{"id":1717,"date":"2010-01-01T20:24:09","date_gmt":"2010-01-01T18:24:09","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1717"},"modified":"2010-01-01T20:24:09","modified_gmt":"2010-01-01T18:24:09","slug":"114-nas-tefsiri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/114-nas-tefsiri\/","title":{"rendered":"114-NAS SURES\u0130 HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130"},"content":{"rendered":"<p>114-NAS:<\/p>\n<p>\u0130nsanlar\u0131n Rabbine. B\u00fct\u00fcn insanlar\u0131n kendilerine ve i\u015flerine sahip, terbiye edici sahibine, yani halk ve emriyle insanlar yaratan ve sanat ve kudretiyle o \u011f\u00e2s\u0131k, kara topraktan o duygusuz, karanl\u0131k maddeden tan gibi parlayan duygulu insanlar yeti\u015ftiren, onlara yaramaz \u015feyleri at\u0131p yarar \u015feyleri s\u00fcze s\u00fcze ak\u0131tarak l\u00fctuf ve terbiyesiyle tav\u0131rdan tav\u0131ra, halden h\u00e2le kem\u00e2le erdirerek b\u00fcy\u00fcte b\u00fcy\u00fcte ak\u0131l ve iz&#8217;an verip insanl\u0131k gereklerini, insanl\u0131k vazifelerini duyurarak b\u00fct\u00fcn yarat\u0131klar i\u00e7inde se\u00e7 k in bir halde kendi cinsiyle birlikte, toplum h\u00e2linde ya\u015fayacak h\u00e2le getiren ve getirmekte bulunan ve bu \u015fekilde onlara terbiye fikriyle rububiyet anlay\u0131\u015f\u0131n\u0131 \u00f6\u011freterek kendi varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 sezdirip hak ve hay\u0131r u\u011frunda \u00e7al\u0131\u015fmak yolunu g\u00f6steren Mevl\u00e2s\u0131na,<\/p>\n<p>2. O insanlar\u0131n meliki (h\u00fck\u00fcmdar\u0131)ne. Yani o terbiye ile yeti\u015ftirilen, ak\u0131l melekeleri, insanl\u0131k g\u00fc\u00e7leri geli\u015fmeye ba\u015flayan, insanlar\u0131n hepsini h\u00fckm\u00fc alt\u0131nda tutarak b\u00fct\u00fcn melekelerini ve g\u00fc\u00e7lerini hay\u0131r nizam ile olgunluklar\u0131n\u0131n gayesine do\u011fru faaliyete sev k etmek \u00fczere mertebelerine, ilim ve hikmetinin gere\u011fine g\u00f6re emir ve yasak ile idare eden h\u00fck\u00fcmdar\u0131na, daha a\u00e7\u0131k\u00e7as\u0131 nisb\u00ee m\u00e2n\u00e2 ile Rab ve melik de\u011fil, &#8220;M\u00fclk\u00fcn sahibi, sen diledi\u011fine m\u00fclk\u00fc verirsin, diledi\u011finden m\u00fclk\u00fc al\u0131rs\u0131n, diledi\u011fini y\u00fckseltirsin, d iledi\u011fini al\u00e7alt\u0131rs\u0131n. Hay\u0131r senin elindedir.&#8221; (\u00c2l-i \u0130mr\u00e2n, 3\/26) \u00e2yetinin mefhumunca diledi\u011fine m\u00fclk verip \u015fah yapan, diledi\u011fini de padi\u015fah iken indirip atan, diledi\u011fini aziz, diledi\u011fini zelil etmek kudretine h\u00e2iz olan devaml\u0131 m\u00fclk ile tam Rab&#8217;l\u0131k kendis i ne mahsus bulunan melikler meliki, padi\u015fahlar padi\u015fah\u0131,<\/p>\n<p>h\u00fck\u00fcmdarlar h\u00fck\u00fcmdar\u0131na,<\/p>\n<p>3. yani \u0130nsanlar\u0131n il\u00e2h\u0131na, o insanlar\u0131n hak mabuduna, yani akl\u0131, melekeleri tamamlanm\u0131\u015f, hakk\u0131 haks\u0131zdan, hakikati hay\u00e2lden, g\u00fczeli \u00e7irkinden, hayr\u0131 \u015ferden, b\u00e2k\u00ee zevki f\u00e2n\u00ee zevkten, kastedilen gayeyi vas\u0131tadan, nank\u00f6rl\u00fc\u011f\u00fc \u015f\u00fck\u00fcrden fark ve ay\u0131rdedecek vicdanlar\u0131 hak bilgi ile ayd\u0131nlanm\u0131\u015f, bulunduklar\u0131 \u00e2lemin ve kendi nefislerinin mahiyetini \u00f6\u011frenmi\u015f, varl\u0131klar\u0131n\u0131n hikmetini, nereden gelip nereye gittiklerini, b\u00fct\u00fcn cihan\u0131 n zevkinden, bu k\u00e2r ve zarar kavgas\u0131ndan kazanc\u0131n ne oldu\u011funu, o sevgilerin, sayg\u0131lar\u0131n, o \u00fcmitlerin, arzular\u0131n, o h\u00e2cetlerin dileklerin nereye ba\u011flanaca\u011f\u0131n\u0131, g\u00fclen y\u00fczlerin neye g\u00fcld\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc, d\u00f6k\u00fclen dillerin neye d\u00f6k\u00fcld\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc, a\u011flayan g\u00f6zlerin neye a\u011flad\u0131\u011f\u0131n\u0131, \u00e7\u0131rp\u0131nan kalplerin ne ile tatmin edilece\u011fini; bundan dolay\u0131 nelerden ka\u00e7\u0131n\u0131p nelere ko\u015fmak, neye g\u00f6n\u00fcl verip neye dayanmak, neye s\u0131\u011f\u0131nmak, neye tapmak laz\u0131m geldi\u011fini anlam\u0131\u015f; v\u00fccudda tecelli eden, z\u00e2hir (a\u00e7\u0131ktan) ve b\u00e2t\u0131n (gizli olan g\u00f6r\u00fcnmeyen)dan vic d anlar\u0131 saran, gayba ve \u015fuh\u00fbd (g\u00f6r\u00fcnen)a h\u00e2kim olan Hakk&#8217;\u0131n cem\u00e2lindeki cel\u00e2lin, cel\u00e2lindeki cem\u00e2lin ebed\u00ee zevkini duyarak her i\u015finde ihl\u00e2s ve ihsan ile ona y\u00fcz tutmu\u015f, u\u011frunda can vermeyi can\u0131na minnet bilerek h\u00fck\u00fcm ve r\u0131zas\u0131na kendini teslim etmi\u015f sel\u00eem k alp sahibi ergin insanlar\u0131n, maksatlar\u0131na gaye edinerek ib\u00e2det edegeldikleri, ak\u0131ll\u0131 ve re\u015fit olmu\u015f b\u00fct\u00fcn insanlar\u0131n, kurtulmalar\u0131 i\u00e7in im\u00e2n ve ib\u00e2det ile sorumlu bulunduklar\u0131 hak Tanr\u0131&#8217;ya, h\u00e2s\u0131l\u0131; yaratma ve emir, var etme ve yok etme, ya\u015fatma ve \u00f6ld\u00fcrme, sevap ve ceza ile b\u00fct\u00fcn tasarrufa tam kudret ve m\u00fckemmel bir ihtiya\u00e7s\u0131zl\u0131k ile cel\u00e2l ve ikramda tek olmay\u0131 gerektiren il\u00e2hl\u0131k ancak kendisinin hakk\u0131 olan o Ehad (tek), Samed olan Allah&#8217;a s\u0131\u011f\u0131n\u0131r\u0131m.<\/p>\n<p>&#8220;Rab&#8221; ismi, rabb\u00fc&#8217;d-d\u00e2r (ev sahibi), rabb\u00fc&#8217;l-m\u00e2l (ma l sahibi) gibi izafet (tamlama) ile kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman Allah&#8217;dan ba\u015fkas\u0131na da s\u00f6ylenebilir. &#8220;Melik&#8221; isminin de ondan daha \u00f6zel olmakla beraber Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131na s\u00f6ylendi\u011fi bilinmektedir. Fakat il\u00e2hl\u0131k asla \u015firk kabul etmedi\u011fi, &#8220;Allah&#8217;tan ba\u015fka il\u00e2h y o k.&#8221; oldu\u011fu i\u00e7in il\u00e2h ismi \u015fer&#8217;an ve hakikaten Allah&#8217;a mahsustur. \u015eu halde Rab daha genel, melik daha \u00f6zel, il\u00e2h daha da \u00f6zeldir. Burada ise maksad\u0131n, Allah Te\u00e2l\u00e2 oldu\u011funun iyice anla\u015f\u0131lmas\u0131 i\u00e7in Rabbi&#8217;n-n\u00e2s, Melik&#8217;in-n\u00e2s da \u0130l\u00e2hi&#8217;n-n\u00e2s ile bey\u00e2n buyurulm u \u015ftur. Ger\u00e7i bunlar\u0131n Rabbe s\u0131fat veya bedel olmas\u0131 da caiz g\u00f6r\u00fclebilirse de Zemah\u015fer\u00ee ve di\u011fer kritik\u00e7iler bey\u00e2n atf\u0131 olmalar\u0131n\u0131 tercih etmi\u015flerdir. Fakat burada \u00f6nce \u015funu d\u00fc\u015f\u00fcnmek gerekir: Allah Te\u00e2l\u00e2 yaln\u0131z insanlar\u0131n de\u011fil, her \u015feyin Rabbi ve b\u00fct\u00fcn \u00e2le m onun Rabl\u0131\u011f\u0131, Melikli\u011fi, \u0130l\u00e2hl\u0131\u011f\u0131 nizam\u0131 alt\u0131nda dizili oldu\u011fu halde burada ni\u00e7in &#8220;Rab&#8221; ismi \u00f6nce insanlara<\/p>\n<p>izafetle tahsis buyurulup da sonra &#8220;\u0130nsanlar\u0131n h\u00fck\u00fcmdar\u0131, insanlar\u0131n il\u00e2h\u0131&#8221; diye a\u00e7\u0131klamaya l\u00fczum g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015f ve ni\u00e7in (n\u00e2s) \u00fc\u00e7 defa tekrar edilmi\u015f tir? Bunun n\u00fcktesi:<\/p>\n<p>1- Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n ini\u015f hikmeti insanlar\u0131n terbiyesi, insanlar\u0131 do\u011fru yola hid\u00e2yet ve ir\u015fad oldu\u011fu i\u00e7in bunu ba\u015f\u0131nda oldu\u011fu gibi sonunda da bilhassa hat\u0131rlatmak ile insan r\u00fbhunun terbiyesine Allah&#8217;\u0131n yard\u0131m\u0131n\u0131n artmas\u0131 hususunu anlatmak ve bu \u015fekilde Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n sonundan ba\u015f\u0131na d\u00f6n\u00fcp bakt\u0131rmakt\u0131r. &#8220;S\u0131\u011f\u0131n\u0131r\u0131m de!&#8221; emirleri Fatiha S\u00fbresi&#8217;nin &#8220;Bize do\u011fru yolu g\u00f6ster.&#8221; (Fatiha, 1\/6) du\u00e2s\u0131na son cevap olarak do\u011frudan do\u011fruya bir s\u0131\u011f\u0131nd\u0131rma ve koruma ir\u015f\u00e2d\u0131 oldu\u011fu i\u00e7in Bakara S\u00fbresi&#8217;nin ba \u015f \u0131ndaki &#8220;M\u00fcttak\u00eeler (Allah&#8217;tan gere\u011fince korkanlar) i\u00e7in yol g\u00f6stericidir.&#8221; (Bakara, 2\/2) \u00e2yetinin m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131n bir \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fc oldu\u011fu gibi, &#8220;\u0130nsanlar\u0131n Rabbi&#8221; buyurulmas\u0131 &#8220;Ey insanlar, sizi ve sizden \u00f6ncekileri yaratan Rabbinize kulluk edin ki, (Allah&#8217;\u0131n aza b \u0131ndan) korunas\u0131n\u0131z.&#8221; (Bakara, 2\/21) hitab\u0131n\u0131 hat\u0131rlatarak sonu ba\u015fa ba\u011flam\u0131\u015ft\u0131r. Hatim indirmede ba\u015fa d\u00f6n\u00fclerek &#8220;h\u00e2ll-i m\u00fcrtehil&#8221; yap\u0131lmas\u0131 da bu n\u00fckte ile uyumludur.<\/p>\n<p>2- Ebu&#8217;s-Suud&#8217;un bey\u00e2n etti\u011fi \u00fczere bunda &#8220;i\u00e2zeye \u015f\u00e2y\u00e2n bir isti\u00e2ze minh\u00e2c\u0131na&#8221; yani korumaya l\u00e2y\u0131k bir s\u0131\u011f\u0131n\u0131\u015f yoluna ir\u015f\u00e2d vard\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc Rabbine s\u0131\u011f\u0131nan\u0131n, fertlerinden bir fert bulundu\u011fu insan cinsi i\u00e7inde terbiyesi, k\u00f6leli\u011fi, kullu\u011fu ile Rabbine intisab edi\u015fi ve tevess\u00fcl\u00fc, rahmet ve ac\u0131man\u0131n artmas\u0131n\u0131n sebeplerindendir. Ve Allah T e \u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n bunu b\u00f6yle emir buyurmas\u0131 bu \u015fekilde korumaya kesin vaadde bulundu\u011funa del\u00e2let eden kerem delillerindendir. Bir de burada s\u0131\u011f\u0131n\u0131lan \u015fer, \u00f6zellikle nizamlara d\u00fc\u015fmanl\u0131\u011f\u0131 ile bilinen \u015feytan\u0131n \u015ferridir. Bundan korunmak i\u00e7in insanlar\u0131n ona kar\u015f\u0131 Allah&#8217;\u0131n terbiyesi alt\u0131nda, h\u00fck\u00fcmranl\u0131\u011f\u0131 i\u00e7inde, kulluk saf\u0131nda dizilmelerini Kur&#8217;\u00e2n&#8217;la savunmakt\u0131r. &#8220;Benim halis kullar\u0131m \u00fczerinde senin saltanat\u0131n yoktur.