{"id":1758,"date":"2010-11-18T21:00:35","date_gmt":"2010-11-18T21:00:35","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1758"},"modified":"2010-11-18T21:00:35","modified_gmt":"2010-11-18T21:00:35","slug":"95-tin-tefsiri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/95-tin-tefsiri\/","title":{"rendered":"95-T\u0130N SURES\u0130 HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130"},"content":{"rendered":"<p>95-T\u0130N:<\/p>\n<p>&#8220;Tin&#8217;e ve Zeytun&#8217;a andolsun&#8221;. Tin incir demek ise de burada \u00f6yle terceme etmek pek uygun olmayacakt\u0131r. Zira tefsircilerin bir \u00e7o\u011funun a\u00e7\u0131klamas\u0131na g\u00f6re burada Tin ve Zeytun birer \u00f6zel isim yerindedir. \u00d6zel isim olmu\u015f kelimelerin ise tercemesine kalk\u0131\u015fmak do\u011fru de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar neye isim olmu\u015flarsa onlar\u0131 m\u00e2n\u00e2lar\u0131yla de\u011fil laf\u0131zlar\u0131yla tan\u0131t\u0131rlar. &#8220;\u0130ncir K\u00f6y\u00fc&#8221; diye bilinen bir k\u00f6y, &#8220;Tin Karyesi&#8221; diye terceme edilmekle tan\u0131t\u0131lm\u0131\u015f olmayaca\u011f\u0131 gibi, Tin ad\u0131yla an\u0131lan bir da\u011f\u0131 veya mescidi veya beldeyi de incir diye anlatmaya kalk\u0131\u015fmak izah de\u011fil, kar\u0131\u015ft\u0131rma olur. Ger\u00e7ekte tefsirler burada Tin ve Zeytun hakk\u0131nda ba\u015fl\u0131ca iki g\u00f6r\u00fc\u015f nakletmi\u015flerdir:<\/p>\n<p>B\u0130R\u0130S\u0130: Baz\u0131 tefsirciler demi\u015ftir ki: G\u00f6r\u00fcnen \u015fekli ile Tin ve Zeytun&#8217;dan maksat, bu ad ile me\u015fhur olan incir ve zeytin yemi\u015fleri veya a\u011fa\u00e7lar\u0131d\u0131r. Zira lugat itibariyle g\u00f6r\u00fcnen bu oldu\u011fu gibi Hasen, M\u00fccahid, \u0130krime, \u0130brahim Nehai, Ata, Mukatil, Kelbi ve daha bir k\u0131s\u0131m \u00e2limlerden &#8220;O, sizin \u015fu inciriniz ve zeytininizdir.&#8221;, yahut &#8220;O, yenilen incir ve s\u0131k\u0131lan zeytindir.&#8221;, yahut &#8220;o, insanlar\u0131n yedi\u011fi yemi\u015ftir.&#8221; tabirleriyle rivayet edilmi\u015f ve \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;a da nisbet edilmi\u015ftir. Bunlardan ise, bir mecaz veya kinaye kastedildi\u011fini g\u00f6steren bir karine (ipucu) bulunmay\u0131nca, a\u00e7\u0131k olan incir ve zeytin diye bildi\u011fimiz meyveler olmakt\u0131r. Fakat bu durumda insan yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131n g\u00fczelli\u011fini veya \u00e7irkinli\u011fini ve sonunun ac\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 veya tatl\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 anlat\u0131rken incir ve zeytine yeminle ba\u015flaman\u0131n ne ilgisi oldu\u011funu da d\u00fc\u015f\u00fcnmek gerekece\u011finden incir ve zeytinin insan hayat\u0131 i\u00e7in hem g\u0131da, hem meyve, hem ila\u00e7, hem ticaret a\u00e7\u0131s\u0131ndan faydalar\u0131 pek \u00e7ok olan meyvelerin en g\u00fczel ve m\u00fcbareklerinden oldu\u011funu a\u00e7\u0131klamaya \u00e7al\u0131\u015fm\u0131\u015flard\u0131r ki, biz burada bunun ayr\u0131nt\u0131lar\u0131na girmeye gerek duymuyoruz. \u0130nsan ya\u015famak i\u00e7in maddi ve manevi g\u0131daya muhta\u00e7t\u0131r. Maddi g\u0131dalar\u0131n en \u00f6nemlileri tatl\u0131 ve tuzlu veya ya\u011fs\u0131z ve ya\u011fl\u0131 yiyecekler, bunlar\u0131n en g\u00fczelleri de meyvelerdir. \u0130\u015fte incir ve zeytin ya meyvelerin en faydal\u0131 ve en m\u00fcbarekleri olmak itibariyle \u00f6zel