{"id":1738,"date":"2010-01-07T20:49:49","date_gmt":"2010-01-07T18:49:49","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1738"},"modified":"2010-01-07T20:49:49","modified_gmt":"2010-01-07T18:49:49","slug":"105-fil-tefsiri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/105-fil-tefsiri\/","title":{"rendered":"105-F\u0130L SURES\u0130 HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130"},"content":{"rendered":"<p>105-F\u0130L:<\/p>\n<p>G\u00f6rmedin mi? Hitap, Peygamber&#8217;edir. R\u00fc&#8217;yet (g\u00f6rmek), kalp g\u00f6z\u00fcyle g\u00f6rmeden istiare olarak kalbe ait g\u00f6rme, yani g\u00f6z\u00fcnle g\u00f6rm\u00fc\u015f gibi muhakkak bilmiyor musun ey Muhammed? \u00c7\u00fcnk\u00fc s\u00f6ylenecek olan &#8220;fil sahipleri olay\u0131&#8221;, o zaman onu g\u00f6zleriyle g\u00f6ren \u015fahitleri hen\u00fcz d\u00fcnyada \u00e7o\u011funlukla mevcut, hatta o zamana yeti\u015fmi\u015f &#8220;Muallakat-\u0131 Seb&#8217;a&#8221; (yedi ask\u0131) \u015fairlerinden olup y\u00fcz altm\u0131\u015f sene kadar ya\u015fam\u0131\u015f olan me\u015fhur Lebid gibi kimseler hayatta olduklar\u0131 gibi, ayn\u0131 zamanda bir tarih ba\u015flang\u0131c\u0131 olarak herkes\u00e7e de m\u00fctevatir olarak bilinen bir olay idi. Hatta fili \u00e7ekenlerden iki ki\u015finin k\u00f6t\u00fcr\u00fcm, k\u00f6r olarak kal\u0131p Mekke&#8217;de dilendiklerini g\u00f6rd\u00fcm diye Hz. Ai\u015fe&#8217;den rivayet de vard\u0131r.(1) Bu sebeple o zaman vakay\u0131 g\u00f6rm\u00fc\u015f olan herhangi bir kimseye veya hitab\u0131n genel olmas\u0131 da m\u00fcmk\u00fcn ise de peygambere hitap olmas\u0131 daha a\u00e7\u0131kt\u0131r. Zira bu olay Peygamberin do\u011fumuna ba\u015flang\u0131\u00e7 olan il\u00e2h\u00ee al\u00e2metlerden oldu\u011fu ve Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a ilk muhatap olan da Hz. Peygamber oldu\u011fu i\u00e7in \u00f6zellikle hitab\u0131 da ona karine (ipucu) dir. G\u00f6rmedin mi? Nas\u0131l yapt\u0131 Rabbin? Dikkate \u015fayand\u0131r ki, &#8220;ne yapt\u0131?&#8221; diye fiilin mahiyetinden de\u011fil, nas\u0131l, &#8220;ne keyfiyette yapt\u0131&#8221; diye niteli\u011finden sorulmu\u015ftur. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu soru acaibli\u011fi haber vermek i\u00e7indir. Hadisenin \u015fa\u015f\u0131rt\u0131c\u0131, fevkalade garib bir harika olan y\u00f6n\u00fc de niteli\u011fidir. Fiilin kendisi, mahiyeti itibar\u0131yla sadece bir yok etme ve \u00f6ld\u00fcrme fiili diye d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclecek olursa Allah&#8217;\u0131n fiillerinde de diriltme gibi \u00f6ld\u00fcrme ve yok etmenin de \u00e2det \u00fczere tabi\u00ee denilen \u015fekilde cereyan edegelen k\u0131s\u0131mlar\u0131 \u00e7ok oldu\u011fundan, bu itibar ile mahiyetine \u015fa\u015f\u0131lmayabilir. Halbuki ayn\u0131 fiil niteli\u011fi, cereyan \u015fekli itibar\u0131yla d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc zaman normal mi, yoksa \u015fa\u015f\u0131rt\u0131c\u0131 m\u0131 oldu\u011fu g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Mesela bir insandan bir insan yaratmak haddizat\u0131nda pek b\u00fcy\u00fck bir kudret ve sanat oldu\u011fu halde al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015f bulunuldu\u011fu i\u00e7in \u015fa\u015f\u0131rt\u0131c\u0131 g\u00f6r\u00fclmez. Hi\u00e7 insan yokken, bir insan yaratmak, \u015fa\u015f\u0131rt\u0131c\u0131 g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. \u00c7\u00fcnk\u00fc tecr\u00fcbede ayn\u0131na biti\u015fik \u015fekilde tesad\u00fcf edilmemi\u015ftir. \u0130\u015fte burada da hadisenin \u015fa\u015f\u0131rt\u0131c\u0131l\u0131\u011f\u0131 \u00f6zellikle niteli\u011finin d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmesinden anla\u015f\u0131laca\u011f\u0131 gibi murad da garip bir harika, \u015fa\u015f\u0131rt\u0131c\u0131 bir engel olan bu il\u00e2h\u00ee fiilin acaibli\u011fini hat\u0131rlatmak oldu\u011fu cihetle niteli\u011fine dikkat \u00e7ekilmi\u015ftir. Ki kel\u00e2mc\u0131lar buna &#8220;vech-i delil&#8221; tabir etmi\u015fler ve \u00f6v\u00fclmeyi hak etmi\u015f zatlar\u0131 g\u00f6rmekte de\u011fil, b\u00f6yle nitelikleri g\u00f6rmekte ve onlar\u0131n delaletiyle ger\u00e7ek k\u0131ymeti anlamakta oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Zira niteliklerin inceli\u011finden gafil olanlar mahiyetin zat\u0131n\u0131 hakk\u0131yle anlayamazlar. Onun i\u00e7in bu fiilin de niteli\u011fini iyi d\u00fc\u015f\u00fcnemeyenler onu normal bir \u015feymi\u015f gibi farzetmekle hakikati anlay\u0131verdik zannederek aldan\u0131rlar. \u0130\u015fte Allah Te\u00e2l\u00e2 b\u00f6yle gafletlere d\u00fc\u015f\u00fclmemek ve bu fiilin \u015fa\u015f\u0131rt\u0131c\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6stermek \u00fczere bilhassa keyfiyetine dikkat nazar\u0131n\u0131 celbetmekle buyuruyor ki: G\u00f6rmedin mi nas\u0131l yapt\u0131 Rabbin? Fil sahiplerine? O olay\u0131 malum ve g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015f olan belli fil sahiplerine. Bu ad ile bilinen Ebrehe ordusuna ki, Yemen&#8217;i istila etmi\u015f, Habe\u015f valisi iken emrindeki Habe\u015f ve di\u011ferlerinden m\u00fchim bir ordu ile Mahmud (Mamud) denilen fiillerine g\u00fcvenerek ve kar\u015f\u0131lar\u0131na \u00e7\u0131kan\u0131 \u00e7i\u011fneyip tepeleyerek K\u00e2beyi y\u0131kmak i\u00e7in gelmi\u015flerdi de ba\u015far\u0131l\u0131 olamadan peri\u015fan olup gitmi\u015flerdi. Bundan dolay\u0131 kendilerine &#8220;Fil ashab\u0131&#8221; denilmi\u015f ve bu sene Araplar aras\u0131nda &#8220;fil y\u0131l\u0131&#8221; diye bilinerek bir tarih ba\u015flang\u0131c\u0131 edinilmi\u015fti. Filan \u015fey fil y\u0131l\u0131nda, yahut fil y\u0131l\u0131ndan \u015fu kadar sene \u00f6nce veya sonra oldu diye anlat\u0131rlard\u0131. Bu \u015fekilde Hz. Peygamber&#8217;in de bu fil y\u0131l\u0131nda do\u011fmu\u015f oldu\u011fu biliniyordu ki, en sa\u011flam rivayete g\u00f6re Hz. Peygamber bu olaydan elli g\u00fcn sonra do\u011fmu\u015ftu.<\/p>\n<p>Hicrette Resulullah elli iki elli \u00fc\u00e7 ya\u015flar\u0131nda bulundu\u011fu i\u00e7in hicri tarihe elli iki sene eklenince Peygamberimizin do\u011fum senesi olan fil senesi bulunmu\u015f olur ki, bulundu\u011fumuz i\u015f bu bin \u00fc\u00e7y\u00fcz elli alt\u0131 hicri senesinden bin d\u00f6rty\u00fcz sekiz sene \u00f6nce demek olur. \u0130bn\u00fc Hi\u015fam&#8217;\u0131n &#8220;Siyer&#8221;inin \u015ferhi olan &#8220;er-Ravdu&#8217;l-\u00dcnf&#8221;de: &#8220;Fil k\u0131ssas\u0131, \u0130skender tarihinin sekiz y\u00fcz seksen ikinci senesi Muharrem ay\u0131n\u0131n ba\u015f\u0131nda oldu.&#8221; diye &#8220;Nakk\u00e2\u015f tefsiri&#8221;nden nakleder. Buna g\u00f6re hicrette Resulullah elli iki ya\u015f\u0131nda demek olur. \u00c7\u00fcnk\u00fc hicret, \u0130skender tarihinin dokuz y\u00fcz d\u00f6rt senesidir. B\u00f6yle &#8220;Fil sahipleri&#8221; diye bilinen Ebrehe ordusuna Allah taraf\u0131ndan yap\u0131lan fiilin \u015fa\u015f\u0131rt\u0131c\u0131 olan durumu d\u00f6rt \u00e2yet ile \u00f6zetle \u015f\u00f6yle a\u00e7\u0131klan\u0131yor:<\/p>\n<p>2. 1- Onlar\u0131n tuzaklar\u0131n\u0131 dalalette, fenlerini, d\u00fczenlerini sap\u0131kl\u0131k i\u00e7inde bo\u011fulmu\u015f k\u0131lmad\u0131 m\u0131? Yani bir\u00e7ok zayiat i\u00e7inde b\u0131rakarak k\u0131z\u0131p mahvedip peri\u015fan etmedi mi? Bilinir ki keyd, mekr gibi gizli bir suikast tertip etmek, ba\u015fkas\u0131na bir zarar yapmak i\u00e7in gizli bir \u015fekilde tedbir kurmakt\u0131r. Ve o \u015fekilde kurulan hileli tedbire ve \u00f6yle ince ve hileli tedbire dayanm\u0131\u015f oldu\u011fundan dolay\u0131 harp ve \u00e7arp\u0131\u015fmaya da denir. Dilimizde keyde, d\u00fczen, fend, oyun, dolap, tuzak dahi denir. &#8220;Tadl\u00eelin keydi&#8221;, idlal (sap\u0131tmak) gibi tedbiri \u015fa\u015f\u0131rtmak ve sap\u0131kl\u0131\u011fa mahkum etmek demek olursa da, teksir (\u00e7o\u011faltma) m\u00e2n\u00e2s\u0131yla beraber gibi ile ulanan ve kaybolmak ve zayi olmak demek olan &#8220;dalal&#8221;den t\u00fcremi\u015f olarak b\u00fct\u00fcn b\u00fct\u00fcn kaybettirmekle iptal eylemek m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade eder. &#8220;Ke\u015f\u015f\u00e2f sahibi&#8221;nin beyan etti\u011fi \u00fczere denilir ki, &#8220;dalle&#8221; zayi etti (kaybetti) demektir. Nitekim &#8220;K\u00e2firlerin duas\u0131 bo\u015fa gitmektedir.&#8221; (Ra&#8217;d, 13\/14) \u00e2yetinde &#8220;dalal&#8221; bu m\u00e2n\u00e2yad\u0131r. Ve babas\u0131n\u0131n m\u00fclk\u00fcn\u00fc kaybetmi\u015f oldu\u011fundan dolay\u0131 \u0130mri\u00fc&#8217;l-Kays&#8217;e de &#8220;dal\u00eel&#8221; denilmi\u015ftir. Bunun i\u00e7in kaybetme ve iptal etme ile tefsir etmi\u015flerdir. Bu m\u00e2n\u00e2 bizde, &#8220;filan i\u015fte filan adam b\u00fct\u00fcn b\u00fct\u00fcn kaybetti, filan ona kaybettirdi&#8221; denilmesine benzer. (f\u00ee) de zarfl\u0131k i\u00e7in oldu\u011fu ve zarf, mazruf (zarflanan)u kaplayaca\u011f\u0131 cihetle, tuzaklar\u0131n\u0131n b\u00f6yle sap\u0131tma i\u00e7ine b\u0131rak\u0131lmas\u0131, sap\u0131kl\u0131\u011fa batm\u0131\u015f k\u0131l\u0131nmas\u0131 demek olur. Bunu &#8220;sadece tedbirlerini \u015fa\u015f\u0131rtmad\u0131 m\u0131?&#8221; diye terceme edivermek kolay gibi gelirse de beyan olundu\u011fu \u00fczere bunda yaln\u0131z tedbiri \u015fa\u015f\u0131rtmaktan daha y\u00fcksek bir m\u00e2n\u00e2 bulundu\u011fundan gaflet edilmemes\u0131 gerekir. \u00c7\u00fcnk\u00fc b\u00fct\u00fcn tedbirleri bo\u015fa \u00e7\u0131kar\u0131lm\u0131\u015f, hepsi kaybettirilip mahvedilmi\u015f olmas\u0131 da belagatl\u0131 bir m\u00e2n\u00e2d\u0131r. Onun i\u00e7in &#8220;tuzaklar\u0131n\u0131 sap\u0131tt\u0131rmad\u0131 m\u0131?&#8221; denilmiyor da &#8220;dalalet i\u00e7inde b\u0131rakmad\u0131 m\u0131? Sap\u0131kl\u0131k i\u00e7inde k\u0131lmad\u0131 m\u0131?&#8221; deniliyor. Soru da takr\u00eer\u00ee (itirafa zorlama) oldu\u011fundan, &#8220;g\u00f6rd\u00fcn ya k\u0131ld\u0131&#8221; demektir. Ve ondan dolay\u0131 m\u00e2tufunda gelecektir. Onlar\u0131n tuzaklar\u0131, d\u00fczenleri ne idi? Tevat\u00fcren bilindi\u011fi \u00fczere filleriyle gelip K\u00e2be&#8217;yi y\u0131kmak ve San&#8217;a&#8217;da yapt\u0131rm\u0131\u015f olduklar\u0131 Kulleys ad\u0131ndaki kiliseyi onun yerine koyarak halk\u0131 ona \u00e7evirmekti. Bu gayeye ermek i\u00e7in gizli a\u00e7\u0131k birtak\u0131m te\u015febb\u00fcslerde bulunmu\u015flar, Mekke&#8217;nin \u00fc\u00e7 fersah (17.286 km) mesafesinde Mugammes denilen yere kadar gelmi\u015flerken, Mahmud dedikleri fili oradan beri Mekke&#8217;ye sevkedemediler. Ba\u015flang\u0131\u00e7ta tedbirleri bununla bozuldu. Sonra da a\u00e7\u0131klanaca\u011f\u0131 \u00fczere &#8220;asf-\u0131 me&#8217;kul&#8221; (yenmi\u015f ekin) gibi mahv u peri\u015fan oldular. K\u00e2be&#8217;yi y\u0131kamad\u0131ktan ba\u015fka, kendileri helak ve kiliseleri harab oldu gitti, \u00f6yle de\u011fil mi? \u0130\u015fte b\u00f6yle bir suikast\u0131 b\u00f6yle bir vaziyette, b\u00f6yle tersine \u00e7evirip de iptal eden ancak Rabbindir. Rabbin onu yapt\u0131.<\/p>\n<p>3. 2- \u00dczerlerine bir \u00e7ok ebabil ku\u015flar\u0131 sald\u0131. Alay alay, f\u0131rka f\u0131rka, b\u00f6l\u00fck b\u00f6l\u00fck, birbiri ard\u0131nca, katar katar \u00e7e\u015fitli y\u00f6nlerden.<\/p>\n<p>TAYR, bilindi\u011fi \u00fczere u\u00e7an ku\u015f demek olan &#8220;tair&#8221;in \u00e7o\u011fuludur. diye nekre olarak getirilmesi de bunlar\u0131n tan\u0131nmad\u0131k, garib birtak\u0131m ku\u015flar oldu\u011funu hat\u0131rlat\u0131r. Ger\u00e7ekte ku\u015flar\u0131n o zamana kadar oralarda g\u00f6r\u00fclmemi\u015f irili, ufakl\u0131, siyah, ye\u015fil, beyaz, tak\u0131m tak\u0131m garip ku\u015flar oldu\u011fu da rivayet edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Hz. Peygamber&#8217;in dedesi Hz. Abd\u00fclmuttalib &#8220;Ne Necd&#8217;li, ne de Tihame&#8217;li.&#8221; demi\u015f. &#8220;Tayran&#8221;den s\u0131fat veya hal veya beyan atf\u0131 olmas\u0131 muhtemel olan Ebabil de garibdir. Bir k\u0131s\u0131m tefsirciler bu Ebabil kelimesi \u015femati ve ab\u00e2d\u00eed ve benzerleri gibi m\u00fcfred (tekil)i olmayan \u00e7o\u011fullardand\u0131r, f\u0131rkalar demektir, demi\u015fler. Ferra, Arap&#8217;tan tekilini i\u015fitmedim, demi\u015f. Ebu Ubeyde, Ma&#8217;mer b. M\u00fcsenna da, bunun m\u00fcfredi oldu\u011funu s\u00f6yleyen g\u00f6rmedim, demi\u015f. &#8220;Kamus&#8221;ta da f\u0131rak (f\u0131rkalar) demektir, tekili olmayan \u00e7o\u011fuldur, diyor. \u0130bn\u00fc Cerir&#8217;in nakletti\u011fi vechile Abdullah b. Mes&#8217;ud&#8217;dan: f\u0131rak (f\u0131rkalar); \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;dan: &#8220;Birbiri ard\u0131nca.&#8221; Abdullah b. Haris \u0130bn\u00fc Nevfel&#8217;den: \u0130bil-i m\u00fcebbele gibi ek\u00e2t\u0131&#8217;; yani besi develeri gibi b\u00f6l\u00fck b\u00f6l\u00fck, katar katar. Said b. Abdirrahman Bezzi&#8217;den: M\u00fcteferrika; Hasen ve Katade&#8217;den: Kesire (\u00e7ok); M\u00fccahid&#8217;den yani &#8220;\u00e7e\u015fitli, ard\u0131 ard\u0131nca, toplu halde.&#8221; \u0130bn\u00fc Zeyd&#8217;den: \u015euradan, buradan, her taraftan gelmi\u015f \u00e7e\u015fitli, diye rivayet olunmu\u015f ve \u0130bn\u00fc Cerir bunlar\u0131, ayr\u0131 ayr\u0131 birbiri ard\u0131nca \u00e7e\u015fitli b\u00f6lgelerden diye \u00f6zetlemi\u015ftir. Bununla beraber tefsircilerden ve l\u00fcgat\u00e7\u0131lardan bir k\u0131sm\u0131 da: Ebabil&#8217;in m\u00fcfredi (tekili) ibbale veya ibbevl veya ibbil oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Ebu Cafer Revasi, bunun m\u00fcfredi olarak ibbale&#8217;yi i\u015fitti\u011fini s\u00f6ylemi\u015f, Kisa\u00ee de nahivcilerin ibbevl dediklerini, baz\u0131lar\u0131n\u0131n da ibbil dediklerini i\u015fittim demi\u015ftir. Zemah\u015fer\u00ee, ebabil, hazaik (yani cemaat) diye tefsir ettikten sonra der ki: Bunun tekili ibb\u00e2ledir. Araplar&#8217;\u0131n ata s\u00f6zlerinde tabiri vard\u0131r. \u0130bbale b\u00fcy\u00fck demet demektir. Bir ku\u015f toplulu\u011fu birbirine s\u0131k\u0131\u015fmakta b\u00fcy\u00fck bir demete benzetilmi\u015ftir. Abadid, \u015fematil gibi tekili yoktur da denildi. Rag\u0131b da: \u0130bbale odun demetine benzetilmesindendir. Eb\u00e2bil, ibb\u00eelin \u00e7o\u011fuludur. Deve b\u00f6l\u00fckleri gibi ayr\u0131 ayr\u0131 demekir, diyor. &#8220;Kamus&#8221;ta da \u015f\u00f6yle diyor: \u0130bb\u00e2le, ib\u00e2le, ibbevl, ibb\u00eel, ib\u00eel, ku\u015ftan, attan, deveden bir k\u0131t&#8217;a (b\u00f6l\u00fck) yahut peyderpey gelen k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerden her biri (ki katar demek) olur ve ibbale huzme (bir ba\u011f) demektir. &#8220;Bir ba\u011f \u00fczere bir demet&#8221; tabiri de darb-\u0131 mesel (atalar s\u00f6z\u00fc)dir. Bela \u00fczerine bela yerinde s\u00f6ylenir. Ebabil bunlardan birinin \u00e7o\u011fulu oldu\u011fu \u015fekilde de m\u00e2n\u00e2: K\u00fcme k\u00fcme, \u00e7e\u015fitli b\u00f6l\u00fckler halinde, katar katar, alay alay, bir\u00e7ok ku\u015flar demek olur ki, bu da \u0130bn\u00fc Cerir&#8217;in a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131 m\u00e2n\u00e2 demektir. Ancak ebabil, ibbalenin \u00e7o\u011fulu oldu\u011funa g\u00f6re bunda darb-\u0131 meselinin m\u00e2n\u00e2s\u0131na i\u015faret olarak demek gibi bir m\u00e2n\u00e2 daha muhtemel olur. Zira b\u00fcy\u00fck bela \u00fczerine bir k\u00fc\u00e7\u00fck bela daha me\u00e2linde oldu\u011fu halde bunda b\u00fcy\u00fck bela \u00fczerine b\u00fcy\u00fck bela, hatta belalar halinde denilmek gibi bir m\u00e2n\u00e2 anla\u015f\u0131lmak gerekir ki, bu &#8220;el-K\u00e2ria&#8221; S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere &#8220;haviye&#8221;nin &#8220;anas\u0131 a\u011flad\u0131&#8221; tabirinden t\u00fcremi\u015f olmas\u0131na benzer. Yani bu ku\u015flar\u0131 onlara bela \u00fczerine bela olmak \u00fczere belalar y\u0131\u011f\u0131n\u0131 halinde g\u00f6nderdi, demek olur. Fakat kimse bundan b\u00f6yle bir m\u00e2n\u00e2 anlad\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylememi\u015ftir. Bununla beraber Zemah\u015fer\u00ee&#8217;nin an\u0131lan darb-\u0131 meseli \u015fahit olarak getirmesi buna i\u015faretten uzak olmas\u0131 gerektir. Bu m\u00e2n\u00e2larca ebabil, tayr\u0131n s\u0131fat\u0131 veya halidir. Bundan ba\u015fka ebabil ad\u0131yla bilinir olmu\u015f ve k\u0131rlang\u0131ca benzer bir ku\u015f vard\u0131r ki ayaklar\u0131n\u0131n u\u00e7lar\u0131 k\u0131vr\u0131k olmas\u0131 hasebiyle yere konunca u\u00e7amad\u0131\u011f\u0131ndan yuvalar\u0131n\u0131 hep y\u00fcksek yerlere yapar ve y\u00fcksecik yerlerden at\u0131larak u\u00e7arlar. &#8220;Kamus&#8221; \u015ferh\u00e7isinin ve terc\u00fcmesinin zikrettikleri vechile baz\u0131lar\u0131 ebabilin, da\u011f k\u0131rlang\u0131c\u0131 dedikleri bu ku\u015f oldu\u011funu kabul etmi\u015flerdir. \u00c7o\u011funlukla bu ku\u015flar\u0131n vasf\u0131nda &#8220;k\u0131rlang\u0131\u00e7lar benzeri&#8221;, &#8220;avu\u00e7lar\u0131 k\u00f6peklerin avu\u00e7lar\u0131 gibi&#8221; diye rivayet edilmesi dolay\u0131s\u0131yla bu yayg\u0131n olmu\u015ftur. Bu takdirde eb\u00e2bil tayr&#8217;a atf-\u0131 beyan demek olur. Ve eb\u00e2bil lafz\u0131n\u0131n tekili yoktur denilmesine de uyar. Fakat yukar\u0131da g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc \u00fczere imam tefsirciler eb\u00e2bilin b\u00f6yle bir \u00e7e\u015fit ku\u015f ismi oldu\u011funu s\u00f6ylememi\u015f, \u00e7e\u015fitli \u015fekilde, b\u00f6l\u00fck b\u00f6l\u00fck, peyderpey gelen s\u00fcr\u00fcleriyle \u00e7okluklar\u0131n\u0131 ifade eden bir s\u0131fat veya hal m\u00e2n\u00e2s\u0131yla a\u00e7\u0131klam\u0131\u015f olduklar\u0131 ve \u00e2yetin sevki de \u00f6zellikle bu ku\u015flar\u0131n garipli\u011fine i\u015faret etti\u011fi cihetle bunu atf-\u0131 beyan gibi bir ku\u015f ismi olarak anlamak do\u011fru g\u00f6r\u00fcnmez, m\u00fcvelled (yapay kelime) olmas\u0131 gerektir. Ger\u00e7i s\u00f6yledi\u011fimiz gibi bunlar\u0131n hacimleri k\u0131rlang\u0131\u00e7lar kadar oldu\u011fu yayg\u0131n ve hortumlar\u0131 ku\u015f hortumlar\u0131 ve avu\u00e7lar\u0131 k\u00f6pek avu\u00e7lar\u0131 gibi diye \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;dan rivayet edilmi\u015f ise de rivayetlerin tamam\u0131 bunlar\u0131n hepsi bir \u00e7e\u015fit ku\u015f olmay\u0131p, gerek hacim ve gerekse renk itibar\u0131yla \u00e7e\u015fitli oldu\u011funu anlatmaktad\u0131r. \u015eu halde \u00e7arp\u0131\u015fmalarda le\u015fler \u00fczerinde dola\u015fan kartallar, kara ku\u015flar gibi irileriyle kargalar gibi ortalar\u0131 ve sinek avlayan k\u0131rlang\u0131\u00e7lar gibi k\u00fc\u00e7\u00fckleri ve siyah, beyaz, ye\u015fil ve alaca \u00e7e\u015fitli renkleriyle t\u00fcrl\u00fc t\u00fcrl\u00fc ve birbiri ard\u0131nca takip ederek gelen \u00e7e\u015fitli s\u00fcr\u00fcleriyle irili ufakl\u0131, alay alay ku\u015flar demek olur ki, bunlar\u0131n Yemen&#8217;den do\u011fru ve deniz taraf\u0131ndan geldikleri de vaki olan rivayetler c\u00fcmlesindendir. B\u00f6yle bir f\u0131rt\u0131na gibi birdenbire bir ku\u015f ak\u0131m\u0131n\u0131n sald\u0131rmas\u0131 acaib bir \u015fekilde onlar\u0131n ba\u015f\u0131na bir bela ya\u011fd\u0131rd\u0131. \u015e\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>4. 