Gazze Şeridi sadece savaşın alevleriyle değil, aynı zamanda derinleşen bir kıtlıkla da boğuşuyor. BM uzmanları, bunun bir tesadüf değil, kasıtlı bir strateji olduğunu savunuyor.
Gazze Sağlık Bakanlığı, son 24 saatte açlık ve yetersiz beslenmeden kaynaklanan 10 kişinin daha hayatını kaybettiğini, bunların 2’sinin çocuk olduğunu, böylece açlık nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısının 119’unun çocuk olmak üzere 313’e yükseldiğini bildirdi.
Kuşatma altındaki bölgedeki Hükümet Medya Ofisi, işgalci rejimin gıda ve yardım dağıtımına yönelik kısıtlamalarının devam etmesiyle açlığın arttığını belirterek, İsraillileri “Gazze Şeridi halkına karşı sistematik bir açlık suçu işlemekle” suçluyor.
Dünyanın gıda krizleri konusunda önde gelen otoritesi olan Entegre Gıda Güvenliği Faz Sınıflandırması (IPC), 22 Ağustos’ta Gazze Şehri ve çevresinde resmen kıtlık ilan etti.
Yetkililer, felaketin Gazze’nin merkezindeki Deyr el-Belah ve güneydeki Han Yunus’a da sıçrayacağı ve Gazze Şeridi’ndeki 2,4 milyonluk nüfusun tamamının hayati tehlike altında olacağı konusunda uyarıda bulunuyor.
Bu açıklama, İsrail işgal rejiminin açlığı bir savaş silahı olarak kullandığına dair artan kanıtlara paralel olarak geldi.
1 Temmuz-15 Ağustos tarihleri arasında toplanan veriler, üç kritik kıtlık eşiğinin aşıldığını ortaya koyuyor: aşırı gıda yoksunluğu, akut yetersiz beslenme ve açlıkla ilişkili ölümler.
Mart ayından bu yana Gazze, üç aydır gıda veya ilaç teslimatı alamıyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) ait binlerce kamyon sınırda hazır bekletilmesine rağmen, İsrail rejimi bunların girişini yasakladı.
ABD destekli organize açlık krizi gizli değil. Her gün binlerce kişi, çoğu zaman büyük kişisel riskler alarak yardıma ulaşmaya çalışıyor. BM, “27 Mayıs’tan 13 Ağustos’a kadar, yardım ararken en az 1.760 Filistinlinin öldürüldüğünü ve en az 7.200 kişinin de yaralandığını kaydettik” açıklamasında bulundu.
İsrail işgal güçlerinin ateş ve tank atışları altında yiyecek bulmak için çabalayan, aralarında kadınların ve çocukların da bulunduğu kaotik kalabalıklar artık günlük bir olay haline geldi.
BM sözcüleri, İsrail rejiminin aç sivillere ateş açmadığı yönündeki söylemine defalarca itiraz ederek, yaralanmaların çoğunun silahla vurulmasından kaynaklandığını ileri sürdü.
BM’nin FAO, WFP, UNICEF ve WHO gibi kuruluşları, Gazze’deki kıtlığın önlenebilir insan kaynaklı bir felaket olduğu konusunda hemfikir.
Genel Sekreter Antonio Guterres, bunu “insan yapımı bir felaket” ve “insanlığın başarısızlığı” olarak nitelendiriyor. Uluslararası hukuka göre işgalci güç olan Tel Aviv’in, sivillerin gıda ve tıbbi bakıma erişimini sağlama görevi olduğunu vurguluyor. İşgalci rejim, BM uyarılarını defalarca reddetti.
BM Acil Durum Yardım Koordinatörü Tom Fletcher, yardım kamyonlarının açlıktan ölmek üzere olan insanların görüş alanında mahsur kaldığını belirterek, “Bu, bazı İsrailli liderler tarafından açıkça bir savaş silahı olarak teşvik edilen bir kıtlıktır” dedi.
Ciddi suçlamalar artıyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü, Uluslararası Af Örgütü, Sınır Tanımayan Doktorlar ve diğer STK’lar da İsrail’i açlığı bir savaş silahı olarak kullanmakla suçluyor.
Greenpeace, bu “kasıtlı açlığa” derhal son verilmesini talep ediyor. IBA’nın İnsan Hakları Enstitüsü, bunu insanlık dışı bir savaş yöntemi ve uluslararası hukukun ciddi bir ihlali olarak kınıyor.
Bu arada Filistinliler açlık, hastalık ve çaresizlikten ölmeye devam ediyor. Gittikçe daha fazla çocuk ölüyor, anneler yiyecek kırıntıları peşinde dolaşıyor ve sözde yardım dağıtım noktaları işgalci güçlerin atış talimlerine sahne oluyor.
