Filistin İslamî Direniş Hareketi (Hamas)’ın askerî kanadı durumundaki İzzettin Kassam Birlikleri sabahleyin bir mücahit grubunun siyonist işgal güçlerinin Sofa askerî üssüne yerin altına kazılan tünelin kullanılması suretiyle askerî hattın arkasına geçerek işgalcilerin üzerine ani baskın düzenlemek suretiyle başarılı bir eylem gerçekleştirdiğini, eylem noktasını tespit eden işgal güçlerinin havadan saldırı düzenlediklerini ama mücahitlerin aynı tüneli kullanarak sağ salim geri döndüklerini açıklamıştı.
İşgal güçleri başlangıçta böyle bir eylemin kesinlikle olmadığını Hamas’ın uydurması olduğunu iddia ettiler. Fakat askerî yetkililerin ağızlarından eylemi tamamen yalanlayan açıklamaların sarf edildiği sırada siyonist medya eylemi gerçekleştiren 13 Filistinliden sekizinin İsrail askerleri tarafından öldürüldüğünü 5’inin ise kaçmayı başardığını iddia eden, dolayısıyla eylemi doğrulayan bir yalan haber yayınlama ihtiyacı duyuyordu.
İşin gerçeğinde haberin eylemi teyit eden yönü doğru ama sekiz mücahidin şehit edildiği iddiası yalandı. Çünkü çok geçmeden eylemin video görüntüleri de yayınlandı ve işgal rejiminin askeri kayıplarının gizli tutulması kararına rağmen Sofa eyleminin videosu siyonist medya organlarına da ister istemez yansıdı.
Aradan fazla zaman geçmeden işgal medyasında olayla ilgili bir başka önemli haber yayınlandı. O da eylemde kullanılan tünelin tespit edilerek tasfiye çalışması başlatılması üzerine tünele yerleştirilen bir bombanın patlaması sonucu işgal askerlerinden birinin yaralandığı bilgisiydi.
İşgal güçlerinin askerî kayıplarını gizli tutmaları sebebiyle mücahitlerin baskınlarının kendilerine ne kadar zarar verdiği hakkında ayrıntılı bilgiye ulaşılamasa da bu eylemin Gazze etrafına konuşlandırılan askerî güçlerde ciddi bir psikolojik sarsıntıya neden olduğu kesin. Zaten işgal rejiminin yorumcuları da gerçekleri gizlemelerine rağmen bu eylemin işgal askerleri üzerinde oluşturacağı psikolojik tesir ve moral çöküş konusunu tartışma zorunluluğu duyuyorlar.
Çünkü mücahitlerin Gazze’nin sınır boyunda işgalcileri tehdit eder nitelikte ne kadar tünel kazdıkları bilinmiyor ve işgalcilerin elinde bu tünellerin bir haritası da yok. Dolayısıyla tehlike artık işgalcilerin sadece tepelerinden gelmeyecek. Aynı zamanda ayaklarının altından da çıkacak. Üstelik tepelerinden gelen tehlike harekete geçtiği anda tespit edilerek sirenler çalıyor ve işgalci askerler çil tavukları gibi etrafa yayılarak tankların ve zırhlı araçların altına girip canlarını koruma amaçlı tedbirler alabiliyorlar. Ayaklarından altındaki tehlikenin ne zaman ve nerede karşılarına çıkacağını hiç bilmediklerinden kendilerini sürekli canlı mayın tarlasında yürüyormuş gibi hissedecek ve her an ölüm korkusuyla yaşayacaklar.
Siyonist işgal güçlerini kara operasyonu başlatma konusunda tereddüde yönelten en önemli etken de bu tünellerdi. Fakat işgalciler bu tünellerin Gazze sınırını geçmeleri halinde karşılarına çıkabileceğini düşündüklerinden, 1948’de işgal edilmiş bölgede kaldıkça kendilerini bu konuda emin hissedebileceklerini sanıyorlardı. Sofa eyleminden sonra tehlikenin aslında ayaklarının altına kadar uzandığını gördüler.
