{"id":1732,"date":"2010-01-06T14:47:34","date_gmt":"2010-01-06T12:47:34","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1732"},"modified":"2010-01-06T14:47:34","modified_gmt":"2010-01-06T12:47:34","slug":"108-kevser-tefsiri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/108-kevser-tefsiri\/","title":{"rendered":"108-KEVSER SURES\u0130 HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130"},"content":{"rendered":"<p>108-KEVSER:<\/p>\n<p>Muhakkak biz ( S\u00fbresi&#8217;ne bkz.) &#8220;Sana Kevser&#8217;i verdik.&#8221; Hitap, Resulullah&#8217;ad\u0131r. &#8220;I&#8217;t\u00e2&#8221;da malumdur ki, at\u0131yye vermek, iyilik yapmakt\u0131r. Yani ey Muhammed, emin ol ki biz, Hak Rabb&#8217;\u0131n y\u00fcksek \u015fan\u0131m\u0131zla sana \u00f6zel l\u00fctuf ve ihsan olarak kevser verdik kevser.<\/p>\n<p>KEVSER: As\u0131l lugatta \u00e7okluk demek olan &#8220;kesret&#8221;ten cevher gibi fev&#8217;al vezninde vas\u0131f veya bir isim olup R\u00e2z\u00ee&#8217;nin ve Ebu Hayyan&#8217;\u0131n ifadeleri vechile \u00e7oklu\u011fu ifrat derecede olan, yani \u00e7ok pek \u00e7ok, gayet \u00e7ok \u015fey demektir. O\u011flu seferden gelen bir Arab&#8217;a &#8220;O\u011flun ne ile geldi?&#8221; denildi\u011finde, &#8220;kevserle geldi&#8221; dedi\u011fini ve bunun \u00e7ok \u015feyle geldi demek oldu\u011funu naklederler. &#8220;Kamus&#8221;ta da \u015f\u00f6yle der: Kevser, &#8220;her\u015feyin \u00e7o\u011fu,&#8221; &#8220;birbirine sar\u0131l\u0131p burulmu\u015f olan \u00e7ok toz&#8221;, \u0130sl\u00e2m ve peygamberlik, Taif&#8217;te bir mektebin ad\u0131, saykal vezninde kevser gibi,&#8221;hayyir mi&#8217;t\u00e2&#8221; yani \u00e7ok hay\u0131rl\u0131, \u00e7ok vergili adam, seyyid yani efendi adam ve nehir m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r, cennette \u00f6zel bir nehir ad\u0131d\u0131r ki cennetin b\u00fct\u00fcn \u0131rmaklar\u0131 ondan \u015fubelere ayr\u0131l\u0131r. Kevser S\u00fbresi bunu i\u00e7erir. \u015eu halde kelimenin yaln\u0131z t\u00fcrevine g\u00f6re lugattaki esas m\u00e2n\u00e2s\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcr, verildi\u011fi ve ihsan edildi\u011fi haber verilen \u015feyin de hay\u0131rl\u0131, g\u00fczel bir \u015fey olmas\u0131 laz\u0131m gelece\u011fi, \u00f6zellikle verenin Allah Te\u00e2l\u00e2 olmas\u0131 ve bunun verilmesi b\u00fcy\u00fck \u015fanla beyan buyurulmas\u0131 Allah kel\u00e2m\u0131nda Kevser ad\u0131yla an\u0131lmas\u0131ndan da bunun hakikaten Allah Te\u00e2l\u00e2 kat\u0131nda sabit, yani ebed\u00ee ve sonsuz bir \u00e7okluk ifade etti\u011fi de d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcrse bundan ilk anla\u015f\u0131lacak a\u00e7\u0131k mefhum &#8220;hayr-\u0131 kesir&#8221; yani \u00e7ok, pek \u00e7ok hay\u0131r demek olaca\u011f\u0131nda \u015f\u00fcphe edilmez. Ancak bunun asl\u0131 itibar\u0131yla ne oldu\u011funa ve din dilinde daha hususi bir m\u00e2n\u00e2s\u0131 olup olmad\u0131\u011f\u0131na gelince, bu hususta tefsircilerin t\u00fcrl\u00fc a\u00e7\u0131klamalar\u0131na rastlan\u0131r ki, &#8220;Tahrir&#8221;de yirmi alt\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015fe kadar say\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bunlar i\u00e7inde en \u00e7ok bilinenlerden bir ka\u00e7\u0131n\u0131 olsun s\u00f6ylememiz gerekir:<\/p>\n<p>B\u0130R\u0130NC\u0130S\u0130: Bir\u00e7ok tefsirlerde selef ve halefe me\u015fhur ve yayg\u0131n olan m\u00e2n\u00e2, Kevser, cennette bir nehirin \u00f6zel ismi olmas\u0131d\u0131r. Zira yukar\u0131da da ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere bu m\u00e2n\u00e2 Hz. Peygamber&#8217;den sahih olarak rivayet edilmi\u015ftir. &#8220;Kevser, Rabbimin cennette bana verdi\u011fi bir nehir.&#8221; Baz\u0131 rivayetlerde bir havuzdur ki, \u00e7ok hay\u0131r (hayr-\u0131 kesir) ondad\u0131r. \u00dcmmetim k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc var\u0131p ondan i\u00e7ecekler, kaplar\u0131 y\u0131ld\u0131zlar say\u0131s\u0131ncad\u0131r. \u0130\u00e7lerinden kul olur titreme ile \u00e7ekilir at\u0131l\u0131r: Ey Rabbim, o benim \u00fcmmetimdendir, derim. &#8220;Bilmezsin senin ard\u0131ndan o neler yapt\u0131?&#8221; buyurulur, me\u00e2linde olan hadiste &#8220;\u00e7ok hay\u0131r&#8221; kavram\u0131 da a\u00e7\u0131kl\u0131\u011fa kavu\u015fturularak cennette bir nehir veya havuz oldu\u011fu bilhassa beyan edilmi\u015ftir. \u0130mam Ahmed b. Hanbel, Buh\u00e2r\u00ee, M\u00fcslim, \u0130bn\u00fc M\u00e2ce, Nesa\u00ee, \u0130bn\u00fc Cerir ve daha di\u011ferleri bu nehirin tarifi hakk\u0131nda: Kenarlar\u0131 bo\u015f inci kubbeleri, i\u00e7inden ezfer miski \u00e7\u0131kar, s\u00fctten daha beyaz, baldan daha tatl\u0131, geni\u015fli\u011fi ve uzunlu\u011fu do\u011fu ve bat\u0131 aras\u0131 kadar, derinli\u011fi yetmi\u015fbin y\u0131ll\u0131k, ondan i\u00e7en bir daha susamaz, ondan abdest alan ebediyen peri\u015fan olmaz, benim ahdi (anla\u015fma)mi bozan, benim Ehl-i beytimi \u00f6ld\u00fcren ondan i\u00e7mez.&#8221; gibi vas\u0131flara Enes&#8217;ten, Hz. Ai\u015fe&#8217;den, \u0130bn\u00fc \u00d6mer&#8217;den, \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan m\u00fcteaddit hadisler rivayet etmi\u015flerdir. Bir \u00e7ok hadislerde de havuz varid oldu\u011fu malumdur. Bundan dolay\u0131 ikisinden maksat bir midir? Havuz nehrin kayna\u011f\u0131 veya denize kavu\u015fan k\u0131sm\u0131 gibi midir? Yoksa ayr\u0131 m\u0131d\u0131r, diye bahsedilmi\u015ftir. Me\u015fhur havuz, mah\u015ferdedir. Baz\u0131lar\u0131, mizandan ve s\u0131rattan \u00f6ncedir demi\u015fler, baz\u0131lar\u0131 da onlardan sonra cennetin kap\u0131s\u0131na yak\u0131n ve Muhammed \u00fcmmetinden cennet ehli aralar\u0131ndaki haklar\u0131 helalla\u015fmak i\u00e7in hapsolunacaklar\u0131 yerde oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Al\u00fbs\u00ee der ki: Buna g\u00f6re havuz, de\u011fi\u015ftirilecek arzda demek olur. Kad\u0131 Zekeriyya, Peygamber (s.a.v.) hazretlerinin biri s\u0131rattan \u00f6nce, biri de s\u0131rattan sonra olmak \u00fczere iki havuzu olup, ikisine de Kevser denildi\u011fini nakletmekle beraber do\u011frusu havuzun s\u0131rattan sonra ve Kevser&#8217;in cennette oldu\u011funu ve onun munsabb (denize kar\u0131\u015fan k\u0131s\u0131m)\u0131 oldu\u011fu i\u00e7in havuza da Kevser denilmi\u015f oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015ftir. Ve yine Al\u00fbs\u00ee&#8217;nin beyan\u0131na g\u00f6re denilmi\u015ftir ki: Bu havuz m\u00e2n\u00e2s\u0131na Kevser, Peygamberimiz&#8217;in zikrolunan nehir gibi \u00f6zelliklerinden de\u011fildir. Belki di\u011fer peygamberlerin de havuzlar\u0131 vard\u0131r.<\/p>\n<p>\u00dcmmetlerinin m\u00fcminleri ona geleceklerdir. Nitekim Tirmiz\u00ee hadisinde: &#8220;Her peygamberin bir havuzu vard\u0131r ve hep onlar hangisinin geleni daha \u00e7ok diye \u00f6\u011f\u00fcn\u00fcrler ve ben muhakkak onlar\u0131n en \u00e7ok geleni olaca\u011f\u0131m\u0131 umar\u0131m.&#8221; buyurmu\u015ftur ki, hadis, Tirmiz\u00ee&#8217;nin dedi\u011fi gibi hasen garibdir. Onun i\u00e7in bu havuzlara iman ve itikat vacip de\u011fildir. Fakat Peygamber (s.a.v.)in havuzuna dair olan hadisler tevat\u00fcre yak\u0131n derecede me\u015fhur oldu\u011fu i\u00e7in Ehl-i S\u00fcnnet kat\u0131nda ona iman vacib oldu\u011fu Akaid kitaplar\u0131nda zikredilmi\u015ftir. Bununla beraber Mutezile&#8217;den ona iman\u0131n vacib olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6yleyenler vard\u0131r. \u015e\u00fcphesiz ki bu s\u00fbre gere\u011fince Resulullah&#8217;a Kevser&#8217;in verilmi\u015f oldu\u011funa iman\u0131n ittifakla vacib oldu\u011funda s\u00f6z yoksa da, onun bir nehir veya havuz olmas\u0131na inanmak sahih olmakla beraber vacibtir denemez. Zira daha ba\u015fka g\u00f6r\u00fc\u015fler de vard\u0131r. \u015e\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>\u0130K\u0130NC\u0130S\u0130: \u0130krime&#8217;den rivayet edildi\u011fi \u00fczere peygamberli\u011fin \u015ferefidir. Zira peygamberlik, iki cihan\u0131n hay\u0131rlar\u0131n\u0131 hem d\u00fcnya, hem din saadetini gerektiren genel ba\u015fkanl\u0131\u011f\u0131 i\u00e7eren ve bundan dolay\u0131 ba\u015flang\u0131\u00e7 itibar\u0131yla rahman\u00ee l\u00fctuf, hem de sonu\u00e7 itibar\u0131yla rahim\u00ee l\u00fctfu i\u00e7ine alan hayr-\u0131 kesir (\u00e7ok hay\u0131r)dir. &#8220;Hikmet verilen kimseye \u00e7ok hay\u0131r verilmi\u015ftir.&#8221; (Bakara, 2\/269) diye &#8220;\u00e7ok hay\u0131r&#8221; oldu\u011fu beyan buyurulan hikmetin en y\u00fcksek derecesidir. Raz\u00ee&#8217;nin a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131 vechile peygamberlik r\u00fctbesi uluhiyetten sonra ikinci mertebedir. Onun i\u00e7in &#8220;Kim Peygamber&#8217;e itaat ederse, Allah&#8217;a itaat etmi\u015ftir.&#8221; (Nisa, 4\/80) buyurulmu\u015ftur, iman\u0131n bir esas\u0131 olmu\u015ftur ve Allah&#8217;\u0131 bilme esas\u0131n\u0131n dal\u0131 gibidir. Zira peygamberlikte marifet i\u00e7in \u00f6nce Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n zat\u0131na, ilmine, kudretine, hikmetine dair bilgiler edinmek gerekir. Peygamberlikte bilgi (marifet) has\u0131l olunca da ondan semi (duyma) , basar (g\u00f6rme) ve baz\u0131lar\u0131n\u0131n g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne g\u00f6re s\u0131fat-\u0131 haberiyye ve vicdaniyye (haber\u00ee ve vicdan\u00ee s\u0131fat) gibi di\u011fer s\u0131fatlara bilgi edinilmi\u015f olur. Ger\u00e7i peygamberlik di\u011fer peygamberlere de verilmi\u015ftir. Fakat peygamberlerin sonuncusu olan Peygamberimiz&#8217;in bu y\u00fcksek menk\u0131beden hazz\u0131 ve nasibi hepsinden \u00e7oktur. O hepsinden \u00f6nce zikredilmi\u015f, hepsinden sonra g\u00f6nderilmi\u015ftir. B\u00fct\u00fcn insanlara ve cinlere g\u00f6nderilmi\u015ftir, b\u00fct\u00fcn peygamberlerden \u00f6nce ha\u015frolunacak, dinine nesih varid olmayacakt\u0131r. Onun b\u00fcy\u00fck ahlak\u0131 ve faziletleri say\u0131lamayacak derecededir. R\u00e2z\u00ee burada bilinen di\u011fer peygamberlerin mucizeleriyle onun mucizeleri aras\u0131nda \u00f6zet olarak bir kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rma yapt\u0131ktan sonra demi\u015ftir ki, Allah Te\u00e2l\u00e2 onu se\u00e7ti\u011fi kullar\u0131ndan \u00f6nce getirip &#8220;Biz peygamberlerden ahidlerini alm\u0131\u015ft\u0131k, senden, Nuh&#8217;dan&#8230;&#8221; (Ahzab, 33\/7) buyurmu\u015f ve ona b\u00f6yle bir peygamberlik vermi\u015f oldu\u011fu i\u00e7in caizdir ki o peygamberli\u011fe Kevser ismini vererek &#8220;biz sana Kevser&#8217;i verdik&#8221; buyurmu\u015ftur.<\/p>\n<p>\u015eu halde Kevser&#8217;i Peygamber&#8217;in \u00e7ok faziletleri, b\u00fcy\u00fck ahl\u00e2k\u0131, her hay\u0131r\u0131 i\u00e7ine alan Kur&#8217;\u00e2n, tevhid, \u0130sl\u00e2m, ilim ve hikmet diye tefsir eden g\u00f6r\u00fc\u015fler de b\u00fct\u00fcn Muhammed (s.a.v.)&#8217;in mucizelerine i\u015fareti i\u00e7eren peygamberlik ve Muhammed\u00ee risaletin gereklerinde dahil olur. Bunlar\u0131n her birinin de &#8220;\u00e7ok hay\u0131r&#8221; oldu\u011funda \u015f\u00fcphe olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, Kevser bunlar\u0131n ayr\u0131 ayr\u0131 her birine de bir \u015fer&#8217;i isim olmu\u015ftur. Muhammed\u00ee risaletin \u00f6zelliklerinden olan &#8220;Mahmud makam\u0131&#8221;n\u0131 da bu arada zikretmek gerekir. Nitekim bir tak\u0131m tefsirciler de bunu s\u00f6ylemi\u015flerdir. \u00d6nceki s\u00fbrede dini yalanlayanlara kar\u015f\u0131l\u0131k olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcnce Kevser&#8217;den b\u00fct\u00fcn mucizeleriyle \u00e2lemlere rahmet olan Hz. Muhammed (s.a.v.)&#8217;in peygamberli\u011fi olur. Bunlar\u0131n her biri cennet nehirlerinin kayna\u011f\u0131 olan bir nehirin ak\u0131\u015f feyzi ile temsil de olunabilir. Bundan ba\u015fka:<\/p>\n<p>\u00dc\u00c7\u00dcNC\u00dcS\u00dc: \u00dcmmetin \u00e2limleridir. Hakikaten ilmen ve ahlaken peygamberlerin varisleri olan \u00e2limler, \u00e7ok hay\u0131rd\u0131r. O vahy kayna\u011f\u0131ndan feyz alarak Resullah&#8217;\u0131n zikrini ya\u015fatmak, dininin eserlerini, \u015feriat ve ahl\u00e2k\u0131n\u0131n bilgilerini yaymak i\u00e7in \u00fcmmete hay\u0131r ve fazilet \u00f6\u011fretmek itibar\u0131yla cennette r\u0131dvan kayna\u011f\u0131ndan akan Kevser nehrine benzerler. Peygamberler, Allah&#8217;\u0131 bilme esaslar\u0131nda birlik olup da \u015feriatte (dinin amel\u00ee h\u00fck\u00fcmlerinde) farkl\u0131 olarak halk\u0131n kurtulu\u015fu i\u00e7in il\u00e2h\u00ee rahmetin yay\u0131c\u0131lar\u0131 oldu\u011fu gibi, \u00fcmmetin bilginleri de kalbleri hak tevhidi ve vicdanlar\u0131 Muhammed\u00ee ahl\u00e2k \u00fczere r\u0131dvan ne\u015fesiyle Muhammed\u00ee \u015feriat\u0131n esaslar\u0131nda birlik, ahval ve zamana g\u00f6re f\u00fcru ve dallar\u0131nda farkl\u0131 olarak halka rahmet ne\u015frederler. Yine R\u00e2z\u00ee der ki: &#8220;Bunda fazilet iki vechiledir: Birisi; rivayet olundu\u011fu \u00fczere k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc her peygamber getirilir. \u00dcmmeti de ard\u0131nca gelir. Nice peygamberin beraberinde bir iki ki\u015fi gelir. Bu \u00fcmmetin \u00e2limlerinden her bir \u00e2lim de getirilir. Bir\u00e7o\u011funun ard\u0131nca binlerce ki\u015fi de gelerek hepsi Resulullah&#8217;\u0131n yan\u0131nda toplan\u0131rlar. \u00d6yle ki baz\u0131 \u00e2limlerin tabileri di\u011fer peygamberlerden birinin tabilerinden \u00e7ok olur. \u0130kincisi: \u00c2limler, vahyden al\u0131nm\u0131\u015f olan naslara uymalar\u0131ndan dolay\u0131 isabet etmi\u015flerdir. Kitab\u0131 korunmu\u015f ve mazbut olan bu \u00fcmmetin \u00e2limleri b\u00fct\u00fcn himmet ve gayretlerini sarfedip me\u015fakkatler \u00e7ekerek yapt\u0131klar\u0131 istinbat ve i\u00e7tihadda da isabet etmi\u015flerdir. Baz\u0131lar\u0131 hata etmi\u015f olsalar bile onlar dahi ba\u015flang\u0131\u00e7ta, iyi niyetle hakk\u0131 aray\u0131p gayretlerini sarfettiklerinden dolay\u0131 sevap kazanm\u0131\u015flard\u0131r.