{"id":1744,"date":"2010-01-10T20:56:45","date_gmt":"2010-01-10T18:56:45","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1744"},"modified":"2010-01-10T20:56:45","modified_gmt":"2010-01-10T18:56:45","slug":"102-tekasur-tefsiri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/102-tekasur-tefsiri\/","title":{"rendered":"102-TEKAS\u00dcR SURES\u0130 HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130"},"content":{"rendered":"<p>102-TEKAS\u00dcR:<\/p>\n<p>1-2.Oyalad\u0131 sizleri. &#8220;Elh\u00e2&#8221; kelimesi &#8220;levh&#8221;den if&#8217;al bab\u0131ndand\u0131r. &#8220;Vav&#8221; d\u00f6rd\u00fcnc\u00fc harf olarak vahi oldu\u011fu i\u00e7in &#8220;y\u00e2&#8221;ya \u00e7evrildi\u011finden &#8220;elif&#8221;, &#8220;y\u00e2&#8221;dan de\u011fi\u015fmi\u015f olarak yaz\u0131l\u0131r. E\u011flence demek olan &#8220;levh&#8221;in asl\u0131 gaflet oldu\u011fundan &#8220;ilh\u00e2&#8221; e\u011flemek, bo\u015f bir \u015fey ile aldatarak ve me\u015fgul ederek oyalamak, i\u015finden al\u0131koymakt\u0131r.<\/p>\n<p>Tek\u00e2s\u00fcr, \u00e7okluk kuruntusu, gururu, iddias\u0131. &#8220;Kesret&#8221;den tefa\u00fcl bab\u0131ndan. Biz \u00e7o\u011fuz, hay\u0131r biz \u00e7o\u011fuz diye birbirleriyle \u00e7okluk yar\u0131\u015f\u0131, \u00e7okluk g\u00f6sterisi etmek, \u00e7okluk sevdas\u0131 veya \u00e7okluk a\u00e7\u0131klamas\u0131 ile kuruntuya d\u00fc\u015fmek, \u00f6\u011f\u00fcnmektir ki, d\u00fcnyal\u0131lar\u0131n genellikle kap\u0131l\u0131p aldand\u0131\u011f\u0131 bir gurur h\u00e2lidir. Neyin \u00e7oklu\u011fu ve neden al\u0131koydu\u011fu a\u00e7\u0131k\u00e7a belirlenmeyerek &#8220;ilh\u00e2&#8221; (oyalama) ve &#8220;tek\u00e2s\u00fcr&#8221; (\u00e7okluk kuruntusu) mutlak zikredilmi\u015ftir. Zira makam\u0131n gere\u011fine g\u00f6re zihin, muhtemel olan her \u015feyi anlayabilmek bak\u0131m\u0131ndan mutlak getirmenin bir \u015f\u00fcmull\u00fc belagati vard\u0131r. Bununla beraber manen bir kayda ba\u011flamaya delalet eder karine de yok de\u011fildir.<\/p>\n<p>Birinci olarak &#8220;ilh\u00e2&#8221;, oyalamak, me\u015fgul olunmas\u0131 gereken ger\u00e7ek maksatdan ve m\u00fchim olan i\u015f ve g\u00f6revden e\u011fleyip al\u0131koymak demek oldu\u011fu ve bundan \u00f6nceki s\u00fbrede &#8220;k\u00e2ria&#8221; (k\u0131yamet) ve &#8220;mizan&#8221; (tart\u0131) zikredilmi\u015f bulundu\u011fu gibi, bundan sonra da kabirler zikrolunaca\u011f\u0131 i\u00e7in &#8220;ilh\u00e2&#8221;, gerek vacib ve gerek mendub olan g\u00f6revlerden ve i\u015flerden, insan\u0131n hakikaten i\u015fine yarar kasdetti\u011fi, maksad\u0131 olmas\u0131 gereken, zikir, marifet (bilgi), tefekk\u00fcr, d\u00fc\u015f\u00fcnme, \u015f\u00fck\u00fcr, taat ve ibadet gibi m\u00fchim i\u015flerden al\u0131koymak; &#8220;Tekas\u00fcr&#8221; de, buna kar\u015f\u0131l\u0131k ahirette i\u015fe yaramayacak, o k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc ameller tart\u0131l\u0131rken tart\u0131da a\u011f\u0131r basmayacak, o k\u0131zg\u0131n ate\u015ften korumayacak ve bundan dolay\u0131 ge\u00e7ici d\u00fcnyada insan\u0131 aldat\u0131p ahirete yaln\u0131z hesap, sap\u0131kl\u0131k, azap b\u0131rakacak olan gurur met\u00e2\u0131 \u015feylerin \u00e7oklu\u011fuyla \u00f6\u011f\u00fcnmek olaca\u011f\u0131 anla\u015f\u0131l\u0131r ki, Hadid S\u00fbresi&#8217;ndeki &#8220;Muhakkak d\u00fcnya hayat\u0131 bir oyun, e\u011flence, s\u00fbr, kendi aran\u0131zda \u00f6v\u00fcnme, mal ve evlat \u00e7o\u011faltma yar\u0131\u015f\u0131d\u0131r.&#8221; (Hadid, 57\/20) \u00e2yetinin mefhumu demektir. Nitekim Buh\u00e2r\u00ee&#8217;de, \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;dan, &#8220;mal ve evlatda \u00e7okluk gururu&#8221; denilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u0130kinci olarak: de &#8220;Elif-l\u00e2m&#8221; ahd i\u00e7in olarak n\u00fczul sebebindeki m\u00e2n\u00e2ya i\u015faret olur. Bunda ise bir ka\u00e7 rivayet vard\u0131r: Bir \u00e7ok tefsircinin zikretti\u011fine g\u00f6re Abd-i Menaf o\u011fullar\u0131 ile Sehm o\u011fullar\u0131, hangimiz daha \u00e7o\u011fuz diye birbirlerine kar\u015f\u0131 \u00f6\u011f\u00fcnm\u00fc\u015flerdi. Abd-i Menaf o\u011fullar\u0131 \u00e7ok geldi, bunun \u00fczerine Sehm o\u011fullar\u0131, bizi dediler, cahiliye devrinde zul\u00fcm yok etti, haydin hem sa\u011f olanlar\u0131m\u0131z\u0131, hem \u00f6lm\u00fc\u015f bulunanlar\u0131m\u0131z\u0131 say\u0131\u015fal\u0131m! Bunda da Sehm o\u011fullar\u0131 \u00e7ok geldi, bu s\u00fbre bunun \u00fczerine indi. Baz\u0131 rivayette de kabirlere kadar gittiler. \u0130bn\u00fc Eb\u00ee H\u00e2tim&#8217;in Ebu B\u00fcreyde&#8217;den bir nakline g\u00f6re de: Ensar kabilelerinden H\u00e2riso\u011fullar\u0131 ve Harso\u011fullar\u0131 kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 \u00f6\u011f\u00fc\u015fm\u00fc\u015f ve \u00e7okluklar\u0131yla b\u00f6b\u00fcrlenmi\u015fler. Bir taraf: &#8220;Bizde filan ve filan gibiler var&#8221; demi\u015f, di\u011ferleri de \u00f6yle demi\u015fler. B\u00f6yle dirileriyle \u00f6g\u00fcn\u00fc\u015ft\u00fckten sonra, &#8220;haydin kabirlere gidelim&#8221; demi\u015fler. Varm\u0131\u015flar, bir taraf kabirlere i\u015faret ederek: &#8220;sizde filan filan gibiler var m\u0131?&#8221; demi\u015f, di\u011ferleri de o \u015fekilde kar\u015f\u0131l\u0131k vermi\u015flerdi, bunun \u00fczerine nazil oldu, demi\u015ftir. Bu iki rivayete g\u00f6re demek n\u00fczul sebebi, \u00f6l\u00fclerle bile \u00f6\u011f\u00fcnecek derecede aded ile \u00e7okluk gururudur. Bu m\u00e2n\u00e2da olan \u00e7okla \u00f6\u011f\u00fcnmeler de delalet bak\u0131m\u0131ndan buna kat\u0131lmak gerekir. Ancak birincide bilfiil kabirlere kadar gidilmemi\u015f, sadece kabirlerde bulunan \u00f6l\u00fclerin adlar\u0131 ve adedleri an\u0131larak \u00f6g\u00fcn\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. Di\u011ferinde ise bilfiil kabirlere kadar da gidilmi\u015ftir. Bir de Ensar Medine&#8217;de oldu\u011fu i\u00e7in, bununla s\u00fbrenin Meden\u00ee oldu\u011funa delil getirilmi\u015ftir. \u00d6nceki ise me\u015fhur oldu\u011fu vechile Mekk\u00ee oldu\u011funu g\u00f6sterir.<\/p>\n<p>Bunlardan ba\u015fka \u0130bn\u00fc Cerir ve \u00c2l\u00fbs\u00ee&#8217;nin kaydetti\u011fi \u00fczere Buhar\u00ee, \u00dcbeyy b. Ka&#8217;b (r.a.) den rivayet eylemi\u015flerdir. Demi\u015ftir ki: Biz \u015fu: &#8220;\u00c2demo\u011flunun iki vadi mal\u0131 olsa \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc bir vadi daha isterdi, Ademo\u011flunun karn\u0131n\u0131 ancak toprak doldurur, sonra Allah tevbe edenin tevbesini kabul eder.&#8221; kel\u00e2m\u0131n\u0131 Kur&#8217;\u00e2n&#8217;dan g\u00f6r\u00fcrd\u00fck, sonuna kadar n\u00e2zil oldu. Tirmiz\u00ee ve \u0130bn\u00fc Cerir, Abdullah b. \u015eihhir&#8217;den rivayet etmi\u015flerdir ki: An\u0131lan zat, Peygamber (s.a.v)in huzuruna varm\u0131\u015f, Resulullah okuyormu\u015f, buyurmu\u015f: &#8220;Ademo\u011flu, &#8220;mal\u0131m, mal\u0131m&#8221; der. Halbuki mal\u0131ndan sana ancak sadaka verip ge\u00e7irdi\u011fin, yahut yeyip t\u00fcketti\u011fin, yahut giyip \u00e7\u00fcr\u00fctt\u00fc\u011f\u00fcnden ba\u015fka ne var?&#8221; Tirmiz\u00ee, &#8220;bu hadis hasendir, sahihtir&#8221; der. \u0130bn\u00fc Cerir de der ki: Resulullah&#8217;\u0131n okuyup da akabinde \u00f6yle buyurmas\u0131, \u00e7oklukla \u00f6\u011f\u00fcnmenin, mal \u00f6\u011f\u00fcnmesi oldu\u011funa i\u015faret eder. \u0130\u015fte bu rivayetlerden dolay\u0131 tefsircilerin bir k\u0131sm\u0131 \u00f6nceki rivayetlere g\u00f6re bu \u00e7okla \u00f6\u011f\u00fcnmeden maksad, adet \u00e7oklu\u011fuyla \u00f6\u011f\u00fcnme oldu\u011funu kabul etmi\u015fler; bir k\u0131s\u0131m da sonraki rivayete g\u00f6re mal \u00e7oklu\u011fu ile \u00f6\u011f\u00fcnme oldu\u011funa kani olmu\u015flard\u0131r. \u00d6ncekiler n\u00fczul sebebi olmakta a\u00e7\u0131k oldu\u011fu gibi, sonraki de Resulullah&#8217;dan gelen sahih bir tefsir oldu\u011fu cihetle Buh\u00e2r\u00ee&#8217;nin de i\u015faret etti\u011fi vechile ikisini de cem etmek \u00e2yetin mutlak olu\u015funa daha uygun ve birinci olarak beyan olunan a\u00e7\u0131klamaya ve Hadid S\u00fbresi \u00e2yetine de uymaktad\u0131r. \u015eu halde bundan b\u00fct\u00fcn her \u015feyde \u00e7okluk yar\u0131\u015f\u0131n\u0131n k\u00f6t\u00fclenmi\u015f olmas\u0131 laz\u0131m gelmez, \u00e7oklu\u011fuyla \u00f6\u011f\u00fcn\u00fclecek \u015feyler de vard\u0131r.<\/p>\n<p>R\u00e2z\u00ee de der ki: &#8220;\u00c2yet, \u00e7okla gururlanman\u0131n ve \u00f6\u011f\u00fcn\u00fc\u015fmenin dinde k\u00f6t\u00fclenmi\u015f oldu\u011funa delalet ediyor. Ak\u0131l da, hakiki saadet de \u00e7okla gururun ve \u00f6\u011f\u00fcnmenin k\u00f6t\u00fclenmi\u015f oldu\u011funa delalet eder. Hz. Abbas&#8217;\u0131n su i\u015fleri elinde olmas\u0131yla \u00f6\u011f\u00fcnmesi ve \u015eeybe&#8217;nin K\u00e2be&#8217;nin anahtar\u0131 elinde olmas\u0131yla \u00f6\u011f\u00fcnmesi \u00fczerine Hz. Ali: &#8220;Ben k\u0131l\u0131c\u0131mla k\u00fcfr\u00fcn hortumunu kestim, k\u00fcf\u00fcr m\u00fcsle (yani burnu, kula\u011f\u0131 kesik) oldu da, siz m\u00fcsl\u00fcman oldunuz.&#8221; demi\u015fti, bu onlar\u0131n g\u00fcc\u00fcne gitmi\u015fti. Bunun \u00fczerine Tevbe S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;Hac\u0131lara su verme ve Mescid-i Haram&#8217;\u0131 onarma i\u015fini yapan\u0131, Allah&#8217;a, ahiret g\u00fcn\u00fcne inanan ve Allah yolunda cihad edenle bir mi tuttunuz?&#8221; (Tevbe, 9\/19) \u00e2yeti nazil oldu diye gelen rivayet de bu c\u00fcmledendir. &#8220;Ve Rabb&#8217;inin nimetini anlat.