{"id":1742,"date":"2010-01-09T20:51:23","date_gmt":"2010-01-09T18:51:23","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1742"},"modified":"2010-01-09T20:51:23","modified_gmt":"2010-01-09T18:51:23","slug":"103-asr-tefsiri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/103-asr-tefsiri\/","title":{"rendered":"103-ASR SURES\u0130 HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130"},"content":{"rendered":"<p>103-ASR:<\/p>\n<p>Vav &#8216;da oldu\u011fu gibi yemin i\u00e7indir. &#8220;Kamus&#8221;ta anlat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere &#8220;asr&#8221; kelimesi l\u00fcgatte, isim olarak: dehr (gece ve g\u00fcnd\u00fcz), g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn zevalden \u00f6nce ve sonra iki taraf\u0131 gadat (tan yeri a\u011f\u0131rmas\u0131ndan, g\u00fcne\u015f do\u011funcaya kadar olan zaman) ve a\u015fiyy (zeval ile ak\u015fam veya ak\u015fam ile yats\u0131 aras\u0131) ve \u00f6zellikle \u00f6\u011fleden sonra g\u00fcne\u015fin k\u0131zarmas\u0131na kadar olan ikindi vakti, insan toplumu a\u015firet ve ya\u011fmur. Masdar olarak da: Hapsetmek, yasaklamak, vergi vermek, s\u0131k\u0131p suyunu \u00e7\u0131karmak m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelir. Ve bir \u015feyin \u00f6zel vaktine, ayn\u0131n \u00fc\u00e7 harekesi ile &#8220;asr, \u0131sr, usr, usur&#8221; denilir. Nitekim &#8220;geldi, fakat vaktinde gelmedi; uyudu, fakat vaktinde uyumad\u0131&#8221; demektir. G\u00fcnd\u00fczle geceye ve sabah ile ak\u015fama asr\u00e2n (iki as\u0131r) denilir. Cins lam\u0131 ile yerine g\u00f6re bunlar\u0131n her birinin cinsine ve mutlak halinde hepsine muhtemel oldu\u011fu gibi, ahd lam\u0131 ile de i\u00e7lerinden belli birine ve mesela bir ikindi vaktine veya herhangi bir \u015feyin muayyen bir zaman\u0131na sarfedilmi\u015f olur. Ondan dolay\u0131 dilimizde &#8220;asr&#8221; mutlak zaman ve \u00f6zellikle i\u00e7inde bulunulan zaman ve &#8220;karn&#8221; (yani seksen veya y\u00fcz senelik bir zaman) m\u00e2n\u00e2lar\u0131nda yayg\u0131n olmu\u015ftur. Burada tefsirciler ba\u015fl\u0131ca : \u0130kindi namaz\u0131, ikindi vakti, dehr ve zaman, \u00f6zellikle Muhammed Aleyhisselam&#8217;\u0131n asr\u0131, yani Resulullah&#8217;\u0131n g\u00f6nderildi\u011fi zaman, ahir zaman m\u00e2n\u00e2lar\u0131 \u00fczerinde y\u00fcr\u00fcm\u00fc\u015flerdir. \u0130bn\u00fc Cerir, &#8220;dehr, \u00f6\u011fle saatlerinden bir saat, ikindi m\u00e2n\u00e2lar\u0131&#8221; hakk\u0131ndaki rivayetleri zikrettikten sonra der ki: Bu hususta do\u011fru olan g\u00f6r\u00fc\u015f \u015fudur: Rabbimiz Te\u00e2l\u00e2 asra yemin etmi\u015ftir. Asr, zaman\u0131n ismidir, ikindidir, gece ve g\u00fcnd\u00fczd\u00fcr. Bu ismin i\u00e7erdi\u011fi m\u00e2n\u00e2lardan birini tahsis etmemi\u015ftir. Onun i\u00e7in bu ismin laz\u0131m oldu\u011fu her m\u00e2n\u00e2 bu yeminde dahil olur.<\/p>\n<p>Demek olur ki &#8220;asr&#8221;, \u00e7e\u015fitli m\u00e2n\u00e2lara gelen bir m\u00fc\u015fterek laf\u0131z oldu\u011fu ve birini tayinde ipucu bulunmay\u0131p hepsine de y\u00fcklenmesi sahih olabilece\u011fi cihetle &#8220;asr denilen her \u015fey&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131yla t\u00fcm\u00fcne hamletmek en do\u011frusudur.<\/p>\n<p>O halde burada tefsircilerin zikrettikleri m\u00e2n\u00e2lardan herbir y\u00f6n\u00fcn\u00fc d\u00fc\u015f\u00fcnmek gerekir:<\/p>\n<p>1- \u0130kindi namaz\u0131: Mukatil demi\u015ftir ki: Allah Te\u00e2l\u00e2 ikindi namaz\u0131na yemin etmi\u015ftir. Zira &#8220;Namazlar\u0131 ve orta namaz\u0131 koruyun.&#8221; (Bakara, 2\/238) \u00e2yetinde &#8220;salat-\u0131 vusta&#8221; (orta namaz) \u00e7o\u011funlu\u011fa g\u00f6re ikindi namaz\u0131 oldu\u011fu i\u00e7in onun bir \u00f6zel fazileti vard\u0131r. Hendek vak&#8217;as\u0131nda Peygamber (s.a.v.) &#8220;Bizi, orta namaz olan ikindi namaz\u0131ndan al\u0131koydular.&#8221; buyurmu\u015ftu. Bir hadiste de &#8220;\u0130kindi namaz\u0131 ge\u00e7en, sanki ehli ve mal\u0131 yok edilmi\u015f gibidir.&#8221; diye rivayet edilmi\u015ftir. \u0130kindi vakti, g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn sonuna do\u011fru insanlar\u0131n en \u00e7ok kazan\u00e7 ve ticaret i\u00e7in d\u00fcnya i\u015flerine dald\u0131klar\u0131 me\u015fguliyet zaman\u0131 olmas\u0131 itibar\u0131yla, ikindi namaz\u0131n\u0131n o s\u0131rada, zorlu\u011fuyla beraber y\u00fcksek bir uyar\u0131c\u0131 \u00f6zelli\u011fi vard\u0131r. \u015eu halde ona yemin ile faziletine dikkat nazar\u0131n\u0131 \u00e7ekmekte \u00f6nemli bir m\u00e2n\u00e2 vard\u0131r.<\/p>\n<p>2- \u0130kindi vakti: Katade demi\u015ftir ki: \u0130kindi namaz\u0131n\u0131n vakti olmas\u0131 ve ku\u015fluk vaktine kar\u015f\u0131l\u0131k birtak\u0131m kudret delillerini i\u00e7ermi\u015f olmas\u0131 bak\u0131m\u0131ndan Allah Te\u00e2l\u00e2 &#8220;duh\u00e2&#8221; (ku\u015fluk vakti)ya yemin etti\u011fi gibi ikindi vaktine yemin etmi\u015ftir. Ger\u00e7ekte ikindi vakti g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn sonu olmas\u0131 bak\u0131m\u0131ndan, d\u00fcnyada di\u011fer yarat\u0131k ve hayvanlar\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131ndan sonra yarat\u0131lan ve bundan dolay\u0131 yarat\u0131l\u0131\u015f g\u00fcn\u00fcn\u00fcn ikindisinde yarat\u0131lm\u0131\u015f demek olan insan t\u00fcr\u00fcn\u00fcn yarat\u0131l\u0131\u015f zaman\u0131n\u0131 and\u0131rd\u0131\u011f\u0131 gibi, d\u00fcnyada bir g\u00fcn de\u011ferinde demek olan insan \u00f6mr\u00fcn\u00fcn de son demlerini and\u0131rd\u0131\u011f\u0131 ve ikindi vakti ge\u00e7ip de bir \u015fey kazanamadan evine d\u00f6necek olanlar\u0131n hali de pek ac\u0131kl\u0131, h\u00fcsranl\u0131 oldu\u011fu i\u00e7in, \u00f6nceki s\u00fbredeki \u00e7okla \u00f6\u011f\u00fcnmenin aldatmas\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klad\u0131ktan sonra bu s\u00fbrede insanlar\u0131n zarar\u0131 anlat\u0131l\u0131rken ikindi vaktine yemin olunarak dikkat nazar\u0131 celbedilmesinin de ikindi namaz\u0131na yemin olunmak gibi \u00f6nemli bir m\u00e2n\u00e2s\u0131 vard\u0131r. Bununla beraber \u015fu m\u00e2n\u00e2 daha geni\u015f kapsaml\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>3- &#8220;Dehr&#8221;: \u0130nsan S\u00fbresi&#8217;nde a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere &#8220;dehr&#8221;in as\u0131l m\u00e2n\u00e2s\u0131, Ra\u011f\u0131b&#8217;\u0131n dedi\u011fi gibi, \u00e2lemin varl\u0131\u011f\u0131n\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131ndan sona ermesine kadar olan m\u00fcddet, yani zaman-\u0131 k\u00fcl (t\u00fcm zaman)d\u00fcr. Bu m\u00e2n\u00e2ca t\u00fcm zamana ve bir k\u0131sm\u0131na s\u00f6ylenilen zamandan daha \u00f6zeldir. Zaman ona da, k\u0131s\u0131mlar\u0131na da s\u00f6ylenir. Bununla beraber &#8220;dehr&#8221;, uzun zamana ve \u00e2lemin ya\u015fama m\u00fcddetine, yani \u00f6mr\u00fcne ve mutlak zaman m\u00e2n\u00e2s\u0131na da kullan\u0131l\u0131r ki daha kapsaml\u0131d\u0131r. Bundan dolay\u0131 \u00e7o\u011funlukla &#8220;asr&#8221;\u0131, &#8220;dehr&#8221; ile tefsir ederken tefsirciler &#8220;dehr&#8221; ve &#8220;zaman&#8221; demi\u015fler ve &#8220;asr&#8221;\u0131 dehr ile tefsirin tarz\u0131nda, dehr ve zamana yeminin hikmetinde de bir ka\u00e7 a\u00e7\u0131klama \u015fekli g\u00f6stermi\u015flerdir:<\/p>\n<p>Birincisi: \u0130bn\u00fc Cerir&#8217;in rivayet etti\u011fi \u00fczere Hz. Ali (r.a)&#8217;den: yani &#8220;Asra ve dehrin belalar\u0131na, n\u00f6bet n\u00f6bet gelen musibetlerine yemin olsun ki, do\u011frusu insan bir h\u00fcsran i\u00e7indedir ve zaman\u0131n sonuna kadar onun, o h\u00fcsran\u0131n i\u00e7indedir.