{"id":1746,"date":"2010-01-11T20:57:20","date_gmt":"2010-01-11T18:57:20","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1746"},"modified":"2010-01-11T20:57:20","modified_gmt":"2010-01-11T18:57:20","slug":"101-kaaria-tefsiri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/101-kaaria-tefsiri\/","title":{"rendered":"101-KAAR\u0130&#8217;A SURES\u0130 HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130"},"content":{"rendered":"<p>101-KAAR\u0130&#8217;A:<\/p>\n<p>1-2-3.O k\u00e2ria. O \u00e7arpacak bela, yani k\u0131yamet. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;k\u00e2ria&#8221;, &#8220;k\u00e2r&#8217; &#8220;dan t\u00fcremi\u015ftir. Maddesinden &#8220;kar'&#8221;, \u015fiddetli bir ses \u00e7\u0131karacak derecede \u015fiddetle dayan\u0131p \u00e7arpmakt\u0131r. Sopay\u0131 ba\u015f\u0131na \u00e7ald\u0131. &#8220;Tokmak&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;mikraa&#8221;, kap\u0131 \u00e7almak m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;kar&#8217;-\u0131 b\u00e2b&#8221;; k\u0131l\u0131\u00e7la \u00e7arp\u0131\u015fmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;k\u0131l\u0131\u00e7la vuru\u015ftu&#8221; ifadesi bundand\u0131r. Bu \u015fekilde \u00e7arpan her \u015feye k\u00e2ria, \u00e7o\u011fulunda kavari&#8217; denilir. Sonra dehr (zaman)\u0131n ba\u015flara \u00e7arpan b\u00fcy\u00fck hadiselerine k\u00e2ria denilmi\u015ftir. Nitekim &#8220;K\u00fcfredenlere, yapt\u0131klar\u0131 i\u015fler sebebiyle bir felaket isabet edecek.&#8221; (Ra&#8217;d, 13\/31) buyurulmu\u015ftur. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n inzar (korkutma) \u00e2yetlerine de denilir. Bilhassa elif-l\u00e2m ile &#8220;el-K\u00e2ria&#8221; da &#8220;el-H\u00e2kka&#8221; gibi k\u0131yametin isimlerinden olmu\u015ftur. Ki ba\u015flang\u0131c\u0131, birinci s\u00fbr \u00fcfleme, sonu da kaza etmektir. B\u00f6yle isimlendirmenin de bir ka\u00e7 vechi s\u00f6ylenmi\u015ftir.<\/p>\n<p>1- \u0130nsanlar\u0131n ak\u0131llar\u0131n\u0131 alacak, \u00f6dlerini patlatacak olan ilk hayk\u0131r\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>&#8220;(Birinci defa) S\u00fbr&#8217;a \u00fcflendi, g\u00f6klerde ve yerde olanlar (korkudan) d\u00fc\u015f\u00fcp bay\u0131ld\u0131lar.&#8221; (Z\u00fcmer, 39\/68) buyuruldu\u011fu \u00fczere &#8220;sa&#8217;k&#8221; \u00fcflemesinde olacakt\u0131r. &#8220;Onlar, ba\u015fka de\u011fil, sadece korkun\u00e7 bir sese bak\u0131yorlar.&#8221; (Y\u00e2sin, 36\/49) buyurulmas\u0131 da bunu teyit eder.<\/p>\n<p>2- \u00c2lemin tahribi zaman\u0131nda ulv\u00ee ve s\u00fcfl\u00ee cisimlerin \u015fiddetle, \u00e7arp\u0131\u015facaklar\u0131ndan dolay\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>3- K\u00e2ria, insanlar\u0131 korku ve deh\u015fet ile \u00e7arpan demektir. Bu ise g\u00f6kde yar\u0131lma ve par\u00e7alanma; G\u00fcne\u015f ve Ay&#8217;da d\u00fcrme, \u00e7arp\u0131p y\u0131kma; y\u0131ld\u0131zlarda sa\u00e7\u0131lmak; da\u011flarda ufalmak ve k\u00f6k\u00fcnden s\u00f6kmek; yerde d\u00fcrmek ve de\u011fi\u015ftirme iledir. Bu, Kelbi&#8217;nin g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcd\u00fcr.<\/p>\n<p>4- Hak d\u00fc\u015fmanlar\u0131n\u0131 zillet, azap ve i\u015fkence ile \u00e7arpaca\u011f\u0131ndan dolay\u0131d\u0131r ki, bu da M\u00fckatil&#8217;in g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcd\u00fcr. Baz\u0131 ara\u015ft\u0131rmac\u0131lar demi\u015ftir ki, bu, Kelbi&#8217;nin g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcnden daha kuvvetlidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;Ve onlar (hay\u0131r i\u015fleyenler) o g\u00fcn korkudan emin kal\u0131rlar.&#8221; (Neml, 27\/89) buyurulmu\u015ftur. Bununla beraber bu s\u00fbrede gelecek beyan ile yetinmek daha uygundur.<\/p>\n<p>Nedir o k\u00e2ria? M\u00e2 konumunda mahiyet ve hakikatten sorudur. Fakat bununla maksat ger\u00e7ekten soru de\u011fil, &#8220;o ne deh\u015fetli kariad\u0131r?&#8221; me\u00e2linde korkutmak i\u00e7in olmas\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r. Nitekim ne bildirdi sana ki, nedir o k\u00e2ria (k\u0131yamet)? buyurulmas\u0131 da onun hakikati, insanlar\u0131n ilim dairesinin d\u0131\u015f\u0131nda, yani fiilen g\u00f6r\u00fclmedik\u00e7e \u015fiddet ve deh\u015fetinin b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc hi\u00e7 kimsenin hatta Peygamber&#8217;in bile dirayetle bilemeyece\u011fini hat\u0131rlatmak suretiyle o korkutma te&#8217;kit ve takviye edilmi\u015ftir. Zamir ile ifade edilmeyip de &#8220;k\u00e2ria&#8221; isminin \u00fc\u00e7 defa a\u00e7\u0131k\u00e7a tekrar edilmesi de o korkutmay\u0131 terbiye ve anlatmak i\u00e7indir. Bundan dolay\u0131 R\u00e2z\u00ee&#8217;nin zikretti\u011fi \u00fczere birtak\u0131m tefsir bilginleri n\u00fcn irab\u0131 tahzir (sak\u0131nd\u0131rma) bab\u0131ndan oldu\u011funa k\u00e2ni olmu\u015flard\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;sak\u0131n kendini, arslan var aslan!&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131nda diye tahzir (sak\u0131nd\u0131rma) nesb ile de, ref ile de caizdir. Buna g\u00f6re m\u00e2n\u00e2: Sak\u0131n\u0131n kendinizi k\u00e2ria var, \u00e7ok korkun\u00e7 k\u00e2ria, \u00f6yle ki onun ne b\u00fcy\u00fck k\u00e2ria oldu\u011funu g\u00f6rmeyince dirayetle bilemezsiniz, demek olur. Bunun asl\u0131 (kork) fiilinin mef&#8217;ul\u00fc olarak nas\u0131bdan de\u011fi\u015ftirmedir. Di\u011fer bir k\u0131s\u0131m tefsirciler de &#8220;size k\u00e2ria gelecek&#8221;, \u00e7ok deh\u015fetli k\u00e2ria, m\u00e2n\u00e2s\u0131na oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Fakat fiil takdirine ihtiya\u00e7 olmayacak &#8220;el-K\u00e2ria&#8221; do\u011frudan do\u011fruya m\u00fcbteda, &#8230;&#8217;l-k\u00e2ria) da haber ve m\u00fcbteda olarak c\u00fcmlesi onun haberi olmak, tahzir (sak\u0131nd\u0131rma) ve tehvil (korkutma) kel\u00e2m\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan anla\u015f\u0131lmak, yukar\u0131ki s\u00fbreye g\u00f6re de, g\u00f6sterildi\u011fi \u00fczere, takdir edilmi\u015f sorunun cevab\u0131 olmak daha a\u00e7\u0131k ve daha tercihe de\u011ferdir.