&#8221; (Duh\u00e2, 93\/11) \u00e2yetinin tefsirinde de insan\u0131n ba\u015fkalar\u0131 taraf\u0131ndan kendisine uyulaca\u011f\u0131n\u0131 sand\u0131\u011f\u0131 takdirde itaat ve g\u00fczel ahl\u00e2k ile nimeti anmak \u00fczere iftihar etmesi caiz oldu\u011funa dair s\u00f6z ge\u00e7mi\u015ftir. \u015eu halde sabit olur ki: Dinde k\u00f6t\u00fclenen mutlak \u00e7oklukla gururlanma de\u011fildir. Belki ilminde, taatte, g\u00fczel ahl\u00e2kta \u00e7okla gururlanmak \u00f6\u011f\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr ve hay\u0131rlar\u0131n asl\u0131 odur. Onun i\u00e7in &#8216;deki elif-l\u00e2m isti\u011frak i\u00e7in de\u011fil, ahd-i sab\u0131k (ge\u00e7mi\u015f ahd) i\u00e7indir ki, o da d\u00fcnya lezzetleri ve ilgileriyle \u00e7ok \u00f6\u011f\u00fcnmedir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah&#8217;a itaat ve kulluktan al\u0131koyan odur. Bu cihet, ak\u0131llarda karar k\u0131lm\u0131\u015f ve dinlerde \u00fczerinde ittifak edilmi\u015f oldu\u011fu cihetle \u00e7okluk \u00fczerinde \u00f6\u011f\u00fcnmeye harf-i tarif getirilmesi g\u00fczel olmu\u015ftur. Biz de \u015funu ilave edelim ki: Hay\u0131rlarda yar\u0131\u015fma, musabaka yaln\u0131z caiz olmakla kalmaz, ayn\u0131 zamanda &#8220;yar\u0131\u015f\u0131n&#8221; emirleriyle emredilmi\u015f oldu\u011funda da \u015f\u00fcphe yoktur. &#8220;Hay\u0131rlarda yar\u0131\u015f\u0131n\u0131z.&#8221;(Bakara, 2\/148; Maide, 5\/48) emir; &#8220;Yar\u0131\u015fanlar, bunun i\u00e7in yar\u0131\u015fs\u0131nlar.&#8221; (Mutaffifin, 83\/26) te\u015fvik etmektir. R\u00e2z\u00ee&#8217;nin ak\u0131ldan maksad\u0131n\u0131n da bu gibi nass (kesin dini delil)lar\u0131n delaletleri olmas\u0131 gerekir. Bununla beraber hay\u0131rlar ve itaatlardaki \u00e7okluk yar\u0131\u015f\u0131nda da Allah i\u00e7in iyilik etmek, ihlas ve nimetleri anma halleriyle g\u00f6steri\u015f ve kibir tarz\u0131nda gurur ve \u00f6\u011f\u00fcn\u00fc\u015fmeyi ay\u0131rmak, &#8220;Allah&#8217;\u0131n size verdikleriyle \u015f\u0131marmay\u0131n\u0131z.&#8221; (Hadid, 57\/23), &#8220;Muhakkak Allah, kurumlu, b\u00f6b\u00fcrlenen insanlar\u0131 sevmez.&#8221; (Nisa, 4\/36) gibi y\u00fcce \u00e2yetlerin mefhumlar\u0131n\u0131 unutmamak laz\u0131m gelir. Zira hay\u0131r ve g\u00fczel amellerin g\u00fczelli\u011fi ve tart\u0131da a\u011f\u0131r gelmesi yaln\u0131z adedlerindeki \u00e7oklu\u011fundan dolay\u0131 de\u011fil, daha \u00e7ok niteliklerindeki samimiyet ve ihsan iledir. &#8220;De ki: &#8216;Murdarla temiz bir olmaz. Murdar\u0131n \u00e7oklu\u011fu ho\u015funa gitse de.&#8221; (Maide, 5\/100) buyurulmu\u015ftur. Burada k\u00f6t\u00fclenmi\u015f olan \u00e7okla gururlanmak da o gibi g\u00fczel amellerden al\u0131koyan ve i\u00e7eri\u011finde bir \u00e7e\u015fit oyun bulunan gururlanmad\u0131r. Bunun nihayet kabre gidinceye kadar aldatan \u00f6yle d\u00fcnyev\u00ee \u015feylerle ilgili gururlanma oldu\u011funa \u015fu da delalet eder. Ta kabirleri ziyaretinize kadar. Buna \u00fc\u00e7 m\u00e2n\u00e2 verilmi\u015ftir:<\/p>\n<p>Birincisi: \u0130lk zikrolunan n\u00fczul sebebi rivayetlerine g\u00f6re: Tek\u00e2s\u00fcr (\u00e7okla gururlanma), \u00e7okluk davas\u0131yla gurur ve iftihar sizleri \u00f6yle oyalad\u0131, Allah&#8217;a itaat ve gazab\u0131ndan korunmak i\u00e7in yap\u0131lacak k\u00e2rl\u0131 i\u015flerinizden \u00f6yle al\u0131koydu ki, dirileri bitirdiniz de, hatta kabirlerdeki \u00f6l\u00fcleri saymaya, onlarla iftihar etmeye kadar gittiniz. Halbuki kabirleri ziyaret edenlerin \u00e7oklukla gururlanmas\u0131, \u00f6l\u00fclerle \u00f6\u011f\u00fcn\u00fcp sevinmesi de\u011fil, onlardan ibret alarak gafletten uyanmas\u0131 ve o k\u0131zg\u0131n ate\u015ften kurtulmak i\u00e7in tart\u0131da a\u011f\u0131r basacak g\u00fczel amellere \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131 gerekir, demektir. Bu \u015fekilde birinci rivayete g\u00f6re, kabirleri ziyaret, \u00f6l\u00fcleri, saymakla \u00f6\u011f\u00fcnmekten mecaz veya kinaye olmu\u015f olur ki Ke\u015f\u015faf sahibi bunu tercih etmi\u015ftir. \u0130kinci rivayete g\u00f6re ise mecaz ve kinayeye ihtiya\u00e7 yoktur. \u0130kisinde de ve fiilleri hakikati \u00fczere mazi (ge\u00e7mi\u015f zaman) m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131rlar. Onun i\u00e7in tefsircilerin \u00e7o\u011funlu\u011fu, \u00e2yetin zahiri, \u00f6nceki rivayetler gere\u011fince vaki olan\u0131 say\u0131 bak\u0131m\u0131ndan \u00e7oklukla \u00f6\u011f\u00fcnmeye ve iftihar etmeye daha \u00e7ok uydu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. \u0130bn\u00fc Cerir&#8217;in rivayet etti\u011fi vechile Kat\u00e2de \u015f\u00f6yle demi\u015ftir: &#8220;Biz, felan o\u011fullar\u0131ndan \u00e7ok \u00e7oklu\u011fuz, biz felan o\u011fullar\u0131ndan daha \u00f6ndeyiz.&#8221; diyorlar ve halbuki her g\u00fcn sonlar\u0131na kadar d\u00fc\u015ft\u00fck\u00e7e d\u00fc\u015f\u00fcyorlard\u0131. Vallahi hep b\u00f6yle gittiler, sonunda hepsi kabir ehli oldular&#8221;. \u015eu halde bu m\u00e2n\u00e2da olan di\u011fer bo\u015f yere \u00e7oklukla \u00f6\u011f\u00fcnme ve iftihar etme gururlar\u0131 bundan ibare ile de\u011fil, delaletle anla\u015f\u0131lm\u0131\u015f, bundan sonraki zecri (zorlama) de bu sebeple yap\u0131lm\u0131\u015f olur.<\/p>\n<p>\u0130kincisi: Tek\u00e2s\u00fcr, yani d\u00fcnya h\u0131rs\u0131, mal, evlat ve adet \u00e7oklu\u011fuyla \u00f6\u011f\u00fcnme sevdas\u0131 sizleri \u00f6yle gaflete d\u00fc\u015f\u00fcrd\u00fc, e\u011fledi, oyalad\u0131 ki, kabirlere gittiniz, \u00f6l\u00fcm an\u0131na kadar, yani canlar\u0131n\u0131z \u00e7\u0131k\u0131ncaya kadar \u00f6m\u00fcrlerinizi \u00f6yle d\u00fcnyay\u0131 tutmak i\u00e7in sarfetti\u011finiz, bo\u015funa e\u011flence ile ge\u00e7irdi\u011finiz, ak\u0131betiniz, ahiretiniz i\u00e7in gayret ve amelde bulunmad\u0131n\u0131z. Sadece mal ve evlat \u00e7o\u011faltmay\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcn\u00fcz. Nihayet \u00f6l\u00fcm haline geldiniz, \u00f6lmek, g\u00f6m\u00fclmek \u00fczere bulunuyorsunuz. Ey \u00f6yle olan gafiller! Sizler kendinizi kurtaramayacaks\u0131n\u0131z, cehennemi boylayacaks\u0131n\u0131z, demektir. Bu \u015fekilde kabir ziyareti \u00f6l\u00fcm halinden eya \u00f6l\u00fcmden ibaret olur. Nitekim bu m\u00e2n\u00e2da Ahtal \u015f\u00f6yle demi\u015f:<\/p>\n<p>&#8220;Bu sene, hi\u00e7 bir dost on gece rahat kalamayacakt\u0131r.<\/p>\n<p>Ya, yara sarg\u0131s\u0131n\u0131n ac\u0131s\u0131n\u0131 tatm\u0131\u015ft\u0131r, yahut bir kabri ziyaret edecektir&#8221;.<\/p>\n<p>(&#8220;Halil&#8221; kelimesi noktal\u0131 veya noktas\u0131z; &#8220;a\u015fr&#8221; kelimesi, &#8220;ayn&#8221;\u0131n fethas\u0131 veya kesresi olmak \u00fczere iki rivayet vard\u0131r).<\/p>\n<p>Cerir de ona \u015f\u00f6yle demi\u015ftir:<\/p>\n<p>&#8220;Ebu Malik kabirleri ziyaret etti,<\/p>\n<p>Fakat onlar\u0131 ziyaret edenlerin en al\u00e7a\u011f\u0131 oldu&#8221;.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc: Tirmiz\u00ee, \u0130bn\u00fc Cerir ve \u0130bn\u00fc M\u00fcnzir ve daha baz\u0131lar\u0131 Hz. Ali kerremallahu vechehudan rivayet etmi\u015flerdir: Demi\u015ftir ki: &#8220;Biz kabir azab\u0131 hakk\u0131nda \u015f\u00fcphe eder dururduk, ta nazil olana kadar&#8221;. Demek ki &#8220;kabir azab\u0131n\u0131 tad\u0131ncaya kadar&#8221; demektir. Yahut bu m\u00e2n\u00e2ya i\u015faret etmekte ve bunun \u00f6zellikle \u00e7ok \u00f6\u011f\u00fcnmek kendilerini oyalam\u0131\u015f olanlarla ilgisini g\u00f6stermektedir. \u00c7\u00fcnk\u00fc o h\u0131rsl\u0131 k\u00e2firler kabre girdikleri veya girecekleri g\u00fcn o gafletten uyanacak, b\u00fct\u00fcn \u00f6m\u00fcrlerince \u00e7o\u011faltmak i\u00e7in oyaland\u0131klar\u0131 gelip ge\u00e7ici \u015feylerden ayr\u0131ld\u0131klar\u0131n\u0131 ve yaln\u0131z vebalini y\u00fcklenip kald\u0131klar\u0131n\u0131 g\u00f6receklerdir. Bu iki vecihte kabre girince o oyun ve \u00e7okla gururlanman\u0131n kalmayaca\u011f\u0131na i\u015faret edilmi\u015f olur. Ve (ziyaret ettiniz) ya muzari (\u015fimdiki veya gelecek zaman) m\u00e2n\u00e2s\u0131nda olup ger\u00e7ekle\u015fmesinin kesin olmas\u0131ndan dolay\u0131 mazi (ge\u00e7mi\u015f zaman) kipiyle ifade edilmi\u015ftir. Yahut ge\u00e7mi\u015fte \u00f6lm\u00fc\u015f olanlar \u00fcst\u00fcn getirilmi\u015f veyahut \u00e7okla \u00f6\u011f\u00fcnme h\u0131rs\u0131 y\u00fcz\u00fcnden \u00f6lmek \u00fczere bulunanlar veya fertlerin \u00e7okla gururlanma h\u0131rs\u0131 ile y\u0131k\u0131lmaya y\u00fcz tutmu\u015f olan kavim kabre girmek, kabir azab\u0131 \u00e7ekmek h\u00e2linde tasvir edilmi\u015f demek olur. Hatta takdirinde olarak masdar ile tevil edilmi\u015f, yani ziyaretimize kadar demek oldu\u011fu i\u00e7in, zaman m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan soyunmu\u015f de olur. Tamamen mazi m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 muhafaza etmek \u00fczere Ebu M\u00fcslim, Allah Te\u00e2l\u00e2 bu s\u00fbreyi k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc k\u00e2firlere serzeni\u015f olarak s\u00f6yleyecek, demi\u015fse de &#8220;Hay\u0131r, e\u011fer kesin bilgi ile bilseniz.&#8221; hitab\u0131 bu m\u00e2n\u00e2ya pek yak\u0131\u015fmaz. K\u0131yamette de\u011fil, d\u00fcnyada ve kabirde bir hitap olmas\u0131n\u0131 gerektirir.<\/p>\n<p>Hik\u00e2ye olunur ki, Arabinin birisi bu \u00e2yeti i\u015fitti\u011fi zaman \u015f\u00f6yle demi\u015ftir: K\u00e2be&#8217;nin Rabbine yemin ederim ki kavim k\u0131yamet i\u00e7in diriltilecek, \u00e7\u00fcnk\u00fc &#8220;zair&#8221; (ziyaret\u00e7i) kelimesi munsariftir mukim de\u011fildir. \u00d6mer b. Abdilaziz hazretlerinden de \u015f\u00f6yle rivayet olunmu\u015ftur: Ziyaret eden kimse muhakkak d\u00f6necek, ya cennete, ya cehenneme gidecektir, demi\u015f. Ziyaret\u00e7inin ziyaret yerinde, \u00e7ok durmamas\u0131 da gerek oldu\u011fu i\u00e7in denilmi\u015ftir ki, bunda \u00f6l\u00fclerin kabirlerde pek \u00e7ok durmayaca\u011f\u0131na da i\u015faret vard\u0131r.