&#8221; diye okudu\u011fu i\u015fitilmi\u015f ve bu, bir tefsir say\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Demek ki &#8220;asr&#8221;, dehr (zaman) m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Ve zamana yeminin hikmeti de onun insana devaml\u0131 musibetler ya\u011fd\u0131ran ac\u0131 ve b\u00fcy\u00fck olaylar\u0131na ve de\u011fi\u015fmelerine kar\u015f\u0131 uyarmad\u0131r. Bir de bu tefsirde h\u00fcsran (zarar)da kalanlar\u0131n ebed\u00ee olarak kalacaklar\u0131n\u0131 beyan etme vard\u0131r. Bununla birlikte denebilir ki, bunda asr\u0131n yaln\u0131z zaman m\u00e2n\u00e2s\u0131na de\u011fil, s\u0131kmak ve hapsetmek m\u00e2n\u00e2s\u0131na da bir i\u015faret vard\u0131r. Ancak bu m\u00e2n\u00e2n\u0131n, yeminin m\u00fcstesna taraf\u0131n\u0131 de\u011fil, m\u00fcstesna minh (kendisinden istisna olunan) taraf\u0131n\u0131 takviye etmekte oldu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130kincisi: Denilmi\u015ftir ki: &#8220;Dehr&#8221; (zaman) yarat\u0131c\u0131 Allah&#8217;\u0131n kudretine delalet eden her t\u00fcrl\u00fc acaiblikleri, gariplikleri i\u00e7erir. Onun i\u00e7in ona &#8220;Ebu&#8217;l-Aceb&#8221; (Aceb&#8217;in babas\u0131) denilmi\u015ftir. K\u00fcll\u00ee (t\u00fcmel) veya c\u00fcz&#8217;\u00ee (tikel), al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015f veya al\u0131\u015f\u0131lmam\u0131\u015f, ac\u0131 veya tatl\u0131, k\u00e2rl\u0131 veya zararl\u0131 her t\u00fcrl\u00fc hareket ve olay, de\u011fi\u015fim ve ba\u015fkala\u015f\u0131mlar onda vaki olur. Devletler, milletler, nimetler, felaketler onda ortaya \u00e7\u0131kar, onda b\u00fcy\u00fcr, onda son bulur, onda kal\u0131r. Hatta dehir ve zaman denilen \u015fey kendisi &#8220;Aceb\u00fc&#8217;l-acaibat&#8221; (\u015fa\u015f\u0131lacak \u015feylerin en \u015fa\u015f\u0131lan\u0131)d\u0131r. O, bir taraftan ard\u0131 arkas\u0131 kesilmeyen bir hareket ve cereyan arzeden bir de\u011fi\u015fim \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fc, bir taraftan da o hareketlerin \u00f6tesinde bir s\u00fckun (durgunluk) ve sabitlik ifade eden sade bir s\u00fcre\u00e7 (devaml\u0131l\u0131k \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fc) olarak g\u00f6r\u00fcn\u00fcr.<\/p>\n<p>Yoklu\u011fa benzer bir varl\u0131k, varl\u0131\u011fa benzer bir yokluk gibidir. R\u00e2z\u00ee der ki: &#8220;Ak\u0131l ona yok diye h\u00fckmedemez, \u00e7\u00fcnk\u00fc devirler, seneler, aylar, g\u00fcnler, saatlerle k\u0131s\u0131mlara b\u00f6l\u00fcn\u00fcr. Fazla, eksik ve uyu\u015fmakla, ge\u00e7mi\u015f ve gelecek olmakla h\u00fckmedilirken nas\u0131l yok olur? Bununla beraber mevcut diye de h\u00fckmolunamaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u015fimdiki hal, b\u00f6l\u00fcnmeyen bir and\u0131r. Ge\u00e7mi\u015f ve gelecek ise yokturlar. Yoklu\u011fa ise varl\u0131kla nas\u0131l h\u00fckmedilir.&#8221; Onun i\u00e7in felsefeciler ve Kelamc\u0131lar, &#8220;Zaman mevcut mudur, yok mudur, mevhum mudur? Bizim onu bili\u015fimiz (bedihi) a\u00e7\u0131k m\u0131d\u0131r, intizai (soyutlama) m\u0131d\u0131r! diye konu edip durmu\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>&#8220;Mazi hayal, manzar-\u0131 \u00e2t\u00ee hen\u00fcz adem,<\/p>\n<p>Hal oynat\u0131r \u015fuurumu bilmem nedir bu dem?<\/p>\n<p>Bir an imi\u015f me\u00e2li kitab-\u0131 v\u00fccudumun,<\/p>\n<p>\u00d6mr\u00fcm \u015fu gamg\u00fc\u00e2r\u0131m olan satr-\u0131 m\u00fcrtesem&#8221;.<\/p>\n<p>&#8220;Ge\u00e7mi\u015f hayal, gelece\u011fin manzaras\u0131 hen\u00fcz yok<\/p>\n<p>\u015eimdiki zaman oynat\u0131r \u015fuurumu bilmem nedir bu an?<\/p>\n<p>Bir anm\u0131\u015f anlam\u0131 v\u00fccut kitab\u0131m\u0131n<\/p>\n<p>\u00d6mr\u00fcm \u015fu keder orta\u011f\u0131m olan yaz\u0131lm\u0131\u015f sat\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>Bir Arap \u015fairi de:<\/p>\n<p>&#8220;Zaman\u0131 bir gemi gibi g\u00f6r\u00fcyorum, bizimle \u00f6l\u00fcme do\u011fru<\/p>\n<p>Ak\u0131p gidiyor, fakat hareketlerini g\u00f6remiyoruz.&#8221; demi\u015ftir.<\/p>\n<p>Zaman, b\u00f6yle varl\u0131kla yokluk aras\u0131nda iyi ve k\u00f6t\u00fc, nimet ve bela, geni\u015flik ve darl\u0131k, s\u0131hhat ve hastal\u0131k, zenginlik ve fakirlik, k\u00e2r ve zarar gibi z\u0131tlar\u0131 toplayan, t\u00fcrl\u00fc \u015fa\u015f\u0131lacak \u015feyleri i\u00e7ermesi itibar\u0131yla \u00f6nemine binaen ona yemin edilerek onun i\u00e7inde bulunan insan\u0131n zarar veya kazan\u00e7 a\u00e7\u0131s\u0131ndan durumlar\u0131na dikkat \u00e7ekilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc: \u0130nsan\u0131n \u00f6mr\u00fc en k\u0131ymetli sermayesidir. Ne kazanacaksa onunla kazanacakt\u0131r. O \u00f6m\u00fcr ise dehir (zaman)den biz c\u00fczd\u00fcr. Onunla akmaktad\u0131r. Hatta insan i\u00e7in zaman \u00f6mr\u00fcnden, hatta \u00f6mr\u00fcn\u00fcn i\u00e7inde bulundu\u011fu an\u0131ndan ibaret de\u011fildir. K\u00e2rs\u0131z ge\u00e7en her an, o g\u00fczel sermayeden heder edilen bir ziyan, bir h\u00fcsrand\u0131r. Bununla beraber senelerce kaybedilen bir \u00f6m\u00fcr, i\u00e7inde bulundu\u011fu son bir lahzada kendisine ebed\u00ee cenneti kazand\u0131racak g\u00fczel bir i\u015f yapmaya muvaffak olabilirse, ge\u00e7en b\u00fct\u00fcn kay\u0131plar\u0131 telafi ederek o zarardan kurtulmu\u015f ve o insan i\u00e7in en \u015ferefli \u015fey ve b\u00fct\u00fcn zaman ve lahzadan ibaret olmu\u015f olur. Bu sayede insan, \u00f6mr\u00fcn\u00fcn i\u00e7inde bulundu\u011fu her saniyesini f\u0131rsat bilerek, onunla ge\u00e7irmi\u015f oldu\u011fu f\u0131rsatlar\u0131 kaza ile telafi etmeye bir dereceye kadar imkan bulur. Nitekim &#8220;Ve o, \u00f6\u011f\u00fct almak veya \u015f\u00fckretmek isteyenler i\u00e7in gece ile g\u00fcnd\u00fcz\u00fc birbirlerini izler yapt\u0131.