[KUR’ÂN’DA HZ. ALİ’NİN -A.S- FAZİLETİ]

Daha önce de dediğimiz gibi, ilk naklî delil Kur’ân-ı Kerim ve ikinci naklî delil de Resulullah’ın (s.a.a) hadisleridir. Kur’ân-ı Kerim’de Emirü’l-Müminin Ali’nin (a.s) üstünlüğünü açıklayan birçok açık ayetlerden burada sadece ikisine değineceğiz:

  1. Ayet [Tathir Ayeti]

“Gerçekten Allah, sadece siz Ehlibeyt’ten kiri (günah ve çirkinliği) gidermek ve sizi tertemiz kılmak ister.”

(Ahzâb, 33)

Tüm Ümmet-i Muhammedî, bu ayetin beş kişi olan Âl-i Aba hakkında nazil olup, onlardan birinin de Emirü’l-Müminin Ali’nin (a.s) olduğunda ittifak etmişlerdir.

Şimdi mezkur ayetin nasıl Hz. Ali’nin (a.s) faziletine delil olduğuna bir bakalım? Masumluk, insanoğlunda benzeri bulunmayan bir üstünlük ve yüce bir makamdır. Meleklerde olan masumluk insan oğlunda bulunan masumluğun aksine, yaratılış hasebiyle varolduğu için fazla önemli sayılmaz. Mezkur ayet, içlerinde Hz. Ali’nin (a.s) de bulunduğu beş kişiden oluşan Âl-i Aba’nın masum olduğunu açık bir şekilde ispatlamaktadır. Çünkü ayet-i kerime Âl-i Aba’nın günah işledikten sonra affedileceklerini değil de, bilâkis, ilk baştan bütün çirkinlik ve günahlardan uzak olduklarını vurgulamaktadır. Bu da bu beş üstün şahıs dışında hiç kimse için söz konusu olmayan bir fazilet ve üstünlüktür.

Bakalım İslâm ümmeti arasında Âl-i Aba dışında bu yüksek makama erişen başka birisi var mıdır? Elbette ki böyle birisi yoktur. Böyle bir makama ulaşan bir kimsenin olduğunu iddia eden varsa, bunu ya aklî veya naklî delille (ayet ve hadis) kanıtlamalıdır. Daha önce aklî delille Müslümanların arasında Emirü’l-Müminin Ali’nin (a.s) herkesten daha faziletli ve daha üstün olduğunu ispat ettik. Delilin de kendi ifade ettiği şeyden ayrılmayacağı aklî delillerle ispatlanmış bir konudur. Naklî delile gelince; yine daha önce masumluk ve taharetin Resulullah’ın (s.a.a) ümmeti arasında Resul-i Ekrem’den (s.a.a) sonra o hazretin Ehlibeyti olan Ali, Fatıma ve onların iki evlâdı Hasan ve Hüseyin’e (hepsine selâm olsun) has bir özellik olduğunu ispatladık.

  1. Ayet [Meveddet Ayeti]

“De ki: Sizden, tebliğime karşılık bir ücret istemiyorum; istediğim, ancak yakınlarıma sev-gidir.”

(Şurâ, 23)

Bütün İslâm âlimleri Allah Tebarek ve Teala’nın bu ayet-i kerimede Resulullah’a (s.a.a) peygamberlik hizmetine, yakınlarına sevgiden başka bir karşılık istemediğini söylemesini emrettiği ve yine Resulullah’ın yakınlarına sevgi ve muhabbetin, her bir Müslüman için en önemli bir fariza olduğu hususunda ittifak etmişlerdir. Hakeza, Resu-lullah’ın (s.a.a) yakınlarının sadece Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin’in olduğunda da görüş birliği içerisindedirler. Muhabbet ve sevgisi müminlerin en önemli dinî amellerinden biri sayılan kişi, elbette ümmetin en üstün ve en faziletlisi olacaktır. Zira ümmetten hiç kimseyi sevmenin Emirü’l-Müminin Ali’ye (a.s) farz olmayışı, bilâkis, ayet-i kerime gereğince Hz. Ali’nin (a.s) muhabbet ve sevgisinin herkese farz olması, onun bütün ümmetten üstün olduğunu gösterir.

Kur’ân-ı Kerim’de, Emirü’l-Müminin Ali’nin (a.s) üstünlüğünü açık veya dolaylı bir şekilde ispatlayan birçok ayet vardır ki, biz burada onlara değinmeyi gerekli görmedik. Zira yukarıdaki iki ayetten birisi bile, iddiamızı ispatlamak için yeterlidir.

Leave a Reply