İslami Davet

ABD’nin İran stratejisi; İran’ın caydırıcı gücünü zayıflatmak, iktisadi fırsatları tahrip etmektir

28 Ocak 2018 11:45

İran ve 5+1 grubu arasında imzalanan ve Bercam adı ile anılan nükleer anlaşmanın uygulanması üzerinden iki yıl geçtiği halde Amerika yönetimi türlü bahaneleri ileri sürerek bu anlaşmadaki yükümlülüklerini yerine getirmekten kaçınıyor, üstelik İran’a karşı yeni yaptırımlar uyguluyor.

Amerika yönetiminin bu tür uygulamaları aslında İran milletine karşı derin düşmanlığının ifadesidir. Nitekim aynı hasmane politikaların devamında Amerika Başkanı Trump Bercam nükleer anlaşmasında kalmak için bazı şartları ileri sürdü. Bu şartların bir anlamı İran’a karşı nükleer yaptırımları yeniden uygulamaktır. Amerika Başkanı Trump’ın ileri sürdüğü şartların arasında, ABD ve AB’nin ortak bir şekilde hareket ederek İran’ın savunma ve füze gücünü kısıtlamak, İran’ın teröre destek verdiği iddiasından hareketle bazı yeni yaptırımları uygulamak ve bankacılık sistemi ve yaptırımların baskılarından yararlanarak İran’da yabancı yatırımları kısıtlamak gibi şartlar yer alıyor.

Aslında Amerika’nın İran’ın bölgede istikrarsızlaştırıcı uygulamaları şeklinde iddia ettiği durumla mücadele yaftasının amacını iki temel başlığın altında özetlemek mümkün. Bunların ilki, İran’ın savunma ve özellikle füze gücünü kısıtlayarak kontrol altına almak ve ikincisi de İran’ın bölgede stratejik derinliğini sığlaştırmaktır.

Amerika yönetimi bir kaç yıl önce bölgede tekfirci IŞİD terör örgütü gibi bazı terör örgütlerini kurmak ve siyonist rejim İsrail’in bölgede direniş eksenini zayıflatma amacına eşlik ederek İran’ın Ortadoğu bölgesinde stratejik derinliğini geriletme hedefine ulaşmak üzere korsan İsrail, Arabistan ve IŞİD ve El Nusra Cephesi gibi terör örgütleri üzerinden vekalet savaşlarını başlattı, fakat ne var ki bu planı ile şom hedeflerine ulaşamadı. Nitekim şimdilerde de bölgede sürekli direniş ekseninin zaferlerine ve ABD ve bölgedeki müttefiklerinin Irak, Suriye ve Yemen gibi ülkelerde izledikleri politikaların hezimetine şahit oluyoruz.

Siyaset meseleleri uzmanı Ebulkasım Kasımzade ABD Başkanı Trump’ın yeni askeri ve güvenlik stratejisi başlığı altında yayımladığı yazısında şöyle diyor: ABD Başkanı Trump Ortadoğu bölgesine yönelik tüm programlarını ve politikaları iki ilkeye dayanarak izliyor: ilkin İran İslam Cumhuriyeti nizamını özellikle mali ve iktisadi yaptırımları dayatarak zayıflatmak ve ikincisi de ABD’nın Ortadoğu politikalarını korsan İsrail hegemonyası ile uyumlu hale getirmek. Trump’ın savunma Bakanı General Matis tarafından açıklanan yeni askeri ve güvenlik stratejisi belgesi de aslında Ortadoğu ve Fars körfezi bölgelerine yönelik izlenen politikaların doğrultusundadır.

Kuşkusuz Amerika yönetimi İran’ın füze gücüne sadece bir güvenlik meselesi olarak bakmıyor ve bu meseleyi aynı zamanda İran’ın milli ve bölgesel gücü üzerinde etkili bir bileşen olarak algılıyor ve bu yüzden tüm çabalarını bu konunu üzerinde odakladığı anlaşılıyor.

Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, Almanya’nın ünlü gazetecilerinden Yurgen Tudenhofer’e verdiği mülakatta, İran’ın Arabistan’a karşılıklı saldırıda bulunmama yönünde herhangi bir önerisi olup olmadığı ile ilgili bir soruya verdiği cevapta, İran son 300 yılda zaten hiç bir ülkeye saldırmadığını, İran – Irak savaşında da saldırıya uğrayan taraf İran olduğunu belirtti.

Zarif, hali hazırda Arabistan İran’a göre esas menzili 12 bin km’ye varan daha uzun menzilli füzelere sahip olduğunu, üstelik bu füzelerin nükleer başlık taşıma kapasitesine de sahip olduğunu, İran ise bu tür füzeleri olmadığını ve elindeki füzeleri de ancak saldırıya uğradığı takdirde kullanacağını vurguladı.

Buna göre Trump’ın İran’ı istikrarsızlık yaratmakla suçlama çabaları aslında Amerika’nın bölgeye yönelik politikalarının hezimete uğramasına gösterdiği bir tepki olduğu söylenebilir.

ABD’nin İran stratejisi; İran’ın caydırıcı gücünü zayıflatmak, iktisadi fırsatları tahrip etmektir Konusuna Ait Etiketler

Yukarı Çık