durumlar\u0131na veya \u00f6zeli zikredip geneli kastetmek yoluyla tatl\u0131 veya tuzlu, ya\u011fs\u0131z veya ya\u011fl\u0131 genellikle \u00f6nemli yiyecekleri temsil edecek birer misal; Tur-i Sina ve Beled-i Emin de manevi g\u0131dalara yer olan m\u00fcbarek mevkiler olmalar\u0131 nedeniyle bunlara yemin edilmi\u015ftir, demek olabilir. Bununla beraber insan yarat\u0131l\u0131\u015f, a\u00e7\u0131s\u0131ndan d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc zaman &#8220;Erke\u011fi ve di\u015fiyi yaratana andolsun.&#8221;(Leyl, 92\/3) yemininin ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131 m\u00e2n\u00e2dan dolay\u0131 bu iki meyvenin di\u015fi ve erkekten kinaye olmalar\u0131 ihtimali de uzak de\u011fildir. Bu g\u00f6r\u00fc\u015fe g\u00f6re Tin ve Zeytun, incir ve zeytin diye terc\u00fcme olunabilir.<\/p>\n<p>\u0130K\u0130NC\u0130 g\u00f6r\u00fc\u015fe gelince: Bir\u00e7ok tefsirci de demi\u015ftir ki: Burada &#8220;tin&#8221; ve &#8220;zeytun&#8221;dan maksat yemi\u015f de\u011fil, bu isimlerle an\u0131lan m\u00fcbarek yerlerdir. Turu Sinin ve Beled-i Emin ile beraber zikredilmeleri de bunu g\u00f6steren bir karinedir. Al\u00fbs\u00ee de bir \u00e7o\u011funun kabul edip inand\u0131\u011f\u0131 \u00fczere &#8220;bunlar, m\u00fcbarek \u015ferefli yerlere yemindir&#8221; diyerek bu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc tercih etmi\u015ftir. Bu yerlerin nereleri oldu\u011funa gelince de birer da\u011f ismi, birer mescid ismi, birer belde ismi olmas\u0131 hakk\u0131nda \u00fc\u00e7 g\u00fcr\u00fc\u015f zikretmi\u015flerdir. \u015e\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>1- Birer da\u011fd\u0131rlar.<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc Cerir&#8217;de Katade&#8217;den: Tin, Dime\u015fk&#8217;\u0131n bulundu\u011fu da\u011f; Zeytun, Beyt-i Makdis&#8217;in bulundu\u011fu da\u011fd\u0131r. \u0130krime bir rivayette de: Bunlar iki da\u011fd\u0131r.<\/p>\n<p>Rebi&#8217;den: Hemedan ile Hulvan aras\u0131nda iki da\u011f, \u015eam da\u011flar\u0131.<\/p>\n<p>Said b. Mansur ve \u0130bn\u00fc Ebi H\u00e2tim, Ebu Habib Haris b. Muhammed&#8217;den Tin, Tur-i Tina; Zeytun, Tur-i Zeyta denilen da\u011flard\u0131r. \u0130yi incir ve zeytin bitti\u011fi i\u00e7in bu \u015fekilde isimlendirilmi\u015flerdir. \u0130mam Raz\u00ee bunu \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;\u0131n s\u00f6z\u00fc olmak \u00fczere naklederek \u015f\u00f6yle der: \u0130bn\u00fc Abbas demi\u015ftir ki: Bunlar mukaddes topraklardan iki da\u011fd\u0131r. Bunlar incir ve zeytin yeti\u015fen yerler olduklar\u0131ndan dolay\u0131 bunlara S\u00fcryanice&#8217;de Tur-i Tina (Tin Da\u011f\u0131) ve Tur-i Zeyta (Zeytin Da\u011f\u0131) denilmi\u015ftir. Bu takdirde y\u00fcce Allah Nebilerin yeti\u015fti\u011fi yerlere yemin etmi\u015f demektir. Tin denilen da\u011f \u0130sa (a.s)&#8217;n\u0131n; Zeytun, \u015eam \u0130srailo\u011fullar\u0131na gelen peygamberlerin \u00e7o\u011funun g\u00f6nderildi\u011fi yer; Tur, Musa (a.s)&#8217;n\u0131n peygamber g\u00f6nderildi\u011fi yer; Beled-i Emin de Muhammed (s.a.v.)&#8217;in peygamber olarak g\u00f6nderildi\u011fi yerdir. \u015eu halde ger\u00e7ekte yeminden maksat, peygamberlere h\u00fcrmet ve derecelerini g\u00f6stermek olur.<\/p>\n<p>2- \u0130ki mescittirler. \u0130bn\u00fc Zeyd: Tin, Dime\u015fk mescidi; Zeytun, Beyt-i Makdis Mescidi demi\u015ftir. Ka&#8217;b da: Tin Dime\u015fk Mescidi, Zeytun \u0130liya Mescidi demi\u015ftir. \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan gelen bir rivayete g\u00f6re de Tin Nuh Mescidi, Zeytun Beyt-i Makdis Mescidi&#8217;dir.