&#8221; (H\u0131cr, 15\/42) y\u00fcksek s\u00f6z\u00fcn\u00fcn m\u00e2n\u00e2s\u0131 \u00fczere \u015feytan\u0131n n\u00fcf\u00fbz ve sald\u0131r\u0131s\u0131ndan korunacaklar\u0131na bir i\u015faret d e vard\u0131r. Bir insan ferdinin b\u00f6yle &#8220;\u0130nsanlar\u0131n Rabbine, insanlar\u0131n h\u00fck\u00fcmdar\u0131na, insanlar\u0131n il\u00e2h\u0131na s\u0131\u011f\u0131n\u0131r\u0131m.&#8221; diye mertebeden mertebeye en geli\u015fmi\u015f toplum nizam\u0131 i\u00e7inde s\u0131\u011f\u0131nmas\u0131, &#8220;Ey Rabbim, ey h\u00fck\u00fcmdar\u0131m, ey il\u00e2h\u0131m, beni terbiye edip yeti\u015ftiren sen, benim b\u00fct\u00fcn varl\u0131\u011f\u0131m\u0131 veren ve b\u00fct\u00fcn muradlar\u0131m\u0131 verecek olan, kendisine en y\u00fcksek sevgi ve sayg\u0131 ile ibadet ve kulluk etmek borcum ve en \u00fcst\u00fcn g\u00f6revim bulunan mabudum, tanr\u0131m, tek s\u0131\u011f\u0131naca\u011f\u0131m, penah\u0131m sensin, ben ancak sana s\u0131\u011f\u0131n\u0131r\u0131m ve s\u0131\u011f\u0131n\u0131yorum.&#8221; dem e k m\u00e2n\u00e2s\u0131nda olmakla beraber, \u00f6yle demekten daha bel\u00e2gatl\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc<\/p>\n<p>insanl\u0131k mertebelerinin en y\u00fcksek saff\u0131 bulunan il\u00e2h\u00eeler saff\u0131nda, ehlullah (Allah ehli) cemaati i\u00e7inde bir mevki alacak \u015fekilde korunmak \u00fczere Rabl\u0131\u011f\u0131n en y\u00fcksek ve en k\u00fcll\u00ee (genel) tecellisi demek olan il\u00e2hl\u0131k h\u00fck\u00fcm ve yard\u0131m\u0131na toptan s\u0131\u011f\u0131nmak hem kudret ve rahmetin kapsam\u0131n\u0131 itiraf ile hamd ve sen\u00e2n\u0131n y\u00fcksekli\u011fi, hem de cimrilikten, kendini be\u011fenmi\u015flikten sak\u0131narak hemcinslerine eri\u015fmi\u015f olan nimetleri kendine eri\u015fmi\u015f sayacak kadar \u015f\u00fckr a n hissi ile hay\u0131rl\u0131 olmay\u0131 i\u00e7ermek itibar\u0131yla elbette ferd\u00ee olarak s\u0131\u011f\u0131nmaktan daha bel\u00e2\u011fatl\u0131d\u0131r. Onun i\u00e7in cemaatle olan ib\u00e2det ve du\u00e2n\u0131n fazileti daha y\u00fcksektir. Beyd\u00e2v\u00ee gibi baz\u0131 tefsirciler &#8220;\u0130nsanlar\u0131n Rabbi&#8221; diye tahsis etmenin n\u00fcktesi, burada s\u0131\u011f\u0131n\u0131lan vesvese \u015ferrinin insan ruhlar\u0131na mahsus bir \u015fer oldu\u011funu s\u00f6ylemekle yetinmi\u015flerse de yeterli de\u011fildir.<\/p>\n<p>&#8220;N\u00e2s&#8221; kelimesinin tekrar edilip de &#8220;Onlar\u0131n h\u00fck\u00fcmd\u00e2r\u0131 ve onlar\u0131n il\u00e2h\u0131&#8221; diye zamir ile yetinilmemesinin sebebine gelince: Ke\u015f\u015f\u00e2f sahibi bunun beyan atf\u0131 olmas\u0131n\u0131n gere\u011fine yorarak demi\u015ftir ki: &#8220;\u00c7\u00fcnk\u00fc beyan atf\u0131, beyan i\u00e7indir. \u015eu halde gizleme (zamir getirme) de\u011fil, a\u00e7\u0131k isim getirme yeri olmu\u015ftur.&#8221; Raz\u00ee bununla beraber bir de, \u015f\u00f6yle der: &#8220;Bu tekrar, insanlar\u0131n \u015ferefini art\u0131rmay\u0131 gerektirir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah Te\u00e2l\u00e2 kendisini insanlar\u0131n Rabbi, insanlar\u0131n Meliki, insanlar\u0131n il\u00e2h\u0131 olmas\u0131yla tan\u0131t\u0131yor demektir. E\u011fer insanlar yarat\u0131lm\u0131\u015flar\u0131n en \u015fereflisi olmasayd\u0131, elbette kitab\u0131n\u0131n bitiminde kendisini insanlar\u0131n Rabbi, Meliki ve \u0130l\u00e2h\u0131 diye tarif etmez, kitab\u0131n\u0131 bu tarif ile bitirmezdi.&#8221;<\/p>\n<p>Bu a\u00e7\u0131klamaya g\u00f6re (en-N\u00e2s), \u00fc\u00e7\u00fcnde de ayn\u0131 m\u00e2n\u00e2da olarak s\u0131rf beyan ve takrir ile insanl\u0131\u011f\u0131n \u015ferefini art\u0131rmak i\u00e7in tekrar olunmu\u015ftur, demek olur ki, Ebu&#8217;s-Suud da bunu tercih etmi\u015ftir. Al\u00fbs\u00ee de: &#8220;Bir \u015feyin marife (belirli) olarak tekrar edilmesi halinde ikinci, evvelin ayn\u0131 olmas\u0131&#8221; \u00e7o\u011funluk k\u00e2idesinden dolay\u0131 bunu tercih etmi\u015f ise de, f\u00e2s\u0131lan\u0131n f\u00e2s\u0131las\u0131z olarak aynen tekrar\u0131 hil\u00e2f\u0131 (tersi) a\u00e7\u0131k olma ve bey\u00e2n atf\u0131 da n\u00e2sa de\u011fil, Rabb&#8217;e ait bulunmak hasebiyle her birinde muzafun ileyhin muzafa (tamlayan\u0131n tamlanana) g\u00f6re ba\u015fkaca bir m\u00e2n\u00e2 beyan etmi\u015f olmas\u0131 daha do\u011fru ve daha faydal\u0131d\u0131r. An\u0131lan kaidenin \u00e7o\u011funlu\u011fu da tersine karine (ip ucu) bulunmamakla kay\u0131tl\u0131 oldu\u011fu malumdur. Onun i\u00e7in bunu daha \u00e7ok uzatanlar bur a da tekrar olmay\u0131p, bu n\u00fcktelerden ba\u015fka bir de insan nefislerinin derecelerine ve y\u00fckselmedeki mertebelerine bir tenbih dahi oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir.<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc Sina ve baz\u0131 \u00e2rifler demi\u015flerdir ki: Zira insan nefsi as\u0131l f\u0131trat\u0131nda Allah&#8217;\u0131 bilmek ve Allah&#8217;\u0131 sevmekle s\u00fcslenmeye k\u00e2biliyetlidir, fakat ilk \u00f6nceleri bu bilgilerden bo\u015f olur. Nitekim &#8220;Allah sizi annelerinizin karn\u0131ndan \u00e7\u0131kard\u0131\u011f\u0131 zaman hi\u00e7bir \u015fey bilmiyordunuz.&#8221; (Nahl, 16\/78) buyurulmu\u015ftur. Buna madd\u00ee ak\u0131l (akl-\u0131 hey\u00fbl\u00e2\u00ee) mertebesi denilir. Sonr a ikinci mertebede onda evveliyy\u00e2t (ba\u015flang\u0131\u00e7lar) ve bed\u00eehiyyat (apa\u00e7\u0131k \u015feyler) denilen ilk ilimler h\u00e2s\u0131l olur ki, bunlarla fikr\u00ee mechulleri aray\u0131p bilmeye ula\u015f\u0131l\u0131r. Buna, ak\u0131l bi&#8217;l-meleke (meleke ile ak\u0131l) mertebesi denilir. Sonra da i\u015fin sonunda o fikr\u00ee me\u00e7huller kuvveden fiile (his h\u00e2linden, i\u015f h\u00e2line) \u00e7\u0131kar\u0131l\u0131r ki, buna da ak\u0131l bi&#8217;l-fiil (fiil ile ak\u0131l) mertebesi denilir. \u0130\u015fte &#8220;\u0130nsanlar\u0131n Rabbine s\u0131\u011f\u0131n\u0131r\u0131m, de!&#8221;, insan\u00ee nefis mertebelerinden ilk mertebeye i\u015f\u00e2rettir ki, bu onun gerek bedih\u00ee (apa\u00e7\u0131k) v e gerek kesb\u00ee (\u00e7al\u0131\u015fmakla elde edilen) b\u00fct\u00fcn ilimlerden uzak bulundu\u011fu h\u00e2lidir. Nefis bu mertebede, onu terbiye edecek ve o apa\u00e7\u0131k bilgilerle s\u00fcsleyecek terbiyeciye muhta\u00e7t\u0131r. Sonra o apa\u00e7\u0131k bilgilerin meydana geldi\u011fi ikinci mertebede onlardan fikr\u00ee ilimle r e ge\u00e7me melekesi meydana gelir ki &#8220;\u0130nsanlar\u0131n h\u00fck\u00fcmdar\u0131&#8221; bu mertebeye i\u015faret eder. Sonra da \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc mertebede fikr\u00ee ilimlerin d\u00fc\u015f\u00fcnce ve tasar\u0131dan, fiile \u00e7\u0131kmas\u0131yla nefsin tam kem\u00e2li h\u00e2s\u0131l olur ki &#8220;\u0130nsanlar\u0131n il\u00e2h\u0131&#8221; da bu mertebeye i\u015faret eder. Deme k ki burada &#8220;n\u00e2s&#8221; kelimesinin \u00fc\u00e7 defa zikri, ayn\u0131 m\u00e2n\u00e2da tekrar olmay\u0131p, her birinde insana ait nefsin bir mertebesine i\u015faret olunarak Hak S\u00fcbh\u00e2nehu ve Te\u00e2l\u00e2 kendisini insanl\u0131\u011f\u0131n her mertebesinde tecelli eden h\u00fck\u00fcm ve tasarrufuna g\u00f6re birer isim ile isim v e rerek tan\u0131tm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Raz\u00ee, Fel\u00e2k S\u00fbresi&#8217;nde bunu nakletmekle beraber, burada bu fark\u0131 \u015f\u00f6yle \u00f6zetler: &#8220;Evvela Rabb&#8217;i zikr ile ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131r. O, tedbir ve \u0131slah ile tasarruf edendir. Bu ise Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n insana olan ilk nimetlerindendir. Ta onu terbiye ederek, yeti\u015ftirip ona ak\u0131l verinceye kadar ki, o zaman insan kendisinin kul ve Rabbinin melik oldu\u011funa delili anlar. Onun i\u00e7in ikincide &#8220;melik&#8221; zikredilmi\u015ftir. Sonra da ona ibadet gerek ve \u00fczerine vacip oldu\u011funu ve mab\u00fbdunun o ibadete lay\u0131k bulundu\u011funu anlay\u0131nca onun il\u00e2h oldu\u011funu tan\u0131r. Bir de kulun Rabbinden ilk tan\u0131d\u0131\u011f\u0131, O&#8217;nun, kat\u0131ndaki a\u00e7\u0131k ve gizli nimetlerden ihsan eden l\u00fctuf sahibi olmas\u0131d\u0131r. Bu Rabd\u0131r, sonra onun bu s\u0131fatlar\u0131na bilgiden, cel\u00e2letini ve halka muhta\u00e7 olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 marifete intik\u00e2l eder, o z aman onun h\u00fck\u00fcmdar oldu\u011funu bilir. \u00c7\u00fcnk\u00fc h\u00fck\u00fcmdar, ba\u015fkas\u0131 kendisine muhta\u00e7, kendisi ba\u015fkas\u0131ndan zengin oland\u0131r. Sonra kul O&#8217;nu b\u00f6yle tan\u0131y\u0131nca O&#8217;nun y\u00fckseklik ve y\u00fccelikte vasfedenlerin<\/p>\n<p>vasf\u0131 \u00fczerinde bulundu\u011funu ve O&#8217;nun y\u00fckseklik ve azametinde ak\u0131llar\u0131n \u015fa\u015fk\u0131n ve hayrette kald\u0131\u011f\u0131n\u0131 anlar. Ve o zaman O&#8217;nu tap\u0131lacak tek il\u00e2h olarak tan\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>Beyd\u00e2v\u00ee de bunu \u015f\u00f6yle ifade etmi\u015ftir: Bu y\u00fcksek naz\u0131mda o Rabb&#8217;in s\u0131\u011f\u0131nmaya lay\u0131k, s\u0131\u011f\u0131nd\u0131rmaya k\u00e2dir ve O&#8217;na kar\u015f\u0131 koyman\u0131n m\u00fcmk\u00fcn olmad\u0131\u011f\u0131na del\u00e2let etmekle beraber, yarat\u0131c\u0131s\u0131n\u0131 tan\u0131mak i\u00e7in y\u00f6nelen d\u00fc\u015f\u00fcnce ehlinin mertebelerine de i\u015faret vard\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc o, ilk bak\u0131\u015fta kendi \u00fczerinde g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc a\u00e7\u0131k ve gizli nimetlerden, kendisinin bir Rabbi oldu\u011funu bilir. Sonra bak\u0131\u015fta