İslam inkılabı muhafızlar ordusu yayınladığı bildiride, müstekbir, sultacı ve terörist Amerika’nın “ Silahlı Kuvvetler Genelkurmay Başkanlığı” ve İslam cumhuriyeti ordu komutanları bazı yetkililerine yönelik aldığı kararı kınadı.
Dün yayınlanan bildiride, “her zaman İslam inkılabı düşmanlarının şeytani planları ve komplolarına karşı İran halkı için iftihar kaynağı olarak parlayan ve güvenliğin en ön safında yer alan silahlı güçler ve ordu yetkililerine yönelik yaptırımın, sadece İranlıların değil İslam ümmetinin gurur, güven ve hoşnutluğuna sebep olan yolun hakkaniyeti ve başarılı olmasına delalet ettiğine” değinildi. Bu hareket diğer yandan düşman cephesi ve özellikle Beyaz Saray’ın akılsız yönetim heyeti başta olmak üzere öfkesi ve çaresizliğini de gözler önüne sermiştir.
Beyaz Saray uluslararası hukuka aykırı ve İran’a karşı hasmane girişiminde 4 kasım tarihinde ve uluslararası emperlyalizmle ulusal mücadele gününde İran silahlı güçlerine karşı yeni yaptırım kararları uyguladı.
Söz konusu yaptırımlar, ordu ve devrim muhafızlar ordusunun kutsal savunma döneminde iftihar dolu bir karneye sahip olduğu ve dayatılan savaş yılları ardından da çeşitli tehditlere karşı iktidarla durduklarını ispatladıkları bir dönemde, Amerika’nın İran’a karşı eski yaptırımlarına eklendi.
Gerçi Amerika’nın bu yaptırımlarından güttüğü amaçlardan biri, Beyaz Saray’ın İran halkının irade ve iktidarı karşısında pasif eylemlerini örtbas etmektir fakat Amerika’nın daha önemli bir amacı olduğu, bunun ise İran silahlı kuvvetlerinin savunma alanındaki rolünü zayıflatmak ve tahrip etmektir. Bu açıdan İran silahlı güçlerine yaptırım, 3 stratejik hedef üzerine odaklanmıştır.
Birinci hedef, İranofobi akımını bölgesel ve uluslararası boyutta yürütmektir. Bu konu, bölge güvenliğinin bölge ülkeleri tarafından sağlanması gerektiği bir ortamda, Amerika’nın bölgede askeri koalisyonlar kurmak ve müdahaleci girişimlerine devam etmek açısından stratejik önem taşıyor.
İkinci hedef, bölgede yaptırım bahanesi ile bölge ülkelerini İran ile ortak savunma işbirliğinden uzak tutmaktır. Özellikle de İran’ın Fars Körfezi’nde güvenlik bağlamında kapsamlı bir plan sunduğu bir dönemde.
İran isalm cumhuriyeti cumhurbaşkanı Hasan Ruhani New York’ta son BM genel kurulu toplantısında yaptığı konuşmada, “Hürmüz barış planı” veya “umut koalisyonu” adı ile bölgesel bir barış planı sundu.
Amerika’nın İran genel kurmay başkanlığı ve silahlı güçler komutanları ve yetkililerine karşı aldığı yaptırım kararının üçüncü hedefi ise yaptırım alanının geniş olduğunu ve yaptırımların önemli olduunu göstermektir. Tabi ki benzer yaptırımlar eskiden de uygulandı fakat sonuçsuz olduğunu da tecrübeler gösterdi.
İran genelkurmay başkanı Tümgeneral Muhammed Bakıri, İslam inkılabı muhafızlar ordusu komutanları ve yetkililerinin ullusal toplantısında yaptığı açıklamada, “düşmanların İran silahlı güçlerinin onlarla mücadele için hazırlıklı, azimli ve cesur olduğunu, ülküleri, toprakları ve halkını savunmada bir an bile tereddüt etmeyeceğini bildiklerini söyledi.
İran silahlı kuvvetlerinin bölgenin istikrara ve güvenliğinin korunmasındaki seçkin rolü, stratejik araştırma merkezleri ve enstitülerinin İran askeri gücünü güvenliğin sağlanması için stratejik güç olarak değerlendirmelerine sebep olmuştur.
Merkezi Londra’da bulunan uluslararası stratejik araştırmalar enstitüsü son raporunda, “İran’ın bölgede güçlü bir oyuncu olduğunu, doktrin v e stratejisinin ise çağdaş gerçekler ve çatışma elzemleri ile örtüştüğünü” itiraf etti.
Raporda İran’ın sahip olduğu konumun kendisine stratejik üstünlük sağladığını ve İran’ın, dünyanın üzerinde hesap açması gereken bölgesel bir güce dönüştüğü belirtiliyor.
Son 41 yıl içinde Amerika, İran’ı İslam inkılabı döneminden önceye döndürmeye ve İran’a tekrar sulta kurmak için çok yol denedi fakat her defasında başarısız kaldı. Şimdi de bu yaptırımlar eski hataların tekrarından ibarettir ve Amerika’nın İran karşısında acziyeti ve çaresizliğinden başka bir anlamı yoktur.