<\/p>\n<p>3- \u0130ki beldedir. Ka&#8217;b&#8217;\u0131n dedi\u011fine g\u00f6re Tin, Dime\u015fk; Zeytun, Beyt-i Makdis&#8217;tir. \u015eehr b. Hav\u015feb de: Tin, K\u00fbfe; Zeytun, \u015eam&#8217;d\u0131r demi\u015ftir. Maksad\u0131 K\u00fbfe&#8217;nin bulundu\u011fu yer demek olacakt\u0131r ki Nuh (a.s)&#8217;un konaklad\u0131\u011f\u0131 yere denir.<\/p>\n<p>Demek ki Tin ve Zeytun, asl\u0131nda bildi\u011fimiz incir ve zeytin meyveleri ve a\u011fa\u00e7lar\u0131 olmakla beraber bunlar\u0131n yeti\u015fti\u011fi bereketli yerler olmakla tan\u0131nm\u0131\u015f iki da\u011f ve onlarda iki belde ve onlarda iki mescid dahi Tin ve Zeytun adlar\u0131yla tan\u0131nm\u0131\u015f, bunlar da Tur-i Seyna ve Mekke gibi dinin \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 m\u00fcbarek \u015ferefli yerler say\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011fundan burada hayat i\u00e7in maddi, manevi g\u0131dalar\u0131n ve incir ve zeytin gibi faydal\u0131 meyveler verecek \u00e7al\u0131\u015fma ve amelin ve yerin \u00f6nemine ve \u00f6zellikle incir ve zeytinin lezzet, k\u0131ymet ve faydalar\u0131na da ima ve i\u015faret ile beraber daha ziyade peyamberlerin yeti\u015fti\u011fi, dinlerin \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 yerler olarak bilinen kutsal yerlere yemin edilmi\u015ftir. Bundan dolay\u0131 &#8220;Ke\u015ff&#8221; yazar\u0131n\u0131n dedi\u011fi gibi, bunlar\u0131n hepsi din\u00ee ve d\u00fcnyev\u00ee hay\u0131r ve bereketi ile mukaddes topraklara ve emin bir beldeye yemin demek olur. Yaln\u0131z incir ve zeytine yeminde bu ahenk ve kapsam\u0131 anlamak g\u00fc\u00e7t\u00fcr. Onun i\u00e7in Tin&#8217;i ve Zeytun&#8217;u sade incir ve zeytin meyveleri diye terceme etmemeli, gerek H\u0131ristiyanl\u0131k&#8217;ta, gerek Yahudilik&#8217;te gerek \u0130sl\u00e2m&#8217;da &#8220;\u00c7evresini m\u00fcbarek k\u0131ld\u0131\u011f\u0131m\u0131z.&#8221;(\u0130sr\u00e2, 17\/1) m\u00e2n\u00e2s\u0131 gere\u011fince m\u00fcbarek tan\u0131nan ve hay\u0131r ve bereketinden istifade i\u00e7in iyi olma hususunda yar\u0131\u015f\u0131larak \u00e7al\u0131\u015f\u0131lmas\u0131 arzu edilen mukaddes topraklara dahi i\u015faret olmak \u00fczere s\u00f6z\u00fc ge\u00e7en incir ve zeytin isimleriyle \u015f\u00f6yle demelidir:<\/p>\n<p>2. Yemin olsun o Tin&#8217;e ve Zeytun&#8217;a ve Tur-\u0131 Sinin&#8217;e yemin olsun, Sinin Da\u011f\u0131&#8217;na ki Hz. Musa&#8217;n\u0131n Allah ile konu\u015fma \u015ferefine nail oldu\u011fu da\u011f olup sin harfinin kesresi veya fethas\u0131 ve nunun uzat\u0131lmas\u0131yla Tur-\u0131 Sina ve Tur-i Seyna diye de tan\u0131nm\u0131\u015f ve me\u015fhur olmu\u015ftur. Sonu k\u0131sa ve uzat\u0131lmadan Tur-i Seyna da denildi\u011fi &#8220;Kamus&#8221;ta yaz\u0131l\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Ebu Hayyan, &#8220;Bunun \u015eam&#8217;da bir da\u011f oldu\u011funda ihtilaf yoktur.&#8221; demi\u015f; \u015eihab yazar\u0131 da; &#8220;bu, me\u015fhur olan\u0131n aksi oldu\u011fu, \u00e7\u00fcnk\u00fc bu g\u00fcn bilinen Tur-i Sina&#8217;n\u0131n Akabe ile M\u0131s\u0131r aras\u0131ndaki Tih yak\u0131nlar\u0131nda bulundu\u011fu&#8221; beyan\u0131yla itiraz etmi\u015f ise de Ebu Hayyan&#8217;\u0131n maksad\u0131 da M\u0131s\u0131r topraklar\u0131 kar\u015f\u0131s\u0131nda bulunan ve Filistin&#8217;i dahi kapsayan mutlak \u015eam topraklar\u0131 olmal\u0131d\u0131r. \u0130htilaf yoktur denilmesi bunu g\u00f6sterir. Nitekim \u0130bn\u00fc Cerir de hep &#8220;\u015eam&#8217;da bir da\u011fd\u0131r, bir m\u00fcbarek da\u011fd\u0131r.