{"id":1752,"date":"2010-11-18T20:58:52","date_gmt":"2010-11-18T20:58:52","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1752"},"modified":"2010-11-18T20:58:52","modified_gmt":"2010-11-18T20:58:52","slug":"98-beyyine-tefsiri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/98-beyyine-tefsiri\/","title":{"rendered":"98-BEYY\u0130NE SURES\u0130 HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130"},"content":{"rendered":"<p>98-BEYY\u0130NE:<\/p>\n<p>De\u011fildi, o k\u00fcfredenler kitap ehli ve m\u00fc\u015friklerden. (Min) teb&#8217;\u00eez\u0131yye veya bey\u00e2niyye, mahz\u00fbfe m\u00fcteall\u0131k olup, yahut takdirinde zarf-\u0131 m\u00fcstekar, o k\u00fcfredenlerin hali veya s\u0131fat\u0131d\u0131r. Bu iki k\u0131s\u0131mdan k\u00e2firler veya iki k\u0131s\u0131m k\u00e2firler ki, baz\u0131s\u0131 kitap ehli, baz\u0131s\u0131 m\u00fc\u015frik, yahut hem kitap ehlinden, hem de m\u00fc\u015friklerden olan k\u00e2firler demek olabilir. Zira &#8220;vav&#8221;\u0131n atf-\u0131 rab\u0131ttan sonra da, \u00f6nce de olmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Bu \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc takdirde bilhassa kitap ehlinden olduklar\u0131 halde Allah&#8217;a \u00e7ocuk isnad etmek veya te\u015fbihe kail olmak gibi herhangi bir vechile a\u00e7\u0131k veya gizli \u015firke kail olanlar kastedilmi\u015f olur. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc \u00e2yette yaln\u0131z kitap ehli zikredilmesine bu m\u00e2n\u00e2 daha \u00e7ok yak\u0131nd\u0131r. Kitap ehli yahudi ve h\u0131ristiyanlard\u0131r.<\/p>\n<p>Burada kitap ehli ad\u0131yla ifade edilmeleri, bunlar i\u00e7inden Allah&#8217;a k\u00fcfredenlerin k\u00fcf\u00fcrleri, yani Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a ve Resulullah&#8217;a iman etmemeleri, mensub olduklar\u0131 kitaplar\u0131na, Tevrat&#8217;a ve \u0130ncil&#8217;e de k\u00fcf\u00fcr m\u00e2n\u00e2s\u0131nda oldu\u011funa i\u015faret etmek i\u00e7indir. M\u00fc\u015frikler, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya putlardan veya ba\u015fkas\u0131ndan her ne \u015fekilde olursa olsun \u015firk itikad edenler, yani Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131na il\u00e2hl\u0131k isnad edenlerdir ki, puta tapanlardan daha geneldir. Allah&#8217;\u0131n zat\u0131n\u0131n birden fazla oldu\u011funa kanaat eden her \u00e7e\u015fit &#8220;politeiste&#8221;lere ve Allah&#8217;\u0131 tan\u0131may\u0131p &#8220;Ben sizin en b\u00fcy\u00fck Rabbinizim&#8221;. (N\u00e2zi\u00e2t, 79\/24) ve &#8220;Ben, sizin i\u00e7in, benden ba\u015fka bir il\u00e2h tan\u0131m\u0131yorum.&#8221; (Kasas, 28\/38) diyen Firavun gibi tek \u015fekilde olsun arzular\u0131n\u0131 il\u00e2h edinen veya Allah&#8217;tan ba\u015fka herhangi bir \u015feye tek ba\u015f\u0131na veya ortakla\u015fa tanr\u0131l\u0131k payesi verenlerin hepsini i\u00e7ine al\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah Te\u00e2l\u00e2 zat\u0131nda hak mabud oldu\u011fu i\u00e7in, ondan il\u00e2hl\u0131\u011f\u0131n yok edilmesine imk\u00e2n olamayaca\u011f\u0131 i\u00e7in O&#8217;ndan ba\u015fka herhangi bir \u015feye, gerek ortakl\u0131k ve gerek yaln\u0131z ba\u015f\u0131na tanr\u0131l\u0131k isnad etmek asl\u0131nda \u015firktir. Zat\u0131n birli\u011fi ile beraber s\u0131fat\u0131n \u00e7oklu\u011fu \u015firki gerektirmez. \u015eirk ancak Allah&#8217;\u0131n zat\u0131nda k\u00fcll\u00ee veya c\u00fcz&#8217;\u00ee \u00e7okluk inanc\u0131ndad\u0131r. Onun i\u00e7in \u00fc\u00e7 zat demek olan &#8220;ek\u00e2nim-i sel\u00e2se&#8221; (\u00fc\u00e7 as\u0131l)nin birli\u011fi \u015feklinde iddia edilen teslis (\u00fc\u00e7leme) birlemesi, ger\u00e7ekte tevhid (birleme) de\u011fil, zat\u0131n hem \u00e7oklu\u011fu, hem tekli\u011fi davas\u0131n\u0131 i\u00e7erdi\u011fi i\u00e7in hem \u015firk, hem \u00e7eli\u015fkidir. Burada, &#8216;nin elif-l\u00e2m\u0131, cins i\u00e7in olarak gerek puta tap\u0131c\u0131 ve gerek di\u011fer b\u00fct\u00fcn m\u00fc\u015frikleri i\u00e7ine al\u0131r. Ger\u00e7i baz\u0131lar\u0131 &#8220;ahde&#8221; yorarak puta tapanlara tahsis etmi\u015fler. \u00c7\u00fcnk\u00fc Mekke ve Medine ile etraf\u0131nda bulunan Arap m\u00fc\u015frikleri putlara tap\u0131yorlard\u0131. Burada kastedilen de onlard\u0131r demi\u015flerse de akid m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131n daha \u00f6nce &#8220;k\u00fcfredenler&#8221;de d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmesi yeterlidir. O pis k\u00e2firler, b\u00fct\u00fcn kitap ehli ile b\u00fct\u00fcn m\u00fc\u015frikler cinsi i\u00e7inden baz\u0131lar\u0131 olmu\u015f olur. B\u00f6yle kitap ehli cinsi ile m\u00fc\u015frikler cinsi i\u00e7inden k\u00fcfretmi\u015f olan k\u00e2firler, yahut kitap ehlinden olmakla beraber m\u00fc\u015frik olan o k\u00e2firler Kendilerine beyyine gelinceye kadar ayr\u0131lacak de\u011fildi. Yani bulunduklar\u0131 o hallerinden ayr\u0131lacak, ay\u0131rtla\u015facak de\u011fillerdi.<\/p>\n<p>M\u00dcNFEKK\u00ceN , , &#8216;\u00fcn haberidir. &#8220;Hatta&#8221; da ona m\u00fcteall\u0131kt\u0131r.<\/p>\n<p>2. BEYY\u0130NE: Malumdur ki, nur gibi kendisi beyyin, yani gayet a\u00e7\u0131k olup da ba\u015fkas\u0131n\u0131 da beyan eden, a\u00e7\u0131klayan demektir. Onun i\u00e7in davac\u0131n\u0131n davas\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131k bir \u015fekilde beyan ve isbat eden \u015fahide, sa\u011flam, a\u00e7\u0131k delile ve mucizeye beyyine denir. Burada da hakk\u0131 beyan ve isbat edecek a\u00e7\u0131k ve kesin delil veya mucize demektir ki, maksad\u0131n ne oldu\u011fu \u015fununla a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r: Allah&#8217;dan bir Resul beyyineden bedeldir. Yahut &#8220;o, Resuld\u00fcr&#8221; takdirinde mahzuf m\u00fcbtedan\u0131n haberi olarak beyyineyi tefsirdir. Yani Allah taraf\u0131ndan peygamberlik g\u00f6reviyle g\u00f6nderilmi\u015f bir peygamber gelinceye kadar ayr\u0131lacak de\u011fillerdi. \u00d6yle bir Resul ki mutahher, yani tahriften, t\u00f6hmetten, yanl\u0131\u015fl\u0131ktan, b\u00e2t\u0131l \u015f\u00fcphesinden uzak, kirli eller dokunmaz, &#8220;Ona tertemiz olanlardan ba\u015fkas\u0131 dokunamaz.