{"id":1728,"date":"2010-01-05T20:45:03","date_gmt":"2010-01-05T18:45:03","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1728"},"modified":"2010-01-05T20:45:03","modified_gmt":"2010-01-05T18:45:03","slug":"110-nasr-tefsiri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/110-nasr-tefsiri\/","title":{"rendered":"110-NASR SURES\u0130 HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130"},"content":{"rendered":"<p>110-NASR:<\/p>\n<p>&#8220;geldi\u011fi zaman.&#8221; Tahakkuk ifade eden bir zaman zarf\u0131 oldu\u011fu i\u00e7in fiil-i maziye gelir, \u015fart m\u00e2n\u00e2s\u0131na delalet etti\u011fi i\u00e7in de mazinin m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 gelece\u011fe \u00e7evirerek \u015fart\u0131n gelecekte ger\u00e7ekle\u015fece\u011fini ifade eder. Burada \u015fart\u0131, ile ona atfedilen fiilinin toplam\u0131d\u0131r, cevab\u0131 da ve matufudur. n\u0131n bu vechile tahakkuk ifade etmesinden dolay\u0131 burada kendisinden \u00f6ncesinin de d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmesiyle \u015fu m\u00e2n\u00e2 has\u0131l olur:<\/p>\n<p>&#8220;Ey Muhammed, seni g\u00f6nderen, senin tek mabudun olan Allah&#8217;\u0131n yard\u0131m\u0131 ile fetih gelecek, hem sen insanlar\u0131n Allah&#8217;\u0131n dinine fevc fevc (dalga dalga) girmeye ba\u015flad\u0131klar\u0131n\u0131 g\u00f6receksin. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;Allah, &#8220;Elbette ben ve el\u00e7ilerim galip gelece\u011fiz.&#8221; diye yazm\u0131\u015ft\u0131r.&#8221; (M\u00fccadele, 58\/21); &#8220;Elbette biz el\u00e7ilerimize ve inananlara hem d\u00fcnya hayat\u0131nda, hem de \u015fahitlerin (\u015fahitli\u011fe) duracaklar\u0131 g\u00fcnde yard\u0131m ederiz.&#8221; (M\u00fcmin, 40\/51), &#8220;E\u011fer siz Allah(\u0131n dinin)e yard\u0131m ederseniz, (Allah da)size yard\u0131m eder.&#8221; (Muhammed, 47\/7) buyurulmu\u015ftur. Sen Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc oldu\u011fun ve \u00f6nceki s\u00fbre m\u00e2n\u00e2s\u0131 \u00fczere tevhid ve ihlas ile Allah&#8217;a ibadet ve kulluk edip s\u0131rf onun dinine sar\u0131ld\u0131\u011f\u0131n, bu \u015fekilde m\u00fccahede ederek ona yard\u0131m etti\u011finden dolay\u0131 bunlar kesin olarak olacak, i\u015fte bunlar ger\u00e7ekle\u015fti\u011fi zaman &#8220;Rabbini \u00f6\u011ferek tesbit et&#8221;&#8230;<\/p>\n<p>Allah&#8217;\u0131n yard\u0131m\u0131. D\u00fc\u015fmanlara kar\u015f\u0131 galip ve muzaffer k\u0131lacak olan vaad edilen yard\u0131m\u0131, &#8220;Allah&#8217;tan yard\u0131m ve yak\u0131n bir fetih&#8230; M\u00fcminleri m\u00fcjdele!&#8221; (Saff, 61\/13) buyurulan yard\u0131m\u0131, ve fetih. Zemah\u015fer\u00ee der ki: &#8220;Nasr&#8221; ile &#8221; feth&#8221; aras\u0131nda ne fark vard\u0131r ki ona atfedilmi\u015f? dersen, derim ki: &#8220;Nasr&#8221;, i\u011fase ve d\u00fc\u015fman \u00fczerine \u00fcst\u00fcn k\u0131lmakt\u0131r. &#8220;Fetih&#8221; de memleketlerin fethidir ve m\u00e2n\u00e2 Resulullah&#8217;\u0131n Arab&#8217;a ve Kurey\u015f&#8217;e zaferi ve Mekke&#8217;nin fethidir. Allah&#8217;\u0131n m\u00fcminlere nusreti ve \u015firk beldelerinin onlarca fethi emridir de denilmi\u015ftir.&#8221; R\u00e2z\u00ee tefsirinde de der ki: &#8220;Nasr, istenilenin tahsiline yard\u0131md\u0131r, fetih de onunla ilgili olan istenilen \u015feyin meydana getirilmesidir. Nusret, fetihe sebeptir, onun i\u00e7in atfedilmi\u015ftir.&#8221;<\/p>\n<p>\u0130kinci bir vecih: Nusret dinin kemali, fetih d\u00fcnyaya ait istektir ki, tamam\u0131 nimettir. Bunun benzeri &#8220;Bug\u00fcn size, dininizi olgunla\u015ft\u0131rd\u0131m, size nimetimi tamamlad\u0131m.&#8221; (Maide, 5\/3) \u00e2yetidir.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc bir vecih: Nusret, d\u00fcnyada istedi\u011fine ula\u015fmak, fetih de &#8220;Ve (cennetin) kap\u0131lar\u0131 a\u00e7\u0131ld\u0131.&#8221; (Z\u00fcmer, 39\/73) buyuruldu\u011fu \u00fczere cennete ait olmaktad\u0131r. G\u00f6r\u00fc\u015flerin en a\u00e7\u0131\u011f\u0131; yard\u0131m\u0131n, Kurey\u015f&#8217;e veya b\u00fct\u00fcn Arab&#8217;a \u00fcst\u00fcn gelme, fethin de Mekke fethi olmas\u0131d\u0131r. \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan nakledilen de Mekke&#8217;nin fethidir ki ona &#8220;fethu&#8217;l-futuh&#8221; (fetihlerin fethi) denilir. Nitekim buna ba\u015flang\u0131\u00e7 olan Hudeybiye antla\u015fmas\u0131na da &#8220;feth-i m\u00fcbin&#8221; denilmi\u015fti. \u015eu halde as\u0131l m\u00e2n\u00e2 sade Kurey\u015f&#8217;e veya Arab&#8217;a kar\u015f\u0131 yard\u0131m\u0131n ve Mekke fethinin hususiyetleri \u00fczerine de\u011fil, bunlar, ilerde bunlar\u0131n \u00fczerine kurulacak fetihlerin anahtar\u0131, \u0130sl\u00e2m&#8217;a fetihlerin kap\u0131lar\u0131n\u0131n a\u00e7\u0131l\u0131\u015f\u0131 demek olmas\u0131 hasebiyle ve \u00fcst\u00fcnl\u00fck ve fethin gelmesi, gelecek b\u00fct\u00fcn fetihlerin gelmeye ba\u015flamas\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131na raci oldu\u011fundan dolay\u0131 bir \u00e7ok tefsirciler bu nasr\u0131 ve fethi cinse y\u00fcklemi\u015flerdir ki, bu m\u00e2n\u00e2 Kevser&#8217;in verilmesinde beyan olunan m\u00e2n\u00e2 gibi olarak &#8220;Bug\u00fcn dininizi size, olgunla\u015ft\u0131rd\u0131m, size nimetimi tamamlad\u0131m.&#8221; (Maide, 5\/3) buyurulan g\u00fcne i\u015faret olmu\u015f olur. Veda Hacc\u0131&#8217;nda da te\u015frik g\u00fcnlerinde Mina&#8217;da indi\u011fi rivayetine g\u00f6re bu m\u00e2n\u00e2 daha yak\u0131n olur. Ancak bu takdirde daki gelecek m\u00e2n\u00e2s\u0131 fiilinde de\u011fil, r\u00fc&#8217;yet (g\u00f6rme)in baz\u0131 k\u0131sm\u0131 itibar\u0131yla d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmek gerekir. Bu a\u00e7\u0131klamadan sonra \u015fu sonucu da gelebiliriz ki, fetihten maksat yaln\u0131z memleket fethinden ibaret olmay\u0131p, daha \u00e7ok kalblerin iman ve \u0130sl\u00e2m&#8217;a fethi demek olur. Mekke fethi \u00fczerine en \u00e7ok terett\u00fcp eden fetihler, \u0130sl\u00e2m dininin derhal yay\u0131l\u0131vermi\u015f olmas\u0131 ve yirmi seneden beri Kurey\u015f k\u00e2firlerinin kar\u015f\u0131 koymalar\u0131ndan dolay\u0131 hakk\u0131n kabul\u00fcne kapal\u0131 duran kalplerin Mekke ve Taif fethinden sonra ak\u0131n ak\u0131n \u0130sl\u00e2m&#8217;a a\u00e7\u0131l\u0131vermi\u015f bulunmas\u0131d\u0131r. Onun i\u00e7in Is\u00e2m demi\u015ftir ki: &#8220;Allah&#8217;\u0131n dinine dalga dalga girdikleri&#8221;ne m\u00fcnasip olan, fethin m\u00fcminlere din kap\u0131s\u0131n\u0131n a\u00e7\u0131lmas\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131na yorumlanmas\u0131 da kalbe \u00e7arpan m\u00e2n\u00e2lardand\u0131r.&#8221; Yukar\u0131larda da ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere Mekke&#8217;nin fethi hicretin sekizinci senesi Ramazan&#8217;\u0131nda olmu\u015ftu. Resulullah&#8217;\u0131n emrinde Muhacirler ve Ensar ve di\u011fer m\u00fcminlerden on bin ki\u015filik muntazam bir ordu vard\u0131. \u0130ki bin ki\u015fi de sonradan kat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Peygamber&#8217;imiz (s.a.v.) Mekke&#8217;de onbe\u015fg\u00fcn kald\u0131, ilk girdi\u011fi zaman K\u00e2be&#8217;nin kap\u0131s\u0131nda durup: &#8220;Allah&#8217;tan ba\u015fka il\u00e2h yoktur, tekdir; kuluna (Muhammed&#8217;e) yard\u0131m etti, (m\u00fc\u015frik) topluluklar\u0131 da yaln\u0131z ba\u015f\u0131na yenilgiye u\u011fratt\u0131.