<\/p>\n<p>4. &#8220;O g\u00fcn insanlar olur.&#8221; Bu kelimesinin zahiri zarf olmak \u00fczere mensub olmakt\u0131r ki, yani o k\u00e2ria o g\u00fcn \u00e7arpacak ki demek olur &#8220;Ke\u015f\u015faf&#8221; sahibi bu vechi tercih etmi\u015ftir. &#8220;An o g\u00fcn\u00fc&#8221; diye mukadder ile mansub oldu\u011funu da s\u00f6yleyenler olmu\u015ftur. Bir de c\u00fcmlesine muzaf olmak hasebiyle feth \u00fczere mebn\u00ee, mahal itibar\u0131yla merfu olarak mahzuf m\u00fcbtedan\u0131n haberi de olur. Ki Ebu&#8217;s-Suud&#8217;un beyan\u0131 \u00fczere K\u00fbfelilerin tercihi budur. Yani o k\u00e2ria o g\u00fcnd\u00fcr ki demek olur. G\u00fcnden maksad da uzun zamand\u0131r. &#8220;pervaneler gibi&#8221; &#8220;Fer\u00e2\u015f&#8221;, &#8220;fera\u015fe&#8221;nin \u00e7o\u011fuludur. Geceleri \u0131\u015f\u0131k ve ate\u015f etraf\u0131nda \u00e7\u0131rp\u0131n\u0131p u\u00e7arak kendisini ate\u015f i\u00e7ine atan ve Fars\u00e7a&#8217;da oldu\u011fu gibi dilimizde de pervane diye bilinen k\u00fc\u00e7\u00fck kelebeklere denir. Ate\u015fe \u00e7arpt\u0131ktan sonra kanatlar\u0131n\u0131 yay\u0131p d\u00f6\u015fendi\u011fi i\u00e7in fera\u015fe diye isimlendirilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Yay\u0131lm\u0131\u015f, demek oldu\u011fu i\u00e7in onlar\u0131n \u00e7ok ve yay\u0131lmakla \u00e7\u0131rp\u0131n\u0131p \u00e7\u0131rp\u0131n\u0131p yay\u0131l\u0131\u015f, da\u011f\u0131l\u0131\u015f ve serili\u015f hallerini \u00f6zellikle ifade etmektedir. Bundan g\u00f6r\u00fcnen de sa&#8217;k (bay\u0131lma) halidir. \u015eiir ve edebiyatta pervane, kendisini ate\u015fe at\u0131ncaya kadar mum ve ate\u015fe d\u00fc\u015fk\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc sebebiyle kendini feda etmekle darb-\u0131 mesel olmu\u015ftur. Nitekim \u015eeyh Sadi feryad\u0131yla me\u015fhur olan b\u00fclb\u00fcle a\u015fk\u0131 \u00f6\u011fretmek i\u00e7in:<\/p>\n<p>Ey mur\u011f-i seher zi-perv\u00e2ne biy\u00e2muz<\/p>\n<p>K&#8217;\u00e2n s\u00fbhter\u00e2 can \u015f\u00fcd \u00fc \u00e2v\u00e2z ney\u00e2med<\/p>\n<p>&#8220;Ey seher ku\u015fu! A\u015fk\u0131 pervane (kelebek)den \u00f6\u011fren.<\/p>\n<p>Zira o yanm\u0131\u015f\u0131n can\u0131 gitti de sesi \u00e7\u0131kmad\u0131&#8221;.<\/p>\n<p>Yani sen de onun gibi can verde feryat edip durma! demi\u015ftir. \u015e\u00fcphe yok ki S\u00e2di, bununla bir ate\u015fe tap\u0131c\u0131l\u0131k remzi de\u011fil, il\u00e2h\u00ee a\u015fkda sab\u0131r ve ihlas ile bir fedak\u00e2rl\u0131k misali kastetmi\u015ftir. Bu m\u00e2n\u00e2 ile bizim Divan Edebiyat\u0131&#8217;nda da nar (ate\u015f)dan \u00e7ok, nur \u00fczerine d\u00f6nen pervane (kelebek)ye dair:<\/p>\n<p>&#8220;D\u00f6ner pervane-\u00e2s\u00e2 b\u00e2\u015f\u0131ma her \u00e2rif-i bill\u00e2h<\/p>\n<p>Dilim bezm-i hakikatte \u00e7era\u011f-\u0131 ru\u015fen olmu\u015ftur&#8221;<\/p>\n<p>&#8220;Allah&#8217;\u0131 tan\u0131yan herkes pervane gibi etraf\u0131mda d\u00f6ner.<\/p>\n<p>G\u00f6nl\u00fcm hakikat meclisinde parlak bir kandil olmu\u015ftur.&#8221; gibi binlerce mazmun s\u00f6ylenmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Peygamber&#8217;e ait Mevlid&#8217;de S\u00fcleyman \u00c7elebi Efendinin:<\/p>\n<p>&#8220;Bir aceb nur kim G\u00fcne\u015f pervanesi&#8221;, m\u0131sras\u0131 da bunun en g\u00fczellerindendir. Fakat g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, bu \u00e2yette &#8220;fera\u015f-i mebsus&#8221; (yay\u0131lan pervaneler) diye ifade olmas\u0131 kelebeklerin hali \u00f6v\u00fclecek ve g\u0131bta olunacak bir durum olarak de\u011fil, son derece sak\u0131n\u0131lmas\u0131 gereken k\u00e2rian\u0131n (k\u0131yametin) deh\u015fetini, en b\u00fcy\u00fck bir felaket peri\u015fanl\u0131\u011f\u0131n\u0131n \u015fiddet ve korkusunu temsil bi\u00e7iminde zikrolunmaktad\u0131r. Bu itibar ile burada ate\u015fe tapanlar\u0131n ve onlar gibi bat\u0131l inan\u00e7lar\u0131yla kendilerini ate\u015flere atanlar\u0131n durumlar\u0131ndaki fecaate de bir i\u015faret yok de\u011filse de, yaln\u0131z onlar\u0131 de\u011fil, iyi ve k\u00f6t\u00fc b\u00fct\u00fcn insanlar\u0131 saracak olan ve gerek hak u\u011frunda ve gerek bat\u0131l pe\u015finde can vermek i\u00e7in \u00e7\u0131rp\u0131n\u0131p serilenlerin hepsiyle ilgisi bulunan bir g\u00fcn\u00fcn korkusunu d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcrmektedir. Al\u00fbs\u00ee&#8217;nin nakletti\u011fi \u00fczere &#8220;Te&#8217;vilat&#8221; sahibi demi\u015ftir ki: &#8220;Bunun yorumunda bir ka\u00e7 vecih \u00fczerinde ihtilaf etmi\u015flerse de hepsi bir m\u00e2n\u00e2ya dayan\u0131r: O g\u00fcn\u00fcn korkusundan hayret ve \u0131st\u0131raba i\u015farettir.&#8221; Katade&#8217;den rivayet olundu\u011fu \u00fczere bir tak\u0131mlar\u0131 \u015fu fikri benimsemi\u015fler ve demi\u015flerdir ki: &#8220;\u0130nsanlar mah\u015fere \u00e7a\u011f\u0131r\u0131ld\u0131klar\u0131 s\u0131ra, \u00e7a\u011f\u0131ran davet\u00e7iye do\u011fru u\u00e7u\u015fmakta ve nizams\u0131z gelip gidi\u015fteki peri\u015fanl\u0131kta, zay\u0131fl\u0131k ve d\u00fc\u015fk\u00fcnl\u00fckte, \u00e7okluk ve yay\u0131lmada u\u00e7u\u015fup \u00e7\u0131rp\u0131nan \u00e7e\u015fitli kelebeklere benzetilmi\u015flerdir.