&#8221; (Furkan, 25\/62) buyurulmakla ona i\u015faret edilmi\u015ftir. B\u00f6yle vaktinin k\u0131ymetini bilmek m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r ki, mutasavv\u0131flar, &#8220;Sof\u00ee, ibn\u00fc&#8217;l-vakt (vaktin o\u011flu) olmal\u0131d\u0131r, yani \u00f6mr\u00fcn\u00fcn ve \u00f6zellikle fiilen i\u00e7inde bulundu\u011fu vaktin k\u0131ymetini bilmeli ve onunla yar\u0131n ahireti i\u00e7in ne k\u00e2r, ne hay\u0131r edebilmek m\u00fcmk\u00fcn ise onu kazanmaya \u00e7al\u0131\u015fmal\u0131d\u0131r, demi\u015flerdir. Nas\u0131l ki bug\u00fcn\u00fcn yar\u0131n\u0131 yoktur, diye ahirete inanmayanlar da tersine d\u00fcnya zevkini s\u00fcrerek g\u00f6n\u00fcllerince k\u00e2m almak i\u00e7in &#8220;G\u00fcn bug\u00fcnd\u00fcr, saat bu saattir, ne yapacaksak \u015fimdi yapmal\u0131y\u0131z.&#8221; diyerek, ne olursa olsun vaktine uyup, \u00e7\u0131kar\u0131n\u0131 g\u00f6zetme m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;\u0130bn\u00fc&#8217;z-zaman&#8221; (zaman\u0131n o\u011flu) olmak, zaman ge\u00e7ince onunla beraber ge\u00e7ip gitmek isterler. Maksatlar\u0131 farkl\u0131 olmakla beraber ikisi de:<\/p>\n<p>&#8220;\u00d6\u011fren r\u00fcsum-\u0131 asr\u0131, lisan-\u0131 zamaneyi,<\/p>\n<p>Bak tab-\u0131 nasa vakte m\u00fcnasip tekell\u00fcm et&#8221;<\/p>\n<p>&#8220;\u00d6\u011fren asr\u0131n \u00e2detlerini, zaman\u0131n dilini<\/p>\n<p>Bak insan tabiat\u0131na, zamana uygun konu\u015f.&#8221; demekten ho\u015flan\u0131rlar.<\/p>\n<p>\u00c7\u00fcnk\u00fc vakit gerek kazanmak, gerek t\u00fcketmek, gerek k\u00e2r, gerek zarar i\u00e7in kullan\u0131lacak i\u015f zaman\u0131d\u0131r. \u0130\u015fte vakit b\u00f6yle bir f\u0131rsat ve \u00f6m\u00fcr b\u00fct\u00fcn anlar\u0131yla b\u00f6yle k\u00e2r ve zarara maruz bir sermaye ve zaman b\u00f6yle bir taraftan t\u00fckenmek, bir taraftan artmak \u00fczere bulunan nimetlerin as\u0131llar\u0131ndan bir nimet olmak hasebiyle vakit ve zaman\u0131n kadrini takdir ile \u00f6mr\u00fcn k\u0131ymet ve mahiyetine dikkat nazar\u0131n\u0131 \u00e7ekmek i\u00e7in asra yemin edilmesinde m\u00fchim m\u00e2n\u00e2lar vard\u0131r. Birbirini a\u00e7\u0131klamak demek olan bu iki vecihte asr\u0131n dehr ve zaman m\u00e2n\u00e2s\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcrken yasaklama ve verme m\u00e2n\u00e2lar\u0131na da i\u015faret edilmi\u015f bulundu\u011fu gizli de\u011fildir. Bunlar yeminin gelecek cevab\u0131nda hem m\u00fcstesna minh ve hem m\u00fcstesna taraflar\u0131na bakmakta, teyit edici y\u00f6nlerini de i\u00e7ermektedir.<\/p>\n<p>D\u00f6rd\u00fcnc\u00fcs\u00fc: Yine an\u0131lan vech \u00fczere insan, \u00f6mr\u00fcn\u00fcn semeresi demektir. Zaman ge\u00e7tik\u00e7e insan\u0131n \u00f6mr\u00fc eksilir ve bundan dolay\u0131 kendisinden bir c\u00fcz gitmi\u015f bulunur. Nitekim \u015f\u00f6yle denilmi\u015ftir:<\/p>\n<p>&#8220;Her, g\u00fcn ge\u00e7tik\u00e7e benim biraz\u0131m gider;<\/p>\n<p>Benim i\u00e7in ise \u00f6mr\u00fcmden daha g\u00fczel bir \u015fey yoktur.&#8221;<\/p>\n<p>O halde o gidenin kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda bir \u00e7al\u0131\u015fma olmazsa o noksan tam zarardan ibaret olur. Bununla beraber \u015fa\u015f\u0131lacak \u015feydir ki insan ge\u00e7en c\u00fcz&#8217;\u00fcn\u00fcn yerine ne kazand\u0131\u011f\u0131n\u0131 hesap etmez de g\u00fcn ge\u00e7tik\u00e7e b\u00fcy\u00fcd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc san\u0131r. Hatta vakit ge\u00e7irmekle e\u011fleniyorum, rahat ediyorum, diye sevinir. Onun i\u00e7in denilmi\u015ftir ki:<\/p>\n<p>&#8220;Biz g\u00fcnleri ge\u00e7iriyoruz diye seviniyoruz,<\/p>\n<p>Halbuki her ge\u00e7en g\u00fcn ecelden, \u00f6m\u00fcrden bir eksikliktir&#8221;.<\/p>\n<p>Bu itibar ile &#8220;asr&#8221;a yeminde \u015fu m\u00e2n\u00e2 olur: &#8220;O \u015fa\u015f\u0131lacak olan asra, zamana iyi dikkat ediniz. \u00c7\u00fcnk\u00fc o ge\u00e7tik\u00e7e insan b\u00fcy\u00fcyorum, \u00e7o\u011fal\u0131yorum, ya\u015f\u0131yorum zanniyle sevinir, halbuki o as\u0131r devaml\u0131 onun \u00f6mr\u00fcn\u00fc yemekte, o ge\u00e7en gece ve g\u00fcd\u00fcz v\u00fccudunu kemirmekte ve bu \u015fekilde o, her an zarar i\u00e7inde kalmaktad\u0131r. Ancak iman edip de g\u00fczel ameller yapanlar&#8230; m\u00fcstesnad\u0131r. Onlar zarar etmez, k\u00e2r ederler. Bu m\u00e2n\u00e2 iledir ki 1332 Hicr\u00ee (1913 Milad\u00ee) senesi Birinci Cihan Harbi&#8217;nden \u00f6nce &#8220;Tetkikat\u0131 \u015eer&#8217;iyye Meclisi reisi&#8221; iken vefat eden \u00fcstad\u0131m B\u00fcy\u00fck Hamdi Efendi ismiyle bilinen el-H\u00e2c Mahmud Hamdi b. Ahmed b. Abdullah el-Kayser\u00ee (Allah ona rahmet eylesin) hazretlerinin vefat\u0131 ve Balkan harbinin \u00fcz\u00fcnt\u00fcleri dolay\u0131s\u0131yla yazd\u0131\u011f\u0131m:<\/p>\n<p>&#8220;Nefislerin ho\u015flanmayacaklar\u0131 bir bel\u00e2 ortaya \u00e7\u0131kt\u0131,<\/p>\n<p>B\u00fct\u00fcn niyetleri azarlad\u0131 ve zanlar\u0131 titretti, hesaplar\u0131 sarst\u0131.<\/p>\n<p>Bel\u00e2, yol yol, t\u00fcrl\u00fc t\u00fcrl\u00fcd\u00fcr. Bizim belam\u0131z\u0131n yolu, kanunu da<\/p>\n<p>Yerlerinde Sa&#8217;dan dikeni bitirmek i\u00e7in harman d\u00f6\u011fer gibi nefisleri d\u00f6\u011fmek, ezmektir.<\/p>\n<p>Bahar obaya, g\u00fczel bir dirlik, bir refah vaad etmi\u015fti.<\/p>\n<p>Derken \u00fczerlerine musibetler, hadiseler d\u00f6kmeye ba\u015flad&#8221; beyitleriyle ba\u015flayan mersiyede \u015f\u00f6yle demi\u015ftim:<\/p>\n<p>&#8220;Hayat bizi aldat\u0131yor, halbuki \u00f6l\u00fcm\u00fcm\u00fcz<\/p>\n<p>Onun memesinden s\u00fctlerini emiyor.&#8221;<\/p>\n<p>Yani \u00f6l\u00fcm\u00fcm\u00fcz\u00fc emzirip b\u00fcy\u00fcten, kuca\u011f\u0131nda besleyen ana, \u00f6l\u00fcm\u00fcn anas\u0131 hayat iken o bizi aldat\u0131yor<\/p>\n<p>&#8220;B\u00f6ylece ki\u015fi, hayat\u0131n zefir ve \u015feh\u00eek\u0131 (soluk al\u0131p veri\u015fi) ile nefesleri aras\u0131nda<\/p>\n<p>Kendini ya\u015f\u0131yor san\u0131yor, halbuki kefenler dokuyor. &#8221;<\/p>\n<p>O nefes al\u0131\u015f veri\u015f, kefenleri dokuyan mekiklerin hareketinden ibaret iken insan ya\u015f\u0131yorum san\u0131yor da aldan\u0131yor. D\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fcyor ki insan\u0131n nefesleri aras\u0131nda dokunan bedeninin ve derisinin dokular\u0131 kendisini \u00f6l\u00fcm i\u00e7in saran birer kefen gibidir.&#8221;<\/p>\n<p>Be\u015fincisi: Bir de bir tak\u0131m kimseler, g\u00f6rd\u00fckleri fenal\u0131klar\u0131, \u00e7ektikleri h\u00fcsranlar\u0131 hep dehre, zamana y\u00fckleyerek zamandan \u015fikayet ederler. Ve zamanlar\u0131n u\u011fursuzlu\u011fundan bahsederler. Halbuki:<\/p>\n<p>&#8220;Zaman bozuldu, fesad\u0131 var diyorlar.<\/p>\n<p>Zaman bozulmad\u0131, kendileri fesat.