<\/p>\n<p>Yukar\u0131daki izahattan anla\u015f\u0131laca\u011f\u0131 \u00fczere \u00e2yette \u00fcn de n\u0131n da gayesi olmas\u0131 muhtemeldir. \u00d6yle varl\u0131kla gururland\u0131n\u0131z ki, hatta kabirleri ziyaret ettiniz, \u00f6l\u00fclerle \u00f6\u011f\u00fcnd\u00fcn\u00fcz, yahut \u00f6yle oyalad\u0131, e\u011flendirdi ki, \u00f6l\u00fclerle \u00f6\u011f\u00fcnmek \u00fczere kabirleri ziyaret ettiniz. O derece e\u011flendiniz, yahut \u00f6l\u00fcnceye, \u00f6lecek hale gelinceye, kabir ac\u0131s\u0131n\u0131 tad\u0131ncaya kadar e\u011flendiniz, demek olabilir. \u00d6nceki n\u00fczul sebebi rivayetleri birinci ve ikinciye, sonraki de sonrakine uygun olur. \u00d6ncekilerde gaye mugayya (gaye edinilen)da dahil olarak kabir ziyareti malla \u00f6\u011f\u00fcnmenin ve oyalanman\u0131n en y\u00fcksek s\u0131rr\u0131 demek olur. Sonrakinde ise gaye, mugayyadan hari\u00e7 olup, kabre gidilmekle malla \u00f6\u011f\u00fcnme ve oyalanma sona ermi\u015f, kalmam\u0131\u015f olur. \u00c2yetin zahirine en uygun olan da \u00f6ncekilerdir. Bu ise kabir ziyareti \u00e7ok \u00f6\u011f\u00fcnmenin, oyalaman\u0131n son derecesi olmak itibar\u0131yla k\u00f6t\u00fcleme ve yasaklanmas\u0131n\u0131 ifade eden bir azarlama demektir. Fakat bu k\u00f6t\u00fcleme ve yasaklama mutlak de\u011fil, mezarlar ve mezardakilerle \u00f6\u011f\u00fcnme, gururlanma ve oyalanma mahiyetinde olmak kaydiyle kay\u0131tlanm\u0131\u015ft\u0131r. \u015eu halde b\u00f6yle olmayanlar bu h\u00fckme dahil olmaz, mefhum-i muhalif (tersine anlay\u0131\u015f)de kalm\u0131\u015f bulunur ki, bunun da k\u0131saca h\u00fckm\u00fc burada sunulmu\u015f olmak veya gayenin mefhumu ile amel edenlere g\u00f6re caiz olmaya i\u015faret etmektir. Susularak ge\u00e7ildi\u011fi takdirde de ahireti hat\u0131rlamak, d\u00fc\u015f\u00fcnmek hikmetiyle me\u015fru olu\u015fu nebev\u00ee hadis ile beyan olunmu\u015ftur. Zira Ebu Davud&#8217;un rivayet etti\u011fi vechile &#8220;Size kabir ziyaretini yasaklam\u0131\u015ft\u0131m. Kabirleri ziyaret edin, \u00e7\u00fcnk\u00fc o ahireti hat\u0131rlat\u0131r.&#8221;, daha yayg\u0131n olan di\u011fer bir laf\u0131zda &#8220;Size, kabir ziyaretini yasaklam\u0131\u015ft\u0131m, haydi onlar\u0131 ziyaret edin, \u00e7\u00fcnk\u00fc o size ahireti hat\u0131rlat\u0131r.&#8221; buyurulmu\u015ftur. Ger\u00e7i bu hadis m\u00fctevatir olmad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in \u00e2yeti ne tahsis, ne takyid, ne de neshedemez. Onun i\u00e7in bunda s\u00f6ylenen yasaklama, \u00e2yetteki yasaklamad\u0131r, denemez. Fakat \u00e2yetin sustu\u011fu veya m\u00fccmel oldu\u011fu noktalar\u0131 beyan eder. Ve \u00f6nce kabir ziyaretinin Peygamber taraf\u0131ndan yasaklanm\u0131\u015f oldu\u011funu da haber verir. Bundan dolay\u0131 Fahreddin Raz\u00ee, bu \u00e2yetin m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klarken der ki: &#8220;Bununla Allah Te\u00e2l\u00e2 onlar\u0131 nefislerinden hayrete d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fcyor ki \u015f\u00f6yle demek gibidir: Siz ne b\u00fcy\u00fck \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131k ediyorsunuz! Farzediniz ki siz \u00f6l\u00fclerinizle daha \u00e7oksunuz, fakat ondan ne \u00e7\u0131kar, size onun ne faydas\u0131 olur? Zira ziyaret bir yere gitmektir, bu ise bir \u00e7ok maksatlarla olur, onlar\u0131n en \u00f6nemlisi ve uymaya en lay\u0131k olan\u0131 kalbi inceltmek ve d\u00fcnya sevgisini silerek ahireti d\u00fc\u015f\u00fcnmektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc kabirleri seyretmek onu meydana getirir. Nitekim Peygamber (s.a.v.) &#8220;Size kabir ziyaretini yasaklam\u0131\u015ft\u0131m, haydi onlar\u0131 ziyaret edin, \u00e7\u00fcnk\u00fc o size hat\u0131rlatmad\u0131r.&#8221; buyurmu\u015ftur. Sizler ise onun aksini yapt\u0131n\u0131z, kalp s\u0131k\u0131nt\u0131s\u0131 ve d\u00fcnya sevgisine dalarak kabirleri ziyaret ettiniz. \u0130\u015fte \u00f6nerme b\u00f6yle tersine oldu\u011fu i\u00e7in Allah Te\u00e2l\u00e2 da bunu hayrete d\u00fc\u015f\u00fcrme makam\u0131nda zikretti&#8221;. Yine bu m\u00e2n\u00e2dan dolay\u0131 denilmi\u015ftir ki: Bu \u00e2yet ge\u00e7mi\u015flerle \u00e7okluk taslamak ve onunla \u00f6\u011f\u00fcnme ve gururlanmak i\u00e7in kabir ziyaretini \u00e7ok yapanlar\u0131 uyarmakt\u0131r. \u0130bret almak ve ahireti d\u00fc\u015f\u00fcnmek i\u00e7in ziyaret edenlere de\u011fil. Nitekim diye ba\u015flayan Ebu Davud hadisi onun me\u015fru oldu\u011funa i\u015faret eder. Bu s\u00f6z do\u011frudur. Zira \u00e2yet, kabir ziyaretini mutlak olarak k\u00f6t\u00fclemi\u015f, \u00e7okla \u00f6\u011f\u00fcnme ve gururlanma suretiyle ziyaretleri k\u00f6t\u00fclemi\u015f ve azarlam\u0131\u015f, di\u011fer ciheti gayenin mefhumu ile sessiz b\u0131rakm\u0131\u015f, onun da ahireti hat\u0131rlatmak i\u00e7in olanlar\u0131n\u0131 hadis me\u015fru k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Fakat gariptir ki \u00c2l\u00fbs\u00ee buna &#8220;\u015e\u00fcphe yok ki, \u00e2yetin bundan uzak oldu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131r.&#8221; diye \u00e2yetin ilgisi olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6yleyerek itiraz etmi\u015f, sonra da k\u0131smen tasdik ederek: &#8220;Evet mezardaki ile \u00f6\u011f\u00fcnmek veya ziyaret ile gururlanmak i\u00e7in kabir ziyaretinin k\u00f6t\u00fcl\u00fcnmesinde s\u00f6z yoktur. Nas\u0131l ki mutasavv\u0131flara nisbet iddia eden cahillerden bir \u00e7oklar\u0131, \u015feyhlerin (Allah onlara rahmet eylesin) kabirlerini ziyaretle \u00f6yle yap\u0131yorlar, onunla beraber taat itikad ettikleri birtak\u0131m k\u00f6t\u00fcl\u00fckler, yol diye tuttuklar\u0131 birtak\u0131m \u00e7irkinlikler ve daha ne i\u015fler yapmaktad\u0131rlar ki onlara sat\u0131rlar\u0131n sineleri dar gelir.&#8221; demi\u015ftir.<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki kendisi de kabir ziyaretini k\u00f6t\u00fclemeyi, \u00f6\u011f\u00fcnme ve gururlanma ile kay\u0131tlam\u0131\u015f, sonra da onu bir tak\u0131m k\u00f6t\u00fcl\u00fckler ve \u015ferler i\u015flemesine alet eden cahillere \u015fiddetle h\u00fccum etmeye f\u0131rsat bularak, kabir ziyareti \u00f6\u011f\u00fctlenme ve hat\u0131rlama i\u00e7in de olsa caiz de\u011filmi\u015f gibi ileri gitmi\u015ftir. Maksad\u0131 hadisin delalet etti\u011fi ibret ve hat\u0131rlatma hikmetiyle me\u015fru olan ziyareti ink\u00e2r de\u011fil, mefhum-i muhalif (z\u0131t kavram) ge\u00e7erli olmamak bak\u0131m\u0131ndan \u00e2yetin suskun oldu\u011funu ve as\u0131l s\u00f6ylenmesi k\u00f6t\u00fclenmi\u015f olan ziyaretleri k\u0131nama y\u00f6n\u00fcnde bulundu\u011funu s\u00f6ylemek olacakt\u0131r. Fakat bu m\u00fcnasebetle hadisin i\u015fareti ile me\u015fruluk y\u00f6n\u00fcn\u00fc de a\u00e7\u0131klam\u0131\u015f olan \u00f6nceki s\u00f6z\u00fc ele\u015ftirmesi do\u011fru de\u011fildir. Ger\u00e7ekte \u015feref ve \u015fan ile gitmi\u015f b\u00fcy\u00fck ge\u00e7mi\u015flerin, babalar\u0131n ve dedelerin iyiliklerine ve olgunluklar\u0131na varis olmayan, onlar\u0131n hay\u0131r ve haseneleriyle ahlak\u00ee faziletlerini daha ileriye g\u00f6t\u00fcrmek i\u00e7in kendilerinde ya\u015fatmayan, onlar\u0131n hayat ve ak\u0131betlerini d\u00fc\u015f\u00fcnmekle ibret almak, o \u015fekilde kendisinin sonunu d\u00fc\u015f\u00fcnmek istemeyip de sadece onlar\u0131n isim ve \u015fanlar\u0131yla \u00f6\u011f\u00fcnmek, \u00f6lm\u00fc\u015flerin \u00e7oklu\u011fuyla gururlanmak, \u00e7\u00fcr\u00fcm\u00fc\u015f kemikleriyle \u00f6v\u00fcnmek, g\u00f6m\u00fclm\u00fc\u015f bulunduklar\u0131 kabirleri \u00e7i\u011fneyerek \u00fczerlerinde d\u00fc\u011f\u00fcn ve e\u011flence yapar gibi ciciler bicilerle e\u011flenmek, yan\u0131 ba\u015f\u0131nda a\u00e7 kalan kom\u015fusunu d\u00fc\u015f\u00fcnmeyip de kimseye faydas\u0131 olmaz, israftan ba\u015fka ad verilmez masraflar bile yaparak g\u00f6steri\u015f i\u00e7in kabir ziyaretlerine gidenlerin, kabir ziyaretini ters gayelerle k\u00f6t\u00fcye kullanm\u0131\u015f, \u00e7okla \u00f6\u011f\u00fcnmek kendilerini sap\u0131tm\u0131\u015f, tamamen &#8220;\u00e7oklukla \u00f6\u011f\u00fcnmek sizi kabirlere var\u0131ncaya kadar oyalad\u0131&#8221; \u00e2yeti m\u00e2n\u00e2s\u0131nda dahil, k\u00f6t\u00fcleme ve k\u0131namas\u0131na lay\u0131k olduklar\u0131n\u0131 hat\u0131rlatmak do\u011frudur. Fakat kabir ziyaretinin me\u015fru olan y\u00f6n\u00fc yokmu\u015f ve bu \u00e2yette ondan bahsetmek m\u00fcnasebet almazm\u0131\u015f gibi zannettirmek do\u011fru de\u011fildir. F\u0131k\u0131h kitaplar\u0131nda kabir ziyaretinin dine uygunlu\u011fu ve adab\u0131 hakk\u0131nda bahis vard\u0131r. Bu c\u00fcmleden olarak &#8220;D\u00fcrr\u00fc Muhtar&#8221;da: &#8220;Kabir ziyaretinde bir sak\u0131nca yoktur, isterse kad\u0131nlar i\u00e7in olsun. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;Size kabir ziyaretini yasaklam\u0131\u015ft\u0131m, haydi onlar\u0131 ziyaret edin.&#8221; hadisi vard\u0131r&#8221; \u0130mdaa, M\u00fccteba, Bahir ve Redd-i Muhtar&#8217;da: &#8220;Do\u011frusu hadiste emrolundu\u011fu i\u00e7in mendubdur&#8221;. &#8220;Redd-i Muhtar&#8221;da: &#8220;Her hafta ziyaret olunur, en faziletli olan Cuma, Cumartesi, Pazar, Pazartesi, Per\u015fembe g\u00fcnleridir&#8221;. &#8220;Fethu&#8217;l-Kadir&#8221;de: &#8220;S\u00fcnnet olan, ayakta duad\u0131r. Nitekim Peygamber (s.a.v) Bak\u0131a \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131nda \u00f6yle yap\u0131yordu ve diyordu ki: &#8220;Selam sizlere m\u00fcminler kavminin yurdu, biz de -in\u015f\u00e2 Allah- sizlere kat\u0131laca\u011f\u0131z.