&#8221; \u0130sabet eden on sevaba nail olursa, gayret edip de hata edenin bir sevaba nail olaca\u011f\u0131 bir hadis-i \u015ferifte beyan olunmu\u015ftur. Fakat hakk\u0131 aramay\u0131p da i\u00e7tihad ad\u0131na arzu ve isteklerine tabi olanlar\u0131n ilim haysiyetiyle hareket etmemi\u015f olduklar\u0131ndan dolay\u0131, bu hay\u0131r ve faziletten hari\u00e7 heva ehli olduklar\u0131n\u0131 ise hat\u0131rlatmaya l\u00fczum yoktur. Bununla beraber bu m\u00e2n\u00e2 da ilim ve hikmet m\u00e2n\u00e2s\u0131 alt\u0131nda d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir.<\/p>\n<p>D\u00d6RD\u00dcNC\u00dcS\u00dc: Tabilerinin ve toplumunun, \u00fcmmetinin \u00e7oklu\u011fudur. Allah Te\u00e2l\u00e2 ona o kadar \u00e7ok hay\u0131rl\u0131 Ashab ve \u00fcmmet ihsan buyurmu\u015ftur ki Vak\u0131a S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere cennet ehlinin yar\u0131s\u0131ndan fazlas\u0131 onun \u00fcmmetinden olaca\u011f\u0131 sahih hadislerle vaad olunmu\u015f ve m\u00fcjdelenmi\u015ftir. R\u00e2z\u00ee&#8217;nin zikretti\u011fi vechile \u015fu me\u00e2lde rivayet olunan bir hadis-i \u015ferif ile de istidlal edilmi\u015ftir. Peygamber efendimiz buyurmu\u015ftur ki: &#8220;Ben \u0130brahim halilullah&#8217;\u0131n duas\u0131 ve \u0130sa&#8217;n\u0131n m\u00fcjdeledi\u011fiyim. K\u0131yamet g\u00fcn\u00fc \u015fefaat\u0131 kabul edilenim. O vakit ben b\u00fct\u00fcn peygamberlerle beraber bulunurken bize insanlardan bir \u00fcmmet ortaya \u00e7\u0131kacak. Hepimiz onlara g\u00f6zlerimizi dikece\u011fiz. Her peygamber onlar\u0131n kendi \u00fcmmeti olmas\u0131n\u0131 arzu edecek. G\u00f6rece\u011fiz ki abdest eserinden al\u0131nlar\u0131 ve elleri, ayaklar\u0131 parl\u0131yor, ( &#8220;abdestin eserinden parlak olarak ni\u015fanlanm\u0131\u015flar.&#8221;) g\u00f6r\u00fcnce ben diyece\u011fim ki K\u00e2be&#8217;nin Rabbi hakk\u0131 i\u00e7in bunlar benim \u00fcmmetim, derken onlar hesaps\u0131z olarak cennete girecekler. Sonra bize \u00f6ncekilerin iki kat\u0131 kadar di\u011fer bir \u00fcmmet daha ortaya \u00e7\u0131kacak. Yine g\u00f6zlerimizi dikece\u011fiz. Her peygamber onlar\u0131n kendi \u00fcmmeti olmas\u0131n\u0131 arzu edecek. G\u00f6rece\u011fiz ki abdest eserinden al\u0131nlar\u0131, elleri, ayaklar\u0131 parl\u0131yor. Ben yine Kabe&#8217;nin Rabbi hakk\u0131 i\u00e7in bunlar benim \u00fcmmetim diyece\u011fim. Onlar da hesaps\u0131z olarak cennete girecekler. Sonra bize o y\u00fckseltilenlerin \u00fc\u00e7 kat\u0131 y\u00fckseltilecek. Yine g\u00f6zlerimizi dikece\u011fiz, deyip birincilerde ve ikincilerde anlatt\u0131\u011f\u0131 gibi s\u00f6yledikten sonra Resulullah buyurmu\u015ftur ki: &#8220;\u0130nsanlardan hi\u00e7 kimse girmeden \u00f6nce benim \u00fcmmetimden \u00fc\u00e7 f\u0131rka muhakkak ve muhakkak cennete girecektir&#8221;. Peygamberimiz &#8220;Nikahlan\u0131n\u0131z, \u00fcreyiniz, \u00e7o\u011fal\u0131n\u0131z, \u00e7\u00fcnk\u00fc k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc ben sizinle (di\u011fer) \u00fcmmetlere iftihar edece\u011fim, hatta bir d\u00fc\u015f\u00fck ile bile.&#8221; buyurmu\u015f oldu\u011fu hadis de malumdur. &#8220;Sukut&#8221; (d\u00fc\u015f\u00fck) gibi hen\u00fcz sorumluluk s\u0131n\u0131r\u0131na ermemi\u015f olanlarla bile \u00f6\u011f\u00fcnecek olan Peygamber&#8217;in \u00f6yle \u00e7ok kalabal\u0131k olan \u00fcmmetin \u00e7oklu\u011fuyla ne kadar sevinece\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnmeli, bunun da pek b\u00fcy\u00fck bir nimet olmas\u0131 hasebiyle bunu hat\u0131rlatmak hususunda da &#8220;\u015e\u00fcphesiz biz sana Kevser&#8217;i verdik.&#8221; buyurulmas\u0131 da elbette g\u00fczeldir. Ve bu m\u00e2n\u00e2da \u00e2limler de dahil olur.<\/p>\n<p>BE\u015e\u0130NC\u0130S\u0130: Hz. Peygamber&#8217;in evlatlar\u0131n\u0131n \u00e7oklu\u011fudur. Bu s\u00fbrenin ini\u015fi Peygamber (s.a.v.)in o\u011flunun \u00f6l\u00fcm\u00fc \u00fczerine ona &#8220;ebter&#8221; diye edepsizlik etmeye kalk\u0131\u015fan d\u00fc\u015fmanlar\u0131n\u0131 red i\u00e7in olmas\u0131 sebebiyle bilhassa bu m\u00e2n\u00e2 ile m\u00fcjdeleme dahi pek uygundur. Yani d\u00fc\u015fmanlar\u0131n\u0131n zannetti\u011fi gibi senin o\u011fullar\u0131n\u0131n -hikmet sebebiyle \u00f6lmesiyle neslin kesilecek de\u011fil. Bilakis sana zaman ge\u00e7mesiyle kesilip t\u00fckenmeyecek \u00e7ok, pek \u00e7ok nesil verece\u011fiz, demek olur ki, ger\u00e7ekten de \u00f6yle olmu\u015ftur. Bununla beraber bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc \u00e2yetten anlamak daha a\u00e7\u0131k olur. Bunlardan ba\u015fka daha baz\u0131 nimetler ve faziletler zikrolunmu\u015ftur. Fakat b\u00fct\u00fcn bu m\u00e2n\u00e2lar s\u00f6ylenmekle beraber tefsircilerin \u00e7o\u011fu &#8220;\u00e7ok hay\u0131r&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131nda \u0131srar etmi\u015flerdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc as\u0131l l\u00fcgat itibar\u0131yla anla\u015f\u0131lan en geni\u015f m\u00e2n\u00e2 odur. Di\u011ferlerine Kevser denilmesi, hep bu &#8220;\u00e7ok hay\u0131r&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131 itibar\u0131ylad\u0131r. Bunda d\u00fcnyaya ve ahirete mahsus tasavvur olunabilen ve hen\u00fcz tasavvur olunamayan her &#8220;\u00e7ok hay\u0131r&#8221; da dahil olabilir. \u0130bn\u00fc Cerir ve \u0130bn\u00fc Asakir bunu M\u00fccahid&#8217;den rivayet etmi\u015f olduklar\u0131 gibi, Said b. C\u00fcbeyr&#8217;den, \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan me\u015fhur olan da budur. Buh\u00e2r\u00ee, \u0130bn\u00fc Cerir ve Hakim, Ebu Bi\u015fr tarik\u0131yle Said b. C\u00fcbeyr&#8217;den, \u0130bn\u00fc Abbas (r.a.)&#8217;dan \u015f\u00f6yle rivayet etmi\u015flerdir: Kevser, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n ona, yani Resul\u00fcne vermi\u015f oldu\u011fu hay\u0131rd\u0131r, dedi. Ebu Bi\u015fr, ben Said&#8217;e: &#8220;Bir\u00e7ok kimseler, o cennette bir nehirdir diyorlar&#8221;, dedim. &#8220;Cennetteki nehir, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n ona ihsan buyurdu\u011fu hay\u0131rdand\u0131r.&#8221; cevab\u0131n\u0131 verdi.&#8221; diye izah etmi\u015ftir. Bu cevap aynen \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;\u0131n kendisinden de nakledilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u015eimdi burada \u015f\u00f6yle bir soru hat\u0131ra gelebilir: Kevser&#8217;in cennette bir nehir oldu\u011fu hakk\u0131ndaki hadisler sahih ve hatta selef ve halefte tevat\u00fcre yak\u0131n bir dederecede me\u015fhur ve yayg\u0131n iken, do\u011frudan do\u011fruya Resulullah&#8217;tan sabit olan bu tefsire kar\u015f\u0131 di\u011fer m\u00e2n\u00e2 ve ihtimallerden bahsetmek nas\u0131l caiz olur? Bunca tefsirciler b\u00f6yle farkl\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015flere nas\u0131l sahip olurlar?<\/p>\n<p>Buna cevap, &#8220;\u00e7ok hay\u0131r&#8221; kavram\u0131n\u0131n kesinlik ve kapsam\u0131yla beraber hadislerin bir misal ile tefsir olmas\u0131 ihtimalidir. \u015e\u00f6yle ki hadisin birinde &#8220;onda \u00e7ok hay\u0131r vard\u0131r&#8221; denilmesinden de anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere &#8220;\u00e7ok hay\u0131r&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131 lafz\u0131n esasl\u0131 mefhumu oldu\u011fu ve \u00e2yette kelimesinin ba\u015f\u0131ndaki &#8220;l\u00e2m&#8221;\u0131 ahde hamlolundu\u011fu takdirde de bu mefhumun s\u00fcbutunda teredd\u00fcde yer olmad\u0131\u011f\u0131 gibi hadislerin de mutlak olan vermeyi yaln\u0131z ahirete tahsis etme m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmay\u0131p, Kevser&#8217;in yaln\u0131z ak\u0131l ile bilinmesi kabil olmayan ve ancak g\u00f6rmek ve peygamber haberiyle bilinebilecek olan en m\u00fchim bir misali ile tefsiri kabilinden olmas\u0131 muhtemel bulundu\u011fu ve bundan dolay\u0131 mefhumu tefsir ederken Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n a\u00e7\u0131k olan mutlakl\u0131k ve kapsam\u0131n\u0131 da koruyarak tefsir etmek her \u015f\u00fcpheden uzak olaca\u011f\u0131 cihetle tefsirciler zikrolunan ve yaln\u0131z Peygamber taraf\u0131ndan ayr\u0131ca beyan ile bilinebilecek olan nehir ve havuz hadisleriyle beraber lafz\u0131n makul olan b\u00fct\u00fcn ihtimallerini de d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcrmek ve tefekk\u00fcr ettirmek \u00fczere &#8220;\u00e7ok hay\u0131r&#8221; mefhumu \u00fczerine di\u011fer bir\u00e7ok misallerini de tefsir siyak\u0131nda zikretmeyi vazife bilmi\u015fler ve s\u00f6ylenen g\u00f6r\u00fc\u015flerin hepsi de \u00e2yetin mazmununda dahil ve di\u011fer deliller ve karineler (ip u\u00e7lar\u0131) ile de teyid edilmi\u015f bulundu\u011fu i\u00e7in bu konuda birbirini hata ve sap\u0131kl\u0131\u011fa dahi nisbet etmemi\u015fler, ancak rivayet itibar\u0131yla zahir (a\u00e7\u0131k) olan hadisler dolay\u0131s\u0131yla &#8220;\u00e7ok hay\u0131r&#8221;\u0131n kayna\u011f\u0131 olan cennette bir belli nehir diye mi, yoksa dirayet bak\u0131m\u0131ndan zahir olup bir \u00e7ok misallerle izah edilebilecek olan mutlaka &#8220;\u00e7ok hay\u0131r&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131 ile mi tefsir etmek daha sahih ve daha evla (faziletli) olaca\u011f\u0131nda ihtilaf etmi\u015flerdir. Nitekim \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;\u0131n da nehir hadisini s\u00f6ylemekle beraber Said b. C\u00fcbeyr&#8217;den rivayet olundu\u011fu vechile o da &#8220;\u00e7ok hay\u0131r&#8221;dand\u0131r, demi\u015f olmas\u0131, nehir tefsirini misal ile tefsir kabul etmi\u015f olduklar\u0131n\u0131 g\u00f6sterir. Onun i\u00e7in b\u00fct\u00fcn tefsirlerin sonucu iki vecih \u00fczerinde \u00f6zetlenebilir: Birisi cennette bir nehir ki, &#8220;\u00e7ok hay\u0131r&#8221; ondad\u0131r. Birisi de mutlaka &#8220;\u00e7ok hay\u0131r&#8221;. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki Ra\u011f\u0131b &#8220;M\u00fcfredat&#8221;\u0131nda bu iki m\u00e2n\u00e2y\u0131 tesbit ederek \u015f\u00f6yle der: o cennette bir nehirdir ki, cennetin nehirleri onun kollar\u0131d\u0131r, denildi. Bir de o , o &#8220;\u00e7ok hay\u0131r&#8221;d\u0131r ki Allah Te\u00e2l\u00e2 onu peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v.) hazretlerine vermi\u015ftir, denildi. C\u00f6mert adama da Kevser denilir ve bir \u015fey son derece \u00e7o\u011fald\u0131\u011f\u0131 zaman da &#8220;Bu \u015fey, son derece \u00e7o\u011fald\u0131.&#8221; denilir.<\/p>\n<p>\u00d6nceki s\u00fbrede ge\u00e7ti\u011fi gibi dini yalanlayanlara tam kar\u015f\u0131l\u0131k olmak \u00fczere Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n hisler, ak\u0131llar \u00f6tesinde gayb hazinelerinden cereyan eden nice gizli cemal ve celal eserleri muhakkak oldu\u011funa iman eden, s\u0131rf din ne\u015fesiyle, gizli bir zevk ile d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcnce hadis-i \u015feriflerin temsil ve tasviri gibi cennette bir nehir olmas\u0131 daha derin ve daha zevkli, daha m\u00e2n\u00e2l\u0131d\u0131r. Bununla ebedi kudsi b\u00fct\u00fcn hay\u0131r gayelerinin r\u0131dvan kayna\u011f\u0131ndan sonsuz feyiz cereyaniyle gizli tecellileri Muhammed\u00ee hakikatte ortaya \u00e7\u0131kaca\u011f\u0131 misal\u00ee \u015fekilde anla\u015f\u0131laca\u011f\u0131ndan ba\u015fka, o nehirin kendisine Mirac&#8217;da g\u00f6sterildi\u011fi ve onun \u00fczerine Sidre-i M\u00fcnteha y\u00fckseltilerek b\u00fcy\u00fck eser g\u00f6sterildi\u011fi, yani &#8220;Onunla aras\u0131ndaki mesafe, iki yay kadar, yahut daha az kald\u0131.&#8221; (Necm, 53\/9) s\u0131rr\u0131 tecelli etti\u011fi de bu hadislerde haber verilmi\u015f oldu\u011fundan bu m\u00e2n\u00e2da &#8220;Sidre&#8217;yi kaplayan kaplam\u0131\u015ft\u0131, (Muhammed&#8217;in) g\u00f6z\u00fc \u015fa\u015fmad\u0131 ve s\u0131n\u0131r\u0131 a\u015fmad\u0131. Andolsun, Rabbinin \u00e2yetlerinden en b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc g\u00f6rd\u00fc.