Ehl-i Beyt’in 11. İmamı Hasan el-Askari’nin (AS) şehadet yıldönümü vesilesiyle, hayatına kısa bir bakış sunuyoruz.
İmam Hasan el-Askari (AS), Hicri 232 yılında, Rebiü’t-Sani ayının 8. gününde Medine’de doğmuştur.
İmamın adı el-Hasan’dır ve Semerre’nin bir banliyösü olan Asgar’da ikamet ettiği için el-Askari unvanını almıştır. Babası İmam Ali En-Naki (AS) ve annesi ise takva, ibadet, iffet ve cömertlikte örnek bir kadın olan Salil Hattan’dır.
İmam Hasan el-Askari, 11 yaşına kadar saygıdeğer babasının himayesi altında yaşadı. Babası Semerre’ye gitmek zorunda kaldığında, ona eşlik ederek yolculuğun zorluklarını aileyle paylaştı. Semerre’de zamanını babasıyla birlikte ya hapiste ya da kısmen özgür olarak geçirdi. Bununla birlikte, babasının öğretilerinden ve tavsiyelerinden faydalanma fırsatı buldu.
İmamlık dönemi
İmam yirmi iki yaşındayken babası şehit edildi. Ölümünden dört ay önce babası, oğlunu halefi ve vasiyetinin uygulayıcısı ilan ederek, takipçilerinden buna şahitlik etmelerini istedi. Böylece imamlık sorumlulukları ona verildi ve o da büyük zorluklar ve düşmanca bir ortam karşısında bile bu sorumlulukları yerine getirdi.
İmamlığının ilk dönemlerinde halife El-Mu’tassam El-Abbasi idi. El-Abbasi’nin görevden alınmasının ardından yerine El-Muhtadi geçti. Sadece on bir ay ve bir hafta süren kısa saltanatının ardından El-Mu’tamad tahta çıktı. Onların yönetimleri sırasında İmam Hasan el-Askari (AS) hiç huzur bulamadı. Abbasi hanedanı sürekli karışıklık ve düzensizliklerle boğuşsa da, her kral İmam’ı (AS) hapse atmayı gerekli gördü.
İmam Hasan el-Askari (AS) kısa bir ömür sürmüştür, sadece yirmi sekiz yıl; ancak bu kısa süre içinde, bir dizi sıkıntı ve zorlukla boğuşmasına rağmen, birçok üst düzey âlim onun engin bilgisinden faydalanmıştır.
Karakter ve Erdemler
İmam Hasan el-Askari (AS), ilim, sabır, bağışlama, cömertlik, fedakarlık ve takva bakımından eşsizdi. El-Mu’tamad, esir aldığı İmam Hasan el-Askari (AS) hakkında birine sorduğunda, İmam’ın gündüzleri oruç tuttuğu, geceleri ibadet ettiği ve dilinden sadece yaratıcısını anmaktan başka bir söz çıkmadığı söylenirdi.
İmamın Sosyal Statüsü
İmam Askari (AS), yüce babaları gibi, kendi döneminin hiçbirinin göz ardı edemeyeceği önde gelen bir alim ve liderdi (İmam). Din alimlerinin başı ve ibadet edenler için bir idealdi.
Ancak İmam (AS) ve sahabeleri o dönemin hükümeti tarafından sürekli zulüm ve baskıya maruz kalmış ve hapishanelerde hapsedilmişlerdir.
İmam Kültür Okulu
İmamın asıl görevi İslam mesajını korumak, insanları ona çağırmak ve onun ilkelerini ve değerlerini iletmekti.
İmam (AS), İslam dinini, düşüncesini ve ilimlerini savunmak için hiçbir çabadan kaçınmadı.
İmam Askari (AS), ataları gibi, kültürel ve ilmi rolünü Ehl-i Beyt (AS) ekolü çerçevesinde yerine getirmiştir. Bu ekol, faaliyetlerini Kur’an ve peygamberlik hadislerine yoğunlaştırmış, mesajın özgünlüğünü korumuş ve içeriğini ortaya koymaya çalışmıştır.
İmamın şehadeti
İmam Hasan el-Askari (aleyhisselam), halife Mu’temad tarafından zehirlenmiş ve bu nedenle ağır acılar çekmiş ve Hicri 260 yılının Rebiü’l-Evvel ayının 8. gününde şehit edilmiştir. Vefat ettiğinde yirmi sekiz yaşındaydı. Babasının da defnedildiği Samarra’daki evde defnedilmiştir. Geride, tüm dünyada hakikatin göksel yönetimini getirmesi beklenen, diri, kutsal ve mümin kurtarıcı İmam Muhammed el-Mehdi’yi (aleyhisselam) bırakmıştır.
İmam Hasan el-Askari’nin (AS) Kısa Sözleri
– Dindarlık özelliği taşıyan, cömert bir kişiliğe sahip ve hoşgörülü bir yapıda olanlar birçok dost kazanırlar.
– Allah’ın en kötü kulları iki yüzlü ve iki dilli olanlardır; yakın arkadaşlarını överler, uzaktakileri ise gıybet ederler; nimetlere kavuştuklarında onları kıskanırlar, başlarına bir musibet geldiğinde ise onları hayal kırıklığına uğratırlar.
– İtibarınızı kaybetmemek için başkalarıyla tartışmayın ve saygınlığınızı kaybetmemek için herkesle şakalaşmayın.
– Dindarların birbirlerine olan karşılıklı sevgisi onlar için bir ödüldür. Günahkarların dindarlara olan sevgisi dindarlar için bir erdemdir. Günahkarların dindarlara olan nefreti dindarlar için bir avantajdır. Dindarların günahkarlara olan nefreti ise günahkarlar için bir alçalmadır.