&#8221; demi\u015fti. Sonra da: &#8220;Ey Mekke&#8217;liler! \u015eimdi ben size ne yapaca\u011f\u0131m, dersiniz? buyurdu. Hay\u0131r yapacaks\u0131n, ker\u00eem bir karde\u015f ve ker\u00eem bir karde\u015f o\u011flu, dediler. Haydi gidiniz sizler serbestsiniz &#8220;gidiniz, siz serbestsiniz&#8221; buyurdu. Bu \u015fekilde onlar\u0131 \u00e2zad etti, onun i\u00e7in onlara &#8220;serbestler&#8221; denildi. O zamana kadar \u0130sl\u00e2m&#8217;a girenler birer iki\u015fer giriyorlard\u0131. Buh\u00e2r\u00ee, Amr b. Seleme&#8217;den \u015f\u00f6yle nakletmi\u015ftir: Demi\u015ftir ki: Fetih olunca her kavim, \u0130sl\u00e2m ile Resulullah&#8217;a ko\u015ftu, b\u00fct\u00fcn kabileler \u0130sl\u00e2m&#8217;a gelmek i\u00e7in Mekke&#8217;nin fethini g\u00f6zetiyorlard\u0131 ve onu kavmi ile b\u0131rak\u0131n, e\u011fer onlara \u00fcst\u00fcn gelirse o peygamberdir diyorlard\u0131. Hasen&#8217;den de: Resulullah (s.a.v.) Mekke&#8217;yi fethedince Araplar: &#8220;Allah Te\u00e2l\u00e2 Mekkelileri Fil ashab\u0131ndan korumu\u015fken, o madem ki onlara kar\u015f\u0131 \u00fcst\u00fcn geldi, o halde sizin ona eliniz eri\u015fmez.&#8221; dediler ve b\u00f6l\u00fck b\u00f6l\u00fck Allah&#8217;\u0131n dinine girdiler.&#8221; Bunlardan anla\u015f\u0131l\u0131r ki fetihten maksad, \u00e7o\u011funlu\u011fun dedi\u011fi gibi Mekke&#8217;nin fethi olmakla beraber, o yaln\u0131z d\u00fc\u015fman bir \u015fehrin fethinden ibaret de\u011fil, K\u00e2be&#8217;nin fethi oldu\u011fundan ayn\u0131 zamanda kalblerin Allah dinine, \u0130sl\u00e2m kap\u0131s\u0131n\u0131n b\u00fct\u00fcn insanl\u0131\u011fa a\u00e7\u0131l\u0131\u015f\u0131 ve bu \u015fekilde fetihlerin fethi olmu\u015ftur. Derhal b\u00fct\u00fcn Arabistan&#8217;a ve oradan b\u00fct\u00fcn cihana yay\u0131lan \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n madd\u00ee ve manev\u00ee fetihleri K\u00e2be kap\u0131s\u0131n\u0131n a\u00e7\u0131lmas\u0131yla ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>2. \u015eu da buna i\u015faret i\u015faret eder: Ve insanlar\u0131 g\u00f6rd\u00fcn. Yukar\u0131da s\u00f6ylendi\u011fi \u00fczere bu , ye atfedilmi\u015f olarak toplam\u0131n\u0131n ba\u015f\u0131na dahil oldu\u011fundan, hepsi birden bir vakit ve bir \u015fart olmak \u00fczere d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmek gerekir. Raz\u00ee&#8217;nin dedi\u011fi gibi \u00e2yetin zahirinden a\u00e7\u0131k\u00e7a anla\u015f\u0131lan Arap&#8217;tan ba\u015fkas\u0131n\u0131 da i\u00e7ermek \u00fczere b\u00fct\u00fcn insanlard\u0131r. Fakat bu genelleme ba\u015flang\u0131\u00e7ta Arap&#8217;tan ba\u015flad\u0131\u011f\u0131 cihetle ilk \u00f6nce Arab&#8217;a sarfedilmi\u015f olmak gerekir. Onun i\u00e7in tefsircilerin pek \u00e7o\u011fu, Arap demi\u015flerdir. As\u0131l maksad da hakiki isti\u011frak (i\u00e7erme) ile insan\u0131n her ferdini de\u011fil, genel \u00f6rf ile insanl\u0131k \u00e2leminin girmeye ba\u015flad\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6rmek veya bilmektir. &#8220;Ben, cinleri ve insanlar\u0131 ancak bana kulluk etsinler diye yaratt\u0131m.&#8221; (Z\u00e2riyat, 51\/56) buyuruldu\u011fu \u00fczere insanl\u0131k hilkatinden ve ak\u0131ldan kastedilen Allah&#8217;\u0131 tan\u0131y\u0131p ibadet etmek oldu\u011fu cihetle hakk\u0131 tan\u0131mayanlar\u0131n &#8220;Onlar hayvanlar gibidirler, hatta daha da sap\u0131k.&#8221; (A&#8217;raf, 7\/179) h\u00fckm\u00fcnde olduklar\u0131na da i\u015faret olabilir. R\u00fc&#8217;yet (g\u00f6rmek)ten a\u00e7\u0131k\u00e7a anla\u015f\u0131lan da g\u00f6zle g\u00f6rmektir. \u0130ki mef&#8217;ul\u00fcn\u00fc ge\u00e7i\u015fli hale koyan ef&#8217;al-i kul\u00fbbdan olarak &#8220;ilim&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmak da muhtemeldir, denilmi\u015ftir. Yani Allah&#8217;\u0131n mevcut olan yard\u0131m\u0131 ve fetih geldi\u011fi ve sen insanlar\u0131 g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn veya d\u0131\u015f tesiriyle anlay\u0131p bildi\u011fin zaman ki giriyorlar. R\u00fc&#8217;yet g\u00f6zle oldu\u011funa g\u00f6re &#8220;nas&#8221; (insanlar) mef&#8217;ul, bu c\u00fcmle &#8220;nas&#8221;dan haldir. &#8220;Giriyorken&#8221; demek olur. R\u00fc&#8217;yet kalp ile oldu\u011funa g\u00f6re de onun ikinci meful\u00fcd\u00fcr. &#8220;\u0130nsanlar\u0131 giriyor g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn zaman&#8221; demek olur. &#8220;Girdiler&#8221; buyurulmay\u0131p &#8220;giriyorlar&#8221; buyurulmas\u0131 da hepsinin girmeleri tamam olmu\u015f olmay\u0131p, girmeye ba\u015flad\u0131klar\u0131na ve peyderpey gireceklerine i\u015faret eder. \u0130\u015fte bu \u00f6l\u00e7\u00fc iledir ki &#8220;nas&#8221; (insanlar), Arap&#8217;tan ba\u015fkas\u0131n\u0131 da i\u00e7ine al\u0131r ve gelecekteki girmeler de bu hale kat\u0131lm\u0131\u015f olaca\u011f\u0131 anla\u015f\u0131l\u0131r. Yani giriyorlar ve girecekler.<\/p>\n<p>Allah&#8217;\u0131n dinine. Yani hak \u0130sl\u00e2m milletine ki, Allah kat\u0131nda din odur. Ondan ba\u015fka din isteyenin dini kabul olunmaz. &#8220;Muhakkak Allah kat\u0131nda din \u0130sl\u00e2m&#8217;d\u0131r.&#8221; (\u00c2l-i \u0130mran, 3\/19), &#8220;Kim \u0130sl\u00e2m&#8217;dan ba\u015fka bir din ararsa, bilsin ki (o din) ondan kabul edilmeyecek ve o, ahirette kaybedenlerden olacakt\u0131r.&#8221; (Al-i \u0130mran, 3\/85) buyurulmu\u015ftur. Allah&#8217;a isteyerek teslim olup da boyun e\u011fmeyen, nihayet istemeyerek teslim olmaya mecbur olur, ona d\u00f6nd\u00fcr\u00fcl\u00fcr. &#8220;G\u00f6klerde ve yerde olanlar\u0131n hepsi, ister istemez, O&#8217;na teslim olmu\u015ftur ve O&#8217;na d\u00f6nd\u00fcr\u00fcl\u00fcp g\u00f6t\u00fcr\u00fcleceklerdir.&#8221; (Al-i \u0130mran, 3\/83) bunu g\u00f6stermektedir. \u00d6yle giriyorlar ki, fevc fevc (dalga dalga), alaylar\u0131yla toplum toplum. Bu da &#8220;nas&#8221;a raci olan &#8216;nin zamirinden haldir. Ra\u011f\u0131b der ki: &#8220;Fevc, s\u00fcratle ge\u00e7en topluluktur, mutlak cemaat m\u00e2n\u00e2s\u0131na da gelir&#8221;. \u015eu halde her iki m\u00e2n\u00e2 itibariyle bizim alay tabirimize benzemektedir. Burada mutlak cemaat (toplum) m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmakla beraber &#8220;efvacen&#8221; diye \u00e7o\u011ful yap\u0131lmas\u0131 haysiyetiyle de fevca fevc, alay alay demek olaca\u011f\u0131ndan dolay\u0131 bu giri\u015fin peyderpey gelen bir ge\u00e7it resmi manzaras\u0131 ifade etmi\u015f olaca\u011f\u0131ndan gaflet olunmamak gerekir. Bu manzara ise &#8220;O (hak)dini, b\u00fct\u00fcn dinlere \u00fcst\u00fcn k\u0131ls\u0131n.