&#8221; (Necm, 53\/16-17-18) ifadeleriyle bilhassa Mirac&#8217;a da i\u015faret edilmi\u015f olur. O halde buna mukaddime ve vesile olarak verilmi\u015f olan di\u011fer il\u00e2h\u00ee l\u00fctuflara delalet etmesi ise \u00f6ncelikle sabit olaca\u011f\u0131 ve onlar l\u00fcgavi m\u00e2n\u00e2 ile a\u00e7\u0131k\u00e7a da anla\u015f\u0131labilece\u011fi cihetle Resulullah \u00f6zellikle an\u0131lan nehiri haber vermekle yetinmi\u015f demektir. Lakin yaln\u0131z gizli bir zevk ile de\u011fil de herkes i\u00e7in daha a\u00e7\u0131k olmak \u00fczere akl\u00ee bir zevk ve nazarla d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc \u015fekilde yine hadis-i \u015ferifin i\u015faret etti\u011fi vechile mutlaka &#8220;\u00e7ok hay\u0131r&#8221; mefhumuyla tefsir etmek daha a\u00e7\u0131k ve kapsaml\u0131 ve herkesin tefekk\u00fcr edebilmesi itibar\u0131yla daha faydal\u0131 oldu\u011fu da a\u00e7\u0131kt\u0131r. Bu \u015fekilde \u0130sl\u00e2m dini &#8220;Kime hikmet verildiyse, \u00e7ok hay\u0131r verilmi\u015ftir.&#8221; (Bakara, 2\/269) buyurulan hikmet, &#8220;(Ey Muhammed), biz seni ancak \u00e2lemlere rahmet olarak g\u00f6nderdik.&#8221; (Enbiya, 21\/107) buyurulan Muhammed\u00ee n\u00fcb\u00fcvvet ve risalet, \u00f6zellikle Kur&#8217;\u00e2n, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n i\u00e7erdi\u011fi b\u00fct\u00fcn hay\u0131r ve faziletler, bu c\u00fcmleden olarak Kur&#8217;\u00e2n s\u00fbrelerinde &#8220;Umulur ki Rabbin seni \u00f6v\u00fclm\u00fc\u015f bir makama ula\u015ft\u0131r\u0131r.&#8221; (\u0130sra, 17\/79), &#8220;Muhakkak ki O&#8217;nun sana olan l\u00fctfu b\u00fcy\u00fckt\u00fcr.&#8221; (\u0130sra, 17\/87), &#8220;Ve sen, b\u00fcy\u00fck ahl\u00e2k \u00fczerindesin.&#8221; (Kalem, 68\/4), &#8220;Rabbin sana verecek ve sen raz\u0131 olacaks\u0131n.&#8221; (Duh\u00e2, 93\/5) gibi \u00e2yetlerde Resulullah&#8217;a bah\u015fetti\u011fi ve vaad etti\u011fi beyan olunan d\u00fcnya ve ahirete ait b\u00fct\u00fcn ihsanlar ve il\u00e2h\u00ee feyizler, \u015feriatinin baki olmas\u0131, \u00fcmmetinin \u00e2limleri, hay\u0131r tabileri ve \u00fcmmetinin, nesil ve evlad\u0131n\u0131n \u00e7oklu\u011fu, Mirac&#8217;da mazhar oldu\u011fu mevhibeler, nihayet \u015fefaat\u0131, cennetteki \u00f6zel nehri&#8230; hep &#8220;\u00e7ok hay\u0131r&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131nda dahil misal ve tasdik olunan husus olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcr ve a\u00e7\u0131klan\u0131r.<\/p>\n<p>B\u00f6yle biri mefhum, biri daha \u00e7ok tasdik olunan\u0131 ifade eden bu iki tefsir ile Kevser kelimesi \u015feriat dilinde vas\u0131fl\u0131ktan isimli\u011fe naklolunarak \u0130sl\u00e2m dini ve Muhammed\u00ee n\u00fcb\u00fcvvetin d\u00fcnyaya ve ahirete ait il\u00e2h\u00ee feyizlerin ismi olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Tevbe S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;D\u00fcnya hayat\u0131n\u0131n ge\u00e7imi, ahiretin yan\u0131nda pek azd\u0131r.&#8221; (Tevbe, 9\/38) buyuruldu\u011fu \u00fczere malumdur ki d\u00fcnyev\u00ee hayat meta\u0131, ahirete g\u00f6re az, pek az bir \u015feydir, \u00e7\u00fcnk\u00fc fanidir, ge\u00e7icidir, sonludur. Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n Kevser buyurdu\u011fu l\u00fctuf ise \u00e7ok, pek \u00e7ok demek oldu\u011fu i\u00e7in ge\u00e7ici d\u00fcnya l\u00fctuf ve servetinden ibaret olmay\u0131p, ahirette ve Allah kat\u0131nda \u00e7ok, ebedi olarak kesilmez, t\u00fckenmez &#8220;Kesintisiz vergi.&#8221; (Hud, 11\/108) oldu\u011fu gerek Kevser lafz\u0131n\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131 ve gerek Duh\u00e2 S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7en &#8220;Muhakkak ahiret sana d\u00fcnyadan daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r.&#8221; (Duh\u00e2, 93\/4) h\u00fckm\u00fcn\u00fcn gere\u011fi olarak anla\u015f\u0131lmak laz\u0131m gelece\u011fi gibi s\u00fbrenin sonunda da bunun asla kesilmeyece\u011fi ayr\u0131ca savunulmu\u015ftur. Ve i\u015fte &#8220;Kevser&#8221;in bilhassa cennette bir nehir oldu\u011funu Resulullah&#8217;\u0131n beyan\u0131 da d\u00fcnyaya ait cihetlere \u00f6nem vermeyip as\u0131l ahiretle ilgili bu y\u00f6n\u00fc a\u00e7\u0131k\u00e7a tefsir olmu\u015ftur. \u015eu halde Duh\u00e2 S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;Rabbin sana verecek, sen de raz\u0131 olacaks\u0131n.&#8221; (Duh\u00e2, 93\/5) diye gelecek zaman kipiyle vaad buyurulmu\u015f olan ihsan, burada daha kuvvetli ve daha \u00e7ok olmak \u00fczere &#8220;biz sana Kevser&#8217;i verdik&#8221; diye mazi (ge\u00e7mi\u015f zaman) kipi ve Kevser lafz\u0131yla ifade buyurulmu\u015ftur. bu ise onun d\u00fcnyada iken tahakkuk etmi\u015f emr-i vaki oldu\u011funa i\u015faret eder. O halde en \u00e7ok ve en m\u00fchim k\u0131sm\u0131 ahirette tahakkuk edecek olan bu l\u00fctfun b\u00f6yle ifade edilmi\u015f olmas\u0131n\u0131n n\u00fcktesini d\u00fc\u015f\u00fcnmek gerekir. Zira bu &#8220;verdik&#8221; fiili ya ihbar, ya in\u015f\u00e2d\u0131r. \u0130hbar oldu\u011funa g\u00f6re ge\u00e7mi\u015fte verilmi\u015f bir l\u00fctfu haber vermi\u015f olur. Hibe ve temlik ahidlerinde oldu\u011fu gibi bir in\u015f\u00e2 ifade etti\u011fine g\u00f6re de \u015fimdiki halde bir l\u00fctfu gerektirmi\u015f ve in\u015f\u00e2 etmi\u015f olur. Us\u00fbl-i F\u0131k\u0131h&#8217;ta malum oldu\u011fu \u00fczere bu gibi ahitlerde kullan\u0131lan m\u00e2zi (ge\u00e7mi\u015f zaman) kipleri lugat itibar\u0131yle ibaresiyle ihbara konulmu\u015f olmakla beraber, \u015fer&#8217;an de iktizas\u0131yla in\u015f\u00e2ya delalet eylediklerinden dolay\u0131 do\u011frusu burada ihbar ile beraber in\u015f\u00e2 dahi vard\u0131r. Fakat i&#8217;tan\u0131n, temlikin ge\u00e7mi\u015fte veya halde tahakkuk etmi\u015f olmas\u0131ndan, verilenin bitmesi ve durmas\u0131 laz\u0131m gelece\u011fi zannedilmemeli, i&#8217;tan\u0131n taalluk etti\u011fi \u015fey kendi mahiyetine g\u00f6re d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmelidir. Ger\u00e7i teberrular, almakla tamam olur, kaidesine g\u00f6re vermenin tamam olmas\u0131 verilenin tamamen ortaya \u00e7\u0131kar\u0131larak teslimine dayan\u0131r ise de, ahiret nimetleri sonsuz oldu\u011fu i\u00e7in Kevser&#8217;in gelecekteki b\u00fct\u00fcn cereyaniyle hal-i haz\u0131rda tamam\u0131n\u0131n ortaya \u00e7\u0131kar\u0131larak teslimi ihtimalden hari\u00e7tir. Bundan dolay\u0131 tefsirciler burada mazi ile tabirin n\u00fcktesinde bir ka\u00e7 vecih s\u00f6ylemi\u015flerdir:<\/p>\n<p>1- Baz\u0131lar\u0131, gelecekte vukuun tahakkukuna binaen mazi ile tabir olundu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Bu, &#8220;Rabbin sana verecek, sen de raz\u0131 olacaks\u0131n.&#8221; (Duh\u00e2, 93\/5) gibi gelecekte bir vaadin tahakkukunu ifade ederse de ge\u00e7mi\u015fte veya halde bir in\u015fa ifade etmeyece\u011fi i\u00e7in zahirin tersidir.<\/p>\n<p>2- Denilmi\u015ftir ki bunda i&#8217;t\u00e2 (verme)n\u0131n b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcne ve icras\u0131 geri b\u0131rak\u0131lmay\u0131p y\u00fcr\u00fcrl\u00fckte olan emir oldu\u011funa i\u015faret edilmi\u015ftir. Bunu \u015fu iki vecih izah eder.<\/p>\n<p>3- Zaman m\u00e2n\u00e2s\u0131 kastedilmeyerek bu i&#8217;t\u00e2n\u0131n ezelde takdir edilmi\u015f bir il\u00e2h\u00ee h\u00fck\u00fcm oldu\u011funu ve Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n zenginle\u015ftirme ve ba\u015far\u0131ya ula\u015ft\u0131rma yahut fakirle\u015ftirme ve g\u00fc\u00e7l\u00fc\u011fe d\u00fc\u015f\u00fcrme ile h\u00fck\u00fcm ve takdiri sonradan olmay\u0131p ezeli bulundu\u011funa i\u015farettir.<\/p>\n<p>&#8230; 4- Bir \u015feyin asl\u0131n\u0131, kayna\u011f\u0131n\u0131, sebeplerini ve illetini vermek ve onun b\u00fct\u00fcn gelecekteki f\u00fcru ve neticeleri, fazlal\u0131klar\u0131 ve meyveleri ile tamam\u0131n\u0131 vermektir. Nitekim bir bah\u00e7eyi hibe ve teslim onun senelerce meydana gelecek has\u0131lat\u0131n\u0131n da temlikini tamam etmi\u015f olaca\u011f\u0131 gibi, bir evin anahtar\u0131n\u0131 teslim de o evi teslim demektir. Bu vechile d\u00fcnyev\u00ee hay\u0131rlar\u0131n sebeplerini bah\u015fetmek, d\u00fcnya hay\u0131rlar\u0131n\u0131 bah\u015fetmek olaca\u011f\u0131 gibi, d\u00fcnyada ahirete ait hay\u0131rlar\u0131n sebeplerini bah\u015fetmek de ahiret hay\u0131rlar\u0131n\u0131 bah\u015fetmek olur. \u0130\u015fte Kevser&#8217;i bah\u015fetmek b\u00f6yle \u00f6nce ve sonra s\u0131r ve gayb \u00e2leminde bulunan \u00e7ok hayr\u0131 b\u00fct\u00fcn kaynaklar\u0131 ile bah\u015fetmektir. O, Muhammed\u00ee hakikat\u0131 ezelde takdir olunarak ihsan emri ile verilmi\u015f, bu s\u00fbrenin n\u00fczul\u00fc esnas\u0131nda bilfiil verilmi\u015f bulunan Rabban\u00ee mevhibeleri ile de ilerde ona terett\u00fcb\u00fc takdir edilmi\u015f olan il\u00e2h\u00ee feyizlerin sebeplerinin verilmi\u015f olmas\u0131 bak\u0131m\u0131ndan gelecekte cereyan edecek olanlar\u0131n hepsi de halde temsil ettirilerek verilmi\u015f, ezel\u00ee takdir h\u00fckm\u00fcnce ilerisinin kesilmeyece\u011fi de taahh\u00fct olunmu\u015ftur. Kevser&#8217;i cennet nehirlerinin kayna\u011f\u0131 olan bir nehir diye tarif de bunu anlat\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da cennetin nimetlerinin cereyan\u0131 &#8220;Onlar i\u00e7in altlar\u0131ndan \u0131rmaklar akan, i\u00e7inde ebed\u00ee kalacaklar\u0131 cennetler var.&#8221; (Maide, 5\/119) diye nehirlerle anlat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 gibi, Muhammed S\u00fbresi&#8217;nde de m\u00fcttakilere vaad olunan cennet naiminin cereyanlar\u0131 ve zevk-u lezzetleri &#8220;Muttakilere vaad olunan cennetin durumu \u015fudur: \u0130\u00e7inde bozulmayan sudan \u0131rmaklar, tad\u0131 de\u011fi\u015fmeyen s\u00fctten \u0131rmaklar, i\u00e7enlere lezzet veren \u015faraptan \u0131rmaklar ve s\u00fczme baldan \u0131rmaklar vard\u0131r&#8230;&#8221; (Muhammed, 47\/15) \u00e2yetinde bozulmaz su nehirleri, tad\u0131 de\u011fi\u015fmez s\u00fct nehirleri, i\u00e7enlere lezzet veren \u015farap nehirleri, s\u00fczme bal nehirleri ile temsil olundu\u011fu malumdur. Onun i\u00e7in Kevser&#8217;in cennette Peygamber&#8217;e verilmi\u015f bir nehir olarak kendisine Mirac&#8217;da g\u00f6sterildi\u011finin beyan olunmas\u0131 ve s\u00fctten daha beyaz, baldan daha tatl\u0131 ve tiynetinden ezher miski (kokusu) \u00e7\u0131kar \u00c9\u00ca}gibi vas\u0131flarla tarif ve vasfedilmesi ve \u00fcmmetinin k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc ona \u00e7\u0131k\u0131p i\u00e7e\u00e7eklerinin haber verilmesi de g\u00f6sterir ki, o s\u00fct ve bal cennet \u0131rmaklar\u0131n\u0131n temsilidir. Ve Kevser onlar\u0131n hepsinden ho\u015f ve \u00fcst\u00fcn olarak Peygamber&#8217;e \u00f6zg\u00fc kaynak olup, m\u00fcttakilere vaad olunan cennet \u0131rmaklar\u0131n\u0131n ondan kaynaklanaca\u011f\u0131 Muhammed S\u00fbresi \u00e2yeti \u00fcsl\u00fbbu \u00fczere ve ona i\u015faret olarak bir beyan oldu\u011fundan gaflet edilmemek gerekir. \u015eu halde \u00f6nceki s\u00fbrelerden sonra M\u00e2\u00fbn s\u00fbresini takip eden bu s\u00fbrede mazi (ge\u00e7mi\u015f zaman) siga (kipi)s\u0131yla &#8220;biz sana Kevser&#8217;i verdik&#8221; buyurulmas\u0131nda ezelden bir ihbar, halde bir in\u015fa (talep), sonsuz gelecek i\u00e7in de bir taahh\u00fct mahiyetinde Resulullah&#8217;a ve \u00fcmmetine Muhammed\u00ee hakikat \u00f6zelli\u011finden olmak \u00fczere m\u00fcjdeleme \u00fcst\u00fcne m\u00fcjdeleme olarak \u015fu m\u00e2n\u00e2lar var demektir: Ey Muhammed! Biz \u00e2lemlerin Rabbi seni vucuda getirmezden \u00f6nce sana b\u00fct\u00fcn saadetin sebeplerini, hay\u0131r menbalar\u0131n\u0131 yegane l\u00fctuf ve ihsan olarak takdir ve tebrik edip \u00f6nceden verdik. Seni bu y\u00fcksek f\u0131tratla v\u00fccuda getirip yeti\u015ftirdikten, sen okumazken &#8220;oku&#8221; emriyle temiz sayfalar\u0131 okuttuktan ve sen hak ruhuyla onlar\u0131n hakk\u0131n\u0131 ifa ve \u015f\u00fckr\u00fcn\u00fc eda etmek \u00fczere din ve kulluk ile hay\u0131r i\u015fleme\u011fe ba\u015flad\u0131ktan sonra onlara terett\u00fcp ettirece\u011fimiz ve o menbalardan ak\u0131tmas\u0131n\u0131 ezelden takdir ve taahh\u00fct etti\u011fimiz d\u00fcnyaya ve ahirete ait sonu\u00e7lar ve semereler, ecir ve sevaplar, hay\u0131r ve bereketler de \u015fimdiden senin olmu\u015ftur. Yalanlayanlar\u0131n yalanlamalar\u0131na ra\u011fmen sana o y\u00fcksek yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131, nimetlerimizin do\u011fru yolu olan dini &#8220;Onu (\u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131) b\u00fct\u00fcn dinlerin \u00fcst\u00fcne \u00e7\u0131kars\u0131n.&#8221; (S\u00e2f, 61\/9) her dine \u00fcst\u00fcn olacak olan hak tevhid dinini, &#8220;Muhakkak Allah kat\u0131nda din \u0130sl\u00e2m&#8217;d\u0131r.&#8221; (Al-i \u0130mran, 3\/19) olan \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131 , &#8220;Hikmet verilen kimseye \u00e7ok hay\u0131r verilmi\u015ftir.