derinle\u015fir, nihayet ger\u00e7ekle\u015fir ki, o Hak Te\u00e2l\u00e2 he r\u015feyden zengin ve her \u015feyin zat\u0131 O&#8217;nun ve emrinin masraflar\u0131 O&#8217;ndand\u0131r, O hak h\u00fck\u00fcmdard\u0131r. Sonra bununla istidl\u00e2l eder ki, ibadete lay\u0131k olan ancak O&#8217;dur, ba\u015fka yoktur. Bir de bunda s\u0131fat\u0131n ihtilaf\u0131n\u0131, zat\u0131n ihtil\u00e2f\u0131 yerine indirmekle al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015f isti\u00e2ze vecihlerinin hepsi toplanm\u0131\u015f olur. Yani \u00e2det, m\u00fchim bir belaya du\u00e7\u00e2r olan kimse i\u015fini \u00f6nce ana-babas\u0131 gibi ulusuna ve terbiyecisine sunar, onlar\u0131n defetmeye g\u00fc\u00e7leri yetmezse h\u00fck\u00fcmdar\u0131na, sultan\u0131na \u00e7\u0131kar\u0131r. O da derdini gideremezse onu h\u00fck\u00fcmdarlar\u0131n h\u00fck\u00fcmd a r\u0131 ve her \u015fikayet ve s\u0131\u011f\u0131nman\u0131n son mercii olan Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya \u015fikayet eder. Bu \u00e2det \u00fczere burada Allah&#8217;a hem Rabl\u0131k s\u0131fat\u0131yla, hem meliklik s\u0131fat\u0131yla, hem il\u00e2hl\u0131k s\u0131fat\u0131yla s\u0131\u011f\u0131nmak vecihleri toplanm\u0131\u015ft\u0131r ki, bunda s\u0131\u011f\u0131n\u0131lan \u00e2fetin b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcne de i\u015f\u00e2ret va r d\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>Baz\u0131lar\u0131 tekrar olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 anlatmak i\u00e7in daha sade olarak \u015f\u00f6yle demi\u015flerdir: \u0130lk &#8220;n\u00e2s&#8221;, cenin ve \u00e7ocuklar gibi terbiyeye muhta\u00e7 olanlar; ikincisi siyasete muhta\u00e7 olan gen\u00e7ler ve orta ya\u015fl\u0131lar; \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc s\u0131rf Allah&#8217;a y\u00f6nelmi\u015f olan ib\u00e2det ediciler ve yetkinlerdir.<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki \u00fc\u00e7 &#8220;n\u00e2s&#8221; aras\u0131nda bu g\u00f6sterilen farklar\u0131n hepsi de m\u00fchim ve dikkate \u015f\u00e2y\u00e2nd\u0131r. Baz\u0131s\u0131 daha felsef\u00ee, baz\u0131s\u0131 daha edeb\u00ee, baz\u0131s\u0131 da sade olmakla beraber hepsi de birbirine yak\u0131nd\u0131r. Dil nokta-i nazar\u0131ndan bunlar\u0131n karinesi (ip ucu) de muzaf olan Rab, Melik ve \u0130l\u00e2h isimlerinin mefhum ve ili\u015fi\u011fi olanlardaki umum ve husus fark\u0131d\u0131r. Rab ismi terbiyeden oldu\u011fu, terbiye hakk\u0131 da sahip olmaya dayand\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in ak\u0131l sahibi olanlar\u0131 da olmayanlar\u0131 da ilgilendirdi\u011fi i\u00e7in daha geneldir. B u karine (ipucu) ile &#8220;insanlar\u0131n Rabbi&#8221;nde &#8220;&#8216;n\u00e2s&#8221;\u0131n ak\u0131ll\u0131, ak\u0131ls\u0131z b\u00fct\u00fcn insan cinsini i\u00e7ine almas\u0131 gerekir. &#8220;Melik&#8221; ismi ise &#8220;m\u00eem&#8221;in \u00f6tresiyle m\u00fclk veya melek\u00fbttan oldu\u011fu, bu da &#8220;m\u00eem&#8221;in esresiyle &#8220;milk&#8221;ten daha \u00f6zel olarak ak\u0131ll\u0131lar\u0131n t\u00fcm\u00fc \u00fczerinde siy \u00e2 set ile tedbir ve i\u015flerin idaresi<\/p>\n<p>m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan geldi\u011fi, &#8220;melek\u00fbt&#8221; da bunun m\u00fcbal\u00e2\u011fas\u0131 bulundu\u011fu i\u00e7in &#8220;melik&#8221;, &#8220;rab&#8221;dan daha \u00f6zeldir. Nitekim Rag\u0131b der ki: &#8220;Mim&#8221;in \u00f6tresiyle m\u00fclk, toplum \u00fczerinde emir ve yasak ile tasarruftur ve ak\u0131ll\u0131lar \u00fczerinde siyasete tahsis edilmi\u015ftir. Onun i\u00e7in &#8220;\u0130nsanlar\u0131n h\u00fck\u00fcmdar\u0131&#8221; denilir de, &#8220;Varl\u0131klar\u0131n h\u00fck\u00fcmdar\u0131&#8221; denilmez. \u015eu halde &#8220;melik&#8217;in-n\u00e2s&#8221;daki &#8220;n\u00e2s&#8221; b\u00fct\u00fcn insan cinsi i\u00e7inden akl\u0131 eren insanlar olmas\u0131 laz\u0131m gelir. En derin sevgi, en y\u00fcksek h\u00fcrmet ile ibadete l\u00e2y\u0131k olm a y\u0131 ifade eden il\u00e2hl\u0131k, hak tanr\u0131l\u0131k ise en m\u00fckemmel s\u0131fat oldu\u011fundan bunun muzaf oldu\u011fu \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc &#8220;n\u00e2s&#8221;\u0131n da ak\u0131l ve vicdan, iman ve iz&#8217;an, ahl\u00e2k ve irfan, insaf fikri, g\u00fczel amel gibi insanl\u0131k melekelerinde az \u00e7ok bir kem\u00e2l, bir erginlik, bir yetkinlik bulu n an insanlar olmas\u0131 akla gelir.<\/p>\n<p>\u015eu halde birinci &#8220;n\u00e2s&#8221;\u0131n, rabl\u0131k h\u00fckm\u00fcnce hepsinden daha genel olarak hen\u00fcz ilk terbiyeye muhta\u00e7 ve akl\u00ee melekesi olu\u015fmam\u0131\u015f cenin ve \u00e7ocuklar gibiler de dahil olmak \u00fczere &#8220;isti\u011frak l\u00e2m\u0131&#8221; ile b\u00fct\u00fcn insan cinsini i\u00e7ine alm\u0131\u015f olmas\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r. Yani terbiye edilip yeti\u015ftirilmi\u015f, b\u00fcy\u00fct\u00fclm\u00fc\u015f insanlar da hari\u00e7 olmaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc meliklik ve il\u00e2hl\u0131k h\u00fckm\u00fcn\u00fc de i\u00e7ine alan Rabl\u0131k h\u00fckm\u00fc onlarda fiilen sabittir. Gerek ba\u015flang\u0131c\u0131nda, gerek sonunda hi\u00e7 bir insan ondan \u00e2zade ve ihtiya\u00e7s\u0131z de\u011fi l dir. \u015eu kadar ki bunda ilk mertebe de dahil bulundu\u011fundan y\u00fckselme mertebelerindeki fark\u0131 ortaya \u00e7\u0131karmak isteyenler, bilhassa onu anlatmay\u0131 m\u00fchim g\u00f6rm\u00fc\u015flerdir. Maksadlar\u0131 ilkel insanlara tahsis de\u011fildir. Ger\u00e7i &#8220;n\u00e2s&#8221; deyiminin bazan \u00e2di insanlar m\u00e2n\u00e2s\u0131na h akaret etmek i\u00e7in kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 da biliniyor ise de, bu m\u00e2n\u00e2 &#8220;n\u00e2s&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131ndaki genellikten do\u011fmu\u015f oldu\u011fu gibi Rab isminin izafeti de bir \u015feref ifade etti\u011finden dolay\u0131 burada hakaret etme kast\u0131na z\u0131t olaca\u011f\u0131ndan, bunun gere\u011fi olan genellemeyi \u00f6zelle\u015ftirmeye karine (ipucu) yoktur. &#8220;L\u00e2m&#8221;\u0131n isti\u011fraka yorulmas\u0131 laz\u0131m gelir. Yoksa Rabl\u0131\u011f\u0131, meliklik ve il\u00e2hl\u0131k ile bey\u00e2na vecih kalmaz, arada z\u0131tl\u0131k olurdu. Hatta tekrar\u0131 tercih edenler bundan dolay\u0131 tercih etmi\u015flerdir. Ancak atf-\u0131 bey\u00e2nda as\u0131l maksad m\u00e2n\u00e2y\u0131 beyan et m ek de\u011fil, tasdik olunan\u0131 ve m\u00fcsemm\u00e2 (isimlenen)y\u0131 bey\u00e2nd\u0131r. Ebu Hafs \u00d6mer, denildi\u011fi zaman, Ebu Hafs ile \u00d6mer aras\u0131nda bey\u00e2n, mefhumu de\u011fil, m\u00fcsemm\u00e2 (isimlenen)y\u0131 beyand\u0131r. Ve onun i\u00e7in Ebu Hayyan beyan atf\u0131nda me\u015fhur olan, s\u0131fat ile de\u011fil, camid isimle o l makt\u0131r, diye Ke\u015f\u015f\u00e2f&#8217;a ili\u015fmi\u015ftir. \u00c2l\u00fbs\u00ee de buradakilerin camid isim h\u00fckm\u00fcnde oldu\u011fu bey\u00e2niyle ona cevap vermi\u015ftir ki, maksad\u0131 isimleri burada vas\u0131fl\u0131k durumundan dolay\u0131 de\u011fil, Allah&#8217;\u0131n isimlerinden olmak \u00fczere s\u0131rf isim yerinde olarak bey\u00e2n atf\u0131 olduk l ar\u0131n\u0131 s\u00f6ylemek olacakt\u0131r. O halde ikinci &#8220;n\u00e2s&#8221;, birincinin<\/p>\n<p>b\u00fcsb\u00fct\u00fcn ayn\u0131 olmas\u0131 gerekmeyece\u011fi gibi, b\u00fcsb\u00fct\u00fcn ba\u015fka olmas\u0131 da gerekmez. \u015eu kadar ki burada kastedilen m\u00e2n\u00e2ya ge\u00e7mek i\u00e7in vas\u0131fl\u0131k m\u00e2n\u00e2s\u0131yla izafetin beyanda \u00e2leti d\u00fc\u015f\u00fcnmek gibi tasavvuruna ihtiya\u00e7 bulundu\u011fu da ink\u00e2r edilemez. \u015eu halde maksad &#8220;n\u00e2s&#8221;\u0131 bey\u00e2n de\u011fil, Rab mefhumunu da bey\u00e2n de\u011fil, Rabbin zat\u0131n\u0131 daha \u00f6zel olan s\u0131fat veya isimleriyle bey\u00e2n oldu\u011fundan dolay\u0131 her birinde &#8220;n\u00e2s&#8221;\u0131n ona g\u00f6re d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmesi daha a\u00e7\u0131k olur. Bu \u015fekilde ikinci &#8220;n\u00e2s&#8221; d a &#8220;l\u00e2m&#8221;\u0131 ahd ile \u00f6rf\u00ee isti\u011fraka yormaya bir karine (ipucu) bulunmu\u015f olaca\u011f\u0131ndan bu, birinciden daha \u00f6zel olarak terbiye olunan insanlar i\u00e7inden yeti\u015fmeye, akl\u00ee melekeleri ve insan\u00ee g\u00fc\u00e7leri geli\u015fmeye ba\u015flam\u0131\u015f, her birinde isteyerek gayret ve \u00e7al\u0131\u015fma yetkis i meydana gelmi\u015f, bundan dolay\u0131 hay\u0131r nizam\u0131n\u0131 bozacak \u015fekilde birbirleriyle \u00e7eki\u015fme ve toplanma yetene\u011fi y\u00fcz g\u00f6stermi\u015f olup da yarat\u0131l\u0131\u015flar\u0131n\u0131n hikmeti olan menfaatleri hak ve adalet dairesinde telif ve \u00e7eki\u015fmeleri ortadan kald\u0131rarak ve her biri ehliyet ve yetene\u011fine g\u00f6re gayret g\u00f6stermekle sorumlu tutularak toplum halinde yard\u0131mla\u015fmak \u00fczere ya\u015fayabilmeleri i\u00e7in siy\u00e2sete ve &#8220;bilfiil ak\u0131l&#8221; denilen fikir ve idr\u00e2k ile sevk ve id\u00e2re, muhafaza ve korumaya muhta\u00e7 b\u00fct\u00fcn ak\u0131ll\u0131, ergin insanlar toplumu olmak laz\u0131 m gelir ki, k\u00fc\u00e7\u00fck b\u00fcy\u00fck, gelmi\u015f, ge\u00e7mi\u015f ve gelecek b\u00fct\u00fcn insan cinsi \u00fczerinde Rabl\u0131\u011f\u0131 ge\u00e7erli olan tek Rab ve b\u00f6yle b\u00fct\u00fcn ak\u0131ll\u0131 ergin insanlar \u00fczerinde m\u00fclk\u00fc, melek\u00fbtu hakim ve d\u00e2im tek h\u00fck\u00fcmdar \u015f\u00fcphesiz ki ne insanlar i\u00e7inden, ne de yarat\u0131klardan birisi o lmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olmaz. Bu, en y\u00fcksek, en geli\u015fmi\u015f insanlar\u0131n ibadet ve ub\u00fbdiyet ile kullu\u011fu kendilerine en mukaddes g\u00f6rev bildikleri, muhabbet ve r\u0131zas\u0131n\u0131 