&#8221; (Fetih, 48\/28) \u00e2yetindeki vaadi gere\u011fince, bu hak dinin b\u00fct\u00fcn dinlere \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcn ortaya \u00e7\u0131kma manzaras\u0131d\u0131r ki, bu, Mekke&#8217;nin fethi ile Resulullah&#8217;\u0131n vefat\u0131 aras\u0131nda ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Ebu \u00d6mer b. Abd\u00fc&#8217;l-Berr demi\u015ftir ki: &#8220;Resulullah&#8217;\u0131n vefat\u0131nda Araplar&#8217;da k\u00e2fir kalmam\u0131\u015ft\u0131. Mekke&#8217;nin fethini m\u00fcteakip Huneyn ve Taif muharebelerinden sonra hepsi \u0130sl\u00e2m&#8217;a girmi\u015fti. Kimi kendi gelmi\u015f, kimi de fevc fevc el\u00e7ilerini ve temsilci heyetlerini g\u00f6ndermi\u015flerdi. \u0130bn\u00fc At\u0131yye de demi\u015ftir ki: Bunun &#8220;k\u00e2fir kalmam\u0131\u015ft\u0131&#8221; demesinden maksat -Allah daha iyi bilir puta tap\u0131c\u0131 Arap kalmam\u0131\u015ft\u0131, demek olmal\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc Beni Ta\u011flib h\u0131ristiyanlar\u0131 Resulullah&#8217;\u0131n hayat\u0131nda hen\u00fcz \u0130sl\u00e2m&#8217;a girmi\u015f olmay\u0131p, cizye vermeyi kabul etmi\u015flerdi. O halde maksad, Mekke&#8217;liler, Taif&#8217;liler, Yemen&#8217;liler, Havazin&#8217;liler ve di\u011fer puta tap\u0131c\u0131lar olmu\u015f olur&#8221;. \u0130krime ve Mukatil&#8217;den bir rivayette de &#8220;nas&#8221;dan maksat, Yemen&#8217;lilerdir, denilmi\u015f, onlardan yediy\u00fcz ki\u015fi el\u00e7i olarak gelmi\u015f, \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131 kabul etmi\u015flerdi. Bu m\u00fcnasebetle &#8220;\u0130man Yemen&#8217;lidir, hikmet de Yemen&#8217;lidir&#8221; yani Yemen taraf\u0131na mensubdur, hadisi de bilinmektedir. Mekke&#8217;nin fethiyle onu takiben Huneyn muharebesi ve Taif muhasaras\u0131ndan ba\u015fka bir harp olmaks\u0131z\u0131n, ondan sonra Peygamber&#8217;in vefat\u0131na kadar iki sene i\u00e7erisinde b\u00fct\u00fcn Arabistan&#8217;\u0131n her taraf\u0131ndan ak\u0131n ak\u0131n, fevc fevc heyetler gelerek \u0130sl\u00e2m&#8217;a girmi\u015fler, Necranl\u0131lar ve Beni Ta\u011flib gibi hen\u00fcz do\u011frudan do\u011fruya \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131 kabul etmemi\u015f bulunanlar da \u0130sl\u00e2m zimmet ve t\u00e2biyyetini kabul etmi\u015fler ve \u0130sl\u00e2m milleti i\u00e7ine girmi\u015flerdi. Bu surette d\u0131\u015ftaki devletlere kar\u015f\u0131 da \u0130sl\u00e2m davet ve fetihlerinin kap\u0131s\u0131 a\u00e7\u0131lm\u0131\u015f bulunuyordu ki, hep bunlar &#8220;O (Hak dini) b\u00fct\u00fcn dinlere \u00fcst\u00fcn k\u0131ls\u0131n.&#8221; (Fetih, 48\/28) vaadinin ortaya \u00e7\u0131kmaya ba\u015flam\u0131\u015f olmas\u0131 idi ve bu g\u00fcnler &#8220;Bug\u00fcn dininizi size olgunla\u015ft\u0131rd\u0131m, size nimetimi tamamlad\u0131m.&#8221; (Maide, 5\/3) buyurulmu\u015f g\u00fcnler idi. Bununla Resulullah&#8217;\u0131n peygamberlik ve tebli\u011f g\u00f6revi sona ermi\u015f ve bundan sonras\u0131 \u00fcmmetin \u00fczerine d\u00fc\u015fen di\u011fer vazifeler olmu\u015f oluyordu. Bundan dolay\u0131 buyuruluyor ki, i\u015fte muhakkak olacak olan bu olaylar oldu\u011fu, yani vaad edilen o yard\u0131m ve fetih geldi\u011fi ve sen insanlar\u0131n b\u00f6yle fevc fevc Allah&#8217;\u0131n dinine girmeye ba\u015flad\u0131klar\u0131n\u0131 g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn zaman,<\/p>\n<p>3. art\u0131k hamd ile Rabb&#8217;ine tesbih et. Seni yard\u0131m ve \u00f6zel terbiyesi ile yeti\u015ftirip h\u00fcda ve hak dini ile g\u00f6ndererek &#8220;O (Hak dini) b\u00fct\u00fcn dinlere \u00fcst\u00fcn k\u0131l\u0131n.&#8221; (Fetih, 48\/28) vaadini yerine getirmek \u00fczere o hamd ve tazime de\u011fer ba\u015far\u0131lara erdiren, sana Kevser&#8217;i verip d\u00fc\u015fmanlar\u0131n\u0131 g\u00fcd\u00fck k\u0131lan Rabbinin b\u00fcy\u00fck l\u00fctuf ve ihsan\u0131na kavu\u015fmaktan dolay\u0131 ona lay\u0131k her t\u00fcrl\u00fc \u00f6vg\u00fc ve y\u00fcceltmeler ile hamd ederek, onun noksan olan s\u0131fatlardan uzak zat\u0131n\u0131 her vechile, yani zat\u0131nda, s\u0131fat\u0131nda, fiillerinde, isimlerinde \u015fan\u0131na yara\u015fmayan eksiklik \u015faibelerinden tenzih ve kutsamaya daha \u00e7ok devam et. Demek ki, b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131n: Yard\u0131m, fetih ve dini yayman\u0131n neticesi, hikmetin gayesi tesbih ve \u015f\u00fck\u00fcrd\u00fcr. &#8220;Onlar\u0131n orada duas\u0131: &#8220;Allah&#8217;\u0131m sen her t\u00fcrl\u00fc eksiklikten uzaks\u0131n&#8221;, birbirlerine sa\u011fl\u0131k dilekleri: &#8220;Selam&#8221;, dualar\u0131n\u0131n sonu da: &#8220;\u00c2lemlerin Rabb&#8217;i Allah&#8217;a hamdolsun&#8221; s\u00f6zleridir.&#8221; (Yunus, 10\/10) buyuruldu\u011fu \u00fczere Cennet ehlinin Cennet&#8217;te ba\u015ftan sona dualar\u0131 tesbih ve Allah&#8217;a hamd etmektir. &#8220;Biz seni \u00f6verek tesbih ediyor ve seni takdis ediyoruz.&#8221; (Bakara, 2\/30) m\u00e2n\u00e2s\u0131nca meleklerin i\u015fi de odur. Hatta her \u015fey kendi \u00f6zelli\u011fine g\u00f6re yarat\u0131c\u0131s\u0131na hamd ile tesbih etti\u011fine g\u00f6re hamd ile tesbih b\u00fct\u00fcn yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n gayesi demektir. &#8220;O&#8217;nu \u00f6vg\u00fc ile tesbih etmeyen hi\u00e7bir \u015fey yoktur, ama siz onlar\u0131n tesbihlerini anlayamazs\u0131n\u0131z.&#8221; (\u0130sra, 17\/44) \u00e2yeti \u0130sra S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7mi\u015fti ki tesbih esasen bal\u0131\u011f\u0131n suda, ku\u015fun ve at\u0131n havada, y\u0131ld\u0131zlar\u0131n y\u00f6r\u00fcngelerinde h\u0131zla ge\u00e7i\u015fleri gibi s\u00fcratle ge\u00e7mek, yani h\u0131zla y\u00fczmek m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;sibahat&#8221;dan tef&#8217;il bab\u0131nda oldu\u011fu i\u00e7in \u00e7ok y\u00fczd\u00fcrmek m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131n gere\u011fi olarak \u00e7ok uzakla\u015ft\u0131rmak veya pakl\u0131kta, temizlikte \u00e7ok ileri g\u00f6t\u00fcrmek m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan al\u0131narak tenzihte me\u015fhur olmu\u015ftur. Rag\u0131b der ki: Tesbih, Allah&#8217;\u0131 Te\u00e2l\u00e2y\u0131 tenzihtir, bunun asl\u0131 da Allah&#8217;a ibadette s\u00fcratle gidi\u015ftir, ib&#8217;ad &#8220;Allah onu \u0131rak etsin&#8221; gibi \u015fer hakk\u0131nda kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 gibi, tesbih de hay\u0131r i\u015fe tahsis edilmi\u015ftir ve tesbih, gerek s\u00f6z, gerek fiil, gerek niyet ibadetin hepsine de \u0131tlak olunur. &#8220;E\u011fer tesbih edenlerden olmasayd\u0131.&#8221; (S\u00e2ffat, 37\/143) &#8220;namaz k\u0131lanlardan&#8221; diye tefsir edilmi\u015ftir. Bununla beraber en uygun olan \u00fc\u00e7\u00fcn\u00fc de i\u00e7ermesidir.&gt; Demek, hamdin \u00f6zel bir ifadesi oldu\u011fu gibi, demek de tesbihin bir \u00f6zel ismi oldu\u011fundan dolay\u0131 &#8220;Kamus&#8221;ta zikredildi\u011fi \u00fczere tesbih, &#8220;s\u00fcbhanallah&#8221; demek m\u00e2n\u00e2s\u0131na da gelir ve yerine g\u00f6re demek taacc\u00fcb (\u015fa\u015fmak) yerinde de s\u00f6ylenir. E\u011fer taacc\u00fcb (\u015fa\u015fma) fevkalade bir g\u00fczellik m\u00fcnasebetiyle istihsan (g\u00fczel g\u00f6rme) yerinde ise yaratan\u0131 bu g\u00fczel sanat\u0131yla tenzih m\u00e2n\u00e2s\u0131nda olur. E\u011fer bir m\u00fcnasebetsizli\u011fe \u015fa\u015fmak suretiyle istihcan (k\u00f6t\u00fc ve \u00e7irkin bulma) yerinde ise y\u00fcce yarat\u0131c\u0131y\u0131 ondan tenzih ederim, m\u00e2n\u00e2s\u0131nda olur. &#8220;S\u00fcbhan&#8221; kelimesinin Esma-i H\u00fcsna (Allah&#8217;\u0131n g\u00fczel isimlerin)dan olarak Allah&#8217;\u0131n zat\u0131na \u0131tlak olundu\u011fu da zikrolunmu\u015ftur. &#8220;Ebu&#8217;l-Baka K\u00fclliyy\u00e2t\u0131&#8221;nda da \u015f\u00f6yle s\u00f6ylenmi\u015ftir: &#8220;Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da tezekk\u00ee, \u0130sl\u00e2m m\u00e2n\u00e2s\u0131na oldu\u011fu gibi, tesbih de hep sal\u00e2tt\u0131r. Bununla birlikte Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da tesbih, \u00e7e\u015fitli vecihlerle tenzih m\u00e2n\u00e2s\u0131na da gelmektedir. Tesbihten tenzih ve yaln\u0131z zikir kastedildi\u011finde harf-i cer ile teaddi etmez (ge\u00e7i\u015fli olmaz), denilmez. Fiil, yani sal\u00e2ta makr\u00fbn (yak\u0131nla\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f) tenzih kastedildi\u011fi zaman ise bu kasda tenbih i\u00e7in harf-i cer ile m\u00fcteadd\u00ee (ge\u00e7i\u015fli) olur. Bir de tesbih, taat ve ibadet ile, takdis (kutsama) de bilgiler ve inan\u00e7larla olur. Tesbih lay\u0131k olmayan\u0131 reddetmek; takdis, lay\u0131k olan\u0131 isbatt\u0131r. , m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r.