İran’ın BM temsilcisi: Terör sınır tanımayan tehlikedir

İran’ın BM daimi temsilcisi Golam Ali Hoşru, terör gibi şom bir fenomenle mücadele tek yanlı ve tehdit içeren uygulamalara bahane oluşturmamalı, dedi.

BM güvenlik konseyinde dünyanın çeşitli ülkelerinde hayati altyapılara yönelik terör saldırıları konulu oturumda konuşan İran’ın BM daimi temsilcisi Golam Ali Hoşro bu konuya dikkat çekerek, günümüz dünyası artan terör saldırıları tehlikesi ile karşı karşıya bulunduğunu ve hiç bir ülke bu küresel tehditten güvende olmadığını belirtti. Hoşru, fakat bu durum, tek yanlı ve tehditvari uygulamalara yol açmaması gerektiğini ifade etti.

Avrupa’da iki yıl önce Fransa’da ve Charlie Hebdo olayı ile başlayan ve daha sonra da bir kaç kez tekrarlanan terör saldırıları, aslında yıllardır Ortadoğu bölgesinde yaşayan milletlerin hayatını olumsuz etkiliyor, nitekim yıllardır Afganistan, Irak, Suriye ve diğer bazı ülkelerin insanları dünyanın bu bölgesinde terör saldırılarının kurbanı oluyor. Ancak şimdi terör saldırıları yeni bir ortak yönü söz konusudur, o da bu saldırıların artık sınır tanımamasıdır. Gerçekte terör saldırılarında ya insanlar bu tür bir radikalizmin kurbanı oluyor, ya da ülkelerin hayati altyapıları terör örgütleri ve radikal akımların saldırısına uğruyor. Fakat bu tehlikeli süreçte dikkat çeken önemli bir nokta, terör akımlarının işlediği cinayetlerin bazı zorba devletlerin bazı ülkelere yönelik askeri müdahaleleri ile bütünleşerek sürekli tekrarlanıyor olmasıdır

Bunun en somut örneklerini Suud rejiminin her gün Yemen topraklarını bombardıman ederek masum kadınları ve çocukları acımasızca katletmesinde veya ABD İHA’larının Afganistan ve diğer bazı ülkelerde düzenledikleri hava akınlarında sivillerin hedef alınmasında görmek mümkün. Bu süreç, terör maskesinin altında başka akımların yattığını gösteriyor. Gerçi bu akımlar Irak, Suriye veya Afganistan’da IŞİD, Taliban, El-kaide veya benzeri terör örgütlerince düzenlenen terör saldırılarından farklı gözükse bile, gerçekte her ikisi terör cinsindendir. Yine bir rejimin terörist olmasının en somut örneği korsan İsrail’in mazlum Filistin milletine yönelik cinayetleridir. Siyonist rejimin mazlum Filistin milletine karşı uyguladığı cinayetler, terörün en feci şeklidir ve Filistin milletinden bir kaç kuşağı doğal kaynaklarından ve altyapılarından mahrum bırakmıştır. Aynı cinayet şimdi Yemen’de yaşanmaktadır ki bu kez İsrail yerine Arabistan rejimi rol ifa etmekte ve Yemen milletinin hayati altyapılarını hedef alarak yok etmektedir.

Peki ama, uluslararası camia terör gibi korkunç bir fenomene nasıl karşı koyması gerekir? Bu sorunun cevabı gayet açık ve nettir ve terörle tüm boyutlarda mücadele etme iradesinde özetlemek mümkündür.

Ancak ne var ki uluslararası camia bu yolda bir çok sorunla karşı karşıyadır. Terörle mücadele, teröristlerin ideolojik kaynaklarını yok etmek ve silah ve insan gücü ve mali kaynaklarını engellemek amaçları doğrultusunda uluslararası işbirliğini gerektirir. Ancak Amerika ve bölgede Arabistan gibi korsan İsrail’e hizmet eden bazı ülkelerin yaptıkları şey, konuyu saptırmaktır. Bugün bölgede Suud rejiminin terör örgütlerine her türlü desteği verdiği yönünde bir rapor yayımlanmayan gün hemen hemen yoktur. bölgenin şimdiki şartları ise, bölgede işbirliği ve dayanışma olmadığı ve bölgeyi tehdit eden tehlikeler doğru biçimde algılanmadığı takdirde terör tehdidinin vereceği zararların daha da artacağını açıkça ortaya koymaktadır. Ancak maalesef bazı ülkeler hâla terörle mücadele yerine teröristlere desteklerini sürdürmektedir. Kuşkusuz bölge milletleri teröre karşı hangi odakların iki yüzlü davrandığını görmektedir ve zamanı gelince de bu odaklardan bunun hesabını soracaktır.

↑
Mobil sürümden çık