{"id":1730,"date":"2010-01-06T10:46:14","date_gmt":"2010-01-06T08:46:14","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1730"},"modified":"2010-01-06T10:46:14","modified_gmt":"2010-01-06T08:46:14","slug":"109-kafirun-tefsiri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/109-kafirun-tefsiri\/","title":{"rendered":"109-KAF\u0130RUN SURES\u0130 HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130"},"content":{"rendered":"<p>109-KAF\u0130RUN:<\/p>\n<p>S\u00fbresi takip edecektir<\/p>\n<p>K\u00e2fir\u00fbn S\u00fbresi<\/p>\n<p>Mekke D\u00f6neminde \u0130ndi<\/p>\n<p>\u00c2yet Say\u0131s\u0131: 6<\/p>\n<p>S\u00fbresi ve bundan hikaye itibar\u0131yla S\u00fbresi ve dilimizde bilinmi\u015f oldu\u011fu \u00fczere S\u00fbresi denilen bu s\u00fbre de Mekk\u00ee&#8217;dir. D\u00e2n\u00ee, ittifakla demi\u015f. &#8220;Bahru&#8217;l-Muhit&#8221;de ise: &#8220;\u00c7o\u011funlu\u011fun g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne g\u00f6re Mekk\u00ee&#8217;dir.&#8221; Katade&#8217;den, &#8220;Meden\u00ee oldu\u011fu da rivayet edilmi\u015ftir&#8221; diyor. Katade&#8217;den bunun z\u0131dd\u0131 da nakledilmi\u015f, ancak \u0130bn\u00fc Merduye, \u0130bn\u00fc Z\u00fcbeyr&#8217;den Meden\u00ee oldu\u011funu rivayet etmi\u015f, bu sebeple Al\u00fbs\u00ee, D\u00e2n\u00ee&#8217;nin &#8220;ittifakla&#8221; demesine, &#8220;yerinde de\u011fildir&#8221; diye ili\u015fmi\u015f ise de Meden\u00ee rivayeti, garib demek olaca\u011f\u0131ndan, sahihi ittifakla Mekk\u00ee demek olur. \u0130bn\u00fc Ebi Hatim&#8217;in Z\u00fcrare b. Ebi Evfa&#8217;dan rivayet etti\u011fi vechile bu s\u00fbreye &#8220;Muka\u015fk\u0131\u015fa&#8221; dahi denilir ki, uyuz ve \u00e7i\u00e7ek hastal\u0131\u011f\u0131 gibi hastal\u0131klardan iyile\u015ftirmek demek olan &#8220;ka\u015fka\u015fe&#8221;den t\u00fcremi\u015f olup \u015firk ve nifak fak dertlerinden uzak k\u0131lan m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;m\u00fcberrie&#8221; demektir. &#8220;Ka\u015fka\u015fe&#8221; T\u00fcrk\u00e7e&#8217;de def etmek, kovalamak m\u00e2n\u00e2s\u0131na k\u0131\u015fk\u0131\u015flamak ile de terceme olunsa yak\u0131\u015fmaz de\u011fildir.<\/p>\n<p>&#8220;Cemalu&#8217;l-Kurr\u00e2&#8221;da zikredildi\u011fi \u00fczere buna &#8220;\u0130badet S\u00fbresi&#8221; de denilmi\u015f oldu\u011fu gibi, &#8220;\u0130hlas S\u00fbresi&#8221; de denir. Ondan dolay\u0131 S\u00fbresi ile ikisine &#8220;\u0130hlaseyn&#8221; (\u0130ki \u0130hlas) tabir olunur. Nitekim Resulullah&#8217;\u0131n sabah ve ak\u015fam namazlar\u0131n\u0131n s\u00fcnnetlerinde ve okudu\u011funu \u0130bn\u00fc \u00d6mer&#8217;den ve Hz. Ai\u015fe&#8217;den rivayet edilen hadislerde &#8220;\u0130hlaseyn&#8221; denildi\u011fi de g\u00f6r\u00fcl\u00fcr.<\/p>\n<p>\u00c2yetleri : \u0130htilafs\u0131z alt\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>F\u00e2s\u0131las\u0131 : harfleridir.<\/p>\n<p>Bu s\u00fbre Kevser&#8217;in i\u00e7ine ald\u0131\u011f\u0131 ihlas ile ibadet emrinin ilan\u0131n\u0131 emreden, ayn\u0131 zamanda Peygamber&#8217;e bu\u011fzeden ebter (g\u00fcd\u00fck)lerin k\u00fcf\u00fcrlerine kar\u015f\u0131 da bir cevap mevkiinde olarak onun m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 bir a\u00e7\u0131klama gibidir. \u0130mam-\u0131 Ahmed&#8217;in ve &#8220;Evsat&#8221;da Taberan\u00ee&#8217;nin rivayet ettikleri bir hadiste, Zeyd b. Harise&#8217;nin karde\u015fi Cebele b. Harise, Resulullah&#8217;a: &#8220;Bana uykum s\u0131ras\u0131nda okuyaca\u011f\u0131m bir \u015fey \u00f6\u011fret.&#8221; dedi\u011fi zaman bu s\u00fbreyi okumas\u0131n\u0131 emir buyurmu\u015ftur. Bezzar ve \u0130bn\u00fc Merduye, Habab&#8217;e emretti\u011fini de rivayet eylemi\u015fler. Beyhaki de &#8220;\u015euab&#8221;da: &#8220;Enes&#8217;e de uykusu s\u0131ras\u0131nda okumas\u0131 emrolundu\u011funu&#8221; rivayet etmi\u015ftir. Ebu Ya&#8217;l\u00e2 ve Taberan\u00ee \u015fu hadisi de merfu olarak rivayet etmi\u015flerdir: &#8220;Sizi, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya \u015firk ko\u015fmaktan koruyacak bir kelime anlatay\u0131m m\u0131 size? Uykunuz s\u0131ras\u0131nda S\u00fbres&#8217;ini okursunuz.&#8221; Deylem\u00ee de Abdullah b. Cerad&#8217;dan \u015f\u00f6yle rivayet etmi\u015ftir: &#8220;Resulullah buyurdu ki: M\u00fcnaf\u0131k ku\u015fluk namaz\u0131 k\u0131lmaz ve okumaz.&#8221; Taberan\u00ee &#8220;Evsat&#8221;da \u0130bn\u00fc \u00d6mer&#8217;den ve &#8220;Sa\u011f\u00eer&#8221;da Sa&#8217;d b. Ebi Vakkas&#8217;tan rivayet etmi\u015ftir ki: &#8220;Bu s\u00fbre Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n d\u00f6rtte birine denktir.&#8221; Bunun izah\u0131nda bir hayli s\u00f6z s\u00f6ylenmi\u015f ise de en basiti \u015f\u00f6yle anlamakt\u0131r: Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131 bir bak\u0131\u015fa g\u00f6re \u015fu \u015fekilde \u00f6zetlenebilir: \u0130badetler, muameleler, ahiret h\u00fck\u00fcmleri ve k\u0131ssalar. Bu s\u00fbre ise ibadetin ruhu olan tevhid ve ihlas ilan\u0131n\u0131 emredici oldu\u011fu i\u00e7in d\u00f6rtte birine denk demek olur.<\/p>\n<p>N\u00fczul sebebi: Ebu Hayyan der ki: Bunun inme sebeplerinden olarak \u015f\u00f6yle zikretmi\u015ftir: &#8220;Peygamber (s.a.v.)&#8217;e k\u00e2firler: &#8220;B\u0131rak bu tuttu\u011fun davay\u0131 biz sana istedi\u011fin kadar mal, servet verelim, k\u0131zlar\u0131m\u0131zdan diledi\u011finle evlendirelim ve seni \u00fczerimize melik yapal\u0131m, e\u011fer bunu yapmazsan gel bizim il\u00e2hlar\u0131m\u0131za tap, biz de senin il\u00e2h\u0131na tapal\u0131m, m\u00fc\u015fterek olal\u0131m, hay\u0131r hangisinde ise ona hepimiz de ula\u015fm\u0131\u015f oluruz&#8221; demi\u015flerdi. Bir de onun en \u00e7ok bu\u011fzedeni Kurey\u015f&#8217;ten oldu\u011fu ve bir sene kendilerinin tanr\u0131lar\u0131na ibadet etmesini ve kendilerinin de bir sene onun tanr\u0131s\u0131na ibadet edeceklerini s\u00f6ylemi\u015f olduklar\u0131ndan dolay\u0131 onlardan uzakla\u015fmak ve o teklifin asla olacak \u015fey olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 haber vermek i\u00e7in Allah Te\u00e2l\u00e2 bu s\u00fbreyi indirdi.&#8221;<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc Hi\u015fam &#8220;Siyer&#8221;inde der ki: &#8220;Bana gelende: Resulullah (s.a.v.) K\u00e2be&#8217;yi tavaf ediyorken Esved b. Muttalib b. Esed b. Abdi&#8217;l-Uzza ve Velid b. Mu\u011fire ve \u00dcmeyye b. Halef ve As b. V\u00e2il es-Sehm\u00ee \u00f6n\u00fcne gerildiler, bunlar kavimleri i\u00e7inde ya\u015fl\u0131 kimselerdi. &#8220;Ey Muhammed! Gel, biz senin tapt\u0131\u011f\u0131na tapal\u0131m, sen de bizim tapt\u0131\u011f\u0131m\u0131za tap, biz ve sen (bu) i\u015fde m\u00fc\u015fterek olal\u0131m. E\u011fer senin tapt\u0131\u011f\u0131n bizimkinden hay\u0131rl\u0131 ise biz ondan nasibimizi alm\u0131\u015f oluruz ve e\u011fer bizim tapt\u0131klar\u0131m\u0131z seninkinden hay\u0131rl\u0131 ise sen de nasibini alm\u0131\u015f olursun.