{"id":1721,"date":"2010-01-03T20:26:52","date_gmt":"2010-01-03T18:26:52","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1721"},"modified":"2010-01-03T20:26:52","modified_gmt":"2010-01-03T18:26:52","slug":"112-ihlas-tefsiri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/112-ihlas-tefsiri\/","title":{"rendered":"112-\u0130HLAS SURES\u0130 HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130"},"content":{"rendered":"<p>112-\u0130HLAS:<\/p>\n<p>S\u00f6yle. Bu hitap \u00f6ncelikle Resulullah&#8217;a ve dolay\u0131s\u0131yla hitap olunabilenlerin hepsinedir. Emrin b\u00f6ylece a\u00e7\u0131k\u00e7a ifade edilmesinde bu tarifin bilhassa il\u00e2hi beyan oldu\u011funu ve bunun aynen s\u00f6ylenmesi ve b\u00f6ylece tebli\u011f edilmesi gerekti\u011fine tenbih vard\u0131r. &#8220;Kavil&#8221; makul olana ve telaffuz olunana \u015famil olur, kem\u00e2li de anlam ile l\u00e2fz\u0131n bir arada olmas\u0131ndad\u0131r. Yani sadece kendi yan\u0131ndan bir d\u00fc\u015f\u00fcnce, s\u0131rf akl\u00ee ve nazar\u00ee delillere dayal\u0131 olarak de\u011fil, Allah&#8217;\u0131n bildirdi\u011fi Hak kel\u00e2m\u0131 oldu\u011funu \u015feksiz, \u015f\u00fcphesi z kalbinle tasdik ve dilinle ikrar ederek, kendi kendine s\u00f6yledi\u011fin gibi, ba\u015fkalar\u0131na da tebli\u011f et ve a\u00e7\u0131k\u00e7a s\u00f6yle. Herkes de b\u00f6yle s\u00f6ylesin, &#8220;Birbirlerine hakk\u0131 tavsiye ederler.&#8221; (Asr, 103\/3) \u00e2yeti gere\u011fince b\u00f6yle b\u00f6yle diye tavsiye etsin. O, m\u00fcb t eda olan bu zamirin bu s\u00fbrede mercii ge\u00e7memi\u015ftir. N\u00fczul sebebine g\u00f6re, sorulmu\u015f bulunan Allah&#8217;a raci olmas\u0131 gerekir. Yukar\u0131ki s\u00fbrelere g\u00f6re de en yak\u0131n olarak s\u00fbresinde ge\u00e7en Allah ismi hat\u0131ra gelir. Fakat s\u00fbre tek ba\u015f\u0131na m\u00fcstakil olarak okundu\u011fu zama n bunlar\u0131n hi\u00e7biri ortada bulunmad\u0131\u011f\u0131 gibi, zaten haberi de yine Allah ismi geldi\u011fi i\u00e7in her\u015feyden \u00f6nce belirsizlik i\u00e7inde bir belirlilik ve belirlilik i\u00e7inde bir belirsizlik ifade eden bu zamirin mercii \u00e7ok dikkat \u00e7ekicidir. Bundan dolay\u0131 muhataplar\u0131n dur u mlar\u0131na g\u00f6re bunda bir iki vecih zikredilmi\u015ftir: Birisi, &#8220;evvel ve \u00e2hir olan ve yani her\u015fey \u00fczerinde haz\u0131r ve naz\u0131r ve \u015fahid olan v\u00e2cib\u00fc&#8217;l-v\u00fccud Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n zat\u0131na raci olmas\u0131d\u0131r. Nitekim \u0130bn\u00fc Sina, bu s\u00fbrenin tefsirinde bu zamir Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n za t mertebesinde ancak yani &#8220;O&#8221; demekten ba\u015fka bir \u015fekilde idrak ve ifade olunamayaca\u011f\u0131na i\u015faret oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015ftir. Yani kendisini ancak hakk\u0131yle kendisinin bildi\u011fini, zat\u0131n\u0131 ak\u0131llar\u0131n almas\u0131n\u0131n m\u00fcmk\u00fcn olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131, bundan dolay\u0131 zat mertebesinde ancak demekle tarif edilebilecek olan vacibul v\u00fccud Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n zat\u0131 ve h\u00fcviyeti demektir.<\/p>\n<p>Fahreddin Raz\u00ee de demi\u015ftir ki: Burada h\u00fcve, Allah ve ehad olmak \u00fczere \u00fc\u00e7 l\u00e2f\u0131z vard\u0131r. Herbiri taliplerin makamlar\u0131ndan bir makama i\u015farettir. Birinci makam, mukarrebin makam\u0131d\u0131r ki, Allah&#8217;a gidenlerin makamlar\u0131n\u0131n en y\u00fckse\u011fidir. Bunlar ki, varl\u0131klar\u0131n varolu\u015f a\u00e7\u0131s\u0131ndan tek tek mahiyet ve hakikatlerine bakm\u0131\u015flar, Allah&#8217;dan ba\u015fka bir mevcud g\u00f6rmemi\u015flerdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc lizatihi varl\u0131\u011f\u0131 vacip olan ancak Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;d\u0131r. O &#8216;ndan ba\u015fkas\u0131 lizatihi m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Li-zatih\u00ee m\u00fcmk\u00fcn olan da varolu\u015f a\u00e7\u0131s\u0131ndan tek tek mahiyetine bak\u0131l\u0131nca ma&#8217;dumdur, yani yok h\u00fckm\u00fcndedir.&gt; Bundan dolay\u0131 onlar ak\u0131l g\u00f6zleriyle Hak S\u00fcbhanehu ve Te\u00e2l\u00e2&#8217;dan ba\u015fka var olan g\u00f6rmezler. &#8220;H\u00fcve&#8221; mutlak anlamda bir i \u015farettir. Fakat i\u015faret mutlak olsa da i\u015faret olunan (yani m\u00fc\u015farunileyh) belli ve muayyen olunca, o mutlak o muayyene ait olaca\u011f\u0131ndan, s\u00f6zkonusu mukarrebin nazar\u0131nda denilince Hak S\u00fcbhaneh\u00fc ve Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya i\u015faret olur ve onlar hakikatte iki mevcut g\u00f6rmedik l erinden dolay\u0131 &#8216;O&#8217; demek, onlar i\u00e7in tam ve yeterli bir bilgi demek olur.<\/p>\n<p>Bu iki m\u00fclahazaya g\u00f6re, zamiri, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n ismine de\u011fil, do\u011frudan do\u011fruya zat\u0131na racidir demek oluyor. Fakat bunu b\u00f6yle anlamak i\u00e7in lafz\u0131n\u0131 zamir de\u011fil, esm\u00e2-i h\u00fcsn\u00e2dan (Allah&#8217;\u0131n g\u00fczel isimlerinden) il\u00e2h\u00ee bir isim diye kabul etmek daha uygun olur. Nitekim zamir s\u0131fatla tavsif olunmad\u0131\u011f\u0131 halde (Bakara, 2\/163) de oldu\u011fu gibi, zamiri rahman ve rahim s\u0131fatlar\u0131n\u0131 alm\u0131\u015ft\u0131r. Bundan dolay\u0131 nin Allah&#8217;\u0131n isimlerind e n oldu\u011funu s\u00f6yleyenler olmu\u015ftur. O halde gerek zamir, gerek isim olarak Allah&#8217;\u0131n zat\u0131na i\u015faret oldu\u011funa g\u00f6re, bu &#8220;h\u00fcve&#8221; m\u00fcbtedas\u0131n\u0131n haberi Allah&#8217;\u0131n ismidir, &#8220;ehad&#8221; de haberden sonra ikinci haberidir. Buna g\u00f6re m\u00e2n\u00e2 &#8220;O Allah&#8217;d\u0131r, birdir&#8221; demek olur. H\u00fcve d enilmekle mutlak bir varl\u0131k ifade edilmi\u015f oldu\u011fu i\u00e7in m\u00fcmk\u00fcnat cinsinden olan \u00e2r\u0131z\u00ee varl\u0131klar\u0131 haddi zat\u0131nda varl\u0131k g\u00f6rmeyen ve hakiki varl\u0131k olarak yaln\u0131zca kendi zat\u0131ndan ba\u015fka bir sebebe muhta\u00e7 olmayan, kendisi bizatihi ve lizatih\u00ee varolu\u015funu gerektire n ve bir an i\u00e7in bile yoklu\u011funu farz ve tasavvur etmek imk\u00e2ns\u0131z olan v\u00e2cib\u00fc&#8217;l-v\u00fccud bir Cenab-\u0131 Hakk&#8217;\u0131n zat\u0131n\u0131 tan\u0131yanlara kar\u015f\u0131 &#8221; O &#8221; demekle belli bir tan\u0131mlama yap\u0131lm\u0131\u015f olur.<\/p>\n<p>\u0130kinci makam, &#8220;Ashab-\u0131 Yemin&#8221;in makam\u0131d\u0131r ki, bunlar Cenab-\u0131 Hakk\u0131 mevcut tan\u0131rlar, halk\u0131 da mevcut tan\u0131rlar. Bundan dolay\u0131 bunlar\u0131n g\u00f6z\u00fcnde ister istemez &#8220;kesret&#8221; denilen \u00e7okluk meydana gelir. Biri varl\u0131\u011f\u0131 vacip olan ve yok olmas\u0131 imk\u00e2n\u0131 bulunmayan Hakk&#8217;\u0131n zat\u0131, \u00f6b\u00fcr\u00fc de yok iken var olan, var iken yok olabilen yarat\u0131lm\u0131\u015f varl\u0131klar\u0131n \u00e7oklu\u011fudur. Bundan dolay\u0131 s\u00fcrekli de\u011fi\u015fip duran bu ge\u00e7ici varl\u0131klara &#8220;O&#8221; demek uygun olmaz. Ancak bu kesret aras\u0131nda &#8220;O&#8221; s\u00f6z\u00fc tek ba\u015f\u0131na Cenab\u0131 Hakk&#8217;\u0131 ifadeye de yetmez. Hakk\u0131 halktan ay\u0131racak bir belirleyici gerekir. Bunlar\u0131n &#8220;O&#8221; s\u00f6z\u00fcnden Hakk&#8217;\u0131n zat\u0131n\u0131 anlamalar\u0131 i\u00e7in<\/p>\n<p>&#8220;H\u00fcve&#8221; l\u00e2fz\u0131na Allah isminin de eklenmesine ihtiya\u00e7lar\u0131 vard\u0131r. \u0130\u015fte bunlar i\u00e7in denilmi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah, kendisinden ba\u015fka her varl\u0131\u011f\u0131n kendisine muhta\u00e7 oldu\u011fu, kendisinin ise her \u015feyden m\u00fcsta\u011fni bulundu\u011fu b\u00fct\u00fcn kem\u00e2l s\u0131fatlar\u0131n\u0131 zat\u0131nda toplam\u0131\u015f ve il\u00e2hl\u0131\u011fa hak kazanm\u0131\u015f bir mevcut demektir.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc makam, &#8220;Ashab-\u0131 \u015eim\u00e2l&#8221;in makam\u0131d\u0131r ki, hepsinin a\u015fa\u011f\u0131s\u0131d\u0131r. Bunlar v\u00e2cib\u00fc&#8217;l-v\u00fccudun, il\u00e2h\u0131n birden fazla olmas\u0131n\u0131 caiz g\u00f6r\u00fcrler. \u0130\u015fte bunlar\u0131 reddetmek ve s\u00f6zlerini ge\u00e7ersiz k\u0131lmak i\u00e7in &#8220;ehad&#8221; (bir) diye a\u00e7\u0131k\u00e7a tasrih ve ifade edilerek buyurulmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Bu &#8220;h\u00fcve&#8221; zamirinde di\u011fer bir vecih de bunun &#8220;zamir-i \u015fan&#8221; olmas\u0131d\u0131r ki, me\u015fhur olan da budur. Gerek s\u00fbrenin istiklali gerek lisan\u0131n bel\u00e2\u011fat\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan bu daha uygundur. Bilindi\u011fi \u00fczere &#8220;zamir-i \u015fan&#8221; s\u00f6ylenecek olan c\u00fcmlenin \u00f6nemini ifade etmek i\u00e7in c\u00fcmlenin evveline getirilip \u015f\u00e2na irca edilerek, i\u015fin \u00f6nemi hakk\u0131nda &#8220;\u00f6nemli olan \u015fudur ki&#8221; anlam\u0131na kullan\u0131l\u0131r. Bu suretle haberi c\u00fcmlesi olmu\u015f olur. Bunda &#8220;h\u00fcve&#8221; zamiri, hak i katte ifadesi l\u00e2z\u0131m gelen mutlak bir &#8220;\u015f\u00e2n&#8221; olarak duyuran bir m\u00fcbteda, onu b\u00e2t\u0131nda ve zahirde b\u00fct\u00fcn kem\u00e2l s\u0131fat\u0131 ile tecelli ettiren ism-i cel\u00e2li de m\u00fcbteda; Allah&#8217;\u0131n zat\u0131n\u0131 kesretten tenzih ile onun birli\u011fini isbat eyleyen haberi, bu haberle A llah&#8217;\u0131n birli\u011fini ifade eden bu c\u00fcmle dahi m\u00fcbtedas\u0131n\u0131n haberi olarak onunla birle\u015fip onu beyan eylemi\u015ftir. Demek ki o \u015fan Allah&#8217;\u0131n birli\u011fi h\u00fckm\u00fcnden ibarettir. Zaten esas maksat da o h\u00fck\u00fcmden ibaret oldu\u011fu i\u00e7in a\u00e7\u0131klanmak istenen \u015fey Allah&#8217;\u0131n birli\u011fi g er\u00e7e\u011finden ibaret olmu\u015f olur. O Allah, cem\u00e2l ve cel\u00e2l s\u0131fatlar\u0131n\u0131n hepsine hakk\u0131yle ve eksiksiz olarak sahip oldu\u011fu ve b\u00fct\u00fcn\u00fcyle varl\u0131\u011f\u0131 kendisine ait bulundu\u011fu cihetle il\u00e2hl\u0131k kendisinin hakk\u0131 oldu\u011fu kesinlik kazan\u0131r. \u0130\u015fte ger\u00e7ek mabud olan Allah birdi r, ikincisi olmayan bir tektir, biriciktir. Evvel ve \u00e2hir, ortaktan m\u00fcnezzeh &#8220;Hi\u00e7bir \u015fekilde benzeri olmayan.&#8221; (\u015eura, 42\/11) hep birdir, yegane birdir.<\/p>\n<p>&#8220;Nihaye&#8221;de yer ald\u0131\u011f\u0131 \u00fczere; &#8220;Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n isimlerinden olan &#8220;ehad&#8221; &#8220;Ezelde ve l\u00e2yezelde hep bir olan ve beraberinde bir ba\u015fkas\u0131 bulunmayan fert, tektir.&#8221; Bu \u00f6yle bir isimdir ki beraberinde zikrolunabilecek herhangi bir say\u0131y\u0131 nefy (red) ve ink\u00e2r i\u00e7in bina k\u0131l\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r: Arap\u00e7a&#8217;da &#8220;Bana hi\u00e7bir kimse gelmedi.&#8221; denir, bu ifadede &#8220;hemze &#8221; vavdan b e deldir, \u00e7\u00fcnk\u00fc asl\u0131 vahiddir, o da vahdettendir ilh&#8230;&#8221;<\/p>\n<p>&#8220;Ehad&#8221; lafz\u0131 bir demek olan &#8220;v\u00e2hid&#8221; anlam\u0131nda dahi kullan\u0131l\u0131r ise de asl\u0131nda aralar\u0131nda \u00f6nemli farklar vard\u0131r. Vahdetin kendinden ba\u015fkas\u0131n\u0131 nefyetmek demek olan esas m\u00e2n\u00e2s\u0131nda ehad s\u00f6z\u00fc en beli\u011f olan ifadedir. &#8220;Vahid&#8221; kelimesi izaf\u00ee ve itibar\u00ee de olabilir ve say\u0131sal bir anlam ifade eder. &#8220;Ehad&#8221; ise zat\u0131n ne b\u00f6l\u00fcnme ve izafiyet ne de ba\u015fka birisi \u015feklinde hi\u00e7bir say\u0131y\u0131 kabul etmeyen, hi\u00e7bir \u015fekilde iki olmas\u0131 veya ikinci birinin bulunmas\u0131 ihtimali o lmayan ger\u00e7ek birdir, hep bir ve daima bir demektir. &#8220;V\u00e2hid&#8221; ile &#8220;ehad &#8221; e\u015f anlaml\u0131 kelimeler de\u011fildir. Raz\u00ee&#8217;nin nakletti\u011fi \u015fekilde Ezher\u00ee demi\u015ftir ki: Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;dan ba\u015fka hi\u00e7bir \u015fey &#8220;ehad&#8221; ile tavsif olunamaz. Mesel\u00e2; rec\u00fcl\u00fcn ehadun, dirhem\u00fcn ehad\u00fcn de nilemez, rac\u00fcl\u00fcn v\u00e2hidun, dirhem\u00fcn v\u00e2hidun denilir. &#8220;Ehad&#8221; ferd, yani tek demektir. Ehad Allah&#8217;\u0131n s\u0131fatlar\u0131ndan bir s\u0131fatt\u0131r ki, yaln\u0131zca kendisine mahsustur. O&#8217;nda ona hi\u00e7bir\u015fey ortak olamaz. Bundan ba\u015fka v\u00e2hid ile ehad aras\u0131nda daha bir\u00e7ok bak\u0131mdan farkl\u0131l\u0131klar ortaya koymu\u015flar: Birincisi vahid ehadde dahildir, ancak ehad vahidde dahil olmaz. Yani ehad s\u00f6z\u00fc vahid kavram\u0131n\u0131 da i\u00e7ine al\u0131r, l\u00e2kin her vahid, ehad demek olmaz. Ehad denilmekle vahid denilmi\u015f olur, fakat v\u00e2hid denilmekle ehad denilmi\u015f olmaz.<\/p>\n<p>\u0130kincisi: yani, &#8220;filan kimseye vahid mukavemet edemez&#8221;, denildi\u011fi zaman &#8220;biri&#8221; mukavemet edemez, ama iki veya daha fazlas\u0131 mukavemet eder anlam\u0131 \u00e7\u0131kar. Halbuki denildi\u011fi zaman iki veya daha fazlas\u0131 mukavemet edebilir anlam\u0131 \u00e7\u0131kmaz. Ona mukavemet edecek hi\u00e7bir kimse yoktur anlam\u0131 \u00e7\u0131kar.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc: Vahid isbatta, ehad ise nefiyde kullan\u0131l\u0131r. \u0130sbatta bir adam g\u00f6rd\u00fcm, denilir. Nefiyde ise bir ehad g\u00f6rmedim (hi\u00e7bir kimse g\u00f6rmedim) denilir ve umum ifade eder.<\/p>\n<p>Ra\u011f\u0131b der ki; ehad iki \u015fekilde kullan\u0131l\u0131r: Birisi yaln\u0131zca nefiyde, \u00f6b\u00fcr\u00fc de isbatta.(1) Nefiyle ilgili olan\u0131 o cinsin hepsini kapsam\u0131 i\u00e7ine al\u0131r, az\u0131na ve \u00e7o\u011funa gerek toptan, gerek teker teker \u015famil olur. Evde ehad yoktur, yani evde hi\u00e7bir kimse yoktur, ne bir, ne iki, ne de da h a ziyade ne toplu halde, ne de tek tek hi\u00e7 kimse yok demektir. Bu anlamda m\u00fcsbet c\u00fcmlede kullan\u0131lmas\u0131 caiz olmaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc iki say\u0131s\u0131 menfi c\u00fcmlede sahih olursa da m\u00fcsbet c\u00fcmlede sahih olmaz. Buna g\u00f6re denilse bunda hem tek tek v\u00e2hidi isbat, hem de gerek topluca, gerek \u00e7e\u015fitlilik bak\u0131m\u0131ndan v\u00e2hidin fazlas\u0131n\u0131 isbat mevcut olurdu, oysa ehad denilince bunun m\u00fcmk\u00fcn olmad\u0131\u011f\u0131 anla\u015f\u0131l\u0131r. Ehad b\u00f6ylece v\u00e2hidin daha fazlas\u0131na \u015famil oldu\u011fu i\u00e7indir ki, \u00e7o\u011ful olarak &#8220;hi\u00e7bir faziletli kimse yok.&#8221; denilmesi do\u011fru olur. Nitekim &#8220;Sizden hi\u00e7 kimse buna engel olamazd\u0131.&#8221; (Hakka, 69\/47) buyurulmu\u015ftur. M\u00fcsbet c\u00fcmlede kullan\u0131lan ehada gelince, o da \u00fc\u00e7 vecihdir:<\/p>\n<p>a. On bir, yirmi bir gibi say\u0131lara munzam olarak kullan\u0131l\u0131r; gibi.<\/p>\n<p>b. Muzaf veya muzafun ileyh ola rak isim tamlamas\u0131 \u015feklinde kullan\u0131l\u0131r; &#8220;\u0130kinizden biriniz yine efendisine \u015farap sunacak.&#8221; (Yusuf, 12\/41) \u00e2yetinde oldu\u011fu gibi ve haftan\u0131n ilk g\u00fcn\u00fc anlam\u0131na kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 gibi.<\/p>\n<p>c. Mutlaka s\u0131fat olarak kullan\u0131l\u0131r ki; buyuruldu\u011fu \u00fczere, bu sonuncusu ancak Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n s\u0131fat\u0131 olarak kullan\u0131l\u0131rsa caiz olur.<\/p>\n<p>Kelimenin asl\u0131 vahadd\u0131r, l\u00e2kin vahad ba\u015fkalar\u0131 i\u00e7in kullan\u0131l\u0131r. Nitekim Nabi\u011fa:<\/p>\n<p>&#8220;K\u0131ra\u00e7 bir yerde g\u00fcnd\u00fcz, bizi ge\u00e7ip gidince,<\/p>\n<p>Sanki benim g\u00f6\u00e7\u011f\u00fcm bir dostun yan\u0131ndad\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>demi\u015ftir.<\/p>\n<p>Ebu&#8217;s-Suud ve daha ba\u015fkalar\u0131n\u0131n beyan\u0131na g\u00f6re; hemzesi vavdan m\u00fcbdel olan &#8220;ehad&#8221; isbatta kullan\u0131land\u0131r. Mesel\u00e2 &#8220;Allah&#8217;la beraber ba\u015fka birine ibadet etmeyin.&#8221; (Cinn, 72\/18) \u00e2yetlerinde kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 gibi. Nefye ait olan ve genel anlamda kulllan\u0131lan &#8220;ehad&#8221; b\u00f6yle de\u011fildir, onun hemzesi asl\u00ee hemzedir. \u0130kisi de asl\u00eedir, dahi denilmi\u015ftir. Bu s\u00fbrede her ikisi de zikredilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Ehad ile vahid aras\u0131n\u0131 Sa&#8217;leb \u015f\u00f6yle ay\u0131rm\u0131\u015ft\u0131r: Ehada ibtidaen adet bina edilmez&gt;. Say\u0131 saymaya ba\u015flarken ehad, isneyn ilh&#8230; denilmez denilir. ehad rec\u00fcl denilmez, vahid recul denilir, demi\u015ftir. Lakin Raz\u00ee&#8217;nin nakline g\u00f6re; \u0130mam Halil ehad isneyn diye sayman\u0131n caiz oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015ftir ki, bunda vahid anlam\u0131na kullan\u0131l\u0131yor demektir.(3) Hanef\u00ee alimle r inden baz\u0131lar\u0131 da fark\u0131 \u015f\u00f6yle nakl ve tarif eylemi\u015flerdir: Ehadiyyet hi\u00e7bir \u015fekilde b\u00f6l\u00fcnmeye ve say\u0131ya ihtimali olmaz. V\u00e2hidiyet ise ikisine de ihtimallidir:<\/p>\n<p>denilir. Oysa ne &#8220;miet\u00fcn ehad\u00fcn&#8221; ne de &#8220;elfun ehad\u00fcn&#8221; denilemez. Hatt\u00e2b\u00ee ehadiyet zat\u0131n tekli\u011fini, vahidiyyet ise s\u0131fatta \u015feriki olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ifade eder, demi\u015ftir. Baz\u0131 ara\u015ft\u0131rmac\u0131lar bunu aksini de s\u00f6ylemi\u015flerdir Yani ehadiyyet ne zat\u0131nda, ne s\u0131fat\u0131nda orta\u011f\u0131 olmayan bir tektir demektir. Allah Te\u00e2l\u00e2 hakk\u0131nda zat ve s\u0131fat birbirinden ayr\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131 i \u00e7 in vahid ile ehad ayn\u0131 h\u00fck\u00fcmdedir. Bundan dolay\u0131 baz\u0131 m\u00fcfessirler burada &#8220;ehad&#8221; kelimesini &#8220;v\u00e2hid&#8221; diye tefsir etmi\u015flerdir. Nitekim Abdullah ibn\u00fc Abbas&#8217;tan ve Ebu Ubeyde&#8217;den naklen gelen tefsir rivayetlerinde bunu vahid diye tefsir ettikleri s\u00f6ylenmi\u015ftir. Ayr\u0131ca tecezzi, yani b\u00f6l\u00fcnme ve par\u00e7alanmay\u0131 kabul etmeyen v\u00e2hid diye de tarif edilmi\u015ftir. Allah Te\u00e2l\u00e2 hakk\u0131nda vahid ve ehad birbirinden farkl\u0131 olmamak bak\u0131m\u0131ndan ayn\u0131 \u015feydir diye tefsir etmek, herkesin kolayca anlamas\u0131 bak\u0131m\u0131ndan daha kolay olur. \u00c7\u00fcnk\u00fc e had demek v\u00e2hid demektir. Fakat bununla arada hi\u00e7bir fark yoktur san\u0131lmamal\u0131d\u0131r. Ebu&#8217;l-Beka, &#8220;K\u00fclliy\u00e2t&#8221;\u0131nda ehad kelimesinin v\u00e2hid m\u00e2n\u00e2s\u0131na da geldi\u011fini, bununla beraber aradaki baz\u0131 farklar\u0131 kaydettikten sonra der ki:&#8221; \u0130ki vecihten her birine g\u00f6re de eha d ile murad olunan v\u00e2hid, b\u00fct\u00fcn y\u00f6nlerden birdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc ehadiyyet gerek aded\u00ee, gerek terkib\u00ee, gerek tahsil\u00ee teadd\u00fct \u00e7e\u015fitlerinin hepsinden kurtulmu\u015f olan \u00f6zd\u00fcr. Nisb\u00ee olan, say\u0131s\u0131z varl\u0131klar\u0131n, ehadiyyet-i zatta yok olmas\u0131d\u0131r. Bu \u00f6zelli\u011finden dolay\u0131 tenzi h maksad\u0131yla kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman v\u00e2hide \u00fcst\u00fcn tutulur. Zira v\u00e2hidiyyet say\u0131sal \u00e7o\u011falman\u0131n nefyinden ibarettir. Ayniyyenin \u00e7oklu\u011fu, v\u00e2hidiyyette de nefyedilmi\u015f olur ise de onda izaf\u00ee bir \u00e7oklu\u011fun mevcudiyeti akla gelebilir.<\/p>\n<p>Bunu \u015f\u00f6yle de a\u00e7\u0131klam\u0131\u015flard\u0131r: Vahid bir\u00e7ok bak\u0131mdan her a\u015famadaki birliklere s\u00f6ylenebilir. Ehad ise onun ekmel \u015feklidir; mutlak teredd\u00fct ve \u015f\u00fcpheye yol a\u00e7aca\u011f\u0131 zaman, o mutlak\u0131n kemaline masruf olaca\u011f\u0131ndan, burada ehad kelimesi daha uygun olur. Ancak bunu v\u00e2hid diye tefsir edenlerin murad\u0131 da daha \u00f6tesi ve daha m\u00fckemmeli m\u00fcmk\u00fcn olmayan vahdetle muttas\u0131f olan v\u00e2hid demek oldu\u011fu anla\u015f\u0131lmak laz\u0131m gelir.<\/p>\n<p>Bu bak\u0131mdan burada vahdet, birlik kavram\u0131yla v\u00e2hid lafz\u0131n\u0131n m\u00e2nalar\u0131ndan da biraz bahsetmek gerekir.<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc Sina&#8217;n\u0131n &#8220;\u015eifa&#8221;s\u0131nda ve &#8220;\u015eerh-i Mevak\u0131f&#8221;da ve daha ba\u015fka kaynaklarda a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere vahdet v\u00fccuda e\u015fit, yani mefhumda de\u011fil, hamilde e\u015fit olur. Herhangi bir \u015fekilde birli\u011fi bulunan her \u00e7e\u015fit varl\u0131k i\u00e7in kullan\u0131labilir. \u00c7\u00fcnk\u00fc her varl\u0131\u011f\u0131n kendine mahsus bir vahdeti, yani b i r birli\u011fi vard\u0131r. Hatta \u00e7oklu\u011fun bile&#8230; Pek\u00e7ok \u015fey bir \u00f6zellikte birle\u015ferek bir vahdet meydana getirebilir. Mesela; bir on, onlar\u0131n y\u00fczlercesinden, binlercesinden sadece biridir. Ve b\u00f6yle olmas\u0131<\/p>\n<p>vahdetle kesretin kar\u015f\u0131la\u015fmas\u0131na engel de\u011fildir. Zira ayn\u0131 \u015feye tek \u00f6zellikle ili\u015fkin olmu\u015f de\u011fillerdir. Aralar\u0131ndaki o e\u015fitlikten dolay\u0131 vahdeti, varl\u0131\u011f\u0131n kendisi sananlar olmu\u015ftur. Halbuki do\u011fru de\u011fildir. Bir cismi par\u00e7alara ay\u0131rmak onun birli\u011fini bozmak olsa da varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 yok etmek, onu ortadan kald\u0131rmak demek d e \u011fildir. Yine bunun gibi, \u00e7o\u011fa \u00e7ok oldu\u011fu i\u00e7in var denilir de bir denilemez. Vahdet ile v\u00fccud, yani birlik ile varl\u0131k tam\u0131tam\u0131na kavramda de\u011fil, sadece konuda birle\u015firler. Vahdet, niteli\u011fin de ayn\u0131 de\u011fildir. Asl\u0131nda vahdet varl\u0131\u011f\u0131n niteli\u011fi \u00fczerine eklenm i \u015f olan bir kavramd\u0131r. Onun i\u00e7in bir varl\u0131\u011f\u0131n niteli\u011fi vahdet ile de kesret ile de m\u00fcmk\u00fcn olur. Vahdet kesretten \u00f6ncedir. Vahdeti \u015f\u00f6yle tarif etmi\u015flerdir: Bir \u015feyin hakikatte kendisine ait \u00f6zelliklerde b\u00f6l\u00fcnme kabul etmez olmas\u0131d\u0131r. \u0130ster geometrideki nokt a gibi hi\u00e7 b\u00f6l\u00fcnme kabul etmez olsun, ister Ahmet ve Zeynep gibi bir\u00e7ok uzuvdan meydana geldi\u011fi halde \u00f6z\u00fcnde bir tek \u015fahsiyyet olsun. El, kol, g\u00f6vde ve bacak gibi \u00e7e\u015fitli uzuvlardan meydana gelmesi insan\u0131n \u015fahsiyetinin bir\u00e7ok par\u00e7aya b\u00f6l\u00fcnebilir olmas\u0131 anl a m\u0131na gelmez. Kesreti de \u015f\u00f6yle tarif etmi\u015flerdir: Bir \u015feyin hakikatte kendi \u00f6z\u00fcne ait \u00f6zelliklerde b\u00f6l\u00fcnme kabul etmesidir. Bununla beraber Vahdet b\u00f6l\u00fcnme kabul etmez, kesret ise b\u00f6l\u00fcnme kabul eder demek daha a\u00e7\u0131k ve net bir ifade olur. \u00c7\u00fcnk\u00fc o b\u00f6l\u00fcnmenin \u00f6 ze veya uzuvlara ait olup olmamas\u0131 as\u0131l meselenin d\u0131\u015f\u0131ndaki ayr\u0131nt\u0131dan ibarettir. Fakat b\u00f6l\u00fcnme denince yaln\u0131zca b\u00fct\u00fcn\u00fc meydana getiren par\u00e7alara ait bir b\u00f6l\u00fcnme d\u00fc\u015f\u00fcnmemek, ayr\u0131ca vahdet anlay\u0131\u015f\u0131nda ilk bak\u0131\u015fta ortakl\u0131\u011f\u0131 nefy ile, par\u00e7alara b\u00f6l\u00fcnmesinin imk\u00e2ns\u0131z oldu\u011fu anla\u015f\u0131ls\u0131n diye b\u00f6yle bir tasrih yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bundan dolay\u0131 vahdetin mertebeleri oldu\u011fu gibi v\u00e2hid denilen \u015feyin vahdetle nitelenmesi de zat\u00ee ve araz\u00ee diye iki k\u0131sma ayr\u0131l\u0131r. V\u00e2hidin kesire, yani birin \u00e7o\u011fa kar\u015f\u0131l\u0131k olarak kullan\u0131lmamas\u0131 d a zat\u00ee de\u011fil, ar\u0131z\u00ee bak\u0131mdand\u0131r. Zira bir\u015feyin bir y\u00f6nden bir, bir ba\u015fka y\u00f6nden \u00e7ok olmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Ancak o v\u00e2hid, yani bir oldu\u011fu i\u00e7in \u00e7ok de\u011fildir. \u0130\u015fte v\u00e2hid par\u00e7alara hi\u00e7 b\u00f6l\u00fcnemez ve b\u00f6l\u00fcnmesi de aklen tasavvur edilmezse, yani \u00e7oklu\u011fu s\u00f6z konusu ola m azsa, ona \u015fahsi v\u00e2hid, e\u011fer bir \u015fekilde b\u00f6l\u00fcnme kabul etmezse, yani unsurlara ayr\u0131lamad\u0131\u011f\u0131 gibi, par\u00e7alara da b\u00f6l\u00fcnemezse i\u015fte o hakiki v\u00e2hiddir. Onun b\u00f6l\u00fcnmezlikten ba\u015fka bir \u00f6zelli\u011fi yoksa o vahdetin kendisidir. E\u011fer b\u00f6l\u00fcnemezlikten ba\u015fka bir \u00f6zelli\u011fi d a ha varsa o zaman ya bir konumu vard\u0131r, ya yoktur. E\u011fer bir konumu varsa, yani alg\u0131lanabilir ise i\u015fte o noktad\u0131r. Bir konumu yoksa o &#8220;m\u00fcfar\u0131k&#8221;t\u0131r, yani yaln\u0131zca ak\u0131l yoluyla alg\u0131lanabilir m\u00fccerret, soyut bir kavramd\u0131r. Bizim &#8220;Ben, sen, o&#8221; diye adland\u0131rd\u0131\u011f\u0131 m \u0131z \u015fah\u0131slar\u0131m\u0131z gibi&#8230; E\u011fer tek \u015fah\u0131s par\u00e7alara b\u00f6l\u00fcnememekle beraber unsurlar\u0131na ayr\u0131lmay\u0131 kabul ederse, o unsurlar ya birbirinin ayn\u0131d\u0131r, ya da \u00e7e\u015fitlidir. Birbirinin ayn\u0131 ve benzeri ise o &#8220;bilittisal (biti\u015fik) v\u00e2hid&#8221;dir, basit cisimler gibi. Yok e\u011fer unsurlar \u00e7e\u015fitli ise o da &#8220;bil&#8217;i\u00e7tima (toplu halde) v\u00e2hid&#8221;dir, herhangi bir a\u011fa\u00e7 gibi.<\/p>\n<p>Gayr-i \u015fahsi vahide gelince: Ki o bir cihetten v\u00e2hid (tek), di\u011fer cihetten \u00e7oktur. Onun vahdeti ciheti, ya zat\u0131na mahsustur, yani o kesretlerin mahiyetinden ayr\u0131 de\u011fildir, yahut araz\u00ee yollad\u0131r, yani mahiyetinin d\u0131\u015f\u0131ndad\u0131r. E\u011fer vahdeti zat\u0131na ait ise o da ya mahiyyetinin tamam\u0131d\u0131r ki, buna vahid denilir, veya mahiyetinin bir k\u0131sm\u0131d\u0131r, bir b\u00f6l\u00fcm\u00fcd\u00fcr. Bu b\u00f6l\u00fcm\u00fcn tamam\u0131 m\u00fc\u015fterek ise cins olarak v\u00e2hiddir, de\u011fil ise t\u00fcr olarak v\u00e2hiddir. Ve e\u011fer birlik ciheti \u00e2raz\u00ee ise, vahdeti araz yoluylad\u0131r; &#8220;v\u00e2hid bil&#8217;araz&#8221;d\u0131r. Bu araz o kesretlere ba\u011fl\u0131 olarak ya ayn\u0131 konumdad\u0131r: &#8220;G\u00fclen ile a\u011flayan insanl\u0131kta birdir.&#8221; s\u00f6z\u00fc gibi, ya da o s\u0131fat ona eklenmi\u015f olur: &#8220;Pamuk ile kar beyazl\u0131 k ta birdir.&#8221; s\u00f6z\u00fcnde oldu\u011fu gibi. \u00d6ncekine &#8220;v\u00e2hid bilmevz\u00fb&#8221;, ikinciye &#8220;V\u00e2hid bilmahm\u00fbl &#8221; denilir. Ve e\u011fer vahdet ciheti ne zat\u00ee, ne de arazi olmazsa, yani asla ait bulunmazsa ona da &#8221; V\u00e2hid binnisbe veya &#8220;bilm\u00fcn\u00e2sebe&#8221; denilir ki, nefsin bedene nisbet edilm e si, h\u00fck\u00fcmdar\u0131n \u00fclkeye nisbet edilmesi b\u00f6yledir. Bu iki nisbet tedbir anlam\u0131 bak\u0131m\u0131ndan birdir, demek olur. Tedbir ise nisbetin y\u00fcklemi de\u011fil, nefsin ve melikin, yani h\u00fck\u00fcmdar\u0131n s\u0131fat\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Bunlar anla\u015f\u0131ld\u0131ktan sonra, g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc gibi, v\u00e2hidin bu hususlardaki durumu hepsinde e\u015fit de\u011fildir. \u015e\u00fcphe s\u00f6z konusu oldu\u011fu zaman bunlardan hangisine v\u00e2hid, yani bir demenin daha do\u011fru olaca\u011f\u0131 b\u00f6ylece anla\u015f\u0131lm\u0131\u015f olur ki, \u015fahsi v\u00e2hid, t\u00fcr\u00fcyle v\u00e2hidden evl\u00e2, o cinsiyle vahid olandan evla; o da t\u00fcr\u00fcyle vahid olandan evl \u00e2 olmu\u015f olur. B\u00f6ylece zat\u00ee ile vahid, araz\u00ee vahidden evl\u00e2 o da binnisbe v\u00e2hid olandan evl\u00e2 olmu\u015f olur. \u015eahsi v\u00e2hid aksam\u0131ndan da hi\u00e7 b\u00f6l\u00fcnme kabul etmeyen hakiki v\u00e2hid, bir y\u00f6nden de olsa b\u00f6l\u00fcnme kabul eden v\u00e2hidden evl\u00e2d\u0131r. Demek oluyor ki, v\u00e2hidler hadd i zat\u0131nda \u00f6zleri itibariyle birbirinden ayr\u0131d\u0131rlar ve \u00e7e\u015fitlidirler. Varl\u0131klar \u00f6zleri itibariyle birbirlerinden farkl\u0131 ve \u00e7e\u015fitli olmakla birlikte, &#8220;mutlak varl\u0131k&#8221; kavram\u0131nda araz\u00ee olarak hep birlikte &#8220;mevcut&#8221; diye adland\u0131r\u0131ld\u0131klar\u0131 gibi, vahdet, yani bir l ik kavram\u0131nda da araz\u00ee olarak hep birlikte &#8220;v\u00e2hid&#8221; ad\u0131 alt\u0131nda an\u0131lm\u0131\u015f olurlar. Onun i\u00e7in birlerin b\u00fct\u00fcn y\u00f6nlerden birbirinin ayn\u0131 olmalar\u0131 gerekmez. V\u00fccud\u00eesi de vard\u0131r, itibarisi de vard\u0131r. Mahiyyet \u00fczere zaid olan\u0131 da vard\u0131r, bizzat m\u00e2hiyeti itibariyle v\u00e2hid olan\u0131 da vard\u0131r. Di\u011fer konularda da durum b\u00f6yledir: Mesel\u00e2, baz\u0131s\u0131nda cevher baz\u0131s\u0131nda araz olabilir. Bunlar kolay anla\u015f\u0131labilmek i\u00e7in gayr-i \u015fahsi vahdetlerin \u00e7e\u015fitlerine g\u00f6re verilmi\u015f isimlerdir. Mesel\u00e2; nevide olan birli\u011fe m\u00fcmaselet (ayn\u0131la\u015fma), cinste olan birli\u011fe m\u00fcc\u00e2senet (cinsle\u015fme), keyfiyette olana m\u00fc\u015fabehet (benze\u015fme), kemmiyette olana m\u00fcsavat yani e\u015fitlik, \u015fekilde olana m\u00fc\u015f\u00e2kele, tart\u0131da olana m\u00fcvazene, \u00f6l\u00e7\u00fcde olana m\u00fchazat, \u00e7evrede olana m\u00fctabakat, nisbette yani orant\u0131da olana m\u00fcnasebet denilmi\u015ftir. Bunlar\u0131n hepsi say\u0131 ile ilgili olan vahidlerdir. Yine bunun gibi, \u015fahsi vahid de bunlardan biri veya birka\u00e7\u0131 ile adede dahil olabilir. Mesela bir misli veya bir benzeri daha bulunarak ikisi birden bir b\u00fct\u00fcn\u00fcn par\u00e7alar\u0131 olabilir. Misli olmaya n v\u00e2hide fert, m\u00fctevahhid veya v\u00e2hid denilir ki, bizim tek, biricik veya yegane dedi\u011fimiz \u015feydir. Mesela bizim sistemimizde yerk\u00fcre, g\u00fcne\u015f ve ay birer tek varl\u0131kt\u0131rlar. Ancak bunlar\u0131n teklikleri izaf\u00eedir, her bak\u0131mdan tek ve e\u015fsiz de\u011fildirler. Sonra misill e rinin olmas\u0131 da m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. \u015eah\u0131slara ve baz\u0131 varl\u0131klara ferd deyi\u015fimiz de ferdiyetlerinin her bak\u0131mdan m\u00fckemmel ve e\u015fsiz olu\u015flar\u0131ndan dolay\u0131 de\u011fildir, \u00f6zellik kazand\u0131klar\u0131 belirgin y\u00f6nlerinden dolay\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar\u0131n e\u015f ve benzerlerinin olmas\u0131 daima m\u00fcmk \u00fc nd\u00fcr. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki, fertde bir\u00e7ok k\u0131ymetli \u00f6zellikler toplan\u0131p birle\u015ferek bir bak\u0131ma Hakk&#8217;\u0131n birli\u011fine birer delil ve \u00e2yet olurlar. B\u00f6ylece biz onu &#8220;sen, ben, o&#8221; diyerek duydu\u011fumuz ve tan\u0131d\u0131\u011f\u0131m\u0131z birlik \u015fuurunun yard\u0131m\u0131yla kesretler i\u00e7inden se\u00e7er v e en sonunda say\u0131 fikrini de silerek b\u00fct\u00fcn o kesretlerin k\u0131ymetleri kendisinde tam bir tenzih ile birle\u015fen ger\u00e7ek ferd tan\u0131m\u0131na kavu\u015fmu\u015f oluruz ki, o vakit &#8220;Dikkat, kalbler yaln\u0131zca Allah&#8217;\u0131n zikri ile tatmin bulur.