General Nuzer Nimeti: “İranlı genç uzmanlar, yasadışı yaptırımların ülkenin askeri araç ve teçhizatının çökertilmesine izin vermez.”

İran İslam Cumhuriyeti Ordusu Kara Kuvvetleri Komutan Vekili General Nuzer Nimeti dün yaptığı açıklamada, ülkenin tank taşıyıcısı ve süper ağır araçların üretiminde kendi ihtiyacını karşılayabildiğine işaretle, yaptırımların İran’ın savunma sanayiini etkilemeyeceğini vurguladı.
İranlı uzmanlar tarafından tank taşıyıcısının üretimi, bu aracın üretim tekelinin kırılmasına yol açtı. Geçtiğimiz senelerde İran’ın savunma sanayi alanında kayda değer ilerleme ve kazanımlara tanıklık etmişizdir. Bu başarıların sırı, yerli kabiliyete inanıp tehditleri fırsatlara dönüştürmektir.
41 yıllık deneyim, Batı’nın İran gibi ülkelere bilim ve teknoloji transferini istemedikleri gibi, İran’ın bilim ve teknoloji alanlarında başarısına engel olmaya çalıştıklarını gösteriyor. ABD’nin yaptırımları da aynı düşünce üzerine kuruludur, ancak bu caydırıcı harekete rağmen, İran İslam Cumhuriyeti’nin tekelciliği kıran üstün iradesi, yüksek adımları kudretle atmasına sebebiyet vermiştir.
Savunma konusunda üzerinde durulması gereken iki nokta var. Birincisi şu ki, İran’ın savunma sanayiini zayıflatmaya ve azami baskı ve yaptırım uygulayan Batı, bizzat kendi silahlarını Fars Körfezi kıyısındaki Arap ülkelerine satmaya ısrarla devam etmesidir. Bilindiği gibi dünyanın en büyük silah fabrikaları Batı ülkelerine aittir ve her yıl silah ve askeri teçhizat satışından milyarlarca dolar para kazanıyorlar. ABD gibi ülkeler yeni savaş araçları ve silahların tasarımı ve üretimi ve ilgili araştırmalar için de her sene milyarlarca dolar bütçe ayırarak para harcıyor.
İkinci nokta ise, ülkenin görünen ve görünmeyen düşmanlar karşısında savunma gücüne güç katmasıdır. Çünkü düşmanlar her daim İran’a darbe vurmak peşinde olmuştur. Bu bağlamdaki deneyimler, savunma gücü alanındaki herhangi bir zafiyet ve geri kalmışlığın, düşman için bir fırsat niteliğinde olduğunu gösteriyor.
Bu hususta Kutsal Savunma yıllarının tecrübeleri tüm acılarına rağmen özgüven kazandırmak gibi İran halkına bir çok büyük dersleri vermiştir. O dönemde de İran sulta düzenince yaptırım altındaydı. O zor günlerden itibaren savunma amaçlı silah üretiminde kendi kendine yeterlilik hale gelmek, bir zorunuluk haline dönüştü ve bu stratejik hareketin sonucu ise bugün, tüm savunma sanayi alanındaki kabiliyetlerde net şekilde görünmektedir.
Günümüzde İran, çeşitli gelişmiş füzelerin yapımında dünya güçlerinden biri haline dönüşmüştür. Devrim Muhafızları, 8 Ocak tarihinde ABD’nin Iraklı yetkililerin resmi daveti üzerine Bağdat’a giden Kudüs Gücü Komutanı şehit Korgeneral Kasım Süleymani’ye yönelik hain saldırısının ardından, bu ülkenin Irak’taki en büyük üssünü 13 adet balistik füze ile hedef alarak, hiçbir taarruzu yanıtsız bırakmayacağını ve herhangi bir ülkenin aptallık yapıp, İran çıkarlarına saldırması halinde ezici ve pişman edici karşılık alacağını göstermiş oldu.
İran ayrıca 22 Nisan tarihinde de, Nur isimli ilk askeri uydusunu “Kasid” isimli uydu taşıyıcısıyla başarıyla uzaya fırlattı.
James Martin araştırma merkezi uzmanlarından Fabian Hinz, İran’ın ilk askeri uydusunu uzaya fırlatması ile ilgili yaptığı değerlendirmede, bunun çok çetrefil teknoloji gerektiren çok karmaşık bir proje olduğunu, İranlıların istemesi halinde daha da ileri gidebileceklerini vurguladı.
Göründüğü gibi İranlı bilim insanları ve uzmanlar, yaptırımlar gibi zor dönemlerde kendi başarılarıyla dünyayı şaşkın bırakmıştır.

↑
Mobil sürümden çık