Ankara yönetiminin Suriye ve Irak’ta terör örgütlerine karşı mücadele içinde olduğunu iddia etmesine rağmen, yabancı teröristlerin gruplar halinde Irak ve Suriye’den Türkiye topraklarına firar etmekte olduklarını ve Türkiye hükümeti koruması altına geçtikleri bildirilmekte.
IŞİD’in yüzlerce savaşçısının son üç yılda Türkiye üzerinden kaçtığı öne sürüldü.
İngiliz The Guardian gazetesi, bu kişilerin bazılarının Türk polisine teslim olduğunu, bazılarının da intikam için Türkiye üzerinden Avrupa’ya kaçtığını yazdı.
İngiliz Guardian gazetesi ”Halifelik’ çökerken IŞİD’in yabancı savaşçıları topluca göç ediyor’ başlıklı özel haberinde çok sayıda yabancı savaşçı ve IŞİD sempatizanının örgütten kaçarak Türkiye’ye girmeye çalıştığını yazdı.
IŞİD’in Suriye ve Irak’ta tutunma kapasitesi çökerken çok sayıda yabancının örgütten kaçıp, çoğunun sınırı geçmeye çalışırken örgüte yakalandığını, sayısı bilinmeyen bu kaçakların bazılarının ise yakalanmamayı başararak Türkiye’ye girdiğini yazan gazetenin haberinde Türkiye’ye teslim olanlar arasında iki İngiltere ve 1 ABD vatandaşının da olduğu belirtildi.
Habere göre, Londra’nın kuzeyindeki Enfield’dan Stefan Aristidou, Aristidou’nun eşi ve ABD’nin Florida eyaletinden Kary Paul Kleman, 2 yıl boyunca IŞİD kontrolündeki bölgede yaşadıktan sonra geçen hafta Türk sınır polisine teslim oldu.
Öte yandan uzmanlar, Ankara yönetimi yetkililerinin onay ve yardımı olmaksızın bu teröristlerin Türkiye’ye sığınmaları veya Türkiye üzerinden Avrupa ülkelerine firar etmelerinin imkansız olduğuna dikkat çekmekteler.
Guardian haberinde IŞİD içerisindeki kaynakların da örgüt içerisindeki yabancı savaşçı sayısının hızla azaldığını vurguladı. Avrupa ve Türkiye’deki yetkililerin, 2013’ten bu yana IŞİD’e katılmış olan çok sayıda yabancının, diplomatik temsilciliklerle temas kurarak Suriye’yi terk etme planları yaptığını anlatan gazete, IŞİD ideolojisine inanmaya devam eden bazı yabancı savaşçıların ise Türkiye üzerinden kaçak yollarla Avrupa’ya dönüp yeni saldırılar düzenlemeyi hedeflediklerini iddia etti.
Gazetenin verilerine göre 2014 sonundan 2016 ortasına kadar tamamına yakını Türkiye üzerinden seyahat eden en az 250 yabancı IŞİD üyesi Avrupa’ya dönmeyi başardı.
Ankara yönetiminin bölge ülkeleri ve özellikle de komşu ülkelere yönelik izlediği siyasetleri gözden geçirdiğimizde son bir kaç yıl içinde Türkiye’nin Irak’taki siyaseti Sünni mezhebine dayalı bir federasyon oluşturulması doğrultusunda olmuş ve bu amaçla da sürekli olarak Şii – Sünni çatışmasını gündemine taşımıştır. Öyle ki AKP iktidarı Irak’ta Sünni, Kürt ve Şii kökenli üç yeni devletin kurulması planlayıcılarından biri olarak kabul edilmekte ve Musul merkezli bir Sünni federasyonu oluşturması durumunda böyle bir oluşumun kontrolünün kendi elinde olabileceğini umut etmektedir. Nitekim uzun zamandan beri Türkiye’nin Irak içinde Sünni ve Türkmen kökenli kesime askeri eğitim vermekte olduğunu bizzat Türkiye yetkilileri artık açıkça itiraf etmekteler. Ankara aynı zamanda Irak Sünni bölgesini stratejik ve jeopolitik açıdan Suriye’nin Sünni kesimi ile birleştirmeyi amaçlamakta.
Ankara’nın Irak ve Suriye konusunda izlediği siyasetlerinin terör örgütlerince takip edilen hedeflerle aynı doğrultuda olmasını dikkate alarak, bir nevi Türkiye ve NATO’nun da hizmetinde olan IŞİD terör örgütünün Irak ve Suriye’De Türkiye’nin amaçları doğrultusunda bazı görevleri yerine getirmekle mükellef olduğunu belirtebiliriz. Yani terör örgütlerinin Irak içinde özellikle Sünni bölgelerde Sünni Müslümanları göçe zorlayarak bu bölgelerden çıkarmak istedikleri dönemlerde bu insanlık dışı uygulama her zaman Ankara yetkililerince destek görmüş ve ve devamlı olarak Irak hükümeti ve Şiilerinin mezhepçilik yaptıkları iddialarını ortaya atarak Irak içinde terör örgütlerinin özellikle Sünni kesime yönelik izlediği akıl almaz baskı ve cinayetleri dikkatlerden uzak tutmak istemişlerdir.
Nitekim IŞİD terör örgütünün bu soy kırım siyasetleri sonucu yüz binlerce Arap Şii, Türkmen ve Kürt kuzey Irak’tan, bilhassa Musul ve Kerkük’ten mecburi göçe zorlanarak bunların Bağdat, Kerbela, Necef ve Basra gibi Güney Irak bölgelerine gitmeleri sağlanmıştır. Buna karşılık aynı terör örgütleri, Ankara’nın da himayesiyle Sünni kesimi zorla kendi işgal ettikleri bölgelerde tutmaya özen göstermiş ve hatta bu hususta çoğu Sünni Müslümanı bölgeden firar etmek istedikleri gerekçesiyle idam etmiştir. Sürekli olarak Irak’taki Türkmenler meselesini gündemine taşıyan Ankara oysa Şii Türkmenlerin kitleler halinde teröristlerce katliam edildikleri ve kendi bölgelerinden dışarı atıldıkları dönemde bu kesime en ufak bir destek olmamış ve Şii Türkmenlerin katledilmesine sadece seyirci kalmıştır.