&#8221; (Ra&#8217;d 13\/28), &#8220;\u0130\u015fler Allah&#8217;a d\u00f6 n d\u00fcr\u00fcl\u00fcr.&#8221; (Bakara 2\/ 210), &#8220;Emrimiz de bir tektir, bir g\u00f6z k\u0131rpmas\u0131ndan ba\u015fka bir\u015fey de\u011fildir.&#8221; (Kamer 54\/50) s\u0131rr\u0131 zahir olur. \u0130\u015fte o b\u00fct\u00fcn kesretler kendisinden yok olup, b\u00fct\u00fcn k\u0131ymetler kendisinde birle\u015fen, b\u00fct\u00fcn varl\u0131\u011f\u0131 kudret elinde tutan, ezel\u00ee v e ebed\u00ee olan daimi varl\u0131k kendisinin olan, bir ikincisini farzetmek bile \u00e7eli\u015fki ve muhal olan o tek vahid duygusu, hakiki ferd duygusudur, ehad duygusudur. Bu nefy ve ink\u00e2r edilince b\u00fct\u00fcn varl\u0131klar toptan red ve ink\u00e2r edilmi\u015f olur. Yukar\u0131da a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fcz e re, &#8220;ehad&#8221; nefiyde umum ifade eder, denilmekle i\u015fte bu m\u00e2n\u00e2 kastedilmi\u015ftir. (L\u00e2 ehad) demek &#8220;Hi\u00e7bir\u015fey yok&#8221; demektir. Bundan dolay\u0131 ondan gayrisinin hepsini nefyeden tam anlam\u0131yla teklik, hakiki infirad m\u00e2nas\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmeden &#8220;v\u00e2hid&#8221; demekle &#8220;ehad&#8221; ifade e dilmi\u015f olmaz. Nitekim Ra\u011f\u0131p da \u015f\u00f6yle demi\u015ftir: &#8220;Vahdet infiradd\u0131r, vahid dahi ger\u00e7ekte par\u00e7as\u0131 olmayan bir b\u00fct\u00fcnd\u00fcr. Ayr\u0131ca her var olana vahid denilmi\u015ftir. Say\u0131lardan hangisi olursa olsun ona v\u00e2hid demek sahih olur: Bir on, bir y\u00fcz, bir bin vs. denilir. O halde v\u00e2hid bir m\u00fc\u015fterek laf\u0131zd\u0131r, alt\u0131 t\u00fcrl\u00fc kullan\u0131labilir: Birincisi, cinste veya nevide vahiddir, Zeyd ve Amir nevide birdir dememiz gibi.<\/p>\n<p>\u0130kincisi: \u0130ttisal ile v\u00e2hid oland\u0131r, ya yarat\u0131l\u0131\u015ftan; \u015fahs-\u0131 v\u00e2hid demek gibi, veya meslek ve sanat bak\u0131m\u0131 ndan ki, meslekta\u015f demek gibi.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc: Benzeri olmad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in v\u00e2hid oland\u0131r. Bu da yarat\u0131l\u0131\u015ftand\u0131r. G\u00fcne\u015f v\u00e2hiddir demek gibi, veya fazilet a\u00e7\u0131s\u0131ndan olur, filan zat \u00e7a\u011f\u0131n\u0131n vahididir, kendi devrinde ondan \u00fcst\u00fcn\u00fc yoktur demek gibi. Ya da &#8220;Biricik dokunmu\u015f&#8221; o modelden ba\u015fka bir dokuma yoktur anlam\u0131na denildi\u011fi gibi.<\/p>\n<p>D\u00f6rd\u00fcnc\u00fcs\u00fc: Par\u00e7alanamaz oldu\u011fu i\u00e7in v\u00e2hid oland\u0131r; bu da ya k\u00fc\u00e7\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcnden dolay\u0131 ki toz gibi, veya sertli\u011finden dolay\u0131 ki elmas gibi.<\/p>\n<p>Be\u015fincisi: Ba\u015flang\u0131\u00e7 i\u00e7indir; ya say\u0131lar\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131 i\u00e7in, v\u00e2hid, isneyn, sel\u00e2se gibi, veya \u00e7izginin ba\u015flang\u0131\u00e7 noktas\u0131 i\u00e7in &#8220;nokta-i vahide&#8221; gibi. B\u00fct\u00fcn bunlarda vahdet ar\u0131z\u00ee vahdettir.<\/p>\n<p>Alt\u0131nc\u0131s\u0131: Ger\u00e7ek anlam\u0131nda kullan\u0131lan vahdettir: V\u00e2hid Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n vasf\u0131 oldu\u011fu zaman, ne b\u00f6l\u00fcnme, ne \u00e7o\u011falma ve ne \u00fcreme s\u00f6z konusu olmayan vahid demektir. Ve bu vahdetin a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131nden dolay\u0131 Allah &#8220;Allah bir olarak an\u0131ld\u0131\u011f\u0131 vakit ahirete inanmayanlar\u0131n y\u00fcrekleri burkulur.&#8221; (Z\u00fcmer, 39\/45) buyurmu\u015ftur ki, bu anlamda vahid, m\u00fcnferid (tek, yaln\u0131z) de m ektir. Yukar\u0131da da ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere bununla Allah&#8217;dan ba\u015fkas\u0131 da vasfolunabilir, fakat &#8220;ehad&#8221; ile Allah&#8217;dan ba\u015fkas\u0131 vas\u0131flanamaz.<\/p>\n<p>Ebulbeka&#8217;n\u0131n &#8220;K\u00fclliy\u00e2t&#8217;\u0131nda da \u00f6zet olarak \u015f\u00f6yle denilir: Allah&#8217;a vahdet \u0131tlak olunur, ancak onunla b\u00f6l\u00fcnme ve par\u00e7alanma olmamak murad olunur. Bu m\u00e2n\u00e2da vahid \u00e7ok kullan\u0131l\u0131r. Bazen de vahdet, say\u0131 ve \u00e7oklu\u011fun kar\u015f\u0131t\u0131 olarak kullan\u0131l\u0131r. Bu anlam i\u00e7in de daha \u00e7ok &#8220;ferd &#8221; ve &#8220;ehad&#8221; kelimeleri kullan\u0131l\u0131r.<\/p>\n<p>V\u00e2hidin iki anlam\u0131 vard\u0131r: Birisi vahdet kendisiyle kaim oland\u0131r. Bu an lama g\u00f6re v\u00e2hid b\u00f6l\u00fcnmez ve par\u00e7alanamaz demektir.<\/p>\n<p>\u0130kincisi de zat\u0131nda e\u015fi fiillerinde ve s\u0131fat\u0131nda benzeri olmayan demektir. Kendi varl\u0131\u011f\u0131nda bu iki m\u00e2n\u00e2n\u0131n ikisiyle de hakikaten vas\u0131flanm\u0131\u015f olan Allah&#8217;tan ba\u015fka biri yoktur. \u00c7\u00fcnk\u00fc yarat\u0131lm\u0131\u015flardan cevher-i fert gibi b\u00f6l\u00fcnme kabul etmeyen varl\u0131klar da ayn\u0131 \u00f6zelli\u011fe sahip ba\u015fka ems\u00e2l ve benzerlerine sahip bulunabilir. Ar\u015f ve K\u00fcrsi gibi benzeri olmayan, ay ve g\u00fcne\u015f gibi nev-i \u015fahs\u0131na munhas\u0131r bulunanlar\u0131n hepsine birer benzer yaratmak daima m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Fakat Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n b\u00f6l\u00fcnmesi ve c\u00fczlere ayr\u0131lmas\u0131 muhaldir, O&#8217;nun misli ve benzeri de yoktur.<\/p>\n<p>Tevhid&#8217;in \u00fc\u00e7 mertebesi vard\u0131r:<\/p>\n<p>Birincisi &#8221; Tevhid-i Zat&#8221; mertebesidir. Bu istihl\u00e2k makam\u0131d\u0131r, &#8220;Fen\u00e2fillah&#8221; makam\u0131d\u0131r ki, Allah&#8217;dan ba\u015fka mevcut yoktur. Var zannedilenlerin hepsi f\u00e2ni olur da yaln\u0131zca bir tek zatullah (Allah&#8217;\u0131n zat\u0131) baki kal\u0131r &#8220;Allah&#8217;tan ba\u015fka mevcut yoktur.&#8221;<\/p>\n<p>\u0130kincisi: &#8220;Tevhid-i S\u0131fat&#8221; mertebesidir ki, m\u00fcteferrik olan her kudreti O&#8217;nun kudretinin \u015f\u00fcmul\u00fcnde, her bilgiyi O&#8217;nun ilm- i k\u00e2milinde yok olmu\u015f g\u00f6rmek ve hatta her kem\u00e2li O&#8217;nun kem\u00e2linin nurundan bir lem&#8217; a g\u00f6rmek demektir.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcsu: &#8220;Tevhid-i ef&#8217;al&#8221; mertebesidir ki, bu da varl\u0131kta Allah&#8217;dan ba\u015fka ger\u00e7ek etki sahibi olmad\u0131\u011f\u0131na ilme&#8217;l-yak\u00een, &#8220;ayne&#8217;l-yak\u00een&#8221; veya &#8220;hakka&#8217;l-yak\u00een&#8221; olarak inanmakt\u0131r.<\/p>\n<p>Velhas\u0131l &#8220;ehadiyyet&#8221; daha a\u00e7\u0131k se\u00e7ik oldu\u011fu, yani vahid denilebilenlerin hepsine &#8220;ehad&#8221; denilemeyece\u011fi i\u00e7in ehadi vahid ile tefsir edenlerin maksad\u0131 da zaten \u00e7okluk ve say\u0131 anlam\u0131na gelen vahidlerden herhangi biri demek olmad\u0131\u011f\u0131, en k\u00e2mil ve tam anlam\u0131yla hakiki vahid demek oldu\u011funu belirlemektir. V\u00e2hid diye tefsir edenlerin murad\u0131 da tam anlam\u0131yla bir, e\u015fi ve benzeri m\u00fcmk\u00fcn olmayan tek demektir. Onun i\u00e7in baz\u0131 din ulular\u0131 bunu \u015f\u00f6yle tefsir etmi\u015flerdir: Zat\u0131, ger\u00e7ekte ve zihin d e terkibden ve say\u0131dan ve bu gibi \u015feyleri gerektiren cismiyyetten ve mek\u00e2ndan, \u00f6z\u00fcnde ve hakikat\u0131n\u0131n uluhiyyeti iktiza eyliyen varl\u0131\u011f\u0131n\u0131n v\u00fcc\u00fbbu, zat\u0131n\u0131n kudreti, hikmetinin m\u00fckemmelli\u011fi ve di\u011fer hususlarda ortakl\u0131k gibi kusurlardan uzak olan vahid ilh. B u ifade \u0130bn\u00fc Sina&#8217;n\u0131n bu S\u00fbre-i celileyle ilgili tefsirinden yap\u0131lan bir al\u0131nt\u0131 olup nefy-i s\u0131fat tevehh\u00fcm\u00fcn\u00fc defi&#8217; i\u00e7in yap\u0131lm\u0131\u015f bir ihtar gibidir.<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc Sina demi\u015ftir ki; ehad, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n b\u00fct\u00fcn cihetlerden vahid oldu\u011funa ve onda asla kesret bulunmad\u0131\u011f\u0131na del\u00e2let eyler: Ne manev\u00ee anlamda kesret ki, manev\u00ee destek, ecnas (cinsler) ve fusul (b\u00f6l\u00fcmler) yani bir dereceye kadar g\u00fc\u00e7lendirici say\u0131lan yard\u0131mc\u0131 unsurlar ve manev\u00ee g\u00fc\u00e7 kaynaklar\u0131 \u015feklindeki \u00e7okluk, ne de madde ve suret gibi aklen tasavvur olunabilecek harici bir \u015fekil tarz\u0131ndaki \u00e7okluk, ne de maddi anlamda cisim gibi bilkuvve veya bilfiil ayr\u0131lan bir \u00e7okluk s\u00f6z konusu de\u011fildir. Duyularla alg\u0131lanamaz. Bu da O&#8217;nun zat\u0131n\u0131n, vech-i kerimine l\u00e2y\u0131k ger\u00e7ek y\u00fcceli\u011fe ve k\u00e2mil birli\u011fe noksanl\u0131k geti recek<\/p>\n<p>cins, t\u00fcr, fas\u0131l, madde, s\u00fbret, \u00e2raz, boyut, uzuv, e\u015fkal (\u015fekiller), elvan (renkler) ve sair hallerden m\u00fcnezzeh olmas\u0131n\u0131 gerektirir. O kendisine bir\u015feyin benzemesinden veya bir\u015feyin ona e\u015fit olmas\u0131ndan m\u00fcnezzeh, y\u00fcce, aziz, celil ve s\u00fcbhand\u0131r ilh.<\/p>\n<p>O ehaddir, vahiddir, benzeri ve dengi yoktur demek bile bir tavsif oldu\u011fu cihetle bundan maksat yarat\u0131p eserler v\u00fccude getiren ve h\u00fck\u00fcmler koyan Allah&#8217;\u0131n s\u0131fatlar\u0131n\u0131 ink\u00e2r de\u011fil, s\u0131fatlar\u0131n\u0131n \u00e7oklu\u011fu zat\u0131n\u0131n \u00e7oklu\u011funu gerektirmedi\u011fini, \u00e7\u00fcnk\u00fc Allah&#8217;\u0131n z a t\u0131n\u0131n, onun safatlar\u0131n\u0131n terkibinden ve k\u0131vam\u0131ndan te\u015fekk\u00fcl eden bir mahiyyet, bir sentez zat olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 belirlemektir. Allah her bak\u0131mdan birdir, e\u015fi ve benzeri olmayan, tektir. O&#8217;nun s\u0131fat ve \u00f6zellikleri de kendine mahsus olup, hi\u00e7bir y\u00f6nden ona ortakl\u0131 k m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. \u0130\u015fte \u0130bn\u00fc Sina bunu &#8220;\u015eifa&#8221; ve &#8220;\u0130\u015f\u00e2r\u00e2t&#8221; adl\u0131 eserlerinde b\u00f6ylece ayr\u0131nt\u0131l\u0131 olarak a\u00e7\u0131klam\u0131\u015ft\u0131r. \u0130\u015f\u00e2r\u00e2t adl\u0131 eserinde der ki: Belki sen \u015f\u00f6yle dersin; akla uygun olan \u015feyler dedi\u011fin gibi \u00e7e\u015fitli \u015fekiller olup ak\u0131l ile ve birbiri ile uzla\u015fma z sa, V\u00e2cibulv\u00fccud olan Allah&#8217;\u0131n her\u015feyi bilir oldu\u011fu da itiraf olununca onun V\u00e2hid-i Hak (tek hak) olmay\u0131p kendisinde kesret, yani \u00e7okluk bulunmu\u015f olmas\u0131 gerekmez mi? Buna deriz ki; Hay\u0131r gerekmez. \u00c7\u00fcnk\u00fc O, zat\u0131n\u0131 bizatihi bildi\u011fi, sonra eserleri de m\u00fcmteni&#8217; olmay\u0131p b\u00fct\u00fcn\u00fcyle kesretlerin sebep ve illetleri \u00fczerinde zat\u0131yla kayy\u00fbm oldu\u011fu i\u00e7in, kendi zat\u0131n\u0131 bilmesi kesretleri de bilmesini gerektirir. Kesret zatta dahil de\u011fildir, kesretler O&#8217;nun zat\u0131n\u0131 olu\u015fturup ayakta tutan \u015feyler olmay\u0131p, m\u00fcteahhir laz\u0131m ola r ak sonradan gelmi\u015ftir ve bir tertip \u00fczere gelmi\u015ftir. Zattan ayr\u0131 olan kesretlerin ister farkl\u0131, ister birbiriyle benzer olmalar\u0131 bir \u015feyi de\u011fi\u015ftirmez. Sonradan olmu\u015f olan kesretler zat\u0131n vahdetine halel vermez. \u0130zaf\u00ee ve izaf\u00ee olmayan b\u00fct\u00fcn kesretler levaz\u0131m kesreti ve selb kesreti olur. \u0130\u015fte Allah&#8217;\u0131n isimlerinin \u00e7oklu\u011fu da bu sebeptendir. L\u00e2kin bunun zat\u0131n vahdaniyyetine bir tesiri yoktur. &#8216;\u015eifa&#8217; da da &#8220;Ma&#8217;k\u00fblat\u0131n Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya nisbeti ve O&#8217;nun s\u0131fat-\u0131 ic\u00e2biyye ve selbiyyesi zat\u0131nda \u00e7oklu\u011fu gerektirmey e ce\u011fini ve bah\u00e2-i \u00e2zam (en b\u00fcy\u00fck k\u0131ymet) ve mecd-i gayr-i m\u00fctenahi (sonsuz \u015feref) O&#8217;nun oldu\u011funu izah ve akli lezzetlerin a\u00e7\u0131klamas\u0131&#8221; hakk\u0131nda \u00f6zel bir b\u00f6l\u00fcm vard\u0131r ki, \u00f6zeti, s\u0131fatlar\u0131n birbirine ayk\u0131r\u0131 olmayarak ayn\u0131 zata raci olmas\u0131d\u0131r. Bu c\u00fcmleden olar a k der ki: Vacibulv\u00fcc\u00fbd&#8217;un birinci s\u0131fat\u0131 varolmakt\u0131r. Di\u011fer s\u0131fatlar\u0131n\u0131n baz\u0131s\u0131nda m\u00e2nen bir izafet ile bu varolu\u015f, baz\u0131s\u0131nda da bir selb ile yine bu varolu\u015f mevcut olur ve s\u0131fatlardan hi\u00e7biri O&#8217;nun zat\u0131 hakk\u0131nda ne \u00e7oklu\u011fu, ne de ba\u015fkala\u015f\u0131m\u0131 gerektirmez. O&#8217;na v\u00e2hid denildi\u011fi zaman, O&#8217;ndan b\u00f6l\u00fcnmeyi selb etmi\u015f ve ortakl\u0131\u011f\u0131 selbetmi\u015f oluruz, ancak yine zat\u0131n\u0131n varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve birli\u011fini ifade etmi\u015f oluruz. O&#8217;na \u00e2lim denildi\u011finde de haddi zat\u0131nda bilinenlerle hi\u00e7bir \u015fekilde kar\u0131\u015fmas\u0131<\/p>\n<p>s\u00f6zkonusu olmadan yine O m\u00fc cerredin kendisi kasdolunur. O&#8217;na &#8220;Evvel&#8221; denildi\u011finde de hepsinin bu v\u00fccuda izafeti, yani her\u015feyin O&#8217;ndan sonral\u0131\u011f\u0131 kast edilmi\u015f olur. K\u00e2dir, hay, m\u00fcrid gibi daha baz\u0131 s\u0131fatlar\u0131 ile de yine b\u00f6yle bir izafet veya selb ile vacibu&#8217;l-v\u00fcc\u00fbd&#8217;un kendisi murad o lundu\u011funu s\u00f6yledikten sonra der ki; Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n s\u0131fatlar\u0131n\u0131 b\u00f6ylece d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrsen anlars\u0131n ki, bu s\u0131fatlar\u0131n \u00e7oklu\u011funda onun zat\u0131 i\u00e7in herhangi bir y\u00f6n\u00fcyle \u00e7oklu\u011fu gerektiren bir\u015fey yoktur. Daha sonra \u0130bn\u00fc Sina bu fasl\u0131 \u015fu s\u00f6zlerle bitirir: Bir niteli\u011fin s\u0131rf ak\u0131l y\u00f6n\u00fcnden ve her bak\u0131mdan noksanl\u0131k ku\u015fkular\u0131n\u0131n hepsinden uzak olmas\u0131, ayr\u0131ca her bak\u0131mdan s\u0131rf hay\u0131r olmas\u0131n\u0131n \u00fcst\u00fcnde g\u00fczellik olamaz. Onun i\u00e7in b\u00fct\u00fcn g\u00fczellik ve b\u00fct\u00fcn de\u011fer yaln\u0131zca Vacib\u00fc&#8217;l-v\u00fccud olan Allah&#8217;a mahsustur. O her\u015feyin g\u00fczelli\u011fin i n ger\u00e7ek kayna\u011f\u0131d\u0131r. Her bir\u015feyin g\u00fczelli\u011fi ve de\u011feri ise onun olmas\u0131 gerekti\u011fi gibi olmas\u0131d\u0131r. Art\u0131k anlamal\u0131d\u0131r ki, V\u00e2ci-bu&#8217;l-v\u00fccud&#8217;da gerek oldu\u011fu \u00fczere olan\u0131n cem\u00e2li nas\u0131ld\u0131r?&gt; Cem\u00e2l, selamet, hay\u0131r, m\u00fcdrik hep mahbub ve ma&#8217;\u015fuktur. Bunun hepsinin kayn a \u011f\u0131 da ya hiss\u00ee, ya hayal\u00ee, ya vehm\u00ee, ya zanni veya akl\u00ee alg\u0131lamad\u0131r. \u0130drak derinlik ve tahkik bak\u0131m\u0131ndan ne derece \u015fiddetli, idrak olunan da zat olarak ne derece m\u00fckemmel ve \u015ferefli ise onu idrak edenin sevgisi ve hazz\u0131 da o derece fazla olur. Kemal, cema l ve g\u00fczelli\u011fin gayesinde olan zat\u0131n\u0131, kemal, cemal ve behan\u0131n gayesi ile hem ak\u0131l, hem makul, yani bilen ve hem bilinen olarak hakikatte v\u00e2hid olan ve tam ilim ile bilinen Vacibulv\u00fccud&#8217;un zat\u0131, kendisine en b\u00fcy\u00fck a\u015f\u0131k ve en b\u00fcy\u00fck ma\u015fuktur ve en b\u00fcy\u00fck haz v e lezzet O&#8217;nundur. \u00c7\u00fcnk\u00fc lezzet m\u00fclayimi m\u00fclayim olmas\u0131 bak\u0131m\u0131ndan idraktir. Hiss\u00ee lezzet, m\u00fclayimi duyularla alg\u0131lamak, hissetmektir, akl\u00ee lezzet ise m\u00fclayimi ak\u0131l yoluyla d\u00fc\u015f\u00fcnmektir. Bundan dolay\u0131 her\u015feyden \u00f6nce Allah Te\u00e2l\u00e2 da en y\u00fcksek d\u00fczeyde idrak o l unabileni en y\u00fcksek d\u00fczeyde idrak etmekle en y\u00fcksek d\u00fczeyde bir idrak edendir ve en y\u00fcksek d\u00fczeydeki haz ve lezzet de O&#8217;nundur. Bu \u00f6yle bir\u015feydir ki, kendisine hi\u00e7bir \u015fey k\u0131yas edilemez. Biz de bu anlamlar\u0131 ifade edebilecek ba\u015fka kavramlar olmad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in b u kelimeleri kullan\u0131yoruz. Binaenaleyh bu kelimeleri yak\u0131\u015f\u0131ks\u0131z bulanlar ba\u015fka kelimeler kullans\u0131nlar. &gt;<\/p>\n<p>\u015eunu bilmek gerekir ki, akl\u0131n makul olan\u0131 idraki, duyular\u0131n hissedileni idrakinden daha kuvvetlidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc ak\u0131l baki ve k\u00fcll\u00ee olan\u0131 da idrak eder. Onunla b\u00fct\u00fcnle\u015fip t\u0131pat\u0131p uyum sa\u011flar ve onu d\u0131\u015f y\u00fcz\u00fcyle de\u011fil, \u00f6z\u00fcyle idrak eder. Hissedileni duyularla alg\u0131lamak \u00f6yle de\u011fildir. Bundan dolay\u0131 bir konuya akl\u0131m\u0131z ermekle bize d\u00fc\u015fecek lezzet ve haz, bir hissedilece\u011fi hissetmekle elde edece\u011fimiz lezzetin ve hazz\u0131n \u00fcst\u00fcndedir. \u00d6yle ki aralar\u0131nda nisbet kabul etmez bir fark vard\u0131r. L\u00e2kin bazen bir ar\u0131za olur da idrak g\u00fcc\u00fc, lezzet almas\u0131 gereken \u015feyden o ar\u0131za sebebiyle lezzet almaz olur. Nitekim hasta tad alma organ\u0131ndaki bir ar\u0131zadan dolay\u0131 tatl\u0131dan ho\u015flan m az. Bizim de, bedende oldu\u011fumuz, yani can\u0131m\u0131z\u0131n tenimizde bulundu\u011fu m\u00fcddet\u00e7e \u00f6yle bir hasta gibi oldu\u011fumuz bilinmelidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc ak\u0131l g\u00fcc\u00fcm\u00fcz\u00fcn zirvesine bilfiil erebilmemiz ve o idrakten has\u0131l olacak lezzeti tam olarak elde edebilmemiz, bedenimizdeki bir a r \u0131zadan dolay\u0131 engellenmi\u015f olur. Bu y\u00fczden de s\u00f6zkonusu lezzeti tam olarak elde edemeyiz. Bedenimizden soyutlansak hakiki g\u00fczellikleri, hakiki lezzetleri d\u00fc\u015f\u00fcnerek makulun mak\u00fble uyumu s\u00fbretiyle onlara tam anlam\u0131yla uyum sa\u011flar, ger\u00e7ek anlamda bilme ve d \u00fc \u015f\u00fcnme g\u00fcc\u00fcm\u00fcz\u00fc kullanabilirdik ve o sayede kendi varl\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131 tam\u0131tam\u0131na tan\u0131yacak ve bu y\u00fczden tadaca\u011f\u0131m\u0131z lezzete de doyamayacakt\u0131k. Hep bu m\u00e2nalar\u0131 bundan sonra a\u00e7\u0131klayaca\u011f\u0131z. \u015eimdi \u015funu bilmeliyiz ki, her kuvvenin lezzeti, kendisine en m\u00fckemmel halini n has\u0131l olmas\u0131ylad\u0131r: Hissin hissedilece\u011fi tam anlam\u0131yla alg\u0131lamas\u0131 \u00f6fkenin intikam, \u00fcmidin zaferdir. Ve her\u015feyin lezzeti kendine mahsus oland\u0131r. Nefs-i nat\u0131ka denilen ruhun lezzeti de bilfiil ak\u0131l ve bilgi olmas\u0131d\u0131r. \u015eimdi, vacibu&#8217;l-v\u00fccud olan Allah zat\u0131n d a mak\u00fbld\u00fcr, d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcls\u00fcn veya d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmesin.. Ve ma\u015f\u00fbktur, sevilsin veya sevilmesin.<\/p>\n<p>Bunun ard\u0131ndan &#8220;\u0130lk kayna\u011f\u0131n tedbirinden varl\u0131klar\u0131n suduru&#8221; hakk\u0131ndaki dokuzuncu makalede &#8220;\u0130lk kayna\u011f\u0131n faaliyetinin s\u0131fat\u0131&#8221; hakk\u0131ndaki birinci fas\u0131lda da s\u00f6ze \u015f\u00f6yle ba\u015flar: \u015eimdi bize zahir olmu\u015ftur ki, k\u00fcll\u00fcn vacibu&#8217;l-v\u00fcc\u00fbd olan bir ba\u015flang\u0131c\u0131 vard\u0131r. Bir cinste dahil de\u011fil, bir had veya b\u00fcrhan alt\u0131nda vukua gelmez, kemmiyyetten ve keyfiyyetten, yani nicelikten ve nitelikten, zamandan ve mekandan, gitmekten ve gelmekt e n m\u00fcnezzeh, misli yok, benzeri yok, orta\u011f\u0131 yok, e\u015fiti yok ve z\u0131dd\u0131 yok, b\u00fct\u00fcn y\u00f6nlerden e\u015fsiz, tek ve biriciktir. \u00c7\u00fcnk\u00fc b\u00f6l\u00fcnemez bir b\u00fct\u00fcnd\u00fcr: Ne par\u00e7alarda oldu\u011fu gibi bilfiil, ne de bile\u015fiklerde<\/p>\n<p>oldu\u011fu gibi faraziye ve vehim yoluyla b\u00f6l\u00fcnemez. Ne de zat\u0131, birbirine z\u0131t birtak\u0131m akl\u00ee m\u00e2n\u00e2lardan m\u00fcrekkep olarak onlar\u0131n birle\u015fmesiyle bir c\u00fcmle olmak s\u00fbretiyle ak\u0131lda b\u00f6l\u00fcnmesi asla m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. O kendine mahsus olan varl\u0131\u011f\u0131nda ve varolu\u015funda hi\u00e7bir \u015fekilde ortakl\u0131k kabul etmez olu\u015fundan dolay\u0131 v\u00e2hiddir. Ve O, bu birlikle tektir ve tamam olmak i\u00e7in bekleyecek bir\u015feyi kalmam\u0131\u015f tam ve m\u00fckemmel bir vacibu&#8217;l-v\u00fccuddur. Varl\u0131\u011f\u0131 tek ve e\u015fsiz oldu\u011fu i\u00e7in v\u00e2hiddir ki, bu v\u00e2hidin v\u00fccudu ise ehaddir: Bu anlamda v\u00e2hid ancak selb\u00ee anlamda vahiddir: Cisimlerin biti\u015fik v eya bile\u015fik veya di\u011fer bak\u0131mlardan v\u00e2hid olmas\u0131 gibi bir zata veya m\u00fcteaddit zevata ula\u015fabilecek \u015fekilde v\u00fcc\u00fbd\u00ee bir anlamdan ibaret bir vahdet ile vahid de\u011fildir. Tabiat ilimlerinde ge\u00e7en konulardan maddeden soyutlanm\u0131\u015f ve sonsuz bir kuvvetin varl\u0131\u011f\u0131 ve o n un ilk harekete ba\u015flang\u0131\u00e7 oldu\u011fu a\u00e7\u0131kl\u0131k kazanm\u0131\u015ft\u0131. Ondan sonra da Vacibu&#8217;l-v\u00fccud&#8217;un varl\u0131\u011f\u0131 b\u00fct\u00fcn y\u00f6nlerden bizatihi zorunlu oldu\u011fu a\u00e7\u0131kl\u0131k kazand\u0131.<\/p>\n<p>Razi tefsirinde der ki; Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n s\u0131fat\u0131 ya izafiyye (yani s\u00fcbutiyye) veya selbiyyedir. \u0130zafiy yesi al\u00eem, kadir, m\u00fcrid, hall\u00e2k dememiz gibidir. Selbisi de cisim de\u011fil, cevher de\u011fil, araz de\u011fil dememiz gibidir. Mahl\u00fbkat evvela s\u0131fat\u0131n birinci nevine, sonra da ikinci nevine delalet eyler. Allah dememiz s\u0131fat-\u0131 izafiyyenin b\u00fct\u00fcn\u00fcne delalet eyler, ehad dememiz de s\u0131fat-\u0131 selbiyyenin b\u00fct\u00fcn\u00fcne delalet eyler. Binaenaleyh yani, &#8220;Allah birdir&#8221; dememiz, be\u015fer akl\u0131na lay\u0131k olan irfan\u0131 ifade etmede tam olur. Allah l\u00e2fz\u0131 s\u0131fat\u0131 izafiyyenin b\u00fct\u00fcn\u00fcne delalet eder diyoruz, \u00e7\u00fcnk\u00fc Allah ibadet edilmeye lay\u0131k olan v e ona hak kazanm\u0131\u015f olan zatt\u0131r. \u0130badet edilmeye hak kazanmak ancak yoktan var etmek ve ilk ba\u015ftan yaratmakla, istiklal sahibi olmakla olur. \u0130cadda istiklal ise tam kudrete, n\u00fcfuzlu iradeye, k\u00fclliyat ve c\u00fcziyyata tam anlam\u0131yla vak\u0131f olan bir ilme malik olm a kla olur. \u0130\u015fte bunlar s\u0131fat-\u0131 izafiyyenin b\u00fct\u00fcn\u00fcd\u00fcr. S\u0131fat-\u0131 selbiyyenin b\u00fct\u00fcn\u00fcn\u00fc i\u00e7inde toplayan s\u0131fat da ehadiyyettir: \u00c7\u00fcnk\u00fc ehadiyyet, hakikat\u0131n nefsinde terkip ve teadd\u00fct cihetlerinin hepsinden m\u00fcnezzeh bir m\u00fcfred olmas\u0131 demektir. Zira m\u00fcrekkep olan o terkibi elde edebilmek i\u00e7in kendinden ba\u015fkas\u0131na da muhta\u00e7t\u0131r. Ba\u015fkas\u0131na muhta\u00e7 olan her bir varl\u0131\u011f\u0131n par\u00e7alar\u0131 o terkibi meydana getirebilmek i\u00e7in ba\u015fka par\u00e7alara da muhta\u00e7t\u0131r. Ba\u015fkas\u0131na muhta\u00e7 olan her varl\u0131k da lizatihi m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Binaenaleyh her m\u00fcrek k ep olan lizatihi m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Kainat\u0131n hepsinin kayna\u011f\u0131 olan Allah&#8217;\u0131n lizatihi m\u00fcmk\u00fcn olmas\u0131 ise m\u00fcmtenidir. Bundan dolay\u0131 da O haddizat\u0131nda ferddir, ehaddir. Ehad olunca da m\u00fctehayyiz (yer tutan bir \u015fey) olmamas\u0131 vacip olur. \u00c7\u00fcnk\u00fc her yer tutan\u0131n sa\u011f\u0131<\/p>\n<p>solu na ayk\u0131r\u0131d\u0131r. B\u00f6yle olan da b\u00f6l\u00fcnebilir demektir. O halde ehadin m\u00fctehayyiz, yani yer i\u015fgal etmesi de ak\u0131l d\u0131\u015f\u0131d\u0131r. M\u00fctehayyiz olmad\u0131\u011f\u0131, yani mek\u00e2nda yer i\u015fgal etmedi\u011fi i\u00e7in, cihet ve y\u00f6nlerden hi\u00e7bir \u015feyin i\u00e7inde de\u011fildir. Onun bir\u015feye hulul etmemesi vac i p olur. \u00c7\u00fcnk\u00fc bir yer i\u015fgal eden, i\u015fgal etti\u011fi yerle birlikte ele al\u0131n\u0131nca ehad olmaz. Ne hal, ne de yer s\u00f6zkonusu olmay\u0131nca hi\u00e7bir \u015fekilde de\u011fi\u015fkenlik de s\u00f6zkonusu olmaz. Zaten ehad olunca v\u00e2hid olmas\u0131 gerekir. \u00c7\u00fcnk\u00fc iki vacibu&#8217;l-v\u00fccud farz olunsa v\u00fccupta ortakl\u0131k, belirginlikte farkl\u0131l\u0131k kazanm\u0131\u015f olurlard\u0131. \u0130\u015ftirak edilen nokta temay\u00fcz edilen noktan\u0131n gayri olaca\u011f\u0131ndan o vaciplerden herbiri de m\u00fcrekkep olmu\u015f olur. Binaenaleyh ehadiyyet v\u00e2hidiyyeti de gerekli k\u0131lm\u0131\u015f olur. Tam anlam\u0131yla tek olan ve e\u015fsiz o l an tam anlam\u0131yla bir olur.<\/p>\n<p>Raz\u00ee bu izahtan sonra s\u0131fat\u0131n \u00e7oklu\u011funun zat\u0131n \u00e7oklu\u011funu gerektirmeyece\u011fini de k\u0131saca anlatmak i\u00e7in \u015f\u00f6yle bir sual ve cevap ile der ki: Bunun \u00fczerine e\u011fer denilirse ki; bir\u015feyin ehad olmas\u0131 nas\u0131l d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir? \u00c7\u00fcnk\u00fc bir hakikat ehadiyyet ile vas\u0131fland\u0131r\u0131l\u0131nca burada bir o hakikat, bir de o ehadiyyet, bir de ikisinden meydana gelmi\u015f olan o \u015fey yok mudur? Bu ise ehad de\u011fil, t\u0131pk\u0131 salisu sel\u00e2sede oldu\u011fu gibi, \u00fc\u00e7\u00fcn biri olmu\u015f olmaz m\u0131?<\/p>\n<p>Buna cevap \u015fudur: Ehadiyyet o hakikate ait bir \u00f6zelliktir, ehad diye h\u00fckmolunan zat ise o hakikat\u0131n kendisidir. Onunla ehadiyyetten meydana gelmi\u015f bir b\u00fct\u00fcn de\u011fildir. Yani, ne \u00fc\u00e7, ne de iki tane zat yoktur. Par\u00e7as\u0131z, b\u00f6l\u00fcks\u00fcz, e\u015fsiz ve ortaks\u0131z, her kem\u00e2l kendisinden ayr\u0131lmayan varl\u0131\u011f\u0131 vacip olmakla tap\u0131lacak ancak bir tek il\u00e2h vard\u0131r ki, i\u015fte o Allah&#8217;d\u0131r. Allah ism-i cel\u00e2li, hakikatte en g\u00fczel s\u0131fatlar\u0131n, s\u00fcb\u00fbt\u00ee ve selbi hepsinin sahibi olan Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n ism-i zat\u0131, ehad ismi de c\u00fcz ve orta\u011f\u0131 reddederek b\u00fct\u00fcn selb\u00ee s\u0131fatlar\u0131n ifadesi oldu\u011fu i \u00e7in &#8220;Allah birdir&#8221; kel\u00e2m\u0131, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n izaf\u00ee ve selb\u00ee b\u00fct\u00fcn s\u0131fatlar\u0131yla zat\u0131n\u0131n birli\u011fini ifade etmi\u015f olur.<\/p>\n<p>\u015e\u00fcphe yok ki, b\u00fct\u00fcn mesele \u00e2lemde kendimiz de dahil oldu\u011fumuz halde yokken var, varken yok edilip durdu\u011funu g\u00f6rmekte oldu\u011fumuz \u00e2f\u00e2ki ve enf\u00fcs\u00ee \u00e7okluklar\u0131n ba\u015flang\u0131\u00e7 ve mercii olan Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n birli\u011fini tan\u0131tmak i\u00e7in onunla onun eseri ve yaratt\u0131\u011f\u0131 olan \u00e7okluklar aras\u0131nda ili\u015fkiyi ifade de s\u0131fatlar\u0131 g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde bulundurmak meselesidir. Bunda zaruret vard\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc ul\u00fbhiyet fikri, il\u00e2h\u00ee s\u0131fat ve \u00f6zellikleri iyi kavrayabilme meselesidir. Kuvvetsiz madde, fiilsiz ve eylemsiz feza, ilimsiz tabiat gibi s\u0131fats\u0131z olarak sadece o diye m\u00fcl\u00e2haza olunan zat kavram\u0131nda vas\u0131f demek olan bir kemal, bir h\u00fcs\u00fcn ve hay\u0131r m\u00fcl\u00e2haza edilmi\u015f olmaz. Olmay\u0131nca d a onun hamd \u00fc senaya lay\u0131k olup olmad\u0131\u011f\u0131 bilinmi\u015f<\/p>\n<p>olmaz. Oysa ul\u00fbhiyet ve mabudluk her t\u00fcrl\u00fc hamde ve medhe hak kazanm\u0131\u015f olmay\u0131 ifade eden s\u00fcbut\u00ee ve selb\u00ee say\u0131s\u0131z ve sonsuz kemal s\u0131fatlar\u0131n\u0131n g\u00fczellik, y\u00fckseklik nisbetlerinin hepsini i\u00e7ine alan en has ve en se\u00e7kin bir s\u0131fatt\u0131r. Bu imtiyaz ve yaln\u0131zca ona mahsus olan bu \u00f6zellik, hakikatte onun zati birli\u011finin ifadesidir. Bununla vas\u0131flanm\u0131\u015f olan zat\u0131n birden ziyade olmas\u0131na ve onun zat\u0131nda ve s\u0131fatlar\u0131nda \u015feriki ve orta\u011f\u0131 bulunabilmesine zaten engeldir. Alla h ism-i \u015ferifi, ism-i zat olmakla beraber, zat-\u0131 mahz\u0131n ismi de\u011fil, il\u00e2hl\u0131k s\u0131fat\u0131 ile muttas\u0131f olan en m\u00fckemmel zat\u0131n ismidir. Bundan dolay\u0131 bu ismin tarifi &#8220;Allah, kemal s\u0131fatlar\u0131n\u0131n hepsini i\u00e7ine alan vacibu&#8217;l-v\u00fccudun zat\u0131n\u0131n ismidir.&#8221; diye ifade olunur. Kemal s\u0131fatlar\u0131n\u0131n hepsini i\u00e7ine alan vacib\u00fclv\u00fcc\u00fbd s\u0131fat\u0131 ise her hamd \u00fc senaya hak kazanmay\u0131 ifade eden ve en y\u00fcce kem\u00e2l olan tek uluhiyet s\u0131fat\u0131d\u0131r. Ve Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n zat\u0131na mahsus ve zat\u0131n\u0131n muktezas\u0131 bir s\u00fcbuti s\u0131fatt\u0131r: &#8220;Allah, yeg\u00e2ne ilaht\u0131r&#8221; d enilir. S\u00fcbut\u00ee oldu\u011fu i\u00e7indir ki, varl\u0131\u011f\u0131n\u0131n vacip olu\u015fu, ilim, kudret, tekvin ve rububiyyet gibi s\u00fcbut\u00ee s\u0131fatlar\u0131n hepsini i\u00e7ine alan en belirgin ve yaln\u0131zca kendisine mahsus bir isimdir. Bundan dolay\u0131 Raz\u00ee, Allah isminin, s\u00fcbut\u00ee s\u0131fatlar\u0131n hepsine delal e t etti\u011fini s\u00f6ylemi\u015ftir. Bununla beraber yaln\u0131zca s\u00fcbut\u00ee s\u0131fatlar\u0131 de\u011fil, selb\u00ee s\u0131fatlar\u0131 da i\u00e7ine alarak sabit olan bir s\u00fcbut\u00ee s\u0131fatt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00e7irkinlik ve eksiklik s\u0131fatlar\u0131 ortadan kalkmadan kem\u00e2l ger\u00e7ekle\u015fmez. Bu bak\u0131mdan Allah ism-i cel\u00e2li selb\u00ee s\u0131fa t lara da delalet eyler, do\u011frusu da budur. Ancak bu delalet ul\u00fbhiyyet s\u0131fat\u0131n\u0131n i\u00e7eri\u011finde mevcut olmakla sarih de\u011fildir. M\u00fc\u015friklerin \u015firke d\u00fc\u015fmesi de bundand\u0131r. Onun i\u00e7in burada &#8220;Onun benzeri yoktur.&#8221; (\u015eura 42\/11) gibi selbi s\u0131fatlar\u0131n\u0131n hepsine delalet ed e n &#8220;ehad&#8221; ismi ile de tasrih edilmi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc yukar\u0131daki a\u00e7\u0131klamadan da anla\u015f\u0131laca\u011f\u0131 \u00fczere, &#8220;ehad&#8221; b\u00f6l\u00fcnmeyi, say\u0131lara veya par\u00e7alara ayr\u0131lmay\u0131, ortakl\u0131\u011f\u0131 nefyeden bir selbi s\u0131fatt\u0131r. Ve b\u00f6yle oldu\u011fu da &#8220;Do\u011furmad\u0131, do\u011furulmad\u0131 ve hi\u00e7bir \u015fey veya kimse k e ndisine denk olmad\u0131.