İran İslam cumhuriyeti cumhurbaşkanı yardımcısı ve çevre kurumu başkanı Ali Selacege 26 mayıs tarihinden komşu ülkelere ziyaret turunu Irak’tan başladı ve ikinci ayağında Suriye’ye giderek bu ülke yetkilileri ile ilişkilerin geliştirilmesi ve çevre işbirliğini güçlendirme yollarını ele aldı.
Selacege bir sonraki adımda bölgedeki toz bulutlarının şekillenmesinde müdahil olan veya bu sorunu yaşayan diğer Arap ülkelerine ziyareti kapsamında yapacağı istişarelerde Tahran’da 15 komşu ülke yetkilileri ve çevre bakanlarının toplanması için ortam hazırlamaya çalışacaktır.
Son yıllarda bölge ülkeleri birbiri ardı sıra çevre gelişmeleri ve değişimlerin etkilerini hissederek bu uğurda ağır insani ve çevresel bedeller ödüyor. Çevre gelişmeleri ve değişmelerinin küresel boyutları vardır ve en önemli sebebi de başta Amerika olmak üzere sanayi ülkelerin, enerji temini nedeniyle fosil yakıt tüketimin azalması için sera gazlarının artışına karşı sorumsuzluğu veya gelişmekte olan Brezilya, Tayland veya Endonezya’nın tarım ürünlerin artması için ormanlık alanları tahrip etmesi yatıyor.
Fakat buna rağmen Batı Asya’nın kurak ve yarı kurak bölgede bulunması nedeni ile çevresel değişim ve tahribatının etkileri daha yıkıcı ve zararlı oluyor. Bu arada coğrafi açıdan daha yukarı bölgelerde bulunan Türkiye gibi ülkelerin baraj inşaatı gibi insan tarafından gerçekleşen eylemler, çevre tahribatının daha geniş çapta ve daha fazla oranda yaşanmasına neden oluyor.
Baraj inşaatının özü, kötü bir olay değildir ve hatta bazen taşkınlar ve selleri kontrol etmek için zaruridir, fakat Türkiye’de Dicle ve Fırat nehirleri üzerine inşa edilen barajların büyüklüğü, her iki büyük nehrin tüm suyunu Türkiye topraklarında keserek Irak ve Suriye gibi aşağıdaki ülkelere akmasını sıfıra ulaştıracak kadardır.
Üst tarafta bulunan ülkeler uluslararası yasalar ve kurallara göre, makul, adil, zararsız kurallar ve yerel kısıtlı egemenlik doktrine bağlı olmaları gerekir, böylece aşağıdaki hükümetler de kendi tarihi ve doğal haklarından yararlanabilirler. Eğer eskiden aşağıdaki hükümetler kendi doğal haklarından mahrum kalarak topraklarına giren suların azalması veya kesilmesi nedeni ile ekonomik zararlara uğramış olsalar da günümüzde bu zararlara ilaveten bazen ölümlere sebep olan toz bulutları olayının tehlikeleri ile karşı karşıya bulunuyoruz. Dikkat edilmesi gereken konu ise söz konusu toz bulutlarının sadece aşağıdaki ülkelerle sınırlı kalmayıp, diğer çevre ülkelerini de tehdit ederek tehlikeye atabilirler.
Böyle bir durumda ortak su kaynakları konusunda yukarı ve aşağı ülkeler arasında işbirliği ve ilişkilerin güçlenmesi, ayrıca Helsinki ve Berlin Kurallarından 1997 BM Sözleşmesine kadar uluslararası sözleşmelerin ruhu, Ortak Su Havzalarının kıyı devletleri arasındaki işbirliğinin oluşturulmasına ve güçlendirilmesine dayanmaktan başka bir yol geriye kalmıyor.
Aslında, İran Çevre Örgütü başkanının Irak ve Suriye’ye yönelik mevcut istişarelerinin yanı sıra İran’daki 15 komşu ülkenin bakanları ve çevre yetkililerinin yaklaşan toplantısı bölgesel işbirliğini güçlendirmeye dayalıdır. Bu işbirliği bir alternatif değil, bir zorunluluktur; hatta bazı alanlarda toz bulutlarına ve çevre değişikliğine daha çok maruz olan insanlar için ölüm kalım meselesine dönüşüyor. Bu bakış açısından, çevresel işbirliğinin oluşması, yeni bir bölgesel yakınlaşma döneminin temeli olabilir. Böylece herkes, ortak su havzalarının makul ve adil bir şekilde kullanılmasının ve çevresel bozulmanın zararlı etkilerinin önlenmesinin faydalarından payına düşeni alabilir.
