Nasrullah Siyonist rejim liderlerini uyarmış ve esir askerlerin kesinlikle savaşla alınamayacağını, müzakere sonucunda esir değişimi yapılması gerektiğini ve Lübnanlı esirlerin bırakılması gerektiğini söyledi.
Lübnan’ı korumak isteyen Hizbullah’ın bu dönemde Lübnan hükümeti tarafından silahsızlandırılmak istenmesi unutulmamalıdır.
Hizbullah’ın gücünün her geen gün katlanarak arttığını gören Siyonist rejim İsrail, 2000 yılındaki geri çekilmenin utancıyla yaşamaktayken ikinci bir utanca hızla gittiğini görmeye başlamıştı.
Büyük İsrail projesi eksenli Büyük Ortadoğu projesinin adımları olan Afganistan ve Irak’a saldırılar Hizbullah’ın kahramanca direnişi ve yenilmez İsrail ordusunu perişan etmesiyle sekteye uğramakla kalmamış tamamen ortadan kalkmıştır.
Savaşın ilk günlerinde ABD Dışişleri Bakanı Condelezza Rice’ın Lübnan Başbakanı Sinyora ile görüşmesinde mevcut savaş ile ilgili “Bunlar Yeni Ortadoğu’nun doğum sancılarıdır” demesi halen zihinlerdedir ve sözün zorba güçlerin boğazlarına takıldığı gerçeği tüm mazlumların belleğindedir.
Savaşın ilk haftası itibariyle Hizbullah’ın elindeki kısa,orta ve uzun menzilli füzeler Siyonist rejim’in topraklarının yarısından fazlasını tehdit etmekte ve her gün yeni kayıplar verdirtmekteydi. Tel Aviv’i bile tehdit eden füzeler hem kolay atılabilen hem de akıllı mekanizmaları ile hedefi sapmadan vuran cinstendi.
Çöl Aslanı lakaplı tankların nasıl bir bir havaya uçurulduğu ve Siyonist askerlerin cephede Hizbullah savaşçıları ile karşılaşmamak için hızlı bir şekilde hasta olmaları, özellikle Hicr Vadisi, Hiam,Taybe ve Odissa bölgesindeki kahramanca çarpışmalar Siyonist rejimi şoka uğratmıştı.
Savaşı kazanma umudu ile günlerce sürdüren Siyonist rejim 3 hafta sonucunda başarının olmayacağı ve inada devam ederse tamamen yok olacağını anlaması üzerine ateşkes için çözümler aramaya başlamıştı.
11 Ağustos 2006’da Birleşmiş Milletler’in 1701. sayılı kanunu gereği güvenliği sağlama amacıyla bölgeye Uluslar arası Barışgücü askerleri yerleştirilmesine karar verilmiştir. 14 Ağustos itibariylede Siyonist rejim İsrail topraklarına çekilmiş zafer bir kez daha Hizbullah’ın olmuştur.
Seyyid Hasan Nasrullah yaptığı açıklama ile Lübnan hükümetinin kararına engel olmak istemediklerini belirttikten sonra sonucun adaletsiz ve hileli olduğu söylemiş ve Hizullah’ın isterse savaşı sürdürme hakkının bulunduğunu belirtmiştir.
Seyyid Hasan Nasrullah 33 Gün Savaşını İslami direnişin kahraman mücahidlerine, şehidlerine, esirlerine ve Lübnan halkına armağan etmiştir.
Kaynak : El-Menar TV İnternet Sitesi