&#8221; \u015feklinde a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r. Raz\u00ee, bu inceliklere ayr\u0131 ayr\u0131 dikkat \u00e7ekerek, s\u0131fat ve isimlerin \u00e7oklu\u011fu h\u0131ristiyanlar\u0131n zannetikleri gibi zatta kesreti gerektirmeyece\u011fini de anlatm\u0131\u015ft\u0131r. \u0130bn\u00fc Sina gibi o da s\u0131fatlar\u0131n de\u011fi\u015fik olmas\u0131n\u0131n, z a t\u0131n hakikat\u0131nda ayr\u0131 ayr\u0131 birer varl\u0131k te\u015fkil edecek ve onlar\u0131n mevkufun aleyhi (durulaca\u011f\u0131 yer) olacak birer haric\u00ee veya akl\u00ee varl\u0131klar te\u015fkil edecek \u015fekilde olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131, bunlar\u0131n yaln\u0131zca birer izafet ve nisbetten ibaret bulundu\u011funu s\u00f6ylemi\u015ftir ki, bu me s ele akaid kitaplar\u0131nda s\u0131fat zat\u0131n ayn\u0131 m\u0131d\u0131r, gayr\u0131 m\u0131d\u0131r, diye me\u015fhur olan bir bahsin konusudur. Hikmet ehlinden ve Sofiyyeden bir k\u0131s\u0131mla baz\u0131 kel\u00e2mc\u0131lar\u0131n &#8220;tamam\u0131yla ayn\u0131d\u0131r&#8221; demi\u015fler diye me\u015fhurdur. Ancak s\u0131fatta nisbet veya selb g\u00f6z\u00f6n\u00fcnde bulundu\u011fu c ihetle nisbete tamam\u0131yle ve ayniyle<\/p>\n<p>zat demek pek do\u011fru g\u00f6r\u00fclmez. \u00c2lim, ayniyle zat olsa da ilim i\u00e7in ayniyle \u00e2limin kendisidir demek kolay kolay anla\u015f\u0131l\u0131r bir ifade de\u011fildir. Maksat, bilme i\u015finin ayn\u0131 zata raci oldu\u011funu s\u00f6ylemektir. Zat s\u0131fatt\u0131r veya s\u0131fat zatt\u0131r, demek bir \u00e7eli\u015fki olaca\u011f\u0131 gibi, s\u0131fat zat\u0131n gayridir demek de varl\u0131kta iki zat varm\u0131\u015f gibi kabul edilemez bir durum ortaya \u00e7\u0131karaca\u011f\u0131ndan \u0130mam E\u015f&#8217;ar\u00ee &#8220;Ne ayni, ne de gayri&#8221; demi\u015ftir ki, s\u0131fat ancak zat ile kaim oldu\u011fundan hakikatte iki ayr\u0131 \u015fe y yok demektir ve bu daha sa\u011flam bir g\u00f6r\u00fc\u015ft\u00fcr. Bir k\u0131s\u0131m kel\u00e2mc\u0131lar kavramda belirginli\u011fi g\u00f6zeterek, s\u0131fat denilen \u015feyin zat denilenin ayn\u0131 olamayaca\u011f\u0131n\u0131, ayn\u0131 olmay\u0131nca da gayr\u0131 denilmek l\u00e2z\u0131m gelece\u011fini s\u00f6ylemi\u015flerdir ki, bunlar ayniyet ile gayriyyeti bi r birinin z\u0131dd\u0131 olarak ele alm\u0131\u015flard\u0131r. Genel d\u00fc\u015f\u00fcnceye bu daha uygun gelirse de bunun s\u00f6ylerken bir zata kar\u015f\u0131l\u0131k &#8220;\u011fayr&#8221; denildi\u011fi zaman, ger\u00e7ekte ona kar\u015f\u0131 olan ba\u015fka bir zat varm\u0131\u015f gibi bir vehme kap\u0131lmaktan sak\u0131nmak gerekir. \u00c7\u00fcnk\u00fc zihin, s\u0131fat\u0131 da zat g i bi bir kavram olarak soyutlar ve s\u0131fat\u0131n s\u0131fatlanana mahsus olu\u015funu g\u00f6zard\u0131 ederek s\u0131fat\u0131n s\u0131fat\u0131, s\u0131fat\u0131n s\u0131fat\u0131 \u015feklinde d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp giderken i\u015fin ba\u015flang\u0131\u00e7 noktas\u0131n\u0131 unutursa s\u0131fatlar\u0131 da zat diye telakki eder ve yan\u0131lg\u0131ya d\u00fc\u015fer. Zat ve s\u0131fat kavram\u0131n\u0131n d i ldeki \u00e7e\u015fitli mertebelerinden gaflet etmi\u015f olur.<\/p>\n<p>Bu m\u00fcnaka\u015falardan maksad ise sonsuz kemal s\u0131fatlar\u0131n\u0131 hakk\u0131n zat\u0131nda isbat ile birlikte zatta \u00e7okluk olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131, b\u00fct\u00fcn s\u0131fatlar\u0131n ayn\u0131 zata raci oldu\u011funu anlatmakt\u0131r. \u0130sl\u00e2m&#8217;da hikmet ehli, sofiyye ve kelamc\u0131lar hepsi de zatta \u00e7okluk olmad\u0131\u011f\u0131ndan, fiilin kesreti gibi s\u0131fat\u0131n kesreti dahi zatta bir b\u00f6l\u00fcnme veya par\u00e7alara ayr\u0131lma ve say\u0131sal b\u00f6l\u00fcnme veya say\u0131lara b\u00f6l\u00fcnme anlam\u0131na gelmedi\u011fi konusunda ittifak halindeler. Bunu \u015f\u00f6yle \u00f6zetleyelim.<\/p>\n<p>Allah Te\u00e2l \u00e2, zati s\u0131fatlar\u0131n\u0131n b\u00fct\u00fcn\u00fcn\u00fcn bir araya gelmesinden meydana gelmi\u015f bir mahiyet de\u011fildir. Ba\u015fka bir deyi\u015fle onun zat\u0131, s\u0131fat\u0131n\u0131n gere\u011fi ve sonucu de\u011fil, s\u0131fatlar\u0131 zat\u0131n\u0131n gere\u011fi ve sonucudur. S\u0131fat\u0131n ger\u00e7ek m\u00e2nas\u0131 da budur. onun varl\u0131\u011f\u0131 bizatihi vacip old u \u011fu gibi, s\u0131fatlar\u0131 da ba\u015fka t\u00fcrl\u00fc de\u011fil, zat\u0131yla vaciptir. Biz ilah\u00ee s\u0131fatlar\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmekle elde etti\u011fimiz kavramlardan kendimizde Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n h\u00fcviyetini te\u015fkil eden bir kavram edinmi\u015f olmay\u0131z, ancak ona olan ilgi ve ihtiyac\u0131m\u0131z\u0131 duymu\u015f ve onun tecellil e rine ipu\u00e7lar\u0131 bulmu\u015f, isimlerini ve h\u00fck\u00fcmlerini \u00f6\u011frenmi\u015f oluruz.<\/p>\n<p>Fatiha&#8217;da b\u00fct\u00fcn hamdin Allah&#8217;a mahsus oldu\u011fu beyan olunurken Allah ism-i zat\u0131, ul\u00fbhiyyet vasf\u0131 ile b\u00fct\u00fcn kemal ve cemal s\u0131fatlar\u0131n\u0131n hepsini birden i\u00e7ine ald\u0131\u011f\u0131 anlat\u0131lmak \u00fczere b\u00fct\u00fcn y\u00fcksek nisbetlerin topland\u0131\u011f\u0131 &#8220;\u00c2lemlerin Rabbi, Rahm\u00e2n Rah\u00eem, din g\u00fcn\u00fcn\u00fcn hakimi.&#8221;<\/p>\n<p>s\u0131fatlar\u0131yla tavsif olunup ibadet edilmeye ve yard\u0131m istenmeye lay\u0131k tek varl\u0131\u011f\u0131n kendi oldu\u011fu tahsis edilmi\u015f, sonra da isimler ve s\u0131fat aleminin delaleti ve Kur&#8217;an-\u0131 Kerim&#8217;in beyanat\u0131 ile a\u00e7\u0131klan\u0131p nihayet O&#8217;nun zat\u0131n\u0131n ve s\u0131fatlar\u0131n\u0131n ehadiyyeti kar\u015f\u0131s\u0131nda b\u00fct\u00fcn kesretlerin, yoklu\u011fa mahk\u00fbm oldu\u011fu tan\u0131t\u0131lmak \u00fczere &#8220;De ki: O Allah birdir.&#8221; buyurulmu\u015ftur. \u015eu halde bizim duydu\u011fumuz, bildi\u011fimiz ve d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz \u00e7okluklar\u0131n, adetlerin hi\u00e7biri, ne cevherleri, ne arazlar\u0131, ne eczas\u0131, ne k\u00fcllisi, ne c\u00fcziyyat\u0131 o de\u011fildir. O&#8217;nun ikincisi de de\u011fildir. Derece derece hepsi O&#8217;nun yaratmas\u0131yla ve emriyle meydana gelmi\u015f olan ve O&#8217;nun varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 dile getiren deliller ve \u00e2yetlerdir. Kelimelerin medl\u00fbllerine, isimlerin m\u00fcsemmalar\u0131na, alametlerin, \u00e2yetlerin, belirtilerin, ni\u015fanelerin konular\u0131na, eserlerin m\u00fcessirlerine delalet eyledikleri gibi hep O&#8217;na delalet eyler, hepsi O&#8217;na olan ili\u015fkisini ifade eder. Varolu\u015flar\u0131 kendilerinden ve kendile r i i\u00e7in olmad\u0131\u011f\u0131ndan dolay\u0131 gerek \u00e2fakta ve gerek enf\u00fcste varl\u0131klar\u0131 m\u00fcddetince hep O&#8217;na olan ihtiya\u00e7 ve ba\u011fl\u0131l\u0131klar\u0131n\u0131 hep kendi hi\u00e7likleriyle O&#8217;ndan ald\u0131klar\u0131 kuvveti, k\u0131ymeti ve m\u00e2n\u00e2y\u0131 anlat\u0131rlar. Onun i\u00e7in &#8220;Heme st&#8221; (Hep O&#8217;dur) demek de bir anlamda do\u011f r udur. \u00c7\u00fcnk\u00fc hepsinin varl\u0131\u011f\u0131n\u0131n k\u0131ymeti O&#8217;nun varl\u0131\u011f\u0131na delalet eder ve hepsi O&#8217;na r\u00fcc\u00fb edecektir. Kelimenin k\u0131ymeti de ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131 manan\u0131n k\u0131ymetinden ibarettir. Varl\u0131\u011f\u0131 daim ve ebedi olan O&#8217;dur, matl\u00fbb-i k\u00fcll (her \u015feyin matlubu) O&#8217;dur. Ondan ba\u015fka hi\u00e7bir \u015f ey &#8220;hep&#8221; olamaz. Yani, varl\u0131\u011f\u0131n b\u00fct\u00fcn kem\u00e2lini kendinde bulunduramaz. B\u00fct\u00fcn \u00e2lem, ne kadar kemal eserini haiz olursa olsun imkan dereceleri sonsuz oldu\u011fundan, her mertebede kem\u00e2l ve sonsuz ve daha y\u00fcksek olgunla\u015fmaya kabiliyetli olarak rububiyet kanununu n h\u00fckm\u00fc alt\u0131ndad\u0131r. O&#8217;nun hen\u00fcz fiile \u00e7\u0131kmam\u0131\u015f bir yar\u0131n\u0131, sonu ve \u00e2hireti vard\u0131r. B\u00fct\u00fcn kem\u00e2l kendisinde bilfiil olan ise evvel ve \u00e2hir olan hayyu kayyum Vacib Te\u00e2l\u00e2&#8217;d\u0131r. Evvel ve \u00e2hir, zahir ve bat\u0131n birle\u015fmeden hep hep olmaz. Hi\u00e7bir geli\u015fmeye ihtiyac\u0131 o l mayan hep ise ancak ve ancak rabbil\u00e2lemin olan Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;d\u0131r. O her y\u00f6n\u00fcyle ehadd\u0131r. Bundan dolay\u0131 yukar\u0131da da a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131m\u0131z gibi, din ulular\u0131 O&#8217;ndan ba\u015fka ger\u00e7ek varl\u0131k tan\u0131mam\u0131\u015flar: &#8220;Her \u015fey yok olacak ancak O&#8217;nun zat\u0131 kalacakt\u0131r.&#8221; (Kasas, 28\/88), &#8220;Yery\u00fcz\u00fcnde ne varsa hepsi yok olacak ancak cel\u00e2l ve ikram sahibi Rabbinin zat\u0131 baki kalacak.&#8221; (Rahman, 55\/26-27), &#8220;Bug\u00fcn m\u00fclk kimindir? Tek ve kahhar olan Allah&#8217;\u0131nd\u0131r.&#8221; (M\u00fcmin, 40\/16) \u00e2yetlerinde dile gelen ger\u00e7eklere uygun olarak bu hakikat\u0131 her zaman m\u00fc\u015fahede edip durmu\u015flard\u0131r. O&#8217;nu duymayanlar da yar\u0131n duyarlar.<\/p>\n<p>Hanbel\u00ee b\u00fcy\u00fcklerinden \u0130bn\u00fc Ak\u00eel \u015f\u00f6yle demi\u015f: Bizce do\u011fru olan g\u00f6r\u00fc\u015f, s\u0131fat\u0131 isbat ile beraber Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n ilahl\u0131\u011f\u0131nda tek olmas\u0131d\u0131r, ba\u015fka de\u011fil.<\/p>\n<p>Beyan olunan il\u00e2hl\u0131k, kemal s\u0131fatlar\u0131n\u0131n hepsini toplayan yani hepsinin birle\u015fti\u011fi en has s\u0131fat oldu\u011fundan bu \u015fu demek olur: Mutlak varl\u0131\u011f\u0131n sonsuz olarak her kemali, il\u00e2hl\u0131k kemalinde toplanarak ancak Allah&#8217;da birle\u015fmi\u015ftir. S\u0131fatlar\u0131n herbiri itibariyle v\u00e2hid olmas\u0131 icab etmezse de b\u00fct \u00fc n\u00fc birden il\u00e2hl\u0131k s\u0131fat\u0131nda v\u00e2hiddir ve O&#8217;ndan ba\u015fka il\u00e2h yoktur. Bu ifade baz\u0131 s\u0131fatlarda te\u015fbihe m\u00fcsaittir, yarat\u0131klarda da kemal s\u0131fatlar\u0131ndan baz\u0131lar\u0131 belli bir \u00f6l\u00e7\u00fcde bulunabilir. Nitekim \u00e2lim, rah\u00eem, ra\u00fbf, \u00e2dil gibi baz\u0131 isimleri ve s\u0131fatlar\u0131 kullar i\u00e7in de kullanmak caiz g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. Lakin sonsuz kem\u00e2l\u00e2t\u0131n b\u00fct\u00fcn cel\u00e2l ve ikram s\u0131fatlar\u0131n\u0131n tam anlam\u0131yla hepsinin birden bir yarat\u0131kta bulunmas\u0131 muhaldir. \u0130l\u00e2hl\u0131k, yani en b\u00fcy\u00fck sevgi ve en b\u00fcy\u00fck ha\u015fyet ve tazim ve her t\u00fcrl\u00fc hamd \u00fc sena ile ibadete hak k azanmak demek olan mabudluk ancak Allah&#8217;a mahsus bir \u00f6zelliktir. \u0130nsan, yarat\u0131lm\u0131\u015flarda g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc herhangi bir kem\u00e2le ba\u011flan\u0131p da ona kul olmamal\u0131, o kem\u00e2lden hareketle derhal Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n sonsuz kem\u00e2l ve cem\u00e2line istidl\u00e2l ederek var g\u00fcc\u00fcyle O&#8217;na ba\u011flan m al\u0131, O&#8217;na kulluk etmelidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc O&#8217;ndan ba\u015fka tap\u0131lacak yoktur. Allah&#8217;\u0131n ilahl\u0131\u011f\u0131nda tek olmas\u0131 demek Allah&#8217;dan ba\u015fka tap\u0131lacak yoktur demek olur. Bu m\u00e2n\u00e2ya g\u00f6re demek takdirinde olarak &#8220;Sizin il\u00e2h\u0131n\u0131z bir tek il\u00e2ht\u0131r. O&#8217;ndan ba\u015fka hi\u00e7bir il\u00e2h yoktur.&#8221; (Bakara, 2\/163) me\u00e2linde oldu\u011fu gibi olur. &#8220;Allah&#8217;dan ba\u015fka ilah yoktur.&#8221; kelime-i tevhidiyle umumun m\u00fckellef oldu\u011fu ve herkes i\u00e7in anla\u015f\u0131lmas\u0131 kolay olan tevhid de budur. Yani ul\u00fbhiyyette \u015firki (ortakl\u0131\u011f\u0131) nefyeder. Bu m\u00e2n\u00e2 s\u0131fatlar\u0131 \u00e7o\u011faltm a kla beraber onlar\u0131n hepsini bir tek il\u00e2hl\u0131kta birle\u015ftirerek zatta birli\u011fi ifade eder. \u00d6yle ki, bir\u00e7ok zatlar ve onlarda baz\u0131 s\u0131fatlar m\u00fcmk\u00fcn olsa da b\u00fct\u00fcn s\u0131fatlar\u0131 i\u00e7ine alan il\u00e2hl\u0131k s\u0131fat\u0131 ile s\u0131fatlanm\u0131\u015f olan ancak bir tek zat vard\u0131r. \u015e\u00fcphe yok ki, bu m \u00e2n\u00e2 s\u0131hhatlidir ve iman\u0131n ilk \u015fart\u0131d\u0131r. Bununla beraber \u015fu noktadan gaflet edilmemelidir ki, &#8220;Allah, il\u00e2h-\u0131 vahiddir.&#8221; (tek il\u00e2hd\u0131r] ifadesinde &#8220;Allah yaln\u0131zca il\u00e2hl\u0131\u011f\u0131nda v\u00e2hiddir.&#8221; demekten daha fazla m\u00e2n\u00e2 vard\u0131r. \u0130l\u00e2hl\u0131kta birlik bunun en belirgin m\u00e2 n \u00e2s\u0131 olmakla beraber ekmel m\u00e2n\u00e2s\u0131 de\u011fildir. Ekmel m\u00e2n\u00e2s\u0131 ise gerek zat\u0131nda, gerek s\u0131fatlar\u0131n\u0131n herbirinde ve gerek b\u00fct\u00fcn\u00fcnde her y\u00f6n\u00fcyle il\u00e2hl\u0131\u011f\u0131nda vahdet-i k\u00e2mile ile v\u00e2hid olmas\u0131d\u0131r. Yaln\u0131zca il\u00e2hl\u0131\u011f\u0131nda v\u00e2hiddir demek, s\u0131fatlar\u0131n en has\u0131 olan bir tek s\u0131fat a\u00e7\u0131s\u0131ndan zat\u0131n\u0131 tevhid demek olur. Bu anlamda v\u00e2hidiyyet iman\u0131n ilk \u015fart\u0131 olarak yeterli olsa bile ehaddiyyetin m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 tefsir i\u00e7in yeterli olmaz. Bundan dolay\u0131 Al\u00fbs\u00ee&#8217;nin kaydetti\u011fi \u00fczere yine Hanbel\u00ee \u00e2limlerinden ve Selefiyye denilenlerden Haf\u0131z b. Receb gibileri demi\u015flerdir ki: Allah s\u00fcbhanehu ul\u00fbhiyetinde ve rub\u00fbbiyyetinde birdir. O&#8217;ndan ba\u015fka mabud da yoktur, O&#8217;ndan ba\u015fka Rab da yoktur. Allah Te\u00e2l\u00e2 hakk\u0131nda varid olan b\u00fct\u00fcn s\u0131fatlar ile tavsif eyledikten sonra<\/p>\n<p>da zamiri gerek \u015fan ve gerek mes&#8217;\u00fbl-i anhe r\u00e2ci olsun iki vech \u00fczere de murad vahidiyyet-i k\u00e2mile (tam, eksiksiz tek) oldu\u011funu ihtiyar eylemi\u015flerdir.<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc Kayyim Cevz\u00ee, &#8220;Mes\u00e2lik\u00fcss\u00e2ir\u00een&#8221;de tevhidin biri marifet ve itikada biri de kasda ve am\u00e2le ait olmak \u00fczere ilm\u00ee ve irad\u00ee iki k\u0131sm\u0131n\u0131 beyan ederken, s\u0131fats\u0131z olarak sadece zat\u0131n birli\u011finin amel\u00ee olarak hi\u00e7bir k\u0131ymetinin ve \u00f6neminin olmayaca\u011f\u0131n\u0131 ve s\u0131fatlar\u0131 nefyedilen herhangi bir zat\u0131n Kur&#8217;an-\u0131 Kerim&#8217;de beyan olundu\u011fu \u00fczere m\u00fc\u015friklerin tapt\u0131\u011f\u0131 g\u00f6rmeyen ve i\u015fitmeyen, ne zarar vermeye, ne de fayda sa\u011flamaya g\u00fcc\u00fc yetmeyen putlardan hi\u00e7bir fark\u0131 olmayaca\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6yledikten sonra Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n sonsuz hamd \u00fc senaya l\u00e2y\u0131k ve hak kazanm\u0131\u015f oldu\u011funu ve O&#8217;nun s\u0131fatlar\u0131 sonsuz olmakla kendisinden ba\u015fkas\u0131n\u0131n onlar\u0131 tamamen bilemeyece\u011finden dolay\u0131 h a kk\u0131yla hamd \u00fc sen\u00e2s\u0131n\u0131 da eda edemeyece\u011fini ve bu sonsuz s\u0131fatlar\u0131n hepsi F\u00e2tiha&#8217;daki hamdde \u00f6zetlenip, tafsilinde &#8220;ul\u00fbhiyet, rub\u00fbbiyet, rahmet ve m\u00fclk&#8221; s\u0131fatlar\u0131nda \u00f6zetlenmi\u015f ve birle\u015ftirilmi\u015f bulundu\u011funu bildirmi\u015ftir. \u015eu halde gerek ilm\u00ee ve gerek irad\u00ee tevhidin bu s\u0131fatlarla ul\u00fbhiyet rub\u00fbbiyeti tevhide raci oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015f ve tevhid-i zat ile u\u011fra\u015fanlar\u0131n hepsini s\u0131fatlar\u0131 iptal eden Cehmiyye diye g\u00f6stermi\u015ftir. Bununla beraber murad b\u00fct\u00fcn s\u0131fatlar\u0131n bir s\u0131fattta birle\u015fmesi midir, yoksa bir zatta birle\u015fmesi midir? Zat\u0131n s\u0131fatta birle\u015fmesi mi, yoksa s\u0131fatlar\u0131n zatta birle\u015fmesi mi? Bu noktalar\u0131 a\u00e7\u0131klamam\u0131\u015ft\u0131r. \u0130bn\u00fc Ak\u00eel&#8217;in &#8220;\u0130l\u00e2hl\u0131\u011f\u0131nda birdir, ba\u015fka de\u011fil&#8221; demesinin zahiri anlam\u0131, zat\u0131 ancak b\u00fct\u00fcn s\u0131fatlar\u0131n toplam\u0131 olan bir tek s\u0131fatta tevhid etmek gi b i g\u00f6r\u00fcn\u00fcr. Bunu k\u00e2fi g\u00f6rmeyen \u0130bn\u00fc Kayyim ve \u0130bn\u00fc Receb&#8217;in il\u00e2hl\u0131kta ve Rabl\u0131kta birdir demeleri de zat\u0131 birka\u00e7 s\u0131fatta birden tevhid etmek olmu\u015f oluyor. Bu ifadelerin zahiri ise vahdettir, yani \u015feriki olmamak her\u015feyden \u00f6nce s\u0131fat\u0131n s\u0131fat\u0131 olup zat\u0131n vahd e ti bir s\u0131fat veya s\u0131fatlar dolay\u0131s\u0131yla olmas\u0131n\u0131 gerektirir ki, bu elbette do\u011fru de\u011fildir. V\u00e2hid ve ehad di\u011fer s\u0131fatlardan \u00f6nce do\u011frudan do\u011fruya zat\u0131n s\u0131fat\u0131d\u0131r. Evvela zat, zat\u0131nda tevhid edilmedik\u00e7e sadece s\u0131fatlarda tevhid edilmesi ortak ko\u015fmaktan ibare t olur. \u0130ki \u00fc\u00e7 \u015fey ayn\u0131 s\u0131fatta birle\u015febilir. Ortakl\u0131k denilen \u015fey de zaten birtak\u0131m zatlar\u0131n bir\u015feyde veya birka\u00e7 \u015feyde birle\u015fmesinden ba\u015fka bir\u015fey de\u011fildir. M\u00fc\u015friklerin yapt\u0131\u011f\u0131 da \u00e7e\u015fitli zatlar\u0131 il\u00e2hl\u0131k vasf\u0131nda cins\u00ee birlik veya neviyye ile birle\u015ftirme k tir. H\u0131ristiyanlar \u00fc\u00e7lemelerinde &#8220;Baba il\u00e2h, kendi il\u00e2hl\u0131k cevherinden o\u011fula ve ruhulkudse birer cevher vermi\u015f, herbiri birer il\u00e2h olan \u00fc\u00e7 uknum, yani baba, o\u011ful ve r\u00fbhu&#8217;l-kud\u00fcs \u00fc\u00e7 zat hem cevherde, hem de il\u00e2hl\u0131k \u00f6zelli\u011finde birle\u015fip il\u00e2h olmu\u015flard\u0131r.&#8221; d i ye inanmakla evvela Allah&#8217;\u0131 tek cevher say\u0131p sonra da onu<\/p>\n<p>\u00fc\u00e7 \u015fahsa b\u00f6l\u00fc\u015ft\u00fcrm\u00fc\u015fler, daha sonra da o \u00fc\u00e7 \u015fahs\u0131 ayn\u0131 cevherden olmalar\u0131 sebebiyle, il\u00e2hl\u0131k \u00f6zelli\u011finde birle\u015ftirerek bir \u015fah\u0131s yapm\u0131\u015flard\u0131r. B\u00f6ylece \u00fc\u00e7 zat\u0131 hem cevherde, hem il\u00e2hl\u0131k s\u0131fat\u0131nda ortak kabul ederek, t\u0131pk\u0131 soyad\u0131nda birle\u015ftirir gibi birle\u015ftirmi\u015flerdir. \u00dc\u00e7 uknum, yani \u00fc\u00e7 sah\u0131s bir \u015fah\u0131st\u0131r, \u00fc\u00e7 il\u00e2h bir il\u00e2ht\u0131r, \u00e7\u00fcnk\u00fc cevherleri bir, s\u0131fatlar\u0131 bir deyip \u00e7\u0131km\u0131\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>B\u00fct\u00fcn bunlara kar\u015f\u0131 her t\u00fcrl\u00fc \u015firk kusurundan kurtarmak ve b\u00fct\u00fcn \u015f\u00fcphelerden uzakla\u015ft\u0131rmak i\u00e7in Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n ehadiyyetini (birli\u011fini) tan\u0131tmak \u00fczere &#8220;De ki, O Allah tektir.&#8221; buyurulmu\u015ftur. \u015euras\u0131 herkes\u00e7e bilinmektedir ki, bir\u00e7ok s\u0131fatlar\u0131n bir b\u00f6l\u00fcm\u00fcyle de\u011fil, s\u0131fat olarak yaln\u0131zca bir zatta toplanmas\u0131 \u015firki ger e ktirmez. Aksine o zat\u0131n kem\u00e2l ve biricikli\u011fini gerektirir. Bir\u00e7ok zatlar\u0131n bir s\u0131fatta veya herhangi bir konuda birle\u015fmesi ayn\u0131yla \u015firktir. \u00c7\u00fcnk\u00fc s\u0131fat i\u00e7i\u00e7e girer de, zat i\u00e7i\u00e7e girmez. Bundan dolay\u0131 din \u00e2limleri demi\u015flerdir ki, Allah&#8217;\u0131n zat\u0131nda s\u0131fatlar\u0131 n \u00e7ok ve \u00e7e\u015fitli oldu\u011funa inanmaktan dolay\u0131 \u015firk laz\u0131m gelmez, fakat ayn\u0131 s\u0131fatta birle\u015fen zatlar\u0131n say\u0131ca \u00e7oklu\u011funa inanmak tamamiyle \u015firktir.<\/p>\n<p>&#8220;Allah&#8217;dan ba\u015fka il\u00e2h yoktur.&#8221; demek zat\u0131 bir tek olan Allah&#8217;dan ba\u015fka il\u00e2hl\u0131kla vas\u0131flanm\u0131\u015f, il\u00e2h ismine hak kazanm\u0131\u015f hi\u00e7bir zat yok demektir. \u0130l\u00e2hl\u0131k ancak ve ancak O&#8217;nun zat\u0131na mahsus demektir. Yoksa Allah, il\u00e2hl\u0131k s\u0131fat\u0131n\u0131n sahibidir, yaln\u0131zca il\u00e2hl\u0131\u011f\u0131nda birdir demek de\u011fildir. Yani bu ifadenin maksad\u0131 zat\u0131 s\u0131fata mahsus k\u0131lmak de\u011fil, s\u0131fat\u0131 zata mahsus k \u0131lmakt\u0131r. \u0130bn\u00fc Ak\u00eel&#8217;in Allah il\u00e2hl\u0131\u011f\u0131nda v\u00e2hiddir, ba\u015fka de\u011fil, demekten murad\u0131 budur. Ancak il\u00e2hl\u0131ktan ba\u015fka s\u0131fatlar\u0131n da ona mahsus olmas\u0131 gerekmez anlam\u0131na da geldi\u011fi i\u00e7in \u0130bn\u00fc Kayyim ile \u0130bn\u00fc Receb ve benzerleri rabl\u0131k s\u0131fat\u0131n\u0131 da tasrihe l\u00fczum g\u00f6rm\u00fc\u015flerdir. \u0130bn\u00fc Kayyim m\u00fclk\u00fc de tasrih eylemi\u015ftir. Haf\u0131z \u0130bn\u00fc Receb&#8217;in v\u00e2hidiyyet-i k\u00e2mile (k\u00e2mil tek ) demesi de zat\u0131nda ve il\u00e2hl\u0131\u011f\u0131 gerektiren b\u00fct\u00fcn s\u0131fatlar\u0131nda hakiki vahdete tenbihtir ki, ehadiyyet ancak vahdet-i k\u00e2mile ile tefsir olunabilir. Do\u011frusu Al l ah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n esma-i h\u00fcsn\u00e2s\u0131nda (g\u00fczel isimlerinde) ba\u015fkas\u0131na \u0131tlak\u0131 caiz olmayan isimler ve s\u0131fat Allah, il\u00e2h ve rab isimlerine ve s\u0131fatlar\u0131na da m\u00fcnhas\u0131r de\u011fildir. Rahman, kudd\u00fbs, subbuh, s\u00fcbh\u00e2n, \u00e2limul-gayb, al\u00e2 k\u00fclli \u015feyin kadir, hall\u00e2k, h\u00e2liku k\u00fclli \u015f e y, ahsenulh\u00e2lik\u00een gibi daha bir\u00e7ok isim ve s\u0131fatlar vard\u0131r ki, yarat\u0131lm\u0131\u015flardan hi\u00e7birine verilemez. Allah, bu isim ve s\u0131fatlar\u0131n her birinde de v\u00e2hid ve ferttir. Sem\u00ee, bas\u00eer, hab\u00eer gibi Allah&#8217;dan ba\u015fkas\u0131na da verilebilen isim ve s\u0131fatlar dahi, yarat\u0131lm\u0131\u015f l arda bulunan noksan ve eksik \u015fekillerinden tenzih ve tecrid olunup, di\u011fer il\u00e2h\u00ee isim ve s\u0131fatlardaki gibi m\u00fcnasip bir kavram olarak ve Allah&#8217;\u0131n \u015fan\u0131na yak\u0131\u015f\u0131r bir \u00f6zellik kazanarak O&#8217;na<\/p>\n<p>verilir. Onun i\u00e7in F\u00e2tiha&#8217;da dahi ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere ilah\u00ee isim ve s\u0131fatlar yaln\u0131zca l\u00fcgat anlamlar\u0131yla kalmay\u0131p birer din\u00ee kavram ve \u015fer&#8217;i terim olarak ve s\u00f6z konusu anlam\u0131n en m\u00fckemmel ve ideal \u015fekli kasdolunarak kullan\u0131l\u0131r. &#8220;O&#8217;nun gibi hi\u00e7bir \u015fey yoktur.&#8221; (\u015eura 42\/11) h\u00fckm\u00fcne uygun m\u00e2n\u00e2lar verilir. Allah Te\u00e2l\u00e2 yaln\u0131zca il a hl\u0131k ve rabl\u0131k s\u0131fatlar\u0131nda de\u011fil, s\u0131fat ve isimlerinin her birinde de v\u00e2hiddir, yani tek ve biriciktir. Bundan dolay\u0131 &#8220;Rahman ar\u015f \u00fczerine istiva etti.&#8221; ( T\u00e2h\u00e2, 20\/5) gibi te\u015fbihi and\u0131ran m\u00fcte\u015fabih s\u0131fatlar dahi h\u00fckm\u00fcne uygun d\u00fc\u015fecek \u015fekilde tenzih e d ilerek anla\u015f\u0131lmak laz\u0131mgelir.<\/p>\n<p>\u0130lah\u00ee isimlerin hepsi m\u00fcmk\u00fcn olabilen sonsuz tek\u00e2m\u00fcllerin \u00fcst\u00fcnde ve \u00f6tesinde en y\u00fcce kem\u00e2le sahip olan Cenab-\u0131 Hakk&#8217;\u0131n varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ifade i\u00e7in vaaz olunmu\u015ftur. B\u00fct\u00fcn cel\u00e2l ve ikram s\u0131fatlar\u0131n\u0131 \u015fahs\u0131nda toplam\u0131\u015f olan &#8220;kem\u00e2l-i a&#8217;l\u00e2&#8221; (en y\u00fcksek kem\u00e2l) ise zihnimizde canlanabilen sonradan olma kavramlar\u0131n mazmunu de\u011fil, medl\u00fbl\u00fcd\u00fcr, yani o kavramlar\u0131n i\u00e7inde de\u011fil, \u00fcst\u00fcnde ve \u00f6tesindedir. Hatta &#8220;kem\u00e2l-i a&#8217;l\u00e2&#8221; (en y\u00fcksek kem\u00e2l) baz\u0131lar\u0131n\u0131n zannetti\u011fi gibi mutlak kem\u00e2l demek de de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc mutlak en a\u015fa\u011f\u0131ya da, en yukar\u0131ya s\u00f6ylenebilir, &#8220;a&#8217;l\u00e2&#8221; ise a\u015fa\u011f\u0131n\u0131n noksanlar\u0131ndan soyutlanm\u0131\u015f y\u00fckseklikleri i\u00e7ine alm\u0131\u015f olarak a&#8217;l\u00e2d\u0131r. En g\u00fczel demek, g\u00fczel demekten ibaret olmad\u0131\u011f\u0131 gibi herhangi bir g\u00fczel demek de de\u011fildir. Hi\u00e7bir g\u00fczelde b ulunmayan g\u00fczellikleri \u015fahs\u0131nda toplam\u0131\u015f olan ve hepsinden \u00fcst\u00fcn, tek ve yeg\u00e2ne g\u00fczel demek oldu\u011fu bilinmektedir. Bu bak\u0131mdan multak varl\u0131\u011f\u0131, a&#8217;l\u00e2 varl\u0131k zannedenler yan\u0131l\u0131rlar, her duydu\u011funu a&#8217;l\u00e2 san\u0131r, ona sar\u0131l\u0131rlar, sonra da yoklu\u011funu g\u00f6r\u00fcp dar\u0131l\u0131rlar. Biz bug\u00fcne kadar meydana gelmi\u015f olan \u00e2lemlerin hepsini eri\u015febildikleri kem\u00e2llerin b\u00fct\u00fcn\u00fcyle toptan bilip de o \u00e2lemlerin hepsinin kendimizde temess\u00fcl etti\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnsek yine de &#8220;v\u00fcc\u00fbd-i a&#8217;l\u00e2&#8221;y\u0131 (en y\u00fcksek v\u00fccudu) ve kemali a&#8217;l\u00e2&#8221; y\u0131 (en y\u00fcksek kemali) bilmi\u015f ve d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fc\u015f olamay\u0131z. \u0130leride daha y\u00fcksek kem\u00e2llere do\u011fru hareket etme imk\u00e2n\u0131n\u0131 ortadan kald\u0131ramay\u0131z, varl\u0131ktaki geli\u015fme ve terakki fikrini durduramay\u0131z. Kelime ile toplad\u0131\u011f\u0131m\u0131z b\u00fct\u00fcn m\u00fcmk\u00fcn ve muhtemel kem\u00e2lleri, o sonsuz terakki toplam\u0131 itibariyle elbe t te bug\u00fcnk\u00fcnden daha y\u00fcksek olacakt\u0131r. Ancak o dahi &#8220;kem\u00e2l-i a&#8217;l\u00e2&#8221; demek de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc zat\u0131nda kendisi kendi varl\u0131\u011f\u0131na kafi<\/p>\n<p>gelmeyip yoklukla da ili\u015fkili olan eksik kem\u00e2lat\u0131n b\u00fct\u00fcn\u00fcnden ibarettir. Kem\u00e2l-i \u00e2&#8217;l\u00e2 (en y\u00fcksek kemal) bunlar\u0131 bir taraftan yarat\u0131p, bir taraftan yok edip duran, ezelde ve ebedde b\u00fct\u00fcn\u00fcyle varl\u0131\u011f\u0131n m\u00fclk\u00fc ve saltanat\u0131 kendisinin olan ve \u015fu halde daha y\u00fckse\u011fi m\u00fcmk\u00fcn ve mutasavver olmayan Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n tek zat\u0131na mahsustur ki, O&#8217;nun h\u00fcviyetini kendisinden ba\u015fkas\u0131yla tan\u0131mlamak hi\u00e7bir a \u00e7 \u0131dan m\u00fcmk\u00fcn olmaz. O, bizim duyular\u0131m\u0131zla ve d\u00fc\u015f\u00fcncelerimizle \u00e7izdi\u011fimiz \u015fekil ve suretlerin, birimlerin ve s\u0131n\u0131rlar\u0131n hi\u00e7birinin \u00e7er\u00e7evesi i\u00e7ine girmez. O, her\u015feyden \u00f6nce iken her\u015feyden sonra, her \u015feyde zahir iken her \u015feyden bat\u0131n (gizli)d\u0131r. O&#8217;na zat\u0131nd a ancak &#8220;O&#8221; denilebilir.<\/p>\n<p>\u0130l\u00e2h\u00ee s\u0131fatlar\u0131 ifade eden il\u00e2h\u00ee isimler, bize O&#8217;nun kendisini tahlil ile O&#8217;na bir had ve \u00f6l\u00e7\u00fc tayin ettirecek kavramlar\u0131 ifade i\u00e7in de\u011fildir. Bizim kendi varl\u0131\u011f\u0131m\u0131zda ve kendi d\u00fcnyam\u0131zda O&#8217;na olan nisbetlerimizi tahlil ederek olaylar\u0131n i\u00e7eri\u011finde bulunan muklakl\u0131k mertebesinin \u00fcst\u00fcnde bir soyutlama ile her t\u00fcrl\u00fc kem\u00e2lin kendisine ait bulundu\u011fu Hakk&#8217;\u0131n zat\u0131na delalet i\u00e7in ortaya konulmu\u015ftur. Mesel\u00e2, ilim denildi\u011fi zaman, biz kendimizde buldu\u011fumuz ilim kavram\u0131n\u0131 b\u00fct\u00fcn dereceleri ile d\u00fc\u015f\u00fcnerek, bildi\u011fimiz h\u00e2dis, kesb\u00ee ve nisb\u00ee ilimden mutlak ilim kavram\u0131na ve oradan her\u015feyi oldu\u011fu ve olaca\u011f\u0131 gibi hi\u00e7 eksiksiz ve muhit (kaplam\u0131\u015f olan) ve \u015fu halde gizli ve a\u00e7\u0131k b\u00fct\u00fcn kem\u00e2lat\u0131 toplam\u0131\u015f, kad\u00eem ve ekmel ilim kendisine mahsus olan Hakk&#8217;\u0131n zat\u0131na d\u00fc\u015f\u00fcnce ve irademizi her y\u00f6n\u00fcyle y\u00f6neltmemiz l\u00e2z\u0131m gelir. \u00d6yle ki, biz o ilmin i\u00e7inde oldu\u011fumuz halde o, bizim ilmimizin \u00f6tesinde bulunmaktad\u0131r ve her\u015feyi i\u00e7ine almaktad\u0131r. O, ancak &#8220;o&#8221;dur. Biz O&#8217;na erebilmek i\u00e7in kendimizden ge\u00e7memiz gerekir. &#8220;Al lah&#8217;\u0131n yetmi\u015f bin hicab\u0131 vard\u0131r, a\u00e7\u0131verse s\u00fcb\u00fchat-\u0131 vechi (y\u00fcz\u00fcn\u00fcn tecellisi) ve cel\u00e2li g\u00f6zle g\u00f6r\u00fclebilen ne varsa hepsini yakard\u0131, yok ederdi.&#8221; me\u00e2lindeki hadis-i \u015ferifin h\u00fckm\u00fc gere\u011fince, O&#8217;nun kar\u015f\u0131s\u0131nda bulunan b\u00fct\u00fcn varl\u0131klar hel\u00e2k olmu\u015f olurdu. Bunu s ezmek O&#8217;nun vahid-i kahhar (tek yok edici) s\u0131fat\u0131n\u0131 sezmektir. Bunu sezmek de b\u00fct\u00fcn cem\u00e2l ve kem\u00e2lin bilfiil O&#8217;nda ger\u00e7ekle\u015fti\u011fini sezmektir. Zat\u0131, s\u0131fat\u0131 ve ef&#8217;aliyle O&#8217;ndan ba\u015fkas\u0131n\u0131n yok, ancak O&#8217;nun var oldu\u011funu tan\u0131makt\u0131r. Demek oluyor ki, il\u00e2h\u00ee isim l erin her biri de b\u00fct\u00fcn selbi, s\u00fcb\u00fbti, cel\u00e2l ve ikram s\u0131fatlar\u0131yla zat\u0131ndaki birli\u011fine delalette birdir. Ancak bizde olan delalet y\u00f6n\u00fc bak\u0131m\u0131ndan mertebe mertebe fark ve kesret zahir olur. O, zat\u0131nda bir oldu\u011fu i\u00e7indir ki, zat\u0131n\u0131n gere\u011fi olan il\u00e2hl\u0131\u011f\u0131nda d a bir, rabl\u0131\u011f\u0131nda, m\u00fclk\u00fcnde, ilminde, kudretinde de hep bir, cel\u00e2l ve ikrama raci olan b\u00fct\u00fcn s\u0131fat ve isimlerinde de birdir. Fakat b\u00fct\u00fcn nisbetlerin ve h\u00fck\u00fcmlerin, ilahl\u0131\u011f\u0131n\u0131n gere\u011fi ve dayana\u011f\u0131 olan s\u0131fatlar oldu\u011fu, b\u00fct\u00fcn vicdanlar\u0131n ve varl\u0131klar\u0131n vecd i l e ba\u011fland\u0131\u011f\u0131 hakk ve hayr\u0131n \u00e7ekim merkezi, yani odak noktas\u0131 olan il\u00e2hl\u0131k s\u0131fat\u0131nda a\u00e7\u0131k\u00e7a toplanm\u0131\u015f<\/p>\n<p>oldu\u011fu i\u00e7in s\u0131fat-\u0131 zatiyye (zat\u00ee s\u0131fatlar) olarak il\u00e2hl\u0131k ve vahdet her bak\u0131mdan tekli\u011fi gerektirdi\u011finden dolay\u0131, zat, s\u0131fat ve esma, ne y\u00f6nden ele al\u0131n\u0131rsa al\u0131ns\u0131n vahdet-i k\u00e2mileyi (tam birli\u011fi) icabettirir. B\u00fct\u00fcn s\u0131fat ve isimleri i\u00e7ine alan Allah ism-i cel\u00eeli de bu bak\u0131mdan zat\u0131n ismi oldu\u011fundan, &#8220;Allah birdir&#8221; denilmekle, zat, s\u0131fat ve isimler a\u00e7\u0131s\u0131ndan herbirinde ayr\u0131 ayr\u0131 olarak ve hepsi toptan kast e dilerek il\u00e2hl\u0131ktaki birlik b\u00fct\u00fcn gerekleriyle birlikte ifade edilmi\u015f olur. B\u00f6yle olunca da O, zat\u0131nda tektir, mevcudiyetinde tektir, rabl\u0131\u011f\u0131nda tektir, yarat\u0131c\u0131l\u0131\u011f\u0131nda tektir, diye teker teker saymaya gerek kalmaz. Yine bundan dolay\u0131d\u0131r ki, il\u00e2hiyetinde v a hd\u00e2niyete iman edilmedik\u00e7e, iman\u0131n \u015fart\u0131 olan tevhid yap\u0131lm\u0131\u015f ve yerine getirilmi\u015f olmaz. Yaln\u0131zca zat\u0131nda birdir veya varl\u0131\u011f\u0131nda birdir, Rabl\u0131\u011f\u0131nda birdir, diye marifet imana k\u00e2fi gelmez. Yani denmi\u015f olmaz. Yine ayn\u0131 \u015fekilde Allah zat\u0131nda bir kabul e d ilmeyerek, ilahl\u0131\u011f\u0131nda birdir, demek de zat\u0131nda ve ilahl\u0131\u011f\u0131nda ayr\u0131 ayr\u0131 \u015firk ko\u015fmaktan ba\u015fka bir anlama gelmez.