&#8221; (V\u00e2k\u0131a, 5679) \u00e2yeti delaletince gayet temiz sahifeler okur. (Abese S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7en 13-16. \u00e2yetlere bkz.) \u00d6yle temiz sayfalar ki<\/p>\n<p>3. onlardad\u0131r b\u00fct\u00fcn k\u0131ymetli kitaplar, yani do\u011fru sabit kitaplar, bozulmaz, devaml\u0131 hak yaz\u0131lar\u0131 o temiz sayfalar\u0131n i\u00e7indedir. Ki bunlar i\u015fte o &#8220;oku&#8221; diye okunmas\u0131 emrolunan Kur&#8217;\u00e2n sayfalar\u0131, Kur&#8217;\u00e2n s\u00fbreleridir. O k\u00e2firler, b\u00f6yle temiz sayfalar okuyacak bir Allah Resul\u00fc gelinceye kadar bulunduklar\u0131 h\u00e2l ve vaziyetten, din ve inan\u00e7tan ayr\u0131lacak de\u011fillerdi. \u00d6yle bir beyyine gelmedik\u00e7e tamamen hak ve tevhid dinini bilip de yerle\u015fecek ve hallerini de\u011fi\u015ftirecek bir durumda bulunmuyorlard\u0131 ve bunda \u00f6z\u00fcrl\u00fc olabilirlerdi. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;Biz, bir peygamber g\u00f6ndermedik\u00e7e kimseye azap etmeyiz.&#8221; (\u0130sra, 17\/15) \u00e2yeti bunu bildirmektedir. Fakat \u00f6yle bir beyyine (a\u00e7\u0131k delil), bir Allah Resul\u00fc geldikten sonra k\u00fcfre sap\u0131p da eski hallerinden ayr\u0131lmamakta \u0131srar etmelerine hi\u00e7bir sebep ve mazeret olamazd\u0131. Ve i\u015fte onun i\u00e7in b\u00f6yle bir Resul g\u00f6nderilmi\u015f ve Kadir gecesi o Kur&#8217;\u00e2n indirilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>4. Fakat o kendilerine kitap verilenler, yani o kitap ehli veya bilhassa onlar\u0131n bilginleri olan okur yazar tak\u0131m\u0131 ancak kendilerine o beyyine (apa\u00e7\u0131k mucize) geldikten sonra ayr\u0131ld\u0131lar, ayr\u0131l\u0131\u011fa d\u00fc\u015ft\u00fcler. Kimisi o beyyineye, o Resule iman etti\u011fi halde, kimisi k\u00fcfre sap\u0131p eski hallerinde kalmakta \u0131srar ederek tefrika (ayr\u0131l\u0131k\u00e7\u0131l\u0131k) \u00e7\u0131kard\u0131lar. O beyyine kar\u015f\u0131s\u0131nda cahiller ve m\u00fc\u015frikler i\u00e7in bile mazeret kalmam\u0131\u015fken, kitap verilmi\u015f olanlar\u0131n hi\u00e7bir mazereti kalmad\u0131\u011f\u0131 ve yaln\u0131z kendi istek ve inatlar\u0131ndan dolay\u0131 k\u00fcf\u00fcr ve ayr\u0131l\u0131k\u00e7\u0131l\u0131\u011fa sapt\u0131klar\u0131 ve bundan dolay\u0131 beyan olunaca\u011f\u0131 \u00fczere puta tap\u0131c\u0131lar gibi cehennem azab\u0131n\u0131 hak etmeleri bu \u015fekilde \u015f\u00fcphesiz olarak ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015f oldu.<\/p>\n<p>Fahreddin R\u00e2z\u00ee tefsirinde bu \u00fc\u00e7 \u00e2yet hakk\u0131nda der ki: &#8220;V\u00e2hid\u00ee, Kit\u00e2b\u00fc&#8217;l-Bas\u00eet&#8217;de: Bu \u00e2yet Kur&#8217;\u00e2n&#8217;daki \u00e2yetlerin, gerek naz\u0131m ve gerek tefsir itibar\u0131yla en zorudur ve b\u00fcy\u00fck bilginlerden bir k\u0131sm\u0131 bunda sendelemi\u015ftir, demi\u015f, fakat zorlu\u011fun nas\u0131l oldu\u011funu \u00f6zetlememi\u015ftir. Ben derim ki, zorlu\u011fun \u015fekli \u015fudur: \u00c2yetin takdiri: O k\u00fcfredenler, kendilerine Allah&#8217;tan Resul\u00fc olan beyyine gelinceye kadar ayr\u0131lacak de\u011fildiler, demektir. Sonra ayr\u0131l\u0131klar\u0131 neden dolay\u0131d\u0131r, Allah Te\u00e2l\u00e2 onu zikretmemi\u015ftir. Lakin kastedilen, bulunduklar\u0131 k\u00fcf\u00fcr halinden demek oldu\u011fu malumdur. \u015eu halde takdir: &#8220;K\u00fcfredenler, apa\u00e7\u0131k bir delil olan o Resul gelinceye kadar, k\u00fcf\u00fcrlerinden ayr\u0131l\u0131c\u0131 de\u011fillerdi.&#8221; demek olur. Sonra da &#8220;hatta&#8221;, intih\u00e2-i gayedir. O halde bu \u00e2yet \u015funu gerektirir ki, o Resul gelince, onlar\u0131n k\u00fcf\u00fcrlerinden ayr\u0131lm\u0131\u015f olmalar\u0131 laz\u0131m gelir. Bundan sonra da &#8220;Kendilerine kitap verilenler, ancak a\u00e7\u0131k delil geldikten sonra ayr\u0131l\u0131\u011fa d\u00fc\u015ft\u00fcler.&#8221; buyurulmu\u015ftur. Bu ise o Resul gelince, onlar\u0131n k\u00fcf\u00fcrleri artm\u0131\u015f olmas\u0131n\u0131 gerektiriyor. \u0130\u015fte bundan dolay\u0131 iki \u00e2yet aras\u0131nda g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fte bir z\u0131tl\u0131k var gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor. \u0130\u015fte benim kanaatime g\u00f6re m\u00fc\u015fk\u00fcl\u00fcn sonu budur. Buna cevap ise birka\u00e7 \u015fekildedir:<\/p>\n<p>B\u0130R\u0130NC\u0130S\u0130 ve en g\u00fczeli &#8220;Ke\u015f\u015faf&#8221; sahibinin \u00f6zetledi\u011fi vecihtir. \u015e\u00f6yle ki: Kitap ehli ve puta tap\u0131c\u0131 iki f\u0131rkadan k\u00e2firler, Peygamberimizin g\u00f6nderilmesinden \u00f6nce diyorlard\u0131 ki: Biz bulundu\u011fumuz dinimizden ayr\u0131lmay\u0131z, onu terketmeyiz, ta o Tevrat ve \u0130ncil&#8217;de yaz\u0131l\u0131 vaad edilmi\u015f olan peygamber gelinceye kadar ki o peygamber Muhammed aleyhissel\u00e2md\u0131r. Allah Te\u00e2l\u00e2 \u00f6nce onlar\u0131n o s\u00f6zlerini hik\u00e2ye etmi\u015f, sonra da &#8220;kendilerine kitap verilenler ayr\u0131lmad\u0131lar&#8221; buyurmu\u015ftur. Yani onlar, o peygamber geldi\u011fi zaman hak \u00fczerinde ittifak ile bir kelimede toplanmak vaad ediyorlard\u0131. Sonra da haktan as\u0131l ayr\u0131lmalar\u0131 ve k\u00fcf\u00fcrde kararlar\u0131 o Resul gelince oldu, demektir ki, bunun kelamda benzeri fakir bir f\u00e2s\u0131k kendisine \u00f6\u011f\u00fct veren v\u00e2ize: &#8220;Allah bana bir zenginlik verinceye kadar, ben bu halden ayr\u0131lmam&#8221; demi\u015f, sonra da Allah ona zenginlik vermi\u015f, fakat o bunun \u00fczerine k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc daha \u00e7ok art\u0131rm\u0131\u015f. O zaman o vaiz de ona: &#8220;Sen zengin oluncaya kadar k\u00f6t\u00fcl\u00fckten ayr\u0131lmayacakt\u0131n, halbuki ba\u015f\u0131n\u0131 as\u0131l zengin olduktan sonra k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011fe dald\u0131rd\u0131n.&#8221; demi\u015f olmas\u0131 gibidir ki, bu s\u0131rf onu azarlama ve susturmak i\u00e7in \u00f6nceki s\u00f6z\u00fcn\u00fc hat\u0131rlatmas\u0131 demektir. Bu cevab\u0131n neticesi \u015fu olur: &#8220;Kitap ehlinden ve m\u00fc\u015friklerden (Hakk&#8217;\u0131) tan\u0131mayanlar, kendilerine apa\u00e7\u0131k delil gelinceye kadar ink\u00e2rlar\u0131ndan ayr\u0131lacak de\u011fillerdi.&#8221; s\u00f6z\u00fc onlardan hik\u00e2yedir. &#8220;Kitap ehli, ancak kendilerine apa\u00e7\u0131k delil geldikten sonra ayr\u0131l\u0131\u011fa d\u00fc\u015ft\u00fcler.&#8221; s\u00f6z\u00fc de v\u00e2ki olan haber vermedir. M\u00e2n\u00e2 da &#8220;Onlar vaadlerinde durmad\u0131lar, dediklerinin tersi oldu.&#8221; demektir.