&#8221; Yani burada ile ge\u00e7i\u015fli olmu\u015f de\u011fildir. Tesbihin hamd ile bir araya getirilmesi emredilmi\u015ftir. Raz\u00ee der ki: &#8220;Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n s\u0131fatlar\u0131 selb (ink\u00e2r) ve \u00eec\u00e2b (kabul etme), nefy (red) ve isbatta d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcr. S\u00fcl\u00fbb (negatifler) ise \u00eec\u00e2b\u00e2t (pozitifler)dan \u00f6ne al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Tesbih, v\u00e2cib\u00fc&#8217;l-v\u00fcc\u00fbd olan Allah&#8217;\u0131n selb\u00ee s\u0131fatlar\u0131na i\u015farettir ki, bunlar cel\u00e2l s\u0131fatlar\u0131d\u0131r. Tahmid de s\u0131fat-\u0131 s\u00fcb\u00fbtiyyeye i\u015farettir ki, bunlar da ikr\u00e2m s\u0131fatlar\u0131d\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>\u015eu halde tesbih ile hamdin bir araya getirilmesi cel\u00e2l ve ikr\u00e2m sahibi olan Allah&#8217;\u0131n ismi h\u00fckm\u00fcnce cel\u00e2l ve ikram s\u0131fatlar\u0131n\u0131n isbat\u0131 ve a\u00e7\u0131klanmas\u0131 demek olur. Yine tefsircilerin naklettikleri vechile Resulullah (s.a.v.)&#8217;a tesbihten soruldu\u011funda buyurmu\u015ftur ki: &#8220;Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;y\u0131 her \u00e2r\u0131zadan, \u015f\u00e2ibeden tenzihtir.&#8221; Bu ise gerek z\u00e2t\u00ee s\u0131fatlar\u0131nda ve gerek fiil\u00ee s\u0131fatlar\u0131nda nefy (red) veya isbat\u0131 caiz ve lay\u0131k olmayacak her noksanl\u0131ktan uzak demek olur. \u015eu halde tesbih, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n zat\u0131nda, s\u0131fat\u0131nda, fiillerinde, isimlerinde nezahet ve pakl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ifade eder. Bu da olaylar ve m\u00fcmk\u00fcn olan \u015feylerin \u015fan\u0131ndan olan \u00e7irkinliklere, eksikliklere ve Allah&#8217;\u0131n kem\u00e2line ayk\u0131r\u0131 olan hallere kar\u015f\u0131 fiil s\u0131fat\u0131ndan olan k\u0131zma ve cel\u00e2l s\u0131fat\u0131n\u0131n tecellisini ve zat\u0131nda hi\u00e7bir noksan kabul etmeyen cem\u00e2l s\u0131fat\u0131n\u0131n, en y\u00fcksek g\u00fczelli\u011fin b\u00fct\u00fcn pakl\u0131\u011f\u0131yla tahakkukunu gerektirir. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki &#8220;G\u00f6k g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fc, \u00f6vg\u00fcs\u00fcyle; melekler de korkusundan O&#8217;nu (Allah&#8217;\u0131) tesbih ederler.&#8221; (Ra&#8217;d, 13\/13) il\u00e2h\u00ee kavli tesbihin cel\u00e2l s\u0131fat\u0131 ile ilgisini a\u00e7\u0131k olarak ifade etmektedir. O halde tesbihin hakikati, hamdin hakikati gibi do\u011frudan do\u011fruya Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n kendisine mahsus olan ve Subb\u00fbh, Kudd\u00fcs, Ham\u00eed \u015ferefli isimlerinin gere\u011fi bulunan fiildir. Yarat\u0131lm\u0131\u015flara ait olan tesbih ise her birinin f\u0131tr\u00ee verilerine m\u00fcmk\u00fcn olabilen \u00f6zel yetenekleri oran\u0131nda gerek fiilen ve gerek s\u00f6zl\u00fc olarak ve gerek itik\u00e2d\u00ee bak\u0131mdan onun a\u00e7\u0131klanma ve ilan\u0131 i\u00e7in il\u00e2h\u00ee emre uymaktan ibarettir. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki tesbih s\u00f6z, fiil, niyet ve itikad\u0131 i\u00e7ermek \u00fczere ve \u00f6zellikle namaz m\u00e2n\u00e2s\u0131na ve &#8220;s\u00fcbhaneke&#8221; ve &#8220;s\u00fcbh\u00e2nallah&#8221; gibi tenzihi ifade eden zikirler ile \u00f6vme m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelmektedir. Onun i\u00e7in burada tefsircilerin \u00e7o\u011fu mutlak tenzih ile, baz\u0131lar\u0131 da namaz ile, di\u011fer baz\u0131lar\u0131 da &#8220;s\u00fcbhanallah&#8221; demekle tefsir etmi\u015fler, baz\u0131lar\u0131 da &#8220;Bunu bizim hizmetimize veren (Allah)in \u015f\u00e2n\u0131 y\u00fccedir.&#8221; (Zuhruf, 43\/13) gibi tesbihi taacc\u00fcb olarak bu ba\u015far\u0131n\u0131n hayrete de\u011fer bir \u015fekilde b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc kutlamak i\u00e7in oldu\u011funu anlatm\u0131\u015flard\u0131r. Ebu&#8217;s-Suud bu vecihleri \u015f\u00f6yle \u00f6zetlemi\u015ftir: &#8220;Rabbine hamdederek &#8220;s\u00fcbhanallah&#8221; de, yahut kimsenin kalbine gelmeyecek vechile sana o hayrete \u015f\u00e2y\u00e2n \u00fcst\u00fcnl\u00fck ve ba\u015far\u0131lar\u0131 kolayla\u015ft\u0131rd\u0131\u011f\u0131ndan dolay\u0131 onun o g\u00fczel, o m\u00fckemmel sanat\u0131na hamd ederek taacc\u00fcb et (\u015fa\u015f\u0131r\u0131p kal), yahut \u00e7ok nimet vermesinden dolay\u0131 \u00e7ok ibadet ve sena olmak \u00fczere onu tesbih ve hamd ederek zikret. Yahut nimetine hamd ederek onun i\u00e7in namaz k\u0131l, K\u00e2be&#8217;nin kap\u0131s\u0131n\u0131 a\u00e7t\u0131\u011f\u0131 zaman Resulullah (s.a.v)&#8217;\u0131n sekiz rekat ku\u015fluk namaz\u0131 k\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011fu rivayet edilmi\u015ftir. Yahut vaadini yerine getirdi\u011finden dolay\u0131 hamd ederek onu zalimlerin s\u00f6ylediklerinden tenzih et, yahut ikram s\u0131fatlar\u0131na hamd ederek cel\u00e2l s\u0131fatlar\u0131yla sen\u00e2 et!&#8221;<\/p>\n<p>Resulullah&#8217;\u0131n, bir\u00e7ok \u00e2yetlerde ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere, daha \u00f6nceden de tesbih ve hamd ile emrolundu\u011fu ve bundan dolay\u0131 fetihten \u00f6nce dahi tesbih ve hamd etmekte bulundu\u011fu malum oldu\u011fu i\u00e7in buradaki emrin devam veya fazlala\u015ft\u0131rma veya di\u011fer bir n\u00fckte ile \u00f6zel bir m\u00e2n\u00e2 ifade etmesi gerekece\u011finden, an\u0131lan vecihlerle tefsirciler bunu anlatmak istemi\u015flerdir. \u015eu muhakkakt\u0131r ki, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n cel\u00e2l ve ikram tecelliyat\u0131 hi\u00e7bir an kesilmedi\u011finden dolay\u0131 her zaman ona tesbih ve hamd vazifedir. Hamd, F\u00e2tiha&#8217;da a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere yaln\u0131z ula\u015f\u0131lmayan nimetten dolay\u0131 de\u011fil, ula\u015f\u0131lan nimetten dolay\u0131 da olur. Ve o zaman hamd, \u015f\u00fck\u00fcr m\u00e2n\u00e2s\u0131nda olur. \u015eu halde cel\u00e2l ve ikram tecellileri artt\u0131\u011f\u0131 oranda da tesbih ve hamdin artmas\u0131 gerekir. Zira nimet ve ikrama erince, ihsan edeni ve cel\u00e2l s\u0131fat\u0131n\u0131 unutmak ve cel\u00e2l eseri kar\u015f\u0131s\u0131nda cem\u00e2l ve ikram tecellilerini unutmak h\u00fcsrana g\u00f6t\u00fcren cahillik ve k\u00fcf\u00fcr huylar\u0131ndand\u0131r. Yard\u0131m ve fetihte ise bir taraftan cel\u00e2lin ortaya \u00e7\u0131kar\u0131lmas\u0131, bir taraftan da ikram ile vaade vefa vard\u0131r. \u015eu halde bunlar\u0131n tahakkukuyla tesbih ve hamd vazifesinin ifas\u0131 kastedilmi\u015ftir. En y\u00fcksek pakl\u0131k ile en y\u00fcksek hamd ve \u015f\u00fck\u00fcr zevki as\u0131l o zamand\u0131r. Ve as\u0131l o zamand\u0131r ki kalbin daha y\u00fcksek bir fera\u011fat ve temizlikle Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n cel\u00e2l ve cem\u00e2l ne\u015f&#8217;esini duyarak ona y\u00f6nelmesi laz\u0131md\u0131r. Nitekim &#8220;Bo\u015fald\u0131\u011f\u0131n zaman u\u011fra\u015f (ibadetle me\u015fgul ol) yorul. Ve Rabbine ra\u011fbet et.