İran Atom Enerjisi Kurumu başkanı, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Genel Müdürü’ne yazdığı bir mektupta, Ajansın, Siyonist rejimin Gazze Şeridi’ndeki Filistin halkına karşı nükleer silah kullanması veya kullanma tehdidinin yol açtığı tehlikelerin sonuçlarını Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne yansıtmasını istedi.
Siyonist rejimin Gazze halkına karşı işlediği soykırımın üzerinden 35 gün geçiyor. Bu dönemde hastaneler, yerleşim alanları ve kamplar başta olmak üzere çeşitli alanların bombalanması sonucu 11 binden fazla Filistinli şehit olurken, en az 27 bini de yaralandı. Buna rağmen İsrail Başbakanlık Kabinesi’nin Kültürel Miras Bakanı Amihai Ben-Eliyahu, geçtiğimiz günlerde Gazze Şeridi’ndeki Filistin halkına karşı atom bombasının kullanılma konusunun bir seçenek olarak masada bulunmasını önerdi ve bu bölgeye herhangi bir insani yardımın girmesine izin verilmemesine karşı çıktı.
Bunun üzerine İran Atom Enerjisi Kurumu başkanı Muhammed İslami Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı genel müdürü Rafael Grossi’ye gönderdiği mektubu, 5 önemli konuyu içeriyor.
İlk konu şu ki bu, Siyonist rejimin ilk kez diğer ülkeleri atom bombası kullanmakla tehdit etmemesidir. İran İslam Cumhuriyeti, Siyonist rejim tarafından birçok kez nükleer bombası kullanma tehdidine maruz kaldı. Muhammed İslami’nin Grossi’ye gönderdiği mektubunda şöyle deniliyor: “Siyonist rejimin yetkilileri geçmişte İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı da benzer tehditlerde bulunmuştu. Binyamin Netanyahu, bu yıl BM Genel Kurulu’nun 22 Eylül’deki toplantısında dünya çapında canlı yayınlanan bir konuşmasında, “İran, inandırıcı bir nükleer tehditle karşı karşıya kalmalı.” dedi.”
İkinci nokta ise; Siyonist rejim, uluslararası nükleer belgelerin hiçbirini kabul etmemiş ve nükleer silahlarını ise Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’nı (NPT) ihlal ederek elde etmiştir. Ancak bugüne kadar hiçbir örgüt ya da güç, bu rejime baskı yapmazken üstelik Tel Aviv dieğr ülkelere atom bombası kullanma tehdidinde bile bulundu.
Aslında Siyonist rejim, davranışlarıyla uluslararası belgeleri ve yasaları zayıflatıyor. Siyonist rejimin ihlali, sadece NPT’ye ve nükleer güvenlik önlemlerine üye olmamak değildir; aksine, bu anlaşmanın ve güvencelerin zayıflamasıdır. İslami tarafından Grossi’ye gönderilen mektupta ayrıca şunlar belirtiliyor: “İsrail, uluslararası kabul görmüş ilkeleri göz ardı ederek, NPT’nin ve UAEA’nın koruma rejiminin etkinliğini ve verimliliğini doğrudan baltalıyor.”
Üçüncü nokta ise; Siyonist rejimin Gazze halkına karşı her türlü insani düzenlemeyi ayaklar altına alması ve soykırım yapmasına izin vermesine rağmen uluslararası örgütler ve büyük güçlerin bu rejimi serbest bırakıp onun suçlarına ortak olmalarıdır. Aslında İran Atom Enerjisi Kurumu başkanı Muhammed İslami’nin ifadesiyle Siyonist rejim “mazlum ve çaresiz Gazze halkını tehdit ederek uluslararası insancıl hukukun en basit ilkelerine bile meydan okumuştur”.
Beşinci nokta ise; Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın artık bir yandan varlığını ve bu örgütle ilgili uluslararası belgeleri savunma, diğer yandan Siyonist rejimin tehditlerini Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne yansıtma sorumluluğuna sahip olmasıdır. Eğer Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı bu eylemi yapmayı reddederse, kendisini zayıflatma konusunda Siyonist rejimin yanında yer almış demektir./