<\/p>\n<p>Has\u0131l\u0131 &#8220;Allah birdir&#8221; demek, gerek zat\u0131, gerek s\u0131fatlar\u0131, gerek isimleri hangi a\u00e7\u0131dan ele al\u0131n\u0131rsa al\u0131ns\u0131n hep birdir, hi\u00e7bir \u015fekilde orta\u011f\u0131 olmayan bir tek hakikatt\u0131r. O&#8217;nun i\u00e7in il\u00e2hl\u0131k O&#8217;na mahsustur. O, il\u00e2hl\u0131\u011f\u0131nda da ger\u00e7ek anlamda ve zat\u00ee birlikle birdir, demek olur. \u015eu halde O&#8217;nu bir\u00e7ok isimler ve s\u0131fatlar ile tan\u0131maya \u00e7al\u0131\u015fmak O&#8217;nun zat\u0131nda \u00e7oklu\u011funu kabul etmek veya O&#8217;nun zat\u0131na bi r benzer isnad etmek anlam\u0131na gelmez. Onu vahdet \u00f6zelli\u011fi ile tan\u0131mak da O&#8217;na bir s\u0131n\u0131r ve \u00f6l\u00e7\u00fc belirlemek demek de\u011fildir. Allah birdir, demek, O&#8217;ndan ba\u015fkas\u0131n\u0131n tanr\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 reddeden bir selbi s\u0131fatt\u0131r. Allah&#8217;\u0131n birli\u011fi, say\u0131 olarak ikinin yar\u0131s\u0131 anlam\u0131na g elen bir cinsinden, yani say\u0131sal anlamda bir demek de\u011fildir. Say\u0131, ancak O&#8217;nun yaratt\u0131\u011f\u0131 mahlukat\u0131 ve m\u00fclk\u00fc i\u00e7in ge\u00e7erlidir ki, b\u00fct\u00fcn yarat\u0131lm\u0131\u015flar O&#8217;nun bir emriyle var, bir emriyle yok olabilen nisb\u00ee ve izaf\u00ee varl\u0131klard\u0131r. Bilindi\u011fi gibi say\u0131, yani kesr e t iki ile ba\u015flar ve sonsuza kadar s\u00fcrer gider. Say\u0131lar\u0131n hepsi de birer adettir, yani k\u0131rksekiz dedi\u011fimiz zaman, ikiden sonsuza kadar olan say\u0131lar i\u00e7inde bu bir tanedir. Ancak buna kesrette vahdet diyoruz. Bunlar\u0131n hepsinde kesir de m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr, nisbet de m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr, benzerlik de m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Say\u0131lar e\u015fyaya s\u0131fat olduklar\u0131 vakit, ba\u015fka cinslerden benzerleri de s\u00f6z konusudur. Mesela; Bir okulda iki tane k\u0131rksekiz \u00f6\u011frenci mevcutlu s\u0131n\u0131f olabilir. B\u00fct\u00fcn say\u0131larda \u00e7arpma, b\u00f6lme, toplama ve \u00e7\u0131karma dedi\u011fimiz d\u00f6rt i\u015flem yap\u0131labilir. Kesirlere ayr\u0131labilir. Mesela; bir b\u00f6l\u00fc iki, bir b\u00f6l\u00fc \u00fc\u00e7, vs. gibi kesirlere ay\u0131rd\u0131\u011f\u0131m\u0131z v\u00e2hidlerin hepsi kaynaklar\u0131na g\u00f6re ele al\u0131nan say\u0131 cinsinden vahid (bir)lerdir. Bir de adetlerin ba\u015flang\u0131c\u0131 olan v\u00e2hid vard\u0131r ki, bunda kesir ve b\u00f6l\u00fc n me m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir, \u00e7arpma ve b\u00f6lme gibi i\u015flemler de m\u00fcmk\u00fcn<\/p>\n<p>olmaz. Fakat e\u015fitini veya benzerlerini ona ekleyerek bir toplam yapmak m\u00fcmk\u00fcn olur. Kendisi say\u0131 olmamakla beraber say\u0131dan bir b\u00f6l\u00fcm (c\u00fcz) olabilir. \u00c7o\u011fulu m\u00fcmk\u00fcn demek de cinsi m\u00fcmk\u00fcn demektir. Cinsi bulunamazsa tek olur. Herhangi bir \u015fekilde say\u0131 sayarken bir diye ba\u015flad\u0131\u011f\u0131m\u0131z bu &#8220;bir&#8221; kendisi say\u0131 olmamakla beraber, say\u0131lar\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131, yani birincisi olmak bak\u0131m\u0131ndan hesaplarken say\u0131 gibi ele al\u0131n\u0131r. Buna say\u0131 demek mecaz olsa da say\u0131sal sis t emde &#8220;v\u00e2hid&#8221; demek hakikat anlam\u0131 ta\u015f\u0131r. Bu da nisb\u00ee v\u00e2hid demek oldu\u011fundan birim dahi tabir olunmu\u015ftur. \u015eu halde say\u0131 anlam\u0131na &#8220;vahid&#8221; denildi\u011fi zaman, i\u00e7inde par\u00e7as\u0131 veya d\u0131\u015f\u0131nda benzeri m\u00fcmk\u00fcn olan bir v\u00e2hid demek olur. Bu anlamda \u00e7oklukta teklik her\u015fe yde bulunabilir. Bu ise en m\u00fckemmel anlamda ger\u00e7ek vahdet de\u011fildir. Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n birli\u011fi ise ne i\u00e7inde, ne d\u0131\u015f\u0131nda \u00e7ok ve benzer bulunmayan, her bak\u0131mdan ortakl\u0131\u011f\u0131 ve b\u00f6l\u00fcnmeyi reddeden bir birliktir. O&#8217;na evvel demek, ikincisi var de\u011fil, kendisinden \u00f6ncesi yok demektir. O&#8217;na \u00e2hir demek \u00f6ncesi var demek de\u011fil, sonras\u0131 yok demektir. Bundan dolay\u0131 O&#8217;nun hakk\u0131nda &#8220;evvel&#8221; ve &#8220;\u00e2hir&#8221; isimleri birlikte s\u00f6ylenmelidir. O&#8217;na adedde anlad\u0131\u011f\u0131m\u0131z anlamda &#8220;mebde&#8221;, yani ba\u015flang\u0131\u00e7 demek de do\u011fru de\u011fildir. O kendisine be n zer bir ikincisinin ba\u015flang\u0131c\u0131, yani \u00c2dem aleyhissel\u00e2m gibi bir soyun ilk atas\u0131 gibi de\u011fildir. Allah&#8217;\u0131n g\u00fczel isimlerinde &#8220;mebde&#8221; ismi varid olmam\u0131\u015ft\u0131r, &#8220;m\u00fcbd\u00ee&#8221; ve &#8220;mu\u00eed&#8221; ismi varid olmu\u015ftur. Say\u0131lmaya kalk\u0131\u015f\u0131lacak olursa, ona bir denilir ve orada kal\u0131n\u0131r. O her bak\u0131mdan bir, hep bir, hep tektir. &#8220;Allah var, ve O&#8217;nunla birlikte ba\u015fka bir \u015fey yoktu.&#8221; ve &#8220;\u015fimdi de oldu\u011fu gibidir&#8221;. \u0130mam-\u0131 Azam, F\u0131kh-\u0131 Ekber adl\u0131 eserinde, Allah Te\u00e2l\u00e2 &#8220;say\u0131 y\u00f6n\u00fcnden&#8221; de\u011fil, &#8220;e\u015fi, benzeri olmamas\u0131 y\u00f6n\u00fcnden bird i r&#8221; demekle bu anlam\u0131 dile getirmi\u015ftir. \u015eeriki nefyetmek, e\u015fiti ve kar\u015f\u0131t\u0131 da nefyetmektir. Yine bundan dolay\u0131 Ke\u015f\u015faf sahibi de &#8220;Allah tektir&#8221;, ikincisi de yoktur, diyerek tefsir eylemi\u015ftir ki, ne gizli olarak ne de a\u00e7\u0131k\u00e7a O&#8217;nun d\u0131\u015f\u0131nda bir ikincisi yok t ur demektir. B\u00fct\u00fcn tefsirlerde say\u0131 bak\u0131m\u0131ndan &#8220;bir&#8221; demek olmad\u0131\u011f\u0131na dikkatle tenbih olunmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Yine Fahreddin Raz\u00ee, tefsirinde der ki: Marifetullah haz\u0131rdaki cennettir. Zira cennet senin akl\u0131na ve arzuna uygun olan nail olmand\u0131r. Onun i\u00e7indir ki, \u00c2dem&#8217;in akl\u0131na ve arzusuna ters d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fcnde cennet, kendisine cennet olmam\u0131\u015ft\u0131. Yine onun i\u00e7indir ki, kabir, m\u00fcmine zindan de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc onun akl\u0131na ve arzusuna uygun olan kendisine orada has\u0131l olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Bunun a\u00e7\u0131klamas\u0131 \u015f\u00f6yledir: Ak\u0131l, iyilikler kendisine tevdi olunacak g\u00fcven<\/p>\n<p>ister, \u015fehvet de kendisinden lezzetli \u015feyler istenecek bir zengin ister. Daha do\u011frusu ak\u0131l y\u00fcksek himmet sahibi bir insan gibidir, efendisinden ba\u015fkas\u0131na ba\u011fl\u0131l\u0131k g\u00f6stermez, heva ise bir otlak\u00e7\u0131ya benzer ki, bir zengini g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcnde belki bir ihsan\u0131na nail olurum \u00fcmidiyle ne\u015felenir. Daha do\u011frusu ak\u0131l ge\u00e7mi\u015f nimetlere \u015f\u00fckretmek i\u00e7in efendisini tan\u0131mak ister, heva ise ondan beklenecek nimetlere istek duydu\u011fu i\u00e7in onunla tan\u0131\u015fmak ister. \u0130kisi de onu istedikleri gibi \u00e2lim ve gani, yani bilgili ve zengin olarak tan\u0131y\u0131nca ona sar\u0131l\u0131rlar. Ak\u0131l ben senden ba\u015fkas\u0131na \u015f\u00fckretmem der, \u015fehvet de ben senden ba\u015fkas\u0131ndan dilenmem der. Sonra da \u015f\u00fcphe gelir, &#8220;Ey ak\u0131l, \u015f\u00fckr\u00fc yaln\u0131zca ona nas\u0131l tahsis ettin? Belki onun gibi bir ba\u015fkas\u0131 daha vard\u0131r! Ey \u015f e hvet, yaln\u0131zca ona nas\u0131l ba\u011fland\u0131n? Belki onun gibi bir ba\u015fka kap\u0131 daha vard\u0131r!&#8221; der. Bunun \u00fczerine ak\u0131l hayrete d\u00fc\u015fer, huzuru ve rahat\u0131 ka\u00e7ar. Bunun \u00fczerine ak\u0131l eski rahat ve huzuruna kavu\u015fmak i\u00e7in, \u015f\u00fcpheden kurtulmak \u00fczere delil aramak \u00fczere istidl\u00e2l \u00e2 leminde seyahat etmek ister. &#8220;Hakka hidayet edecek olan ise ancak Allah&#8217;d\u0131r&#8221;. \u0130\u015fte Allah kuluna hidayet etmek, hizmeti ve \u015f\u00fckr\u00fc ile me\u015fgul olma lezzetini buland\u0131rmamak i\u00e7in Peygamberini g\u00f6ndermi\u015f ve ona kendinden s\u00f6yleme, do\u011frudan do\u011fruya benim sad\u0131k olarak bildi\u011fim \u015fu kel\u00e2m\u0131m\u0131 s\u00f6yle! diyerek &#8220;De ki, O Allah tekdir.&#8221; buyurmu\u015f, birli\u011fini sana i\u015fitme yoluyla haber vererek bildirip ara\u015ft\u0131rma ve delil pe\u015finde ko\u015fma zahmetinden seni kurtarm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>2. Allah o sameddir. O hep bir, her\u015fey kendisinin ve h er dile\u011fin mercii, hi\u00e7 eksiksiz her\u015feyin amac\u0131 ve muks\u00fbd-i k\u00fcll (herkesin iste\u011fi) olan \u015fanl\u0131 uludur. Ve ger\u00e7ekte en m\u00fckemmel ve tek samed ancak O&#8217;dur.<\/p>\n<p>Samed: Bu isim hakk\u0131nda l\u00fcgat a\u00e7\u0131s\u0131ndan ele al\u0131nacak esasl\u0131 iki ayr\u0131 anlam rivayet edilmi\u015ftir. Birincisi; hamd vezninde &#8220;samd&#8221; masdar\u0131ndan masmud-i ileyh, yani maksatlar\u0131n do\u011frudan do\u011fruya kendisine y\u00f6neldi\u011fi maks\u00fbd anlam\u0131na olmas\u0131d\u0131r. &#8220;Samede samdehu&#8221; deyimi bilinmektedir ki, dasdo\u011fru, d\u00fcped\u00fcz, hi\u00e7 sapmadan ona kasd ve tevecc\u00fch etti, demektir. Bilindi\u011f i gibi, kas\u0131tta bir noktaya do\u011frudan do\u011fruya y\u00f6nelme anlam\u0131 vard\u0131r. Bu anlama g\u00f6re, bir kavmin ulusuna, yani y\u00f6netim ve ihtiya\u00e7lar\u0131nda kendisine ba\u015fvurulan ve daha \u00fcst\u00fcn\u00fc bulunmayan en b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fcne &#8220;kavmin samedi&#8221; ad\u0131 verilir. Ve mutlaka kadri y\u00fcce, \u015ferefi y\u00fck s ek, \u015fanl\u0131 anlam\u0131na gelir ki, masmudun gerektirdi\u011fi m\u00e2n\u00e2d\u0131r. \u0130kincisi de hi\u00e7 bo\u015flu\u011fu olmayan, eksi\u011fi gedi\u011fi bulunmayan, n\u00fcf\u00fbz edilemeyen \u015feye denilir ki, bu da nusmet demektir. Buna bizim dilimizde &#8220;som&#8221; ad\u0131 verilir. Nitekim bizim leh\u00e7emizde &#8220;som, yekpare, salt, kavi, b\u00fct\u00fcn, i\u00e7i dolu&#8221; anlam\u0131na som alt\u0131n, som g\u00fcm\u00fc\u015f, som abanoz, som pelesenk gibi tabirler kullan\u0131l\u0131r ki, b\u00fct\u00fcn bunlarda<\/p>\n<p>kar\u0131\u015f\u0131k olmayan, kaplama bulunmayan, saf ve halis anlamlar\u0131 ifade edilmek istenir. Bu anlamda &#8220;samed&#8221; t\u0131kamak anlam\u0131na gelen samd masdar\u0131 ile de ili\u015fkilidir. \u015ei\u015fenin t\u0131kac\u0131na s\u0131mad denilmesi de bundand\u0131r. Buna g\u00f6re &#8220;samed&#8221; olan kelimenin sonundaki &#8220;dal&#8221; harfi &#8220;ta&#8221; harfinden d\u00f6n\u00fc\u015fm\u00fc\u015f demektir. Bundan l\u00e2z\u0131m gelen m\u00e2n\u00e2 da daim ve b\u00e2ki demek olur. Sava\u015f zaman\u0131nda asla susamaz ve ac\u0131k m az, yani a\u00e7l\u0131\u011fa ve susuzlu\u011fa dayan\u0131kl\u0131 olan kimseye denildi\u011fi gibi, mutlak anlamda yemez, i\u00e7mez anlam\u0131na da kullan\u0131l\u0131r. Fahreddin R\u00e2z\u00ee der ki: L\u00fcgat ehli olanlardan baz\u0131 sonrakiler, toz kabul etmez, bir \u015fey girmez, bir \u015fey \u00e7\u0131kmaz, emles, yani yalab\u0131k ta\u015f a da samed denildi\u011fini s\u00f6ylemi\u015ftir ki, bu da bizim &#8220;som kaya, som mermer&#8221; deyi\u015fimize uygundur.<\/p>\n<p>Tefsir \u00e2limlerinin \u00e7o\u011fu, ta yukar\u0131da da i\u015faret olundu\u011fu \u00fczere, birinci m\u00e2n\u00e2dan olarak s\u0131fat-\u0131 s\u00fcb\u00fbtiyye oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Baz\u0131lar\u0131 da ikinci m\u00e2n\u00e2dan s\u0131fat-\u0131 selbiyye oldu\u011funu nakletmi\u015flerdir. Ba\u015fkalar\u0131 da hem s\u0131fat-\u0131 s\u00fcb\u00fbtiyye, hem de s\u0131fat-\u0131 selbiyye m\u00e2n\u00e2lar\u0131n\u0131 g\u00f6zeterek tefsir etmi\u015flerdir ki, bunda her iki m\u00e2n\u00e2y\u0131 da dikkate almak bulunmaktad\u0131r. En do\u011frusu da budur. Bunu \u00e7ift anlaml\u0131 bir s\u00f6z\u00fcn her iki ger\u00e7ek anlam\u0131n\u0131 birden murad etmek \u015feklinde de\u011fil, il\u00e2h\u00ee isimlerde nih\u00e2\u00ee maksat olmak bak\u0131m\u0131ndan iki m\u00e2n\u00e2dan hangisine hamledilirse maksada uygun olaca\u011f\u0131 cihetle genel bir mecaz olarak ikisinin de en m\u00fckemmel olan l\u00e2z\u0131m\u0131n\u0131 irade tarikiyle birle\u015ftirilmesi d ir. \u0130bn\u00fc Cerir M\u00fccahid&#8217;den, Hasen&#8217;den ve \u0130krime&#8217;den samed yani &#8220;i\u00e7inde bo\u015fluk olmayan&#8221; demektir diye, Sa\u00eed b. M\u00fcseyyeb&#8217;den &#8220;ah\u015fas\u0131 yok&#8221; yani ha\u015fvi olmayan diye, \u015ea&#8217;bi&#8217;den &#8220;Yemeyen, i\u00e7meyen&#8221; diye, yine \u0130krime&#8217;den ve daha baz\u0131lar\u0131ndan da kendisinden bir\u015fe y huruc etmez, diye rivayet etmi\u015ftir(1). Bu arada en y\u00fcksek rivayet Abdullah b. B\u00fcreyde&#8217;nin, herhalde Hz. Peygember&#8217;e ref&#8217;etmi\u015ftir biliyorum. &#8220;Samed i\u00e7inde bo\u015flu\u011fu olmayan&#8221;d\u0131r, dedi diye vaki olan bir rivayettir. T\u00fcrk\u00e7e&#8217;de bu m\u00e2n\u00e2lar &#8220;eksiksiz, gediksiz, deliksiz, kat\u0131ks\u0131z som diye ifade olunabilir. Bu hi\u00e7bir \u015feye muhta\u00e7 olmamaktan, g\u0131n\u00e2y\u0131 tamdan, kem\u00e2l-i a&#8217;l\u00e2dan kinaye olmu\u015f olur. Ebu&#8217;l-\u00c2liye ve Muhammed b. Ka&#8217;b gibi baz\u0131lar\u0131 da bunun m\u00e2n\u00e2s\u0131na oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Rab\u00ee b. Enes&#8217;den, kendisine \u00e2fa t ar\u0131z olmayan; Muk\u00e2til b. Hayyan&#8217;dan, kendisinde hi\u00e7 kusur ve ay\u0131p olmayan; \u0130bn\u00fc Keysan&#8217;dan yarat\u0131lm\u0131\u015flardan hi\u00e7birinin s\u0131fat\u0131yla s\u0131fatlanmayan diye rivayetler de bulunmaktad\u0131r. Hasen&#8217;den ve Katade&#8217;den rivayet olundu\u011fu \u00fczere baz\u0131lar\u0131 da &#8220;lem yezel vel\u00e2 ye z\u00e2l, yani f\u00e2n\u00ee olmaz, b\u00e2k\u00ee ve d\u00e2imdir<\/p>\n<p>demi\u015fler. \u0130bn\u00fc&#8217;l-Enbar\u00ee demi\u015ftir ki, l\u00fcgat ehli aras\u0131nda samed &#8220;\u0130nsanlar\u0131n i\u015f ve ihtiya\u00e7lar\u0131n\u0131n g\u00f6r\u00fclmesinde kendisine ba\u015fvurdu\u011fu, yani do\u011frudan do\u011fruya maksut ve mutlub olarak kendisine m\u00fcracaat etti\u011fi ve s\u0131\u011f\u0131nd\u0131\u011f\u0131 kimse ve daha \u00fcst\u00fc bulunmayan en b\u00fcy\u00fck yetkili, efendi&#8221; demek oldu\u011funda ihtil\u00e2f yoktur. Zeccac da &#8220;Samed, s\u00fbded, yani ululuk, kendisinde son bulan, kendisine samd olunan, yani her \u015fey kendisine dayanan, maksut ve merci oland\u0131r.&#8221; demi\u015ftir.<\/p>\n<p>Ali b. Ebi Talh a, \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;dan \u015f\u00f6yle rivayet eylemi\u015ftir: Samed, s\u00fbdedinde k\u00e2mil olan seyyid, \u015ferefinde k\u00e2mil olan \u015ferif ve azametinde k\u00e2mil olan az\u00eem ve hilminde k\u00e2mil olan hal\u00eem ve ilminde k\u00e2mil olan al\u00eem ve hikmetinde k\u00e2mil olan hak\u00eem, velhas\u0131l \u015feref ve ululuk nevil e rinin hepsinde en m\u00fck\u00fcmmel oland\u0131r.<\/p>\n<p>Ebu H\u00fcreyre&#8217;den &#8220;herkesten m\u00fcsta\u011fni ve herkes kendisine muhta\u00e7&#8221;, Said b. C\u00fcbeyr&#8217;den, b\u00fct\u00fcn s\u0131fatlar\u0131nda ve i\u015flerinde k\u00e2mil; S\u00fcdd\u00ee&#8217;den ra\u011fbet edilen \u015feylerde istenen, mus\u00eebetlerden s\u0131\u011f\u0131n\u0131lan, Caferi Sad\u0131k&#8217;dan ma\u011flup olmayan galip, H\u00fcseyn b. Fudayl&#8217;den, &#8220;Diledi\u011fine h\u00fckmeder, diledi\u011fini yapar.&#8221; yani h\u00fckm\u00fcn\u00fc kontrol edecek, icraat\u0131n\u0131 engelleyecek yok, diye rivayet edilmi\u015ftir. Yine \u0130bn\u00fc Cer\u00eer Ebu Caferi Taber\u00ee der ki: Arab&#8217;\u0131n anlay\u0131\u015f\u0131nda samed Yani &#8220;Kendisinden da h a \u00fcst\u00fcn kimse bulunmayan ve en \u00f6nemli i\u015flerde kendisine ba\u015fvurulan seyyid&#8221; demektir. Ger\u00e7i ileri gelen e\u015fraf\u0131na da seyyid ad\u0131 verirler, \u015f\u00e2irin \u015fu beyti buna mis\u00e2l olarak g\u00f6sterilebilir:<\/p>\n<p>&#8220;Esed o\u011fullar\u0131n\u0131n en hay\u0131rl\u0131 iki ki\u015fisinin, yani Amr b. Mesud&#8217;un ve s\u0131k\u0131nt\u0131l\u0131 zamanlarda kendisine ba\u015fvurduklar\u0131 efendilerinin \u00f6l\u00fcm haberini veren haberci acele etti.&#8221;<\/p>\n<p>Zibrikan da demi\u015ftir. B\u00f6yle olunca kelimenin yorumunda evl\u00e2 olan Kur&#8217;an&#8217;\u0131n n\u00e2zil oldu\u011fu leh\u00e7ede bilinen m\u00e2n\u00e2d\u0131r. \u0130bn\u00fc B\u00fcreyde&#8217;nin babas\u0131ndan rivayet etti\u011fi hadis sahih olsa b\u00fct\u00fcn g\u00f6r\u00fc\u015flerin en s\u0131hhatl\u0131s\u0131 ve evl\u00e2s\u0131 o olurdu. \u00c7\u00fcnk\u00fc Resulullah (s.a.v.) Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n murad\u0131n\u0131 ve indirdi\u011finin m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 herkesten daha iyi bilir.<\/p>\n<p>Rag\u0131b da der ki: Samed emirde masmud-i ileyh olan seyyiddir. Ve &#8220;samede samdehu, kasede kasdehu&#8221; do\u011fruca ona kasdetti, do\u011frudan do\u011fruya ona y\u00f6neldi demektir. Bir de denilmi\u015ftir ki, samed ecvef olmayan yani i\u00e7inde bo\u015fluk bulunmayand\u0131r. Ecvef olmayan ise iki t\u00fcrl\u00fcd\u00fcr: Birisi insandan a\u015fa\u011f\u0131, \u00f6b\u00fcr\u00fc de insandan y\u00fccedir. A llah Te\u00e2l\u00e2 ile melekler gibi. &#8220;Allahussamed&#8221; kavliyle maksad da o bir tak\u0131mlar\u0131n\u0131n il\u00e2hl\u0131k isnad ettikleri kimselerin hilaf\u0131na oldu\u011funa dikkat \u00e7ekmektir. Kur&#8217;an \u00e2yetinde &#8220;O&#8217;nun annesi de s\u0131dd\u00eeka (dosdo\u011fru) idi, ana o\u011ful her ikisi de yemek yiyorlard\u0131.&#8221; (M\u00e2ide, 5\/75) buyurulmakla bu m\u00e2n\u00e2ya i\u015faret olunmu\u015ftur. \u00c7\u00fcnk\u00fc h\u0131ristiyanlar Hz. \u0130sa ile annesine il\u00e2hl\u0131k isnad etmi\u015flerdi, onlar\u0131 red i\u00e7in &#8220;\u0130sa ve anas\u0131 yemek yerlerdi&#8221; diye ihtiyaca mahkum olduklar\u0131n\u0131 ve hades sahibi bulunduklar\u0131n\u0131 ve bu y\u00fczden de il\u00e2h o l amayacaklar\u0131na tenbih edilerek Maide S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;Her ikisi de yemek yerdi.&#8221; (Maide, 5\/75) buyurulmu\u015ftur. Bunun gibi burada da Allah&#8217;\u0131n eksiksizli\u011fini a\u00e7\u0131klamak \u00fczere buyurulmas\u0131nda s\u00f6z konusu m\u00e2n\u00e2ya bir tenbihte bulunulmu\u015ftur. yani &#8220;i\u00e7inde bo\u015fluk yo k tur, karn\u0131 yoktur&#8221; diye tefsir olunmas\u0131 da asl\u0131nda O&#8217;nun yeme ve i\u00e7meden m\u00fcnezzeh oldu\u011funa tenbih i\u00e7indir. Tefsirlerde anlam\u0131n\u0131 tercih edenler, bu inceli\u011fe dikkat \u00e7ekmek i\u00e7in tercih etmi\u015flerdir. Bu anlamda &#8220;samed&#8221; yaln\u0131zca s\u0131fat-\u0131 selbiyyeden olmu\u015f olur. Bununla beraber cevfi, yani bo\u015flu\u011fu, eksi\u011fi ve ihtiyac\u0131 olmamak, tam anlam\u0131yla eksiksiz olmak, mutlak \u011f\u0131nadan kin\u00e2ye olarak s\u00fcb\u00fbt\u00ee s\u0131fatlar\u0131 da i\u00e7ine al\u0131r. Ancak kendi eksi\u011fi ve ihtiyac\u0131 olmamak muhta\u00e7 olanlar\u0131n ihtiya\u00e7lar\u0131n\u0131 g\u00f6rmek ve i\u015flerinde onlar\u0131n m e rcileri ve maksutlar\u0131 olmak y\u00fcceli\u011fini a\u00e7\u0131k\u00e7a dile getirmi\u015f olmaz. \u00d6nceki m\u00e2n\u00e2 bunu a\u00e7\u0131k\u00e7a belirlemekle s\u0131fat-\u0131 s\u00fcb\u00fbtiyyenin kem\u00e2lat\u0131n\u0131 gerektirdi\u011fi gibi eksiksizli\u011fin gere\u011fi olan anlamlar\u0131 da i\u00e7ine al\u0131r. L\u00fcgat bak\u0131m\u0131ndan da bu m\u00e2n\u00e2 daha \u00e7ok bilindi\u011finden pek\u00e7ok tefsir \u00e2limi bunu tercih etmi\u015flerdir. Onun i\u00e7in &#8220;Ke\u015f\u015faf&#8221; sahibi \u015f\u00f6yle demi\u015ftir: Samed kasdetmek anlam\u0131na den &#8220;f\u00e2il bi&#8217;l-m\u00e2n\u00e2 mef&#8217;\u00fbl&#8221; olup ihtiya\u00e7lar\u0131n kar\u015f\u0131lanmas\u0131nda son merci olan efendidir. Ve m\u00e2n\u00e2 \u015fudur: O, \u015fu g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcz g\u00f6kleri ve yeri ve de sizleri yaratan h\u00e2lik\u0131n\u0131z diye ikrar etti\u011finiz Allah&#8217;d\u0131r. O vahid ve il\u00e2hiyyet ile teferr\u00fcd etmi\u015ftir, O&#8217;na ortakl\u0131k edilemez, O her yarat\u0131lm\u0131\u015f\u0131n do\u011frudan do\u011fruya y\u00f6neldi\u011fi ve muhta\u00e7 oldu\u011fu maksuddur. O&#8217;ndan isti\u011fna edemezler, O ise onlar\u0131n hepsinden m\u00fcsta\u011fnidir. \u0130bn\u00fc Sina da g\u0131nay\u0131 tam ile mebde-i k\u00fcll ve gaye-i k\u00fcll m\u00e2nas\u0131na alm\u0131\u015f ve &#8220;\u0130\u015farat&#8221; adl\u0131 eserinde \u011faniyi \u015fu anlamda tarif eylemi\u015ftir: Bilir misin \u011fan\u00eey nedir? Tam \u011fan\u00eey zat\u0131nda ve s\u0131fat\u0131nda kendisinin d\u0131\u015f\u0131ndaki herhangi bir \u015feye muhta\u00e7 olmayand\u0131r. Z a t\u0131n\u0131n gayrisinden sad\u0131r olan fiillerin hi\u00e7biriyle<\/p>\n<p>etkilenmez. \u015eu halde zat\u0131n\u0131n veya zat\u0131ndan sudur eylemi\u015f bulunan g\u00fczellik gibi bir h\u00e2lin, ilim ve \u00e2limiyyet veya kudret ve kadiriyyet gibi bir izafeti bulunan bir halin tamam olmas\u0131 i\u00e7in kendi d\u0131\u015f\u0131nda ba\u015fka bir \u015feye muhta\u00e7 olan tam gan\u00ee de\u011fil, kesbe muhta\u00e7 bir fakirdir. Ba\u015fkas\u0131n\u0131n O&#8217;na nisbeti itibariyle m\u00fclahaza olunan ve izafat-\u0131 mahzadan ibaret olan s\u0131fat\u0131na ili\u015fkin \u015feyler, \u011f\u0131nay\u0131 tammeye halel vermez. Zira bunlarda fakir olan O de\u011fil, O&#8217;na muhta\u00e7 olan ba\u015fkalar\u0131d\u0131r. Demek ki, o yarat\u0131c\u0131 olmak i\u00e7in yarat\u0131lm\u0131\u015flara muhta\u00e7 de\u011fil, mahluklar ona muhta\u00e7t\u0131r. O \u00e2leme muhta\u00e7 de\u011fil, \u00e2lem O&#8217;na muhta\u00e7t\u0131r. Her \u015feyin maksudu (amac\u0131) O&#8217;dur. Kendisinin maks\u00fbdu da kendisidir. O ba\u015fkas\u0131yla tekemm\u00fcl etmez, ba\u015fkas\u0131 O&#8217;nunla tekemm\u00fcl eder. Bundan dolay\u0131 O&#8217;nun i\u015f ve eylemlerinde hikmetler, maslahatlar ve maksatlar aranabilir, fakat bunlar\u0131n hi\u00e7biri O&#8217;nun a\u00e7\u0131s\u0131ndan ba\u011flay\u0131c\u0131, kesin ve de\u011fi\u015fmez \u015feyler de\u011fildir. \u0130\u015fte bundan dolay\u0131d\u0131r ki, &#8220;evvel&#8221; ve &#8220;\u00e2hir&#8221; O&#8217;dur. Bir de \u011f\u0131nay-\u0131 tam, zat\u0131nda hi\u00e7bir de\u011fi\u015fiklik kabul etmeyendir, diye tabir olunur. Muhyiddin Arab\u00ee de &#8220;F\u00fctuhat-\u0131 Mekkiyye&#8221;sindeki esm\u00e2-i h\u00fcsn\u00e2n\u0131n (Allah&#8217;\u0131n g\u00fczel isimlerinin) a\u00e7\u0131klamas\u0131nda &#8220;Samed&#8221; ismi hakk\u0131nda der ki: Hazreti Samediyyenin pek\u00e7ok tafsilat\u0131n\u0131 &#8220;Mevak\u00eeu&#8217;n-N\u00fcc\u00fb m&#8221; kitab\u0131m\u0131zda uzv\u00ee kalpde tecell\u00ee-i samedan\u00eede beyan ettik. Bu kitapta da ondan l\u00e2y\u0131k olan kadar\u0131n\u0131 in\u015faallah zikredelim: Bu hazret iltica ve istinad Hazretlerindendir ki; herhangi bir emre muhta\u00e7 olan her fak\u00eer ona iltica eyler. Zira bilir ki, muhta\u00e7 old u \u011fu \u015fey bu hazrettedir. \u015eu halde bu hazretin \u011f\u0131nas\u0131, kendisine muhta\u00e7 olunan bu i\u015fler iledir. Samed anlam\u0131n\u0131n i\u00e7inde &#8220;Muhakkak ki Allah alemlerden m\u00fcsta\u011fnidir.&#8221; (\u00c2l-i \u0130mran 3\/97) buyurulan \u011f\u0131nay-\u0131 nefs\u00ee var m\u0131, yok mu? Buna bu konuda ihtiya\u00e7 duyulmaz. B u hazrette ihtiya\u00e7lar\u0131n\u0131n giderilmesini bekleyen fukaran\u0131n fakirli\u011fine sebep olup da muhta\u00e7 olduklar\u0131 i\u015fler onun kat\u0131ndaki hazinelerde var m\u0131d\u0131r? \u00d6nemli olan bunu bilmektir. Nitekim &#8220;Hazineleri bizim yan\u0131m\u0131zda olmayan hi\u00e7bir\u015fey yoktur.&#8221; (Hicr 15\/21) \u00e2yet i bunu a\u00e7\u0131klam\u0131\u015ft\u0131r. \u0130\u015fte ger\u00e7ekte samed bu hazretin ayn\u0131d\u0131r, ba\u015fka de\u011fildir. Hak Te\u00e2l\u00e2 kat\u0131nda her \u015feyin mutlaka hazineleri vard\u0131r ve bundan dolay\u0131 da O Samed&#8217;dir. Lakin o hazineler de\u011fi\u015fmez bilgiler (mal\u00fbmat-\u0131 sabite)den ibarettir. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar O&#8217;nun kat\u0131 n da sabittir. O, onlar\u0131 bilir ve g\u00f6r\u00fcr ve b\u00fct\u00fcn i\u00e7indekileri de g\u00f6r\u00fcr, bildi\u011fi ve g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc i\u00e7indir ki onlardan diledi\u011fini v\u00fccuda getirir, a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131kar\u0131r, diledi\u011fini de b\u0131rak\u0131r. Onlar O&#8217;nun hazinelerinde olmakla onlara s\u0131n\u0131r ve miktar hayal edilir, halbuki so n lu ve s\u0131n\u0131rl\u0131 de\u011fildir, sonsuzdurlar. \u0130\u015fte fakirler fakiri o hazinelerde gizli kalm\u0131\u015f olan varl\u0131klard\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar o hazinelerden a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131kmak ve ger\u00e7ek varl\u0131k \u00e2leminde g\u00f6r\u00fcnmek isterler ki, kendilerini aynen ve zevken g\u00f6rs\u00fcnler. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar\u0131n v\u00fccuda \u00e7\u0131 k ar\u0131lanlar\u0131nda<\/p>\n<p>oldu\u011fu gibi, hen\u00fcz icad edilemeyenlerine muhta\u00e7 olma s\u00fcrekli k\u0131l\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Bundan dolay\u0131 mevcut olan da hen\u00fcz mevcut olmayana vekaleten Allah&#8217;\u0131n onu icad\u0131na ayn\u0131 \u015fekilde muhta\u00e7t\u0131r: Mevcut olan o hazinedekine, v\u00fccuda gelmeye muhta\u00e7 bulunmas\u0131 hususunda yard\u0131mc\u0131 gibidir. Ve bu ihtiya\u00e7 insan\u0131n yan\u0131nda olmayan bir \u015feyi, o hazinelerden istemesi, yani yan\u0131nda olmas\u0131n\u0131 istemesi ve bu iste\u011fi kendi i\u00e7inde ve vicdan\u0131nda duymas\u0131d\u0131r. \u015eunu bilmeli ki; Cenab-\u0131 Hak kat\u0131ndaki hazineler iki t\u00fcrl\u00fcd\u00fcr. Bir nevi, v arl\u0131k \u00e2lemine \u00e7\u0131kmak \u00fczere olan haz\u00e2in-i v\u00fcc\u00fbdiyyedir. Mesela, Zeyd&#8217;in yan\u0131ndaki bir \u015fey, bir mal, bir at, bir cariye veya bir u\u015fak, bir ev veya bir kuma\u015f veya herhangi bir \u015fey olabilir. \u0130\u015fte Zeyd o \u015feyin hizanesidir, o \u015fey de mahz\u00fbnudur. Asl\u0131nda her ikis i de Allah kat\u0131ndad\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc varl\u0131klar\u0131n hepsi Allah&#8217;\u0131n elindedir. \u015eimdi Amr, Zeyd&#8217;in yan\u0131ndaki o \u015fey her ne olursa olsun, onun kendi yan\u0131nda olmas\u0131 i\u00e7in Allah&#8217;a muhta\u00e7 ve m\u00fcftekir olur. Allah da o \u015feyi ona ba\u011f\u0131\u015flamay\u0131, satmay\u0131 veya ondan ho\u015flanmay\u0131p kurtu l may\u0131 Zeyd&#8217;in kalbine ilham eder de onu Amr&#8217;e verdirir. \u0130\u015fte bunun gibi her\u015fey Hakk&#8217;\u0131n kat\u0131ndaki hazinelerdendir. B\u00fct\u00fcn \u00e2lem hep bu \u015fekilde birbirinin hem hazineleri, hem de kendisi aynen bek\u00e7isidir. Buna g\u00f6re \u00e2lem b\u00fct\u00fcn\u00fcyle saklanacak \u015feylerin hazinesi ve bir hazineden bir hazineye d\u00f6n\u00fcp dola\u015fmas\u0131d\u0131r. Ondan hi\u00e7bir \u015fey ait oldu\u011fu hazinenin d\u0131\u015f\u0131na indirilmez, hepsi Allah&#8217;\u0131n indinde koruma alt\u0131ndad\u0131r. B\u00fct\u00fcn hazineler ve hazine bek\u00e7ileri Allah&#8217;\u0131n oldu\u011fu i\u00e7in ger\u00e7ekte \u00e2lem onun i\u00e7inden hi\u00e7bir \u015feyin d\u0131\u015far\u0131ya \u00e7\u0131k m ad\u0131\u011f\u0131 bir tek hazine durumundad\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc hepsi de Allah&#8217;\u0131n elinde ve O&#8217;nun kat\u0131ndad\u0131r. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki, her konuda iltica olunacak ve ba\u015fvurulacak Samed ancak O&#8217;dur. M\u00fctevekkil olanlar tevekk\u00fcl ettikleri \u015feye tevekk\u00fcl etmeleri halinde o Samed Hazretin e tutunurlar. Kimi Allah&#8217;a tevekk\u00fcl eder, kimi de o esbaba tevekk\u00fcl eder. \u015eu kadar var ki, esbab (sebepler) kendilerine sar\u0131lan ve s\u0131\u011f\u0131nanlara \u00e7ok kere hainlik eder. Hak Te\u00e2l\u00e2 ise kendisine s\u0131\u011f\u0131n\u0131p tevfiz-i um\u00fbr edeni (i\u015flerini \u0131smarlayan\u0131) muhakkak sel\u00e2me t e \u00e7\u0131kar\u0131r. B\u00fct\u00fcn hazineler O&#8217;nun kat\u0131nda oldu\u011fu, senin de o hazinelerden biri olarak yine O&#8217;nun m\u00fclk\u00fc bulundu\u011funu bilirsen kalbin O&#8217;na g\u00fcvenmi\u015f olaca\u011f\u0131 i\u00e7in O senin yan\u0131nda, sen O&#8217;nun yan\u0131ndas\u0131n demektir. O halde sende de Samed&#8217;den bir nasip vard\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah&#8217;a marifet ancak senin h\u00e2dis varl\u0131\u011f\u0131nla m\u00fcmk\u00fcn olur. Bundan dolay\u0131 s\u00f6z konusu h\u00e2dis marifette O seni kasteder. O h\u00e2dis marifet ancak seninle a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131kar, ancak seninle a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131kan \u015feyde ise samed sensin demektir. Bu sana ve senin kendisi i\u00e7in husule g eldi\u011fin zata bu mertebe bu Hazretten sana da has\u0131l olmu\u015ftur. Lakin<\/p>\n<p>Rabb&#8217;in yasa\u011f\u0131nda dur, onu iyi d\u00fc\u015f\u00fcn. Namazda k\u0131blene s\u00fctre yapaca\u011f\u0131n \u015fey hakk\u0131nda Resul\u00fcn\u00fcn dili \u00fczere buyurdu\u011funu iyi d\u00fc\u015f\u00fcn&gt; ki, o \u015feyi sa\u011fa veya sola biraz meyil ettiresin de onu ama\u00e7 edinmeyesin, yani o s\u00fctreye do\u011frudan do\u011fruya meyledip, d\u00fcped\u00fcz onu kastetmeyesin ve ona tevecc\u00fch etmeyesin. Bu senin gayret-i il\u00e2hiyyendendir. O, kendisinden ba\u015fkas\u0131na do\u011frudan do\u011fruya samd ile kasd ve tevecc\u00fch g\u00f6sterilmesini istemez. Maamafih bunda fiil ve olmada dahi bir bak\u0131ma samediyyeti isbat vard\u0131r ve i\u015fte \u015feriat sahibinin i\u015faret eyledi\u011fi bu kadar\u0131 m\u00fcminin samediyyetten nasibidir. Cahil do\u011frudan do\u011fruya sebeplere kasd ve tevecc\u00fch eder, onlara bel ba\u011flar da, biraz sa\u011fa veya biraz sola meyille ilgil i kaziyyenin aksine hareket eder, s\u00fctreyi Hakk&#8217;\u0131n samedaniyyeti yerine koyar. Halbuki Peygamber efendimiz, ancak s\u00fctrede sa\u011fa veya sola meyletmeyi me\u015fr\u00fb k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc s\u00fctre sebeptir. Sa\u011f ile kuvvetli sebebe, sol ile de zay\u0131f sebebe tevess\u00fcl\u00fc tenbih eylemi\u015ftir. Allah&#8217;dan k\u00fclliyet ile \u00e7\u0131kan sebep sahib-i yeminidir yani kuvvetli sebeptir. Hakk&#8217;a tevecc\u00fchte onun di\u011fer sebeplere tercihan sa\u011fa, sa\u011f ba\u015fa al\u0131nmas\u0131 ve \u00f6nde tutulmas\u0131 me\u015fr\u00fbdur. Hak&#8217;dan kendisine bir burhan, bir b\u00e2rika (\u015fim\u015fek) gelmi\u015f olan kimsenin s ebebe itimad etmesi zay\u0131ft\u0131r da, o sebebi sol tarafa alm\u0131\u015ft\u0131r. Zira sebebi isbat etmek gereklidir, bununla beraber onun kasd\u0131 ve y\u00f6neli\u015fi do\u011frudan<\/p>\n<p>do\u011fruya Allah&#8217;ad\u0131r. &#8220;Yoktur samed olacak, Allah&#8217;d\u0131r ancak&#8221;. \u015eunu iyi bil ki, b\u00fct\u00fcn bunlarla sana nasihat eyledim ve tenbihte bulundum. &#8220;Ve Allah do\u011fruyu s\u00f6yler ve do\u011fru yolu g\u00f6sterir.