3- O ku\u015flar, onlara (yani fil sahiplerine) siccilden ta\u015flarla at\u0131\u015f ediyorlard\u0131.<\/p>\n<p>S\u0130CC\u0130L: \u0130bn\u00fc Hi\u015fam &#8220;Siyer&#8221;de demi\u015ftir ki Yunus-i Nahv\u00ee ve Ebu Ubeyde bana \u015f\u00f6yle haber verdiler: Siccil, Arap kat\u0131nda \u015fedid sueb (\u015fiddetli kat\u0131) yani kat\u0131 sert demektir. Baz\u0131 tefsirciler bunun Fars\u00e7a iki kelime olup Arab&#8217;\u0131n bir kelime yapm\u0131\u015f oldu\u011funu zikretmi\u015flerdir: Senc \u00fc cil, yani ta\u015f ve \u00e7amur. Hakikaten \u0130bn\u00fc Cerir ve di\u011ferleri de \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan rivayet edildi\u011fi \u00fczere en me\u015fhur m\u00e2n\u00e2s\u0131nda siccil, Fars\u00e7a olan seng, gil de\u011fi\u015fimidir. Seng ta\u015f, gil \u00e7amur demek oldu\u011fu i\u00e7in kiremit gibi \u00e7amurdan ta\u015fla\u015fm\u0131\u015f ta\u015f. Demek ki Arap bunu bir kelime yaparak kat\u0131, sert m\u00e2n\u00e2s\u0131nda kullanm\u0131\u015ft\u0131r. \u00c2l\u00fbs\u00ee&#8217;nin a\u00e7\u0131klamas\u0131na g\u00f6re baz\u0131lar\u0131 bunun Arap\u00e7a olan b\u00fcy\u00fck kova m\u00e2n\u00e2s\u0131na seclden oldu\u011funa kail olmu\u015f, ta\u015f\u0131n b\u00fcy\u00fck kovadan olmas\u0131n\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131 da kovadan d\u00f6k\u00fclen su gibi devaml\u0131 ya\u011fmas\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131na bir istiare oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015ftir. Zemah\u015fer\u00ee der ki, &#8220;sicc\u00een&#8221;, k\u00e2firlerin amel defterlerinin ad\u0131 oldu\u011fu gibi, &#8220;siccil&#8221;de azaplar\u0131n\u0131n yaz\u0131ld\u0131\u011f\u0131 divan\u0131n alemi gibidir. Sanki yaz\u0131lm\u0131\u015f, tedvin edilmi\u015f azab c\u00fcmlesinden ta\u015flarla demek gibidir. Turevi de g\u00f6ndermek m\u00e2n\u00e2s\u0131na olan iscaldendir. \u00c7\u00fcnk\u00fc azab &#8220;Biz de onlar\u0131n \u00fczerine tufan\u0131 g\u00f6nderdik.&#8221; (A&#8217;raf, 4\/133). &#8220;Onlar\u0131n \u00fczerine ku\u015flar\u0131 g\u00f6nderdi&#8221; gibi irsal (g\u00f6nderme) ile vasfedilir. Buna g\u00f6re siccil, g\u00f6nderilmi\u015f, m\u00fcrsel m\u00e2n\u00e2s\u0131na olarak azap defterine isim olmu\u015f demek olur. Fakat bu \u015fekilde di\u011fer baz\u0131lar\u0131n\u0131n dedi\u011fi gibi defter m\u00e2n\u00e2s\u0131na olan siccil lafz\u0131ndan t\u00fcremi\u015f olmas\u0131 daha \u00e7ok yak\u0131\u015f\u0131r. Bu m\u00e2n\u00e2ya bir \u015fer&#8217;\u00ee m\u00e2n\u00e2 olmas\u0131 laz\u0131m gelir. Bu iki m\u00e2n\u00e2ca siccil o ta\u015flar\u0131n geldi\u011fi yeri g\u00f6stermi\u015f olur. Rivayetlerde bu ta\u015flar\u0131n mercimek ve nohut kadar ve koyun g\u00fcbresi kadar oldu\u011fu ve her ku\u015fun bir a\u011fz\u0131nda, iki de ayaklar\u0131nda olmak \u00fczere \u00fc\u00e7er ta\u015f\u0131 ta\u015f\u0131yor bulundu\u011fu ve kime isabet ettiyse ba\u015f\u0131ndan girip \u00f6tesinden \u00e7\u0131karak delik, de\u015fik etti\u011fi nakledilmi\u015ftir. Ebu Nuaym&#8217;in Nevfel b. Ebi Muamiye ed-Deylem\u00ee&#8217;den rivayet etti\u011fine g\u00f6re demi\u015ftir ki: &#8220;Ben fil ashab\u0131na at\u0131lan ta\u015flar\u0131 g\u00f6rd\u00fcm, nohut kadar ve mercimekten b\u00fcy\u00fck bir s\u0131r\u00e7a k\u0131r\u0131\u011f\u0131yla s\u0131yr\u0131lm\u0131\u015f, sanki bir zafar boncu\u011fu gibiydi&#8221; Ebu Nuaym &#8220;Delail&#8221;de \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;dan rivayetinde f\u0131nd\u0131k kadar; \u0130bn\u00fc Merduye&#8217;nin rivayetinde koyun g\u00fcbresi kadar. Ke\u015f\u015faf ve daha baz\u0131 tefsirlerde \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;\u0131n bunlardan biraz\u0131n\u0131 \u00dcmm\u00fc Hani&#8217;nin evinde bir haf\u00eez (\u00f6l\u00e7ek) kadar cez&#8217;\u0131 zaf\u00e2r\u00ee gibi bir k\u0131rm\u0131z\u0131l\u0131kla \u00e7izgili olarak g\u00f6rm\u00fc\u015f oldu\u011fu da nakledilmi\u015ftir. Bu ta\u015flar\u0131n birer boncuk kadar sert ve \u00e7izgili olarak ta\u015fla\u015fm\u0131\u015f olan kat\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 bir ifade vard\u0131r ki, siccilin kuvvetli ve a\u011f\u0131r m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 da a\u00e7\u0131klam\u0131\u015f oluyor. \u00c2yette bu ta\u015flar\u0131n hacimleri hakk\u0131nda bir a\u00e7\u0131klama yoksa da &#8220;h\u0131c\u00e2reten&#8221; kelimesinin nekre olmas\u0131ndan bilinmeyen bir tak\u0131m ta\u015flar oldu\u011fu, siccilden de sertlikleri ve \u00f6ld\u00fcr\u00fcc\u00fc olduklar\u0131, ifadenin siyak\u0131ndan bunlar\u0131n g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015f olduklar\u0131 anla\u015f\u0131l\u0131yor. B\u00f6yle nohut ve f\u0131nd\u0131k kadar bir dolu ya\u011fmuru bile a\u00e7\u0131kta ans\u0131z\u0131n yakalad\u0131\u011f\u0131 insanlar\u0131 telef etti\u011fi malumdur. \u015eu halde a\u00e7\u0131kta bulunan bir orduya b\u00f6yle g\u00f6kten u\u00e7aklarla makineli t\u00fcfek bombard\u0131man\u0131 yapar gibi alay alay ku\u015flarla f\u0131rlat\u0131lan fevkalade ta\u015flar\u0131n isabeti alt\u0131nda kalanlar\u0131n hali ne olaca\u011f\u0131n\u0131 tasavvur etmek ise kolay olur. \u0130\u015fte bunun neticesi \u015fu oldu:<\/p>\n<p>5. 5- Derhal onlar\u0131 ( fil, sahiplerini Rabb&#8217;in) yenmi\u015f ekin yapra\u011f\u0131 gibi k\u0131l\u0131verdi.<\/p>\n<p>ASF , esas\u0131nda e\u011fip b\u00fckmek, k\u0131r\u0131p d\u00f6kmek m\u00e2n\u00e2lar\u0131yla ilgili olarak masdar ve isim olan bir kelimedir. Burada &#8220;Yaprakl\u0131 tane.&#8221; (Rahm\u00e2n, 55\/12) \u00e2yetinde oldu\u011fu gibi isim oldu\u011fu bellidir. Tefsirciler bunun ekin yapra\u011f\u0131 demek oldu\u011funu s\u00f6yleyerek birka\u00e7 vecih zikretmi\u015flerdir:<\/p>\n<p>1- Hasaddan sonra tarlada kalan, r\u00fczgar \u00f6n\u00fcnde savrulan ve hayvanlar taraf\u0131ndan yenen ekin yapra\u011f\u0131 d\u00f6k\u00fcnt\u00fcs\u00fc.<\/p>\n<p>2- K\u0131r\u0131l\u0131p savrulan saman.<\/p>\n<p>3- Ba\u015fak \u00e7\u0131kmadan \u00f6nceki taze yapraklar.<\/p>\n<p>4- Evrinsiz, i\u00e7i bo\u015f kabc\u0131ktan ibaret kalan tane. Bunlar\u0131n hepsine asf denilebilirse de, &#8220;Kamus&#8221;ta zikredildi\u011fi \u00fczere asf\u0131n as\u0131l m\u00e2n\u00e2s\u0131 taze ekin, g\u00f6k ekin yapra\u011f\u0131d\u0131r ki, kuruyup k\u0131r\u0131l\u0131nca saman olur. Rahm\u00e2n S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;O \u00e7imli taneler.&#8221; (Rahm\u00e2n, 55\/12) diye terceme etmi\u015ftim. Ekin yeti\u015fmezden \u00f6nce, hen\u00fcz ye\u015filken bi\u00e7ilmeye de asf denir ki, \u00e7ay\u0131r gibi hayvana yedirilir. B\u00f6yle taze iken bi\u00e7ilen ekin tutamlar\u0131na asuf, i\u00e7inde hen\u00fcz tanenin bulundu\u011fu ba\u015fak \u00e7\u0131kmadan toplanm\u0131\u015f yapraklar\u0131na as\u00eefe, o sararm\u0131\u015f ekin ba\u015fa\u011f\u0131ndan d\u00f6k\u00fclen k\u0131r\u0131nt\u0131lar\u0131na, saman \u00e7\u00f6plerine usafe denilir. Hen\u00fcz ye\u015fil iken bi\u00e7ilen veya bi\u00e7ilmeden \u00e7ay\u0131r gibi hayvana verilen g\u00f6k ekine dilimizde &#8220;has\u0131l&#8221; ve baz\u0131 yerlerde &#8220;kas\u0131l&#8221; denilir. Onun i\u00e7in biz de me\u00e2lde asf\u0131, has\u0131l diye terceme etmeyi uygun bulduk.<\/p>\n<p>Me&#8217;kul, malumdur ki, yenmi\u015f, yenik demektir. Bu &#8220;yenmi\u015f has\u0131l gibi&#8221; te\u015fbihinin m\u00e2n\u00e2s\u0131nda da birka\u00e7 vecih vard\u0131r:<\/p>\n<p>1- Zer&#8217;i me&#8217;kul, yenilmi\u015f ekin denilmi\u015f. Bunda iki m\u00e2n\u00e2 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir: Birisi hayvanlar girmi\u015f yemi\u015f, hurdaha\u015f \u00e7i\u011fnemi\u015f, berbat etmi\u015f taze ekin demek olur ki, k\u0131r\u0131l\u0131p serili\u015flerini tasvir etmi\u015f olur. Bir de yenmi\u015f olmak neticesinden kinaye olarak g\u00fcbre haline gelmi\u015f, sonra da kuruyup par\u00e7alar\u0131 darmada\u011f\u0131n\u0131k olmu\u015f demek olur ki, le\u015flerin koku\u015fup da\u011f\u0131lmas\u0131 g\u00fcbre par\u00e7alar\u0131na benzetilmi\u015f, fakat Kur&#8217;\u00e2n edebi \u00fczere ifadenin nezaheti muhafaza edilmek i\u00e7in netice, ba\u015flang\u0131c\u0131yla beyan olunmu\u015ftur. Nitekim &#8220;\u0130sa ve anas\u0131 yemek yerlerdi.&#8221; (Maide, 5\/75) demek b\u00fcy\u00fck abdestlerini yaparlard\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131na hadesten kinaye oldu\u011fu halde, edep dolay\u0131s\u0131yla \u00f6yle ifade buyurulmu\u015ftur. Mukatil&#8217;in Katade&#8217;nin, Ata&#8217;n\u0131n g\u00f6r\u00fc\u015fleri budur. \u0130bn\u00fc Cerir ve Fahreddin R\u00e2z\u00ee gibi bir\u00e7ok tefsirciler bu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc tercih etmi\u015flerdir.<\/p>\n<p>2- \u00dck\u00e2l, d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f, yani kurt yemi\u015f, b\u00f6cek yeni\u011fi olmu\u015f ekin yapra\u011f\u0131 demektir ki, b\u00f6yle ekin \u00f6zl\u00fc tane tutmayaca\u011f\u0131 gibi, \u00e7o\u011funlukla yenik yapraklar delik delik oldu\u011fundan, fil sahiplerinin maksatlar\u0131na ermeden bedenlerinin delik de\u015fik olmas\u0131 manzaras\u0131 b\u00f6yle yenik ekin yapraklar\u0131na benzetilmi\u015f ve belki kurtlar, b\u00f6cekler, mikroplar yiyerek \u00e7\u00fcr\u00fcy\u00fc\u015flerine i\u015faret edilmi\u015ftir. Bu, lugat itibar\u0131yla ince bir m\u00e2n\u00e2 demek oldu\u011fundan Zemah\u015fer\u00ee bunu tercih etmi\u015fe benziyor ki bu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc \u00f6ne alm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>3- Yine ayn\u0131 m\u00e2n\u00e2 ile taneleri yenmi\u015f sadece kap\u00e7\u0131ktan, samandan ibaret kalm\u0131\u015f ekin yapra\u011f\u0131 demek olur ki, bunda as\u0131l me&#8217;kul (yenmi\u015f) olan asf\u0131n kendisi de\u011fil, taneleri oldu\u011fundan, kel\u00e2mda muzaf\u0131n hazfi veya mecaz\u00ee isnat var demektir. Bu \u015fekilde, canlar\u0131n\u0131n \u00e7\u0131k\u0131p, cesetlerinin kal\u0131\u015f\u0131 veya ta\u015flar\u0131n s\u0131cakl\u0131\u011f\u0131yla i\u00e7lerinin yan\u0131\u015f\u0131, tanesi yenik bo\u015f kab\u00e7\u0131\u011fa benzetilmi\u015f olur. Bununla beraber akla gelen m\u00e2n\u00e2 \u00f6nceki vecihtir. Bir yenik has\u0131l gibi denilmekte de bu vecihler anla\u015f\u0131labilir. Asfta yapra\u011f\u0131n k\u0131r\u0131l\u0131\u015f\u0131, b\u00fck\u00fcl\u00fc\u015f\u00fc, bi\u00e7ili\u015fi m\u00e2n\u00e2lar\u0131na i\u015faret bulundu\u011fu gibi, arzetti\u011fimiz vechile dilimizdeki m\u00e2n\u00e2s\u0131yla has\u0131lda da taze iken bi\u00e7ili\u015fi ve yenili\u015fi m\u00e2n\u00e2s\u0131 vard\u0131r. &#8220;Onlar\u0131 k\u0131ld\u0131&#8221; kelimesinin ba\u015f\u0131ndaki sebep bildirmekle beraber, takip ifade etti\u011fi \u00e7in ta\u015flar\u0131n at\u0131lmas\u0131 \u00fczerine bunun derhal \u00e7abuk bir \u015fekilde oluverdi\u011fi de anlat\u0131lm\u0131\u015f demektir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte Allah Te\u00e2l\u00e2 fil sahiplerini b\u00f6yle ak\u0131llara gelmez \u015fa\u015f\u0131rt\u0131c\u0131 ve \u00e7abuk bir \u015fekilde bir &#8220;yenilmi\u015f ekin&#8221; gibi yap\u0131verdi. Kar\u015f\u0131lar\u0131nda a\u00e7\u0131k\u00e7a kar\u015f\u0131 koyacak bir kuvvet g\u00f6rmeyen, fillerine ve \u00e7okluklar\u0131na g\u00fcvenerek istedikleri gibi K\u00e2be&#8217;yi y\u0131kacaklar\u0131n\u0131 zanneden istilac\u0131 bir orduyu b\u00f6yle semavi bir afet ile yenik bir ekin yapra\u011f\u0131 gibi ans\u0131z\u0131n yerlere serip mahv \u00fc peri\u015fan ediverdi. Bunu b\u00f6yle yap\u0131veren Allah&#8217;\u0131n, diledi\u011fi zaman onlar\u0131n benzerlerine de bu kabilden hat\u0131rlara gelmez, tasavvur olunmaz belalar, azaplar verebilece\u011finde ve bu kudret sahibinin \u00f6nceki s\u00fbrede ge\u00e7ti\u011fi vechile &#8220;h\u00fcmeze l\u00fcmeze&#8221; g\u00fcruhunu da tutup cehenneme f\u0131rlat\u0131verece\u011finde ne \u015f\u00fcphe!<\/p>\n<p>Bu \u015fa\u015f\u0131rt\u0131c\u0131 hadise fil ashab\u0131 hakk\u0131nda ne kadar feci ve korkun\u00e7 bir azap ve hikmet olmu\u015fsa, Mekke ehli hakk\u0131nda da o nisette ibret al\u0131nmas\u0131 gereken b\u00fcy\u00fck ve ola\u011fan\u00fcst\u00fc bir nimet ve Allah&#8217;\u0131n kudret al\u00e2meti olmu\u015ftur. Fakat bu, o zaman m\u00fc\u015frik olan ve K\u00e2be&#8217;yi putlarla doldurmu\u015f bulunan Mekkelileri korumak i\u00e7in de\u011fil, hatta yaln\u0131z K\u00e2be&#8217;ye olan il\u00e2h\u00ee itinadan dolay\u0131 da de\u011fil, &#8220;Ve tavaf edenler, ayakta duranlar, r\u00fcku&#8217; ve secde edenler i\u00e7in evimi temizle.&#8221; (Hacc, 22\/26) emri \u00fczere o Beyt (K\u00e2be&#8217;y)i temizlemek tevhidi y\u00fckseltmek ve ilan etmek i\u00e7in d\u00fcnyaya gelmek \u00fczere bulunan Muhammed (s.a.v.)&#8217;in zat\u0131n\u0131n do\u011fumuna haz\u0131rl\u0131k olarak onun \u015fan ve terbiyesine, \u00f6zellikle il\u00e2h\u00ee yard\u0131m\u0131 ifade eden bir Rabban\u00ee fiil oldu\u011funa tenbih i\u00e7in s\u00fbrenin ba\u015f\u0131nda &#8220;g\u00f6rmedin mi Rabbiniz nas\u0131l yapt\u0131?&#8221; buyurulmam\u0131\u015f &#8220;Rabbin&#8221; buyurulmu\u015ftur. Ki bunun neticesi iki s\u00fbre sonra &#8220;Muhakkak ki Biz sana Kevser&#8217;i verdik.&#8221; (Kevser, 108\/1) diye \u00f6zetlenecektir. Bu \u015fekilde bu s\u00fbre Peygamber&#8217;e ikram, m\u00fcminlere m\u00fcjde, k\u00e2firleri korkutma ve bilhassa o nimetin k\u0131ymetini bilmeyen Kurey\u015f k\u00e2firlerini imtihan ile azarlamad\u0131r.<\/p>\n<p>Fahreddin Raz\u00ee der ki: Bu fil olay\u0131 dinsizlere kar\u015f\u0131 ciddi olarak pek m\u00fchim bir olayd\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc birtak\u0131m ku\u015flar g\u00f6nderilip de, onlarla bir kavmi b\u0131rak\u0131p, di\u011fer bir kavmi ta\u015flatt\u0131rarak \u00f6ld\u00fcrmek tabiat kanunlar\u0131ndan bir \u015fey ile izah edilemez. Ve buna di\u011fer bir tak\u0131m rivayetler gibi zay\u0131ft\u0131r denilmek de kabil olamaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc fil y\u0131l\u0131 ile Resulullah&#8217;\u0131n g\u00f6nderilmesi aras\u0131nda ge\u00e7en m\u00fcddet hen\u00fcz k\u0131rk k\u00fcs\u00fcr seneden ibaret bulunuyor ve Resulullah bu s\u00fbreyi okudu\u011fu zaman Mekke&#8217;de bu olay\u0131 g\u00f6rm\u00fc\u015f olanlardan hayli bir topluluk kar\u015f\u0131s\u0131nda duruyordu. E\u011fer olay\u0131n bu \u015fekilde nakli zay\u0131f olsa idi, onlar: &#8220;\u0130\u015fte yalan\u0131n\u0131 tuttuk.&#8221; diye elbette y\u00fcz\u00fcne \u00e7arparlard\u0131. Halbuki bunun hakk\u0131nda: &#8220;Hay\u0131r \u00f6yle bir\u015fey olmad\u0131, yalan yanl\u0131\u015f s\u00f6yl\u00fcyorsun.&#8221; diye ink\u00e2r ve itiraza kalk\u0131\u015fan kimse \u00e7\u0131kmad\u0131.<\/p>\n<p>O halde demek ki bu olay\u0131n bu s\u00fbrede anlat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u015fekilde g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc ve bunu ay\u0131plamaya yol olmad\u0131\u011f\u0131 kesinlikle malumdur&#8221;. Razi&#8217;nin bu hat\u0131rlatmas\u0131 pek yerindedir. S\u00fbrenin Mekk\u00ee oldu\u011fu ve Mekke&#8217;de iken d\u00fc\u015fmanlar\u0131n \u00e7oklu\u011fu, &#8220;Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 kendi s\u00f6yl\u00fcyor da Allah&#8217;a iftira ediyor.