<\/p>\n<p>\u0130K\u0130NC\u0130S\u0130: &#8220;O k\u00e2firler kendilerine o apa\u00e7\u0131k delil gelince de k\u00fcf\u00fcrlerinden ayr\u0131lacak de\u011fillerdi.&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131ndad\u0131r. K\u00e2d\u00ee Abd\u00fclcebb\u00e2r b\u00f6yle demi\u015f, fakat l\u00fcgatta &#8220;hatta&#8221;n\u0131n bu m\u00e2n\u00e2s\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131 s\u00f6ylenmi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u00dc\u00c7\u00dcNC\u00dcS\u00dc: &#8220;M\u00fcnfekk\u00een&#8221; k\u00fcf\u00fcrden ayr\u0131lmaya de\u011fil, &#8220;beyyine&#8221; (apa\u00e7\u0131k delil) olarak gelecek Peygamber&#8217;in iyiliklerini ve faziletlerini anmaktan ayr\u0131lmad\u0131klar\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmal\u0131d\u0131r. Yani Muhammed (s.a.v.) gelinceye kadar onun \u00fcst\u00fcnl\u00fcklerini anmaktan ayr\u0131lm\u0131yorlard\u0131. Fakat O gelince ayr\u0131ld\u0131lar, her biri bir g\u00f6r\u00fc\u015f s\u00f6yler oldular demektir ki, bunun benzeri Bakara S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7en &#8220;Daha \u00f6nce, m\u00fc\u015friklere kar\u015f\u0131 bir zafer kap\u0131s\u0131n\u0131n a\u00e7\u0131lmas\u0131n\u0131 istiyorlard\u0131, i\u015fte bu bildikleri kitap onlara gelince, ona inanmad\u0131lar.&#8221; (Bakara, 2\/89) \u00e2yeti olur.<\/p>\n<p>D\u00d6RD\u00dcNC\u00dcS\u00dc: Peygamber gelinceye kadar k\u00fcf\u00fcrden ayr\u0131lmayacaklard\u0131 demektir. &#8220;Hatta&#8221; kelimesi de o geldikten sonraki halin, \u00f6ncekinin tersine olmas\u0131n\u0131 gerektirir, nitekim olay da b\u00f6yle olmu\u015ftur. \u00c7\u00fcnk\u00fc hepsi o k\u00fcf\u00fcrde kalmad\u0131lar, bir k\u0131sm\u0131 m\u00fcmin, bir k\u0131sm\u0131 da k\u00e2fir oldular. Bu kadar\u0131 da &#8220;hatta&#8221;n\u0131n delaletiyle amel etmeye yeterlidir.<\/p>\n<p>BE\u015e\u0130NC\u0130S\u0130: Peygamber&#8217;in g\u00f6nderilmesinden \u00f6nce k\u00e2firler k\u00fcf\u00fcrlerinde teredd\u00fcts\u00fcz idiler. Bulunduklar\u0131 dinin hak oldu\u011funa kesin olarak inan\u0131yorlar, ondan ayr\u0131lm\u0131yorlard\u0131. Yahudi, yahudili\u011finde; h\u0131ristiyan h\u0131ristiyanl\u0131\u011f\u0131nda; m\u00fc\u015frik puta tap\u0131c\u0131l\u0131\u011f\u0131nda, has\u0131l\u0131 her biri kendi dininde kalmak, ondan ayr\u0131lmamak azim ve itikad\u0131nda ittifak etmi\u015flerdi. Fakat Resulullah (s.a.v.) g\u00f6nderilince al\u0131\u015fm\u0131\u015f, yap\u0131\u015fm\u0131\u015f olduklar\u0131 eski dinleri hakk\u0131nda azim ve inan\u00e7lar\u0131 sars\u0131ld\u0131 ve \u00f6nceki fikir ve kanaatleri peri\u015fan oldu. Her biri kendi dininde, mezhebinde, davas\u0131nda sars\u0131ld\u0131lar, ayr\u0131lmaya ba\u015flad\u0131lar. Bununla beraber tamamen imana da gelmediler, kimisi iman ettiyse de, kimisi de etmedi. Ayr\u0131cal\u0131k \u00e7\u0131kard\u0131lar, b\u00f6yle eski dinlerinin \u00e7\u00fcr\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc anlam\u0131\u015f olduklar\u0131 halde o Resul&#8217;e iman etmeyip de ayr\u0131cal\u0131k yapan kitap ehlinin bu ayr\u0131l\u0131klar\u0131 ilimsizlikten, delilsizlikten dolay\u0131 \u015fek ve \u015f\u00fcpheye bir haklar\u0131 oldu\u011fu i\u00e7in de\u011fil, kendilerine apa\u00e7\u0131k delil geldikten ve Hak ortaya \u00e7\u0131kt\u0131ktan sonra yaln\u0131z arzu ve inatlar\u0131ndan dolay\u0131 oldu. Birinci \u00e2yette infik\u00e2k (ayr\u0131lmak), sonrakinde tefrika denilmesinde bu m\u00e2n\u00e2ya bir i\u015faret vard\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc infik\u00e2k: Bir \u015feyin bir \u015feyden ayr\u0131lmas\u0131 ona yap\u0131\u015fm\u0131\u015f iken kopup ayr\u0131lmas\u0131 demektir. Tefrika da da\u011f\u0131lmakt\u0131r. Bu suretle de Peygamberin g\u00f6nderilmesinden sonraki h\u00e2l \u00f6ncesine benzememi\u015ftir. Bu da &#8220;hatta&#8221;n\u0131n mefhumudur. R\u00e2z\u00ee, bu be\u015f \u015fekli hik\u00e2ye ve beyan etmi\u015f olmakla beraber, tercih edilen g\u00f6r\u00fc\u015f, birinci vecih oldu\u011funu da hat\u0131rlatm\u0131\u015ft\u0131r. Ancak birinci vecihte ayr\u0131lman\u0131n m\u00fcteallak\u0131n\u0131 &#8220;k\u00fcf\u00fcrlerinden ayr\u0131lm\u0131\u015flar&#8221; diye k\u00fcf\u00fcr lafz\u0131yla takdir etmi\u015ftir.<\/p>\n<p>&#8220;Ke\u015f\u015faf&#8221; sahibi ise lafz\u0131yla takdir etmi\u015f. Birinci \u00e2yetin m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131n neticesi: &#8220;Onlar apa\u00e7\u0131k delil gelmedik\u00e7e dinlerine yap\u0131\u015facaklar, onu b\u0131rakmayacaklard\u0131&#8221;, demek oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015ftir. M\u00fc\u015fk\u00fcl\u00fcn halledilmesi a\u00e7\u0131s\u0131ndan maksat bir olmakla beraber &#8220;Ke\u015f\u015faf&#8221;\u0131n ifadesi daha incedir. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc, d\u00f6rd\u00fcnc\u00fc, be\u015finci vecihlere de ihtimali vard\u0131r. Ebu&#8217;s-Suud ve daha bir\u00e7oklar\u0131 da &#8220;Ke\u015f\u015faf&#8221;\u0131n birinci vechi \u00fczerinde y\u00fcr\u00fcmekle beraber, infik\u00e2k\u0131n m\u00fcteallak\u0131n\u0131 daha \u00f6nce \u00fczerinde bulunduklar\u0131 \u015fey &#8220;\u00fczerinde bulunduklar\u0131 \u015feyden&#8221; diye takdir etmi\u015fler ve bunu o vaad ile tefsir ederek \u015f\u00f6yle demi\u015flerdir: Yani daha \u00f6nce \u00fczerinde bulunduklar\u0131 haldir ki ahir zamanda g\u00f6nderilecek Resul&#8217;e iman ve Hakk&#8217;a uyacaklar\u0131na dair vaad ve yerine getirmeye azimleridir. Kitap ehlinden bu vaadin vuku bulmas\u0131nda \u015f\u00fcphe yoktur. Hatta onlar onunla Allah&#8217;tan fetihler diliyorlar. &#8220;Allah\u0131m bize fetih nasip et, ahir zamanda g\u00f6nderilen peygamber h\u00fcrmetine bize yard\u0131m et!&#8221; diye dua ediyorlard\u0131 ve m\u00fc\u015friklerden olan d\u00fc\u015fmanlar\u0131na kar\u015f\u0131: &#8220;Bizim dedi\u011fimizi tasdik edecek bir peygamberin \u00e7\u0131kmas\u0131 zaman\u0131 yakla\u015ft\u0131. Biz onunla beraber olup sizi \u00c2d ve \u0130rem kavimleri gibi \u00f6ld\u00fcrece\u011fiz.&#8221; diyorlard\u0131. M\u00fc\u015friklerin o vaadde bulundu\u011funa gelince gerek ki kitap ehlinden yay\u0131ld\u0131ktan sonra onlar\u0131n da sonradan gelenleri onun s\u0131hhatine inanarak o vaadde bulunmu\u015f olsunlar. Nitekim b\u00f6yle oldu\u011funa \u015fu da \u015fahitlik eder ki Resulullah (s.a.v.) hakk\u0131nda gidip kitap ehline soruyorlar: Bu sizin kitab\u0131n\u0131zda an\u0131lan m\u0131d\u0131r? diyorlard\u0131. Bu suretle hepsi o peygamber gelinceye kadar o vaad ve azimden ayr\u0131lmad\u0131lar. Fakat o geldikten sonra kitap ehli k\u00fcfre saparak bozgunculuk \u00e7\u0131kard\u0131lar.