&#8221; (Bakara, 2\/269) buyurulan hikmeti, &#8220;\u00c2lemlere rahmet.&#8221; (Enbiya, 21\/107) olan risalet (peygamberlik)i, insanlar\u0131n ve cinlerin bir dengini getiremeyece\u011fi h\u00fcda, nur, Kitab-\u0131 M\u00fcbin (a\u00e7\u0131k kitab) olan &#8220;Muhakkak ki onu biz muhafaza edece\u011fiz.&#8221; (H\u0131cr, 15\/9) \u00e2yeti gere\u011fince muhafas\u0131 taahh\u00fcd buyurulan Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 onun i\u00e7ermi\u015f oldu\u011fu m\u00fcjde ve tehdidi ile rahmet ve r\u0131dvan\u0131, b\u00fcy\u00fck ahl\u00e2k\u0131, velhas\u0131l evvel ve \u00e2hiri (\u00f6nceyi ve sonray\u0131) hamdolan Muhammed\u00ee hakikate takdir ve tahsis edilen pek \u00e7ok faziletleri ve \u00e7ok delilleri bah\u015fetmekle sana d\u00fcnya ve ahiretin &#8220;\u00e7ok hayr\u0131&#8221; ve cennet nehirlerinin kayna\u011f\u0131 olan Kevser verilmi\u015f bulunuyor. Bir ihsan ki hem en ho\u015f, hem gayet \u00e7ok, veren vericisi de b\u00fct\u00fcn \u00e2lemlerin Rahm\u00e2n, Rah\u00eem Rabb&#8217;i, seni Mirac&#8217;a \u00e7\u0131karan, sana &#8220;Senin i\u00e7in ahiret d\u00fcnyadan daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r, Rabb&#8217;\u0131n sana verecek, sen de raz\u0131 olacaks\u0131n.&#8221; (Duha, 93\/4-5) buyuran &#8220;Biz senin g\u00f6\u011fs\u00fcn\u00fc a\u00e7mad\u0131k m\u0131?&#8221; (\u0130n\u015firah, 94\/1) buyuran, &#8220;Oku, Rabb&#8217;in en b\u00fcy\u00fck kerem sahibidir.&#8221; (Al\u00e2k, 96\/3) buyuran, sana Kadir gecesini veren ve daha sen d\u00fcnyaya gelirken Beyt&#8217;i (Kabe&#8217;yi) y\u0131kmak \u00fczere gelmi\u015f Fil sahiplerini o \u015fa\u015f\u0131lacak durumda defeden ve peri\u015fan edip seni yeti\u015ftiren \u015fan\u0131 y\u00fcce Rabbin. Emin ol ki senin hay\u0131r ve feyzin, bereketin kesilmek ihtimali yoktur. Ard\u0131nca Peygamberlerin varisleri olan \u00e2limler, hay\u0131rl\u0131 \u00fcmmet, hay\u0131rl\u0131 nesil ve evlat gibi pek \u00e7ok Ashab ve tabiler gelecek. Onlar da senden feyz alarak ahirette, o &#8220;Makam-\u0131 mahmud&#8221; (\u00f6\u011f\u00fclm\u00fc\u015f makam)da senin emrinde liva-i hamd (hamd sanca\u011f\u0131) alt\u0131nda o Kevser&#8217;in b\u00fct\u00fcn lezzetlerden daha tatl\u0131, daha ho\u015f olan kesilmez, t\u00fckenmez ak\u0131nt\u0131s\u0131ndan nimetlenip ve lezzetlenecekler.<\/p>\n<p>2. Onun i\u00e7in \u015fimdi bu Kevser ihsan\u0131n\u0131n \u015f\u00fckr\u00fcn\u00fc eda etmek \u00fczere haydi namaz k\u0131l. &#8220;F\u00e2&#8221;, sebep bildirmekle \u00f6n\u00fcndeki emirlerin kendinden \u00f6ncekilere ilgisini ifade etmek i\u00e7indir. \u00c7\u00fcnk\u00fc l\u00fctuf, \u00f6nemi oran\u0131nda \u015f\u00fck\u00fcr ve taat\u0131, \u015f\u00fck\u00fcr &#8220;\u015e\u00fckrederseniz, muhakkak size artt\u0131r\u0131r\u0131m.&#8221; (\u0130brahim,14\/7) h\u00fckm\u00fcnce artmay\u0131 haketmeyi gerektirdi\u011fi i\u00e7in Kevser ihsan\u0131 bu emirlerin en m\u00fckemmel \u015fekilde ifas\u0131n\u0131 icab ettirir.<\/p>\n<p>Kevser kavram\u0131 Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da zikredilen hay\u0131rlar\u0131n hepsini i\u00e7ermek itibariyle de bu terett\u00fcp yukarda ge\u00e7en s\u00fbrelerin hepsine ve en sonunda M\u00e2\u00fbn S\u00fbresi&#8217;ne bir \u00f6zet halinde terett\u00fcb\u00fc dahi i\u00e7ine al\u0131r. \u015eu halde \u015f\u00f6yle demek olur: Hal b\u00f6yle oldu\u011fundan, yani sana o Kevser&#8217;i bah\u015fetti\u011fimizden dolay\u0131 o nisbette \u00e7ok \u015f\u00fckretmek \u00fczere ibadet ve hay\u0131r ile me\u015fgul ol da o &#8220;\u0130badet etsinler.&#8221; (Kurey\u015f, 106\/3) emrini dinlemeyenlerin, dini yalanlayanlar\u0131n ve namazlar\u0131ndan yan\u0131lanlar\u0131n z\u0131dd\u0131na olarak evvela namaz k\u0131l, namaza devam et. \u00c7\u00fcnk\u00fc namaz, kalben ve lisanen ve b\u00fct\u00fcn bedenin uzuvlar\u0131 ile yap\u0131lan \u015f\u00fckr\u00fcn k\u0131s\u0131mlar\u0131n\u0131 i\u00e7ine alan ve tazimin en y\u00fckse\u011fi demek olan ibadetin ba\u015f\u0131, dinin dire\u011fi, g\u00f6n\u00fcllerin Allah&#8217;a bir \u00e7e\u015fit konu\u015fmas\u0131 olarak hayat\u0131n b\u00fct\u00fcn cereyaniyle Allah&#8217;\u0131n b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc, celal ve cemaliyle kudret ve l\u00fctuflar\u0131n\u0131n y\u00fcceli\u011fini duymak ve ona g\u00f6re Allah&#8217;\u0131n hakk\u0131na ve kullar\u0131n haklar\u0131na ili\u015fkin m\u00fc\u015fk\u00fclleri yenmek \u00fczere &#8220;Ey inananlar, sab\u0131r ve namazla (Allah&#8217;dan) yard\u0131m isteyin.&#8221; (Bakara, 2\/153) \u00e2yeti gere\u011fince Allah&#8217;tan yard\u0131m ile ruha kuvvet almakt\u0131r. Onun i\u00e7indir ki bunu bilenler namazdan ald\u0131klar\u0131 zevk ve huzuru d\u00fcnyada hi\u00e7 bir \u015feyde bulamazlar. &#8220;\u0130yi bilin ki Allah&#8217;\u0131 anmakla kalbler yat\u0131\u015f\u0131r.&#8221; (Ra&#8217;d, 13\/28), &#8220;Allah&#8217;\u0131 anmak, elbette en b\u00fcy\u00fck (ibadet)t\u00fcr.&#8221; (Ankebut, 29\/45) buyurulmu\u015ftur ve onun i\u00e7indir ki Resulullah &#8220;Namaz benim g\u00f6z\u00fcm\u00fcn nuru k\u0131l\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r.&#8221; demi\u015ftir. Namaz\u0131 b\u00f6yle bir zevk ile k\u0131lmak ise kalbi her k\u00f6t\u00fc niyetten uzak tutarak, ibadet ancak Allah&#8217;\u0131n hakk\u0131 bulundu\u011funu ve Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131na a\u00e7\u0131ktan veya gizliden tanr\u0131l\u0131k hissesi verip de g\u00f6nl\u00fc ona takarak ibadet ve kulluk etmenin o hakka tecav\u00fcz ve Allah&#8217;\u0131n h\u00fcr yaratt\u0131\u011f\u0131, Allah&#8217;tan ba\u015fka kimsenin s\u0131rr\u0131na vak\u0131f olamayaca\u011f\u0131 insanl\u0131k vicdan\u0131n\u0131 fanilere kendi eliyle teslim edip de ac\u0131kl\u0131 azaba sokmak &#8220;b\u00fcy\u00fck zul\u00fcm&#8221; olan \u015firk oldu\u011funu bilmek ve bundan dolay\u0131 her i\u015finde Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131na yakla\u015fmak i\u00e7in g\u00f6nl\u00fcn\u00fc yaln\u0131z onu yaratan, o gayblar\u0131n bilicisi olan, ne kahr ve gazab\u0131na, ne de l\u00fctuflar\u0131na ve ihsanlar\u0131na nihayet olmayan cel\u00e2l sahibi Allah&#8217;a teslim ederek Hakk&#8217;a kavu\u015fman\u0131n vahdet zevkini vicdan selameti ile duymaya dayanmaktad\u0131r ki, Kevser&#8217;in bir m\u00e2n\u00e2s\u0131 olan ve &#8220;Muhakkak ki Allah kat\u0131nda din \u0130sl\u00e2m&#8217;d\u0131r.&#8221; (Al-i \u0130mran, 3\/19) buyurulan \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n as\u0131l m\u00e2n\u00e2s\u0131 da bu ihlas ile tevhiddir. Namaz\u0131 b\u00f6yle ihlas ile Allah&#8217;a y\u00fcz tutarak yaln\u0131z \u015f\u00fck\u00fcr ve tazim ile Allah&#8217;a yakla\u015fmak i\u00e7in k\u0131lmayanlar, \u015firk, riya (g\u00f6steri\u015f) kar\u0131\u015ft\u0131ranlar, Allah&#8217;\u0131n hakk\u0131n\u0131 vermek istemeyenler, \u00f6nceki s\u00fbrede ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere namazlar\u0131ndan yan\u0131lm\u0131\u015f olurlar. Ondan dolay\u0131 namaz\u0131n ve b\u00fct\u00fcn ibadetlerin ruhu demek olan bu nokta bilhassa a\u00e7\u0131klanarak buyuruluyor ki: Rabbin i\u00e7in k\u0131l. &#8220;L\u00e2m&#8221; &#8216;de oldu\u011fu gibi istihkak (hak etmek) veya ihtisas (tahsis etmek) i\u00e7indir. Yaln\u0131z Rabbinin hakk\u0131 olarak, bilhassa Rabbine y\u00fcz tutarak tevhid ve ihlas ile k\u0131l, demek olur. Ba\u015fta azamet nun&#8217;u ve m\u00fctekellim (birinci \u015fah\u0131s) zamiriyle buyurulmu\u015fken burada denilmeyip yine Peygamber&#8217;e hitap olan zamire muzaf Rab \u00f6zel ismiyle \u00f6zellikle rububiyet a\u00e7\u0131klanarak diye zamirden zahire d\u00f6nmekte de bir \u00e7ok n\u00fckteler vard\u0131r. Bu evvela m\u00fctekellim (birinci \u015fah\u0131s) zamirini izah ile vericinin birli\u011fini beyand\u0131r. \u0130kinci olarak, emrin haysiyetini beyand\u0131r. Yani emir, Rab olman\u0131n hakk\u0131 ve malikiyet (sahip olmak)le b\u00fct\u00fcn terbiyenin gere\u011fi oldu\u011funu ifade eder. Bu emir sadece verilmi\u015f olan ihsandan dolay\u0131 de\u011fil, Rabbine kulluk ve ba\u011fl\u0131l\u0131kla terbiyenin h\u00fckm\u00fc gere\u011fi olarak ilerde daha \u00e7ok kemal gayesine y\u00fcr\u00fcyen \u00f6zel bir nispetle yaln\u0131z ibadet ve kulluk i\u00e7in s\u0131dk u sadakatle ifa olunmay\u0131 ve b\u00f6ylece her hususta Rabb&#8217;in r\u0131zas\u0131n\u0131 arayarak ona lay\u0131k olan her hayr\u0131, \u00f6zel emir olmadan bile yapmaya \u00e2made bulunmay\u0131 gerektirir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah&#8217;a yakla\u015fman\u0131n kemali yaln\u0131z farzlarla de\u011fil, daha \u00e7ok nafileler iledir.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak, bu izafet muhatab hakk\u0131nda ahdile bilinen bir \u00f6zel nisbeti ve bir \u00f6zel rububiyeti ve muhatab\u0131n kulluk vasf\u0131n\u0131 ifade eder ki, bunda da ayr\u0131ca bir sayg\u0131y\u0131 a\u00e7\u0131klama ve \u00f6zel bir \u015feref ile i\u015fin en m\u00fckemmel \u015fekilde ifas\u0131na bir sevk ve te\u015fvik vard\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte namaz\u0131n b\u00fct\u00fcn bu d\u00fc\u015f\u00fcncelerle s\u0131rf Rab&#8217;l\u0131k hakk\u0131 olarak Allah i\u00e7in halis niyet ile k\u0131l\u0131nmas\u0131n\u0131n gere\u011fini anlatmak \u00fczere &#8220;namaz k\u0131l&#8221; emri hak etme veya ihtisas lam&#8217;\u0131yla &#8220;Rabbin i\u00e7in&#8221; kayd\u0131yla kaydedilmi\u015ftir. Bundan dolay\u0131 bunun sonucunu diye ifade etmi\u015flerdir ki \u015f\u00f6yle demek olur: O halde sen, o m\u00fc\u015friklerin, yalanlay\u0131c\u0131lar\u0131n, g\u00f6steri\u015fcilerin tersine olarak o seni yeti\u015ftiren, sana o Kevser&#8217;i veren ve her emrine sahip olup \u00f6zellikle kendisine \u00f6zel \u015feref ile daha \u00e7ok y\u00fcceltecek olan kerim Rabbinin r\u0131zas\u0131 i\u00e7in ona ihlasl\u0131 olarak kullukla me\u015fgul ol, onun i\u00e7in ihlas ile namaz k\u0131l. Ve kurban kes. Namaz k\u0131lmakla beraber kurban da kes, m\u00e2\u00fbnu men edenlerin tersine fedak\u00e2rl\u0131k ederek k\u0131ymetli, canl\u0131 mallardan, \u00f6zellikle deve gibi iri bedenlerden s\u0131rf Rabb&#8217;inin ad\u0131na hay\u0131r i\u00e7in kesiver de &#8220;S\u0131k\u0131nt\u0131 i\u00e7inde bulunan fakire de yedirin.&#8221; (Hacc, 22\/28) &#8220;Kanaat eden (fakir)e de, isteyen (fakir)e de yedirin.&#8221; (Hacc, 22\/26) buyuruldu\u011fu \u00fczere muhta\u00e7lara yedir, fiil\u00ee olarak tahdis-i nimet (nimeti s\u00f6ylemek) ile Rabb&#8217;inin kerem ve l\u00fctfunu duyur, bayram yap. Bu &#8220;kurban kes&#8221; emri, &#8220;namaz k\u0131l&#8221; emri \u00fczerine atfedildi\u011fi i\u00e7in &#8220;Rabbin i\u00e7in&#8221; kayd\u0131 burada da ge\u00e7erlidir. &#8220;Rabbin i\u00e7in namaz k\u0131l&#8221;, &#8220;Rabbin i\u00e7in kurban kes&#8221; me\u00e2lindedir. \u0130kisinin de Allah i\u00e7in halis niyet ile yap\u0131lmas\u0131n\u0131 emreder. Allah i\u00e7in olmayan namaz, namaz olmayaca\u011f\u0131 gibi, Allah i\u00e7in kesilmeyen de kurban olmaz. Kurban olmak \u015f\u00f6yle dursun, Allah&#8217;\u0131n ismi an\u0131lmayan ve bilerek terk olunan veya Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131n\u0131n ismi \u00e7a\u011f\u0131r\u0131larak kesilenler &#8220;Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131 ad\u0131na bo\u011fazlanan.&#8221; (Maide, 5\/3) oldu\u011fu i\u00e7in kesilmi\u015f bile olmaz, \u00f6lm\u00fc\u015f hayvan gibi yenmesi haram olur. (Maide S\u00fbresi&#8217;ne bkz.) &#8220;Vav&#8221; da \u00e7o\u011ful i\u00e7in oldu\u011fundan takib veya gecikmeden eam (daha umum\u00ee) olarak bu iki emrin ihlas ile mutlaka cem&#8217;ini ifade eder. Ba\u015ftaki &#8220;f\u00e2&#8221;n\u0131n terett\u00fcp ifade etmesi, nehirin de \u015f\u00fck\u00fcr olarak ihsana terett\u00fcb\u00fcn\u00fc gerektirirse de salattan sonra gelmesine engel olmad\u0131\u011f\u0131 cihetle hemen onu takip etmesi de gerekmez. \u00d6yle olsayd\u0131 buyurulurdu. Bununla beraber m\u00fcmk\u00fcn olu\u011fu kadar \u00e7abukla\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131nda m\u00fcstehab olmas\u0131ndan da hali olmaz. Bir kurban g\u00fcn\u00fc bilindi\u011fine g\u00f6re de ona sarfedilmi\u015f olmas\u0131 akla gelir. S\u00f6z\u00fcn ak\u0131\u015f\u0131 da, &#8220;v\u00e2v&#8221;\u0131n mutlak cem&#8217; m\u00e2n\u00e2s\u0131 \u00fczerinde bu iki emrin toplanmas\u0131yledir. Hem namaz k\u0131lmak, hem kurban kesmek. \u0130hlas ile namaz, \u015f\u00fckr\u00fcn kalb\u00ee, lis\u00e2n\u00ee, beden\u00ee her \u00e7e\u015fidini i\u00e7ine almakla beraber mal\u00ee ibadeti i\u00e7ermi\u015f olmad\u0131\u011f\u0131ndan sadece namazla yetinilmeyip, onunla beraber m\u00e2l\u00ee fedakarl\u0131kla kurban keserek hay\u0131r yapmak dahi emrolunmu\u015f ve bu \u015fekilde Saffat S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere Hz. \u0130brahim&#8217;in s\u00fcnneti olarak cereyan edegelen Kurban Bayram\u0131&#8217;na da i\u015faret buyurulmu\u015ftur. \u015eunu da unutmamak laz\u0131m gelir ki, kurban kesmek, zekat ve f\u0131t\u0131r sadakas\u0131 (fitre) vermekten daha fazla bir fedak\u00e2rl\u0131k ifade eden bir ibadettir. Onun i\u00e7in bunda da kudret \u015fart olmakla beraber,<\/p>\n<p>Zekat kadar kudret-i m\u00fcyessire (y\u00fcksek mertebe kudret) de \u015fart de\u011fildir.