en y\u00fcksek maksat edindikleri ve bu \u015fevk ile onun sevgili kul ve esirleri saf\u0131nda dizilmeyi canlar\u0131na mi n net sayd\u0131klar\u0131 tek mab\u00fbd, o, g\u00f6n\u00fclleri doyulmaz ebed\u00ee vuslat a\u015fk\u0131yla titreten, g\u00fczellik edenlerde daha y\u00fcksek g\u00fczellik ne\u015fesini uyand\u0131rarak her an kendisine do\u011fru s\u0131dk ve m\u00fccahede ile yakla\u015fma a\u015fk\u0131n\u0131 heyecanland\u0131ran, her temiz sevgide bir g\u00fczellik \u00e2n\u0131; ne f esleri t\u0131kayan, y\u00fcrekleri \u00e7atlatan, ak\u0131llar\u0131 deh\u015fete d\u00fc\u015f\u00fcren ve sersemle\u015ftiren her ac\u0131 korkuda bir cel\u00e2l cilvesi g\u00f6steren il\u00e2hl\u0131k saltanat\u0131 \u015feriksiz olarak kendisine mahsus bulunan Hak Te\u00e2l\u00e2 olabilir. Ve onun i\u00e7in &#8220;\u0130nsanlar\u0131n il\u00e2h\u0131&#8221; diye beyan buyuru l mu\u015ftur. O halde bu \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc &#8220;n\u00e2s&#8221; ak\u0131ll\u0131 insanlar i\u00e7inden peygamberler, s\u0131dd\u00eeklar, \u015fehidler, salihler ve Allah&#8217;\u0131n birli\u011fine iman edip de onlara uyan ve onlara arkada\u015f olmak, onlarla ha\u015frolunmak isteyen h\u00e2lis m\u00fcmin erkek ve kad\u0131nlar, m\u00fcsl\u00fcman erkek ve kad\u0131nl a r gibi k\u00e2mil insanlar, yani F\u00e2tiha S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;Kendilerine nimet verdi\u011fin, gazab edilmemi\u015f ve sapmam\u0131\u015flar\u0131n yoluna.&#8221; (F\u00e2tiha, 1\/6-7) ve Bakara S\u00fbresi&#8217;nin ba\u015f\u0131nda &#8220;Ahirete kesinlikle iman ederler. \u0130\u015fte onlar,<\/p>\n<p>Rablerinden bir hid\u00e2yet \u00fczeredirler ve umd uklar\u0131na erenler i\u015fte onlard\u0131r.&#8221; (Bakara, 2\/4-5) buyurulan insanlar olmas\u0131 gerekir. Hakikaten s\u0131\u011f\u0131nd\u0131r\u0131l\u0131p korunmalar\u0131 vaad olunanlar da bunlard\u0131r. Bununla beraber insanlar\u0131n Rabl\u0131k, m\u00fclk, il\u00e2hl\u0131k h\u00fck\u00fcmleri alt\u0131nda birer \u00e2yette \u00fc\u00e7 tav\u0131r ile tekrar etmesi &#8220;Allah&#8217;\u0131 nas\u0131l ink\u00e2r edersiniz ki, siz \u00f6l\u00fcler idiniz, sizi o diriltti, yine \u00f6ld\u00fcrecek, yine diriltecek, sonra O&#8217;na d\u00f6nd\u00fcr\u00fcleceksiniz.&#8221; (Bakara, 2\/28), &#8220;De ki: Allah sizi ya\u015fat\u0131yor, sonra sizi \u00f6ld\u00fcr\u00fcyor. Sonra sizi, k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcne topla(y\u0131p getir)ece k tir ki, onda \u015f\u00fcphe yoktur. Fakat insanlar\u0131n \u00e7o\u011fu bilmezler.&#8221; (C\u00e2siye, 45\/26) gibi \u00e2yetlerde hat\u0131rlat\u0131lan ya\u015fatma ve \u00f6ld\u00fcrme mertebeleri ile \u00e2hiret g\u00fcn\u00fc tav\u0131rlar\u0131n\u0131 da hat\u0131rlatmaktan h\u00e2li de\u011fildir. Bu bak\u0131mdan \u015f\u00f6yle demek olur: \u0130nsanlar \u00f6l\u00fcler iken, yani hayats\u0131z yer, cans\u0131z madde, \u00f6l\u00fc toprak iken onlar\u0131, Rabl\u0131k h\u00fckm\u00fcyle hayat verip insan yapan n\u00e2s\u0131n Rabb&#8217;ine, sonra o hayattaki insanlar\u0131 Melik&#8217;lik h\u00fckm\u00fcyle idare ederken siyaset edip \u00f6ld\u00fcren insanlar\u0131n h\u00fck\u00fcmdar\u0131na, sonra da o \u00f6ld\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc insanlar\u0131 il\u00e2hl\u0131k h\u00fckm \u00fc yle ebed\u00ee ahiret hayat\u0131yla yeniden diriltip toplayarak cezalar\u0131n\u0131 vermek \u00fczere il\u00e2h\u00ee huzuruna d\u00f6nd\u00fcrecek olan, yani kudreti bu kadar b\u00fcy\u00fck ve ak\u0131ll\u0131lar\u0131n hay\u0131rl\u0131s\u0131 olan insanlar\u0131n il\u00e2h\u0131na s\u0131\u011f\u0131n\u0131r\u0131m de. Ona b\u00f6yle s\u0131\u011f\u0131nmak ise, sonunda muhakkak olan zoraki d \u00f6nd\u00fcrmeden \u00f6nce her emrine haz\u0131r olmak \u00fczere iste\u011fe ba\u011fl\u0131 d\u00f6n\u00fc\u015f demek olan tevbe ve hak yola d\u00f6n\u00fc\u015f ile &#8220;Kul(um) bana nafile (ibadet)ler ile yakla\u015fmaya devam eder. Ta ki ben onun kula\u011f\u0131, g\u00f6z\u00fc ve kalbi oluncaya kadar.&#8221; kuds\u00ee hadisi gere\u011fince yakla\u015farak &#8221; Allah&#8217;da b\u00e2k\u00ee olmak&#8221;ta karar azmi olmu\u015f olur ki, bu da &#8220;Ancak sana ibadet eder ve ancak senden yard\u0131m isteriz.&#8221; (F\u00e2tiha, 1\/5) anla\u015fmas\u0131n\u0131n fiil\u00ee sonucu demek olan kurtulu\u015f ve b\u00fcy\u00fck zaferdir. Ne mutlu buna eren kullara!<\/p>\n<p>\u015eimdi g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, \u00f6nceki s\u00fbrede s\u0131\u011f\u0131n\u0131lan &#8220;m\u00fcste\u00e2z\u00fcnbih&#8221; (kendisine s\u0131\u011f\u0131n\u0131lan) ancak bir s\u0131fat ile zikrolunmu\u015ftu, &#8220;Fel\u00e2k\u0131n Rabbi.&#8221; Halbuki isti\u00e2ze olunan (s\u0131\u011f\u0131n\u0131lan) \u00e2fet, &#8220;m\u00e2hal\u00e2k&#8221; (yaratt\u0131\u011f\u0131n)\u0131n \u015ferri \u00fc\u00e7 \u00e7e\u015fit \u00e2fet say\u0131lm\u0131\u015ft\u0131: \u011e\u00e2s\u0131k, neff\u00e2sat, h\u00e2sid. Bu s\u00fbrede ise s\u0131\u011f\u0131n\u0131lan &#8221; R abbi&#8217;n-n\u00e2s, meliki&#8217;n-n\u00e2s, il\u00e2hi&#8217;n-n\u00e2s&#8221; \u00fc\u00e7 s\u0131fatla zikrolunuyor, kendisinden s\u0131\u011f\u0131n\u0131lan ise bir \u015ferdir. Demek ki bu \u015fer, bu \u00e2fet \u00f6nceki \u00e2fetlerin hepsinden b\u00fcy\u00fck, hepsinden tehlikelidir. Ve bundan korunmay\u0131 insan hayat\u0131n\u0131n b\u00fct\u00fcn safhalar\u0131nda ve \u00f6zellikle so n deminde en \u00f6zel maksad olarak bilmek laz\u0131m gelir. Demek ki s\u0131\u011f\u0131nmak i\u00e7in sen\u00e2 (\u00f6vme)<\/p>\n<p>dahi istenilen matl\u00fbbun kadrine g\u00f6re olmas\u0131 icap eder. \u0130nsana d\u0131\u015f\u0131ndan gelen \u00e2f\u00e2k\u00ee (nesnel, objektif) \u015ferler ne kadar b\u00fcy\u00fck zarar ve fenal\u0131k olursa olsun, ona ne kadar ac\u0131, elem ve \u0131zt\u0131rap verirse versin onda insan\u0131n kendi d\u00fc\u015f\u00fcncesinden, inanc\u0131ndan, iradesinden, kazanmas\u0131ndan bir sebep olma bulunmad\u0131k\u00e7a, o \u015fey onun hakikat\u0131na n\u00fcfuz etmez, ruhunu kirletmez, Allah kat\u0131nda sorumlu k\u0131lmaz, hakikatte onun hesab\u0131na bir \u015fer say\u0131 l maz. Bilakis o y\u00fczden elem ve zahmet \u00e7ekti\u011fi i\u00e7in ecir ve sevap bile al\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc o, onun yapt\u0131\u011f\u0131 bir \u015fey de\u011fildir. Onun sorumlulu\u011fu yapana aittir. Halbuki insan\u0131n kendinden gelen veya az \u00e7ok meyil ve ir\u00e2desine yakla\u015ft\u0131r\u0131larak kendine yapt\u0131rt\u0131lan \u015fer, kendi \u015ferridir. O, ondan sorumludur, ruhunu kirletmi\u015f, kendi kendine d\u00fc\u015fmanl\u0131k etmi\u015f olur. \u0130nsan nefsinin en b\u00fcy\u00fck \u00e2feti i\u015fte b\u00f6yle kendi i\u00e7inden gelen fenal\u0131k, i\u00e7indeki bozukluk, im\u00e2ns\u0131zl\u0131k, iradesizlik, himmetsizlik, yanl\u0131\u015f anlay\u0131\u015f, yanl\u0131\u015f d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc\u015f, fena tema y \u00fcl, aldan\u0131\u015f, basiretsizlik, karars\u0131zl\u0131k, h\u00e2s\u0131l\u0131 bir kelime ile \u015f\u00fcphecilik, vesveseciliktir.<\/p>\n<p>&#8220;Mecruhu sanma cerh-i m\u00fccerreddir \u00f6ld\u00fcren,<\/p>\n<p>\u00c2f\u00e2t-\u0131 b\u00e2t\u0131niyyedir asl\u0131 mus\u00eebetin&#8221;<\/p>\n<p>&#8220;Yaral\u0131y\u0131, yaln\u0131z yaran\u0131n \u00f6ld\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc sanma.<\/p>\n<p>Mus\u00eebetin asl\u0131, b\u00e2t\u0131 n\u00ee \u00e2fetlerdir.&#8221;<\/p>\n<p>4. Onun i\u00e7in Kur&#8217;an&#8217;\u0131n ba\u015f\u0131nda \u015f\u00fcpheyi bertaraf etmekle, im\u00e2n ve \u00e2hireti bilmek korunman\u0131n, kurtulu\u015fun ilk \u015fart\u0131 olarak tesbit edildi\u011fi gibi, sonunda da her \u015ferre s\u00fcr\u00fckleyen sins\u00ee vesvesenin \u015ferrinden s\u0131\u011f\u0131nma emrolunarak buyuruluyor ki: ye m\u00fcteall\u0131kt\u0131r. O hann\u00e2s vesvesecinin \u015ferrinden, yani geri geri \u00e7ekilip sinen, sinip sinip aldatmak, Hak yolundan geriletip fenal\u0131\u011fa s\u00fcr\u00fcklemek i\u00e7in d\u00f6ne d\u00f6ne vesvese vermek \u00e2deti olan o d\u00f6nek, o sinsi, o geriletici vesvese kayna\u011f\u0131n\u0131n \u015ferrinden s\u0131\u011f\u0131n\u0131r\u0131m.<\/p>\n<p>Esasen vesvese m\u00e2n\u00e2s\u0131na masdar ismi veya muzaaf rub\u00e2\u00eenin masdar\u0131 bu vezinde de geldi\u011fine g\u00f6re masdar olmakla beraber \u00e7ok vesveseci, m\u00fcvesvis m\u00e2n\u00e2s\u0131na m\u00fcbala\u011fa i\u00e7in s\u0131fat ve isim olarak kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r ki, ayn\u0131 vesvese kesilmi\u015f vesvese kayna\u011f\u0131 demek gibidir. &#8220;L\u00e2m&#8221; ile &#8220;el-vesv\u00e2s&#8221;, \u015feytan\u0131n bir ismi olmu\u015ftur. \u00c7\u00fcnk\u00fc Ke\u015f\u015f\u00e2f&#8217;\u0131n dedi\u011fi gibi b\u00fct\u00fcn me\u015fg\u00fbliyeti, sanat\u0131 ve daima \u00fczerine d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fc hep vesvese ve azd\u0131rmad\u0131r. \u00d6yle vesvese vermekle bilinen odur. Bahru&#8217;l-Muhit&#8217;de Ebu Hayyan der ki: &#8220;el-Ves v\u00e2s, \u015feytan\u0131n ismi demi\u015flerdir, bununla beraber vesvas \u015fehvetlerin f\u0131s\u0131ldad\u0131\u011f\u0131 vesveseye de denilir ki yasaklanm\u0131\u015f olan nefsin arzular\u0131d\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>Vesvese nedir? Ke\u015f\u015f\u00e2f&#8217;\u0131n ve Rag\u0131b&#8217;\u0131n da s\u00f6yledikleri vechile vesvese esasen fis, hi\u015f demek, yava\u015f f\u0131s\u0131lt\u0131 yapmak, fiskos etmek gibi gizli sese, gizli f\u0131s\u0131lt\u0131ya denilir. Zinet e\u015fyas\u0131 h\u0131\u015f\u0131lt\u0131s\u0131na &#8220;vesv\u00e2s\u00fc&#8217;l-huliy&#8221; denilmesi bundand\u0131r. Kamus&#8217;un kaydetti\u011fi vechile avc\u0131n\u0131n ve k\u00f6peklerin yava\u015f\u00e7a seslerine vesvese ve vesv\u00e2s denilmesi de bundand\u0131r. Bundan h\u00e2t\u0131r\u00e2-i red\u00eeey e, yani nefsin veya \u015feytan\u0131n kalbe koydu\u011fu hay\u0131rs\u0131z, faydas\u0131z, al\u00e7ak hat\u0131ra ve da\u011fda\u011faya vesvese denilmek me\u015fhur olmu\u015ftur, dilimizde bilinen de budur. &#8220;Nefsinin ona ne f\u0131s\u0131ldad\u0131\u011f\u0131n\u0131 biliriz.