{"id":1719,"date":"2010-01-02T20:24:47","date_gmt":"2010-01-02T18:24:47","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1719"},"modified":"2010-01-02T20:24:47","modified_gmt":"2010-01-02T18:24:47","slug":"113-felak-tefsiri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/113-felak-tefsiri\/","title":{"rendered":"113-FELAK SURES\u0130 HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130"},"content":{"rendered":"<p>113-FELAK:<\/p>\n<p>De. Dikkate \u015f\u00e2yand\u0131r ki, b\u00f6yle &#8220;de&#8221;, &#8220;s\u00f6yle&#8221; diye emrolundu\u011fu zaman bundan a\u00e7\u0131k\u00e7a anla\u015f\u0131lan; emredilenin, bu emri de\u011fil, bununla s\u00f6ylenmesi emrolunan s\u00f6z\u00fc s\u00f6ylemesi istenir. Onun i\u00e7in Peygamber&#8217;in de bu s\u00fbreleri okurken demeyip diye ba\u015flamas\u0131 gerekmez miydi? diye bir soru hat\u0131ra gelir. Bundan dolay\u0131 &#8216;de mutlaka denilmek v\u00e2cip, Tebbet&#8217;te denilmemek vacip oldu\u011funda ittifak bulunmakla beraber, \u0130hlas&#8217;ta ve Muavvizeteyn&#8217;de denilmeyerek okunmas\u0131n\u0131 caiz g\u00f6renler olmu\u015fsa da, yaln\u0131z d ua niyetiyle s\u00f6ylendi\u011fi zaman bu caiz olsa bile Kur&#8217;an olarak okundu\u011fu zaman aynen okunmal\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc Mushaflarda \u00f6yle tesbit edilmi\u015f, \u00f6yle varid olmu\u015ftur. \u0130mam Ebu Mans\u00fbr Mat\u00fcr\u00eed\u00ee &#8220;Te&#8217;v\u00eelat&#8221;da demi\u015ftir ki: &#8220;Zira bununla g\u00f6revlendirilen yaln\u0131z muhataptan i baret de\u011fil, onun gibi sorumlu olan herkestir.&#8221; Onun i\u00e7in zamanlar ge\u00e7tik\u00e7e b\u00e2ki kalmak, b\u00fct\u00fcn Allah&#8217;\u0131n kullar\u0131na emir ve tavsiye olunmak \u00fczere aynen tesbit edilmi\u015ftir. Bir de denilmi\u015ftir ki: Bununla g\u00f6revli olan okuyan\u0131n kendisidir. Allah Te\u00e2l\u00e2 bu \u015fekild e \u015funu bildirmi\u015ftir ki, bu mefhumun yerinde herkes kendisine bunu s\u00f6ylemeyi emretsin, bunu b\u0131rakmas\u0131n. Has\u0131l\u0131 \u0130hlas S\u00fbresi&#8217;nin ba\u015f\u0131nda da i\u015faret etti\u011fimiz gibi bu s\u00fbreler, diye emir ile emrolunmu\u015f gibi bir telkin ile okunur. Yani kendine ve herkese \u015f\u00f6y l e dua etmeyi s\u00f6yle: S\u0131\u011f\u0131n\u0131r\u0131m. Avz, meaz, \u0131yaz, isti\u00e2ze, bir fenal\u0131ktan korunmak i\u00e7in ba\u015fkas\u0131na s\u0131\u011f\u0131nmak, himayesini istemektir ki, s\u0131\u011f\u0131nana \u00e2iz veya m\u00fcsteiz; s\u0131\u011f\u0131n\u0131lana m\u00fcste\u00e2z\u00fcnbih; ka\u00e7\u0131lan fenal\u0131\u011fa m\u00fcnte\u00e2z\u00fcnminh; s\u0131\u011f\u0131n\u0131\u015f tarz\u0131na, vesilesine avze; s\u0131\u011f\u0131nd\u0131r\u0131p koruyana mu\u00eez, korunana mu\u00e2z denilir. Yani h\u0131fz ve himayesini istiyerek s\u0131\u011f\u0131n\u0131r korunurum. O fel\u00e2k\u0131n Rabbine.<\/p>\n<p>\u015eafak vezninde &#8220;fel\u00e2k&#8221;, bir\u00e7ok m\u00e2n\u00e2lara gelen derin m\u00e2n\u00e2l\u0131 \u015fa\u015f\u0131rt\u0131c\u0131 bir kelimedir. T\u00fcrevine g\u00f6re en esasl\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131 yarmak mefh\u00fbmunu i\u00e7eren bir kelime olmas\u0131 hasebiyle t\u0131pk\u0131 f\u0131trat kelimesini and\u0131r\u0131r. Asl\u0131nda l\u00e2m&#8217;\u0131n s\u00fck\u00fbnuyla &#8220;halk&#8221;<\/p>\n<p>vezninde yarmak, birden bire \u00e7atlat\u0131p ay\u0131rmak veya p\u00f6rtletmek demek olan felk masdar\u0131ndan mefl\u00fbk m\u00e2n\u00e2s\u0131na s\u0131fat-\u0131 m\u00fc\u015febbehe oldu\u011funa g\u00f6re infil\u00e2k ettirilmi\u015f, \u00e7atlat\u0131l\u0131p yar\u0131larak belirtilmi\u015f demek olaca\u011f\u0131ndan ilk bak\u0131\u015fta yar\u0131k, yahut \u00e7atlak diye tercemesi hat\u0131ra gelir. Fakat b\u00f6yle yar\u0131k yahut \u00e7atlak m\u00e2n\u00e2s\u0131na l\u00e2m&#8217;\u0131n fethiyle de\u011fil, t\u0131pk\u0131 me\u015fk\u00fbk m\u00e2n\u00e2s\u0131na \u015fakk gibi mastar\u0131nda oldu\u011fu gibi l\u00e2m&#8217;\u0131n s\u00fck\u00fbnuyla fel k kullan\u0131l\u0131r. \u00c7o\u011fulunda da \u015fuk\u00fbk gibi f\u00fcl\u00fbk deniliyor. Mesel\u00e2 aya\u011f\u0131nda yar\u0131k, \u00e7atlak var denecek yerde deniliyor ki, bu fark, ferc l\u00e2fz\u0131 ile ferec l\u00e2fz\u0131 aras\u0131ndaki farka benzer. Yani fetha ile fel\u00e2k sade \u00e7atla\u011f\u0131n, \u00e7atlay\u0131\u015f\u0131n kendisinden ibaret de\u011fil, d a ha \u00e7ok ondan belirip inki\u015faf ederek meydana gelen neticenin vasf\u0131 demek olur. Mesela bir \u00e7ekirde\u011fi \u00e7atlatmak bir felk, \u00e7atlamas\u0131 bir infil\u00e2k, bir infit\u00e2r, o \u00e7atlay\u0131\u015f bir f\u0131trat, onda iki tarafl\u0131 meydana gelen durum bir \u00e7atlak, bir felk, bir \u015fakt\u0131r. Onun b i r taraf\u0131 bir filk, bir \u015f\u0131kt\u0131r. O \u00e7atla\u011f\u0131n iki \u015f\u0131kk\u0131 aras\u0131ndan netice olarak p\u00f6rtleyip beliren, inki\u015f\u00e2f eden ve geni\u015fleyen tomurcuk, yaprak veya su veya \u0131\u015f\u0131k, par\u0131lt\u0131, a\u00e7\u0131kl\u0131k veya herhangi bir mahl\u00fbk, (fetha ile) fel\u00e2k demektir. Bu m\u00e2n\u00e2 iledir ki, &#8220;Tane y i ve \u00e7ekirde\u011fi yaran, \u015f\u00fcphesiz Allah&#8217;t\u0131r. (O), \u00f6l\u00fcden diriyi \u00e7\u0131kar\u0131r, diriden de \u00f6l\u00fcy\u00fc \u00e7\u0131kar\u0131r. \u0130\u015fte Allah budur. O halde nas\u0131l (ona inanmaktan) \u00e7eviriliyorsunuz? Karanl\u0131\u011f\u0131 yar\u0131p sabah\u0131 ortaya \u00e7\u0131karan O&#8217;dur.&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/95) buyurulmu\u015ftur. vasf\u0131ndan da a \u00e7 \u0131k\u00e7a anla\u015f\u0131lan budur. O felak\u0131n f\u00e2lik\u0131: yar\u0131p yarat\u0131c\u0131s\u0131, \u00f6l\u00fcden diri, diriden \u00f6l\u00fc \u00e7\u0131kar\u0131c\u0131 ve karanl\u0131\u011f\u0131 yar\u0131p sabah\u0131 a\u00e7\u0131c\u0131 ve bu \u015fekilde yokluktan \u00e7\u0131kar\u0131larak do\u011fup do\u011furan halk\u0131, birbirinden \u00fcreterek terbiye ede ede, ihtiya\u00e7lar\u0131n\u0131 vere vere kabiliyetler i ne g\u00f6re yeti\u015ftirip sonlar\u0131na erdiren ve kendini &#8220;tek&#8221;, &#8220;her \u015fey kendine muhta\u00e7&#8221;, &#8220;do\u011furmam\u0131\u015f&#8221; &#8220;do\u011furulmam\u0131\u015f&#8221;, &#8220;hi\u00e7bir \u015fey ona denk de\u011fildir&#8221; diye ifade edilen yarat\u0131c\u0131s\u0131 ve terbiyecisi demek olur.<\/p>\n<p>Bir de falk maddesinde yarmak, yar\u0131lmak m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan ba\u015fka bir s\u00fcrat ve \u015fa\u015fmaya de\u011fer bir g\u00fczellik ve bir bask\u0131 ve \u015fiddet m\u00e2n\u00e2s\u0131 da bulunur. Onun i\u00e7in h\u0131z\u0131ndan insanlar\u0131 \u015fa\u015f\u0131rtacak derecede a\u015f\u0131r\u0131 ve s\u00fcratle ko\u015fmaya tefell\u00fck denildi\u011fi gibi, \u015fa\u015f\u0131rt\u0131c\u0131 ve g\u00fczel bir \u015fey ke\u015ffetmeye ifl\u00e2k veya iftil\u00e2k ve \u015fa\u015f\u0131rt\u0131c\u0131 mefhumlar, g\u00fczel ve n\u00e2dir m\u00e2n\u00e2lar bulan y\u00fcksek \u015f\u00e2ire m\u00fcflik, \u015fa\u015f\u0131rt\u0131c\u0131 i\u015fe filk ve fel\u00eek, mus\u00eebet ve bel\u00e2ya fel\u00eeka ve m\u00fcflika denilir. \u0130\u015fte bu m\u00e2n\u00e2larla ilgili bulunan bu felk maddesinden fel\u00e2k l\u00e2fz\u0131n\u0131n l\u00fcgatta isim olarak gelece\u011fi \u00fczere bir\u00e7ok m \u00e2n\u00e2lar\u0131 bey\u00e2n olunuyor:<\/p>\n<p>1- Adem (yokluk)den yar\u0131l\u0131p \u00e7\u0131kan halk, yani genelde b\u00fct\u00fcn mahl\u00fbkat ve<\/p>\n<p>\u00f6zellikle da\u011flardan p\u0131narlar, buluttan ya\u011fmurlar, yerden tohumdan bitkiler, sulb (d\u00f6l)lerden nesiller, rahimlerden evlatlar gibi bir as\u0131ldan ayr\u0131l\u0131p \u00e7\u0131kan yarat\u0131klar, do\u011fanlar, bu m\u00e2n\u00e2da felak mahluk ve meftur anlamda\u015f\u0131 gibi olarak iki m\u00e2n\u00e2s\u0131yla Samed&#8217;e kar\u015f\u0131l\u0131k ve onunla m\u00fctez\u00e2yif olur. Yani Samed&#8217;in eksiksizli\u011fine kar\u015f\u0131l\u0131k bu eksikli ve ona muhta\u00e7 olur. \u0130zafeti de bunu belirtir.<\/p>\n<p>2- \u00d6rfte, \u00f6zellikle sabaha, yani s\u00fctun \u015feklinde uzam\u0131\u015f olan ayd\u0131nl\u0131\u011fa veya sabah yeri a\u011far\u0131p a\u00e7\u0131lmaktan ibaret olan \u015fafa\u011fa denir. Bu bizim T\u00fcrk\u00e7e&#8217;de Tan dedi\u011fimizin ayn\u0131 demektir. Tanlamak: \u015ea\u015f\u0131rmak, bir \u015feyin birdenbire \u015fuura \u00e7arpan yumu\u015fakl\u0131k veya \u015fiddetinden ac\u0131 veya tat l \u0131 bir intiba ile belirleyip hayran olmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na geldi\u011fine g\u00f6re bunda da felk gibi bir tuhafl\u0131k m\u00e2n\u00e2s\u0131 vard\u0131r ki, \u015fafak atmak deyimiyle ifade olunur. Bu m\u00e2n\u00e2ca felak kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda karanl\u0131k demek olan gasak zikrolunur.<\/p>\n<p>3- \u0130ki tepe aras\u0131ndaki al\u00e7ak, oturakl\u0131, d\u00fcz yere denir ve \u00e7o\u011fulunda f\u00fclkan gelir.<\/p>\n<p>4- Zindanda su\u00e7lular\u0131n ayaklar\u0131na vurulan ve miktara da denilen tomru\u011fa denilir ki bizim falaka deyimimiz bunun anlamda\u015f\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>5- \u00c7anak dibinde kalan s\u00fct kal\u0131nt\u0131s\u0131na denir.<\/p>\n<p>6- Ek\u015fiyip kesilmi\u015f s\u00fcte denilir.<\/p>\n<p>7- Cehennemin veya cehennemde bir kuyunun ismi oldu\u011fu da nakledilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Rag\u0131b der ki: sabaht\u0131r; (Neml, 27\/61) kavlinde zikrolunan &#8220;enh\u00e2r&#8221; da denildi. Allah&#8217; Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n Hz. M\u00fbsa&#8217;ya bildirip onunla denizi yard\u0131\u011f\u0131 kelimedir de denildi.<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc Cerir, birincisi cehennemde bir dere veya cehennemde bir kuyu veya cehennem; ikincisi, sabah; \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc, halk olmak \u00fczere \u0130bn\u00fc Abbas ve di\u011ferlerinden \u00fc\u00e7 rivayet kaydettikten sonra der ki: Allah Te\u00e2l\u00e2 Resul\u00fcne demekle emretmi\u015ftir. Arap kel\u00e2m\u0131nda fel\u00e2k ise sabah fel\u00e2k\u0131d\u0131r. denilir. Ve caiz ki cehennemde fel\u00e2k isminde bir zindan da vard\u0131r. B\u00f6yle olunca da Allah Te\u00e2l\u00e2 s\u00f6z\u00fcyle fel\u00e2k denilenin sade baz\u0131s\u0131n\u0131 ir\u00e2de buyurdu\u011funa bir del\u00e2let koymad\u0131\u011f\u0131 ve Allah Te\u00e2l\u00e2 yaratt\u0131\u011f\u0131 her \u015feyin R a bbi oldu\u011fu i\u00e7in bununla fel\u00e2k ismi alan her \u015feyin murad olunmas\u0131 vacib olur.&#8221; Bundan dolay\u0131 bir\u00e7ok tefsirci daha genel m\u00e2n\u00e2s\u0131 alan halk ile tefsirini tercih<\/p>\n<p>etmi\u015fler, \u0130bn\u00fc M\u00fcnzir ile \u0130bn\u00fc Ebi H\u00e2tim de bunu \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan rivayet etmi\u015flerdir. \u0130bn\u00fc Sina da fel\u00e2k v\u00fccud nuruyla yar\u0131lm\u0131\u015f adem (yokluk) karanl\u0131\u011f\u0131d\u0131r demekle bu m\u00e2n\u00e2 \u00fczere y\u00fcr\u00fcm\u00fc\u015ft\u00fcr. Bununla beraber Cabir b. Abdill\u00e2h, \u0130bn\u00fc Zeyd, M\u00fccahid, Katade ve \u0130bn\u00fc C\u00fcbeyr&#8217;den rivayet olundu\u011fu \u00fczere tefsircilerin pek \u00e7o\u011fu \u00f6rfte en yayg\u0131n olan sabah m\u00e2n\u00e2s\u0131yla te f siri, zahir (a\u00e7\u0131k) g\u00f6rm\u00fc\u015flerdir. Buna g\u00f6re &#8220;Rabbi&#8217;l-fel\u00e2k&#8221;, sabah\u0131n Rabbi, yani tan\u0131n tanr\u0131s\u0131 demek gibi olur. Bu \u015fekilde fel\u00e2k, karanl\u0131k arkas\u0131nda n\u00fbr, darl\u0131ktan sonra geni\u015flik, kapal\u0131l\u0131ktan sonra a\u00e7\u0131l\u0131\u015f m\u00e2n\u00e2lar\u0131na i\u015faret edici olmak dolay\u0131s\u0131yla \u0131y\u00e2z\u0131n, y ani s\u0131\u011f\u0131nman\u0131n ona muzaf olan Rab ismine taalluk ettirilmesinde buna s\u0131\u011f\u0131nan\u0131n sak\u0131nd\u0131\u011f\u0131 \u015ferden kurtar\u0131l\u0131p korunaca\u011f\u0131na i\u015faret eden bir ker\u00eem vaadi ve parlak bir kudret misalini hat\u0131rlatarak \u00fcmit ve ricas\u0131n\u0131 kuvvetlendirme ve Rabl\u0131k h\u00fckm\u00fcne itaatla ona s\u0131\u011f\u0131nma ve dahil olmada \u00e7ok ciddiyet ve \u00f6zene te\u015fvik vard\u0131r. Bir de denilmi\u015ftir ki, \u00f6zellikle felak\u0131n zikri, onun k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcnden bir \u00f6rnek olmas\u0131 dolay\u0131s\u0131ylad\u0131r. O halde evler, kabirler gibi, uykular \u00f6l\u00fcm\u00fcn karde\u015fi, sabahleyin evlerinden \u00e7\u0131kanlar\u0131n kimi ne\u015fe ve sevin\u00e7 i\u00e7inde ve kimi bor\u00e7 ve ihtiya\u00e7 ile alacakl\u0131lar\u0131n bask\u0131s\u0131 veyahut kullar\u0131n ba\u015f\u0131na gelmekte bulunan di\u011fer haller ile gamlar ve ne\u015feler i\u00e7inde bulunmas\u0131 itibar\u0131yla ba&#8217;s (\u00f6ld\u00fckten sonra dirilme) ve \u00e2hiret halini en \u00e7ok and\u0131ran bir \u00f6rnek olur.<\/p>\n<p>K\u00e2d\u00ee tefsirinde der ki: &#8220;Burada ismi, di\u011fer isimlerden, yani felaka izafeti caiz olan di\u011fer Allah isimlerinin hepsinden \u00e7ok yerindedir. \u00c7\u00fcnk\u00fc zararlardan kurtarmak terbiyedir.&#8221; Bu a\u00e7\u0131klama, fel\u00e2k\u0131n genellenmesi m\u00e2n\u00e2s\u0131na g\u00f6re z\u00e2hirdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc s\u0131\u011f\u0131nana da, kendisine s\u0131\u011f\u0131n\u0131lana da \u015famildir. Yani hem s\u0131\u011f\u0131nan, hem de sak\u0131n\u0131lan halk\u0131n Rabbidir, \u00e2lemlerin Rabbidir. Sabah m\u00e2n\u00e2s\u0131na tahsis edildi\u011fi \u015fekilde de, onun halleri de\u011fi\u015ftiren, tav\u0131rlar\u0131 ba\u015fkala\u015ft\u0131ran ve b\u00f6ylece gamlar\u0131 ve kederleri yok edecek olan k\u00e2dir odu\u011funa i\u015f\u00e2ret eder.<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc Sina s\u00f6yledi\u011fimiz gibi fel\u00e2k\u0131, varl\u0131\u011f\u0131n n\u00fbru ile yar\u0131lm\u0131\u015f olan yokluk karanl\u0131\u011f\u0131na hamlederek daha genel m\u00e2n\u00e2y\u0131 ald\u0131ktan sonra demi\u015ftir ki: Burada Rab ismini zikretmede ilmin ger\u00e7eklerinden bir l\u00e2tif s\u0131r vard\u0131r. \u015e\u00f6yle ki: Kul, k\u00f6le, hallerinin hi\u00e7 bir \u015feyinde Rab&#8217;dan m\u00fcsta\u011fni olamaz. Nitekim k\u00fc\u00e7\u00fcc\u00fck \u00e7ocu\u011fun k\u00f6le oldu\u011fu m\u00fcddet\u00e7e halinde bu m\u00fc\u015fahede olunur. M\u00fcmk\u00fcn olan mahiyet bile ilk ba\u015flang\u0131c\u0131n da\u011f\u0131lmas\u0131ndan m\u00fcsta\u011fni olamad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in buna i\u015faret olmak \u00fczere Rab ismi zikrolunmu\u015f t ur. Burada gizli ilimlerden di\u011fer bir i\u015faret daha vard\u0131r ki o da \u015fudur: Avz ve \u0131y\u00e2z lugatte ba\u015fkas\u0131na s\u0131\u011f\u0131nmaktan ibarettir. Ba\u015fkas\u0131na yaln\u0131z s\u0131\u011f\u0131nma ile emrolunup da ondan Rab ile tabir olununca, bu<\/p>\n<p>del\u00e2let eder ki: Maksad h\u00e2s\u0131l olmazsa onun olmamas\u0131, o kendisine s\u0131\u011f\u0131n\u0131lan bol bol hay\u0131r vericiye ait bir i\u015ften dolay\u0131 de\u011fil, m\u00fcmk\u00fcn olana ait bir i\u015ften dolay\u0131d\u0131r. Zira \u015fu kesindir ki: Olgunluklardan ve ba\u015fkas\u0131ndan hi\u00e7 bir \u015feyde ilk ba\u015flang\u0131\u00e7 (mebde-i evvel) olan Allah taraf\u0131ndan cimrilik yoktur O, Samed&#8217;dir, o ndan hepsi meydana gelicidir, yetenekli olan\u0131n kabul\u00fc cihetini ona sarfetmesine ba\u011fl\u0131d\u0131r. \u0130\u015fte &#8220;Zaman\u0131n\u0131z\u0131n g\u00fcnlerinde Rabbinizin rahmetinden nefhalar: esen ho\u015f esintiler vard\u0131r. Uyan\u0131n, kendinizi onlara arzedin.&#8221; hadis-i \u015ferifindeki nebev\u00ee i\u015faret ile murad edilen budur. Allah&#8217;\u0131n l\u00fctuflar\u0131n\u0131n ho\u015f esintilerinin d\u00e2im\u00ee ve bozuklu\u011fun, ancak istidad\u0131 olandan oldu\u011funu beyan buyurmu\u015ftur.