&#8221; diye rivayet etmi\u015ftir. Tur, da\u011f ve \u00f6zellikle bitkili da\u011f demektir.<\/p>\n<p>S\u0130N\u0130N, o da\u011f\u0131n bulundu\u011fu ve kendisine nisbet edildi\u011fi yerin ismi olup Beyrun ve benzeri kelimeler gibi muamele g\u00f6rerek \u00e7o\u011ful kelimeler gibi &#8220;vav&#8221; ve &#8220;ya&#8221; ile irab ald\u0131\u011f\u0131, baz\u0131 kere de &#8220;ya&#8221; ile b\u0131rak\u0131l\u0131p sonundaki &#8220;nun&#8221;a irab harekeleri verildi\u011fi s\u00f6ylenmi\u015ftir. G\u00f6r\u00fcnen \u015fekliyle &#8220;Sinler Da\u011f\u0131&#8221; demek gibidir. Ahfe\u015f demi\u015ftir ki: Sinin kelimesi a\u011fa\u00e7 m\u00e2n\u00e2s\u0131na \u00e7o\u011fuldur. Tekili &#8220;Sine&#8221;dir. Sanki Tur-i E\u015fcar yani, A\u011fa\u00e7lar da\u011f\u0131 demek gibidir. Kelbi&#8217;den de &#8220;a\u011fa\u00e7l\u0131 da\u011f&#8221; diye rivayet edilmi\u015ftir. Bunlar, &#8220;Derken ona var\u0131nca m\u00fcbarek yerdeki vadinin sa\u011f k\u0131y\u0131s\u0131ndaki a\u011fa\u00e7tan \u015f\u00f6yle seslenildi: Ey Musa!&#8230;&#8221;(Kasas, 28\/30) \u00e2yetinde m\u00fcbarek yerdeki Musa a\u011fac\u0131na i\u015faret olsa gerektir.<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc Ebi Hatim, \u0130bn\u00fc M\u00fcnzir, Abd b. Humeyd \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan, &#8220;sinin, hasen yani g\u00fczel demektir&#8221; diye rivayet etmi\u015flerdir. Dahhak&#8217;ten de b\u00f6yle rivayet olunmu\u015f, \u0130krime&#8217;den de bunun g\u00fczel m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmas\u0131 Habe\u015f lisan\u0131 oldu\u011fu ziyadesiyle rivayet olunmu\u015ftur. \u0130bn\u00fc Cerir ve \u0130bn\u00fc Asakir Katade&#8217;den de; &#8220;Sinin; m\u00fcbarek, g\u00fczel a\u011fa\u00e7l\u0131 demektir.&#8221; dedi\u011fini rivayet etmi\u015flerdir. Bununla beraber \u0130bn\u00fc Cerir demi\u015ftir ki: Bu g\u00f6r\u00fc\u015flerden do\u011fru olan, &#8220;Tur-i Sinin, bildi\u011fimiz da\u011fd\u0131r.&#8221; diyenlerin g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcd\u00fcr. \u00c7\u00fcnk\u00fc Tur, bitkili da\u011f demektir. Sinin da\u011f\u0131 denilmesi onu tarif i\u00e7indir. E\u011fer &#8220;sinin kelimesi, g\u00fczel ve m\u00fcbarek m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r&#8221; diyenlerin dedi\u011fi gibi Tur&#8217;un s\u0131fat\u0131 olsayd\u0131, Tur tenvinli okunurdu. \u00c7\u00fcnk\u00fc bir \u015fey bir sebep bulunmad\u0131k\u00e7a kendi s\u0131fat\u0131na muzaf (belirtilen) k\u0131l\u0131nmaz. Yani &#8220;sinin&#8221;, g\u00fczel ve m\u00fcbarek m\u00e2n\u00e2s\u0131nda olsayd\u0131, &#8220;Tur-i sinin&#8221;in bir s\u0131fat tamlamas\u0131 olmas\u0131 laz\u0131m gelir ve &#8220;Tur&#8221; kelimesi munsarif oldu\u011fundan tenvin almas\u0131 gerekirdi. Oysa tenvin olmad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in tamlama, isim tamlamas\u0131d\u0131r diyor. Bu da \u00e7o\u011funlukla kabul edilmi\u015f bulunuyorsa da, anlat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere &#8220;sinin, g\u00fczel ve m\u00fcbarek m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r&#8221; diyenler tamlaman\u0131n vasf\u0131 oldu\u011fu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne varm\u0131\u015f