&#8221; dediler. Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;da onlar hakk\u0131nda s\u00fbresini tamamen indirdi.&#8221; \u0130bn\u00fc Cerir ve \u0130bn\u00fc Ebi Hatim ve &#8220;Mesahif&#8221;de \u0130bn\u00fc Enb\u00e2r\u00ee, Ebu&#8217;l-Buhtur\u00ee&#8217;nin mevlas\u0131 Said b. Meyna&#8217;dan \u00f6yle rivayet de eylemi\u015flerdir. Tefsircilerin \u00e7o\u011funlukla zikrettikleri \u015fu \u015fekillerdir:<\/p>\n<p>Kurey\u015f&#8217;in ileri gelenlerinden bir tak\u0131m, Resulullah&#8217;a, sen gel bizim dinimize tabi ol, biz de senin dinine tabi olal\u0131m, bir sene sen bizim tanr\u0131lar\u0131m\u0131za ibadet edersin, bir sene de biz senin mabuduna ibadet ederiz, dediler. Resulullah: &#8220;Allah korusun, Allah&#8217;a ba\u015fkas\u0131n\u0131 ortak ko\u015fmaktan.&#8221; dedi. Onlar, o halde bizim tanr\u0131lar\u0131m\u0131z\u0131n baz\u0131s\u0131na el s\u00fcr\u00fcver de seni tasdik edelim ve tanr\u0131na ibadet edelim, dediler. Bu sebeple bu s\u00fbre nazil oldu. Resulullah sabahleyin Mescid-i Haram&#8217;a gitti, Kurey\u015f&#8217;ten dolgun bir heyet vard\u0131. Ba\u015flar\u0131 \u00fczerine dikildi de bu s\u00fbreyi okudu, onlar da \u00fcmitlerini kestiler.&#8221;<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc Cerir&#8217;in ve Raz\u00ee&#8217;nin kaydettikleri vechile &#8220;De ki: &#8220;Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131na kulluk etmemi mi bana emrediyorsunuz ey cahiller?&#8221; (Z\u00fcmer, 39\/64) \u00e2yeti de bu sebeple nazil olmu\u015ftu. Onda Allah&#8217;dan ba\u015fkas\u0131na tapmay\u0131 emrettiklerinden dolay\u0131 cahillikleri ile azarlayarak &#8220;ey cahiller&#8221; diye hitap etmesi emredilmi\u015fti. Bundan da daha a\u011f\u0131r olarak &#8220;ey k\u00e2firler&#8221; diye hitap emrediliyor ve bu vechile gerek\u00e7esi beyan olunarak onlar\u0131n dininden uzakla\u015fma ve hak tevhid dini ile din edinilmenin l\u00fczumu tebli\u011f buyuruluyor. \u015e\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>1- De ki: Ey k\u00e2firler<\/p>\n<p>2- Sizin tapt\u0131klar\u0131n\u0131za ben tapmam.<\/p>\n<p>3- Siz de benim tapt\u0131\u011f\u0131ma tap\u0131c\u0131lar de\u011filsiniz.<\/p>\n<p>4- Ben asla sizin tapt\u0131klar\u0131n\u0131za tapacak de\u011filim.<\/p>\n<p>5- Siz de benim tapt\u0131\u011f\u0131ma tapacak de\u011filsiniz.<\/p>\n<p>6- Sizin dininiz size, benim dinim banad\u0131r.<\/p>\n<p>De ki: Ey k\u00e2firler!&#8221; Bu nidaya &#8220;de&#8221; emriyle ba\u015flanmas\u0131nda Raz\u00ee k\u0131rk kadar n\u00fckte saym\u0131\u015ft\u0131r, tafsili uzun gider. En birincisi Hz. Peygamber&#8217;in kendi taraf\u0131ndan de\u011fil, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;dan a\u00e7\u0131k emir ile bilhassa tebli\u011f ve ilan edilmek \u00fczere peygamberlik g\u00f6revi olarak s\u00f6ylenildi\u011fini ilk ba\u015ftan anlatmakt\u0131r. Zira Fahr-i \u00c2lem (s.a.v.) i\u015flerinde yumu\u015fakl\u0131kla ve m\u00fclayim olmakla emrolunmu\u015ftu. Ona &#8220;Allah&#8217;\u0131n rahmeti sebebiyledir ki, sen onlara yumu\u015fak davrand\u0131n. E\u011fer kaba, kat\u0131 y\u00fcrekli olsayd\u0131n, \u00e7evrenden da\u011f\u0131l\u0131r giderlerdi.&#8221; (Al-i \u0130mran, 3\/159 buyurulmu\u015f, &#8220;(Ey Muhammed), biz seni ancak \u00e2lemlere rahmet olarak g\u00f6nderdik.&#8221; (Enbiya, 21\/107) buyurulmu\u015ftu. Allah&#8217;a daveti de en g\u00fczel yolda olmak \u00fczere &#8220;(Ey Muhammed), sen hikmetle, g\u00fczel \u00f6\u011f\u00fctle Rabbinin yoluna \u00e7a\u011f\u0131r ve onlarla en g\u00fczel \u015fekilde m\u00fccadele et.&#8221; (Nahl, 16\/125) diye emrolunmu\u015ftu. Bununla beraber &#8220;Ey el\u00e7i, Rabbinden sana indirileni duyur, e\u011fer bunu yapmazsan, O&#8217;nun el\u00e7ili\u011fini yapmam\u0131\u015f olursun.&#8221; (Maide, 5\/67) hitab\u0131yla da kendisine her indirileni tebli\u011f etmesi, etmezse peygamberlik g\u00f6revini yerine getirmemi\u015f olaca\u011f\u0131 da emredilmi\u015ftir. Burada ise muhataplar\u0131na &#8220;ey k\u00e2firler&#8221; diye en a\u011f\u0131r vasfile nida edece\u011fi, \u00e7\u00fcnk\u00fc beyan ve tebli\u011f olunacak hak h\u00fckm\u00fc hakiki sebebi onlar\u0131n de\u011fi\u015fmeyecek olan k\u00e2firlik s\u0131fatlar\u0131 oldu\u011fundan dolay\u0131 burada bu s\u0131fat\u0131n a\u00e7\u0131k\u00e7a s\u00f6ylenmesi laz\u0131m geldi\u011fi i\u00e7in bu a\u011f\u0131r hitap o yumu\u015fak ve m\u00fclayim olma emirlerine nas\u0131l lay\u0131k olur? diye bir itiraza mahal b\u0131rakmamak ve hakk\u0131n beyan\u0131 i\u00e7in bunu a\u00e7\u0131klamak gerekti\u011fi ba\u015flang\u0131\u00e7ta anlat\u0131lmak \u00fczere: &#8220;Bunu ben kendili\u011fimden s\u00f6ylemiyorum, emredilmi\u015f olarak s\u00f6yl\u00fcyorum.&#8221; demi\u015f olmak i\u00e7in evvela &#8220;de&#8221; emri a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r. Ve bunun Kevser S\u00fbresi&#8217;nden sonraya konulmu\u015f olmas\u0131yla da hem bu emrin &#8220;Rabbin i\u00e7in namaz k\u0131l ve kurban kes.&#8221; (Kevser, 108\/2) gibi Kevser ihsan\u0131na tertip edilmi\u015f emirlerden oldu\u011funa hem de Peygamber&#8217;e \u00f6yle bu\u011fz ve d\u00fc\u015fmanl\u0131k beslemekte \u0131srarl\u0131 olanlar\u0131n g\u00fcd\u00fckl\u00fckleri, hay\u0131rdan mahrum olu\u015flar\u0131 gibi k\u00e2firlikleri de ayr\u0131lmaz sabit vas\u0131flar\u0131 ve onlara b\u00f6yle nida kendilerinin ye\u011fledikleri gerekleri olmu\u015f bulundu\u011funa da bir siyak (s\u00f6z gelimi) i\u015fareti yap\u0131lm\u0131\u015f ve bu \u015fekilde inme sebebi olan ve kabul\u00fcne ihtimal olmayan birbirine z\u0131t, yap\u0131lmaz teklifleri yani putlar\u0131na tap\u0131lmak \u015fart\u0131yla Allah&#8217;a ibadet edeceklerini ileri s\u00fcrmeleri de \u0131srarl\u0131 olduklar\u0131 o bu\u011fz ve kinin bir neticesi oldu\u011funa dahi i\u015faret olunmu\u015ftur. Onun i\u00e7in b\u00fcy\u00fck tefsirciler demi\u015flerdir ki burada b\u00f6yle &#8220;ey k\u00e2firler!&#8221; diye nida genel olarak k\u00e2fir olanlara de\u011fil, ebed\u00ee olarak imana gelmeyeceklerini Allah Te\u00e2l\u00e2n\u0131n bildi\u011fi bir tak\u0131m kimselere mahsustur. \u00c7\u00fcnk\u00fc k\u00e2firler i\u00e7inde de, Kitap ehlinde oldu\u011fu vechile, Allah&#8217;\u0131 mabud tan\u0131yanlar bulundu\u011fu gibi, sonra imana gelip ibadet edenler ve edecekler de bulundu\u011fu i\u00e7in, onlara kar\u015f\u0131: &#8220;Siz Allah&#8217;a ne \u015fimdi, ne de ilerde ibadet edecek de\u011filsiniz.