&#8221;<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc Merduye ve Deylem\u00ee, Abdullah b. Amr b. \u00c2s&#8217;tan \u015f\u00f6yle rivayet etmi\u015flerdir. Demi\u015ftir ki: \u0130l\u00e2h\u00ee s\u00f6z\u00fcnden Resulullah&#8217;a sordum, o buyurdu: &#8220;Cehennemde bir zindand\u0131r, onda zorbalar, kibirliler hapsolunur ve cehennem ondan Allah&#8217;a s\u0131\u011f\u0131n\u0131r.&#8221; Yine \u0130bn\u00fc Merduye Amr b. Anbese&#8217;den de \u015f\u00f6yle rivayet etmi\u015ftir: Resulullah (s.a.v.) bizimle namaz k\u0131ld\u0131 s\u00fbresini okundu, sonra: &#8220;Ey \u0130bn\u00fc Anbese bilir misin fel\u00e2k nedir?&#8221; buyurdu. &#8220;Allah ve Resul\u00fc daha iyi bilir&#8221;, dedim. Buyurdu ki: &#8220;Cehennemde bir kuyudur. O k\u0131z\u0131\u015ft\u0131r\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman cehennem k\u0131z\u0131\u015f\u0131r, \u00c2dem o\u011flu cehennemden incindi\u011fi gibi cehennem de o kuyudan incinir.&#8221; \u0130bn\u00fc Cerir ve \u0130bn\u00fc Ebi H\u00e2tim, K\u00e2&#8217;b&#8217;dan da \u015f\u00f6yle rivayet etmi\u015flerdir: &#8220;Fel\u00e2k, cehennemde bir evdir. O a\u00e7\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman ate\u015f ehli onun s\u0131cakl\u0131\u011f\u0131n\u0131n \u015fiddetinden ba\u011f\u0131r\u0131rlar.&#8221; Kelb\u00ee&#8217;den de: &#8220;Fel\u00e2k, cehennemde bir v\u00e2didir.&#8221; diye rivayet edilmi\u015f ve cehennemin kendisidir de denilmi \u015f tir.<\/p>\n<p>Ke\u015f\u015f\u00e2f&#8217;\u0131n beyan\u0131na g\u00f6re bu m\u00e2n\u00e2, engin arza fel\u00e2k denilmesinden al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r, bunun \u00e7o\u011fulu f\u00fclk\u00e2n gelir, halek ve hulk\u00e2n gibi. Bu \u015fekilde Rabb kelimesinin buna izafetle zikri, azab\u0131n en b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fcne i\u015faret ile ondan s\u0131\u011f\u0131nana kurtulu\u015fun vaadini i\u00e7erir. Sabah m\u00e2nas\u0131na oldu\u011fu zaman \u00fcmide zafer vaadini ifade etti\u011fi gibi, bunda da en b\u00fcy\u00fck tehlikeden kurtarmay\u0131 ve korumay\u0131 vaad var demek olur. Baz\u0131 Ashab-\u0131 kiramdan rivayet edilmi\u015ftir ki: \u015eam&#8217;a gelip de zimmet ehlinin d\u00fcnya ge\u00e7imindeki geni\u015flik ve refahlar\u0131n\u0131 g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc zaman<\/p>\n<p>&#8220;Hi\u00e7 \u00f6nem vermem, de\u011fil mi ki arkalar\u0131nda o fel\u00e2k var?&#8221; demi\u015f ve K\u00e2&#8217;b&#8217;dan riv\u00e2yet edilen m\u00e2n\u00e2ya i\u015faret etmi\u015ftir. Al\u00fbs\u00ee der ki: &#8220;Fel\u00e2k&#8217;\u0131n bu \u00fc\u00e7 m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan bana g\u00f6re tercihe de\u011fer birinci daha genel m\u00e2n\u00e2s\u0131d\u0131r ki, \u00eecad nuruyla yar\u0131lm\u0131\u015f olan b\u00fct\u00fcn m\u00fcmk\u00fcn varl\u0131klara ve \u00f6zellikle da\u011flardan g\u00f6zeler, bulutlardan ya\u011fmurlar, yerden bitkiler, rahimlerden \u00e7ocuklar gibi bir as\u0131ldan do\u011fup \u00e7\u0131kan b\u00fct\u00fcn yarat\u0131klar\u0131 i\u00e7ine al\u0131r.&#8221; Bu \u015fekilde fel\u00e2k, Samed&#8217;in z\u0131dd\u0131 ve &#8220;Rabbi&#8217;l-fel\u00e2k&#8221; (fel\u00e2k\u0131n Rabbi), &#8220;Rabbi&#8217;l- h alk&#8221; (halk\u0131n Rabbi), yahut &#8220;Rabbi&#8217;l-f\u0131trat&#8221; (f\u0131trat\u0131n Rabbi) demek gibi olur. Bunun da \u00f6nceki s\u00fbreye m\u00fcn\u00e2sebeti, yani do\u011fmaktan, do\u011furmaktan, de\u011fi\u015fim ve yok olmaktan, ortak ve benzerden uzak olan yarat\u0131c\u0131n\u0131n kar\u015f\u0131s\u0131nda onun yaln\u0131z yaratma ve icad\u0131yla yara t \u0131larak do\u011fup do\u011furan ve asl\u0131nda yok olucu ve f\u00e2ni olan yarat\u0131klar\u0131n h\u00fckm\u00fcn\u00fc ve ona ihtiyac\u0131n\u0131 beyan oldu\u011fu da a\u00e7\u0131kt\u0131r. Bundan dolay\u0131 me\u00e2lde &#8220;s\u0131\u011f\u0131n\u0131r\u0131m Rabbine o f\u0131trat\u0131n, \u015ferrinden b\u00fct\u00fcn hilkatin&#8221; diye terc\u00fcme etmek acizane fikrime l\u00e2fzan ve m\u00e2nen m\u00fcnasip gelmi\u015fti. Fakat \u0130bn\u00fc Cerir&#8217;in dedi\u011fi gibi lugat bak\u0131m\u0131ndan ve \u015fer&#8217;an mahluk denilenin hepsinin &#8220;Kendisine fel\u00e2k denilen \u015feyler.&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131yla sarahate dahil olmas\u0131nda ve ayn\u0131 lafz\u0131n mahfuz tutulmas\u0131nda zikrolunan faydalarla beraber daha \u00e7ok ince ve daha f a zla bir \u015f\u00fcm\u00fbl bulunmamas\u0131 hasebiyle \u015f\u00f6yle demek daha tercihe de\u011fer g\u00f6r\u00fcnd\u00fc: &#8220;S\u0131\u011f\u0131n\u0131r\u0131m Rabbine o fel\u00e2k\u0131n.&#8221;<\/p>\n<p>2. Yaratt\u0131\u011f\u0131n\u0131n \u015ferrinden.<\/p>\n<p>Yani o Rabb&#8217;in yaratt\u0131\u011f\u0131 b\u00fct\u00fcn halk\u0131n: herhangisi olursa olsun \u015fer \u015fan\u0131ndan olan yarat\u0131klar\u0131n hepsinin \u015ferrinden ki, madd\u00ee ve manev\u00ee, d\u00fcnya ve ahiretle ilgili, objektif ve subektif, tabi\u00ee ve ihtiyar\u00ee her t\u00fcrl\u00fc \u015ferri i\u00e7ine al\u0131r. \u015eu halde insan ve cin ile b\u00fct\u00fcn \u015feytanlar\u0131n \u015ferrinden, y\u0131rt\u0131c\u0131 hayvanlar, b\u00f6cekler, ha\u015fereler ve mikroplar\u0131n \u015ferrine, zehirler ve ate\u015fin \u015fe r rine, g\u00fcnahlar\u0131n ve hev\u00e2n\u0131n \u015ferrine, nefsin \u015ferrine, amelin \u015ferrine var\u0131ncaya kadar yarat\u0131k denilebilen herhangi bir \u015feyin, \u015fer ve zarar olabilecek herhangi bir k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc muhtevas\u0131 i\u00e7ine al\u0131r. \u015eu kadar ki kastedilenin, genellikle birbirine kar\u015f\u0131 olan \u015fer l er de\u011fil, s\u0131\u011f\u0131nana kar\u015f\u0131 olan \u015ferler oldu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131r. \u0130bn\u00fc S\u00eena gibi baz\u0131lar\u0131 burada s\u0131\u011f\u0131nan insana mahsus nefsin kendisine s\u0131\u011f\u0131n\u0131lan olmamas\u0131 gerekece\u011fini ve bundan dolay\u0131 yaratt\u0131\u011f\u0131 \u015feylerden kastedilen O&#8217;ndan ba\u015fkas\u0131 olan cisimler ve varl\u0131klar olmas\u0131 ger e kece\u011fini s\u00f6ylemi\u015f ve insan ruhunun d\u00fcnyadan olmas\u0131ndan dolay\u0131 halk demek olan m\u00e2halak (yarat\u0131k)da dahil olmayaca\u011f\u0131 kanaatine sahip olmu\u015f ise de, do\u011frusu ruh da mahl\u00fbktur, s\u0131\u011f\u0131nan\u0131n kendisi de m\u00e2halak (yarat\u0131k)da dahildir. Onun i\u00e7in s\u0131\u011f\u0131n\u0131lan \u015fer ona sade d \u0131\u015f\u0131ndan zorlay\u0131c\u0131 olarak gelecek olan objektif<\/p>\n<p>(\u00e2f\u00e2k\u00ee) \u015ferden ibaret olmay\u0131p &#8220;Sana gelen her k\u00f6t\u00fcl\u00fck de kendindendir.&#8221; (Nis\u00e2, 4\/79) h\u00fckm\u00fcnce tabi\u00ee veya kasd\u00ee veya hata olarak se\u00e7me ve benimsemeyle kendi nefsinden gelen objektif (enf\u00fcs\u00ee) \u015ferri de i\u00e7ine almas\u0131 gerekir. &#8220;Senin en yaman d\u00fc\u015fman\u0131n iki yan\u0131n aras\u0131ndaki nefsindir.&#8221; hadis-i \u015ferifinde de buna i\u015faret olunmu\u015ftur. Bu y\u00f6nden bu iki \u00e2yet, bu iki s\u00fbre toplam\u0131n\u0131n b\u00fct\u00fcn mefh\u00fbmunu i\u00e7ine almaktad\u0131r. Bundan sonras\u0131 ise bunun i\u00e7ine yerle\u015ftirilmi\u015f olan k\u0131 s \u0131mlar i\u00e7inde \u00e7ok v\u00e2ki olmas\u0131ndan dolay\u0131 s\u0131\u011f\u0131nmaya en \u00e7ok ihtiya\u00e7 duyulan baz\u0131 k\u0131s\u0131mlar\u0131 tayin ederek d\u0131\u015ftan i\u00e7e do\u011fru a\u00e7\u0131klama ve tafsil olup bu \u015fekilde bu s\u00fbrede daha \u00e7ok \u00e2f\u00e2k\u00ee (objektif, nesnel) olanlar hat\u0131rlat\u0131larak buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>3. Ve bir \u011f\u00e2sik\u0131n \u015ferrinden vukubu s\u0131ra, yani girip dald\u0131\u011f\u0131, yahut bast\u0131\u011f\u0131 veya batt\u0131\u011f\u0131 zaman.<\/p>\n<p>\u011e\u00e2sik kelimesi de bir \u00e7ok m\u00e2n\u00e2 ile tefsir edilmi\u015f geni\u015f anlaml\u0131 bir kelimedir. Bunun masdar\u0131 olan &#8220;\u011fasak&#8221; veya &#8220;\u011fusuk&#8221; veya &#8220;\u011fasekan&#8221; lugatta \u015fiddetli karanl\u0131k, dolgunluk, akmak, d\u00f6k\u00fclmek, so\u011fukluk ve kokarl\u0131k m\u00e2n\u00e2lar\u0131yla ilgilidir. Hepsinin esas\u0131 da (imtil\u00e2) dolmak veya (seyel\u00e2n) akmak yahut (insibab) d\u00f6k\u00fclmek m\u00e2n\u00e2lar\u0131ndan birisi oldu\u011fu beyan olunuyor. Gecenin karanl\u0131\u011f\u0131 h\u00fccum edip dolarak \u00e7ok karanl\u0131k olmas\u0131na masdar o l arak &#8220;\u011fasak&#8221; ve &#8220;\u011fasakan&#8221; ve &#8220;\u011fusuk&#8221; denildi\u011fi gibi ilk koyu karanl\u0131\u011fa da isim olarak &#8220;\u011fasak&#8221; denilir. Bu y\u00f6nden &#8220;gasak&#8221;, &#8220;fel\u00e2k&#8221;a kar\u015f\u0131l\u0131k getirilir de &#8220;\u011fasaktan fel\u00e2ka kadar&#8221; denilir ki, gecenin kararmas\u0131ndan sabah\u0131n ayd\u0131nl\u0131\u011f\u0131na kadar demektir. Bu\u011fda y i\u00e7inde bulunan karacaya da &#8220;\u011fasak&#8221; denilir. G\u00f6z\u00fcn dumanlan\u0131p se\u00e7imsiz olmas\u0131na veya ya\u015far\u0131p sulanmas\u0131na yani iki \u015fekilde de g\u00f6z kararmas\u0131na &#8220;\u011fusuk&#8221; ve &#8220;\u011fasakan&#8221; denilir. Ayn\u0131 \u015fekilde yaradan sar\u0131 su akmas\u0131na ve buluttan ya\u011fmur \u00e7iselemesine ve memeden s\u00fct d\u00f6k\u00fclmesine ve her hangi bir \u015feyin mutlaka akmak suretiyle d\u00f6k\u00fclmesine de &#8220;\u011fasakan&#8221; tabir edilir. \u0130\u00e7ilemeyecek derecede gayet so\u011fuk ve fena kokulu i\u00e7ki veya suya &#8220;\u011fasak&#8221; ve &#8220;\u011fassak&#8221; denilir. Nitekim &#8220;Yaln\u0131z kaynar su ve irin (i\u00e7erler).&#8221; (Nebe&#8217;, 78\/25) bu n dand\u0131r. Kamus m\u00fcterciminin beyan\u0131na g\u00f6re T\u00fcrk\u00e7e&#8217;de de so\u011fuk kokmu\u015f veya &#8220;gasak&#8221; denilirmi\u015f. Bundan dolay\u0131 Cev\u00e2lik\u00ee bunun T\u00fcrk\u00e7e iken Arap\u00e7a&#8217;la\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011funu zannetmi\u015f ise de tersi daha a\u00e7\u0131k g\u00f6r\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fcnden ad\u0131 ge\u00e7en m\u00fctercim buna raz\u0131 olmam\u0131\u015f, &#8220;garib&#8221; d e mi\u015ftir. Bununla beraber biz T\u00fcrk\u00e7e so\u011fuk kokmu\u015f su m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;\u011fasak&#8221; da bilmiyoruz. Ancak l\u00e2fz\u00ee bir benzerlikten bahsedecek olursak Arap\u00e7a &#8220;\u011fasik&#8221; lafz\u0131n\u0131n T\u00fcrk\u00e7e&#8217;deki &#8220;kas\u0131k&#8221; lafz\u0131n\u0131 ve dolay\u0131s\u0131yla \u015fehvet kuvveti m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 and\u0131rabilece\u011fi s\u00f6ylenebilir. \u00c7\u00fcnk \u00fc \u015fehvet,<\/p>\n<p>\u015ferrinden sak\u0131n\u0131lmas\u0131 gereken \u015feylerin ba\u015f\u0131nda gelir.<\/p>\n<p>\u015eimdi bu a\u00e7\u0131klamadan anla\u015f\u0131l\u0131r ki, \u011f\u00e2s\u0131k as\u0131l t\u00fcrevine g\u00f6re &#8220;\u011fasak yapan&#8221; veya &#8220;\u011fasakan eden&#8221; veya \u011fasakl\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131na ismi f\u00e2il olmakla; dolan, kararan, karanl\u0131k eden, akan, d\u00f6k\u00fclen, dolmu\u015f, pusar\u0131k, so\u011fuk olan m\u00e2n\u00e2lar\u0131na vas\u0131f olarak kullan\u0131lmas\u0131 l\u00fcgat bak\u0131m\u0131ndan do\u011fru olur. Buradaki maksad\u0131n ne oldu\u011fu hakk\u0131nda da \u00e7e\u015fitli tefsirler yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Fakat bunlar\u0131 s\u00f6ylemeden \u00f6nce &#8220;vekab&#8221;\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 da izah edelim:<\/p>\n<p>&#8220;Vekab&#8221;\u0131n masdar\u0131 &#8220;vakb&#8221; ve &#8220;vukub&#8221; gelir. Bunun asl\u0131 &#8220;vakbe&#8221; gibi \u00e7ukurdur. Kayalardaki yarat\u0131l\u0131\u015ftan \u00e7ukurlara ve baz\u0131 yal\u00e7\u0131n kayalarda bir iki adam boyu derinli\u011findeki kuyu tarz\u0131nda oyuklara ve at\u0131n g\u00f6z\u00fc \u00fcst\u00fcndeki \u00e7ukurlara ve insan\u0131n bedeninde g\u00f6z ve omuz \u00e7ukurlar\u0131 gibi \u00e7ukurlara, \u00e7ark\u0131n ve makaran\u0131n i\u011f \u00e7eken deliklerine ve al\u0131k yani ahmak ve al\u00e7ak kimseye vakb denildi\u011fi gibi, masdar olarak vakb, vukub da \u00e7ukura girmek olup sonra mutlaka girmek ve kaybolmak, gelmek, d\u00f6n\u00fcp y\u00f6nelmek ve karanl\u0131k girmek yani karanl\u0131k basmak, g\u00fcne\u015f bat m ak, ay tutulmak yani husuf (tutulma)a girmek, yahut mihak (Arab\u00ee ay\u0131n son \u00fc\u00e7 g\u00fcn\u00fc)a girmek m\u00e2n\u00e2lar\u0131nda kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Onun i\u00e7in burada da &#8220;\u011f\u00e2s\u0131k&#8221;a verilen m\u00e2n\u00e2ya g\u00f6re d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmesi gerekir ki, giri\u015f m\u00e2n\u00e2s\u0131 hepsinde yeterli olabilece\u011fi i\u00e7in \u00e7o\u011funlukla bunun l a tefsir etmi\u015flerdir. O halde &#8220;\u011f\u00e2s\u0131k&#8221;a verilen m\u00e2n\u00e2lara gelelim:<\/p>\n<p>1- \u011easak, imtil\u00e2 (dolmak) ve karanl\u0131k m\u00e2n\u00e2s\u0131nda me\u015fhur oldu\u011fu i\u00e7in \u00f6nce bundan dolgun ve karanl\u0131k m\u00e2n\u00e2s\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r. Bundan da fel\u00e2k kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda gece m\u00e2n\u00e2s\u0131 a\u00e7\u0131k oldu\u011fundan dolay\u0131 fel\u00e2ka sabah m\u00e2n\u00e2s\u0131 veren pek \u00e7ok tefsirci bunu gece ile, vukubu da gece karanl\u0131\u011f\u0131n\u0131n her\u015feye girip basmas\u0131yla tefsir etmi\u015flerdir ki gibi, &#8220;karanl\u0131\u011f\u0131 bast\u0131\u011f\u0131 zaman bir gecenin \u015ferrinden&#8221; demek olur. Bu \u015fekilde \u015ferrin geceye nisbeti, meydana geli\u015fine zarf olmas\u0131 hasebiyle m\u00fcn\u00e2sebeti olan bir \u015feye isnad\u0131 kabilindendir ki, &#8220;g\u00fcnd\u00fcz\u00fc oru\u00e7lu&#8221; gibi mecaz\u00ee isnad olup, geceleyin v\u00e2ki olan \u015ferden demektir. Karanl\u0131\u011f\u0131n\u0131n basmas\u0131 zaman\u0131yla kay\u0131tlanmas\u0131 da \u015ferrin o zaman yay\u0131lmaya ba\u015flamas\u0131 ve bundan dolay\u0131 \u015fer kaplamadan \u00f6nc e istiaze (s\u0131\u011f\u0131nma) ile korunman\u0131n temini en l\u00fczumlu \u015fey olmas\u0131 n\u00fcktesine dayanmaktad\u0131r. \u011e\u00e2s\u0131k&#8217;\u0131n b\u00f6yle gece ile ve vukubun karanl\u0131\u011f\u0131n giri\u015fi ile tefsirini \u0130bn\u00fc Cerir ve \u0130bn\u00fc M\u00fcnzir, \u0130bn\u00fc Abbas ve M\u00fccahid&#8217;den; \u0130bn\u00fc Ebi H\u00e2tim, Dahh\u00e2k&#8217;den rivayet etmi\u015fler, a y n\u0131 \u015fekilde Hasen&#8217;den de rivayet olunmu\u015ftur. Zecc\u00e2c da buna k\u00e2ni olmu\u015f, ancak \u011f\u00e2s\u0131k\u0131, so\u011fuk m\u00e2n\u00e2s\u0131na olarak<\/p>\n<p>geceyle yorumlam\u0131\u015f, gece g\u00fcnd\u00fczden so\u011fuk oldu\u011fu i\u00e7in ona \u011f\u00e2s\u0131k denildi\u011fini s\u00f6ylemi\u015ftir. Rag\u0131b, \u011fasak\u0131n \u015fiddetli karanl\u0131k, \u011f\u00e2s\u0131k\u0131n gece m\u00e2n\u00e2s\u0131na oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015f ve demi\u015ftir ki: \u011eas\u0131k\u0131n \u015ferri, tar\u0131k gibi yani gece ans\u0131z\u0131n gelip \u00e7atan ar\u0131za veya hayalet gibi geceleyin olan bel\u00e2 ve mus\u00eebetten ibarettir. Zemah\u015fer\u00ee de gece gasak\u0131n\u0131n (karanl\u0131\u011f\u0131n\u0131n) asl\u0131n\u0131n g\u00f6z\u00fcn ya\u015fla, yaran\u0131n kanla dolmas\u0131 gibi dolmak m \u00e2 n\u00e2s\u0131na gasktan yani karanl\u0131\u011f\u0131n yo\u011funla\u015fmas\u0131ndan oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015ftir.<\/p>\n<p>2- \u011eas\u0131k ayla, vukub da ay tutulma veya ay sonundaki \u00fc\u00e7 g\u00fcn ile tefsir edilmi\u015f ve buna dair bir hadis-i \u015ferif de rivayet edilmi\u015ftir. \u0130mam Ahmed, Tirmiz\u00ee, Hakim ve daha ba\u015fkalar\u0131 Hz. Ai\u015fe&#8217;den \u015f\u00f6yle rivayet etmi\u015flerdir: Demi\u015ftir ki: Bir g\u00fcn Resulullah (s.a.v.) Ay&#8217;a bakt\u0131 da: &#8220;Ey \u00c2i\u015fe! Bunun \u015ferrinden Allah&#8217;a s\u0131\u011f\u0131n \u00e7\u00fcnk\u00fc bu o, karanl\u0131\u011f\u0131 \u00e7\u00f6kt\u00fc\u011f\u00fc zaman gecedir.