<\/p>\n<p>Bunun \u00f6zeti: O k\u00e2firler peygamber gelinceye kadar bulunduklar\u0131 durumdan ayr\u0131lmad\u0131lar ve ayr\u0131lmamalar\u0131 l\u00e2z\u0131m gelirdi, fakat ayr\u0131ld\u0131lar, demek oluyor. Ger\u00e7ekte infik\u00e2k\u0131n m\u00fcteallak\u0131, onlar\u0131n bulunduklar\u0131 h\u00e2l olmas\u0131 daha a\u00e7\u0131kt\u0131r. Ancak bunu o vaad ve azim ile tefsir etmek Bakara S\u00fbresi (2\/89) \u00e2yetine uygun olsa da m\u00fc\u015frikleri i\u00e7ine almas\u0131 itibar\u0131yla biraz dolamba\u00e7l\u0131 geliyor ve bundan maksat, bulunduklar\u0131 dinleri veya k\u00fcf\u00fcrleri olmas\u0131 daha a\u00e7\u0131k g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor. Bundan ise ayr\u0131lmamalar\u0131 de\u011fil, tersine ayr\u0131lmalar\u0131 istenir olmas\u0131 gerekir. \u00c7\u00fcnk\u00fc ayr\u0131cal\u0131\u011f\u0131n sebebi odur. Beyyine (apa\u00e7\u0131k delil)nin de gelmesi ona kar\u015f\u0131d\u0131r. Bu sebeple bunu bu esas \u00fczere, yani bulunduklar\u0131 halden ayr\u0131lmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na olarak yukar\u0131da izah etti\u011fimiz di\u011fer bir vecihle anlamak gerek. &#8220;Hatta&#8221;n\u0131n gayesinin mefhumu ile m\u00fc\u015fk\u00fcl\u00fcn halli ve gerek nazm\u0131n siyak u sibak\u0131 (alt\u0131 \u00fcst\u00fc itibar\u0131yla uygunlu\u011fu) a\u00e7\u0131s\u0131ndan bize daha a\u00e7\u0131k g\u00f6r\u00fcnm\u00fc\u015ft\u00fcr. Zira Maide S\u00fbresi&#8217;nde de ge\u00e7en &#8220;Ey kitap ehli, ger\u00e7e\u011fi a\u00e7\u0131klayan el\u00e7imiz, peygamberlerin aras\u0131 kesildi\u011fi bir zamanda, bize bir m\u00fcjdeci ve uyar\u0131c\u0131 gelmedi diyemeyesiniz diye, size geldi.&#8221; (Maide, 5\/19) \u00e2yeti gere\u011fince Resulullah&#8217;\u0131n g\u00f6nderilmesinden \u00f6nceki zaman dinlerin tahrif ve karmakar\u0131\u015f\u0131kl\u0131\u011fa u\u011frad\u0131\u011f\u0131, puta tapanla tapmayan\u0131n kar\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131 ve hak ile bat\u0131l\u0131n se\u00e7ilemez bir hale geldi\u011fi fetret zaman\u0131d\u0131r. Fetret zamanlar\u0131 ise &#8220;Biz, bir peygamber g\u00f6ndermedik\u00e7e kimseye azap edecek de\u011filiz.&#8221; (\u0130sra, 17\/15) h\u00fckm\u00fcne g\u00f6re sorumluluk y\u00f6nelmeyen bir mazeret zaman\u0131 demektir. B\u00f6yle bir zamanda Hakk&#8217;\u0131 bat\u0131ldan ay\u0131rdettirecek kesin ve a\u00e7\u0131k bir delil gelinceye kadar iman ve k\u00fcf\u00fcr h\u00fck\u00fcmleri tayin edilemeyece\u011fi ve bir susturucu delil bulunamayaca\u011f\u0131 cihetle herkesin bulundu\u011fu h\u00e2l \u00fczere kalmas\u0131, yani istish\u00e2b kaidesi as\u0131l olur. Be\u015feriyetin b\u00f6yle Hak ve bat\u0131l\u0131 se\u00e7emeyecek bir fetret ve zulmet i\u00e7inde kald\u0131\u011f\u0131 zamanlard\u0131r ki Allah taraf\u0131ndan peygamberler g\u00f6nderilerek hak ve vazife yolu ayd\u0131nlat\u0131lm\u0131\u015f ve ona g\u00f6re m\u00fcmin ve k\u00e2fir ay\u0131rd edilerek sorumluluk h\u00fckm\u00fc tatbik edilmi\u015ftir. \u0130\u015fte s\u00fbresinin arkas\u0131ndan o n\u00fczul hikmetini beyan siy\u00e2k\u0131nda bu Beyyine S\u00fbresi de peygamber gelinceye kadar olan fetret zaman\u0131n\u0131n h\u00fckm\u00fcn\u00fc beyan ile ba\u015flam\u0131\u015f ve &#8220;k\u00fct\u00fcb-i kayyime&#8221; (k\u0131ymetli kitaplar)yi i\u00e7eren, tertemiz sayfalar olan Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n indirilmesiyle il\u00e2h\u00ee delil olan Resulullah&#8217;\u0131n g\u00f6nderilmesinden \u00f6nce kitap ehlinden ve m\u00fc\u015friklerden olan k\u00e2firler, bulunduklar\u0131 hallerinden ayr\u0131lmamakta mazeret sahibi olsalar da hak dini beyan eden bu delil geldikten sonra \u00f6zellikle kitap ehlinin buna iman etmeyip de \u00f6nceki hallerinde kalmak i\u00e7in ayr\u0131l\u0131k\u00e7\u0131l\u0131k yapmalar\u0131 kat\u0131ks\u0131z k\u00fcf\u00fcr ve bundan dolay\u0131 azaba hak kazanmalar\u0131n\u0131 gerektirdi\u011fini anlatm\u0131\u015ft\u0131r. \u015eu halde m\u00e2n\u00e2 o k\u00fcfredenler, k\u00fcf\u00fcrlerinden, dinlerinden, \u00e2detlerinden ayr\u0131lacak durumda de\u011fillerdi. \u00c7\u00fcnk\u00fc kendilerine hakk\u0131 beyan edecek olan o apa\u00e7\u0131k delil hen\u00fcz gelmemi\u015fti. Fetret zaman\u0131nda bulunuyorlard\u0131. Onun i\u00e7in onlara hak ve hayr\u0131 anlatacak kesin bir delil olmak \u00fczere bu kitap indirilerek peyderpey okumak \u00fczere Allah taraf\u0131ndan o Resul g\u00f6nderildi, o geldikten sonra ise m\u00fc\u015friklerden \u00f6nce kitap ehli olanlar\u0131n ona iman edip \u00f6nceki yanl\u0131\u015f hallerinden vazge\u00e7meleri, hakka kar\u015f\u0131 ayr\u0131cal\u0131k yapmamalar\u0131 gerekirdi. Halbuki onlar \u00f6yle yapmad\u0131lar, o Resul&#8217;e kar\u015f\u0131 anla\u015fmazl\u0131\u011fa d\u00fc\u015ft\u00fcler, puta tapanlar gibi ink\u00e2r ettiler. B\u00f6yle anla\u015fmazl\u0131\u011fa d\u00fc\u015fmeleri ve bu \u015fekilde ink\u00e2rlar\u0131 da ba\u015fka bir sebebe dayal\u0131 de\u011fil, s\u0131rf o delil kendilerine geldikten sonra s\u0131rf d\u00fc\u015fmanl\u0131k ve inatlar\u0131ndan ve eski hallerinden ayr\u0131lmak istememelerinden do\u011fdu.<\/p>\n<p>5. Halbuki onlar, o kendilerine kitap verilmi\u015f olanlar \u00f6teden beri ba\u015fka bir \u015fey ile de\u011fil ancak \u015fununla emrolunmu\u015flard\u0131 ki yaln\u0131z Allah&#8217;a ibadet etsinler, gerek \u00f6nceki kitaplar\u0131nda, Tevrat ve \u0130ncil&#8217;in esas\u0131nda ve gerek bu Kur&#8217;\u00e2n ile emredildikleri g\u00f6revleri bu idi ki, ba\u015fka bir niyet ve maksada hizmet etmesinler, ancak Allah&#8217;\u0131 mabud tan\u0131s\u0131nlar, O&#8217;na ibadet ve kulluk etsinler, o \u015fekilde ki dini ona halis k\u0131larak, hi\u00e7bir \u015firk \u015f\u00fcphesi kar\u0131\u015ft\u0131rmaks\u0131z\u0131n \u015fu veya bu gayeye \u00e2let etmeksizin saf ve temiz niyet ve ihlas ile ancak O&#8217;na y\u00f6nelerek ve tahsis ederek, hanifler olarak, yani bat\u0131l inan\u00e7lardan, e\u011fri ve yanl\u0131\u015f fikir ve ahl\u00e2ktan s\u0131yr\u0131l\u0131p, daima hakka, do\u011frulu\u011fa meyleden hakka tapan m\u00fcslim, muvahhid (Allah&#8217;\u0131 birleyen) olmak suretiyle dini Allah i\u00e7in halis k\u0131larak Allah&#8217;a ibadet etsinler, ecir ve m\u00fck\u00e2fat\u0131 O&#8217;ndan beklesinler.