Amerika’nın ekonomik yaptırımları tek taraflı olarak aşırı seviyede kullanması, sadece uluslararası ilişkiler ve küresel güvenli ilişkileri zincirini halelle karşılaştırmamış, insani sonuçlar da doğurmuştur.
Bu yüzden Amerika’nın ortakları ve başta NATO üyeleri de bu siyasete uymamaya daha istekli hale gelmiştir.
İran ve Rusya’nın iki örneğinde de görülen yaptırımların etkinliğindeki azalma, Amerika’nın batılı ortaklarını (yaptırımları uygulayan Batılıları da) yaptırımlara karşı daha savunmasız hale getirdi. Avrupa ile Rusya arasındaki savaş, bu kırılganlığın açık bir örneğidir. 2021 yılına kadar yaklaşık 16 bin kişi ve kurum ABD yaptırımları ve onların Avrupalı müttefikleri tarafından hedef alındı, ancak Batı’nın yaptırım stratejisini sürdürmedeki tutarsızlığı, Amerika’yı uluslararası başarılar elde edemez hale getirdi.
Rusya örneğinde bile (çok taraflı yaptırımlar uygulamak için) fikir birliği yoktu. Bu bağlamda,Amerika’nın yaptırımlar ile hedef aldığı birçok ülke de hatta Batılı müttefik ve NATO üyesi olan ülkeler de boş durmuyor ve Moskova’ya yönelik azami baskı kampanyasına katılmıyor.Yaptırımlara tepki olarak da Washington’un hedef aldığı ülkeler boş durmuyor ve tek taraflı yaptırımlara karşı önleyici tedbirler alıyor ve ekonomilerini güçlendirmeye çalışıyor. Ayrıca dünyadaki diğer ülkelerin yardımıyla ABD yaptırımlarını aşmayı da düşünüyor. İkili döviz takası, yaptırımları etkisiz hale getirmenin yollarından biridir.
ABD yaptırımlarının hedef aldığı ülkeler, merkez bankaları ile üçüncü ülkeler arasında doğrudan bağlantı kurarak ve ABD doları yerine ulusal para birimlerini kullanarak ABD yaptırımlarını aşmayı başarmış durumdalar. Örneğin Çin, aralarında Arjantin, Pakistan, Rusya, Güney Kore, Türkiye ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin de bulunduğu 60’tan fazla ülke ile ticaret yapıyor. Yaptırımları atlatmanın bir başka yolu da batılı olmayan ödeme sistemleri geliştirmektir. SWIFT halen baskın uluslararası ödeme sistemi iken, başta Çin olmak üzere diğer ülkeler CIPS (Sınırlar Ötesi Bankalar Arası Sistemi) adı verilen kendi ödeme sistemlerini başlattılar ve mevcutta 100 ülkeden 1.300’e yakın banka bu sisteme bağlanmıştır.
Sonuçta, ABD’nin çıkarlarına hizmet etmek için hatırı sayılır bir süre siyasi ve ekonomik bir soğuk silah görevi gören yaptırımlar, Irak ve Afganistan’daki savaşlarda ölümcül askeri müdahaleleri ve Rusya ile Ukrayna arasındaki gerilimi durdurmayı başaramadı. Sonuçta ABD’ye de milyarlarca dolara mal oldu.
Çin’in küresel piyasalara hakim olması ve ekonomik ilişkilerde yuanın güçlenmesi yaptırımların etkisini en aza indirmiş, artık yaptırımların uygulanması yaptırım uygulayanların karşılıklı zararına dönüşmüştür. Müttefiklerinin yaptırımlara devam etme konusundaki isteksizliği ve kararsızlığı, yaptırım uygulayanlara yaptırım uygulanmasının neden olduğu ekonomik zararın kademeli olarak ortaya çıktığını göstermektedir.
Ayrıca, transatlantik ilişkilerinde, Ukrayna’daki savaş olmasaydı belki de Avrupa ile Amerika arasındaki tüm ilişkiyi savunmasız hale getirecek derin bir çatlak yarandı.
Washington şimdi yaptırımlara yaklaşımını daha sıkı ihracat kontrol yasaları doğrultusunda değiştirmeye ve yaptırımların artan etkisizliğinin bir sonucu olarak çok taraflı ve küresel çerçeveler yerine tek taraflı çerçeveler yoluyla yaptırımlar uygulamaya zorlandı. ABD, yaptırımlarıyla hedef ülkelerin teknoloji endüstrilerini de hedef almıştır çünkü bir ülkelerin teknolojik gelişme kapasitesinin, gücünün gelecekte nasıl zayıflamasına yol açacağını çok iyi biliyor, özellikle Washington’un Avrupalı müttefiklerinin de bunun farkında olduğu söylenebilir.
ABD son yıllarda İran için de farklı bir taktik kullandı. İran’ı bölge için bir tehdit olduğunu ileri sürdü ve bölgesel rakiplerinin güvenlik kaygılarını körükleyerek bir şekilde onları da yaptırımlarda yanına almaya çalıştı. Ancak mevcutta da İran ile Fars Körfezi ülkeleri arasındaki gelişmeler olumlu yöndedir ve Amerika’nın yaptırım çabaları da boşa gitmiş gibi görünüyor.