&#8221; buyurdu. Tirmiz\u00ee demi\u015ftir ki, bu hadis, hasen sahihtir. Al\u00fbs\u00ee, &#8220;Bunun do\u011frulu\u011funu kabul edenin, di\u011fer bir tefsire d\u00f6nmemesi gerektir.&#8221; demi\u015f ise de, buna tahsisin l\u00fczumunu men etmekle cevap verilebilir. Zira Ay&#8217;\u0131n \u011f\u00e2sik olmas\u0131n\u0131n do\u011frulu\u011fu kabul olunsa da, l\u00e2fz\u0131n z\u00e2hir olan mutlakl\u0131\u011f\u0131n\u0131n tek bir haber ile tahsisi caiz g\u00f6r\u00fcl m eyip c\u00fcmlesinde isnad olunan\u0131n tarifi tahsisle yorumlanmayarak tevili de di\u011fer deliller ile sahih olur. Ay&#8217;a \u011f\u00e2sik denilmesinin sebebine gelince bunda da bir ka\u00e7 ihtimal vard\u0131r:<\/p>\n<p>a- Bedir (dolunay) halinde n\u00fbr ile dolgunlu\u011fu itibar\u0131ylad\u0131r. Bu \u015fekilde vukub (karanl\u0131\u011f\u0131n \u00e7\u00f6kmesi) h\u00fcsuf (ay tutulmas\u0131)a dahil olup kararmas\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>b- Seyir ve hareketinde, bur\u00e7lar\u0131 katetmesinde s\u00fcr&#8217;ati itibariyledir ki \u011fask seyel\u00e2n (akma)dan cereyana isti\u00e2re edilmi\u015f olur.<\/p>\n<p>c- G\u00fcne\u015f&#8217;in \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131ndan istifade edilmi\u015f olup hacmi, haddi zat\u0131nda karanl\u0131k olmas\u0131 itibar\u0131ylad\u0131r. Bu iki vecihte vukubu ay\u0131n sonunda mihak (son \u00fc\u00e7 g\u00fcn)a girerek kaybolmas\u0131d\u0131r. M\u00fcneccimler ay tutulmas\u0131 ve ay\u0131n son \u00fc\u00e7 g\u00fcn\u00fcn\u00fc u\u011fursuz sayarlar. B\u00fcy\u00fcc\u00fcler de hastal\u0131k b\u0131rakan sihir ile o zaman me\u015fgul olu r lar. N\u00fczul sebebi sihir oldu\u011funa g\u00f6re de bu m\u00fcnasiptir denilmi\u015ftir. Yani &#8220;\u015ferri&#8221;nin m\u00e2n\u00e2s\u0131 Ay&#8217;\u0131n kendisinde bir \u015ferri olmas\u0131ndan de\u011fil, o zaman sihir yapanlar\u0131n sihir ile u\u011fra\u015fmalar\u0131 hasebiyle bu y\u00fczden \u015ferre sebep olmas\u0131 demek olup, \u015ferrin Ay&#8217;a nisbeti o n unla ilgili olmas\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131na s\u00f6ylenmi\u015ftir. Lakin \u015ferrin bu \u015fekilde tahsis<\/p>\n<p>edilerek tefsiri m\u00fcneccimlerin, b\u00fcy\u00fcc\u00fclerin kanaatlar\u0131na g\u00f6re bir \u00e7e\u015fit g\u00f6z yummay\u0131, m\u00fcsamahay\u0131 i\u00e7erece\u011finden dolay\u0131 m\u00fcnasib olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, bundan sonraki \u00e2yetten fazla bir m\u00e2n\u00e2y\u0131 da ifade etmi\u015f olmaz. &#8220;G\u00fcne\u015f ve Ay Allah&#8217;\u0131n al\u00e2metlerinden birer al\u00e2mettirler. Bunlar kimsenin ne \u00f6l\u00fcm\u00fc, ne de hayat\u0131 i\u00e7in tutulmaz.&#8221; hadisi \u015ferifiyle anlat\u0131lm\u0131\u015f olan \u015feriat koyucusunun maksad\u0131na ayk\u0131r\u0131 ve onunla iptal edilen cahiliyye kanaatlar\u0131n\u0131 bir \u00e7e\u015fit kabullenmeyi te\u015fvikten uzak kalmaz. Do\u011frusu Ay&#8217;\u0131n tutulmas\u0131 veya son \u00fc\u00e7 g\u00fcn\u00fcnde \u015ferrinin m\u00e2n\u00e2s\u0131 da \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n kaybolmas\u0131yla karanl\u0131\u011f\u0131n basmas\u0131ndaki \u015fer demek olaca\u011f\u0131ndan, bu da birinci m\u00e2n\u00e2ya d\u00f6nm\u00fc\u015f olur. \u00c7\u00fcnk\u00fc mehtap gecelerinde gecenin karanl\u0131\u011f\u0131n\u0131n yo\u011fun ol u \u015fu, yani karanl\u0131\u011f\u0131n basmas\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131 tahakkuk etmez. &#8220;Onu takip etti\u011fi zaman Ay&#8217;a andolsun.&#8221; (\u015eems, 91\/2) h\u00fckm\u00fc ge\u00e7erli olur. Bundan dolay\u0131 Ay&#8217;\u0131n vukubu, sadece tutulmas\u0131 veya mihak (ay\u0131n son \u00fc\u00e7 g\u00fcn\u00fc)\u0131ndan ibaret olmay\u0131p bat\u0131\u015f\u0131n\u0131 da i\u00e7erirse de dolunay ha l indeki ay\u0131n bat\u0131\u015f\u0131n\u0131 sabah takip edece\u011fi i\u00e7in bunda gecenin kararma zaman\u0131 tahakkuk etmez. Onun i\u00e7in Ay&#8217;\u0131n kararmas\u0131, daha \u00e7ok tutulma veya ay\u0131n son \u00fc\u00e7 gecesiyle tefsir olunmu\u015ftur. \u015eu halde Hz. Ai\u015fe hadisinin m\u00e2n\u00e2s\u0131 da mehtap gecelerinin \u011f\u00e2s\u0131k (karanl\u0131k) o lmad\u0131\u011f\u0131n\u0131, gecenin karanl\u0131k olmas\u0131n\u0131n, Ay&#8217;\u0131n tutulma zaman\u0131na tahsis oldu\u011funu izah etmek bak\u0131m\u0131ndan \u011f\u00e2s\u0131k\u0131n gece veya karanl\u0131k m\u00e2n\u00e2s\u0131na bir tefsir demek olur ve bu \u015fekilde tahsisin m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 da tevile hacet olmaks\u0131z\u0131n hadis sahih olur.<\/p>\n<p>3- \u0130bn\u00fc Ebi H\u00e2tim&#8217;in \u0130bn\u00fc \u015eihab&#8217;dan rivayetine g\u00f6re batt\u0131\u011f\u0131 zaman g\u00fcne\u015ftir. \u015eu halde karanl\u0131\u011f\u0131n\u0131n basmas\u0131, bat\u0131\u015f\u0131 demek olmakla, bundan ak\u015fam \u015fafak\u0131 kayboluncaya kadar olan tamam\u0131yla bat\u0131\u015f\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcnce gece karanl\u0131\u011f\u0131n\u0131n girdi\u011fi zaman demek olaca\u011f\u0131ndan dolay\u0131, bunun d a yine birinci m\u00e2n\u00e2y\u0131 bir izah oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131r.<\/p>\n<p>4- \u011e\u00e2s\u0131k, S\u00fcreyya y\u0131ld\u0131z\u0131 ve karanl\u0131\u011fa g\u00f6m\u00fclmesidir, diye tefsir edilmi\u015ftir. \u0130bn\u00fc Cerir&#8217;in, \u0130bn\u00fc Vehb&#8217;den rivayet etti\u011fine g\u00f6re \u0130bn\u00fc Zeyd demi\u015ftir ki: &#8220;Araplar, \u011f\u00e2s\u0131k S\u00fcreyya&#8217;n\u0131n batmas\u0131d\u0131r, derlerdi ve onun bat\u0131\u015f\u0131 s\u0131ras\u0131nda hastal\u0131klar ve t\u00e2un \u00e7ok olur ve do\u011fu\u015fu s\u0131ras\u0131nda kalkard\u0131.&#8221; \u0130bn\u00fc Cerir der ki: &#8220;Bu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc kabul edenler i\u00e7in Peygamber (s.a.v.)&#8217;den rivayet edilmi\u015f bir eserden bir illet de vard\u0131r.&#8221; Ebu H\u00fcreyre&#8217;den Hz. Peygamber&#8217;e merf\u00fban \u015f\u00f6yle rivaye t<\/p>\n<p>edilmi\u015ftir: en-Necmi&#8217;l-\u011f\u00e2sik &#8220;kararm\u0131\u015f y\u0131ld\u0131z&#8221; buyurdu, demi\u015ftir. Ve bilinmektedir ki en-Necm, S\u00fcreyya demektir. Bundan ba\u015fka Necm S\u00fbresi&#8217;nde de ge\u00e7ti\u011fi gibi &#8220;S\u00fcreyya do\u011funca, \u00e2fet kalkar.&#8221; diye de bir hadis-i \u015ferif rivayet ediliyor. Rivayetlerin baz\u0131s\u0131nda &#8220;Arab yar\u0131madas\u0131ndan&#8221; kayd\u0131 da vard\u0131r. \u00c2l\u00fbs\u00ee der ki: C\u00e2miu&#8217;s-Sa\u011fir&#8217;in Men\u00e2v\u00ee \u015eerh-i Keb\u00eer&#8217;inde di\u011fer rivayetler de vard\u0131r, m\u00fcracaat edilebilir. Bununla beraber bu \u015fekilde de m\u00e2n\u00e2, S\u00fcreyy\u00e2&#8217;n\u0131n dahi bulunmad\u0131\u011f\u0131 karanl\u0131k gecelerin \u015ferri m\u00e2n\u00e2 s \u0131na d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fclebilir.<\/p>\n<p>5- &#8220;Ke\u015f\u015f\u00e2f&#8221; sahibi der ki: \u011e\u00e2s\u0131k ile kara y\u0131lan, ve sokmas\u0131 kastedilmi\u015f olmas\u0131 da c\u00e2izdir.<\/p>\n<p>6- K\u00e2mus sahibinin &#8220;vakb&#8221; maddesinde bir nakline g\u00f6re \u011f\u00e2s\u0131k, ihtiras ile dolup kabaran kas\u0131k; vukubu da sald\u0131r\u0131\u015f\u0131 me\u00e2linde de bir m\u00e2n\u00e2 s\u00f6ylenmi\u015ftir. Bu iki m\u00e2n\u00e2 g\u00fcvenilir g\u00f6r\u00fclmezse de, y\u0131lan sak\u0131n\u0131lmas\u0131 laz\u0131m gelen en zararl\u0131 d\u00fc\u015fmanlardan olmakta \u00f6rnek oldu\u011fu gibi, \u015fehvet ve h\u0131rs da en b\u00fcy\u00fck \u015ferlerin kayna\u011f\u0131 oldu\u011fu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcrse, bunlardan sak\u0131nmay\u0131 hat\u0131rlatmaktaki faydas\u0131n\u0131n \u00f6nemi de i nk\u00e2r olunamaz. Ancak Kamus m\u00fctercimi lugat a\u00e7\u0131klamas\u0131na hizmet etmi\u015f olmak i\u00e7in bunun ifadesinde a\u00e7\u0131k\u00e7a gitmi\u015f, setr-i avrete uyman\u0131n l\u00fczumunu hissetmemi\u015f gibi rahat hareket etmi\u015ftir. Bundan dolay\u0131 Al\u00fbs\u00ee der ki: Firuz\u00e2b\u00e2d\u00ee K\u00e2mus&#8217;ta &#8220;vakb&#8221; maddesinde bir g \u00f6 r\u00fc\u015f zikretmi\u015f ve onu Gaz\u00e2l\u00ee ve daha ba\u015fkas\u0131n\u0131n \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;dan hik\u00e2ye etti\u011fini sanm\u0131\u015flard\u0131r. Onun nisbeti sahih oldu\u011funu sanmam. \u00c7\u00fcnk\u00fc g\u00f6r\u00fc\u015fler aras\u0131nda bir avret oldu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>7- Raz\u00ee&#8217;nin, &#8220;baz\u0131 \u00e2riflerden i\u015fittim&#8221; diye nakletti\u011fi m\u00e2n\u00e2d\u0131r. Bu iki s\u00fbrede yarat\u0131klar\u0131n mertebelerinin a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve \u015ferrin cisimler ve cisimler \u00e2leminde v\u00e2ki oldu\u011funu s\u00f6yleyerek demi\u015ftir ki: Cisimler ya es\u00eer\u00ee (b\u00fct\u00fcn evreni kaplayan, a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131 olmayan, \u0131s\u0131 ve \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131 ileten cevher) cisimler veya uns\u00fbr\u00ee cisimlerdir. Es\u00eer\u00ee c i simler &#8220;Rahm\u00e2n&#8217;\u0131n yaratmas\u0131nda bir ayr\u0131l\u0131k, uygunsuzluk g\u00f6rmezsin. G\u00f6z\u00fcn\u00fc d\u00f6nd\u00fcr de bak, bir bozukluk g\u00f6r\u00fcyor musun?&#8221; (M\u00fclk, 67\/3) buyuruldu\u011fu \u00fczere d\u00fczensizlik ve bozukluktan uzak, hep hay\u0131rl\u0131d\u0131rlar. Uns\u00fbr\u00ee (a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131 olan) cisimler ise olu\u015fabilen ve<\/p>\n<p>b ozulup de\u011fi\u015febilen cisimlerdir. Ya cans\u0131z varl\u0131k veya bitki veya hayvand\u0131rlar. Cans\u0131z varl\u0131klar, nefs\u00e2n\u00ee kuvvetlerin hepsinden uzakt\u0131rlar. Onun i\u00e7in bunlarda zulmet s\u0131rf karanl\u0131k olup, \u0131\u015f\u0131klar tamamen yok olmu\u015ftur. &#8220;Karanl\u0131\u011f\u0131 \u00e7\u00f6kt\u00fc\u011f\u00fc zaman gecenin \u015fer r inden.&#8221; maksat budur. Bitkiler ise bitkisel gaz g\u00fcc\u00fc ile, uzunluk, geni\u015flik, derinlikte b\u00fcy\u00fcy\u00fcp artand\u0131r. Onun i\u00e7in bu b\u00fcy\u00fcyen kuvvet sanki bu \u00fc\u00e7 d\u00fc\u011f\u00fcme \u00fcfleyen \u00fcf\u00fcr\u00fck\u00e7\u00fcd\u00fcr. Hayvana gelince: Hayvansal g\u00fc\u00e7, g\u00f6r\u00fcnen ve g\u00f6r\u00fcnmeyen duygular, \u015fehvet ve \u00f6fkedi r. Bunlar\u0131n hepsi de insan ruhunu gayb \u00e2lemine ba\u011flanmaktan ve Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n kudsi cel\u00e2li ile me\u015fgul olmaktan al\u0131kor. &#8220;Hased etti\u011fi zaman hasedcinin \u015ferrinden.&#8221; \u00e2yetinden murad da budur. Bu mertebeden sonra s\u00fcfliliklerden ancak insan\u00ee nefis kal\u0131r. Onun i\u00e7in bu s\u00fbre kesilip insan\u00ee nefsin ilerlemede mertebelerinin dereceleri de bundan sonra N\u00e2s S\u00fbresi&#8217;nde zikrolunmu\u015ftur. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki bunda \u011f\u00e2s\u0131k, karanl\u0131k, karalt\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131na olarak uns\u00fbr\u00ee cisimlerden hi\u00e7 geli\u015fmeyen ve hayvansal kuvveti yani uzvu bulunmaya n herhangi bir cans\u0131z cisme y\u00fcklenilmi\u015ftir ki, halis karanl\u0131k dedi\u011fi bizim s\u0131rf durgunluk \u00f6zelli\u011fi ile d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcz tabiatt\u0131r. Vukubu da mek\u00e2ndaki vaziyeti veya varolmaktan yoklu\u011fa giri\u015fidir. \u0130bn\u00fc Sina da bu m\u00e2n\u00e2 \u00fczerinde y\u00fcr\u00fcm\u00fc\u015f, fakat \u011f\u00e2s\u0131k\u0131 s\u0131rf cans\u0131z c isme, madene tahsis etmemi\u015f, hayvansal g\u00fc\u00e7 ile tefsir etmi\u015ftir ve demi\u015ftir ki: Hayvansal g\u00fc\u00e7 bir zulmet-i \u011f\u00e2sika-i m\u00fctekeddiredir, yani bulan\u0131k bir kara kuvvettir ki, s\u0131\u011f\u0131nm\u0131\u015f olan d\u00fc\u015f\u00fcnen nefsin tersinedir. \u00c7\u00fcnk\u00fc d\u00fc\u015f\u00fcnen nefis cevherinde temiz, saf, bula n \u0131k madde ve ili\u015fkilerinden uzak, b\u00fct\u00fcn suretler ve hakikatleri kabul edici bir f\u0131tratta yarat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r o ancak hayvanl\u0131ktan kirlenir.<\/p>\n<p>Bizim fikrimizce \u00e2yetlerin daha genelden daha \u00f6zele do\u011fru gidi\u015fine g\u00f6re bunu ne sadece cans\u0131z cisim k\u0131sm\u0131na, ne de hayvansal g\u00fcce tahsis etmeyip bitkileri ve hayvanlar\u0131 i\u00e7ine alacak \u015fekilde mutlak unsur\u00ee cisim diye almak, sonra bitkisel g\u00fc\u00e7, sonra da hayvansal g\u00fc\u00e7 yahut \u015fehvet ve \u00f6fkeyi tahsis etmek daha uygun olur. Bu \u015fekilde \u011f\u00e2s\u0131k\u0131n \u015ferri, as\u0131l \u00f6zelli\u011fi durgunluk iken \u00fc zerinde Rab&#8217;lik h\u00fckm\u00fc ile var olma ve yok olma cereyan eden ve fel\u00e2ka kar\u015f\u0131 karalt\u0131lar te\u015fkil eden karanl\u0131k madde \u00e2leminin var olma ve bozulma halindeki b\u00fct\u00fcn \u015ferleri i\u00e7erece\u011fi i\u00e7in, insan\u0131n kar\u015f\u0131s\u0131nda yer alarak \u00fczerine dalan cism\u00e2n\u00ee her hangi bir kara k u vvetin veya hayaletin \u00e2fetine i\u015faret edece\u011fi gibi, vukub \u00e7ukura girmek demek olmas\u0131 itibar\u0131yla sonunda kabre girmeye mahkum olan f\u00e2ni bedenin, cism\u00e2n\u00ee tabiat\u0131n d\u00fc\u015fk\u00fcnl\u00fck ve yok olma zaman\u0131ndaki \u015ferrinden ve k\u00f6t\u00fc sonu\u00e7tan s\u0131\u011f\u0131nmay\u0131 da ifade etmi\u015f olur.<\/p>\n<p>8- Zikredilen m\u00e2n\u00e2lardan her birini bir mis\u00e2l ile izah kabilinden olarak<\/p>\n<p>\u011f\u00e2s\u0131k, be\u015feriyete \u00e2r\u0131z olan ve murad\u0131na engel olan elem ve \u0131zt\u0131rab\u0131na sebep olabilen her hangi bir kara mus\u00eebet demek oldu\u011fu da s\u00f6ylenmi\u015ftir ki, insan\u0131n vicdan\u0131na her hangi bir karanl\u0131k koyabilen kara \u015fey demek olur. Zira madd\u00ee veya manev\u00ee \u015fer ve zarar, gam ve keder, karanl\u0131k ve karal\u0131k ile nitelenir. Bu takdirde vukubu, h\u00fccumu demektir. Yukar\u0131da izah etti\u011fimiz vechile gece ile a\u00e7\u0131klaman\u0131n sonucu da Rag\u0131b&#8217;\u0131n &#8220;tar\u0131k gibi her gelip \u00e7at a n musibet&#8221; diyerek i\u015faret etti\u011fi \u00fczere bu m\u00e2n\u00e2ya d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fclebilir. Hakikatte \u0130bn\u00fc Cerir de gece, S\u00fcreyya, Kamer (Ay) rivayetlerini kaydettikten sonra demi\u015ftir ki: &#8220;Bence g\u00f6r\u00fc\u015flerin do\u011fruya en yak\u0131n olan\u0131 \u015f\u00f6yle demektir: &#8220;Allah Te\u00e2l\u00e2 Peygamberine \u011f\u00e2s\u0131k\u0131n \u015f e rrinden Allah&#8217;a s\u0131\u011f\u0131nmas\u0131n\u0131 emretmi\u015ftir. \u011e\u00e2s\u0131k ise karanl\u0131k oland\u0131r, gece karard\u0131\u011f\u0131 zaman denilir. de karanl\u0131\u011f\u0131n girdi\u011fi zaman demektir. Katade nin m\u00e2n\u00e2s\u0131nda &#8220;gitti&#8221; derdi. Gece, karanl\u0131\u011fa girdi\u011fi zaman \u011f\u00e2sikt\u0131r. en-Necm (y\u0131ld\u0131z) batt\u0131\u011f\u0131 zaman \u011f\u00e2s\u0131kt\u0131r. Ay da vukubunda \u011f\u00e2s\u0131kt\u0131r. Allah Te\u00e2l\u00e2 bunlar\u0131n hi\u00e7 birini tahsis etmemi\u015f, genelle\u015ftirmi\u015ftir. O halde \u011f\u00e2s\u0131k denilebilenin her birinin de vukubu zaman\u0131ndaki \u015ferrinden s\u0131\u011f\u0131nma ile emrolunmu\u015ftur.