Siyonist İsrail’in Gazze şeridine yönelik saldırıları ile birlikte Arap ülkelerinin siyasi çabalarının da arttığı gözleniyor.
Kahire Cumartesi günü Arap Birliği Dışişleri Bakanlarının istişare oturumuna ev sahipliği yaptı. Oturumda birliğin Genel Sekreteri Nebil Arabi, siyonist İsrail’in Gazze’de işlediği cinayetlerin savaş suçu olduğunu belirterek, bu cinayetlerin durdurulması için acil önlem alınmasını istedi. Arabi, başta güvenlik konseyi olmak üzere dünya camiası türlü bahaneler ileri sürerek, siyonist İsrail’e karşı tavır koymaktan kaçındığını vurgulayarak siyonist rejimle ilgili tüm Arap planlarının yeniden gözden geçirilmesini istedi. Arabi’nin sözlerinde dikkat çeken bir konu, bu tür açıklamaların sürekli kâğıt üzerinde kalması ve hayata geçirilmemesidir. Fakat siyonist İsrail’in Gazze şeridine yeniden saldırması, bir kez daha dünya camiası ve Arap devletlerin ortak düşmanları korsan İsrail’e karşı nasıl bir irade sergileyeceğine şahit olmasına zemin hazırladı.
Hamas siyasi büro başkanı Halid Meşal, Katar emiri Al-i Sani ve Türkiye Başbakanı Erdoğan geçen gün Kahire’ye gitti ve de Arabi Mısır, Tunus, Libya ve Cezayir dışişleri bakanlarının ve özerk teşkilat dışişleri bakanı ile birlikte Gazze şeridini ziyaret etmesi bekleniyor.
Peki, ama acaba sadece Gazze şeridinde siyonistlerin cinayetinin kurbanlarının aileleri ve Filistin milleti ile acılarını paylaşmak yeterli midir? Arap birliği başkanı siyonist düşmana karşı koymak için ellerinde önemli kozların bulunduğunu belirtti. Gerçekten de öyle. Arap devletleri eğer irade etseydi, siyonist İsrail’e karşı durabilirdi, ancak şimdiye kadar hiç bir zaman bunu istemedi. Bundan 4 yıl önce Gazze’de 22 günlük savaş yaşandı ve bugün aynı trajedi beş gündür sürüyor.
Fas dışişleri bakanı Arapların tarihi bir çıkış yapma zamanı geldiğini belirtirken Suudi Arabistan temsilcisi de Filistin milletini destekleme bağlamında önemli kararlar alınması gerektiğini belirtti. Şimdi Gazze en ağır saldırıların altında bulunuyor ve gerçekte Filistin milleti ile birlik olmak için Arapların elinde en büyük fırsat bulunuyor. Aslında arap devletler sürekli siyonist İsrail’e karşı koymaktan dem vuruyor, lakin iş pratiğe gelince topu güvenlik konseyinin sahasına atıyor ve konseyden bir şeyler yapmasını bekliyor.