&#8221; diyenler; mecnun, sihirbaz, \u015fair diye at\u0131p tutanlar ve ge\u00e7mi\u015f \u00fcmmetlerin k\u0131ssalar\u0131 hakk\u0131nda &#8220;eskilerin masallar\u0131&#8221; diye alay edenler ve onunla yar\u0131\u015fmak istiyen bir \u00e7ok \u015fairler a\u011f\u0131zlar\u0131na geleni s\u00f6ylemekte olduklar\u0131 ve Peygamber&#8217;in bunlar\u0131 s\u00f6yletmeyecek, a\u011f\u0131zlar\u0131n\u0131 a\u00e7d\u0131rtmayacak maddi bir cebir ve tehdit kuvvetini haiz olmad\u0131\u011f\u0131, m\u00fcminlerin gayet az ve maddi bak\u0131mdan ma\u011flub bir halde bulundu\u011fu, has\u0131l\u0131 h\u00fccum edebilecekler i\u00e7in yer ve zaman tamamen uygun oldu\u011fu ve bununla beraber bunlardan hi\u00e7 birinin bu fil k\u0131ssas\u0131 hakk\u0131nda bir sald\u0131r\u0131da bulunmad\u0131\u011f\u0131 g\u00f6z \u00f6n\u00fcne getirilirse, bunca \u015fahitler i\u00e7inde bu k\u0131ssan\u0131n bu s\u00fbrede a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u015fekilde cereyan\u0131n\u0131 ay\u0131plamak kabil olmad\u0131\u011f\u0131 ve bunun herkes\u00e7e teslim edilmi\u015f ve m\u00fctevatir, yakin ilim, sabit bir ger\u00e7ek oldu\u011fu ortaya \u00e7\u0131kar. Bu \u015fartlar alt\u0131nda hi\u00e7 \u015f\u00fcphe yoktur ki, e\u011fer bu beyanda inkar ve tekzib edilebilecek zay\u0131f bir nokta olsayd\u0131, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a, Peygamber&#8217;e h\u00fccum i\u00e7in bahane arayan bunca d\u00fc\u015fmanlar en uygun f\u0131rsat\u0131 bulmu\u015f olur, b\u00fct\u00fcn \u015fairler ve \u015fahitler bu vesile ile yalan\u0131 y\u00fcze \u00e7arpmak i\u00e7in tekzib (yalanlama) kasideleri ya\u011fd\u0131r\u0131rlar ve Ebu Cehil gibi n\u00fcfuzlu Kurey\u015f ve Daru&#8217;n-Nedve ba\u015fbu\u011flar\u0131 da ellerinden gelen b\u00fct\u00fcn kuvvetleriyle onlar\u0131 k\u0131\u015fk\u0131rt\u0131rlar da k\u0131\u015fk\u0131rt\u0131rlard\u0131. Ve o zaman H\u00e2kka S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere &#8220;E\u011fer o, baz\u0131 laflar uydurup bize iftira etseydi, elbette ondan sa\u011f elini (g\u00fcc\u00fcn\u00fc, kuvetini) al\u0131rd\u0131k, sonra onun can damar\u0131n\u0131 keserdik.&#8221; (H\u00e2kka, 69\/44-46) h\u00fckm\u00fc tamamen ortaya \u00e7\u0131kard\u0131. Halbuki hakk\u0131 yalanlamak i\u00e7in her t\u00fcrl\u00fc iftiralar\u0131, cinayetleri, suikastlar\u0131 g\u00f6ze alm\u0131\u015f olan o d\u00fc\u015fmanlar bu s\u00fbre ve bu k\u0131ssa hakk\u0131nda \u00f6yle bir te\u015febb\u00fcste bulunmam\u0131\u015flar, tersine \u0130bn\u00fc Hi\u015fam&#8217;\u0131n &#8220;Siyer&#8221;inde anlat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere ba\u015ftan sona bir\u00e7oklar\u0131 o k\u0131ssan\u0131n do\u011frulu\u011fu hakk\u0131nda \u015fiirler s\u00f6ylemi\u015flerdir. Demek ki bu, biraz \u00f6nce &#8220;Ve&#8217;l-Asr&#8221; S\u00fbresi ile i\u015faret edilen asr\u0131n orta\u00e7a\u011fa son verecek yeni bir \u00e7a\u011f a\u00e7mak \u00fczere ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015f acaibliklerinden bir ibret \u00f6rne\u011fi ve herkes\u00e7e K\u00e2be&#8217;nin varl\u0131\u011f\u0131 gibi inkar edilemeyecek bir ger\u00e7ek idi. Daha demin &#8220;Birbirlerine hakk\u0131 tavsiye ederler.&#8221; (Asr, 103\/3) diye hak tavsiyesini, insanlar\u0131 h\u00fcsrandan kurtaracak g\u00fczel amellerin ba\u015f\u0131nda olarak haber veren Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n fil vakas\u0131 hakk\u0131ndaki bu kesin ve olumlu a\u00e7\u0131klamas\u0131n\u0131 teoriler ile al\u0131\u015fkanl\u0131\u011f\u0131m\u0131z olan tabiat kanunlar\u0131na d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcrece\u011fiz diye u\u011fra\u015fmamal\u0131, dinsizli\u011fe sapmamal\u0131 da tabiatlar \u00fczerinde hakim ve y\u00f6neticisi olan Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n ola\u011fan\u00fcst\u00fc olan bir il\u00e2h\u00ee fiili, bir il\u00e2h\u00ee iradesi oldu\u011funu tesbit ederek ondan, ona g\u00f6re ibret ve neticeler \u00e7\u0131kar\u0131lmas\u0131na \u00e7al\u0131\u015fmal\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc k\u00e2inatta meydana gelen al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015f ve al\u0131\u015f\u0131lmam\u0131\u015f b\u00fct\u00fcn olaylar, e\u015fyay\u0131 kendi tabiatlar\u0131n\u0131n durgunlu\u011funa b\u0131rakmayarak \u00fczerlerinde de\u011fi\u015fiklik meydana getiren yarat\u0131c\u0131 bir kudretin etkisinin ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131d\u0131r. O tekrarland\u0131k\u00e7a bize normal ve tabii g\u00f6r\u00fcn\u00fcr, tecr\u00fcbemiz, bilgi edinmemiz, mant\u0131\u011f\u0131m\u0131z, fenlerimiz sahas\u0131na girer. Tekrarlanmad\u0131k\u00e7a da \u015fa\u015f\u0131rt\u0131c\u0131, garib, kural d\u0131\u015f\u0131, tek bir olay olarak g\u00f6r\u00fcn\u00fcr. Mant\u0131klar\u0131m\u0131za, tekniklerimize s\u0131\u011fmaz.<\/p>\n<p>Tecr\u00fcbelerimizin, bildi\u011fimiz kanunlar\u0131n h\u00fckm\u00fcne tabi olmaz. Fakat yaratan\u0131n kudretini g\u00f6steren g\u00f6rg\u00fclerimiz veya duyduklar\u0131m\u0131zdan olarak ola\u011fan\u00fcst\u00fc \u00f6zel durumlar\u0131yla bir mesel halinde yine bilgilerimiz i\u00e7inde kal\u0131r, iman saham\u0131z\u0131 geni\u015fletir ve zabtedilen bu gibi nadir \u015feyler ve \u00f6zelliklerin bir daha e\u015fine tesad\u00fcf edilebilirse kanunla\u015ft\u0131r\u0131labilmesi i\u00e7in tecr\u00fcbe k\u0131ymetinden istifadeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131l\u0131r. Bundan dolay\u0131 ilimler hep al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015f tecr\u00fcbelerden \u00e7\u0131kar\u0131lan sonu\u00e7lar\u0131, k\u00fclli kanunlar halinde genelle\u015ftirmeye \u00e7al\u0131\u015fmakla beraber, genel kanunlar ile a\u00e7\u0131klanamayan, kural d\u0131\u015f\u0131 ve tek olan garip hadiseleri inkar edip at\u0131vermez. Tersine onu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne g\u00f6re tesbit ederek ilerde bir bilgi edinmeye zemin olmak \u00fczere istatistik halinde sayar. Ve hatta b\u00fcy\u00fck ilim adamlar\u0131 daha \u00e7ok \u00f6yle \u015fa\u015f\u0131rt\u0131c\u0131 olaylar\u0131 ara\u015ft\u0131rarak onlardan yeni yeni sonu\u00e7lar almaya ve bu \u015fekilde be\u015fer ilminin geli\u015fmesine hizmet etmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131rlar. \u00c7\u00fcnk\u00fc g\u00f6rmek ilmin ba\u015f\u0131nda gelir, o da nakil ile tesbit edilir ve genelle\u015ftirilir. Zamanlar\u0131n bir ifadesi demek olan tarih de olaylar\u0131n oldu\u011fu gibi zabt ve ifadesinden ibaret olmak laz\u0131m gelir. Tarihleri g\u00f6n\u00fcllerine, arzular\u0131na g\u00f6re de\u011fil de ilim ve hakka hizmet i\u00e7in, vaki olana g\u00f6re yazacak tarih\u00e7iler evvela gerek normal ve gerek garip ve nadir bilinen veya duyulan olaylar\u0131 oldu\u011fu gibi zabt ve tesbit etmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131r. Kendi fikir ve kanaatini ilave edecekse onlar\u0131n mertebelerine g\u00f6re cereyanlar\u0131n\u0131 takip ederek s\u00f6ylemesi; her zaman olagalen normal ve bol olaylardan ziyade garip ve nadir olarak \u015fahidi veya rivayet\u00e7isi oldu\u011fu hadiseleri de ka\u00e7\u0131rmamaya dikkat etmesi gerekir. Onun i\u00e7indir ki en ciddi, en hikmetli bir \u015fekilde yaz\u0131lm\u0131\u015f tarihler inan\u0131lmaz gibi g\u00f6r\u00fcnen nice gariplikler zaptetmi\u015flerdir ki bunlar\u0131n yaln\u0131z teoriye dayanan fikirlere g\u00f6re k\u0131yas ile de\u011fil, rivayet edenlerinin ilmen ve ahl\u00e2ken k\u0131ymetlerine, h\u0131fz ve anlama, do\u011fruluk ve sadakat itibar\u0131yla mazbut kuvvetlerine g\u00f6re ay\u0131klanarak ve hakikate hizmet i\u00e7in yaz\u0131lanlarla, \u015feytanl\u0131k, mel&#8217;anet veya e\u011flence i\u00e7in yaz\u0131lanlar se\u00e7ilerek incelenmesi gerekir. Esas g\u00f6rg\u00fcye dayanarak tevat\u00fcren malum olmu\u015f bir olay\u0131n ayn\u0131n\u0131 g\u00f6rm\u00fcyoruz diye inkara veya te&#8217;vile kalk\u0131\u015fmak ne fen, ne de tarih a\u00e7\u0131s\u0131ndan do\u011fru de\u011fildir.<\/p>\n<p>\u00d6zellikle asr\u0131m\u0131z\u0131n acaibliklerini g\u00f6r\u00fcp duranlar i\u00e7in hi\u00e7 do\u011fru de\u011fildir. Bir \u00e7\u00f6lde bir ordu \u00fczerine ans\u0131z\u0131n bir ku\u015f ak\u0131n\u0131 ve onlarla g\u00f6kten dolu gibi ta\u015f ya\u011fd\u0131r\u0131lmas\u0131 ne kadar garip olursa olsun haddizat\u0131nda imkans\u0131z bulunmad\u0131\u011f\u0131 ve \u00e2dete muhalif olsa da, akla ayk\u0131r\u0131 hi\u00e7 bir \u00e7eli\u015fkiyi ihtiva edici olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, M\u00fczdelife&#8217;de Muhassir vadisi denilen dere i\u00e7inde ans\u0131z\u0131n b\u00f6yle bir ta\u015f ya\u011fmuruna tutulan b\u00f6yle semav\u00ee bir afet i\u00e7inde kalan kimselerin de bir ekin gibi k\u0131r\u0131l\u0131p hurdaha\u015f olmalar\u0131 gayet tabiidir. Ancak biz o ku\u015flar\u0131n ne gibi hislerle u\u00e7tuklar\u0131n\u0131 ve nas\u0131l bir his ile o ta\u015flar\u0131 gagalar\u0131na ve ayaklar\u0131na al\u0131p at\u0131\u015f yapt\u0131klar\u0131n\u0131 bilemeyiz. Yaln\u0131z bunlardan il\u00e2h\u00ee, Rabbani bir irade ve kudretin tecellisini pek a\u00e7\u0131k olarak anlar\u0131z. Ki bunu tabii zannedilen her hadisede dahi anlamam\u0131z laz\u0131m gelir. Fil sahipleri olay\u0131 hakk\u0131nda Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n bu \u00e2yetlerle anlatt\u0131\u011f\u0131 durum bu vak&#8217;an\u0131n \u00f6yle inkar\u0131na mecal olmayan en a\u00e7\u0131k hatlar\u0131n\u0131 ve en m\u00fcsbet durumlar\u0131n\u0131 g\u00f6sterdi\u011fi ve Resul-i Ekrem (s.a.v.)&#8217;in do\u011fdu\u011fu y\u0131l\u0131n ve belli g\u00fcn\u00fcn tarih\u00ee ad\u0131 bulunan bu harikan\u0131n m\u00fc\u015fahitleri i\u00e7inde ve b\u00fct\u00fcn muas\u0131rlar\u0131 gibi onun cereyan edip \u015fekliyle tafsilat\u0131n\u0131 b\u00fct\u00fcn muhitinden dinleye dinleye b\u00fcy\u00fcm\u00fc\u015f bulundu\u011fu ve bu derece yak\u0131n ve genel m\u00fc\u015fahede ve tevat\u00fcr\u00fc ile bilgi, g\u00f6rme ile m\u00fc\u015fahede bilgisine dayanm\u0131\u015f oldu\u011fu i\u00e7in ona Allah taraf\u0131ndan g\u00f6rmedin mi, &#8220;g\u00f6rmedin mi Rabbin fil sahiplerine nas\u0131l yapt\u0131?&#8221; diye hitap buyurulmu\u015f ve buna kar\u015f\u0131 o g\u00fcnk\u00fc muar\u0131zlar\u0131ndan bile a\u011fz\u0131n\u0131 a\u00e7an olmam\u0131\u015ft\u0131r. O g\u00fcnden bu g\u00fcne kadar Kur&#8217;\u00e2n nas\u0131l m\u00fctevatir ise, fil sahipleri olay\u0131 da bu s\u00fbrede beyan olundu\u011fu vechile \u015f\u00fcphesiz m\u00fctevatirdir. Tafsilat\u0131yla ilgili olan rivayetlere gelince, onlar\u0131n buna uygun olan m\u00fc\u015fterek y\u00f6nleri, ittifakl\u0131 noktalar\u0131 \u00f6yle olsa da, ihtilafl\u0131 olan ve yorumu kabil olmayan hususlar m\u00fctevatir olmak \u015f\u00f6yle dursun, hepsi sahih bile olmayaca\u011f\u0131 a\u00e7\u0131k bulundu\u011fundan, bunlar\u0131 rivayet itibar\u0131yla senetlerinin k\u0131ymetine ve dirayet itibar\u0131yla de bu \u00e2yetlerin sarahatine uygunluklar\u0131n\u0131n derecesine g\u00f6re sahihi, hastas\u0131, zay\u0131f\u0131, bo\u015fu ay\u0131klanmak laz\u0131m gelir ki tefsirler bunlara i\u015faret etmi\u015flerdir.<\/p>\n<p>K\u0131ssa, tarihlerde bilindi\u011fi i\u00e7in bu bahsi bu kadarla kessek iyi olurdu. Fakat bu arada bir \u00e7i\u00e7ek ve k\u0131z\u0131l, k\u0131zam\u0131k hastal\u0131\u011f\u0131ndan da bahsedildi\u011fi ve bununla bir taraftan olay\u0131n g\u00fcya tabiile\u015ftirilerek fevkal\u00e2de olan \u00f6nemi adile\u015ftirilece\u011fi, bir taraftan da mikroplara temas etmek itibar\u0131yla daha ziyade incele\u015ftirilmi\u015f olaca\u011f\u0131 zanniyle \u00e2yet sarih olan m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan \u00e7\u0131kar\u0131larak ku\u015flar\u0131n ve ta\u015flar\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131 buraya do\u011fru e\u011filmek istenildi\u011fi cihetle bunlar\u0131 a\u00e7\u0131klamak i\u00e7in rivayetleri kaydile s\u00f6z\u00fc biraz daha uzatmak l\u00fczumu has\u0131l olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Evvela bu konudaki rivayetleri tafsilat\u0131yla toplayan \u0130bn\u00fc \u0130shak, \u0130bn\u00fc Hi\u015fam ve \u0130bn\u00fc Cerir ve di\u011fer Siyer ve tefsir ehli bu olay\u0131 \u015f\u00f6yle anlatm\u0131\u015flard\u0131r:<\/p>\n<p>Yemen&#8217;de H\u0131myeriler&#8217;den T\u00fcbba Hassan&#8217;\u0131n, karde\u015fi Amr taraf\u0131ndan \u00f6ld\u00fcr\u00fclmesi \u00fczerine \u00e7\u0131kan ihtilal neticesinde h\u00fck\u00fcmeti zabtetmi\u015f olan ayaklananlardan Lahnia Zu\u015fenat\u0131r&#8217;i \u00f6ld\u00fcr\u00fcp de idareyi eline alm\u0131\u015f olan ve Tubba Hassan&#8217;\u0131n karda\u015f\u0131 Tebban Es&#8217;ad&#8217;\u0131n o\u011flu Zur&#8217;a Zunuras yahudili\u011fi benimsemi\u015f ve o vakit Necran&#8217;da halis tevhid esas\u0131 \u00fczerine yay\u0131lmakta bulunan muvahhid \u0130sev\u00ee m\u00fcminleri \u00e7evirmek i\u00e7in Uhdud vakas\u0131n\u0131 \u00e7\u0131kararak katliam yapm\u0131\u015ft\u0131. Bu meyanda Tubba&#8217;n\u0131n o\u011fullar\u0131ndan Devs Zusa&#8217;leban ad\u0131nda birisi bir ata binip ka\u00e7arak kurtulmu\u015f ve Rum kayserine kadar gelerek olay\u0131 haber verip Zunuvas&#8217;a kar\u015f\u0131 ondan yard\u0131m istemi\u015fti. O da: &#8220;Sizin memleketiniz bize uzakt\u0131r, fakat Habe\u015f kral\u0131na yazay\u0131m, o da bu dindedir ve size yak\u0131nd\u0131r.&#8221; demi\u015f ve buna yard\u0131m edilip intikam\u0131 al\u0131nmas\u0131 i\u00e7in Neca\u015fi&#8217;ye yazm\u0131\u015ft\u0131. Bunun \u00fczerine Neca\u015fi Habe\u015f&#8217;ten yetmi\u015f bin ki\u015filik bir ordu tertip edip, \u00fczerlerine Eryat ad\u0131nda birini komutan tayin ederek sevketmi\u015fti. Ebrehet\u00fc&#8217;l-E\u015frem bunun emrinde idi. Devs Z\u00fcsa&#8217;leban da beraber olarak denizden Yemen sahiline \u00e7\u0131kt\u0131lar. Z\u00fbn\u00fcvas, emrindeki Yemen kabileleriyle kar\u015f\u0131 geldi \u00e7arp\u0131\u015ft\u0131lar. Askerinin yenilmi\u015f oldu\u011funu g\u00f6r\u00fcnce at\u0131n\u0131 denize s\u00fcr\u00fcp denizin dibine dald\u0131 ve bo\u011fuldu. O vakit Yemenliler&#8217;den birisi &#8220;Ne Devs gibi, ne de onun y\u00fck ba\u011flay\u0131\u015f\u0131 gibi&#8221; demi\u015fti. Bu s\u00f6z Yemen&#8217;de darb-\u0131 mesel olmu\u015ftu. Eryat da Yemen&#8217;e girip zabtetmi\u015f, senelerce orada Habe\u015f ad\u0131na saltanat s\u00fcrm\u00fc\u015ft\u00fc. Sonra Ebrehe ona kar\u015f\u0131 m\u00fcnaka\u015fa etmi\u015f, Habe\u015fliler ikiye b\u00f6l\u00fcnm\u00fc\u015f, birbirinin \u00fczerine y\u00fcr\u00fcm\u00fc\u015fler. Nihayet Ebrehe, Eryat&#8217;\u0131 d\u00fcelloya davet edip, k\u00f6lesi Atude&#8217;yi arkas\u0131nda saklayarak bir hile ile Eryat&#8217;\u0131 \u00f6ld\u00fcr\u00fcp yerine ge\u00e7mi\u015fti. Neca\u015fi bunu i\u015fitince \u00f6fkelenmi\u015f, beldelerini \u00e7i\u011fneyip ba\u015f\u0131n\u0131 kesmedik\u00e7e Ebrehe&#8217;yi b\u0131rakmayaca\u011f\u0131na yemin etmi\u015fti. Ebrehe ba\u015f\u0131n\u0131 tra\u015f ettirmi\u015f ve bir torbaya Yemen topra\u011f\u0131ndan da doldurarak Neca\u015fi&#8217;ye g\u00f6ndermi\u015f: &#8220;Kral\u0131m, Eryat senin bir kulundu, ben de bir kulunum. Senin emrinde ihtilaf ettik, ikimiz de sana itaatk\u00e2r idik. Ancak ben Habe\u015f i\u015fini \u00e7ekip \u00e7evirmede daha g\u00fc\u00e7l\u00fc, siyaset ve idarede ondan daha mahir idim. Hakk\u0131mdaki yeminini i\u015fittim, b\u00fct\u00fcn ba\u015f\u0131m\u0131 kaz\u0131tt\u0131m ve memleketimin topra\u011f\u0131ndan da bir torba ile takdim ettim. Aya\u011f\u0131n\u0131z\u0131n alt\u0131nda \u00e7i\u011fneyiniz de yemininiz yerini bulsun.&#8221; diye yazm\u0131t\u0131. Neca\u015fi de bundan ho\u015flanm\u0131\u015f, buna kar\u015f\u0131:<\/p>\n<p>&#8220;Emrim gelinceye kadar yerinde dur.&#8221; diye yazm\u0131\u015ft\u0131. Bu \u015fekilde Ebrehe Yemen&#8217;de kalm\u0131\u015ft\u0131. Sonra bu Ebrehe, San&#8217;a&#8217;da Kulleys yapm\u0131\u015f, o zaman oralarda e\u015fi g\u00f6r\u00fclmedik bir kilise bina etmi\u015f, Neca\u015fi&#8217;ye: &#8220;Kral\u0131m! Senin i\u00e7in bir kilise yapt\u0131m ki e\u015fi g\u00f6r\u00fclmemi\u015ftir, Araplar\u0131n hacc\u0131n\u0131 da buna \u00e7evirmedik\u00e7e durmayaca\u011f\u0131m.