&#8221;<\/p>\n<p>4. Ve o d\u00fc\u011f\u00fcmlere \u00fcfleyicilerin \u015ferrinden. Yani iplere, ipliklere, d\u00fc\u011fd\u00fckleri d\u00fc\u011f\u00fcmlere, yahut g\u00f6n\u00fcllerde d\u00fc\u011f\u00fcml\u00fc azimler, inan\u00e7lar, tutkunluklar i\u00e7ine \u00fcfleyen, yahut \u00f6yle d\u00fc\u011f\u00fcmler i\u00e7inde anla\u015f\u0131lmaz kapal\u0131 bir halde olarak \u00fcf\u00fcr\u00fck\u00e7\u00fcl\u00fckle afsun yapan b\u00fcy\u00fcc\u00fc nefislerin, yahut kar\u0131lar\u0131n, yahut toplumlar\u0131 n \u015ferrinden. &#8220;Nefs etmek&#8221;, bizim &#8220;nefes etmek&#8221; dedi\u011fimiz \u00fcflemektir ki, biraz t\u00fck\u00fcr\u00fckl\u00fc, veya t\u00fck\u00fcr\u00fcks\u00fcz olarak \u00fcf\u00fcr\u00fcr gibi yapmakt\u0131r. Ke\u015f\u015faf sahibi t\u00fck\u00fcr\u00fckle \u00fcflemektir, demi\u015f. Lev\u00e2mi&#8217; sahibi de \u00fcf\u00fcrmeye benzer, t\u00fck\u00fcr\u00fcks\u00fcz olarak rukyede (okuyup \u00fcflemek) y ap\u0131l\u0131r. T\u00fck\u00fcr\u00fckle olursa tefl, yani &#8220;t\u00fch t\u00fch&#8221; diye t\u00fchlemek tabir olunur demi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc Kayyim de: B\u00fcy\u00fcc\u00fcler sihir yapt\u0131klar\u0131 zaman fiillerinin tesirine \u00e7irkin nefeslerinin baz\u0131 k\u0131s\u0131mlar\u0131 kar\u0131\u015fan bir nefesle yard\u0131m dilenirler, diye nakletmi\u015f, Al\u00fbs\u00ee bundan dolay\u0131 Ke\u015f\u015f\u00e2f sahibinin dedi\u011fine daha do\u011fru demi\u015ftir. Ger\u00e7ekten Rag\u0131b da der ki: Nefs, t\u00fck\u00fcr\u00fck f\u0131rlatmakt\u0131r ve bu t\u00fchlemekten daha azd\u0131r. Afsuncunun ve sihirbaz\u0131n nefsi de d\u00fc\u011f\u00fcmler i\u00e7ine \u00fcflemesidir. &#8220;D\u00fc\u011f\u00fcmlere \u00fcfleyicilerin \u015ferrinden.&#8221; buyurulmu\u015ft u r.&#8221; Y\u0131lan zehir nefseder&#8221; denilmesi de bundand\u0131r. \u00dcf\u00fcr\u00fcnt\u00fc, &#8220;G\u00f6\u011f\u00fcs darl\u0131\u011f\u0131 olan elbette \u00fcf\u00fcler&#8221; diye de bir mesel vard\u0131r. L\u00e2kin Nih\u00e2ye&#8217;de, nefhe (\u00fcf\u00fcrmeye) benzer ve t\u00fchlemekten daha azd\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc tefl her halde t\u00fck\u00fcr\u00fckten bir \u015fey<\/p>\n<p>kar\u0131\u015fmadan olmaz. demesinden anla\u015f\u0131lan nefste t\u00fckr\u00fck \u015fart de\u011fildir. Kamus sahibi de: &#8220;B\u00f6yle nefs (\u00fcflemek), nefh (\u00fcf\u00fcrme) gibidir ve t\u00fchlemekten daha azd\u0131r.&#8221; demi\u015f ve m\u00fctercimi bunu \u015f\u00f6yle izah etmi\u015ftir: Tefl (t\u00fck\u00fcrmek) m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan daha az \u00fcf\u00fcrmektir ki, buna \u00fcfle m ek denilir. \u00dcf\u00fcr\u00fck\u00e7\u00fclerin \u00fcflemesi gibi t\u00fck\u00fcr\u00fcks\u00fcz olur ve tefl azca t\u00fck\u00fcr\u00fck ile &#8220;t\u00fcf t\u00fcf&#8221; diye \u00fcf\u00fcrmektir ki t\u00fcflemek denilir. Yalanc\u0131l\u0131k k\u0131sm\u0131ndan olan \u015fiir ve gazellere s\u00f6ylenir. B\u00fcy\u00fcc\u00fc kad\u0131nlara denilir ki, ipi d\u00fc\u011f\u00fcmleyip ona afsunla \u00fcfledikler i i\u00e7indir. M\u00fcellifin \u00fcf\u00fcr\u00fck\u00e7\u00fc kad\u0131nlar\u0131 ile tefsiri n\u00fcfus, yahut nis\u00e2 (kad\u0131nlar) itibar\u0131na dayan\u0131r. Zira cad\u0131l\u0131\u011f\u0131n pek \u00e7o\u011fu kad\u0131nlar\u0131n i\u015fidir. Demek olur ki &#8220;nefs&#8221;in esas\u0131nda biraz t\u00fck\u00fcr\u00fck f\u0131rlatmak olsa bile nefh gibi t\u00fck\u00fcr\u00fcks\u00fcz sade nefes etmekle de olur. Nitekim dilimizde nefes edici, okuyucu, \u00fcf\u00fcr\u00fck\u00e7\u00fc denilen rukyecilerde bilinen t\u00fck\u00fcr\u00fcks\u00fcz \u00fcflemektir. Fakat zarar vermek i\u00e7in sihir yapan k\u00f6t\u00fc b\u00fcy\u00fcc\u00fclerde y\u0131lan\u0131n di\u015finden zehiri f\u0131\u015fk\u0131rtmas\u0131 gibi t\u00fck\u00fcr\u00fck savurtmak da \u00e2det oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131yor. Bununla berab e r hava, r\u00fczgar, nefes \u00fcf\u00fcrmek demek olan nefh, ruh nefheylemek t\u00e2birinde oldu\u011fu \u00fczere can vermek, hayat ve ilim ba\u015flang\u0131c\u0131 olan ruhu feyizlendirmek m\u00e2n\u00e2s\u0131na kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 gibi &#8220;R\u00fbhu&#8217;l-kud\u00fcs kalbime nefes eyledi.&#8221; hadis-i \u015ferifinde v\u00e2rid oldu\u011fu \u00fczere ruhu n kalp ve vicdana bir m\u00e2n\u00e2, bir ilim veya s\u00f6z, vahiy etmesi m\u00e2n\u00e2s\u0131na da istiare yoluyla olsa bile denildi\u011finde de \u015f\u00fcphe yoktur. Demek ki etmenin \u00e7irkin k\u0131sm\u0131na kar\u015f\u0131 olarak bir de kuds\u00ee k\u0131sm\u0131 vard\u0131r. Vaaz ve \u00f6\u011f\u00fctde, \u00f6\u011fretim ve e\u011fitimde, ruh\u00ee tedavi l erde oldu\u011fu gibi, g\u00fczel hikmetli s\u00f6zler, hay\u0131rl\u0131 niyetler, kuds\u00ee m\u00e2n\u00e2lar ve nefesler sarf\u0131yla yap\u0131lan ruh\u00ee telkinler bu \u00e7e\u015fittendir. Fakat burada bahis konusu, \u015ferrinden s\u0131\u011f\u0131n\u0131lmas\u0131 emrolunan \u00e7irkin nefesler oldu\u011fu, bunda da bilinen sihirbaz erkek ve kad\u0131 n lar\u0131n zehire benzeyen \u00e7irkin t\u00fck\u00fcr\u00fckl\u00fc \u00fcf\u00fcr\u00fckleri ile afsunlar\u0131 bulundu\u011fu i\u00e7in &#8220;d\u00fc\u011f\u00fcmlere \u00fcfleyenler&#8221; ifadesi onlar hakk\u0131nda yayg\u0131nla\u015fm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Bunu a\u00e7\u0131klamak i\u00e7in &#8220;ukad&#8221;in m\u00e2n\u00e2lar\u0131n\u0131 da tahlil etmek laz\u0131m gelir. , &#8216;n\u0131n zarf\u0131 veya zarf-\u0131 m\u00fcstakar olarak onlar\u0131n halidir.<\/p>\n<p>kelimesi, mal\u00fbmdur ki, &#8220;ukde&#8221; nin \u00e7o\u011fuludur. Ukde, bir \u015feyin u\u00e7lar\u0131n\u0131 derleyip birbirine s\u0131k\u0131 tutturmak, yani d\u00fc\u011f\u00fcm ba\u011flamak, d\u00fc\u011fmek ve d\u00fc\u011f\u00fcmlemek demek olan &#8220;akd&#8221; maddesinden isim oldu\u011fu i\u00e7in esas m\u00e2n\u00e2s\u0131, d\u00fc\u011f\u00fcm demektir.<\/p>\n<p>Fakat akd, hiss\u00ee ve manev\u00eeden daha genel olarak kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in, ukde dahi akd gibi sade hiss\u00ee bir d\u00fc\u011f\u00fcmden ib\u00e2ret olmayarak bir\u00e7ok m\u00e2n\u00e2lara gelir. Ondan dolay\u0131 d\u00fc\u011f\u00fcm denilince normal bir ip d\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcnden ibaret zannedilmemesi i\u00e7in Kamus&#8217;tan, Nihaye&#8217;den, R\u00e2\u011f\u0131b&#8217;dan baz\u0131 m\u00fchim m\u00e2n\u00e2lar\u0131n\u0131 kaydedelim:<\/p>\n<p>Kamusta:<\/p>\n<p>1- Ukde, d\u00fc\u011f\u00fcm ve d\u00fc\u011f\u00fcm yeri.<\/p>\n<p>2- Beldeler \u00fczerine vel\u00e2yet. Nitekim Nih\u00e2ye&#8217;de der ki: Hz. \u00d6mer hadisinde: &#8220;\u015eehirler \u00fczerine vel\u00e2yet sahipleri hel\u00e2k oldu.&#8221; demektir. Em\u00eerler i\u00e7in sancak ba\u011flanmas\u0131ndan al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>3- Valiler i\u00e7in akt edilen anla\u015fma ki, \u00dcbey hadisinde &#8220;K\u00e2be&#8217;nin Rabb&#8217;ine yemin ederim ki d\u00fc\u011f\u00fcm ehli hel\u00e2k oldu.&#8221; bu m\u00e2n\u00e2dand\u0131r, yani akt edilen anla\u015fma demektir.<\/p>\n<p>4- Sahibinin m\u00fclk olarak inand\u0131\u011f\u0131 akar.<\/p>\n<p>5- A\u011fac\u0131 \u00e7 ok ve girift yer.<\/p>\n<p>6- Develer i\u00e7in otlar\u0131 yeterli otlak.<\/p>\n<p>7- Bir kimsenin yeterli derecede ge\u00e7imi kendisine ba\u011fl\u0131 bulunan \u015fey.<\/p>\n<p>8- Bolluk arazi.<\/p>\n<p>9- A\u011fa\u00e7 yemeye mecbur kalm\u0131\u015f hayvanlar.<\/p>\n<p>10- Herhangi bir \u015feyin kesin v\u00fccubu, l\u00fczumu ki, n ik\u00e2h ba\u011f\u0131 ve al\u0131\u015f veri\u015f s\u00f6zle\u015fmesi bundand\u0131r. Kalpdeki inanca, \u015fiddetli ili\u015fi\u011fe, azim ve kesin niyete, rey ve g\u00f6r\u00fc\u015fe ukde denilmesi de buna dahildir. Nitekim Nihaye&#8217;de dua hadisinde &#8220;Senin i\u00e7in kalplerimizde ned\u00e2met ukdesi vard\u0131r.&#8221; ned\u00e2mete azim akdi, d e mektir ki ger\u00e7ek tevbedir. Yine bir hadiste &#8220;Ve elbette deveme emrederim g\u00f6\u00e7 eder, sonra Medine&#8217;ye gelinceye kadar onun i\u00e7in bir d\u00fc\u011f\u00fcm \u00e7\u00f6zmem.&#8221; ona gelinceye kadar azmimi bozmam demektir. Bir hadiste de &#8220;Bir<\/p>\n<p>adam al\u0131\u015f veri\u015f ediyordu, ukdesinde zay\u0131fl\u0131k vard\u0131.&#8221; yani fikrinde ve kendi iyiliklerine bak\u0131\u015f\u0131nda demektir.<\/p>\n<p>11- Kin ve \u00f6fkeye de, \u00e7o\u011ful sigas\u0131yla, ukad denir. &#8220;D\u00fc\u011f\u00fcmleri \u00e7\u00f6z\u00fcld\u00fc&#8221;, \u00f6fkesi s\u00fck\u00fbn buldu demektir.<\/p>\n<p>12- Ukde, kam\u0131\u015fa da s\u00f6ylenir ve baz\u0131 yerlerin de \u00f6zel ismidir. Hepsi d\u00fc\u011f\u00fcm m\u00e2n\u00e2s\u0131yla ilgili olan nice m\u00e2n\u00e2lar ki, \u00e7o\u011funu ve hepsini belki bu \u00e2yette d\u00fc\u015f\u00fcnmek m\u00fcmk\u00fcn olabilir. R\u00e2g\u0131b da M\u00fcfredat&#8217;da akdin \u00f6nce ipin ba\u011flanmas\u0131 ve binan\u0131n ba\u011flanmas\u0131 gibi kat\u0131 cisimlerde kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131, sonra da ticaret akdi, ahid ve di\u011ferleri gibi m\u00e2n\u00e2 cinsinden olan \u015feylere is\u00e2re edildi\u011fini s\u00f6yledikten sonra der ki: Ukde, Akdolunan\u0131n ismidir, nik\u00e2hdan, yeminden ve di\u011ferlerinden, &#8220;Bekleme s\u00fcresi dolmadan nik\u00e2h ba\u011f\u0131n\u0131 ba\u011flamaya kalkmay\u0131n.&#8221; (Bakara, 2\/235) ve dil tutuldu\u011funda denir. &#8220;Dilinde ukde var.&#8221; demek, tutukluk, pelteklik var demektir. de &#8220;ukde&#8221;nin \u00e7o\u011fuludur ve bu b\u00fcy\u00fcc\u00fc kad\u0131n\u0131n ba\u011flad\u0131\u011f\u0131d\u0131r ki, asl\u0131 azimettendir. Onun i\u00e7in ona ukde denildi\u011fi gibi azimet de denilir. Bundand\u0131r ki: B\u00fcy\u00fcc\u00fcye muakkid (akt eden) denilir. Ve onun denilir, telk\u00eeh (a\u015f\u0131lanmas\u0131)i tutunca kuyru\u011funu k\u0131san deve; kuyru\u011fu k\u0131vr\u0131k teke veya k\u00f6pektir. K\u00f6peklerin \u00e7at\u0131\u015fmas\u0131na da te\u00e2kud denilir.<\/p>\n<p>Demek ki b\u00fcy\u00fcc\u00fc erkek ve kad\u0131n\u0131n \u00fcfledi\u011fi, akdetti\u011fi ukdeler, d\u00fc\u011f\u00fcmledi\u011fi d\u00fc\u011f\u00fcmler bu m\u00e2n\u00e2larla ilgili bir azim ve azimet d\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcd\u00fcr ki, as\u0131l u\u00e7lar\u0131 onlar\u0131n nefislerinde d\u00fc\u011f\u00fcmlenmi\u015f olup onunla di\u011ferleri \u00fczerinde iradelerini \u015feytanl\u0131kla y\u00fcr\u00fctmek isterler, bir akiddeki el s\u0131kma kabilinden, g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fteki ip d\u00fc\u011f\u00fcm\u00fc de onun bir g\u00f6r\u00fcn\u00fcm\u00fcd\u00fcr.<\/p>\n<p>O azimet denilen \u015feyin ne oldu\u011funa gelince: Evvela bilinen \u015feydir ki azim ve azimet bir i\u015fin yap\u0131lmas\u0131na kalbi ba\u011flamakt\u0131r. Yani kalbi kesin olarak ba\u011flamakla kastetmek ve y\u00f6nelmektir. Ciddiyet ve sab\u0131r ile \u00e7al\u0131\u015fmak ve \u00f6nem vermektir diye de tarif edilir. B\u00f6yle azimle yap\u0131lmas\u0131 gereken b\u00fcy \u00fc k hay\u0131rl\u0131 i\u015flere ve ruhsat y\u00f6n\u00fc aranmayarak icras\u0131 istenilen \u00e7ok m\u00fchim g\u00f6revlere azimet, az\u00e2im ve av\u00e2zim denilir. B\u00fcy\u00fcc\u00fcn\u00fcn ukdesinde esas olan, \u015fer ve \u015feytanl\u0131\u011fa taalluk eden bir kalbin akdi ile takip olunur bir azimettir ki, Rag\u0131b bunu \u015f\u00f6yle tarif etmi\u015f t ir: &#8220;O azimet bir s\u0131\u011f\u0131nd\u0131rma afs\u00fbnudur ki, sanki sen onunla \u015feytan\u0131n \u00fczerine sende iradesini yerine getirmesine bir akid yapm\u0131\u015fs\u0131n, onu ba\u011flay\u0131p<\/p>\n<p>d\u00fc\u011f\u00fcmlemi\u015fsin gibi tasavvur olunur.&#8221;<\/p>\n<p>Bu a\u00e7\u0131klamalardan sonra \u015fu sonuca gelmi\u015f oluyoruz ki, ukdelere, t\u00fck\u00fcr\u00fckl\u00fc veya t\u00fck\u00fcr\u00fcks\u00fcz \u00fcflemek ukdenin hiss\u00ee ve m\u00e2nev\u00ee tasavvur olunabilen her m\u00e2n\u00e2s\u0131na g\u00f6re onun gerek ba\u011flanmas\u0131, gerek \u00e7\u00f6z\u00fclmesi, nokta-i nazar\u0131ndan nefes sarfetmek, ilk\u00e2\u00e2t (atmalar) ve telkinler ile nefisler \u00fczerinde heyecanland\u0131rmalar ve k\u0131\u015fk\u0131rtmalarda bulunmak gibi bir vechile d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir. Bahis konusu ise \u015fer olan nefes (\u00fcfleme)ler oldu\u011fu, bunun sonucu ve en a\u00e7\u0131k mis\u00e2li de i\u015fleri, g\u00fc\u00e7leri k\u00fcf\u00fcr ve fitne olan b\u00fcy\u00fcc\u00fclerin afsun d\u00fc\u011f\u00fcmlemeyle \u015funu bunu ba\u011flamak, sihir yapmak i\u00e7in p\u00fcf p\u00fcfleyerek veya t\u00fch t\u00fchleyerek azim ve azimetle sarfettikleri \u015feytanl\u0131 \u00fcf\u00fcr\u00fckleri ve t\u00fck\u00fcr\u00fckleriyle d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc i\u00e7in b\u00fcy\u00fcc\u00fclerin, cad\u0131lar\u0131n \u00fcnvan\u0131 olmu\u015f ve bundan dolay\u0131 \u00e7o\u011funlukla &#8220;b\u00fcy\u00fcc\u00fc kad\u0131nlar, cad\u0131lar&#8221; diye tefsir olunmu\u015ftur. Burada dikkati \u00e7eken noktalardan biri s i de &#8220;neff\u00e2s\u00e2t&#8221;\u0131n m\u00fcennes \u00e7o\u011ful olarak getirilmi\u015f olmas\u0131d\u0131r. Onun i\u00e7in bunun m\u00fcennes olan mevs\u00fbfunu takdir etmede \u00fc\u00e7 vecih s\u00f6ylenmi\u015ftir:<\/p>\n<p>1- Z\u00e2hiri \u00fczere &#8220;nis\u00e2&#8221; (kad\u0131nlar) takdir olunarak &#8220;\u00fcfleyici kar\u0131lar&#8221; demek olmas\u0131d\u0131r. Bunda da iki vecih vard\u0131r: Birisi, yukar\u0131da i\u015faret olundu\u011fu \u00fczere cad\u0131l\u0131k \u00e7o\u011funlukla kad\u0131nlar\u0131n \u015fi\u00e2r\u0131 olmas\u0131 ve b\u00fcy\u00fc i\u015finde kad\u0131n\u0131n rol\u00fcn\u00fcn \u00e7ok olmas\u0131d\u0131r. Birisi de, erkeklerin azim ve kuvvetleri \u00fczerinde kad\u0131n hilesinin, kad\u0131n tuzaklar\u0131n\u0131n \u015firreti veya kad\u0131n c\u00e2zibesinin y\u00fcrekl e re i\u015fleyen b\u00fcy\u00fcleyici tesiridir ki, bunu b\u00fcy\u00fcn\u00fcn hakikatine inanmayanlar dahi itiraf ederler. Bununla beraber iki g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn ikisi de bir m\u00e2n\u00e2ya y\u00f6neliktir denilebilir.<\/p>\n<p>2- Di\u015fiyi ve erke\u011fi i\u00e7ine almak \u00fczere n\u00fcf\u00fbs (nefisler) takdiriyle &#8220;\u00fcfleyici nefisler&#8221; demek olmas\u0131d\u0131r. Zira Arap\u00e7a&#8217;da &#8220;Sin&#8221; ile nefis kelimesi m\u00fcennestir. Bu m\u00e2n\u00e2, erke\u011fe ve di\u015fiye, fertlere ve toplumlara sad\u0131k olmak itibar\u0131yla daha kapsaml\u0131 oldu\u011fu ve n\u00fczul sebebi say\u0131lan rivayetlere uygun bulundu\u011fu i\u00e7in genellikle en tercih olunan g\u00f6r \u00fc \u015f budur. Onun i\u00e7in me\u00e2lde bu m\u00e2n\u00e2 g\u00f6sterilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>3- &#8220;\u00dcfleyici toplumlar&#8221; diye cemaatler takdir edilmesidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc b\u00fcy\u00fcc\u00fclerin toplanmas\u0131yla yap\u0131lan b\u00fcy\u00fc daha \u015fiddetlidir. Bu da erke\u011fi ve di\u015fiyi kapsarsa da fertlere \u015f\u00fcm\u00fbl\u00fc a\u00e7\u0131k olmaz.