&#8221; &#8220;\u015eerh-i L\u00fcbab&#8221; da: &#8220;Ziyaretin adab\u0131ndand\u0131r. Ziyaret\u00e7i \u00e2lemin ba\u015f ucundan de\u011fil, ayak ucundan gelir, fakat bu m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011fu takdirdedir. Yoksa Peygamber (s.a.v.) bir \u00f6l\u00fcn\u00fcn ba\u015f\u0131 ucunda Bakara S\u00fbresi&#8217;nin ba\u015f taraf\u0131n\u0131, di\u011fer bir \u00f6l\u00fcn\u00fcn ayak ucunda da sonunu okumu\u015f oldu\u011fu sabittir. Edeplerinden biri de sahih olan lafz\u0131yla selam vermektir, &#8220;aleyk\u00fcm\u00fcsselam&#8221; de\u011fil. Zira \u015f\u00f6yle varid olmu\u015ftur: &#8220;Selam sizlere m\u00fcminler kavminin yurdu, biz de -in\u015f\u00e2 Allah- sizlere kat\u0131laca\u011f\u0131z, bizim ve sizin i\u00e7in Allah&#8217;dan afiyet dileriz&#8221;. Sonra ayakta dua eder, oturursa hal-i hayat\u0131ndaki derecesine g\u00f6re uzak veya yak\u0131n oturur ve Kur&#8217;an&#8217;dan kolay\u0131na geleni okur. Bu c\u00fcmleden olarak Fatiha&#8217;y\u0131 ve Bakara S\u00fbresi&#8217;nin ba\u015f\u0131n\u0131 e kadar ve \u00c2yet\u00fcl&#8217;k\u00fcrsi ve \u00c2menerresul\u00fc, Yasin S\u00fbresi, M\u00fclk S\u00fbresi, Tek\u00e2s\u00fcr S\u00fbresi ve on iki yahut onbir yahut yedi yahut \u00fc\u00e7 kerre \u0130hlas S\u00fbresi, okuyabildi\u011fini okur, sonra &#8220;Allah\u0131m, okudu\u011fumuzun sevab\u0131n\u0131 felana veya onlara ula\u015ft\u0131r.&#8221; der. Gerek k\u0131r\u00e2at ve gerek di\u011fer amellerden \u00f6l\u00fcye sevap hediye edilmesi hakk\u0131nda &#8220;\u0130bn\u00fc Abidin&#8221;de geni\u015f bilgi vard\u0131r. \u00d6zeti: Hac Ani&#8217;l-Gayr (Ba\u015fkas\u0131 ad\u0131na haccetme) bahsinde \u00e2limlerimiz a\u00e7\u0131k\u00e7a s\u00f6ylemi\u015flerdir ki, insan namaz, oru\u00e7 sadaka veya di\u011fer amelinin sevab\u0131n\u0131 ba\u015fkas\u0131na yapabilir. (Hidaye). Hatta &#8220;Muhit&#8221;den naklen &#8220;Tatarhaniye&#8221;nin Zek\u00e2t bahsinde: Sadaka veren i\u00e7in en faziletli olan b\u00fct\u00fcn m\u00fcmin erkek ve kad\u0131nlar i\u00e7in niyet etmektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc o onlara ula\u015f\u0131r, kendi sevab\u0131ndan da bir \u015fey eksilmez. &#8220;Bahir&#8221; de: Bir kimse namaz k\u0131lsa veya oru\u00e7 tutsa veya sadaka verse de sevab\u0131n\u0131 gerek ya\u015fayanlardan ve gerek \u00f6l\u00fclerden ba\u015fkas\u0131na yapsa caiz olur. Ve sevab\u0131, Ehl-i S\u00fcnnet ve&#8217;l-Cemaat&#8217;e g\u00f6re onlara ula\u015f\u0131r. (Beday\u00ee). Haf\u0131z \u0130bn\u00fc Teymiyye, k\u0131r\u00e2et savab\u0131n\u0131n Peygamber (s.a.v.) hazretlerine hediye edilmesini yasaklamak istemi\u015f, \u00e7\u00fcnk\u00fc onun y\u00fcksek \u015fan\u0131na ancak onun izniyle c\u00fcr&#8217;et edilebilir, o ise ona salevat getirmek ve onun i\u00e7in vesile istemektir, demi\u015f. S\u00fcbk\u00ee ve daha di\u011ferleri ise bu gibi hususlarda \u00f6zel izne ihtiya\u00e7 olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 \u0130bn\u00fc \u00d6mer&#8217;den ve daha ba\u015fkalar\u0131ndan misal g\u00f6stermekle beyan ederek onu reddetmi\u015flerdir.<\/p>\n<p>\u0130m\u00e2m-\u0131 \u00c2zam, \u0130mam Ebu Yusuf&#8217;a &#8220;Vasiyetname&#8221;sinde \u015f\u00f6yle demi\u015ftir: Sultan\u0131ndan ilme uygun olmayan bir \u015fey g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn zaman, onu kendisine itaatinle beraber an, \u00e7\u00fcnk\u00fc onun eli senin elinden kuvvetlidir. Ona, &#8220;Ben senin sultan oldu\u011fun, ba\u015fkalar\u0131 \u00fczerinde otoriteyi haiz bulundu\u011fun \u015feyde sana itaat ediciyim. Ancak gidi\u015fat\u0131nda ilme uygun olmayan bir \u015fey arzedece\u011fim.&#8221; dersin. Bunu sultan\u0131n yan\u0131nda bir kerre yaparsan yeterlidir. Zira \u00fczerine d\u00fc\u015fer ve devam edersen belki sana kahrederler. Bu da dinin y\u0131k\u0131m\u0131 olur. \u015eayet senin dininde ciddili\u011fini ve iyilikleri emretmekteki h\u0131rs\u0131n\u0131 anlamak i\u00e7in onu bir iki kerre yaparsa, bir kerre daha yapt\u0131\u011f\u0131 zaman yan\u0131na sen yaln\u0131zca gir ve dinde \u00f6\u011f\u00fct ver. E\u011fer bid&#8217;at ehli (sap\u0131k mezheb sahibi) ise, sultan da olsa, onunla tart\u0131\u015f, Allah&#8217;\u0131n Kitab\u0131&#8217;ndan ve Resulullah&#8217;\u0131n s\u00fcnnetinden bildiklerini s\u00f6yle. Kabul ederse ne \u00e2l\u00e2, etmezse art\u0131k seni ondan korumas\u0131n\u0131 Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;dan dile ve \u00f6l\u00fcm\u00fc an. \u00dcstad\u0131n ve kendilerinden ilim ald\u0131\u011f\u0131n kimseler i\u00e7in ba\u011f\u0131\u015flanmalar\u0131n\u0131 dile ve Kur&#8217;\u00e2n okumaya devam et, kabirleri, \u015feyhleri ve m\u00fcbarek yerleri \u00e7ok ziyaret et.<\/p>\n<p>Hep bunlar, kabir ziyaretinin de me\u015frulu\u011funu, hikmetini, zaman\u0131n\u0131, usul ve edeplerini g\u00f6stermektedir. Dikkate \u015fayand\u0131r ki bunlarda \u00f6l\u00fclerden bir \u015fey istemek, &#8220;yeti\u015f ey felan&#8221; gibi yard\u0131m istemek yoktur, ancak selam vermek &#8220;Allah&#8217;tan bize ve size afiyet dileriz.&#8221; gibi gerek diriler ve gerek \u00f6l\u00fcler hakk\u0131nda selamet ve afiyet i\u00e7in Allah&#8217;a dua etmek ve Kur&#8217;an okuyup sevab\u0131n\u0131 hediye etmek ve bilhassa geridekilerin de onlara kat\u0131laca\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnerek kamil iman ile gitmek i\u00e7in haz\u0131rlanmak \u00fczere in\u015fa Allah (Allah dilerse) diye il\u00e2h\u00ee iradeye s\u0131\u011f\u0131nmak vard\u0131r ki, bunun \u00f6zeti \u00f6l\u00fclerden bir\u015fey dilenmeksizin onlara sadece ruhlar\u0131n\u0131 \u015fad edecek, Allah kat\u0131nda mertebelerini y\u00fckseltecek sevap hediye edip, her ne dileyecekse Allah&#8217;tan dilemek ve b\u00fct\u00fcn kalbiyle ahireti, sonunda o kabirlere gidilece\u011fi ve o kabirlerin de\u015filece\u011fi ve g\u00f6n\u00fcllerdekinin derilece\u011fi, insanlar\u0131n da\u011f\u0131lm\u0131\u015f \u00e7ekirgeler ve da\u011flar\u0131n at\u0131lm\u0131\u015f boyal\u0131 y\u00fcnler gibi olaca\u011f\u0131 ve amellerin tart\u0131l\u0131p tart\u0131lar\u0131 a\u011f\u0131r basanlar\u0131n raz\u0131 olan ge\u00e7ime ve hafif gelenlerin k\u0131zg\u0131n ate\u015fe ayr\u0131laca\u011f\u0131 g\u00fcn\u00fc d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp Allah&#8217;a k\u00e2mil iman ve g\u00fczel amel ile ermek azmini kuvvetlendirerek, insanlar\u0131 aldatan gurur ve \u00e7okla \u00f6\u011f\u00fcnme h\u0131rs\u0131ndan s\u0131yr\u0131l\u0131p tart\u0131da a\u011f\u0131r basacak hay\u0131r i\u015flerle hayat\u0131n feyiz ve meyvesini derlemeye \u00e7al\u0131\u015fmakt\u0131r. \u00d6lenler, Allah kat\u0131nda derecelerine g\u00f6re ya raz\u0131 olan ge\u00e7im veya k\u0131zg\u0131n ate\u015fe gitmek \u00fczere Allah&#8217;a d\u00f6nm\u00fc\u015f veya d\u00f6nd\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015flerdir. Hayatta olanlar da &#8220;Ki\u015fi sevdi\u011fiyle beraberdir&#8230;&#8221; s\u00f6z\u00fc \u00fczere sevdikleriyle ha\u015frolunacaklar\u0131ndan, iyileri sevenler iyilerle, k\u00f6t\u00fcleri sevenler de k\u00f6t\u00fclerle ha\u015frolunacaklard\u0131r. Sevginin k\u0131ymeti de &#8220;\u0130nananlar en \u00e7ok Allah&#8217;\u0131 severler.&#8221; (Bakara, 2\/165) \u00e2yeti gere\u011fince Allah i\u00e7in olmas\u0131 ve &#8220;De ki: &#8216;E\u011fer Allah&#8217;\u0131 seviyorsan\u0131z bana uyun ki Allah da sizi sevsin.&#8221; (Al-i \u0130mran, 3\/31) emri gere\u011fince Allah i\u00e7in itaatte bulunmak dolay\u0131s\u0131ylad\u0131r. Yoksa \u00f6lenler Allah kat\u0131nda ne kadar iyi olurlarsa olsunlar. &#8220;Onlar bir \u00fcmmetti, gelip ge\u00e7ti: Onlar\u0131n kazand\u0131klar\u0131 kendilerinin, sizin kazand\u0131klar\u0131n\u0131z sizindir. Siz, onlar\u0131n yapt\u0131klar\u0131ndan sorulmazs\u0131n\u0131z.&#8221; (Bakara, 2\/134) \u00e2yeti h\u00fckm\u00fcnce, ge\u00e7mi\u015flerdir. Onlar\u0131n kazanc\u0131 kendilerine, sizin kazanc\u0131n\u0131z sizedir, siz onlar\u0131n amellerinden sorumlu olacak de\u011filsiniz. Onun i\u00e7in onlarla \u00f6\u011f\u00fcnme ve gururlanman\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131 yoktur. &#8220;Ancak sana ibadet ederiz ve ancak senden yard\u0131m bekleriz.&#8221; (F\u00e2tiha, 1\/5) anla\u015fmas\u0131 gere\u011fince ibadet Allah&#8217;a ve yard\u0131m ise ancak Allah&#8217;tand\u0131r. Allah i\u00e7in halka yard\u0131m \u00f6\u011f\u00fclm\u00fc\u015f ve emredilmi\u015f ise de halktan dilenmek k\u00f6t\u00fclenmi\u015ftir. Dirilerden istenmesi caiz olmayan, \u015feyleri \u00f6l\u00fclerden istemenin hi\u00e7 yak\u0131\u015fmayaca\u011f\u0131 da a\u00e7\u0131kt\u0131r. Onlardan faydalanma, onlar\u0131n O hallerini ve gidi\u015fatlar\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnerek ilm\u00ee, amel\u00ee eserlerinden ve g\u00fczel gidi\u015fatlar\u0131n\u0131 ya\u015fatmak suretiyle ruhaniyetlerinden istifadedir.&gt; Onun i\u00e7in \u0130bn\u00fc Abidin (Allah&#8217;\u0131n rahmeti \u00fczerine olsun) &#8220;Redd-i Muhtar&#8221;da der ki: &#8220;Veliler, Allah&#8217;a yak\u0131nl\u0131kta farkl\u0131d\u0131rlar. Ziyaret edenlerin menfaatleri de, marifetleri ve s\u0131rlar\u0131 oran\u0131ndad\u0131r.&#8221; Bir insan\u0131n bir kitaptan bir proplemini halletmesi, ge\u00e7mi\u015flerden bir istifadesi oldu\u011fu gibi, bir kabri ziyaretle bir kitap okur gibi d\u00fc\u015f\u00fcncenin uyand\u0131raca\u011f\u0131 hat\u0131ralara g\u00f6re bir etki almas\u0131 da tabiidir.<\/p>\n<p>Bunun en g\u00fczeli de meydana gelen kalp inceli\u011fi ile ahiret hissini duyup, o uyanma ile hayata d\u00f6nmek ve gaflet perdesini s\u0131y\u0131r\u0131p, kalan \u00f6mr\u00fcn\u00fc hay\u0131r ve iyilikler ile Hakk&#8217;a kavu\u015fanlara kat\u0131lmak \u00fczere hak yolunda g\u00fczel amellerle ge\u00e7irmek azmini beslemektir ki, hadis-i \u015ferifte buna: &#8220;\u00c7\u00fcnk\u00fc o size ahireti hat\u0131rlat\u0131r.