&#8221; Bu m\u00e2n\u00e2 ise Kamer S\u00fbresi&#8217;ndeki: &#8220;O \u00e7a\u011f\u0131r\u0131c\u0131n\u0131n g\u00f6r\u00fclmemi\u015f, tan\u0131nmam\u0131\u015f bir \u015feye \u00e7a\u011f\u0131rd\u0131\u011f\u0131 g\u00fcn. G\u00f6zleri d\u00fc\u015fk\u00fcn d\u00fc\u015fk\u00fcn (zillet ve deh\u015fet i\u00e7inde) kabirlerden \u00e7\u0131karlar, t\u0131pk\u0131 yay\u0131lan \u00e7ekirgeler gibi. Boyunlar\u0131n\u0131 \u00e7a\u011f\u0131rana do\u011fru uzatm\u0131\u015f ko\u015farlarken.&#8221; (Kamer, 54\/6-8) mefhumu oldu\u011fundan, buradaki &#8220;fera\u015f-i mebsus&#8221; (yay\u0131lan kelebekler) benzetmesi, oradaki &#8220;yay\u0131lan \u00e7ekirgeler&#8221; te\u015fbihi (benzetmesi) m\u00e2n\u00e2s\u0131nda demek olur. Nitekim Ferra, yerde yap\u0131lan ve deh\u015fetle birbiri \u00fczerine y\u0131\u011f\u0131lan \u00e7ekirge kavgas\u0131, yani \u00e7ekirge hurdalar\u0131na da &#8220;fara\u015f&#8221; denildi\u011fini s\u00f6ylemi\u015f oldu\u011fundan &#8220;yay\u0131lm\u0131\u015f kelebek&#8221;, &#8220;yay\u0131lm\u0131\u015f \u00e7ekirge&#8221; demek oldu\u011funu s\u00f6yleyenler de olmu\u015ftur. Fakat genellikle l\u00fcgat ve tefsirlerde bilinen &#8220;fera\u015f&#8221;, yukar\u0131da a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere kelebeklerdir. Bununla beraber ikisine de te\u015fbihten kastedilen, o g\u00fcn\u00fcn deh\u015fetinden hayret ve \u0131st\u0131rab\u0131 tasvir olmak itibar\u0131yla, as\u0131l m\u00e2n\u00e2 bir demektir. \u015eu kadar ki, &#8220;yay\u0131lm\u0131\u015f \u00e7ekirge&#8221;de zarar durumu, kelebekte ise imtihan durumu daha a\u00e7\u0131k g\u00f6r\u00fcn\u00fcr. Bir de kelebekler heyecan zaman\u0131nda hep bir y\u00f6ne de\u011fil, her biri \u00e7e\u015fitli y\u00f6ne d\u00f6nerek da\u011f\u0131l\u0131r, bay\u0131l\u0131rlar. \u00c7ekirgeler ise yay\u0131lmalar\u0131nda \u00e7o\u011funlukla y\u0131\u011f\u0131larak bir semte y\u00f6nelerek \u00e7\u0131lg\u0131n bir halde dalgalan\u0131r giderler. Bu itibar ile &#8220;yay\u0131lan kelebek&#8221;, k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcnde \u00e7e\u015fitli insanlar\u0131n, \u00e7e\u015fit y\u00f6nlere f\u0131rlay\u0131p yay\u0131l\u0131\u015flar\u0131 halini; &#8220;yay\u0131lan \u00e7ekirge&#8221; \u00e7o\u011funlukla bir semte sevkedili\u015fleri halini ifade eder denilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>H\u00e2s\u0131l\u0131 o g\u00fcn o &#8220;k\u00e2ria&#8221; (k\u0131yamet) \u00f6yle \u00e7arpacak ki, insanlar &#8220;yay\u0131lm\u0131\u015f kelebekler&#8221; gibi olacak.<\/p>\n<p>5. Da\u011flar da at\u0131lm\u0131\u015f renkli y\u00fcnler gibi olacak. Da\u011flar b\u00f6yle olunca insanlar\u0131n ne hale gelece\u011fi art\u0131k k\u0131yas olunabilirse olunsun. O halde Allah&#8217;\u0131n rahmeti yeti\u015fmeyecek olursa vay o insanlar\u0131n haline.<\/p>\n<p>IHN , y\u00fcn, \u00f6zellikle \u00e7e\u015fitli renkte y\u00fcn; MENF\u00db\u015e de didilmi\u015f, at\u0131lm\u0131\u015f yani par\u00e7alar\u0131 parmaklarla birbirinden ayr\u0131l\u0131p da\u011f\u0131lmakta veya halla\u00e7la at\u0131lmakta bulunan demektir ki, zerre zerre u\u00e7u\u015ftu\u011fu haldir. Zira da\u011flar \u00f6nce ufalanacak, sonra korkun\u00e7 kum y\u0131\u011f\u0131n\u0131 olacak, sonra bulut gibi ge\u00e7erek &#8220;at\u0131lm\u0131\u015f renkli y\u00fcn&#8221;ler gibi olacak. Sonra da serap olacakt\u0131r. Bu iki hal, yani insanlar\u0131n &#8220;yay\u0131lm\u0131\u015f kelebekler&#8221; gibi ve da\u011flar\u0131n &#8220;at\u0131lm\u0131\u015f renkli y\u00fcnler&#8221; gibi olmalar\u0131 hali, bizim idrakimize g\u00f6re b\u00fct\u00fcn yer k\u00fcresinin volkan gibi infilak edip patlamas\u0131 halini d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc gibi, son zaman sava\u015flar\u0131n\u0131n o hali almaya do\u011fru giden y\u0131k\u0131c\u0131 manzaralar\u0131n\u0131 da g\u00f6z \u00f6n\u00fcne getirmektedir. Bununla beraber burada yaln\u0131z insanlar\u0131 nihayet \u00f6l\u00fcme sevketmek \u00fczere par\u00e7alay\u0131p seren \u00f6l\u00fcm bay\u0131lmas\u0131 de\u011fil, \u00f6nceki s\u00fbrenin &#8220;Kabirlerdekilerin f\u0131rlat\u0131laca\u011f\u0131 zaman.&#8221; (\u00c2diyat, 100\/9) \u00e2yetinden anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere &#8220;Kabirlerden \u00e7\u0131karlar.&#8221; (Kamer, 54\/7) \u00e2yeti delaletince kabirlerden f\u0131rlay\u0131p yeniden dirilmek ile ahirette hesap ve tart\u0131 i\u00e7in mah\u015fere sevkedecek olan k\u0131yamet s\u00fbrunun \u00fcflenmesine kadar ge\u00e7en zaman\u0131 i\u00e7ine alan bir m\u00e2n\u00e2d\u0131r ve bu itibarlad\u0131r ki hakikati bizim dirayetlerimizin tasavvurlar\u0131 hududu d\u0131\u015f\u0131nda ve ancak Allah&#8217;\u0131n haber vermesiyle hakk\u0131n \u011fayb\u0131na eren, iman sahas\u0131na giren bir durumu haiz oldu\u011fu &#8220;k\u00e2rian\u0131n ne oldu\u011funu sana ne bildirdi?&#8221; hitab\u0131yla anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bundan dolay\u0131 k\u0131yametin ba\u015flang\u0131c\u0131 olan korku \u00fcflemesinden &#8220;(O g\u00fcn insanlardan) bir k\u0131sm\u0131 cennette, bir k\u0131sm\u0131 ate\u015ftedir.&#8221; (\u015e\u00fbr\u00e2, 42\/7) ayr\u0131m\u0131n\u0131n tahakkuk edece\u011fi kaza fasl\u0131 zaman\u0131na kadar devam edecek olan bu k\u00e2ria g\u00fcn\u00fc iki k\u0131sma ayr\u0131lm\u0131\u015f demektir ki, birincisi \u00f6l\u00fcm \u00fcflemesi ile dirilip ayaklanma \u00fcflemesinin ay\u0131r\u0131m g\u00fcn\u00fc olan mizan (tart\u0131) ve fas\u0131l (ayr\u0131lma) zaman\u0131na kadar olan ha\u015fr ve ne\u015fr k\u0131sm\u0131; ikincisi de insanlar\u0131n &#8220;(O g\u00fcn insanlar\u0131n) bir b\u00f6l\u00fcm\u00fc cennette, bir b\u00f6l\u00fcm\u00fc ate\u015ftedir.