&#8221; (K\u00e2f, 50\/16) \u00e2yeti nefsin vesvesesi hakk\u0131nda, &#8220;\u015eeytan ona ( \u00c2 dem&#8217;e) f\u0131s\u0131ldad\u0131.&#8221; (T\u00e2h\u00e2, 20\/120) \u00e2yeti de \u015feytan\u0131n vesvesesi hakk\u0131ndad\u0131r.<\/p>\n<p>a gelince: &#8220;Hun\u00fbs&#8221;tan m\u00fcbal\u00e2\u011fal\u0131 ism-i f\u00e2il veya o vezinde ism-i mensub olarak vesv\u00e2s\u0131n s\u0131fat\u0131d\u0131r. \u00c7ok hun\u00fbs edici, hun\u00fbs \u00e2deti olan demektir. K\u00fcvvirat S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;G\u00fcnd\u00fczleri kaybolup geceleri ortaya \u00e7\u0131kan b\u00fct\u00fcn y\u0131ld\u0131zlara.&#8221; (K\u00fcvvirat, 81\/15-16) \u00e2yetinde de ge\u00e7mi\u015f olan hun\u00fbs, lugatta laz\u0131m (ge\u00e7i\u015fsiz) fiil olarak teahhur ve r\u00fcc\u00fb yani gerilemek ve geri d\u00f6nmek, s\u0131k\u0131l\u0131p b\u00fcz\u00fclmek, sinip kaybolmak ve g\u00f6r\u00fcnmez olmak m\u00e2n\u00e2lar\u0131yla il g ili oldu\u011fu gibi, m\u00fcteadd\u00ee (ge\u00e7i\u015fli) fiil olarak geriletmek, munkab\u0131z etmek, sindirip kaybetmek m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelir. Tefsirciler \u00e7o\u011funlukla l\u00e2z\u0131m fiilden ge\u00e7 kalma ve ink\u0131baz ile sinmek m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 esas tutarak tefsir etmi\u015flerdir ki, bundan &#8220;hann\u00e2s&#8221; geri \u00e7ekiler e k veya b\u00fcz\u00fcl\u00fcp sinerek f\u0131rsat bulunca d\u00f6nmek \u00e2deti olan demek oluyor. Onun i\u00e7in biz bunu sinsi diye terc\u00fcme etmeyi uygun bulduk. Ke\u015f\u015f\u00e2f&#8217;ta: &#8220;Hun\u00fbsa mensup, \u00e2deti hun\u00fbs yani geri kalmak oland\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc S\u00e2id b. C\u00fcbeyr&#8217;den rivayet olunmu\u015ftur ki, insan Rabbini zikretti\u011fi zaman \u015feytan hun\u00fbs eder, geri ka\u00e7ar, gaflet edince de d\u00f6ner vesveseye ba\u015flar.&#8221; der. Rag\u0131b da der ki: &#8220;Hann\u00e2s, hun\u00fbs eden, yani Allah an\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman geri kalan \u015feytand\u0131r.&#8221; Bunlara g\u00f6re &#8220;Vesv\u00e2s-i hann\u00e2s&#8221; \u015feytan demek olmu\u015f oluyor ki, tefsircileri n \u00e7o\u011fu da bunu s\u00f6ylemi\u015flerdir. S\u00fbrenin sonunda bu \u015feytan<\/p>\n<p>5. Onun i\u00e7in Kur&#8217;an&#8217;\u0131n ba\u015f\u0131nda \u015f\u00fcpheyi bertaraf etmekle, im\u00e2n ve \u00e2hireti bilmek korunman\u0131n, kurtulu\u015fun ilk \u015fart\u0131 olarak tesbit edildi\u011fi gibi, sonunda da her \u015ferre s\u00fcr\u00fckleyen sins\u00ee vesvesenin \u015ferrinden s\u0131\u011f\u0131nma emrolunarak buyuruluyor ki: ye m\u00fcteall\u0131kt\u0131r. O hann\u00e2s vesvesecinin \u015ferrinden, yani geri geri \u00e7ekilip sinen, sinip sinip aldatmak, Hak yolundan geriletip fenal\u0131\u011fa s\u00fcr\u00fcklemek i\u00e7in d\u00f6ne d\u00f6ne vesvese vermek \u00e2deti olan o d\u00f6nek, o sinsi, o geri l etici vesvese kayna\u011f\u0131n\u0131n \u015ferrinden s\u0131\u011f\u0131n\u0131r\u0131m.<\/p>\n<p>Esasen vesvese m\u00e2n\u00e2s\u0131na masdar ismi veya muzaaf rub\u00e2\u00eenin masdar\u0131 bu vezinde de geldi\u011fine g\u00f6re masdar olmakla beraber \u00e7ok vesveseci, m\u00fcvesvis m\u00e2n\u00e2s\u0131na m\u00fcbala\u011fa i\u00e7in s\u0131fat ve isim olarak kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r ki, ayn\u0131 vesvese kesilmi\u015f vesvese kayna\u011f\u0131 demek gibidir. &#8220;L\u00e2m&#8221; ile &#8220;el-vesv\u00e2s&#8221;, \u015feytan\u0131n bir ismi olmu\u015ftur. \u00c7\u00fcnk\u00fc Ke\u015f\u015f\u00e2f&#8217;\u0131n dedi\u011fi gibi b\u00fct\u00fcn me\u015fg\u00fbliyeti, sanat\u0131 ve daima \u00fczerine d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fc hep vesvese ve azd\u0131rmad\u0131r. \u00d6yle vesvese vermekle bilinen odur. Bahru&#8217;l- Muhit&#8217;de Ebu Hayyan der ki: &#8220;el-Vesv\u00e2s, \u015feytan\u0131n ismi demi\u015flerdir, bununla beraber vesvas \u015fehvetlerin f\u0131s\u0131ldad\u0131\u011f\u0131 vesveseye de denilir ki yasaklanm\u0131\u015f olan nefsin arzular\u0131d\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>Vesvese nedir? Ke\u015f\u015f\u00e2f&#8217;\u0131n ve Rag\u0131b&#8217;\u0131n da s\u00f6yledikleri vechile vesvese esasen fis, hi\u015f demek, yava\u015f f\u0131s\u0131lt\u0131 yapmak, fiskos etmek gibi gizli sese, gizli f\u0131s\u0131lt\u0131ya denilir. Zinet e\u015fyas\u0131 h\u0131\u015f\u0131lt\u0131s\u0131na &#8220;vesv\u00e2s\u00fc&#8217;l-huliy&#8221; denilmesi bundand\u0131r. Kamus&#8217;un kaydetti\u011fi vechile avc\u0131n\u0131n ve k\u00f6peklerin yava\u015f\u00e7a seslerine vesvese ve vesv\u00e2s denilmesi d e bundand\u0131r. Bundan h\u00e2t\u0131r\u00e2-i red\u00eeeye, yani nefsin veya \u015feytan\u0131n kalbe koydu\u011fu hay\u0131rs\u0131z, faydas\u0131z, al\u00e7ak hat\u0131ra ve da\u011fda\u011faya vesvese denilmek me\u015fhur olmu\u015ftur, dilimizde bilinen de budur. &#8220;Nefsinin ona ne f\u0131s\u0131ldad\u0131\u011f\u0131n\u0131 biliriz.&#8221; (K\u00e2f, 50\/16) \u00e2yeti nefsin v e svesesi hakk\u0131nda, &#8220;\u015eeytan ona (\u00c2dem&#8217;e) f\u0131s\u0131ldad\u0131.&#8221; (T\u00e2h\u00e2, 20\/120) \u00e2yeti de \u015feytan\u0131n vesvesesi hakk\u0131ndad\u0131r.<\/p>\n<p>a gelince: &#8220;Hun\u00fbs&#8221;tan m\u00fcbal\u00e2\u011fal\u0131 ism-i f\u00e2il veya o vezinde ism-i mensub olarak vesv\u00e2s\u0131n s\u0131fat\u0131d\u0131r. \u00c7ok hun\u00fbs edici, hun\u00fbs \u00e2deti olan demektir. K\u00fcvvirat S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;G\u00fcnd\u00fczleri kaybolup geceleri ortaya \u00e7\u0131kan b\u00fct\u00fcn y\u0131ld\u0131zlara.&#8221; (K\u00fcvvirat, 81\/15-16) \u00e2yetinde de ge\u00e7mi\u015f olan hun\u00fbs, lugatta laz\u0131m (ge\u00e7i\u015fsiz) fiil olarak teahhur ve r\u00fcc\u00fb yani gerilemek ve geri d\u00f6nmek, s\u0131k\u0131l\u0131p b\u00fcz\u00fclmek, sinip kaybolm a k ve g\u00f6r\u00fcnmez olmak m\u00e2n\u00e2lar\u0131yla ilgili oldu\u011fu gibi, m\u00fcteadd\u00ee (ge\u00e7i\u015fli) fiil olarak geriletmek, munkab\u0131z etmek, sindirip kaybetmek m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelir. Tefsirciler \u00e7o\u011funlukla l\u00e2z\u0131m fiilden ge\u00e7 kalma ve ink\u0131baz ile sinmek m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 esas tutarak tefsir etmi\u015flerd i r ki, bundan &#8220;hann\u00e2s&#8221; geri \u00e7ekilerek veya b\u00fcz\u00fcl\u00fcp sinerek f\u0131rsat bulunca d\u00f6nmek \u00e2deti olan demek oluyor. Onun i\u00e7in biz bunu sinsi diye terc\u00fcme etmeyi uygun bulduk. Ke\u015f\u015f\u00e2f&#8217;ta: &#8220;Hun\u00fbsa mensup, \u00e2deti hun\u00fbs yani geri kalmak oland\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc S\u00e2id b. C\u00fcbeyr&#8217;den r i vayet olunmu\u015ftur ki, insan Rabbini zikretti\u011fi zaman \u015feytan hun\u00fbs eder, geri ka\u00e7ar, gaflet edince de d\u00f6ner vesveseye ba\u015flar.&#8221; der. Rag\u0131b da der ki: &#8220;Hann\u00e2s, hun\u00fbs eden, yani Allah an\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman geri kalan \u015feytand\u0131r.&#8221; Bunlara g\u00f6re &#8220;Vesv\u00e2s-i hann\u00e2s&#8221; \u015feytan d emek olmu\u015f oluyor ki, tefsircilerin \u00e7o\u011fu da bunu s\u00f6ylemi\u015flerdir. S\u00fbrenin sonunda bu \u015feytan<\/p>\n<p>6. &#8220;cinlerden ve insanlardan&#8221; diye genelle\u015ftirilerek bey\u00e2n olunaca\u011f\u0131na g\u00f6re bu da yeterlidir. Bununla beraber Ebu Hayyan bunun nefse de \u015f\u00fcm\u00fbl\u00fcn\u00fc ve tam sinsilik m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 g\u00f6stererek Bahir&#8217;de demi\u015ftir ki: &#8220;el-Hann\u00e2s, &#8220;\u0130zi \u00fczere geri d\u00f6nen, zaman zaman gizlenendir.&#8221; Ve bu vas\u0131f, \u015feytanda yerle\u015fmi\u015ftir. Kul Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;y\u0131 zikretti\u011fi zaman \u015feytan geriler, \u00e7ekinir. \u015eehvetlere gelince: Bu da im\u00e2n ile ve mele\u011fin ilham iyle, hay\u00e2 ile siner, \u00e7ekinir. \u015eu halde bu iki m\u00e2n\u00e2 &#8220;vesvas&#8221;ta<\/p>\n<p>mevcuttur, da &#8220;\u015eeytanlardan ve insanlar\u0131n nefislerinden&#8221; demek olur. Yahut vesv\u00e2s ile murad, \u015feytan ve k\u00f6t\u00fc yak\u0131nlardan yald\u0131zc\u0131, k\u0131\u015fk\u0131rtan, da o &#8220;vesv\u00e2s&#8221;\u0131 beyan olur. &#8220;Hun\u00fbs&#8221; m\u00fcteaddi (ge\u00e7i\u015fli) olabilece\u011fine g\u00f6re de &#8220;hann\u00e2s&#8221;, geriletici veya sindirici demek olur. \u015eeytan ve \u015fehvetler hakk\u0131nda bu da do\u011frudur. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunlar vesveseleriyle insan\u0131 geriletir, insanl\u0131k r\u00fbhunu hak yolunda ilerlemekten al\u0131koyar. Ak\u0131l ve fikrini \u00e7elerek sab\u0131r ve me t anetini, azim ve ir\u00e2desini k\u0131rarak im\u00e2n ve \u015feksiz ilimden, g\u00fczel ameller i\u00e7in m\u00fccahededen \u00e7ekindirir, s\u0131rf hayvan\u00ee, fan\u00ee zevklere ve yanl\u0131\u015f yollarla t\u00fcrl\u00fc hilelere, aldat\u0131\u015flara sevkederek geriletir, a\u015fa\u011f\u0131latarak ve soysuzla\u015ft\u0131rarak f\u00e2n\u00ee hayatta \u00e7\u00fcr\u00fct\u00fcp bi t irmek ister. Allah an\u0131ld\u0131k\u00e7a, hak korkusu g\u00f6r\u00fcnd\u00fck\u00e7e geriler, siner, f\u0131rsat bulduk\u00e7a d\u00f6ner, y\u00fcz bulduk\u00e7a \u015f\u0131mar\u0131r, musallat olduk\u00e7a olur, musallat oldu\u011funu da d\u00fc\u011f\u00fcmlere \u00fcfleye \u00fcfleye vehimler ve hay\u00e2ller i\u00e7inde sindire sindire al\u00e7alt\u0131r ve ad\u0131 k\u00f6t\u00fcye \u00e7\u0131km\u0131\u015f eder b\u0131rak\u0131r. Bu m\u00e2n\u00e2 itibar\u0131yla da yine sinsi diye tercemesi uygun olur.