İmam Ebu Hanife’nin Şehadet Yıldönümü

İmam Ebu Hanife bütün zorlamalara rağmen zalim Abbasi hükümeti adına çalışmayı reddetmiş ve Ehl-i Beyt taraftarı olmaktan vazgeçmeyip Abbasi sultanı Ebu Cafer Mansur tarafından zindanda yapılan işkencelerle şehid olmuştur.

Ebû Hanife künyesiyle meşhur Numân b. Sâbit b. Zevta (Zûta)’tir. Ebû Hanife, Kûfe’de hicrî 80 yılında doğdu. Numân ve ailesinin Arap olmadığı kesindir; onun Farisi veya Türk olduğu şeklinde değişik görüşler vardır(Genel görüş Farisi(İranlı) olduğu yönündedir). Dedesi Zûta, Teym b. Sa’lebeoğulları kabilesinin âzatlısı olup, Hz. Ali zamanında Kâbil’den Kûfe’ye gelerek; orada yerleşti. Zûta’nin oglu Sâbit de Kûfe’de ipek ve yün kumaş ticaretiyle uğraştı. İslâm’ın hâkim olduğu bir ortamda yetişen Numân b. Sâbit küçük yaşta Kur’ân-ı Kerîm’i hıfzetti. Kırâati, yedi kurrâdan biri olarak tanınan İmam Âsım’dan aldığı rivâyet edilir. (Ibn Hacer Heytemî, Hayratu’l Hisan, 265)
Ebû Hanife’nin yaşadığı yer ve çağda itikâdi fırkalar çoğalmış, bir sürü sapık fırkalar ortaya çıkmış, Emevi ve Abbasi hükümdarlarının Ehl-i Beyt’e zulmü devam etmiştir.
Ebû Hanife ilimle uğraşırken ticareti de bütünüyle bırakmadı. Bu, onun helâl rızık kazanmasını sağladığı gibi, ticarî kazancını ve talebelerinin ihtiyaçlarının karşılanmasını, bağımsız bir ilim meclisi kurmasını da sağladı.
Ebû Hanife vakar sahibi bir insandı. Tefekkürü çok, konuşması az, Allah’ın hududunu olabildiğince gözeten, dünya ehlinden uzak duran, faydasız ve boş sözlerden hoşlanmayan, sorulara az ve öz cevap veren çok zeki bir müctehiddi.
Döneminin siyasî hareketlerine katıldı. Hayatının bir bölümü Emevilerin, bir bölümü Abbâsilerin hâkimiyetinde geçti. Her iki dönemde de siyâsal iktidara karşıydı. Onun siyâsetini Ehl-i Beyt taraftarlığı belirliyordu. Ehl-i Beyt’e büyük muhabbeti vardı. Abbâsîler iktidara geldiklerinde Ehl-i Beyt’i gözeteceklerini söylemişlerdi. Ancak onların iktidara geldikten bir süre sonra Ehl-i Beyt’e zulmetmeye devam ettiklerini görünce, onlara da karşı çıktı. Derslerinde fırsat buldukça iktidarı tenkit etti. Her iki siyasal iktidar devrinde de kendisinden şüphelenilmiş, onu kendi taraflarına çekmek, halk nezdinde ki itibarından yararlanmak için kendisine kadılık görevini teklif etmişlerse de o, her iki dönemde de teklifleri reddetmiş ve bu sebepten dolayı işkenceye uğramış, hapsedilmiştir (Ibnü’l-Esir, el-Kâmil fi’t-Târih, V, 559). İmam, takvâsı, ferâseti, ilmî dürüstlüğü ve görüşlerini iktidara karşı kullanması ile halkın büyük sevgisini kazandı. Abbasi yönetimi ile hiçbir zaman uyuşmadı, uzlaşmadı. Ticaretten kazandığı helâl rızıkla ilmini destekledi. Hattâ o, Zeyd b. Ali’nin imamlığına zımnen bey’at etmişti. Hz. Ali’nin torunları, kendisi gibi birer birer isyan edip şehid edilirken İmam Zeyd için Ebû Hanife söyle diyordu: “Zeyd’in bu çıkışı -Hişâm b. Abdülmelik’e isyani- Rasûlullah’in Bedir günündeki çıkısına benziyor. ” Ebû Hanîfe’nin ehl-i beyt imamlari ile olan birlikteliği, Emevi ve Abbâsi yönetimlerine karsı tavrı dikkat çekici bir tavırdır. Hicri 45 yılında Hz. Ali (r.a.)’in torunlarından Muhammed en-Nefsü’z Zekiye ile kardeşi İbrahim’in Abbâsilere isyan etmeleri ve şehîd olmaları karşısında Ebû Hanife Irak’ta, İmam Mâlik Medine’de açıkça iktidarı tenkit etmişler, bu yüzden ikisi de kırbaçlatılmış, işkence görmüş ve hapsedilmişlerdir. Ebû Hanife alenen halkı Ehl-i Beyt’e yardıma çağırdığı için hapsedildi ve her gün kırbaçlatıldı. Bunun sonucunda yetmiş yaşında şehid oldu. Zehirletildiği de rivâyet edilir (en-Nemeri, el-Intika, 170). Bagdat’ta, Hayruzan mezarlığına defnedildi, cenazesinde binlerce insan hazır bulundu.



Exit mobile version