&#8221; (\u0130n\u015firah, 94\/7-8) buyurmu\u015ftu. Ve onun i\u00e7in cennet ehlinin b\u00fct\u00fcn davas\u0131 da tesbih ve hamddir. \u0130\u015fte &#8220;Allah&#8217;\u0131 hamd ile tesbih ederim.&#8221; diye zikre devamda bu zevk ve ne\u015fe ile Hakk&#8217;\u0131n cem\u00e2line olan o \u015fevk ve ra\u011fbetin ilan ve izhar\u0131 ve ruhun tam b\u00fct\u00fcn\u00fcyle ona d\u00f6nmesi demek oldu\u011fu gibi, ta peygamberli\u011fin ba\u015flang\u0131c\u0131nda &#8220;Pislikten (Allah&#8217;a e\u015f tutmak, puta tapmak gibi \u015feylerden) ka\u00e7\u0131n.&#8221; (M\u00fcddessir, 74\/5) buyurulmu\u015f olan putlar\u0131n bu fetih ve zafer \u00fczerine k\u0131r\u0131lmas\u0131 ve a\u00e7\u0131kta kapal\u0131da \u015firk eserlerinin, ahl\u00e2k\u0131n\u0131n ve \u00e2detlerinin silinmesi i\u00e7in temizlik yap\u0131lmas\u0131 da tesbih ve tenzihin gere\u011fidir. Bundan dolay\u0131 burada &#8220;tesbih et&#8221; emri, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;y\u0131 zikir ve tenzihin \u00e7o\u011falt\u0131lmas\u0131n\u0131 ifade ederken zahir ve b\u00e2t\u0131n\u0131n temizlenmesi emrini de ifade etmi\u015f olur. Fakat biraz \u00f6nce hat\u0131rlat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere tesbih ve tahmidin hakikati yine Allah&#8217;a mahsus oldu\u011fu i\u00e7in her kim olursa olsun d\u00fcnyada hi\u00e7bir yarat\u0131\u011f\u0131n onu b\u00fct\u00fcn kemaliyle yerine getirmesi kabil olmaz, kul, masum olsa da m\u00fcnezzeh, s\u00fcbhan olamaz. Her ne kadar, b\u00fcy\u00fck ahl\u00e2k olan il\u00e2h\u00ee ahl\u00e2k ile ahl\u00e2klansa, &#8220;Onunla aras\u0131ndaki mesafe iki yay kadar, yahut daha az.&#8221; (Necm, 53\/9) kalsa da Yarat\u0131c\u0131 Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n &#8220;Zat\u0131na benzer hi\u00e7bir \u015fey yoktur.&#8221; (\u015e\u00fbr\u00e2, 42\/11) olan z\u00e2t-\u0131 s\u00fcbh\u00e2nisine oranla mahl\u00fbkun kusur ve noksan\u0131 mahiyetinin gere\u011fidir. Onun b\u00fct\u00fcn kem\u00e2li &#8220;Ancak sana ibadet ederiz ve ancak senden yard\u0131m bekleriz.&#8221; (Fatiha, 1\/5) anla\u015fmas\u0131yla Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n yard\u0131m ve inayetinden ald\u0131\u011f\u0131 imdat feyzine ba\u011fl\u0131d\u0131r. Her hususta yard\u0131m ve fetih ondand\u0131r. Nitekim Resulullah &#8220;Ben sana sen\u00e2y\u0131 say\u0131p t\u00fcketemem, sen kendini sen\u00e2 etti\u011fin gibisin.&#8221; demi\u015ftir. &#8220;Sana hakk\u0131yla ibadet edemedik.&#8221; diye varid olmu\u015ftur.&gt; Bu kusuru \u00f6rtecek, bu eksikli\u011fi tamamlayacak olan da ancak Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n ma\u011ffiretidir. O da isteyene vaad edilmi\u015f oldu\u011fundan buna i\u015faret olarak da buyuruluyor ki: Ve ona isti\u011ffar et. Muhammed S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;Bil ki, Allah&#8217;tan ba\u015fka tanr\u0131 yoktur. (Ey Muhammed), kendi g\u00fcnah\u0131n, inanan erkeklerin ve inanan kad\u0131nlar\u0131n g\u00fcnah\u0131 i\u00e7in (Allah&#8217;tan) ma\u011ffiret dile.&#8221; (Muhammed, 47\/19) buyuruldu\u011fu \u00fczere gerek kendin ve gerek \u00fcmmetin i\u00e7in ma\u011ffiretimi dile, ki &#8220;Allah senin g\u00fcnah\u0131ndan, ge\u00e7mi\u015f ve gelecek olan\u0131 ba\u011f\u0131\u015flas\u0131n.&#8221; (Fetih, 48\/2) h\u00fckm\u00fc z\u00e2hir olarak (ger\u00e7ekle\u015ferek) b\u00fct\u00fcn temizlikle Rabbine d\u00f6nesin. \u00c7\u00fcnk\u00fc O muhakkak tevbeleri \u00e7ok kabul edici bulunuyor. Tevbe ile kendine d\u00f6nenleri kabul ile affedegelmi\u015ftir. \u015eu halde isti\u011ffar ve tevbe edenler kabul\u00fcn\u00fc \u00fcmit etsinler. Kelam\u0131n zahiri denilmek iken buyurulmas\u0131 n\u00fcktelidir. Tesbihin hamde yak\u0131nla\u015fmas\u0131 gibi, bununla isti\u011ffar\u0131n tam faydas\u0131, tevbeye yak\u0131nla\u015fmas\u0131 halinde olaca\u011f\u0131na bir tenbih vard\u0131r. \u0130sti\u011ffar, yahut &#8220;Ya Rabbi bana ma\u011ffiret et, bize ma\u011ffiret buyur, ma\u011ffiretini niyaz ederim&#8221; gibi dua ve niyaz ile ma\u011ffiret istemektir. Tevbe ise yukar\u0131larda a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere g\u00fcnaha nedamet ve bir daha yapmamak \u00fczere azim ile d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr. \u0130nsan, ba\u015fkalar\u0131n\u0131n g\u00fcnahlar\u0131 i\u00e7in de isti\u011ffar edebilir. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da &#8220;Rabbimiz, hesab\u0131n g\u00f6r\u00fclece\u011fi g\u00fcn, beni, anam\u0131 babam\u0131 ve m\u00fcminleri ba\u011f\u0131\u015fla.&#8221; (\u0130brahim, 14\/41) gibi bunun pek g\u00fczel misalleri vard\u0131r. Onun i\u00e7in burada da &#8220;ondan ma\u011ffiret dile&#8221; emri, Peygamber&#8217;in sadece kendisi i\u00e7in olmas\u0131 laz\u0131m gelmeyip \u00fcmmeti i\u00e7in de olur. Ve hatta daha \u00e7ok \u00fcmmeti i\u00e7in denilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Fakat kimse ba\u015fkas\u0131n\u0131n ad\u0131na tevbe edemez. Bununla beraber isti\u011ffar, tevbeyi de i\u00e7ine alabilir. Al\u00fbs\u00ee&#8217;nin nakletti\u011fi vechile \u0130bn\u00fc Receb demi\u015ftir ki: Yaln\u0131z isti\u011ffar, duada ma\u011ffiret iste\u011fiyle beraber tevbedir, &#8220;Allah&#8217;tan ma\u011ffiret diliyor ve O&#8217;na tevbe ediyorum.&#8221; gibi tevbeyi de zikrederek isti\u011ffar ise, sadece ma\u011ffiret talebiyle duad\u0131r. Bir de demi\u015ftir ki, yaln\u0131z isti\u011ffar, ge\u00e7mi\u015f g\u00fcnaha nedametle ve onun \u015ferrinden korunmay\u0131 dua ile talep ve gelecek g\u00fcnah\u0131n \u015ferrinden de onu yapmamaya azm ile korunmay\u0131 talebdir. Ve i\u015fte &#8220;Israr ile sa\u011f\u00eera (k\u00fc\u00e7\u00fck g\u00fcnah) yoktur, isti\u011ffar ile de keb\u00eere (b\u00fcy\u00fck g\u00fcnah) yoktur.&#8221; gibi varid olan hadislerde \u0131srar\u0131 yasaklayan ve soyut olarak zikredilen isti\u011ffardan kastedilen b\u00f6yle nedamet ve azm ile tevbeyi i\u00e7ermi\u015f olan isti\u011ffard\u0131r. E\u011fer ge\u00e7mi\u015f g\u00fcnaha nedamet yoksa, o sadece duad\u0131r, nedamete yakla\u015fm\u0131\u015f ise tevbedir.&#8221;<\/p>\n<p>Bunun \u00f6zeti, \u015fer&#8217;an isti\u011ffara vaad edilmi\u015f ve tertip edilmi\u015f olan h\u00fck\u00fcmler, tevbe m\u00e2n\u00e2s\u0131nda olan isti\u011ffardad\u0131r. Mutlak olarak isti\u011ffar denildi\u011fi zaman o kastedilir. Tevbe, nedamet m\u00e2n\u00e2s\u0131 bulunmayan ve g\u00fcnahtan pi\u015fman olmaks\u0131z\u0131n sadece onun af ve ma\u011ffiretini istemekten ibaret kalan isti\u011ffar, sadece bir duad\u0131r, makbul olmamak gerektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc hem g\u00fcnaha pi\u015fmanl\u0131k duymamak, hem de onun ma\u011ffiretini istemek Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 edepsizliktir. Ancak bu, ki\u015finin kendi g\u00fcnah\u0131 hakk\u0131ndad\u0131r.