<\/p>\n<p>Laf\u0131zdan zahir oldu\u011fu gibi yukar\u0131ki s\u00fbre de delalet eder ki bu &#8220;salli= namaz k\u0131l&#8221; emri, namaz demek olan salattand\u0131r, tasliye (salevat\u0131 \u015ferife okumak)den ve sadece dua m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan de\u011fildir. Bu namazdan murad hangi namaz oldu\u011fu hakk\u0131nda bir ka\u00e7 g\u00f6r\u00fc\u015f vard\u0131r:<\/p>\n<p>1- Ebu M\u00fcslim, salat-\u0131 mektube, yani farz namazlar olmas\u0131n\u0131 tercih etmi\u015ftir. \u0130bn\u00fc Cerir ve \u0130bn\u00fc M\u00fcnzir bunu \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan da rivayet etmi\u015flerdir. Emrin v\u00fccub (farz) ifade etmesi bunda zahir gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcrse, bu bir emirden b\u00fct\u00fcn farz namazlar\u0131n\u0131n v\u00fccubunu yani farz olu\u015funu anlamak zahir (a\u00e7\u0131k) de\u011fildir. Onlar\u0131n farz olu\u015fu bu emirle de\u011fil &#8220;Muhakkak namaz, m\u00fcminlere vakitli olarak farz k\u0131l\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r.&#8221; (Nisa, 4\/103). &#8220;G\u00fcne\u015f&#8217;in (ufukta a\u015fa\u011f\u0131) kaymas\u0131ndan gecenin kararmas\u0131na (yats\u0131 vaktine) kadar namaz k\u0131l.&#8221; (\u0130sra, 17\/78) gibi di\u011fer bir \u00e7ok emirler ve \u00e2yetlerle sabittir. Bundan \u00f6nce de Resulullah (s.a.v.) namaz k\u0131l\u0131yordu. Onun i\u00e7in bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 anlatmak istiyen tefsirciler bunu &#8220;namaz k\u0131l&#8221; gibi &#8220;namaza devam et&#8221; diye tefsir etmi\u015flerdir ki, v\u00fccub namaz\u0131n kendisine de\u011fil, devam\u0131na y\u00f6nelmi\u015f olur. Devam da esasen emredilmi\u015f oldu\u011fundan bu emir bir te&#8217;kitten ibaret kalm\u0131\u015f bulunur ki, bu da zahirin tersi demektir. Me\u011fer ki bu s\u00fbre de Mirac&#8217;da nazil olmu\u015f bulunsun da o zaman be\u015f vakit namaz farz k\u0131l\u0131n\u0131rken bu emir de verilmi\u015f bulunsun.<\/p>\n<p>2- Farzlar\u0131 da, nafileleri de i\u00e7ine alan namaz cinsi denilmi\u015ftir. \u00c7oklar\u0131 bunu tercih etmi\u015flerdir. Bu m\u00e2n\u00e2 da yaln\u0131z emrin m\u00fcstehaba y\u00fcklenmesiyle anla\u015f\u0131lmaz. Bunun durumu \u015f\u00f6yle d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir: Emir v\u00fccub ifade ediyorsa da, burada h\u00fckm\u00fcn as\u0131l dura\u011f\u0131 &#8220;Rabbin i\u00e7in&#8221; kayd\u0131 oldu\u011fundan v\u00fccubun as\u0131l ilgilisi namaz ve kurban\u0131n kendileri de\u011fil de Allah i\u00e7in olmalar\u0131 kayd\u0131d\u0131r. Bu ise \u015f\u00f6yle demek olur: Gerek farz ve gerek nafile k\u0131laca\u011f\u0131n namazlar\u0131 halis niyet ile Allah i\u00e7in k\u0131l. Mutlaka namaz cinsinden hangisi olursa olsun yaln\u0131z Allah i\u00e7in olarak, bilhassa niyet ile k\u0131l\u0131nmas\u0131 \u015fartt\u0131r, farzd\u0131r. Yoksa namaz olmaz, Kurban da b\u00f6yledir. Kurban kesmek farz olmasa bile, kesilince Allah i\u00e7in kesilmesi farz olur. Bu \u015fekilde de namaz\u0131n ve kurban\u0131n kendisinin v\u00fccubu meselesi bu \u00e2yetten ba\u015fka delillere ait olmu\u015f olur. Bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 tercih etmek isteyen tefsircilerin de buna &#8220;Namaz\u0131n\u0131 ve kurban\u0131n\u0131 yaln\u0131z Allah i\u00e7in yap, m\u00fc\u015friklerin ve m\u00fcr\u00e2\u00eelerin tersine olarak sen ancak Rabbine tahsis et&#8221;. \u00c7\u00fcnk\u00fc m\u00fc\u015frikler putlara tapar ve putlar i\u00e7in Kurban keserlerdi. Riyak\u00e2rlar da halka g\u00f6steri\u015f i\u00e7in k\u0131larlar. Bu m\u00e2n\u00e2n\u0131n esas itibariyle do\u011fru oldu\u011funda, yani den bu m\u00e2n\u00e2 anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda \u015f\u00fcphe olarak Allah i\u00e7in namazla beraber kurban\u0131n ve kurbanla beraber bulunan bir namaz\u0131n da Peygamber&#8217;e vacip olu\u015fu akla geliyor. Yani emrin vacib olu\u015fu yaln\u0131z &#8220;lirabbike&#8221; kayd\u0131na de\u011fil, o kay\u0131t ile \u015fartlanm\u0131\u015f olarak kay\u0131t alt\u0131na al\u0131nana da y\u00f6nelmi\u015f olaca\u011f\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r. M\u00e2\u00fbnu men edenlere kar\u015f\u0131 olmas\u0131 ve onun arkas\u0131ndan zikredilmesi de bir ipucudur. Bu ise b\u00fct\u00fcn namazlar\u0131n Allah i\u00e7in k\u0131l\u0131nmas\u0131 gere\u011fini anlatmakla beraber., bilhassa bir \u015f\u00fck\u00fcr namaz\u0131 ile bir kurban\u0131n v\u00fccubunu da ifade eder. Onun i\u00e7in:<\/p>\n<p>3- Bir k\u0131s\u0131m tefsirciler de demi\u015flerdir ki, bu namazdan maksad Bayram namaz\u0131, nahirden maksad da dahaya yani kurban bayram\u0131nda kesilen kurbanlar\u0131n bo\u011fazlanmas\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>4- M\u00fccahid, Ata ve \u0130krime&#8217;den rivayet edildi\u011fi \u00fczere bir k\u0131s\u0131m tefsirciler de bu namazdan maksat Bayram sabah\u0131 M\u00fczdelife&#8217;de k\u0131l\u0131nan sabah namaz\u0131, nahirden maksad da Mina&#8217;da kesilen kurbanlar oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Fakat bu s\u00fbrenin n\u00fczul\u00fc Mekk\u00ee oldu\u011funa g\u00f6re bu iki m\u00e2n\u00e2n\u0131n tahsisi de m\u00fc\u015fk\u00fcld\u00fcr. Zira Mekke&#8217;de iken Bayram namaz\u0131 k\u0131l\u0131nd\u0131\u011f\u0131 malum de\u011fildir. Bunun Bayram namaz\u0131 oldu\u011funu s\u00f6yleyenler Meden\u00ee olmas\u0131na meyletmi\u015flerdir. Hatta Said b. C\u00fcbeyr&#8217;den bu \u00e2yetin Hudeybiye&#8217;de indi\u011fine ve Resulullah&#8217;\u0131n Adh\u00e2 hutbesini okuyup iki rekat namaz k\u0131ld\u0131ktan sonra kurbanlar\u0131 kesti\u011fine dair bir rivayet de vard\u0131r. Ve bununla namaz\u0131n kurban\u0131 kesmeden \u00f6nce k\u0131l\u0131nmas\u0131n\u0131n vacip oldu\u011funa delil getirenler de olmu\u015ftur. \u0130ki defa n\u00fczule kail olanlar da buna dayanmak istemi\u015flerdir. Bu \u015fekilde Kevser &#8220;Biz sana apa\u00e7\u0131k bir fetih verdik.&#8221; (Fetih, 48\/1) m\u00e2n\u00e2s\u0131 \u00fczere Hudeybiye anla\u015fmas\u0131ndan bir i\u015fareti de i\u00e7ine alm\u0131\u015f olur. Fakat Mekk\u00eeli\u011fin \u015f\u00f6hreti kar\u015f\u0131s\u0131nda bu rivayetin de s\u0131hhati tesbit edilememi\u015ftir. Mekke&#8217;de iken Hacc\u0131n farz olu\u015fu dahi sabit olmad\u0131\u011f\u0131ndan d\u00f6rd\u00fcnc\u00fc g\u00f6r\u00fc\u015fteki tahsis de \u015f\u00fcphelidir.<\/p>\n<p>\u015eu halde b\u00fct\u00fcn bu g\u00f6r\u00fc\u015flerin t\u00fcm\u00fcne g\u00f6re en do\u011frusu \u015fu sonuca gelmek olur: Burada evvela Kevser kendisine verilen Hz. Peygamber&#8217;in \u00f6zelli\u011fi bahis konusudur. Bu \u00e2yetle sabit olan v\u00fccub, Peygamber&#8217;e \u00f6zg\u00fcd\u00fcr, onun \u00f6zelli\u011findendir. Bunun bilhassa bir \u015f\u00fck\u00fcr ve sevin\u00e7 namaz\u0131 ve ink\u00e2r edenlere ra\u011fmen Rabban\u00ee bir l\u00fctfu a\u00e7\u0131klamakla nimeti anmak i\u00e7in halka ve \u00f6zellikle muhta\u00e7 olanlara Allah r\u0131zas\u0131 i\u00e7in bir ziyafet ve ikram olmak \u00fczere Kurban kesmek ile beraber olan bir namaz olmas\u0131na g\u00f6re Bayram namazlar\u0131na ve \u00f6zellikle hacda bulunmayanlar hakk\u0131nda Kurban Bayram\u0131 namaz\u0131na esas olan bir namaz olmak \u00fczere daha Mekke&#8217;de iken Peygamber&#8217;e vacib k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f olmas\u0131 gerekir ki, buna da en yak\u0131\u015fan Ku\u015fluk namaz\u0131 olmas\u0131d\u0131r. Ger\u00e7ekte Resulullah&#8217;a be\u015f vakit namazdan fazla olarak Tehecc\u00fcd ve Duha namazlar\u0131n\u0131n da yaz\u0131l\u0131 namazlardan olarak vacib oldu\u011fu malumdur. &#8220;Kurban kes&#8221; emriyle de bunun hacc g\u00fcnleri olan nahir g\u00fcnleriyle daha \u00e7ok bir ilgisi bulundu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131r. Bu \u015fekilde bunda farz namazlara devam ve hatta nafileye de te\u015fvik m\u00e2n\u00e2s\u0131 bulunmakla beraber, \u015f\u00fck\u00fcr ve ibadet i\u00e7in sade onlarla yetinilmemesi ve hatta yaln\u0131z namaz cinsi gibi beden\u00ee ibadetlerle de kal\u0131nmay\u0131p Kurban kesmek suretiyle mal\u00ee fedak\u00e2rl\u0131klarda da bulunulmas\u0131 ve b\u00f6yle b\u00fct\u00fcn ibadetlerin &#8220;De ki: &#8220;Benim namaz\u0131m, ibadetim, hayat\u0131m ve \u00f6l\u00fcm\u00fcm hep \u00e2lemlerin Rabb&#8217;i Allah i\u00e7indir. Onun orta\u011f\u0131 yoktur. Bana b\u00f6yle emrolundu ve ben m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n ilkiyim.&#8221; (En&#8217;am, 6\/162-163) m\u00e2n\u00e2s\u0131 \u00fczere sadece Allah i\u00e7in yap\u0131lmas\u0131 hak \u0130sl\u00e2m dininin, Kevser at\u0131yyesinin gere\u011fi oldu\u011funa delalet de a\u00e7\u0131kt\u0131r. Onun i\u00e7in Resulullah Mekke&#8217;de iken de bu minval \u00fczere hareket etmi\u015f, be\u015f vakit namazlardan ba\u015fka daha di\u011fer namazlar k\u0131lmaya devam etmi\u015f, bu c\u00fcmleden olarak Vitir ve Duha namazlar\u0131na da kendi hakk\u0131nda farz olarak devam etmi\u015f, hac farz de\u011fil iken de nahir g\u00fcnlerinde ve onun d\u0131\u015f\u0131nda kurbanlar da kesmi\u015ftir. Ve demek ki Kurban&#8217;\u0131 keserken ku\u015fluk veya bilhassa bir \u015f\u00fck\u00fcr namaz\u0131 da k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Sonra da Medine&#8217;de \u00fcmmet i\u00e7in Zilhicce&#8217;nin onuncu nahir g\u00fcn\u00fc Kurban Bayram\u0131 namaz\u0131 ve Kurban me\u015fru k\u0131l\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Fakat \u00fcmmet i\u00e7in bu namaz ve Kurban&#8217;\u0131n s\u00fcbut ve takriri do\u011frudan do\u011fruya bu \u00e2yet ile de\u011fil, Medine&#8217;de Peygamber&#8217;in emir ve s\u00fcnnetiyle vaki olmu\u015ftur. Ger\u00e7i Peygamber&#8217;e uyman\u0131n vacib olu\u015fundan dolay\u0131 ona olan &#8220;kurban kes&#8221; emriyle \u00fcmmetin nisaba malik (\u015fer&#8217;an zengin) olanlar\u0131na da kurban kesmenin vacib olu\u015funa istidl\u00e2l olunabilir. Ve Medine&#8217;de n\u00fczul\u00fcne kani olanlar bu fikre sahip olmu\u015flarsa da &#8220;Usul-i F\u0131k\u0131h&#8221;da beyan olundu\u011fu \u00fczere Peygamber&#8217;in \u00f6zelliklerinden olan fiillerde ona uyman\u0131n v\u00fccubu sabit olmaz. Onun i\u00e7in burada \u015fu hadis-i \u015ferif ile de o istidlale cevap verilmi\u015ftir: &#8220;\u00dc\u00e7 \u015fey benim \u00fczerime yaz\u0131ld\u0131 (yani farz k\u0131l\u0131nd\u0131), sizin \u00fczerinize yaz\u0131lmad\u0131: Duha namaz\u0131, Udh\u0131yye kurban\u0131, Vitir namaz\u0131.&#8221; Demek ki Peygamber&#8217;e farz oldu\u011fu halde \u00fcmmete farz olmayan \u015feyler vard\u0131r. Buradaki &#8220;namaz k\u0131l&#8221;, &#8220;kurban kes&#8221; emirleri de b\u00f6yle demektir. Bunlar \u00fcmmet hakk\u0131nda ba\u015fkaca bir emir veya yasaklama bulunmad\u0131k\u00e7a, olsa olsa Peygamber&#8217;in s\u00fcnneti olarak me\u015fru olur. umuma delalet eder surette zanni baz\u0131 delillerin gelmesiyle de \u015f\u00fcpheli delil ile sabit m\u00e2n\u00e2s\u0131na vacib de olabilir. Nitekim Vitir bu m\u00e2n\u00e2 ile vacip veya ameli farzd\u0131r denilir. Bayram namaz\u0131 ve kurban da b\u00f6yledir. &#8220;Hidaye&#8221; ve di\u011fer f\u0131k\u0131h kitaplar\u0131nda kurbana dair \u015fu hadislerle de istidlal edilmi\u015ftir. \u0130mam Ahmed ve \u0130bn\u00fc M\u00e2ce&#8217;nin rivayetleri \u00fczere &#8220;Maldan bir geni\u015flik bulup da Kurban kesmeyen bizim camimize yakla\u015fmas\u0131n.&#8221; Bir de peygamberimizin \u015fu emri vard\u0131r: &#8220;Udh\u0131yye Kurban\u0131&#8217;n\u0131 kesiniz, \u00e7\u00fcnk\u00fc o baban\u0131z \u0130brahim aleyhisselam\u0131n s\u00fcnnetidir.&#8221; Tirmiz\u00ee&#8217;de: &#8220;Kurban vacib midir?&#8221; diye bir adam \u0130bn\u00fc \u00d6mer (r.a.)&#8217;den sordu, \u0130bn\u00fc \u00d6mer &#8220;Resulullah (s.a.v.) udh\u0131ye kurban\u0131 kesti, m\u00fcsl\u00fcmanlar da kesti.&#8221; dedi. Adam yine sorusunu tekrar etti, o da: &#8220;Anlam\u0131yor musun&#8221; &#8220;Resulullah (s.a.v.) udhiye kurban\u0131n\u0131 kesti, m\u00fcsl\u00fcmanlar da kesti, dedi.&#8221; Tirmiz\u00ee der ki: &#8220;Bu hadis hasendir, sahihtir, bug\u00fcn ilim ehli kat\u0131nda amel bunun \u00fczerinedir. Kurban vacib de\u011fil (yani farz de\u011fil), lakin Resulullah&#8217;\u0131n s\u00fcnnetlerinden bir s\u00fcnnettir.