<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc Sin\u00e2 demi\u015f ki: Vesv\u00e2s, vesvese veren d\u00fc\u015f\u00fcncedir. Bu da hayvansal nefsi kullanmaya ge\u00e7i\u015fi, sonra da hareketi aksine olu\u015fu cihetiyle hay\u00e2l g\u00fcc\u00fcd\u00fcr. Zira nefsin as\u0131l vechesi ay\u0131r\u0131c\u0131 prensipleredir. Hayal edici g\u00fc\u00e7 onu madde ve ili\u015fkileriyle me\u015fgul olmaya do\u011fru tuttu\u011fu zaman o g\u00fc\u00e7, hun\u00fbs etmi\u015f, yani tersine hareket etmi\u015f olur. Baz\u0131lar\u0131 da demi\u015ftir ki, kuruntu g\u00fcc\u00fcd\u00fcr. \u00c7\u00fcnk\u00fc o ba\u015flang\u0131\u00e7larda akla uygun gelir. Fakat i\u015f sonuca gel i nce \u00e7ekinir, vesvese vermeye, \u015f\u00fcpheye d\u00fc\u015f\u00fcrmeye ba\u015flar.<\/p>\n<p>\u00c2l\u00fbs\u00ee&#8217;nin bunlara kar\u015f\u0131, &#8220;Allah&#8217;\u0131n kel\u00e2m\u0131n\u0131 b\u00f6yle tefsir etmek vesv\u00e2s-i hann\u00e2s\u0131n \u015ferrinden oldu\u011fu gizli de\u011fildir.&#8221; demesi de yerinde olmam\u0131\u015ft\u0131r. Zira kuruntu ve hay\u00e2l at\u0131l\u0131nca vesvesenin yeri kalmaz. Allah&#8217;\u0131n kel\u00e2m\u0131n\u0131, yaratt\u0131\u011f\u0131 tabiata bakarak, \u00e2fak\u00ee (nesnel) ve enf\u00fcs\u00ee (\u00f6znel) al\u00e2metlerini d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp ve inceleyerek anlamaya \u00e7al\u0131\u015fmak \u015feytan\u0131n vesvesesi de\u011fil, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n bakma (nazar) ve tefekk\u00fcr emirlerinin gere\u011fi oldu\u011funun da unutulmamas\u0131 gerekir. N i tekim Beyd\u00e2v\u00ee de vesvese vereni vehim kuvveti gibi diyerek izah etmi\u015ftir. Bunu bir temsil de\u011fil, sadece d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcrmeye yorup da vehmin ve hay\u00e2l vesveselerinin \u015ferrini isti\u00e2ze (s\u0131\u011f\u0131nma)den hari\u00e7 b\u0131rakmak \u015feytan\u0131n en \u00e7ok kullanmak istedi\u011fi arac\u0131lar\u0131n\u0131 ihm\u00e2l e tmek demektir.<\/p>\n<p>&#8220;Vesv\u00e2s&#8221;\u0131n vesvese veren kuvvet demek oldu\u011funda ve vesvesenin hay\u00e2l etmek ve kuruntu ile ilgili bulundu\u011funda vesveseye d\u00fc\u015f\u00fclmeye sebep yoktur. Ancak<\/p>\n<p>bunu tahsise kalk\u0131\u015fmay\u0131p da \u015fu il\u00e2h\u00ee beyan\u0131n um\u00fbm ve \u015f\u00fcm\u00fbl\u00fc \u00fczere anlamak elbette daha do\u011frudur. Zira &#8220;Vesv\u00e2s\u00fc&#8217;l-hann\u00e2s&#8221; nedir, diye teredd\u00fcde d\u00fc\u015f\u00fclmemek i\u00e7in \u015f\u00f6yle beyan ve a\u00e7\u0131klama buyurulmu\u015ftur: O ki insanlar\u0131n s\u00eenelerinde vesvese verip durur. Yani insanlar\u0131n i\u00e7lerinde: gerek ferd olarak i\u00e7lerinde, g\u00f6n\u00fcllerinde ve gerek toplum olarak i \u00e7 lerinde, aralar\u0131nda, yahut Allah&#8217;\u0131 unutanlar\u0131n g\u00f6\u011f\u00fcsleri, ba\u011f\u0131rlar\u0131 i\u00e7inde i\u00e7 ve d\u0131\u015f duyular\u0131ndan hat\u0131rlar\u0131na, g\u00f6n\u00fcllerine t\u00fcrl\u00fc vesvese sokar, sezilir sezilmez fiskos eder gibi yava\u015f\u00e7adan g\u0131c\u0131klayarak k\u00f6t\u00fc telkinler yapar, k\u00f6t\u00fc k\u00f6t\u00fc e\u011filimler, al\u00e7ak al\u00e7a k hisler uyand\u0131r\u0131r. Bu \u015fekilde ak\u0131l ve fikirlerini \u00e7eler, t\u00fcrl\u00fc fenal\u0131klara d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fcr. Allah yoluna gitmekten, insanl\u0131k gayesine ermekten al\u0131kor, nihayet din ve imandan \u00e7\u0131kar\u0131r, ebedi helake s\u00fcr\u00fckler. O vesv\u00e2si&#8217;l-hann\u00e2s i\u015fte b\u00f6yle her \u015ferrin ba\u015f\u0131 olan vesves e yi gafil insanlar\u0131n s\u00eenelerinde f\u0131s\u0131lday\u0131p duran sinsi etken her ne ise odur.<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc Sin\u00e2 der ki: &#8220;Nefsin birinci bine\u011fi s\u00eenelerdir. Zira insana ait nefsin ilk ilgilendi\u011fi kalbdir. Onun arac\u0131l\u0131\u011f\u0131 ile di\u011fer uzuvlara yay\u0131l\u0131r, onun i\u00e7in vesvesenin etkisi i lk \u00f6nce s\u00eenelerde olur.&#8221;<\/p>\n<p>Tefsirciler diyorlar ki, burada mevs\u00fbl\u00fcn\u00fcn i&#8217;rab\u0131nda \u00fc\u00e7 vecih caizdir: Birincisi, s\u0131fat olarak mahallen mecr\u00fbr olmakt\u0131r ki, vesv\u00e2s\u0131n tefsir edici s\u0131fat\u0131 (s\u0131fat-\u0131 m\u00fcfessiresi) demektir. \u0130kincisi, onu tefsir i\u00e7in isti&#8217;n\u00e2f c\u00fcmlesi olmak \u00fczere takdirinde haber olarak merf\u00fb olmakt\u0131r. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc, zem \u00fczere mansup olmakt\u0131r. Bu iki veche g\u00f6re &#8220;el-Hann\u00e2s&#8221;da vak\u0131f yapmak, vakf-\u0131 hasen olur. Birincisine g\u00f6re ise Kev\u00e2\u015f\u00ee tefsirinde, &#8220;vak\u0131f caiz olmaz&#8221; demi\u015f. Fakat Tayb\u00ee buna: &#8220;Vakf\u0131n caiz olmamas\u0131nda \u015f\u00fcphe (nazar) vard\u0131r, \u00e7\u00fcnk\u00fc f\u00e2s\u0131la vard\u0131r (\u00e2yet sonudur).&#8221; diye ili\u015fmi\u015f. Ke\u015ff&#8217;te de demi\u015ftir ki, s\u0131fat olunca h\u00fcs\u00fcn (g\u00fczel olma), m\u00fcsellem de\u011fildir. Me\u011fer Allah\u00fcmme vakf-\u0131 hasen bir \u00f6zel f\u00e2s\u0131lada bu gibisine de \u015famil olmas\u0131 hakk\u0131nda bir v e che g\u00f6re olsun. Zira Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n her f\u00e2s\u0131las\u0131 g\u00fczeldir, her \u00e2yetinde vak\u0131f yapman\u0131n da g\u00fczel olmas\u0131 l\u00e2z\u0131m gelir. \u00c2yetlerde vak\u0131f, Rasulullah&#8217;\u0131n s\u00fcnnetidir, diye de bir rivayet vard\u0131r. Bu &#8220;en-N\u00e2s&#8221;dan murad, Allah&#8217;\u0131 zikirden gaflet edenler, yani gaflet hal i nde olan insanlar olmas\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r. Onun i\u00e7in bunun &#8220;n\u00e2s\u00ee&#8221; yani unutan m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmas\u0131n\u0131 da caiz g\u00f6rm\u00fc\u015flerdir.<\/p>\n<p>Cinlerden ve insanlardan. Yani o vesvese veren gerek gizli cin taifesinden, cinn\u00eelerden olsun ve gerek malum insanlardan, ins\u00eeler k\u0131sm\u0131ndan<\/p>\n<p>olsun o vesvasi&#8217;l-hann\u00e2s ikisini de kapsam\u0131na al\u0131r. \u0130kinci bir m\u00e2n\u00e2 ile: Cinden de vesvese verir, insanlardan da vesvese verir. Yani cinlerden, tabiat \u00f6tesi gizli yarat\u0131klardan bahsederek onlara ili\u015fik ettirerek o cihetten de vesvese verir. \u0130nsanlardan bahsederek, onlara ili\u015fik ettirerek o y\u00f6nden de vesvese verir. \u0130bn\u00fc Sin\u00e2&#8217;n\u0131n anlay\u0131\u015f\u0131na g\u00f6re cin istitar (gizlenme, \u00f6rt\u00fcnme)den, ins istin\u00e2stand\u0131r, gizli i\u015fler gizli hisler, yeniden ba\u015flan\u0131lan i\u015fler a\u00e7\u0131k hislerdir. Vesvese veren, kalbe vesveseyi bunlardan v e rir. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc bir m\u00e2n\u00e2 ile gerek cinden olan ve gerek insten olan insanlar\u0131n sad\u0131r (s\u00eene)lar\u0131 i\u00e7inde vesvese verir, bu \u015fekilde cinni de az\u0131t\u0131r, insan\u0131 da az\u0131t\u0131r. D\u00f6d\u00fcnc\u00fc bir m\u00e2n\u00e2 ile de, yani gizli, a\u00e7\u0131k cin ve insan\u0131n \u015ferrinden.<\/p>\n<p>Bu m\u00e2n\u00e2lar\u0131n vechi: Buradaki in m\u00e2n\u00e2s\u0131 ve ili\u015fkisidir. Bunda tefsirciler \u00fc\u00e7, d\u00f6rt vecih zikretmi\u015flerdir:<\/p>\n<p>Birincisi: &#8220;Min&#8221; bey\u00e2niyye olarak y\u00fc bey\u00e2n olmas\u0131d\u0131r ki, dolay\u0131s\u0131yla &#8220;vesv\u00e2s&#8221;\u0131n cinslerini beyan olur. Yani o vesvese veren vesveseci \u015feytan iki t\u00fcrl\u00fcd\u00fcr: Biri fizik \u00f6tesi sahada gizli tak\u0131mdan, cinn\u00eeler soyundan, biri de normal d\u00fczeyde a\u00e7\u0131k ilgi kurulan, bilinen insanlar soyundand\u0131r. Bu m\u00e2n\u00e2 En&#8217;\u00e2m S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere &#8220;B\u00f6ylece biz, her peygambere insan ve cin \u015feytanlar\u0131n\u0131 d\u00fc\u015fman yapt\u0131k. (Bunlar), aldatmak i\u00e7i n birbirlerine yald\u0131zl\u0131 s\u00f6zler f\u0131s\u0131ldarlar.&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/112) \u00e2yeti m\u00e2n\u00e2s\u0131na uygun olarak vesv\u00e2s (vesveseci)\u0131n insan ve cin \u015feytanlar\u0131ndan daha genel oldu\u011funu ve hepsinin \u015ferrinden Allah&#8217;a s\u0131\u011f\u0131nmak l\u00fcz\u00fbmunu bey\u00e2n olur, en a\u00e7\u0131k m\u00e2n\u00e2 da budur. Ebu Zer (r.a.)&#8217;d e n rivayet edilmi\u015ftir ki, bir adama: &#8220;Sen, insan \u015feytan\u0131ndan Allah&#8217;a s\u0131\u011f\u0131nd\u0131n m\u0131?&#8221; demi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u0130kincisi: in ibtid\u00e2iyye olarak ye taall\u00fbk etmesidir ki, vesvese vereni de\u011fil, verdi\u011fi vesvesenin ba\u015flang\u0131c\u0131n\u0131, ilgilenme y\u00f6n\u00fcn\u00fc g\u00f6stermi\u015f olur. K\u00e2h cinlerden vesveselendirir, k\u00e2h insanlardan vesveselendirir, demek olur. Bu, yoruma g\u00f6re cin, en genel m\u00e2n\u00e2s\u0131yla melekleri de kapsam\u0131na alm\u0131\u015f olabilir. Ger\u00e7i melek, \u015fer de\u011fil ve vesvese vermezse de vesveseciler onlardan da bahsederek vesvese ve aldatmacada bul unabilirler.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc: deki &#8220;n\u00e2s&#8221;\u0131 bey\u00e2n olmas\u0131d\u0131r ki, Ferr\u00e2 ve daha bir tak\u0131m kimseler buna k\u00e2ni olmu\u015flar ve demi\u015flerdi: &#8220;N\u00e2s, cinne de denir. Nitekim Cin S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;Cinlerden bir topluluk.&#8221; (Cin, 72\/1) ve &#8220;Cinlerden erkekler.