<\/p>\n<p>Bir de bu \u00e2yette intibak sanat\u0131 oldu\u011fu s\u00f6ylenmi\u015ftir. As\u0131l kelam: &#8220;Ona isti\u011ffar et, \u00e7\u00fcnk\u00fc o bir ma\u011ffiret edicidir ve tevbe et, \u00e7\u00fcnk\u00fc o bir tevbeleri kabul edicidir&#8221; demek olup, her birinden birinin hazfiyle di\u011ferine i\u015faret edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>S\u00fbrenin ba\u015f\u0131nda da i\u015faret olundu\u011fu \u00fczere \u0130mam Ahmed b. Hanbel&#8217;in &#8220;M\u00fcsned&#8221;inde ve &#8220;Sahih-i M\u00fcslim&#8221;de ve daha ba\u015fkalar\u0131nda Hz. Ai\u015fe&#8217;den rivayet edilmi\u015ftir ki, Resulullah (s.a.v.) son zamanlar\u0131nda s\u00f6z\u00fcn\u00fc \u00e7ok s\u00f6yler olmu\u015ftu ve soruldu\u011funda: &#8220;Rabbim bana \u00fcmmetimde bir alamet g\u00f6rece\u011fimi haber verdi ve onu g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm zaman hamd ile tesbih ve isti\u011ffar etmemi emir buyurdu.&#8221; demi\u015fti. &#8220;Ke\u015f\u015faf Tefsiri&#8221;nde der ki: &#8220;Tesbih emriyle beraber isti\u011ffar emri dinin k\u0131vam\u0131 olan emir ile emri olgunla\u015ft\u0131rmak i\u00e7indir. Yani dinin k\u0131vam\u0131 itaat ile g\u00fcnahlardan korunmak aras\u0131n\u0131 toplamadad\u0131r. Bir de Resulullah&#8217;\u0131n masum olmas\u0131yla beraber bu emir \u00fcmmetine l\u00fctuf olmas\u0131 i\u00e7indir. Bir de isti\u011ffar, Allah i\u00e7in tevazudan ve nefsin hazmindendir. Ve ondan dolay\u0131 nefsinde bir ibadettir. Peygamber (s.a.v.) hazretlerinin: &#8220;Ben gece ve g\u00fcnd\u00fcz y\u00fcz kere isti\u011ffar ederim.&#8221; dedi\u011fi de sahih rivayetler c\u00fcmlesindendir.&#8221; A<\/p>\n<p>l\u00fbs\u00ee der ki: &#8220;Kul her ne kadar \u00e7ok \u00e7al\u0131\u015fsa da, Mabud&#8217;un celaline lay\u0131k olan\u0131, gere\u011fi gibi yerine getirmede kusurdan uzak olamayaca\u011f\u0131na i\u015faret i\u00e7in bir\u00e7ok taatlardan sonra isti\u011ffar da me\u015fru k\u0131l\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Onun i\u00e7in zikretmi\u015flerdir ki, farz namaz\u0131 k\u0131lan kimse i\u00e7in akabinde \u00fc\u00e7 defa isti\u011ffar etmesi, tehecc\u00fcd k\u0131lan\u0131n seher vakitleri diledi\u011fi kadar isti\u011ffar etmesi ve hac\u0131n\u0131n hacdan sonra isti\u011ffar etmesi me\u015fru k\u0131l\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. &#8220;Seherlerde isti\u011ffar ediciler.&#8221; (\u00c2l-i \u0130mran, 3\/17), &#8220;Sonra insanlar\u0131n ak\u0131n ak\u0131n d\u00f6nd\u00fc\u011f\u00fc yerden siz de ak\u0131n edin ve Allah&#8217;tan ma\u011ffiret dileyin, \u015f\u00fcphesiz Allah ba\u011f\u0131\u015flayan, esirgeyendir.&#8221; (Bakara, 2\/199). Ayn\u0131 \u015fekilde abdestin sonunda ve her toplant\u0131n\u0131n bitiminde isti\u011ffar\u0131n me\u015fru oldu\u011fu da rivayet olunmu\u015ftur. Resulullah herhangi bir toplant\u0131dan kalkarken de derdi. Bu \u015fekilde isti\u011ffar emrinden, anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 nakledilen vefat haberine bir remiz var demektir. Me\u015fhuru da bu i\u015faret, dinin emrinin kemal bulmas\u0131yla davet g\u00f6revinin tamama yakla\u015fm\u0131\u015f oldu\u011funa delaletten anla\u015f\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>&#8220;O, Resul\u00fcn\u00fc hidayet ve hak din ile g\u00f6nderdi ki, o (\u0130sl\u00e2m dini)nu b\u00fct\u00fcn dinlerin \u00fcst\u00fcne \u00e7\u0131kars\u0131n.&#8221; (Saf, 61\/9) \u00e2yetleri Resulullah&#8217;\u0131n peygamber olarak g\u00f6nderilmesi, Hak dininin b\u00fct\u00fcn dinlere kar\u015f\u0131 hikmetinin a\u00e7\u0131klanmas\u0131 i\u00e7in oldu\u011funu anlatt\u0131\u011f\u0131 ve &#8220;Onlara (yapaca\u011f\u0131m\u0131z\u0131) s\u00f6yledi\u011fimiz (azab)in bir k\u0131sm\u0131n\u0131 sana g\u00f6stersek de veya (bunu sana g\u00f6stermeden) seni (d\u00fcnyadan) alsak da (ne farkeder?). Nihayet bize d\u00f6necekler.&#8221; (Yunus, 10\/46) gibi \u00e2yetlerde de k\u00e2firlere kar\u015f\u0131 yap\u0131lm\u0131\u015f olan tehditlerin bir k\u0131sm\u0131n\u0131 Peygamber&#8217;in, vefat\u0131ndan \u00f6nce d\u00fcnyada g\u00f6rece\u011fine i\u015faret buyuruldu\u011fu gibi, bu s\u00fbrede de yard\u0131m ve fethin gelece\u011fi ve halk\u0131n alay alay hak dine girmeye ba\u015flad\u0131klar\u0131n\u0131 Resulullah&#8217;\u0131n muhakkak g\u00f6rece\u011fi vaad olunarak bu g\u00f6r\u00fc\u015f tahakkuk etti\u011fi zaman tesbih ve hamd ile isti\u011ffar\u0131n emrolunmas\u0131 ve sonra buna talil (sebep g\u00f6sterme) makam\u0131nda Tevv\u00e2b (tevbeleri \u00e7ok kabul eden) \u015ferefli ismiyle son verilmesi, tesbih ve hamd ehl-i cennetin ilerden beri davas\u0131n\u0131n gayesi oldu\u011funun malum bulunmas\u0131 ve ma\u011ffirette \u00f6rtmek, tevvabda d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fc kabul etmek m\u00e2n\u00e2lar\u0131n\u0131n da esas olmas\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcnce muhakkak bir ker\u00eem vaad ile onu kesin \u015fekilde yerine getirmeyi ifade eden bu ta&#8217;l\u00eek (belli bir zamana b\u0131rakma)\u0131n bir\u00e7ok n\u00fcktelere delalet eden faydalar\u0131n\u0131n neticesi; o vakit gelince, vaadin tamam olup peygamberlik g\u00f6revinin sona ererek &#8220;d\u00f6n&#8221; emrinin tahakkuk edece\u011fini ve b\u00f6ylece o alametler g\u00f6r\u00fcl\u00fcnce vaadin do\u011frulu\u011funu ve hakk\u0131ndaki yard\u0131m ve il\u00e2h\u00ee tecellilerin kudsiyet ve y\u00fcceli\u011fini g\u00f6rm\u00fc\u015f, Kevser&#8217;in olu\u015f zevkini m\u00fc\u015fahede etmi\u015f olan Muhammed\u00ee zat\u0131n\u0131n o ba\u015far\u0131l\u0131 ne\u015fesiyle tatmin olmu\u015f ve se\u00e7ilmi\u015f, lekesiz olarak bu fani \u00e2lemden, bu imtihan yeri ve g\u00fcnahlar\u0131n sava\u015f alan\u0131 olan bu d\u00fcnyadan \u00e7ekilip pak ruh ve temiz s\u0131r ile hakka&#8217;l-yak\u00een Allah&#8217;\u0131n likas\u0131na kavu\u015fmak \u00fczere tesbih, hamd ve en \u00e7ok \u00fcmmeti i\u00e7in isti\u011ffar ederek &#8220;Biz Allah&#8217;a aidiz ve muhakkak O&#8217;na d\u00f6n\u00fcc\u00fcleriz.&#8221; (Bakara, 2\/156) \u00e2yetinin h\u00fckm\u00fcne haz\u0131r ve \u00e2m\u00e2de bulunmas\u0131 gere\u011fine i\u015faret oldu\u011fu sezilir ki, bunda &#8220;Benim dinim benim i\u00e7indir.&#8221; (K\u00e2fir\u00fbn, 109\/6) mefh\u00fbmundaki ihlas ve m\u00fcjdelemenin de bir izah ve ifas\u0131 vard\u0131r. Rivayet olunmu\u015ftur ki bu s\u00fbre nazil oldu\u011funda Resulullah (s.a.v.) bir hutbe okuyup \u015f\u00f6yle buyurmu\u015ftu: &#8220;Bir kul, Allah onu d\u00fcnya ile kendine kavu\u015fmas\u0131 aras\u0131nda muhayyer (se\u00e7meli) k\u0131ld\u0131, o Allah&#8217;a kavu\u015fmas\u0131n\u0131 se\u00e7ti.&#8221; Bunun ne demek oldu\u011funu Ebu bekir (r.a.) anlam\u0131\u015ft\u0131 da: Canlar\u0131m\u0131z ve mallar\u0131m\u0131z, atalar\u0131m\u0131z ve evlatlar\u0131m\u0131zla sana feda olal\u0131m, demi\u015fti. Yine rivayet olunmu\u015ftur ki: Resulullah bunu ashab\u0131na okudu\u011fu zaman sevinmi\u015fler, fakat Hz. Abbas (r.a.) a\u011flam\u0131\u015ft\u0131. Resulullah (s.a.v.): &#8220;Neye a\u011fl\u0131yorsun amca?&#8221; buyurdu. &#8220;Sana vefat\u0131n haber veriliyor.