<\/p>\n<p>Bu vecihl er de anla\u015f\u0131ld\u0131ktan sonra bey\u00e2n olunan m\u00e2n\u00e2lar\u0131n sonucuna gelelim. Tefsirlerde buna ba\u015fl\u0131ca \u00fc\u00e7 m\u00e2n\u00e2 verilmi\u015ftir:<\/p>\n<p>1- Genellikle yayg\u0131n olan m\u00e2n\u00e2d\u0131r ki, \u015f\u00f6yle demi\u015flerdir: \u0130pliklere d\u00fc\u011f\u00fcmler<\/p>\n<p>d\u00fc\u011f\u00fcp de onlara \u00fcfleyerek rukye ve afsun yapan b\u00fcy\u00fcc\u00fc kar\u0131lar\u0131n veya nefislerin veya toplumlar\u0131n \u015ferrinden. \u0130bn\u00fc Cerir bunu: Rukye ederlerken (\u00fcflerlerken) iplik d\u00fc\u011f\u00fcmlerine \u00fcfleyen b\u00fcy\u00fcc\u00fc kad\u0131nlar\u0131n \u015ferrinden diye anlatt\u0131ktan sonra: &#8220;Tevil (yorum) ehli de, yani tefsirciler de dedi\u011fimiz gibi s\u00f6ylemi\u015ftir, diyerek \u015fun l ar\u0131 nakleder: Muhammed b. Sa&#8217;d tar\u00eek\u0131yla \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;dan: sihir kar\u0131\u015fan rukyeler. Hasen&#8217;den: B\u00fcy\u00fcc\u00fc kad\u0131nlar ve erkekler. Katade&#8217;den: &#8216;yi okumu\u015f ve \u015fu rukyelerin sihir kar\u0131\u015fan\u0131ndan sak\u0131n\u0131n\u0131z demi\u015ftir. T\u00e2vus&#8217;tan: &#8220;Mecn\u00fbnlar\u0131n rukyesi&#8221;nden \u015firke daha yak\u0131n bir \u015fey yoktur, demi\u015ftir. M\u00fccahid ve \u0130krime de demi\u015ftir ki iplik d\u00fc\u011f\u00fcmlerinde rukyelerdir. \u0130krime demi\u015ftir ki iplik d\u00fc\u011f\u00fcmlerinde ahzdir (yani ba\u011flama denilen tutukluktur ki Arap\u00e7a&#8217;da ahze denilir). \u0130bn\u00fc Zeyd&#8217;den ukdelerde b\u00fcy\u00fcc\u00fc kad\u0131nlard\u0131r. F a kat bu rivayetlerde &#8220;iplik ukdesi&#8221; ile tahsisi ancak M\u00fccahid ve \u0130krime&#8217;den v\u00e2rid olmu\u015ftur. Bu a\u00e7\u0131klaman\u0131n ifadesi, sihir kar\u0131\u015fmayan, yani \u015fer ve \u015feytanl\u0131k i\u00e7in olmay\u0131p da ondan korunmak ve bir hastal\u0131k veya \u00e2fete Allah&#8217;tan \u015fifa niyaz\u0131 i\u00e7in kendine veya di\u011ferine hul\u00fbs-i kalp ve salih niyet ile bir du\u00e2 veya \u00e2yet okuyup \u00fcflemek kabilinden olan nefeslerin caiz oldu\u011funa i\u015farettir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunda kimseye zarar vermek veya sap\u0131tmak veya Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131na s\u0131\u011f\u0131nma ve iltica m\u00e2n\u00e2s\u0131 yoktur. Bu s\u00fbrelerde &#8220;s\u0131\u011f\u0131n\u0131r\u0131m de!&#8221; emirleri de her \u015feyden Allah&#8217;a s\u0131\u011f\u0131nmak gere\u011fini anlat\u0131r. Resulullah&#8217;\u0131n kendisine ve di\u011ferlerine bu \u015fekilde okuyup \u00fcfledi\u011fi ve b\u00f6yle hay\u0131r i\u00e7in rukye (\u00fcfleme)ye m\u00fcsaade etti\u011fi sabit ve bu sebeple gerek ruhan\u00ee ve gerek cisman\u00ee nice hastalar\u0131n \u015fifa bul d u\u011fu da v\u00e2ki olmu\u015f ve g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. Ancak okuyuculukla sihirbazl\u0131k edenlerin de \u015ferrinden korunmak i\u00e7in bu \u00e2yetin h\u00fckm\u00fc ile sihir kar\u0131\u015fan rukyelerden (okuyup \u00fcflemelerden) sak\u0131n\u0131lmas\u0131n\u0131n gere\u011fi hat\u0131rlat\u0131lm\u0131\u015f, ukdeleri iplik d\u00fc\u011f\u00fcmleri diye tahsis edenler de b \u00f6yle d\u00fc\u011f\u00fcmlere \u00fcflemenin b\u00fcy\u00fc kabilinden oldu\u011funu anlatmak istemi\u015flerdir. Bununla beraber mutlaka okuyup \u00fcfleme ile koruma ve yard\u0131m isteme, yani okumakla tedavi caiz olup olmayaca\u011f\u0131 hakk\u0131nda da ihtilaf edilmi\u015ftir: \u015e\u00fcphe yok ki bu s\u00fbrelerde ve di\u011fer \u00e2yetl e rde emrolundu\u011fu \u00fczere herkesin Allah&#8217;a s\u0131\u011f\u0131narak kendisi ve di\u011ferleri i\u00e7in du\u00e2 etmesi, okumas\u0131, sadece me\u015fr\u00fb de\u011fil, dince emredilmi\u015ftir. L\u00e2kin bunun<\/p>\n<p>ted\u00e2vi i\u00e7in kendine okutmak denilen m\u00e2n\u00e2 ile rukye denilen tarzda yap\u0131lmas\u0131nda, Raz\u00ee&#8217;nin beyan etti\u011fi \u00fczere ihtilaf edilmi\u015ftir. Baz\u0131lar\u0131 rukyeyi, yani okuma ile ted\u00e2viyi yasaklam\u0131\u015flard\u0131r. Bunlar, \u015fu hadis ile istidl\u00e2l etmi\u015flerdir. &#8220;Allah&#8217;\u0131n birtak\u0131m kullar\u0131 vard\u0131r ki, kendilerine ne keyy (yaray\u0131 da\u011flama), ne de rukye (okuyarak tedavi) yapt\u0131rmazlar, yani d a \u011flanmazlar ve ba\u015fkalar\u0131n\u0131n nefesiyle tedavi istemezler ve ancak Rab&#8217;lerine tevekk\u00fcl ederler.&#8221; Bir hadiste de &#8220;Allah&#8217;a tevekk\u00fcl etmemi\u015ftir da\u011flanan ve okunmak isteyen.&#8221; buyurulmu\u015ftur. Bunun izah\u0131 Buh\u00e2r\u00ee&#8217;nin ve daha geni\u015f olarak M\u00fcslim&#8217;in Husayn b. Abdur r ahman&#8217;dan senetleriyle rivayet ettikleri \u015fu hadistedir: Demi\u015ftir ki: Sa\u00eed b. C\u00fcbeyr&#8217;in yan\u0131nda idim. D\u00fcn gece d\u00fc\u015fen y\u0131ld\u0131z\u0131 hanginiz g\u00f6rd\u00fc? dedi. Ben, dedim. Sonra da, amma, ben bir namazda de\u011fildim, b\u00f6cek sokmu\u015ftu, dedim. Ne yapt\u0131n? dedi, &#8220;Rukye etti rdim, okuttum.&#8221; dedim. &#8220;Seni ona ne sevketti?&#8221; dedi. &#8220;\u015e\u00e2b\u00ee&#8217;nin bize haber verdi\u011fi bir hadis.&#8221; dedim. \u015e\u00e2b\u00ee size ne haber verdi? dedi. B\u00fcreyde b. Husayb Eslem\u00ee&#8217;den &#8220;G\u00f6zden veya sokmadan ba\u015fkas\u0131nda rukye (okuyup \u00fcfleme) yoktur.&#8221; dedi\u011fini bize haber verdi, dedim. Bunun \u00fczerine dedi ki: \u0130\u015fitti\u011fini tutan iyi yapm\u0131\u015ft\u0131r. Fakat \u0130bn\u00fc Abbas bize Hz. Peygamber (s.a.v.)&#8217;den \u015f\u00f6yle haber verdi: &#8220;Peygamber buyurdu ki: &#8216;Bana \u00fcmmetler g\u00f6sterildi, peygamber g\u00f6rd\u00fcm yan\u0131nda bir toplumcuk, peygamber g\u00f6rd\u00fcm yan\u0131nda bir iki a dam, peygamber g\u00f6rd\u00fcm yan\u0131nda kimse yok. Derken bana bir b\u00fcy\u00fck kalabal\u0131k g\u00f6sterildi, zannettim ki benim \u00fcmmetim, derken bana denildi ki: Bu Musa ve kavmidir, l\u00e2kin ufu\u011fa bak, bakt\u0131m ki yine bir b\u00fcy\u00fck kalabal\u0131k, derken bana denildi ki: Di\u011fer ufu\u011fa bak, bakt\u0131m ki bir b\u00fcy\u00fck kalabal\u0131k. \u0130\u015fte denildi bu senin \u00fcmmetin, beraberlerinde hesaps\u0131z ve azaps\u0131z cennete girecek yetmi\u015f bin vard\u0131. Peygamber bunu s\u00f6yledi, sonra kalkt\u0131 evine girdi. \u0130nsanlar bu hesaps\u0131z ve azaps\u0131z cennete girecekler kimler oldu\u011fu hakk\u0131nda k onu\u015fmaya dald\u0131lar. Baz\u0131lar\u0131: &#8220;Bunlar Resulullah&#8217;la sohbet edenler olsa gerek.&#8221; dediler. Baz\u0131lar\u0131 da: &#8220;Bunlar \u0130sl\u00e2m&#8217;da do\u011fup da Allah&#8217;a hi\u00e7 \u015firk ko\u015fmam\u0131\u015f olanlar olsa gerek&#8221; dediler, daha birtak\u0131m \u015feyler s\u00f6ylediler. Derken Resulullah (s.a.v.) \u00e7\u0131kt\u0131: &#8220;Neden bahsediyorsunuz?&#8221; dedi, durumu haber verdiler, buyurdu ki:<\/p>\n<p>&#8220;Onlar, o kimselerdir ki, rukye yapmazlar, rukye istemezler, tetayy\u00fbr yani u\u011fursuz da g\u00f6rmezler ve ancak Rablerine tevekk\u00fcl ederler.&#8221; Fakat Buh\u00e2r\u00ee&#8217;de, Mes\u00e2bih&#8217;de ve Me\u015f\u00e2r\u0131k&#8217;da yoktur ve hadis \u015f\u00f6yledir: &#8220;Onlar, o kimselerdir ki, u\u011fursuzluk saymazlar, okunmak istemezler, da\u011flanmazlar ve ancak Rab&#8217;lar\u0131na tevekk\u00fcl ederler.&#8221; Bu, daha sahihtir. Bu hadis \u0130hl\u00e2s S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;Samed&#8221;in m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 izahta ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere sebeplere g\u00f6n\u00fcl vermeyen, elemler ve mus\u00eebetler kar\u015f\u0131s\u0131nda sars\u0131lmayarak tevekk\u00fcl makam\u0131n\u0131n en y\u00fcksek mertebesinde bulunan &#8220;nefs-i r\u00e2d\u0131ye&#8221; sahibi Allah ehli olanlar\u0131n b\u00fcy\u00fckleri hakk\u0131nda oldu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131r. Onun i\u00e7in bunlardan u\u011fursuz sayma ve okunmay\u0131 istemenin terkedilmesinin daha iyi olaca\u011f\u0131na istidl\u00e2l olunabilirse de herkes i\u00e7in mutlaka men edilmesi ve yasaklanmas\u0131na istidl\u00e2l etmek uygun olmaz. Yine Buh\u00e2r\u00ee, M\u00fcslim ve di\u011fer sahih hadis kitaplar\u0131nda okunup \u00fcflemeye m\u00fcsaade eden hadisler de \u00e7oktur. Bu c\u00fcmleden olarak C\u00e2bir b. Abdullah hadislerind e demi\u015ftir ki: Benim bir day\u0131m vard\u0131, akrep sokmas\u0131na okuyup \u00fcflerdi. Resulullah (s.a.v.) okuyup \u00fcflemeden (rukyeden) yasaklad\u0131. Onun \u00fczerine, vard\u0131 ey Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc! Sen okuyup \u00fcflemeyi yasaklad\u0131n, ben ise akrep sokmas\u0131na rukye ederim (okuyup \u00fcflerim) dedi. Reslullah da: Sizden her kimin karde\u015fine bir menfaat etmeye g\u00fcc\u00fc yeterse yaps\u0131n, buyurdu. Avf b. M\u00e2lik E\u015fce\u00ee hadisinde de demi\u015ftir ki: Biz c\u00e2hiliye zaman\u0131nda okuyup \u00fcflerdik. Dedik ki ey Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc onun hakk\u0131nda ne buyurursun? &#8220;Rukyelerinizi bana arzediniz, rukyelerde bir sak\u0131nca yoktur, onda \u015firk olmad\u0131k\u00e7a.&#8221; buyurdu. Ebu Sa\u00eed Hudr\u00ee hadisinde Resulullah&#8217;\u0131n ashab\u0131ndan birtak\u0131m kimseler seferde idiler. Arap obalar\u0131ndan birine u\u011frad\u0131lar. Onlara misafir olmak istediler, misafir etmediler. &#8220;\u0130\u00e7inizde bi r rukye eden (okuyucu) var m\u0131? Zira oban\u0131n efendisi ledig (yani y\u0131lan veya akrep sokmu\u015f)dir&#8221; dediler. Ashab i\u00e7inden bir adam -ki Ebu Sa\u00eed kendisidir evet, dedi. Vard\u0131 onu Fatiha S\u00fbresi&#8217;yle okudu \u00fcfledi, bunun \u00fczerine adam iyi oldu. Ona bir b\u00f6l\u00fck koyun veri l di, o, onu kabul etmek istemedi, &#8220;Peygamber (s.a.v.)&#8217;e arzetmeden almam.&#8221; dedi ve Peygamber&#8217;e vard\u0131 anlatt\u0131, &#8220;Ey Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc, vall\u00e2hi yaln\u0131z Fatiha S\u00fbresi ile okudum&#8221;, dedi. Resulullah tebess\u00fcm etti de: &#8220;Sen onun rukye oldu\u011funu ne bildin?&#8221; dedi. Sonra da: &#8220;Onu onlardan al\u0131n, bana da sizinle<\/p>\n<p>beraber bir hisse ay\u0131r\u0131n, buyurdu.&#8221; Daha bunlar gibi hadisler del\u00e2let ediyor ki, yasaklanm\u0131\u015f olan rukyeler hakikatleri bilinmeyen, sihir ihtim\u00e2li ve \u015firk m\u00e2n\u00e2s\u0131 bulunan rukyelerdir.<\/p>\n<p>Baz\u0131lar\u0131 da \u00fcflemeyi yasaklam\u0131\u015flard\u0131r. \u0130krime demi\u015ftir ki: Rukye eden (okuyan) \u00fcflememeli ve s\u0131vazlamamal\u0131 ve d\u00fc\u011f\u00fcm yapmamal\u0131d\u0131r. \u0130brahim Naha\u00ee&#8217;den de selef; okunmalarda \u00fcflemeyi mekruh g\u00f6r\u00fcrlerdi, diye nakledilmi\u015ftir. Baz\u0131s\u0131 da demi\u015ftir ki: Dahh\u00e2k&#8217;\u0131n yan\u0131na gittim a\u011fr\u0131s\u0131 vard\u0131, san a t\u00e2v\u00eez okuyay\u0131m m\u0131 ey Ebu Muhammed! dedim. &#8220;Peki vel\u00e2kin \u00fcfleme.&#8221; dedi, ben de Muavvizeteyn&#8217;i okudum.&#8221;<\/p>\n<p>Hal\u00eem\u00ee demi\u015ftir ki: &#8220;Rukye edenin \u00fcflememesi ve s\u0131vazlamamas\u0131 ve d\u00fc\u011f\u00fcm yapmamas\u0131 gerekir.&#8221; diye \u0130krime&#8217;den rivayet olunan s\u00f6z, sanki bu husustad\u0131r. O, \u015funa k\u00e2ni olmu\u015ftur: Allah Te\u00e2l\u00e2 d\u00fc\u011f\u00fcme \u00fcflemeyi s\u0131\u011f\u0131n\u0131lacak \u015feylerden k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u015eu halde yasaklanm\u0131\u015f olmas\u0131 vacip olur. Fakat bu istidl\u00e2l zay\u0131ft\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc ancak ruhlara ve bedenlere zarar veren b\u00fcy\u00fc oldu\u011fu zaman k\u00f6t\u00fclenmi\u015f olur. Ama bu \u00fcfleme, ruhlar\u0131 ve bedenleri \u0131slah i\u00e7in olursa haram olmamas\u0131 vacip olur. Bununla beraber Nesa\u00ee&#8217;de Ebu H\u00fcreyre&#8217;den \u015fu hadis de rivayet edilmi\u015ftir: Resulullah (s.a.v.) buyurdu ki: &#8220;Her kim bir d\u00fc\u011f\u00fcm ba\u011flar da sonra ona \u00fcflerse sihir yapm\u0131\u015ft\u0131r, (yani sihir i\u015flerinden b ir i\u015f yapm\u0131\u015ft\u0131r), sihir yapan da \u015firk etmi\u015ftir. Her kim bir \u015feye tak\u0131l\u0131rsa (bir menfaati olur veya zarar\u0131 defeder diye g\u00f6n\u00fcl takar, inan\u0131rsa veya o itikad ile muska ve nazarl\u0131k gibi bir \u015fey tak\u0131n\u0131rsa) ona havale edilir.&#8221; Yani yaln\u0131z Allah&#8217;a s\u0131\u011f\u0131nmay\u0131p da o \u015feye ba\u011fland\u0131\u011f\u0131, ondan umdu\u011fu, halbuki Allah&#8217;\u0131n izni olmay\u0131nca hi\u00e7bir \u015feyin ne faydas\u0131, ne zarar\u0131 olmayaca\u011f\u0131 i\u00e7in o tak\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u015feyden hi\u00e7bir fayda g\u00f6rmez, Allah&#8217;\u0131n yard\u0131m ve l\u00fctfundan mahrum olur.<\/p>\n<p>\u00c2yetin tefsiriyle bu hadisin ilgisi de a\u00e7\u0131kt\u0131r. Bu da mutlaka \u00fcflemeyi yasaklamam\u0131\u015f sihirbazl\u0131k tarz\u0131nda d\u00fc\u011f\u00fcmler d\u00fc\u011ferek \u015funu bunu ba\u011flamak i\u00e7in okuyup \u00fcflemeleri yasaklam\u0131\u015f ve son f\u0131kras\u0131yla da nefs\u00ee telkinlerin mutlaka bir h\u00fckm\u00fc oldu\u011fu ve bu \u015fekilde mevh\u00fbm (kuruntuya dayanan) \u015feylere inanman\u0131n ve Allah&#8217;da n ba\u015fkas\u0131na s\u0131\u011f\u0131nman\u0131n zararlar\u0131n\u0131 anlatm\u0131\u015f demektir. Bunun sonucu da a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere sihir m\u00e2n\u00e2s\u0131 kar\u0131\u015fan d\u00fc\u011f\u00fcml\u00fc, ne oldu\u011fu belirsiz, me\u00e7h\u00fbl ve anla\u015f\u0131lmaz, \u015f\u00fcpheli, inan\u00e7 veya beden \u00fczerinde zararl\u0131 olmas\u0131 akla gelen<\/p>\n<p>\u015feytan\u00ee \u00fcf\u00fcr\u00fck\u00e7\u00fcl\u00fckten ve vehimlere kap\u0131lmaktan sak\u0131nd\u0131rmakt\u0131r. Onun i\u00e7in tefsircilerin \u00e7o\u011fu m\u00e2n\u00e2y\u0131 hep sihir (b\u00fcy\u00fc) \u00fczerinde dola\u015ft\u0131rm\u0131\u015flar ve mutlaka de\u011fil, fakat b\u00fcy\u00fc kar\u0131\u015fan rukye (okunma)lerden sak\u0131nmay\u0131 s\u00f6ylemi\u015fler, iplik d\u00fc\u011f\u00fcmleyerek okumay\u0131 da sihir tarz\u0131nda saym\u0131\u015flar, \u0130krime gibi b a z\u0131lar\u0131 da \u00fcflemeyi ve el s\u00fcrmeyi bile \u015f\u00fcpheli tel\u00e2kki etmi\u015flerdir ki, maksatlar\u0131 t\u00fck\u00fcr\u00fckl\u00fc \u00fcf\u00fcr\u00fckler ve sinirleri bozacak s\u0131vamalar olmas\u0131 gerekir. Yoksa \u015feytan\u00ee \u00e7irkin \u00fcflemelere kar\u015f\u0131l\u0131k kuds\u00ee, rahm\u00e2n\u00ee \u00fcflemeler ve nefesler dahi bulundu\u011fu ve m\u00e2neviyy\u00e2t\u0131 n maddiyyata, maddiyy\u00e2t\u0131n m\u00e2neviyy\u00e2ta ge\u00e7mesi i\u00e7in, isterse \u00e7ok az olsun, bir \u00e2di sebebe te\u015febb\u00fcs dahi l\u00e2z\u0131m oldu\u011fu ink\u00e2r olunmu\u015f de\u011fildir. &#8220;Her \u015feyin bir devas\u0131 (il\u00e2c\u0131) vard\u0131r.&#8221; hadisi gere\u011fince r\u00fbh\u00ee hastal\u0131klara r\u00fbh\u00e2n\u00ee, cisman\u00ee hastal\u0131klara cisman\u00ee s e beplerle tedavi me\u015fr\u00fb oldu\u011fu gibi, kar\u0131\u015f\u0131k olanlara da kar\u0131\u015f\u0131k ted\u00e2vi elbette me\u015fr\u00fb olur. \u015eu \u015fart ile ki, tesir, sebeplerden de\u011fil, Allah&#8217;tan bilinmeli ve hepsinde de entrikadan, sihirbazl\u0131ktan, \u015farlatanl\u0131ktan, aldatma ve zarar vermeden sak\u0131n\u0131lmal\u0131d\u0131r. Bu cihetle beden\u00ee hastal\u0131klar\u0131n ted\u00e2visinde bile gerek doktorun ve gerek hastan\u0131n ahl\u00e2k ve inan\u00e7 itibar\u0131yla ruh hallerinin dahi \u00f6zel \u00f6nemi bulundu\u011fundan, ruhan\u00ee k\u0131ymet, iyi niyet ve itikat selameti hepsinin ba\u015f\u0131nda gelir. Yoksa t\u0131p ilmi ad\u0131na yap\u0131lan zararla r, afsunculuk, \u00fcf\u00fcr\u00fck\u00e7\u00fcl\u00fck ad\u0131yla yap\u0131lan zararlardan az de\u011fildir. \u00d6zellikle bunlar\u0131 Allah i\u00e7in insanlara hizmet ve menfaatten \u00e7ok, s\u0131rf mal kazanc\u0131 i\u00e7in vas\u0131ta yapan ve \u00e7ok fazla \u00fccretler almak \u00fczere al\u0131\u015f veri\u015f akidleri yapmadan bir nefes sarfetmek bile i s temeyen doktor taslaklar\u0131n\u0131n, \u015farlatanlar\u0131n zararlar\u0131, hi\u00e7bir zaman cincili\u011fi, \u00fcf\u00fcr\u00fck\u00e7\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc sanat edinenlerden a\u015fa\u011f\u0131 kalmam\u0131\u015ft\u0131r. B\u00f6ylelerinin de de dahil afsunculardan say\u0131lmas\u0131 gerekir. Hatta yaln\u0131z t\u0131p ilminde de\u011fi, yukarda ukdenin a\u00e7\u0131klanan m\u00e2n\u00e2lar\u0131na g\u00f6re her meslek ve sanatta hak ve hay\u0131r fikrinden ayr\u0131larak insan aldatmak, \u015fer sa\u00e7mak i\u00e7in nefes sarfedenlerin hepsi de bu m\u00e2n\u00e2da dahil olan, \u015ferlerinden s\u0131\u011f\u0131n\u0131lmas\u0131 gereken \u00fcf\u00fcr\u00fck\u00e7\u00fclerin nefeslerinden oldu\u011funun da unutulmamas\u0131 gerekir. Bunlar\u0131n b\u00f6yle o lmas\u0131 ise kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda s\u0131rf hak ve hay\u0131r i\u00e7in ciddiyet ve do\u011frulukla Allah yolunda nefes sarfedenlerin varl\u0131klar\u0131n\u0131 ve k\u0131ymetlerini ink\u00e2ra sebep te\u015fkil etmez. Bundan dolay\u0131, halis niyet ve temiz nefeslerle Allah&#8217;a s\u0131\u011f\u0131narak, Allah&#8217;tan \u015fifa niyaz ederek ok u yup \u00fcflemeyi de mutlaka sihirbazl\u0131k gibi kabul etmek do\u011fru olmaz. Onun i\u00e7in rukye (okunma)yi caiz g\u00f6renler S\u0131hah&#8217;ta rivayet edilen bir hayli hadis ile istidl\u00e2l etmi\u015flerdir ki, Raz\u00ee bunlardan \u015funlar\u0131 kaydetmi\u015ftir:<\/p>\n<p>1- Resulullah (s.a.v.) biraz rahats\u0131z olmu\u015ftu. Cibril Aleyhissel\u00e2m ona okuyup \u00fcfledi de &#8220;Bismill\u00e2h okur, rukye ederim sana seni inciten her \u015feyden, Allah da sana \u015fifa verir.