İran İslam Cumhuriyeti’nin Amerika devleti aleyhine uluslararası adalet divanında açtığı ikinci davanın ilk duruşması, Lahey mahkemesinde başladı.
Merkezi Lahey’de bulunan uluslararası adalet divanı ICJ İran İslam Cumhuriyeti’nin Amerika aleyhine İran’ın merkez bankasının mal varlığına illegal bir şekilde el koyması üzerine açtığı davanın ilk duruşmasını Pazartesi günü düzenledi.
Uluslararası adalet divanı bundan bir hafta önce de 3 Ekim 2018’de İran’ın Amerika’nın dayattığı illegal yaptırımları ve 1955 dostluk anlaşmasını ihlal etmesinin ardından açtığı davada verdiği geçici kararda Amerika yönetimine İran’da sivil havacılığa kısıtlama getiren yaptırımları kaldırmakla yükümlü hale getirdi. Mahkeme aynı kararda ayrıca İran İslam Cumhuriyeti’nin tarım ürünleri, ilaç ve benzeri insani nitelikli ürünlere ulaşmasını kısıtlayan yaptırımların da kaldırılmasını istedi.
Kanada’nın Leakhed üniversitesi Bora Laskin hukuk fakültesi öğretim üyesi Rayn Alford, uluslararası adalet divanı yargıçlarının oybirliği ile İran İslam Cumhuriyeti lehine karar vermelerini istisna bir karar ve Amerika devletinin dayattığı illegal yaptırımların sorgulanması için güçlü bir araç olduğunu belirtti. Alford ayrıca Amerika yönetiminin uluslararası adalet divanının kararına gösterdiği tepkinin de Amerika devletinin asi bir devlet olduğunu ortaya koyduğunu vurguladı.
Uluslararası adalet divanının kararları üye ülkelere uygulama elzemi getirdiğinden şimdi Amerika devleti Lahey’deki bu mahkemenin yargıçları karşısında İran İslam Cumhuriyeti’ne yaptırım dayatmak gibi illegal uygulamaları hakkında hesap vermesi gerektiği gibi, şimdi bir kez daha aynı şekilde İran’ın mal varlığını talan etmesi konusunda hesap vermesi gerekiyor. Amerika devleti İran’ın mal varlığını talan etme sürecini 1996 yılında şiddetlendirdi. O tarihte Amerikan kongresi yabancı devletlerin dokunulmazlığı ile ilgili var olan bir iç yasayı değiştirerek, terör saldırılarında zarara uğrayan Amerika vatandaşlarına amemrika açısından teröre destek veren ülkelerin listesinde yer alan devletlerin hakkında dava açarak tazminat talep etmelerine izin verdi.
30 Mayıs 2003’te bu çerçevede Washington DC’de bir mahkeme hiç bir hukuki ve yasal temele dayanaksızın ve sırf 1983 yılında Beyrut’ta Amerikalı deniz piyadelerinin üssünde yaşanan bir patlamada ölen 241 Amerikalı askerin ailelerinin dava açtıkları bahanesiyle İran İslam Cumhuriyeti’ni bu patlamadan sorumlu tuttu.
Yine 7 Eylül 2007 tarihinde aynı mahkeme bir başka kararda İran İslam Cumhuriyeti’ni terör olaylarında ölen bin kişinin ailelerine 2.6 milyar dolar tazminat ödeme cezasına çarptı.
Nisan 2016 tarihinde Amerika yüksek mahkemesi yasama ve yürütmenin baskıları sonucu New York mahkemesinin İran’ın mal varlığından Peterson dosyasının davacılarına 1.75 milyar dolar tazminat ödenmesi yönündeki hukuksuz kararını iptal etmekten kaçındı.
Uluslararası meseleler uzmanı Ali Bigdeli bu konuda yaptığı değerlendirmede, Amerikalı yetkililerin daha önce de benzer uygulamalara imza attıklarını ve inkılabın başında bloke ettikleri İran’ın mal varlığından para çektiklerini ve hatta İran’a ait tarihi eserleri bile kullanmaya çalıştıklarını belirtti.
Uluslararası hukuk uzmanı Yusuf Molai ise İran salih bir mahkemede hakkını araması ve Amerika’dan tazminat alması gerektiğini ve bunun için de tek salih mahkeme uluslararası adalet divanı olduğunu belirtiyor.
Bu yüzden İran bloke edilen mal varlığına el uzatılmasını uluslararası adalet divanına götürdü. Gözlemciler mahkemenin İran lehine karar vermesi çok muhtemel olduğunu belirtiyor. Bu durumda Amerika’nın aynı mahkeme tarafından art ardı iki kez mahkum edilmesi uluslararası toplumdaki imajını iyice çökerteceği kesindir.