Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü’nün 23’üncü Konferansı; Saddam Destekçilerinin İnsanlık Karşıtı Cinayetleri

Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü’nün 23’üncü yıllık konferansı 19 Kasım’da Hollanda’nın Lahey kentinde başladı.

Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü devletlerarası bir kurum olarak 1997 yılında, Uluslararası Kimyasal Silahların Yasaklanması Konvansiyon’unun uygulanması zorunlu olduğu döneme paralel olarak kuruldu. Hâlihazırda 190’ı aşkın ülke bu konvansiyona üyedir.

Her sene sekiz yıllık İran-Irak zorunlu savaşının birkaç kimyasal gazisi Irak Baas Rejiminin savaş cinayeti işlediğine dair kanıtlar ve tanıklar kisveti ile bu konferansa katılırlar. İran kimyasal gazileri bu konferansın kulisinde resim, poster, film ve röportaj sergisi düzenleyerek, kimyasal silahlardan etkilenen yaralılar ve gazilerin mazlumiyetini gözler önüne sermeye çalışırlar.

Sekiz yıllık İran-Irak savaşında 60 bini aşkın insan kimyasal silahların kurbanı olmuştur. Binlerce kişi hardal gazı ile zehirlenmesinden ortaya çıkan hastalıklara yakalanmış ve birçoğu da görme yetisini tedricen kaybetmiştir. Bu olayın en acı ve en üzüntü veren yanı ise İran’ın Batısında bulunan Serdeşt şehrinin ve ayrıca Irak Kürt bölgesinde bulunan Halepçe şehrinin kimyasal bombalara maruz kalmasıdır. Irak Baas Rejimi kimyasal saldırılarına ilk olarak Ocak 1981’de başladı. Sekiz yıllık zorunlu savaşın bitmesine dek Iraklı güçler 3500 kereden fazla İran şehirleri, sınır bölgeleri ve savaş cephelerini hedef aldı.

Siyasi analist ve aynı zamanda üniversite profesörü Siyamek Bâkırî bu konu ile ilgili şöyle bir değerlendirmede bulunmaktadır:” Ölümcül kimyasal silahları ilk kullananlar Batılı devletler olmuştur. İşte kimyasal silahları ihraç eden ilk ülkeler de Batılı devletleri ve ülkeleri olmuştur. Nitekim İran-Irak savaşı döneminde Irak Baas Rejimi kimyasal silahlarını 150 Amerikan, Alman ve İngiliz şirketinden tedarik ediyordu. ”

Bu bakımdan Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütünün yıllık konferansı, geçmişi bir daha gözden geçirmek için iyi bir fırsat sayılır. Bu konferansın gerçekleştiği sırada fotoğraf, film, belgeseller fuarı ve sanatsal gösterilerin düzenlenmesi ile Irak Baas Rejimi Diktatörü Saddam’a Batı devletleri tarafından hediye edilen kimyasal silahların kurbanı olan insanların vücutlarında ve ruhlarındaki kederi ve hüznün sergilenmesi dikkat çekici bir girişimdir.

Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü-OPCW- 2015 yılındaki ödülünün sahibi Britanyalı Profesör Alastair Hay bu konuda şöyle bir değerlendirme yapmıştır:” Gazilerin bu konferansa katılması hayret vericidir. İranlı sanatkarlar öyle bir hikayeler anlatıyorlar ki kimyasal silahlara maruz kalanları tehdit eden tehlikeleri çok iyi şekilde anlamak mümkün. Şimdi ise önemli olan mesele uluslararası toplumun kimyasal silahların insanları ne hallere düşüreceğinin farkına varmasıdır. ”

Kitle imha silahlarının kullanımı ve üretiminin durdurulması ve yasaklanmasına dair anlaşmaların imzalanmasına rağmen Amerika gibi ülkeler hala bu konvansiyonlara ve anlaşmalara bağlı davranmıyorlar ve bu bağımlılıkların altından kaçarak bu konvansiyonları da tehlikeye sokuyorlar.

İran İslam Cumhuriyeti kimyasal silahların en büyük kurbanlarından biri olarak atom silahlarına da ciddi bir şekilde karşı çıkmış ve dünyadaki son atom bombası ve kimyasal bombanın kalmasına dek bu kabusun bitmeyeceğini bildirmiştir.

↑
Mobil sürümden çık