&#8221; dedi, diye rivayet edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>2- \u0130bn\u00fc Abbas demi\u015ftir ki: Resulullah (s.a.v.) bize b\u00fct\u00fcn a\u011fr\u0131lardan ve hummadan korunmak i\u00e7in \u015fu duay\u0131 \u00f6\u011fretirdi: &#8220;Kerim olan Allah&#8217;\u0131n ad\u0131yla, ben her kan\u0131 akan damar\u0131n \u015ferrinden ve cehennem ate\u015finin \u015ferrinden ulu Allah&#8217;a s\u0131\u011f\u0131n\u0131r\u0131m.&#8221;<\/p>\n<p>3- Peygamber (s.a.v.) buyurmu\u015ftur ki: Bir kimse eceli gelmemi\u015f bir hastan\u0131n yan\u0131na girer de yedi defa &#8220;Niyaz ederim o ulu Allah&#8217;a, O y\u00fcce Ar\u015f&#8217;\u0131n Rabb&#8217;ine ki sana \u015fifa versin.&#8221; derse \u015fifa bulur.<\/p>\n<p>4- Resulullah (s.a.v.) bir hastan\u0131n yan\u0131na girdi\u011finde \u015f\u00f6yle derdi: &#8220;Gider o s\u0131k\u0131nt\u0131y\u0131, insanlar\u0131n Rabb&#8217;i, ona \u015fifa ver, sensin \u015fifa veren, senin \u015fifandan ba\u015fka \u015fifa yok, bir \u015fifa ki dert b\u0131rakmaz.&#8221;<\/p>\n<p>5- Resulullah (s.a.v.), Hz. Hasan ile Hz. H\u00fcseyn&#8217;i \u015f\u00f6yle s\u0131\u011f\u0131nd\u0131r\u0131rd\u0131: &#8220;\u0130kinizi de Allah&#8217;\u0131n tam kelimelerine s\u0131\u011f\u0131nd\u0131r\u0131r\u0131m, her \u015feytandan, k\u00f6t\u00fc kazadan ve k\u00f6t\u00fc g\u00f6zden.&#8221; derdi ve buyururdu ki: &#8220;Babam \u0130br\u00e2him de o\u011fullar\u0131 \u0130smail ve \u0130shak&#8217;\u0131 b\u00f6yle s\u0131\u011f\u0131nd\u0131r\u0131rd\u0131.&#8221;<\/p>\n<p>6- Osman b. Ebi&#8217;l-\u00c2s Sakaf\u00ee&#8217;den, demi\u015fir ki: Resulullah&#8217;a vard\u0131m ve bende a\u011fr\u0131 vard\u0131, beni az daha \u00f6ld\u00fcrecekti. Resulullah (s.a.v.) buyurdu ki: &#8220;Sa\u011f elini onun (a\u011fr\u0131yan yerin) \u00fczerine koy ve yedi kere \u015f\u00f6yle de: &#8220;Allah&#8217;\u0131n ad\u0131yla, ben buldu\u011fum \u015feyin \u015ferrinden Allah&#8217;\u0131n izzet ve kudretine s\u0131\u011f\u0131n\u0131r\u0131m.&#8221; ben de yapt\u0131m, Allah bana \u015fifa verdi.&#8221; Bu dikkate \u015f\u00e2yand\u0131r ki Resulullah ona okumam\u0131\u015f, onun kendisine okutmu\u015ftur.<\/p>\n<p>7- Peygamber (s.a.v.) s efere \u00e7\u0131k\u0131p da bir yere kondu\u011fu zaman \u015f\u00f6yle derdi: &#8220;Ey yer! Benim Rabbim, senin de Rabbin Allah&#8217;t\u0131r, Allah&#8217;a s\u0131\u011f\u0131n\u0131r\u0131m senin \u015ferrinden ve sendekinin \u015ferrinden ve senden \u00e7\u0131kan\u0131n \u015ferrinden ve senin \u00fczerinde debelenenin \u015ferrinden, Allah&#8217;a s\u0131\u011f\u0131n\u0131r\u0131m arsl a ndan, kara y\u0131landan, zehirli y\u0131landan, akrepten, beldenin s\u00e2kinlerinin, do\u011furan\u0131n ve do\u011furdu\u011funun \u015ferrinden.&#8221;<\/p>\n<p>Bunlarda \u00fcflemeye dair bir i\u015f\u00e2ret yoktur ve bunlar\u0131n me\u015fr\u00fb say\u0131lmalar\u0131 i\u00e7in ba\u015fka delile ihtiya\u00e7 olmaks\u0131z\u0131n Ku&#8217;r\u00e2n&#8217;daki du\u00e2 ve s\u0131\u011f\u0131nma emirleri ve bu s\u00fbreler yeterlidir. Bununla beraber Resulullah&#8217;\u0131n \u00fcfledi\u011fi ve s\u0131vazlad\u0131\u011f\u0131 da s\u00e2bittir.<\/p>\n<p>8- S\u00fbrenin ta ba\u015f\u0131nda ge\u00e7ti\u011fi vechile Resulullah (s.a.v.) her gece muavviz\u00e2t\u0131 (\u0130hl\u00e2s, Fel\u00e2k ve N\u00e2s s\u00fbreleri) okur ellerine \u00fcfler, y\u00fcz\u00fcne ve v\u00fccuduna meshederdi. Bundan ba\u015fka yine Hz. \u00c2i\u015fe&#8217;den S\u0131hah&#8217;ta rivayet edilmi\u015ftir ki: &#8220;Resulullah (s.a.v.) ailesinden birisi hastaland\u0131\u011f\u0131 zaman ona Muavviz\u00e2t\u0131 (\u0130hl\u00e2s, Fel\u00e2k ve N\u00e2s S\u00fbreleri) \u00fcflerdi. Vefat etti\u011fi hastal\u0131\u011f\u0131nda da ben okuyup \u00fcfl\u00fcyor ve kendi eliyle kendisini s\u0131vazl\u0131yordum. \u00c7\u00fcnk\u00fc onun m\u00fcbarek elinin bereketi benim elimden \u00e7ok b\u00fcy\u00fck idi.&#8221; Bununla beraber Resulullah&#8217;\u0131n kendisine ba\u015fkalar\u0131n\u0131n okumas\u0131n\u0131 istemedi\u011fini anlatan \u015fu rivayet de \u00e7ok m\u00fchimdir. Yine Sah\u00eeh-i M\u00fcslim&#8217;de: Hz. \u00c2i\u015fe demi\u015ftir ki: Resulullah (s.a.v.) bizden bir insan rahats\u0131z oldu\u011fu zaman onu sa\u011f eliyle mesheder (s\u0131vazlar), sonra \u015f\u00f6yle derdi: &#8220;\u0130nsanlar\u0131n Rabbi olan Allah&#8217;\u0131m o s\u0131k\u0131nt\u0131y\u0131 gider, \u015fif\u00e2 ver, sen \u015fifa vericisin, senin \u015fifandan ba\u015fka \u015fifa yok, senin \u015fif\u00e2n dert b\u0131rakmaz.&#8221; Ne zaman ki Resu l ullah (s.a.v.) hastaland\u0131 ve a\u011f\u0131rla\u015ft\u0131, sa\u011f elini tuttum, onun yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 yapmak istedim, elini elimden \u00e7ekti, sonra &#8220;Allah&#8217;\u0131m, beni affet, beni Ref\u00eek-\u0131 al\u00e2 ile beraber k\u0131l.&#8221;<\/p>\n<p>dedi, ben baka kald\u0131m, ne g\u00f6reyim i\u015f tamam olmu\u015ftu (yani vefat etmi\u015fti).<\/p>\n<p>B unlardan ba\u015fka Resulullah&#8217;\u0131n harpte ve di\u011fer zamanlarda yaralananlara okuyup dokunmas\u0131yla derhal \u015fifa has\u0131l olanlar da \u00e7oktur. Fakat onlar onun peygamberlik \u00f6zelli\u011finden olan m\u00fbcizeler kabilinden oldu\u011fu i\u00e7in di\u011ferleri hakk\u0131nda delil olmaz. Bununla berabe r yine Hz. Ai\u015fe &#8220;Resulullah (s.a.v.), Ensar&#8217;dan bir ehl-i beyte humeden, yani akrep gibi zehirli hayvan sokmas\u0131ndan okuyup \u00fcflemeye ruhsat verdi.&#8221; demi\u015ftir ki, bu da C\u00e2bir hadislerini teyid etmektedir. Bunda emmek t\u0131bben de faydal\u0131 oldu\u011funa g\u00f6re, t\u00fck\u00fcrmen i n de bir y\u00f6n\u00fc d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir. Bundan ba\u015fka bir de g\u00f6zden okuyup \u00fcfleme (rukye)ye izin verilmi\u015f oldu\u011fu ve bu sebeple &#8220;G\u00f6z de\u011fmesi ve sokmadan ba\u015fkas\u0131na rukye (okuyup \u00fcfleme) yoktur.&#8221; denildi\u011fi de zikredilmi\u015ftir. G\u00f6z de\u011fme olay\u0131 bir nefs\u00e2n\u00ee durum olmas\u0131 h a sebiyle bunda da ruhan\u00ee bir nefes ve telkinin faydas\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r demektir.<\/p>\n<p>\u015eimdi b\u00fct\u00fcn bunlardan has\u0131l olan sonu\u00e7 da \u015fudur ki: Sihir \u015f\u00e2ibesi olmamak \u00fczere ruh\u00ee ve beden\u00ee kurtulu\u015f i\u00e7in tesirli dualarla rukye (okuyup \u00fcflemek) caiz olmakla beraber, istirk\u00e2 yani kendini ba\u015fkas\u0131na okutmak, okuyup \u00fcfleme talep etmek, Allah&#8217;a s\u0131\u011f\u0131nmak ve dua etmek i\u00e7in ba\u015fkas\u0131n\u0131n arac\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 dilemek m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 i\u00e7ine alm\u0131\u015f olmas\u0131 itibar\u0131yla dinen ho\u015f g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015f de\u011fildir. O yukar\u0131da zikrolunan hadisler gere\u011fince Allah&#8217;\u0131n hesaps\u0131z ve a zaps\u0131z cennete girecek has kullar\u0131 ondan sak\u0131n\u0131rlar. Bundan dolay\u0131 Hanef\u00ee f\u0131kh\u0131nda bu mesele \u015fu \u015fekilde yaz\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r: \u015eifa veren ancak Allah Te\u00e2l\u00e2 oldu\u011funa ve \u015fifaya onu sebep k\u0131ld\u0131\u011f\u0131na itikat etti\u011fi takdirde tedavi ile me\u015fgul olmakta bir sak\u0131nca yoktur. A m ma \u015fifa veren ila\u00e7t\u0131r diye inan\u0131rsa de\u011fil. (es-Sir\u00e2ciyye&#8217;de b\u00f6yledir). \u015eunu bilmelidir ki, zarar\u0131 yok eden sebepler \u00fc\u00e7 k\u0131sma ayr\u0131l\u0131r: Birincisi maktuunbih (kesinle\u015fmi\u015f, y\u00fczde y\u00fcz)tir: Susuzluk zarar\u0131n\u0131 gideren su ve a\u00e7l\u0131k zarar\u0131n\u0131 gideren ekmek gibi. \u0130kin c isi maznun (zan alt\u0131nda bulunan, \u015f\u00fcphe edilen y\u00fczde elliden yukar\u0131)dur. Hacamat etmek, kan almak, ish\u00e2l ilac\u0131 i\u00e7mek ve di\u011ferleri gibi t\u0131p konular\u0131na ait tedaviler yapmak gibi. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc de mevh\u00fbm (kuruntu y\u00fczde elliden a\u015fa\u011f\u0131)dur, okuyup \u00fcfleme gibi. \u015eimdi m aktuunbih (kesinle\u015fmi\u015f) olan\u0131n terkedilmesi tevekk\u00fclden de\u011fildir. Hatta \u00f6l\u00fcm korkusu oldu\u011fu takdirde terk<\/p>\n<p>edilmesi haramd\u0131r. Fakat mevhum (kuruntu) olana gelince tevekk\u00fcl\u00fcn \u015fart\u0131 onu terketmektir. Zira Resulullah (s.a.v.) tevekk\u00fcl edenleri onlarla vasfeylemi\u015ftir: &#8220;Okunup \u00fcflenmek istemezler&#8230;&#8221; \u0130kisi aras\u0131nda orta derecede olan maznuna gelince ki, doktorlar kat\u0131ndaki a\u00e7\u0131k sebeplerle tedavi olmak b\u00f6yledir. Bunu yapmak tevekk\u00fcle ayk\u0131r\u0131 de\u011fildir, mevh\u00fbmun z\u0131dd\u0131nad\u0131r, terki de haram de\u011fildir, maktuunbihin ( kesinle\u015fmi\u015fin) hil\u00e2f\u0131nad\u0131r. Hatta baz\u0131 haller ve baz\u0131 \u015fah\u0131slar hakk\u0131nda terkedilmesi yap\u0131lmas\u0131ndan daha faziletli olur. Bu, iki derece aras\u0131nda bir derecedir. nin otuz d\u00f6rd\u00fcnc\u00fc fasl\u0131nda b\u00f6yledir. Hastaya ve y\u0131lan sokmu\u015fa kar\u015f\u0131 okumak veya bir ka\u011f\u0131t pa r \u00e7as\u0131na yaz\u0131p \u00fczerine asmak, yahut bir tasa yaz\u0131p y\u0131kay\u0131p i\u00e7irmek gibi Kur&#8217;\u00e2n ile afsun yapmas\u0131n\u0131 istemek hakk\u0131nda ihtil\u00e2f edilmi\u015ftir. At\u00e2, M\u00fccahid, ve Ebu K\u0131l\u00e2be m\u00fcbah oldu\u011funa; Neha\u00ee ve Basr\u00ee mekruh oldu\u011funa kani olmu\u015flard\u0131r. Hiz\u00e2net\u00fc&#8217;l-Fet\u00e2v\u00e2&#8217;da b\u00f6yledi r. Fakat Me\u015f\u00e2hir&#8217;de ink\u00e2r edilmeyerek sabit de olmu\u015ftur. Hiz\u00e2net\u00fc&#8217;l-M\u00fcft\u00een t\u00e2viz, yani muska tak\u0131nmakta bir sak\u0131nca yoktur fakat hel\u00e2da ve cins\u00ee m\u00fcnasebet esnas\u0131nda \u00e7\u0131kar\u0131r (Gar\u00e2ib); bir kad\u0131n kocas\u0131 sevmedi\u011fi i\u00e7in sevsin diye muska yapt\u0131rmak isterse C\u00e2mi u &#8216;s-Sa\u011f\u00eer&#8217;de der ki: &#8220;Bu haramd\u0131r, hel\u00e2l olmaz.&#8221; (Fet\u00e2v\u00e2y-\u0131 Hindiyye, Cilt 5, Kit\u00e2b\u00fc&#8217;l-Ker\u00e2hiyye, 18. bab, ted\u00e2v\u00ee ve mu\u00e2lec\u00e2t). G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki burada okuyup \u00fcfleme ile tedavi terkedilmesi daha iyi olan mevh\u00fbm k\u0131sm\u0131ndan say\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Mevh\u00fbm denilmekten maksad d a, hi\u00e7 asl\u0131 yok, yalan demek de\u011fil, makt\u00fbun (kesinle\u015fmi\u015f olan) ve \u011falib zan demek olan mazn\u00fbnun kar\u015f\u0131t\u0131 yani zann\u0131n tercih edilmemi\u015f, zay\u0131f taraf\u0131 y\u00fczde elliden a\u015fa\u011f\u0131 d\u00fc\u015fen k\u0131sm\u0131 demektir ki, t\u0131bb\u00ee tedavilerin de bir \u00e7o\u011fu b\u00f6yledir. \u0130sabeti y\u00fczde y\u00fcz olan m akt\u00fb, y\u00fczde elliden yukar\u0131 olan mazn\u00fbn, y\u00fczde elliden a\u015fa\u011f\u0131 olan da mevh\u00fbm k\u0131sm\u0131ndand\u0131r. Zaman\u0131m\u0131zda t\u0131p ilimlerinin ilerlemi\u015f olmas\u0131na ra\u011fmen hayat\u0131n hastal\u0131klar\u0131n tam bir s\u0131n\u0131r\u0131 \u00e7izilmi\u015f olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, fenn\u00ee tedavi de ampirik (deneysel) olmaktan \u00e7\u0131kar\u0131l m \u0131\u015f de\u011fildir. Hayat yine mechuller ve esrar ile doludur. Onun i\u00e7in an\u0131lan \u00fc\u00e7 k\u0131s\u0131m hakk\u0131ndaki h\u00fck\u00fcm art\u0131k de\u011fi\u015fmi\u015ftir veya de\u011fi\u015fir gibi zannetmemelidir. Bu ay\u0131r\u0131m her zaman i\u00e7in d\u00fcstur olacak ilm\u00ee bir takvimdir. Bug\u00fcn de t\u0131pta fenn\u00ee tedavinin y\u00fczde y\u00fcz isa b et iddia etti\u011fi bir il\u00e2\u00e7 tesbit edilmi\u015ftir denemiyor. Kinin gibi en sa\u011flam say\u0131lan il\u00e2\u00e7lar\u0131n bile y\u00fczde seksen doksan ihtim\u00e2l i\u00e7inde kabul edildi\u011fi bilinmektedir. Allah&#8217;\u0131n izniyle y\u00fczde y\u00fcz say\u0131labilecek bir hayli il\u00e2\u00e7lar\u0131n bulundu\u011fu farz olunsa bile, bun l ar makt\u00fb (kesin) k\u0131sm\u0131nda dahil demek oldu\u011fundan dolay\u0131 zikrolunan ay\u0131r\u0131m de\u011fi\u015fecek<\/p>\n<p>de\u011fildir. Bir\u00e7ok masraflara, fedak\u00e2rl\u0131klara katlan\u0131larak takip edilen tedavilerin bir\u00e7o\u011fu da nice ukdelerle dolu esrar perdeleri i\u00e7inde zay\u0131f bir ihtimalin verdi\u011fi en k\u00fc\u00e7\u00fck bir \u00fcmit ile tatbik edilmesi itibar\u0131yla okuyup \u00fcflemeden farkl\u0131 de\u011fildir. Ayn\u0131 zamanda t\u0131p tedavilerinin faydal\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131 baz\u0131 hastal\u0131klar ve \u00e2r\u0131zalar\u0131n bir rukye (okuyup \u00fcfleme) ile ortadan kalkt\u0131\u011f\u0131 da \u00f6teden beri g\u00f6r\u00fclegelmi\u015f olaylardand\u0131r.<\/p>\n<p>Kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda bir \u015fer ve zarar d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmedik\u00e7e m\u00fcmk\u00fcn olan en zay\u0131f bir fayda ihtimalinden dahi insanlar\u0131 yasaklamak do\u011fru olmaz. Y\u00fczde y\u00fcz de\u011fil, binde bir, milyonda bir mis\u00e2le dayanan bir ihtim\u00e2l dahi olsa kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda bir zarar ihtimali bulunamayan bir fayda m\u00fc l \u00e2hazas\u0131 yaln\u0131z kuruntu de\u011fil, az \u00e7ok delilden do\u011fan bir \u015f\u00fcphe demek oldu\u011fundan, ihtiya\u00e7 halinde daha kuvvetlisi bulunamay\u0131nca onunla amel caiz g\u00f6r\u00fcl\u00fcr ve \u00f6yle bir tesellinin mutlak \u015fekilde yasaklanmas\u0131 da mak\u00fbl olmaz. Fakat insanlar\u0131n sihirbazlara, \u015feytan l ara kap\u0131lmas\u0131 da en \u00e7ok bu gibi \u015f\u00fcpheli durumlar i\u00e7inde meydana gelir ve onun i\u00e7in zarar ihtim\u00e2llerinin de iyi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmesi gerekir. Us\u00fbl ilmi (Us\u00fbl-i F\u0131k\u0131h) k\u00e2idelerine g\u00f6re ise kesin delil ile itikad ve amel vaciptir. Tersine kuvvetli delil bulunmayan za n na dayanan delil ile itikad vacip olmasa da, ihtiya\u00e7 halinde amel vacip olur, vehim ve \u015f\u00fcpheye itibar yoktur. Ancak ihtiyat mevkiinde vehim ve \u015f\u00fcpheyi kesmek i\u00e7in faydal\u0131 oldu\u011fu zaman nazar-\u0131 itibara al\u0131nabilir. Bu esas \u00fczere F\u0131k\u0131h&#8217;ta da, \u015fifa, Allah&#8217;tan b ilinmek \u015fart\u0131yla tedavinin kesin olan\u0131yla amel vacip, korku zaman\u0131nda terk edilmesi haram; maznun (galip zan) olan\u0131yla amel c\u00e2iz, durumlara ve \u015fah\u0131slara g\u00f6re bazan yap\u0131lmas\u0131, bazan da terkedilmesi daha uygun; mevh\u00fbm (kuruntu) olan\u0131yla da amel etmek yasakl a nm\u0131\u015f de\u011filse de, terk edilmesi daha uygun denilmi\u015f, rukye (okuyup \u00fcfleme) de mevh\u00fbm (kuruntu) k\u0131sm\u0131ndan say\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Kuruntu olmas\u0131n\u0131n sebebi de dua olmas\u0131 itibar\u0131yla de\u011fil, okuyan\u0131n nefesinde sebeplik d\u00fc\u015f\u00fcncesi itibar\u0131ylad\u0131r.