İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, BM Genel Kurulu’nun 72. oturumuna katılmak üzere New York’a gitti. Ruhani, önümüzdeki Çarşamba günü BM Genel Kurulunda bir konuşma yapacak.
Aslında İslami İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin bu konuşması öyle bir ortamda gerçekleşmekte ki bölge ve uluslararası alanda bir çok sorunlar mevcuttur. Özellikle Batı Asya (Ortadoğu) bölgesi, bir takım büyük güçler tarafından oluşturulan önemli bir krizi geride bırakmak üzeredir. Yabancı güçlerin bölgeye müdahaleleri ise bölgede şiddet ve terörizmin gelişmesine ve bölge üzerinde çok büyük sorunlar oluşturmasına sebep olmuştur.
Halihazırda bölge halkları özellikle de Afganistan, Irak, Suriye, Yemen ve Filistin’de binlerce mazlum insan hayatını kaybetmekte, yer yurtlarından olarak mülteci konumuna düşmekteler. tüm bunların başlıca sebebi ise silah sanayiine sahip ülkelerin bölgeyi bir silah deposuna çevirmeleri, yeni ürettikleri silahı bu bölge üzerinde denemek istemeleridir. Nitekim İran cumhurbaşkanı BM Genel Kurlunun daha önceki toplantılarında şiddet ve savaştan arınmış bir dünya tasarısını gündeme getirmiş ve bu teklif dünyada geniş bir destek görmüş ve BM tarafından da onaylanmıştı.. Ama artık böyle bir hedefin tahakkuku uğrunda var olan fırsatların önemli bir bölümü kaybolmuştur. Oysa bölge halen ABD’nin müdahaleleri ve serüvenci girişimleri karşısında kaygısını sürdürmekte. Zira ABD kendi müdahalelerinin yanı sıra bölgede Suudi Arabistan gibi diğer bir takım ülkeleri de silahlandırarak bölge ülkelerine karşı kışkırtmakta ve terörizmin devam etmesini sağlamaktadır
Büyük güçler aslında bölge ülkelerinin güvenliğini temin etmek bahanesiyle kendi ürettikleri silahları ve ölüm makinelerini satmakta ve bölgeyi daha büyük kaosa sürüklemekteler. Aslında bu güçler eğer gerçekten bölge ve uluslararası güvenliğin fikrindelerse tüm dünya ve özellikle de bölge ülkeleri ile karşılıklı saygı esasına dayalı ilişkilerine önem vermeleri ve başkalarının hakkına saygı göstermeleri gerekir.
Bugün dünyada var olan sorun ve krizlerin asıl müsebbibi Amerikan’ın yayılmacı ve sultacı siyasetleridir. Bunun en bariz ve somut örneği ise 5+1 grubu ile İran arasında sağlanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı KOEP nükleer anlaşması karşısındaki Amerikan yönetiminin tutumudur. Dünya kamu oyu ve İran’ın bu anlaşmanın korunması ve devam etmesinden yana irade ortaya koymalarına rağmen Amerika her fırsatta bu anlaşmayı ihlal etmekte ve iptalinden söz etmektedir.
Nitekim İslami İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani bugün New York’a hareket etmeden önce Tahran Mehrabad hava alanında basın mensuplarının sorularını cevaplayarak bu hususta bir takım meselelere açıklık getirdi.
KOEP anlaşmasının bölge ve dünyanın güvenlik ve barışının yararına olduğunu ve bu anlaşmanın karşıtlarının sınırlı olduğunu belirten cumhurbaşkanı ayrıca başta Amerika olmak üzere batının İran aleyhindeki karalamalarına da temasla, başta İran olmak üzere İslam ülkelerine yönelik Amerika ve batı tarafından sürdürülen karalama kampanyasının gerçeklerle hiç bir alakasının olmadığını ve İran’ın BM Genel Kurul oturumunda bu hususta kendi konumunu dile getireceğini bildirdi.
Fakat Amerika KOEP sonrası dünya ülkeleri arasında oluşan bu yakınlaşma ve işbirliği ortamına rağmen sürekli olarak İran’ın başka ülkelerle işbirliğini engellemeye çalışmakta ve bu hususta bir takım siyasi ve ekonomik engeller oluşturmaktadır.
İran Cumhurbaşkanı bundan bir yıl önce de Amerika’nın KOEP karşısındaki sorumluluklarını yerine getirmemesinin stratejik büyük bir hata olduğunu ve bizzat Amerika’nın kendi itibarının dünyada zedeleneceğini bildirmiş ve bu hatanın derhal telafi edilmesini zira bunun dünya kamu oyunun tepkisine yol açan uluslararası bir suç teşkil ettiğini bildirmişti.
Kuşkusuz İran Cumhurbaşkanının BM Genel Kurulu’nun 72. oturumuna katılması böyle bir hedef doğrultusunda gerçekleşmektedir.