de\u011fillerdir. &#8220;A\u011fa\u00e7&#8221; veya &#8220;yer&#8221; gibi, nitelenen bir kelime takdiriyle veya s\u0131fat-\u0131 galibe t\u00fcr\u00fcnden isim olarak tarif i\u00e7in muzafun ileyh (belirten) yap\u0131lm\u0131\u015f olmas\u0131na engel olmaz. Maksatlar\u0131 g\u00fczel da\u011f demekten ibaret de\u011fil, yerinin veya otunun, a\u011fac\u0131n\u0131n m\u00fcbarekli\u011fini, g\u00fczelli\u011fini beyan etme m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;m\u00fcbarek, g\u00fczel da\u011f\u0131&#8221; demek olmas\u0131nda ve Hz. Musa&#8217;n\u0131n Allah&#8217;la konu\u015ftu\u011fu o me\u015fhur Tur-i Sina&#8217;ya bu m\u00e2n\u00e2 ile &#8220;Tur-\u0131 Sinin&#8221; denilmi\u015f olmas\u0131nda bir sak\u0131nca bulunmad\u0131\u011f\u0131 gibi Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da onun hakk\u0131nda gelmi\u015f olan &#8220;Vadi-i Mukaddes&#8221; (Kutsal Vadi), &#8220;Va-di-i Eymen&#8221; (U\u011furlu Vadi) ve &#8220;M\u00fcbarek yerde bulunan a\u011fa\u00e7&#8221; nitelikleriyle de pek \u00e7ok ilgi ve uygunlu\u011fu vard\u0131r. Burada biraz sonra gelecek olan &#8220;Ahsen-i takvim&#8221; (en g\u00fczel bi\u00e7im)den bahsetmeye bir ba\u015flang\u0131\u00e7 ve giri\u015f olma\u011fa da yak\u0131\u015f\u0131r. Bu \u015fekilde o Tin, Zeytun ve Tur-i Sinin&#8217;e yani bu \u00fc\u00e7\u00fcne yemin, Mukaddes Arz&#8217;a yemin m\u00e2n\u00e2s\u0131nda olur. \u015eu da &#8220;vav&#8221; at\u0131fas\u0131 (ba\u011flac\u0131)yla \u00fc\u00e7\u00fcne birden ba\u011flanm\u0131\u015f olur.<\/p>\n<p>3. Ve bu emin, g\u00fcvenli beldeye yemin olsun. Yani, Ey Muhammed! Bu bulundu\u011fun, do\u011fup b\u00fcy\u00fcd\u00fc\u011f\u00fcn, peygamber olarak g\u00f6nderildi\u011fin, kudret, ululuk ve sayg\u0131 hitab\u0131yla emniyete erdi\u011fin, emin yani g\u00fcvenli vasf\u0131yla tan\u0131nan beldeye de yemin olsun. Tefsirciler buna oy birli\u011fiyle Mekke demi\u015flerdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Beled S\u00fbresi&#8217;nde de ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere Mekke&#8217;nin bir ismi oldu\u011fu gibi &#8220;Hani biz Kabe&#8217;yi insanlara vaktiyle bir sevap mahalli ve emin bir s\u0131\u011f\u0131nak yapm\u0131\u015ft\u0131k. Siz de Makam-\u0131 \u0130brahim&#8217;den namaz k\u0131lacak bir yer edinin.&#8221;(Bakara, 2\/125) buyuruldu\u011fu \u00fczere insanlara bir sevap yeri, bir s\u0131\u011f\u0131nak olan Ka&#8217;be ve \u0130brahim&#8217;in makam\u0131 olarak ve &#8220;Biz onlar\u0131, her \u015feyin \u00fcr\u00fcnlerinin toplanaca\u011f\u0131 emin bir Harem&#8217;de yerle\u015ftirmedik mi?&#8221;(Kasas, 28\/57) buyurulan &#8220;Emin Harem&#8221; orada oldu\u011fu i\u00e7in Beled-i Em\u00een ad\u0131yla tan\u0131nan da odur.<\/p>\n<p>Al\u00fbs\u00ee&#8217;nin yazd\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re merfu bir hadiste de: &#8220;O, \u00e2lemlere hidayet olan K\u00e2be&#8217;nin bulundu\u011fu yer ve Resulullah&#8217;\u0131n do\u011fdu\u011fu ve peygamber g\u00f6nderildi\u011fi beldedir.