<\/p>\n<p>\u015eu halde bu a\u00e7\u0131klamadan anla\u015f\u0131l\u0131r ki okuyup \u00fcfleme ile tedavi halk\u0131n pek \u00e7o\u011funun zannetti\u011fi gibi dindarl\u0131\u011f\u0131n gere\u011fi ve dinin emretti\u011fi bir \u015fey de\u011fil, nihayet bir izindir. As\u0131l dindarl\u0131\u011f\u0131n gere\u011fi onu terketmek s\u00fbretiyle Allah&#8217;a dayanmak ve ancak Allah&#8217;a s\u0131\u011f\u0131n\u0131p O&#8217;na kendisi do\u011fru d an do\u011fruya du\u00e2 etmek ve du\u00e2s\u0131na ba\u015fkalar\u0131n\u0131n arac\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 istememektir. M\u00fcminin m\u00fcmine gerek huzurunda ve gerek arkas\u0131ndan du\u00e2s\u0131 me\u015fr\u00fb ve m\u00fcstahsen ve hatta din\u00ee g\u00f6revi bulundu\u011funda ve &#8220;Du\u00e2 ib\u00e2detin ili\u011fidir.&#8221; hadis-i \u015ferifi gere\u011fince du\u00e2 ibadetin, dind a rl\u0131\u011f\u0131n ili\u011fi oldu\u011funda \u015f\u00fcphe yok ise de, du\u00e2 etmek ba\u015fka, okuyup<\/p>\n<p>\u00fcflemek, ba\u015fkas\u0131n\u0131n nefesinden medet beklemek yine ba\u015fkad\u0131r. Allah Te\u00e2l\u00e2 du\u00e2y\u0131 emretmi\u015f &#8220;Bana du\u00e2 edin, du\u00e2n\u0131z\u0131 kabul edeyim.&#8221; (M\u00fcmin, 40\/60) buyurmu\u015f; &#8220;Ben (o kullara) yak\u0131n\u0131m. Bana du\u00e2 edince du\u00e2 edenin du\u00e2s\u0131na kar\u015f\u0131l\u0131k veririm.&#8221; (Bakara, 2\/186) buyurmu\u015f, &#8220;De ki: Duan\u0131z olmasayd\u0131 Rabbim size ne de\u011fer verirdi?&#8221; (Furkan, 25\/77) Fakat \u015firkten kendinden ba\u015fkas\u0131na du\u00e2 etmekten yasaklam\u0131\u015f, &#8220;Ben ancak Rabbime yalvar\u0131r\u0131m ve hi\u00e7 kimse y i O&#8217;na ortak ko\u015fmam, de.&#8221; (Cin, 72\/20) buyurmu\u015ftur. Ayn\u0131 \u015fekilde Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da ve Resul\u00fc&#8217;n\u00fcn diliyle en g\u00fczel dualar\u0131 \u00f6\u011fretmi\u015f ve nihayet bu s\u00fbrelerde de b\u00fct\u00fcn \u015ferlerden do\u011frudan do\u011fruya kendisine s\u0131\u011f\u0131n\u0131lmas\u0131n\u0131 emretmi\u015ftir. Okuyup \u00fcfleyecek olan bunlar\u0131 belle s in, her zaman kendine cankurtaran edinsin. Peygamber (s.a.v.)&#8217;den rivayet edildi\u011fi \u00fczere her gece ve her ihtiyac\u0131nda temiz kalp ve itikat ile okusun, kendine \u00fcflesin, m\u00fcmin karde\u015flerine de hem dua, hem tavsiye etsin, temiz nefesle dua edenlerin dualar\u0131n\u0131n bereketlerini de ink\u00e2r etmesin. Buna s\u00f6z yok, fakat Allah Te\u00e2l\u00e2 b\u00f6yle dua ve icabet (kabul etme) kap\u0131s\u0131n\u0131 herkese a\u00e7t\u0131\u011f\u0131, ona genellikle herkesi \u00e7a\u011f\u0131rd\u0131\u011f\u0131, herkesin do\u011frudan do\u011fruya s\u0131\u011f\u0131nmas\u0131n\u0131 istedi\u011fi ve \u015firk ay\u0131b\u0131n\u0131 kabul buyurmad\u0131\u011f\u0131 halde; ona do\u011fruda n do\u011fruya dua ve ibadet ile s\u0131\u011f\u0131nma ve ilticay\u0131 b\u0131rak\u0131p da, &#8220;Ben o kap\u0131ya gidemem, ne isteyece\u011fimi de bilemem.&#8221; diye dua tellal\u0131 aramaya ve onun nefesinden meded ummaya kalk\u0131\u015fmak dindarl\u0131\u011f\u0131n gere\u011fi de\u011fil, c\u00e2hiliyye adetidir. \u0130nsanlar bundan gafil olup kend i sine okutup \u00fcfletmeyi dindarl\u0131k gere\u011fi sand\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in burada bu geni\u015f\u00e7e anlat\u0131m ile s\u00f6z\u00fc uzatmaya l\u00fczum g\u00f6r\u00fcld\u00fc. &#8220;Muvaffak edici Allah&#8217;t\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>2-Bir de &#8220;d\u00fc\u011f\u00fcmlere \u00fcfleyen kad\u0131nlar&#8221;, yani hilebaz kad\u0131nlar, yahut erkekleri fitneye d\u00fc\u015f\u00fcren, onlara g\u00fczelliklerini arz ederek taarruz edip meft\u00fbn eyleyen fitneci kad\u0131nlar\u0131n \u015ferrinden, diye tefsir edilmi\u015ftir. Raz\u00ee&#8217;nin beyan\u0131na g\u00f6re Ebu M\u00fcslim bu sonuncuyu tercih etmi\u015ftir ki, erkeklerin azim ve iradelerinde fikir ve bak\u0131\u015flar\u0131nda tesir etmek suretiyle tas a rruf eden kad\u0131nlar, demek olur. Bu \u015fekilde ukde az\u00eemet, yani kalbin ba\u011flanmas\u0131 ve g\u00f6r\u00fc\u015f m\u00e2n\u00e2s\u0131na, yahut ip d\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcnden isti\u00e2re edilmi\u015f, nefs de ipin d\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcn\u00fc yumu\u015fatmak i\u00e7in t\u00fck\u00fcrmekten isti\u00e2re edilmi\u015f olup m\u00e2n\u00e2 \u015fu olmu\u015f olur: Kad\u0131nlar, erkeklerin g\u00f6n\u00fcller i ne \u00fcfler gibi verdikleri heyecanlar ve yumu\u015fat\u0131c\u0131 tesirlerle onlar\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015ften g\u00f6r\u00fc\u015fe, az\u00eemetten az\u00eemete \u00e7evirir, t\u00fcrl\u00fc fitneye d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fcrler. Onun i\u00e7in Allah onlar\u0131n \u015ferrinden s\u0131\u011f\u0131nmay\u0131 emretmi\u015ftir. Bu m\u00e2n\u00e2 &#8220;Muhakkak e\u015flerinizden ve \u00e7ocuklar\u0131n\u0131zdan size d \u00fc \u015fman olanlar vard\u0131r, onlardan sak\u0131n\u0131n.&#8221; (Te\u011f\u00e2b\u00fcn, 64\/14) \u00e2yetinin m\u00e2n\u00e2s\u0131 ile<\/p>\n<p>&#8220;Muhakkak sizin tuza\u011f\u0131n\u0131z b\u00fcy\u00fckt\u00fcr.&#8221; (Yusuf, 12\/28) \u00e2yetinin m\u00e2n\u00e2s\u0131na uygundur. R\u00e2z\u00ee der ki: &#8220;Bu g\u00f6r\u00fc\u015f g\u00fczeldir, fakat tefsircilerin \u00e7o\u011funun g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc hil\u00e2f\u0131na olmasa&#8230;&#8221;<\/p>\n<p>Fak at yukar\u0131da ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere sihirbaz (b\u00fcy\u00fcc\u00fc) d\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcn\u00fcn asl\u0131 az\u00eemette oldu\u011fu ve onun da mutlaka iplik d\u00fc\u011f\u00fcm\u00fc m\u00e2n\u00e2s\u0131na tahsisi \u015fart olmay\u0131p maksat \u00f6rf\u00ee ve l\u00fcgav\u00ee daha genel m\u00e2n\u00e2s\u0131yla mutlaka b\u00fcy\u00fcc\u00fc erkekler ve b\u00fcy\u00fcc\u00fc kad\u0131nlar demek olaca\u011f\u0131na g\u00f6re, bu g\u00f6r\u00fc\u015f d e ondan hari\u00e7 de\u011fil, onun bir \u015f\u0131kk\u0131 demek olur.<\/p>\n<p>3- \u0130bn\u00fc Sina&#8217;n\u0131n ve baz\u0131 \u00e2riflerin tercih etti\u011fi g\u00f6r\u00fc\u015ft\u00fcr ki, d\u00fc\u011f\u00fcmlere \u00fcfleyen nefisler, yahut g\u00fc\u00e7ler demek olarak asl\u00ee cisimlerin i\u00e7inde uzv\u00ee veya \u00e2l\u00ee (y\u00fcksek) denilen gerek hayvanlar ve gerek bitkiler, b\u00fct\u00fcn canl\u0131 cisimlerin geli\u015fmesi, ba\u015flang\u0131c\u0131 olup, bitkisel nefis ve geli\u015fme g\u00fcc\u00fc ve gaz g\u00fcc\u00fc denilen uzva ait g\u00fc\u00e7lere i\u015faret olmas\u0131d\u0131r ki, b\u00fct\u00fcn uzviyyette oldu\u011fu gibi, insan bedeninde de g\u0131dalanma ve tenas\u00fcl g\u00f6revlerinin meyli demek olan \u015fehvet heyecan\u0131n\u0131n ilk ba\u015flang\u0131c\u0131 ve \u015fart\u0131 bu g\u00fc\u00e7, bu nefis; di\u011fer hayv\u00e2n\u00ee ve hiss\u00ee g\u00fc\u00e7ler de bunun tamamlay\u0131c\u0131s\u0131 ve olgunla\u015ft\u0131r\u0131c\u0131s\u0131 oldu\u011funa g\u00f6re bu m\u00e2n\u00e2 \u00f6nceki m\u00e2n\u00e2lar\u0131n illeti yerinde olan \u015fehvet g\u00fcc\u00fcne de i\u015f\u00e2ret olarak hepsinden daha genel demek olur. Hatta bu itib a rla &#8220;\u015fehv\u00e2n\u00ee kuvvet&#8221; demek daha a\u00e7\u0131k olur. \u0130bn\u00fc Sina \u011f\u00e2s\u0131k\u0131, hayvan\u00ee kuvvete yorarak demi\u015ftir ki, &#8220;hayv\u00e2n\u00ee g\u00fc\u00e7 s\u0131\u011f\u0131n\u0131c\u0131 olan insan ruhunun tersine olarak kudretli bir zulmet-i \u011f\u00e2sika, yani bulan\u0131k bir kara kuvvettir. \u00c7\u00fcnk\u00fc insan ruhu cevherinde temiz, s\u00e2f ve madde bulan\u0131kl\u0131\u011f\u0131ndan uzak, b\u00fct\u00fcn suret ve hakikatleri kabul edici bir f\u0131tratta yarat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. O, ancak hayvanl\u0131ktan kirlenir, pislenir, de hayvanl\u0131k kuvvetinin \u015fart\u0131 olan bitkisel kuvvetlere i\u015farettir. \u00c7\u00fcnk\u00fc o, en, boy, y\u00fckseklik, b\u00fct\u00fcn y\u00f6nlerden ha c im ve mikdar\u0131 art\u0131rmas\u0131 y\u00f6n\u00fcyle \u00fc\u00e7 d\u00fc\u011f\u00fcme \u00fcfl\u00fcyor gibidir. (Hatta nefes al\u0131p verme, bitkisel hayat gere\u011finden oldu\u011funa g\u00f6re nefsetmek, \u00fcflemek bunda mec\u00e2z de\u011fil, hakikattir. Bitkilerin bo\u011fum yerlerinde de ukde (d\u00fc\u011f\u00fcm) hakikattir, denilebilir.) \u0130nsan\u00ee nefis ile bitkisel kuvvetler aras\u0131nda ilgi, hayvanl\u0131k vas\u0131tas\u0131yla oldu\u011fu i\u00e7in \u015f\u00fcphesiz hayvan\u00ee kuvvetin zikri bitkisel kuvvetlerden \u00f6ne al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Bu iki g\u00fc\u00e7ten nefsin cevherine laz\u0131m gelen \u015fer ise onda beden ili\u015fkilerini g\u00fc\u00e7lendirmek ve ona uygun, cevherine l ay\u0131k g\u0131da ile beslenmesine engel olmakt\u0131r. Ona lay\u0131k g\u0131da da g\u00f6klerin ve yerin melek\u00fbtunu saran ebed\u00ee nak\u0131\u015flarla s\u00fcslenmedir.&#8221; Baz\u0131lar\u0131n\u0131n dedi\u011fi gibi \u011f\u00e2s\u0131k, kat\u0131 cisme, madene i\u015faret oldu\u011funa<\/p>\n<p>g\u00f6re de ve bizim dedi\u011fimiz gibi hayvan, bitki ve madene ve insan bedenini i\u00e7ine alan as\u0131l cisme i\u015faret oldu\u011fu takdirde de bu m\u00e2n\u00e2 cereyan eder. \u00d6nceki m\u00e2n\u00e2lar da bunun dallar\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>B\u00fct\u00fcn bunlardan sonra burada (el-Ukad) yukarda Nih\u00e2ye&#8217;den naklen zikrolunan Hz. \u00d6mer ve \u00dcbey hadislerindeki &#8220;D\u00fc\u011f\u00fcmlere \u00fcfleyen hel\u00e2k oldu.&#8221; ve &#8220;D\u00fc\u011f\u00fcme \u00fcfleyen hel\u00e2k oldu.&#8221; gibi &#8220;vel\u00e2yet&#8221; ve &#8220;b\u00eeat akdi&#8221;, di\u011fer deyimle &#8220;Ukde-i m\u00fclk&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmas\u0131 ve hatta o hadislerin bu \u00e2yetin bir mefhumu olmas\u0131 da \u00e7ok muhtemeldir. Bu d\u00fc\u011f\u00fcmlere \u00fcfleyenlerin \u00fcflemeleri ve \u015ferleri ise bir tar a ftan kullar\u0131n haklar\u0131n\u0131 \u00fczerlerine alan idarecilerin k\u00f6t\u00fc idareleri, mevki h\u0131rslar\u0131, tahakk\u00fcm ve d\u00fc\u015fmanl\u0131k duygular\u0131yla o d\u00fc\u011f\u00fcmleri s\u0131k\u0131\u015ft\u0131rmak yolundaki zul\u00fcm ve zorbal\u0131k hareketleri, bir taraftan da Allah&#8217;tan korkmaz azg\u0131n \u00e2silerin halk\u0131 azd\u0131rma ve ifsa t ile Hakk&#8217;a olan ba\u011flar\u0131, \u00e7\u00f6zmek, fitne ve ihtil\u00e2l \u00e7\u0131karmak i\u00e7in sarfettikleri nefeslerle yapt\u0131klar\u0131 tahrikler, \u00e7evirdikleri entrikalar demek olup iki y\u00f6n\u00fc i\u00e7erir ki, bunlar\u0131n ikisi de Allah&#8217;a s\u0131\u011f\u0131n\u0131lmas\u0131 laz\u0131m gelen en b\u00fcy\u00fck \u015ferlerdendir. Bununla birlikt e bunlar da sihrin &#8220;Bir\u015feyi kendi y\u00f6n\u00fcnden \u00e7evirmek&#8221; demek olan genel m\u00e2n\u00e2s\u0131nda dahil olaca\u011f\u0131na g\u00f6re birinci m\u00e2n\u00e2da dahil demektir.<\/p>\n<p>\u015eu halde \u00f6zet: &#8220;Ukad&#8221; (d\u00fc\u011f\u00fcmler), hiss\u00ee, manev\u00ee, hakikat, mec\u00e2z bir\u00e7ok m\u00e2n\u00e2lara ihtimali olmakla beraber, esas m\u00e2n\u00e2s\u0131 &#8220;d\u00fc\u011f\u00fcm&#8221; demek oldu\u011fu i\u00e7in ip d\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcnde z\u00e2hirdir. Fakat maksad\u0131n normal bir ip veya iplik d\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcn\u00fc ba\u011flamak veya \u00e7\u00f6zmek i\u00e7in \u00fcflemek veya t\u00fck\u00fcrmekten ibaret olmad\u0131\u011f\u0131 da a\u00e7\u0131kt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc her iplik d\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcnde \u015fer m\u00fcl\u00e2haza edilemeyece\u011fi de \u00e2\u015fik\u00e2rd\u0131r. Bundan dol a y\u0131 maksad, tabirin hakikati \u00fczere d\u00fc\u011f\u00fcme \u00fcflemekten ibaret de\u011fil, sihir (b\u00fcy\u00fc)den kin\u00e2yedir. Bu \u015fekilde sihirbaz (b\u00fcy\u00fcc\u00fc) kimseler m\u00e2n\u00e2s\u0131na \u00f6rf olmu\u015f bulundu\u011fundan m\u00e2n\u00e2 genelde b\u00fcy\u00fcc\u00fc erkek ve kad\u0131nlar\u0131n \u015ferrinden s\u0131\u011f\u0131nmad\u0131r. Sihir fiili de iplik d\u00fc\u011f\u00fcm \u00fc ne hasredilmi\u015f de\u011fildir. Onun i\u00e7in bunu sihrin herhangi bir \u015feyi, y\u00f6n\u00fcnden d\u00f6nd\u00fcrme ve de\u011fi\u015ftirme m\u00e2n\u00e2s\u0131yla anlamak uygun olur ki, bu da zikredilen m\u00e2n\u00e2lar\u0131n hepsini i\u00e7ine al\u0131r.<\/p>\n<p>5. Ve herhangi bir hased\u00e7inin, ba\u015fkas\u0131nda g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc bir nimeti \u00e7ekemeyip de ona g\u00f6z diken, onun mutlaka son bulmas\u0131n\u0131 temenni eden hased\u00e7inin hased etti\u011fi zaman \u015ferrinden.<\/p>\n<p>Yani nefsindeki hasedinin gere\u011fini fiile \u00e7\u0131karmaya kalk\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131, hased etti\u011fi ki\u015fiye kar\u015f\u0131 s\u00f6zl\u00fc ve fiil\u00ee zarar verme ba\u015flang\u0131\u00e7lar\u0131n\u0131, \u015fer giri\u015flerini tertip ve icraya ba\u015flad\u0131\u011f\u0131 zaman \u015ferrinden. \u00c7\u00fcnk\u00fc hased d\u00fc\u015f\u00fcncede kald\u0131k\u00e7a hased edenin kendinden ba\u015fkas\u0131na zarar\u0131 yok demektir. Di\u011fer bir ifade ile de denilmi\u015ftir ki: Hased galeyan edip de hasedlendi\u011fine kar\u015f\u0131 kin ve \u00f6fke, d\u00fc\u015fmanl\u0131k kayd\u0131yle k\u00f6t\u00fc nefsini y \u00f6 nlendirdi\u011fi zaman ki, &#8220;g\u00f6z de\u011fme&#8221; denilen durum ve \u00e2fet de \u00e7o\u011funlukla o anda olur. Onun i\u00e7in hased ile g\u00f6zde\u011fmek birbirinden ayr\u0131lmaz gibi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcr. O s\u0131rada hased edenin nefsi \u00f6yle bir \u00e7irkin durum al\u0131r ki o his ile f\u0131rlatt\u0131\u011f\u0131 k\u00f6t\u00fc bak\u0131\u015flar\u0131n k\u0131v\u0131lc\u0131mla r \u0131, hased edileni zay\u0131f buluverdi\u011fi takdirde bazan onu y\u0131ld\u0131r\u0131m gibi \u00e7arpar. Nice hased edenler ve k\u00f6t\u00fc g\u00f6zl\u00fcler vard\u0131r ki, hased g\u00f6z\u00fcyle bakt\u0131klar\u0131 zaman baz\u0131 y\u0131lanlar\u0131n g\u00f6zleriyle bak\u0131\u015flar\u0131ndaki ez\u00e2 gibi ez\u00e2land\u0131r\u0131r. Bu his ile harekete ge\u00e7en k\u00f6t\u00fc nefisl e r ise her hileye ba\u015fvurur, ellerinden gelen her fenal\u0131\u011f\u0131 g\u00f6ze al\u0131rlar. Onlar i\u00e7in hased edilenin hel\u00e2kinden ba\u015fka bir \u015fekilde teselli kabil olmad\u0131\u011f\u0131ndan dolay\u0131 o yolda i\u00e7lerini yiye yiye kendilerini de yakar, hel\u00e2k ederler. Ancak hasedin gere\u011fini icraya k a lk\u0131\u015fmay\u0131p da kendi nefsinde saklad\u0131\u011f\u0131 ve bu yolda nefsi ile m\u00fccadele edebildi\u011fi takdirde hased edilene bir \u015ferri dokunmaz ve nefsiyle m\u00fccahedesinden dolay\u0131 sevap bile al\u0131rsa da g\u00f6nl\u00fcnde o hased hissi devam ettik\u00e7e kendi kendini yer, zarar\u0131 s\u0131rf kendine ol u r. &#8220;Haset etti\u011fi zaman&#8221; diye kay\u0131tlanmas\u0131 bu farka i\u015faret i\u00e7in oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Bundan ba\u015fka hased\u00e7inin \u015ferrinden maksad, onun g\u00fcnah\u0131 ve hasedi zaman\u0131nda ve eserini a\u00e7\u0131klama vaktindeki halinin k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc, \u00e7irkinli\u011fi olmak da c\u00e2izdir. \u0130\u015fte b\u00fct\u00fcn bu z ikrolunanlar\u0131n \u015ferrinden o fel\u00e2k\u0131n Rabbine s\u0131\u011f\u0131n\u0131r\u0131m de. Bu vechile o Samed olan Allah&#8217;a s\u0131\u011f\u0131n, \u00e7\u00fcnk\u00fc hepsinin yaratan\u0131 ve hepsinin \u015ferrinden koruyacak olan O&#8217;dur ve O&#8217;na \u00f6yle ihl\u00e2s ile s\u0131\u011f\u0131nanlara O&#8217;nun koruyuculu\u011fu ve himayesi vaad edilmi\u015ftir; &#8220;En iyi koruyucu Allah&#8217;t\u0131r ve O, merhametlilerin merhametlisidir.