ABD’nin İran’a karşı ekonomik terörizmi sürüyor

ABD, çıkarlarını koruma ve tehditleri bertaraf etme kılıfı altında İran’a karşı tek taraflı yaptırımlarını ağırlaştırmaya çalışırken, bu çıkar ve tehditlerin neler olduğunu kimse bilmiyor.

ABD Hazine Bakanlığı dün, Adrian Derya petrol tankerine yakıt ikmali yapanları, yaptırım listesine almakla tehdit etti.
ABD Hazine Bakanlığı Dış Varlıklar Kontrol Ofisi 2.1 milyon varil ham petrol taşıyan İran tankeri Adrian Derya’yi cumartesi günü yaptırım listesine alarak, geminin malvarlığını bloke etti ayrıca, geminin kaptanı Ahiliş Kumar’ı de yaptırım listesine aldı.
Adrian Derya tankerine iki ay önce Cebelitarık Boğazı’nda, İngiliz donanmasınca el konuldu. Ancak Cebelitarık yönetimi iki hafta önce yargı kararıyla bu gemiyi serbest bıraktı.
O dönemlerde Grace 1 adını taşıyan petrol tankerin adı daha sonra Adrian Derya olarak değişti, İran İslam Cumhuriyeti bandırasıyla seyrine başladı.
İran’ın Londra Büyükelçisi Hemid Baidinejad twitter hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “İran’ın Londra Büyükelçiliğinin uluslararası Denizcilik Örgütü ve yetkililerini ABD’nin İran’ın petrol tankeri, kaptan ve mürettebatı ve de bu gemiye limanlarında hizmet sunan ülkeleri tehdit ederek, denizcilik anlaşmaları ve sözleşmelerini ihlal ederek, uluslararası denizcilik emniyeti ve güvenliğini tehlikeye soktuğu” şeklinde uyardı.
ABD bu illegal kısıtlamalarla da yetinmedi. İngiliz Financial Times gazetesi, geçtiğimiz hafta ABD’nin İran Özel Temsilcisi Brian Hook’un Adrian Derya’nın Hint uyruklu kaptanına bir email göndererek, ondan gemiyi alıkonulmak üzere bir ülkenin kara sularına götürmesini ve böylece ABD adına gemiye elkonulmasını istediğini yazdı.
Hook kaptana yazdığı sıradışı emailinde “Amerikan parası alıp, yaşamının devamını refah içinde sürdürebilirsiniz, ancak bunu yapmazsan, hayat senin için daha zorlaşacak.” şeklinde Adrian Derya kaptanını tehdit etti.
Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif de bu olaya twitter hesabı üzerinden tepki göstererek, ABD’nin deniz korsanlığında başarısız olmasının ardından doğrudan rüşvet teklifinde bulunmaya yöneldiğini belirterek şöyle yazdı:
“ABD, ya İran petrolünü bize verir ve milyonlarca dolar para alırsın, ya da kendin de yaptırım listesine alınırsın. Bu işte birkaç hafta önce Beyaz Saray’dan aldığım davete çok benziyor. Bu bir modele dönüşüyor.”
Amerika çok taraflı ve uluslararası bir taahhüt olan, BM Güvenlik Konseyi’nce onaylanan nükleer anlaşmadan çekildikten sonra defalarca İran ile yeniden müzakerelerden söz ederken, müzakereler için tavırlarıyla hiçbir değer tanımadığını ve önceki yönetimin imza attığı yükümlülüklere bağlı kalmadığını göstermiştir.
ABD Başkanı Donald Trump, bu politika ve tavırlarıyla uluslararası anlaşmalar ve barış ve güvenlik için tehlike arz eden bir bidatin temelini atmıştır. ABD’nin politikaları sadece zorba ve emperyalist bir devlet olarak, yaptırım aracıyla ve kendi güvenliği ve çıkarlarını savunma bahanesiyle başkalarına tehditlerini hayata geçirmeye çalışıyor.
ABD’nin bu politikası mutlak şekilde sultacılıktır ve ABD açısından hedefe giden her yol mubahtır.
ABD’nin tavrı ile ilgili iki nokta asla gözardı edilemez.
Birinci konu, ABD’nin hegemonist ruhudur ki İran milleti bunu asla kabul etmiyor.
Diğer bir konusu ise, ABD’nin izlediği politikaların içyüzüdür ki geçen 50 senede İran’ı domine etmek için her türlü saldırı, cinayet ve ihanete başvurabildiğini göstermiştir.
Ancak ABD’nin saldırı, ihanet ve zorbalığı sadece İran için değil, Washington başkalarına karşı da aynı şekilde davranıyor./

Exit mobile version