&#8221; (\u015e\u00fbr\u00e2, 42\/7) olmak \u00fczere iki k\u0131sma ayr\u0131ld\u0131klar\u0131 fasl (ayr\u0131lma) ve h\u00fck\u00fcm an\u0131ndan \u00f6tesi, yani cennet ehlinin cennete, cehennem ehlinin cehenneme sevk ve sokulmalar\u0131yla h\u00fckm\u00fcn yerine getirilmesi devri demek olan ebedilik safhas\u0131d\u0131r. \u0130\u015fte &#8220;k\u00e2ria&#8221;n\u0131n herkesi i\u00e7ine alan birinci b\u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fc a\u00e7\u0131klad\u0131ktan sonra netice ve sonu bulunan, insanlar\u0131 mes&#8217;ud ve bedbaht iki k\u0131sma ay\u0131racak olan bu ikinci safhas\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klayarak buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>6-7. \u0130\u015fte o g\u00fcn mizan (tart\u0131)lar\u0131 a\u011f\u0131r basan her kimse.<\/p>\n<p>MEV\u00c2Z\u00ceN kelimesi, &#8220;m\u00eez\u00e2n&#8221;\u0131n \u00e7o\u011fuludur. Zira veznin asl\u0131nda &#8220;v\u00e2v&#8221;ile &#8220;mivz\u00e2n&#8221;d\u0131r. &#8220;Vav&#8221; sakin, \u00f6nceki harf esreli oldu\u011fu i\u00e7in &#8220;y\u00e2&#8221;ya d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. Bununla beraber &#8220;mev\u00e2z\u00een&#8221;, &#8220;mevz\u00fbn&#8221;un \u00e7o\u011fulu da olur. Bilinmektedir ki &#8220;miz\u00e2n&#8221;, tart\u0131 \u00e2leti, e\u015fyan\u0131n veznini, yani a\u011f\u0131rl\u0131k nisbetini \u00f6l\u00e7meye mahsus olan terazi demektir. Bununla birlikte a\u011f\u0131rl\u0131\u011fa mahsus olmayarak adalet ve hukuk gibi manevi olan her hangi bir nisbeti mukayese ile tayin i\u00e7in de mecaz olarak kullan\u0131l\u0131r. Nitekim toplama ve \u00e7\u0131karma gibi bir hesap i\u015fleminin do\u011frulu\u011funu denemek i\u00e7in yap\u0131lan kar\u015f\u0131t i\u015fleme mizan denilmek me\u015fhur oldu\u011fu gibi, bir hesap defterinin matlub alacak ve borcunun kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131na da mizan denilir. Yine bilinmektedir ki, bir mizan\u0131n a\u011f\u0131r gelmesi, a\u011f\u0131r basmas\u0131, onunla tart\u0131lan mevzunun (tart\u0131lan\u0131n) a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131yla orant\u0131l\u0131d\u0131r. As\u0131l kastedilen tart\u0131lan\u0131n tart\u0131s\u0131d\u0131r. Onun i\u00e7in burada da &#8220;mevazin&#8221;, mizan\u0131n veya mevzunun \u00e7o\u011fulu olmak \u00fczere iki g\u00f6r\u00fc\u015f rivayet edilmi\u015ftir. Nitekim R\u00e2z\u00ee der ki: &#8220;Mev\u00e2z\u00een&#8221;de iki g\u00f6r\u00fc\u015f vard\u0131r:<\/p>\n<p>Birincisi: &#8220;Mevz\u00fbn&#8221;un \u00e7o\u011fulu olmas\u0131d\u0131r ki, Allah kat\u0131nda vezin ve k\u0131ymeti olan ameldir. Ferr\u00e2 bunu kabullenmi\u015f ve demi\u015ftir ki: Bunun benzeri: Bende senin dirhemimsi m\u00eez\u00e2n\u0131n, senin dirheminin vezni ile bir dirhem var ve benim evim, senin evinin tam m\u00eezan\u0131nda ve veznindedir. Yani tam hizas\u0131nda veya dengidir denilmesindeki m\u00e2n\u00e2d\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130kincisi: &#8220;M\u00eez\u00e2n&#8221;\u0131n \u00e7o\u011fuludur. \u0130bn\u00fc Abbas demi\u015ftir ki: M\u00eez\u00e2n\u0131n bir dili ve iki kefesi vard\u0131r. Onda ancak ameller tart\u0131l\u0131r. Allah&#8217;a itaat edenlerin haseneleri, sevaplar\u0131 en g\u00fczel \u015fekilde getirilir, \u00fcst\u00fcn olunca cennet onun olur. K\u00e2firin de k\u00f6t\u00fcl\u00fckleri en \u00e7irkin \u015fekilde getirilir, tart\u0131s\u0131 hafif gelir, cehenneme girer. Hasen&#8217;den de: \u0130ki kefesi vard\u0131r, fakat tansif olunamaz, diye rivayet edilmi\u015ftir. Kel\u00e2m bilginleri demi\u015flerdir ki, sevaplar\u0131n ve k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerin kendileri i\u015fin bitmesinden sonra tart\u0131lmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Ancak yaz\u0131lm\u0131\u015f olduklar\u0131 amel sayfalar\u0131 tart\u0131l\u0131r. Yahut nur, iyilik al\u00e2meti k\u0131l\u0131n\u0131r; zulmet k\u00f6t\u00fcl\u00fck al\u00e2meti k\u0131l\u0131n\u0131r. Yahut iyilikler, iyilik \u015fekliyle; k\u00f6t\u00fcl\u00fckler, k\u00f6t\u00fc \u015fekliyle \u015fekillenir de o \u015fekilde a\u011f\u0131rl\u0131k ve hafiflik ortaya \u00e7\u0131kar. Bunun faydas\u0131 da il\u00e2h\u00ee adaleti ortaya \u00e7\u0131karmak ve mazeretleri defetmek i\u00e7in halk\u0131n topland\u0131\u011f\u0131 b\u00fcy\u00fck topluluk i\u00e7inde iyilik sahibinin g\u00fczel hal ve tav\u0131rlar\u0131 a\u00e7\u0131k olarak sevinci artm\u0131\u015f olmas\u0131 ve k\u00f6t\u00fcl\u00fck sahibinin \u00e7irkin hal ve tav\u0131rlar\u0131 a\u00e7\u0131k olarak kepaze ve r\u00fcsvay olmas\u0131d\u0131r&#8221;. Baz\u0131lar\u0131 da vezn (tart\u0131), do\u011fru kaza ve adil h\u00fck\u00fcmd\u00fcr, demi\u015fler. M\u00fccahid, A&#8217;me\u015f ve Dahhak buna kani olmu\u015flard\u0131r. M\u00fcteahhir\u00eenden bir\u00e7o\u011fu da bunu benimsemi\u015fler ve demi\u015flerdir ki: Terazi ile ancak cisimlerin a\u011f\u0131rl\u0131klar\u0131, miktar\u0131 bilinebilir, bitmi\u015f araz (kendi kendine bulunamayan) olan amellerin miktarlar\u0131 onunla nas\u0131l tart\u0131l\u0131r? Fakat \u015funu itiraf etmek gerekir ki bunun m\u00e2n\u00e2s\u0131, mutlak m\u00eez\u00e2n (terazi) ve vezni inkar de\u011fil, amellerin cismani tart\u0131 ile tart\u0131lamayaca\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylemektir. Yoksa ister manevi olsun, iki \u015fey aras\u0131nda bir hak \u00f6l\u00e7\u00fc ve tart\u0131s\u0131 olmay\u0131nca bir adalet tecellisi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemez. Onun i\u00e7indir ki, &#8220;Kitab\u0131 ve \u00f6l\u00e7\u00fcy\u00fc, bir ger\u00e7ek olarak indiren Allah&#8217;t\u0131r.