&#8221; denilmeyece\u011fi a\u00e7\u0131kt\u0131r. O halde \u00f6nce genelleyip sonraki \u00e2yetlerle tahsis etmektense ba\u015flang\u0131\u00e7ta &#8220;l\u00e2m-\u0131 ahid&#8221; (ahid l\u00e2m) ile n\u00fczul sebebine i\u015faret olarak &#8220;ey o k\u00e2firler&#8221; diye \u00f6zele hamletmek daha g\u00fczel olur ki, bu \u00f6zellik de hakka k\u0131zg\u0131n olup da imana gelmeyecekleri Allah&#8217;\u0131n ilminde malum bulunmas\u0131 itibar\u0131yla olan sabit s\u0131fatlar\u0131 olmu\u015f oluyor. Bu ise n\u00fczul sebebi olanlar\u0131n yaln\u0131z \u015fah\u0131slar\u0131na de\u011fil, de\u011fi\u015fmesi ihtimali kalmam\u0131\u015f olan k\u00fcf\u00fcrlerinden dolay\u0131 oldu\u011fu i\u00e7in maksad\u0131n asl\u0131 k\u00fcf\u00fcrden uzakla\u015fma olarak bu nida \u00f6ylelerinin hepsine delalet bak\u0131m\u0131ndan i\u00e7erirse de herhangi bir kimsenin veya kavmin ilerde imana gelip gelmeyece\u011fini Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131 bilemeyece\u011fi i\u00e7in bu hitab\u0131n d\u0131\u015ftan fiil\u00ee olarak tatbiki Kurey\u015f i\u00e7inde n\u00fczul sebebi olanlara ba\u011fl\u0131 kalm\u0131\u015f demek olur. Yoksa &#8220;de ki, ey k\u00e2firler&#8221; diye emrolundu\u011fundan dolay\u0131 hen\u00fcz gelece\u011fi hakk\u0131nda bilgimiz olmayan \u015fah\u0131s veya toplum her hangi bir k\u00e2fire &#8220;ey k\u00e2fir&#8221; yahut &#8220;ey k\u00e2firler&#8221; diye hakaret ve bu\u011fzederek hitap etmek laz\u0131m veya caiz olur san\u0131lmamal\u0131d\u0131r. Bu emrin, belirli \u015fah\u0131slara kar\u015f\u0131 fiiliyatta tatbiki n\u00fczul sebebine ba\u011fl\u0131 demek oldu\u011fundan dolay\u0131 b\u00fct\u00fcn k\u00e2firler hakk\u0131nda g\u00fczel m\u00fccadele ile davet ve yoluyla m\u00fccahede ve benzeri di\u011fer gibi muamelata ili\u015fik genel h\u00fck\u00fcmlere muhalefeti de yoktur. Bunu m\u00fcsl\u00fcman yaln\u0131z k\u00fcf\u00fcrden, \u015firkten, nifaktan ve Allah&#8217;\u0131n bildi\u011fi o kabil k\u00e2firlerden kalben uzakla\u015farak iman ve ibadetinde tevhid ve ihlas ile dinine sar\u0131lmak i\u00e7in olur, zaman\u0131na ve icab\u0131na g\u00f6re bunu defetmek yerinde okumak da g\u00fczel m\u00fccadele ve hikmet olur. Onun i\u00e7in bu s\u00fbrenin genel olarak cereyan eden ve baki olan h\u00fckm\u00fc, k\u00fcf\u00fcr ve nifaktan uzak olmak i\u00e7in gizli, a\u00e7\u0131k her halde okumakt\u0131r. Fakat taarruz i\u00e7in de\u011fil, uzakla\u015fmak i\u00e7in okumak ve sadece bir tarih\u00ee hat\u0131ra olarak de\u011fil, kendi nefsine nasihat olarak dinine ihlas ve inanc\u0131n\u0131 kuvvetlendirmek i\u00e7in tilavettir. Hadis-i Nebev\u00ee&#8217;de \u015firkten kurtaracak bir kelime olmak \u00fczere uyku s\u0131ras\u0131nda okunmas\u0131n\u0131n tavsiye buyurulmas\u0131 da bu h\u00fckm\u00fc ve hikmeti ifade eder. Bunun b\u00f6yle olmas\u0131 ise m\u00fccahedeye, ibadet ve dinin tafsilat\u0131na dair olan genel h\u00fck\u00fcmlerine ili\u015fkin g\u00f6revler ile me\u015fgul olmaya engel de olmaz. Has\u0131l\u0131 bununla b\u00fct\u00fcn k\u00e2firlere bir sald\u0131r\u0131 emrolunmam\u0131\u015f oldu\u011fu gibi, g\u00fczel m\u00fccadeleden ve m\u00fccahededen men olunmu\u015f da de\u011fildir. \u015eu halde bunun i\u00e7inde ki h\u00fck\u00fcmlerde, genel h\u00fck\u00fcmlere g\u00f6re nas\u0131h ve mensuh tasavvuruna l\u00fczum yoktur. Ancak n\u00fczul sebebi olan ve Kurey\u015f i\u00e7inden asla imana gelmeyecekleri haber verilmi\u015f bulunan o k\u00e2firlere mahsus olarak &#8220;sizin dininiz size; benim dinim banad\u0131r&#8221; denilmi\u015f olduktan sonra bilahere Medine&#8217;den onlarla harbedilmesinde ve Mekke&#8217;nin fetholunup putlar\u0131n iptal olunmas\u0131nda ve Ber\u00e2 S\u00fbresi&#8217;nin inmesiyle b\u00fct\u00fcn m\u00fc\u015friklerin Mescid-i Haram&#8217;a yakla\u015ft\u0131r\u0131lmamas\u0131nda ve nihayet b\u00fct\u00fcn Arabistan&#8217;da \u0130sl\u00e2m&#8217;dan ba\u015fka dinlerin yasaklanmas\u0131nda o hususi k\u00e2firlere &#8220;sizin dininiz sizin i\u00e7indir&#8221; diye verilmi\u015f bulunan izin h\u00fckm\u00fcn\u00fc nesih var m\u0131d\u0131r, yok mudur? bu bahis konusu olmu\u015ftur. E\u011fer bu sade bir red veya sonunda cezalar\u0131n\u0131n a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131 ile korkutmak (inzar) de\u011fil de, iki taraf\u0131n dinlerinde serbestlikleri esas\u0131 \u00fczerine bir antla\u015fma teklifi niteli\u011finde ise onlar kabul etmi\u015f ve gere\u011fine uymu\u015f bulunduklar\u0131 takdirde sonradan onlara harp ilan\u0131n\u0131 emreden h\u00fck\u00fcmler bu \u00f6zel anla\u015fmay\u0131 neshetmi\u015f (h\u00fckm\u00fcn\u00fc kald\u0131rm\u0131\u015f) olurdu. Ayn\u0131 \u015fekilde bu onlara verilmi\u015f mutlak bir m\u00fcsaadeden ibaret olsayd\u0131 yine neshedilmi\u015f bulunurdu. Halbuki mutlak bir izinden ibaret olmay\u0131p &#8220;benim dinim, banad\u0131r&#8221; ile kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 oldu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131r. Kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 olarak bir anla\u015fma teklifi olmas\u0131 ihtimaline g\u00f6re ise onlar bu teklifi kabul etmemi\u015fler, Peygamber&#8217;in din\u00ee serbestli\u011fini istememi\u015fler, k\u00fcf\u00fcrde o derece ileri gitmi\u015flerdir. Kabul ettikleri farzedilse bile asla riayet etmeyip bozduklar\u0131 ve hatta \u00f6ld\u00fcr\u00fclmesine bile te\u015febb\u00fcs ettikleri malum ve kesindir. O halde onlarca asla kabul edilmemi\u015f veya bozulmu\u015f bulunan bir anla\u015fman\u0131n, bir h\u00fckm\u00fc farz olunamaz ki neshine ihtiya\u00e7 olsun. Ne izin, ne de anla\u015fma teklifi olmay\u0131p, beyan olunaca\u011f\u0131 \u00fczere s\u0131rf red veya inzar (korkutma) oldu\u011fu takdirde ise neshe l\u00fczum olmayaca\u011f\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r. \u015eu halde Al\u00fbs\u00ee&#8217;nin de hat\u0131rlatt\u0131\u011f\u0131 gibi bu s\u00fbre her y\u00f6nden muhkemdir. Bunda nesh olunmu\u015f bir h\u00fck\u00fcm yoktur. Bununla birlikte sonundaki &#8220;sizin dininiz sizedir&#8221; f\u0131kras\u0131n\u0131n, seyf \u00e2yetleri (cihada izin veren \u00e2yetler) ile mensuh oldu\u011funu s\u00f6yleyenler de olmu\u015ftur. Demek olur ki bunlar, &#8220;k\u00e2firler&#8221;in hepsine hitap olmas\u0131 ihtimalini &#8220;sizin dininiz size, benim dinim banad\u0131r&#8221; \u00e2yetinin de kabul \u015fart\u0131 g\u00f6zetmeyerek mutlak bir antla\u015fma ilan\u0131 olmas\u0131 ihtimalini dahi d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fc\u015flerdir. B\u00f6yle b\u00fct\u00fcn d\u00fcnyaya &#8220;ey k\u00e2firler&#8221; diye nida edip de kabul \u015fart\u0131n\u0131 g\u00f6zetmeksizin hepsine kar\u015f\u0131 antla\u015fma ilan\u0131 ise Resulullah&#8217;\u0131n g\u00f6nderili\u015fi ile uyu\u015fmas\u0131 