&#8221; Yine Tirmiz\u00ee&#8217;de \u0130bn\u00fc \u00d6mer&#8217;den: &#8220;Resulullah Medine&#8217;de on sene ikamet etti, hep udhiye kurban\u0131 kesiyordu&#8221;. Beva b. \u00c2zib&#8217;den: Resulullah (s.a.v.) bir kurban g\u00fcn\u00fc bize hutbede buyurdu ki: Hi\u00e7 biriniz namaz k\u0131l\u0131ncaya kadar kurban kesmesin. Bunun \u00fczerine day\u0131m kalkt\u0131: Ey Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc! Bug\u00fcn et g\u00fcn\u00fc, bunda mekruh var m\u0131, ben ehlimi ve hanemin ehlini ve kom\u015fular\u0131n\u0131 doyurmak i\u00e7in kurban\u0131m\u0131 acele kesmi\u015ftim? dedi. &#8220;\u00d6yle ise bir daha kes.&#8221; buyurdu. Ey Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc, yan\u0131mda bir s\u00fct o\u011fla\u011f\u0131 var, iki et koyunundan daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r, onu keseyim mi? dedi. &#8220;Evet, o senin iki kurban\u0131n\u0131n hay\u0131rl\u0131s\u0131d\u0131r, senden sonra bir ceze (\u00e7ebi\u015f) dahi yetmez.&#8221; buyurdu. Bu konuda Cabir&#8217;den, C\u00fcndeb&#8217;den, Enes&#8217;ten, \u00dcveymir b. E\u015f&#8217;ar&#8217;dan, \u0130bn\u00fc \u00d6mer&#8217;den ve Ebu Zeyd Ensar\u00ee&#8217;den dahi rivayetler vard\u0131r. Bu hadis, hasendir. Sahihtir, pek\u00e7ok ehl-i ilim kat\u0131nda amel bunun \u00fczerinedir: M\u0131s\u0131r&#8217;da, yani cuma ve bayram namazlar\u0131 k\u0131l\u0131nan kasabada imam, Bayram namaz\u0131n\u0131 k\u0131l\u0131ncaya kadar Kurban kesilmemelidir. Baz\u0131 ilim ehli de Bayram namaz\u0131 k\u0131l\u0131nmayan k\u00f6y ahalisi i\u00e7in sabah\u0131n do\u011fu\u015funda (g\u00fcne\u015fin do\u011fu\u015funda) kesmeye ruhsat oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015ftir ki, \u0130bn\u00fc M\u00fcbarek&#8217;in g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcd\u00fcr. B\u00fct\u00fcn ilim ehli, ke\u00e7inin bir ya\u015f\u0131n\u0131 doldurmayan \u00e7ebi\u015fi yeterli olmaz. Fakat koyunun ceze i (bir ya\u015f\u0131n\u0131 doldurmayan\u0131) yeterlidir, demi\u015flerdir ve koyunun cezei (toklu) alt\u0131 yedi ayda olabilir. Bunlar g\u00f6steriyor ki Kurban Bayram\u0131 namaz\u0131ndan sonra kurban kesmek Resulullah&#8217;\u0131n fiil ve emriyle sabit olmu\u015ftur. Ona farz olmakla beraber \u00fcmmeti i\u00e7in farz k\u0131l\u0131nmam\u0131\u015f, onun terketmedi\u011fi ve Bayram namaz\u0131ndan \u00f6nce kesilmesini yeterli g\u00f6rterdi\u011fi bir s\u00fcnneti olarak kararla\u015fm\u0131\u015ft\u0131r. B\u00f6yle bir s\u00fcnnet ise dinde al\u00e2metlerden olarak y\u00fcr\u00fcnen yol olmu\u015f m\u00e2n\u00e2s\u0131na bir s\u00fcnnettir ki, farza yak\u0131nd\u0131r. Bu gibilere kesin farz m\u00e2n\u00e2s\u0131na vacib denilmezse de terkinde &#8220;mescidimize yakla\u015fmas\u0131n&#8221; gibi tehdit \u015f\u00fcphesi bulundu\u011fu takdirde Hanefi f\u0131kh\u0131nda malum oldu\u011fu \u00fczere \u015f\u00fcpheli delil ile sabit m\u00e2n\u00e2s\u0131na vacib de denilir ki, &#8220;farz benzeri&#8221; demektir. Onun i\u00e7in \u0130mam-\u0131 Azam&#8217;dan zahiri rivayette vacibdir. Di\u011ferlerinin &#8220;vacip de\u011fil&#8221; demeleri ise, &#8220;farz de\u011fil&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Bununla beraber vacib veya s\u00fcnnet olan kurbanlar udh\u0131yyeye tahsis edilmi\u015f de de\u011fildir. Adaklar, hac, kurbanlar, K\u00e2be&#8217;de kesilen kurbanlardan olan kurbanlar\u0131n bir k\u0131sm\u0131 vacib olaca\u011f\u0131 gibi, hac ve adak d\u0131\u015f\u0131nda \u015f\u00fck\u00fcr ve sadaka i\u00e7in akika ve di\u011ferleri gibi s\u00fcnnet ve mendub olarak tatavvu&#8217; ve nafile kabilinden de kurbanlar kesilir ki geni\u015f bilgi f\u0131k\u0131h kitaplar\u0131nda aranmal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Burada &#8220;kurban kes&#8221; emrinin esas m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelelim: Bu belli ki &#8220;nah\u0131r&#8221;dan t\u00fcremedir. &#8220;Nah\u0131r&#8221; kelimesi de isim ve masdar olarak kullan\u0131l\u0131r. \u0130sim olan nah\u0131r, g\u00f6\u011fs\u00fcn boyun taraf\u0131na gelen bo\u011faz \u00e7ukuruna do\u011fru gerdanl\u0131k yerine denir. Masdar olan nah\u0131r ise, Ra\u011f\u0131b ve di\u011fer dilcilerin beyan\u0131na g\u00f6re asl\u0131nda nahre isabet ettirmek yani vurmak veya dokunmak veya bo\u011faz \u00e7ukuruna b\u0131\u00e7ak sokmak suretiyle nahre rastlamak demektir. Deve ba\u015flang\u0131\u00e7ta oradan kesildi\u011fi i\u00e7in onda galip olmu\u015ftur. Bundan mutlaka zebhetmek, bo\u011fazlamak m\u00e2n\u00e2s\u0131na da kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u0130ntihar da bundan al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Maide S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere malumdur ki, zebh, lebbe denilen \u00e7ene alt\u0131ndan kesmekle de olur. &#8220;Kurban kes&#8221; emri de bu masdar olan nah\u0131rdendir. Zahir olan da bo\u011fazlamak m\u00e2n\u00e2s\u0131na nahirdendir. Nahr ve zebh, mutlaka kurban i\u00e7in olmak laz\u0131m gelmeyip, soyut olarak etini yemek veya satmak i\u00e7in de olabilirse de Zilhicce&#8217;nin onuncu g\u00fcn\u00fc olan Kurban bayram\u0131n\u0131n \u00fc\u00e7 g\u00fcn\u00fcne de Kurban kesmek m\u00e2n\u00e2s\u0131na nah\u0131r g\u00fcnleri denilmek yayg\u0131n oldu\u011fu gibi, burada kel\u00e2m\u0131n sevki (s\u00f6z geli\u015fi) \u015f\u00fck\u00fcr ve ibadet m\u00e2n\u00e2s\u0131 \u00fczerinde oldu\u011fu i\u00e7in de kurban m\u00e2n\u00e2s\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r. Bundan dolay\u0131, &#8220;namaz k\u0131l, kurban kes de Kurban bayram\u0131 yap&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na da olabilir. Fakat &#8220;venhar&#8221; (kurban kes) emrinin mef&#8217;ul\u00fc zikredilmemi\u015f, neyin kurban edilece\u011fi tayin olunmam\u0131\u015ft\u0131r. Bu cihet, m\u00fccmeldir. Bu, \u015f\u00f6yle demek olabilir: &#8220;Nahr denilen ibadeti de yap, yahut Rabbine kurban i\u00e7in bo\u011fazlanmak \u015fan\u0131ndan olanlar\u0131 bo\u011fazla. Yahut Kurban bayram\u0131 yap. Bunun hepsi de Allah i\u00e7in kurban kesmek m\u00e2n\u00e2s\u0131na nahr fiilinde \u00f6zetlenir. Demek ki bunda mef&#8217;ul\u00fcn cinsini tayin kastedilmeyerek, yahut genellemeye i\u015faret olunarak Allah i\u00e7in hay\u0131r olmak \u00fczere bo\u011fazlanmak \u015fan\u0131ndan olan \u00f6nemi haiz herhangi bir kurban kan\u0131 ak\u0131tmakla fiilin kendisinin meydana gelmesi istenmi\u015ftir. Araplar&#8217;\u0131n \u00f6rf\u00fcnde nah\u0131r deve kesmekte \u00e7ok kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 ve Hacc S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;Biz kurbanl\u0131k develeri de size Allah&#8217;\u0131n (dininin) i\u015faretlerinden yapt\u0131k. Onlarda sizin i\u00e7in hay\u0131r vard\u0131r. Onlar, \u00f6n ayaklar\u0131n\u0131 s\u0131ra halinde yere basm\u0131\u015f durumda iken \u00fczerlerine Allah&#8217;\u0131n ismini an\u0131n (da kesin). Yanlar\u0131 yere d\u00fc\u015f(\u00fcp canlar\u0131 \u00e7\u0131k)\u0131nca da onlardan yiyin, kanaat eden (fakir)e de, isteyen (fakir)e de yedirin. Allah o(kocaman hayva)nlar\u0131 size boyun e\u011fdirdi ki, \u015f\u00fckredesiniz.&#8221; (Hacc, 22\/36) \u00e2yetinde de &#8220;b\u00fcd\u00fcn&#8221; (develer) zikredildi\u011fi i\u00e7in pek\u00e7ok tefsirci burada nahr\u0131n bo\u011fazlamak m\u00e2n\u00e2s\u0131na oldu\u011funu g\u00f6stermek i\u00e7in &#8220;develeri kes&#8221; diye takdir ve tefsir etmi\u015flerdir. Maksad kurban\u0131 deveye tahsis etmek de\u011fil, en \u00e7ok bilineniyle en b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc i\u015faret olarak, &#8220;develeri, deve gibi iri g\u00f6vdeli, \u00f6nemli kurbanl\u0131klar\u0131 kes&#8221; demek oldu\u011funu anlatmakt\u0131r. Ebu Hayyan &#8220;Bahr&#8221; de der ki: &#8220;Nahrdan murad hady (K\u00e2be&#8217;ye sevkedilen deve), n\u00fcs\u00fck (kurban), dah\u00e2y\u00e2 (ku\u015fluk kurbanl\u0131klar\u0131) nahridir. \u00c7o\u011funluk b\u00f6yle demi\u015ftir. O vakit cihad yoktu, onun i\u00e7in namaz ve kurban, bu ikisiyle emrolunmu\u015ftur.&#8221;&gt; Al\u00fbs\u00ee de \u00e7o\u011funlu\u011fun kurbanl\u0131klar\u0131n kesilmesi murad olmas\u0131 \u00fczerinde oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015ftir. Hepsinin de maksad\u0131 nahr\u0131n kurban kesmek m\u00e2n\u00e2s\u0131na oldu\u011funu anlatmakt\u0131r. Yoksa murad, yaln\u0131z deve kesmekten ibaret oldu\u011funu s\u00f6ylemek de\u011fildir. Usul-i F\u0131k\u0131h deyimiyle s\u00f6yleyecek olursak, nahr bo\u011fazlamak m\u00e2n\u00e2s\u0131nda zahirdir. Fakat mef&#8217;ul\u00fc hakk\u0131nda m\u00fccmeldir. Ne gibi hayvanlar\u0131n bu kurban i\u00e7in kesilebilece\u011fi di\u011fer delillerle beyana muhta\u00e7d\u0131r. En&#8217;am S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;Sekiz \u00e7ift (hayvan).&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/143) buyurulan koyun, ke\u00e7i, deve, s\u0131\u011f\u0131r, erkek ve di\u015fi hayvanlar\u0131n sekizinin de b\u00fcy\u00fcklerinden Bayram kurban\u0131 kesilebilece\u011fi F\u0131k\u0131h&#8217;ta a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere Peygamber&#8217;in s\u00fcnneti ile beyan olunmu\u015ftur. Nahr, devede daha \u00e7ok bilinmekle beraber di\u011ferlerinin de nahr \u015fan\u0131ndand\u0131r. Bu itibarla nahr, zebh (bo\u011fazlama) m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmakla beraber, kurban\u0131n b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcne ve \u015fu hale g\u00f6re g\u00f6vdeli, k\u0131ymetli en y\u00fcksek cinsinden en m\u00fckemmel \u015fekilde kesilmesine itina, bir de hacc ve kurban bayram\u0131 g\u00fcn\u00fcn\u00fcn ad\u0131 olmak m\u00fcnasebetiyle nahr g\u00fcn\u00fcne i\u015faret i\u00e7in devede galip olan nahr lafz\u0131yle ifade olunmu\u015f demek olur. Koyun hakk\u0131nda &#8220;onun eti \u015fifad\u0131r&#8221; hadis delaletiyle koyun eti daha \u015fifal\u0131 oldu\u011fu i\u00e7in daha iyidir. Say\u0131ca de\u011filse de nitelik\u00e7e en y\u00fckse\u011fidir ve kurban\u0131n en esasl\u0131, en genel esas\u0131d\u0131r. &#8220;Kurbanl\u0131\u011f\u0131n en hay\u0131rl\u0131s\u0131 ko\u00e7tur.&#8221; diye bir hadis de vard\u0131r. Hadis ve F\u0131k\u0131h kitaplar\u0131nda kaydedildi\u011fi \u00fczere Resulullah&#8217;\u0131n, kurbanda boynuzlu g\u00fczel iki ko\u00e7u diyerek ve aya\u011f\u0131n\u0131 boyunlar\u0131na koyarak kendi eliyle kesti\u011fi me\u015fhurdur: Cabir (r.a.)&#8217;den rivayet edildi\u011fi \u00fczere de demi\u015ftir ki: &#8220;Peygamber (s.a.v.) ile beraber namaazg\u00e2hta Kurban namaz\u0131nda haz\u0131r bulundum. Hutbesini bitirince minberden indi, bir ko\u00e7u vard\u0131, Resulullah onu &#8220;Bismillahi vallahu ekber, bu benden ve \u00fcmmetimin kurban kesemeyenlerinden&#8221; diyerek kendi eliyle kesti.&#8221; Deve ve s\u0131\u011f\u0131r cinsi hayvanlar\u0131n yedi ki\u015fiye kurban olabilece\u011fi de beyan buyurulmu\u015ftur. Bir ki\u015fi keserse elbette daha b\u00fcy\u00fck hay\u0131r ve sevap olur. Ancak bunlar\u0131n da yavrular\u0131 yetmez. Hac ve Kurban bayram\u0131 kurbanlar\u0131ndan ba\u015fka gerek nezir yani adak ve gerek adamadan s\u0131rf nafile olarak tasadduk ve \u015f\u00fck\u00fcr i\u00e7in kesilecek di\u011fer kurbanlar ise eti yenir her hayvandan ve her zaman kesilebilir. \u015eu halde mutlak kurban, deve kesmeye m\u00fcnhas\u0131r olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, Kurban bayram\u0131 ve hacca ait kurbanlar ve keffaret kurbanlar\u0131 da deveye mahsus olmad\u0131\u011f\u0131ndan &#8220;kurban kes&#8221; emri de deveye mahsus de\u011fil, kurban g\u00fcn\u00fc deyiminde oldu\u011fu gibi, kurban kesmek m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmak uygundur. Bunu &#8220;nahr-i b\u00fcd\u00fcn&#8221; (deve kesmek) ile tefsir edenlerin maksad\u0131 da develere tahsis i\u00e7in de\u011fil, bo\u011fazlamak m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 anlatmak ve kurbanlar\u0131n bedenlilerine itinay\u0131 i\u015faret etmek i\u00e7in oldu\u011fundan dolay\u0131 Ebu Hayyan ve Al\u00fbs\u00ee de \u00e7o\u011funlu\u011fun ve ekseriyetin g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc o \u015fekilde \u00f6zetlemi\u015flerdir. Ancak Al\u00fbs\u00ee&#8217;nin beyan\u0131nda Kurban bayram\u0131nda kesmeye hasretme zahirdir. &#8220;\u00dc\u00e7 \u015fey benim \u00fczerime farz k\u0131l\u0131nd&#8221; hadisine uygun d\u00fc\u015fen de budur.<\/p>\n<p>\u00c7o\u011funluk g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn kar\u015f\u0131t\u0131na gelince: \u0130bn\u00fc Ebi Hatim&#8217;in rivayetine g\u00f6re Ebu&#8217;l-Ahvas &#8220;kurban kes&#8221; emrinin g\u00f6\u011fs\u00fcn\u00fc k\u0131bleye d\u00f6nd\u00fcr m\u00e2n\u00e2s\u0131na k\u0131bleye d\u00f6nme ile emir oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015ftir. Ferra da bu g\u00f6r\u00fc\u015fe sahip olmu\u015f ve tevilinde \u015f\u00f6yle demi\u015ftir: &#8220;\u0130ni\u015f yerleri kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya olur&#8221; tabirinde oldu\u011fu vechile kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya d\u00f6nmek m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelir. \u015eu beyit de bu m\u00e2n\u00e2dand\u0131r:<\/p>\n<p>&#8220;Ey Ebu Hakem! Sen M\u00fccanid&#8217;in amcas\u0131 ve m\u00fctenahir, yani nah\u0131r nahire, g\u00f6\u011f\u00fcs g\u00f6\u011f\u00fcse kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 dere ahalisinin, Mekke ahalisinin efendisi misin?