&#8221; (\u015e\u00fbr\u00e2, 42\/17) buyurulmu\u015ftur. &#8220;Biz k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc i\u00e7in adalet terazileri kuraca\u011f\u0131z. Hi\u00e7 bir kimse, hi\u00e7 bir zulme u\u011frat\u0131lmayacakt\u0131r.&#8221; (Enbiya, 21\/47) buyuruldu\u011fu \u00fczere k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc i\u00e7in konulacak olan adalet tart\u0131lar\u0131 da ayn\u0131 m\u00e2n\u00e2da olarak adaleti hakk\u0131yla tecelli ettirmek \u00fczere konulacak hak kanunu olmal\u0131d\u0131r ki, k\u0131yametin b\u00fct\u00fcn kar\u0131\u015f\u0131kl\u0131k ve buhran\u0131 onun ortaya \u00e7\u0131kard\u0131\u011f\u0131 adalet tart\u0131s\u0131yla halledilip ayr\u0131lacakt\u0131r, demek olur. Bu m\u00e2n\u00e2 ile tart\u0131n\u0131n tatbiki ise yaln\u0131z cisimlerde de\u011fil, arazda da cereyan eder. Nas\u0131l ki \u0131s\u0131 ve so\u011fuk gibi arazdan olan \u015feyler de kendilerine mahsus tart\u0131larla tart\u0131l\u0131r. \u015eu halde &#8220;O g\u00fcn tart\u0131 hakt\u0131r.&#8221; (A&#8217;raf, 7\/8) buyuruldu\u011fu \u00fczere k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc hak oldu\u011funda \u015f\u00fcphe olmayan amellerin tart\u0131lmas\u0131 da gere\u011fi gibi bir tart\u0131s\u0131 olmak ve her tart\u0131 gibi onun da iki taraf\u0131n e\u015fitli\u011fine i\u015faret eden bir dil ile iki taraf\u0131 bulunmak gerekirse de, amellerin hakikatine g\u00f6re bunun durum ve niceli\u011finin tayin ve tarifi bizim idrak ve dirayetimizin kapsam\u0131 sahas\u0131ndan uzakt\u0131r. Onun i\u00e7in demi\u015flerdir ki tart\u0131 ve terazinin hakikat oldu\u011funa iman etmek laz\u0131m gelmekle beraber, niceli\u011finin tarifine iman etmek \u015fart de\u011fildir. Bununla beraber \u015funu da itiraf etmek gerekir ki, amellerin cisman\u00ee bir \u015fekilde tart\u0131lmas\u0131 da hi\u00e7 tasavvur olunamaz de\u011fildir. Zira ameller kendileri durumlar\u0131 itibariyle cisim de\u011filseler de, eserleri itibar\u0131yla cisman\u00ee de\u011fer ve k\u0131ymetleri i\u00e7erdiklerinde de \u015f\u00fcphe yoktur. B\u00fct\u00fcn cisimlerin yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 Allah&#8217;\u0131n fiili oldu\u011fu gibi, insanlar en g\u00fczel sanat ve amelleriyle m\u00fcsabaka ve imtihan edilmek i\u00e7in yarat\u0131lm\u0131\u015flar hayat ve \u00f6l\u00fcm ile m\u00fcbtela k\u0131l\u0131nm\u0131\u015flard\u0131r. Bu y\u00f6nden ameller, Allah yan\u0131nda de\u011feri olan sevap veya \u0131k\u00e2b (ceza) ile kar\u015f\u0131lanmak i\u00e7in ahirette \u00fczerlerine d\u00fc\u015fecek eserler noktas\u0131ndan kazanacaklar\u0131 \u015fekle g\u00f6re bir terazi ile tart\u0131lmas\u0131 gerekir. D\u00fcnyada bunlar\u0131n ak\u0131l ve mant\u0131k, i\u00e7in \u015feriat itibar\u0131yla mizanlar\u0131 indirilmi\u015f oldu\u011fu gibi Allah kat\u0131nda hakikat \u00e2lemindeki de\u011ferlerine g\u00f6re de bir tart\u0131lar\u0131 var demektir ki, bu onlar\u0131n ahiret ne\u015f&#8217;etinde ortaya \u00e7\u0131kacaklar\u0131 hakiki \u015fekilleriyle orant\u0131l\u0131 olan bir tart\u0131 olarak ruhani ve cismani her iki itibarla da tecelli edebilir. \u0130\u015fte \u0130bn\u00fc Abbas hazretlerinden rivayet edilen iyiliklerin, iyi \u015fekilleri; k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerin \u00e7irkin \u015fekilleri ile tart\u0131lmalar\u0131 \u00f6nermesi de eserler itibariyle tart\u0131lar\u0131 demek olaca\u011f\u0131 gibi, amel defterlerinin tart\u0131s\u0131 veya alametleri olan nur ve karanl\u0131\u011f\u0131n tart\u0131s\u0131 hakk\u0131ndaki g\u00f6r\u00fc\u015fler veya rivayetler de yine eserler itibariyle tart\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131na d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcr. Bunlar\u0131n her birine delalet eden eserler (rivayetler) de varid olmu\u015ftur. \u015eu halde amellerin tart\u0131s\u0131 netice itibar\u0131yla il\u00e2h\u00ee h\u00fck\u00fcm ve adaleti ortaya \u00e7\u0131karma m\u00e2n\u00e2s\u0131 \u015f\u00fcphesiz olmakla beraber, lay\u0131k olan her hangi bir \u015fekil ile do\u011fru tart\u0131da ger\u00e7ekten vezin m\u00e2n\u00e2s\u0131 da imkans\u0131z de\u011fildir. \u015eu halde amellerin mutlaka vezin ve tart\u0131s\u0131n\u0131 inkar etmek k\u00fcf\u00fcr olursa da, niceli\u011fi hakk\u0131ndaki tafsilat\u0131 inkar, k\u00fcfr\u00fc gerektirmi\u015f olmaz. Bundan dolay\u0131 Al\u00fbs\u00ee demi\u015ftir ki: Bu \u00e2yet amellerin tart\u0131lmas\u0131na i\u015farettir ve buna hakikat olarak iman etmek vaciptir. Ancak ink\u00e2r eden k\u00fcfre nisbet olunmaz. Yani zahiri vechile cismani m\u00e2n\u00e2y\u0131 inkar edip de adalete yorma gibi mecaza kani olanlar k\u00fcfre nisbet edilmez. Zira onlar inkarc\u0131 de\u011fil, yorumcudurlar. Nass\u0131n yoruma ihtimali de a\u00e7\u0131kt\u0131r. Yoksa mutlaka vezin (tart\u0131), Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da a\u00e7\u0131k oldu\u011fu i\u00e7in ink\u00e2r\u0131n\u0131n k\u00fcf\u00fcr olaca\u011f\u0131nda \u015f\u00fcphe yoktur. Ve bu tart\u0131, sayfalar\u0131n u\u00e7u\u015fmas\u0131ndan, sa\u011fdan ve soldan verilip al\u0131n\u0131\u015f\u0131ndan, sual ve hesaptan sonrad\u0131r. Vahidi ve daha ba\u015fkalar\u0131 b\u00f6yle zikretmi\u015flerdir. Ve &#8220;Kenzu&#8217;l-Esrar&#8221; sahibi de buna kesin h\u00fck\u00fcm vermi\u015ftir. Ve o, bir dili ve yer ve g\u00f6\u011f\u00fcn tabakalar\u0131 gibi iki kefesi bulunan bir terazi ile olacakt\u0131r ki mahiyetini ancak Allah bilir.