&#8221; diye gelmi\u015ftir. Bundan bu s\u00fbrenin Mekke&#8217;de indi\u011fi anla\u015f\u0131l\u0131rsa da hicretten \u00f6nce mi, yoksa sonra m\u0131 indi\u011fi anla\u015f\u0131lmaz. Hicretten sonra inenler, Mekke&#8217;nin fethinden sonra Mekke&#8217;de inmi\u015f bulunsalar bile Meden\u00ee say\u0131ld\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re hicretten evvel inmi\u015f m\u00e2n\u00e2s\u0131na Mekk\u00ee olmas\u0131n\u0131 gerektirmez, Meden\u00ee de olabilir. \u015eu halde bu s\u00fbre Mekke&#8217;nin fethinden sonra orada inmi\u015f ise, Katade&#8217;den rivayet edildi\u011fi \u00fczere Meden\u00ee demek olur. \u00c7o\u011funlu\u011fu,&#8221;Mekke&#8217;de inmi\u015ftir&#8221; demesi de Mekke i\u00e7inde inmi\u015f olmas\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131yla yorumlanabilir. Bu m\u00e2n\u00e2, bu s\u00fbrenin kendinden \u00f6ncekine bir netice gibi olan m\u00e2n\u00e2s\u0131na da pek yak\u0131\u015f\u0131r ise de, Mekk\u00ee olmakta me\u015fhur olan m\u00e2n\u00e2 hicretten \u00f6nce olmas\u0131d\u0131r. \u015eu halde Resulullah (s.a.v)&#8217;a bu g\u00fcvence daha o zaman verilmi\u015f demektir.<\/p>\n<p>EM\u0130N, &#8220;emanet&#8221; k\u00f6k\u00fcnden feil kal\u0131b\u0131nda fakat fail m\u00e2n\u00e2s\u0131nda yani emniyette k\u0131lan, zul\u00fcm ve haks\u0131zl\u0131k yapmaktan uzak, kendisine b\u0131rak\u0131lan \u015feyi iyi koruyan, g\u00fcvenilir demektir. Bu m\u00e2n\u00e2da &#8220;amin&#8221; \u015feklinde ism-i fail (etken ortac)i duyulmu\u015f de\u011fildir deniliyor. (Kasas, 28\/57) \u00e2yetinde oldu\u011fu gibi &#8220;amin&#8221; kelimesinin &#8220;emn&#8221; yerinde kullan\u0131lmas\u0131 &#8220;zu emn&#8221; yani emniyetli me\u00e2linde olarak nisbet m\u00e2n\u00e2s\u0131nda oldu\u011fu s\u00f6ylenmi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc ism-i fail (etken orta\u00e7) olarak &#8220;amin&#8221; emniyeti olan, yani korkusu olmayan, yahut emniyet eden veya emniyet ve korkusuzluk veya emanet veren demektir. Beldenin eminli\u011fi de, i\u00e7inde bulunan kimseleri g\u00fcvenilir bir adam\u0131n emaneti korumas\u0131 gibi muhafaza eder, tecav\u00fczden korur olmas\u0131d\u0131r ki bu benzetme yoluyla verilmi\u015f bir m\u00e2n\u00e2d\u0131r veya emniyet ve korkusuzluk m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelen &#8220;emn&#8221; k\u00f6k\u00fcnde ism-i mef&#8217;ul (edilgen orta\u00e7) olup me&#8217;mun, yani korkulmaz, korkutulmaz, emniyet ve s\u00fckun i\u00e7inde demektir. Beldenin bu m\u00e2n\u00e2ca emin olmas\u0131 da, i\u00e7indeki halk\u0131n korkusuz ve tehlikesiz olmas\u0131, yani dert ve s\u0131k\u0131nt\u0131lardan korkulmamas\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;isnad-\u0131 mecazi&#8221;dir. \u015eu halde emniyetli demek iki m\u00e2n\u00e2y\u0131 da ifade edebilir. Mekke-i M\u00fckerreme&#8217;nin b\u00f6yle emin bir belde olu\u015fu ise &#8220;Allah Ka&#8217;be&#8217;yi, o Beyt-i Haram&#8217;\u0131 insanlar i\u00e7in bir d\u00fczen vesilesi k\u0131ld\u0131.&#8221;(M\u00e2ide, 5\/97) m\u00e2n\u00e2s\u0131 gere\u011fince Allah taraf\u0131ndan insanlar\u0131n durumu i\u00e7in Beyt-i Haram yap\u0131lm\u0131\u015f olan Ka&#8217;be-i Muazzama makam\u0131na harem olmas\u0131 ve ziraatsiz bir vadi oldu\u011fu halde Hz. \u0130brahim&#8217;in &#8220;Ey Rabbimiz! Ben soyumdan baz\u0131s\u0131n\u0131 senin Ka&#8217;be&#8217;nin yan\u0131nda ekin bitmez bir vadide yerle\u015ftirdim. Ey Rabbimiz! Namaz\u0131 k\u0131ls\u0131nlar diye yapt\u0131m. Art\u0131k insanlardan bir k\u0131sm\u0131n\u0131n kalplerini onlara meylettir. Onlar\u0131 \u00fcr\u00fcnlerden r\u0131z\u0131kland\u0131r. Umulur ki \u015f\u00fckrederler.&#8221; (\u0130brahim, 14\/37) duas\u0131na mazhar olarak &#8220;Biz onlar\u0131 her\u015feyin \u00fcr\u00fcnlerinin toplanaca\u011f\u0131 emin bir Harem&#8217;de yerle\u015ftirmedik mi?