kabil de\u011fildir. Ancak kabulleri \u015fart\u0131yledir ki bunun bir m\u00e2n\u00e2s\u0131 olabilir. Kabul etmeyenler veya kabul edip de bozanlar hakk\u0131nda da s\u00f6yledi\u011fimiz vechile neshe hacet kalmaz. Fakat b\u00f6yle genel bir anla\u015fman\u0131n mevcut olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 b\u00fct\u00fcn ihtimalleri dikkat nazar\u0131na alarak anlatm\u0131\u015f olmak i\u00e7in bunun ba\u015flang\u0131\u00e7ta bir antla\u015fma ilan\u0131 oldu\u011fu soyut bir ihtimal olarak farzedildi\u011fi takdirde bile mensuh olmak laz\u0131m gelece\u011fini s\u00f6ylemi\u015flerdir. Bu daha kestirme oldu\u011fu i\u00e7in yayg\u0131nla\u015fm\u0131\u015ft\u0131r. Maksad\u0131n esas\u0131 \u00f6yle bir anla\u015fma h\u00fckm\u00fcn\u00fcn ge\u00e7erli olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 bildirmek olmas\u0131na g\u00f6re her iki g\u00f6r\u00fc\u015fte de netice bir demek olursa da, nesih tasavvuru bu s\u00fbrede sadece uzakla\u015fmadan fazla olarak ba\u015flang\u0131\u00e7ta mutlak bir anla\u015fma h\u00fckm\u00fcn\u00fcn sabit oldu\u011funu ve l\u00fczumu halinde cihada engel olmaya delalet eder bir kayd\u0131n varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 farzetmeye dayanmaktad\u0131r. Halbuki kabuls\u00fcz antla\u015fma h\u00fckm\u00fc d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemeyece\u011fi gibi, b\u00f6yle bir teklife, genel olsun, \u00f6zel olsun, &#8220;ey k\u00e2firler&#8221; diye hitap ederek ba\u015flanmak da makul olmaz. &#8220;De ki, ey k\u00e2firler&#8221; emri, her \u015feyden \u00f6nce bir m\u00fccahede telkin eder. Bunun sonunda, &#8220;dininiz sizin olsun, hay\u0131r ve \u015fer cezas\u0131, sorumlulu\u011fu size aittir, sonra kar\u0131\u015fmam ha!&#8221; demek de bir izin verme de\u011fil, &#8220;\u0130stedi\u011finizi yap\u0131n.&#8221; (Fussilet, 41\/40) kabilinden bir tehdit veya &#8220;Dinde zorlama yoktur.&#8221; (Bakara, 2\/256) esas\u0131 \u00fczere, bir defetmek ve reddetme ile uzak bulunma oldu\u011fu zahirdir. O halde ba\u015flang\u0131\u00e7ta antla\u015fma sabit olmay\u0131nca netice bak\u0131m\u0131ndan nesih de varid olmaz. \u015eu halde hitap, genel olsa da, \u00f6zel olsa da bu s\u00fbrenin hi\u00e7 bir \u00e2yetinde nesih yoktur, hepsi muhkemdir. Yaln\u0131z \u00f6nceden umuma hamledildi\u011fi takdirde ikinci ve \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc \u00e2yetlerle tahsis gerekece\u011fine g\u00f6re, bu sebeple izah olundu\u011fu \u00fczere hususa y\u00fcklenmesi daha uygundur. Yani &#8220;ey o Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131na tapan ve bundan b\u00f6yle imana gelmeyecekleri Allah&#8217;a malum bulunan m\u00fc\u015frik k\u00e2firler!&#8221;<\/p>\n<p>2. Tapmam. Ne \u015fimdi, ne ilerde g\u00f6n\u00fcl verip ibadet etmem, o nesnelere ki siz tap\u0131yorsunuz. Yani o tanr\u0131 yerine koyup durdu\u011funuz ve benim de tapmam\u0131 istedi\u011finiz o \u015feylere ben ibadet ve kulluk etmem. Buna kar\u015f\u0131 onlar\u0131n, &#8220;biz Allah&#8217;a da ibadet ederiz&#8221; diyebilmeleri ihtimalini defetmek ve murad, Allah&#8217;dan ba\u015fkas\u0131na ibadet etmem demek oldu\u011fu anlat\u0131lmak \u00fczere onlar\u0131n ne \u015fimdiki halde, ne de gelecekte Allah&#8217;a ibadet etmeleri ihtimali kalmayacak derecede \u015firk ve k\u00fcf\u00fcr, tabiatlar\u0131 olmu\u015f kimseler oldu\u011fu \u015f\u00f6yle a\u00e7\u0131klan\u0131p haber veriliyor<\/p>\n<p>3-4. ve siz ibadet ediciler de\u011filsiniz o mabuda ki ben ibadet ederim. Yani benim ibadet edip durdu\u011fum mabudum Allah&#8217;a ibadet \u015fan\u0131ndan olanlardan de\u011filsiniz. Siz ona tapm\u0131yorsunuz da, tapmazs\u0131n\u0131z da. Zira bundan \u00f6nceki s\u00fbrelerden anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere ibadetin \u015fart\u0131 ihlast\u0131r. Allah&#8217;\u0131n birli\u011fine iman etmeyince ona ibadet edilmez. Allah&#8217;a ibadet eden ondan ba\u015fka Tanr\u0131 tan\u0131maz. Allah&#8217;a ba\u015fkalar\u0131n\u0131 ortak ko\u015farak veya Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131n\u0131 Allah diye hayal ederek tapmak Allah&#8217;a ibadet de\u011fil, onu tan\u0131mamakt\u0131r. Onun i\u00e7in m\u00fc\u015frikler Allah&#8217;a kulluk ediyoruz zannetseler bile, kulluk etmi\u015f olmazlar, kendi hayal ve hevalar\u0131na taparlar. Bundan dolay\u0131 &#8220;De ki: &#8220;Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131na kulluk etmemi mi bana emrediyorsunuz ey cahiller.&#8221; (Z\u00fcmer, 39\/64) buyurulmu\u015ftu.<\/p>\n<p>5. ve siz ibadet ediciler de\u011filsiniz o mabuda ki ben ibadet ederim. Yani benim ibadet edip durdu\u011fum mabudum Allah&#8217;a ibadet \u015fan\u0131ndan olanlardan de\u011filsiniz. Siz ona tapm\u0131yorsunuz da, tapmazs\u0131n\u0131z da. Zira bundan \u00f6nceki s\u00fbrelerden anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere ibadetin \u015fart\u0131 ihlast\u0131r. Allah&#8217;\u0131n birli\u011fine iman etmeyince ona ibadet edilmez. Allah&#8217;a ibadet eden ondan ba\u015fka Tanr\u0131 tan\u0131maz. Allah&#8217;a ba\u015fkalar\u0131n\u0131 ortak ko\u015farak veya Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131n\u0131 Allah diye hayal ederek tapmak Allah&#8217;a ibadet de\u011fil, onu tan\u0131mamakt\u0131r. Onun i\u00e7in m\u00fc\u015frikler Allah&#8217;a kulluk ediyoruz zannetseler bile, kulluk etmi\u015f olmazlar, kendi hayal ve hevalar\u0131na taparlar. Bundan dolay\u0131 &#8220;De ki: &#8220;Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131na kulluk etmemi mi bana emrediyorsunuz ey cahiller.&#8221; (Z\u00fcmer, 39\/64) buyurulmu\u015ftu. Aradaki bu fark daha \u00e7ok a\u00e7\u0131klanmak ve takviye olunmak \u00fczere de buyuruluyor ki: Hem ben tap\u0131c\u0131 de\u011filim sizin tapt\u0131klar\u0131n\u0131za. Yani sade \u015fimdi tap\u0131yor olduklar\u0131n\u0131za de\u011fil, Peygamber olarak g\u00f6nderilmeden \u00f6nce ge\u00e7mi\u015fte tapt\u0131klar\u0131n\u0131z da dahil olmak \u00fczere hi\u00e7 birine ibadet edici de\u011filim; ne tapar\u0131m, ne de tapm\u0131\u015f\u0131m.