<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan ve Hasan-\u0131 Basr\u00ee&#8217;den b\u00f6yle rivayet olunmu\u015ftur. Ve &#8220;\u015eerh-i Makas\u0131d&#8221;da tefsircilerden \u00e7o\u011funa nisbet edilmi\u015ftir. &#8220;Nevadiru&#8217;l-Usul&#8221;de zikredildi\u011fine g\u00f6re yeri de cennet ile cehennem aras\u0131d\u0131r. En me\u015fhur ve sahih olan da bu, b\u00fct\u00fcn \u00fcmmetler ve b\u00fct\u00fcn ameller i\u00e7in zikredildi\u011fi \u00fczere bir terazidir. \u00c7o\u011ful kipiyle buyurulmas\u0131 ise ya &#8220;\u00c2d (kavmi) de Peygamberleri yalanlad\u0131.&#8221; (\u015euar\u00e2, 26\/123) \u00e2yetinde oldu\u011fu gibi tazim (b\u00fcy\u00fckleme) i\u00e7in veya (ba\u015f\u0131n\u0131n ortas\u0131ndaki sa\u00e7lar\u0131 a\u011fard\u0131) kabilinden k\u0131s\u0131mlar\u0131 itibariyle yahut itibari de\u011fi\u015fimle fertlerinin \u00e7o\u011falmas\u0131 itibar\u0131ylad\u0131r ki \u015fairin:<\/p>\n<p>&#8220;\u015eim\u015fe\u011fin par\u0131lt\u0131s\u0131 yahut g\u00fcne\u015flerin \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131&#8221; m\u0131sra\u0131ndaki &#8220;\u015f\u00fcm\u00fbs&#8221; (g\u00fcne\u015fler) gibidir. Konunun \u00e7o\u011ful oldu\u011funa g\u00f6re ise yoruma ihtiya\u00e7 yoktur. A\u011f\u0131rl\u0131k da r\u00fc\u00e7han (\u00fcst\u00fcn gelme) m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmas\u0131 tart\u0131\u015fmas\u0131z olur.<\/p>\n<p>B\u00f6yle &#8220;mevazin&#8221; (tart\u0131lar)i a\u011f\u0131r basan, g\u00fczel amelleri \u00fcst\u00fcn gelen k\u0131s\u0131m art\u0131k o bir ho\u015fnut ge\u00e7imdir. R\u00e2z\u00ee (raz\u0131 olucu) bir hayat, ho\u015fnut bir ge\u00e7im ve ya\u015fay\u0131\u015f i\u00e7indedir. Ger\u00e7ekte raz\u0131 ve ho\u015fnut olmak, hayat\u0131n \u015fan\u0131 de\u011fil, sahibinin s\u0131fat\u0131 oldu\u011fundan g\u00f6r\u00fcn\u00fcrde ifadenin hakk\u0131, &#8220;ge\u00e7im, raz\u0131 olmak&#8221; de\u011fil, raz\u0131 olunan olmas\u0131 yani &#8220;raz\u0131 olunan hayat&#8221; denilmek iken tersi z\u00e2hir olarak &#8220;ho\u015fnut olan hayat&#8221; buyurulmas\u0131 belagatl\u0131 bir n\u00fckteyi i\u00e7erir ki, r\u0131zan\u0131n tasavvurlar \u00fcst\u00fcnde olan kemalini belagatle ifade ederek sahibinin o hayata tam ehliyetini, hem raz\u0131 olan, hem raz\u0131 olunan (r\u00e2diye ve mard\u0131yye) makam\u0131nda bulundu\u011funa i\u015faret eder. Yani \u00f6yle g\u00fczel bir hayat ve ge\u00e7im ki g\u00fczel amelleriyle ona sebep olan kimseyi sadece raz\u0131 ve ho\u015fnut etmekle kalmaz, ayn\u0131 zamanda onu, &#8220;Ey huzura ermi\u015f nefis, raz\u0131 olmu\u015f ve raz\u0131 olunmu\u015f olarak Rabbine d\u00f6n, (iyi) kullar\u0131m aras\u0131na gir, cennetime gir.&#8221; (Fecr, 89\/27-30) \u00e2yeti delaletince nefs-i r\u00e2diyye (raz\u0131 olan nefis) makam\u0131ndan, nefs-i mard\u0131yye (kendisinden raz\u0131 olunan nefis) makam\u0131na y\u00fckselterek ebedi olarak mesud edecek ve ondan asla ayr\u0131lmak istemeyecek \u015fekilde kendisini b\u00fct\u00fcn ho\u015fnutlukla sarar, ebedi bir r\u0131za ve ho\u015fnutlu\u011fa ait muhiti i\u00e7inde ihata eder, ku\u015fat\u0131r, donat\u0131r, \u00c2l\u00fbs\u00ee der ki: Me\u015fhur olan burada raz\u0131ye (raz\u0131 olucu), nisbet bak\u0131m\u0131ndan olmakt\u0131r, yani r\u0131zan\u0131n kendisi: R\u0131zal\u0131, ho\u015fnutluklu bir hayat demektir. Kelimenin kendisinde veya isnadda mecaz olarak &#8220;r\u00e2z\u00eeye&#8221;nin, &#8220;merd\u0131yye&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131 olmas\u0131 da caiz g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr ki, bunun hakikati, sahibinin raz\u0131 olaca\u011f\u0131 bir hayat demek olur. Me\u00e2ni kitaplar\u0131nda anlat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere bunda &#8220;istiare-i mekniye&#8221; ve tahliliyye de caiz g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. Fakat baz\u0131 b\u00fcy\u00fckler burada \u00e7ok g\u00fczel bir beyanda bulunmu\u015flar ve demi\u015flerdir ki, &#8220;niseb&#8221; bab\u0131nda olanlar diye tevil olunur ve m\u00fcennes getirilmez. \u00c7\u00fcnk\u00fc bir mevsuf \u00fczerine cereyan ettirilmeyip cans\u0131zlara kat\u0131l\u0131r. Sirafi&#8217;den de \u015f\u00f6yle nakledilmi\u015f: de nin s\u00fckutu meselesinde yapt\u0131klar\u0131 t\u00e2lile at\u0131p tutarak demi\u015ftir ki: Halbuki bunda iki vecih vard\u0131r: Birisi, o hayat, ehline raz\u0131 olmu\u015ftur, onlardan ho\u015fnut kendilerinden ayr\u0131lmaz. Onlar\u0131 b\u0131rakmaz, ayr\u0131lmaz m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmas\u0131d\u0131r. di\u011feri de &#8220;allame&#8221;, &#8220;raviye&#8221; gibi mubala\u011fa i\u00e7in olmakt\u0131r. Bir de \u015f\u00f6yle tevcih edilmi\u015ftir. nin l\u00fczumu n\u0131n suk\u00fbtuyla b\u00fcnye (yap\u0131)ye noksanl\u0131k vermemek i\u00e7indir. ve gibi. Halbuki derler &#8220;M\u00fcf&#8217;\u0131l&#8221; ve &#8220;mif&#8217;al&#8221; bab\u0131 m\u00fcenneslenmez. Bununla beraber gibi baz\u0131lar\u0131nda katt\u0131klar\u0131 da vard\u0131r. Sonra demi\u015ftir ki: Kabul etmeye de\u011fer olan budur. Bunun neticesi birka\u00e7 vechile cevapt\u0131r:<\/p>\n<p>Birincisi: Burada &#8220;rad\u0131ye&#8221; nisbet bab\u0131ndan de\u011fil, ism-i faildir, m\u00e2n\u00e2n\u0131n laz\u0131m\u0131 kastedilmi\u015ftir. Zira bir \u015feye raz\u0131 olan ve dileyen ona devam eder. Bu mecaz-\u0131 m\u00fcrsel veya istiaredir. \u0130snadda mecaz olup zikrolunan m\u00e2n\u00e2, neticesini beyan olmas\u0131 da caizdir.