&#8221; (Ahzab, 33\/4).<\/p>\n<p>Samed ism-i \u015ferifi konusunda do\u011frudan do\u011fruya kas\u0131t ve s\u0131\u011f\u0131nma m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131n hakiki ve izaf\u00ee y\u00f6nlerini b\u00fct\u00fcn incelikleriyle anlatan \u015eeyh&#8217;in bu a\u00e7\u0131klamas\u0131n\u0131 anlayabilecekler i\u00e7in insanl\u0131k marifet ve vazifesinin Hakk&#8217;dan ba\u015fka hedefi olmamak laz\u0131m geldi\u011fini tebar\u00fcz ettirmesi bak\u0131m\u0131ndan cidden g\u00fczel bir nasihatt\u0131r. Bu a\u00e7\u0131klama Samed ism-i \u015ferifinin, kullar\u0131n ihtiyac\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan &#8220;b\u00fct\u00fcn ihtiya\u00e7larda masm\u00fbd-i ileyh&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131n izah\u0131d\u0131r. Masm\u00fbd-i ileyh olmakta iltica ve istinad olunmak anlam\u0131, bunun i\u00e7in de g\u0131na, yani zenginlik bulunma anlam\u0131n\u0131 gerekli k\u0131ld\u0131\u011fndan, \u015eeyh a\u00e7\u0131klamas\u0131nda bunu tebar\u00fcz ettiriyor. Bunlar g\u00fczeldir. Ancak iki \u00f6nemli noktaya dikkat \u00e7ekmek gereki y or: Birisi \u011f\u0131na konusunda &#8220;Muhakkak ki, Allah \u00e2lemlerden m\u00fcsta\u011fn\u00eedir.&#8221; (Ankebut, 29\/6) \u00e2yeti gere\u011fince s\u0131fat-\u0131 selbiyye olan &#8220;\u011f\u0131na-y\u0131 nefs\u00ee&#8221;yi m\u00fclahazaya ihtiya\u00e7 duymam\u0131\u015ft\u0131r. \u0130kincisi de &#8220;Hazineleri yan\u0131m\u0131zda olmayan hi\u00e7bir \u015fey yoktur&#8230;&#8221; (H\u0131cr, 15\/21) m\u00e2n\u00e2s\u0131yla s\u0131fat-\u0131 s\u00fcb\u00fbtiyye olan \u011f\u0131nay\u0131 m\u00fcl\u00e2haza etti\u011fi halde bunda hem her \u015feye m\u00e2lik olmak, hem de her birinden birer tane olarak b\u00fct\u00fcn\u00fcn\u00fcn birden hazinesine m\u00e2lik olmak \u015feklinde de\u011fil de, her birinin sonsuz hazinelerine m\u00e2lik olmak m\u00e2n\u00e2s\u0131 a\u00e7\u0131k\u00e7a belli ve bunda da \u011f\u0131na-y\u0131 nefs\u00ee m\u00e2n\u00e2s\u0131 daha belirgin iken, \u015eeyh muhta\u00e7 olunan \u015feylerden birine veya birka\u00e7\u0131na m\u00e2lik olmay\u0131 samediyyet mefhumunun izah\u0131 i\u00e7in yeterliymi\u015f gibi g\u00f6stermi\u015ftir. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki, yarat\u0131lm\u0131\u015flar ve sebepler \u00e2leminde bir y\u00f6n\u00fcyle de ols a k\u0131sm\u00ee bir samediyyet m\u00fcl\u00e2haza etmi\u015ftir. Halbuki samediyyet yaln\u0131zca baz\u0131 ihtiya\u00e7larda maksud ve hedef olmak demek de\u011fildir. B\u00fct\u00fcn ihtiya\u00e7larda hedef ve son merci olmakt\u0131r. Bundan dolay\u0131 s\u00f6zl\u00fck anlam\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klayanlar, hem m\u00fcntehelc\u00fcm\u00fb (\u00e7o\u011fullar\u0131n sonu) anl a m\u0131yla b\u00fct\u00fcn ihtiya\u00e7larda masm\u00fbdiileyh (kendisine muhta\u00e7 olunan) diye tasrih etmi\u015fler, hem de &#8220;\u00dcst\u00fcnde hi\u00e7 kimse yok&#8221; kayd\u0131na tenbih eylemi\u015flerdir. Ayr\u0131ca &#8220;O \u00f6yle bir seyyiddir ki, seyyitlik kendisinde son bulur.&#8221; demekle de reislikte s\u0131n\u0131r olan ekme l i dile getirmi\u015flerdir. Has\u0131l\u0131 Samed s\u00f6z\u00fcnde bizim &#8220;som&#8221; tabir etti\u011fimiz \u015feyde oldu\u011fu gibi, bir taml\u0131k ve eksiksizlik anlam\u0131 vard\u0131r. Bundan dolay\u0131 kasd anlam\u0131na kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman da maksuddaki kusursuzlu\u011fu ve m\u00fckemmelli\u011fi ifade eder. Halbuki \u011f\u0131na-y\u0131 nefs\u00ee yani isti\u011fna-y\u0131 zat\u00ee bulunmadan \u011f\u0131na-y\u0131 tam da<\/p>\n<p>bulunmaz, son olma s\u00f6z konusu olmaz. \u011e\u0131nay\u0131 tam bulunmayanda hazinelerine kendisinin ihtiyac\u0131 var demek olaca\u011f\u0131ndan cimrilik tasavvur olunabilir, ondan at\u00e2 ve ihsan umulmaz. Ayr\u0131ca \u011f\u0131na-y\u0131 nefs\u00eesi olmayanda tam izzet de bulunmaz. Ma\u011flup edilmek, izin ve m\u00fcsaadesi olmadan hazinelerindeki cebren al\u0131nmak, hatta kendisi ortadan kald\u0131r\u0131l\u0131p yok edilmek de m\u00fcmk\u00fcn olur. O halde bizzat maksud ve s\u0131\u011f\u0131n\u0131lan kendisi olamaz ve &#8220;O&#8217;ndan ba\u015fkas\u0131 do\u011frudan do\u011fruya kastedilmez.&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131 da ger\u00e7ekle\u015fmi\u015f olmaz. Bundan dolay\u0131 Ebu Hureyre&#8217;den gelen bir rivayette &#8220;Herkesten m\u00fcsta\u011fni, herkes kendisine muhta\u00e7&#8221; diye isti\u011fna-y\u0131 tam tasrih olundu\u011fu gibi, Ke\u015f\u015faf ve \u0130bni Sina da buna i\u015faret eylemi\u015flerdir. Fakat Muhyiddin Arab\u00ee sadece tam m \u00e2nas\u0131yla hakiki samediyyeti de\u011fil de il\u00e2h\u00ee hazinelerden olan samediyyeti sonradan olma marifet a\u00e7\u0131s\u0131ndan Allah&#8217;\u0131 tan\u0131mak i\u00e7in delil olarak ele alm\u0131\u015f, varl\u0131k ve sebepler \u00e2leminde, \u00f6zellikle insan\u0131n kendisinde bir bak\u0131ma maksud olan nisb\u00ee ve izaf\u00ee samed m\u00e2n a s\u0131n\u0131 dahi anlatmak istedi\u011fi ve \u00f6rfte buna da samed denmek s\u00f6z konusu oldu\u011fu cihetle bunda \u011f\u0131na-y\u0131 nefs\u00ee m\u00fcl\u00e2hazas\u0131na l\u00fczum g\u00f6rmemi\u015f ve ihtiya\u00e7 bulunan bir emrin bulunmas\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131yla samediyyetin Allah&#8217;a mahsus oldu\u011funu, &#8220;Hepsi Allah&#8217;\u0131n elinde ve hepsi Alla h &#8216;\u0131n yan\u0131ndad\u0131r, her zaman ve her i\u015fte iltica ve itimad edilecek samed ancak O&#8217;dur, sebepler kendisine g\u00fcvenenlere \u00e7o\u011fu zaman h\u0131yanet eder.&#8221; diye ihtarda bulunmu\u015ftur. Varl\u0131k ve sebepler \u00e2leminde bulunan bir bak\u0131ma samediyyet nasibi ile samediyyet iddia olu n maktan ve ona samed denilmekten de nehyetmi\u015ftir. K\u00fcll\u00ee veya c\u00fcz&#8217;\u00ee sebebi ihmal etmemek, k\u00fclliyetine veya c\u00fcziyyetine g\u00f6re ona kuvvetli veya zay\u0131f meylin me\u015fr\u00fb oldu\u011funu s\u00f6yleme ile beraber Allah&#8217;dan ba\u015fkas\u0131na tam bir ba\u011fl\u0131l\u0131kla g\u00fcvenmemeyi ve y\u00f6nelmemeyi, n amazdaki k\u0131ble ve s\u00fctre meselesini b\u00fct\u00fcn i\u015fleri i\u00e7in \u00f6rnek tutarak, sebepleri bazan sa\u011fa, bazan sola alarak b\u00fct\u00fcn varl\u0131\u011f\u0131yla kasd ve niyyetini do\u011frudan do\u011fruya Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya do\u011frultmak gere\u011fini tenbih ve nasihat eylemi\u015ftir. Bununla y\u00fcce s\u00f6z\u00fcndeki kasr\u0131 n man\u00e2s\u0131na da i\u015faret eylemi\u015ftir zira burada m\u00e2rifedir. M\u00fcsnedin marife olmas\u0131 da kasr ifade eder. Bunun m\u00e2n\u00e2s\u0131 sizin samed denince anlad\u0131\u011f\u0131n\u0131z, tan\u0131d\u0131\u011f\u0131n\u0131z, kasdetti\u011finiz hakikat b\u00fct\u00fcn y\u00f6nleriyle Allah&#8217;a mahsustur, demek olur. Bu takdirde Allah&#8217;dan ba\u015fkas\u0131na samed denilemez. Ve &#8220;l\u00e2m-\u0131 tarif&#8221; ahd-i cinse y\u00fcklenmi\u015f demek olur. Fakat l\u00e2m ahd-i haric\u00eeye y\u00fcklenmek daha uygundur. Bu takdirde ise samed denilince daha \u00fcst\u00fcn\u00fc tasavvur olunamayacak \u015fekilde her zihinde \u015fim\u015fek gibi \u00e7akacak olan en m\u00fcmtaz m\u00e2n\u00e2s\u0131yla b e lli bir tek samed vard\u0131r, o da<\/p>\n<p>Allah&#8217;d\u0131r, demek olur. Bu ifadede mutlaka samed isminin Allah&#8217;a kasr\u0131 yoktur. Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131na da herhangi bir y\u00f6nden samed denilebilir. Nitekim Arap\u00e7a&#8217;n\u0131n kullan\u0131l\u0131\u015f\u0131nda da b\u00f6yledir. Ancak burada &#8220;en m\u00fckemmel&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131yla ve ehadiyyet vasf\u0131 ile s\u0131fatlanm\u0131\u015f olarak Allah&#8217;\u0131n isimlerinden bir isim olarak O&#8217;na mahsus olur ki, \u0130bn\u00fc Esir, &#8220;Nihaye&#8221;de bu m\u00e2n\u00e2lar\u0131 \u015f\u00f6yle \u00f6zetlemi\u015ftir: Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n isimlerinden olan Essamed, suvded kendisinde son bulan seyyiddir, seyyidli\u011fi de da i m ve bak\u00eedir, denilmi\u015ftir. yani &#8220;i\u00e7inde bo\u015fluk bulunmayan&#8221; da denilmi\u015f, ayr\u0131ca &#8220;O ki b\u00fct\u00fcn ihtiya\u00e7larda kendisine y\u00f6nelinen&#8221; de denilmi\u015ftir. Bu anlamda samed maks\u00fbd demek olur. Hz. \u00d6mer&#8217;in \u015fu hadisi de ondand\u0131r: &#8220;Ensab\u0131, yani nesebleri \u00f6\u011frenip de o n lara ta&#8217;netmekten sak\u0131n\u0131n\u0131z, can\u0131m kudret elinde olan Allah&#8217;a yemin ederim ki: \u015eu kap\u0131dan ancak samed olan \u00e7\u0131ks\u0131n desem pek az\u0131n\u0131z \u00e7\u0131kard\u0131n\u0131z&#8221;. Bu s\u00f6zde samed suvdedinde m\u00fcntehi olan, yani efendili\u011finde, \u015feref ve haysiyetinde, yahud beyli\u011finde son derecey e y\u00fckselmi\u015f olan demektir, yahut ihtiya\u00e7larda kendisine ba\u015fvurulan ve kendisi kimseden bir\u015fey beklemeyen demektir. Muaz b. Cemuh hadisinde Ebu Cehl&#8217;in katli olay\u0131nda &#8220;Onun i\u00e7in samdettim, demesi de onu kasdettim, hem kollay\u0131p durdum, bo\u015f bulunaca\u011f\u0131 an\u0131 b ekledim.&#8221; demektir. Hz. Ali hadisinde &#8220;Size Hakk&#8217;\u0131n amudu tecelli edinceye kadar samden samda&#8221; denilmesi de yine bu anlamdad\u0131r.<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, Hz. \u00d6mer&#8217;in s\u00f6z\u00fcnde samed nekre olarak insanlar hakk\u0131nda da kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Kavmin reisi anlam\u0131na samed\u00fclkavm denilmesi de bu y\u00fczdendir. \u0130\u015fte Muhyiddin Arab\u00ee bunun bir bak\u0131ma sabit olan izaf\u00ee bir samediyyetten nasib oldu\u011funu ihtar ve tam m\u00e2n\u00e2s\u0131yla samediyyetin Allah&#8217;a mahsus oldu\u011funu beyan eylemi\u015ftir. Bu ise \u011f\u0131na-y\u0131 tamm\u0131 ifade etmek i\u00e7in \u011f\u0131na-y\u0131 nefs\u00eeyi de i\u00e7i n e al\u0131r. Fahreddin Raz\u00ee de samedi baz\u0131lar\u0131n\u0131n s\u0131fat-\u0131 s\u00fcb\u00fbtiyye, baz\u0131lar\u0131n\u0131n da s\u0131fat-\u0131 selbiyye olarak yukar\u0131da zikredildi\u011fi \u015fekilde ve olarak esasl\u0131 iki l\u00fcgat m\u00e2n\u00e2s\u0131 \u00fczerinden onsekiz m\u00e2n\u00e2ya kadar tefsir<\/p>\n<p>ettiklerini ve onsekizincisinin de &#8220;eksilmed en, artmadan, te\u011fayy\u00fcrat ve tebedd\u00fclata u\u011framaktan, zamandan ve mek\u00e2ndan ve cihetlerden m\u00fcnezzeh&#8221; diye ifade edildi\u011fini anlatt\u0131ktan sonra der ki: \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc vecihte l\u00e2fz\u0131n\u0131n b\u00fct\u00fcn bu m\u00e2n\u00e2lar\u0131n hepsine hamledilmesidir ki, bunu da i\u00e7ine al\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah&#8217;\u0131n z at\u0131n\u0131n v\u00fcc\u00fbbuna delalet etmesi a\u00e7\u0131s\u0131ndan b\u00fct\u00fcn selb\u00ee s\u0131fatlara ve Allah&#8217;\u0131n m\u00fcbdi-i k\u00fcll (her \u015feyi yaratan) oldu\u011funa delalet etmesi a\u00e7\u0131s\u0131ndan da O&#8217;na ait s\u0131fat ve \u00f6zelliklerin hepsine delalet eyler. \u0130kinci meselede demek varl\u0131k \u00e2leminde Allah&#8217;dan ba\u015fka b i r samed olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 gerekli k\u0131lar. B\u00fct\u00fcn ihtiya\u00e7larda kendisine y\u00f6nelinen ve zat\u0131nda de\u011fi\u015fiklik kabul etmeyen diye tarif olununca da varl\u0131k \u00e2leminde Allah&#8217;tan ba\u015fka b\u00f6yle bir mevcut bulunmamas\u0131 laz\u0131m gelir. \u015eu halde bu \u00e2yet tek ba\u015f\u0131na Allah&#8217;tan ba\u015fka bir i l\u00e2h olmad\u0131\u011f\u0131na delalet eyler. O halde &#8220;Allah ehaddir&#8221; demek, Allah zat\u0131nda hi\u00e7bir \u015fekilde, ne terkip, ne telif bulunmamas\u0131 anlam\u0131na bir oldu\u011funa delalet eder. &#8220;Allah Samed&#8217;dir&#8221; ifadesi de ortakl\u0131klar\u0131 ve kar\u015f\u0131tlar\u0131 nefiy ve red anlam\u0131nda bir oldu\u011fun u dile getirir.<\/p>\n<p>\u00c2yette cevab\u0131 verilmesi gereken bir iki soru daha kald\u0131: Ni\u00e7in ehad nekire, (belirsiz) essamed marife (belirli) olarak gelmi\u015ftir? Baz\u0131lar\u0131 demi\u015flerdir ki; nefiy ve adedin d\u0131\u015f\u0131nda &#8220;ehad&#8221; Allah&#8217;dan ba\u015fkas\u0131 i\u00e7in kullan\u0131lmad\u0131\u011f\u0131ndan dolay\u0131 bu anlamda marife h\u00fckm\u00fcnde oldu\u011fundan, onu harf-i ta&#8217;rif ile marife yapmaya l\u00fczum yoktur. Lakin &#8220;samed&#8221; \u00f6yle de\u011fildir, \u00e7\u00fcnk\u00fc Allah&#8217;tan ba\u015fkalar\u0131 i\u00e7in de kullan\u0131l\u0131r. Raz\u00ee de bu sorunun cevab\u0131nda \u015f\u00f6yle demi\u015ftir: \u00c7o\u011funlukla halk\u0131n vehminde her varl\u0131k hissedil i r cinstendir. Halbuki her hissedilen varl\u0131\u011f\u0131n par\u00e7alara ayr\u0131labilir oldu\u011fu da bir ger\u00e7ektir. Onun i\u00e7in hi\u00e7 b\u00f6l\u00fcnme kabul etmeyen bir varl\u0131k genellikle hakk\u0131n hat\u0131r\u0131na gelmez, ama samedin ihtiya\u00e7larda kendisine ba\u015fvurulan en \u00fcst derecedeki yetkili oldu\u011fu A r aplarca ve daha ba\u015fkalar\u0131nca bilinir. Nitekim &#8220;E\u011fer sen onlara, kendilerini kimin yaratt\u0131\u011f\u0131n\u0131 soracak olursan, onlar elbette Allah diyecekler.&#8221; (Zuhruf, 43\/87) buyurulmu\u015ftur. \u0130\u015fte ehadiyyet \u00e7o\u011funlukla insanlarca bilinmeyen ve belli olmayan, samediyyet ise b\u00fct\u00fcn insanlarca bilinen bir anlam oldu\u011fu i\u00e7in, ehad nekire olarak, samed de o samed anlam\u0131na marife olarak gelmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Bunu \u015f\u00f6yle a\u00e7\u0131klamak bizce daha iyi olacakt\u0131r: M\u00fc\u015frikler Allah&#8217;\u0131 ve ul\u00fbhiyetini tan\u0131yorlarsa da O&#8217;nun ul\u00fbhiyette birli\u011fini, yani ehadiyyetini tan\u0131m\u0131yorlard\u0131. Allah isminin ve ul\u00fbhiyetinin birli\u011fi gerektirdi\u011fini bilmiyorlard\u0131. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki, \u00e7e\u015fitli dileklerini, ihtiya\u00e7lar\u0131n\u0131 de\u011fi\u015fik de\u011fi\u015fik tanr\u0131lardan istiyorlar ve herbir ihtiya\u00e7 i\u00e7in farkl\u0131 derecede samedler d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyorlard\u0131. Ul\u00fbhiyyetin bir samediyyet ifade etti\u011fini, il\u00e2h\u0131n mabud demek ve en ba\u015ftaki maksud demek oldu\u011funu biliyorlarsa da en ba\u015f olman\u0131n birli\u011fi gerektirdi\u011fini ve b\u00fct\u00fcn maksatlar\u0131n, b\u00fct\u00fcn samediyyetin bir tek maksudda, b\u00fct\u00fcn kainat\u0131n yarat\u0131c\u0131s\u0131 olan bir tek ilah t a toplanaca\u011f\u0131n\u0131 ve buna g\u00f6re maksat ve dileklerinin hepsini bir noktada, bir kelimede birle\u015ftirmek laz\u0131m geldi\u011fini bilmiyorlard\u0131. Bundan<\/p>\n<p>dolay\u0131 da bir hedefte, bir mercide toplanmas\u0131 ihtimali olmayan muhtelif g\u00f6n\u00fcllerle t\u00fcrl\u00fc t\u00fcrl\u00fc mabudlar, ba\u015fka ba\u015fka samedler aras\u0131nda niza&#8217; ve didi\u015fme i\u00e7inde bocalay\u0131p duruyorlard\u0131. Yine bundan dolay\u0131 &#8220;Allah var, ba\u015fka ilah yok.&#8221; denildik\u00e7e &#8220;B\u00fct\u00fcn il\u00e2hlar\u0131 bir tek il\u00e2h m\u0131 yapm\u0131\u015f, bu ger\u00e7ekten \u015fa\u015f\u0131lacak bir \u015fey?&#8221; (Sad, 38\/5) diyorlard\u0131. \u0130\u015fte ul\u00fbhiyetin her bak\u0131mdan ger\u00e7ek vahdeti icap etti\u011fini bilmediklerinden dolay\u0131 o haber verilirken \u00f6nce i\u015fin \u00f6nemini belirtmek \u00fczere zamir-i \u015fan ile ba\u015flay\u0131p &#8220;O Allah birdir.&#8221; diye ehad kelimesi nekire olarak haber verilmi\u015ftir: &#8220;Siz bu b\u00fcy\u00fck hakikat\u0131 bilmiyorsunuz, haberiniz olsu n ki, Allah bir tektir.&#8221; demek olur. Buna kar\u015f\u0131l\u0131k, bizim bildi\u011fimiz, g\u00f6n\u00fcllerimizde duydu\u011fumuz bu kadar \u00e7ok ve \u00e7e\u015fitli ihtiya\u00e7lara, t\u00fcrl\u00fc maksatlara bir tek Allah nas\u0131l yeti\u015fir, nas\u0131l k\u00e2fi gelir? \u015feklinde bir teredd\u00fcde d\u00fc\u015f\u00fclmemek i\u00e7in de hemen arkas\u0131ndan h er ihtiyac\u0131 kar\u015f\u0131layacak, her i\u015fi bitirecek, her maksada erdirecek, eksiksiz, som, \u011fani, yegane maksud ve yegane merci&#8217;in ancak Allah oldu\u011fu anlat\u0131lmak \u00fczere hasr ve tahsis ifade etmek i\u00e7in l\u00e2m-\u0131 tarif ile \u015feklinde diye buyurulmu\u015ftur ki, \u015f\u00f6yle de m ek olur: &#8220;O sizin bildi\u011finiz, tan\u0131d\u0131\u011f\u0131n\u0131z, d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcz ve d\u00fc\u015f\u00fcnebilece\u011finiz muhtelif maksudlar\u0131n, samed ad\u0131 alt\u0131nda daha y\u00fckse\u011fi yoktur.&#8221; diye anlad\u0131\u011f\u0131n\u0131z \u00e7e\u015fitli gayelerin hepsi, her\u015feyin h\u00e2l\u0131k\u0131, b\u00fct\u00fcn k\u00e2inat\u0131n ve her\u015feyin yarat\u0131c\u0131s\u0131 ve mercii olan Alla h Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n samediyyetinde birle\u015fir. Tam m\u00e2n\u00e2s\u0131yla samediyyet ehad olan o Allah&#8217;a mahsustur. O hi\u00e7 eksiksiz maksud-\u0131 k\u00fcll olan yegane sameddir. \u00c7\u00fcnk\u00fc orta\u011f\u0131 olan ve ehad olmayan ger\u00e7ekte samed de olamaz, samed olmayan da il\u00e2h ve mabud olamaz. Bunu b\u00f6yle an l amak i\u00e7in de &#8220;samed&#8221; kelimesinin l\u00fcgatte ve \u00f6rfte bilinen m\u00e2n\u00e2lar\u0131, lafz-\u0131 m\u00fc\u015fterek (ortak laf\u0131z) olarak her iki anlam\u0131n\u0131 da i\u00e7ine alacak \u015fekilde genel anlamda de\u011fil, \u00f6nce umum\u00ee mecaz olarak &#8220;samed denilen ne varsa&#8221; anlam\u0131yla, ikinci olarak da selb\u00ee ve s\u00fc b \u00fbt\u00ee en y\u00fcksek kem\u00e2l olan b\u00fct\u00fcn gerekleriyle maksat ve muradlar\u0131n son gayesi ve hedefi say\u0131lmak \u00fczere iki mertebeli mecaz olarak \u015feri\u00e2t dilindeki hakikat m\u00e2n\u00e2s\u0131 esas al\u0131narak m\u00fclahaza edilmek l\u00e2z\u0131m gelir ki, i\u015fte zikrolunan b\u00fct\u00fcn tefsirlerin hepsi esas bu m aksad\u0131 izah i\u00e7indir.<\/p>\n<p>Burada \u015funu da s\u00f6yleyelim ki, tefsir alimlerinin bir\u00e7o\u011fu samedin tefsirinde seyyidi zikretmi\u015fler, bir\u00e7o\u011fu da bunu g\u00f6zard\u0131 etmi\u015flerdir. Bunun sebebi Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya &#8220;seyyid efendi, reis&#8221; denilip denilmeyece\u011fi konusundaki ihtil\u00e2ft\u0131r. Bununla beraber bir sahih hadiste &#8220;As\u0131l seyyid Allah&#8217;t\u0131r.&#8221; diye varid oldu\u011fundan dolay\u0131 S\u00fcheyl\u00ee demi\u015ftir ki, Muzaf olarak (isim tamlamas\u0131 olarak) Allah&#8217;a seyyid denilemez. Mesela: Meleklerin seyyidi, insanlar\u0131n seyyidi, \u00e2lemlerin seyyidi v.s. denilemez. Zaten halk\u0131n seyyidi, k\u00e2inat\u0131n veya mahlukat\u0131n seyyidi denildi\u011fi zaman da Resulullah Efendimiz anla\u015f\u0131l\u0131r. Sonra halk\u0131n ihtiya\u00e7 ve dileklerinde Allah&#8217;a y\u00f6nelmesi irad\u00ee, tabi\u00ee veya f\u0131tr\u00ee olarak y\u00f6nelmekten daha geni\u015f anlaml\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc niteliklerin hepsi, m \u00fc mk\u00fcn olan geli\u015fme ve kemallerinin meydana gelmesini talepde Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya y\u00f6nelmi\u015ftir: &#8220;Hepsi dua ve tesbihini iyice bilir.&#8221; (N\u00fbr, 24\/41) buyurulmu\u015ftur. Allah Te\u00e2l\u00e2, hem m\u00fcbdii k\u00fcll, (her\u015feyin yarat\u0131c\u0131s\u0131) gaye-i k\u00fclld\u00fcr (son ama\u00e7t\u0131r). Onun i\u00e7in evvel v e \u00e2hirdir. \u015eu halde bu iki \u00e2yette bu iki noktan\u0131n Allah&#8217;\u0131n zat\u0131n\u0131n tekli\u011finde birle\u015fti\u011fine tenbih vard\u0131r. \u015eu halde ikinci soru: O halde &#8220;Allah&#8221; y\u00fcce isminin her iki \u00e2yette de ve diyerek iki defa tekrar\u0131nda ne fayda vard\u0131r? diye sorulursa, bunda zikro l unan tenbihten ba\u015fka birka\u00e7 fayda daha vard\u0131r:<\/p>\n<p>Birincisi: \u00d6nceki sualin cevab\u0131ndan anla\u015f\u0131laca\u011f\u0131 \u00fczere haberlerin birinin nekire, birinin marife olarak getirilmesindeki faideyi sa\u011flamakt\u0131r. Zira tekrar edilmese iki haberin ya ikisinin birden nekire, ya da ikisinin birden marife olmas\u0131 gerekirdi.<\/p>\n<p>\u0130kincisi: Her iki haberden her ikisinin de do\u011frudan do\u011fruya isminin Allah oldu\u011funa tenbih vard\u0131r. Onun i\u00e7in isim tekrar edilerek at\u0131f yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc: Ehad ile es-Samed vas\u0131flar\u0131ndan her birinin tayin ve tesbiti ayn\u0131 zatta ba\u015fl\u0131ba\u015f\u0131na birer \u00f6zellik olduklar\u0131na tenbih etmektir. Onun i\u00e7in ikincisinde \u00f6zellikle diye sadece zamir ile yetinilmemi\u015ftir.<\/p>\n<p>Ayr\u0131ca \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc bir soru olarak da: \u0130ki c\u00fcmlenin ikisi de ba\u015fl\u0131ba\u015f\u0131na birer maks\u00fbdu dile getirmi\u015fken, birincinin \u00f6ne al\u0131nm\u0131\u015f olmas\u0131ndaki hikmet nedir? Neden ehadiyyetle ilgili c\u00fcmle samediyyetle ilgili olan c\u00fcmlenin \u00f6n\u00fcne ge\u00e7mi\u015ftir? diye sorulacak olursa, bunun da hikmetinin her\u015feyden \u00f6nce m\u00fc\u015friklere Allah&#8217;\u0131n birli\u011fini bildirmenin \u00f6nemidir. Samedi y yetin ise, i\u015faret olundu\u011fu gibi, o birlikten kaynaklanan bir suale cevap makam\u0131nda veya ona delil olarak veyahut<\/p>\n<p>sonu\u00e7 olarak zikredilmi\u015f olmas\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc liz\u00e2tihi \u011f\u0131na-y\u0131 tam (tam ihtiya\u00e7s\u0131zl\u0131k) ile \u011fani ve kendisinden ba\u015fka her \u015feyin kendisine muhta\u00e7 oldu\u011fu anlam\u0131, her \u015feyden \u00f6nce O&#8217;nun birli\u011finin kabul edilmesiyle m\u00fcmk\u00fcn olur. B\u00f6ylece Allah&#8217;\u0131n ehadiyyeti, \u011f\u0131na-y\u0131 tam ile samediyyetini de gerektirmi\u015f olur. Has\u0131l\u0131 samediyyet c\u00fcmlesi, bir bak\u0131ma ehadiyyetin delili, bir bak\u0131ma sonucu gibi oldu\u011fundan, birinc i c\u00fcmleyi peki\u015ftiren bir c\u00fcmledir.<\/p>\n<p>3. Has\u0131l\u0131 Hak Te\u00e2l\u00e2, evvela her bak\u0131mdan kendisine y\u00f6nelinen ve sayg\u0131ya hakk\u0131 olan b\u00fct\u00fcn cel\u00e2l ve cem\u00e2l s\u0131fatlar\u0131n\u0131 toplam\u0131\u015f bulunan ul\u00fbhiyyetini, sonra kendisinin herhangi bir \u015fekilde b\u00f6l\u00fcnme ve terkip kusurundan, \u00f6z\u00fcnde ve \u00f6zelliklerinde benzerlik vehmedilmesinden tamam\u0131yla uzak oldu\u011funu gerektiren ehadiyyetini, sonra da kendisinden ba\u015fka her\u015feyden m\u00fcsta\u011fni olan ve b\u00fct\u00fcn yarat\u0131lm\u0131\u015flar\u0131n var olmas\u0131nda, ayakta durmas\u0131nda ve di\u011fer ihtiya\u00e7 ve durumlar\u0131nda maksatlar\u0131n\u0131n has\u0131l olmas\u0131 i\u00e7in hep ona muhta\u00e7 bulunduklar\u0131 samediyyetini beyan ettikten sonra, O&#8217;na h\u00e2\u015f\u00e2 nesil ve \u00fcreme isnad edenlerin: K\u0131zlar\u0131 var, melekler O&#8217;nun k\u0131zlar\u0131d\u0131r, o\u011flu var, \u0130sa O&#8217;nun o\u011fludur, onu kendisinin il\u00e2hl\u0131k cevherinden meydana getirdi, onu da ken d isi gibi il\u00e2h yapt\u0131. \u015eu halde &#8220;O, ayn\u0131 zamanda babad\u0131r, o\u011fuldur, anad\u0131r, hepsi il\u00e2hl\u0131k bak\u0131m\u0131ndan birdir, \u00e7\u00fcnk\u00fc ayn\u0131 cevher, ayn\u0131 \u00f6zd\u00fcr.&#8221; diye ortak ve benzer iddia edenlerin bu iddialar\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131k\u00e7a ve nassa ba\u011flayarak red ve iptal etmek \u00fczere, ehadiyyetin v e samediyyetin ne demek oldu\u011funu baz\u0131 gerekleriyle a\u00e7\u0131klamak ve tefsir etmek \u00fczere buyuruyor ki: O do\u011furmad\u0131. Yani kendisinden ve kendi zat\u0131ndan bir par\u00e7a \u00e7\u0131karmad\u0131. Allah ne baba, ne de ana de\u011fildir. Mitoz (e\u015feyli) ve amitoz (e\u015feysiz) yolla \u00fcremi\u015f, do\u011furmu\u015f ve \u00e7o\u011falm\u0131\u015f de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc do\u011furmak, onda ona benzer yeni bir par\u00e7an\u0131n te\u015fekk\u00fcl etmesi ve sonra da ondan ayr\u0131lmas\u0131 yoluyla olur, b\u00f6yle bir durumu gerektirr. Bu ise onun zat\u0131nda bir taraftan terkibi, bir taraftan hud\u00fbs ve ihtiyac\u0131, de\u011fi\u015fmeyi, b\u00f6l\u00fcnme y i gerektirir. O da sonu\u00e7ta fanili\u011fi, yani bir s\u00fcre sonra yok olmay\u0131 gerektirir. \u00c7\u00fcnk\u00fc do\u011furan par\u00e7alan\u0131r, par\u00e7alanan yok olur. Do\u011furdu\u011fu \u015fey de sonu\u00e7ta ayn\u0131 duruma d\u00fc\u015fer. Do\u011furmak zaten bizzat baki kalamayacak olan faniler i\u00e7indir ve nevin devam\u0131yla ilgil i dir. Bundan dolay\u0131 do\u011furmak, kendi yerine kalacak evlad\u0131 ve nesli olmak, faniler a\u00e7\u0131s\u0131ndan bir ihtiya\u00e7 ve istenen bir ama\u00e7 olsa da zat\u0131nda her kemali toplam\u0131\u015f olan, ehad, samed ve vacibu&#8217;l-v\u00fcc\u00fbd \u00f6zellikleri ta\u015f\u0131yan bir il\u00e2h olan Allah Te\u00e2l\u00e2 hakk\u0131nda bu bi r kemal de\u011fil, tam aksine bir eksiklik, bir kusur olur. B\u00fct\u00fcn bunlar Allah&#8217;\u0131n ehadiyyetine ve samadiyyetine ayk\u0131r\u0131 olan ve ters d\u00fc\u015fen \u015feylerdir. Allah Te\u00e2l\u00e2 ehad ve samed oldu\u011fu i\u00e7in b\u00f6l\u00fcnmez, par\u00e7alara ayr\u0131lmaz. O&#8217;ndan ne bir b\u00f6l\u00fcm, ne bir cevher, ne bir \u00f6 z, ne bir madde kopup ayr\u0131lmaz, O&#8217;nun varl\u0131\u011f\u0131n\u0131n cinsi, benzeri<\/p>\n<p>ve nevi olmaz. Hi\u00e7bir \u015feye olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, \u00fcremeye de ihtiyac\u0131 bulunmaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc hi\u00e7bir \u015fekilde ihtiyac\u0131, eksi\u011fi gedi\u011fi bulunmaz. Ancak O&#8217;nun ilminde bulunan m\u00fcmk\u00fcnattan herbiri, O&#8217;nun dilemesi ve yaratmas\u0131yla meydana gelir. Ol demesiyle olur. Bu O&#8217;nun \u00f6zvarl\u0131\u011f\u0131ndan, zat\u0131ndan bir par\u00e7a kopup \u00e7\u0131kmak suretiyle O&#8217;ndan sudur ve tevell\u00fcd etmi\u015f, O&#8217;ndan \u00fcremi\u015f demek de\u011fildir. O&#8217;nun yaratmas\u0131 yo\u011fu var etmek, ibd\u00e2&#8217; ve \u00eecad etmek \u015feklinde olur: &#8220;O bir i \u015fin olmas\u0131n\u0131 murad edince, ona ol der, o da hemen oluverir.&#8221; (Bakara, 2\/117) Ger\u00e7ekten de m\u00fcmk\u00fcn olan varl\u0131klar illetsiz ve sebepsiz olarak hi\u00e7 yoktan meydana gelmez. Nitekim Tur S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;Yoksa hi\u00e7bir \u015fey olmadan m\u0131 yarat\u0131ld\u0131lar, yoksa kendileri mi y a ratand\u0131rlar?&#8221; (T\u00fbr, 52\/35) buyurulmu\u015ftur. Onun i\u00e7in varl\u0131kta herhangi bir de\u011fi\u015fiklik ve hud\u00fbs, gerek geli\u015fmeye veya tekam\u00fcle, \u00e7o\u011falmaya, gerek azalmaya ve gerilemeye do\u011fru herhagi bir de\u011fi\u015fme, zarur\u00ee olarak bir sebebe, bir illete delalet eder. Her h\u00e2dis y a ni sonradan olmu\u015f olan her\u015fey belli bir illete ba\u011fl\u0131 olarak meydana gelir. Mutlaka onu yapan ve meydana getiren bir yap\u0131c\u0131ya muhta\u00e7 olur. \u0130lliyet, yani sebeplilik (nedensellik) kanunu denilen bu kavram her akl\u0131n \u00f6z\u00fcnde yer alm\u0131\u015f bulunan ilk temel ilkelerd en biridir. Akl\u0131n zorunlu ilkelerindendir. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki ak\u0131l y\u00fcr\u00fctmeler, ilimler ve fenler her olayda bir sebep (illet-i failiyye) ara\u015ft\u0131r\u0131r. O olay\u0131 bir sebebe dayand\u0131rmadan kabul ve idrak edemez. Hakiki yap\u0131c\u0131 illet ise o illete dayal\u0131 olarak meydana gelecek olay\u0131 do\u011furmaz, yok iken onu ibda&#8217; ve ihdas eder, yarat\u0131r. Zira her \u015feyden \u00f6nce bir yaratma ve ihdas olmadan s\u00fcdur ve \u00fcreme, b\u00f6l\u00fcnme ve \u00f6\u011felerine ayr\u0131lma m\u00fcmk\u00fcn olmaz. Her \u00fcreme ilk ba\u015fta bir ibda&#8217;a, yoktan var etmeye ba\u011fl\u0131d\u0131r. Do\u011fan\u0131 do\u011furacak hale getiren, onda do\u011facak olan par\u00e7ay\u0131 meydana getirip yeti\u015ftiren, do\u011fuma sevkeden yaratand\u0131r. Do\u011furan ger\u00e7ek illet de\u011fildir, do\u011fumun mahalli, ge\u00e7it yolu ve arac\u0131, daha do\u011frusu ge\u00e7ici sebebidir. M\u00fc\u015frikler yaratmayla do\u011furma aras\u0131ndaki inceli\u011fi fark emed i klerinden dolay\u0131 illiyet kanunu, \u00fcreme (tevlid) ilkesinden ibaret zannetmi\u015fler, bu y\u00fczden de yarat\u0131lan yaratandan, eser m\u00fcessirden do\u011fuyor demeyi gelenek haline getirmi\u015flerdir. Saffat Suresi&#8217;nde &#8220;\u0130\u015fte sana onlar\u0131n iftiralar\u0131ndan bir tane daha &#8220;Allah d o \u011furdu&#8221; derler. Oysa ger\u00e7ekte elbette yalanc\u0131d\u0131rlar.&#8221; (S\u00e2ff\u00e2t, 37\/151-152) buyurulmu\u015ftur. Bununla da kalmazlar, madde \u00f6tesinde g\u00f6ze g\u00f6r\u00fcnmeyen cin, \u015feytan, melek gibi gizli kuvvetler ve fizik \u00f6tesi varl\u0131klar\u0131 cin veya ruh genel ad\u0131 alt\u0131nda m\u00fclahaza edip he p si i\u00e7in onlar Allah&#8217;dan \u00fcremi\u015ftir veya do\u011fmu\u015ftur, onlarla Allah aras\u0131nda bir nesep vard\u0131r, diyerek onlar\u0131 birer veya yar\u0131m\u015far tanr\u0131 yap\u0131p tapm\u0131\u015flard\u0131. &#8220;Bir de Allah&#8217;la cinler aras\u0131nda bir h\u0131s\u0131ml\u0131k, bir akrabal\u0131k<\/p>\n<p>uydurdular. Ger\u00e7ekte cinler de bilirler ki, onlar cehenneme doldurulacakt\u0131r.&#8221; (S\u00e2ff\u00e2t, 37\/158). M\u00fc\u015friklerin b\u00f6yle uluhiyette \u00fcreme fikrine saplanmalar\u0131 cehalet idi. Fakat peygamberlik yoluyla Yarat\u0131c\u0131&#8217;y\u0131 duymu\u015f ve ger\u00e7ek illiyetin &#8220;Yok iken yaratmak&#8221; ile oldu\u011funu anlam\u0131\u015f iken sonraki devir h\u0131ristiyanl\u0131\u011f\u0131n, uluhiyyeti baba, ruhu&#8217;l-kud\u00fcs ve o\u011ful diye do\u011furma ihtiyac\u0131 \u00fczerine kondurmu\u015f, O&#8217;na babal\u0131k ve \u00e7ocuk isnad etmi\u015f ve farzetmi\u015f olmas\u0131, hi\u00e7bir \u015fekilde dine ve dindarl\u0131\u011fa yak\u0131\u015fmayan b\u00fcy\u00fck bir dalalet, affedilmez bir sap\u0131kl\u0131kt\u0131r. (Bakara S\u00fbresi &#8216; nde (Bakara, 116-117) ve M\u00e2ide S\u00fbresi&#8217;nde (Maide, 71,72)nin tefsirine bak\u0131n\u0131z.)<\/p>\n<p>Bu sap\u0131kl\u0131\u011f\u0131n daha garip ciheti, putperestler Allah&#8217;a \u015firk ko\u015farken yine de Allah&#8217;\u0131 ba\u015f il\u00e2h tan\u0131d\u0131klar\u0131 ve ona t\u00e2l\u00ee derecedeki di\u011fer il\u00e2hlardan ayr\u0131cal\u0131k tan\u0131d\u0131klar\u0131 ve di\u011ferlerini daha a\u015fa\u011f\u0131 derecede yard\u0131mc\u0131 il\u00e2hlar kabul ettikleri, yani il\u00e2h diye tapt\u0131klar\u0131 putlardan hi\u00e7birini Allah&#8217;a e\u015fit ve ona denk saymad\u0131klar\u0131 halde, h\u0131ristiyanlar, tesl\u00ees (\u00fc\u00e7leme) inan\u00e7lar\u0131nda \u00fc\u00e7\u00fcn \u00fc\u00e7\u00fcn\u00fc de e\u015fit yapm\u0131\u015flard\u0131r. Bununla yetinmey i p \u00fc\u00e7\u00fcn\u00fc de o\u011fulun \u015fahs\u0131nda toplam\u0131\u015flard\u0131r, orada birle\u015ftirmi\u015flerdir. \u0130\u015fte bunlar\u0131n hepsini \u00fc\u00e7 bak\u0131mdan a\u00e7\u0131k\u00e7a red ve iptal ile Hakk&#8217;a ir\u015fad i\u00e7in buyurulmu\u015ftur ki;<\/p>\n<p>1. O do\u011furmad\u0131,<\/p>\n<p>2. Ve do\u011furulmad\u0131,<\/p>\n<p>3. O&#8217;na denk ve k\u00fcf\u00fcv de olmad\u0131.