<\/p>\n<p>Ba\u015flang\u0131\u00e7ta muzar\u00ee sigas\u0131yla burada maz\u00ee sigas\u0131yla buyurulmas\u0131, onlar\u0131n halde oldu\u011fu gibi, ge\u00e7mi\u015fteki tapmalar\u0131na da Peygamber&#8217;in i\u015ftirak etmemi\u015f oldu\u011funa i\u015faret eder. Bundan dolay\u0131 baz\u0131lar\u0131 buradaki ism-i failinin mazi (ge\u00e7mi\u015f zaman) m\u00e2n\u00e2s\u0131na oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Ge\u00e7mi\u015fte olsun, halde olsun, gelecekte olsun hi\u00e7bir zaman onlara ibadet edici de\u011filim, diye tamam\u0131n\u0131 reddetmek daha kuvvetli olur. \u015eu kadar ki ism-i failin mef&#8217;ul-i bihte ameli i\u00e7in hal veya gelecek zaman (istikbal) m\u00e2n\u00e2lar\u0131 \u015fart oldu\u011funa dayanarak burada mef&#8217;ul-i bih olan mevsul &#8220;m\u00e2&#8221;s\u0131nda amil bulunan ism-i failinin mazi m\u00e2n\u00e2s\u0131na olabilmesi tart\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Fakat bu itiraz n\u0131n masdariyye olmas\u0131 takdirinde varid olmaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc o zaman mef&#8217;ul-i mutlak olabilir. Bunda amel i\u00e7in ise hal ve istikbal (gelecek) m\u00e2n\u00e2s\u0131 \u015fart de\u011fildir. O halde masdariyye oldu\u011funa g\u00f6re m\u00e2n\u00e2 \u015fu olur: &#8220;Ben sizin tap\u0131\u015f\u0131n\u0131z\u0131, o \u015firk ibadetini hi\u00e7bir zaman yap\u0131c\u0131 de\u011filim.&#8221; Yahut &#8220;o sizin benden istedi\u011finiz \u015firk ibadetinizi ge\u00e7mi\u015fte dahi yapmad\u0131m ve hi\u00e7 bir zaman yapacaklardan da de\u011filim. \u00d6yle ne tapm\u0131\u015f\u0131m, ne de tapar\u0131m, sizin tap\u0131\u015f\u0131n\u0131z\u0131 yapanlardan de\u011filim.&#8221; Siz de benim ibadet etmekte oldu\u011fum mabuduma ibadet edicilerden de\u011filsiniz. Hi\u00e7 bir zaman de\u011filsiniz, etmediniz, etmiyorsunuz, edecek de de\u011filsiniz. Yahut siz de benim edece\u011fim tevhid ve ihlas ile ibadet etmediniz, etmiyorsunuz ve etmezsiniz. Bu iki \u00e2yet ilk bak\u0131\u015fta \u00f6ncekilerin bir tekrar\u0131 gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcr. Bunda tefsircilerin iki vechi vard\u0131r:<\/p>\n<p>Birisi ba\u015fl\u0131ba\u015f\u0131na tekid de takviye i\u00e7in tekrar edilmi\u015f olmas\u0131d\u0131r ki, \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc menfi (olumsuz) c\u00fcmle, ismiyye (isim c\u00fcmlesi) olarak daha kuvvetli bir \u015fekilde birinciyi, d\u00f6rd\u00fcnc\u00fc de ayniyle \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcy\u00fc m\u00e2n\u00e2 itibar\u0131yla te&#8217;kit eder denilmi\u015ftir. Ferra bu fikre kanaat getirmi\u015f ve demi\u015ftir ki: &#8220;Kur&#8217;\u00e2n Arap diliyle nazil olmu\u015ftur. Tekit ve anlatmak i\u00e7in kel\u00e2m\u0131 tekrar etmek de onlar\u0131n \u00e2detlerindendir. Kabul eden &#8220;bel\u00e2, bel\u00e2&#8221; (evet evet) der; \u00e7ekinen &#8220;l\u00e2, l\u00e2&#8221; (hay\u0131r hay\u0131r) der. &#8220;Hay\u0131r, yak\u0131nda bileceksiniz, yine hay\u0131r yak\u0131nda bileceksiniz.&#8221; (Tek\u00e2s\u00fcr, 102\/3-4) y\u00fcksek s\u00f6z\u00fc de bunun \u00fczerinedir. Ve \u015fu beyitleri s\u00f6ylemi\u015ftir:<\/p>\n<p>Ve &#8220;Bende onlar\u0131n yapt\u0131\u011f\u0131 nice \u015feyler vard\u0131r.<\/p>\n<p>Y\u00fckseltip gerekli k\u0131ld\u0131klar\u0131 eller (nimetler) vard\u0131r.<\/p>\n<p>Leyl\u00e2&#8217;n\u0131n uzakl\u0131\u011f\u0131 y\u00fcz\u00fcnden sabahleyin kargalar ba\u011f\u0131r\u0131yor.<\/p>\n<p>Onlar Leyl\u00e2&#8217;n\u0131n ayr\u0131l\u0131\u011f\u0131ndan -kimbilir- ka\u00e7 defa ba\u011f\u0131r\u0131yorlar?<\/p>\n<p>Sen sormad\u0131n m\u0131 Leyl\u00e2! Kinde toplulu\u011funa,<\/p>\n<p>Geri d\u00f6nd\u00fckleri g\u00fcn ki; nereye, nereye?&#8221;<\/p>\n<p>Naz\u0131mda ve nesirde bunun misalleri \u00e7oktur. Burada tekidin faydas\u0131 da o k\u00e2firlerin \u00fcmitlerini kesmek ve ebedi olarak k\u00fcf\u00fcrde kalacaklar\u0131n\u0131 tesbit etmektir&#8221;. Tayb\u00ee de bunu tercih etmi\u015ftir. Lakin burada at\u0131f vard\u0131r. Halbuki c\u00fcmlelerin tekidi den ba\u015fka atfedici ile olmaz, diye itiraz edilmi\u015ftir. Fakat caiz g\u00f6renler &#8220;v\u00e2v&#8221;\u0131 da ye k\u0131yas etmi\u015fler demektir. Lakin bu \u015fekilde atf\u0131n en zahir \u015fekli de bu d\u00f6rd\u00fcnc\u00fc c\u00fcmleyi \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcye atfettikten sonra hepsini \u00f6nceki iki c\u00fcmlenin tamam\u0131na atfederek bu iki \u00e2yet toplam\u0131yla \u00f6nceki iki \u00e2yet toplam\u0131n\u0131 te&#8217;kit olmal\u0131d\u0131r. Ger\u00e7i \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc birinciye, d\u00f6rd\u00fcnc\u00fc ikinciye atf ve tekit olmak laf\u0131z ve m\u00e2n\u00e2 bak\u0131m\u0131ndan daha uygun gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcr ve Ebu Hayyan&#8217;\u0131n ifadesinin zahiri de bu ise de, bu \u015fekilde tekit ile tekit edilenin, atfedilen ile kendisine atfedilenin aralar\u0131n\u0131 ecnebi (m\u00fcteallak\u0131 olmayan) ile fas\u0131l (ay\u0131r\u0131m) Nahiv ilmince caiz olamaz. \u015eu halde bunda lugat m\u00e2n\u00e2s\u0131yla bir tekit ve takviye zahir olsa da terim m\u00e2n\u00e2s\u0131yla tekit, zahir de\u011fildir. Bu bir at\u0131ft\u0131r, at\u0131f ise az \u00e7ok bir ba\u015fkal\u0131k ifade eder. Onun i\u00e7in \u00e7o\u011funluk, bu \u00e2yetlerde m\u00e2n\u00e2 bak\u0131m\u0131ndan tekrar olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve bundan dolay\u0131 sadece tekit de\u011fil, her birinin bir te&#8217;sis (esas koyma) oldu\u011funu a\u00e7\u0131klam\u0131\u015flard\u0131r. Zira muzar\u00ee ve ism-i fail kiplerinin hal, gelecek, devam ettirme m\u00e2n\u00e2lar\u0131na g\u00f6re bir\u00e7ok vecihlerle farklar\u0131 olabilece\u011fi gibi, &#8216;lar\u0131n da mevsul veya mevsuf yahut masdariyye olabilmeleri ihtimallerine g\u00f6re \u00e7e\u015fitli farklar\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcr. Bunlar\u0131n \u015fekli ve her birinin siyak (s\u00f6z gelimi)a g\u00f6re olan \u00f6zelli\u011fi de d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcnce burada tekidden ba\u015fka daha bir\u00e7ok vecihler has\u0131l olabilece\u011finden bu farklar\u0131 \u00e7e\u015fitli \u015fekillerde izah etmi\u015flerdir. \u00c7ok olumsuz olan muzari ve ism-i fail kiplerinin hal, gelecek zaman, ge\u00e7mi\u015f zaman m\u00e2n\u00e2lar\u0131na g\u00f6re zaman farklar\u0131n\u0131 g\u00f6zetmi\u015fler, baz\u0131lar\u0131 da \u00f6nceki iki y\u0131 mevsul; sonraki iki y\u0131 de masdariyye olmak \u00fczere ay\u0131r\u0131m yapm\u0131\u015flar, baz\u0131lar\u0131 da iki vechi toplam\u0131\u015flard\u0131r. Zaman ay\u0131r\u0131m\u0131 yapanlar: Bir k\u0131sm\u0131 \u00f6ncekilerin hal, ikincilerin gelecek zaman i\u00e7in olmas\u0131n\u0131, bir k\u0131sm\u0131 da tersini tercih etmi\u015flerdir.<\/p>\n<p>Ke\u015f\u015faf \u015f\u00f6yle demi\u015ftir: &#8220;M\u00e2n\u00e2: Ben, gelecekte benden istedi\u011finizi, o il\u00e2hlar\u0131n\u0131za ibadeti yapmam, siz de gelecekte o benim sizden istedi\u011fimi, benim il\u00e2h\u0131ma ibadeti yapacak de\u011filsiniz ve ben sizin tapt\u0131klar\u0131n\u0131za ge\u00e7mi\u015fte bile asla tapmad\u0131m. Yani cahiliyyede bile benden putlara ibadet ge\u00e7mi\u015f de\u011fildir. O halde o benden \u0130sl\u00e2m&#8217;da nas\u0131l \u00fcmit edilebilir! Siz de benim ibadet etmekte oldu\u011fum mabuduma hi\u00e7bir vakit ibadet etmediniz.