<\/p>\n<p>Yukar\u0131larda da defalarca ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere &#8220;hunef\u00e2&#8221; kelimesi &#8220;han\u00eef&#8221; kelimesinin \u00e7o\u011fulu olarak \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n inan\u00e7, ahl\u00e2k ve sosyoloji itibar\u0131yla ay\u0131r\u0131c\u0131 bir vasf\u0131n\u0131 g\u00f6stermektedir. \u00c7o\u011funlukla han\u00eef, Hz. \u0130brahim&#8217;in milleti olarak &#8220;Dosdo\u011fru, Allah&#8217;\u0131 birleyici olarak \u0130brahim dinine uyun. O, puta tapanlardan de\u011fildi.&#8221; (\u00c2l-i \u0130mran, 3\/95) gibi m\u00fc\u015friklere kar\u015f\u0131l\u0131k; bazan da &#8220;Allah&#8217;a ortak ko\u015fmadan, halis olarak Allah&#8217;\u0131 birleyenlerden olun.&#8221; (Hacc, 22\/31) \u00e2yetinde oldu\u011fu gibi mutlak olarak; bazan da burada oldu\u011fu gibi tevhid ve ihlas ile dinde bar\u0131\u015f ve do\u011frulu\u011fu peki\u015ftirme ve yerle\u015ftirme hususunda zikrolunmu\u015ftur. B\u00fct\u00fcn bunlardan anla\u015f\u0131lan haniflik, Hz. \u0130brahim&#8217;in din ve milletinin vasf\u0131 olmakla beraber yaln\u0131z ona mahsus de\u011fil, genellikle puta tap\u0131c\u0131l\u0131\u011f\u0131n z\u0131dd\u0131 olarak b\u00fct\u00fcn peygamberlerin milleti olan tevhid ve ihlas dininin ad\u0131 olmas\u0131d\u0131r. Onun i\u00e7in \u015eehrist\u00e2n\u00ee &#8220;el-Milel ve&#8217;n-Nihal&#8221;de hanifleri b\u00fct\u00fcn puta tap\u0131c\u0131lar\u0131n kar\u015f\u0131t\u0131 olmak \u00fczere genel m\u00e2n\u00e2s\u0131yla S\u00e2bi\u00eelere kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kartarak zikretmi\u015ftir. Genel m\u00e2n\u00e2s\u0131yla S\u00e2bi\u00eelik ise b\u00fct\u00fcn m\u00fc\u015frikli\u011fin esas\u0131 olan eski dindir. \u015eimdi baz\u0131 yeni eserlerde buna Seybele-Ceybele dini denildi\u011fini ve son zamanlarda &#8220;eski eserler&#8221; (\u00e2s\u00e2r-\u0131 atika) dolay\u0131s\u0131yla bahis konusu edilmeye ba\u015flayan eski Eti, yahut Hitit, yahut Hetler&#8217;in de bu zeybel, yani sabi dinine mensup olduklar\u0131n\u0131 s\u00f6yl\u00fcyorlar. \u0130\u015fte hanifler, b\u00fct\u00fcn bu \u015firk dinlerine kar\u015f\u0131, dini Allah i\u00e7in tahsis etmek ve ancak Allah&#8217;a ibadet etmek \u00fczere davet ve m\u00fccahedeyle g\u00f6revli olan peygamberlerin dinlerini te\u015fkil eden ve bat\u0131ldan sak\u0131n\u0131p Hakk&#8217;a meyleden tevhid\u00e7i m\u00fcsl\u00fcmanlard\u0131r. Onun i\u00e7in Hacc S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;O pis putlardan ve yalan s\u00f6zden ka\u00e7\u0131n\u0131n. Allah&#8217;a ortak ko\u015fmadan, halis olarak Allah&#8217;\u0131 birleyenler olun. Kim Allah&#8217;a ortak ko\u015farsa o, sanki g\u00f6kten d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f de kendisini ku\u015f kap\u0131yor veya r\u00fczg\u00e2r onu uzak bir yere s\u00fcr\u00fckl\u00fcyor gibidir.&#8221; (Hacc, 22\/30-31) buyurulmu\u015f oldu\u011fu gibi \u015e\u00fbr\u00e2 S\u00fbresi&#8217;nde de &#8220;O size, dinden Nuh&#8217;a tavsiye etti\u011fini, sana vahyetti\u011fimizi, \u0130brahim&#8217;e, Musa&#8217;ya ve \u0130sa&#8217;ya tavsiye etti\u011fimizi \u015feriat yapt\u0131 . \u015e\u00f6yle ki: Dini do\u011fru tutun ve onda ayr\u0131l\u0131\u011fa d\u00fc\u015fmeyin. Fakat kendilerini \u00e7a\u011f\u0131rd\u0131\u011f\u0131n \u015fey, Allah&#8217;a ortak ko\u015fanlara a\u011f\u0131r geldi.&#8221; (\u015e\u00fbr\u00e2, 42\/13) buyurulmu\u015ftur. Bunlar\u0131n \u00f6zeti ise haniflik, putlara tapma a\u015fa\u011f\u0131l\u0131\u011f\u0131ndan, g\u00fcnahtan, sahte, bat\u0131l inan\u00e7lardan \u00e7ekinerek Nuh&#8217;un, \u0130brahim&#8217;in, Musa&#8217;n\u0131n, \u0130sa&#8217;n\u0131n ve Muhammed aleyhissel\u00e2m\u0131n yapt\u0131klar\u0131 gibi dini Allah i\u00e7in tevhid, ihlas ve istikametle do\u011frultmak ve onda ikilik \u00e7\u0131karmay\u0131p daima do\u011frulukla toplanmaya \u00e7al\u0131\u015fmakt\u0131r. &#8220;Hanif&#8221; kelimesinin t\u00fcreyi\u015fi de bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 ifade etmektedir. Zira &#8220;hanif&#8221;, hanef kelimesinden t\u00fcremi\u015ftir. Tefsircilerin ve l\u00fcgat ehlinin a\u00e7\u0131klamas\u0131na g\u00f6re &#8220;hanef&#8221;, meyletme ve do\u011fru olma m\u00e2n\u00e2lar\u0131n\u0131 i\u00e7ine al\u0131r. As\u0131l hanef, yanl\u0131\u015fl\u0131ktan do\u011fruya, e\u011frilikten istikamete meyletme m\u00e2n\u00e2s\u0131na konmu\u015f, bazan meyil, bazan da sadece istikamet m\u00e2n\u00e2s\u0131na kullan\u0131l\u0131r. Aya\u011f\u0131n\u0131n ayas\u0131 veya ba\u015f parmaklar\u0131 vah\u015fiden \u00fcnsiye, yani i\u00e7e do\u011fru meyletmi\u015f olan (d\u00fcz taban olmayan) kimseye ahnef denilmesi ise tefe&#8217;ul (hayra yormak) i\u00e7in veya iki mertebe mecaz-\u0131 m\u00fcrseldir. Demek ki l\u00fcgat bak\u0131m\u0131ndan da han\u00eef, daima do\u011frulu\u011fa meyleden demektir. Dinde do\u011fruluk da &#8220;Hay\u0131r, kim i\u015fini g\u00fczel yaparak, \u00f6z\u00fcn\u00fc Allah&#8217;a teslim ederse, onun m\u00fck\u00e2fat\u0131 Rabbinin kat\u0131ndand\u0131r.&#8221; (Bakara, 2\/112) buyuruldu\u011fu \u00fczere muhsin (iyilik yap\u0131c\u0131) olarak ancak Allah&#8217;a y\u00fcz tutmak, &#8220;Rabbimiz Allah&#8217;t\u0131r diyen, sonra do\u011fru olanlar\u0131n \u00fczerine melekler iner.&#8221; (Fussilet, 41\/30) buyuruldu\u011fu \u00fczere ancak Allah&#8217;\u0131 Rab bilip, fiillerinde ve hareketlerinde ancak O&#8217;nun emir ve h\u00fckm\u00fcne t\u00e2bi olarak o iman \u00fczere do\u011frulukta y\u00fcr\u00fcmektir. Bundan dolay\u0131 \u00e7o\u011funlukla han\u00eefi, &#8220;hakka tapan muvahhid&#8221; (Allah&#8217;\u0131 birleyici) diye terc\u00fcme etmeyi uygun g\u00f6rm\u00fc\u015f\u00fczd\u00fcr. Bununla beraber tefsirciler daha baz\u0131 tarifler de nakletmi\u015flerdir. Bu c\u00fcmleden olarak burada hunef\u00e2 (hanifler) \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;dan, &#8220;hac\u0131lar&#8221; diye; Kat\u00e2de&#8217;den, s\u00fcnnetli olanlar, anan\u0131n ve mahremler (evlenilmesi haram olanlar)in nikah\u0131n\u0131 haram tan\u0131yanlar diye; Reb\u00ee b. Enes&#8217;den: Namazda k\u0131bleye d\u00f6nenler diye; M\u00fccahid&#8217;den: \u0130brahim aleyhissel\u00e2m\u0131n dinine t\u00e2bi olanlar diye rivayet etmi\u015flerdir ki hacc, h\u0131t\u00e2n (s\u00fcnnet olma), k\u0131bleye d\u00f6nme, \u0130brahim dininin esaslar\u0131ndan birisiyle tarif demek oldu\u011fundan buna ait demektir. Bunlardan ba\u015fka Ebu K\u0131l\u00e2be&#8217;den &#8220;Biz, Allah&#8217;\u0131n peygamberlerinden hi\u00e7 birisinin aras\u0131n\u0131 ay\u0131rmay\u0131z.