BM anlaşması bir kez daha ABD’nin oyuncağı oldu

ABD’nin, İran milletine karşı hibrit savaşının devamında, İran’ın Birleşmiş Milletler Sosyal ve Ekonomik Konseyi’nde (ECOSOC) Kadın Birimi üyeliğini iptal etmek için önceden hazırladığı karar taslağını çarşamba günü oylamaya sundu. Bu karar ise ABD’nin istediği şekilde alındı. 
Bu konseyde onaylanan İran karşıtı karar, daha önce anlaşmalarda üyelerin üyeliğinin iptal edilmesinden söz edilmediği için tüzüğün açık bir ihlalidir.
İran’ın Kadın Birimi Komisyonu üyeliği iptal edilirken, uluslararası istatistiklere göre İslam Cumhuriyeti’nde kadının statüsü her zaman güçlenmiş ve bu komisyonun birçok üye ülkesine kıyasla daha yüksek bir konuma sahip olmuştur. 
ECOSOC konseyi toplantısında yaşananlar, Birleşmiş Milletler’in kuruluşunun varoluşçu felsefesine ve çok taraflılık ilkesine aykırı bir hareket olup, Washington’ın siyasi kararını ve iradesini diğer ülkelere dayatmasını, daha da kötüsü BM’yi bir kuluna kölesine dönüştürdüğünü gösteriyor. 
Bu Amerikan eylemi, gelecekte Amerikan şantajına karşı çıkan herhangi bir bağımsız hükümete karşı kullanılacak bir prosedürün benimsenmesine yol açacaktır.
Avrupa hükümetlerinin büyükelçilerinin bile İran BM temsilcisine bu Amerikan eyleminin kurallara aykırı ve benzeri görülmemiş olduğunu ancak buna karşı koyamayacaklarını söylemeleri ise uluslararası toplum için bir utanç kaynağıdır. 
Diğer taraftan; bu karar taslağını hazırlayanlar ve lehte oy verenler, İran toplumunda kadının statüsünden gerçekten endişe duyuyorlarsa, İran’ın üyeliğini askıya almak yerine, söz konusu komisyonda iddia ettikleri davaları belge ve delillerle sunmaları ve bu konu haklarındaki yanıtları almaları gerekirdi.
Diğer taraftan; İran’ın Kadının Statüsü Komisyonu üyeliğinin iptali, Filistin’de Siyonist rejim tarafından işlenenler veya Amerika Birleşik Devletleri’ndeki kadın mahkumların başına gelenler gibi kadınlara karşı yaygın suçlarla ilgili kesinlikle daha ciddi öncelikler varken gerçekleşti.
Hiç şüphe yok ki, İranlı kadınların durumuna ilişkin sunulan görüntü, yalnızca gerçeklerin çarpıtılmasının ve sahte medya tasvirlerinin ürünüdür ve ne yazık ki bu davada, uluslararası bir hukuk kurumunun itibarı ve konumu ayaklar altında katledilmiştir. Hem de baskıcı ve saldırgan ülkelerin siyasi ve tek taraflı emelleri uğruna hiçe sayılmıştır.

Exit mobile version