&#8221; Ebu&#8217;s-Suud da bunu tercih etmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Bu m\u00e2n\u00e2da &#8220;ben tapmayaca\u011f\u0131m&#8221; nefy-i istikbal (olumsuz gelecek), birinci &#8220;siz tap\u0131c\u0131lar de\u011filsiniz&#8221; de \u00f6yle. lar mevsul olmakla beraber mabuddan ibaret de\u011fil, masdariyyede oldu\u011fu gibi ibadetten ibaret; &#8220;ben ibadet edici de\u011filim&#8221;de &#8220;v\u00e2v&#8221;, haliyye olmak muhtemel olarak nefy-i mazi (olumsuz ge\u00e7mi\u015f zaman), ikinci &#8220;siz ibadet ediciler de\u011filsiniz&#8221; b\u00fct\u00fcn zamanlar\u0131 i\u00e7ine almak \u00fczere nefy-i m\u00fcsta\u011frak demek olur. Bu \u015fekilde her c\u00fcmlenin ayr\u0131 bir m\u00e2n\u00e2 ifade etmesinin bir \u015fekli n\u00fczul sebebine g\u00f6re anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Buna iki \u015fekilde itiraz edilmi\u015ftir:<\/p>\n<p>Birisi: n\u0131n h\u00e2le (\u015fimdiki zamana) de, gelecek zamana da ihtimali varken, \u00f6ncekilerin gelece\u011fe tahsisidir. Zira Ahfe\u015f, Zecc\u00e2c ve di\u011ferleri gibi bir k\u0131s\u0131m tefsirciler \u00f6ncekileri hale, ikincileri gelece\u011fe y\u00fcklemi\u015flerdir. Lakin maksad hasr (tahsis) olmay\u0131p n\u00fczul sebebinde taleb istikbale ait oldu\u011fundan &#8220;ben tapmayaca\u011f\u0131m&#8221; nefy-i istikbalde me\u015fhur bulundu\u011fundan dolay\u0131 ilk cevab\u0131n onu red ile ba\u015flamas\u0131, sonra daha \u00e7ok terakki i\u00e7in mazi ve zamanlar\u0131n hepsine kadar gidilmesi daha kuvvetli olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>\u0130kincisi: Yukar\u0131da i\u015faret etti\u011fimiz \u00fczere mazi m\u00e2n\u00e2s\u0131nda olan ism-i failin mef&#8217;ul-i bih olan mevsul m\u00e2&#8217;s\u0131nda ameli meselesidir. Zira Kis\u00e2i bunu kabul etmi\u015fse de, \u00e7o\u011funluk reddederler. Ke\u015f\u015faf Nahivce bunda Kisa\u00ee mezhebini benimsemi\u015f denilmek de uzak g\u00f6r\u00fcn\u00fcr. Bundan dolay\u0131 \u00f6ncekilerin gelece\u011fe, ikincilerin hale hamletmesi daha uygun olaca\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylemi\u015flerdir. Fakat \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcde mazi sigas\u0131yla &#8220;siz ibadet etmediniz&#8221; buyurulmas\u0131, buradaki &#8220;abid&#8221;de mazi m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131n da i\u015faret \u015fekliyle olsun d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmesine bir karine (ip ucu) gibidir. Onun i\u00e7in hal ve gelecek m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ihmal etmek caiz olamayaca\u011f\u0131 gibi, mazi m\u00e2n\u00e2s\u0131 da ihmal edilmemek gerekir. O halde amel, ya baz\u0131lar\u0131n\u0131n dedi\u011fi gibi kendinden \u00f6ncesine m\u00fc\u015f\u00e2kele (\u015fekilce bir olma) suretiyledir. Yahut &#8220;m\u00e2&#8221;, ibadet m\u00e2n\u00e2s\u0131na hamledilmek itibar\u0131yla masdariyye gibi mef&#8217;ul-i mutlak yerinde oldu\u011fundan dolay\u0131d\u0131r. B\u00f6yle olunca da sonrakilerde ma-i masdariyye yapmak, olumsuzlukta, mazi, hal, istikbal \u00fc\u00e7\u00fcn\u00fc de i\u00e7erecek vechile mutlak ism-i faile musallat etmek siyak-\u0131 nefy (s\u00f6z\u00fcn olumsuz gelmesi)de varid olan nekrenin genel isti\u011frak (kaplama) m\u00e2n\u00e2s\u0131na daha uygun ve tekitlerin hepsinden kuvvetli, geli\u015fen bir te&#8217;sis (esas koyma) oldu\u011fu gibi, netice i\u00e7in de ayr\u0131ca bir geni\u015fleme olur. Onun i\u00e7in biz de yukar\u0131da bu yolda izah ettik.<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki burada ibadet fiilinin t\u00fcrl\u00fc tasrifleriyle bir\u00e7ok n\u00fcktelere i\u015faret olunmu\u015ftur. &#8220;M\u00e2&#8221;lar\u0131n m\u00e2n\u00e2lar\u0131na ve &#8220;v\u00e2v&#8221;lar\u0131n ba\u011flama \u015fekillerine g\u00f6re de bunlar\u0131n birbirleriyle \u00e7arp\u0131\u015fmas\u0131ndan o kadar \u00e7ok tefsir \u015fekilleri ortaya \u00e7\u0131k\u0131yor ki, tafsili \u015f\u00f6yle dursun, say\u0131lmas\u0131 bile uzundur. Ancak \u015funu da s\u00f6yleyelim ki fiilleri haldir. Bunlar\u0131n gerek mevsul ve gerek masdariyet \u00fczere terc\u00fcmelerinde biz hal m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131k ve k\u0131sa olarak ifade edemiyoruz. \u00c7\u00fcnk\u00fc dilimizde fiili halden ve muzariden s\u0131la sigas\u0131 yapmak yoktur. Biz yaln\u0131z &#8220;oldu\u011fu olaca\u011f\u0131&#8221; gibi maziden ve istikbalden s\u0131la yap\u0131yoruz. Mazi s\u0131las\u0131n\u0131 mazide ve halde m\u00fc\u015fterek kullan\u0131yoruz. Onun i\u00e7in terc\u00fcmede bunlar\u0131 &#8220;tapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z, tapt\u0131\u011f\u0131m&#8221; diye ifade etmi\u015f bulunuyoruz. Olsa olsa tap\u0131yordunuz, tap\u0131p durdu\u011funuz, tap\u0131yor bulundu\u011fum&#8221; diyebilece\u011fiz ki, bunlar da hali mazi ile hikaye oluyor. Halbuki b\u00fct\u00fcn bunlar, esas itibar\u0131yla mazi olan &#8220;sizin tapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z&#8221; fiilinin m\u00e2n\u00e2s\u0131d\u0131r. Buna da &#8220;tapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z&#8221; diyoruz. Burada ise bu fark\u0131n \u00f6nemi bulundu\u011fundan tefsirde hat\u0131rlatmak laz\u0131md\u0131r. Zira muhataplar taraf\u0131ndan hem &#8220;tapmakta oldu\u011funuz&#8221;, hem &#8220;tapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z&#8221; diye hem hal, hem mazi si\u011falar\u0131 tasrih edilmi\u015f oldu\u011fu halde, Peygamber&#8217;e ait olanda sadece &#8220;tapt\u0131\u011f\u0131m&#8221; diye hal fiili tasrih olunmu\u015f, mazi kapal\u0131 ge\u00e7ilmi\u015f olmas\u0131nda \u00f6nemli bir n\u00fckte vard\u0131r ki, o da Peygamber&#8217;in uyulmas\u0131 gereken fiili, ibadeti hal zaman\u0131ndaki yani peygamberli\u011finden itibaren olan ibadeti oldu\u011funa tenbihtir.<\/p>\n<p>6. Madem ki durum b\u00f6yledir, sizin olsun dininiz. Bana gerekmez \u00e2det edindi\u011finiz o k\u00fcf\u00fcr ve \u015firk itikad ve ibadeti. B\u00fct\u00fcn sorumlulu\u011fu, hesab\u0131, cezas\u0131, vebali ile s\u0131rf size aittir, bana tecav\u00fcz edemez. Yani ben ondan tamamen uza\u011f\u0131m. \u015eu halde benden onun kabul\u00fcn\u00fc asla ummay\u0131n.<\/p>\n<p>Tefsircilerin \u00e7o\u011funlu\u011fu demi\u015flerdir ki, bu yukar\u0131ki &#8220;tapt\u0131klar\u0131n\u0131za tapmam&#8221; s\u00f6z\u00fcyle &#8220;tapt\u0131klar\u0131n\u0131za tap\u0131c\u0131 de\u011filim&#8221; s\u00f6z\u00fcn\u00fc sa\u011flamla\u015ft\u0131rmad\u0131r. Yani onlar\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131 olan karar\u0131 tebli\u011fdir. Bana da dinim. Tevhid ve ihlas ile Allah&#8217;a ibadet ve taattan ibaret olan &#8220;O (Allah), Resul\u00fcn\u00fc hidayet ve hak din ile g\u00f6nderdi.