&#8221; (Bakara, 2\/285) \u00e2yeti gere\u011fince peygamberlerin hepsine iman edenler diye; daha baz\u0131lar\u0131ndan da &#8220;dinin hepsini toplayanlar&#8221; diye nakil ve tarif edilmi\u015ftir ki, bu son ikisi de birbirine yak\u0131nd\u0131r. Fakat bunlar\u0131n \u00e7o\u011fu m\u00e2n\u00e2 ile de\u011fil, do\u011fru olan veya baz\u0131 havas itibar\u0131yla tarif oldu\u011fu i\u00e7in tam tarif de\u011fildir. Ancak baz\u0131 cihetleri a\u00e7\u0131klamak i\u00e7in nakledilir. Tercihe de\u011fer tarif, \u00f6nce a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131m\u0131z \u00fczere b\u00fct\u00fcn bat\u0131l inan\u00e7lardan \u0130sl\u00e2m&#8217;a meyleden, d\u00f6nen diye \u00f6zetlenmi\u015ftir. B\u00fct\u00fcn peygamberlere iman ve her dini toplay\u0131c\u0131 olmak da bununla olur. \u0130\u015fte b\u00fct\u00fcn kitaplar ve peygamberler, dini yanl\u0131\u015f inan\u00e7lardan temizleyerek &#8220;Allah kat\u0131nda muhakkak din \u0130sl\u00e2m&#8217;d\u0131r.&#8221; (\u00c2l-i \u0130mran, 3\/19) olan Hak tevhid ve ihlas ile yaln\u0131z Allah&#8217;a ibadet etmek ve insanl\u0131\u011f\u0131 selamete erdirmek i\u00e7in g\u00f6nderilmi\u015flerdir. Onun i\u00e7in kitap ehli de ta ba\u015ftan itibaren bununla g\u00f6revli olmu\u015flard\u0131 ki, Allah&#8217;a b\u00f6yle samimi dindar, hanif olarak ibadet etsinler, ve namaz\u0131 k\u0131ls\u0131nlar ve zekat\u0131 versinler ve i\u015fte bu \u00fc\u00e7 esas: samimi din ile Allah&#8217;a ibadet, namaz k\u0131lmak ve zekat vermek din-i kayyimedir. Yani sabit ve payidar kalacak olan milletin dinidir. Di\u011fer deyimle yukar\u0131da an\u0131lan &#8220;k\u0131ymetli kitaplar\u0131n&#8221;, do\u011fru, bozulmaz, sabit hak kitaplar\u0131n\u0131n a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131 dindir. Demek olur ki bu \u00fc\u00e7 esas, b\u00fct\u00fcn Hak dinlerin hi\u00e7 de\u011fi\u015fmeyen en sa\u011flam esas\u0131d\u0131r. Namaz ile zekat da imandan sonra b\u00fct\u00fcn ibadetlerin esaslar\u0131n\u0131n esas\u0131d\u0131r. Di\u011ferleri ayr\u0131nt\u0131d\u0131r. Bunlar\u0131n ed\u00e2 \u015fekilleri itibar\u0131yla a\u00e7\u0131klamas\u0131 her peygamberin zaman\u0131na ve \u015feriatine g\u00f6re de\u011fi\u015febilirse de, as\u0131l namaz ve zekat hepsinde sabittir. \u015eu halde din i\u00e7in mutlaka bir &#8220;ekanim-i sel\u00e2se&#8221; (\u00fc\u00e7 esas) prensibi tan\u0131mak gerekirse onu baba, o\u011ful, r\u00fbhu&#8217;l-kud\u00fcs diye mabudun zat\u0131nda \u00fc\u00e7leme ile \u015firke saparak de\u011fil, tevhid, namaz, zekat diye iman ve amel esaslar\u0131nda tan\u0131mak laz\u0131m gelir. Halbuki o kitap verilenler bu do\u011fru ve sabit dini ve bu emri tan\u0131mad\u0131lar, ihlas ve tevhid ile Allah&#8217;a kulluk etmekten ka\u00e7\u0131nd\u0131lar. &#8220;Onlardan sonra yerlerine \u00f6yle bir nesil geldi ki, namaz\u0131 kaybettiler, \u015fehvetlerine uydular.&#8221; (Meryem, 19\/59) \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcnce \u015fehvetlerinin arkas\u0131na d\u00fc\u015ferek namaz\u0131 kaybettiler, zekat vermeye yana\u015fmad\u0131lar, b\u00f6l\u00fcc\u00fcl\u00fck yapt\u0131lar. Bunun \u00fczerine b\u00fct\u00fcn k\u00fcfr\u00fcn ve iman\u0131n ahiretteki h\u00fck\u00fcmleri ay\u0131rdedilerek a\u00e7\u0131klanmak \u00fczere \u015f\u00f6yle buyuruluyor:<\/p>\n<p>6. Haberiniz olsun ki &#8220;k\u00fcfredenler&#8221;. \u00d6nceki &#8220;k\u00fcfredenler&#8221; ahde haml olunsa (bilinen k\u00e2firler oldu\u011fu kabul edilse) bile bunun, sevk itibar\u0131yla isti\u011frak (hepsini i\u00e7ine almas\u0131) i\u00e7in genel olmas\u0131 gerekir. \u00c7\u00fcnk\u00fc k\u00fcfr\u00fcn h\u00fckm\u00fcn\u00fc beyan i\u00e7in k\u00fcbra (b\u00fcy\u00fck \u00f6nerme) yerindedir. Ancak bu k\u00fcll\u00ee olu\u015f, o beyyine (a\u00e7\u0131k delil) geldikten sonra k\u00fcfredenlere ait olmak \u00fczere bunda da bir ahit m\u00e2n\u00e2s\u0131 yok de\u011fildir. \u015eu halde \u015f\u00f6yle demek olur: O a\u00e7\u0131k delil geldikten sonra onu ink\u00e2r eden b\u00fct\u00fcn k\u00e2firler gerek kitap ehlinden olsun, gerek puta tapanlardan olsun, hepsi ebed\u00ee olmak \u00fczere cehennem ate\u015findedirler. K\u0131yamet g\u00fcn\u00fc cehenneme gidecekler, orada ebed\u00ee olarak kalacaklard\u0131r. Di\u011fer bir m\u00e2n\u00e2 ile k\u00fcf\u00fcr, cehennemde ebed\u00ee kalmaya sebep olmas\u0131 itibar\u0131yla ayn\u0131 ate\u015f h\u00fckm\u00fcndedir. Bir de denilmi\u015ftir ki: Onlar\u0131n bulunduklar\u0131 k\u00fcf\u00fcr ve isyan h\u00e2li, hakikatte ayn\u0131yla ate\u015ftir. Bu ortaya \u00e7\u0131kma (ne\u015f&#8217;et) de \u00e2raz \u015feklinde ortaya \u00e7\u0131karsa da, son ne\u015f&#8217;etde o \u015fekilden \u00e7\u0131kar, hakiki \u015fekli ile ate\u015f olarak zuhur eder. Bu iki m\u00e2n\u00e2ca onlar d\u00fcnyada cehennem ate\u015finin i\u00e7indedirler. Ahirette de onda ebed\u00ee olarak kalacaklard\u0131r, demek olur. Bu ebed\u00ee olu\u015fun sebebi: \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar, o vas\u0131fla s\u0131fatlanm\u0131\u015f olanlar, yeni o a\u00e7\u0131k delil geldikten sonra ona k\u00fcfredip bozgunculuk \u00e7\u0131karanlar hepsi halk\u0131n \u015ferlileridirler, insanlar\u0131n en \u015ferlileridirler, en \u015ferli olan\u0131n yeri de cehennem olmas\u0131 gerektir.<\/p>\n<p>BER\u0130YYE kelimesini, N\u00e2fi ve \u0130bn\u00fc Zekvan &#8220;ber\u00eee&#8221; \u015feklinde okumu\u015flard\u0131r. Ki ikisi de bir as\u0131ldand\u0131r. Halk m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8216;den &#8220;mef&#8217;\u00fble m\u00e2n\u00e2s\u0131nda fehile&#8221; olarak &#8220;b\u00e2r\u00ee&#8221;nin mef&#8217;\u00fbl\u00fc olup, halk ve hal\u00eeka gibi b\u00fct\u00fcn mahl\u00fbkata denilir. \u00d6zellikle be\u015ferde de me\u015fhurdur. Baz\u0131lar\u0131 hemzesiz &#8220;beriyye&#8221; toprak m\u00e2n\u00e2s\u0131na olan &#8220;ber\u00e2&#8221;dan t\u00fcremi\u015f olarak topraktan yarat\u0131lan mahluk demek oldu\u011funu ve \u015fu halde &#8220;ber\u00eee&#8221; topraktan yarat\u0131lmayan melekleri ve cinni de i\u00e7ine al\u0131rsa da, &#8220;beriyye&#8221;nin onlar\u0131 i\u00e7ermiyece\u011fini ve bu \u015fekilde be\u015fer m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmas\u0131 daha yak\u0131n bulundu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. \u0130ki k\u0131r\u00e2ete g\u00f6re de baz\u0131lar\u0131 burada \u00f6zellikle be\u015fer m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmas\u0131n\u0131 tercih etmi\u015fler, sebep olarak da b\u00fct\u00fcn yarat\u0131lm\u0131\u015flar\u0131n en \u015ferlisi \u015feytan oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir ki, akl\u00ee karine ile tahsis demek olur. Lakin buna &#8220;\u015e\u00fcphesiz m\u00fcnaf\u0131klar, ate\u015fin en a\u015fa\u011f\u0131 tabakas\u0131ndad\u0131rlar.