İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, nükleer anlaşmanın yeniden canlanması için İran ile ABD arasında doğrudan görüşmeler gerekmediğine işaretle, ABD yönetiminin doğrudan müzakere için gereken liyakata sahip olmadığını ve güvenirliğini kaybettiğini belirtti.
Dışişleri Sözcüsü Kenani, Sputnik haber ajansına yaptığı açıklamada, İran ve Rusya münasebetleri, nükleer anlaşma ve diğer bazı konuları değerlendirdi.
İran ve Rusya ilişkilerinin Batılı ülkelerin her iki ülkeye yaptırım uyguladığı şartlara rağmen iyi şekilde rayına oturduğuna dikkat çeken Sözcü, iki ülke münasebetlerinin iki ülkenin liderlerinin siyasi iradesi doğrultusunda her alanda gelişmekte olduğunu, iki ülkenin ortak çıkarlarına dayalı stratejik işbirliği düzeyine ulaştığını vurguladı.
Yetkili, Tahran ve Moskova’nın bölge ve dünyada ABD’nin tek taraflılığına karşı bakışının iki ülkenin siyasi işbirliğinin güçlenmesine zemin sağladığını, bu çerçevede iki ülkenin bölgesel düzeyde iyi işbirliği içinde olduğunu söyledi.
Sözcü, İran ve Rusya’nın teknik, transit ve enerji transferi gibi alanlardaki işbirliğinin uluslararası enerji piyasasında dengenin sağlanmasında belirleyici ve tamamlayıcı rol ifa edebileceğini sözlerine ekledi.
Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan’ın Moskova ziyaretine de dikkat çeken Dışişleri Sözcüsü, ertelen ziyaretin yeni tarihinin yakında ilan edileceğini ve bu ziyaretin gerçekleşeceğini ifade etti.
Dışişleri Sözcüsü ayrıca, İran ve Rusya’nın askeri ilişkilerinin başka hiçbir ülke ve üçüncü tarafın aleyhine olmadığına işaretle, İran ile Rusya’nın askeri münasebetlerinin uluslararası kurallara dayalı olduğunu kaydetti.
Sözcü, İran ve Rusya’nın savunma ve askeriye alanındaki ilişkilerinin iki ülkenin ortak çıkarları çerçevesinde olduğuna işaretle, İran ile Rusya’nın ilişkilerinin geniş yelpazeli ve çeşitli olduğunu, Amerikan ve bazı Avrupalı yetkililerin İran’ın askeri işbirliği hakkındaki sözlerinin, gerçek dayanağı olmadığı ve çıkarcı siyasi saikalara sahip olduğunu belirtti.
Yetkili ayrıca, İran ve Rusya’nın savunma ve askeriye işbirliğinin Ukrayna’daki askeri krizden öncelerine dayandığını, İran’ın Ukrayna savaşında kullanılmak için Rusya dahil hiçbir tarafa silah vermediğini ifade etti.
Sözcü, İran’ın Ukrayna savaşına son vermek için siyasi çözüme başvurma gerektiğine vurgu yaptığını bir kez daha hatırlatarak, çatışma taraflarından birine onlarca milyar dolar değerinde silah ihraç eden ülkelerin bu girişiminin savaşın son bulmasına katkı sağlamadığını söyledi.
Dışişleri Sözcüsü, İran, Rusya, Suriye ve Türkiye’nin üst düzey diplomatları arasındaki istişarelere de dikkat çekerek, dört ülke arasında normal toplantı ve oturumlar konusundaki istişare ve diplomatik temasların ciddi biçimde sürdüğünü ifade etti.
Yetkili sözlerinin devamında pek uzak sayılmayacak gelecekte Türkiye ve Suriye arasında ortak toplantının düzenleneceğini ve iki ülke arasında siyasi ilişkilerin yeniden başlayacağına iyimser baktıklarını söyledi.
Sözcü açıklamasının devamında, Azerbaycan Cumhuriyeti yetkilerinin bu ülkenin Tahran Büyükelçiliği’ne yönelik düzenlenen saldırı sonrasındaki yaklaşımlarının sansasyonel ve gayri profesyonel olduğunu, buna rağmen İran İslam Cumhuriyeti’nin b u olayın ebadını tüm detaylarıyla inceleyeceğini duyurduğunu hatırlattı. Sözcü, Azeri yetkililerin İran’ın iyi niyetine olumlu yanıt vermelerini temenni ettiklerini, hiçbir tarafın İran ve Azerbaycan milletleri arasındaki derin bağlar ve tarihi ilişkilerde sorun çıkaramayacağını vurguladı.
Nükleer anlaşma görüşmelerine de dikkat çeken Sözcü, ABD başta olmak üzere tüm tarafların ortak siyasi iradeye sahip olmadığı halinde anlaşma sağlanabileceğine işaretle, kendi yükümlülüklerini yerine getirmeyen ve tek taraflı ve yasadışı olarak anlaşmadan çekilen tarafın ABD olduğunu belirtti.
Sözcü, İran İslam Cumhuriyeti’nin hala müzakereye inandığına işaretle, ABD yönetiminin siyasi yaklaşımı ve İran ile ilgili icraatının bu ülkenin anlaşmaya yönelik şaşkın bir politikaya sahip olduğunu gösterdiğini ifade ederek, nükleer anlaşma ile ilgili İran İslam Cumhuriyeti’nin kırmızı çizgileri ve İran milletinin temel haklarının korunması gerektiğini ifade etti.