&#8221; denildi\u011fi \u00fczere fesat, fenal\u0131k zamandan de\u011fil, insanlar\u0131n kendilerindendir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte asra yemin edilmekte zamandan \u00f6nemini hat\u0131rlatmakla bir de o zaman bozuldu\u011fu iddias\u0131n\u0131 red m\u00e2n\u00e2s\u0131 vard\u0131r. Zira kasem, (yemin) edilen \u015feyin \u015ferefine i\u015faret eder. Bu \u015f\u00f6yle demek olur: Hadd-i zat\u0131nda asr\u0131n, zaman\u0131n ay\u0131b\u0131, kabahati, zarar\u0131 yoktur, o de\u011ferli bir nimettir. \u0130nsanlar zaman\u0131n kadrini bilip de hepsi iyili\u011fe \u00e7al\u0131\u015fmad\u0131klar\u0131 i\u00e7in, iyili\u011fe \u00e7al\u0131\u015fmayanlar zarardad\u0131r, Allah cezalar\u0131n\u0131 verir. Bu m\u00e2n\u00e2 &#8220;Dehre k\u00fcfretmeyin, \u00e7\u00fcnk\u00fc dehr Allah demektir.&#8221; hadis-i \u015ferifi ile i\u015faret olunan m\u00e2n\u00e2d\u0131r. Bu a\u00e7\u0131klamadan anla\u015f\u0131l\u0131r ki asr\u0131 b\u00f6yle dehr ve zaman m\u00e2n\u00e2s\u0131na y\u00fcklemek, en genel ve en \u015f\u00fcmull\u00fc m\u00e2n\u00e2s\u0131 olmak itibar\u0131yla di\u011fer m\u00e2n\u00e2lar\u0131n faydalar\u0131na da \u015famil olabilecektir. B\u00f6yle oldu\u011fu halde daha a\u00e7\u0131k olmak i\u00e7in denilmeyip de buyurulmas\u0131, &#8220;Bizi zamandan ba\u015fkas\u0131 helak etmiyor.&#8221; (C\u00e2siye, 45\/24) diyen Dehriler&#8217;in zanlar\u0131na bir ihtimal \u015f\u00fcphesi verilmemek faydas\u0131n\u0131 i\u00e7erdi\u011fi gibi, asr\u0131n an\u0131lan \u00f6zel m\u00e2n\u00e2lar\u0131n\u0131n da \u00f6nemlerini hat\u0131rlatmaktan uzak olmaz. Zira mutlak asr\u0131n, dehrin \u00f6nemini yemin ile ihtar etmek, onun en m\u00fchim olan k\u0131s\u0131mlar\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmeye ve ara\u015ft\u0131rmaya sevkeder. Bu ise \u00f6zellikle &#8220;l\u00e2m-\u0131 tarif&#8221; ile belirli olmak hasebiyle de en \u00e7ok muhataplara yak\u0131ndan ilgisi olan asr\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcrmek gerekir. Bu da herkese ilk \u00f6nce kendi bulundu\u011fu zaman\u0131n s\u0131n\u0131rlar\u0131n\u0131 ve k\u0131s\u0131mlar\u0131n\u0131 hat\u0131rlat\u0131r. Bunda ise ilk muhatap Resulullah (s.a.v.) oldu\u011fu i\u00e7in &#8220;l\u00e2m&#8221;, &#8220;ahd&#8221;e hamledilmi\u015f olmak \u00fczere:<\/p>\n<p>4- Bu as\u0131rdan maksad\u0131n, n\u00fcb\u00fcvvet asr\u0131 yani Muhammed aleyhisselam&#8217;\u0131n asr\u0131 oldu\u011fu akla gelir. Bunda mutlak asr\u0131n her m\u00e2n\u00e2s\u0131 bulunmakla beraber hepsinden se\u00e7kin olan bir fazilet ve \u00f6zellikle b\u00fcy\u00fck bir toplum da vard\u0131r. Bu da \u00fc\u00e7 mertebe \u00fczere d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir:<\/p>\n<p>Birinci olarak, peygamberlerin sonuncusu olan Resulullah&#8217;\u0131n ilk g\u00f6nderilmi\u015f oldu\u011fu zaman ki, her tarafta dinler \u00e7\u0131\u011f\u0131r\u0131ndan \u00e7\u0131km\u0131\u015f, peygamberlik, fazilet, hak ve adalet, Allah&#8217;\u0131 bilme \u0131\u015f\u0131klar\u0131 s\u00f6nm\u00fc\u015f, \u00e2lemi cehalet, k\u00fcf\u00fcr ve \u015firk karanl\u0131klar\u0131yla zul\u00fcm ve cefa, azg\u0131nl\u0131k ve fesat, \u015fer ve hasar kaplamakta bulunmu\u015fken bir &#8220;Kadir gecesi&#8221;ne &#8220;Rabb&#8217;in ad\u0131yla oku.&#8221; (Al\u00e2k, 96\/1) emriyle Kur&#8217;\u00e2n nazil olarak Peygamberlik nuru do\u011fmu\u015ftu. Beyyine S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere k\u0131ymetli dinin ne\u015friyle insanl\u0131\u011f\u0131 &#8220;\u015ferru&#8217;l-beriyye&#8221; (yarat\u0131lanlar\u0131n en k\u00f6t\u00fcs\u00fc)nin istilas\u0131ndan, k\u00fcll\u00fc h\u00fcsrandan kurtarmak i\u00e7in kurtulu\u015fa davet ile cennet ve r\u0131dvan yolunu g\u00f6stermeye ba\u015flam\u0131\u015f, bu \u015fekilde orta\u00e7a\u011fdan son asra ge\u00e7iren de\u011fi\u015fmelerin ve \u0131nk\u0131lablar\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131 olmu\u015ftu. O zaman, bu asra yemin ederek &#8220;Muhakkak insan zarardad\u0131r, ancak iman edenler&#8230; m\u00fcstesna.&#8221; buyurulmas\u0131n\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131 \u015f\u00fcphesiz ki m\u00fchimdir.<\/p>\n<p>\u0130kinci olarak, Peygamberimiz&#8217;in g\u00f6nderili\u015finden vefat\u0131na kadar olan &#8220;saadet asr\u0131&#8221;d\u0131r ki biri m\u00fccahede, biri de fetih ve \u00fcst\u00fcnl\u00fck ile ba\u015far\u0131 iki b\u00f6l\u00fcmden ibaret olan bu as\u0131rda peygamberlik nuru gittik\u00e7e parlamaya ba\u015flay\u0131p hidayet ve Hak din, &#8220;B\u00fct\u00fcn dinlere \u00fcst\u00fcn k\u0131ls\u0131n i\u00e7in.&#8221; (Fetih, 48\/28) b\u00fct\u00fcn \u00e2leme yay\u0131lmak \u00fczere hak ve bat\u0131l birbirinden ayr\u0131lm\u0131\u015f, kazan\u00e7 ve zarar yollar\u0131 ay\u0131rdedilerek &#8220;Do\u011fruluk, sap\u0131kl\u0131ktan se\u00e7ilip belli olmu\u015ftur.&#8221; (Bakara, 2\/256) h\u00fckm\u00fc ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131. Bu asra kasemdeki m\u00e2n\u00e2 ise daha \u00f6nemlidir. Nihayet Peygamber&#8217;in g\u00f6nderilmesinden, daha do\u011frusu Resulullah&#8217;\u0131n hicretinden son zamana kadar b\u00fct\u00fcn son as\u0131rlar\u0131 i\u00e7eren ahir zamand\u0131r ki, bu as\u0131r b\u00fct\u00fcn zaman\u0131n ve b\u00fct\u00fcn peygamberlerin as\u0131rlar\u0131n\u0131n h\u00fck\u00fcmlerini ve eserlerini gayesine erdirecek olan Muhammed (s.a.v.)&#8217;in peygamberli\u011finin devam\u0131 m\u00fcddeti m\u00e2n\u00e2s\u0131na Muhammed (s.a.v.)in asr\u0131d\u0131r. Ve i\u015fte asr\u0131n en kapsaml\u0131s\u0131 bu as\u0131rd\u0131r. Bir k\u0131s\u0131m tefsircilerin dedi\u011fi gibi bizce de en \u00e7ok akla gelen bu as\u0131rd\u0131r. Burada \u00f6zellikle bunun \u00f6nemi hat\u0131rlat\u0131lmak \u00fczere asra yemin edilmi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Kasas S\u00fbresi&#8217;ndeki &#8220;Andolsun biz ilk nesilleri helak ettikten sonra Musa&#8217;ya Kitap verdik.&#8221; (Kasas, 28\/43) \u00e2yetinde i\u015faret olundu\u011fu \u00fczere Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da insanl\u0131k tarihi a\u00e7\u0131s\u0131ndan zaman\u0131n \u00fc\u00e7 k\u0131sma ayr\u0131lmas\u0131na i\u015faret olunmu\u015ftu. Hz. Musa&#8217;ya Tevrat&#8217;\u0131n inmesinden \u00f6nce ge\u00e7en, yani Firavun&#8217;un hel\u00e2k\u0131yla son bulan zaman ilk as\u0131rlar zaman\u0131 ve Tevrat&#8217;\u0131n inmesiyle a\u00e7\u0131lan zaman da son Peygamber&#8217;e kadar orta as\u0131rlar zaman\u0131, son Peygamber Muhammed Aleyhisselam&#8217;\u0131n ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131yla ba\u015flayan son as\u0131rlara da ahir zaman, yani Muhammed (s.a.v.) ve \u00fcmmetinin asr\u0131 demek oldu\u011fundan denince bu as\u0131r anla\u015f\u0131lmak gerekir. Bir g\u00fcn, sabah, \u00f6\u011fle ve ikindi \u00fc\u00e7 vakit olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fcne g\u00f6re baz\u0131 hadislerde \u00c2dem&#8217;in yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131, \u00e2lemin yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131na g\u00f6re yery\u00fcz\u00fcnde bitkiler ve hayvanlar\u0131n yarat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 son g\u00fcn\u00fcn asr\u0131, yani ikindisi halinde tasvir edildi\u011fi gibi, d\u00fcnyada be\u015fer t\u00fcr\u00fcn\u00fcn \u00f6mr\u00fc de bir g\u00fcn say\u0131larak Muhammed\u00ee as\u0131r bug\u00fcn\u00fcn ikindisi misalinde temsil edilmi\u015ftir. Nitekim Buh\u00e2r\u00ee ve di\u011ferlerinde \u015fu hadis me\u015fhurdur: Sizden \u00f6nce ge\u00e7mi\u015flere oranla sizin vaktiniz ikindi namaz\u0131yla g\u00fcne\u015f bat\u0131m\u0131 aras\u0131 kadard\u0131r. Sizin meselinizle sizden \u00f6ncekilerin meseli t\u0131pk\u0131 o adam\u0131n meseline benzer ki, bir \u00fccret tayin etmi\u015f,&#8221;sabahtan \u00f6\u011fleye kadar kim \u00e7al\u0131\u015f\u0131rsa bir k\u0131rat demi\u015f. Yahudi \u00e7al\u0131\u015fm\u0131\u015f, sonra \u00f6\u011fleden sonra, yani &#8220;ikindiye kadar kim \u00e7al\u0131\u015f\u0131rsa bir k\u0131rat demi\u015f&#8221;, h\u0131ristiyan \u00e7al\u0131\u015fm\u0131\u015f. Sonra da &#8220;ikindiden ak\u015fama kadar kim \u00e7al\u0131\u015f\u0131rsa iki k\u0131rat&#8221; demi\u015f, siz \u00e7al\u0131\u015fm\u0131\u015fs\u0131n\u0131z. Bunun \u00fczerine yahudi ve h\u0131ristiyanlar k\u0131zd\u0131lar: &#8220;Biz daha \u00e7ok \u00e7al\u0131\u015fm\u0131\u015fken daha az \u00fccret ald\u0131k.&#8221; dediler. Allah Te\u00e2l\u00e2 da: &#8220;Ben sizin \u00fccretinizden bir \u015fey kestim mi?&#8221; buyurdu. &#8220;Hay\u0131r&#8221; dediler. &#8220;O halde bu benim ba\u011f\u0131\u015f\u0131md\u0131r, onu diledi\u011fime veririm.&#8221; buyurdu. Bu \u015fekilde siz az amel (i\u015f)le \u00e7ok \u00fccrete nail oldunuz&#8221;. (\u0130nciller&#8217;de de buna benzer bir temsil bulundu\u011fu ge\u00e7mi\u015fti).<\/p>\n<p>Bir k\u0131s\u0131m tefsirciler bu hadis ile delil getirerek demi\u015flerdir ki: Bu hadis, asr\u0131n Hz. Peygamber&#8217;e ve &#8220;Siz insanlar i\u00e7in \u00e7\u0131kar\u0131lm\u0131\u015f en hay\u0131rl\u0131 bir \u00fcmmet oldunuz.&#8221; (\u00c2l-i \u0130mran, 3\/110) buyurulan \u00fcmmetine mahsus olan zaman oldu\u011funa delalet eder. Allah Te\u00e2l\u00e2 Resul\u00fc&#8217;n\u00fcn &#8220;\u0130\u00e7inde oturmakta oldu\u011fun Belde&#8217;ye.&#8221; (Beled, 90\/2) diye mekan\u0131na ve &#8220;(Ey Resul\u00fcm) senin \u00f6mr\u00fcne andolsun.&#8221; (Hicr, 15\/72) diye \u00f6mr\u00fcne yemin etti\u011fi gibi, burada da asr\u0131na yemin etmi\u015ftir. \u015eu halde bu a\u00e7\u0131klamadan sonra m\u00e2n\u00e2n\u0131n sonucu \u015fu olur: Ey Muhammed! Her m\u00e2n\u00e2s\u0131yla asra ve \u00f6zellikle pek b\u00fcy\u00fck olaylara sahne olmak, gerek bask\u0131s\u0131, gerek verimi itibar\u0131yla b\u00fct\u00fcn ge\u00e7mi\u015f zamanlar\u0131n \u00f6zeti, zaman\u0131n ikindisi demek olan son asra, yani b\u00fct\u00fcn \u00fcmmetlerin hesab\u0131 g\u00f6r\u00fclmek \u00fczere bulunan ve senin asr\u0131n olan ahir (son) zamana yemin olsun ki<\/p>\n<p>2. ku\u015fkusuz insan; kelimesinin ba\u015f\u0131ndaki elif-l\u00e2m, istisna karinesiyle isti\u011frak i\u00e7indir. Yani her insan, b\u00fct\u00fcn be\u015fer t\u00fcr\u00fc her as\u0131rda ve her zamanda ve \u00f6zellikle son as\u0131rda bulunan insanlar, gelecekteki istisna edilenler hari\u00e7 hepsi, mutlak bir zarar i\u00e7indedir. K\u00fcf\u00fcr ve k\u00fcfran gibi husr ve h\u00fcsran, kazanacak yerde zarar etmek, sermayeyi kaybetmek, nihayet iflas ile hasret ve \u00fcmitsizlik i\u00e7ine d\u00fc\u015fmektir. &#8220;Tenvin&#8221; de b\u00fcy\u00fckleme ve t\u00fcrlendirme i\u00e7indir. Yani b\u00fcy\u00fck bir ziyan veya bir \u00e7e\u015fit ziyan i\u00e7inde bo\u011fulmakt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc insan\u0131n sermayesi \u00f6mr\u00fcd\u00fcr, o ise her nefes, her saat harcan\u0131l\u0131p giderek t\u00fckenmekte ve her nefes ge\u00e7tik\u00e7e o nimetlerin sonu ve hesab\u0131 yakla\u015fmaktad\u0131r. E\u011fer o nefesler, insan\u0131n her istedi\u011fi zaman, istedi\u011fi gibi yapacak \u015fekilde kendisinin olsayd\u0131, kendi yap\u0131s\u0131 ve icad\u0131 bulunsayd\u0131 o \u00f6m\u00fcr t\u00fckenmez, insan onu diledi\u011fi gibi harcamakta hi\u00e7bir zarara d\u00fc\u015fmezdi. Fakat o insan\u0131n kendi m\u00fclk\u00fc de\u011fil, yaratan Hal\u0131k Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n m\u00fclk\u00fc olup, onun ad\u0131na g\u00fczel tasarruf ederek k\u00e2r\u0131ndan istifade etmesi i\u00e7in insana s\u0131n\u0131rl\u0131 ve hesapl\u0131 bir \u015fekilde verilmi\u015f emanet sermaye kabilindendir. \u0130nsan\u0131n b\u00fct\u00fcn istifadesi, onun harcama ve al\u0131\u015fveri\u015finden has\u0131l olacak k\u00e2ra ba\u011fl\u0131d\u0131r. Onun i\u00e7in &#8220;\u0130nsana \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131ndan ba\u015fka bir \u015fey yoktur.&#8221; (Necm, 53\/39) ve &#8220;Herkes kendi kazanc\u0131na ba\u011fl\u0131d\u0131r.&#8221; (T\u00fbr, 52\/21). Bu \u015fekilde insan o sermayeyi veren sahibine \u00f6dedikten sonra, hesap g\u00fcn\u00fc kendisine kalacak olan k\u00e2ra g\u00f6re kendisini kurtaracak ve o oranda nimetlenmi\u015f olacak veya a\u00e7\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re sorumlu ve iflas etmi\u015f olarak zarar ve azapta kalacakt\u0131r. Tart\u0131n\u0131n a\u011f\u0131r veya hafif basmas\u0131n\u0131n sonucu da budur. O halde zaman\u0131n ac\u0131 veya tatl\u0131 olaylarla ak\u0131\u015f\u0131 i\u00e7inde her harcanan nefeste bir zarar vard\u0131r ki, onu ancak kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda Allah i\u00e7in yerine konup onunla tart\u0131lacak olan k\u00e2r \u00f6deyebilecektir. \u00d6m\u00fcrden her ge\u00e7en saat, her harcanan nefes, ya bir i\u015fe harcan\u0131r, ya bo\u015funa ge\u00e7er. Bo\u015funa ge\u00e7tiyse elbette bir zarard\u0131r. Bir i\u015fe harcand\u0131ysa, o i\u015f ya hay\u0131r ve g\u00fczel olanbir itaattir veya \u015fer ve fesat olan bir g\u00fcnaht\u0131r. Veya ne o, ne o; ikisi ortas\u0131 m\u00fcbah olan bir i\u015ftir. Bir m\u00fcbah ise, bir eseri kalmamak itibar\u0131yla bo\u015funa ge\u00e7mi\u015f gibidir. Bir \u015fer ise kesin bir zarard\u0131r. E\u011fer itaat ise onu veya di\u011fer birini ondan daha g\u00fczel bir \u015fekilde yapmak da m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya tevazu ve ba\u015f e\u011fme mertebeleri say\u0131s\u0131zd\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n kahr ve y\u00fccelik mertebeleri ve mutlak g\u00fczellik tecellileri sonsuzdur. Onun i\u00e7in insan\u0131n Allah&#8217;a ilmi ne kadar \u00e7ok olursa korku ve sevgisi de o nisbette \u00e7ok, t\u00e2at ve amelde Allah&#8217;\u0131 y\u00fcceltmesi, o nisbette daha tamam ve daha m\u00fckemmel olur. O halde