Bi’set Bayramı – Allah’ın insanlığa hediyesi

Andolsun, Allah, mü’minlere kendi içlerinden; onlara âyetlerini okuyan, onları arıtıp tertemiz yapan, onlara kitab ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. Oysa onlar, daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler
Bi’set bayramıdır. Bugünde putları kıran İbrahim kuşağından, peygamberlerin mutahhar sülalesinden bir insan, insanlığın kurtuluşu için görevlendirildi. Emin ve mutahhar, elinde hak meşalesi ve dudaklarında tevhid nidası ile.
Hicretten 13 yıl önce miladi 610 yılında 27 Recep tarihinde büyük bir insan peygamberlikle görevlendirildi. O, Muhammed ve ilahi peygamberlerin nurani sülalesinin sonuncusuydu. İbrahim’in (as) baltası omuzunda, Musa’nın (as) asası elinde ve İsa’nın kalbi, göğsünde; Nuh (as) gibi çelik iradeye sahip, Eyyub (as) gibi sabırlı; çehresinde Yusuf’un (as) güzelliği ve cemali.
Her yıl bi’set’in yıl dönümünde sanki Hz. Muhammed (sav) bir kez daha Hira dağından, okumak emri ile hidayet kitabı elinde adalet bayrağını dalgalandırmak, gönülleri birbirine yakınalştırmak ve vahdet oluşturmak için iniyor gibi oluyor. O, çağımızın cahiliyetini yok etmek için geliyor. O, dünyaya bakıyor ve insanlığın ilmi kemalata eriştiği bu çağda kadınlar, çocuklar ve masum insanların Afrika, Filistin, Irak ve diğer bölgelerde neden katliam edildiklerini sorguluyor.
Hz. Muhammed (sav) yüce Allah tarafından seçildi.O tüm insanların kurtarıcısı, ahlaki faziletleri mükemmeleştiren ve faziletlerin öğretmenidir. İlim, adalet ve kardeşlikten yoksun olan toplumda adaletin hoş kokusunu, kardeşlik ve fedakarlığı egemen kıldı. Hz. Muhammed (sav) risaletinin başından itibaren insanlığın önünde yeni bir yol açtı, böylece insanların yaşamlarındaki cehalet ve şirk gibi karanlıkları yok etti. Çağımız dünyası her zamankinden daha fazla onun tealimine ve yoluna ihtiyaç duyuyor.
İslam peygamberinin biset günü, aydınlık ve uyanış günü, milletlerin hayat bulduğu gün, maneviyat ve ahlak günü, tüm dünyaya kutlu olsun.
Hira mağarası uzun bir süreden beri Hz. Muhammed’in köşeye çekildiği ve Allah ile raz-u niyaz ettiği yere dönüşmüştü. O hazret her yıl bir ay boyunca bu mağarada düşünmeye çekiliyor ve yılın diğer aylarında da bazen buraya sığınıyordu. Hz. Muhammed Mekke’nin gürültüsünden uzak, gecenin mutlak sessizliğinde yıldızların ışığı altında yüce Allah’ın gücünü düşünür ve eşsiz yegane mabudu karşısında secdeye kapılırdı. Yüce ruhu kainatın yaratılışı, gerçekleri ve sırlarında saatlerce seyrediyordu. Bazen de dağın tepesinde derenin içinde gecenin sessizliği ve karanlığında cehalet uykusuna yatan kenti izliyordu. Hz. Muhammed ömrünün 40 yılını geride bırakmıştı; o gece de diğer gecelerde olduğu gibi Hira mağarası Hz. Muahmmed’in (sav) duaları ile dolup taşıyordu. Birden ufukta bir ışık göründü ve ardından bir ses, vahiy meleği Cebrail kainatın yaratıcısı Allah teala’nın mesajını Muahmmed’e (sav) iletti: Muhammed sen Allah’ın resulüsün ve ben de Cebrail’im.
Muhammed hayretler içinde ona bakıyordu. Cebrail muhammed’e hitaben: Oku, dedi; Muhammed ise Okumak bilmiyorum dedi. Cebrail bir kaç kez daha Muhammed’i okumaya davet etti ve ardından şöyle dedi:
Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı “alak”dan yarattı.
Oku! Senin Rabbin en cömert olandır.
O, kalemle yazmayı öğretendir, insana bilmediğini öğretendir.
Ve böylelikle Hz. Muhammed (sav) bu mutahhar ve emin insan, son ilahi resul olarak görevlendirildi ve huzur dolu nidası ile tevhid davetini başladı.
Fahri kainat her şeyden önce insanları yegane Allah’a tapmaya davet etti. Her türlü kötülükten uzak olan şefkatli ve duru kalbi, ilahi mesajı insanlara yansıtıyordu. Okuma yazma bilmemesine rağmen, yüce Allah tarafından aldığı ilk mesaj onu okumaya davet ediyordu. Öğretmeni olmadığı halde insanlığın öğretmeni ve büyük ilmi ve marifet merkezlerinin ilham kaynağı oldu.
Sevgili İslam peygamberinin biseti, aydınlığın doğuşu olarak değerlendiriliyor. Zira biset, tüm insanlar için yeni bir başlangıç sayılıyor. Hz. Muhammed çok boyutlu bir insan olup tarihin belirli bir dilimine ait değidir. Biset insanın hidayet ve saadet yolunu çizdi.