&#8221;(Kasas, 28\/57) ve &#8220;Onlar g\u00f6rmediler mi ki, \u00e7evrelerindeki insanlar \u00e7arp\u0131l\u0131yorlar iken biz Mekke&#8217;yi emin bir yer yapt\u0131k.&#8221;(Ankebut, 29\/67) nimetleri kriterince emin bir harem bulunmas\u0131 ve Resul-i Ekrem (s.a.v) Hazretleri&#8217;nin do\u011fdu\u011fu ve peygamber olarak g\u00f6nderildi\u011fi yer olmas\u0131, &#8220;Oysa sen i\u00e7lerinde iken Allah onlara azap edecek de\u011fildi. Ma\u011ffiret diledikleri halde Allah onlara azap edecek de\u011fildir.&#8221;(Enfal, 8\/33) il\u00e2h\u00ee vaadi gere\u011fince halk\u0131n\u0131n, hem Resulullah (s.a.v.) i\u00e7lerinde bulundu\u011fu m\u00fcddet\u00e7e hem de y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n ma\u011ffiretini isteyerek isti\u011ffar ettikleri s\u00fcrece azap olunmayacaklar\u0131na dair garanti verilmi\u015f bulunmas\u0131 nedeniyledir. Emniyet ise hayat\u0131n en \u00f6nemli \u015fartlar\u0131ndan oldu\u011fu i\u00e7in, Mekke&#8217;ye b\u00f6yle &#8220;emin belde&#8221; ad\u0131yla yemin edilmesi, bunun bu emniyet itibar\u0131yla Tin, Zeytun ve Tur-i Sinin diye i\u015faret edilen ve \u00e7eki\u015fme ve kavgadan uzak bulunmayan Arz-\u0131 Mukaddes&#8217;teki yerlerden daha mukaddes ve dolay\u0131s\u0131yla il\u00e2h\u00ee ahit ve yeminde daha y\u00fcksek bulundu\u011funu anlatan ve bu \u015fekilde bu yeminlerde maddi tattan manevi emniyet zevkine do\u011fru y\u00fckselen bir ilerleme vard\u0131r ki, bu bize insan yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 i\u00e7in yurt emniyetinin \u00f6memini ve yurtlar\u0131n, beldelerin k\u0131ymeti, hakiki emniyeti ile uygun, bunun da din ile ilgili oldu\u011funu anlat\u0131r. Bu nedenle &#8220;emin belde&#8221; vasf\u0131 Mekke&#8217;yi g\u00f6stermekle beraber di\u011fer beldelerin de k\u0131ymetlerinin en \u00e7ok emniyet ve s\u00fckun a\u00e7\u0131s\u0131ndan \u00f6l\u00e7\u00fclmesi gerekece\u011fine i\u015faret eder ki bu i\u015faret<\/p>\n<p>&#8220;Allah bir beldeyi misal yapt\u0131 ki, emniyet ve s\u00fckun i\u00e7inde idi. Ona r\u0131zk\u0131 her yerden bol bol geliyordu. Derken, halk\u0131 Allah&#8217;\u0131n nimetlerine nank\u00f6rl\u00fck etti. Allah da onlara, yapt\u0131klar\u0131 sebebiyle a\u00e7l\u0131k ve korku elbisesini tatt\u0131rd\u0131. Andolsun onlara i\u00e7lerinden bir peygamber geldi de onu yalanlad\u0131lar. Zulmederlerken azap kendilerini yakalay\u0131verdi. Art\u0131k Allah&#8217;\u0131n size verdi\u011fi r\u0131z\u0131klardan helal ve ho\u015f olarak yeyin de Allah&#8217;\u0131n nimetine \u015f\u00fckredin. E\u011fer ger\u00e7ekten ona ibadet edecekseniz.&#8221;(Nahl, 16\/112-114) \u00e2yetlerinin m\u00e2n\u00e2s\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte Tin, Zeytun, Tur-i Sinin ve bu Emin Belde isimlerinin bilinen ahit m\u00e2n\u00e2lar\u0131yla zihinlere a\u00e7\u0131k a\u00e7\u0131k veya delalet yoluyla ifade etti\u011fi bu m\u00e2n\u00e2 ve kavramlar\u0131n derecelerine g\u00f6re, s\u0131ras\u0131yla \u00f6nemleri yemin ile hat\u0131rlat\u0131ld\u0131ktan sonra bu yeminlere cevap olarak buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>4. Ger\u00e7ekten biz insan\u0131 en g\u00fczel bir bi\u00e7imde yaratt\u0131k, yani insan cinsini maddi ve manevi olarak, do\u011frultman\u0131n, k\u0131vama koyman\u0131n, bi\u00e7imlendirmenin en g\u00fczelinde, en g\u00fczel bi\u00e7imde olarak yaratt\u0131k. terkibi, &#8220;K\u0131vama koyman\u0131n en g\u00fczelinde oldu\u011fu halde&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131nda zarf-\u0131 m\u00fcstekarr olarak insan\u0131n yarat\u0131l\u0131rkenki halini bildirmektedir.