&#8221; diye yazm\u0131\u015ft\u0131. Araplar da Ebrehe&#8217;nin Neca\u015fi&#8217;ye b\u00f6yle yazd\u0131\u011f\u0131n\u0131 haber alm\u0131\u015ft\u0131. Cahiliye devrinde Araplar&#8217;\u0131n nesi (Tevbe, 9\/37. \u00e2yetinin tefsirine bkz.) denilen, aylar\u0131 geriletme i\u015fini yapan, yani takvim i\u00e7in m\u00fcneccimba\u015f\u0131l\u0131k gibi nesi&#8217;cilik y\u00f6n\u00fcne sahip oldu\u011fundan dolay\u0131 Nesee ad\u0131 verilen Beni Fukaym (Fukaym o\u011fullar\u0131) kabilesiden biri k\u0131zm\u0131\u015f, me\u015fhur oldu\u011fu vechile, gidip o kilisenin k\u0131blesi taraf\u0131na oturuvermi\u015f kirletmi\u015f. Sonra da k\u0131z\u0131p ka\u00e7m\u0131\u015f. Ebrehe de bunu haber al\u0131nca \u00e7ok k\u0131zarak K\u00e2be&#8217;yi gidip y\u0131kmaya yemin etmi\u015f. Bir rivayette de bir Arap kabilesi kilisenin civar\u0131nda bir ate\u015f yakm\u0131\u015flarm\u0131\u015f. R\u00fczgar\u0131n etkisiyle ate\u015f sirayet edip kilisede yang\u0131n olmu\u015f. Ebrehe bundan dolay\u0131 k\u0131zarak Habe\u015flilere haz\u0131rl\u0131k emrini vermi\u015f. Haz\u0131rlanm\u0131\u015flar, techizatlar\u0131n\u0131 tamamlam\u0131\u015flar ve denildi\u011fine g\u00f6re altm\u0131\u015f bin ki\u015filik bir ordu, beraberlerinde Neca\u015fi&#8217;nin fili olan ve Mahmud denilen b\u00fcy\u00fck bir fil, ba\u015fkaca da sekiz veya oniki yahut daha \u00e7ok normal filler ile -ki o zaman harplerde tank gibi fil kullan\u0131l\u0131rm\u0131\u015f- hareket etmi\u015fler. Araplar bunu duyunca tela\u015fa d\u00fc\u015fm\u00fc\u015fler, buna kar\u015f\u0131 harb etmeyi g\u00f6rev saym\u0131\u015flar. Yemen&#8217;in \u00f6nde gelen ve meliklerinden Zunefr ad\u0131nda birisi kendi kavmini ve di\u011fer Araplar&#8217;dan kendisine kat\u0131lanlar\u0131 Ebrehe ile harbe ve Beyt-i haram&#8217;\u0131 m\u00fcdafaaya davet etmi\u015f, \u00e7arp\u0131\u015fm\u0131\u015f fakat bozulmu\u015flar ve Zunefr esir edilmi\u015f Ebrehe&#8217;ye getirilmi\u015f, \u00f6ld\u00fcr\u00fclmesi istenince: &#8220;Ey Melik, beni \u00f6ld\u00fcrme, umar\u0131m ki benim, senin yan\u0131nda kalmam, senin i\u00e7in \u00f6ld\u00fcr\u00fclmemden daha hay\u0131rl\u0131 olur&#8221; demi\u015f, o da onu \u00f6ld\u00fcrtmekten vazge\u00e7mi\u015f, ba\u011flatt\u0131rarak yan\u0131nda hapsetmi\u015f. Ebrehe, yumu\u015fak bir adamm\u0131\u015f. Sonra Ebrehe maksad\u0131na devam ederek, y\u00fcr\u00fcm\u00fc\u015f, Has&#8217;am arazisine geldi\u011finde N\u00fcfeyl b. Habibi, Has&#8217;am, Has&#8217;am&#8217;\u0131n iki kabilesi olan \u015eehran ve Nahis kabileleri ve di\u011fer kat\u0131lan Arap kabileleri ile kar\u015f\u0131la\u015farak \u00e7arp\u0131\u015fm\u0131\u015f. Bunlar da bozulmu\u015flar ve N\u00fcfeyl esir edilmi\u015f, bu da \u00f6ld\u00fcr\u00fclece\u011fi s\u0131rada : &#8220;Ey Melik! Beni \u00f6ld\u00fcrme, bu Arap arazisinde ben sana k\u0131lavuzluk ederim, Has&#8217;am&#8217;\u0131n \u015fu iki kabilesi de benim iki elimdir, Has&#8217;am ve Taa&#8221; demi\u015f, bunun \u00fczerine tahliye edilmi\u015f maiyyetinde delil olarak \u00e7\u0131km\u0131\u015flar, nihayet Taif&#8217;e geldiklerinde Mer&#8217;ud b. Muattib b. Malik Sakafi, Sakif kabilesi adamlar\u0131ndan bir tak\u0131mlar\u0131yla kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131k\u0131p: &#8220;Ey Melik! Biz senin kullar\u0131n\u0131z, sana itaat edip boyun e\u011fiyoruz, bizde sana kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kacak yok ve senin kastetti\u011fin Beyt (K\u00e2be) bizim beytimiz de\u011fil -yani Taif&#8217;te bulunan Beytull\u00e2t&#8217;\u0131 de\u011fil- Mekke&#8217;deki Beyt&#8217;i (K\u00e2be&#8217;yi) kastediyorsun, biz de k\u0131lavuzluk edecek kimseler g\u00f6ndeririz.&#8221; demi\u015fler, o da onlardan ge\u00e7mi\u015f, Mekke yolunu g\u00f6stermek \u00fczere Ebu Rigal ad\u0131nda birisini vermi\u015fler. Bu Ebrehe&#8217;yi Taif yolunda Mugamm\u0131s denilen me\u015fhur yere indirmi\u015f. Fakat iner inmez Ebu Rigal \u00f6lm\u00fc\u015f oraya g\u00f6m\u00fclm\u00fc\u015f. Hal\u00e2 Araplar orada onun kabrini ta\u015flarlar. Sonra Ebrehe Mugamm\u0131s&#8217;ta iken Habe\u015flilerden fil komutan\u0131 Esved b. Maksud ad\u0131nda birisini bir s\u00fcvari b\u00f6l\u00fc\u011f\u00fcyle Mekke&#8217;ye kadar g\u00f6ndermi\u015f. Kurey\u015f ve di\u011ferlerinden Tihameliler&#8217;in mallar\u0131n\u0131 s\u00fcr\u00fcp getirtmi\u015f. Bu arada Peygamberimizin dedesi Hz. Abd\u00fclmuttalib&#8217;in de ikiy\u00fcz kadar devesini s\u00fcr\u00fcp g\u00f6t\u00fcrm\u00fc\u015fler. O zaman Abd\u00fclmuttalib Kurey\u015f kabilesinin b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fc ve ulusu bulunuyordu. Bunun \u00fczerine Kurey\u015f, Kinane, H\u00fczeyl ve Harem&#8217;de bulunan di\u011fer kabileler harbedecek oldular. Sonra da g\u00fc\u00e7leri yetmeyece\u011fini anlayarak vazge\u00e7tiler. Ebrehe, Himyeriler&#8217;den Hunata ad\u0131nda birisini Mekke&#8217;ye g\u00f6nderdi: &#8220;Git bu beldenin reisini, \u015ferifini bul, ona \u015f\u00f6yle s\u00f6yle: Melik diyor ki: Ben sizinle harbetmek i\u00e7in gelmedim, ancak \u015fu beyti (K\u00e2be&#8217;yi) y\u0131kmak i\u00e7in geldim. E\u011fer bize harb ile kar\u015f\u0131 koymazsan\u0131z, bizim sizin kanlar\u0131n\u0131za ihtiyac\u0131m\u0131z yok, \u015fayet benimle harbetmek istemiyorsa, onu al bana getir.&#8221; dedi.<\/p>\n<p>Hun\u00e2ta Mekke&#8217;ye gelince Abd\u00fclmuttalib&#8217;i g\u00f6sterdiler. Emredildi\u011fi s\u00f6z\u00fc s\u00f6yledi. Abd\u00fclmuttalib de ona: &#8220;Vallahi biz onunla harbetmek fikrinde de\u011filiz, ona takat\u0131m\u0131z yok. Bu, Allah&#8217;\u0131n h\u00fcrmetli Beyt&#8217;i ve Halil \u0130brahim Aleyhisselam&#8217;\u0131n Beyti&#8217;dir. E\u011fer o menederse, onun Beyt&#8217;i, onun h\u00fcrmetidir. Yok e\u011fer b\u0131rak\u0131vere vallahi bizde onu m\u00fcdafaa edecek kuvvet yoktur.&#8221; tarz\u0131nda cevap verdi. Ve onunla beraber o\u011fullar\u0131ndan baz\u0131lar\u0131n\u0131 yan\u0131na alarak askerin bulundu\u011fu yere gitti. Var\u0131nca Z\u00fcnefri sordu. O kendisinin sad\u0131k dostu imi\u015f, yan\u0131na varm\u0131\u015f. Nas\u0131l \u015fu bizim ba\u015f\u0131m\u0131za gelen hale sende bir derman var m\u0131? demi\u015f. O da, bir melikin elinde esir olan ve sabah ak\u015fam \u00f6ld\u00fcr\u00fclmesini bekleyip duran bir adam\u0131n ne derman\u0131 olur? Bende senin ba\u015f\u0131na gelen hale bir derman yok, ancak filin bak\u0131c\u0131s\u0131 Enis&#8217;e haber g\u00f6nderebilirim, ona seni tavsiye eder ve hakk\u0131nda h\u00fcrmetkar davranmas\u0131n\u0131 ve senin i\u00e7in melikten izin al\u0131vermesini ve e\u011fer yapabilirse onun yan\u0131nda hay\u0131r ile bir \u015fefaatte bulunurvermesini rica edebilirim. Yapabilirse gider, ne s\u00f6yleyebilirsen s\u00f6ylersin&#8221; cevab\u0131nda bulunmu\u015ftu. Abd\u00fclmuttalib: &#8220;Bu bana yeter.&#8221; dedi. Bunun \u00fczerine Z\u00fcnefr, Enis&#8217;i \u00e7a\u011f\u0131rt\u0131p ona: &#8220;Abd\u00fclmuttalib Kurey\u015f&#8217;in efendisi ve Mekke menba\u0131n\u0131n sahibidir. D\u00fczde insanlar\u0131, da\u011f ba\u015flar\u0131nda vah\u015fi hayvanlar\u0131 doyurur. Melik bunun ikiy\u00fcz devesini s\u00fcrd\u00fcrm\u00fc\u015f, onun i\u00e7in yan\u0131na girmesine izin al\u0131ver ve g\u00fcc\u00fcn yetti\u011fi kadar yararl\u0131kta bulunuver.&#8221; dedi. O da yapar\u0131m deyip Abd\u00fclmuttalib&#8217;i Z\u00fcnefr&#8217;in anlatt\u0131\u011f\u0131 gibi anlatarak arzetti. Abd\u00fclmuttalib gayet iri ve \u00e7ok yak\u0131\u015f\u0131kl\u0131, insanlar g\u00fczeli idi. Ebrehe onu g\u00f6r\u00fcnce b\u00fcy\u00fckleyerek tazim ve ikram etti, kendinden a\u015fa\u011f\u0131 oturtmay\u0131 uygun g\u00f6rmedi, yan\u0131ndaki divan\u0131na oturmas\u0131n\u0131 da Habe\u015fliler&#8217;in g\u00f6rmesini istemedi, divan\u0131ndan inip minderine oturdu. Onu da beraberinde yan\u0131na oturttu. Sonra terc\u00fcman\u0131na, &#8220;iste\u011fin nedir?&#8221; diye s\u00f6yle ona, dedi. Terc\u00fcman s\u00f6yledi. O da: &#8220;\u0130ste\u011fim, melikin s\u00fcrd\u00fcrm\u00fc\u015f oldu\u011fu ikiy\u00fcz devemi bana geri vermesidir.&#8221; dedi. Terc\u00fcman bunu anlat\u0131nca Ebrehe terc\u00fcman\u0131na s\u00f6yle dedi: &#8220;Ben seni g\u00f6r\u00fcnce g\u00f6z\u00fcme b\u00fcy\u00fck g\u00f6r\u00fcnm\u00fc\u015ft\u00fcn, fakat s\u00f6z s\u00f6yleyince g\u00f6z\u00fcmden d\u00fc\u015ft\u00fcn. Ben senin dinin ve atalar\u0131n\u0131n dini olan Beyt (K\u00e2be&#8217;y)i y\u0131kmaya gelmi\u015fken, sen onu b\u0131rak\u0131yorsun da, bana s\u00fcrd\u00fcrm\u00fc\u015f oldu\u011fum ikiy\u00fcz deveni mi s\u00f6yl\u00fcyorsun?&#8221;<\/p>\n<p>Abd\u00fclmuttalib buna kar\u015f\u0131: &#8220;Ben o develerin sahibiyim, o Beyt (K\u00e2be)&#8217;nin ise bir Rabbi vard\u0131r, onu menedecek odur.&#8221; dedi. O: &#8220;Benden menedemez.&#8221; dedi. Abd\u00fclmuttalib de, &#8220;Ben ona kar\u0131\u015fmam, i\u015fte sen, i\u015fte o.&#8221; dedi.<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc \u0130shak demi\u015ftir ki: Baz\u0131 ilim ehlinin kanaatine g\u00f6re Ebrehe Hunata&#8217;y\u0131 g\u00f6nderdi\u011fi zaman Abd\u00fclmuttalib ile beraber Beni Bekr&#8217;in reisi Amr b. Nufase b. Ad\u0131yy ve H\u00fczeyl&#8217;in reisi Huveylid b. Vahile dahi gitmi\u015fler. Bu ikisi Ebrehe&#8217;ye K\u00e2be&#8217;yi y\u0131kmay\u0131p d\u00f6nmek \u00fczere Tihame mallar\u0131n\u0131n \u00fc\u00e7te birini arzetmi\u015fler, Ebrehe kabul etmemi\u015f. \u0130bn\u00fc \u0130shak, buna oldu mu olmad\u0131 m\u0131 Allah daha iyi bilir demi\u015f. Fakat Ebrehe Abd\u00fclmuttalib&#8217;e develerini iade etti, oradan ayr\u0131ld\u0131lar. Gelince Abd\u00fclmuttalib Kurey\u015fli&#8217;lere haberi anlatt\u0131 ve askerin sark\u0131nt\u0131s\u0131ndan sak\u0131nmak i\u00e7in Mekke&#8217;den \u00e7\u0131k\u0131p da\u011flar\u0131n tepelerine ve aral\u0131klar\u0131na \u00e7ekilmelerini emretti. Sonra Abd\u00fclmuttalib kalkt\u0131, K\u00e2be kap\u0131s\u0131n\u0131n halkas\u0131n\u0131 tuttu, beraberinde Kurey\u015f&#8217;ten bir ka\u00e7 ki\u015fi de kalkt\u0131 Allah&#8217;a dua ediyorlar. Ebrehe ve ordusuna kar\u015f\u0131 yard\u0131m\u0131n\u0131 diliyorlard\u0131. Abd\u00fclmuttalib kap\u0131n\u0131n halkas\u0131n\u0131 tutarak \u015f\u00f6yle dedi:<\/p>\n<p>F\u00e2tiha S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere &#8220;l\u00e2h\u00fcmme&#8221;, &#8220;Allah\u00fcmme&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. \u015eiirin m\u00e2n\u00e2s\u0131: &#8220;Ey Allah\u0131m, kul g\u00f6\u00e7\u00fcn\u00fc, ailesini sak\u0131n\u0131r esirger. Sen de h\u0131lalini: Buraya konmu\u015f, h\u00fcrmeti tehlikeye maruz bulunmu\u015f olanlar\u0131 sak\u0131n, esirge. Onlar\u0131n ha\u00e7lar\u0131 ve kuvvetleri yar\u0131n senin kuvvetine, havline asla \u00fcst\u00fcn gelemez. E\u011fer sen onlar\u0131 bizim k\u0131blemizle (bir rivayette K\u00e2be&#8217;mizle) b\u0131rak\u0131verecek olursan, o da senin bilece\u011fin bir i\u015f, ancak sana malum olan bir hikmete dayanmaktad\u0131r.&#8221; Baz\u0131 rivayetlerde bu son beyitten \u00f6nce \u015fu iki beyit de vard\u0131r:<\/p>\n<p>&#8220;Beldelerin toplumlar\u0131n\u0131 \u00e7ektiler getirdiler. Bir de fili ki senin yak\u0131nlar\u0131n\u0131 ya\u011fma etmek i\u00e7in, d\u00fczenleriyle cehaletlerinden senin koruna kastettiler, ululu\u011funu nazar-\u0131 itibare almad\u0131lar.&#8221; Di\u011fer daha baz\u0131 rivayetler de vard\u0131r. Fakat en sahihi zikrolunan kadard\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc Hi\u015fam der ki, bunun bu kadar\u0131 sahih olan\u0131d\u0131r. \u0130krime b. Amir b. Ha\u015fim b. Abdi Menaf da \u015f\u00f6yle s\u00f6yledi:<\/p>\n<p>&#8220;Allah&#8217;\u0131m, kepaze et o Esved b. Maksud&#8217;u, o k\u0131ladeli k\u0131ladeli y\u00fczlerce s\u00fcr\u00fcleri alan, H\u0131ra ve Sebir aras\u0131nda, sonra da \u00e7\u00f6llerde iken onlar\u0131 hepsederek ko\u011fmakta ve o kara t\u0131mt\u0131mlara, siyah Habe\u015flere katmakta olan o filcinin ahdini boz ya Rabbi! Mahmud (\u00f6\u011f\u00fclen) sensin&#8221;.<\/p>\n<p>Sonra Abd\u00fclmuttalib halkay\u0131 b\u0131rakt\u0131, emrindekilerle beraber da\u011f ba\u015flar\u0131na \u00e7ekildiler. Ebrehe Mekke&#8217;ye girince ne yapacak? G\u00f6zetiyorlard\u0131. Sabah olunca Ebrehe girmeye haz\u0131rland\u0131 ve askerini yerle\u015ftirdi. Mahmud dedikleri fili de haz\u0131rlad\u0131lar. Mekke&#8217;ye do\u011fru s\u00fcrd\u00fcler. Derken N\u00fcfeyl b. Habib var\u0131p filin yan\u0131na yana\u015fm\u0131\u015f, kula\u011f\u0131n\u0131 tutmu\u015f, bir \u015fey s\u00f6yleyerek b\u0131rak\u0131vermi\u015f, fil \u00e7\u00f6ke kalm\u0131\u015ft\u0131, yani d\u00fc\u015fm\u00fc\u015ft\u00fc. N\u00fcfeyl de s\u0131v\u0131\u015f\u0131p ka\u00e7arak da\u011fa \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131. Fili kald\u0131rmak i\u00e7in zorlad\u0131lar teberlerle ba\u015f\u0131na vurdular, d\u00f6\u011fd\u00fcler, kald\u0131ramad\u0131lar, \u00e7engeller i\u00e7ine ald\u0131lar, \u00f6tesini berisini d\u00fcrt\u00fc\u015ft\u00fcrerek \u00e7ektiler, kanatt\u0131lar, yine dayand\u0131. Yemen&#8217;e do\u011fru \u00e7evirdiklerinde kalk\u0131p ko\u015fuyordu. Bunu birka\u00e7 defa yapt\u0131lar. Sonra yine Mekke&#8217;ye \u00e7evirdiler yine y\u0131k\u0131ld\u0131. Sersem etmek i\u00e7in \u015farap i\u00e7irdiler yine fayda vermedi. Demek ki hayvan orada di\u011ferlerinin g\u00f6rmedi\u011fi bir tehlike hissetmi\u015fti. Bu hal Muhassir vadisi yan\u0131nda oluyordu. Bu s\u0131rada Allah Te\u00e2l\u00e2 denizden \u00fczerlerine &#8220;k\u0131rlang\u0131\u00e7lar ve belesan benzerleri&#8221; bir \u00e7ok ku\u015flar g\u00f6nderiverdi. Her ku\u015f biri gagas\u0131nda, ikisi iki aya\u011f\u0131nda nohut ve mercimek gibi \u00fc\u00e7 ta\u015f\u0131 ta\u015f\u0131yorlard\u0131. Bu ta\u015flar onlardan kime rastlarsa o helak oluyordu. Hepsine de isabet etmi\u015f de\u011fildi. \u00c7\u0131k\u0131p ka\u00e7maya ba\u015flad\u0131lar ve geldikleri yolu tutmak istiyorlar. Yemen yolunu g\u00f6stersin diye hep N\u00fcfeyl&#8217;i soru\u015fturuyorlard\u0131. O vakit N\u00fcfeyl onlar\u0131n ba\u015flar\u0131na gelen bu hali g\u00f6r\u00fcnce \u015f\u00f6yle demi\u015fti:<\/p>\n<p>&#8220;Nereye ka\u00e7acaks\u0131n? Takip eden, Allah&#8230;<\/p>\n<p>E\u015frem ise ma\u011flub, galip de\u011fil.&#8221;<\/p>\n<p>Bir de \u015fu gazeli s\u00f6ylemi\u015fti:<\/p>\n<p>&#8220;Sa\u011fl\u0131k verilmedi mi sana bizden, ey Rudeyne!<\/p>\n<p>Bu sabah biz size g\u00f6zleriniz ayd\u0131n olsun dedik.<\/p>\n<p>Rudeyne g\u00f6rseydin -fakat g\u00f6rme onu-<\/p>\n<p>O muhassab\u0131n, \u00e7ak\u0131ll\u0131 derenin yan\u0131nda bizim g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz\u00fc,<\/p>\n<p>G\u00f6reydin her halde beni mazur g\u00f6r\u00fcrd\u00fcn ve yapt\u0131\u011f\u0131m i\u015fi be\u011fenirdin.<\/p>\n<p>Ve arada ge\u00e7ene gam yemezdin.<\/p>\n<p>Ben Allah&#8217;a hamdettim bir tak\u0131m ku\u015flar g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm<\/p>\n<p>Ve \u00fczerimize at\u0131lan ta\u015flardan korktu\u011fum zaman<\/p>\n<p>Kavmin hepsi N\u00fcfeyl&#8217;i soruyorlard\u0131<\/p>\n<p>Sanki benim \u00fczerimde Habe\u015flilere bir bor\u00e7 varm\u0131\u015f!&#8221;<\/p>\n<p>Ka\u00e7\u0131\u015f\u0131yorlar her yolda d\u00fc\u015f\u00fc\u015f\u00fcyorlard\u0131. Ve her s\u0131\u011f\u0131nd\u0131klar\u0131 yerde hel\u00e2k oluyorlard\u0131. Ebrehe de cesedinden isabet alm\u0131\u015ft\u0131, onu beraberlerinde \u00e7\u0131kard\u0131lar. Parmak ucu kadar, par\u00e7a par\u00e7a d\u00f6k\u00fcl\u00fcyorlard\u0131. Her par\u00e7a d\u00f6k\u00fcld\u00fck\u00e7e arkas\u0131ndan cerahat, irin ve kan ak\u0131yordu. Nihayet onu \u00f6yle San&#8217;a&#8217;ya kadar g\u00f6t\u00fcrd\u00fcler, bir ku\u015f yavrusu gibi olmu\u015ftu. Zannettiklerine g\u00f6re kalbi par\u00e7alan\u0131ncaya kadar \u00f6lmemi\u015fti.&#8221; \u0130\u015fte genellikle rivayetlerde olay\u0131n a\u00e7\u0131klamas\u0131 b\u00f6yledir. Yukarda ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere ku\u015flar\u0131n daha \u00e7ok b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fc ve renklerinin siyahl\u0131\u011f\u0131, ye\u015filli\u011fi, beyazl\u0131\u011f\u0131 ve ta\u015flar\u0131n insan ba\u015f\u0131 kadar olanlar\u0131n\u0131n da bulundu\u011fu ve Neca\u015fi&#8217;ye kadar gidebilen bir ki\u015fiden ba\u015fka hepsinin orada yok oldu\u011fu hakk\u0131nda da baz\u0131 rivayetler varsa da, me\u015fhur olan \u00f6yledir.<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc \u0130shak bunlardan ba\u015fka bir de tek bir haber olarak demi\u015ftir ki: Bana Yakub b. Utbe haber verdi. Ona \u015f\u00f6yle haber verilmi\u015f: Arabistan&#8217;da Hasbe ve c\u00fcderi, yani k\u0131zam\u0131k ve \u00e7i\u00e7ek ilk \u00f6nce o sene g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015f. Harmel, hanzal ve u\u015fer denilen ac\u0131 a\u011fa\u00e7lar da ilk \u00f6nce o sene g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015f. Bunu \u0130bn\u00fc Hi\u015fam, \u0130bn\u00fc \u0130shak&#8217;tan bu \u015fekilde rivayet etti\u011fi gibi, \u0130bn\u00fc Cerir de \u0130bn\u00fc Humeyd&#8217;den, o Seleme&#8217;den, o \u0130bn\u00fc \u0130shak&#8217;dan, o Yakub b. Utbe b. Mu\u011fire b. Ahnes&#8217;ten ayn\u0131 \u015fekilde rivayet etmi\u015ftir.<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, bu yaln\u0131z Yakub b. Utbe&#8217;den bir tek rivayettir, o da kesin olarak de\u011fil, kendisine \u00f6yle haber verilmi\u015f diye bilinmeyene isnad ederek zay\u0131f bir \u015fekilde rivayet etmi\u015ftir. Hem de fil sahiplerinin \u00e7i\u00e7ekten k\u0131r\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylememi\u015f, Arabistan&#8217;da \u00e7i\u00e7ek ve k\u0131zam\u0131k hastal\u0131klar\u0131yla \u00fczerlik, Ebu Cehil karpuzu gibi zehirli a\u011fa\u00e7lar\u0131n ilk olarak o sene g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc s\u00f6ylemi\u015ftir ki o do\u011fru ise bu iki f\u0131kra beraber d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmek ve bundan dolay\u0131 o hadisenin kendisi de\u011fil, o pisliklerin sebep oldu\u011fu di\u011fer bir sonucu kabul edilmek gerekir. Ancak bundan ba\u015fka olarak \u0130bn\u00fc Cerir&#8217;in, Yakub, H\u00fc\u015feym, Husayn tarik\u0131yle \u0130krime&#8217;den naklen \u015f\u00f6yle bir rivayeti vard\u0131r: \u0130krime kavlinde demi\u015f ki: Ye\u015fil ku\u015flard\u0131, denizden \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131, siba ba\u015flar\u0131 gibi ba\u015flar\u0131 vard\u0131. Ve demi\u015f ki: Beraberlerindeki ta\u015flarla onlara at\u0131yorlard\u0131. Demi\u015f ki: Onlardan birisine isabet etti\u011fi zaman onda \u00e7i\u00e7ek hastal\u0131\u011f\u0131 \u00e7\u0131k\u0131yormu\u015f, \u00e7i\u00e7ek hastal\u0131\u011f\u0131n\u0131n ilk g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc g\u00fcn o imi\u015f, o g\u00fcnden ne \u00f6nce, ne de sonra g\u00f6r\u00fclmemi\u015f.