&#8221; (Cin, 72\/6) denildi\u011fi gibi Kelb\u00ee&#8217;den nakledildi\u011fi<\/p>\n<p>\u00fczere &#8220;Cinlerden insanlar&#8221; dahi denilir. Bu \u015fekilde o vesveseci, cinden olan &#8220;n\u00e2s&#8221;a da, insten olan &#8220;n\u00e2s&#8221;a da vesvese verir demek olur.<\/p>\n<p>Ke\u015f\u015f\u00e2f sahibi der ki: &#8220;Ben, bunu do\u011fru bulmam. \u00c7\u00fcnk\u00fc cinne cin denmesi kapal\u0131l\u0131klar\u0131ndan, gizliliklerinden dolay\u0131d\u0131r. &#8220;N\u00e2s&#8221; (insanlar)a n\u00e2s denilmesi de, be\u015fer denilmesi gibi, ortada olu\u015flar\u0131ndan dolay\u0131d\u0131r ki, ibs\u00e2r (g\u00f6rmek) m\u00e2n\u00e2s\u0131na olan \u00een\u00e2stan al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. &#8220;N\u00e2s&#8221; deyiminin ikisine de s\u00f6ylendi\u011fi v\u00e2ki, sahih ve s\u00e2bit olsa bile, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n fes\u00e2hatine ve yapmac\u0131ktan uzak olmas\u0131na uygun olmaz. Bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 anlamak i\u00e7in ile &#8220;en-N\u00e2s\u00ee&#8221; (unutan) kastedilmesi daha iyidir ki, &#8220;O \u00e7a\u011f\u0131r\u0131c\u0131n\u0131n \u00e7a\u011f\u0131rd\u0131\u011f\u0131 g\u00fcn.&#8221; (Kamer, 54\/6) gibi &#8220;\u0130nsanlar\u0131n ak\u0131n ak\u0131n d\u00f6nd\u00fc\u011f\u00fc yerden.&#8221; (Bakara, 2\/199) \u00e2ye t inde kesrile okundu\u011fu gibi olur. Sonra da bu n\u00e2s\u00ee, cin ve ins ile beyan edilir. \u00c7\u00fcnk\u00fc insanlar ve cinler, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n hakk\u0131n\u0131 unutmakla vas\u0131flanm\u0131\u015f iki t\u00fcrd\u00fcrler.&#8221; Fakat bu da zahirin z\u0131dd\u0131 olmakla beraber, bu \u015fekilde &#8220;sadr&#8221;\u0131n \u00e7o\u011fulu olan sud\u00fbrun tekil olan n\u00e2s\u00eeye izafeti de zevke pek uygun gelmez. Bu veche k\u00e2ni olanlar\u0131n as\u0131l maksad\u0131 burada ins ve ins\u00eeyi mutlak insandan daha \u00f6zel olarak ona kar\u015f\u0131t olan cinni de mutlak insan cinsi ve m\u00e2hiyeti i\u00e7erisinde d\u00fc\u015f\u00fcnmek gerekir. \u00c7\u00fcnk\u00fc ins, mutlak insan m\u00e2n\u00e2s\u0131n a geldi\u011fi gibi, insan\u0131n ili\u015fki kurdu\u011fu dostu, y\u00e2ri ve devaml\u0131 beraber oldu\u011fu ahb\u00e2b\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131na da gelir. Buna kar\u015f\u0131l\u0131k olan da tan\u0131mad\u0131\u011f\u0131 yabanc\u0131s\u0131, bilmedi\u011fi demek olur. Yine bu m\u00e2n\u00e2ya yak\u0131nd\u0131r ki, insan\u0131n nefsi ve v\u00fccudu taraf\u0131na gelene ins\u00ee, \u00f6te taraf\u0131na vah\u015fi tabir olunur. Mesela elin i\u00e7 y\u00fcz\u00fc ve aya\u011f\u0131n \u00fcst\u00fc ins\u00ee, elin d\u0131\u015f taraf\u0131 ve aya\u011f\u0131n taban\u0131 vah\u015fidir ve Anatomide bu m\u00e2n\u00e2 me\u015fhurdur. Ayn\u0131 \u015fekilde cin, gece karanl\u0131\u011f\u0131 ve \u00f6rt\u00fcnme m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan olarak duygulardan gizli olan \u015feylere ve b\u00fct\u00fcn ruh\u00e2n\u00eelere ve ruha n \u00eelerden \u00f6zellikle bir k\u0131sm\u0131na derecelerine g\u00f6re s\u00f6ylendi\u011fi gibi (En&#8217;am S\u00fbresi, 6\/128. \u00e2yetinde ge\u00e7mi\u015fti oraya bkz.), insanlar\u0131n topland\u0131\u011f\u0131 \u00e7ok ve kalabal\u0131k toplumun en \u00e7ok ve g\u00fcr yerine de, i\u00e7 k\u0131sm\u0131n\u0131 \u00f6rtt\u00fc\u011f\u00fc i\u00e7in denildi\u011fi l\u00fcgatta mal\u00fbmdur. \u015eu halde da &#8220;n\u00e2s&#8221;, bilinen ve bilinmeyen b\u00fct\u00fcn insanlar, daki &#8220;n\u00e2s&#8221; da daha \u00f6zel m\u00e2n\u00e2s\u0131yle ins\u00eenin \u00e7o\u011fulu en\u00e2s\u00ee, hafifletilmi\u015f (muhaffef)i n\u00e2s, yani al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015f insanlar demek olur. Cinne de bunun kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 yabanc\u0131, gizli, tan\u0131nmad\u0131k, me\u00e7hul insanlar, demek gi b i olarak ikisi b\u00fct\u00fcn insanlar\u0131 beyan etmi\u015f olur. Vesv\u00e2s (vesveseci) da, b\u00fct\u00fcn insanlar cinsine vesvese veren, madd\u00ee manev\u00ee, uzak, yak\u0131n her ne ise o demek olur. Bu m\u00e2n\u00e2 da haddi zat\u0131nda \u00f6nemlidir ve l\u00e2fz\u0131n ihtimalli durumlar\u0131ndan da olabilir. Ancak bunda c innin m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 tahsis ile beraber, daha \u00e7ok a\u00e7\u0131klamaya ihtiya\u00e7<\/p>\n<p>duyulan &#8220;vesv\u00e2s&#8221;\u0131 b\u0131rak\u0131p da a\u00e7\u0131k olan &#8220;n\u00e2s&#8221;\u0131 bey\u00e2na ge\u00e7mek vard\u0131r ki uygun de\u011fildir. Onun i\u00e7in bu \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc vecih, m\u00e2n\u00e2 itibar\u0131yla do\u011fru olsa bile, \u00e2yet metinden anla\u015f\u0131lmas\u0131 itibar\u0131yla pek zay\u0131f ve pek dolamba\u00e7l\u0131 oldu\u011fu i\u00e7in ta&#8217;k\u0131d (s\u00f6z\u00fc anla\u015f\u0131lmaz hale sokmak)den uzak de\u011fildir. Bununla tefsir, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n fes\u00e2hat\u0131na uygun olmaz. Yaln\u0131z cin ve insin h\u00e2s (\u00f6zel) bir m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 da anlatmak i\u00e7in zikrolunmu\u015ftur.<\/p>\n<p>D\u00f6rd\u00fcnc\u00fc bir vecih de vesv\u00e2s\u0131 bey\u00e2n veya harfi cerin tekrar\u0131 ve muzaf takdiriyle &#8220;Cinlerin ve insanlar\u0131n \u015ferrinden&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131nda bedel olmakt\u0131r ki, bunun da sonucu birinci vecih gibi olur. B\u00fct\u00fcn bu vecihler i\u00e7inde en a\u00e7\u0131\u011f\u0131 birinci vecihtir. Bu suretle &#8220;cinn&#8221; duygular\u0131n gerisinde olan tabiat \u00f6tesi sahay\u0131, (n\u00e2s) da tabi\u00ee sahay\u0131 beyan demektir. Vesvese mutlaka bunlar\u0131n birinden veya her ikisinden gelir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131n \u015ferrinden ve \u00f6zellikle vesvesesinin \u015ferrinden insanlar\u0131n Rabbi, insanlar\u0131n Meliki, insanlar\u0131n il\u00e2h\u0131 olan tek, ulu Allahu Z\u00fclcel\u00e2l&#8217;e s\u0131\u011f\u0131nmak sonu\u00e7 olarak emredilmi\u015f ve bu vechile s\u0131\u011f\u0131nanlar\u0131n Allah&#8217;\u0131n yar\u0131dm\u0131na mazhar olmak suretiyle korunarak g\u00fczel sonuca erecekleri vaad buyurulmu\u015ftur ki, bunun \u00fczerine te\u015fekk\u00fcr olarak &#8220;Hamd, \u00e2lemlerin Rabbi olan Allah&#8217;a mahsustur.&#8221; (F\u00e2tiha, 1\/2) diye F\u00e2tiha S\u00fbresi&#8217;nden ba\u015flamak ne g\u00fczeldir!<\/p>\n<p>Bu y\u00fcce s\u00fbrenin harfleri tekrars\u0131z olarak (med harfleri d\u00e2hil) say\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda yirmi iki harftir. F\u00e2tiha S\u00fbresi&#8217;nin harfleri de b\u00f6yledir. Al\u00fbs\u00ee&#8217;nin nakline g\u00f6re bunun, n\u00fcz\u00fbl senelerine remz old u\u011funu s\u00f6yleyenler olmu\u015ftur. \u00c7\u00fcnk\u00fc Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n yirmi iki senede nazil oldu\u011funu rivayet edenler de vard\u0131r. L\u00e2kin me\u015fhur olan yirmi \u00fc\u00e7 senedir. \u015eu halde yirmi iki seneden fazla olmakla beraber tam yirmi \u00fc\u00e7 seneye de dolmam\u0131\u015f oldu\u011funu s\u00f6ylemek hepsine uygun olu r. Ger\u00e7i dile ait bir konumu, akl\u00ee veya tabi\u00ee delaleti olmayarak s\u0131rf tesad\u00fcf kabilinden g\u00f6r\u00fcnen bu gibi rastlant\u0131lara h\u00fck\u00fcmler gerektirecek kadar delil getirmeye m\u00fcsait, ifadesi kastedilen bir m\u00e2n\u00e2y\u0131 murat etmek nazar\u0131yla bakmak do\u011fru olmaz ise de, hakika t te Allah&#8217;\u0131n ilmine g\u00f6re tesad\u00fcf d\u00fc\u015f\u00fcncesi v\u00e2rid olamayaca\u011f\u0131 ve her rastlant\u0131n\u0131n dahi ger\u00e7ekte bir hikmet ve m\u00e2n\u00e2s\u0131 bulunmas\u0131 gerekece\u011fi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcrse, bu gibi rastlant\u0131lar\u0131n yerine g\u00f6re sembolik bir m\u00e2n\u00e2 ifadesinden h\u00e2li kalmayaca\u011f\u0131 da ink\u00e2r edilemez. Bu se b eple bunlar\u0131 da i\u015faretlerin l\u00e2tifeleri ve terkiblerin dayanaklar\u0131 kabilinden olan zevke ait n\u00fcktelere kat\u0131lm\u0131\u015f remizler,<\/p>\n<p>i\u015faretler halinde kaydetmek ve m\u00fctal\u00e2a etmek faydadan uzak olmaz. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da bu kabilden de bir\u00e7ok incelikler bulundu\u011fu mal\u00fbm, bununla birlikte m\u00fcte\u015f\u00e2bih\u00e2t v\u00e2disi demek olan bu gibi n\u00fcktelerden muhkemlerin tersine m\u00e2n\u00e2lar \u00e7\u0131karmaya kalk\u0131\u015fmak, hur\u00fbf\u00eelik sap\u0131kl\u0131k ve dal\u00e2letiyle b\u00e2t\u0131n\u00eelik karanl\u0131klar\u0131na s\u00fcr\u00fcklemek demek olaca\u011f\u0131, bunun ise Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n zulmetten n\u00fbra g\u00f6t\u00fcren a\u00e7\u0131k bey\u00e2n\u0131na ters d \u00fc \u015ft\u00fc\u011f\u00fc de \u015f\u00fcphesiz olmakla beraber, muhkemlere ayk\u0131r\u0131 olmayarak sezilen, duyulan par\u0131lt\u0131lar, bak\u0131\u015flar, ince ince irfanlar\u0131 zevkleri ok\u015fayan remizler, i\u015faretler, s\u00f6zden \u00e7ok h\u00e2le ait olan ve ehlinden ba\u015fkas\u0131na \u00f6rt\u00fcs\u00fcn\u00fc a\u00e7mayan g\u00fczellikler de ne kadar incelen s e o kadar faydal\u0131, o kadar l\u00e2tif olur. Mesel\u00e2 Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n ba\u015f\u0131 besmelenin (b\u00e2)s\u0131 ile ba\u015flad\u0131\u011f\u0131, sonu da &#8220;n\u00e2s&#8221;\u0131n &#8220;s\u00een&#8221;i ile son buldu\u011fu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcnce, bunun &#8220;bes&#8221;, yani yeti\u015fir, k\u00e2fi, i\u015fte o kadar demek gibi oldu\u011fu, bunun da &#8220;Biz kitap (Kur&#8217;\u00e2n)da hi\u00e7 bir \u015f eyi eksik b\u0131rakmam\u0131\u015f\u0131zd\u0131r. Sonra (onlar), Rab&#8217;leri(nin huzuru)na toplanacaklard\u0131r.