&#8221; (Yusuf, 12\/64).<\/p>\n<p>Haset nedir? Rag\u0131b&#8217;\u0131n bey\u00e2n\u0131na g\u00f6re Haset, bir nimetin hak sahibinden yok olmas\u0131n\u0131 temennidir. \u00c7o\u011funlukla o nimetin kaybolmas\u0131na \u00e7al\u0131\u015fmakla da beraber olur. Rivayet olunmu\u015ftur ki m\u00fcmin g\u0131bta eder, m\u00fcn\u00e2f\u0131k haset eder. Kamus&#8217;un ve di\u011ferlerinin beyan\u0131na g\u00f6re de, o nimetin kendisine d\u00f6nmesini isteyip istememekten daha geneldir. Yani hasedde aslolan m\u00e2n\u00e2 bir nimetin, bir faziletin, bir olgunlu\u011fun sahibinden yok olmas\u0131n\u0131 arzu etm e k, kendisine ge\u00e7mesini, gerek istesin ve gerekse istemesin, ba\u015fkas\u0131nda bulunmas\u0131n\u0131 mutlaka \u00e7ekememektir. \u00d6yle ki, &#8220;Onunki onda dursun da sana da verelim.&#8221; deseler memnun olmaz, ke\u015fke onunki mutlaka gitse de kendisine hi\u00e7bir \u015fey verilmese bile ho\u015flan\u0131r. \u00d6z e llikle haset olunan nimet, hased\u00e7i taraf\u0131ndan gasbolunmak m\u00fcmk\u00fcn olmayan \u015fahs\u00ee faziletler ve kendine \u00f6zg\u00fc olgunluklar kabilinden olursa, hased eden o zaman b\u00fct\u00fcn b\u00fct\u00fcn fazilet d\u00fc\u015fman\u0131 kesilir ve onu kendine d\u00f6nd\u00fcremedi\u011finden<\/p>\n<p>dolay\u0131 hased etti\u011fi ki\u015fiyi haks\u0131z yere mutlaka yok etmekle teselli bulmak ister. &#8220;Allah korusun.&#8221;<\/p>\n<p>\u00d6zet olarak, hased\u00e7i, kendinin iyili\u011fini de\u011fil, di\u011ferinin k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc ister. E\u011fer ba\u015fkas\u0131ndan kaybolmas\u0131n\u0131 istememekle beraber, kendisine de onun gibisini veya daha iyisini isterse, o haset etmek de\u011fil, g\u0131bta etmek, imrenmektir. Bunlar\u0131 Al\u00fbs\u00ee \u015f\u00f6yle anlatm\u0131\u015ft\u0131r: Bilinmeli ki hased, ba\u015fkas\u0131n\u0131n nimetinin yok olmas\u0131n\u0131 temenni etmeye denir. Bir de ba\u015fkas\u0131nda bulunan fakirlik veya di\u011fer herhangi bir noksan\u0131n devam\u0131n\u0131 ve nimet yoklu\u011funun h\u00e2 l i \u00fczere devam etmesini temenniye denilir, (ki birincisine dilimizde \u00e7ekememezlik, ikincisine de iyili\u011fini istememezlik denilir) yayg\u0131n olan \u00f6ncekidir. Her iki m\u00e2n\u00e2 ile de hased eden Allah kat\u0131nda ve Allah&#8217;\u0131n kullar\u0131 yan\u0131nda bu\u011fzedilendir. Me\u015fhur oldu\u011fu \u00fc z ere hased, b\u00fcy\u00fck g\u00fcnahlardan say\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Lakin inceleme budur ki f\u0131tr\u00ee ve yarat\u0131l\u0131\u015ftan olan hased, gere\u011fi olan ez\u00e2 ile mutlaka amel edilmeyip de ona sahip olan kimse nefsiyle m\u00fccadele ederek karde\u015fine Allah&#8217;\u0131n sevece\u011fi vechile muamele ederse onda g\u00fcnah o l maz. Belki o do\u011fu\u015ftan hased sahibi, nefsiyle m\u00fccahede edip karde\u015fine iyi muamele etti\u011finden dolay\u0131 b\u00fcy\u00fck sevaba nail olur. \u00c7\u00fcnk\u00fc f\u0131tr\u00ee olana, kar\u015f\u0131 koymakta b\u00fcy\u00fck zorluk bulundu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131r. Bunlardan ba\u015fka g\u0131ptaya da mec\u00e2zen hased denildi\u011fi vard\u0131r, hem ilk \u00f6rfte bu yayg\u0131n idi. G\u0131pta ise karde\u015finde bulunan nimetin kaybolmas\u0131n\u0131 temenni etmeyerek onun gibi senin de olmas\u0131n\u0131 temenni etmendir ki, bunda sak\u0131nca yoktur. Nitekim \u015fu Nebev\u00ee hadis bu m\u00e2n\u00e2dand\u0131r: &#8220;\u015eu ikiden ba\u015fkas\u0131nda hased yoktur: Bir adam ki Alla h ona mal vermi\u015f ve hak yolda t\u00fcketilmesine onu musallat k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r ve bir adam ki Allah ona hikmet vermi\u015ftir, onunla amel eder ve onu insanlara \u00f6\u011fretir.&#8221;<\/p>\n<p>Demek ki \u015fer olan hasedin as\u0131l m\u00e2n\u00e2s\u0131 ba\u015fkas\u0131nda bir nimet g\u00f6rmekten rahats\u0131z olup onun kaybolmas\u0131n\u0131 istemektir ki, bizim &#8220;\u00e7ekememezlik&#8221; dedi\u011fimizdir. Birtak\u0131m kimselerin zannetti\u011fi ve bir hayli yayg\u0131n oldu\u011fu vechile k\u0131skan\u00e7l\u0131k demek de\u011fildir. K\u0131skan\u00e7l\u0131k, bazan hased demek dahi olursa da daha \u00e7ok Arap\u00e7a&#8217;da &#8220;gayret&#8221; tabir olunand\u0131r. Nitekim Kamus m\u00fcter c imi \u00c2s\u0131m Efendi de \u015f\u00f6yle der: &#8220;Gayret, gayr, gar, g\u0131yar: N\u00e2m ve namusa eksiklik verecek halden korumak m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r ki k\u0131skanmak denilir.&#8221; Mesela erke\u011fin kar\u0131s\u0131n\u0131<\/p>\n<p>ba\u015fkas\u0131ndan k\u0131skanmas\u0131, ayn\u0131 \u015fekilde kad\u0131n\u0131n kocas\u0131n\u0131 ba\u015fkas\u0131ndan k\u0131skanmas\u0131 hased de\u011fil, gayret ve hamiyettir, bu \u00f6v\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. Fakat birisi di\u011ferinin kar\u0131s\u0131n\u0131 veya kocas\u0131n\u0131 veya evlad\u0131n\u0131 veya mal\u0131n\u0131 veya g\u00fczelli\u011fini veya herhangi bir nimet ve meziyetini, \u015ferefini \u00e7ekememek, ona g\u00f6z dikmek, onun ondan yok olmas\u0131n\u0131 arzu etmek haseddir, k\u00f6t\u00fclenmi\u015ftir. Buna k\u0131skanmak denirse de \u00e7ekememezli\u011fi bir gayret ve hamiyet m\u00e2n\u00e2s\u0131nda m\u00fcbala\u011fa s\u00fbretiyle kullanmak kabilinden mecaz demektir. Yani yerinde olmayan bir k\u0131skanmakt\u0131r. Her ne olursa olsun k\u0131skanmak mutlaka haset demek de\u011fildir, ondan daha genel olabilir. \u015e u halde hasedi sadece k\u0131skanmak diye terc\u00fcme etmek do\u011fru de\u011fildir. Hased k\u00f6t\u00fclenmi\u015fdir, ona bir k\u0131skanmak denirse elin hakk\u0131n\u0131 sahibinden k\u0131skanmak, diye ifade edilmelidir. Halbuki gayret ve hamiyet demek olan k\u0131skanmak \u00f6v\u00fclm\u00fc\u015f ve makbul bir haslettir. Fe y izlenme, ilerleme, kem\u00e2le erme, iffet, hakk\u0131n korunmas\u0131, nimetin muhafazas\u0131 onunla has\u0131l olur. Me\u011fer ki kendi hakk\u0131n\u0131n ilerisine tecav\u00fcz etmek s\u00fbretiyle ifrat olsun. O zaman gayret, cahiliye hamiyeti ve hased m\u00e2n\u00e2s\u0131nda olmu\u015f olur. Rag\u0131b&#8217;\u0131n hasedi tarifind e nimetin hakk\u0131 olandan kaybolmas\u0131n\u0131 temenni diye m\u00fcstah\u0131k (hakk\u0131 olan) kayd\u0131n\u0131 koymas\u0131 da \u00f6nemlidir. Bundan anla\u015f\u0131l\u0131r ki, hasedde zul\u00fcm m\u00e2n\u00e2s\u0131 da vard\u0131r ve o halde bir nimetin hak sahibinin gayrinden yok olmas\u0131n\u0131 istemek hased de\u011fil, gayret ve adalet deme k olur. \u015eu halde bir gasbedicinin gasbetti\u011fi nimetin, elinden \u00e7\u0131kmas\u0131n\u0131 temenni etmek hased demek olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, onun b\u00e2t\u0131l elinin yok edilmesiyle hakk\u0131 sahibine teslim etmeye \u00e7al\u0131\u015fmak da \u015fer de\u011fil, gayret edilmesi laz\u0131m gelen bir hay\u0131r, bir hamiyet g\u00f6revi demektir. Fakat bir hak sahibinin nail olmu\u015f bulundu\u011fu bir nimetten kalben ac\u0131 duyup da onu \u00e7ekememek, yok olmas\u0131n\u0131 temenni etmek hased ve zul\u00fcmd\u00fcr. Fakat bu fiile \u00e7\u0131kmay\u0131p, i\u00e7inde kald\u0131k\u00e7a hased edene zarar\u0131 olursa da ba\u015fkas\u0131na dokunmaz. Amma d\u00fc\u015f\u00fcnceden f iile \u00e7\u0131kar\u0131lmak istenip de o nimeti fiil ile yok etmeye \u00e7al\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131 zaman fiilen zul\u00fcm ve azg\u0131nl\u0131k olan hased olmu\u015f olur ki, o zaman onun \u015ferrinden Allah&#8217;a s\u0131\u011f\u0131nmak laz\u0131m gelir. O art\u0131k hi\u00e7bir hak ve insaf tan\u0131maz, m\u00fcmk\u00fcn olabilen her t\u00fcrl\u00fc k\u00f6t\u00fcl\u00fck ve hiley e ba\u015f vurur, her t\u00fcrl\u00fc sihirbazl\u0131\u011f\u0131 g\u00f6ze al\u0131r, f\u0131rsat bulabildi\u011fi kadar d\u00fc\u011f\u00fcmlere \u00fcf\u00fcrd\u00fck\u00e7e \u00fcf\u00fcr\u00fcr. olanlar\u0131n hepsini de \u015ferrine \u00e2let etmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131r. Bu da k\u00f6t\u00fc ki\u015filerde \u015fehvet kuvveti ile \u00f6fkenin ve bilhassa \u00f6fke kuvvetinin bir azg\u0131nl\u0131\u011f\u0131 demek oldu\u011fu n dan dolay\u0131 \u0130bn\u00fc Sina burada da \u015f\u00f6yle demi\u015ftir: &#8220;Haset etti\u011fi zaman hased\u00e7inin \u015ferrinden&#8221;, beden ve kuvvetleri ile ruhu aras\u0131nda meydana gelen tart\u0131\u015fma demektir. Hased eden, hayvansal ve bitkisel kuvveti bak\u0131m\u0131ndan bedendir; hased edilen de ruhtur. Bu \u015f ekilde beden, nefs \u00fczerine bir vebaldir. O halde ondan<\/p>\n<p>uzakla\u015ft\u0131\u011f\u0131 s\u00fbrette o nefsin h\u00e2li ne g\u00fczeldir! Ve e\u011fer onunla kirlenmi\u015f de\u011filse ondan ayr\u0131lmas\u0131yla ne b\u00fcy\u00fck lezzete erecektir.&#8221; Bu da m\u00e2n\u00e2n\u0131n bir \u00f6z\u00fc ve isti\u00e2ze (s\u0131\u011f\u0131nma)nin ruhunu bey\u00e2n etmek demektir ki sonucu:<\/p>\n<p>&#8220;Ruha d\u00f6n ve onun isteklerini olgunla\u015ft\u0131r,<\/p>\n<p>\u00c7\u00fcnk\u00fc sen cisim ile de\u011fil, ruh ile insans\u0131n&#8221;<\/p>\n<p>ifadesine dikkat nazar\u0131n\u0131 \u00e7ekmektir. Bunu \u015f\u00f6yle \u00f6zetleyebiliriz: Ey insan\u00ee nefis! B\u00fct\u00fcn yarat\u0131klar\u0131n, \u00f6zellikle kevn \u00fc fesat (olma-bozulma) \u015f\u00e2n\u0131ndan olan maddiyyat\u0131n, cism\u00e2n\u00ee g\u00fc\u00e7lerin, hususiyle aldat\u0131c\u0131 hayvansal ve bitkisel g\u00fc\u00e7lerin o \u015fehvet ve \u00f6fkenin \u015ferrinden o felak\u0131n Rabbine s\u0131\u011f\u0131n. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar seni \u00e7ekemez, bedende b\u0131rakmak, \u00e7ukura g\u00f6mmek, hel\u00e2ke g\u00f6t\u00fcrmek isterler. Onun i\u00e7in sen o f \u0131trat n\u00fbrunun, insanl\u0131k ruhunun kadrini bil de onu yaratan Hak Rabbine s\u0131\u011f\u0131n.<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki bu s\u00fbrede insan ruhuna zarar\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclen, din ve d\u00fcnyaca \u00e7ekinilmesi ve korunulmas\u0131 laz\u0131m gelen \u015ferlerin hepsi say\u0131larak onlardan Allah&#8217;a s\u0131\u011f\u0131nmak emredilmi\u015f ve bu \u015fekilde kurtulu\u015f vaad edilmi\u015f demektir. Bundan dolay\u0131 Resulullah bunlar nazil oldu\u011fu zaman ferahlam\u0131\u015f ve bunlarla s\u0131\u011f\u0131nmaya devam etmi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu, ikincisiyle beraber, s\u0131\u011f\u0131nmak i\u00e7in her i\u015fi i\u00e7ine almaktad\u0131r. Evvel\u00e2 &#8220;Yaratt\u0131\u011f\u0131n\u0131n \u015ferrinden&#8221;, s\u0131\u011f\u0131n\u0131l a cak \u015ferlerin ba\u015flang\u0131\u00e7lar\u0131n\u0131n hepsini k\u0131saca i\u00e7erir. Sonra da \u011f\u00e2s\u0131k, neff\u00e2s\u00e2t, h\u00e2sid (karanl\u0131k gece, \u00fcf\u00fcr\u00fck\u00e7\u00fcler, hased eden) \u00fc\u00e7\u00fc onlar\u0131n mertebelerini veya en m\u00fchimlerini bir a\u00e7\u0131klamad\u0131r. Ger\u00e7i o k\u0131saca anlat\u0131mda ve hatta neff\u00e2s\u00e2t (\u00fcf\u00fcr\u00fck\u00e7\u00fcler) ve h\u00e2sid ( hased eden)de s\u0131\u011f\u0131nan nefsin kendisi de dahil olabilir. Fakat kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rma karinesiyle s\u0131\u011f\u0131nan, kendisine s\u0131\u011f\u0131n\u0131landa dahil olmamak a\u00e7\u0131k oldu\u011funa g\u00f6re bu s\u00fbre daha \u00e7ok insana d\u0131\u015f\u0131ndan veya bedeninden zarar veren \u00e2fak\u00ee (objektif) \u015ferlerde z\u00e2hirdir. Bu \u015fe k il kelam daha genelden ba\u015flay\u0131p bilhassa hased ile insana ait ruhlar\u0131n \u015ferlerinde son bulmu\u015ftur. Bunun \u00fczerine bunlardan s\u0131\u011f\u0131nan nefsin olgunla\u015fmas\u0131 mertebeleri ile ona i\u00e7inden gelecek enf\u00fcs\u00ee (subjektif) \u015ferrini geni\u015f\u00e7e anlat\u0131m\u0131na ve bu \u015fekilde, &#8220;D\u00fc\u011f\u00fc m lere \u00fcfleyen&#8221;in de bir y\u00f6nden beyan ve tefsirine i\u015faret olmak ve ondan da bilhassa isti\u00e2ze (s\u0131\u011f\u0131nma) ile vaad tamamlanmak \u00fczere gelecekte g\u00f6r\u00fclece\u011fi \u00fczere N\u00e2s S\u00fbresi ile son verilmi\u015ftir. Bir de dikkate \u015f\u00e2yand\u0131r ki \u015ferlerinden s\u0131\u011f\u0131n\u0131lan &#8216;daki m\u00e2 mevs\u00fbf e veya mevs\u00fble olabilmek ihtimalinden dolay\u0131 marife (belirli) veya nekre (belirsiz) olmas\u0131 muhtemeldir. \u011e\u00e2s\u0131k, hasid kelimeleri, nekre ve m\u00fcfred (tekil), aradaki ma&#8217;rife (belirli) ve \u00e7o\u011ful olarak getirilmi\u015ftir. Bunun n\u00fcktesinde Zemah\u015fer\u00ee ve Raz\u00ee: &#8220;Zira her \u011f\u00e2s\u0131k, her hased eden \u015ferli de\u011fildir.<\/p>\n<p>Hatta bazan hay\u0131rda g\u0131bta m\u00e2n\u00e2s\u0131na hased, hay\u0131r bile olur fakat her \u00fcf\u00fcr\u00fck\u00e7\u00fc (neff\u00e2se)n\u00fcn \u015fer oldu\u011funa i\u015farettir.&#8221; demi\u015flerse de, bu pek a\u00e7\u0131k de\u011fildir. Zira da\u011f\u0131n\u0131k fert halinde genel olarak her bir \u011f\u00e2s\u0131k\u0131n vukubu (karanl\u0131\u011f\u0131n yay\u0131lmas\u0131) ve her bir hased edenin hasedi zaman\u0131nda \u015ferrinden tamamen s\u0131\u011f\u0131nma talep edildi\u011fi daha a\u00e7\u0131kt\u0131r. L\u00e2kin \u011f\u00e2s\u0131k ile hased edenin \u015ferri \u00e7o\u011funlukla karanl\u0131kta ve bilinmezlik i\u00e7inde, tan\u0131nmayarak geriden geriye cereyan eder. Neff\u00e2se (\u00fcf\u00fcr\u00fc k \u00e7\u00fc) ler, sihirbaz (b\u00fcy\u00fcc\u00fc)lar ise \u00e7o\u011funlukla tan\u0131nd\u0131klar\u0131, bilindikleri halde y\u00fczlere g\u00fcle g\u00fcle, g\u00f6n\u00fcllere \u00fcfleye \u00fcfleye \u015firretliklerini yaparlar. \u011e\u00e2s\u0131k (karanl\u0131k) bir e\u015fkiya gibi ans\u0131z\u0131n basar, haset\u00e7i de bir kundak\u00e7\u0131 gibi sakl\u0131 yapar, s\u00e2hir (b\u00fcy\u00fcc\u00fc)ler, cad\u0131lar ise dost k\u0131l\u0131\u011f\u0131nda yankesici gibi g\u00f6z g\u00f6re g\u00f6re \u00e7arparlar. B\u00f6yle olmas\u0131 onlar\u0131n hilelerinin ince ve gizli olmas\u0131na engel de olmaz. \u0130\u015fte bunlar i\u00e7inde en \u00e7ok bile bile \u015ferlerine d\u00fc\u015f\u00fclenler \u00fcf\u00fcr\u00fck\u00e7\u00fcler oldu\u011fu ve um\u00fbmi \u00f6rfte de en \u00e7ok \u015firretle bilin e nler bunlar bulundu\u011fu i\u00e7in kelimesinin l\u00e2m\u0131n\u0131n ahd veya isti\u011frak ile marife (belirli) ve \u00e7o\u011ful olarak ir\u00e2d edilmi\u015f olmas\u0131 bizce daha do\u011fru ve daha a\u00e7\u0131k g\u00f6r\u00fcnmektedir. N\u00e2s S\u00fbresi&#8217;nde in marife (belirli) olmas\u0131 da &#8220;neff\u00e2s\u00e2t&#8221; gibidir. Bu y\u00f6nden de o bunun tamamlay\u0131c\u0131s\u0131 olan bir bey\u00e2n\u0131 demektir.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>113-FELAK: De. Dikkate \u015f\u00e2yand\u0131r ki, b\u00f6yle &#8220;de&#8221;, &#8220;s\u00f6yle&#8221; diye emrolundu\u011fu zaman bundan a\u00e7\u0131k\u00e7a anla\u015f\u0131lan; emredilenin, bu emri de\u011fil, bununla s\u00f6ylenmesi emrolunan s\u00f6z\u00fc s\u00f6ylemesi istenir.\u2026<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":12072,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1006,5030,5031,5219,5351,5222,5220,1583,5221,1582,1586],"class_list":["post-1719","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-113-felak","tag-elmalili","tag-elmalili-hamdi-yazir","tag-elmalili-tefsir-oku","tag-hak-dini-kuran-dili","tag-hak-dini-tefsiri","tag-hamdi-yazir-tefsir-oku","tag-kuran","tag-sure-tefsirleri","tag-tefsir","tag-tefsir-oku"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1719","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1719"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1719\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/12072"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1719"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1719"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1719"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}