Biset gününde en yüce değerler doğdu. Biset vasıtası ile Hz. Muhammed (sav) tarafından insanlığa hediye edilen şey, öncelikle peygamberin kendi vücudu ve daha sonra pak insanların ruh ve amelinde tecelli buldu. Allah teala İslam peygamberini en güzel biçimde yetiştirdi ve onu yücelik ve seçkin ahlak yoluna hidayet etti. Bu ilahi eğitim sayesinde Resulüllah efendimiz (sav) bisetinden önceki yıllarda da olağanüstü manevi duygulara sahipti. O hazret tüm gençlik dönemini paklık ve emanettarlık içinde geçirdi.
İslam peygamberi sahip olduğu söz konusu manevi ve ulu ruhsal yapısı nedeni ile, o dönemde özellikle Mekke halkına musallat olan cehalet ve fesattan acı çekiyordu. O toplumda kötülük ve fesat, güç, kılıç ve vahşilik ruhu ile yoğrulmuştu. Allah teala, Hz. Muhammed’in kapasitesini öyle yükseltti ki tevekkül ve iman gücü ile o dönemin adaletsizlik ve cehalet duvarını yıkmanın ardından seçkin ve ulvi ahlakı ile dize gelmeyen en asi insanların gönlünü bile feth edebildi. Peygamber efendimiz risaletinin duyurulmasında seçkin ahlakını güç ile, iktidarını rahmet ve şefkat ve izzetini tevazü ile birleştirdi.
İlahi peygamberlerin biseti için çeşitli hedefler zikrediliyor ki ahlaki değerlerin mükemmeleştirilmesi onlardan biridir. Kuran-ı Kerim’de söz konusu hedefler arasında tezkiye, insanların talim ve terbiyesi ve toplumda eşitlik ve adalet daha belirgin olarak göze çarpıyor. Nitekim Hadid suresinin 25.ayetinin bir bölümünde adaletin sağlanmasına işaretle şöyle belirtiliyor:
Andolsun, biz elçilerimizi açık mucizelerle gönderdik ve beraberlerinde kitabı ve mizanı (ölçüyü) indirdik ki, insanlar adaleti yerine getirsinler.
Genel olarak İslam peygamberinin bisetinde iki açık hedef göze çarpıyor. Bu hedeflerden biri insanlarda köklü ve içli bir değişimin doğmasıdır. Bu bağlamda peygamber efendimiz (sav) fazilet bayrağını dalgalandırarak parlak bir güneş misali, insanlığa yüce mertebesini hatırlatmak ve varlık aleminde mevcut olan tüm yaradılışın onun saadeti için yaratıldığını hatırlatmak hedefi ile dünyayı aydınlattı.
Bisetin bir diğer hedefi ise insanları tevhide çağırmaktı. Resulüllah vahiy ayetleri vasıtası ile insanları kendi elleri ile yarattıkları putlara tapmaktan uzaklaştırarak, gönüllere canlılık kazandıran tevhid nidası ile insanların fıtratındaki tapma eğilimine cevap vermeye çalıştı. Doğal olarak yegane Allah’a iman ve O’nun yaşamdaki mutlak hakimiyetini kabullenmek sayesinde sultacı güçlerin elleri kesilmiş olur ve insanın izzet ve şerefi korunur.
Toplumların ilerlemesi ve ıslah edilmesinde ilahi peygamberlerin rolü inkar edilemez. Onlar halk kitleleri nezdindeki yapıcı varlıkları ile toplumun maddi ve manevi ilerleme ortamını oluşturdular. Nitekim İslam peygamberinin biseti ile birlikte, ilim, basiret ve bilgi, insanların gelişim ve yücelişinin ana ekseni oldu ve günümüzde de insanlık toplumu tüm maddi ve manevi boyutlarda sahip olduğu değerleri peygamberlerin çabalarına borçludur. İnsanlık toplumu, yaşamının manevi boyutlarını da Hz. Musa (as), Hz. İsa (as) ve Hz. Muhammed (sav) gibi ilahi peygamberlerin davranışlarına borçludur.
Tabi ki toplumun ahlaki ve fikri gelişmesi sayesinde medeniyetler de gelişme fırsatı bulacaktır. Bu yüzden Resulullah efendimizin bisetinden bir süre sonra islami beldelerde ilmi merkezlerin canlandığını, ilmi va araştırma merkezlerinin hızla yayıldığını ve ilmin çeşitli dallarının ortaya çıktığını görmekteyiz. Fransız düşünür Can Brava, Hz. Muhammed’i (sav) yasalar çıkaran, muktedir bir politikacı, güçlü bir konuşmacı ve seçkin bir lider olarak tanımlarken şöyle diyor: Muhammed eğitim görmediği ve okuma yazması olmadığı, Roma’nın üniversitelerinde ve İran okullarında eğitim görmediği halde çok derin ve muazzam bir düşünceye sahipti. Allah teala ona izzet bağışladığından dolayı ebedi bir yaşam kuralı ve programı sunabildi.
Sonsuz selamlar Allah’ın ulu peygamberine Hz. Muhammed bin Abdullah’ın (sav) üzerine olsun ki insanlığın kurtuluş müjdesini insanlığa armağan etti; ona maslahat ve saadet yolunu gösterdi, dünya ve ahirette yücelik ve özgürlüğü bağışladı. Yüce Allah’ın selamı, insanların öğretmeni ve mükemmel insanların örneği olan Hz. Muhammed ve mutahhar ehlibeytinin üzerine olsun.

Exit mobile version