&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/38) muhkem mefh\u00fbmuna uygun olarak Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n ba\u015fka bir kitaba, di\u011fer bir delile ihtiya\u00e7 b\u0131rakmayacak derecede din esaslar\u0131n\u0131n hepsini i\u00e7eren, yeterli bir hidayet r ehberi oldu\u011funa bir remiz (sembol), yani &#8220;Kendilerine okunan kitab (Kur&#8217;\u00e2n)\u0131 sana indirmemiz onlara yetmedi mi? \u015e\u00fcphesiz inanan bir toplum i\u00e7in bunda bir rahmet ve \u00f6\u011f\u00fct vard\u0131r.&#8221; (Ankeb\u00fbt, 29\/51) muhkem m\u00e2n\u00e2s\u0131na da i\u015faret olmas\u0131 gibi anlay\u0131\u015flar, bo\u015f de\u011fi l, ho\u015ftur. Nitekim \u015fu Fars\u00e7a beyit de bu m\u00e2n\u00e2da s\u00f6ylenmi\u015ftir:<\/p>\n<p>&#8220;Evvel \u00fc \u00e2hir-i Kur&#8217;\u00e2n niye b\u00e2, s\u00een geldi?<\/p>\n<p>Yani rehber iki \u00e2lemde bize Kur&#8217;\u00e2n bes.&#8221;<\/p>\n<p>Bunu, bizde bilinen &#8220;Allah bes, b\u00e2ki heves&#8221; (Allah yeterlidir, geri kalan hevesdir.) s\u00f6z\u00fcn \u00fcn m\u00e2n\u00e2s\u0131yla anlamak da Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n ba\u015ftan sona b\u00fct\u00fcn maksatlar\u0131n\u0131 kapsay\u0131c\u0131 olmak itibar\u0131yla daha derli toplu olaca\u011f\u0131n\u0131 hat\u0131rlatmak da \u015f\u00fcphesiz ki faydal\u0131d\u0131r. Bunda Tevbe S\u00fbresi&#8217;nin sonundaki &#8220;E\u011fer (inanmaktan) y\u00fcz \u00e7evirirlerse de ki: Allah bana yeter! Ondan ba\u015fka il\u00e2h yoktur. O&#8217;na dayand\u0131m. O, b\u00fcy\u00fck Ar\u015f&#8217;\u0131n sahibidir.&#8221; (Tevbe, 9\/129) ve Y\u00e2sin S\u00fbresi&#8217;nin sonundaki &#8220;Y\u00fccedir o (Allah) ki, her\u015feyin h\u00fck\u00fcmranl\u0131\u011f\u0131 O&#8217;nun elindedir ve siz O&#8217;na d\u00f6nd\u00fcr\u00fcleceksiniz.&#8221; (Y\u00e2sin, 36\/83) gibi \u00e2yetlere \u00f6zellikle i\u015faret b ulunmakla beraber, F\u00e2tiha&#8217;daki yard\u0131m isteme ile h\u00e2time (biti\u015f)deki s\u0131\u011f\u0131nma emirlerinin tevhid ve ihl\u00e2s gayesinde bir tatmini vard\u0131r ki, genelde istenilen g\u00fczel biti\u015f (h\u00fcsni h\u00e2time)<\/p>\n<p>de budur. Bununla beraber bu i\u015f\u00e2retleri, harflerin sembolik m\u00e2n\u00e2lar\u0131ndan \u00e7\u0131karmaya ihtiya\u00e7 da yoktur. F\u00e2tiha ve Bakara S\u00fbresi&#8217;nin ba\u015f\u0131 ile \u0130hlas ve Muavvizeteyn (Fel\u00e2k ve N\u00e2s s\u00fbreleri), bu \u00fc\u00e7 s\u00fbrenin m\u00e2n\u00e2 ve mefh\u00fbnu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc zaman do\u011frudan do\u011fruya m\u00e2n\u00e2lar aras\u0131ndaki tutarl\u0131l\u0131k ve ilgi, s\u00fbrelerin ba\u015f ve sonlar\u0131 aras\u0131ndaki bir l ik ahengi, fikr\u00ee ve bey\u00e2n\u00ee silsile de o n\u00fckteleri ilh\u00e2m etmeye yeterlidir. Bu ahenk ve uygunluk bize Kur&#8217;\u00e2n s\u00fbrelerinin tertibinin de vahyile oldu\u011fu hakk\u0131ndaki mezhebimizin kuvvet ve isabetini g\u00f6sterir. Onun i\u00e7in s\u0131rf remizlerinden fikre do\u011fan m\u00e2n\u00e2lar All a h&#8217;\u0131n murad\u0131 oldu\u011funa h\u00fckmetmek do\u011fru olmayaca\u011f\u0131 hakk\u0131nda bilginlerin hat\u0131rlatmas\u0131n\u0131 unutmamas\u0131 ve kastedileni karanl\u0131k yollarda aramay\u0131p do\u011fru yola sar\u0131lmak maksatlar\u0131n ba\u015fl\u0131cas\u0131 oldu\u011funu d\u00e2ima g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde tutmak l\u00e2z\u0131md\u0131r.<\/p>\n<p>K\u0131yamet g\u00fcn\u00fc sel\u00e2mete ermek i\u00e7in do\u011fru yola hidayet, istenilen ilk maksad oldu\u011fu gibi, o yolda insanl\u0131k mertebelerinin en y\u00fcksek kem\u00e2li olan bek\u00e2bill\u00e2h (Allah&#8217;da b\u00e2ki olma) saadetine kavu\u015fmak i\u00e7in de gizli a\u00e7\u0131k her t\u00fcrl\u00fc vesveseden, \u015f\u00fcphe ve zandan sak\u0131narak tam bir bilgi ile Allah T e \u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n Rabl\u0131\u011f\u0131na, h\u00fck\u00fcmranl\u0131\u011f\u0131na, il\u00e2hl\u0131\u011f\u0131na s\u0131\u011f\u0131nmak son gaye oldu\u011funun h\u00e2time (sonu\u00e7) olarak bey\u00e2n buyurulmu\u015f olmas\u0131 \u015f\u00fcpheden uzak olarak g\u00f6steriyor ki, insanl\u0131\u011f\u0131n saadetinin gayesi kesin bilgi ile ittika (Allah&#8217;tan gere\u011fince korkma)dad\u0131r, h\u00fcsn-i h\u00e2tim e (\u00f6mr\u00fcn iyi bir \u015fekilde biti\u015fi) onunlad\u0131r, &#8220;Sonu\u00e7, (Allah&#8217;tan korkup g\u00fcnahtan) korunanlar\u0131nd\u0131r.&#8221; (\u00c2&#8217;raf, 7\/128). \u0130\u015fte kendisinde \u015f\u00fcphe bulunmayan bu en m\u00fckemmel kitap b\u00f6yle &#8220;M\u00fcttak\u00eeler i\u00e7in yol g\u00f6sterici.&#8221; (Bakara, 2\/2) olarak indirilmi\u015ftir. Gere\u011fince amel edenler de hep o g\u00fczel \u00e2k\u0131bete ermi\u015ftir. Gere\u011fince amel etmek de Allah&#8217;\u0131n l\u00fctfu ve ba\u015far\u0131l\u0131 k\u0131lmas\u0131ylad\u0131r. Bize d\u00fc\u015fen &#8220;Ancak sana ibadet eder ve ancak senden yard\u0131m isteriz.&#8221; (F\u00e2tiha, 1\/5) anla\u015fmas\u0131yla O&#8217;nu istemek, kesin bilgi ve ihl\u00e2s ile O&#8217;na s\u0131\u011f\u0131nmakt\u0131r.<\/p>\n<p>Bu aciz kul da hamd ve tesbih ile O&#8217;nun terbiyesinin l\u00fctfuna, m\u00fclk\u00fcn\u00fcn feyzine, il\u00e2h\u00ee yard\u0131m\u0131na, rahmet ve gufr\u00e2n\u0131na s\u0131\u011f\u0131narak hem kendim, hem milletim, din karde\u015flerim hakk\u0131nda vesveselerden uzak, sel\u00eem kalp ve do\u011fru vicdan ile o g\u00fczel sonuca muvaffak k\u0131lmas\u0131n\u0131 diler ve on iki seneden beri gece ve g\u00fcn\u00fcz Hakk&#8217;\u0131n a\u015fk\u0131 ile g\u00f6zlerinden nokta nokta akan g\u00f6zya\u015f\u0131 d\u00f6kerek altm\u0131\u015f senelik hayat\u0131m\u0131n sayfalar\u0131na Allah&#8217;\u0131n kel\u00e2m\u0131n\u0131n me\u00e2l ve tefsirini yazmaya \u00e7al\u0131\u015fan g\u00fc\u00e7s\u00fcz kalemim bu noktada &#8220;Allah bes, b \u00e2ki heves&#8221; (Allah k\u00e2fidir, geri kalan hevestir.) diyerek sonuca imza koymak isterken, Hakk&#8217;\u0131n c\u00f6mertlik s\u0131rr\u0131n\u0131 bilmi\u015f olmaktan bir \u00e2n uzak kalmak istemeyen zay\u0131f kalbim de bu yalvar\u0131p yakarma ile s\u00f6ze son verir:<\/p>\n<p>Geldim lik\u00e2na ermek i\u00e7in i\u015f bu menzile<\/p>\n<p>Ha\u015fret erenlerinle beni eyleyip kerem<\/p>\n<p>Bir \u00e2n imi\u015f me\u00e2li kitab-\u0131 v\u00fccudumun<\/p>\n<p>\u00d6mr\u00fcm \u015fu tercem\u00e2n\u0131m olan satr-\u0131 m\u00fcrtesem<\/p>\n<p>Levh-\u0131 r\u0131zaya yazd\u0131r il\u00e2hi bu sat\u0131r\u0131m\u0131<\/p>\n<p>Her dem nev\u00e2y\u0131 hamdini kaydeylesin kalem.<\/p>\n<p>&#8220;Sana kavu\u015fmak i\u00e7in bu menzi le geldim.<\/p>\n<p>Kerem eyleyip, beni eren kullar\u0131nla ha\u015fret.<\/p>\n<p>V\u00fccudumun kitab\u0131n\u0131n me\u00e2li bir \u00e2n imi\u015f.<\/p>\n<p>\u00d6mr\u00fcm, \u015fu tercem\u00e2n\u0131m olan resmedilmi\u015f sat\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130l\u00e2h\u00ee, bu sat\u0131r\u0131m\u0131 r\u0131za levhas\u0131na yazd\u0131r.<\/p>\n<p>Her \u00e2n kalem, hamdinin sesini kaydetsin.&#8221;<\/p>\n<p>&#8220;Ey Rabbim! Bana bir h\u00fck\u00fcm ihsan et ve beni s\u00e2lihler z\u00fcmresine kat. Ve sonrakilerde bana bir sadakat dili (zikr-i cemil) tahsis eyle. Ve beni na\u00eem cennetinin v\u00e2rislerinden k\u0131l. Ey Rabbimiz! Bizlere e\u015flerimizden ve z\u00fcrriyetlerimizden g\u00f6zler s\u00fcruru ihsan buyur ve bizleri muttakilere \u00f6nder k\u0131l. Ey Rabbimiz! Bizleri ve bizden \u00f6nce iman ile ge\u00e7en karde\u015flerimizi affeyle ve iman edenlere kar\u015f\u0131 kalplerimizde bir kin tutturma. Ey Rabbimiz! \u015e\u00fcphe yok ki sen \u015fefkatlisin, merhametlisin. Ey Rabbimiz! Hamd, evvel ve \u00e2 hir sanad\u0131r. Sen S\u00fcbhan&#8217;s\u0131n ey Rab! Senin \u015fan\u0131n ne b\u00fcy\u00fckt\u00fcr! B\u00fcrh\u00e2n\u0131n ne y\u00fccedir. F\u00e2tiha senden, sonu\u00e7 sanad\u0131r. Ey Allah&#8217;\u0131m! Muhammed (s.a.v.)&#8217;e ve onun yak\u0131nlar\u0131na salat ve sel\u00e2m et. Nas\u0131l \u0130brahim&#8217;e ve onun onun yak\u0131nlar\u0131na salat ve sel\u00e2m eyledinse. Sen \u00f6v\u00fclm\u00fc\u015fs\u00fcn, pek y\u00fccesin. Ey Allah&#8217;\u0131m! Muhammed (s.a.v.)&#8217;i ve onun yak\u0131nlar\u0131n\u0131<\/p>\n<p>kutlu eyle, \u0130brahim ve onun yak\u0131nlar\u0131n\u0131 kutlu eyledi\u011fin gibi. Sen \u00f6v\u00fclm\u00fc\u015fs\u00fcn, pek y\u00fccesin! Bizi, kendilerine nimet verdiklerinle, gazab edilmemi\u015f ve sapmam\u0131\u015flarla ha\u015fret! \u00c2min&#8221;.<\/p>\n<p>&#8220;El-hamd\u00fc lillah Hamdi tamam bu,<\/p>\n<p>Tarihidir: &#8220;Nur-i tefs\u00eer-i Kur&#8217;\u00e2n&#8221;<\/p>\n<p>1357<br \/>\n12 Cem\u00e2ziye&#8217;l-\u00c2hire 1357<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>114-NAS: \u0130nsanlar\u0131n Rabbine. B\u00fct\u00fcn insanlar\u0131n kendilerine ve i\u015flerine sahip, terbiye edici sahibine, yani halk ve emriyle insanlar yaratan ve sanat ve kudretiyle o \u011f\u00e2s\u0131k,\u2026<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":12073,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1005,5030,5031,5219,5351,5222,5220,1583,1004,5221,1582,1586],"class_list":["post-1717","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-114-nas","tag-elmalili","tag-elmalili-hamdi-yazir","tag-elmalili-tefsir-oku","tag-hak-dini-kuran-dili","tag-hak-dini-tefsiri","tag-hamdi-yazir-tefsir-oku","tag-kuran","tag-nur-i-tefsir-i-kuran","tag-sure-tefsirleri","tag-tefsir","tag-tefsir-oku"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1717","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1717"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1717\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/12073"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1717"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1717"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1717"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}