&#8221;<\/p>\n<p>\u0130krime&#8217;den nakledilen bu haber \u00f6b\u00fcr\u00fcnden farkl\u0131d\u0131r. Bunda ku\u015flar\u0131n atm\u0131\u015f olduklar\u0131 ta\u015flar\u0131n isabet etti\u011fi kimselerde \u00e7i\u00e7ek hastal\u0131\u011f\u0131 \u00e7\u0131kartm\u0131\u015f oldu\u011funu a\u00e7\u0131klam\u0131\u015f olmas\u0131 itibar\u0131yla tefsirle ilgili olan bir vecih vard\u0131r. Buna g\u00f6re &#8220;asf-\u0131 me&#8217;kul&#8221; (yenilmi\u015f ekin) gibi k\u0131l\u0131nmalar\u0131, ta\u015flar\u0131n yaln\u0131z d\u0131\u015fardan kur\u015fun gibi yaralama ve \u00f6ld\u00fcrmekten ibaret kalmay\u0131p, ayn\u0131 zamanda cesetlerinin i\u00e7inden de derhal bir \u00e7i\u00e7ek hastal\u0131\u011f\u0131 patlatmak suretiyle delik de\u015fik k\u0131r\u0131l\u0131p serilmeleri ile de ilgili olmu\u015f oluyor ki, bunda gariplik \u00e7atallanm\u0131\u015f bulunuyor. Hem ku\u015flara ta\u015flatmak, hem de ta\u015flar\u0131n etkisiyle ayn\u0131 zamanda \u00e7i\u00e7ek \u00e7\u0131kart\u0131p k\u0131rmak, iki gariplikle olay\u0131n durumundaki acaibli\u011fi daha \u00e7ok art\u0131r\u0131yor. Kar\u015f\u0131 koymas\u0131z hedefine ula\u015fmak \u00fczere bulunan sald\u0131rgan bir ordunun tam Mekke&#8217;ye girmek \u00fczere bulundu\u011fu bir s\u0131rada ans\u0131z\u0131n ba\u015flar\u0131na g\u00f6kten ta\u015f ya\u011fd\u0131r\u0131l\u0131vermesi garib bir ola\u011fan\u00fcst\u00fc olay oldu\u011fu gibi, \u00f6yle bir anda ans\u0131z\u0131n salg\u0131n ve e\u015fi g\u00f6r\u00fclmedik bir \u00e7i\u00e7ek hastal\u0131\u011f\u0131yla serilmeye ba\u015flay\u0131vermesi ve te\u015febb\u00fcs edilen maksad\u0131n bu \u015fekilde g\u00fcd\u00fck kal\u0131p b\u00fct\u00fcn tedbirlerin bozulmu\u015f olmas\u0131 da ba\u015fl\u0131 ba\u015f\u0131na ola\u011fan d\u00fc\u015f\u00fc bir garipliktir.<\/p>\n<p>Ta\u015f ya\u011fmas\u0131 ne kadar garip olursa olsun ya\u011fan ta\u015flar\u0131n alt\u0131nda kalanlar\u0131n yaralanmas\u0131, k\u0131r\u0131l\u0131p \u00f6lmesi tabii say\u0131labilece\u011fi halde, bu ta\u015flar\u0131n yaralamas\u0131 ayn\u0131 zamanda bir de \u00e7i\u00e7ek hastal\u0131\u011f\u0131 yaparak \u00f6ld\u00fcrmesi normal de\u011fil, gariplik \u00fcst\u00fcne gariplik olur.<\/p>\n<p>Di\u011fer rivayetlerde ku\u015flarla ta\u015flanan askerin \u00e7i\u00e7ekten k\u0131r\u0131ld\u0131\u011f\u0131na dair bir s\u00f6z yoktur. Ancak Ebrehe&#8217;nin kendisinin cesedinden isabet alarak par\u00e7a par\u00e7a d\u00f6k\u00fcl\u00fcp \u00e7\u00fcr\u00fcy\u00fc\u015f\u00fc hakk\u0131ndaki a\u00e7\u0131klama, ba\u015fkaca bir hastal\u0131k olabilme ihtimaliyle beraber onun \u00f6ld\u00fcr\u00fcc\u00fc bir \u00e7i\u00e7ek olmas\u0131 zann\u0131n\u0131 da verebilir. \u0130\u015fte \u00e7i\u00e7e\u011fe dair olan s\u00f6z\u00fcn b\u00fct\u00fcn esas\u0131, Yakub b. Utbe&#8217;nin ucu me\u00e7hule varan m\u00fcbhem ve zay\u0131f bir hikayesiyle nihayet Husayn&#8217;in \u0130krime&#8217;den nakledilen bu haberidir.<\/p>\n<p>Fakat g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n zahirine uygun olan yayg\u0131n rivayetler kar\u015f\u0131s\u0131nda bunun ikisi de \u00f6zelli\u011fi itibar\u0131yla m\u00fcnferit birer tek haber olmakla beraber biri mechulde, biri de \u0130krime&#8217;de kesilmi\u015f munkat\u0131 veya mevkuf haberlerdir. \u0130krime&#8217;nin bir \u00e7ok rivayetleri \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan oldu\u011funa g\u00f6re bunun da ondan olmas\u0131 farzedilebilirse de sabit de\u011fildir.<\/p>\n<p>\u015eu halde rivayet bak\u0131m\u0131ndan zay\u0131f olduklar\u0131 gibi dirayet itibar\u0131yla de garipdirler. Arabistan&#8217;da \u00e7i\u00e7ek ve k\u0131zam\u0131k hastal\u0131klar\u0131n\u0131n ilk olarak o sene g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015f ve bir daha g\u00f6r\u00fclmemi\u015f olmas\u0131 garip g\u00f6r\u00fclmezse de harmel (\u00fczerlik otu) ve hanzal (Ebu Cehil karpuzu) gibi ac\u0131 a\u011fa\u00e7lar\u0131n ilk olarak o sene g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015f olmas\u0131 ve ta\u015flar\u0131n ya\u011fmas\u0131yla beraber \u00e7i\u00e7ek hastal\u0131\u011f\u0131n\u0131n salg\u0131n halini al\u0131vermesi gariplik \u00fcst\u00fcne garipliktir. Onun i\u00e7in buna m\u00fcnker (reddedilen) diyenler olmu\u015ftur. Bununla beraber imkan ve ihtimal dahilindedir. Bundan dolay\u0131 tefsircilerin \u00e7o\u011fu bunu k\u00e2le almam\u0131\u015f olduklar\u0131 halde, baz\u0131lar\u0131 da ihtimali dikkat nazar\u0131na alarak ihmal etmemek i\u00e7in zay\u0131fl\u0131\u011f\u0131na i\u015faret etmek suretiyle &#8220;\u0130krime&#8217;den rivayet edildi ki, kime bir ta\u015f isabet ettiyse onu \u00e7i\u00e7ek hastas\u0131 yapt\u0131. Bu ortaya \u00e7\u0131kan ilk \u00e7i\u00e7ek hastal\u0131\u011f\u0131d\u0131r.&#8221; diye k\u0131saca kaydedivermi\u015flerdir. \u015eu halde gerek Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n, gerek di\u011fer rivayetlerin zahirine kar\u015f\u0131 bu ihtimali nazar-\u0131 itibare alacak olanlar, bunu, istinad ettikleri ravinin s\u00f6yledi\u011fi gibi iki tarafl\u0131 garipli\u011fini g\u00f6zeterek anlamak ve bununla olay\u0131n durumundaki acaiplik siliniverecekmi\u015f gibi adilik sevdas\u0131nda bulunmamak gerekir.<\/p>\n<p>Bu a\u00e7\u0131klamadan da maksad\u0131m\u0131z \u015funa gelmektir: Ara\u015ft\u0131rmalar\u0131yla tan\u0131nm\u0131\u015f Avrupa tarih\u00e7ilerinden Avusturya&#8217;l\u0131 Hammer me\u015fhur &#8220;Osmanl\u0131 Tarihi&#8221;nin otuz be\u015finci bab\u0131nda \u0130kinci Sultan Selim zaman\u0131nda Yemen&#8217;in fethi m\u00fcnasebetiyle \u0130sl\u00e2miyet&#8217;ten \u00f6nceki Arap tarihine ili\u015firken Fil olay\u0131na da \u015f\u00f6yle bir f\u0131kra ile de\u011finmi\u015f: &#8220;\u0130\u015f bu fil senesinde Habe\u015f kral\u0131 K\u00e2be \u00fczerine y\u00fcr\u00fcrken ku\u015flar\u0131n askeri \u00fczerine att\u0131\u011f\u0131 ta\u015flarla, ihtimal ki bula\u015f\u0131c\u0131 bir \u00e7i\u00e7ek hastal\u0131\u011f\u0131yle durmaya mecbur olmu\u015ftur&#8221;. &#8220;\u0130htimal ki &#8220;demesi, zikrolunan rivayete i\u015faret eder gibi olmakla beraber, bunu d\u0131\u015fardan ta\u015f atmaks\u0131z\u0131n zuhur eden bula\u015f\u0131c\u0131 bir \u00e7i\u00e7ek hastal\u0131\u011f\u0131 ihtimali gibi ifade etmesi, sonra da &#8220;k\u0131r\u0131l\u0131p hel\u00e2k olmu\u015ftur&#8221; demeyip de &#8220;durmaya mecbur olmu\u015ftur&#8221; deyip ge\u00e7mesi olay\u0131n \u00f6nemini g\u00f6zden ka\u00e7\u0131rmak yolunda kurnaz bir kalem oyunu olmu\u015ftur. Bununla birlikte Hammer i\u00e7in bu kadar ara\u015ft\u0131rma ve ta\u015flar\u0131n at\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klamakla beraber \u00e7i\u00e7ek hastal\u0131\u011f\u0131n\u0131 sadece bir ihtimalden ileri g\u00f6t\u00fcrmeyerek ger\u00e7e\u011fe olduk\u00e7a yakla\u015fmas\u0131 takdire de\u011fer g\u00f6r\u00fclmek gerekir. Fakat Hammer&#8217;in bile bir ihtimalden ileri g\u00f6t\u00fcrmedi\u011fi bu \u00e7i\u00e7ek hastal\u0131\u011f\u0131 s\u00f6z\u00fcn\u00fc yaz\u0131klar olsun ki Abduh \u00e7irkin bir tedlis (hile) ve te\u015fvi\u015f (kar\u0131\u015ft\u0131rma) ile tevat\u00fcr meyan\u0131na kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131p, rivayetlerin ittifak etti\u011fi sahih bir habermi\u015f gibi ileri s\u00fcrmeye \u00e7al\u0131\u015fm\u0131\u015f ve g\u00fczel bir ba\u015flang\u0131\u00e7la ba\u015flayan s\u00f6z\u00fcn\u00fc g\u00fcya bir incelik g\u00f6stermek \u00fczere mikroplara bulam\u0131\u015ft\u0131r. Onun i\u00e7in burada onun s\u00f6zlerini g\u00f6zden ge\u00e7irerek do\u011frusunu e\u011frisini ay\u0131klamak bir g\u00f6rev olmu\u015ftur:<\/p>\n<p>Abduh, bu s\u00fbrenin tefsirinde evvela diyor ki: Bu g\u00fczel s\u00fbre bize \u015funu \u00f6\u011fretiyor: &#8220;Allah s\u00fcbhanehu Peygamberine ve onun peygamberli\u011finin ula\u015faca\u011f\u0131 kimselere kudretinin b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc ve her kudretin onun \u00f6n\u00fcnde ve onun saltanat\u0131na boyun e\u011fdi\u011fini ve onun kullar\u0131 \u00fczerinde h\u00fckmedici olup onlar\u0131 ondan hi\u00e7 bir \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcn men edemiyece\u011fini ve hi\u00e7 bir kuvvetin ona kar\u015f\u0131 gelemeyece\u011fini anlatan i\u015flerden bir b\u00fcy\u00fck i\u015fini hat\u0131rlatmak, d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcrmek istiyor. O b\u00fcy\u00fck i\u015f de \u015fudur: Bir kavim, fillerine g\u00fcvenerek Allah&#8217;\u0131n baz\u0131 kullar\u0131n\u0131n emirlerine \u00fcst\u00fcn gelmek ve kendilerine \u015fer ve eza eri\u015ftirmek istemi\u015flerdir. Allah Te\u00e2l\u00e2 o kavmi yok ederek, hilelerini red, tedbirlerini ibtal ediverdi. Hem say\u0131lar\u0131n\u0131n, hem haz\u0131rl\u0131klar\u0131n\u0131n \u00e7oklu\u011funa g\u00fcvenirlerken, onlar, kendilerine hi\u00e7 bir fayda vermedi. \u0130\u015fte bu \u00e2yetlerden bu m\u00e2n\u00e2 ile yetinip de bunun \u00fczerine ona bir tafsilat ilave etmesek m\u00fcmk\u00fcn olurdu ve bu kadar\u0131 ibret ve vaaz i\u00e7in k\u00e2fi gelirdi. Nitekim &#8220;Uhdud Ashab\u0131&#8221;nda bu kadarla yetinmi\u015ftik.&#8221;<\/p>\n<p>Hakikatte Abduh bu kadarla yetinmi\u015f olsayd\u0131 \u00e7ok iyi yapm\u0131\u015f olur ve tefsirin hakk\u0131n\u0131 vermese de, hi\u00e7 olmazsa, yan\u0131ltmaya sebep olmam\u0131\u015f ve bu b\u00fcy\u00fck i\u015fi k\u00fc\u00e7\u00fcltme\u011fe gitmemi\u015f olurdu. Fakat bu kadarla da yetinmeyip diyor ki: &#8220;Lakin bu s\u00fbrede bizim i\u00e7in tafsilata girmek caizdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc fil olay\u0131 bu \u00e2yetlerde varid oldu\u011fu gibi, haddi zat\u0131nda bilinen ve rivayeti m\u00fctevatirdir. Hatta onu tarih ba\u015flang\u0131c\u0131 edinmi\u015flerdi. Onunla olaylar\u0131n vakitlerini s\u0131n\u0131rl\u0131yorlard\u0131. Fil y\u0131l\u0131nda do\u011fdu, fil y\u0131l\u0131ndan iki sene sonra \u015f\u00f6yle oldu, diyorlard\u0131. Ve daha bunun gibi&#8230;&#8221;<\/p>\n<p>Yukar\u0131da arzetti\u011fimiz vechile fil vakas\u0131 hakk\u0131nda bu s\u00f6z de do\u011frudur. Ancak Abduh&#8217;un bu ifadesinden sanki tevat\u00fcr olmasaym\u0131\u015f, tefsirde tevat\u00fcr derecesine varmayan sahih rivayetlerle geni\u015f\u00e7e anlat\u0131m caiz olmazm\u0131\u015f ve sanki kendisinin verece\u011fi tafsilat hep m\u00fctevatirmi\u015f gibi bir m\u00e2n\u00e2 da \u00e7\u0131k\u0131yor ki, bunun ikisi de do\u011fru de\u011fildir. Zira iman ve itikat farz olmak i\u00e7in tevat\u00fcr \u015fart ise de, itikad\u0131n s\u0131hhati ve amelin v\u00fccubu i\u00e7in tevat\u00fcr \u015fart olmay\u0131p, sahih senet ile sabit olan haberler, ahad haber dahi olsa yeterli delil olabilece\u011fi; gerek ibret ve nasihat ve ahl\u00e2k\u00ee fazilet ve gerek pek \u00e7ok tarihi olaylarda oldu\u011fu gibi yaln\u0131z bilgi kabilinden olan hususlarda s\u0131hhati tam ve sabit olmasa bile yalan ve uydurma, mevzu oldu\u011fu sabit olmayan zay\u0131f rivayetler dahi fikirleri ayd\u0131nlatmak i\u00e7in zikir edilmek ve geni\u015f\u00e7e anlat\u0131lmak caiz ve s\u0131rf \u015fahsi olan m\u00fctalaalardan daha iyi ve daha faydal\u0131 oldu\u011fu hakk\u0131nda ittifak vard\u0131r. \u0130kincisi g\u00f6rece\u011fimiz vechile Abduh yapt\u0131\u011f\u0131 a\u00e7\u0131klamada m\u00fctevatirle kalmam\u0131\u015f, tevat\u00fcre kar\u015f\u0131 zay\u0131f ve \u015fahsi g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc ile delil getirmeye kalk\u0131\u015fm\u0131\u015ft\u0131r. M\u00fctevatir olan k\u0131sm\u0131 \u015f\u00f6yle \u00f6zetliyor:<\/p>\n<p>&#8220;Bu olayda m\u00fctevatir olan \u015fudur: Yemen&#8217;e galip gelmi\u015f olanlardan Habe\u015f&#8217;li bir komutan \u015ferefli K\u00e2be&#8217;ye tecav\u00fcz ve Araplar&#8217;\u0131 ona hacdan menetmek i\u00e7in, yahut kahretmek ve zelil k\u0131lmak i\u00e7in K\u00e2be&#8217;yi y\u0131kmak istemi\u015fti. Bunun i\u00e7in bir haz\u0131rl\u0131kl\u0131 ordu, yani \u00e7ok kalabal\u0131k bir ordu ile Mekke&#8217;ye y\u00f6neldi. Fazlas\u0131yla korkutmak ve kalblere korku ve deh\u015fet doldurmak i\u00e7in beraberinde bir fil veya bir\u00e7ok filleri de yan\u0131na ald\u0131. \u00d6n\u00fcne geleni ma\u011flub ederek durmaks\u0131z\u0131n y\u00fcr\u00fcd\u00fc ta Mekke&#8217;nin yak\u0131n\u0131nda Mugammes&#8217;e kadar ula\u015ft\u0131. Sonra Mekkelilerle harbetmek i\u00e7in gelmeyip ancak K\u00e2be&#8217;yi y\u0131kmak i\u00e7in geldi\u011fini haber vermek \u00fczere el\u00e7i g\u00f6nderdi. Bunun \u00fczerine ondan korktular, da\u011flar\u0131n tepelerine ka\u00e7t\u0131lar, ne yapaca\u011f\u0131na bak\u0131yorlar&#8221;.<\/p>\n<p>Ne Ebrehe&#8217;nin, ne de Abd\u00fclmuttalip hazretlerinin isimlerini bile k\u00e2le almayan bu ifade eksik olmakla beraber do\u011frudur ve m\u00fctevatirdir. Lakin bu m\u00fctevatir c\u00fcmlesinden g\u00f6stererek ilave etti\u011fi \u015fu f\u0131kralara gelince ki:<\/p>\n<p>&#8220;\u0130kinci g\u00fcn ise Habe\u015f askeri i\u00e7inde \u00e7i\u00e7ek hastal\u0131\u011f\u0131 ve k\u0131zam\u0131k yay\u0131l\u0131verdi&#8221;, diyor. Buna m\u00fctevatir demek ise yalan olmu\u015ftur. Ger\u00e7i hadise ikinci g\u00fcn olmu\u015ftur. Fakat bu telakki, bu ifade \u015fekli Abduh&#8217;un s\u0131rf kendi koymas\u0131d\u0131r. Gerek hitaplarda, gerek dillerde m\u00fctavatir olan ancak Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n beyan etti\u011fi vechile ku\u015flarla ta\u015flanarak hel\u00e2k olduklar\u0131d\u0131r. Abduh, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n kudretinin b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcne del\u00e2let etmek \u00fczere zikretmi\u015f oldu\u011funu s\u00f6yledi\u011fi ve b\u00fcy\u00fck i\u015flerden bir i\u015f diye vas\u0131fland\u0131rd\u0131\u011f\u0131 b\u00fcy\u00fck i\u015fin m\u00fctevatir oldu\u011fu vechile bir ola\u011fan\u00fcst\u00fc i\u015f oldu\u011funu nedense s\u00f6ylemek istememi\u015f, kil ta\u015f\u0131ndan yuvalar yapan k\u0131rlang\u0131\u00e7lara benzer birtak\u0131m ku\u015flara f\u0131nd\u0131k, nohut, mercimek kadar ve kuzular\u0131, tav\u015fanlar\u0131, y\u0131lanlar\u0131 ve di\u011ferlerini pen\u00e7elerine tak\u0131p tak\u0131p veya gagalar\u0131na al\u0131p al\u0131p g\u00f6\u011fe kald\u0131ran kara ku\u015flara, kartallara, leyleklere benzer bir tak\u0131m ku\u015flara da insan kafalar\u0131 kadar ve daha b\u00fcy\u00fck ve daha k\u00fc\u00e7\u00fck ta\u015flar att\u0131rabilecek hi\u00e7bir kudret g\u00fcya yokmu\u015f, g\u00fcya g\u00f6kten ta\u015f ya\u011fd\u0131\u011f\u0131 g\u00f6r\u00fclmemi\u015f gibi bir zanna d\u00fc\u015f\u00fcrecek tarzda bir te&#8217;vile sapmay\u0131, o b\u00fcy\u00fck i\u015fi adi gibi g\u00f6stermeyi bir fevkaladelik saym\u0131\u015ft\u0131r. Abduh&#8217;un bunu burada tevat\u00fcr s\u00f6zleri aras\u0131nda bir hile olarak uydurmu\u015f oldu\u011fu \u015fu s\u00f6zleriyle de sabittir: Zira buna delil olarak \u015f\u00f6yle diyor:<\/p>\n<p>&#8220;\u0130krime demi\u015ftir ki, bu Arap beldelerinde ilk ortaya \u00e7\u0131kan \u00e7i\u00e7ek hastal\u0131\u011f\u0131d\u0131r. Yakub b. Utbe de verdi\u011fi haberde demi\u015ftir ki: Arap beldelerinde k\u0131zam\u0131\u011f\u0131n ve \u00e7i\u00e7ek hastal\u0131\u011f\u0131n\u0131n ilk g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc o senedir.&#8221;<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki Abduh ikinci g\u00fcn\u00fc Habe\u015f ordusunda \u00e7i\u00e7ek ve k\u0131zam\u0131k hastal\u0131\u011f\u0131 yay\u0131ld\u0131, lak\u0131rt\u0131s\u0131n\u0131 bu iki s\u00f6zden istidlal ve istihrac etmek suretiyle kendi fikrinden s\u00f6ylemi\u015ftir. Halbuki yukarda g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc vechile evvela: Bunlar m\u00fctevatir de\u011fil, rivayetler i\u00e7inde zay\u0131f birer haberdirler, g\u00f6sterilmek istenildi\u011fi gibi birbirlerini te&#8217;yid edecek \u015fekilde rivayet edilmi\u015f de de\u011fillerdir. \u0130kinci olarak: Abduh bunlar\u0131 da rivayet olundu\u011fu gibi s\u00f6ylememi\u015f, her birinin murad\u0131n\u0131 izah eden canl\u0131 f\u0131kralar\u0131n\u0131 kald\u0131r\u0131p birbirine uydurarak nakletmi\u015ftir. G\u00f6rd\u00fck ki \u0130krime ku\u015flar\u0131 ve att\u0131klar\u0131 ta\u015flar\u0131 s\u00f6ylemekle beraber, o ta\u015flar kime isabet ettiyse \u00e7i\u00e7ek hastal\u0131\u011f\u0131 \u00e7\u0131kartt\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve bunun ilk g\u00f6r\u00fclen \u00e7i\u00e7ek kastal\u0131\u011f\u0131 oldu\u011funu, s\u00f6ylemi\u015ftir. \u0130kinci g\u00fcn\u00fc ta\u015flar at\u0131l\u0131r at\u0131lmaz \u00e7i\u00e7ek hastal\u0131\u011f\u0131n\u0131n ortaya \u00e7\u0131k\u0131p yay\u0131l\u0131vermesi ise ayr\u0131ca bir garipliktir. Bunu s\u00f6ylemek ba\u015fka, sadece orduda \u00e7i\u00e7ek hastal\u0131\u011f\u0131 salg\u0131n oluverdi, demek yine ba\u015fkad\u0131r. Zira b\u00f6yle salg\u0131n\u0131n ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131 i\u00e7in mikroplar\u0131n hayli g\u00fcn \u00f6nce faaliyete ge\u00e7mi\u015f bulunmas\u0131 laz\u0131md\u0131r.