&#8221; (Nisa, 4\/115) gere\u011fince m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n da di\u011fer k\u00e2firlerden daha \u015ferli oldu\u011fu ileri s\u00fcr\u00fclerek itiraz edilmi\u015ftir. Bundan dolay\u0131 maksat, m\u00fcminlere g\u00f6re izaf\u00ee tahsistir, diye cevap verilmi\u015f ise de bu tart\u0131\u015fmalara l\u00fczum yoktur. Zira burada maksat, k\u00fcfr\u00fcn as\u0131l ahirete mahsus h\u00fckm\u00fcn\u00fc beyan oldu\u011fu i\u00e7in, k\u00fcf\u00fcr s\u0131fat\u0131nda m\u00fcnaf\u0131klar da, \u015feytan da bu umumda dahil olarak a\u00e7\u0131k ve gizli b\u00fct\u00fcn k\u00e2firler, genel olarak yarat\u0131klar\u0131n en \u015feriridirler, denilmesi do\u011fru olaca\u011f\u0131 gibi, \u015feytan konudan hari\u00e7 olarak, gerek kitap ehli ve gerek puta tap\u0131c\u0131lardan ink\u00e2r\u0131 a\u00e7\u0131k veya m\u00fcnaf\u0131k b\u00fct\u00fcn k\u00e2firler be\u015ferin en \u015ferlisidirler, demek de do\u011frudur.<\/p>\n<p>7. Buna kar\u015f\u0131l\u0131k haberiniz olsun ki iman edip de, yani bu a\u00e7\u0131k delile iman edip Allah i\u00e7in dine, ihlasl\u0131, hanif olarak, gere\u011fince g\u00fczel ameller i\u015fleyenler, sadece namaz ve zekat gibi dinin asl\u00ee temellerinden olan amellere mahsus de\u011fil, gerek esaslardan ve gerek ayr\u0131nt\u0131lardan, gerek farzlar\u0131ndan, gerek nafilelerden, gerek ibadetlerden, gerek muamelelerden Allah r\u0131zas\u0131na uygun olan, kurtulu\u015fa hizmet eden, hayra yarar b\u00fct\u00fcn iyi ve faydal\u0131 amelleri i\u015flemek ve yasaklardan sak\u0131nmak da g\u00fczel amel (amel-i salih) m\u00e2n\u00e2s\u0131nda dahildir. Zira amel, i\u015flemeyi ve terketmeyi i\u00e7ine al\u0131r. Bilinmektedir ki elif l\u00e2m ile s\u00fcslenmi\u015f \u00e7o\u011ful oldu\u011fu i\u00e7in hepsini kaplamay\u0131 ifade eder. Fakat bundan her ferdin, her iyi ameli yapmakla y\u00fck\u00fcml\u00fc oldu\u011fu da sorulmamal\u0131d\u0131r. &#8220;Allah, kimseye g\u00fcc\u00fcn\u00fcn \u00fcst\u00fcnde bir \u015fey teklif etmez.&#8221; (\u00c2l-i \u0130mran, 3\/286) \u00e2yeti gere\u011fince herkesin hissesi ehliyet ve g\u00fcc\u00fcyle orant\u0131l\u0131d\u0131r. R\u00e2z\u00ee der ki: &#8220;iyi ameller i\u015flediler&#8221;, \u00e7o\u011fulun, \u00e7o\u011fula kar\u015f\u0131l\u0131k vermesi kabilindendir. Onun i\u00e7in bir ki\u015finin b\u00fct\u00fcn g\u00fczel amelleri yapmakla y\u00fck\u00fcml\u00fc olmas\u0131 gerekmez. Belki her y\u00fck\u00fcml\u00fcn\u00fcn bir hazz\u0131, sel\u00e2hiyeti vard\u0131r. Zenginin hazz\u0131 vermekte, fakirin hazz\u0131 da almaktad\u0131r. Elverir ki herkes kendi halince kurtulu\u015fa \u00e7al\u0131\u015fs\u0131n. \u0130\u015fte onlar, halk\u0131n en hay\u0131rl\u0131s\u0131d\u0131rlar. B\u00fct\u00fcn halk\u0131n en hay\u0131rl\u0131s\u0131d\u0131r. Amelce de hay\u0131rl\u0131s\u0131, Allah kat\u0131ndaki makamca da hay\u0131rl\u0131s\u0131d\u0131r. Demek ki iman edip de g\u00fczel amele \u00e7al\u0131\u015fmazsa, onlar halk\u0131n en \u015feriri olmasalar bile en hay\u0131rl\u0131s\u0131 da de\u011fildirler. &#8220;Hayru&#8217;l-beriyye&#8221;, hem iman edip hem iyi ameller i\u015fleyenlerdir.<\/p>\n<p>8. Onlar\u0131n cezas\u0131, yani o iman ve amellerine kar\u015f\u0131l\u0131k ecir ve m\u00fck\u00e2fatlar\u0131 Rableri kat\u0131nda, altlar\u0131ndan \u0131rmaklar akan Adn cennetleridir. \u0130\u00e7lerinde ebed\u00ee olarak orada cism\u00e2n\u00ee ve ruh\u00e2n\u00ee t\u00fcrl\u00fc nimetlerle ebed\u00ee olarak nimetleneceklerdir. Bunlar\u0131n birinci olarak &#8220;halk\u0131n en hay\u0131rl\u0131lar\u0131&#8221; diye \u00f6v\u00fclmelerinin \u00f6nce getirili\u015fi; ikinci olarak bu nail olacaklar\u0131 nimetlerin amelleri kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 oldu\u011funu anlatmak \u00fczere &#8220;ceza&#8221; deyimiyle ifade edilmesi; \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak bunun Allah Te\u00e2l\u00e2 kat\u0131ndan olmas\u0131n\u0131n a\u00e7\u0131klanmas\u0131; d\u00f6rd\u00fcnc\u00fc olarak bunun derece derece kem\u00e2le erdirmek demek olan terbiye mefhumuna i\u015faret eden Rablik \u00fcnvan\u0131yla ifadesi; be\u015finci olarak bunun onlara r\u00e2ci zamirine izafetle ifade olunarak terbiye ve kullukta \u00f6zel \u015fereflerine i\u015faret olunmas\u0131; alt\u0131nc\u0131 olarak cennetlerin i\u00e7inde oturma mefhumuna i\u015faret eden Adn&#8217;e izafetle beraber \u00e7o\u011fulun \u00e7o\u011fula kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131yla her birine bir cennet d\u00fc\u015fecek kadar \u00e7okluk ve geni\u015fli\u011fine i\u015faret olmak \u00fczere \u00e7o\u011ful sigas\u0131yla ve ayn\u0131 zamanda dengi g\u00f6r\u00fclmedik ve tarife s\u0131\u011fmayacak \u015fekilde y\u00fcksekli\u011fine, \u015f\u00e2n\u0131n\u0131n b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcne tenbih i\u00e7in nekre olarak getirilmesi; yedinci olarak hayat\u0131n mayas\u0131 olan feyiz ve nimetinin, ho\u015fluk ve g\u00fczelli\u011finin devaml\u0131 artan g\u00fczel cereyan\u0131n\u0131 duyurmak \u00fczere, &#8220;alt\u0131ndan \u0131rmaklar akan&#8221; vasf\u0131yla vas\u0131fland\u0131r\u0131lmas\u0131; sekizinci olarak onlarda takdir edilmi\u015f h\u00e2l olmak \u00fczere ebed\u00eelik demek olan &#8220;hul\u00fbd&#8221;\u00fcn a\u00e7\u0131klanmas\u0131yla beraber bir de &#8220;ebed\u00eelik&#8221; kayd\u0131yla tekit edilmesi o m\u00fcminlerin g\u00fczel halleriyle m\u00fck\u00e2fatlar\u0131n\u0131n b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc a\u00e7\u0131klama a\u00e7\u0131s\u0131ndan ne kadar dikkate \u015f\u00e2y\u00e2nd\u0131r. Ger\u00e7ekte &#8220;hul\u00fbd&#8221; ebed\u00eelik demek oldu\u011fu i\u00e7in sadece &#8220;orada ebed\u00eedirler&#8221; denilmekle de ayn\u0131 