&#8221; diye tenbih edilmi\u015ftir. B\u00f6yle uyanma ile ibret al\u0131nmas\u0131 laz\u0131m gelen kabir ziyaretini, z\u0131dd\u0131na olarak, \u00f6\u011f\u00fcnme gururuyla \u00e7oklukla \u00f6\u011f\u00fcnmek i\u00e7in yapmak, s\u0131k\u0131nt\u0131n\u0131n, gafletin son derecesi oldu\u011fundan dolay\u0131 \u00f6yle yapanlara &#8220;\u00c7oklukla \u00f6v\u00fcnmek, sizi kabirlere var\u0131ncaya kadar oyalad\u0131.&#8221; hitab\u0131yla azarlama yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bu a\u00e7\u0131klama, kabir ziyareti, hakikat m\u00e2n\u00e2s\u0131na oldu\u011fu takdirdedir. Buna, &#8220;\u00c7oklukla \u00f6\u011f\u00fcnmek sizi ta kabirleri ziyaret edi\u015finize kadar oyalad\u0131.&#8221; yani kabirleri ziyaret etti\u011finiz zaman o \u00e7okla gururlanma ve oyalama kalmad\u0131 veya kalmaz, m\u00e2n\u00e2s\u0131 verildi\u011fi takdirde gaye, gaye edilenden hari\u00e7 olaca\u011f\u0131ndan kabir ziyaretlerinin d\u00fcnya h\u0131rs\u0131na \u00e7okla \u00f6\u011f\u00fcnme ve oyalamaya son verece\u011fine de i\u015faret edilmi\u015f olur. Fakat yukarda a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere tefsirciler bu takdirde kabir ziyareti hakikat m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmay\u0131p, \u00f6l\u00fcmden kinaye olaca\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylemi\u015flerdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00e7oklukla \u00f6\u011f\u00fcnmeye kesin \u015fekilde son veren \u00f6l\u00fcmd\u00fcr. Ger\u00e7i bir \u00f6l\u00fc ba\u015f\u0131nda bulunmak ve bir cenazeyi kabre g\u00f6t\u00fcr\u00fcp defnetmek veya sonra kabrini ziyaret etmek hallerinde de a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere kalbi olanlara bu anahtar ve hat\u0131rlatma h\u00fckm\u00fc inki\u015faf etmez de\u011filse de bu, genel ve kesin olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, bunlar hakikatle hep \u00f6l\u00fcm\u00fcn fer&#8217;i ve gere\u011fidirler. Bir de bunlar istenildi\u011fi takdirde yasak ve k\u00f6t\u00fclenmi\u015f de\u011fil, s\u00f6z\u00fcn geli\u015fi gayeye y\u00f6nelik olarak vacip veya mendub olmak gerekir. Yani as\u0131l maksat oyalamay\u0131 beyan ile zorlama ve azarlamadan \u00e7ok kabir ziyaretine sevketmek demek olur. Fakat bu haddizat\u0131nda g\u00fczel bir m\u00e2n\u00e2 olmakla beraber, bundan sonraki ile zecr (yasaklama)e uygun d\u00fc\u015fmez. \u00c7\u00fcnk\u00fc kel\u00e2m\u0131n sevki, gere\u011finde kel\u00e2m\u0131n yasaklama ve tehdidi, do\u011frudan do\u011fruya ziyarete y\u00f6nelmi\u015f olmak laz\u0131m gelir. Bu ise z\u0131tl\u0131k ve \u00e7eli\u015fki olur. Bundan anla\u015f\u0131l\u0131r ki, kel\u00e2m\u0131n sevkedildi\u011fi \u015fey kabir ziyareti de\u011fil, oyalama ve \u00e7okla \u00f6\u011f\u00fcnmekle k\u0131namad\u0131r. Kel\u00e2m\u0131n yasaklama ve zorlamas\u0131 da ona y\u00f6neliktir. \u00d6nceki vecihlerde ise \u00e7okla \u00f6\u011f\u00fcnmek i\u00e7in olan k\u00f6t\u00fclenmi\u015f kabir ziyareti bahis konusu olarak gaye, gaye edinilende dahil oldu\u011fu i\u00e7in bu mahzur varid olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, gaye, gaye edilenden, kel\u00e2m\u0131n sevkedildi\u011fi \u015feyden hari\u00e7 olmak \u00fczere \u00f6l\u00fcm m\u00e2n\u00e2s\u0131na oldu\u011fu takdirde de varid olmaz. Ve me\u00e2l \u015fu olur: &#8220;\u00c7okla \u00f6\u011f\u00fcnmek sizleri \u00f6yle gaflete d\u00fc\u015f\u00fcrd\u00fc ki, t\u00e2 canlar\u0131n\u0131z \u00e7\u0131k\u0131ncaya, tenleriniz kabirlere girinceye kadar.<\/p>\n<p>3. \u0130\u015f \u00f6yle de\u011fil, sak\u0131n\u0131n, \u00f6yle kabir ziyaretine var\u0131ncaya kadar \u00e7oklukla \u00f6\u011f\u00fcnme ve gururlanma ile oyalanmay\u0131n, sonu kabre varan d\u00fcnyada \u00e7ok \u00f6nemli olan g\u00f6revi unutup da bo\u015f, gelip ge\u00e7ici \u015feylerle e\u011flenip oyalanmak, mal \u00e7oklu\u011fuyla gururlanmak akl\u0131 olanlara yak\u0131\u015fmaz; ger\u00e7ek, sand\u0131\u011f\u0131m\u0131z gibi de\u011fil. \u0130lerde bileceksiniz. Ne b\u00fcy\u00fck gaflette bulundu\u011funuzu, bulundu\u011funuz halin sonu ne kadar k\u00f6t\u00fc oldu\u011funu, sonucunu g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcz zaman anlayacaks\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>4. Sonra, hay\u0131r, ilerde bileceksiniz. \u00d6ncekini tekiddir. \u0130kincinin birinciden daha belagatl\u0131 oldu\u011funa delalet i\u00e7indir. Bir de \u00f6nceki \u00f6l\u00fcm s\u0131ras\u0131nda veya kabirde, ikincisi de \u00f6l\u00fcmden sonraki dirilme s\u0131ras\u0131nda denilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>5-6. &#8220;Hay\u0131r \u00f6yle de\u011fil.&#8221; \u00d6nceki yasaklamalar\u0131 bir daha te&#8217;kiddir. R\u00e2z\u00ee der ki: &#8220;Bu iadenin g\u00fczel olu\u015fu, \u00e7\u00fcnk\u00fc her yerde &#8216;ya di\u011fer yerlerindekinden ba\u015fka bir \u015fey takip ettirmi\u015ftir. Bu \u015f\u00f6yle demek gibidir: Yapmay\u0131n azab\u0131 hak etmi\u015f olacaks\u0131n\u0131z, yapmay\u0131n daha di\u011fer zararlara giriftar olacaks\u0131n\u0131z. Bu gibi tekrarlar ise belagat\u00e7\u0131lar kat\u0131nda \u00e7irkin de\u011fil, g\u00fczeldir, faydal\u0131d\u0131r. Fakat Hasen&#8217;den rivayet edildi\u011fi \u00fczere bu \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc &#8216;n\u0131n &#8220;hakikaten, ger\u00e7ekten&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmas\u0131 da yak\u0131\u015f\u0131r, yani do\u011frusu . Yak\u00een (kesin bilgi) ile bilesiniz. Dilimizde Arap\u00e7a&#8217;dan olan &#8220;yak\u00een&#8221; ile s\u0131rf T\u00fcrk\u00e7e olan &#8220;yak\u0131n&#8221; kelimelerini birbirine kar\u0131\u015ft\u0131rmamak gerekir. T\u00fcrk\u00e7e &#8220;yak\u0131n&#8221;, Arap\u00e7a &#8220;karib&#8221; demek oldu\u011fu malumdur. Bununla beraber Arap\u00e7a olan &#8220;yak\u00een&#8221; de dilimize \u00f6yle mal olmu\u015ftur ki, \u00e7oklar\u0131 T\u00fcrk\u00e7e &#8220;yak\u0131n&#8221;\u0131 bile Arap\u00e7as\u0131 gibi yazarlar. Bu kelimenin ilim ve edebiyat \u0131st\u0131lah\u0131m\u0131zda k\u0131ymeti \u00e7ok b\u00fcy\u00fckt\u00fcr. B\u00fct\u00fcn ilim ve fende aranan gaye bu yak\u00eene ermektir. Onun i\u00e7in &#8220;ilme&#8217;l-yak\u00een&#8221;, &#8220;ayne&#8217;l-yak\u00een&#8221;, &#8220;hakka&#8217;l-yak\u00een&#8221; deyimleri de birer kli\u015fe olmu\u015ftur. Yukar\u0131larda da ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere &#8220;yak\u00een&#8221; asl\u0131nda \u015feksiz ve teredd\u00fcts\u00fcz ilim m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;yakn&#8221; gibi masdar veya m\u00fcbala\u011fal\u0131 ism-i fail olup ilmin s\u0131fat\u0131ndan olarak bilinmektedir. &#8220;M\u00fcteyakkan&#8221; (\u015feksiz \u015f\u00fcphesiz bilinen) m\u00e2n\u00e2s\u0131na malumun s\u0131fat\u0131 olarak da kullan\u0131l\u0131r. \u00d6zellikle &#8220;\u00f6l\u00fcm&#8221;\u00fcn de ismi olmu\u015ftur. Ra\u011f\u0131b der ki: \u0130lmin s\u0131fat\u0131 olan yak\u00een, anlay\u0131\u015f\u0131n sebat\u0131yle nefsin s\u00fckunudur. Marifetin, dirayetin ve benzerlerinin \u00fcst\u00fcndedir. \u0130lm-i yak\u00een (kesin bilgi) denilir, marifet-i yak\u00een denilmez. Seyyid&#8217;in beyan\u0131na g\u00f6re de s\u00f6zl\u00fckte yakin, \u015fek ve \u015f\u00fcphe olmayan ilimdir. \u0130st\u0131lahta, &#8220;o \u015fey \u00f6yledir diye \u00f6yle inanmakt\u0131r ki, ba\u015fka t\u00fcrl\u00fc olmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn de\u011fil, inanc\u0131 ile beraber olaya uygun ve yok olmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olmayan bir inan\u00e7 ola. (Bu tarifin, ilme&#8217;l-yak\u00een, ayne&#8217;l-yak\u00een, hakka&#8217;l-yak\u00een mertebelerinin a\u00e7\u0131klamas\u0131 hakk\u0131nda Bakara S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;Onlar ahirete de kesinlikle inan\u0131rlar.&#8221; (Bakara, 2\/4) ve V\u00e2k\u0131a S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;\u0130\u015fte kesin ger\u00e7ek budur.&#8221; (V\u00e2k\u0131a, 56\/95) \u00e2yetlerinde s\u00f6z ge\u00e7mi\u015fti. Oraya bkz.). Burada \u015funu s\u00f6yleyelim ki, bu \u00e2yette mef&#8217;ul-i mutlak &#8220;kesin bilgi&#8221; tamlamas\u0131nda yak\u00een\u0131n \u00fc\u00e7 m\u00e2n\u00e2s\u0131na g\u00f6re \u00fc\u00e7 ihtimal vard\u0131r:<\/p>\n<p>Birincisi: Yak\u00een ilmin s\u0131fat\u0131 olmak m\u00e2n\u00e2s\u0131yla mevsufun s\u0131fata veya \u00e2mm\u0131n hassa izafeti kabilinden olmas\u0131d\u0131r ki, yak\u00een ilim, yak\u00een denilen sa\u011flam bili\u015f demektir.<\/p>\n<p>\u0130kincisi: \u0130lmin malumuna izafeti kabilinden olmas\u0131d\u0131r ki, emr-i m\u00fcteyakkane yani \u015feksiz malumunuz bulunan \u015feyleri bilirsiniz gibi demektir. Tefsircilerin pek\u00e7o\u011fu bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 s\u00f6ylemi\u015flerdir.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc: &#8220;el-Yak\u00een&#8221;, mevt (\u00f6l\u00fcm) m\u00e2n\u00e2s\u0131na olarak \u00f6l\u00fcm\u00fc bilmek, \u00f6l\u00fcm\u00fc bili\u015f, yahut \u00f6l\u00fcm ilmi, \u00f6l\u00fcm bilgisi ile ilerisini bilseniz, demek olur. Baz\u0131 tefsirciler de burada bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 vermi\u015flerdir.<\/p>\n<p>\u0130nsanlar\u0131n \u00f6l\u00fcm\u00fc bili\u015fleri \u00fc\u00e7 mertebededir:<\/p>\n<p>Birincisi: Her akl\u0131 olan, benzerlerinin \u00f6l\u00fcm\u00fcnden inceleme ve k\u0131yas yoluyla delil getirerek kendinin \u00f6lece\u011fini de \u015f\u00fcphesiz bilir ki bu ilme&#8217;l-yak\u00eendir.