<\/p>\n<p>Bir de \u0130krime, k\u0131zam\u0131ktan bahsetmemi\u015ftir. Hasbe yani k\u0131zam\u0131k Yakub b. Utbe&#8217;nin s\u00f6z\u00fcnde var. O da bunu: &#8220;Arap topra\u011f\u0131nda \u00e7i\u00e7ek hastal\u0131\u011f\u0131 ve k\u0131zam\u0131\u011f\u0131n ilk g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc o sene ve mirar-\u0131 \u015fecer (ac\u0131 a\u011fac), harmel (\u00fczerlik otu), hanzal (Ebu Cehil karpuzu), u\u015ferin ilk g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc de o senedir, diye haber verildi\u011fini s\u00f6ylemi\u015ftir. Bu ise fil vak&#8217;as\u0131ndan \u00e7ok, fil senesinde ilk g\u00f6r\u00fclen hadiseleri anlatm\u0131\u015f olmuyor mu? \u00dczerlik ve ebu cehil karpuzu gibi pis yerlerde \u00e7\u0131kan zehirli a\u011fa\u00e7lar Habe\u015f ordusunun k\u0131r\u0131ld\u0131\u011f\u0131 anda \u00e7\u0131k\u0131vermi\u015f olmay\u0131p o sene zarf\u0131nda la\u015felerinin yerlerinde \u00e7\u0131km\u0131\u015f olaca\u011f\u0131 gibi, bu karine (ipucu) ile \u00e7i\u00e7ek ve k\u0131zam\u0131\u011f\u0131n da bu kabilden olarak ikinci derecede hadiseler oldu\u011funu anlamak gerekmez mi? Haydi \u00e7i\u00e7ek hastal\u0131\u011f\u0131 bu iki munkat\u0131 haberin m\u00fc\u015fterek (ortak) de\u011feri g\u00f6r\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fc i\u00e7in bu noktada birbirini tefsir ediyor denilsin ve bu de\u011ferlendirme ile \u0130krime&#8217;nin s\u00f6z\u00fc tefsir bak\u0131m\u0131ndan \u00f6b\u00fcr\u00fcne tercih edilsin. O halde onun ta\u015f\u0131n\u0131 kald\u0131r\u0131p, berikinin k\u0131zam\u0131\u011f\u0131n\u0131 onun yerine koymak nereden do\u011fdu? Yoksa &#8220;hasbe&#8221; kelimesinin k\u0131zam\u0131ktan ba\u015fka \u00e7ak\u0131l m\u00e2n\u00e2s\u0131na da gelmesinden de bir m\u00e2n\u00e2 \u00e7\u0131kar\u0131lmak m\u0131 istenildi? Her ne de olsa m\u00fctevatirin yan\u0131nda \u0130krime ve Yakub&#8217;dan ileri gitmiyen bu zay\u0131f ve munkat\u0131 bir rivayetten zorlamacas\u0131na \u00e7\u0131kar\u0131lan b\u00f6yle bir m\u00fctalaan\u0131n bu \u015fekilde bir hile ile konulmas\u0131 ile araya sokulup da m\u00fctevatir diye g\u00f6sterilmesi ve \u00f6zellikle m\u00fctevatirden ba\u015fkas\u0131yla tefsirin tafsilini caiz de\u011fil gibi kabul ettirmek isteyen ba\u015flang\u0131\u00e7tan sonra b\u00f6yle yap\u0131lmas\u0131 Abduh&#8217;un keskin dilini ve kalemini kirleten b\u00fcy\u00fck bir hata olmu\u015ftur. Sonra da bunlara \u015funu ekliyor: &#8220;Ve bu veba onlar\u0131n cisimlerini \u00f6yle yapt\u0131 ki e\u015finin vuku bulmas\u0131 nadir olur. Etleri da\u011f\u0131l\u0131p d\u00fc\u015f\u00fcyordu. Ordu ve sahibi bundan son derece korktu, d\u00f6n\u00fcp ka\u00e7t\u0131lar. O Habe\u015fli de isabet ald\u0131. Etleri devaml\u0131 olarak par\u00e7a par\u00e7a, parmak ucu kadar d\u00fc\u015f\u00fcyordu. Sonunda ba\u011fr\u0131 \u00e7atlad\u0131 ve San&#8217;a&#8217;da \u00f6ld\u00fc.<\/p>\n<p>Burada veba tabir etmi\u015f. Veba, taun, kolera demek ise de taun gibi umumi salg\u0131n, bela m\u00e2n\u00e2s\u0131na kullanm\u0131\u015f olacak. Fakat \u015f\u00fcpheye davet edici oldu\u011fu i\u00e7in yerinde de\u011fildir. Bu veba tabiri, rivayetlerin hi\u00e7 birinde yoktur. &#8220;E\u015finin vukuu nadir olur.&#8221; s\u00f6z\u00fc de kendi ifadesidir. Bununla olay\u0131n normal \u00e7i\u00e7ek hastal\u0131\u011f\u0131 veya veba olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylemi\u015f oluyor. Do\u011frusu bunun b\u00fct\u00fcn\u00fcyle e\u015fi g\u00f6r\u00fclmemi\u015ftir. Bir de rivayetlerde askerin etlerinin da\u011f\u0131l\u0131p d\u00fc\u015fmesi yoktur. Ta\u015flar\u0131n tepelerinden inip arkalar\u0131ndan \u00e7\u0131kmaya ba\u015flad\u0131\u011f\u0131 ve geldikleri yoldan ka\u00e7mak i\u00e7in yol arad\u0131klar\u0131 ve her yolda d\u00f6k\u00fcl\u00fcp d\u00fc\u015ft\u00fckleri ve her durakta helak olduklar\u0131 vard\u0131r.<\/p>\n<p>Ancak Habe\u015fli dedi\u011fi Ebrehe hakk\u0131nda s\u00f6yledi\u011fi gibi cesedinden isabet alm\u0131\u015f olup San&#8217;a&#8217;ya var\u0131ncaya kadar eti devaml\u0131 olarak par\u00e7a par\u00e7a parmak parmak d\u00fc\u015fe d\u00fc\u015fe bir ku\u015f civcivi gibi kald\u0131\u011f\u0131 ve nihayet kalbi par\u00e7alan\u0131ncaya kadar \u00f6lmedi\u011fi zikredilmi\u015ftir. Bunun ise gayet \u015fiddetli bir \u00e7i\u00e7ek hastal\u0131\u011f\u0131 olmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011fu gibi, bir frengi veya e\u015fi g\u00f6r\u00fclmedik bir hastal\u0131k olmas\u0131 da m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Bunun arkas\u0131ndan Abduh bir de \u015f\u00f6yle diyor:<\/p>\n<p>&#8220;\u0130\u015fte bu, rivayetlerin \u00fczerinde ittifak etti\u011fidir ve bu itikad sahih olur.&#8221; &#8220;\u0130\u015fte bu&#8221; dedi\u011fi s\u00f6z\u00fcn geli\u015fine g\u00f6re yukardan beri buraya kadar verdi\u011fi tafsilat\u0131n hepsi demek oluyor ki, hi\u00e7 do\u011fru de\u011fildir. Bununla Abduh araya s\u0131k\u0131\u015ft\u0131rd\u0131\u011f\u0131 \u00e7i\u00e7ek ve k\u0131zam\u0131k lak\u0131rt\u0131s\u0131n\u0131 da b\u00fct\u00fcn rivayetlerde \u00fczerinde ittifak olunmu\u015f gibi g\u00f6stermi\u015f ve m\u00fctevatir olan ku\u015f ve ta\u015f f\u0131kralar\u0131 k\u00e2le al\u0131nmaks\u0131z\u0131n b\u00fct\u00fcn olay\u0131n, e\u015fi nadir bir \u00e7i\u00e7ek ve k\u0131zam\u0131k vebas\u0131ndan ibaret oldu\u011funa h\u00fckmederek sahih itikad olaca\u011f\u0131 iddias\u0131na kadar gitmi\u015f ve sanki Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n d\u0131\u015f\u0131ndaki rivayetlerin a\u00e7\u0131klamas\u0131nda ku\u015flarla ta\u015f at\u0131lmas\u0131 \u00fczerinde ittifak edilmemi\u015f de \u0130krime ile Yakub&#8217;un rivayetlerine bile uygun olmayan, &#8220;\u0130kinci g\u00fcn Habe\u015fi&#8217;nin ordusunda \u00e7i\u00e7ek ve k\u0131zam\u0131k hastal\u0131\u011f\u0131 yay\u0131ld\u0131.&#8221; lak\u0131rt\u0131s\u0131 \u00fczerinde ittifak olunmu\u015f imi\u015f diye itikad ettirmeye \u00e7al\u0131\u015fm\u0131\u015f, sonra da s\u00fbredeki &#8220;ku\u015f&#8221; kelimesini te&#8217;vile kalk\u0131\u015fm\u0131\u015f bulunuyor.<\/p>\n<p>Kendi kanaati \u00f6yle olabilir. Fakat kanaatini s\u00f6ylemek ba\u015fka, rivayete isnat etmek yine ba\u015fkad\u0131r. Halbuki tevat\u00fcr\u00fc naklederken kendi uydurdu\u011fu \u015feyini hile ve oyun ile de kalmay\u0131p &#8220;\u0130\u015fte bu, rivayetlerin \u00fczerinde ittifak etti\u011fidir.&#8221; diye herkese kar\u015f\u0131 isnadda bulunmas\u0131 a\u00e7\u0131k bir yalan olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Halbuki rivayetin belas\u0131, vas&#8217;\u0131 (uydurma olmas\u0131)d\u0131r. Her hangi niyetle olursa olsun metin veya sened bak\u0131m\u0131ndan hadis uyduranlar\u0131n da yapt\u0131klar\u0131 budur. Uydurmada gerek do\u011frudan do\u011fruya metin uydurmas\u0131 olsun ve gerekse metni bozmak olsun, gerekse kuvvetliyi zay\u0131fa, zay\u0131f\u0131 kuvvetliye isnad etme \u015fekliyle senette olsun, hepsi yaland\u0131r. Rivayetlerde s\u00f6yledi\u011fi \u015fekilde mevcut bile olmayan bir s\u00f6z\u00fc m\u00fcttefekunaleyh (\u00fczerinde ittifak edilmi\u015f) g\u00f6stermesi ise b\u00f6yle bir uydurma olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Ger\u00e7i ilminde yeni ke\u015fifler bulmak, yeni m\u00fcnaka\u015falar a\u00e7mak, yeni yollar, kaynaklar aramak; teorilere teoriden, deneylere deneyden, nakillere de nakil ve rivayetten tetkik ve tahkik icra etmek; rivayetlerin ortak \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcn\u00fc bulmak, k\u00f6k\u00fcn\u00fc, asl\u0131n\u0131 istihrac ve istinbat ederek zay\u0131f\u0131, kuvvetliyi ay\u0131rmak; \u00e7arp\u0131\u015fma ve ihtilaflar\u0131n anla\u015fma \u00e7arelerini aramak; kuvvetine, zaf\u0131na g\u00f6re garip olanlar\u0131 se\u00e7mek ve onlardan yeni yeni neticeler elde etmeye \u00e7al\u0131\u015fmak \u015f\u00fcphe yok ki k\u00f6t\u00fclenmi\u015f de\u011fil, \u00f6v\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr, as\u0131l ilmin g\u00f6revi odur. Fakat rivayette do\u011fruluk da o g\u00f6revin ba\u015f\u0131nda yer almak gerekir. B\u00fct\u00fcn rivayetlerin ittifak halinde kaydetti\u011fi ve yukar\u0131da ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere en inat\u00e7\u0131 d\u00fc\u015fmanlar\u0131n bile inkar edemedi\u011fi &#8220;ku\u015f g\u00f6nderme&#8221; ve &#8220;ta\u015f atma&#8221; gibi \u00fczerine ittifak edilen m\u00fc\u015fterek de\u011fer noktas\u0131n\u0131, &#8220;b\u00f6yle \u015fey olmaz&#8221; gibi yaln\u0131z nazariyecilikle at\u0131p da hi\u00e7 bir ittisal (ba\u011flant\u0131)i rivayet edilemeyen ve bundan dolay\u0131 tam bir haber-i vahid bile olmayan munkat\u0131 (kesik) bir tek haberin aklen de garip bir \u015fekilde rivayet edilmi\u015f bulunan \u00e7i\u00e7ek hastal\u0131\u011f\u0131 f\u0131kras\u0131n\u0131 &#8220;bu, \u00fczerinde rivayetlerin ittifak etti\u011fidir&#8221; diye akaidin do\u011fu\u015funa hediye etmeye kalk\u0131\u015fmak bir \u00e2lime yara\u015facak \u015feylerden de\u011fildir. Ve b\u00f6yle hatalar insan olmak dolay\u0131s\u0131yla her \u00e2limde bulunmas\u0131 tabii olan ictihada ait s\u00fcr\u00e7meler kabilinden de de\u011fildir. \u015eeyhlik g\u00fcvenine engel olan ehliyet ar\u0131zalar\u0131ndan olur. Kitab\u0131na:<\/p>\n<p>&#8220;Ey Rabbimiz! Yaln\u0131z sana g\u00fcvendik ve yaln\u0131z sana y\u00f6neldik. Son d\u00f6n\u00fc\u015f de yine sanad\u0131r. Ey Rabbimiz! Bizi ink\u00e2r edenler i\u00e7in bir imtihan vesilesi k\u0131lma, bizi ba\u011f\u0131\u015fla. Ey Rabbimiz! \u015e\u00fcphesiz ki sen \u00e7ok g\u00fc\u00e7l\u00fcs\u00fcn, h\u00fck\u00fcm ve hikmet sahibisin. Ey Rabbimiz! Bana ihsan\u0131n\u0131n kap\u0131lar\u0131n\u0131 a\u00e7t\u0131n, kel\u00e2m\u0131n\u0131n s\u0131rlar\u0131ndan diledi\u011fini bana \u00f6\u011frettin. Hangi dil ile sana hamd edeyim? Hangi organla sana \u015f\u00fckredeyim? Halktan kabule haz\u0131r olanlar\u0131 ir\u015fad i\u00e7in hak ve hakikati beyana senden yard\u0131m diliyorum. En y\u00fcce kelimeyi, senin apa\u00e7\u0131k kitab\u0131n\u0131n kelimesi; en b\u00fcy\u00fck saltanat\u0131, peygamberlerin sonuncusu olan efendimiz Hz. Muhammed&#8217;in (Allah&#8217;\u0131n sal\u00e2t ve sel\u00e2m\u0131 O&#8217;na ve b\u00fct\u00fcn peygamberlere ve doo\u011fru yolda onlara uyanlara olsun) yolu k\u0131lman\u0131 diliyorum. Ben de salih amellerde ve g\u00fczel davran\u0131\u015flarda onlar\u0131n izini takip ediyorum. Allah\u0131m! Bu m\u00fctevazi ve zay\u0131f \u00fcmmete, kendileri i\u00e7in selamet ve afiyet olan yolu g\u00f6ster, onlar\u0131 do\u011fru yolu g\u00f6steren ve kendileri de do\u011fruya eren kimselere d\u00fc\u015fman yapma. Onlar\u0131, sapm\u0131\u015f ve ba\u015fkalar\u0131n\u0131 da sapt\u0131ranlar i\u00e7in bir imtihan vesilesi k\u0131lma!&#8221; duas\u0131yla ba\u015flayan ve nice g\u00fczel fikirler s\u00f6yleyen Muhammed Abduh merhumun Allah&#8217;\u0131n\u0131 ve Resul&#8217;\u00fcn\u00fc sevdi\u011finde ve &#8220;kelime-i ulya&#8221; (y\u00fcksek kelime)n\u0131n Kur&#8217;\u00e2n-\u0131 M\u00fcbin&#8217;de oldu\u011funu bildi\u011finde ve ona iman ile h\u00fcrmet ve hakk\u0131 a\u00e7\u0131klamaya hizmet ederek halk\u0131 ayd\u0131nlatmak ve ir\u015fad etmek, g\u00fcnden g\u00fcne Bat\u0131&#8217;n\u0131n sultas\u0131na d\u00fc\u015ferek ezilmekte bulunan \u00fcmmetini selamet ve afiyetini aramak i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131nda \u015f\u00fcphe etmeye hak yok ise de, onca da &#8220;kelime-i ulya&#8221; (y\u00fcksek kelime) Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da oldu\u011fu, b\u00fct\u00fcn rivayetler de bunu tasdik edici oldu\u011fu i\u00e7in ona kar\u015f\u0131 &#8220;esrar \u015finas&#8221; (s\u0131rlar\u0131 bilici)l\u0131k iddias\u0131yla ortaya atm\u0131\u015f oldu\u011fu b\u00fcy\u00fck yanl\u0131\u015f\u0131 hat\u0131rlatmak da hakk\u0131 bilenlerin vazifesi oldu\u011funda \u015f\u00fcphe yoktur. Onun bu konuda tek dayana\u011f\u0131 olarak g\u00f6sterdi\u011fi \u0130krime ve Yakub rivayetleri de s\u00f6yledi\u011fi \u015fekilde olmad\u0131\u011f\u0131 yukar\u0131da oldu\u011fu gibi defalarca hat\u0131rlat\u0131ld\u0131ktan sonra burada a\u00e7\u0131k bir yalan g\u00f6r\u00fcnen i\u015f bu &#8220;bu, rivayetlerin ittifak etti\u011fi husustur&#8221; s\u00f6z\u00fcn\u00fc te&#8217;vil i\u00e7in s\u00f6ylenebilecek tek bir vecih vard\u0131r. O da, bu ism-i i\u015fareti s\u00f6z\u00fcn\u00fcn ba\u015f\u0131ndan sonuna kadar b\u00fct\u00fcn tafsiline g\u00f6ndermeyip, yaln\u0131z sonundaki veba f\u0131kras\u0131ndan berisine ve daha do\u011frusu en sonunda Habe\u015fi dedi\u011fi Ebrehe&#8217;nin isabet al\u0131\u015f \u015fekli hakk\u0131ndaki son f\u0131kraya d\u00f6nd\u00fcrmektir ki, onun eti devaml\u0131 olarak par\u00e7alana par\u00e7alana d\u00f6k\u00fclerek nihayet San&#8217;a&#8217;da kalbi \u00e7atlay\u0131p \u00f6ld\u00fc\u011f\u00fc hakk\u0131nda ittifak vard\u0131r demek olur. Ger\u00e7i hepsinin helak olup, ancak bir ki\u015finin Neca\u015fi&#8217;ye kadar giderek haberi yeti\u015ftirdikten sonra orada \u00f6ld\u00fc\u011f\u00fc hakk\u0131nda da bir rivayet varsa da, o da buna pek ayk\u0131r\u0131 denemeyece\u011fi cihetle bu son f\u0131kra do\u011fru olur. Bunun, biraz da zaman ge\u00e7mi\u015f olmak m\u00fcnasebetiyle bir \u00e7i\u00e7ek hastal\u0131\u011f\u0131 olmas\u0131, muhtemel bulunur. Bununla beraber bu yorum \u00f6nceki s\u00f6zlerindeki yanl\u0131\u015fl\u0131\u011f\u0131 d\u00fczeltmeyece\u011fi gibi s\u00f6z\u00fcn cereyan\u0131na g\u00f6re maksad\u0131na da yeterli olmaz. Gerek s\u00fbrede ve gerek rivayetlerde \u00fczerinde ittifak edilmi\u015f olarak sabit ve m\u00fctevatir olan &#8220;ku\u015f&#8221; ve &#8220;ta\u015f&#8221; f\u0131kralar\u0131n\u0131 hazfetmekle olay\u0131n yaln\u0131z \u00e7i\u00e7ek ve k\u0131zam\u0131k salg\u0131n\u0131ndan ibaret olmak \u00fczere sahih itikad olaca\u011f\u0131 hakk\u0131ndaki davas\u0131na yeterli olmaz. Ve b\u00f6yle yan\u0131lt\u0131c\u0131 bir ifade ve te&#8217;vil ile, s\u00fbrenin a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131n\u0131 \u00e7\u0131\u011f\u0131r\u0131ndan \u00e7\u0131kararak tefsir ve te&#8217;vil davas\u0131na kalk\u0131\u015fmak do\u011fru olmaz. Halbuki onun maksad\u0131 b\u00fct\u00fcn a\u00e7\u0131klamalar\u0131n\u0131n \u00fczerinde ittifak edildi\u011fi iddias\u0131yle \u015fu te&#8217;vile gelmek oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131yor. Diyor ki: &#8220;Bu s\u00fbre-i kerime muhakkak olarak bize \u015funu a\u00e7\u0131kl\u0131yor ki, o \u00e7i\u00e7ek yahut k\u0131zam\u0131k Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n r\u00fczgar ile g\u00f6nderece\u011fi ku\u015flardan b\u00fcy\u00fck f\u0131rkalar vas\u0131tas\u0131yla ordunun ferdleri \u00fczerine d\u00fc\u015fen kuru ta\u015flardan meydana gelmi\u015ftir&#8221;.