İran’da Hasan Ruhani’nin cumhurbaşkanlığındaki 11. hükümet, sübvansiyonların doğru bir şekilde yürürlüğe konulması gibi çok önemli programın ikinci aşamasına başladı. Sübvansiyonların ikinci merhalesinin yürürlüğe konulması, aslında cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin bu programlarla birlikte Batı ve İran arasında nükleer müzakere süreciyle sorunu halletmeye yönelik çabalarıyla göz önünde bulundurulduğunu, 11. hükümetin ülkenin iktisadi alanda yaşadığı sorunları çözmedeki kararlılığını ortaya koymaktadır.
11. hükümetin sübvansiyonlarla ilgili siyasetleri dikkate alındığında, asıl meselenin ülkede iktisadi alanda iyileştirmeye yönelik reform çabalarının olduğu ve bu yönde iktisadi ve siyasi alanda kararları yeniden gözden geçirme bulunmaktadır. Öyle ki, hükümetin öncelikli hedefi, ekonomiyi istikrarlı hale getirmek ve aynı zamanda ülke içinde akaryakıt fiyatlarının artmasından dolayı iktisadi şokları önlemektir.
Elbette iktisadi şartlarda dalgalanmanın normal seyrinde olması sıradan bir durum kabul edilse de, enflasyonun artmasından dolayı meydana gelebilecek kaygıları önlemek için kuşkusuz iyi bir yönetim gerekmektedir. Hiçbir zaman enflasyonun yükselmesinin önemli bir kaygı olabileceği unutulmamalıdır ve halihazırda da ülkede istenilen dengeli enflasyon rakamlarına ulaşmak için henüz ciddi bir mesafe vardır. Halihazırda İran Merkez Bankası, piyasada nakit para girdisi ve bankalarda bulunan kar amaçlı paraları üretime yönlendirme yönünde iki önemli adım atmıştır. Kuşkusuz böyle iki önemli adımın atılması, iç üretimin desteklenmesi ve enflasyonun düşürülmesini amaçlamaktadır. Zira son iki yılda İran’ın üretim payı önemli düzeyde olumsuz bir sürece girmişti. Merkez Bankası’nın girişimini değerlendiren ekonomi uzmanlarına göre bu girişim sayesinde İran ekonomisi, üretimdeki düşüş seviyesinden çıkacak ve tekrar kalkınma hamlesi sürecine girmeyi başaracaktır.
Elbette böyle bir süreçte ülkenin iktisadi alanda atacağı adımlar ve hamlelerin kuşkusuz İran’ın dış siyasetiyle iç içe olduğu da bir gerçektir. Zira, iktisadi kalkınmanın siyasi gelişmelerle de yakından irtibatı vardır. Bundan dolayı İran ekonomisinin düzlüğe çıkarılması konusunda 11. hükümetin Merkez Bankası’yla birlikte hareket ederek programlarını hayata geçirmesi ve öte yandan ülkenin dış siyaset alanında önemli mesafe kat etmesinin, mevcut iktisadi sorunların çözümünde son derece etkili olması bekleniyor. Bundan dolayı İslami İran hükümeti, iktisadi alandaki sorunları çözmek için son derece önemli çalışmalar yaparak yanlış bir adım atmamaya ve doğru kararlar almaya çalışmaktadır.
İran hükümeti, meclise sunduğu bütçesinde de ülkenin petrol ihracatına olan bağlılığını düşürmüş ve bu da mecliste onaylanmıştır.
Bununla birlikte yaptırımların neden olduğu sorunlarla mücadele ve yaptırımların tedrici olarak kaldırılması ve yabancı sermayenin İran’a cezbi ve petrol satışının da bunlara destek olması, kuşkusuz İran’ın ekonomi alanında nefes almasına vesile olacaktır.
Bu arada uluslar arası para fonu da, İran’ın ekonomisiyle ilgili yaptığı açıklamada, İran’da 2014 yılının iktisadi alanda üretimin düşüşten kalkınmaya geçeceği yıl olarak nitelerken, İran hükümeti yetkilileri, siyasi ve iktisadi alandaki gelişmeleri son derece dikkatli bir şekilde gözetlemekteler. Elbette böyle bir süreçte hükümetin atacağı adımlar ve alacağı kararların iktisadi stratejide kilit role sahip olduğu unutulmamalıdır. Zira, hükümetin iktisadi siyasetlerinin muhtevasında her türlü değişiklik ve gelişmenin İran ekonomisini yeni bir durumla yüz yüze getireceği de unutulmamalıdır.