<\/p>\n<p>\u0130kincisi: \u00d6l\u00fcme \u00e7ok yakla\u015ft\u0131\u011f\u0131nda melekleri a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6rmesiyle \u00f6l\u00fcm\u00fc bilir ki bu da ayne&#8217;l-yak\u00eendir.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc: Tam \u00f6ld\u00fc\u011f\u00fc andaki bili\u015ftir ki, o da hakka&#8217;l-yak\u00eendir. \u00d6nce ilme&#8217;l-yak\u00een, ayne&#8217;l-yak\u00een malumu olan yak\u00een o zaman kendisi olarak tahakkuk etmi\u015ftir. \u0130lme&#8217;l-yak\u00een, bu \u00fc\u00e7 mertebeye \u00e2mm olarak da kullan\u0131l\u0131r. Bu m\u00e2n\u00e2larla ilm-i yak\u00een ve ilm-i mevt (\u00f6l\u00fcm bilgisi) deyimi, mesela matematik ilmi, t\u0131p ilmi, hayat ilmi, ruh ilmi (psikoloji), din ilmi, felsefe ilmi deyimleri kabilinden olarak<\/p>\n<p>m\u00e2n\u00e2: Yak\u0131n bilgisini, \u00f6l\u00fcm bilgisini hakk\u0131yla bilseniz de o ilim ile ilerisini, sonu\u00e7taki cezay\u0131 bilseniz! demek olur. Sonra, b\u00fct\u00fcn tefsirciler burada in cevab\u0131n\u0131n hazfedilmi\u015f oldu\u011funda ittifak etmi\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fcyorlar. Ancak takdirinde bir-iki vecih s\u00f6ylemi\u015flerdir:<\/p>\n<p>1- E\u011fer ilerisini \u015f\u00fcphesiz ilimle bilseniz \u00f6yle yapmazd\u0131n\u0131z, mal \u00e7oklu\u011fu ile \u00f6\u011f\u00fcnme sizi oyalamazd\u0131, diye, \u00f6neri ile tayindir.<\/p>\n<p>2- Zihinler m\u00fcmk\u00fcn olabilen her \u015fekli d\u00fc\u015f\u00fcns\u00fcn diye kapal\u0131 bir \u015fekilde korkutmay\u0131 en y\u00fcksek derecede b\u00fcy\u00fctmek \u00fczere haziftir ki, e\u011fer ilerisini \u015feksiz ilimle bilseniz neler neler yapard\u0131n\u0131z, yani \u00f6yle \u00e7al\u0131\u015f\u0131r, \u00f6yle i\u015fler yapard\u0131n\u0131z ki, \u015fimdi onun i\u00e7eri\u011fi tarif ve tavsife s\u0131\u011fmaz. Fakat biliyorsunuz, bilgisizlik ve gurur ile yanl\u0131\u015f gidiyorsunuz, \u00e7okla \u00f6\u011f\u00fcnmek ve gururlanmakla vakit ge\u00e7iriyorsunuz, demek olur. Tahkik ehlinin tercihleri de bu ikinci vecihtir.<\/p>\n<p>Bir\u00e7ok kimseler ilim denilince, ilmin laf\u0131n\u0131 etmek, onunla d\u00fc\u015f\u00fck ve fani maksatlar elde etmek zanneder. Laf\u0131yla \u00f6\u011f\u00fcnmek ve \u00e7okla gururlanmay\u0131, ilmi ve ilmin ad\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fck maksatlar i\u00e7in kullanmay\u0131 h\u00fcner sayar. Halbuki d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcrse, tefsircilerin hat\u0131rlatt\u0131klar\u0131 vechile, bu \u00e2yette \u00e2limlere \u00e7ok b\u00fcy\u00fck tehdit vard\u0131r. Zira bu \u00e2yet g\u00f6sterir ki, \u00e7okla \u00f6\u011f\u00fcnmenin sonundaki \u00e2fet ve felakete kesin ilim has\u0131l olsayd\u0131 \u00e7okla \u00f6\u011f\u00fcnme ve gururlanmadan vazge\u00e7erlerdi. Bu ise su\u00e7u gerektirir: Demek ki, \u00e7okla \u00f6\u011f\u00fcnme ve gururlanmay\u0131 terketmeyenlerde yak\u00een (kesinlik) has\u0131l olmaz. O halde ilmin ger\u00e7e\u011fini sezmeyerek k\u00f6t\u00fcye kullanan, bildiklerine iman\u0131 olmayan, bilgisiyle ilme yara\u015f\u0131r amelde bulunmayan, onunla beraber bilgin ad\u0131n\u0131 ta\u015f\u0131mak isteyenlerin vay haline, vay haline. \u0130lmin \u015fartlar\u0131ndan birisi ve hatta en birincisi g\u00fczel amellerin en \u015fiddetli uyar\u0131c\u0131lar\u0131ndan olmas\u0131d\u0131r. O, amel zaman\u0131nda \u00f6n\u00fcnde bulunursa rehber, te\u015fvik\u00e7i, \u00f6\u011f\u00fct\u00e7\u00fc olur. Amel vakti ge\u00e7tikten sonra olursa, o vakit de hasret ve nedamet olur. Bu hasret \u015f\u00f6yle bir misal ile temsil edilir: Bir yolcu k\u00e2filesi karanl\u0131k bir yerden ge\u00e7mi\u015fler. Ge\u00e7erken ayaklar\u0131na ili\u015fen birtak\u0131m ta\u015flardan zahmet \u00e7ekmi\u015fler. Bir \u00e7oklar\u0131 sadece o zahmetten bir an \u00f6nce s\u0131yr\u0131l\u0131p \u00e7\u0131kmay\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnerek ge\u00e7ip gitmi\u015fler, baz\u0131lar\u0131 da o karanl\u0131kta onlardan biraz al\u0131p ceplerine, torbalar\u0131na koymu\u015flar. Sonra karanl\u0131ktan \u00e7\u0131kt\u0131klar\u0131 vakit bakm\u0131\u015flar ki o ta\u015flar cevahir (k\u0131ymetli ta\u015flar) imi\u015f. O zaman her iki k\u0131s\u0131m da hasret ve nedametle ah \u00e7ekmi\u015f. Alm\u0131\u015f olanlar, &#8220;ah niye daha \u00e7ok almad\u0131k&#8221; diye gam yemi\u015fler. Almayanlar da: &#8220;ah niye biz hi\u00e7 almad\u0131k&#8221; diye \u00e7\u0131rp\u0131n\u0131p d\u00f6v\u00fcnm\u00fc\u015fler. \u0130\u015fte k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc k\u0131yamet ehlinin hali bunun gibi olacakt\u0131r. \u00c7al\u0131\u015fanlar, &#8220;niye daha iyi \u00e7al\u0131\u015fmad\u0131k&#8221; diye; \u00e7al\u0131\u015fmayanlar da, &#8220;niye biz \u00e7al\u0131\u015fmad\u0131k&#8221; diye \u00fcz\u00fcleceklerdir. Onun i\u00e7in gen\u00e7ler, hayat ve memat (\u00f6l\u00fcm) i\u00e7in karanl\u0131klar\u0131 ayd\u0131nlatacak olan yak\u00een ilmine (kesin ilme) \u00e7al\u0131\u015fmal\u0131, ilmi olanlar da g\u00fc\u00e7leri yetebildi\u011fi kadar bilgilerini ahirette i\u015flerine yarayacak, tart\u0131lar\u0131nda a\u011f\u0131r basacak g\u00fczel ameller yapmak i\u00e7in tatbik ve icraya \u00e7al\u0131\u015fmal\u0131, d\u00fcnya zevki ge\u00e7irmeye, d\u00fcnyada kalacak servetler toplamaya u\u011fra\u015fmamal\u0131, kazan\u00e7lar\u0131n\u0131 hak ve hay\u0131r u\u011frunda sarfetmelidirler. Zira bu d\u00fcnya e\u011flenecek yer de\u011fildir, istikbal ge\u00e7idi, s\u0131rat \u00e7ok tehlikelidir. Buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Vallahi o cehennemi muhakkak g\u00f6receksiniz. O cehennem, \u00f6nceki s\u00fbredeki &#8220;haviye&#8221; (\u00e7ukur), n\u00e2r-\u0131 hamiye denirken k\u0131zg\u0131n ate\u015ftir. Bununla o tefsir edilmi\u015f, cehennem ate\u015fi demek oldu\u011fu da anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u0130lk bak\u0131\u015fta bu \u00e2yet yukar\u0131ki in cevab\u0131 ve l\u00e2m-\u0131 ibtidaiye (ba\u015flama l\u00e2m\u0131) san\u0131l\u0131r. Fakat \u00f6yle de\u011fildir. Demin a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere in cevab\u0131 hazfedilmi\u015f, bu &#8220;l\u00e2m&#8221;, kasem (yemin) i\u00e7in olarak, c\u00fcmle, hazfedilmi\u015f cevab\u0131n sebebi olmak \u00fczere ba\u015ftan tehdittir. Bunun do\u011frudan do\u011fruya e cevap olmamas\u0131n\u0131n sebebini tefsirciler \u015f\u00f6yle izah etmi\u015flerdir. Zira &#8221; edat\u0131 bir \u015feyin imk\u00e2ns\u0131z olu\u015fu sebebiyle di\u011fer bir \u015feyin de imk\u00e2ns\u0131zl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ifade i\u00e7indir.&#8221; Yani as\u0131l vaz&#8217;\u0131 \u015fart\u0131n\u0131n vuku bulmamas\u0131ndan dolay\u0131 cevab\u0131n\u0131n vuku bulmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ifade i\u00e7indir. \u015eu halde bu c\u00fcmle ona cevap olsayd\u0131, m\u00e2n\u00e2: kesin ilim (ilm-i yak\u00een) bulunmad\u0131\u011f\u0131ndan dolay\u0131 o cehennemin g\u00f6r\u00fclemedi\u011fini anlatmaktan ibaret olurdu. Durum bu ise s\u00f6z\u00fcn cereyan\u0131ndan ve bundan sonraki \u00e2yetlerin devam\u0131ndan anla\u015f\u0131l\u0131yor ki maksat, o cehennemin, \u015fimdi ni\u00e7in g\u00f6r\u00fclmedi\u011fini beyan de\u011fil, ilerde muhakkak olarak g\u00f6r\u00fclece\u011fini beyan etmekle korkutmad\u0131r. Bu ise bunun e cevap de\u011fil, ba\u015fl\u0131 ba\u015f\u0131na ibtida-i kel\u00e2m (kel\u00e2m ba\u015flang\u0131c\u0131) oldu\u011funa karinedir. Bu \u015fekilde de l\u00e2m\u0131n kasem i\u00e7in olmas\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r. Ger\u00e7i bunu e cevap yaparak ve g\u00f6rmeyi ilim m\u00e2n\u00e2s\u0131na, kalp g\u00f6rmesine yorarak, dolay\u0131s\u0131yla o korkutma ve tehdit m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 anlamak da m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. &#8220;E\u011fer kat&#8217;i ilimle bilesiniz, elbette o cehennemi g\u00f6recektiniz, yani g\u00f6rece\u011finizi muhakkak bilecek anlayacakt\u0131n\u0131z, fakat bilmiyorsunuz. Onun i\u00e7in \u015fimdi g\u00f6rm\u00fcyor, anlam\u0131yorsunuz. Ama ilerde g\u00f6rece\u011finiz muhakkak&#8221; demek olabilir. Fakat bu daha dolamba\u00e7l\u0131, daha uzun bir yoruma ve takdir olur. \u00d6b\u00fcr\u00fc ise daha sade ve daha a\u00e7\u0131kt\u0131r.<\/p>\n<p>7. Sonra yemin olsun ki cehennemi yakin g\u00f6z\u00fcyle g\u00f6receksiniz. Bu &#8220;ayne&#8217;l-yak\u00een&#8221; (yak\u00een g\u00f6z\u00fc) tamlamas\u0131ndaki &#8220;ayn&#8221;da iki vecih vard\u0131r. Birisi: &#8220;Ayn&#8221;, g\u00f6z m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmas\u0131d\u0131r. Yak\u00een g\u00f6z\u00fcyle, a\u00e7\u0131k\u00e7a, \u00f6n\u00fcn\u00fczde g\u00f6receksiniz, demek olur. R\u00fc&#8217;yet (g\u00f6rmek)den zahir olan budur. Bu \u015fekilde \u00f6nceki g\u00f6rmek (r\u00fc&#8217;yet) tehdit, ikinci r\u00fc&#8217;yet mah\u015ferde, s\u0131ratta g\u00f6rme demektir. Di\u011feri de &#8220;ayn&#8221;, zat m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmakt\u0131r ki yak\u00eenin zat\u0131ndan, kendisinden ibaret olan bir g\u00f6r\u00fc\u015fle g\u00f6receksiniz, demek olur. Tefsircilerin \u00e7o\u011fu burada m\u00e2n\u00e2 bu oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Bu ise hakka&#8217;l-yak\u00een m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131n ayn\u0131 demektir. Bunda bilen, bili\u015f, bilinen, g\u00f6ren, g\u00f6r\u00fc\u015f ve g\u00f6r\u00fcnen hep ayn\u0131 \u015fey olarak birle\u015fmi\u015f olur. B\u00f6yle bili\u015f ve g\u00f6r\u00fc\u015f de Allah korusun ancak o cehenneme girmekle olur. Onun i\u00e7in buna g\u00f6re de demi\u015flerdir ki, \u00f6nceki rivayet (g\u00f6r\u00fc\u015f), ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f esnas\u0131nda, sonraki g\u00f6r\u00fc\u015f girme esnas\u0131ndad\u0131r.