&#8221;<\/p>\n<p>el-Ebtahu&#8217;l-m\u00fctanah\u0131r, g\u00f6\u011f\u00fcs g\u00f6\u011f\u00fcse kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 dere demektir. Bu m\u00e2n\u00e2dan &#8220;nahr&#8221; k\u0131bleye d\u00f6nme m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade edebilir. Ger\u00e7ekte tenahur l\u00fcgatta intihar etmek ve bo\u011fazlamak m\u00e2n\u00e2s\u0131na geldi\u011fi gibi, g\u00f6\u011fse isabet ettirmek, g\u00f6\u011f\u00fcs g\u00f6\u011f\u00fcse kar\u015f\u0131lamak m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan mecaz olarak evlerin ve dere kenarlar\u0131n\u0131n kar\u015f\u0131la\u015fmas\u0131 gibi mutlaka tekab\u00fcl (kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya olma) m\u00e2n\u00e2s\u0131na da gelebilirse de bilinen m\u00e2n\u00e2y\u0131 b\u0131rak\u0131p da mecaz \u00fcst\u00fcne mecaz olarak k\u0131bleye d\u00f6nme m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 anlamaya kalk\u0131\u015fmak do\u011fru olmaz, nahrin de tanahur m\u00e2n\u00e2s\u0131na geldi\u011fi kabul edilecek olunca bundan g\u00f6\u011f\u00fcs g\u00f6\u011f\u00fcse cihad\u0131, m\u00fccahedeyi anlamak daha \u00e7ok yak\u0131\u015f\u0131rd\u0131. \u00c2yetin ini\u015finin Meden\u00ee oldu\u011funu s\u00f6yleyenlere g\u00f6re bunda bir proplem olmayaca\u011f\u0131 gibi Mekke&#8217;de de ileriye ait bir emir olabilirdi. Mutlak emir, fevri (hemen yap\u0131lmay\u0131) gerektirmeyece\u011fi gibi, kurban hakk\u0131nda da ge\u00e7ti\u011fi vechile vav da geri kalmaya engel olmazd\u0131.<\/p>\n<p>Bunlardan ba\u015fka \u0130bn\u00fc Ebi Hatim, Hakim, \u0130bn\u00fc Merduye ve &#8220;S\u00fcnen&#8221;de Beyhak\u00ee Hz. Ali (k.v.)&#8217;den \u015f\u00f6yle bir rivayette bulunmu\u015flard\u0131r. Demi\u015f ki: Bu S\u00fbresi n\u00e2zil oldu\u011funda Resulullah: &#8220;Rabbimin bana emretti\u011fi bu kurbanl\u0131k nedir?&#8221; diye Cibril Aleyhisselam&#8217;a sordu. O dedi: Kurbanl\u0131k de\u011fil, lakin namaz i\u00e7in tekbir ald\u0131\u011f\u0131nda tekbir al\u0131rken ve r\u00fcku ederken ellerini kald\u0131rman\u0131 sana emrediyor. \u00c7\u00fcnk\u00fc o bizim namaz\u0131m\u0131z, yedi semadaki meleklerin namaz\u0131d\u0131r. Ve her \u015feyin bir zineti vard\u0131r, namaz\u0131n zineti de her tekbirde iki elini kald\u0131rmakt\u0131r.&#8221; Fakat Suy\u00fbt\u00ee bunun senedine zay\u0131f demi\u015f, \u0130bn\u00fc Kesir, &#8220;bu hadis ciddi olarak m\u00fcnkerdir&#8221; demi\u015f; \u0130bn\u00fc Cevzi de &#8220;Mevzuat&#8221;dan saym\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc Cerir bir de Ebu Ca&#8217;fer hazretlerinden, iftitah tekbirinde el kald\u0131rmak&#8221; demi\u015f oldu\u011funu nakletmi\u015f. Buhari &#8220;Tarih&#8221;inde ve Darekutn\u00ee &#8220;\u0130frat&#8221;da yine Hz. Ali&#8217;den, &#8220;Namazda sa\u011f elini sol bile\u011finin \u00fczerine koy da, sonra ikisini g\u00f6\u011fs\u00fcne koy.&#8221; demi\u015f oldu\u011funu rivayet etmi\u015fler. Ebu&#8217;\u015f-\u015eeyh ve &#8220;S\u00fcnen&#8221;de Beyhak\u00ee Enes&#8217;ten merfu olarak ve baz\u0131lar\u0131 \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan da b\u00f6yle rivayet etmi\u015fler ise de bunlar\u0131n da s\u0131hhati sabit olamam\u0131\u015ft\u0131r. Suy\u00fbt\u00ee Hz. Ali&#8217;den ikinci hadisi, \u0130bn\u00fc Ebi Hatim&#8217;in ve Hakim&#8217;in l\u00e2be&#8217;sebih (zarars\u0131z) olan bir senedle rivayet ettiklerini s\u00f6ylemi\u015f, Dahhak ile S\u00fcleyman Teym\u00ee&#8217;de namazdan sonra duada ellerini g\u00f6\u011fs\u00fcne kald\u0131r demi\u015f olduklar\u0131 da nakledilmi\u015ftir. Bunlar kurban kesmeye iktidar\u0131 olmayanlar hakk\u0131nda veya namaz\u0131n adab\u0131yla ilgili baz\u0131 rivayetler olabilirse de nahrin malum ve me\u015fhur olan &#8220;Kurban kesmek&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 b\u0131rak\u0131p, \u00e2yeti bunlarla tevile kalk\u0131\u015fmak ve bu \u015fekilde &#8220;kurban kes&#8221; emrini de &#8220;namaz k\u0131l&#8221; emrine sokmaya \u00e7al\u0131\u015fmak asla do\u011fru olmaz. Bunlar\u0131n hepsi nihayet namaza ait \u015feylerdir. Sadece bununla s\u00fbre, namaz k\u0131lmayanlara ve riyakarl\u0131k edenlere kar\u015f\u0131 ihlas ile namaz faziletini emretmi\u015f olursa da maunu menetmelerine kar\u015f\u0131l\u0131k Allah i\u00e7in halka yard\u0131m olan bir hay\u0131r ve kerem, l\u00fctuf ve faziletini ihtiva etmi\u015f olmaz. Bu Kevser ihsan\u0131na ula\u015fma \u015ferefinin esas \u015f\u00fckr\u00fcyle m\u00fcnasip olmaz. Nahrin kurban kesmekte bilindi\u011fi ve Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n \u00fcslubunda namaz emirlerinden sonra \u00e7o\u011funlukla zekat ve infak etme \u00e2yetleri zikrolunageldi\u011fi ve m\u00fc\u015friklerin dualar\u0131n\u0131 ve kurbanlar\u0131n\u0131 putlar ve ta\u011futlar ad\u0131na yapt\u0131klar\u0131 da d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcnce, bu emrin onlar\u0131n tersine namazdan ba\u015fka Allah i\u00e7in kurban keserek zek\u00e2ttan da fazla bir fedakarl\u0131kla k\u0131ymetli mallara k\u0131y\u0131p Allah&#8217;\u0131n kullar\u0131na hay\u0131r ve yard\u0131mda bulunmak Kevser at\u0131yyesine \u015f\u00fckretmek \u00fczere beden ve mal olarak ibadet ve hay\u0131r ile me\u015fgul olmay\u0131 emretmi\u015f olmas\u0131 en a\u00e7\u0131k ve en esasl\u0131 m\u00e2n\u00e2 oldu\u011funda teredd\u00fct edilmez. Bu esas tasbit edildikten sonra, bundan m\u00fcmk\u00fcn ve muhtemel olabilen di\u011fer bir tak\u0131m i\u015faretler daha anlamakta ise sevk ve irfan i\u00e7in yasak koyma yoktur. Bu vecihle i\u015f bu &#8220;Rabbin i\u00e7in namaz k\u0131l ve kurban kes&#8221; \u00e2yeti, En&#8217;\u00e2m S\u00fbresi&#8217;nin sonundaki &#8220;De ki: &#8220;Benim namaz\u0131m, ibadetim, hayat\u0131m ve \u00f6l\u00fcm\u00fcm hep \u00e2lemlerin Rabbi Allah i\u00e7indir. O&#8217;nun orta\u011f\u0131 yoktur. Bana b\u00f6yle emrolundu ve ben m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n ilkiyim.&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/162-163) \u00e2yetindeki emri ve Duh\u00e2 S\u00fbresi&#8217;nin sonundaki &#8220;Ve Rabbinin nimetini anlat.&#8221; (Duh\u00e2, 93\/11) emrinin Kevser hediyesine \u015f\u00fckran olmak \u00fczere fiil\u00ee bir izah\u0131n\u0131 ifade eder. Bundan dolay\u0131 biz de me\u00e2lde Kurban kesmek tabiriyle ifadeyi &#8220;bo\u011fazla&#8221; demekten daha uygun bulduk. Ki tefsirinin \u00f6zeti \u015fu olur: Sana o Kevser&#8217;i verdi\u011fimizden dolay\u0131 haydi sen Rabbinin l\u00fctfuna hem kalben, hem dilinle, hem b\u00fct\u00fcn azalar\u0131nla bedenen ve malen her vechile \u015f\u00fckretmek \u00fczere Rabbin i\u00e7in ihlas ile namaz k\u0131l, namaz k\u0131lmakla beraber kurban da kes. Ona b\u00f6yle tevhid ve ihlas ile fedakarane ibadet ve kulluk et ve \u00e7ok hay\u0131r i\u015fleyerek nimeti an, Rabbinin sana olan ihsan\u0131 kesilmek ihtimali yoktur.<\/p>\n<p>3. Do\u011frusu senin \u015fani&#8217;in, sana \u015fene\u00e2n\u0131 olan, bu\u011fz, kin tutan, h\u0131n\u00e7 besleyen her kim olursa olsun odur ancak ebter. G\u00fcd\u00fck, ard\u0131 arkas\u0131 kesilecek, nesli ve nesebi, iyi ad\u0131, san\u0131 kalmayacak odur, sen de\u011filsin ey Muhammed! Senin ard\u0131nca gelecek hay\u0131rl\u0131 neslin de, evlad\u0131n gibi tabilerin ve Ensar\u0131n, sevgili \u00fcmmetin de \u00e7o\u011falacak. Dinin, kitab\u0131n, g\u00fczel ad\u0131n, san\u0131n, feyiz ve l\u00fctfun baki kalacak. Ahirette de beyana s\u0131\u011fmaz, kesilmez, t\u00fckenmez ecre ereceksin. B\u00f6yle Kevser&#8217;e, \u00e7ok hay\u0131ra bu\u011fzedenin, onu sevmeyenin hay\u0131rs\u0131z kalaca\u011f\u0131nda ise \u015f\u00fcphe yoktur.<\/p>\n<p>\u015e\u00c2N\u0130&#8217;, i\u015faret etti\u011fimiz &#8220;Bir toplulu\u011fa kar\u015f\u0131 duydu\u011funuz kin, sizi adaletten sapt\u0131rmas\u0131n.&#8221; (Maide, 5\/8) \u00e2yetinde ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere bu\u011fz ve d\u00fc\u015fmanl\u0131k etmek i\u00e7in kin tutmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;\u015fene\u00e2n&#8221;den ism-i fail olarak m\u00fcb\u011f\u0131z, bu\u011fzeden demektir. Anla\u015f\u0131l\u0131yor ki murad, bu\u011fzedip ge\u00e7mi\u015f olan de\u011fil, bu\u011fzunda devam ve \u0131srar edendir. Yani zaman ve hudus m\u00e2n\u00e2s\u0131 de\u011fil, devam ve s\u00fcbut m\u00e2n\u00e2s\u0131 kastedilmi\u015ftir. Onun i\u00e7in izafet (tamlama)i, lafz\u0131yye de\u011fil maneviyyedir. \u015eu halde sonradan tevbe edip imana gelenler bu h\u00fck\u00fcmden hari\u00e7 kal\u0131r.<\/p>\n<p>&#8220;Ebter&#8221;, ay\u0131p \u015feylerden oldu\u011fu i\u00e7in, ef&#8217;\u00e2l-i tafdil de\u011fil, s\u0131fat-\u0131 m\u00fc\u015febbehedir. M\u00fcennesi &#8220;betra&#8221; gelir. Kesiklik m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;betir&#8221;den t\u00fcremi\u015ftir. \u015eu halde esas m\u00e2n\u00e2s\u0131 kesik demek ise de, \u00f6rfte kuyruk kesilmesinde yayg\u0131n olmu\u015ftur. Onun i\u00e7in kuyru\u011fu kesik hayvana ebter denildi\u011fi gibi, kuyru\u011fu kesik k\u00fc\u00e7\u00fck ay\u0131n gibi yaz\u0131lan hemzeye ayn-\u0131 betra tabir olunur ki, T\u00fcrk\u00e7e&#8217;de m\u00fczekkerine de, m\u00fcennesine de &#8220;g\u00fcd\u00fck&#8221; denilir. Kuyruk arkada olmak hasebiyle sonunda arkas\u0131 olmayan, yani z\u00fcrriyeti olmayan, kendinden sonra eseri kalmayan kimselere veya sonu gelmeyen, sonunda hay\u0131r olmayan i\u015fe de istiare suretiyle ebter denilmi\u015ftir. &#8220;\u00d6nemli olan her hangi bir i\u015f Allah&#8217;\u0131n ismiyle ba\u015flanmazsa o i\u015f ebterdir.&#8221; hadisinde ebter, sonu gelmez, sonunda hay\u0131r olmaz, eksik, g\u00fcd\u00fck kal\u0131r demektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;O&#8217;nun y\u00fcz\u00fc (zat\u0131)ndan ba\u015fka her\u015fey helak olacakt\u0131r.&#8221; (Kasas, 28\/88) \u00e2yeti gere\u011fince Allah&#8217;tan ba\u015fka her\u015fey yok olacakt\u0131r. Daha sonra ebter, hakir ve zelil m\u00e2n\u00e2s\u0131na da gelir. Burada gerek zamir-i fasl ve gerek m\u00fcbteda olsun &#8220;el-Ebter&#8221; m\u00fcsnedi marife (belirli) oldu\u011fu i\u00e7in c\u00fcmle, tahsis ifade etti\u011finden dolay\u0131 ebterlik m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 Peygamber&#8217;den tamamen red ile ona bu\u011fzedene tahsis etti\u011fi cihetle ebter kelimesinden anla\u015f\u0131lmas\u0131 muhtemel olabilen m\u00e2n\u00e2lar\u0131n, noksanlar\u0131n hepsini Kevser&#8217;in sahibi olan Resulullah&#8217;dan nefyile ona her bu\u011fzedene isbat etmek suretiyle n\u00fczul sebebinde zikrolundu\u011fu \u00fczere ebter diyen \u015fahs\u0131n muhakkak ebterli\u011fini haber vermi\u015f olmakla ba\u015fta z\u00fcrriyetsizlik m\u00e2n\u00e2s\u0131 olmak \u00fczere muhtemel olan her m\u00e2n\u00e2 bu tahsiste dahil olmak gerekir ki, bu \u015f\u00f6yle demek olur: Ey Muhammed! Sana kesilmek ihtimali olmayan Kevser verilmi\u015f oldu\u011fu i\u00e7in sende hi\u00e7 bir vechile, hi\u00e7 bir m\u00e2n\u00e2 ile ebterlik, g\u00fcd\u00fckl\u00fck ihtimali yoktur. Sana o\u011flunun vefat\u0131ndan dolay\u0131 ebter diyerek bu\u011fz ve s\u00f6\u011fenin kendisi her m\u00e2n\u00e2s\u0131yle ebterdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc sana \u00f6yle bu\u011fzedenlerin hepsi hakikatte mutlaka ebterdir. Onlarda mutlak ebterlik m\u00e2n\u00e2s\u0131 vard\u0131r. \u0130\u015fte yukarda beyan olunan tefsirin i\u00e7eri\u011fi tahsisin bu m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan anla\u015f\u0131lmaktad\u0131r. Bu \u015fekilde bunda bir taraftan Kevser&#8217;in kesilmek ihtimali olmayan bir &#8220;\u00e7ok hay\u0131r&#8221; oldu\u011fu a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015f oluyor, bir taraftan da onun sahibine bu\u011fzedenlerin genellikle ebterli\u011fi k\u00fcbra (\u00e7ok b\u00fcy\u00fck) makam\u0131nda bir illet ve delil suretinde haber verilmekle ebter diyen k\u00e2firin ebterli\u011fini de \u00f6zellikle haber vermi\u015f bulunuyor ki, buna Bedi&#8217; ilminde &#8220;mezheb-i kelami&#8221; (kelami mezheb) denilir. Bundan dolay\u0131 baz\u0131lar\u0131 bunun As b. Vail veya Ebu Cehil veya Kurey\u015f&#8217;ten bir topluluk veya Kab b. E\u015fref, her hangisi ise n\u00fczul sebebi olan s\u00f6z\u00fc ge\u00e7en \u015fahsa veya \u015fah\u0131slara mahsus oldu\u011funa kani olmu\u015flarsa da m\u00fc\u015ftak (t\u00fcremi\u015f) \u00fczere h\u00fck\u00fcm, m\u00fc\u015ftakk\u0131n minh (kendisinden t\u00fcreyen)in illiyetini ifade edece\u011finden \u015f\u00e2ni&#8217; (bu\u011fz eden) vasfiyle ifadesi zahiren \u00e2mm (genel) oldu\u011funa i\u015faret eder. Ger\u00e7ekte Resulullah&#8217;a bu\u011fzetmi\u015f olanlar hep ebter olmu\u015flard\u0131r. Ya maddi bak\u0131mdan nesil ve nesebi\u00eeveya manev\u00ee bak\u0131mdan hay\u0131r ve zikri kesilmi\u015f, nihayet d\u00fc\u015f\u00fck ve zelil olarak k\u00f6t\u00fc isim olup gitmi\u015flerdir. Z\u00fcrriyeti, eseri bulunanlar\u0131n da evlatlar\u0131ndan, eserlerinden hay\u0131r ve faydalar\u0131 kalmam\u0131\u015ft\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar\u0131n neslinden iyilik ile \u0130sl\u00e2m&#8217;a girmi\u015f olanlardan k\u00e2fir atalar\u0131n\u0131n dua ve isti\u011ffar ve di\u011fer \u015fekilde faydalanmalar\u0131 kesilmi\u015f, aralar\u0131nda masumluk kalmam\u0131\u015ft\u0131r. Bu evlatlar hep Peygamber&#8217;in \u00fcmmeti ve tabileri, manev\u00ee evlad\u0131 olmu\u015flar. &#8220;Akraba bile olsalar, cehennemin halk\u0131 olduklar\u0131 belli olduktan sonra (Allah&#8217;a) ortak ko\u015fanlar i\u00e7in ma\u011ffiret dilemek ne Peygamber&#8217;in, ne de insanlar\u0131n yapaca\u011f\u0131 bir i\u015f de\u011fildir.