&#8221; dedi, &#8220;Evet dedi\u011fin gibi&#8221; buyurdu.Hz. \u00d6mer&#8217;in ve \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;\u0131n bunu anlay\u0131\u015flar\u0131 da yukar\u0131da anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Nasr (yard\u0131m), fetih ve r\u00fcyet (g\u00f6rmek) bu \u00fc\u00e7 \u015farta tesbih ve hamd, isti\u011ffar, bu \u00fc\u00e7 emrin gere\u011fiyle ilgili n\u00fckteleri beyan ederken &#8220;Raz\u00ee tefsiri&#8221;nde der ki: &#8220;Hak yak\u0131nlar\u0131n\u0131n seyrinde iki yol vard\u0131r. Kimisi &#8220;hi\u00e7bir \u015fey g\u00f6rmedim, illa ondan sonra Allah&#8217;\u0131 g\u00f6rd\u00fcm&#8221; demi\u015ftir. Kimisi de &#8220;hi\u00e7bir \u015fey g\u00f6rmedim, illa ondan \u00f6nce Allah&#8217;\u0131 g\u00f6rd\u00fcm&#8221; demi\u015ftir. \u015e\u00fcphe yok ki bu tar\u00eek daha m\u00fckemmeldir. (Bak: \u00c2l-i \u0130mran, 3\/190; Yunus, 10\/31; Fussilet, 41\/53) Zira y\u00fcksek hikmetler itibar\u0131yla eseri meydana getirenden esere inmek, eserden eseri yapana \u00e7\u0131kmaktan derece itibar\u0131yla daha y\u00fcksektir. Rivayet erbab\u0131n\u0131n fikirlerine de nur kayna\u011f\u0131 v\u00e2cib\u00fc&#8217;l-v\u00fcc\u00fbd, zulmet kayna\u011f\u0131 m\u00fcmkin\u00fc&#8217;l-v\u00fcc\u00fbd oldu\u011fundan v\u00e2cib\u00fc&#8217;l-v\u00fcc\u00fbdda isti\u011frak daha \u015fereflidir. Hem as\u0131l ile tabi olana istidlal, tabi olanla asla istidlalden daha kuvvetlidir. Bu anla\u015f\u0131ld\u0131ktan sonra bu \u00e2yet de i\u015fte bu iki tar\u00eek\u0131n en \u015fereflisi olan tar\u00eeka delalet etmektedir. Zira yarat\u0131c\u0131 ile me\u015fgul olmak, nefis ile me\u015fgul olmaktan \u00f6nce getirilerek \u00f6nce Yaratan&#8217;a ait iki emir; tesbih ve hamd zikredilmi\u015f, sonra da \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc mertebede isti\u011ffar zikredilmi\u015ftir ki hem Yaratan&#8217;a, hem de halka d\u00f6n\u00fc\u015f olan kar\u0131\u015f\u0131k bir durumdur. Tesbih, cel\u00e2l s\u0131fat\u0131 olan selb\u00ee s\u0131fatlara, tahmid de ikram s\u0131fat\u0131 olan s\u00fcbut\u00ee s\u0131fatlara delalet etti\u011finden dolay\u0131 cel\u00e2li d\u00fc\u015f\u00fcnmek, ikram\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmekten \u00f6ne al\u0131nmak i\u00e7in tesbih, hamdden \u00f6nce getirilmi\u015f, sonra da Yaratan&#8217;dan halka inme yoluyla isti\u011ffar zikredilmi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunda nefsin kusurunu ve hakk\u0131n zenginli\u011fini g\u00f6rmek ve nefs i\u00e7in en g\u00fczel ve en m\u00fckemmel olan\u0131 istemek vard\u0131r. Malumdur ki, Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131n\u0131n m\u00fctalaas\u0131yla me\u015fgul oldu\u011fu nisbette Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n cel\u00e2lini m\u00fctalaadan mahrum olur, isti\u011ffar\u0131n tesbih ve tahmidden sonraya b\u0131rak\u0131lmas\u0131 bu inceli\u011fe i\u015faret eder.&#8221; L\u00e2kin \u015funu da unutmamak gerekir ki, burada halka olan bu n\u00fczul halkta kalmak i\u00e7in de\u011fil, halktan yarat\u0131c\u0131ya en m\u00fckemmel \u015fekilde r\u00fcc\u00fb (d\u00f6nme) ve onun ma\u011ffiretiyle cemalinin l\u00fctfuna gark olmak \u00fczere huzur-\u0131 ehadiyyetine kabul i\u00e7in oldu\u011funa tenbih olarak sonu Tevv\u00e2b (tevbeleri \u00e7ok kabul eden) \u015ferefli ismiyle bitirilmi\u015ftir. Bunda zikredilen iki yolun ikisini de i\u00e7ine alm\u0131\u015f olmak \u00fczere halka n\u00fczul\u00fcnden sonra yine Yaratan&#8217;a d\u00f6nmek ve ba\u015ftan sona tevhid ile ahirete ve sonsuzlu\u011fa karar vard\u0131r. &#8220;O, ilktir, sondur.&#8221; (Hadid, 57\/3), &#8220;Ve sonunda Rabbine var\u0131lacakt\u0131r.&#8221; (Necm, 53\/42), &#8220;Biz Allah i\u00e7iniz ve biz O&#8217;na d\u00f6nece\u011fiz.&#8221; (Bakara, 2\/156).<\/p>\n<p>Kevser kendisine verilmi\u015f olan Fahr-i \u00e2lem (s.a.v.) nihayet b\u00f6yle yard\u0131m g\u00f6rm\u00fc\u015f ve zafere ermi\u015f olarak kendisine fetih kap\u0131lar\u0131 a\u00e7\u0131ld\u0131\u011f\u0131 ve halk\u0131n alay alay, ak\u0131n ak\u0131n Allah&#8217;\u0131n dinine girmeye ba\u015flad\u0131klar\u0131n\u0131 g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc ve bu \u015fekilde din tekam\u00fcl ederek peygamberlik g\u00f6revi sona erip gere\u011fince d\u00fcnyada h\u00fck\u00fcmleri icra etmek \u00fczere b\u00fct\u00fcn d\u00fcnya madd\u00ee ve manev\u00ee bak\u0131mdan kendisine tevecc\u00fch etmi\u015f bulundu\u011fu s\u0131rada &#8220;\u0130nsana \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131ndan ba\u015fka bir \u015fey yoktur. \u00c7al\u0131\u015fmas\u0131 da yak\u0131nda g\u00f6r\u00fclecektir. Sonra ona kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 tam olarak verilecektir. Ve sonunda senin Rabbine var\u0131lacakt\u0131r.&#8221; (Necm, 53\/39-42) h\u00fckm\u00fcnce iki m\u00fck\u00e2fat\u0131n tecellisi kar\u015f\u0131s\u0131nda bulunuyordu. Birisi: Zafer ve fethin gere\u011fi olarak d\u00fcnya saltanat\u0131 ve ganimetinin tevecc\u00fch\u00fc. Birisi de, onu kazand\u0131ran Allah&#8217;\u0131n dininin gere\u011fi olarak o fani d\u00fcnya arzu ve hevesine meyl ve iltifat etmeyip, Allah&#8217;\u0131n l\u00fctuf ve yard\u0131m\u0131yla s\u0131rf Allah i\u00e7in yap\u0131lm\u0131\u015f olan o \u00e7al\u0131\u015fma ve m\u00fccahedenin ecrini hi\u00e7bir d\u00fcnyaya ait garazla kirletmeyerek &#8220;Elbette senin sonun (ahiretin), ilkinden (d\u00fcnyandan) daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r.&#8221; (Duh\u00e2, 93\/4) h\u00fckm\u00fcn\u00fc tahakkuk ettirmek \u00fczere bu ba\u015far\u0131yla \u015f\u00fckran i\u00e7in de pak, temiz olarak Allah&#8217;a kavu\u015fmak. Bir ad\u0131 da Tevdi&#8217; S\u00fbresi olan bu s\u00fbre i\u015fte bu saatin girmesinde onun art\u0131k tesbih ve hamd ederek bundan b\u00f6yle bu en m\u00fckemmel dinin h\u00fck\u00fcmlerinin icras\u0131n\u0131 \u00fcmmetine b\u0131rakmak ve mihnet ve fena \u00e2lemi olan bu cisimler \u00e2lemine veda edip Rabbine kavu\u015fmas\u0131na i\u015faret ediyordu. Hz. Yusuf m\u00fclk edinmekteki ba\u015far\u0131s\u0131n\u0131n sonunda &#8220;Rabbim, sen bana m\u00fclkten bir nasip verdin ve bana r\u00fcyalar\u0131n yorumunu \u00f6\u011frettin. Ey g\u00f6klerin ve yerin yarat\u0131c\u0131s\u0131! D\u00fcnyada da, ahirette de benim y\u00e2rim sensin! Beni m\u00fcsl\u00fcman olarak \u00f6ld\u00fcr ve beni iyilere kat!&#8221; (Yusuf, 12\/101) diye m\u00fcsl\u00fcman olarak al\u0131n\u0131p salihlere kat\u0131lmas\u0131n\u0131 istedi\u011fi gibi, Resul-i Ekrem (s.a.v.) de hutbesinde: &#8220;Bir kulu Allah, d\u00fcnya ile kendine kavu\u015fmas\u0131 aras\u0131nda serbest b\u0131rakt\u0131, o da Allah&#8217;a kavu\u015fmay\u0131 se\u00e7ti.&#8221; diye i\u015faret etti\u011fi vechile d\u00fcnyay\u0131 b\u0131rak\u0131p, Allah&#8217;a kavu\u015fmay\u0131 tercih etti.<\/p>\n<p>Hicretin onuncu senesi &#8220;Bug\u00fcn size dininizi olgunla\u015ft\u0131rd\u0131m, size nimetimi tamamlad\u0131m ve size din olarak \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131 be\u011fendim.&#8221; (Maide, 5\/3) \u00e2yetinin nazil oldu\u011fu Veda Hacc\u0131&#8217;n\u0131 yapt\u0131ktan ve &#8220;Bak\u0131n\u0131z tebli\u011f ettim mi?, bak\u0131n\u0131z tebli\u011f ettim mi?