<\/p>\n<p>8. Sonra vallahi o g\u00fcn o nimetlerden muhakkak sorulacaks\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>Na\u00eem , kendisiyle tad al\u0131nan her t\u00fcrl\u00fc nimeti i\u00e7erir. Hayat, s\u0131hhat ve afiyet ve hatta i\u00e7ilen bir yudum tatl\u0131, so\u011fuk su da bunda dahildir. S\u00f6z\u00fcn geli\u015fine g\u00f6re hitap, malla \u00f6\u011f\u00fcnme kendilerini oyun ile oyalam\u0131\u015f olanlara; o nimetlerden maksad da \u00f6yle oyun ve gafletle tad\u0131larak ve nimetlenerek dinden veya dinin g\u00f6revleri ve sorumluluklar\u0131ndan al\u0131koyan nimetler olmak a\u00e7\u0131k g\u00f6r\u00fcn\u00fcr. Bu \u015fekilde sorudan, sorgudan maksat da, o g\u00fcn elden gidecek olan o nimetleri ba\u015fa kakmak, onlar\u0131n ac\u0131lar\u0131n\u0131, azaplar\u0131n\u0131 \u00e7ektirmektir. Onun i\u00e7in &#8220;Ke\u015f\u015f\u00e2f&#8221;ta der ki: &#8220;\u0130nsan\u0131n sorumlu olaca\u011f\u0131 ve cezaland\u0131r\u0131laca\u011f\u0131 nimetler nedir? \u00c7\u00fcnk\u00fc hi\u00e7bir nimeti olmayan kimse yoktur, dersen, derim ki: O b\u00fct\u00fcn himmeti lezzetlerini elde etmeye sarfedilmi\u015f olan, ancak ho\u015f yemek ve yumu\u015fak giyinmek, vakitlerini e\u011flence ve oyunla ge\u00e7irmek i\u00e7in ya\u015fayan; ilim ve amele, lay\u0131k olduklar\u0131 \u00f6nemi vermeyen; nefsine onlar\u0131n zorluklar\u0131n\u0131 y\u00fcklemek istemeyen kimselerin nimetleridir. Fakat Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n s\u0131rf kullar\u0131 i\u00e7in yaratt\u0131\u011f\u0131 nimeti ve r\u0131z\u0131klar\u0131 ile faydalan\u0131p, onlarla ilim tahsiline ve gere\u011fince g\u00fczel ameller yapmaya \u00e7al\u0131\u015fmak i\u00e7in kuvvet alan ve \u015f\u00fckr\u00fcn\u00fc yerine getirmeye \u00e7al\u0131\u015fan kimseler ondan hari\u00e7tir. Resul-i Ekrem (s.a.v.) hazretleri rivayet olundu\u011fu \u00fczere ashab\u0131yla bir hurma yiyip, \u00fczerine su i\u00e7tiklerinde &#8220;Bizi doyuran, suya kand\u0131ran ve m\u00fcsl\u00fcmanlar olarak yaratan Allah&#8217;a hamdolsun.&#8221; diye hamdederek buna i\u015faret buyurmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Bunda dinden b\u00fcsb\u00fct\u00fcn gaflet eden k\u00e2firler dahil oldu\u011fu gibi, din\u00ee y\u00fck\u00fcml\u00fcl\u00fcklerden gaflet eden fas\u0131k m\u00fcminler de dahil olur. Yani bunlar, hep o nimetlerden sorumlu olacaklard\u0131r. \u015e\u00fckr\u00fcn\u00fc bilen salih m\u00fcminler de\u011fil. Beyd\u00e2v\u00ee bunu \u015f\u00f6yle \u00f6zetlemi\u015ftir: &#8220;Naim (nimetler), yani o sizi oyalayan nimetler demektir. Hitap, d\u00fcnyas\u0131 dininden al\u0131koyan her kimseye, naim de onu i\u015fgal edene mahsustur. \u00c7\u00fcnk\u00fc karine ve &#8220;De ki: &#8216;Allah&#8217;\u0131n kullar\u0131 i\u00e7in var etti\u011fi zineti ve temiz r\u0131z\u0131klar\u0131 kim haram etti?&#8221; (A&#8217;r\u00e2f, 7\/32) gibi bir\u00e7ok nasslar ona delalet eder. Bununla beraber ikisi de geneldir. &#8220;Herkes \u015f\u00fckr\u00fcnden sorumlu olacakt\u0131r.&#8221; da denilmi\u015f; &#8220;\u00c2yet, k\u00e2firlere mahsustur.&#8221; da denilmi\u015ftir. Hakikatte Hasen, M\u00fckatil ve \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;dan rivayet edilerek baz\u0131 tefsirciler bu s\u00fbredeki hitaplar\u0131n k\u00e2firlere, bundan dolay\u0131 bu \u00e2yetteki sorunun da cezaland\u0131rma sorusu olarak onlara mahsus oldu\u011funa kani olmu\u015flard\u0131r. &#8220;Biz hi\u00e7, bir nank\u00f6rden ba\u015fkas\u0131n\u0131 cezaland\u0131r\u0131r m\u0131y\u0131z?&#8221; (Sebe&#8217;, 34\/17) buyurulmu\u015f olmas\u0131yla da delil getirmi\u015flerdir. Fakat bundan maksad nimeti ink\u00e2r etme oldu\u011funa g\u00f6re \u00f6nceki m\u00e2n\u00e2ya e\u015fit olur. Di\u011fer bir k\u0131s\u0131m tefsirciler de s\u00fbrenin sonundaki bu hitab\u0131n gerek k\u00e2fir, gerek m\u00fcmin, gerek fas\u0131k, gerek salih b\u00fct\u00fcn insanlara ait bir hitap, naimin de her nimeti i\u00e7eren nimetler cinsi oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Bu \u015fekilde sorudan maksat, yaln\u0131z ba\u015fa kakmak i\u00e7in azarlama ve ceza sorgusu demek olmay\u0131p, ink\u00e2r veya \u015f\u00fckr\u00fc ortaya \u00e7\u0131karan ve ona g\u00f6re ya ceza veya m\u00fckafat ile neticelenecek olan soru demek olur. Buna bir hayli haberlerle delil getirmi\u015flerdir. Bu c\u00fcmleden olarak: Tirmiz\u00ee&#8217;nin Abdullah b. Z\u00fcbeyr&#8217;den, babas\u0131ndan rivayet etti\u011fi \u00fczere \u00e2yeti nazil oldu\u011fu zaman Z\u00fcbeyr b. Avvam (r.a.): Ey Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc! Biz hangi nimetlerden sorgulanaca\u011f\u0131z? &#8220;O iki karadan ibaret: Hurma ve su!&#8221; demi\u015fti. Resulullah: &#8220;Haberiniz olsun ki o olacak.&#8221; buyurdu. Ebu H\u00fcreyre&#8217;den rivayette: &#8220;\u0130nsanlar ey Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc, biz hangi nimetlerden sorgulanaca\u011f\u0131z? Onlar iki siyahtan ibaret d\u00fc\u015fman haz\u0131r, k\u0131l\u0131\u00e7lar\u0131m\u0131z boyunlar\u0131m\u0131zda, demi\u015flerdi. Resulullah: &#8220;Muhakkak bu olacakt\u0131r&#8221; buyurdu. Tirmiz\u00ee \u00f6ncekine hasen ve ikinciden \u00e7ok sahih, demi\u015ftir. Yine Ebu Hureyre&#8217;den: Resulullah (s.a.v) buyurmu\u015ftur ki: K\u0131yamet g\u00fcn\u00fc ilk \u00f6nce sorulacak (yani kula nimetlerden sorulacak ilk soru) ona: Biz senin cismine s\u0131hhat vermedik mi? Ve seni so\u011fuk suya kand\u0131rmad\u0131k m\u0131? denilmektedir. Tirmiz\u00ee buna, &#8220;garib&#8221; demi\u015ftir. Hz. \u00d6mer&#8217;den rivayet olunmu\u015ftur: Hangi naimden sorulaca\u011f\u0131z ey Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc? Halbuki memleketimizden ve mallar\u0131m\u0131zdan \u00e7\u0131kar\u0131ld\u0131k.&#8221; demi\u015fti. Resulullah da, sizleri s\u0131caktan ve so\u011fuktan koruyan meskenlerin, a\u011fa\u00e7lar\u0131n, \u00e7ad\u0131rlar\u0131n g\u00f6lgeleri ve s\u0131cak g\u00fcnde so\u011fuk su, buyurmu\u015ftur. &#8220;Kendi yurdunda emniyette, bedeni afiyette, g\u00fcn\u00fcn\u00fcn az\u0131\u011f\u0131 yan\u0131nda olan kimse sanki d\u00fcnya tamamiyle ona tahsis edilmi\u015f, onun olmu\u015f gibidir.&#8221; hadisi de ona yak\u0131nd\u0131r.<\/p>\n<p>Bir de Resulullah zaman\u0131nda bir gen\u00e7 m\u00fcsl\u00fcman olmu\u015ftu. Resulullah ona S\u00fbresini \u00f6\u011fretmi\u015fti. Sonra da onu bir kad\u0131nla evlendirmi\u015fti. Kad\u0131n\u0131n yan\u0131na girip de b\u00fcy\u00fck bir cehiz ve bir\u00e7ok nimet g\u00f6r\u00fcnce, &#8220;ben bunlar\u0131 istemem&#8221; diyerek \u00e7\u0131kt\u0131 gitti. Peygamberimiz sebebini sorunca: &#8220;Sen bana &#8220;Sonra o g\u00fcn nimetlerden muhakkak sorulacaks\u0131n\u0131z.&#8221; diye \u00f6\u011fretmedin mi? Ben onlar\u0131n cevab\u0131n\u0131 vermeye g\u00fc\u00e7 yetiremem.&#8221; dedi, diye rivayet edilmi\u015ftir. Ve Enes&#8217;den rivayet edilmi\u015ftir ki: Bu \u00e2yet nazil oldu\u011fu zaman bir muhta\u00e7 kalkm\u0131\u015f, &#8220;Benim \u00fczerimde nimetten bir\u015fey var m\u0131?&#8221; demi\u015fti. Resulullah &#8220;g\u00f6lge, iki nal\u0131n, so\u011fuk su&#8221; buyurdu.<\/p>\n<p>Bu hususta rivayet edilen haberlerin en yayg\u0131n\u0131, M\u00fcslim, Ebu Davud, Tirmiz\u00ee, Nesa\u00ee, \u0130bn\u00fc M\u00e2ce ve daha di\u011ferlerinin Ebu Hureyre&#8217;den rivayet ettikleri \u015fu hadistir: Bir g\u00fcn Hz. Peygamber (s.a.v.) d\u0131\u015far\u0131 \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131. Ebu Bekir, \u00d6mer (r. anh\u00fcma)&#8217;e rastlad\u0131. &#8220;Bu saatte sizi evlerinizden \u00e7\u0131karan nedir?&#8221; buyurdu. &#8220;A\u00e7l\u0131k ey Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc.&#8221; dediler. &#8220;Nefsim yed-i kudretinde olan y\u00fcksek zata yemin ederim ki, beni de sizi \u00e7\u0131karan \u00e7\u0131kard\u0131. \u00d6yle ise &#8220;kalk\u0131n&#8221; buyurdu. O&#8217;nun emrinde kalkt\u0131lar, Ensar&#8217;dan bir zat\u0131n evine gittiler. Vard\u0131lar ki o, evinde yok, han\u0131m: &#8220;Buyurun, merhaba&#8221; dedi, Peygamber (s.a.v): &#8220;Filan nerdedir?&#8221; buyurdu. &#8220;Bize iyi su almaya gitti.&#8221; dedi. Derken Ensar\u00ee geldi, Peygamber&#8217;i ve iki arkada\u015f\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcnce: &#8220;Allah&#8217;a hamdolsun, bug\u00fcn benden daha kerim (\u015ferefli) misafirli kimse yok.&#8221; dedi, hemen gitti, bir hurma dal\u0131 getirdi, koru\u011fu da hurmas\u0131 da vard\u0131. &#8220;Bundan buyuradurun.&#8221; dedi ve kendisi b\u0131\u00e7a\u011f\u0131 ald\u0131, &#8220;Resulullah, sa\u011f\u0131l\u0131r sak\u0131n kesme!&#8221; buyurdu. O hemen onlar i\u00e7in bir koyun kesti, o koyundan ve o hurmadan yediler ve su i\u00e7tiler. Ne zaman ki doydular ve kand\u0131lar, Resulullah (s.a.v.) Ebu Bekir ve \u00d6mer&#8217;e buyurdu ki: &#8220;Nefsim kudret elinde olan Allah&#8217;a yemin ederim ki k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc bu nimetten sorulacaks\u0131n\u0131z&#8221;.<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc Hibban&#8217;\u0131n ve \u0130bn\u00fc Merduye&#8217;nin \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;dan rivayetlerinde de:<\/p>\n<p>Nebi (s.a.v.) ve iki arkada\u015f\u0131 Ebu Eyy\u00fcb el-Ensar\u00ee hazretlerinin evine gittiler, han\u0131m: &#8220;Merhaba Allah&#8217;\u0131n Nebisi (s.a.v.) ve yan\u0131ndakiler!&#8221; dedi. Derken Ebu Eyy\u00fcb geldi bir hurma salk\u0131m\u0131 kesti, Hz. Peygamber: &#8220;Bunu bizim i\u00e7in niye kestin meyvesinden toplasayd\u0131n ya!