her nefeste daha g\u00fczelini yapamay\u0131p da d\u00fc\u015f\u00fc\u011f\u00fcyle kalmakta k\u00e2rdan da olsa yine bir t\u00fcr ziyan vard\u0131r. Bu itibarla insan her an bir t\u00fcr ziyandan uzak de\u011fildir, demek olur. Bununla beraber bunlara asr\u0131n, zaman\u0131n ak\u0131\u015f\u0131 i\u00e7inde her y\u00f6nden h\u00fccum etmekte olan engelleri, bask\u0131 yapan di\u011fer b\u00fcy\u00fck olaylar\u0131 da katarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcrse, insan\u0131n her an nas\u0131l bir tehlike ve ziyan i\u00e7inde bulundu\u011fu a\u00e7\u0131k\u00e7a anla\u015f\u0131l\u0131r. Her an nimet ve refah i\u00e7inde bulundu\u011fu kabul edilse bile, her dem \u00f6mr\u00fc \u00f6l\u00fcme do\u011fru gitmekte bulunan insan\u0131n bir zarar i\u00e7inde bulundu\u011funu ink\u00e2r etmek m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Zira her ge\u00e7en nefes bir \u00f6l\u00fcmd\u00fcr. Bundan dolay\u0131 Raz\u00ee der ki: &#8220;Bu \u00e2yet insanda ziyan ve s\u0131k\u0131nt\u0131n\u0131n as\u0131l oldu\u011funa delalet eder.&#8221; Bunun a\u00e7\u0131klamas\u0131 \u015fudur: \u0130nsan\u0131n ger\u00e7ek saadeti, ahireti sevmek, d\u00fcnyan\u0131n ac\u0131 ve tatl\u0131s\u0131na iltifat etmemektedir. Bununla beraber ahirete \u00e7a\u011f\u0131ran vesileler ise a\u00e7\u0131kt\u0131r ki o be\u015f duyu, \u015fehvet ve k\u0131zmad\u0131r. Onun i\u00e7in halk\u0131n pek\u00e7o\u011fu d\u00fcnya sevgisi ile me\u015fgul ve onu talebde bo\u011fulmu\u015ftur. Bundan dolay\u0131 zarar ve helaktedirler.<\/p>\n<p>3. Ancak o kimseler m\u00fcstesna. \u015eu say\u0131lacak d\u00f6rt vas\u0131f ile s\u0131fatlanm\u0131\u015f olanlar ziyanda de\u011fil, k\u00e2rdad\u0131rlar:<\/p>\n<p>1- Ki iman etmi\u015fler. Fatiha S\u00fbresi&#8217;nde ve Bakara S\u00fbresi&#8217;nin ba\u015f\u0131nda ve di\u011fer yerlerde ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere b\u00fct\u00fcn \u00e2lemlerin Rabb&#8217;i, Rahm\u00e2n&#8217;\u0131, Rah\u00eem&#8217;i, din g\u00fcn\u00fcn\u00fcn sahibi Allah&#8217;\u0131n birli\u011fini ve indirdi\u011fini tasdik edip ona ihlas ile ibadet ve itaate s\u00f6z vermi\u015fler, &#8220;En g\u00fczel (s\u00f6z)i do\u011frulad\u0131.&#8221; (Leyl, 92\/6) buyuruldu\u011fu \u00fczre &#8220;en g\u00fczel&#8221;e; do\u011fru itikad ile inan\u0131p, fazilet ile rezilli\u011fin, iyilik ile k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn, do\u011fru ile e\u011frinin, m\u00fcmin ile k\u00e2firin, itaat eden ile isyan edenin, hakl\u0131 ile haks\u0131z\u0131n Allah yan\u0131nda fark\u0131 oldu\u011funa, hay\u0131r amellerin iyi, \u015fer amellerin k\u00f6t\u00fc cezas\u0131 verilece\u011fi ahiret g\u00fcn\u00fcne, din (k\u0131yamet) g\u00fcn\u00fcne inanm\u0131\u015flar.<\/p>\n<p>2- Ve iman ile g\u00fczel ameller i\u015flemi\u015fler. Yani imanlar\u0131 yaln\u0131z g\u00f6n\u00fcllerinde ve dillerinde kalmam\u0131\u015f, b\u00fct\u00fcn hislerine, ak\u0131llar\u0131na, varl\u0131klar\u0131na i\u015fleyerek iradelerine sahip olmu\u015flar da yapt\u0131klar\u0131 i\u015fleri iman ve inan\u00e7lar\u0131na uygun, Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131na, indirdi\u011fi h\u00fck\u00fcmlerine uygun, hak ve hay\u0131r oldu\u011funa inanarak yapm\u0131\u015flar, hep iyili\u011fe \u00e7al\u0131\u015f\u0131p kendileri, aile, akraba, kavim, insanl\u0131k i\u00e7in iyilik, sonu hay\u0131r ve menfaat olan i\u015fler; &#8220;Hanginizin daha g\u00fczel i\u015f yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z\u0131 denesin i\u00e7in.&#8221; (Hud, 11\/7; M\u00fclk, 67\/2) buyuruldu\u011fu \u00fczere g\u00fc\u00e7leri yetti\u011fi kadar g\u00fczel ameller yapm\u0131\u015flar, emrolunan g\u00f6revleri yerine getirmi\u015f, yasaklanan b\u00fcy\u00fck g\u00fcnah ve \u00e7irkinliklerden \u00e7ekinmi\u015flerdir ki, bunlar\u0131n esas\u0131 Kitap ve S\u00fcnnet&#8217;de a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r. Zaman\u0131na g\u00f6re c\u00fcz&#8217;iyat (par\u00e7alar)\u0131 da icma-i \u00fcmmet ve ictihadlar\u0131na b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u0130mandan sonra Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n emrini y\u00fcceltme yaratt\u0131klar\u0131na ac\u0131ma ve menfaat esas\u0131nda \u00f6zetlenen salih amel, ba\u015fl\u0131ca iki t\u00fcrl\u00fcd\u00fcr:<\/p>\n<p>Birisi bedene ait ibadetler gibi m\u00fckellefin ba\u015ftan itibaren ve bizzat kendisine faydal\u0131 ve kendi iyili\u011fine olan ameller. Di\u011feri de zekat ve sadaka gibi ba\u015fkalar\u0131na faydal\u0131 olan amellerdir. Birine kendini kemale erdiren, di\u011ferine de ba\u015fkas\u0131n\u0131 tamlayan, yahut birine fazilet, di\u011ferine fadl (iyilik etme) denilir. Bunun en \u00f6nemlisi de hakka \u00e7a\u011f\u0131rma ve hak yolunda m\u00fccahededir. Onun i\u00e7in bunlar, iman ve g\u00fczel amel ile teorik ve pratik g\u00fc\u00e7lerini olgunla\u015ft\u0131rmaya \u00e7al\u0131\u015ft\u0131ktan ba\u015fka, Allah i\u00e7in birbirlerinin ve ba\u015fkalar\u0131n\u0131n kemal ve kurtulu\u015flar\u0131na da \u00e7al\u0131\u015farak, Hakk&#8217;a \u00e7a\u011f\u0131rma, iyilik etme ve \u0131slah etmeyle beraber ba\u015fkas\u0131n\u0131 kemale erdirmeye gayret hususunda birbirleriyle andla\u015fmay\u0131 ve hep hak yolunda yard\u0131mla\u015fmay\u0131 da vazife bilmi\u015f olduklar\u0131ndan dolay\u0131 g\u00fczel amelin \u00f6zellikle bu iki k\u0131sm\u0131na i\u015faretle buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>3- Ve Hakk&#8217;a vasiyetle\u015fmi\u015flerdir. Yani b\u00fct\u00fcn azimleri Hakk&#8217;a y\u00f6nelik; imanlar\u0131 da, amelleri de, s\u00f6zleri de hep Hakk&#8217;a sarfedilmi\u015f. \u00c7\u00fcnk\u00fc Hakk&#8217;a sarfedilmeyen her \u015fey bat\u0131ld\u0131r, hasard\u0131r. Ziyan olmayacak iman ve amel de ancak Hakk&#8217;a iman ve Hak yolunda \u00e7al\u0131\u015fmakt\u0131r. Onun i\u00e7in bunlar, b\u00fcy\u00fck k\u00fc\u00e7\u00fck birbirlerine, ayn\u0131 cinsten olduklar\u0131na g\u00f6steri\u015f, m\u00fcnaf\u0131kl\u0131k, ziyank\u00e2rl\u0131k, ili\u015fiksizlik veya riyak\u00e2rl\u0131k ve dalkavukluk etmeyip, b\u00fct\u00fcn iyilik Hakk&#8217;\u0131n elinde oldu\u011funu bilerek ve fan\u00ee, ge\u00e7ici, aldat\u0131c\u0131, y\u0131k\u0131ma g\u00f6t\u00fcr\u00fcc\u00fc \u015feylere aldanmay\u0131p, her \u015feyin hakk\u0131n\u0131 g\u00f6zeterek hep birbirlerine Hakk&#8217;\u0131 tavsiye etmi\u015fler, her i\u015fte Hak, sabit, do\u011fru olan\u0131 yapmay\u0131, Hak \u00fczere birle\u015fmeyi, hep Hakk&#8217;a davet etmeyi, emri bil&#8217;l-maruf (iyili\u011fi emretmek)u ve nehyi ani&#8217;l-m\u00fcnker (k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc yasaklama)i, k\u0131saca Hak ve do\u011fruluk \u00fczere hareketi tavsiye ve nasihat etmi\u015fler, \u00f6yle yemin edip, o yolda muamele etmi\u015fler, imanlar\u0131 da, amelleri de hep Hakk&#8217;a sarfedilmi\u015f.