&#8221; (Feth, 48\/28), &#8220;Muhakkak ki Allah kat\u0131nda din \u0130sl\u00e2m&#8217;d\u0131r.&#8221; (Al-i \u0130mran, 3\/19) buyurulan hak \u0130sl\u00e2m dini de benimdir. Onun ecir ve sevab\u0131, Kevser&#8217;i de ancak bana aittir. Sizin ondan nasibiniz yoktur. nin asl\u0131 dir. Esre ile yetinilerek m\u00fctekellim &#8220;y\u00e2&#8221;s\u0131 hazfedilmi\u015ftir. Bu da &#8220;tapt\u0131\u011f\u0131ma tap\u0131c\u0131 de\u011filsiniz&#8221; s\u00f6z\u00fcn\u00fc tekittir. Burada Fahreddin Raz\u00ee, &#8220;tefsir&#8221;inde \u00fc\u00e7 meseleden bahsetmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Birinci mesele: \u0130bn\u00fc Abbas demi\u015ftir ki: Allah&#8217;a k\u00fcfr\u00fcn\u00fcz sizin, ona tevhid ve ihlas da benim. O halde onlar\u0131n k\u00fcf\u00fcrlerine izin verilmi\u015f denilebilir mi? Hay\u0131r, \u00e7\u00fcnk\u00fc Peygamber (s.a.v.) k\u00fcf\u00fcrden men etmek i\u00e7in g\u00f6nderilmi\u015ftir. Ona izin vermesi nas\u0131l tasavvur olunur! Kastedilen \u015fu emirlerden biridir: Birincisi bundan kastedilen &#8220;\u0130stedi\u011finizi yap\u0131n.&#8221; (Fussilet, 40\/40) gibi tehdittir. \u0130kincisi \u015f\u00f6yle demek gibidir: Ben sizi hak ve kurtulu\u015fa davet i\u00e7in g\u00f6nderilmi\u015f bir Peygamber&#8217;im. B\u00f6yle iken kabul edip bana uymuyorsunuz, o halde b\u0131rak\u0131n da beni \u015firke davet etmeye kalk\u0131\u015fmay\u0131n. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc: Dininiz sizin olsun, e\u011fer helak olmak sizin i\u00e7in bir hay\u0131r ise ona sar\u0131l\u0131n, ben dinimi b\u0131rakmam. (Bu izah, dinin b\u00fct\u00fcn m\u00e2n\u00e2lar\u0131n\u0131 i\u00e7ine alarak en me\u015fhur m\u00e2n\u00e2s\u0131 olan ve esas\u0131 mebde&#8217; (ba\u015flang\u0131\u00e7) ve mead (ahiret)le ilgili olan itikat (inan\u00e7) ve amele raci bulunan millet (din) m\u00e2n\u00e2s\u0131na g\u00f6redir) Bu \u00e2yetin tefsirinde ikinci g\u00f6r\u00fc\u015f: Din, hesabd\u0131r. Sizin hesab\u0131n\u0131z size, benim hesab\u0131m banad\u0131r. Hi\u00e7 birimizin amelinden di\u011ferine bir sorumluluk tevecc\u00fch etmez, demektir. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc g\u00f6r\u00fc\u015f: Dinden maksad cezas\u0131, \u00fczerine gerekecek ceza veya sevapt\u0131r. Yani sizin dininizin cezas\u0131 sizin, benim dinimin cezas\u0131 benimdir&#8221; de! Onlara dinlerinin cezas\u0131 olan vebal ve ceza elverir; sana da senin dininin m\u00fck\u00e2fat\u0131 olan tazim ve sevap yeti\u015fir. D\u00f6rd\u00fcnc\u00fc g\u00f6r\u00fc\u015f &#8220;Allah&#8217;\u0131n dini(ni uygulama hususu)nda sizi onlara (zina eden kad\u0131n ve erke\u011fe) kar\u015f\u0131 ac\u0131ma duygusu tu(tup engelle)mesin.&#8221; (Nur, 24\/2) \u00e2yetinde din, belli cezalar demek olan hadd (d\u00een\u00ee ceza) oldu\u011fu gibi, burada da ceza m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. (Bu, ceza m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan ehast\u0131r, T\u00fcrk\u00e7e&#8217;de kulland\u0131\u011f\u0131m\u0131z ceza demektir). \u015eu halde m\u00e2n\u00e2 \u015fu olur: Benim Rabbimden gelecek cezan\u0131z size, sizin putlar\u0131n\u0131zdan gelecek ceza da bana aittir. Lakin sizin putlar\u0131n\u0131z bir \u015fey yapamaz, ben onlar\u0131n cezas\u0131ndan korkmam. Fakat g\u00f6klerin ve yerin tek kahredicisi olan \u00e2lemlerin Rabbi&#8217;nin cezas\u0131ndan sizin aklen dahi korkman\u0131z laz\u0131m gelir. Be\u015finci g\u00f6r\u00fc\u015f: Din, &#8220;Dini yaln\u0131z Allah&#8217;a halis k\u0131larak O&#8217;na dua edin.&#8221; (M\u00fcmin, 40\/14) \u00e2yetinde dua m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelir. Yani sizin duan\u0131z, yalvarman\u0131z sizin olsun, k\u00e2firlerin duas\u0131 ise dalalettedir, bo\u015funad\u0131r. &#8220;\u0130\u015fte k\u00e2firlerin duas\u0131 b\u00f6yle bo\u015fa gitmektedir.&#8221; (Ra&#8217;d, 13\/14), &#8220;O tapt\u0131klar\u0131n\u0131za ne kadar dua etseniz, onlar sizin duan\u0131z\u0131 i\u015fitmez, faraza i\u015fitseler bile istedi\u011finizi veremezler.&#8221; (Fat\u0131r, 35\/14) Bu kadarla da kalmaz, k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc size zarar da verirler.<\/p>\n<p>&#8220;K\u0131yamet g\u00fcn\u00fc de, sizin (onlar\u0131 Allah&#8217;a) ortak ko\u015fman\u0131z\u0131 ink\u00e2r ederler. Bunu sana her\u015feyden haberi olan (Allah) gibi hi\u00e7 kimse haber veremez.&#8221; (Fat\u0131r, 35\/14) dir. Benim Rabb&#8217;im ise her\u015feyden haberdard\u0131r, iman edenlerin dileklerini verir &#8220;\u0130nanan ve iyi i\u015fler yapanlar(\u0131n duas\u0131n\u0131) kabul eder.&#8221; (\u015eura, 42\/26) buyuruyor; &#8220;Bana dua edin, duan\u0131z\u0131 kabul edeyim.&#8221; (M\u00fcmin, 40\/60) buyuruyor &#8220;Bana dua edince, dua edenin duas\u0131na kar\u015f\u0131l\u0131k veririm. O halde onlar da bana kar\u015f\u0131l\u0131k versinler, bana inans\u0131nlar ki do\u011fru yolu bulalar.&#8221; (Bakara, 2\/186) buyuruyor. Alt\u0131nc\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015f: Din, \u00e2det m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelir. M\u00e2n\u00e2s\u0131: Sizin ge\u00e7mi\u015flerinizden ve \u015feytanlardan al\u0131nm\u0131\u015f olan o \u015firk \u00e2detiniz sizin olsun, benim melekler ve vahyile Rabbimden ald\u0131\u011f\u0131m \u00e2detim de benim. Siz \u015feytanlara ve ate\u015fe kavu\u015funcaya kadar \u00e2detinizde durun; ben de Rabbime, cennet ve r\u0131dvan\u0131ma.&#8221;<\/p>\n<p>\u0130kinci mesele: Tahsis ifade eder, m\u00e2n\u00e2s\u0131: &#8220;sizin dininiz sizedir, sizden ba\u015fkas\u0131na de\u011fil; benim dinim de banad\u0131r, benden ba\u015fkas\u0131na de\u011fil&#8221; demektir. Ve &#8220;\u0130nsana, \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131ndan ba\u015fka bir \u015fey yoktur.&#8221; (Necm, 53\/39) ve &#8220;Hi\u00e7 bir g\u00fcnahk\u00e2r, bakas\u0131n\u0131n g\u00fcnah y\u00fck\u00fcn\u00fc ta\u015f\u0131maz.