<\/p>\n<p>\u0130kincisi: M\u00fcbala\u011fa i\u00e7in olmakt\u0131r. Bu da &#8220;allame&#8221; gibi, &#8220;faal&#8221; veznine \u00f6zel de\u011fildir. Onun i\u00e7in &#8220;raviye&#8221; ile de temsil etmi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc: \u0130lletlide &#8216;nin kat\u0131lmas\u0131 kelimenin yap\u0131s\u0131n\u0131 muhafaza etmek i\u00e7indir. &#8220;Misakke&#8221;, ya s\u00f6z (istisna)d\u00fcr, yahut muctebbi mudaafe benzetmektir.&#8221; \u00c2l\u00fbs\u00ee bunu naklettikten sonra: &#8220;Bunu h\u0131fzet, \u00e7\u00fcnk\u00fc \u00e7ok g\u00fczeldir, kitaplar\u0131n \u00e7o\u011funda bu yoktur&#8221; diye de bir hat\u0131rlatma yapm\u0131\u015ft\u0131r. Bir\u00e7ok hususta bu &#8220;raz\u0131 olan ge\u00e7im&#8221; terkibi misal olarak zikredilegeldi\u011fi i\u00e7in biz de bu izah\u0131 kaydetmeye l\u00fczum g\u00f6rd\u00fck.<\/p>\n<p>8. Ve fakat tart\u0131lar\u0131 hafif gelen her kimse, yani sevab\u0131 olmayan yahut g\u00fcnahlar\u0131 a\u011f\u0131r bas\u0131p da sevaplar\u0131 hafif gelen k\u0131s\u0131mdan olan kimse art\u0131k onun anas\u0131 haviye (u\u00e7urum)dir. Yani varaca\u011f\u0131 yeri, yata\u011f\u0131 kuca\u011f\u0131na s\u0131\u011f\u0131naca\u011f\u0131 anavatan\u0131 haviyedir. Bar\u0131nacak yeri kalmayacak, art\u0131k &#8220;haviye&#8221; denilen cehennem u\u00e7urumunun kuca\u011f\u0131na at\u0131lacakt\u0131r. Di\u011fer bir m\u00e2n\u00e2 ile onun \u00fcmm-i dima\u011f\u0131, yani beyninin k\u00f6k\u00fc haviye olacak, tepe takla cehennemin dibine at\u0131lacak \u00f6yle kaynayacakt\u0131r.<\/p>\n<p>9. Ve fakat tart\u0131lar\u0131 hafif gelen her kimse, yani sevab\u0131 olmayan yahut g\u00fcnahlar\u0131 a\u011f\u0131r bas\u0131p da sevaplar\u0131 hafif gelen k\u0131s\u0131mdan olan kimse art\u0131k onun anas\u0131 haviye (u\u00e7urum)dir. Yani varaca\u011f\u0131 yeri, yata\u011f\u0131 kuca\u011f\u0131na s\u0131\u011f\u0131naca\u011f\u0131 anavatan\u0131 haviyedir. Bar\u0131nacak yeri kalmayacak, art\u0131k &#8220;haviye&#8221; denilen cehennem u\u00e7urumunun kuca\u011f\u0131na at\u0131lacakt\u0131r. Di\u011fer bir m\u00e2n\u00e2 ile onun \u00fcmm-i dima\u011f\u0131, yani beyninin k\u00f6k\u00fc haviye olacak, tepe takla cehennemin dibine at\u0131lacak \u00f6yle kaynayacakt\u0131r.<\/p>\n<p>10. O haviyenin ne oldu\u011funa, mahiyetine gelince \u015f\u00f6yle beyan buyurulur: Bildin mi ki o haviye nedir? ( ink\u00e2r\u00ee istifham; h\u00e2viyeye r\u00e2ci m\u00fcennes zamiridir; sonundaki fas\u0131la i\u00e7in ha-i \u015fehittir. Asl\u0131 dir) mahiyeti neden ibarettir?<\/p>\n<p>11. O k\u0131zg\u0131n bir ate\u015ftir, yani \u015fiddetli, k\u0131z\u0131\u015fkan bir ate\u015f. Bundan sonraki s\u00fbrede &#8220;cahim&#8221; diye zikrolunacak olan cehennem ate\u015fi, daha sonra &#8220;H\u00fcmeze&#8221; S\u00fbresi&#8217;nde tarif olunacak olan Allah ate\u015fidir.<\/p>\n<p>&#8220;Kamus&#8221;ta kelimeleri, cehennemin isimleri olarak ge\u00e7mektedir. Yukardan a\u015fa\u011f\u0131ya d\u00fc\u015fmek, sukut etmek m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;h\u00fcviy&#8221; ve &#8220;hevey\u00e2n&#8221;dan t\u00fcremi\u015f ism-i fail olarak &#8220;sakuf&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelir ve hava bo\u015flu\u011fu gibi i\u00e7i bo\u015f, derin, d\u00fc\u015f\u00fcld\u00fck\u00e7e d\u00fc\u015f\u00fcl\u00fcr engin u\u00e7uruma, &#8220;mehvat&#8221; gibi sukut yerine denir. \u00c7ukur demek oldu\u011fu gibi, &#8220;haviye&#8221; de devaml\u0131 a\u015fa\u011f\u0131ya do\u011fru d\u00fc\u015fen u\u00e7urum veya u\u00e7uruma d\u00fc\u015fen demek olabilir. Bu m\u00e2n\u00e2dan cehenneme isim olmu\u015ftur. Ve Al\u00fbs\u00ee&#8217;nin nakletti\u011fi \u00fczere denilmi\u015ftir ki: Ona &#8220;h\u00e2viye&#8221; denilmesi gayet derin olmas\u0131ndand\u0131r. Baz\u0131lar\u0131 da ate\u015fin en a\u015fa\u011f\u0131 kap\u0131s\u0131na tahsis etmi\u015flerdir. \u0130ncil tercemelerinde de &#8220;haviye&#8221;ye tesad\u00fcf edilir. &#8220;\u00dcmm-i haviye&#8221; denilmesine gelince: Bunda i\u015faret etti\u011fimiz vechile \u00fc\u00e7 m\u00e2n\u00e2 s\u00f6ylenmi\u015ftir:<\/p>\n<p>Birincisi: \u00dcmm, ana m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan me&#8217;v\u00e2, yani var\u0131lacak, kuca\u011f\u0131na s\u0131\u011f\u0131n\u0131l\u0131p bar\u0131n\u0131lacak yurt ve yatak m\u00e2n\u00e2s\u0131na istiare yoluyla mecazd\u0131r. Zira ana kuca\u011f\u0131, \u00e7ocu\u011fun s\u0131\u011f\u0131n\u0131p bar\u0131naca\u011f\u0131 s\u0131\u011f\u0131na\u011f\u0131 olmak bak\u0131m\u0131ndan me&#8217;va ona benzetilmi\u015ftir ki, bunda pek ac\u0131kl\u0131 bir alay etme, k\u00fc\u00e7\u00fcmseme vard\u0131r. Nihayet s\u0131\u011f\u0131n\u0131p varaca\u011f\u0131 en \u015fefkatli anas\u0131, h\u00e2misi k\u0131zg\u0131n ate\u015f olan haviyeden ibaret bulunan bir kimsenin halindeki felaket ve fecaatin \u015fiddet ve b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc d\u00fc\u015f\u00fcnmeli.<\/p>\n<p>\u0130kincisi: Araplar, bir kimsenin yok olmas\u0131na dua makam\u0131nda kinaye yoluyla derler ki, &#8220;anas\u0131 a\u011flay\u0131p d\u00fc\u015fesi, bay\u0131las\u0131!&#8221; demek gibidir. Zira bir kimse d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fc, helak oldu\u011fu zaman anas\u0131 a\u011flar, merak\u0131ndan d\u00fc\u015fer bay\u0131l\u0131r. Bu bizim, &#8220;anas\u0131 a\u011flas\u0131n&#8221;, yahut &#8220;anas\u0131 a\u011flad\u0131&#8221;, yahut &#8220;anas\u0131 a\u011flayas\u0131ca&#8221; deyimlerimizi and\u0131r\u0131r. Bununla beraber, &#8220;kahrolas\u0131, Allah can\u0131n\u0131 alas\u0131&#8221; dualar\u0131 gibi duas\u0131 da her zaman vaki olmas\u0131 istenilen dualardan olmay\u0131p, teacc\u00fcb (hayrete d\u00fc\u015fme), takdir ve medhetmek i\u00e7in de s\u00f6ylenir. Nitekim Ka&#8217;b b. Sa&#8217;di \u011eanevi&#8217;nin \u015fu beyti bu kabilden olarak me\u015fhurdur:<\/p>\n<p>&#8220;Anas\u0131 a\u011flas\u0131n, o giderken sabah ne g\u00f6nderdi?