<\/p>\n<p>\u015eimdi do\u011furmad\u0131 ve do\u011furulmad\u0131 ne demektir, onu biraz a\u00e7\u0131klayal\u0131m. Do\u011furmad\u0131, yani kendisi ba\u015fkas\u0131n\u0131 do\u011furmad\u0131. Do\u011furulmad\u0131, yani kendisi bir ba\u015fkas\u0131 taraf\u0131ndan do\u011furulmad\u0131, ba\u015fkas\u0131ndan da do\u011fmad\u0131. Ba\u015fka bir veya ilk k\u00f6kten bir par\u00e7a olarak \u00e7\u0131k\u0131p da o\u011ful ( v eled) olmad\u0131. O kad\u00eemdir, sonradan olma (h\u00e2dis) de\u011fildir. Do\u011furan bir baba Allah veya do\u011furan bir ana Allah olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, do\u011furulmu\u015f bir o\u011ful Allah veya do\u011furulmu\u015f bir k\u0131z Allah da de\u011fildir. B\u00f6yle do\u011fmu\u015f ve do\u011furmu\u015f bir Allah olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, olmas\u0131 da m\u00fcm k \u00fcn ve muhtemel de\u011fildir, m\u00fcmten\u00eedir. \u00c7\u00fcnk\u00fc do\u011furan fani ve muhta\u00e7 olaca\u011f\u0131 gibi do\u011fan da kadim ve liz\u00e2tihi vacib\u00fclv\u00fcc\u00fbd olmaz. Sonradan olmu\u015f h\u00e2dis, ayn\u0131 zamanda f\u00e2n\u00eeye muhta\u00e7 eksik biri olur. Ehad ve samed olan Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n zat\u0131nda ne ge\u00e7mi\u015fte ne gele c ekte yokluk (adem), eksiklik, hud\u00fbs ve fanilik bulunmaz. O ezelde ve ebedde hep birdir, hi\u00e7 eksiksiz b\u00e2ki ve sameddir. Bundan \u015fu da anla\u015f\u0131l\u0131r ki, O varolu\u015fta ba\u015fkas\u0131ndan do\u011fmad\u0131\u011f\u0131 gibi fikir ve bilgiden \u00fcretilmez. Yani bir ilkeden bir mebde&#8217;den de sonu\u00e7 o l arak elde edilemez: Bir b\u00fcrhan, bir kural ve kanun alt\u0131na da s\u0131\u011fd\u0131r\u0131lamaz. B\u00fct\u00fcn \u00e2lem ve \u00e2lemden<\/p>\n<p>\u00e7\u0131kar\u0131lan bilgiler, fikirler, anlamlar, kanunlar ve kurallar O&#8217;nu kapsam\u0131 i\u00e7ine al\u0131p, O&#8217;na del\u00e2let etmez. B\u00fct\u00fcn bunlar kendilerinin h\u00e2dis ve muhta\u00e7 olma \u00f6zelli\u011fiyle \u00f6n\u00fcnde ve sonunda O&#8217;na olan fakirlik ve ihtiya\u00e7lar\u0131n\u0131 il\u00e2n ederek kendi varl\u0131klar\u0131ndan \u00f6nce, kendileriyle beraber ve kendilerinden sonra O&#8217;nun varl\u0131\u011f\u0131na birli\u011fine, bekas\u0131na ve her \u015feyi i\u00e7ermesine isteyerek \u00f6ncelikle del\u00e2let eylerler. O&#8217;nun zat\u0131n\u0131 te\u015fhir etmezler, meydana geli\u015fleriyle birbirlerine O&#8217;nun sanat\u0131n\u0131 duyururlar. Bundan dolay\u0131 O, her\u015feyden sezilir zahir, hi\u00e7bir \u015feyle bilinmez bat\u0131nd\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc her\u015fey O&#8217;nunla durur, O&#8217;nunla bulunur, O&#8217;nun hid\u00e2yetiyle bilinir. &#8220;Allah g\u00f6klerin ve yerin n\u00fbrud u r.&#8221; (N\u00fbr, 24\/35) ve &#8220;Muhakkak ki, O her\u015feye \u015fahiddir.&#8221; (Fussilet, 41\/53). O&#8217;nun kendi zat\u0131n\u0131 ancak kendisi bilir. O&#8217;nun ilmi de s\u00fcd\u00fbr ve hus\u00fble, d\u00fc\u015f\u00fcnme ve hat\u0131rlamaya ba\u011fl\u0131 bir bilgi de\u011fildir. Nitekim Hz. \u0130sa &#8220;Muhakkak ki, sen benim i\u00e7imdekini bili r sin, fakat ben seninkini bilmem.&#8221; (Maide, 5\/116) demi\u015ftir. Bu a\u00e7\u0131klamalardan anla\u015f\u0131l\u0131r ki, de\u011fi\u015fmeyi ve yok olmay\u0131 yani te\u011fayy\u00fcr\u00fc ve fenay\u0131 nefy ile bekay\u0131 isbat eder. ise kendisinden \u00f6nceyi ve sonradan olmay\u0131 nefyeder ve k\u0131demi isbat eder. K\u0131dem i se bekadan daha \u00f6nce akla gelen bir \u015feydir. Bundan dolay\u0131 burada \u015f\u00f6yle bir soru akla gelebilir: O halde m\u00e2n\u00e2 bak\u0131m\u0131ndan den daha \u00f6nce s\u00f6ylenmek gerekirken bunun geriye al\u0131nmas\u0131na sebep nedir? Bunda iki \u00f6nemli incelik vard\u0131r: Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n k\u0131demi, m\u00fc\u015fr i klerce de ink\u00e2r edilmedi\u011fi i\u00e7in \u00f6nce h\u00fckm\u00fcn\u00fcn a\u00e7\u0131klanmas\u0131 \u00f6nem kazanm\u0131\u015f, h\u00fckm\u00fc de onu peki\u015ftirmek i\u00e7in bir bak\u0131ma delil yerine kullan\u0131lmak \u00fczere geriye al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Zira bunlar zaten birbirinin vazge\u00e7ilmez \u015f\u0131klar\u0131 oldu\u011fundan do\u011furulmad\u0131\u011f\u0131 kabul edile n in do\u011furmad\u0131\u011f\u0131 da itiraf olunmak gerekir.<\/p>\n<p>\u0130kinci incelik baba ve anal\u0131\u011f\u0131 reddediyor, de o\u011fullu\u011fu nefyediyor. H\u0131ristiyanlar \u00fc\u00e7leme inan\u00e7lar\u0131nda \u00f6nce baba Rabb, sonra da o\u011ful il\u00e2h iddia ettikleri ve baban\u0131n evladdan zaten \u00f6nce oldu\u011fu i\u00e7in, \u00e2yetteki nefiyde de onlar\u0131 redde \u00f6zellikle ifade etmek \u00fczere &#8220;lem yelid&#8221; \u00f6nce, &#8220;ve lem y\u00fbled&#8221; sonra s\u00f6ylenmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Bu konuda Al\u00fbs\u00ee h\u0131ristiyanlar\u0131n kendi kitaplar\u0131nda \u00fc\u00e7leme akidesini nas\u0131l tasvir ettiklerini naklederek der ki, onlar kitaplar\u0131nda \u015f\u00f6yle diyorlar: Baba, \u00fc\u00e7ten birinci esast\u0131r o\u011ful ikincidir. O&#8217;ndan ezel\u00ee ve bir s\u00fcd\u00fbr ile ezeliyyette ona e\u015fittir ve ezeliyetle sad\u0131r olmu\u015ftur. Ruhu&#8217;l-kud\u00fcs \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc esast\u0131r, o da ilk ikisinden \u00f6yle sad\u0131r olmu\u015ftur. \u0130l\u00e2hl\u0131k tabiat\u0131 ise bir tabiatt\u0131r ve bu tabiat \u00fc\u00e7ten h er birinde de<\/p>\n<p>vard\u0131r, her biri beraber olarak o tabiatle ittihad etmi\u015ftir. Bununla beraber bir tek cevher de\u011fil, \u00fc\u00e7 ayr\u0131 cevherdirler. Yani baba ayn\u0131 zamanda o\u011ful de\u011fil, o\u011ful ayn\u0131 zamanda baba de\u011fil, o ikisi de r\u00fbhulkud\u00fcs de\u011fil, r\u00fbhulkud\u00fcs de baba veya o\u011ful de\u011filler. Ancak yine de her \u00fc\u00e7\u00fc de birer il\u00e2ht\u0131rlar. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00fc\u00e7\u00fcn\u00fcn de birer l\u00e2hutu, birer cevheri ve bir il\u00e2hl\u0131k tabiat\u0131 vard\u0131r. Aralar\u0131nda farkl\u0131l\u0131k bulunmakla beraber her biri ilahl\u0131k \u00f6zelli\u011finde beraberdir. Birinci esas; cevher\u00ee v\u00fcc\u00fbd\u00ee v\u00e2cib, ikincisi; cevher\u00ee ak\u0131l, ki buna ilim dahi denilir, \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc; cevher\u00ee irade ki, buna muhabbet dahi denilir. \u0130\u015fte Allah \u00fc\u00e7 ayr\u0131 esas cevherin b\u00fct\u00fcn\u00fcd\u00fcr. \u00d6yle ki, \u00fc\u00e7\u00fc de hakiki temay\u00fczle temay\u00fczleri \u00fczeredir. Bazen de ona izaf\u00eelik \u0131tlak ediyorlar, yani birbirlerine iz a fetle diyorlar; bir cevher ve bir tabiat Allah odur ve ondan gayrisi bulunuyor de\u011fildir, belki her ne dahil ise zat\u0131n\u0131n ayn\u0131d\u0131r. Ayr\u0131ca diyorlar ki, Allah&#8217;ta d\u00f6rt izafet vard\u0131r: Birincisi \u00f6nceki esasta d\u00fc\u015f\u00fcnmenin faaliyetidir. \u0130kincisi, baban\u0131n akl\u0131n\u0131n su r eti olan o\u011fulda, yani ikinci esasta d\u00fc\u015f\u00fcnmenin fiilen meydana gelmesidir. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc; irade kendilerinin olan birinci ve ikinci esasta kendili\u011finden co\u015fma &#8220;inbisak, inbi&#8217;\u00e2s&#8221; (spontaneite) failiyetidir. D\u00f6rd\u00fcnc\u00fcs\u00fc; birinci ve ikinci esasa \u00e2id il\u00e2h\u00ee irade sev g isi olan \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc esasta o co\u015fman\u0131n mef\u00fbliyetidir. Ve diyorlar ki: \u0130l\u00e2h\u00ee esaslarda f\u00e2iliyet ve mef\u00fbliyet tabiri tevess\u00fc (geni\u015fleme) yoluylad\u0131r. Yoksa babada o\u011ful taraf\u0131na do\u011fru f\u00e2iliyet babal\u0131ktan ba\u015fka de\u011fildir. Baba ile o\u011fulda r\u00fbhu&#8217;l-kud\u00fcs taraf\u0131na f\u00e2iliy e t bunun s\u00fcd\u00fbrunun onlardan ba\u015flamas\u0131ndan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir. O\u011ful ve r\u00fbhulkud\u00fcste mefuliyet ise o\u011fulda o\u011fulluktan ve r\u00fbhu&#8217;l-kud\u00fcste de co\u015fu\u015ftan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir. Yine diyorlar ki; ger\u00e7i bunlar be\u015ferin ak\u0131l ve alg\u0131lama g\u00fcc\u00fcn\u00fcn \u00fcst\u00fcnde olan \u015feyler s e de bunlar\u0131n hepsine iman etmek vaciptir. \u015e\u00f6yle san\u0131yorlar ki: Bu \u00fc\u00e7 uknumun Havarilerden \u00f6\u011frenmi\u015f olduklar\u0131 bir tak\u0131m isimleri de vard\u0131r: \u0130l\u00e2h\u00ee varolu\u015fta birinci esasa baba denir, ikinci esasa o\u011ful, kelime, hikmet, n\u00fbr, ziya, \u015fu\u00e2 denir, \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc esasa da r uhu&#8217;l-kud\u00fcs, mu\u011fri (k\u0131\u015fk\u0131rt\u0131c\u0131, heyecana getirici) denir ki, Yunanca eraklit (heraclitedes) dediklerinin m\u00e2n\u00e2s\u0131 imi\u015f.<\/p>\n<p>Bu isimlerin verilmesinin sebebini a\u00e7\u0131klamak i\u00e7in de \u015f\u00f6yle demi\u015flerdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc birinci esas bir menba ve mebde durumundad\u0131r. Kendisinden s\u00fcd\u00fbr etmi\u015f olan ikinci esasa ak\u0131l fiili olan ve f\u00e2iline benzemeyi iktiza eden bir fiil ile b\u00fct\u00fcn varolu\u015f \u00f6zelliklerini ve cevherini vermi\u015ftir. \u00d6ylesine vermi\u015ftir ki, onun il\u00e2h\u00ee cevherinin bir s\u00fbreti olan ikinci esas ona tam bir e\u015fitlik ile e\u015fit olmu\u015ft u r. Do\u011furman\u0131n haddi ve hududu, bir dirinin bir diriden unsur ve tabiat\u0131na benzemeyi gerektiren bir kaynaktan s\u00fcd\u00fbr etmesi demektir. Burada b\u00f6yle ve belki daha da a\u00e7\u0131k se\u00e7iktir. \u00c7\u00fcnk\u00fc ikincide il\u00e2h\u00ee tabiat\u0131n kendisi aynen bulunuyor. O halde \u00f6ncekine baba d e nilince, ikinciye o\u011ful denilmesinde bir bid&#8217;at olmaz.<\/p>\n<p>\u0130kinciye kelime denilmesi, bu \u00fcremenin bir hayvan veya bir nebatta oldu\u011fu gibi do\u011furma de\u011fil, ak\u0131l fiili ile olmas\u0131ndan dolay\u0131d\u0131r. Yani, baban\u0131n l\u00e2h\u00fbtunu tasavvuru ve onu anlamas\u0131 yoluylad\u0131r. \u015eeksiz ve \u015f\u00fcphesiz o s\u00fbret kelimedir. \u00c7\u00fcnk\u00fc kelime akl\u0131n anla\u015f\u0131lmas\u0131 ve d\u00fc\u015f\u00fcnmesidir. Ona hikmet denilmesi de do\u011frudur. \u00c7\u00fcnk\u00fc o, babadan il\u00e2h\u00ee akl\u0131n\u0131n fiili ile do\u011fmu\u015ftur, o ise hikmettir. Ona n\u00fbr, \u015fu&#8217;a ve ziya denilmesi de yerindedir. \u00c7\u00fcnk\u00fc hikmet her nerede bulunursa onunla e\u015fyan\u0131n hakikatlar\u0131n\u0131n marifet, n\u00fbr, ziya ve \u015fu\u00e2 gibi inki\u015faflar\u0131 has\u0131l olur. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcye ruhu&#8217;l-kud\u00fcs denilir, \u00e7\u00fcnk\u00fc o baba ile o\u011fuldan ikisinin bir olan irade fiiliyle s\u00fcd\u00fbr etmi\u015f ve onlardan bir fiil ile co\u015fmu\u015ftur ki, bu fiil iradenin sevgi ile sevgilisine do\u011fru heyecan\u0131 gibidir, ve o Allah sevgisidir. Allah kendisi de s\u0131rf ruhtur, tekadd\u00fcs\u00fc (kutsall\u0131\u011f\u0131) de onun ayn\u0131d\u0131r. Ayr\u0131ca birinci ile ikinciden her birine &#8220;ruh&#8221; denilmek i\u00e7in bir vecih vard\u0131r, \u00e7\u00fcnk\u00fc ittihad vard\u0131r. Lakin birinci r\u00fctbesine ve ikinciye olan izafetine delalet eyleyen bir isim ile &#8220;baba&#8221;, ikinci de ayn\u0131 \u015fekilde \u00f6yle bir isim ile &#8220;o\u011ful&#8221; diye an\u0131ld\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in m\u00fc\u015fterek olan isim \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcye tahsis edilmi\u015ftir. Ve her ne kadar bunda da ibin gibi o\u011ful tabiat\u0131 ve cevheri varsa da buna o\u011ful de n ilmi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu babadan f\u00e2iline benzemeyi gerektiren fiil-i ak\u0131l ile sad\u0131r olmam\u0131\u015f, irade fiili ile sad\u0131r olmu\u015ftur. Onun i\u00e7in birinciden ikinci, \u00c2dem&#8217;den Habil gibi, \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc de Havva gibidir, hepsi de bir hakikatt\u0131r. L\u00e2kin Habil&#8217;e o\u011ful denilir de k\u0131z denilmez. Buna k\u0131\u015fk\u0131rt\u0131c\u0131 denilmesi de \u015fundand\u0131r, \u00e7\u00fcnk\u00fc bu Havarilere gelip de Mesih aleyhissel\u00e2m\u0131n yoklu\u011fundan dolay\u0131 onlar k\u0131\u015fk\u0131rtmaya haz\u0131r bulunuyordu.<\/p>\n<p>F\u00e2iliyet ile mef\u00fbliyete gelince; bunlar hakikaten mevcut de\u011fildirler: Babal\u0131k ve o\u011fulluk onlar\u0131 sonradan yarat\u0131lm\u0131\u015flarda oldu\u011fu gibi olmay\u0131 gerektirmez. Bundan dolay\u0131 sonradan olmu\u015flarda babaya o\u011flu i\u00e7in illet ve sebep denilirse de burada denilmez. Bundan dolay\u0131 \u00fc\u00e7 esas, cevher ve zatta ve ibadete hak kazanmada ve fazilette e\u015fittir, diyorlar. Bununla d a kalm\u0131yorlar, ayr\u0131ca san\u0131yorlar ki, ikinci esas olan &#8220;kelime&#8221; cesed kazan\u0131p ruhu&#8217;l-kud\u00fcs kuvvetiyle Meryem-i Bet\u00fbl&#8217;\u00fcn (temiz Meryem&#8217;in) kan\u0131ndan e\u015fref-i eczas\u0131yla (en \u015ferefli c\u00fczleriyle) ittihad eylemi\u015f, ondan dolay\u0131 Mesih insanl\u0131k ile kelimeden m\u00fcrekkep olmu\u015f ve kelime ile ittihad\u0131yla beraber yery\u00fcz\u00fcnden de \u00e7\u0131kmam\u0131\u015f, te\u011fayy\u00fcr etmemi\u015f, \u00e7\u00fcnk\u00fc birle\u015fmenin var\u0131p varaca\u011f\u0131 son had bu imi\u015f. Onun i\u00e7in kelime bak\u0131m\u0131ndan da ittihada mani bir durum yokmu\u015f. B\u00f6ylece zannetmi\u015fler ki: Mesih aleyhisselam hem tam bir il\u00e2 h, hem de tam bir insand\u0131r. \u0130ki tabiat ile iki me\u015fiyyet sahibi ve ikisi de ilah\u00ee bir uknum olan kelime ile kaimdir. Bundan dolay\u0131 ona hem il\u00e2h\u00ee s\u0131fatlar, hem be\u015fer\u00ee s\u0131fatlar ikisi birlikte verilebilir, ancak ayr\u0131 ayr\u0131 iki bak\u0131mdan. Ayr\u0131ca bu kadarla da kal m am\u0131\u015flar, tanbura bir na\u011fme daha<\/p>\n<p>il\u00e2ve edip demi\u015flerdir ki: Mesih bir g\u00fcn Havarilere bir ekmek yedirdi ve bir \u015farap i\u00e7irdi de &#8220;benim etimi yediniz, kan\u0131m\u0131 i\u00e7tiniz de i\u015fte benimle birle\u015ftiniz, Ben ise baba ile birle\u015fik durumday\u0131m ilh&#8230;&#8221; dedi. Daha bunu gibi kilisenin yayd\u0131\u011f\u0131 efsaneler ki, bunlar\u0131 tek tek say\u0131p d\u00f6kmeye gerek yoktur. \u0130\u015fte bu tantanalar\u0131n bat\u0131l \u015feyler oldu\u011fu hakk\u0131nda Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da ve bu c\u00fcmleden olarak Maide S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;Yahudilerle h\u0131ristiyanlar dediler ki; Biz Allah&#8217;\u0131n o\u011fullar\u0131 ve sevgilileriy i z. Sen de onlara de ki; peki Allah \u00f6yleyse size g\u00fcnahlar\u0131n\u0131zdan dolay\u0131 neden azab ediyor? Do\u011frusu siz O&#8217;nun yarat\u0131klar\u0131ndan birer be\u015fersiniz&#8230;&#8221; (Maide, 5\/18), &#8220;Allah Meryem o\u011flu \u0130sa&#8217;n\u0131n kendisidir diyenler elbette k\u00e2fir olmu\u015flard\u0131r.&#8221; (Maide, 5\/71), &#8221; A llah muhakkak ki, \u00fc\u00e7\u00fcn \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fcd\u00fcr diyenler elbette kafir olmu\u015flard\u0131r.&#8221; (M\u00e2ide, 5\/72), ve Kehf S\u00fbresi&#8217;nin ba\u015f taraf\u0131nda &#8220;Allah \u00e7ocuk edindi, dinleri uyarmak i\u00e7in indirdi (bu kitab\u0131). Bu konuda ne kendilerinin, ne de atalar\u0131n\u0131n bir bilgisi vard\u0131r. A\u011f\u0131z l ar\u0131ndan \u00e7\u0131kan o \u015fey ne korkun\u00e7 bir kelimedir. Yalandan ba\u015fka bir\u015fey s\u00f6ylemekteler.&#8221; (Kehf, 18\/4-5) buyurulmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Bu anlat\u0131lardan \u015fu iyice biliniyor ki, onlara g\u00f6re, &#8220;Allah Mesih&#8217;dir&#8221; denilmekle &#8220;Mes\u00eeh, onun o\u011fludur&#8221; denilmek aras\u0131nda fark yoktur ve onun i\u00e7in bu gibi iddialar\u0131n hepsi Kur&#8217;\u00e2n \u00e2yetlerinde hep onlara isnad edilerek ifade olunmu\u015ftur. Tefsir ve kel\u00e2m \u00e2limlerinden bir\u00e7o\u011funun dedikleri gibi, her birini onlardan bir mezhebin g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcym\u00fc\u015f gibi ele almaya hacet yoktur.<\/p>\n<p>Demek ki, \u00f6nce hi\u00e7bir \u015feyden s\u00fcd\u00fbr etmemi\u015f olan, varl\u0131\u011f\u0131 da liz\u00e2tihi vacip<\/p>\n<p>olan, mebde-i evvel (ilk ba\u015flang\u0131\u00e7) ve ezel\u00ee bir ger\u00e7ek zat vard\u0131r. Allah da i\u015fte O&#8217;dur. Ul\u00fbhiyet de ancak O&#8217;nun hakk\u0131 olmak l\u00e2z\u0131m gelir. \u00c7\u00fcnk\u00fc o hi\u00e7bir \u015feyden sad\u0131r olmu\u015f, do\u011fmu\u015f veya \u00fcremi\u015f de\u011fildir. Ondan ba\u015fka her\u015feyin varl\u0131\u011f\u0131 ona dayanmaktad\u0131r. \u0130lim, irade, kudret ayr\u0131 ayr\u0131 birer zat de\u011fil, onun bir olan zatiyle kaim bulunan ezel\u00ee s\u0131fatlar\u0131ndan olmak gerekir. Bu s\u0131fatlar\u0131 ayr\u0131 ayr\u0131 birer il\u00e2h de\u011fil, &#8220;V\u00e2cibu&#8217;l-V\u00fccud&#8221; olan Cenab-\u0131 Hakk&#8217;\u0131n il\u00e2hl\u0131k vasf\u0131n\u0131n vazge\u00e7ilmez birer \u00f6zelli\u011fi ve ezel\u00ee s\u0131fatlar\u0131 diye tan\u0131tmak aklen ve naklen en a\u00e7\u0131k bir hakikat iken h\u0131ristiyanlar bunlar\u0131 ak\u0131l ve irade fiiliyle ayn\u0131 tabiatte do\u011fmu\u015f birer zat olarak ortaya koymakla da kalmay\u0131p, bunlar\u0131 yeniden tevh\u00eed etmek i\u00e7in zarf\u0131 z arf i\u00e7ine kor gibi birbiri i\u00e7inde, hepsi yine her biri i\u00e7inde e\u015fit ve i\u00e7i\u00e7e girmi\u015f olarak, ayr\u0131cal\u0131kl\u0131 olmakla beraber birle\u015fik, s\u00fcd\u00fbr etmi\u015f olmamakla beraber s\u00fcd\u00fbr etmi\u015f veya aksine sud\u00fbr etmi\u015f olarak etmemi\u015f, bir iken \u00fc\u00e7, fakat \u00fc\u00e7 iken bir olmak gibi t\u00fc r l\u00fc tenakuzlarla ve anla\u015f\u0131lmaz ve i\u00e7inden \u00e7\u0131k\u0131lmaz \u00e7eli\u015fkilerle dolu bir teslis inanc\u0131 tutturarak ak\u0131l ermez, s\u0131rlarla dolu ul\u00fbhiyeti \u00fc\u00e7 zat olarak bir kelime ile \u0130sa&#8217;ya, ondan da onun il\u00e2hl\u0131\u011f\u0131na inanmak i\u00e7in ak\u0131llar\u0131n\u0131 fedaya kadar vard\u0131rm\u0131\u015flard\u0131r. Ha\u00e7\u0131 d a g\u00fcya o s\u0131rr\u0131n tecess\u00fcd\u00fcne bir remiz (sembol) yapm\u0131\u015flard\u0131r. B\u00f6ylece hem \u015fa\u015fm\u0131\u015flar. hem \u015fa\u015f\u0131rtm\u0131\u015flard\u0131r. B\u00f6ylece Allah&#8217;\u0131n zat\u0131na ve i\u015fine ak\u0131l ermeyece\u011fini ve ancak O&#8217;na inanmak l\u00e2z\u0131m oldu\u011funu anlatmak istemi\u015flerdir. O&#8217;nun i\u00e7in kendileri de bu \u00fc\u00e7lemin akle n anla\u015f\u0131lmaz bir s\u0131r oldu\u011funu ve ancak havarilerden dolay\u0131s\u0131yla \u0130sa&#8217;dan ve Allah&#8217;dan b\u00f6yle al\u0131nm\u0131\u015f oldu\u011fundan dolay\u0131 buna inan\u0131lmas\u0131 ve hayretle sevilmesi gerekli bir inan\u00e7 bir akide (d\u00fc\u011f\u00fcm) oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Oysa ak\u0131l ermemek, idrak ve ihata edemem e k, kavrayamamak ve bilememek ba\u015fka bir \u015fey, kabul edilmesi m\u00fcmk\u00fcn olmayan a\u00e7\u0131k se\u00e7ik \u00e7eli\u015fkiyi g\u00f6r\u00fcp de bu akla uymaz demek yine ba\u015fka bir \u015feydir. Bunda ak\u0131l ermiyor de\u011fil, ermi\u015ftir ve bunun \u00e7eli\u015fki oldu\u011funu anlayarak ge\u00e7ersiz oldu\u011funa h\u00fckmetmi\u015ftir. B\u00fct\u00fcn bunlardan maksat Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n zat\u0131na ve i\u015fine ak\u0131l ermiyece\u011fine iman ettirmek ise ona ak\u0131l ermez. Onun zat\u0131n\u0131 tayin, tesbit ve tahdidi i\u00e7in d\u00fc\u015f\u00fcnmeye kalkmay\u0131n\u0131z, O&#8217;nun mahlukat\u0131, masn\u00fbat\u0131, l\u00fctuflar\u0131 ve nimetleri ile tecelli eden \u00e2yetlerini, s\u0131fatlar\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn\u00fcz anlam\u0131na &#8220;Allah&#8217;\u0131n nimetleri hakk\u0131nda d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn, zat\u0131 hakk\u0131nda d\u00fc\u015f\u00fcnmeyin.&#8221; demek ve akl\u0131n \u00e7eli\u015fki oldu\u011funu isbat ederek reddetti\u011fi olmazlara s\u0131r ad\u0131 vererek O&#8217;nun zat\u0131n\u0131 tarif ve tavsife kalk\u0131\u015fmamak laz\u0131m gelirdi. \u00c7\u00fcnk\u00fc bir \u015feyi muhal ile t a rif etmek, onun esas varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ink\u00e2r ile onunla \u00e7eli\u015fki i\u00e7inde olan z\u0131dd\u0131na inand\u0131rmaya \u00e7al\u0131\u015fmakt\u0131r. Bundan dolay\u0131 h\u0131ristiyanlar\u0131n \u00fc\u00e7lemi, Hak olan<\/p>\n<p>ger\u00e7ek Allah&#8217;a de\u011fil, O&#8217;nun m\u00fcmten\u00eei olan \u015feriklere inand\u0131rmaya \u00e7al\u0131\u015fmak gibi bir dalalet ve kar\u0131\u015ft\u0131rma olmu\u015ftur. Akla uygun olmad\u0131\u011f\u0131 kendilerince de kabul edilmekle beraber naklen geldi\u011fi iddia edilen bu \u00fc\u00e7lemin Allah&#8217;a ve Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc \u0130sa&#8217;ya isnad\u0131n\u0131n yalan ve iftira oldu\u011fu ve bunun k\u00fcf\u00fcr oldu\u011fu Kur&#8217;\u00e2n-\u0131 Ker\u00eem&#8217;de bir \u00e7ok s\u00fbre ve \u00e2yetlerde beyan buyurulmu\u015ft u r. Kur&#8217;\u00e2n \u00e2yetleri bunlara dair \u015f\u00fcpheleri, teredd\u00fct ve vehimleri ayr\u0131nt\u0131l\u0131 olarak red ve izale edip, Allah&#8217;\u0131n birli\u011fini delilleriyle ortaya koymu\u015ftur. Varl\u0131\u011f\u0131 ve birli\u011fi her\u015feyden \u00f6nce zahir ve belirgin; zat\u0131, s\u0131fat ve isimleri ile kudret ve rahmeti ile b \u00fc t\u00fcn cem\u00e2l ve cel\u00e2l \u00f6zellikleri ile ak\u0131llar\u0131n ve idraklerin kapsam\u0131na s\u0131\u011fmaktan m\u00fcnezzeh ve her\u015feyden \u00fcst\u00fcn &#8220;Misli gibi bir \u015fey olmayan&#8221; olan il\u00e2h\u00ee zat\u0131n varl\u0131k ve birli\u011fini her akl\u0131n yak\u00een ile ve g\u00f6n\u00fcl rahatl\u0131\u011f\u0131 ile kabul edebilece\u011fi ve y\u00fcrekten ba\u011flan\u0131 p \u015fevk ve heyecanla sayg\u0131 duyaca\u011f\u0131 a\u00e7\u0131k se\u00e7ik \u00e2yetlerle anlatm\u0131\u015f ve \u00f6zellikle \u00c2yete&#8217;l-k\u00fcrs\u00ee&#8217;de azamet-i il\u00e2hiyenin y\u00fcceli\u011fini bel\u00ee\u011f bir bey\u00e2n ve \u00fcslub ile tebli\u011f ve anlatm\u0131\u015ft\u0131r. Nihayet i\u015fte bu s\u00fbre-i celilede hepsini en sade, en a\u00e7\u0131k, en k\u0131sa, en derin ve en g\u00fczel bir bela\u011fat \u00f6rne\u011fi halinde derleyip toplam\u0131\u015f, gizli veya kapal\u0131 b\u00fct\u00fcn \u015firk \u00e7e\u015fitlerini, b\u00fct\u00fcn vehimleri kesip atmak \u00fczere Allah&#8217;\u0131n birli\u011fini ve e\u015fsiz varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 kesin h\u00fck\u00fcm halinde ortaya koymu\u015ftur. \u015eimdi art\u0131k s\u0131ra b\u00fct\u00fcn m\u00fc\u015friklerin ve putperest t elakkilerin &#8220;Allah do\u011furmu\u015ftur&#8221; diye ortaya att\u0131klar\u0131 isnadlar\u0131 ve iftiralar\u0131 a\u00e7\u0131k\u00e7a reddetmek ve bu arada bilhassa Hz. \u0130sa&#8217;ya isnad olunan teslisin ekanim-i sel\u00e2se (\u00fc\u00e7 k\u00f6k) sinin tertip s\u0131ras\u0131na dahi i\u015faret olunarak bunun as\u0131ls\u0131zl\u0131\u011f\u0131 g\u00f6sterilmek \u00fczere \u00f6 nce sud\u00fbr iddias\u0131na temel kabul edilen babal\u0131k isnad\u0131n\u0131n nefyi ve reddi ba\u015fa al\u0131n\u0131p &#8220;Do\u011furmam\u0131\u015ft\u0131r&#8221; buyurulmu\u015ftur. Yani ezelde do\u011furmad\u0131 ebediyyen do\u011furmaktan m\u00fcnezzehtir. O babal\u0131k s\u0131fat\u0131yla s\u0131fatlanmaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc yukar\u0131da da a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere do\u011furmak b i r \u015feyin i\u00e7inden d\u0131\u015f\u0131na belirgin bir k\u0131sm\u0131n ayr\u0131\u015fmas\u0131na denilmektedir. Allah&#8217;\u0131n ise ne par\u00e7as\u0131, ne de d\u0131\u015f\u0131 yoktur. \u00c7\u00fcnk\u00fc ehaddir, sameddir. O&#8217;nun her\u015feyi kapsayan ilminin d\u0131\u015f\u0131nda bir \u015fey olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, ilmi de kendisinin d\u0131\u015f\u0131nda de\u011fildir. Onun ilmi h\u00e2dis (sonradan olma) ve kesb\u00ee ilimler ve ak\u0131l y\u00fcr\u00fctmeler gibi sonradan elde edilmi\u015f bir \u015fey de\u011fildir ki, O&#8217;nda zat\u0131ndan s\u00fcd\u00fbr etmi\u015f ve \u00fcremi\u015f olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcls\u00fcn. Bundan dolay\u0131 O&#8217;nun ezelde kendini bilmesi ile kendinde kendine benzer ba\u015fka bir zat daha do\u011furuyor z a nnetmek b\u00fcsb\u00fct\u00fcn cehalettir. \u00d6yle olsa idi kad\u00eemde ve h\u00e2diste hi\u00e7bir ilim m\u00fcmk\u00fcn olmazd\u0131. Ayn\u0131 \u015fekilde s\u0131fat\u0131n\u0131n hi\u00e7biri ba\u015fka bir zat olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, \u00fcstelik kendisinden sud\u00fbr ve \u00fcreme yoluyla meydana gelmez, s\u0131fatlar\u0131 ezelden kendisiyle kaimdir. S\u0131fatlar\u0131n zat ile ili\u015fkisi, bir zat\u0131n ba\u015fka bir zat ili\u015fkisi gibi de\u011fildir. O&#8217;nun fiili de do\u011furma de\u011fil, hep yaratma suretiyledir. H\u0131ristiyanlar, yaratma meselesini bildikleri halde<\/p>\n<p>b\u00fct\u00fcn galatlar\u0131, s\u0131fat\u0131 m\u00fcstakil zat gibi d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fc\u015f ve ayr\u0131 uknum (k\u00f6k) diye ele alm\u0131\u015f olmalar\u0131d\u0131r. Di\u011fer m\u00fc\u015frikler de yaratmay\u0131 anlayamam\u0131\u015flar, onu do\u011furmak sanm\u0131\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>Belli ki, do\u011furmad\u0131 demek, babal\u0131\u011f\u0131 ve anal\u0131\u011f\u0131 ikisini birden nefyetmekle ona isnad ve nisbet edilen \u00e7ocu\u011fu nefyetmek demek olur. O do\u011furmam\u0131\u015f olunca, ona isnad olunan babal\u0131k ve anal\u0131k \u00f6zelli\u011fi de yalanlanm\u0131\u015f, bunun iftira ve k\u00fcf\u00fcr oldu\u011fu a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015f olur. Ayr\u0131ca gerek madde, gerek madde \u00f6tesi veya maneviyat \u00e2leminde herhangi bir \u015feye O&#8217;ndan do\u011fmu\u015f, O&#8217;nun o\u011flu veya k\u0131z\u0131, evlad\u0131, \u00e7ocu\u011fu, sonucu denilmek de caiz de\u011fildir. O halde m\u00fc\u015friklerin zannettikleri gibi tabiat \u00f6tesi \u00e2lemde meleklere, ruhlara, cinlere, \u015feytanlara ve ak\u0131la Allah&#8217;\u0131n o\u011fullar\u0131 veya k\u0131zlar\u0131, veyahut ne o\u011ful, ne k\u0131z fakat evlad\u0131 demek asla do\u011fru olmayaca\u011f\u0131 gibi, tabiatte ruh \u00fcflenmi\u015f oldu\u011fundan dola y \u0131 \u00c2dem&#8217;e, Havva&#8217;ya, \u0130sa&#8217;ya veya herhangi bir \u015feye Allah&#8217;\u0131n o\u011flu, k\u0131z\u0131 veya evlad\u0131 denilmesi de asla do\u011fru de\u011fildir ve kesinlikle caiz olmaz. Zira ruh da Allah&#8217;dan do\u011fmu\u015f de\u011fil, O&#8217;nun emri ve mahlukudur. \u015eu halde &#8220;do\u011furmad\u0131&#8221; buyurmakla Allah, her\u015feyden \u00f6 nce kendisini do\u011fman\u0131n ba\u015flang\u0131\u00e7 noktas\u0131 demek olan babal\u0131k \u00f6zelli\u011finden tenzih eylemi\u015f oluyor. Do\u011furmu\u015f olup da baba veya ana denilenlerin hi\u00e7birisinin samed olamayacaklar\u0131n\u0131 da anlatm\u0131\u015ft\u0131r. B\u00f6ylece \u00f6nce h\u0131ristiyan \u00fc\u00e7leminin baba temeli reddolunmu\u015ftur. H\u0131ristiyan \u00fc\u00e7leminin birinci temel ilkesi ve k\u00f6k\u00fc (uknumu) babal\u0131k \u00fczerine kurulu oldu\u011fu i\u00e7in Allah baba de\u011fildir h\u00fckm\u00fc ile s\u00f6z konusu birinci esas\u0131n Allah olmad\u0131\u011f\u0131 vurgulanm\u0131\u015f oluyor. E\u011fer onlar bununla Allah&#8217;\u0131 kastediyorlarsa, o zaman da Allah&#8217;a babal\u0131k i s nad etmeleri yanl\u0131\u015ft\u0131r. Bundan ikinci ve \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc esas\u0131n bat\u0131l oldu\u011fu da laz\u0131mgelir. Zira baba olmayan\u0131n o\u011flu da k\u0131z\u0131 da olmaz. O halde Allah&#8217;dan do\u011fdu\u011fu iddia olunanlar\u0131n hepsi de yaland\u0131r, onlar\u0131n hi\u00e7 biri Allah&#8217;\u0131n evlad\u0131 de\u011fildir, hepsi de yarat\u0131lm\u0131\u015f ola n mahluk cinsinden varl\u0131klard\u0131r: \u0130sa da ne Allah&#8217;\u0131n o\u011fludur, ne de Allah&#8217;d\u0131r. Melekler de, ak\u0131l da, ruhlar da \u00f6yledir.<\/p>\n<p>Ancak burada \u015f\u00f6yle bir vehim gelebilir: Allah&#8217;\u0131n babal\u0131\u011f\u0131n\u0131n nefyi ile ondan do\u011fmu\u015f olanlar\u0131n nefyi ortaya konmu\u015f olur, ancak O&#8217;ndan ba\u015fkas\u0131ndan do\u011fmu\u015f olan herhangi bir evlattan da ayn\u0131 \u015fekilde ul\u00fbhiyetin nefyi l\u00e2z\u0131m gelir mi? Acaba do\u011fmu\u015f olup da kendisi do\u011furmam\u0131\u015f olan bir \u00e7ocuk, kendisini do\u011furandan daha m\u00fckemmel ve sonu\u00e7 itibariyle daha iyi bir il\u00e2h olamaz m\u0131?<\/p>\n<p>Ba\u015fka bir deyi\u015fle Allah&#8217;\u0131n baba veya ana olmay\u0131\u015f\u0131ndan kendisinin de babas\u0131z ve anas\u0131z oldu\u011fu sonucu \u00e7\u0131kar m\u0131? Noksan bir \u015feyden noksans\u0131z ve k\u00e2mil bir varl\u0131k do\u011famaz m\u0131? O halde baba olmayan bir evlad ilah olamaz m\u0131?<\/p>\n<p>Bu gibi sorular esas bak\u0131m\u0131ndan bat\u0131l oldu\u011fu a\u00e7\u0131k bir vehim oldu\u011fu i\u00e7in bu gibi iddiada bulunan bir kimse olmam\u0131\u015f ise de evlad\u0131n ana ve babadan daha fazla bir tek\u00e2m\u00fcle mazhar olabildi\u011fi dahi ink\u00e2r olunamayacak olaylardan oldu\u011fu ve bunun her zaman g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc, tekam\u00fcl\u00fc y\u00fcksek bir sebebe ba\u011flamayarak k\u00e2milin eksi k ten de \u00e7\u0131k\u0131verdi\u011fini zannedenler bulundu\u011fu i\u00e7in ve &#8220;Do\u011furmad\u0131&#8221; buyurulmakla i\u015fin bu taraf\u0131 a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015f olmad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in bu cihetin de b\u00fct\u00fcn\u00fcyle a\u00e7\u0131klanmas\u0131 ile \u00fc\u00e7lem esaslar\u0131ndan her birini ayr\u0131 ayr\u0131 bat\u0131l oldu\u011fu anlat\u0131lmak \u00fczere, ikinci olarak da &#8220;Do\u011furu l mad\u0131&#8221; buyurulmu\u015ftur. Yani Allah do\u011furmu\u015f olmad\u0131\u011f\u0131 gibi do\u011furulmu\u015f da de\u011fildir. Varl\u0131\u011f\u0131 kendinden ve li-zatihi vacib, ezel\u00ee ve kadimdir. \u015eu halde kendisi do\u011furulmu\u015f olan o\u011ful veya k\u0131z, hi\u00e7bir \u015fekilde do\u011furmam\u0131\u015f olsa da il\u00e2h olamaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc o haddizat\u0131nda son r adan olmu\u015ftur ve bir do\u011furana muhta\u00e7 bulunmu\u015ftur. Ne kadar geli\u015fmi\u015f ve tekam\u00fcl etmi\u015f olursa olsun zat\u0131nda varolmak i\u00e7in kendi kendisine malik de\u011fildir, ba\u015fkas\u0131ndan m\u00fcsta\u011fni, \u011fan\u00ee, eksiksiz ve samed de\u011fildir. Allah &#8220;\u00d6l\u00fcden diri \u00e7\u0131kar\u0131r.