&#8221; (\u0130sra, 17\/5) \u00e2yetlerine i\u015farettir. Bu da, ba\u015ftaki &#8220;s\u00f6yle&#8221; emri d\u00fc\u015f\u00fcncesiyle \u015f\u00f6yle demek olur: &#8220;Ben b\u00f6yle vahy ve tebli\u011f ile y\u00fck\u00fcml\u00fcy\u00fcm, sizler de benimseme ve kabul ile sorumlusunuz, ben m\u00fckellef oldu\u011fum g\u00f6revimi yapt\u0131m, teklifin \u00fcstesinden \u00e7\u0131kt\u0131m, sizin k\u00fcf\u00fcrde \u0131srar\u0131n\u0131zdan bana hi\u00e7 bir zarar gelmek ihtimali yoktur, b\u00fct\u00fcn zarar size aittir&#8221;. Ancak R\u00e2z\u00ee&#8217;nin bu ifadesinde tahsisin tasvirinde selbi (ink\u00e2r) cihetleri, &#8220;sizden ba\u015fkas\u0131na de\u011fil&#8221;, &#8220;benden ba\u015fkas\u0131na de\u011fil&#8221; diye genelleme, dolay\u0131s\u0131yla olmu\u015ftur. S\u00f6z\u00fcn sevkine g\u00f6re izafet iki taraf aras\u0131nda oldu\u011fu i\u00e7in tahsisler de &#8220;sizedir, bana de\u011fil; banad\u0131r, size de\u011fil&#8221; diye \u00f6nce iki taraf aras\u0131nda tasvir olunmak a\u00e7\u0131kt\u0131r. Raz\u00ee de buna yukarda ge\u00e7en s\u00f6z\u00fcn\u00fcn sonunda i\u015faret etmi\u015f demektir. Ebu&#8217;s-Suud bunu daha a\u00e7\u0131k olarak \u015f\u00f6yle tasvir etmi\u015ftir: Sizin dininiz ki Allah&#8217;a ortak ko\u015fmaktan ibarettir, o sizin i\u00e7in tahsis edilmi\u015ftir. Sizin umdu\u011funuz gibi benim taraf\u0131ma ge\u00e7mez, \u015fu halde ona bo\u015funa \u00fcmitlerinizi kuruntular\u0131n\u0131z\u0131 takmay\u0131n, \u00e7\u00fcnk\u00fc o m\u00fcnk\u00fcn olmayan \u015feylerdendir. Benim dinim ki tevhiddir, o da bana tahsis edilmi\u015ftir, sizin taraf\u0131n\u0131za ge\u00e7mez. \u00c7\u00fcnk\u00fc siz onu m\u00fcmk\u00fcn olmayana ba\u011flad\u0131n\u0131z ki, o m\u00fcmk\u00fcn olmayan benim sizin tanr\u0131lar\u0131n\u0131za ibadet veya onlara sar\u0131lmamd\u0131r. \u00d6yle yaparsan biz de senin tanr\u0131na ibadet ederiz, diye bana vaad etti\u011finiz de ayn\u0131 \u015firk ko\u015fmakt\u0131r. Onlar\u0131n bir sene sen bizim tanr\u0131lar\u0131m\u0131za ibadet edersen, bir sene de biz senin il\u00e2h\u0131na ibadet ederiz, demeleri de iki taraf\u0131n iki ibadette ortakl\u0131klar\u0131 esas\u0131na dayanm\u0131\u015f oldu\u011fu i\u00e7in, dayan\u0131lan\u0131n \u00f6nce getirilmesinden beklenen tahsisin &#8220;kasr-\u0131 ifrat&#8221; olmas\u0131 gerekir. Bir de &#8220;sizin dininiz size&#8221; tahsisi, &#8220;tapt\u0131klar\u0131n\u0131za tapmam&#8221; s\u00f6z\u00fcn\u00fc; bu &#8220;dinim banad\u0131r&#8221; tahsisi, &#8220;tapt\u0131klar\u0131n\u0131za tap\u0131c\u0131 de\u011filim&#8221; s\u00f6z\u00fcn\u00fc tekit olmas\u0131 caizdir. \u015e\u00f6yle demek olur: &#8220;Bana ancak benim dinimdir, sizin dininiz de\u011fil.&#8221; Bu \u015fekilde dayanan\u0131n, kendisine dayan\u0131lana tahsisi olmu\u015f olur.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc mesele: Yine R\u00e2z\u00ee der ki: &#8220;\u0130nsanlar\u0131n bir antla\u015fma s\u0131ras\u0131nda bu \u00e2yet ile temsil edilmeleri \u00e2det olmu\u015ftur. Bu ise caiz de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Kur&#8217;\u00e2n temsil olunmak i\u00e7in (yani mesel halinde s\u00f6ylenmek i\u00e7in) de\u011fil, d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcp de gere\u011fince amel olunmak i\u00e7in indirilmi\u015ftir.&#8221;<\/p>\n<p>\u00c2l\u00fbs\u00ee buna temasla \u015f\u00f6yle demi\u015ftir: Bunda iktibas (aktarma) kap\u0131s\u0131n\u0131 \u00f6rtmeye bir meyil vard\u0131r. Halbuki sahih olan iktibas(aktarman)\u0131n caiz olu\u015fudur. Bu Peygamber (s.a.v.) kel\u00e2m\u0131nda, sahabe, imamlar ve tabiinin bir\u00e7oklar\u0131n\u0131n kel\u00e2mlar\u0131nda vaki olmu\u015ftur. Celaleddin Suy\u00fbt\u00ee&#8217;nin de ad\u0131nda yeterli bir risalesi vard\u0131r. Fakat iktibas\u0131n caiz olu\u015fu da her yerde de\u011fil, m\u00fcnasip ve h\u00fcrmete ayk\u0131r\u0131 olmayan yer ve m\u00e2n\u00e2larda olabilece\u011fini unutmamak laz\u0131m gelir. R\u00e2z\u00ee, Kur&#8217;\u00e2n temess\u00fcl (bir \u015fekil ve surete girmek) i\u00e7in indirilmedi demekle, temess\u00fcl\u00fc mutlak surette reddetmi\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fcyorsa da d\u00fc\u015f\u00fcnme ve amel kayd\u0131n\u0131 esas tutmu\u015f oldu\u011funa g\u00f6re maksad\u0131n\u0131n, d\u00fc\u015f\u00fcncesiz olan temess\u00fcl\u00fc yasaklamak ve bundan dolay\u0131 bu \u00e2yeti ile m\u00fctareke mevkiinde temess\u00fcl, d\u00fc\u015f\u00fcncesizlik olaca\u011f\u0131 i\u00e7in caiz olamayaca\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6yleyerek bu \u00e2yette antla\u015fma m\u00e2n\u00e2s\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 haber vermek oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131r. Nitekim Al\u00fbs\u00ee kendisi de antla\u015fma m\u00e2n\u00e2s\u0131 olmamas\u0131n\u0131 tercih ile \u00e2yetin muhkem oldu\u011funu a\u00e7\u0131klam\u0131\u015f ve demi\u015ftir ki: &#8220;Evla (en uygun) olan mensuh olmayacak bir m\u00e2n\u00e2 ile tefsir olunmakt\u0131r, \u00e7\u00fcnk\u00fc nesih zahirin z\u0131dd\u0131d\u0131r. Zaruret olmad\u0131k\u00e7a ona gidilmez.&#8221;<\/p>\n<p>Ger\u00e7ekte Kad\u0131 Beyd\u00e2v\u00ee de \u015f\u00f6yle demi\u015ftir: &#8220;Bunda ne k\u00fcfre izin, ne de cihaddan menetmek yoktur ki k\u0131tal \u00e2yeti (harbe izin veren \u00e2yet) ile mensuh olsun, me\u011fer -Allah\u00fcmme- antla\u015fma ile tefsir edildi\u011fi takdirde ola.&#8221;ola.<\/p>\n<p>Bu s\u00fbreyi, gelece\u011fi \u00fczere Nasr S\u00fbresi&#8217;nin takip etmesi de bunun mensuh olmas\u0131 \u015f\u00f6yle dursun, nasr (yard\u0131m) ve fetih ba\u015flang\u0131\u00e7lar\u0131ndan olan m\u00fccahede kabilinden oldu\u011funa i\u015faret eder.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>109-KAF\u0130RUN: S\u00fbresi takip edecektir K\u00e2fir\u00fbn S\u00fbresi Mekke D\u00f6neminde \u0130ndi \u00c2yet Say\u0131s\u0131: 6 S\u00fbresi ve bundan hikaye itibar\u0131yla S\u00fbresi ve dilimizde bilinmi\u015f oldu\u011fu \u00fczere S\u00fbresi denilen bu s\u00fbre de Mekk\u00ee&#8217;dir. D\u00e2n\u00ee, ittifakla demi\u015f. &#8220;Bahru&#8217;l-Muhit&#8221;de ise: &#8220;\u00c7o\u011funlu\u011fun g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne g\u00f6re Mekk\u00ee&#8217;dir.&#8221; Katade&#8217;den, &#8220;Meden\u00ee oldu\u011fu da rivayet edilmi\u015ftir&#8221; diyor. Katade&#8217;den bunun z\u0131dd\u0131 da nakledilmi\u015f, ancak \u0130bn\u00fc Merduye, \u0130bn\u00fc Z\u00fcbeyr&#8217;den &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":12067,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1016,1015,5030,5031,5219,5351,5222,5220,1583,5221,1582,1586],"class_list":["post-1730","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-109-kafirun","tag-109-kafirun-tefsiri","tag-elmalili","tag-elmalili-hamdi-yazir","tag-elmalili-tefsir-oku","tag-hak-dini-kuran-dili","tag-hak-dini-tefsiri","tag-hamdi-yazir-tefsir-oku","tag-kuran","tag-sure-tefsirleri","tag-tefsir","tag-tefsir-oku"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1730","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1730"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1730\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/12067"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1730"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1730"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1730"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}