<\/p>\n<p>Bu, apa\u00e7\u0131k bir tahriftir. S\u00fbrede b\u00f6yle bir beyan yoktur. Bu arada bir r\u00fczgar, bir f\u0131rt\u0131na da belli olmu\u015ftur. Fakat s\u00fbrede ona dair bir beyan olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, ku\u015flar\u0131n g\u00f6nderilmesi r\u00fczgara dayan\u0131yor da de\u011fildir. Ku\u015flar ald\u0131klar\u0131 bir ilham ve his \u00fczerine neredeyse u\u00e7ar u\u00e7ar gelirler ve onlar\u0131n nas\u0131l ve ne gibi bir his ve ilham ald\u0131klar\u0131n\u0131 bizim i\u00e7in \u015fimdi tayin de m\u00fcmk\u00fcn olmaz. Sonra s\u00fbrede kelimesi marife de\u011fil nekredir, de\u011fildir. Demek o zamana kadar oralarda tan\u0131nmad\u0131k garip ku\u015flard\u0131r. Hem de &#8220;alay alay, f\u0131rka f\u0131rka&#8221; \u00e7oktur. &#8220;Ebabil&#8217;in, b\u00fcy\u00fck f\u0131rkalar&#8221; demek olmas\u0131 do\u011fru, &#8220;siccil&#8221;e &#8220;kuru&#8221; (yabis) demek de bir dereceye kadar do\u011fru, fakat \u00e2yette ta\u015flar\u0131n ku\u015flar vas\u0131tas\u0131yla yaln\u0131z d\u00fc\u015f\u00fc\u015f\u00fc s\u00f6ylenmiyor, ku\u015flar\u0131n o ta\u015flarla bilhassa att\u0131klar\u0131 s\u00f6yleniyor. Sonra da s\u00fbrede ne \u00e7i\u00e7ek hastal\u0131\u011f\u0131, ne de k\u0131zam\u0131k ve di\u011ferleri beyan olunmam\u0131\u015ft\u0131r. Ancak ku\u015flar\u0131n ta\u015flar atmas\u0131 ile fil sahiplerinin derhal &#8220;yenmi\u015f ekin&#8221; gibi k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f olduklar\u0131 beyan olunmu\u015ftur ki, bunun bir \u00e7i\u00e7ek oluvermesi de, bir k\u0131zam\u0131k veya k\u0131z\u0131l oluvermesi de bir veba oluvermesi de hi\u00e7 bilinmedik bamba\u015fka bir \u00e2fet oluvermesi de m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Tecr\u00fcbesiz, m\u00fc\u015fahedesiz akl\u00ee ihtimaller inhisar alt\u0131na al\u0131nmaz. G\u00f6z \u00f6n\u00fcnde nice \u00e7\u0131banlar, hastal\u0131klar g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki doktorlar a\u00e7\u0131klamas\u0131n\u0131 yapam\u0131yorlar. Bununla beraber, ta\u015flar at\u0131l\u0131r at\u0131lmaz ayn\u0131 g\u00fcn i\u00e7inde d\u00f6n\u00fcp ka\u00e7acak kadar bir \u00e7i\u00e7ek veya k\u0131zam\u0131k salg\u0131n\u0131n\u0131n meydana gelivermesi de zahirin z\u0131dd\u0131d\u0131r. Zahiri, ta\u015flar\u0131n d\u0131\u015f tesiriyle k\u0131r\u0131larak delik de\u015fik, d\u00f6k\u00fclm\u00fc\u015f, helak olmu\u015f olmalar\u0131d\u0131r. \u00c7i\u00e7ek veya k\u0131zam\u0131k olduysa koku\u015fmalar\u0131ndan do\u011farak, Ebrehe&#8217;de oldu\u011fu gibi, sonradan olmu\u015ftur. Ve Yakub b. Utbe&#8217;nin nakline g\u00f6re Arap topraklar\u0131nda ac\u0131 a\u011fa\u00e7larla beraber o sene g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. S\u00fbre, insaf ile okununca Abduh&#8217;un bu ifadesinde de nas \u00fczerine ilave yapm\u0131\u015f oldu\u011funu \u00fcz\u00fcnt\u00fcyle itiraf etmemek kabil olmaz. \u015eimdi de bunun \u00fczerine \u015fu neticeyi almak istiyor da diyor ki:<\/p>\n<p>&#8220;\u015eu halde senin i\u00e7in b\u00f6yle inanmak caiz olur ki, bu ku\u015flar baz\u0131 hastal\u0131klar\u0131n mikroplar\u0131n\u0131 ta\u015f\u0131yan sinek veya sivri sinek cinsindendir ve bu ta\u015flar r\u00fczgarlar\u0131n sevkiyle bu hayvanlar\u0131n ayaklar\u0131na tak\u0131lan kuru, zehirli \u00e7amurdan olup, bir cesede yap\u0131\u015f\u0131nca onun cilt derilerine girmi\u015f, onda cismin bozulmas\u0131 ve teninin d\u00f6k\u00fclmesiyle nihayet bulan o cerahatlenmi\u015f \u00e7\u0131banlar\u0131 f\u0131\u015fk\u0131rtm\u0131\u015ft\u0131r. Ve bu zay\u0131f ku\u015flar Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n insanlardan helak olmas\u0131n\u0131 istedi\u011fini yok etmekte en b\u00fcy\u00fck askerlerinden say\u0131l\u0131r. Ve \u015fimdi mikrop denilen o zay\u0131f hayvan da onlardan haric olmaz ve o bir\u00e7ok f\u0131rkalar ve toplumlard\u0131r ki say\u0131lar\u0131n\u0131 ancak Allah sayabilir&#8221;.<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki Abduh burada ku\u015flar\u0131 \u00f6nce bir sinek, sonra da bir mikrop, ta\u015flar\u0131 da sinek aya\u011f\u0131na bula\u015facak kadar bir toz yap\u0131p \u00e7\u0131km\u0131\u015f ve yukar\u0131dan beri rivayetlerden onlar\u0131 kald\u0131rarak ve nass\u0131n beyan\u0131n\u0131 bozarak d\u00f6\u015feni\u015fi bu neticeye gelmek olmu\u015ftur. Do\u011frusunu a\u00e7\u0131k\u00e7a herkesin anlad\u0131\u011f\u0131 ve bildi\u011fi gibi s\u00f6yledikten sonra bu m\u00fcnasabetle mikroplardan da bahsederek zaman\u0131n\u0131n halk\u0131na biraz bilgi vermi\u015f olsa fena olmaz, bir \u00f6\u011f\u00fct de olabilirdi. Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n koca bir Nemrud&#8217;u bir sivrisinekle \u00f6ld\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc me\u015fhur meseldir. Bununla beraber onun en b\u00fcy\u00fck askerleri sinekten ibaretmi\u015f gibi zannettirmek de hatad\u0131r. B\u00fct\u00fcn g\u00f6klerin ve yerin ordusu onundur. &#8220;G\u00f6klerin ve yerin askerleri Allah&#8217;\u0131nd\u0131r.&#8221; (Feth, 48\/7) Ger\u00e7i &#8220;tayr&#8221;, kanad\u0131yla havada u\u00e7an demek oldu\u011funa g\u00f6re sineklere de s\u00f6ylenebilir. Lakin r\u00fczgarla sineklerin ayaklar\u0131na bula\u015facak tozlara ta\u015f denilemiyece\u011fini, ta\u015flar atan ku\u015f denildi\u011fi zaman da bundan maksat bir sinek olamayaca\u011f\u0131n\u0131 herkes anlar. Kelamda bu gibi karinelerin delaleti nazar-\u0131 itibara al\u0131nmay\u0131nca da hi\u00e7 bir s\u00f6z anla\u015f\u0131lmaz. Bununla beraber mutlak, \u015f\u00fcphe verici oldu\u011fu zaman kemaline sarfedilmi\u015f olaca\u011f\u0131ndan \u00f6rfte mutlak&#8217;a tayr denildi\u011fi zaman, ondan sinek anla\u015f\u0131lmaz. Sinek dilimizde de me\u015fhur oldu\u011fu \u00fczere u\u00e7sa da ku\u015f de\u011fildir. Bir insan ku\u015f yemeyece\u011fim diye yemin etse, sinek yutmakla yemini bozulmu\u015f olmaz. Buradaki itikat s\u00f6z\u00fcnden maksad, \u00e2lemde sineklerin veya mikroplar\u0131n varl\u0131\u011f\u0131na itikad meselesi de de\u011fildir. O ayr\u0131ca bir m\u00fc\u015fahede ve tecr\u00fcbe ile herkesin her zaman g\u00f6r\u00fclebilmesi m\u00fcmk\u00fcn olan \u015feylerden, normal bilgilerdendir. Burada maksad, o tarih\u00ee olayda Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n haber verdi\u011fi ve rivayetlerin de g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc s\u00f6yledi\u011fi ku\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>Abduh&#8217;un ifadesinde tevat\u00fcren bir tafsil olmad\u0131k\u00e7a bunlar\u0131n tafsil ve tayinine itikat etmek caiz olmamak laz\u0131m gelirken ve burada bu ku\u015flar\u0131n sinek veya mikrop oldu\u011funa dair hi\u00e7 bir haber de duyulmu\u015f de\u011filken, bunlar\u0131n sinek cinsinden oldu\u011funa inanmak nas\u0131l caiz olur? Sonra da hi\u00e7 bir akl\u00ee zaruret yokken, o ku\u015flar\u0131n att\u0131klar\u0131 ta\u015flar\u0131, sineklerin ayaklar\u0131na bula\u015fm\u0131\u015f tozlard\u0131r diye tefsir ve inanmaya kalk\u0131\u015fmak nas\u0131l caiz olur? Burada mikroptan bahsetmi\u015f olmak ve bu \u015fekilde de zamana g\u00f6re bir incelik g\u00f6stermek i\u00e7in sinekleri ve dolay\u0131s\u0131yle mikroplar\u0131 hat\u0131rlatmak \u00fczere ne g\u00f6r\u00fclen ku\u015flar\u0131 unutturmaya, ne de \u00e2yetlerin m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 e\u011fmeye l\u00fczum yoktur. Sineklere ta\u015f att\u0131rmay\u0131, ku\u015flara ta\u015f att\u0131rmaktan daha makul g\u00f6stermekte veya ta\u015fla\u015fm\u0131\u015f \u00e7amurdan, kil ta\u015f\u0131ndan olan g\u00f6r\u00fclen ta\u015flar\u0131 sinek aya\u011f\u0131na ili\u015fen g\u00f6r\u00fcnmez kuru \u00e7amur tozdan ibaret diye inand\u0131rmaya \u00e7al\u0131\u015fmakta, sonra bu tozlar\u0131n bedenlere yap\u0131\u015f\u0131nca deri deliklerine giri\u015fim fertler \u00fczerine kuru ta\u015flar\u0131n d\u00fc\u015f\u00fc\u015f\u00fc diye \u00e7apra\u015f\u0131k d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcrmekte de bir m\u00e2n\u00e2 yoktur, olay\u0131n ond\u00f6rt as\u0131rd\u0131r \u00e2lemin i\u015fitegeldi\u011fi ve s\u00fbrenin apa\u00e7\u0131k anlatt\u0131\u011f\u0131 gibi alay alay ku\u015flar\u0131n siccil (\u00e7ok sert \u00e7amur) den att\u0131\u011f\u0131 acaib ta\u015flarla fevkalade durumda ilahi bir fiil oldu\u011fu beyan olunduktan sonra &#8220;yenmi\u015f ekin&#8221; te\u015fbihinin i\u00e7inde kurt yeme hastal\u0131\u011f\u0131 ve helak olanlar\u0131n le\u015flerinin koku\u015fmalar\u0131 dolay\u0131s\u0131yla mikroplara da i\u015faret bulunabilece\u011finden bahsetmek ve hastal\u0131\u011f\u0131n tayini iddias\u0131nda bulunmaks\u0131z\u0131n hummal\u0131 veya mikroplu ve yayg\u0131n hastal\u0131klardan herhangi birisi olabilece\u011fini, fakat burada maksad onun niteli\u011fini tayin de\u011fil, helak\u0131n durumundaki fevkalade acaibli\u011fi g\u00f6stermek oldu\u011funu s\u00f6ylemek hem do\u011fru, hem de faydal\u0131 olurdu. Lakin Abduh b\u00f6yle yapmam\u0131\u015f, tevat\u00fcr\u00fc tafsil edece\u011fim derken onu at\u0131p &#8220;muhalefet et, me\u015fhur olursun&#8221; s\u00f6z\u00fc gere\u011fince kimsenin s\u00f6ylemedi\u011fi bir s\u00f6z s\u00f6ylemek i\u00e7in \u00e7eli\u015fkilere d\u00fc\u015fm\u00fc\u015ft\u00fcr. Bundan dolay\u0131 mukadder soruya g\u00fcya cevap almak \u00fczere \u015f\u00f6yle diyor:<\/p>\n<p>&#8220;Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n tu\u011fyan edenleri kahretmekte eserinin kudretinin ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131, o ku\u015flar\u0131n ne da\u011f ba\u015flar\u0131 irili\u011finde olmas\u0131na, ne bo\u011fucu Anka \u00e7e\u015fidinden olmas\u0131na, ne \u00f6zel renkleri bulunmas\u0131na, ne de o ta\u015flar\u0131n miktarlar\u0131n\u0131n ve tesirli durumlar\u0131n\u0131n bilinmesine dayanmaz. Allah&#8217;\u0131n, her \u015feyden askeri vard\u0131r.<\/p>\n<p>&#8220;Her \u015feyde onun bir al\u00e2meti vard\u0131r.<\/p>\n<p>Onun bir oldu\u011funa del\u00e2let eyler&#8221;.<\/p>\n<p>&#8220;Varl\u0131k \u00e2leminde bir kuvvet yoktur ki onun kuvvetine boyun e\u011fmesin.&#8221;<\/p>\n<p>Evet, il\u00e2h\u00ee kudretin eserinin ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131 s\u0131rf onun ilminden, irade ve yaratmas\u0131ndan ba\u015fka hi\u00e7 bir \u015feye dayanm\u0131\u015f de\u011fildir. Fakat b\u00f6yle olmas\u0131, Abduh&#8217;un davas\u0131n\u0131n lehine de\u011fil, aleyhinedir. \u00c7\u00fcnk\u00fc o, ku\u015flar\u0131n b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcne dayanmad\u0131\u011f\u0131 gibi, sine\u011fe, mikroba, \u00e7i\u00e7e\u011fe, k\u0131zam\u0131\u011fa da dayanm\u0131\u015f de\u011fildir. O nas\u0131l dilerse \u00f6yle yapar. O halde sineklerle \u00e7i\u00e7ek \u00e7\u0131kartt\u0131raca\u011f\u0131m diye u\u011fra\u015f\u0131p durman\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131 yoktur. Ancak \u015funu da hat\u0131rlatmak laz\u0131m gelir ki, hi\u00e7 bir \u015feye dayanmayan Allah&#8217;\u0131n kudretinin eserinin ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131n\u0131 bizim bilmemiz, onun bir dereceye kadar olsun niteli\u011fini bilmemize dayanmaktad\u0131r. Hi\u00e7 bir niteli\u011fini tan\u0131mad\u0131\u011f\u0131m\u0131z, i\u015fitmedi\u011fimiz bir \u015fey bize g\u00f6r\u00fcnm\u00fc\u015f olmaz. Biz her hangi bir \u015feyi tan\u0131mak i\u00e7in onu Allah&#8217;\u0131n bize a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131 vechile bilmeye muhtac\u0131z. Onun i\u00e7in bu s\u00fbrede hepsinden \u00f6nce nitelik hat\u0131rlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. O halde fil ashab\u0131, fil olay\u0131n\u0131 tan\u0131mak i\u00e7in de Allah bize bu s\u00fbrede nas\u0131l bildirdiyse \u00f6yle tan\u0131r\u0131z ve \u00f6yle itikad eyleriz. Rivayetlerden de derecesine g\u00f6re alabildi\u011fimiz tafsilat\u0131 al\u0131r\u0131z. Ne s\u0131hhati, ne yalan\u0131 sabit olmayan nalar (eksik) haberlere itikat etmeyerek ihtimal g\u00f6z\u00fcyle bakar\u0131z. S\u0131hhati, senediyle sabit olan ve daha kuvvetlisine z\u0131t vesikaya dayanan haberlere de &#8220;haber-i vahit&#8221; bile olsa itikad\u0131 vacip saymamak \u015fart\u0131yla inanabiliriz. Lakin g\u00f6rmedi\u011fimiz ve niteli\u011fine dair bir haber i\u015fitmedi\u011fimiz, delil denecek bir eser de bulamad\u0131\u011f\u0131m\u0131z bir \u015feyi \u015fahsi bir d\u00fc\u015f\u00fcnce ile nas\u0131l bilebiliriz? O halde olay\u0131 g\u00f6renler, haber verenler, b\u00fct\u00fcn rivayetler Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n dedi\u011fi gibi ku\u015flar\u0131, ta\u015flar\u0131 s\u00f6yleyip dururken ve ku\u015f, ta\u015f ne demek oldu\u011fu herkes\u00e7e malum ve il\u00e2h\u00ee kudrette bunlar\u0131n hepsi m\u00fcmk\u00fcn iken bunlar\u0131 haber verildi\u011fi gibi anlamay\u0131p ve ihtimal ki bunlarla beraber \u0130krime&#8217;nin dedi\u011fi gibi bir \u00e7i\u00e7ek salg\u0131n\u0131 da olmu\u015ftur, demeyip de yaln\u0131z sinekle \u00e7i\u00e7ek \u00e7\u0131kartmaya \u00e7al\u0131\u015fmakta ve azg\u0131n bir kavmi helak etmek i\u00e7in y\u00fcce yarat\u0131c\u0131y\u0131 \u00e7i\u00e7ek ve k\u0131zam\u0131k maddesine muhta\u00e7m\u0131\u015f gibi g\u00f6stermekte maksat nedir? &#8220;Kudret ve kuvvet ancak Allah&#8217;a aittir.&#8221; B\u00f6yle iken Abduh, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n beyan\u0131yla yetinmeyip kanaatince tesirin niteli\u011fini tayinde \u0131srar ederek ve yarat\u0131c\u0131y\u0131 maddeye muhta\u00e7 imi\u015f gibi g\u00f6stererek ve bununla beraber ifadesine biraz daha \u00e7eki d\u00fczen vererek s\u00f6z\u00fcn\u00fc \u015f\u00f6yle \u00f6zetliyor:<\/p>\n<p>&#8220;\u0130\u015fte Beyt&#8217;i (K\u00e2be) y\u0131kmak isteyen o azg\u0131n \u00fczerine Allah Te\u00e2l\u00e2 o ku\u015flardan onu \u00e7i\u00e7ek veya k\u0131zam\u0131k maddesini g\u00f6nderecek \u015feyi g\u00f6nderdi de Mekke&#8217;ye girmeden \u00f6nce ona da yok etti, kavmini de yok etti. Bu ise Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;dan bir nimettir ki, Beyt (K\u00e2be)ini, dininin kuvvetiyle koruyacak Resul\u00fcn\u00fc (s.a.v.) g\u00f6nderinceye kadar korumak i\u00e7in Harem&#8217;inin ehlini puta tap\u0131c\u0131 olduklar\u0131 halde o nimet ile b\u00fcr\u00fcd\u00fc, korudu. Her ne kadar o nimet, Allah&#8217;dan d\u00fc\u015fmanlar\u0131na, o c\u00fcrm\u00fc ve g\u00fcnah\u0131 olmayan K\u00e2be&#8217;ye tecav\u00fcz etmek isteyen fil sahiplerine inmi\u015f bir \u015fiddetli ceza ise de&#8230; \u0130\u015fte bu, bu s\u00fbrenin tefsirinde \u00fczerine itimad sahih oland\u0131r.&#8221; diyor.<\/p>\n<p>Bu s\u00f6z\u00fcn i\u00e7inde &#8220;o ku\u015flardan ona \u00e7i\u00e7ek hastal\u0131\u011f\u0131 veya k\u0131zam\u0131k maddesini ula\u015ft\u0131racak \u015fey g\u00f6nderdi&#8221; f\u0131kras\u0131ndan ba\u015fkas\u0131na itimad sahih olabilirse de, o f\u0131kraya itimad asla sahih olamaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc bir kerre o tefsir de\u011fil, usul tabirince &#8220;nass \u00fczerine ziyadedir&#8221;. Metinde ona hi\u00e7 del\u00e2let yok. Ne ak\u0131ldan, ne nakilden onu \u00f6yle tayin ve takyit ettirecek bir delil de yoktur. Siccil (\u00e7ok sert \u00e7amur)den ta\u015f, bir madde ise de bunun \u00e7i\u00e7ek hastal\u0131\u011f\u0131 veya k\u0131zam\u0131\u011fa bir tahsisi yoktur. Lut kavmi hakk\u0131nda da &#8220;\u00c7amurdan ta\u015flar.&#8221; (Zariyat, 51\/33), &#8220;\u00c7amurdan ta\u015fla\u015fm\u0131\u015f, haz\u0131rlanm\u0131\u015f.&#8221; (Hud, 11\/82) buyurulmu\u015f ve bundan kimse \u00e7i\u00e7ek hastal\u0131\u011f\u0131 ve k\u0131zam\u0131\u011fa dair bir \u00f6zellik anlamam\u0131\u015ft\u0131r. Sonra \u00e2yette &#8220;irsal&#8221;in mef&#8217;ul\u00fc iken onu \u00e7i\u00e7ek hastal\u0131\u011f\u0131n\u0131 maddesine ve \u00e7o\u011ful zamirlerini tekile tebdil eden bu ifadede \u00e7i\u00e7ek hastal\u0131\u011f\u0131 ve k\u0131zam\u0131k maddesi sanki mahluk (yarat\u0131lm\u0131\u015f) de\u011fil de kadim imi\u015f ve sanki y\u00fcce yarat\u0131c\u0131 onu diledi\u011fi yerde yaratamazm\u0131\u015f da \u00e7i\u00e7ek hastal\u0131\u011f\u0131 ve k\u0131zamak yapmak i\u00e7in o maddeyi ula\u015ft\u0131rmak mutlaka \u015fartm\u0131\u015f ve sanki as\u0131l fail o maddeymi\u015f de vas\u0131l oldu\u011fu yerde muhakkak onlar\u0131 yap\u0131vermi\u015f gibi \u00fcst\u00fc kapal\u0131, davalar\u0131 dahi \u015f\u00fcpheye d\u00fc\u015f\u00fcrmek vard\u0131r. Halbuki bizim irademize ait fiillerimiz i\u00e7in zaruri gibi g\u00f6r\u00fcnen maddi ve tabii \u015fartlar, Allah&#8217;\u0131n fiillerinde ve \u00f6zellikle tabiatlar\u0131 \u00e7eviren yaratmaya ait fiillerinde hi\u00e7 \u015fart olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6stermek bu s\u00fbrenin a\u00e7\u0131k mazmunu iken ve il\u00e2h\u00ee kudretin eseri o gibi \u015fartlara dayanmayaca\u011f\u0131 daha demin s\u00f6ylenmi\u015f iken genel olan ta\u015flar\u0131 \u00e7i\u00e7ek hastal\u0131\u011f\u0131 ve k\u0131zam\u0131k maddesine tahsis ederek maddecilere ho\u015f g\u00f6r\u00fcnmek i\u00e7in s\u00fbrenin mutlak olu\u015funu kay\u0131tlamakla bozan bir f\u0131kraya tefsir diye inanmak nas\u0131l sahih olur? Onun i\u00e7in bu f\u0131kra kald\u0131r\u0131l\u0131p, onun yerine, \u00e2yette oldu\u011fu gibi, Allah Te\u00e2l\u00e2 \u00fczerlerine b\u00f6l\u00fck b\u00f6l\u00fck ku\u015flar g\u00f6nderip onlara \u00e7amurdan ta\u015fla\u015fm\u0131\u015f acaib ta\u015flar att\u0131rarak o azg\u0131n\u0131 ve kavmini maksatlar\u0131na eremeden yok etti, denilirse sahih olur ve ifadenin geri kalan\u0131 da ibarenin ak\u0131\u015f\u0131ndan has\u0131l olan laz\u0131m-\u0131 m\u00e2n\u00e2 olmak \u00fczere do\u011fru bir tefsir olurdu. Onun i\u00e7in o f\u0131kra mevcut iken \u015f\u00f6yle demesi de hi\u00e7 do\u011fru de\u011fildir:<\/p>\n<p>&#8220;Bundan ba\u015fkas\u0131, e\u011fer rivayet sahih ise, tevilsiz kabul\u00fc sahih olmayacak \u015feylerdendir.