&#8221; (En&#8217;am, 6\/95) b u yurdu\u011fu \u00fczere \u00f6l\u00fcden diri, \u00f6l\u00fc topraktan canl\u0131 yarat\u0131r, \u00e7\u0131kart\u0131r. Bu anlamda noksandan k\u00e2mil do\u011fabilir, fakat o do\u011fan il\u00e2h olamaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc do\u011fmu\u015ftur, sonradan olmu\u015ftur, h\u00e2distir. Onun kemali zat\u00ee kemal de\u011fil, ar\u0131z\u00ee kemaldir, dolay\u0131s\u0131yla, mahluktur. Onun asl\u0131ndan fazla olan kemali kendi tabiat\u0131ndan de\u011fil, yaratan\u0131n yaratmas\u0131ndan ve terbiyesinden kaynaklanmaktad\u0131r. Yoksa hi\u00e7bir \u015fey kendisinden daha m\u00fckemmelini de\u011fil, kendi benzerini bile meydana getiremez. Do\u011furanlar\u0131 da Allah yarat\u0131r. Tanr\u0131 ise do\u011furulmaz, ge l i\u015fme ve tekam\u00fcle de muhta\u00e7 olmaz, bir ba\u015fkas\u0131na da ba\u011f\u0131ml\u0131 bulunmaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc O sameddir. Bundan dolay\u0131 h\u0131ristiyanlar\u0131n, ilk esastan sad\u0131r olmu\u015f, onun akl-\u0131 fi&#8217;l\u00eesi ile do\u011fmu\u015f o\u011flu ve kelimesi dedikleri ikinci esas olan \u0130sa da tanr\u0131 de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc o da Mery e m&#8217;den do\u011fmu\u015ftur. Gerek Meryem, gerek \u0130sa h\u0131ristiyan inanc\u0131nda bile hem do\u011fmu\u015f, hem de do\u011furmu\u015f durumundad\u0131rlar. \u0130sa ger\u00e7i baba olmam\u0131\u015fsa da Meryem&#8217;in o\u011flu olmu\u015ftur ve &#8220;do\u011furulmam\u0131\u015f&#8221; de\u011fildir. Anas\u0131 da, kendisi de hem yemek yerler, hem de yediklerini \u00e7\u0131kar\u0131rlard\u0131.<\/p>\n<p>Buna kar\u015f\u0131 o ezelde &#8220;baba&#8221;dan do\u011fmu\u015f ve onun ezeliyyetine e\u015fit bir do\u011fu\u015fla do\u011fmu\u015ftur, demeleri de bo\u015ftur. B\u00f6yle demek biri di\u011ferine ezelden muhta\u00e7t\u0131r demekten ba\u015fka bir anlama gelmez. Muhta\u00e7 olanda tanr\u0131l\u0131k \u00f6zelli\u011fi ve tabiat\u0131 yoktur, olsa olsa kulluk tabiat\u0131 vard\u0131r. Madem ki, do\u011fmu\u015ftur ve do\u011furulmak ihtiyac\u0131nda bulunmu\u015ftur, o halde o il\u00e2h olamaz. \u0130l\u00e2he mensup, yani il\u00e2h\u00ee olabilir. Hem ezelde do\u011fmu\u015f, hem de do\u011furan\u0131n ezelili\u011fine e\u015fit bir do\u011fu\u015fla do\u011fmu\u015f iddias\u0131 tamamen \u00e7eli\u015fkidir. Do\u011fan kendisini do\u011furana cins bak\u0131m\u0131ndan benzer olursa da her bak\u0131mdan onunla e\u015fit olmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olmaz, hele ezelilik<\/p>\n<p>konusunda hi\u00e7 e\u015fit olmaz. Kendisini do\u011furandan sonra olmas\u0131 g\u00e2yet tabiidir. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki, h\u0131ristiyanlar o\u011fulu ikinci diye adland\u0131rmak zaruretini duymu\u015flard\u0131r ve bundan kurtulamam\u0131\u015flard\u0131r. Kald\u0131 ki, herhangi bir s\u00fcd\u00fbr bir ikinci d\u00fc\u015f\u00fcncesi, bir zaman d\u00fc\u015f\u00fcncesidir. Birinciden ikinciye ge\u00e7mek d\u00fc\u015f\u00fcncesi, ayr\u0131 bir hareket demek olan bir intikal anlam\u0131na gelir, yoksa iki veya ikinci denemez. E z eliyet tasavvuru ise \u00f6ncesi yok, tam bir vahdet tasavvurudur. Sud\u00fbr etmi\u015fse demek ki, ezel\u00ee de\u011fildir. Ezel\u00ee oldu\u011fu farz edilse bile ezel\u00eelikle e\u015fit de\u011fildir. Hz. \u0130sa&#8217;n\u0131n Meryem&#8217;den do\u011fmu\u015f olmas\u0131 zaten onun ezel\u00ee olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ortaya koyar. Bu ise bilinen bir ger\u00e7ektir.<\/p>\n<p>4. 3- Ve O&#8217;na, ancak O&#8217;nad\u0131r ki, hi\u00e7 bir k\u00fcf\u00fcv olmad\u0131. Ne \u00f6ncesinde do\u011furan bir sab\u0131k\u0131 ve \u00fcst\u00fcn\u00fc, ne de sonras\u0131nda do\u011fmu\u015f ve do\u011facak bir ast\u0131 ve eki yoktur. \u015ean ve de\u011fer bak\u0131m\u0131ndan da O&#8217;na e\u015fde\u011fer olacak hi\u00e7bir \u015fekilde hi\u00e7bir denk mevcut de\u011fildir. Ne zat\u0131nda, ne s\u0131fat\u0131nda hi\u00e7bir e\u015fiti, hi\u00e7bir benzeri, ne z\u0131tla\u015facak, ne birle\u015fek \u015fekilde hi\u00e7bir e\u015f, arkada\u015f, ortak veya rakip olmam\u0131\u015ft\u0131r ve olamaz. Yani ezelde olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, bundan sonra da olmayacakt\u0131r. O&#8217;ndan ba\u015fka bir &#8220;Vacibu&#8217;l-v\u00fccud&#8221; y o ktur. Ezelde olmay\u0131nca sonradan olmas\u0131 da muhaldir. Bunu ihtara hacet yoktur. \u00c7\u00fcnk\u00fc sonradan olanlar h\u00e2dis ve mahluk olaca\u011f\u0131 i\u00e7in zaten O&#8217;na denk ve e\u015fit olmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc sonradan olanda ne kadar kemal farz edilirse edilsin yine de mahluktur. Bundan dolay\u0131 b\u00fct\u00fcn kainat, b\u00fct\u00fcn \u00e2lem ve i\u00e7indekiler, yani g\u00f6kler ve yer \u00e2f\u00e2k ve enf\u00fcs, ruh ve cisim, madde ve s\u00fbret, mekan ve zaman, k\u00fcrs\u00ee ve ar\u015f, d\u00fcnya ve \u00e2hiret hepsi birden yine O&#8217;na e\u015fit ve denk de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc b\u00fct\u00fcn bunlar yokken O var idi ve hepsi n i O yaratt\u0131. Yaratt\u0131ktan sonra y\u00f6netti, geli\u015ftirdi ve daima onlara onlardan daha yak\u0131n oldu, onlarla beraber oldu: &#8220;Nerede olursan\u0131z olun O sizinledir.&#8221; (Hadid, 57\/4), &#8220;Biz ona \u015fahdamar\u0131ndan daha yak\u0131n\u0131z.&#8221; (Kaf, 50\/16), &#8220;\u00dc\u00e7 ki\u015fi aralar\u0131nda f\u0131s\u0131lt\u0131 ile konu\u015furken d\u00f6rd\u00fcnc\u00fcleri mutlaka Allah&#8217;d\u0131r. Be\u015f ki\u015fi olsalar alt\u0131nc\u0131lar\u0131 mutlaka O&#8217;dur. Gerek daha az, gerek daha \u00e7ok olsalar ve her nerede bulunsalar mutlaka O onlarla beraberdir.&#8221; (M\u00fccadele, 58\/7), &#8220;Onun zat\u0131ndan ba\u015fka her \u015fey hel\u00e2k olacakt\u0131r. H\u00fc k \u00fcm O&#8217;nundur ve siz mutlaka O&#8217;na d\u00f6nd\u00fcr\u00fcleceksiniz.&#8221; (Kasas, 28\/88). &#8220;Allah&#8217;tan ba\u015fka hi\u00e7bir il\u00e2h yoktur. O daima diridir. B\u00fct\u00fcn varl\u0131\u011f\u0131n idaresini y\u00fcr\u00fctendir. O&#8217;nu ne gaflet basar, ne de uyku. G\u00f6klerde ve yerde ne varsa hepsi O&#8217;nundur. \u0130zni olmadan huzurunda \u015fefaat edecek olan kimdir? O, kullar\u0131n\u0131n \u00f6nlerinde ve arkalar\u0131nda ne varsa hepsini bilir. Onlar ise, O&#8217;nun diledi\u011fi kadar\u0131ndan ba\u015fka ilminden hi\u00e7bir \u015fey kavrayamazlar. O&#8217;nun k\u00fcrsisi b\u00fct\u00fcn<\/p>\n<p>g\u00f6kleri ve yeri ku\u015fatm\u0131\u015ft\u0131r. Onlar\u0131n her ikisini de g\u00f6r\u00fcp g\u00f6zetmek O&#8217;na bir a\u011f\u0131rl\u0131k vermez. O \u00e7ok y\u00fccedir, \u00e7ok b\u00fcy\u00fckt\u00fcr.&#8221; (Bakara, 2\/255), &#8220;Evvel ve \u00e2hir olan, zahir ve bat\u0131n olan O&#8217;dur ve O her \u015feyi bilendir.&#8221; (Hadid, 57\/3) buyurulmaktad\u0131r. &#8220;Rahman ar\u015f \u00fczerine oturmu\u015ftur.&#8221; (T\u00e2h\u00e2, 20\/5) ve &#8220;O&#8217;nun gibi olan h i\u00e7bir \u015fey yoktur ve O, i\u015fitendir, g\u00f6rendir.&#8221; (\u015eura, 42\/11). \u0130\u015fte \u00e2yeti b\u00fct\u00fcn bu ve benzeri \u00e2yetlerin \u00f6z\u00fc ve \u00f6zetidir. &#8220;Allah vard\u0131 ve onunla beraber hi\u00e7bir \u015fey yoktu ve \u015fimdi de \u00f6yledir.&#8221; hadis-i \u015ferifinin m\u00e2n\u00e2s\u0131 da budur. \u0130\u015fte bu ehadiyyettir. Hi\u00e7 \u015f\u00fcphe yok ki, ezelde beraberi, benzeri ve dengi olmayan\u0131n, sonradan da bir beraberi, e\u015fi ve dengi olabilme ihtimali ebediyyen yoktur. O, \u015fimdi de ezelde oldu\u011fu gibidir. \u00d6yle ehad ve \u00f6yle sameddir. B\u00f6ylece hi\u00e7bir k\u00fcfv\u00fc ve dengi olmamak yaln\u0131zca O&#8217;na mahsustur. Her\u015feyin bir beraberi, bir e\u015fi veya z\u0131dd\u0131 ve benzeri olabilir. Nitekim &#8220;Biz her \u015feyden birer \u00e7ift yaratt\u0131k.&#8221; (Z\u00e2riyat, 51\/49) buyurulmu\u015ftur. Ancak Allah&#8217;\u0131n e\u015fi ve dengi yoktur, olmam\u0131\u015ft\u0131r ve olamaz. Buradaki kasr ve tahsisin m\u00e2n\u00e2s\u0131 iyi anla\u015f\u0131ls\u0131n d iye kelimesi, menf\u00ee a takdim olundu\u011fu gibi, edat\u0131 da \u00fczerine takdim olunmu\u015ftur. Ger\u00e7i hi\u00e7bir kasra ve tahsise l\u00fczum kalmadan denilmekle de bu m\u00e2n\u00e2 anla\u015f\u0131labilirdi, a\u00e7\u0131k ve zahir olan da bu idi. \u00c7\u00fcnk\u00fc kelimesi &#8216;\u00fcn ismi, de haberi oldu\u011fu i\u00e7in c\u00fcmlenin esas yap\u0131s\u0131 dir. Kasr i\u00e7in haber takdim olununca denilmesi laz\u0131m gelirdi. Bundan dolay\u0131 &#8220;Ke\u015f\u015faf&#8221; sahibi der ki; fas\u00eeh Arap\u00e7a&#8217;da gayri m\u00fcstekarr olan zarf-\u0131 la\u011fiv tehir olunur, takdim olunmaz. Sibeveyh bunu kitab\u0131nda \u00f6zellikle belirtmi \u015f tir. O halde bu en fas\u00eeh olan kel\u00e2mda neye takdim olundu? dersen, derim ki, bu kel\u00e2m zat-\u0131 B\u00e2r\u00ee&#8217;den k\u00fcfv\u00fc nefy i\u00e7in gelmi\u015ftir. Bu c\u00fcmlede m\u00e2n\u00e2n\u0131n odak noktas\u0131 ise bu zarft\u0131r. Bundan dolay\u0131 bu zarf \u00f6zenle belirtilmeye en lay\u0131k ve takdimi en gerekli olan en \u00f6nemli noktad\u0131r ilh&#8230;<\/p>\n<p>Ebu Hayyan da zamirin Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya rac\u00ee olmas\u0131ndan dolay\u0131 ihtimam i\u00e7in takdim olundu\u011funu s\u00f6ylemi\u015ftir. Has\u0131l\u0131 daki &#8220;lam&#8221; &#8220;k\u00fcfv&#8221;e s\u0131la demek oluyor. Budan dolay\u0131 menf\u00ee olan k\u00fcf\u00fcv ancak Allah&#8217;\u0131n k\u00fcfv\u00fc oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131yor. Bununla beraber bunda Allah&#8217;\u0131n liz\u00e2tihi k\u00fcfv\u00fc muhal ve m\u00fcmten\u00ee olmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na adem-i kevnin ta&#8217;l\u00eeline de bir i\u015faret olmak \u00fczere, yani fiiline de ili\u015fkisi ihtimali bulunmak \u00fczere takdim edilmi\u015f olmas\u0131 da ayr\u0131ca bir n\u00fcktedir ve<\/p>\n<p>niceliktir. Ancak bu takdirde makam karinesiyle me\u00e2linde bir anlam d\u00fc\u015f\u00fcnmek laz\u0131m gelir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Vacibu&#8217;l-v\u00fccud&#8217;un ehadiyyetinin gerektirdi\u011fi k\u00fcf\u00fcvs\u00fczl\u00fck, kendisinin k\u00fcfv\u00fcn\u00fcn olmay\u0131\u015f\u0131d\u0131r. M\u00fcmk\u00fcnat\u0131n k\u00fcfv\u00fcne \u015famil olacak \u015fekilde mutlak k\u00fcf\u00fcv de\u011fildir. &#8220;\u015ean\u0131 y\u00fcce olan Allah b\u00fct\u00fcn \u00e7 i ftleri yaratm\u0131\u015ft\u0131r.&#8221; (Y\u00e2sin, 36\/36) buyurulmu\u015ftur. \u00d6zetle s\u00f6yleyecek olursak Allah, kendisinin hakk\u0131 olan ul\u00fbhiyyetini kimseye vermez, tanr\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 kimseyle payla\u015fmaz. \u015eirk iddialar\u0131, her ne yolla olursa olsun bat\u0131ld\u0131r. \u015eu halde Allah&#8217;\u0131 yarat\u0131lm\u0131\u015f olan var l \u0131klar aras\u0131na kat\u0131p, onun i\u00e7ine hul\u00fbl ve izdivac ettirerek, b\u00fct\u00fcn\u00fcyle kainattan ibaret yapan Revvakiyye ittihat\u00e7\u0131l\u0131\u011f\u0131, yine bunun gibi hul\u00fbls\u00fcz olarak b\u00fct\u00fcn\u00fcyle her\u015feyle ittihad ettirip aynile\u015ftiren s\u00fcfl\u00ee panteizm ittihat\u00e7\u0131l\u0131\u011f\u0131, yine bunun gibi, bir hay\u0131r halik\u0131, bir de \u015fer halik\u0131, bir n\u00fbr, di\u011feri zulmet iki z\u0131t ve kar\u015f\u0131t mebde olarak Vacibu&#8217;l-v\u00fcc\u00fbd iki il\u00e2h farzeden Zerdu\u015ft\u00eeli\u011fin ikilik iddialar\u0131, Hind\u00fblar\u0131n ve eski Yunan&#8217;\u0131n teslis veya \u00e7ok tanr\u0131l\u0131 inan\u00e7lar\u0131 ve iddialar\u0131 b\u00fct\u00fcn\u00fcyle bat\u0131ld\u0131r. Bunlar gibi, s i lsile-i meratip \u00fczere birbirine e\u015fit \u00fc\u00e7 denk varl\u0131\u011f\u0131n birle\u015fmesi ile \u00fc\u00e7 il\u00e2hdan bir tek ilah te\u015fkilini iddia eden h\u0131ristiyanlar\u0131n ekanim-i sel\u00e2se (\u00fc\u00e7 uknum, \u00fc\u00e7 unsur) iddias\u0131 da bat\u0131ld\u0131r, as\u0131ls\u0131zd\u0131r. Bir tek Allah vard\u0131r, hi\u00e7bir \u015fekilde bir dengi ve k\u00fcfv\u00fc yoktur. O&#8217;ndan ba\u015fkas\u0131 hep mahluktur.<\/p>\n<p>Kelimesi Hafs&#8217;dan ba\u015fka \u00f6teki b\u00fct\u00fcn k\u0131r\u00e2etlerde sonu hemze ile olarak okunur. Hamze, Yakub ve Halef-i A\u015fir k\u0131r\u00e2etlerinde n\u0131n s\u00fck\u00fbnu ile beraber hemze ile okunur Hafs k\u0131r\u00e2etinde ise hepimizin bildi\u011fimiz gibi n\u0131n zamm\u0131 ile ve sonunun da ile okunur. Bu bir tek l\u00fcgatt\u0131r. Denilir ki, Arap\u00e7a&#8217;da kelime sonunda makabli mazmum olan vav den ba\u015fka yoktur, bir de i\u015fte bu &#8220;k\u00fcf\u00fcven&#8221; vard\u0131r.<\/p>\n<p>Gerek &#8220;vav&#8221;, gerek &#8220;hemze&#8221; ile yani, ve hepsi de ayn\u0131 anlamda olup, &#8220;Kamus&#8221;da dahi a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere; &#8220;k\u00fcf\u00fcv&#8221; bir \u015feye mikdar ve de\u011ferde beraber olmakt\u0131r, yani e\u015fit ve e\u015fde\u011fer demektir ki, bu da dengi ve benzeri demek olur. Bununla beraber iki \u015fekilde ele al\u0131n\u0131r:<\/p>\n<p>Birincisi: As\u0131l m\u00e2n\u00e2s\u0131, iki \u015f\u0131ktan her biri di\u011ferinin haiz oldu\u011fu ayn\u0131 h\u00fck\u00fcm ve k\u0131ymeti tek ba\u015f\u0131na haiz olmakla birbirinden m\u00fcsta\u011fni olarak biribirinin yerine tamamen ge\u00e7ecek \u015fekilde yeterli ve e\u015fde\u011fer olmas\u0131d\u0131r ki, birlik olduklar\u0131 takdirde birbirini engellemeyerek yapacaklar\u0131 her \u015feyi tek ba\u015f\u0131na ve y a beraberce yapabilirler. \u0130htilaflar\u0131 halinde ise birbirine tamamen kar\u015f\u0131 koyacaklar\u0131ndan dolay\u0131 hi\u00e7bir\u015fey yapamazlar: &#8220;\u00c7eli\u015fki halinde olduklar\u0131nda, ikisi de d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f olur.&#8221; ki, bu iki denk ve kar\u015f\u0131t kuvvetin biribirini s\u0131f\u0131rlamas\u0131 demektir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte buna tabir olunur. Bu bak\u0131mdan k\u00fcf\u00fcv, yaln\u0131zca uyu\u015fma ve ba\u011fda\u015fma a\u00e7\u0131s\u0131ndan e\u015fit ve e\u015fde\u011fer bir e\u015f ve arkada\u015f anlam\u0131ndan ibaret de\u011fildir, ayn\u0131 zamanda z\u0131t, kar\u015f\u0131t ve has\u0131m anlam\u0131nda e\u015fit kuvvete ve imk\u00e2na sahip rakip anlam\u0131na da gelir ki, misil ve benzer k e limeleri de \u00f6yledir. Bu anlamda iki erkek, ayn\u0131 \u015fekilde iki di\u015fi birbirine k\u00fcf\u00fcv olabilirlerse de bir erkek ile bir di\u015fi birbirine k\u00fcf\u00fcv (denk) olamazlar.<\/p>\n<p>\u0130kincisi: Her biri ayn\u0131 k\u0131ymeti de\u011fil, mukabil bir k\u0131ymeti haiz olmakla birinin di\u011ferinden isti\u011fnas\u0131 ve makam\u0131na ikamesi (yerine ge\u00e7mesi) kabil olamay\u0131p, maksad\u0131n ger\u00e7ekle\u015fmesi i\u00e7in ikisinin de tam k\u0131ymetleriyle birle\u015fmesi ve izdivac\u0131 \u015fart olmakt\u0131r ki, birine \u00f6b\u00fcr\u00fcn\u00fcn e\u015fi, tam yari denilir. Bu anlamda bir erkekle bir di\u015fi k\u00fcf\u00fcv olabilirler. Dilimizd e me\u015fhur oldu\u011fu \u00fczere nik\u00e2hta k\u00fcf\u00fcv gereklidir, s\u00f6z\u00fc i\u015fte bu anlamdad\u0131r.<\/p>\n<p>Ra\u011f\u0131b der ki, k\u00fcf\u00fcv veya k\u00fcf\u00fc, kadir, k\u0131ymet ve menzilettedir. Biri di\u011ferine yaman\u0131p da odan\u0131n gerisine perde yap\u0131lan par\u00e7alardan her birine denilmesi de bundand\u0131r. Bu anlamda kanat demek olur. Nikahta, sava\u015fta, g\u00fcre\u015fte ve daha buna benzer bir\u00e7ok konularda filan filana k\u00fcf\u00fcvd\u00fcr, denilir. ki buna T\u00fcrk\u00e7e&#8217;de m\u00fckafat denilir, bu da ayn\u0131 anlamda yap\u0131lan i\u015fe kar\u015f\u0131l\u0131k olarak e\u015fde\u011fer anlam\u0131na gelir &#8220;Filan sana z\u0131tla\u015fmakta den k tir.&#8221; denilir. Ve bir \u015feyi kalbetmeye, yani \u00e7evirip ters y\u00fcz etmeye, y\u00fcz\u00fckoyun \u00e7evirmeye denilir ki, \u015fiirdeki ikf\u00e2 olay\u0131 da bu anlamdad\u0131r.&gt;<\/p>\n<p>Has\u0131l\u0131 &#8220;k\u00fcf\u00fcv&#8221; kelimesi, bizim beraber, m\u00fcsavi, e\u015fit, mu\u00e2dil, denk, e\u015f, hemta, hemayar, akran, kafadar, kafadenk, yar dedi\u011fimiz m\u00e2n\u00e2lara \u015famil olarak misil ve naz\u00eer demektir. &#8220;Kamus&#8221; m\u00fctercimi T\u00fcrk\u00e7e&#8217;de buna &#8220;bekta\u015f&#8221; denildi\u011fini de s\u00f6ylemi\u015ftir. Fakat biz bunu art\u0131k bu anlamda kullanmaz olmu\u015fuz. Bekta\u015f kelimesini art\u0131k \u00f6zel isim olarak kullan\u0131yoruz. Denk ve kaf a dar anlam\u0131n\u0131 bundan anlam\u0131yoruz, ancak Azer\u00eelerin ve Erzurum y\u00f6resinin &#8220;dada\u015f&#8221; dedi\u011fini biliyoruz.<\/p>\n<p>Bu \u00e2yette &#8220;k\u00fcf\u00fcv&#8221; siyak-\u0131 nefiyde varid oldu\u011fu ve yukar\u0131da da a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131<\/p>\n<p>gibi, nefiyde istimal olunan &#8220;ehad&#8221;de hi\u00e7bir demek anlam\u0131na olarak, gerek topluca, gerek tek tek hepsini kapsam\u0131 i\u00e7ine alarak, hepsini birden nefy ve reddetti\u011fi i\u00e7in gerek nikah, gerek di\u011fer anlamlardaki k\u00fcf\u00fcv say\u0131labilecek her \u00e7e\u015fit anlamlar\u0131yla k\u00fcf\u00fcv Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;dan nefyedilmi\u015ftir. Baz\u0131lar\u0131, yukar\u0131daki yani &#8220;do\u011furmad\u0131 ve do\u011fur u lmad\u0131&#8221; karinesiyle ve &#8220;O&#8217;nun nereden \u00e7ocu\u011fu olur ki, hi\u00e7bir \u015fekilde kar\u0131s\u0131 olmam\u0131\u015ft\u0131r.&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/101) \u00e2yeti uyar\u0131nca nik\u00e2hta k\u00fcf\u00fcv anlam\u0131na oldu\u011funu, bundan da o\u011flu, k\u0131z\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 vurgulamak maksad\u0131 g\u00fcd\u00fcld\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc yeterli g\u00f6rmek istemi\u015flerse de ehadiyyet i izah i\u00e7in bu kadar\u0131 k\u00e2fi de\u011fildir. Bu ifadeden mutlak anlamda her \u00e7e\u015fit k\u00fcfv\u00fcn nefyini anlamaya l\u00fczum vard\u0131r. Zaten siyak-\u0131 nefiyde nekire de bunu icabettirir. Yani Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n hi\u00e7bir \u015fekilde k\u00fcfv\u00fc yoktur. \u00c7\u00fcnk\u00fc k\u00fcfv\u00fc bulunan herhangi bir \u015fey, bir i\u015f yapmak i\u00e7in ya k\u00fcfv\u00fcyle kendi r\u0131zas\u0131yla bir araya gelmeye veya o i\u015fi yapmak i\u00e7in onun r\u0131zas\u0131n\u0131 almaya ve engellememesini sa\u011flamaya veya kar\u015f\u0131 koydu\u011fu takdirde de onu ortadan kald\u0131rmaya mecburdur. Halbuki k\u00fcf\u00fcv tam denk oldu\u011fu i\u00e7in hi\u00e7 biri di\u011ferine \u00fcst\u00fcn g elemeyecektir. B\u00f6ylece her ikisi de te\u00e2ruz ve tesakut ederek (d\u00fc\u015ferek) aciz kalacakt\u0131r. B\u00f6ylece bir \u00e7\u00f6p bile k\u0131m\u0131ldatamaz duruma d\u00fc\u015f\u00fcceklerdir. Bir noktay\u0131 harekete ge\u00e7irmek i\u00e7in e\u015fit iki kuvvet kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 olarak ona tatbik edildi\u011fi zaman \u00e7eken ve iten ku v vetlerden biri art\u0131, biri eksi y\u00f6nde etki edeceklerinden birbirinin etkisini yok edece\u011fi i\u00e7in o cismin hareket etmesi m\u00fcmk\u00fcn olmaz. (1-1= 0) form\u00fcl\u00fcne g\u00f6re, kar\u015f\u0131t y\u00f6nde etki eden e\u015fit kuvvetler birbirini s\u0131f\u0131rlar. Zat\u0131nda b\u00f6yle bir ihtiya\u00e7 ve buna benzer bir aciz s\u00f6zkonusu olanlar\u0131n hi\u00e7biri il\u00e2h olamaz. Buna burhan-\u0131 teman\u00fc&#8217; denilir ki, Enbiya S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;E\u011fer g\u00f6klerde ve yerde Allah&#8217;dan ba\u015fka ilahlar olsayd\u0131, g\u00f6kler ve yer bozguna u\u011frard\u0131.&#8221; (Enbiya, 21\/22) \u00e2yetiyle ve \u0130sra S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;Onlar\u0131n dedikl e ri gibi, Allah ile beraber ba\u015fka tanr\u0131lar da olsayd\u0131, o takdirde o tanr\u0131lar da ar\u015f\u0131n sahibine elbette yol bulmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131rlard\u0131.&#8221; (\u0130sra, 17\/42) \u00e2yetiyle durum a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r. Mab\u00fbdluk hakk\u0131 olan il\u00e2h, hakiki samed, ancak b\u00f6yle kendisinde hi\u00e7bir vechile acz v e ihtiya\u00e7 m\u00fcmk\u00fcn ve mutasavver olmayan ve kendinden ba\u015fkas\u0131n\u0131 diledi\u011fi zaman kahr ve yok etmeye kadir bulunan galib ve kahhar olan ehaddir ki, i\u015fte olsa olsa Allah O&#8217;dur. En g\u00fczel ve en y\u00fccelikte kar\u015f\u0131s\u0131nda hi\u00e7bir misli ve misali bulunmayan, asla infial v e te\u011fayy\u00fcr\u00fc, zeval ve fenas\u0131 kabil olmayan, h\u00fcs\u00fcn ve cem\u00e2lin gere\u011fi olan sevmek ve sevilmek i\u00e7in de kendi kendine yeten ve tam tecellisine yine kendisinden ba\u015fkas\u0131n\u0131n tahamm\u00fcl\u00fc olmayan o h\u00fcsn-i faaldir ki, O&#8217;nun zat\u0131na oldu\u011fu gibi, tecelliyat\u0131na da bir ba\u015f l ang\u0131\u00e7 ve bir son bulmak m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Kendisini hicabs\u0131z olarak g\u00f6steriverdi\u011fi, tecelli-i<\/p>\n<p>tam ile tecelli ediverdi\u011fi anda, g\u00f6z\u00fc erebilen her m\u00e2sivay\u0131 kendinde m\u00fcstehlek edip yok ediverir, eritiverir. Onun i\u00e7in &#8220;Rabbim g\u00f6r\u00fcn bana, bakay\u0131m sana.&#8221; (A&#8217;r\u00e2f, 7\/143) diyen Hz. Musa&#8217;ya &#8220;Beni g\u00f6remezsin&#8221; buyurmu\u015f, sonra da &#8220;Rabbi o da\u011fa tecelli edince onu an\u0131nda yerle bir etti, Musa da bay\u0131ld\u0131 ve oldu\u011fu yere y\u0131\u011f\u0131ld\u0131 kald\u0131.&#8221; (A&#8217;raf, 7\/143) buyurularak bu durum insanlara a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r. Ne beyinsiz, ne s\u00fcfl\u00ee ve ne bedbahtt\u0131r o kimseler ki, binlerce misil ve misali bulunan, mahdut bir resmin \u00e7er\u00e7evesi i\u00e7ine s\u0131\u011fan ve g\u00f6n\u00fcl denilen s\u0131rlar hazinesinden haberi bile olmayan zavall\u0131lara, putlara g\u00f6n\u00fcl verip mecl\u00fbb ve ma\u011flup olup da tap\u0131n\u0131rlar, sonunda da Ebu Leheb g i bi peri\u015fan olup giderler.<\/p>\n<p>\u00d6zetle s\u00f6yleyecek olursak, bu s\u00fbre-i celile en ba\u015f\u0131nda mahza in\u015fa ifade eden bir emir alt\u0131nda ikisi m\u00fbcibe, \u00fc\u00e7\u00fc de s\u00e2libe olarak bir mevzua raci be\u015f kaziyyeden (ikisi gerek\u00e7e, \u00fc\u00e7\u00fc de red anlam\u0131 ta\u015f\u0131yan be\u015f \u00f6nermeden) ibaret d\u00f6rt \u00e2yet i\u00e7inde gayet sade, fakat derin ve kapsaml\u0131 bir vecizlik ve belagatle il\u00e2h\u00ee bilgilere ve \u0130sl\u00e2m akaidine ait ayr\u0131nt\u0131lar\u0131n b\u00fct\u00fcn esas\u0131n\u0131 i\u00e7ine almaktad\u0131r. Bundan dolay\u0131 yukar\u0131da da zikrolundu\u011fu \u00fczre bu s\u00fbre hakk\u0131nda bir\u00e7ok haberler ve eserler varid o lmu\u015ftur. Evvela, &#8220;kul!&#8221; emrini veren, b\u00e2t\u0131nda sabit, bizatihi belli, k\u00fcnh-i zat\u0131 ba\u015fkas\u0131nca ger\u00e7ek \u00f6zellikleriyle idrak edebilmek m\u00fcmk\u00fcn olmayan, \u015fan\u0131 y\u00fcce bir niteli\u011fin gayb\u00ee bir nitelik oldu\u011funu bir gaib zamiri ile i\u015f&#8217;\u00e2r ederek ul\u00fbhiyyet s\u0131fat\u0131 ve ism-i cel\u00e2li ile zahire tecelli eden Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n ehadiyyeti (birli\u011fi) bir ilk ve temel ilke olarak bildirilmi\u015f, ikinci olarak, m\u00e2n\u00e2s\u0131 v\u00fccudu vacip, tam zengin ile b\u00fct\u00fcn yarat\u0131lm\u0131\u015flar i\u00e7in ba\u015flang\u0131\u00e7 noktas\u0131, son g\u00e2ye, merci-i k\u00fcl ve yeg\u00e2ne Rab demek olan sam e diyyet ile uluhiyyetin m\u00e2n\u00e2s\u0131 anlat\u0131lm\u0131\u015f ve a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015f, \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak da b\u00fct\u00fcn mevcudat\u0131 yok iken yaratan, hepsine birer yarat\u0131l\u0131\u015f \u00f6zelli\u011fi kazand\u0131ran ve s\u0131rf keremiyle varl\u0131k giysisi giydiren, cel\u00e2l ve cem\u00e2l eseri ya\u011fd\u0131rarak hepsine il\u00e2h olan O ehad, O d en b\u00e2t\u0131nda ve zahirde hi\u00e7bir \u015feyin ne ilmin, ne malumun, ne iradenin, ne murad\u0131n, ne fiilin, ne mef\u00fbl\u00fcn, ne m\u00e2n\u00e2n\u0131n, ne s\u00fbretin, ne ruhun, ne cismin, ne \u00e2f\u00e2k\u0131n, ne enf\u00fcs\u00fcn, t\u00fcreme ve \u00fcreme yoluyla kendisinden \u00e7\u0131kmad\u0131\u011f\u0131, yani ilmi, birbirinden do\u011fan fikir v a ak\u0131l y\u00fcr\u00fctme hareketleri cinsinden olmad\u0131\u011f\u0131 gibi iradesi, fiili ve yapt\u0131klar\u0131 da kendisine bir benzerlik ve e\u015fitlik gerektirecek \u015fekilde meydana gelmez. Binaenaleyh O&#8217;nun baba, ana olmaktan, evlad\u0131 bulunmaktan, sonucu al\u0131nacak bir mukaddime bir ba\u015flang\u0131 \u00e7 durumuna d\u00fc\u015fmekten m\u00fcnezzeh oldu\u011fu bildirilmektedir. Yarat\u0131lm\u0131\u015flar ve \u00f6zellikle insanlar i\u00e7in sonunun gelmesine engel say\u0131lan, bir \u015feref ve meziyet olan babal\u0131k s\u0131fat\u0131n\u0131n, o her diledi\u011fini bir &#8220;Ol!&#8221; emriyle yapan, \u00fcreme ve t\u00fcremeden, b\u00f6l\u00fcnme ve noksa ndan m\u00fcnezzeh olan ehad ve samed<\/p>\n<p>i\u00e7in b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcne engel bir \u00f6zellik oldu\u011fu kesindir. \u00c7\u00fcnk\u00fc O&#8217;nun babal\u0131\u011f\u0131n\u0131n, b\u00f6l\u00fcnme ve \u00fcremeyi de beraberinde getirece\u011fi i\u00e7in, bu da O&#8217;nun kem\u00e2liyle ba\u011fda\u015fmayan bir noksanl\u0131k olaca\u011f\u0131 i\u00e7in b\u00fct\u00fcn bu eksikliklerin tenzihi vaciptir. Onun ba\u015fkas\u0131ndan do\u011fum, \u00fcreme ve t\u00fcreme yoluyla meydana gelmi\u015f olmayan bir kad\u00eem, bir de\u011fi\u015fmez ve de\u011fi\u015fme kabul etmez bir vacibu&#8217;l-v\u00fccud oldu\u011fu ve binaenaleyh o\u011ful olmaktan da o\u011flu bulunmaktan da m\u00fcnezzeh bulundu\u011fu, i\u015fte bundan dolay\u0131d\u0131r ki, baba ve y a o\u011ful olanlar\u0131n il\u00e2h olmalar\u0131 muhal oldu\u011fu velhas\u0131l onun ne \u00fcst\u00fcnde ne alt\u0131nda bir il\u00e2h m\u00fcmk\u00fcn olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, O&#8217;nunla beraber, O&#8217;na e\u015fde\u011fer hi\u00e7bir denk bir ehad bulunmak veya do\u011furulmak veya yarat\u0131lmak imkan\u0131 da olmad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in O&#8217;nun zat\u0131 ve s\u0131fat\u0131 ortakl\u0131 k meydana gelmesine engeldir. Yani liz\u00e2tihi hakk\u0131n kar\u015f\u0131t\u0131 lizatihi bat\u0131l ve m\u00fcmten\u00ee oldu\u011fu i\u00e7in ul\u00fbhiyyette \u015firk iddialar\u0131 da hep bat\u0131ld\u0131r. Tevhid ad\u0131na \u00fcreme ve tekrar bu \u00fc\u00e7 ayr\u0131 esas\u0131n birle\u015fip bir olmas\u0131, yani \u00fc\u00e7leme iddialar\u0131n\u0131n da bat\u0131l oldu\u011fu \u00fc\u00e7 c\u00fcm l e ile anlat\u0131lm\u0131\u015f ve bu \u00fc\u00e7 c\u00fcmlenin birbirine ba\u011fl\u0131 olarak b\u00fct\u00fcn\u00fcn\u00fcn birden ifadesi matlub oldu\u011fu anlat\u0131lmak \u00fczere son iki c\u00fcmle &#8220;vav&#8221; ile atfedilmi\u015ftir. Bununla beraber en son c\u00fcmle hepsinin de beyan ve takririne k\u00e2fi geldi\u011fi i\u00e7in at\u0131fla beraber m\u00fcstakill e n bir \u00e2yet olarak getirilmi\u015ftir. Bunun apa\u00e7\u0131k olan ince n\u00fcktelerinden birisi de biri ba\u015f\u0131nda m\u00fcsbet, (olumlu) biri de sonunda menfi (olumsuz) c\u00fcmle olarak &#8220;ehad&#8221; l\u00e2fz\u0131n\u0131n iki kere zikredilme ve hem birinci \u00e2yetin, hem sonuncu \u00e2yetin f\u00e2s\u0131las\u0131 olmas\u0131d\u0131r ki, bununla ehad l\u00e2fz\u0131n\u0131n Arap\u00e7a&#8217;da her iki kullan\u0131m\u0131na da tenbih edilmi\u015ftir. Zira yukar\u0131da Rag\u0131b&#8217;dan naklen beyan olunmu\u015ftur ki, kelimesinin m\u00fcsbet kullan\u0131\u015ftaki anlam\u0131 ile menfi c\u00fcmledeki anlam\u0131 ayn\u0131 de\u011fildir. Birinde tahsis, birinde genelleme vard\u0131r. Onun i\u00e7in bu kelimenin iki fas\u0131lada da zikri sadece tekrardan ibaret olmam\u0131\u015f, ba\u015fl\u0131 ba\u015f\u0131na bir belagat olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Bunun toplu m\u00e2n\u00e2s\u0131 \u015f\u00f6yle demek olur: Allah Te\u00e2l\u00e2, ikile\u015fmesi veya yok olmas\u0131 veya de\u011fi\u015fmesi imk\u00e2n ve ihtimali olmayan O birdir, hep birdir. Ne \u00fcst\u00fcnde, ne alt\u0131nda, ne beraberinde O&#8217;na ikinci olacak, bir ba\u015fka bir, daha yoktur. \u00dcstelik sadece hep bir olarak de\u011fil, gerek tek ba\u015f\u0131na, gerek topluca, gerek az, gerek \u00e7ok, herhangi bir y\u00f6n\u00fcyle O&#8217;na e\u015fit veya e\u015fde\u011fer, benzer veya z\u0131t hi\u00e7bir k\u00fcf\u00fcv de yok t ur. O&#8217;ndan ba\u015fka hi\u00e7bir il\u00e2h yoktur olmas\u0131 da m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Yani Allah&#8217;\u0131n ehadiyyetini tan\u0131mak, O&#8217;ndan \u015ferik ve naziri b\u00fcsb\u00fct\u00fcn nefyetmek i\u00e7in O&#8217;ndan ba\u015fka bir il\u00e2h yoktur demek k\u00e2fi de\u011fildir. &#8220;Ondan ba\u015fka hi\u00e7bir il\u00e2h yoktur.&#8221; deyip O&#8217;ndan ba\u015fkas\u0131n\u0131 ne fy-i k\u00fcll\u00ee ile nefyetmek icab eder. \u00c7\u00fcnk\u00fc<\/p>\n<p>O&#8217;ndan ba\u015fka bir il\u00e2h yoktur, denildi\u011fi zaman &#8220;Ondan ba\u015fka bir tek ilah yok, fakat bir \u00e7ok ilah vard\u0131r.&#8221; anlam\u0131 da kasdolunabilir. K\u00fcll\u00ee bir selb ile b\u00fct\u00fcn cins nefyedilmi\u015f olmaz. \u015eahs\u00ee ve c\u00fcz\u00ee bir selb s\u00f6zkonusu olabilir. Onun i\u00e7in kelime-i tevh\u00eed diye nefy-i cins olan iledir, ye m\u00fc\u015fabih olan ile de\u011fildir. (Maide, 5\/73) \u00e2yetinde ile ifade olunurken de nefiyde isti\u011frak i\u00e7in bir edat\u0131 getirilmi\u015ftir. &#8220;Allah ancak bir tek il\u00e2ht\u0131r.