&#8221; buyurdu. &#8220;Ey Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc hem kuru hurmas\u0131ndan, hem tam olgunla\u015fmayan\u0131ndan, hem olgun tazesinden yemenizi arzu ettim.&#8221; dedi. Sonra bir o\u011flak kesti, yar\u0131s\u0131n\u0131 kebap etti, yar\u0131s\u0131n\u0131 pi\u015firdi, Peygamber&#8217;in huzuruna getirip koydu\u011fu zaman o\u011flaktan biraz ald\u0131, onu bir yufkaya koydu da: &#8220;Ey Eba Eyy\u00fcb! Bunu Fat\u0131ma&#8217;ya yeti\u015ftir, zira g\u00fcnlerden beri o b\u00f6ylesini tatmad\u0131.&#8221; buyurdu. Ebu Eyy\u00fcb de onu Fat\u0131ma (r.anha)&#8217;ya yeti\u015ftirdi. Ne zaman ki yediler ve doydular, Nebi (s.a.v.): &#8220;Ekmek, et, hurma, hen\u00fcz olgunla\u015fmam\u0131\u015f hurma, olgun taze hurma.&#8221; buyurdu ve m\u00fcbarek g\u00f6zleri ya\u015fard\u0131, &#8220;nefsim kudret elinde olan y\u00fcce Allah&#8217;a yemin ederim ki i\u015fte bu sorulaca\u011f\u0131n\u0131z nimetlerdir, Allah Te\u00e2l\u00e2 &#8220;Sonra o g\u00fcn nimetlerden muhakkak sorulacaks\u0131n\u0131z.&#8221; buyurdu, bu i\u015fte o k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc sorgulanaca\u011f\u0131n\u0131z nimetlerdir.&#8221; dedi. Bu, ashab\u0131na a\u011f\u0131r geldi. Bunun \u00fczerine Peygamber (s.a.v.) buyurdu ki: &#8220;B\u00f6ylesine rastlay\u0131p da el s\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcz zaman &#8220;Allah&#8217;\u0131n ad\u0131yla&#8221; deyin; doydu\u011funuz zaman da: &#8220;Hamdolsun Allah&#8217;a ki bizi doyurdu, nimetler verdi ve l\u00fctfuyla ihsan buyurdu.&#8221; deyiniz, \u00e7\u00fcnk\u00fc bu ona yeterlidir&#8221;.<\/p>\n<p>Daha bunlar gibi hadislerden dolay\u0131 bu sorunun m\u00fcmin ve k\u00e2fire genel oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerse de, bu son hadis Ke\u015f\u015faf&#8217;\u0131n da se\u00e7mi\u015f oldu\u011fu \u00fczere \u015f\u00fckredenlerin bu sorudan kurtulacaklar\u0131na delalet etmektedir. Fakat \u0130mam R\u00e2z\u00ee &#8220;Tefsir-i Kebir&#8221;inde demi\u015ftir ki: Do\u011fru olan, soru nimetlerin, gerek l\u00fczumlu olanlar ve gerek olmayanlar, hepsinden m\u00fcmine ve k\u00e2fire genel olmas\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n l\u00fctfetti\u011fi \u015feylerin hepsi onun isyan\u0131na de\u011fil, itaatine sarfedilmek vaciptir. O halde soru da hepsinden vaki olur. Bunu, rivayet olunan \u015fu nebevi hadis de tekit eder: &#8220;K\u0131yamet g\u00fcn\u00fcnde d\u00f6rt \u015feyden sorgulanmad\u0131k\u00e7a, kulun ayaklar\u0131 k\u0131m\u0131ldamaz: \u00d6mr\u00fcnden; onu ne ile yoketti. Gen\u00e7li\u011finden; onu nerede \u00e7\u00fcr\u00fctt\u00fc. Mal\u0131ndan; onu nereden kazand\u0131 ve nereye sarfetti. \u0130lminden; onunla ne yapt\u0131.&#8221; Zira Peygamber (s.a.v.)&#8217;in bu zikrettiklerinde her nimet dahil olur. Bununla beraber R\u00e2z\u00ee \u015funu da hat\u0131rlatm\u0131\u015ft\u0131r: Fakat k\u00e2fire olan soru, azarlama sorusudur, \u00e7\u00fcnk\u00fc o \u015f\u00fckr\u00fc terketmi\u015ftir. M\u00fcmine olan soru, \u015fereflendirme sorusudur, \u00e7\u00fcnk\u00fc \u015f\u00fck\u00fcr ve itaat etmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Bunun \u00f6zeti, burada sorumlulu\u011fun m\u00e2n\u00e2s\u0131, her nimetin k\u00f6t\u00fc kullan\u0131lmas\u0131na; yerine sarfedilip edilmedi\u011fine g\u00f6re sevap ve ceza gerektirmesi m\u00e2n\u00e2s\u0131na, bor\u00e7lanman\u0131n h\u00fckm\u00fc olan sorumluluk demek olur. Bu sorumluluk ise gerek k\u00e2fir, gerek m\u00fcmin her m\u00fckellef i\u00e7in \u015f\u00fcphesizdir. G\u00f6revini yerine getirmeyip nimeti k\u00f6t\u00fcye kullanan ceza i\u00e7in sorumlu, g\u00f6revini g\u00fczel yapanlar da ecir ve sevap ile \u00f6d\u00fcllendirilmek i\u00e7in sorumludur. Hi\u00e7biri ihmal edilecek de\u011fildir. Ve \u015f\u00fcphe yok ki, nimet ne kadar \u00e7ok olursa, g\u00f6revi de o oranda \u00e7ok ve zor, sorumlulu\u011fu da o oranda b\u00fcy\u00fck ve a\u011f\u0131r olur. Onun i\u00e7in burada \u00e7okla \u00f6\u011f\u00fcnmenin oyalamas\u0131 bahis konusu olmu\u015ftur. Onun i\u00e7in Resulullah ve ashab\u0131 ge\u00e7imlerinde \u00fcmmetin en fakirleriyle d\u00fc\u015f\u00fcp kalkarak \u00e7okla \u00f6\u011f\u00fcnmekten son derece \u00e7ekindirmi\u015flerdir. Yukar\u0131larda da bilindi\u011fi \u00fczere Hz. Peygamber ve Hz. Ebu Bekir zarur\u00ee fakirlik ile fakir de\u011fillerdi. Zikredilen o a\u00e7l\u0131k halleri b\u00fct\u00fcn ellerindekini Allah i\u00e7in \u00fcmmetin ihtiya\u00e7lar\u0131na sarfetmekten haz duyduklar\u0131 iste\u011fe ba\u011fl\u0131 fakirlik ile kerem ve sab\u0131r halleri idi. \u0130sra S\u00fbresi&#8217;ndeki &#8220;Sak\u0131n eli boynuna kelep\u00e7elenmi\u015f gibi cimri olma. \u0130srafa dalarak da elini tamamen a\u00e7ma, sonra k\u0131nan\u0131r a\u00e7\u0131kta kal\u0131rs\u0131n.&#8221; (\u0130sr\u00e2, 17\/29) \u00e2yeti de bu gibi sebeplerle iktisad\u0131 tavsiye ederek nazil olmu\u015ftu. \u015eu halde g\u00f6revli olman\u0131n bir gere\u011fi demek olan sorumluluk, yaln\u0131z k\u00e2firlere mahsus olamaz, elbette m\u00fcminlere de \u015famildir. Bununla beraber R\u00e2z\u00ee&#8217;nin pek mutlak olan genellemesinde de birka\u00e7 noktada problem vard\u0131r:<\/p>\n<p>Birinci olarak: &#8220;Kim mecbur kal\u0131rsa (ba\u015fkas\u0131na) sald\u0131rmadan ve s\u0131n\u0131r\u0131 a\u015fmadan (haram k\u0131l\u0131nanlardan) yemesinde bir g\u00fcnah yoktur.&#8221; (Bakara, 2\/173) \u00e2yeti gere\u011fince zaruret hallerinde g\u00fcnah kald\u0131r\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011fundan dolay\u0131 zaruret \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcnde sorumluluk kalk\u0131yor demektir. \u015eu halde zaruret derecesi soru ve hesaptan istisna veya tahsis edilmek gerekir. Nitekim &#8220;Zevaid-i Z\u00fchd&#8221;de Abdullah b. \u0130mam Ahmed&#8217;in ve Deylem\u00ee&#8217;nin Hasen&#8217;den naklettikleri \u015fu hadis de buna delalet eder. Resulullah (s.a.v.) buyurdu ki: Demi\u015f: &#8220;\u00dc\u00e7 \u015fey, kul onlarla sorgulanmaz: G\u00f6lgelenece\u011fi bir \u00e7at\u0131 g\u00f6lgesi ve belini kuvvetlendirece\u011fi bir ekmek k\u0131r\u0131\u011f\u0131 ve avret yerlerini \u00f6rtece\u011fi bir elbise&#8221;. Bu \u015fekilde R\u00e2z\u00ee&#8217;nin nimeti mutlak kabul etmesi \u00fczere &#8220;malabudde minhu&#8221;den genellemesi cay-\u0131 nazard\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130kinci olarak: As\u0131l korkulacak mesele azarlama ve ceza sorusudur. Bunu ise R\u00e2z\u00ee, k\u00e2firlere tahsis etmi\u015f olmakla genelle\u015ftirmi\u015f de\u011fil, &#8220;hitap, k\u00e2firleredir&#8221; diyenlere i\u015ftirak etmi\u015f oluyor:<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak: Azarlaman\u0131n sebebini a\u00e7\u0131klarken \u015f\u00fckr\u00fc terketmenin ve \u015feref vermenin sebebini \u015f\u00fck\u00fcr ve itaat ile talil ediyor, halbuki \u015f\u00fck\u00fcr ve itaat eden kamil m\u00fcmindir. Fas\u0131k, m\u00fcmin olmakla beraber itaatsizlik etmi\u015f, e\u011flence ve \u00e7okla \u00f6\u011f\u00fcnmeye kap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. O hade azarlama sorusu da yaln\u0131z k\u00e2firlere mahsus olmay\u0131p fas\u0131klar\u0131, asileri de i\u00e7ine almas\u0131 gerekir. G\u00f6revli olman\u0131n gere\u011fi sorumluluk da bunu gerektirir. \u015eu halde meseleyi &#8220;Ke\u015f\u015faf&#8221;\u0131n izah ve &#8220;Beyd\u00e2-v\u00ee&#8221;nin \u00f6zetledi\u011fi \u00fczere bu \u00e2yette azarlama sorusu ve ceza sorusuna, hitab\u0131 gerek k\u00e2fir, gerek m\u00fcmin \u00e7okla \u00f6\u011f\u00fcnme kendilerini al\u0131koyanlara, genellemeyi de -ahd lam&#8217;\u0131 ile- al\u0131koyan nimetlere tahsis ederek anlamak en do\u011fru tefsirdir. Nitekim bundan sonraki Asr S\u00fbresi&#8217;ndeki &#8220;Ancak iman eden ve g\u00fczel amel i\u015fleyenler&#8230; m\u00fcstesna.&#8221; (Asr, 103\/3) istisnas\u0131yla bu m\u00e2n\u00e2 tamamen beyan edilmi\u015f ve a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>102-TEKAS\u00dcR: 1-2.Oyalad\u0131 sizleri. &#8220;Elh\u00e2&#8221; kelimesi &#8220;levh&#8221;den if&#8217;al bab\u0131ndand\u0131r. &#8220;Vav&#8221; d\u00f6rd\u00fcnc\u00fc harf olarak vahi oldu\u011fu i\u00e7in &#8220;y\u00e2&#8221;ya \u00e7evrildi\u011finden &#8220;elif&#8221;, &#8220;y\u00e2&#8221;dan de\u011fi\u015fmi\u015f olarak yaz\u0131l\u0131r. E\u011flence demek olan &#8220;levh&#8221;in asl\u0131 gaflet oldu\u011fundan &#8220;ilh\u00e2&#8221; e\u011flemek, bo\u015f bir \u015fey ile aldatarak ve me\u015fgul ederek oyalamak, i\u015finden al\u0131koymakt\u0131r. Tek\u00e2s\u00fcr, \u00e7okluk kuruntusu, gururu, iddias\u0131. &#8220;Kesret&#8221;den tefa\u00fcl bab\u0131ndan. Biz \u00e7o\u011fuz, hay\u0131r biz \u00e7o\u011fuz &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":12060,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1030,1029,5030,5031,5219,5351,5222,5220,1583,5221,1582,1586],"class_list":["post-1744","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-102-tekasur","tag-102-tekasur-tefsiri","tag-elmalili","tag-elmalili-hamdi-yazir","tag-elmalili-tefsir-oku","tag-hak-dini-kuran-dili","tag-hak-dini-tefsiri","tag-hamdi-yazir-tefsir-oku","tag-kuran","tag-sure-tefsirleri","tag-tefsir","tag-tefsir-oku"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1744","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1744"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1744\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/12060"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1744"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1744"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1744"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}