&#8221; (Tevbe, 9\/113) h\u00fckm\u00fcne tabi kalm\u0131\u015flard\u0131r. \u0130yili\u011fi, iman\u0131 olmayanlar\u0131n ise zaten hayr\u0131 yoktur, onlar hayru&#8217;l-halef (hay\u0131rl\u0131 evlat) olmazlar. Dua bile etseler &#8220;K\u00e2firlerin duas\u0131, b\u00f6yle bo\u015fa gitmektedir.&#8221; (Ra&#8217;d, 13\/14) h\u00fckm\u00fcnce hep dalalet i\u00e7inde bo\u015fa gider, \u00f6l\u00fcmden sonra eserlerinin de Allah kat\u0131nda ahiret i\u00e7in kendilerine hi\u00e7 bir hay\u0131r ve faydas\u0131 olmaz, o b\u00fcy\u00fck azaptan kurtarmaz. &#8220;Onlar \u00f6yle kimselerdir ki, ahirette onlar i\u00e7in yaln\u0131z ate\u015f vard\u0131r ve yapt\u0131klar\u0131n\u0131n hepsi orada bo\u015fa \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r, amelleri hep bat\u0131l olmu\u015ftur.&#8221; (Hud, 11\/16);<\/p>\n<p>&#8220;Kendilerinden azap hafifletilmez, onlar\u0131n y\u00fczlerine de bak\u0131lmaz.&#8221; (Bakara, 2\/162) Bununla beraber \u015fundan da gaflet edilmemek gerekir ki, Peygamber&#8217;e \u015fenean ile bu\u011fz ve d\u00fc\u015fmanl\u0131k, ona iman etmekten ibaret olan k\u00fcf\u00fcrden daha \u00f6zel, daha \u015fiddetli bir k\u00fcf\u00fcrd\u00fcr. Bunun fiilen ortaya \u00e7\u0131kar\u0131lmas\u0131, ona fiilen harp ilan\u0131 olaca\u011f\u0131 gibi, s\u00f6zl\u00fc olarak a\u00e7\u0131klanmas\u0131 da, o m\u00e2n\u00e2da olarak, s\u00f6vme ve k\u00fcfretme olur. Bunun ise Hak \u015feriatta hakk\u0131 harp ve \u00f6ld\u00fcrmedir. Peygamber&#8217;e s\u0131rf dininden dolay\u0131 d\u00fc\u015fmanl\u0131k ederek ebter (g\u00fcd\u00fck) veya &#8220;m\u00fcnbetir sanevber&#8221; (kesik \u00e7am) diye bu\u011fz ve k\u00fcf\u00fcr\u00fcn\u00fc a\u00e7\u0131klayan \u015fani&#8217; (bu\u011fz edici) de ona \u015f\u00f6yle s\u00f6vmekle k\u00fcfretmi\u015f oldu\u011fundan &#8220;kurban kes&#8221; emrinden sonra tahkik ile beraber illiyet de ifade eden ile talil siyak\u0131nda &#8220;Muhakkak ki sanabu\u011fzeden ebterin kendisidir.&#8221; buyurulmas\u0131nda ona \u00f6yle s\u00f6venlerin \u00f6n\u00fcnde olmazsa sonunda kesilmeye hak kazanm\u0131\u015f olduklar\u0131na i\u015faret ve hatta sonlar\u0131nda bir hay\u0131rlar\u0131 kalmay\u0131p b\u00fcsb\u00fct\u00fcn \u00e7irkin adl\u0131 olacaklar\u0131n\u0131 hat\u0131rlatmak, Resulullah&#8217;\u0131n ise onlar\u0131n z\u0131dd\u0131na olarak hay\u0131r ve feyzinin, eserlerinin ve faziletinin kesilmeyece\u011fini haber verme vard\u0131r. Bundan dolay\u0131 Resulullah&#8217;\u0131n keder etmeyip de Rabb&#8217;inin l\u00fctfuna \u015f\u00fckretmek \u00fczere ibadet ve kulluk ile me\u015fgul olarak namaz k\u0131l\u0131p kurban kesmesi ve b\u00f6yle hay\u0131r i\u00e7in fedakarl\u0131kla Allah&#8217;\u0131n nimetini s\u00f6ylemesi emrolunmu\u015ftur. Ona ebter (g\u00fcd\u00fck) diyen bu\u011fuzcu, onun erkek evlad\u0131n\u0131n vefat\u0131n\u0131 bahane etmi\u015f oldu\u011fundan dolay\u0131 burada Peygamber&#8217;in neslinin de kesilmeyece\u011fi ilk \u00f6nce anla\u015f\u0131lmas\u0131 gereken bir m\u00e2n\u00e2 oldu\u011fu i\u00e7in, bundan k\u0131z evlad\u0131 ve onlar\u0131n evlad\u0131 ve evlad\u0131n\u0131n evlad\u0131 da zincirleme olarak evladdan, torunlardan, z\u00fcrriyetten oldu\u011funa istidlal edilmi\u015ftir, bu da do\u011frudur. Bununla beraber Resulullah&#8217;\u0131n m\u00fcteaddid erkek evlad\u0131 da olmu\u015fken, bunlar\u0131n uzun ya\u015famay\u0131p da onun neslinin yaln\u0131z k\u0131z evlad\u0131ndan \u00e7o\u011falm\u0131\u015f olmas\u0131n\u0131n da elbet bir m\u00e2n\u00e2s\u0131 ve hikmeti olmas\u0131 gerekir. Bu da peygamberlerin sonuncusu olmas\u0131 ile izah edilmi\u015ftir. Onun ruhan\u00ee kuvveti gibi cisman\u00ee kuvvetinin de feyiz ve kemali a\u00e7\u0131klanmak \u00fczere kendisine hem o\u011ful, hem k\u0131z nesiller de verilmi\u015f, fakat peygamberlik \u015ferefi kendisiyle bitirildi\u011fi ve bundan dolay\u0131 onun dini, kitab\u0131 k\u0131yamete kadar b\u00e2k\u00ee olup kendisinden sonra peygamber g\u00f6nderilmeyece\u011fi cihetle o\u011fullar\u0131n\u0131n baki kalmalar\u0131 halinde peygamberli\u011fe mazhar edilmeleri bu hikmete uygun olmayaca\u011f\u0131 gibi, n\u00fcb\u00fcvvetsiz olarak bekalar\u0131 da tam m\u00e2n\u00e2s\u0131yla hay\u0131rl\u0131 evlat olmalar\u0131na engel ve \u015fanlar\u0131na eksiklik olaca\u011f\u0131ndan, onlar\u0131n masum olarak vefatlar\u0131 hem kendi haklar\u0131nda, hem de Resulullah hakk\u0131nda daha hay\u0131rl\u0131, daha kudsi olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Bundan ba\u015fka peygamberli\u011finin genelli\u011fi, dininin yay\u0131lmas\u0131 ve \u00fcmmetinin \u00e7o\u011falmas\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan bunun \u00fcmmet hakk\u0131nda da hay\u0131r oldu\u011funda ve bu \u015fekilde de Resulullah&#8217;\u0131n \u00fcmmetine \u00f6rnek olmas\u0131 kendisinin ecir ve feyzini daha y\u00fckseltmi\u015f bulundu\u011funda da teredd\u00fcde yer yoktur. Zira o\u011fullar\u0131n\u0131n kendisinden sonra baki kalmalar\u0131 takdirinde peygamberli\u011fe mazhar edilmeyince hi\u00e7 olmazsa imamet velayetine varis k\u0131l\u0131nmalar\u0131 yak\u0131\u015f\u0131rd\u0131. Bu ise imamet velayetini ehliyetten \u00e7ok neseb verasetine hasretmek olaca\u011f\u0131ndan, bu inhisar da Muhammed\u00ee n\u00fcb\u00fcvvetin genelli\u011fine &#8220;Dinini, b\u00fct\u00fcn dinlerin \u00fcst\u00fcne \u00e7\u0131karmas\u0131 i\u00e7in.&#8221; (Saf, 61\/9) hikmetiyle g\u00f6nderilen hidayet ve hak dininin gayesine, &#8220;Allah yan\u0131nda en \u00fcst\u00fcn olan\u0131n\u0131z, en \u00e7ok korunan\u0131n\u0131zd\u0131r.&#8221; (Hucurat, 49\/13); &#8220;Allah, size emanetleri ehline vermenizi emrediyor.&#8221; (Nisa, 4\/58); &#8220;Sizi yery\u00fcz\u00fcnde halifeler yapan odur.&#8221; (Fat\u0131r, 35\/39); &#8220;O, hanginizin daha g\u00fczel i\u015f yapaca\u011f\u0131n\u0131z\u0131 denemek i\u00e7in.&#8221; (M\u00fclk, 67\/2), &#8220;Hay\u0131r i\u015flerine ko\u015fun, hepinizin d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fc Allah&#8217;ad\u0131r.&#8221; (Maide, 5\/48) gibi \u00fcst\u00fcnl\u00fck ve fazilet esaslar\u0131yla b\u00fct\u00fcn \u00e2lemde zuhur ve yay\u0131lmas\u0131 hikmetlerine ayk\u0131r\u0131 bulunurdu. Bu tahsis kastedilmeyince de bu y\u00fczden \u00fcmmet i\u00e7in fitneye zahiri bir sebep olurdu. Kad\u0131nlarda ise Peygamberlik ve imaml\u0131k kaz\u0131yye (\u00f6nerme)si esas itibar\u0131yla varid olmad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in k\u0131zlar\u0131 hakk\u0131nda bu mahzurlar varid olmaz. Bundan dolay\u0131 Resulullah&#8217;\u0131n neslini k\u0131z evlad\u0131ndan ilerletip de erkek evlad\u0131n\u0131n fazla ya\u015famamas\u0131n\u0131n a\u00e7\u0131k olan makul hikmet ve m\u00e2n\u00e2s\u0131 bu iki sebepte \u00f6zetlenebilir: Kendisinden sonra peygamberlik olmamas\u0131, imamet ve velayetin de neseb\u00ee verasete tahsis edilmemesi. Yoksa cahiliye Araplar\u0131n\u0131n zannetti\u011fi gibi o\u011fullar\u0131n vefat\u0131yla z\u00fcrriyetin b\u00fcsb\u00fct\u00fcn kesilece\u011fi ve k\u0131z evlad\u0131n\u0131n evlad\u0131, evlad ve z\u00fcrriyetinden say\u0131lmayaca\u011f\u0131 i\u00e7in de\u011fildir. Ve belli ki bu son \u00e2yet gaybla ilgili ihbar\u0131 da i\u00e7ermektedir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte Muhammed Aleyhisselam&#8217;\u0131n \u015fan\u0131n\u0131 Kevser&#8217;le anlatan ve her y\u00f6nden \u015f\u00fck\u00fcr ve hamdetmekle namaz k\u0131l\u0131p kurban keserek Bayram yap\u0131lmaya lay\u0131k m\u00fcjdeleri ihtiva eden bu y\u00fcksek s\u00fbre, vecizli\u011fiyle beraber b\u00f6yle bir\u00e7ok latifeleri ve hikmetleri i\u00e7ine almaktad\u0131r. Raz\u00ee tefsirinde bunun Duh\u00e2 S\u00fbresi&#8217;nden beri gelen s\u00fbrelere olan m\u00fcnasebetiyle daha bir\u00e7ok i\u015faret ve latifelerini pek g\u00fczel beyan etmi\u015f ve a\u00e7\u0131klam\u0131\u015f ve bu c\u00fcmleden olarak demi\u015ftir ki:<\/p>\n<p>&#8220;Bu s\u00fbrenin latifelerinden biri de \u015fudur: Allah yoluna giden salihler i\u00e7in \u00fc\u00e7 derece vard\u0131r. En y\u00fckse\u011fi: B\u00fct\u00fcn kalbleri ve ruhlar\u0131 ile Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n nur-i celaline garkolmalar\u0131d\u0131r. \u0130kincisi: Bedenen de taat ve ibadetlerle me\u015fgul olmalar\u0131d\u0131r. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc: Nefsi, \u00f6zel lezzetler ve acil \u015fehvetlere d\u00f6k\u00fclmekten menetmek makam\u0131nda olmalar\u0131d\u0131r. \u0130\u015fte &#8220;biz sana Kevser&#8217;i verdik&#8221;, \u00f6nceki makama i\u015farettir ki, o da kuds\u00ee ruhun di\u011fer be\u015fer\u00ee ruhlardan gerek say\u0131ca ve gerek nitelik\u00e7e kendini g\u00f6stermi\u015f olmas\u0131d\u0131r. Say\u0131ca kendini g\u00f6steri\u015fi: \u00c7\u00fcnk\u00fc ba\u015flang\u0131\u00e7lar\u0131 pek \u00e7oktur. Nitelik\u00e7e kendini g\u00f6steri\u015fi de, o ba\u015flang\u0131\u00e7lardan neticelere ge\u00e7mekte di\u011fer ruhlardan \u00e7ok daha s\u00fcratli olmas\u0131d\u0131r. &#8220;Rabbin i\u00e7in namaz k\u0131l&#8221; ikinci mertebeye i\u015faret; &#8220;Kurban kes&#8221; de \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc mertebeye i\u015farettir. \u00c7\u00fcnk\u00fc nefsi pe\u015fin lezzetlerden men etmek kurban kesmek ve bo\u011fazlamak mecras\u0131na ak\u0131c\u0131d\u0131r. Sonra da &#8220;muhakkak sana bu\u011fzeden, g\u00fcd\u00fc\u011f\u00fcn kendisidir&#8221; buyurulmu\u015ftur. Bunun m\u00e2n\u00e2s\u0131 da \u015fudur: Seni \u015fu \u00f6zellikler ile acil \u015fehvetlere davet eden nefis yok mu, o fanidir, baki kalan g\u00fczellikler ise Rabb&#8217;\u0131n kat\u0131nda daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r. &#8220;Baki kalacak olan g\u00fczel i\u015fler Rabbinin kat\u0131nda sevap\u00e7a da daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r, umut\u00e7a da daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r.&#8221; (Kehf, 18\/46) o ise ebediyen baki olan r\u00fbhan\u00ee saadetler, Rabban\u00ee marifetlerdir.&#8221;<\/p>\n<p>Bu s\u00fbrenin i\u00e7ine ald\u0131\u011f\u0131 emirlerin en m\u00fchim y\u00f6n\u00fc &#8220;Rabbin i\u00e7in&#8221; kayd\u0131n\u0131n ifade etti\u011fi tevhid ve ihlas oldu\u011fu i\u00e7in, bunu, ayr\u0131ca a\u00e7\u0131k\u00e7a ilan ve a\u00e7\u0131klama hususunda.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>108-KEVSER: Muhakkak biz ( S\u00fbresi&#8217;ne bkz.) &#8220;Sana Kevser&#8217;i verdik.&#8221; Hitap, Resulullah&#8217;ad\u0131r. &#8220;I&#8217;t\u00e2&#8221;da malumdur ki, at\u0131yye vermek, iyilik yapmakt\u0131r. Yani ey Muhammed, emin ol ki biz, Hak Rabb&#8217;\u0131n y\u00fcksek \u015fan\u0131m\u0131zla sana \u00f6zel l\u00fctuf ve ihsan olarak kevser verdik kevser. KEVSER: As\u0131l lugatta \u00e7okluk demek olan &#8220;kesret&#8221;ten cevher gibi fev&#8217;al vezninde vas\u0131f veya bir isim olup R\u00e2z\u00ee&#8217;nin &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":12066,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1018,1017,5030,5031,5219,5351,5222,5220,1583,5221,1582,1586],"class_list":["post-1732","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-108-kevser","tag-108-kevser-tefsiri","tag-elmalili","tag-elmalili-hamdi-yazir","tag-elmalili-tefsir-oku","tag-hak-dini-kuran-dili","tag-hak-dini-tefsiri","tag-hamdi-yazir-tefsir-oku","tag-kuran","tag-sure-tefsirleri","tag-tefsir","tag-tefsir-oku"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1732","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1732"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1732\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/12066"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1732"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1732"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1732"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}