&#8221; (Nisa, 4\/171) gibi yerlerde de edat\u0131 da b\u00f6yledir. \u0130\u015fte &#8216;in bir isbatta, bir de nefiyde olmak \u00fczere iki defa zikrinde bu \u00f6nemli n\u00fckte ile il\u00e2h\u00ee ehadiyyetin beyan ve takriri vard\u0131r. Allah \u00f6yle bir ehad, \u00f6yle bir sameddir ki, O&#8217;na herhangi bir temay\u00fcz veya e\u015fitlik ile denk o labilecek ne bir vahdet, ne de bir kesret m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. O&#8217;nun ne birincisi, ne ikincisi, ne \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc vard\u0131r. Onun gibi v\u00fcc\u00fbdu vacip olan, varl\u0131\u011f\u0131 gerekli ve kendi kendine yeterli olan bir il\u00e2h olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, bir mevcut de yoktur ve olamaz. O&#8217;ndan \u00f6tesi ve O&#8217;nun dengi olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, O&#8217;ndan berisi de b\u00fct\u00fcn mevcudat ve m\u00fcmk\u00fcnat hepsi toplansa O&#8217;na kar\u015f\u0131 yine de hi\u00e7tir, hepsi kendi \u00f6zlerinde helake ve yoklu\u011fa mahk\u00fbmdur. V\u00fcc\u00fbd ve bekada hepsi hep O&#8217;na muhta\u00e7t\u0131r. Kendisine asla yokluk \u00e2r\u0131z olmayan zat-\u0131 Hak O &#8216; dur. Hakiki varl\u0131k ancak O&#8217;nun varl\u0131\u011f\u0131d\u0131r. O&#8217;nun varl\u0131\u011f\u0131, b\u00fct\u00fcn varl\u0131klar\u0131n hakikat\u0131d\u0131r. O&#8217;dan ba\u015fkas\u0131 kendili\u011finden ve kendi g\u00fcc\u00fcyle varolmu\u015f de\u011fildir. Yarat\u0131lm\u0131\u015f olan varl\u0131klar birbirlerine k\u00fcf\u00fcv olabilirler, birbirleriyle birle\u015fir, birbirinden ayr\u0131labi l irler. Birbirlerinden do\u011far, birbirleriyle didi\u015fir, niza eylerler, birbirleriyle z\u0131tla\u015f\u0131rlar, fakat hi\u00e7birisi kendili\u011finden de\u011fil, hepsi Allah&#8217;\u0131n vergisi ve izni iledir. B\u00fct\u00fcn varl\u0131klar aras\u0131ndaki kavga ve m\u00fcnaka\u015fay\u0131 kesecek, ihtilaflar\u0131 kald\u0131racak, iyiyi, k\u00f6t\u00fcy\u00fc se\u00e7ip, \u015ferleri defedecek, hayr\u0131 payla\u015ft\u0131racak ve \u00e7o\u011faltacak, zulm\u00fc iptal, hakk\u0131 izhar eylecek olan hep O&#8217;nun inayeti ve karar\u0131d\u0131r. B\u00fct\u00fcn g\u00f6kleri ve yerleriyle k\u00e2inat, d\u00fcnya ve ahiret hep O&#8217;nun m\u00fclk\u00fcd\u00fcr, O&#8217;nun ehadiyyetine ba\u011f\u0131ml\u0131, samediyyetiyle a y akta durmakta ve O&#8217;nun h\u00fckm\u00fcne ve ferman\u0131na mahk\u00fbm bulunmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Bundan dolay\u0131d\u0131r ki, bu s\u00fbrenin ba\u015f taraflar\u0131nda Enes&#8217;den ve Ubeyy&#8217;den rivayet olundu\u011fu \u00fczere b\u00fct\u00fcn semavat ve arz\u0131n bu s\u00fbre \u00fczerine kurulmu\u015f oldu\u011fu zikredilmi\u015ftir. &#8220;Ke\u015f\u015faf Tefsiri&#8221;nde bu s\u00fbrenin b\u00fct\u00fcn Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a muadil (e\u015fde\u011fer) oldu\u011funa dair bir rivayete i\u015faret olarak \u015f\u00f6yle denmi\u015ftir: Bu s\u00fbre metninin k\u0131sal\u0131\u011f\u0131 ve ba\u015f\u0131 ile sonunun yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131 ile beraber ni\u00e7in b\u00fct\u00fcn Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a denk olmu\u015ftur? diye sorarsan, derim ki: Bir y\u00fckse\u011fin y\u00fcksekli\u011fi n i \u00e7in ise onun i\u00e7indir. Bu ba\u015fka de\u011fil, ancak Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n s\u0131fat\u0131 ve adalet ve tevhidi \u00fczere d\u00fcr\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc i\u00e7indir.<\/p>\n<p>Bunun faziletini itiraf edip de Resulullah&#8217;\u0131n kavlini tasdik eden kimse i\u00e7in delil olarak tevh\u00eed ilminin Allah&#8217;a olan nisbeti, \u015ferefi k\u00e2fidir. Nas\u0131l olmaz ki ilim, mal\u00fbma tabidir. O&#8217;nun \u015ferefiyle \u015ferefli, onun d\u00fc\u015fk\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc ile d\u00fc\u015fk\u00fcn olur. Bu ilmin malumu ise Allah ve s\u0131fatlar\u0131 ve Allah hakk\u0131nda caiz olup olmayanlard\u0131r. O halde onun r\u00fctbesinin \u015ferefini ve makam\u0131n\u0131n celaletini ve y\u00fcceli\u011fini ve her i lmin \u00fczerinde hakimiyet ve istilas\u0131n\u0131 ve hi\u00e7birisinin yeti\u015femedi\u011fi \u00f6d\u00fcle eri\u015fmesini ne zannedersin? Her kim onu istihfaf ve istihkar ederse, hafife al\u0131p horlarsa malumuna bilgisinin yetmezli\u011finden, ona tazim ve sayg\u0131s\u0131n\u0131n azl\u0131\u011f\u0131ndan ve yoklu\u011fundan, ak\u0131bet i ne nazardan uzak olmas\u0131ndand\u0131r.<\/p>\n<p>Bundan anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re; &#8220;Kul huvallahu ehad b\u00fct\u00fcn kur&#8217;\u00e2n&#8217;a mu\u00e2dil olur.&#8221; diye bir hadis-i \u015ferif rivayet olunmu\u015f demektir. &#8220;Kenzu&#8217;l-Ummal&#8221;de zikrolundu\u011fu \u00fczere, bunu \u0130bn\u00fc&#8217;l-Enbar\u00ee &#8220;Mesahif&#8221; adl\u0131 eserinde Hz. Enes&#8217; den rivayetle \u015f\u00f6yle tahric eylemi\u015ftir: &#8220;Ne engeller her birinizi her gece bir &#8220;kul huvallahu ehad&#8221; okumaktan. \u00c7\u00fcnk\u00fc o b\u00fct\u00fcn Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a mu\u00e2dil olur&#8221;.<\/p>\n<p>Al\u00fbs\u00ee&#8217;nin zikretti\u011fi \u00fczere, M\u00fcsned&#8217;de \u0130bni Leh\u00eea tarik\u0131yle Ebi Sa\u00eed&#8217;den gelen bir rivayette kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n yar\u0131s\u0131na veya \u00fc\u00e7te birine mu\u00e2dildir, diye teredd\u00fctl\u00fc \u015fekilde ifade varid olmu\u015ftur. Merf\u00fb veya mevkuf bir\u00e7ok rivayetlerde ise \u00fc\u00e7te birine diye tayin edilmi\u015ftir. Bu c\u00fcmleden olarak &#8220;Bir gecede Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n \u00fc\u00e7te birini okumaktan herhangi biriniz \u00e2ciz midir?&#8221; b uyurdu. Bu onlara zor geldi. Sonra buyurdu ki, &#8220;Bir kimse okursa, okudu\u011fu Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n \u00fc\u00e7te birine mu\u00e2dil olur.<\/p>\n<p>Aciz olur mu her biriniz her gece Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n \u00fc\u00e7te birini okumaktan? buyurdu. Evet dediler; biz buna g\u00fc\u00e7 yetiremez ve dayanamay\u0131z. Sonra Hz. Peygamber buyurdu ki; Allah azze ve celle Kur\u00e2n&#8217;\u0131 \u00fc\u00e7 k\u0131sma ay\u0131rd\u0131, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n \u00fc\u00e7 b\u00f6l\u00fcm\u00fcnden bir b\u00f6l\u00fcm\u00fc k\u0131ld\u0131.<\/p>\n<p>Resulullah (s.a.v.) buyurdu ki: &#8220;Nefsim kudret elinde olan Allah&#8217;a yemin<\/p>\n<p>ederim ki; o, yani Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n \u00fc\u00e7te birine mu\u00e2dil olur.&#8221;<\/p>\n<p>Resul ullah (s.a.v.) buyurdu ki: &#8220;Toplan\u0131n size Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n \u00fc\u00e7te birini okuyaca\u011f\u0131m.&#8221; Biraz sonra toplanan topland\u0131, Hz. Peygamber \u00e7\u0131kt\u0131 &#8216;i okudu, sonra tekrar odas\u0131na girdi. Birbirimize dedik ki, herhalde kendisine semadan yeni bir vahiy haberi geldi, odas\u0131na gi r mesine o sebep oldu. Daha sonra Peygamber (s.a.v.) odas\u0131ndan \u00e7\u0131kt\u0131, ben dedi; size Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n \u00fc\u00e7te birini okuyaca\u011f\u0131m demi\u015ftim ya, i\u015fte o okudu\u011fum Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n \u00fc\u00e7te birine denk olur.<\/p>\n<p>&#8220;Her kim, okursa, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n \u00fc\u00e7te birini okumu\u015ftur.&#8221; &#8220;Her kim, bir kerre okursa Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n \u00fc\u00e7te birini okumu\u015f gibidir, iki kerre okursa Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n \u00fc\u00e7te ikisini okumu\u015f gibidir, \u00fc\u00e7 kerre okursa b\u00fct\u00fcn Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 okumu\u015f gibidir.&#8221; Daha bunlar gibi bir \u00e7ok rivayetler vard\u0131r.<\/p>\n<p>\u015eu halde bunun yorumu nedir? Bu hususta m\u00fcfessirlerin ve din \u00e2limlerinin iki g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc vard\u0131r:<\/p>\n<p>1- Bir k\u0131s\u0131m alimler burada maksat, sevab\u0131 itibar\u0131yla de\u011fil, m\u00e2n\u00e2s\u0131 itibariyle \u00fc\u00e7te birine mu\u00e2dil olmas\u0131d\u0131r, demi\u015fler. Buna da M\u00fcslim had\u00eesindeki \u00fc\u00e7 k\u0131sma ayr\u0131l\u0131r s\u00f6z\u00fcn\u00fc delil olarak g\u00f6stermi\u015flerdir. Ancak \u00fc\u00e7 k\u0131sma b\u00f6l\u00fcnmesiyle ilgili had\u00eesin a\u00e7\u0131klamas\u0131nda da birka\u00e7 farkl\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015f \u00f6ne s\u00fcrm\u00fc\u015flerdir ki, ba\u015fl\u0131calar\u0131 \u015funlard\u0131r:<\/p>\n<p>a. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n m\u00e2n\u00e2lar\u0131 \u00fc\u00e7 ilme r\u00e2c\u00ee olur: Bunlar tevhid ilmi, \u015fer\u00eeat ilmi ve ahlak ilmidir. Bu s\u00fbre ise hem te\u015fr\u00ee, hem de ahl\u00e2k ilminin temeli olan tevhid ilmini en a\u00e7\u0131k ve en g\u00fczel \u015fekilde ifade etmektedir.<\/p>\n<p>b. Denilmi\u015ftir ki, Kur&#8217;\u00e2n bir bak\u0131ma inan\u00e7 (akaid), ahk\u00e2m ve k\u0131sas \u015feklinde \u00fc\u00e7 ana konuyu kapsam\u0131 i\u00e7ine al\u0131r. Bu s\u00fbre ise hep inanca (akaide) ili\u015fkin bir s\u00fbredir.<\/p>\n<p>c. Gaz\u00e2l\u00ee, &#8220;Cevahi r&#8221;de demi\u015ftir ki; Kur&#8217;\u00e2n&#8217;daki bilgilerin anahatlar\u0131 \u00fc\u00e7 t\u00fcr bilgidir: Mebde, yani varolu\u015fun ba\u015flang\u0131c\u0131na bilgi edinmektir, me\u00e2de ilim, yani varl\u0131\u011f\u0131n sonucu hakk\u0131nda bilgi sahibi olmakt\u0131r. Bir de bu ikisi aras\u0131ndaki &#8220;S\u0131rat-\u0131 m\u00fcstakim&#8221;e bilgi edinmektir. \u0130\u015ft e mebdee aid bilgi demek olan bu s\u00fbre, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n \u00fc\u00e7te birine denk demek olur. Fakat bize g\u00f6re bu konuda \u00fczerinde dikkat edilmesi gereken noktalar vard\u0131r. Zira Allah sadece mebde&#8217;den ibaret de\u011fil,<\/p>\n<p>&#8220;evvel ve \u00e2hir&#8221;dir. Hem mebde&#8217; hem de me\u00e2ddir, \u00e7\u00fcnk\u00fc dur. S\u0131rat-\u0131 m\u00fcstakim de do\u011frudan do\u011fruya O&#8217;na g\u00f6t\u00fcren yol oldu\u011fundan samediyyetin istenilen gaye olmas\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131nda merciiyyet ile beraber ona da i\u015faret vard\u0131r. O halde bu taksime g\u00f6re bu s\u00fbre, hepsine denk demek olur.<\/p>\n<p>d. Bir de denilmi\u015ftir ki; Kur&#8217;\u00e2n&#8217;daki istenen \u015feylerin en b\u00fcy\u00fckleri kendileri sayesinde iman ve \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n hus\u00fble gelece\u011fi \u00fc\u00e7 as\u0131ld\u0131r ki, bunlar Allah&#8217;a marifet, Peygamberin do\u011frulu\u011funa, bir de ahirette Allah huzurunda verilecek hesaba itikatt\u0131r. Bu s\u00fbre birinci iste\u011fe ait olmas\u0131 dolay\u0131s\u0131yla Kur&#8217;\u00e2 n &#8216;\u0131n \u00fc\u00e7te biridir.<\/p>\n<p>Daha bunlardan ba\u015fka tevcihler ve g\u00f6r\u00fc\u015fler de ileri s\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. Ve yine denilmi\u015ftir ki, her hangisi olursa olsun \u00fc\u00e7te bir rivayetiyle b\u00fct\u00fcn\u00fcne mu\u00e2dil olmas\u0131 rivayeti aras\u0131nda \u00e7eli\u015fki yoktur. \u00c7\u00fcnk\u00fc tevh\u00eed b\u00fct\u00fcn Kur&#8217;\u00e2n ilimlerinin asl\u0131d\u0131r, di\u011fer konular onun ayr\u0131nt\u0131lar\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>2- Bir k\u0131s\u0131m din \u00e2limleri de murad sevap bak\u0131m\u0131ndan Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n \u00fc\u00e7te birine mu\u00e2dil olmas\u0131d\u0131r demi\u015fler ve buna kail olmu\u015flard\u0131r. Hadislerin zahirinden anla\u015f\u0131lan m\u00e2n\u00e2n\u0131n bu oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Buna itiraz olarak denilmi\u015ftir ki; Hz. Peygamber (s.a.v.), &#8220;Her kim Kur&#8217;\u00e2n okursa her harfine on sevap vard\u0131r.&#8221;, buyurmu\u015f oldu\u011fundan tamam\u0131yla Kur&#8217;\u00e2n okuman\u0131n sevab\u0131, tek ba\u015f\u0131na bu s\u00fbrenin sevab\u0131na nisbetle kat kat fazla olaca\u011f\u0131 \u00e2\u015fik\u00e2rd\u0131r.<\/p>\n<p>Buna \u015f\u00f6yle cevap verilmi\u015ftir: Kur&#8217;\u00e2n okuyan i\u00e7in iki t\u00fcrl\u00fc sevap vard\u0131r; birisi her harfine g\u00f6re verilen tafsil\u00ee sevab, birisi de hatim sebebiyle c\u00fcmlesine birden verilen icmal\u00ee sevabd\u0131r. Okuman\u0131n sevab\u0131, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n hatim sevab\u0131n\u0131n \u00fc\u00e7te birine mu\u00e2dil demektir. Yoksa tafsiline de\u011f i l. Bunun misali, nitekim bir ev yapt\u0131rmak i\u00e7in bir kimse birine bir mikdar para vermek \u00fczere anla\u015f\u0131r, fakat binay\u0131 yap\u0131p bitirdi\u011fi zaman da anla\u015ft\u0131klar\u0131 \u00fccretten ba\u015fka bir de bah\u015fi\u015f verir. Buh\u00e2r\u00ee &#8220;\u015eerh-i Kirman\u00ee&#8221;de der ki: B\u00fct\u00fcn Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n \u00fc\u00e7te birini okum a k elbette bu s\u00fbreyi okumaktan dah zor, daha me\u015fakkatlidir, o halde bu s\u00fbrenin h\u00fckm\u00fc \u00fc\u00e7te birin h\u00fckm\u00fcne nas\u0131l e\u015fit olur? denilirse, \u00fc\u00e7te birini okunmas\u0131n\u0131n sevab\u0131 on kat\u0131ylad\u0131r, berikinin sevab\u0131 ise onun bin kat\u0131d\u0131r. Benzetme asl\u0131ndad\u0131r, ziyadesinde de\u011fild i r, dokuzu ziyade me\u015fakkat kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131d\u0131r. \u0130lh&#8230;<\/p>\n<p>\u015eihab-\u0131 Haf\u00e2c\u00ee, bununla ilgili olarak demi\u015ftir ki, Allah kelam\u0131n\u0131n m\u00e2n\u00e2lar\u0131n\u0131 dikkat eyleyen ve onlar\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnerek tedebb\u00fcr ile okuyan i\u00e7in olan sevap ba\u015fkad\u0131r. Murad \u015fudur ki, her kim bunu m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131n hakk\u0131n\u0131 vererek ve ri\u00e2yet ederek okursa, yani anlayarak ve \u00fczerinde d\u00fc\u015f\u00fcnerek okursa, b\u00f6yle tedebb\u00fcr ve<\/p>\n<p>teemm\u00fcl ile okursa, m\u00e2n\u00e2s\u0131na bakmadan va anlamaya \u00e7al\u0131\u015fmadan Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n \u00fc\u00e7te birini okumaya mu\u00e2dildir demektir. Yahut marifetullaha ve tevh\u00eede ili\u015fkin olmayan \u00fc\u00e7te birini okumaya mu\u00e2dildir, demek olmal\u0131d\u0131r. Zira en \u015ferefli m\u00e2n\u00e2lar, en \u015ferefli kelimelerden baz\u0131s\u0131na eklenince o cins laf\u0131zlardan bir \u00e7o\u011funa mu\u00e2dil olmas\u0131nda garip kar\u015f\u0131lanacak hi\u00e7bir \u015fey yoktur. Mesel\u00e2 en de\u011ferli ta\u015flarla s\u00fcslenmi\u015f ve i\u015flenmi\u015f on m i skal a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131ndaki bir alt\u0131n levha bin miskal ve daha ziyade alt\u0131na e\u015fde\u011fer olabilir.<\/p>\n<p>Al\u00fbs\u00ee der ki: Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n mahz-\u0131 keremiyle \u00e7ok bir me\u015fakkat olmayan baz\u0131 ibadetler i\u00e7in yine o cinsten kat kat me\u015fakkatli olan ba\u015fka ibadetlerin sevab\u0131ndan daha \u00e7ok bir sevab ihsan buyurmas\u0131na engel yoktur. Nitekim baz\u0131 zamanlarda, baz\u0131 mek\u00e2nlarda bir ibadete di\u011ferinden daha fazla sevap tahsis edilmi\u015f ve hatt\u00e2 ayn\u0131 ibadet o zamanlar\u0131n baz\u0131s\u0131nda vacib, baz\u0131s\u0131nda haram k\u0131l\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r ki, bunun hepsinde ancak Allah&#8217;\u0131n k endisinin bildi\u011fi birtak\u0131m hikmetler vard\u0131r, bu da onlardan farkl\u0131 de\u011fildir. \u015eu halde her ne suretle olursa olsun bu s\u00fbreyi okuyan kimse, aynen Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n bu s\u00fbreyi i\u00e7ine almayan \u00fc\u00e7te birini okumu\u015f olan\u0131n sevab\u0131 kadar bir sevab\u0131 kazanmas\u0131 ve bunun ona bir i l\u00e2hi l\u00fctuf olarak tahsis buyurulmu\u015f olmas\u0131 imk\u00e2ns\u0131z g\u00f6r\u00fclmeyip bunun hikmetinin il\u00e2h\u00ee ilme tefv\u00eez olunmas\u0131 gerekir. \u0130bni Abdi&#8217;l-Berr de bu konuda s\u00fck\u00fbt eylemenin g\u00f6r\u00fc\u015f ileri s\u00fcrmekten ve ileri geri konu\u015fmaktan daha \u00e7\u0131kar yol ve daha faziletli bir davran\u0131\u015f oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015ftir. Ger\u00e7ekten de en sa\u011flam ve tutarl\u0131 olan da budur.<\/p>\n<p>Bununla beraber Ke\u015f\u015faf&#8217;\u0131n bu konuda uyar\u0131s\u0131 da \u00f6nemlidir:<\/p>\n<p>B\u00fct\u00fcn bunlardan sonra \u00e2cizane benim akl\u0131ma do\u011fanlar da \u015fudur: Ta Fatiha S\u00fbresi&#8217;nin ba\u015f\u0131nda besmeleyle ilgili olarak beyan etti\u011fimiz \u015fekilde, Kur&#8217;\u00e2n ilminin ana konusu, ul\u00fbhiyyeti dolay\u0131s\u0131yla Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;d\u0131r. Yani Allah ile yaratt\u0131klar\u0131 ve \u00f6zellikle de yarat\u0131lm\u0131\u015flar aras\u0131nda ak\u0131l sahibi olmas\u0131 dolay\u0131s\u0131yla insanlar aras\u0131ndaki ili\u015fkidir. Bir tarafta Allah&#8217;\u0131n uluhiyyeti, b i r tarafta kullar\u0131n ub\u00fbdiyyeti ve bu ikisi aras\u0131ndaki ili\u015fkidir. \u0130nsan\u0131n bu ili\u015fkide Y\u00fcce yarat\u0131c\u0131s\u0131na kar\u015f\u0131 nas\u0131l bir tutum ve tav\u0131r i\u00e7inde olmas\u0131 gerekti\u011finin bilgisidir. Fatiha S\u00fbresi, bunu belirledi\u011fi gibi, bu s\u00fbre de Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n kendi tarifi olara k, b\u00fct\u00fcn Kur&#8217;an&#8217;\u0131n dayana\u011f\u0131 olan temel ilkeyi a\u00e7\u0131klam\u0131\u015ft\u0131r. Bu bak\u0131mdan bu s\u00fbre de Fatiha S\u00fbresi gibi b\u00fct\u00fcn Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n bir \u00f6zeti ve binaenaleyh muvadili demektir.<\/p>\n<p>Sonra Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n b\u00fct\u00fcn\u00fc de fatihas\u0131, ortas\u0131 ve bir de hatimesi, yani sonucu olmak \u00fczere \u00fc\u00e7 k\u0131s\u0131md\u0131r demektir ki, bu g\u00f6r\u00fc\u015f, Gaz\u00e2l\u00ee&#8217;nin bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131na benzer bir g\u00f6r\u00fc\u015ft\u00fcr. Fatiha, bilindi\u011fi \u00fczere, olan Elham&#8217;d\u0131r. Hatime de \u0130hlas ile Muavvizeteyn&#8217;dir. &#8220;Namaz\u0131 benimle kulum aras\u0131nda taksim ettim.&#8221; hadis-i kuds\u00eesinin del\u00e2leti \u00fczere Fatiha&#8217;n\u0131n yedi \u00e2yeti Allah ile kulu aras\u0131nda iki e\u015fit k\u0131sma taksim edilmi\u015ftir: \u015e\u00f6yle ki: \u0130lk \u00fc\u00e7 \u00e2yeti yaln\u0131zca Allah&#8217;a aittir. Allah&#8217;a ait olan \u00fc\u00e7 \u00e2yetlik bu birinci k\u0131s\u0131mdan sonra gelen d\u00f6rd\u00fcnc\u00fc \u00e2yet &#8220;Ancak Sana ibadet eder ve ancak Sen&#8217;den yard\u0131m dileriz.&#8221; \u00e2yetinin b ir ucu Allah&#8217;a, bir ucu da kullara aittir. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc k\u0131s\u0131mdaki \u00fc\u00e7 \u00e2yet sadece kullara \u00e2ittir. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n h\u00e2timesinde yer alan \u00fc\u00e7 s\u00fbreden birincisi olan \u0130hlas S\u00fbresi yaln\u0131zca Allah&#8217;a \u00e2it, &#8216;lerle O&#8217;na s\u0131\u011f\u0131nmak ise kullara ait oldu\u011fundan bir bak\u0131ma \u0130hlas S\u00fbres i, Elhamd&#8217;in ve binaenaleyh b\u00fct\u00fcn Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n yar\u0131s\u0131na, bir bak\u0131ma da \u00fc\u00e7te birine mu\u00e2dil demek olur. \u015eu halde bunlar\u0131n m\u00e2n\u00e2lar\u0131ndaki incelikleri ve ili\u015fkileri duyabildi\u011fi kadar hissederek okuyanlar o \u00f6l\u00e7\u00fcde tafsilen mu\u00e2dil sevaplara nail olacaklar, m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 anlamadan icmal\u00ee bir imanla okuyanlar da o \u00f6l\u00e7\u00fcde icmalen mu\u00e2dil sevablar\u0131na nail olacaklar. Naz\u0131m haddizat\u0131nda m\u00e2n\u00e2ya del\u00e2let etti\u011fi, harf say\u0131s\u0131na g\u00f6re sevap da nazm\u0131n tilavetine aid bulundu\u011fu i\u00e7in vaad olunan sevabdan elbette hali olmaz. &#8220;Kim bir iy i lik yaparsa ona on kat\u0131yla sevap vard\u0131r.&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/160) il\u00e2h\u00ee vaadiyle bir harfe on sevap veren Allah&#8217;\u0131n bir \u0130hlas S\u00fbresi&#8217;ne di\u011ferlerinin tamam\u0131na, yar\u0131s\u0131na veya \u00fc\u00e7te birine mu\u00e2dil sevap vermesine bir engel yoktur. \u00d6zellikle bunun gibi Allah&#8217;a aid olan h u suslarda &#8220;Allah diledi\u011fini yapar ve diledi\u011fi gibi h\u00fck\u00fcm verir.&#8221; (\u0130brahim, 14\/27) ve (Maide, 5\/1) h\u00fck\u00fcmlerinden ba\u015fka sebep de aranmaz. \u0130hlasa yatk\u0131n olarak m\u00e2n\u00e2y\u0131 anlamaya ve sonra da gere\u011fince amel etmeye \u00e7al\u0131\u015fmak da ayr\u0131ca birer hasene oldu\u011fundan dolay\u0131 \u015f\u00fcphe yok ki, onlar\u0131n sevab\u0131 da munzam olunca ecir daha y\u00fckselir. \u0130\u015fte tefsir yoluyla m\u00e2n\u00e2y\u0131 ve h\u00fck\u00fcmleri anlatmaya \u00e7al\u0131\u015fmaktan istenilen de budur. Bu s\u00fbrenin faziletlerine dair daha bir \u00e7ok hadis-i \u015fer\u00eef rivayet edilmi\u015ftir. \u0130\u00e7lerinde sahih ve kuvvet l i olanlar da, zay\u0131f say\u0131lanlar da vard\u0131r. Baz\u0131lar\u0131 bu s\u00fbrenin Kur&#8217;\u00e2n&#8217;daki s\u00fbrelerin en efdali oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerse de, Fatiha&#8217;n\u0131n her namazda okunmas\u0131 v\u00e2cib oldu\u011fu ve Hz. Peygamber&#8217;in &#8220;Fatiha&#8217;s\u0131z namaz, namaz olmaz.&#8221; buyurmas\u0131 dikkate al\u0131n\u0131nca bu ko n uda biraz temkinli olmak gerekir. Ger\u00e7i Fatiha&#8217;n\u0131n durumunun b\u00f6yle olmas\u0131, \u0130hl\u00e2s&#8217;\u0131n en efdal s\u00fbre<\/p>\n<p>olmas\u0131na engel te\u015fkil etmez \u015feklinde d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir, ancak bu konuda Hz. Peygamber&#8217;den sahih bir rivayet olmadan buna h\u00fckmetmek uygun d\u00fc\u015fmez.<\/p>\n<p>Al\u00fbs\u00ee der ki: Bunun hakk\u0131nda varid olan sahih hadisler, bu s\u00fbrenin faziletine yeter, hatt\u00e2 Kur&#8217;\u00e2n&#8217;daki s\u00fbrelerin en efdali bile denilmi\u015ftir. Buna Darim\u00ee&#8217;nin M\u00fcsned&#8217;inde Ebu Mugive&#8217;den, Safvan-i Kulai&#8217;den rivayet olunan \u015fu hadis ile istidl\u00e2l edenler de olmu\u015ftur. \u015e\u00f6yle ki; bir adam &#8220;Ya Resulullah, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da hangi s\u00fbre en b\u00fcy\u00fckt\u00fcr?&#8221; dedi. Peygamber (s.a.v.) de buyurdu. Yine M\u00fcsned&#8217;de Mu\u00e2z b. Rifa&#8217;a ve \u00dcseyd b. Abdirrahman tarik\u0131yle Ukbe b. \u00c2mir&#8217;den, demi\u015ftir ki, Resulullah (s.a.v.) bana &#8220;Tevrat&#8217;ta, \u0130ncil&#8217;de ve Kur&#8217;\u00e2n&#8217; d a bulunan s\u00fbrelerin en hay\u0131rl\u0131s\u0131 \u00fc\u00e7 s\u00fbreyi sana \u00f6\u011freteyim mi?&#8221; buyurdu. Ben de &#8220;evet&#8221; dedim. Bunun \u00fczerine bana ve s\u00fbrelerini okuttu, sonra da buyurdu ki; &#8220;Ya Ukbe, sen bunlar\u0131 ve Tebbet&#8217;i bir gece bile unutma, hepsini oku!&#8221;<\/p>\n<p>Tirmiz\u00ee de bu hadisin bir k\u0131sm\u0131n\u0131 rivayet etmi\u015f ve &#8220;hasen&#8221; demi\u015ftir. Bununla beraber bu, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;daki s\u00fbrelerin mutlaka en efdali oldu\u011funa delalet etmez, belki efdal olanlar aras\u0131nda oldu\u011funa delalet eder. Kur&#8217;\u00e2n s\u00fbrelerinin birine di\u011ferinden efdal demeyi caiz g\u00f6rmeyen, yani a r alar\u0131nda fazilet fark\u0131n\u0131 ink\u00e2r edenler olmu\u015fsa da \u0130bni Hassad demi\u015ftir ki, bu konuda varid olan hadislerin \u00e7oklu\u011fu kar\u015f\u0131s\u0131nda efdaliyyet fark\u0131n\u0131 ink\u00e2r edene \u015fa\u015f\u0131l\u0131r. Efdaliyyeti benimseyenler de vechini a\u00e7\u0131klamada farkl\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015fteler: Baz\u0131s\u0131 demi\u015ftir ki; ef d aliyyet, nefsin intikalleri ve y\u00fcce vas\u0131flar\u0131 derinden alg\u0131layabilmesi ve kalbin \u00fcrperi\u015fleri bak\u0131m\u0131ndan sevab\u0131n b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcne kat kat artmas\u0131na racidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u0130hl\u00e2s S\u00fbresi&#8217;nin i\u00e7erdi\u011fi, mesela vahdaniyyet ve il\u00e2h\u00ee s\u0131fatlara delalet gibi anlamlar mesela, Teb b et S\u00fbresi&#8217;nde mevcut de\u011fildir. Binaenaleyh efdaliyyet ancak m\u00e2n\u00e2 y\u00fcceli\u011fi ve \u00e7oklu\u011fu iledir. Halimi de Beyhak\u00ee&#8217;den \u015f\u00f6yle nakletmi\u015ftir: \u00c2yetler ve s\u00fbreler aras\u0131nda efdaliyyetin m\u00e2n\u00e2s\u0131 de\u011fi\u015fik \u00f6zelliklere racidir. Birisi; onunla amel, di\u011feriyle amelden evl a ve insanlar i\u00e7in l\u00e2z\u0131m olmakt\u0131r. Bu a\u00e7\u0131dan emir ve nehiy, vaad ve va&#8217;id \u00e2yetleri k\u0131sas \u00e2yetlerinden daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r, denilir. \u00c7\u00fcnk\u00fc k\u0131ssalarla ancak il\u00e2hi emir ve yasaklar\u0131n m\u00fcjde ve uyar\u0131lar\u0131n desteklenmesi matluptur. \u0130nsanlar bunlardan uzak kalamaz, an c ak baz\u0131 hallerde bu k\u0131ssalara ihtiya\u00e7 duymayabilirler. Onun i\u00e7in temel ilke niteli\u011finde olan ve insanlara daha gerekli olan ve daha faydal\u0131 bulunanlar, onlar hakk\u0131nda ayr\u0131nt\u0131 say\u0131lanlardan<\/p>\n<p>daha hay\u0131rl\u0131 olur. \u0130kincisi; Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n y\u00fcce isimlerini ve s\u0131fatlar\u0131n\u0131 beyan eden, azamet ve celaline delalet eyleyen \u00e2yetlere, b\u00f6yle olmayanlara g\u00f6re, kadri daha y\u00fcce, \u015fan\u0131 daha y\u00fcksek m\u00e2n\u00e2s\u0131na efdal denilir. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc; bir s\u00fbre bir s\u00fbreye, bir \u00e2yet bir \u00e2yete g\u00f6re daha hay\u0131rl\u0131 denilmek \u015fu m\u00e2n\u00e2 ile olur ki, bunu okuy a n kimse, okumakla uhrevi olan ilerideki sevabdan ba\u015fka pe\u015fin bir fayda ve tilavetiyle hus\u00fble geliverecek bir ibadet elde etmi\u015f olur. Mesela, \u00e2yete&#8217;l-k\u00fcrsi, ihlas ve muavvizeteyn s\u00fbreleri gibi ki, bunlarda Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;y\u0131 y\u00fcksek s\u0131fatlar\u0131 ile zikir bulundu\u011f u ndan bu zikrin fazilet ve bereketine itikad ve itminan ile bunlar\u0131 okuyan kimse k\u0131r\u00e2etiyle derhal korkulan bir \u015feyden korunmu\u015f ve Allah&#8217;a s\u0131\u011f\u0131nman\u0131n faydas\u0131n\u0131 hemen g\u00f6rm\u00fc\u015f ve b\u00f6ylece okumakla Allah&#8217;a ibadet etmi\u015f olur. H\u00fck\u00fcm \u00e2yetlerine gelince, bunlar\u0131n s a dece okunmas\u0131 ile o h\u00fck\u00fcm yerine gelmi\u015f olmaz, ancak o h\u00fck\u00fcm hakk\u0131nda bilgi edinilmi\u015f olur. Bir de \u015fu bak\u0131mdan bir s\u00fbre bir s\u00fbreden efdal denilir ki; Allah Te\u00e2l\u00e2, onun k\u0131raetini, di\u011ferlerinin kat kat k\u0131raeti gibi k\u0131lm\u0131\u015f ve ona di\u011ferlerine vermedi\u011fi sevab\u0131 vermi\u015ftir. Her ne kadar onun bu dereceye bali\u011f olmas\u0131na sebep olan m\u00e2n\u00e2 bizce bilinmese bile&#8230; Bunun benzeri \u00e7e\u015fitli zamanlar\u0131n ve mek\u00e2nlar\u0131n \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc hakk\u0131nda s\u00f6ylenildi\u011fi gibi, te&#8217;abb\u00fcdi olan tahsisat-\u0131 il\u00e2hiyyedir. Has\u0131l\u0131 bu vecihlerin herhangi biris i bak\u0131m\u0131ndan efdaliyyet, hepsinin Allah kel\u00e2m\u0131 olmas\u0131 bak\u0131m\u0131ndan ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131 e\u015fitli\u011fe ve ayn\u0131 \u00f6zelli\u011fi ta\u015f\u0131malar\u0131na ayk\u0131r\u0131 olmaz bile. \u00c7\u00fcnk\u00fc hepsi de &#8220;Allah, s\u00f6zlerin en g\u00fczelini \u00e7ift y\u00f6nl\u00fc ve ahenkli bir kitap olarak indirdi. Rablerine sayg\u0131l\u0131 olanlar\u0131n o n dan t\u00fcyleri diken diken olur. Sonra t\u00fcyleri de, kalbleri de Allah&#8217;\u0131n zikrine yat\u0131\u015f\u0131r, yumu\u015far&#8230;&#8221; (Z\u00fcmer 39\/23) \u00e2yetinde a\u00e7\u0131klanan \u00f6zelli\u011fe sahiptir.<\/p>\n<p>Korunacak insanlara hidayet olmak \u00fczere indirilmi\u015f olan Allah kitab\u0131n\u0131n besmelesi ve fatihas\u0131yla Allah&#8217;\u0131n birli\u011fini ilan ve peygamberli\u011fi icraya ba\u015flam\u0131\u015f olan Resulullah&#8217;\u0131n nihayet hak vaad ve kevser verilmek, fetih ve zafere erdirilmek ve bunun i\u00e7in tesbih ve hamd ederek Rabbi&#8217;nin ma\u011ffiretine kavu\u015fan Muhammed\u00ee \u015fan\u0131 ile g\u00fczel ve mutlu sonu ve ona bu\u011fz ed e nlerin, z\u0131dd\u0131na gidenlerin Ebu Leheb ile kar\u0131s\u0131 gibi ate\u015fe giden ac\u0131 sonu ve h\u00fcsran\u0131 anlat\u0131ld\u0131ktan sonra, b\u00fct\u00fcn \u015firk \u015faibeleri kesilmek ve h\u0131ristiyanlar\u0131n, Hz. \u0130sa hakk\u0131nda d\u00fc\u015ft\u00fckleri yanl\u0131\u015fl\u0131\u011fa d\u00fc\u015f\u00fclmemek gere\u011fi ve b\u00fct\u00fcn \u00e2yetlerden nihai g\u00e2yenin ve maksa d \u0131n Allah&#8217;\u0131 tan\u0131mak oldu\u011fu bu s\u00fbrede i\u015fte b\u00f6ylece vurgulanm\u0131\u015ft\u0131r. Ortak ve benzerden m\u00fcnezzeh olmak, e\u015fde\u011fer ve z\u0131ddan uzak bulunmak ancak Allah&#8217;a mahsustur. O&#8217;nun kendisinden ba\u015fka her\u015fey O&#8217;na muhta\u00e7t\u0131r. Evvel ve \u00e2hir O&#8217;dur, her\u015fey O&#8217;nun ehadiyyetinde fanidir ve onda son bulacakt\u0131r. Her varl\u0131k ancak O&#8217;nun samediyyetiyle kail bulundu\u011fu ger\u00e7e\u011fi hatime olarak hakka&#8217;l-yak\u00een tesbit edilmek<\/p>\n<p>\u00fczere bu s\u00fbre-i cel\u00eelede tevhid s\u0131rr\u0131 her t\u00fcrl\u00fc \u015f\u00e2ibeden uzak, her \u015f\u00fcpheden az\u00e2de olarak halis bir yak\u00een ile talim ve telkin edilmi\u015ftir. Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n do\u011furmaz ve do\u011furulmaz, hi\u00e7bir \u015fekilde e\u015fi ve dengi bulunmaz ehadiyyet ve samediyyet ile tan\u0131nmas\u0131 l\u00fczumu bildirilmi\u015ftir. O halde Peygamberler de dahil olmak \u00fczere, b\u00fct\u00fcn \u00e2lemler ve \u00f6zellikle ak\u0131l sahipleri i\u00e7in mahlukat\u0131n mer t ebelerinde birbirlerine kar\u015f\u0131 olan \u015feylerden O&#8217;nun samediyyetine s\u0131\u011f\u0131nmaktan ba\u015fka bir sel\u00e2met \u00e7aresi olmayaca\u011f\u0131 \u00e2\u015fik\u00e2rd\u0131r. Fatiha S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;Biz ancak Sana ibadet eder ve yine ancak Sen&#8217;den yard\u0131m dileriz.&#8221; buyuruldu\u011fu gibi, hatimede de O samediyyetin h\u00fck\u00fcm ve m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 beyan etmek \u00fczere bu \u0130hlas S\u00fbresi&#8217;nin arkas\u0131ndan, \u00e2f\u00e2k\u00ee veya enf\u00fcs\u00ee herhangi bir \u015fey kar\u015f\u0131s\u0131nda son \u00e7are olarak O&#8217;na esm\u00e2-i h\u00fcsnasiyle iltica edip s\u0131\u011f\u0131nmaktan ibaret oldu\u011fu, a\u015fa\u011f\u0131da gelece\u011fi \u015fekliyle biri \u00e2f\u00e2k\u00ee, biri enf\u00fcs\u00ee iki s\u0131\u011f\u0131nma s \u00fb resi olan &#8220;muavvizeteyn&#8221; ile son emir olarak tebli\u011f ve ferman buyurulmu\u015ftur.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>112-\u0130HLAS: S\u00f6yle. Bu hitap \u00f6ncelikle Resulullah&#8217;a ve dolay\u0131s\u0131yla hitap olunabilenlerin hepsinedir. Emrin b\u00f6ylece a\u00e7\u0131k\u00e7a ifade edilmesinde bu tarifin bilhassa il\u00e2hi beyan oldu\u011funu ve bunun aynen s\u00f6ylenmesi ve b\u00f6ylece tebli\u011f edilmesi gerekti\u011fine tenbih vard\u0131r. &#8220;Kavil&#8221; makul olana ve telaffuz olunana \u015famil olur, kem\u00e2li de anlam ile l\u00e2fz\u0131n bir arada olmas\u0131ndad\u0131r. Yani sadece kendi yan\u0131ndan bir d\u00fc\u015f\u00fcnce, &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":12071,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1007,5030,5031,5219,5351,5222,5220,1583,5221,1582,1586,1010,1009,1008],"class_list":["post-1721","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-112-ihlas","tag-elmalili","tag-elmalili-hamdi-yazir","tag-elmalili-tefsir-oku","tag-hak-dini-kuran-dili","tag-hak-dini-tefsiri","tag-hamdi-yazir-tefsir-oku","tag-kuran","tag-sure-tefsirleri","tag-tefsir","tag-tefsir-oku","tag-tevhid-i-efal","tag-tevhid-i-sifat","tag-tevhid-i-zat"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1721","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1721"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1721\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/12071"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1721"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1721"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1721"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}