m\u00e2n\u00e2 ifade edilmi\u015f olur. Ancak &#8220;hul\u00fbd&#8221;, uzun m\u00fcddet kalmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na da kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in bu ihtimali defetmek i\u00e7in ile de tekit olunmu\u015ftur. Bu tekit, pek\u00e7ok \u00e2yetlerde cehennem ehlinin ebed\u00eeli\u011finde de, cennet ehlinin ebed\u00eeli\u011finde de vard\u0131r. Fakat g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki bu s\u00fbrede k\u00e2firlerin cehennem ate\u015finde ebed\u00ee olu\u015flar\u0131 &#8220;ebeden&#8221; kelimesi ile tekit edilmemi\u015f oldu\u011fu halde m\u00fcminlerin cennetlerde ebed\u00ee olu\u015flar\u0131 a\u00e7\u0131k\u00e7a te&#8217;bid (devam ettirme) ile de tekit edilmi\u015ftir. R\u00e2z\u00ee &#8220;Tefsiri&#8221;nde buna iki vecih s\u00f6ylemi\u015ftir: Birincisi: Rahmetin, \u00f6fkeden daha fazla oldu\u011funa tenbihtir. \u0130kincisi: Cezalar, hadler, keffaretler birbirine girer. Fakat sevab\u0131n k\u0131s\u0131mlar\u0131 birbirine girmez.<\/p>\n<p>Bir de bu y\u00fcksek kar\u015f\u0131l\u0131ktan daha b\u00fcy\u00fck olan Allah&#8217;\u0131n l\u00fctfu beyan ve m\u00fcjdelenmek \u00fczere \u015fu isti&#8217;naf (ba\u015flang\u0131\u00e7) c\u00fcmlesi ile buyuruluyor ki: Allah onlardan raz\u0131 olmu\u015f, onlar da O&#8217;ndan raz\u0131 olmu\u015flard\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc b\u00fct\u00fcn isteklerin en \u00fcst\u00fcn\u00fc, b\u00fct\u00fcn lezzetlerin en y\u00fckse\u011fi olan Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131na ermi\u015fler, &#8220;g\u00f6zlerin g\u00f6rmedi\u011fi, kulaklar\u0131n i\u015fitmedi\u011fi, hi\u00e7bir be\u015ferin akl\u0131n\u0131n ermedi\u011fi&#8221; en b\u00fcy\u00fck r\u0131zaya kavu\u015fmu\u015flar, &#8220;r\u00e2d\u0131yeten&#8221; raz\u0131 olmu\u015f olarak&#8221;, &#8220;merd\u0131yye&#8221; (raz\u0131 olunmu\u015f) makam\u0131na ermi\u015flerdir. Bu m\u00fck\u00e2fat ve r\u0131dvan ise, Rabbinden korkanlara mahsustur. Yani bu ba\u015far\u0131n\u0131n tek sebebi ve hikmeti Allah korkusunu duymakt\u0131r. Yukar\u0131larda da ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere ha\u015fyet, tazim ile sevgi neticesi olan sayg\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131na bir korkudur. Onun i\u00e7in ha\u015fyet itaatte mutlak g\u00fczele lay\u0131k, ihsana yakla\u015ft\u0131racak y\u00fcksek bir a\u015fk heyecan\u0131 uyand\u0131ran g\u00fczel bir ruh halidir. Nitekim M\u00fcmin\u00fbn S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;Verdiklerini, Rablerinin huzuruna d\u00f6necekler diye kalpleri korku ile \u00fcrpererek verirler.&#8221; (M\u00fcmin\u00fbn, 23\/60) buyurulmu\u015ftur. &#8220;Hikmetin ba\u015f\u0131 Allah korkusudur.&#8221; hadisinde de &#8220;mehafet&#8221;ten as\u0131l maksat bu &#8220;ha\u015fyet&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131d\u0131r. Bunun derecesi de ilim ve marifetin derecesi ile orant\u0131l\u0131d\u0131r. Ondan dolay\u0131 &#8220;Kullar\u0131 i\u00e7inden ancak \u00e2limler Allah&#8217;tan gere\u011fince korkar.&#8221; (F\u00e2t\u0131r, 35\/28) buyurulmu\u015ftur. Bir de ha\u015fyet, soyut (m\u00fccerred) korkudan \u015fiddetli olmas\u0131 gerektir. Nitekim meleklerin vasf\u0131nda &#8220;Onun (Allah&#8217;\u0131n) korkusundan titrerler.&#8221; (Enbiya, 21\/28) diye ha\u015fyet, i\u015ff\u00e2k (korkudan titreme)a yak\u0131n olarak zikredilmi\u015ftir. &#8220;\u0130\u015ffak&#8221; ise korkunun en \u015fiddetli derecesidir. \u0130mam R\u00e2z\u00ee&#8217;nin hat\u0131rlatt\u0131\u011f\u0131 \u00fczere bu \u00e2yete, &#8220;Kullar\u0131 i\u00e7inden ancak \u00e2limler Allah&#8217;tan gere\u011fince korkar.&#8221; (F\u00e2t\u0131r, 35\/28) \u00e2yeti kat\u0131larak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcnce, hepsi ilmin ve \u00e2limlerin faziletine bir delil te\u015fkil eder. \u015e\u00f6yle ki: O cennet ve r\u0131dvan, Allah korkusunu duyanlara mahsustur. Allah korkusunu duyanlar ise ancak \u00e2limlerdir. \u015eu halde netice: O cennet ve r\u0131dvan, \u00e2limlere mahsustur. Bundan \u015fu da anla\u015f\u0131l\u0131r ki kendisinin cennet ehlinden oldu\u011fu m\u00fcjdelenen kimselerin Allah korkusundan uzak kalmak \u015f\u00f6yle dursun, daha \u00e7ok korku hissini art\u0131rmalar\u0131 gerekecektir. Ondan dolay\u0131d\u0131r ki peygamberlerin korkusu hepsinden \u00e7oktur. Nitekim Peygamber (s.a.v.) \u015f\u00f6yle buyurmu\u015ftur: &#8220;Allah&#8217;\u0131 en \u00e7ok tan\u0131yan\u0131n\u0131z, Allah&#8217;tan en \u00e7ok korkan\u0131n\u0131zd\u0131r. Ben ise ondan en \u00e7ok korkan\u0131n\u0131z\u0131m.&#8221;<\/p>\n<p>Bu korkuyu duymayanlara duyurmak i\u00e7in Zelzele S\u00fbresi takip edecek, hay\u0131r ve \u015ferrin cezas\u0131 ne zaman ve nas\u0131l oldu\u011funu haber verecektir.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>98-BEYY\u0130NE: De\u011fildi, o k\u00fcfredenler kitap ehli ve m\u00fc\u015friklerden. (Min) teb&#8217;\u00eez\u0131yye veya bey\u00e2niyye, mahz\u00fbfe m\u00fcteall\u0131k olup, yahut takdirinde zarf-\u0131 m\u00fcstekar, o k\u00fcfredenlerin hali veya s\u0131fat\u0131d\u0131r. Bu iki k\u0131s\u0131mdan k\u00e2firler veya iki k\u0131s\u0131m k\u00e2firler ki, baz\u0131s\u0131 kitap ehli, baz\u0131s\u0131 m\u00fc\u015frik, yahut hem kitap ehlinden, hem de m\u00fc\u015friklerden olan k\u00e2firler demek olabilir. Zira &#8220;vav&#8221;\u0131n atf-\u0131 rab\u0131ttan sonra da, &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":12174,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1038,1037,5030,5031,5219,5351,5222,5220,1583,5221,1582,1586],"class_list":["post-1752","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-98-beyyine","tag-98-beyyine-tefsiri","tag-elmalili","tag-elmalili-hamdi-yazir","tag-elmalili-tefsir-oku","tag-hak-dini-kuran-dili","tag-hak-dini-tefsiri","tag-hamdi-yazir-tefsir-oku","tag-kuran","tag-sure-tefsirleri","tag-tefsir","tag-tefsir-oku"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1752","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1752"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1752\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/12174"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1752"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1752"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1752"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}