<\/p>\n<p>4- Ve sabra vasiyetle\u015fmi\u015fler. Yani Hak ve hay\u0131r yolunda sabra vasiyetle\u015fmi\u015flerdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc zaman\u0131n acaibli\u011fi, d\u00fcnyan\u0131n aldatmas\u0131, nefislerin e\u011filimleri, ziyana gidenlerin \u00e7oklu\u011fu kar\u015f\u0131s\u0131nda hay\u0131r yapmak, do\u011fru s\u00f6ylemek, Hak yolunda gitmek bir \u00e7ok ac\u0131lar \u00e7ekmeye, zorluklara katlanmaya, m\u00fccalede etmeye, bat\u0131l iflas ge\u00e7itlerini atlamaya, bunlar da sabra dayanmaktad\u0131r. Onun i\u00e7in Lokman S\u00fbresi&#8217;nde iyili\u011fi emir ve k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc yasaklayanlara &#8220;Namaz\u0131 k\u0131l, iyili\u011fi emret, k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc yasakla, sana isabet edene sabret, ku\u015fkusuz bunlar (Allah&#8217;\u0131n yapman\u0131 emretti\u011fi) kesin i\u015flerdendir.&#8221; (Lokman, 31\/17) diye isabet edecek musibetlere sab\u0131r tavsiye edilerek, onun azme dayanan b\u00fcy\u00fck i\u015flerden oldu\u011fu anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131. Burada da bunlar\u0131n birbirlerine do\u011fruyu tavsiye ederken, ayn\u0131 zamanda sab\u0131r da tavsiye ettikleri \u00f6zellike anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Nitekim Beled S\u00fbresi&#8217;nde akabe (sarp yoku\u015f)yi ge\u00e7en ve iman edip de birbirlerine hem merhamet, hem sabr\u0131 tavsiye edenlerin meymenet sahibi olduklar\u0131 anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131. Hak yolunda can veren \u015fehitlerin Allah kat\u0131nda ebed\u00ee hayata ula\u015fmalar\u0131 da sab\u0131r sayesindedir. \u00d6l\u00fcm nas\u0131l olsa takdir edilmi\u015f olan bu \u00e2lemde b\u00f6yle Hak yolunda g\u00fczel i\u015f g\u00f6rmek i\u00e7in can vermek ve \u00f6yle Hakk&#8217;a kavu\u015fmaktan daha b\u00fcy\u00fck ne saadet olabilir? Fakat \u00f6yle bir azim, \u00f6yle bir sarp yoku\u015fu a\u015fmak kolay de\u011fildir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte bu m\u00fcstesnalar, \u00f6yle birer sarp yoku\u015f olan m\u00fc\u015fk\u00fcl, zor durum ve hallerde caymamay\u0131, y\u0131lmamay\u0131 b\u0131rakmamay\u0131, dermans\u0131zl\u0131k g\u00f6stermemeyi ve b\u00f6ylelikle birbirlerini yard\u0131ms\u0131z, tesellisiz b\u0131rakmay\u0131p gerek itaat ve amel, gerek elem ve musibetler ve gerek nefsin arzular\u0131na kar\u015f\u0131 sab\u0131r ve metanet tavsiye etmeyi kendilerine \u015fiar edinmi\u015flerdir.<\/p>\n<p>Bilinmektedir ki sab\u0131r, nefsin iyi bir \u015fey yapmak veya k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerden ka\u00e7\u0131nmak i\u00e7in ac\u0131ya, me\u015fakkate tahamm\u00fcl kuvvetidir. Ba\u015fl\u0131ca iki \u00e7e\u015fit olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcr:<\/p>\n<p>Birisi, elem ve k\u00fclfete sab\u0131rd\u0131r ki bununla taat ve m\u00fccahedenin ve g\u00fczel amellerin me\u015fakkatlerine katlan\u0131larak y\u00fcksek himmet ve gayret sahiplerinin ula\u015ft\u0131klar\u0131 ba\u015far\u0131lara erilir.<\/p>\n<p>Birisi de lezzet ve \u015fehev\u00ee isteklere kar\u015f\u0131 sab\u0131rd\u0131r ki, bununla da haramdan, yasaklardan ve ho\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fcp de sonu fena olan aldat\u0131c\u0131, tehlikeli, madd\u00ee veya manev\u00ee zarar verici \u015feylerin zararlar\u0131ndan sak\u0131n\u0131l\u0131r, korunulur. &#8220;Cennet zorluklarla \u00e7evrilmi\u015f; cehennem de a\u015f\u0131r\u0131 arzularla \u00e7evrilmi\u015ftir.&#8221; hadis-i \u015ferifinde iki y\u00f6ne de i\u015faret vard\u0131r. Sabr\u0131n derecesi hususunda f\u0131tr\u00ee (do\u011fu\u015ftan) kabiliyetin bir h\u00fckm\u00fc bulundu\u011fu ink\u00e2r edilmemekle beraber, terbiyenin, al\u0131\u015fkanl\u0131\u011f\u0131n ve bundan dolay\u0131 azim ve iradenin ve onun i\u00e7in de iman\u0131n \u00f6nemi \u00e7ok b\u00fcy\u00fckt\u00fcr. Bu y\u00f6nden sab\u0131r, ihtiyar\u00ee fiillerden olarak ef&#8217;al-i m\u00fckellef\u00een (g\u00f6revlilerin fiilleri) aras\u0131nda tavsiye olundu\u011fu gibi &#8220;Ey inananlar, sabredin, direnin, cihada haz\u0131rl\u0131kl\u0131, uyan\u0131k olun ve Allah&#8217;tan korkun ki, ba\u015far\u0131ya eresiniz.&#8221; (\u00c2l-i \u0130mran, 3\/200) diye emrolunmu\u015ftur. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;Ku\u015fkusuz Allah sabredenlerle beraberdir.&#8221; (Bakara, 2\/153) ve &#8220;Ancak sabredenlere, m\u00fckafatlar\u0131 hesaps\u0131z \u00f6denecektir.&#8221; (Z\u00fcmer, 39\/10).<\/p>\n<p>&#8220;Sabredenleri m\u00fcjdele ki, onlara bir bela eri\u015fti\u011fi zaman: &#8216;Biz Allah i\u00e7iniz ve biz ona d\u00f6nece\u011fiz&#8217; derler. \u0130\u015fte Rab&#8217;lerinden ba\u011f\u0131\u015flamalar ve rahmet hep onlarad\u0131r ve do\u011fru yolu bulanlar da onlard\u0131r.&#8221; (Bakara, 2\/155-157). Onun i\u00e7in hadislerde de, &#8220;Sab\u0131r, geni\u015fl\u011fin anahtar\u0131d\u0131r.&#8221; &#8220;Sabreden zafer bulur.&#8221; diye varid oldu\u011fu gibi, dilimizde de &#8220;\u0130lmin ba\u015f\u0131 sab\u0131rd\u0131r&#8221;, &#8220;Sabr\u0131n sonu selamettir.&#8221; diye darb-\u0131 mesel olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Bu a\u00e7\u0131klamadan ve s\u00f6z\u00fcn geli\u015finden anla\u015f\u0131l\u0131r ki \u00f6v\u00fclen ve tavsiye edilen sab\u0131r, iman ve g\u00fczel amel ile Hak ve hay\u0131r yolunda sab\u0131rd\u0131r ki bu \u015fecaat, sadakat ve mertlik \u015fiar\u0131d\u0131r. Yoksa her k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011fe katlanmak, her a\u015fa\u011f\u0131l\u0131\u011fa boyun e\u011fmek, pislikler i\u00e7ine d\u00fc\u015f\u00fcp de, her ne pahas\u0131na olursa olsun, ondan \u00e7\u0131kmaya, kurtulmaya \u00e7al\u0131\u015fmamak, \u00e7abalamamak, ili\u015fik etmemek, bat\u0131lda, fenal\u0131kta -ne olursa olsun- saplan\u0131p kalmak ve \u015ferre r\u0131za g\u00f6stermek demek olan tembellik, zillet ve miskinlik ile d\u00fc\u015f\u00fckl\u00fckten ibaret bulunan duygusuzluk de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;\u00dcst\u00fcnl\u00fck, ancak Allah&#8217;a, O&#8217;nun el\u00e7isine ve m\u00fcminlere mahsustur.&#8221; (M\u00fcnafikun, 63\/8) ve Allah &#8220;Acizlikten \u00f6t\u00fcr\u00fc bir yard\u0131mc\u0131s\u0131 bulunmayan.&#8221; (\u0130sra, 17\/111) d\u0131r. Ve \u00e7\u00fcnk\u00fc \u015ferre r\u0131za \u015fer, k\u00fcfre r\u0131za k\u00fcf\u00fcrd\u00fcr. Ve e\u015fe\u011fe mahsus yumu\u015fakl\u0131k k\u00f6t\u00fclenmi\u015ftir. Onun i\u00e7in temizli\u011fini bulanmaktan koruyacak s\u0131k\u0131nt\u0131lar\u0131, \u00e7ak\u0131\u015flar\u0131 olmayan, yani &#8220;Hi\u00e7 k\u0131zma eseri g\u00f6stermeyen yumu\u015fakl\u0131kta hay\u0131r yoktur.