&#8221; diye s\u00f6yledi\u011fi me\u015fhur Veda Hutbesi&#8217;ni bitirdikten sonra Medine&#8217;ye d\u00f6nm\u00fc\u015ft\u00fc. Hep hamd ile tesbih ediyordu. Bu arada son \u00e2yet olarak<\/p>\n<p>&#8220;\u015eu g\u00fcnden sak\u0131n\u0131n ki, o g\u00fcn (hepiniz) Allah&#8217;a d\u00f6nd\u00fcr\u00fcleceksiniz. Sonra herkese kazand\u0131\u011f\u0131 tam olarak verilecek ve onlara hi\u00e7 haks\u0131zl\u0131k edilmeyecektir.&#8221; (Bakara, 2\/281) \u00e2yeti nazil olmu\u015ftu. Derken onbirinci hicr\u00ee senesinin Safer ay\u0131n\u0131n sonlar\u0131nda bir ba\u015f a\u011fr\u0131s\u0131ndan rahats\u0131zlanarak Reb\u00ee\u00fc&#8217;l-Evvel&#8217;in onikinci g\u00fcn\u00fcne kadar devam eden bu rahats\u0131zl\u0131\u011f\u0131 esnas\u0131nda dahi son \u00fc\u00e7 g\u00fcnden ba\u015fkas\u0131nda Mescid-i saadete \u00e7\u0131k\u0131p namaz\u0131 k\u0131ld\u0131rmaktan kalmam\u0131\u015ft\u0131. Bu esnada bir g\u00fcn Fadl b. Abbas ve Ali b. Ebi Talha hazretlerinin ikisi aras\u0131nda minbere \u00e7\u0131k\u0131p hamd ve sen\u00e2 ettikten sonra okumu\u015f oldu\u011fu hutbesinde:<\/p>\n<p>&#8220;Ey insanlar! Ben kimin s\u0131rt\u0131na bir de\u011fnek vurdumsa, i\u015fte s\u0131rt\u0131m, aynen bana vursun ve e\u011fer kimsenin \u0131rz\u0131na s\u00f6vm\u00fc\u015fsem, i\u015fte \u0131rz\u0131m ayn\u0131n\u0131 yaps\u0131n, ben kimsenin mal\u0131n\u0131 alm\u0131\u015fsam, i\u015fte mal\u0131m ondan als\u0131n ve benim taraf\u0131mdan d\u00fc\u015fmanl\u0131k olur diye korkmas\u0131n, o benim \u015fan\u0131mdan de\u011fildir.&#8221; dedi ve indi. \u00d6\u011fle namaz\u0131n\u0131 k\u0131ld\u0131ktan sonra yine minbere d\u00f6nd\u00fc, \u00f6nceki s\u00f6z\u00fcn\u00fc tekrar etti. Bunun \u00fczerine \u00fc\u00e7 dirhem iddia eden bir ki\u015fiye derhal bedelini verdi. Sonra \u015f\u00f6yle buyurdu: &#8220;Haberiniz olsun, d\u00fcnya mahcuplu\u011fu, ahiret mahcuplu\u011fundan ehvendir. Sonra Uhud ashab\u0131na dua etti ve onlar i\u00e7in isti\u011ffar eyledi. Sonra da yukar\u0131da zikrolundu\u011fu \u00fczere: &#8220;Bir kul, Allah onu d\u00fcnya ile kendisine kavu\u015fmas\u0131 aras\u0131nda serbest b\u0131rakt\u0131 da, o Allah&#8217;a kavu\u015fmay\u0131 se\u00e7ti.&#8221; buyurdu. Hz. Ebu Bekir bunun \u00fczerine a\u011flam\u0131\u015ft\u0131 da &#8220;Sana kendimizi, mallar\u0131m\u0131z\u0131, babalar\u0131m\u0131z\u0131 ve evlatlar\u0131m\u0131z\u0131 feda ederiz!&#8221; demi\u015fti. Sonra da Ensar&#8217;\u0131 tavsiye buyurdu. Ancak \u00fc\u00e7 g\u00fcn mescide \u00e7\u0131kamam\u0131\u015ft\u0131, ezan okununca: &#8220;Ebu Bekir&#8217;e emredin insanlara namaz\u0131 k\u0131ld\u0131rs\u0131n.&#8221; buyurdu. Rebi\u00fc&#8217;l-Evvel&#8217;in onikinci g\u00fcn\u00fc Pazartesi g\u00fcn\u00fc -ki do\u011fdu\u011fu g\u00fcnd\u00fcr- Hz. Ai\u015fe&#8217;den rivayet olundu\u011fu vechile \u00f6n\u00fcndeki barda\u011fa m\u00fcbarek elini bat\u0131r\u0131p su ile y\u00fcz\u00fcn\u00fc meshediyor &#8220;Allah\u0131m bana seker\u00e2t\u0131na kar\u015f\u0131 yard\u0131m buyur.&#8221; diye dua ediyordu. Ku\u015fluk vakti idi, derken a\u011f\u0131rla\u015ft\u0131. Hz. Ai\u015fe kuca\u011f\u0131na alm\u0131\u015ft\u0131, bu fani \u00e2leme g\u00f6z\u00fcn\u00fc yumdu, son s\u00f6z\u00fc &#8220;Hay\u0131r, ref\u00eek\u0131&#8217;l-a&#8217;l\u00e2&#8221; diye Rabbine \u00f6zlemini arzetti, iste\u011fi olan Allah&#8217;\u0131n lik\u00e2s\u0131na kavu\u015ftu (Bkz: \u00c2l-i \u0130mran, 3\/144).<\/p>\n<p>&#8220;Sel\u00e2m, dualar ve g\u00fczellikler Allah i\u00e7indir. Sel\u00e2m, Allah&#8217;\u0131n rahmeti ve Allah&#8217;\u0131n bereketleri senin \u00fczerine olsun ey Peygamber. Sel\u00e2m (esenlik), bizim ve Allah&#8217;\u0131n salih kullar\u0131n\u0131n \u00fczerine olsun. Ben \u015fahitlik ederim ki Allah&#8217;tan ba\u015fka tanr\u0131 yoktur. Ve yine \u015fahitlik ederim ki Muhammed Allah&#8217;\u0131n kulu ve peygamberidir.&#8221; &#8220;Allah\u0131m, \u0130brahim ve yak\u0131nlar\u0131na salat ve sel\u00e2m etti\u011fin gibi, Muhammed ve yak\u0131nlar\u0131na da salat ve sel\u00e2m et.&#8221; &#8220;Rabbim, beni ve soyumu namaz k\u0131lanlardan eyle. Rabbimiz, duam\u0131z\u0131 kabul eyle.&#8221; &#8220;Rabbimiz, beni, babam\u0131, anam\u0131 ve insanlar\u0131, hesaba kalk\u0131laca\u011f\u0131 g\u00fcn affeyle.&#8221; &#8220;Allah\u0131m, bizi onun dini \u00fczere ya\u015fat, onun dini \u00fczere \u00f6ld\u00fcr ve onun bayra\u011f\u0131 alt\u0131nda ha\u015fret.&#8221; &#8220;Allah\u0131m sen s\u00fcbhans\u0131n, sana hamd ediyorum, beni affetmeni diliyorum ve sana tevbe ediyorum&#8221; &#8220;Bizim son duam\u0131z, &#8220;hamd \u00e2lemlerin Rabbi olan Allah&#8217;a mahsustur&#8221; olsun.&#8221;<\/p>\n<p>Bu ba\u015far\u0131ya, bu g\u00fczel son bulu\u015fa, b\u00f6yle tesbih ve hamd ile Allah&#8217;\u0131n ma\u011ffiretine kavu\u015fturan Allah&#8217;\u0131n dinine kar\u015f\u0131l\u0131k bu nimetin kadrini bilmeyip k\u00fcf\u00fcr ve ink\u00e2rda \u0131srar eden ve kendilerine &#8220;sizin dininiz sizedir&#8221; denilen ve tevbeye yana\u015fmayan k\u00e2firlerin k\u00f6t\u00fc sonu\u00e7lar\u0131yla cezalar\u0131 da en a\u00e7\u0131k bir misal ile g\u00f6sterilmek ve Peygamber&#8217;in vefat\u0131yla \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n fetihlerine ve yay\u0131lmas\u0131na zarar gelmeyip, ona d\u00fc\u015fmanl\u0131k edenlerin yine muratlar\u0131na eremeyecekleri anlat\u0131lmak \u00fczere bunun akabinde Hz. Peygamber&#8217;in amcas\u0131 iken ona iman \u015ferefine nail olmay\u0131p k\u00fcf\u00fcr ve d\u00fc\u015fmanl\u0131k edenlerle beraber oldu\u011fundan dolay\u0131 soyu ve nesebi, serveti ve \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131 kendisine fayda vermemi\u015f olan Ebu Leheb&#8217;in ebed\u00ee h\u00fcsran\u0131n\u0131 anlatan &#8220;Tebbet&#8221; S\u00fbresi gelecektir.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>110-NASR: &#8220;geldi\u011fi zaman.&#8221; Tahakkuk ifade eden bir zaman zarf\u0131 oldu\u011fu i\u00e7in fiil-i maziye gelir, \u015fart m\u00e2n\u00e2s\u0131na delalet etti\u011fi i\u00e7in de mazinin m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 gelece\u011fe \u00e7evirerek \u015fart\u0131n gelecekte ger\u00e7ekle\u015fece\u011fini ifade eder. Burada \u015fart\u0131, ile ona atfedilen fiilinin toplam\u0131d\u0131r, cevab\u0131 da ve matufudur. n\u0131n bu vechile tahakkuk ifade etmesinden dolay\u0131 burada kendisinden \u00f6ncesinin de d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmesiyle \u015fu m\u00e2n\u00e2 has\u0131l &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":12069,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1014,1013,5030,5031,5219,5351,5222,5220,1583,5221,1582,1586],"class_list":["post-1728","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-110-nasr","tag-110-nasr-tefsiri","tag-elmalili","tag-elmalili-hamdi-yazir","tag-elmalili-tefsir-oku","tag-hak-dini-kuran-dili","tag-hak-dini-tefsiri","tag-hamdi-yazir-tefsir-oku","tag-kuran","tag-sure-tefsirleri","tag-tefsir","tag-tefsir-oku"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1728","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1728"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1728\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/12069"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1728"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1728"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1728"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}