Dün Mısır Sina yarımadası’ndaki Ariş’te cuma namazı sırasında bir camide önce intihar saldırısı düzenlendi, ardından silahla içeridekiler tarandı. Can kaybı dakikalar içinde arka arkaya arttı, resmi haber ajansı son olarak 250 civarında insanın öldüğünü duyurdu. Hastanelere taşınan 150 yaralı var, ölü sayısının artmasından ciddi şekilde endişe ediliyor.
Mısır’da Sina Yarımadası’ndaki El Ariş kentinin 40 kilometre batısındaki Ravda Camii’ne yönelik dün Cuma günü düzenlenen terör eylemi muhtelif açılardan önem taşımakta.
Bölgede geçmiş IŞİD’le bağlantılı benzer saldırılar gerçekleşmişti. Ravda Camii bir Sufi ibadethanesi olarak bilinirken, geçmişteki saldırılarda IŞİD Sufilerin yanı sıra, Hristiyanları da hedef almıştı.
IŞİD, 2016 yılında 100 yaşındaki Sufi bir din adamının başını keserek infaz ederken, bu yıl Nisan ayında çifte kilise saldırılarında 100’den fazla Hristiyan’ı öldürmüştü.
Mısır ordusu, Sina Yarımadası’nda 2014 yılında IŞİD’e bağlılık yemini eden silahlı gruplar ile mücadelede bulunmaktadır.
Bu terör eyleminin ehemiyyetini artıran en önemli neden, Suriye ve Irak’ta IŞİD’e ağır darbe indirilerek kökünün kazınmasının sonra gerçekleştirilen ilk terör eylemi oluşudur. Bu terör olayı aslında, Irak ve Suriye’de terörizmin yenilgiye uğratılmasının başka yerlerde terör eylemlerinin ve şiddetin sonlandırılacağı anlamında değil. Bilakis El-Ezher şeyhi Ahmed el-Hatib’in gece yarasaları olarak tanımladığı kişiler vasıtasıyla şiddet ve terör eylemleri muhtelif yollarla devam edecektir.
El-Ariş’teki terör eyleminin önemini artıran ikinci husus da bu terör eyleminin Mısır’da vuku bulmasıdır. Bilindiği üzere Suudi Vahhabi rejiminin Lübnan Hizbullah’ını hedef tahtasına koyarak bu kez Lübnan’ı karıştırmak ve bu konuda kendine yeni destek arayışında bulunduğu bir ortamda Mısır Cumhurbaşkanı Abdul Fettan es-Sisi de diğer bazı arap liderlerle birlikte açık bir dille Suudilerin bu talebini geri çevirerek başta Lübnan olmak üzere Ortadoğu da artık yeni bir savaş çıkmasını istemediklerini bildirmişti. Oysa Suudi ve siyonist İsrail rejimleri, Lübnan’a karşı yeni başlattıkları kaos şeytani planda Mısır için de önemli rol biçmiş ve bu kaosta Mısır’an katkılarını hesaba katmışlardı. Ancak beklenenin aksine Sisi’nin sarahatla Lübnan’a ve bölgeye karşı yeni bir entrika girişimine katılmayacağını açıklaması bu rejimleri çileye çevirmiştir. Nitekim şimdi tanık olduğumuz gibi Mısır’da gerçekleşen bu insanlık dışı kanlı eylem, Mısır yönetimine, Suudi ve siyonist rejimlerin programına ve talebine karşı çıkmanın bedelinin ne kadar ağır olduğunu göstermek istemiştir. Nitekim Lübnan Lübnan Hizbullah hareketi bu konuda yayınladığı bildiride el-Ariş’in Beer Al-Abd bölgesinde yer alan “Ravda” camiine yönelik dün Cuma günü düzenlenen terör eylemini sert bir dille kınayarak, bu saldırının tekfiri-vahhabi düşüncenin sonucu olduğunu, zira tekfiri vahhabilerin kendilerine tabii olmayan müslümanları kafir nitelediklerini bildirdi.
Bu terör eyleminin önemini gösteren üçüncü sebep de bu operasyonun Sina çölünde yapılmış olmasıdır. Bulunduğu üzere Sina yarımadası son yıllarda Mısır yönetimine baskı yapılması amacıyla sürekli terör ve şiddet olaylarına sahne olan bir mekan olmuştur. İşgalci siyonist İsrail rejimi bundan önce Sina yarımadasındaki huzursuzluk, çatışma ve şiddet olaylarının Mısır İhvanul muslimin tarafından gerçekleştirildiğini göstermek için büyük bir çaba sarfetmiştir. Bu arada Mısır yönetimi ile İhvan’ul muslimin’in ilişkilerinin bozuk olması da bu yönde iyi bir gerekçe olabilirdi. Şimdi ise Mısır’ın durumu iki yıl önceye oranla daha da iyileşmiş bulunuyor ama Mısır yönetiminin iç huzursuzluklar ve kaosla meşgul edilmesi ve bölge olaylarından uzak tutulması Ravda terör olayının başlıca sebeplerinden biri olabilir.
Mısır’ın Ravda bölgesinde vuku bulan bu kanlı terör eylemi şu mesajı da verebilir ki artık Irak ve Suriye’de ağır hezimet alan ve kendi terör eylemlerini sürdürebilecek bir yer bulamayan teröristler ve hamileri bu kez kendi insanlık dışı eylemleri için başka bir mekanı seçmiş bulunuyorlar. Nitekim bu konuda Kuzey Afrika bölgesi onlar için kendi varlıklarını sürdürebilmeleri yönünde iyi bir fırsat sunabilir. Bu arada Mısır yönetiminin tepkisi kuzey Afrika bölgesinde terörizme karşı mücadelede yeni bir sayfa açabilir. Mısır cumhurbaşkanı Abdul Fettah es-Sisinin direktifiyle başlatılan “Şehitlerin kanının intikamı operasyonu”, Arap dünyasının en büyük ordusuna sahip Mısır liderliğinde kuzey Afrika’da terörizme karşı yeni bir mücadele cephesinin açılışı olabilir.