&#8221; diyen \u015fairin \u015fu beytini -yukar\u0131larda da ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere Resulullah be\u011fenmi\u015fti:<\/p>\n<p>&#8220;Berrakl\u0131\u011f\u0131n\u0131 bulanmaktan koruyacak k\u0131zg\u0131nl\u0131k eseri bulunmayan yumu\u015fakl\u0131kta hay\u0131r yoktur.&#8221;<\/p>\n<p>Ve sahih hadiste &#8220;Sizden her kim bir k\u00f6t\u00fcl\u00fck, bir bi\u00e7imsizlik g\u00f6r\u00fcrse onu eliyle de\u011fi\u015ftirsin, ona g\u00fcc\u00fc yetmeyen diliyle, ona da g\u00fcc\u00fc yetmeyen kalbiyle (de\u011fi\u015ftirsin) ki bu iman\u0131n en zay\u0131f\u0131d\u0131r.&#8221; buyurulmu\u015ftur. &#8220;\u00c2yetlerimiz hakk\u0131nda (m\u00fcnasebetsizli\u011fe) dalanlar\u0131 g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn zaman, onlar ba\u015fka bir s\u00f6ze ge\u00e7inceye kadar onlardan y\u00fcz \u00e7evir. E\u011fer \u015feytan sana (bunu) unutturursa, hat\u0131rlad\u0131ktan sonra (hemen kalk), o zalimler toplulu\u011fuyla oturma.&#8221;<\/p>\n<p>(En&#8217;am, 6\/68) \u00e2yeti de bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 ifade eder. Bununla beraber bu gibi sabredilmemesi gereken hallerde de tela\u015f ve hiddetle hareket etmeyip &#8220;De ki: \u0130\u015fte benim yolum budur. Allah&#8217;a basiretle davet ederim, ben ve bana uyanlar.&#8221; (Yusuf, 12\/108) buyuruldu\u011fu \u00fczere basiret ile hareket etmelidir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte ancak b\u00f6yle iman, g\u00fczel ameller, hakk\u0131 tavsiyeler, sabr\u0131 tavsiyeler ile, bu d\u00f6rt vas\u0131f ile vas\u0131flanan kimseler ziyanda de\u011fil, m\u00fcstesnad\u0131rlar. Bu m\u00fcstesnalardan ba\u015fkas\u0131 mutlak bir ziyandad\u0131rlar. Bunun d\u00f6rd\u00fc de Hakk&#8217;a tam iman\u0131n belirtisi demektir. Hak, ger\u00e7ekte sabit ve tahakkuk edici oldu\u011fu ve iman\u0131n h\u00fckm\u00fc de inan\u0131lana tabi bulundu\u011fu i\u00e7in Hakk&#8217;a iman hi\u00e7bir zaman yanl\u0131\u015f \u00e7\u0131kmayacak ve b\u00fct\u00fcn mekan ve zaman\u0131n \u00fcst\u00fcnde Hak, hayat ile ya\u015fayacak olan ebed\u00ee bir nimet ve saadet oldu\u011fundan, d\u00fcnyada o Hakk&#8217;a tam iman\u0131n bir tezah\u00fcr\u00fcnden ibaret olup da onun yolunda g\u00fczel i\u015flere sarfedilmi\u015f bulunan bir hayat, bir \u00f6m\u00fcr, hi\u00e7bir zaman bo\u015fa gitmez, h\u00fcsrana d\u00fc\u015fmez. B\u00f6yle bir imana eri\u015fmeyen nefisler de ziyandan kurtulmaz. Hi\u00e7 iman\u0131 olmayanlar\u0131n kurtulamayaca\u011f\u0131 a\u00e7\u0131k oldu\u011fu gibi, bat\u0131la iman etmi\u015f olanlar\u0131n da iman\u0131n meyvesi olan amelleri, o b\u00e2t\u0131l\u0131n b\u00e2t\u0131ll\u0131\u011f\u0131yla yok olup gidece\u011fi de \u015f\u00fcphesizdir. Fakat bu \u00e2yet \u015funu gerektiriyor ki, Hakk&#8217;a iman etmekle beraber g\u00fczel i\u015fler yapmayan, Hakk&#8217;\u0131 ve sabr\u0131 tavsiye etmeyen kimseler de bir \u00e7e\u015fit ziyandan hari\u00e7 kalmam\u0131\u015f olurlar. Demek olur ki, iman olunca amelsizlik ziyan etmez diyen M\u00fcrcie mezhebi sahiplerinin g\u00f6r\u00fc\u015fleri do\u011fru de\u011fildir. Do\u011frusu S\u00fcnnet Ehli&#8217;nin dedikleri gibi iman\u0131 olup da, iman\u0131na g\u00f6re amel etmeyen fas\u0131klar, asiler i\u00e7in de bir \u00e7e\u015fit ziyan vard\u0131r. Zira ebed\u00ee olmamakla beraber m\u00fcmin isyankarlar i\u00e7in de cehennem vard\u0131r. \u0130man en sonunda onlar\u0131 da kurtar\u0131rsa da, k\u00f6t\u00fcl\u00fckleri iyiliklerinden a\u011f\u0131r gelen m\u00fcminler de g\u00fcnahlar\u0131 temizleninceye kadar cehennem azab\u0131 olan h\u00fcsran\u0131 g\u00f6receklerdir.<\/p>\n<p>Ba\u015fta beyan olundu\u011fu \u00fczere bu s\u00fbrenin geni\u015f bir \u015fekilde a\u00e7\u0131klanmas\u0131 b\u00fct\u00fcn Kur&#8217;\u00e2n demek oldu\u011fundan, daha ne kadar a\u00e7\u0131klamas\u0131 yap\u0131lsa t\u00fckenmez. Taber\u00e2n\u00ee &#8220;Evsat&#8221;da ve Beyhak\u00ee &#8220;\u015euab&#8221;da Ebu Huzeyfe&#8217;den -ki sohbeti vard\u0131r- \u015f\u00f6yle dedi\u011fini rivayet etmi\u015flerdir. &#8220;Resulullah&#8217;\u0131n ashab\u0131ndan iki ki\u015fi birbiriyle kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131klar\u0131nda biri di\u011ferine Ve&#8217;l-Asr\u0131 S\u00fbresi&#8217;ni okumadan, sonra da biri di\u011ferine selam vermeden ayr\u0131lmazlard\u0131.&#8221;<\/p>\n<p>Bizlerin de asr\u0131m\u0131z\u0131n gidi\u015fini ve \u00f6m\u00fcrlerimizin ge\u00e7i\u015fini anlay\u0131p d\u00fc\u015f\u00fcnerek birbirlerimize Hak ve sab\u0131r tavsiye etmeye ve Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya tam iman ile g\u00fczel amellere ba\u015far\u0131 dilemeye ihtiyac\u0131m\u0131z ne kadar \u00e7ok! Ne kadar \u00e7ok! Buna kar\u015f\u0131l\u0131k b\u00f6yle Hak ve hay\u0131r tavsiye eden m\u00fcstesna ki\u015filerle alay ederek, onlar\u0131 t\u00fcrl\u00fc t\u00fcrl\u00fc ay\u0131play\u0131p \u00e7irkin bulanlar\u0131n da hesab\u0131 yok. Fakat bunun \u00fczerine \u00f6ylelerinin ziyan\u0131ndaki \u015fiddeti a\u00e7\u0131klamak i\u00e7in de H\u00fcmeze S\u00fbresi geliyor.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>103-ASR: Vav &#8216;da oldu\u011fu gibi yemin i\u00e7indir. &#8220;Kamus&#8221;ta anlat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere &#8220;asr&#8221; kelimesi l\u00fcgatte, isim olarak: dehr (gece ve g\u00fcnd\u00fcz), g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn zevalden \u00f6nce ve sonra iki taraf\u0131 gadat (tan yeri a\u011f\u0131rmas\u0131ndan, g\u00fcne\u015f do\u011funcaya kadar olan zaman) ve a\u015fiyy (zeval ile ak\u015fam veya ak\u015fam ile yats\u0131 aras\u0131) ve \u00f6zellikle \u00f6\u011fleden sonra g\u00fcne\u015fin k\u0131zarmas\u0131na kadar olan ikindi vakti, &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":12061,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1028,1027,5030,5031,5219,5351,5222,5220,1583,5221,1582,1586],"class_list":["post-1742","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-103-asr","tag-103-asr-tefsiri","tag-elmalili","tag-elmalili-hamdi-yazir","tag-elmalili-tefsir-oku","tag-hak-dini-kuran-dili","tag-hak-dini-tefsiri","tag-hamdi-yazir-tefsir-oku","tag-kuran","tag-sure-tefsirleri","tag-tefsir","tag-tefsir-oku"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1742","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1742"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1742\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/12061"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1742"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1742"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1742"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}