<\/p>\n<p>Ve d\u00f6nerken gece ne \u00e7evirdi?&#8221; Yani ne kahraman, ne afacan adamd\u0131!<\/p>\n<p>Hamase&#8217;nin \u015fu beyti de o t\u00fcrdendir:<\/p>\n<p>&#8220;Analar\u0131 bay\u0131las\u0131! Ne olmu\u015ftu onlara y\u0131k\u0131ld\u0131klar\u0131 g\u00fcn. Cey\u015fan denilen yerde kesilen \u015fan ve \u015feref sebeplerinden dolay\u0131. M\u0131zraklar gerdanlar\u0131nda iken ka\u00e7mak ve \u00f6l\u00fcm korkusundan bir merdivene \u00e7\u0131kmak istemediler. E\u011fer ka\u00e7salard\u0131 yine aziz olacaklard\u0131. Fakat \u00f6l\u00fcme kar\u015f\u0131 sabr\u0131 daha \u00e7ok de\u011ferli g\u00f6rd\u00fcler.&#8221;<\/p>\n<p>\u0130\u015fte Katade&#8217;den bir rivayet olarak geldi\u011fi \u00fczere bir \u00e7ok tefsirciler: \u0130\u015f bu tabirinden oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir &#8220;Ke\u015f\u015faf&#8221; sahibi ve &#8220;M\u00fcfredat&#8221;da Ra\u011f\u0131b bunu tercih etmi\u015fler. &#8220;Ke\u015f\u015faf&#8221; sahibi bunun &#8220;raz\u0131 olan hayat&#8221; kavline &#8220;t\u0131bak sanat\u0131&#8221;n\u0131 i\u00e7ermesi itibar\u0131yla daha bedi oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015f, Tayb\u00ee de buna &#8220;daha a\u00e7\u0131k&#8221; demi\u015ftir. Bu m\u00e2n\u00e2da &#8220;\u00fcmm&#8221;, hakikaten ana demek oldu\u011fu gibi, &#8220;haviye&#8221; de cehennemin ismi de\u011fil, sak\u0131ta (d\u00fc\u015fen) m\u00e2n\u00e2s\u0131na demektir. Yani &#8220;anas\u0131 d\u00fc\u015fm\u00fc\u015ft\u00fcr&#8221; demek olup bununla k\u0131yamette helak ve cezas\u0131n\u0131n \u015fiddetinden kinaye edilmi\u015f olur. Bunun inceli\u011finde \u015f\u00fcphe yoktur. Fakat bu \u015fekilde &#8221; mahiye&#8221; zamiri &#8220;haviye&#8221;ye d\u00f6nmeyip, kelam\u0131n del\u00e2letinden anla\u015f\u0131lan, yani anas\u0131n\u0131 a\u011flatan &#8220;dahiye&#8221;ye raci olmak gerekir. Halbuki \u00f6nceki m\u00e2n\u00e2da &#8220;haviye&#8221;ye d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fc a\u00e7\u0131k, istiare itibariyle m\u00fcbala\u011fa bela\u011fat\u0131 da \u015f\u00fcphesiz oldu\u011fu i\u00e7in daha a\u00e7\u0131kt\u0131r.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc: Yine Katade&#8217;den, Ebu Salih&#8217;den, \u0130krime, Kelbi ve di\u011ferlerinden rivayet edildi\u011fi \u00fczere &#8220;\u00fcmm&#8221;, beyin ve ba\u015f\u0131n asl\u0131 ve k\u00f6k\u00fc m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmakt\u0131r ki, bu \u015fekilde &#8220;haviye&#8221;, cehennem demek de, ona sak\u0131ta (d\u00fc\u015f\u00fcc\u00fc) demek de olabilir. Yani beyninin k\u00f6k\u00fc haviye olmu\u015ftur. Yahut &#8220;tepe taklak haviyeye yuvarlanm\u0131\u015ft\u0131r&#8221; demek olur. \u00c7\u00fcnk\u00fc tepesi a\u015fa\u011f\u0131 olarak cehenneme at\u0131lacakt\u0131r. \u015eu halde &#8220;mahiye&#8221; zamirinde iki vecih cereyan eder: N\u00e2r (ate\u015f), (bu ate\u015ftir) takdirinde mahzuf m\u00fcbtedan\u0131n haberidir.<\/p>\n<p>H\u00c2M\u0130YE yani \u0131s\u0131n\u0131n \u015fiddeti m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;hami&#8221;den, k\u0131zg\u0131n ve k\u0131z\u0131\u015fg\u0131n demektir &#8220;f\u0131r\u0131n k\u0131z\u0131\u015ft\u0131&#8221; demek oldu\u011fu gibi, &#8220;g\u00fcne\u015f ve ate\u015f k\u0131z\u0131\u015ft\u0131, hararetleri \u015fiddetlendi&#8221; demektir. Masdar\u0131 &#8220;hamyen&#8221; ve &#8220;humyen&#8221; ve &#8220;humuyyen&#8221; gelir. Ate\u015f zaten k\u0131zg\u0131n demek iken, &#8220;n\u00e2r&#8221; denildikten sonra bir de &#8220;hamiye&#8221; (k\u0131zg\u0131n) diye tavsifi, di\u011fer ate\u015flerin buna oranla sanki &#8220;hamiye&#8221; (k\u0131zg\u0131n) de\u011fil, so\u011fukmu\u015flar gibi hafif kalacaklar\u0131na i\u015faret eden bir te\u015fdid (kuvvetlendirme)dir. \u0130\u015fte o k\u00e2ria (k\u0131yamet)da tart\u0131lar\u0131 hafif gelenlerin sonu budur. &#8220;Allah korusun.&#8221;<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>101-KAAR\u0130&#8217;A: 1-2-3.O k\u00e2ria. O \u00e7arpacak bela, yani k\u0131yamet. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;k\u00e2ria&#8221;, &#8220;k\u00e2r&#8217; &#8220;dan t\u00fcremi\u015ftir. Maddesinden &#8220;kar&#8217;&#8221;, \u015fiddetli bir ses \u00e7\u0131karacak derecede \u015fiddetle dayan\u0131p \u00e7arpmakt\u0131r. Sopay\u0131\u2026<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":12059,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1032,1031,5030,5031,5219,5351,5222,5220,1583,5221,1582,1586],"class_list":["post-1746","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-101-kaaria","tag-101-kaaria-tefsiri","tag-elmalili","tag-elmalili-hamdi-yazir","tag-elmalili-tefsir-oku","tag-hak-dini-kuran-dili","tag-hak-dini-tefsiri","tag-hamdi-yazir-tefsir-oku","tag-kuran","tag-sure-tefsirleri","tag-tefsir","tag-tefsir-oku"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1746","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1746"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1746\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/12059"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1746"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1746"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1746"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}