&#8221; Bundan ba\u015fkas\u0131 b\u00fct\u00fcn rivayetlerin ittifak etti\u011fi \u00fczere, \u00e2yette oldu\u011fu gibi, ku\u015flar\u0131n g\u00f6nderildi\u011fini ve onlarla ta\u015flar\u0131n at\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 yukar\u0131da beyan etti\u011fimiz te&#8217;vilsiz olarak kabul etmekten ibaret olan tefsirdir. Bundan \u00f6tesi ise tefsiri ilgilendirmez. Nihayet birer fazladan tarih\u00ee bilgi olur. Abduh&#8217;un zay\u0131f bir rivayeti bahane ederek \u00e2yetin nazm\u0131n\u0131 bozar \u015fekilde yapmak istedi\u011fi ve kendisinden ba\u015fka kimsenin s\u00f6ylemedi\u011fi te&#8217;vile dayanmak, sahihtir deyip de \u00e2yeti te&#8217;vilsiz olarak kabul eden ve m\u00fctevatir rivayetlere de uygun olan tefsirleri \u015fayet rivayet sahih ise te&#8217;vilsiz kabul\u00fc sahih olmaz diye \u015f\u00fcphe ile reddetmeye kalk\u0131\u015fmas\u0131 \u00e7eli\u015fki \u00fczerine \u00e7eli\u015fki olan bir fitnecili\u011fidir ki bunu \u015f\u00f6yle tamamlamak istemi\u015ftir:<\/p>\n<p>&#8220;Bir de d\u00f6rt ayakl\u0131 hayvanlardan cismen en iri hayvan olan fil ile \u00fcst\u00fcn olmak isteyen bir kimseyi g\u00f6r\u00fc\u015fe a\u00e7\u0131k olmayan ve g\u00f6zle g\u00f6r\u00fclmeyen k\u00fc\u00e7\u00fck bir hayvan ile kaderin sevketti\u011fi yerde tutup helak etmek, kudreti b\u00fcy\u00fckleyecek \u015feylerdendir. \u015e\u00fcphe yok ki o ak\u0131ll\u0131 kat\u0131nda bu daha b\u00fcy\u00fck ve daha acaib ve daha \u015fa\u015f\u0131rt\u0131c\u0131d\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>Abduh evvelce ku\u015flar\u0131 g\u00f6ze g\u00f6r\u00fcnecek kadar bir sinek yapt\u0131\u011f\u0131, mikrobu da onlar\u0131n i\u00e7ine katt\u0131\u011f\u0131 halde son s\u00f6z\u00fcnde sinekleri b\u0131rakarak bak\u0131\u015fa a\u00e7\u0131k olmayan, g\u00f6zle g\u00f6r\u00fclmez mikroplardan ibaret gibi g\u00f6stermi\u015f ve bu \u015fekilde kudretin b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fc ak\u0131ll\u0131 kat\u0131nda daha \u00e7ok a\u00e7\u0131k ve \u015fa\u015f\u0131rt\u0131c\u0131 olaca\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6yleyerek s\u00f6z\u00fcne son vermi\u015ftir. Bu s\u00f6z de delile dayanan bir s\u00f6z de\u011fil, \u015fiire ait bir yan\u0131ltmad\u0131r. Evet, sade bir file de\u011fil, altm\u0131\u015f bin denilen adedi \u00e7ok bir orduya ve m\u00fchimmat\u0131na da g\u00fcvenen bir ma\u011fruru, k\u00fc\u00e7\u00fck bir mikrop ile helak edivermek b\u00fcy\u00fck bir kudretle oldu\u011funda, \u015f\u00fcphe yoktur. Ve fili de, mikrobu da, her \u015feyi de yaratan Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015f ve al\u0131\u015f\u0131lmam\u0131\u015f her i\u015finde kudretinin b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fc ak\u0131ll\u0131 kat\u0131nda sabittir. Bu b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn m\u00e2n\u00e2s\u0131 da &#8220;Onun i\u015fi, bir \u015fey(in olmas\u0131n\u0131) istedi mi ona sadece &#8220;ol&#8221; demektir, hemen oluverir.&#8221; (Y\u00e2sin, 36\/82) buyurdu\u011fu \u00fczere, diledi\u011fi \u015feyi hi\u00e7 bir kay\u0131t ve \u015farta muhta\u00e7 olmayarak bir &#8220;ol&#8221; emriyle diledi\u011fi gibi yap\u0131veren bir kudret olmas\u0131d\u0131r. Ancak g\u00f6r\u00fcnmezle yapmas\u0131 bat\u0131n\u00ee kal\u0131r, g\u00f6r\u00fcn\u00fcrle yapmas\u0131 zahir olur. Onun i\u00e7in Nemrud&#8217;un bir menenjiti, beyin hummas\u0131 bir sinekle mesel olmu\u015ftur. Fakat yukarda da hat\u0131rlatt\u0131\u011f\u0131m\u0131z vechile insanlar al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015f \u015fekilde g\u00f6r\u00fcnen i\u015fleri normal g\u00f6rmeye al\u0131\u015fm\u0131\u015f bulunduklar\u0131ndan dolay\u0131 b\u00fcy\u00fctmedikleri gibi, g\u00f6zle g\u00f6r\u00fclmeyen ve bak\u0131\u015fa a\u00e7\u0131k olmayan mikroplar\u0131 g\u00f6rmeden, bilmeden \u00f6nce kimsenin onlardan haberi olmaz ki, onunla fili, yahut file g\u00fcveneni mukayese etsinler de bundan kudretin b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc anlas\u0131nlar. B\u00f6yle bir mukayesede g\u00f6r\u00fcnen k\u00fc\u00e7\u00fck bir ku\u015fun \u00fcst\u00fcn gelmesi daha \u015fa\u015f\u0131rt\u0131c\u0131d\u0131r. Filin sevkedilememesi de \u00f6yledir. Bin d\u00f6rt y\u00fcz sene \u00f6nce, hen\u00fcz insanlara mikrobun bildirilmemi\u015f, g\u00f6sterilmemi\u015f oldu\u011fu bir zamanda olay\u0131n zahir\u00ee sebebi olmak \u00fczere bilmedikleri mikroptan bahsedip de onunla fili kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rmaya davet etmeye kalk\u0131\u015fmak m\u00e2n\u00e2s\u0131z olurdu. Onda zahiri sebep mikrop de\u011fil, ortaya \u00e7\u0131kan hastal\u0131ktan ibaret kal\u0131rd\u0131. O vakit s\u00fbre &#8220;G\u00f6rmedin mi Rabb&#8217;\u0131n fil sahiplerine ne yapt\u0131. Onlar\u0131n tuzaklar\u0131n\u0131 bo\u015fa \u00e7\u0131karmad\u0131 m\u0131? Onlar\u0131, yenilmi\u015f ekin yapra\u011f\u0131 gibi yapt\u0131.&#8221; diye \u00fc\u00e7 \u00e2yetten ibaret olur ve aradaki iki \u00e2yet onlar i\u00e7in m\u00e2n\u00e2s\u0131z oldu\u011fu gibi, bizim i\u00e7in de mikrobu ne ku\u015f, ne de ta\u015f tan\u0131mad\u0131\u011f\u0131m\u0131zdan dolay\u0131 hi\u00e7 bir faydas\u0131 olmaz ve yukar\u0131da s\u00f6yledi\u011fimiz gibi o vakit Peygamber&#8217;in d\u00fc\u015fmanlar\u0131 buna kar\u015f\u0131 b\u00fct\u00fcn h\u00fccum yaparlard\u0131. Halbuki file ve orduya kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kmak, g\u00f6r\u00fcnmez \u015feylerle de\u011fil de o fili isyan ettirecek ve uzaktan yak\u0131ndan g\u00f6r\u00fclebilecek ku\u015flar ve dolu gibi ta\u015flarla o orduyu helak edivermek hem ak\u0131ll\u0131 kat\u0131nda ve hem herkesin kat\u0131nda elbette daha a\u00e7\u0131k ve daha \u015fa\u015f\u0131rt\u0131c\u0131 ve daha acaib ve o kudretin bizim gibi tabii \u015fartlarla kay\u0131tl\u0131 olmayan b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc g\u00f6stermekte elbette daha a\u00e7\u0131kt\u0131r. O olay gibi bu s\u00fbre de b\u00f6yle ola\u011fan\u00fcst\u00fc \u015feyleri inkar eden ve Yarat\u0131c\u0131n\u0131n kudretini \u015firk ile kay\u0131tlamaya kalk\u0131\u015fan azg\u0131nlara, dinsizlere kar\u015f\u0131 a\u00e7\u0131k bir delil g\u00f6stermek \u00fczere olay\u0131n g\u00f6zc\u00fcleri huzurunda nazil olmu\u015f, kimse de biz \u00f6yle ku\u015f ve ta\u015f g\u00f6rmedik diyememi\u015ftir. Ancak onunla beraber sonradan \u00e7i\u00e7ek ve k\u0131zam\u0131ktan ve zehirli a\u011fa\u00e7lardan bahseden olmu\u015ftur. \u0130nsaf ile d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp de s\u00f6ylemeli ki bu s\u00fbre nazil oldu\u011fu zaman bu dili anlayan Arap belagat\u00e7i ve \u015fairlerinin ile den g\u00f6ze g\u00f6r\u00fcnmez f\u0131rka f\u0131rka mikrop veya mikroplu ta\u015flar m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 anlam\u0131\u015f olduklar\u0131 ve bu \u00e2yetlere \u00f6yle bir m\u00e2n\u00e2 vermi\u015f bulunduklar\u0131 kabul olunabilir mi? Bunu oldu\u011fu gibi anlad\u0131ktan sonra, olsa olsa, &#8220;yenmi\u015f ekin yapra\u011f\u0131 gibi&#8221;den de taze ekin yiyen k\u00fc\u00e7\u00fck b\u00f6cekler, kurtlar, g\u00fcveler m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ve belki de ta\u015flar\u0131n sonunda bir \u00e7i\u00e7ek k\u0131r\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131 anlayan olmu\u015ftur. Bu a\u00e7\u0131kl\u0131k kar\u015f\u0131s\u0131nda Abduh&#8217;un gerek rivayet ve gerek dirayet vesikalar\u0131n\u0131 kaybedip eserindeki g\u00fczel ve faydal\u0131 fikirlerini de k\u0131ymetten d\u00fc\u015f\u00fcrmesine ac\u0131nmaz m\u0131? Sonra da ona aldanarak \u00e2yetini &#8220;mikroplu ta\u015flar att\u0131lar&#8221; diye terc\u00fcme eden baz\u0131 m\u00fctercim (\u00e7eviren)lerin aldan\u0131\u015f\u0131na ac\u0131nmaz m\u0131? Bu s\u00f6zlerimiz iyi niyeti olan irfan ehlinedir. Yoksa garazkarl\u0131kla ne s\u00f6yledi\u011fini bilmez, ta\u015flar\u0131 t\u0131rt\u0131l gibi ku\u015f tersleri diye alay ederek onunla bir ordunun korkudan panik oluverdi\u011fini s\u00f6z diye s\u00f6ylemekten utanmayan ve Peygamber&#8217;i ha\u015f\u00e2 bir hristiyan rahibinin \u00e7\u0131ra\u011f\u0131 yapmak i\u00e7in beraberinde M\u0131s\u0131r&#8217;a ve \u0130stanbul&#8217;a kadar seyahat ettirmeye \u00e7al\u0131\u015fan ve Levh-i Mahfuz&#8217;u hiyeroglif; sayfalar\u0131, ta\u015flar\u0131 ku\u015f \u00e7ak\u0131lda\u011f\u0131 g\u00f6rmek, g\u00f6stermek isteyen ve yalanc\u0131l\u0131\u011f\u0131 yegane h\u00fcner zanneden h\u00fcmeze l\u00fcmeze g\u00fcruhuna Hutame&#8217;den ba\u015fka ne yara\u015f\u0131r? Hayat i\u00e7inde bin d\u00f6rt y\u00fcz sene \u00f6nce olmu\u015f bir olay\u0131 bug\u00fcn \u015fahsi bir k\u0131yas ile inkar edivermek, masal deyip ge\u00e7mek kolay gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcrse de, onu bir yanl\u0131\u015f tutmak i\u00e7in her y\u00f6nden f\u0131rsat g\u00f6zetip duran \u00e7a\u011fda\u015f, g\u00f6zlemci d\u00fc\u015fmanlar kar\u015f\u0131s\u0131nda pervas\u0131z hayk\u0131rmak kolay de\u011fildir. O zaman Peygamber&#8217;e her taraftan h\u0131n\u00e7 p\u00fcsk\u00fcren d\u00fc\u015fmanlar\u0131 bile ink\u00e2ra ve te&#8217;vile sapmam\u0131\u015fken bug\u00fcnk\u00fc dostlar\u0131 i\u00e7inde ona inanamay\u0131p da te&#8217;vile kalk\u0131\u015fanlara:<\/p>\n<p>&#8220;D\u00fc\u015fman kadar olsun siper et s\u00fbret-i hakk\u0131,<\/p>\n<p>Ey dost H\u00fcseyn olmaz isen bari Yezid ol&#8221; denmez mi?<\/p>\n<p>Zira bu olay hakk\u0131nda o zaman s\u00f6ylenmi\u015f olan \u015fiirler bile onun muhalifler kat\u0131nda da g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015f ve m\u00fctevatir oldu\u011funu isbat etmeye yeterlidir. Bunlar\u0131n hepsini burada a\u00e7\u0131klamaya ve saymaya yer yoktur. Bir ka\u00e7\u0131n\u0131 yukar\u0131da zikretmi\u015ftik. Burada da me\u015fhurlar\u0131ndan bir ikisini daha kaydedelim: \u0130bn\u00fc Hi\u015fam&#8217;\u0131n kay\u0131t ve zaptetti\u011fi \u00fczere \u0130bn\u00fc \u0130shak demi\u015ftir ki: Allah Te\u00e2l\u00e2 Habe\u015fliler&#8217;i Mekke&#8217;den redd ve indirdi\u011fi bela ile kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya getirince Arap, Kurey\u015f kavmini b\u00fcy\u00fctt\u00fc. &#8220;Bunlar, Allah&#8217;\u0131n ehli, Allah onlardan dolay\u0131 harp yap\u0131verdi, d\u00fc\u015fmanlar\u0131n\u0131n hakk\u0131ndan geliverdi.&#8221; dediler. Ve \u015fairler bir\u00e7ok \u015fiirler s\u00f6ylediler. Bunlarda Allah&#8217;\u0131n Habe\u015fliler&#8217;e yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve onlar\u0131n hilesini Kurey\u015f&#8217;ten nas\u0131l reddetti\u011fini zikrediyorlard\u0131. Bu c\u00fcmleden olarak Abdullah b. ez Zibara b. Adiy b. Kays b. Ad\u0131yy \u015f\u00f6yle demi\u015fti:<\/p>\n<p>&#8220;Mekke deresinden defolun. \u00c7\u00fcnk\u00fc eskiden beri onun harimine ili\u015filmez. O haram k\u0131l\u0131nd\u0131\u011f\u0131 geceler \u015fira yarat\u0131lmam\u0131\u015ft\u0131. Yarat\u0131lm\u0131\u015flardan ona taarruz edecek bir aziz yoktur. Habe\u015f komutan\u0131na sor ne g\u00f6rd\u00fc, bilmeyenlerine de bilen haber verecektir, altm\u0131\u015f bin yerlerine d\u00f6nemediler, hatta d\u00f6nd\u00fckten sonra da onlar\u0131n hastas\u0131 yani Ebrehe ya\u015famad\u0131. Onlardan \u00f6nce de orada Ad ve C\u00fcrh\u00fcm vard\u0131. Allah, kullar\u0131n fevk\u0131nda onu ikame buyurur&#8221;.<\/p>\n<p>Ebu Kays Saffi b. Eslet b. C\u015fem b. Vail de \u015f\u00f6yle demi\u015ftir:<\/p>\n<p>&#8220;Allah&#8217;\u0131n yapt\u0131klar\u0131ndan birisi de Habe\u015f\u00eeler&#8217;in fil g\u00fcn\u00fcd\u00fcr, \u00e7\u00fcnk\u00fc b\u00fct\u00fcn g\u00f6nderdikleri sevkiyatlar\u0131 yerinde kald\u0131, helak oldu. Sopalar\u0131, \u00e7engelleri o filin b\u00f6\u011f\u00fcrleri alt\u0131nda idi, burnunu da yirmi\u015fler y\u0131rt\u0131lm\u0131\u015ft\u0131, kam\u00e7\u0131s\u0131n\u0131 ni\u011fvel; teber \u015fi\u015fi yapm\u0131\u015flard\u0131, kastettiklerinde kafas\u0131 yar\u0131lm\u0131\u015ft\u0131, \u00f6yle iken d\u00f6n\u00fcp gerisin geri geldi\u011fi yola gitti ve orada bulunan\u0131n hepsi zulme gelmi\u015fti, derken Allah \u00fcstlerinden bir \u00e7ak\u0131l ya\u011fd\u0131ran g\u00f6nderiverdi de, onlar\u0131 kuzular\u0131 d\u00fcrercesine d\u00fcr\u00fcverdi. Bilginleri sabra te\u015fvik ediyorlard\u0131, onlar ise koyun gibi ba\u011f\u0131r\u0131yorlard\u0131&#8221;<\/p>\n<p>Haniflerden \u00dcmeyye b. Ebi&#8217;s-Saet b. Ebi Rabia Sahafi de \u015f\u00f6yle demi\u015ftir:<\/p>\n<p>&#8220;Ger\u00e7ekten Rabbimizin \u00e2yetleri parlakt\u0131r. Onlarla pek k\u00e2fir olanlardan ba\u015fkas\u0131 m\u00fccadele etmez. Geceyi ve g\u00fcnd\u00fcz\u00fc yaratm\u0131\u015f, her\u015fey a\u015fikar, hesab olunmu\u015ftur. Sonra Rabb-i Rah\u00eem g\u00fcnd\u00fcze g\u00fcne\u015fteki yayg\u0131n \u0131\u015f\u0131klar\u0131 ile cila verir. Fili Mu\u011fammes&#8217;te habsetti, hatta sanki vurulmu\u015f, ayaklar\u0131 k\u0131r\u0131lm\u0131\u015f gibi s\u00fcr\u00fcn\u00fcyordu. Boyun halkas\u0131 yere s\u00fcrt\u00fclerek ki, t\u0131pk\u0131 bir da\u011f\u0131n kayas\u0131ndan bir kutur d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f gibi. Etraf\u0131nda Kinde meliklerinden pehlivanlar, harplerde ba\u015f\u0131 d\u00f6nm\u00fc\u015f \u015fahinler vard\u0131. Onu b\u0131rakt\u0131lar, hepsi tarumar oldular, hepsinin baca\u011f\u0131n\u0131n kemi\u011fi k\u0131r\u0131lm\u0131\u015ft\u0131. K\u0131yamet g\u00fcn\u00fc Allah yan\u0131nda hanif dininden ba\u015fka her din helaktedir.&#8221; (Bu \u015fiiri s\u00f6yleyen \u00dcmeyye b. Ebi&#8217;s-Salt, m\u00fc\u015friklikten, yahudilikten ve hristiyanl\u0131ktan \u00e7ekilmi\u015f, bununla birlikte \u0130sl\u00e2m&#8217;a girmeden de \u00f6lm\u00fc\u015ft\u00fc.)<\/p>\n<p>Daha bunlar gibi birtak\u0131m \u015fiirler vard\u0131r.<\/p>\n<p>\u015eu muhakkak ki bu olay\u0131n en ibret al\u0131nacak noktas\u0131, hakka kar\u015f\u0131 kuvvetlerine g\u00fcvenerek yaln\u0131z zul\u00fcm ve y\u0131kmak maksad\u0131yla tecav\u00fcz i\u00e7in K\u00e2be \u00fczerine hareket eden ve \u00f6n\u00fcne geleni \u00e7i\u011fneyen sald\u0131r\u0131c\u0131 bir ordunun tam Mekke&#8217;nin yan\u0131na gelip de hedef ve maksad\u0131na ula\u015fmak \u00fczere bulundu\u011fu g\u00fcn kar\u015f\u0131lar\u0131nda g\u00f6r\u00fcn\u00fcrde insanlar taraf\u0131ndan hi\u00e7 bir kar\u015f\u0131 koyma ve m\u00fcdafaa vas\u0131talar\u0131 yokken hat\u0131r ve hayale gelmez bir \u015fekilde b\u00fct\u00fcn tedbir ve d\u00fczenlerinin Allah taraf\u0131ndan dal\u00e2lette bo\u011fuluvermi\u015f olmas\u0131, yani &#8220;onlar\u0131n tuzaklar\u0131n\u0131 bo\u015fa \u00e7\u0131karmad\u0131 m\u0131?&#8221; \u00e2yetidir. Di\u011fer \u00e2yetler, ku\u015flar\u0131n ak\u0131n\u0131, ta\u015flar\u0131n ya\u011fd\u0131r\u0131l\u0131\u015f\u0131 da bunun yaln\u0131z Allah taraf\u0131ndan oldu\u011funu en a\u00e7\u0131k bir \u015fekilde a\u00e7\u0131klamak i\u00e7in niteli\u011fiyle ilgili ikinci derecede \u00e2yetlerdir. Ve bunun b\u00f6yle fevkalade a\u00e7\u0131k olan icra \u015feklinden dolay\u0131d\u0131r ki, onu m\u00fc\u015frikler bile yaln\u0131z Allah&#8217;tan bilmi\u015flerdir.<\/p>\n<p>Fahreddin R\u00e2z\u00ee burada, \u015f\u00f6yle bir soru sorar: &#8220;Kurey\u015f k\u00e2firleri eski zamandanberi K\u00e2be&#8217;yi putlarla doldurmu\u015f de\u011fil miydiler? Bu ise hi\u00e7 \u015f\u00fcphe yok ki K\u00e2be&#8217;nin duvarlar\u0131n\u0131 tahrip etmekten daha \u00e7irkin, daha b\u00fcy\u00fck su\u00e7tur. O halde Allah Te\u00e2l\u00e2 o azab\u0131 ni\u00e7in y\u0131kma kast\u0131nda bulunanlara musallat k\u0131ld\u0131 da, onu putlarla dolduranlara musallat etmedi?&#8221; Sonra da buna \u015fu cevab\u0131 verir: &#8220;\u00c7\u00fcnk\u00fc K\u00e2be&#8217;ye putlar\u0131 koymak Allah&#8217;\u0131n hakk\u0131na tecav\u00fcz, K\u00e2be&#8217;yi y\u0131kmak ise halk\u0131n hakk\u0131na tecav\u00fczd\u00fcr. Bunun benzeri yol kesenler, kanuna kar\u015f\u0131 gelen, katildir. Bunlar m\u00fcsl\u00fcman olsa bile \u015fer&#8217;an \u00f6ld\u00fcr\u00fcl\u00fcrler. Halbuki kocam\u0131\u015f, ihtiyar, k\u00f6r ve sabih savmea (manast\u0131rda ibadete \u00e7ekilen) ve kad\u0131n kendi hallerinde iken k\u00e2fir iseler de \u00f6ld\u00fcr\u00fclmezler. \u00c7\u00fcnk\u00fc halka zararlar\u0131 dokunmaz&#8221;.<\/p>\n<p>Bunun \u00f6zeti Allah&#8217;\u0131n \u015feriat\u0131nda d\u00fcnyaya ait ceza, kullar\u0131n haklar\u0131na zarar ve tecav\u00fcz dolay\u0131s\u0131ylad\u0131r. Yaln\u0131z Allah&#8217;\u0131n hakk\u0131 olan hususta azab as\u0131l ahirettedir, demek oluyor. Bundan ba\u015fka yukar\u0131da izah olundu\u011fu \u00fczere bu hadisenin as\u0131l hikmeti, Allah dininin yay\u0131lmas\u0131 i\u00e7in d\u00fcnyaya gelmek \u00fczere bulunan Resulullah&#8217;\u0131n do\u011fumuna bir ba\u015flang\u0131\u00e7 ve onun davetine icabet etmeye bir haz\u0131rlama idi. Onun i\u00e7in bu s\u00fbre, Peygamber&#8217;in \u015fan\u0131nda ve ona hitap ile nazil olduktan sonra bunu Kurey\u015f S\u00fbresi takip edecektir.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>105-F\u0130L: G\u00f6rmedin mi? Hitap, Peygamber&#8217;edir. R\u00fc&#8217;yet (g\u00f6rmek), kalp g\u00f6z\u00fcyle g\u00f6rmeden istiare olarak kalbe ait g\u00f6rme, yani g\u00f6z\u00fcnle g\u00f6rm\u00fc\u015f gibi muhakkak bilmiyor musun ey Muhammed? \u00c7\u00fcnk\u00fc s\u00f6ylenecek olan &#8220;fil sahipleri olay\u0131&#8221;, o zaman onu g\u00f6zleriyle g\u00f6ren \u015fahitleri hen\u00fcz d\u00fcnyada \u00e7o\u011funlukla mevcut, hatta o zamana yeti\u015fmi\u015f &#8220;Muallakat-\u0131 Seb&#8217;a&#8221; (yedi ask\u0131) \u015fairlerinden olup y\u00fcz altm\u0131\u015f sene kadar ya\u015fam\u0131\u015f &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":12063,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1024,1023],"class_list":["post-1738","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-105-fil","tag-105-fil-tefsiri"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1738","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1738"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1738\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/12063"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1738"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1738"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1738"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}