<\/p>\n<p>TAKV\u0130M, e\u011friyi do\u011frultmak, k\u0131vama nizama koyma, k\u0131ymet bi\u00e7mek, k\u0131ymetlendimek m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelir. Sonundaki tenvin belirsizlik ve b\u00fcy\u00fckl\u00fck i\u00e7in olarak &#8220;ahsen-i takvim&#8221;, herhangi bir bi\u00e7imlendirmenin veya b\u00fcy\u00fck bir bi\u00e7imlendirmenin en g\u00fczeli demek olur. Bu ise her m\u00e2n\u00e2s\u0131yla bi\u00e7imlendirmenin en g\u00fczel bi\u00e7imi demek olaca\u011f\u0131ndan madd\u00ee manev\u00ee her t\u00fcrl\u00fc g\u00fczelli\u011fi kapsar. Belinin do\u011frulmas\u0131ndan, bi\u00e7iminin g\u00fczelle\u015fmesinden, kuvvet ve melekelerinin y\u00fckselmesinden ak\u0131l, irfan ve ahl\u00e2k\u0131yla il\u00e2h\u00ee g\u00fczelli\u011fe ermesine kadar gider. Belinin do\u011frulmas\u0131n\u0131, boy posunun d\u00fczg\u00fcn olmas\u0131n\u0131 b\u00fct\u00fcn bu m\u00e2n\u00e2lardan kinaye olarak veya d\u0131\u015ftan i\u00e7e ge\u00e7mek, yerden g\u00f6\u011fe y\u00fckselmek i\u00e7in bir ba\u015flang\u0131\u00e7 olarak d\u00fc\u015f\u00fcnebiliriz.<\/p>\n<p>Ebu Hayy\u00e2n der ki: Nehai, M\u00fccahid ve Katade, &#8220;\u015fekil ve duygular\u0131n\u0131n g\u00fczelli\u011fi&#8221; demi\u015fler, boyunun do\u011frulu\u011fu da denilmi\u015ftir. Ebubekir b. Tahir, &#8220;ak\u0131l, idrak ve iyiyi k\u00f6t\u00fcden ay\u0131rt etme g\u00fcc\u00fc ile s\u00fcslenmesi&#8221; demi\u015f, \u0130krime de, &#8220;gen\u00e7li\u011fi ve kuvveti&#8221; demi\u015f ise de en iyisi, her en g\u00fczel olan\u0131 i\u00e7ine alacak \u015fekilde genelli\u011fidir. Yani gerek boyunun posunun do\u011frulu\u011fu ile g\u00fcnden g\u00fcne artan g\u00f6r\u00fcnen \u015feklinin g\u00fczelli\u011fi ve gerek akl\u0131n\u0131n, zihninin hak ve hay\u0131r \u00e2yetlerini ve hat\u0131rlat\u0131lan g\u00fczellik ve y\u00fccelikleri idrak edebilecek \u015fekilde g\u00fczel kabiliyeti ve gerek il\u00e2h\u00ee ahl\u00e2k ve niteliklerle ahlaklan\u0131p nitelenebilecek derecede geli\u015fme ve olgunla\u015fmaya elveri\u015fli olan ahl\u00e2k g\u00fczelli\u011fi gibi maddi ve manevi her t\u00fcrl\u00fc g\u00fczelli\u011fi kapsar.<\/p>\n<p>Gerek fizik\u00ee ve cisman\u00ee bak\u0131mdan, gerek ahl\u00e2k ve maneviyat itibariyle ruhani bak\u0131mdan insan en g\u00fczel bir k\u0131vama erebilecek en g\u00fczel bir bi\u00e7imde yarat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Ger\u00e7ekten insan\u0131n mahiyet ve asl\u0131na, insanl\u0131k \u00e2lemine derin ve ara\u015ft\u0131r\u0131c\u0131 bir bak\u0131\u015fla bakan ve onun d\u0131\u015f\u0131nda ve i\u00e7inde bulunan incelikleri d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp fikir y\u00fcr\u00fcten kimse onu baz\u0131 ulu ki\u015filerin dedi\u011fi gibi g\u00f6r\u00fcnen ve g\u00f6r\u00fcnmeyen \u00e2lemlerin akt\u0131klar\u0131 yerlerin birle\u015fme noktas\u0131, ifade ve istifade feleklerinin iki nuru olan g\u00fcne\u015f ve ay\u0131n do\u011fdu\u011fu yeri, Hak Kalemi ile yarat\u0131l\u0131\u015f kitab\u0131na yaz\u0131lm\u0131\u015f enteresan sat\u0131rlardan olu\u015fan metin ve ibareleri kapsayan ve onlardaki il\u00e2h\u00ee s\u0131rlar\u0131n ve e\u015fi benzeri olmayan g\u00fczelliklerin olmu\u015f ve olacak m\u00e2n\u00e2lar\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klayan, k\u0131sa fakat bir\u00e7ok m\u00e2n\u00e2lar\u0131 toplayan bir n\u00fcsha olarak g\u00f6r\u00fcr ve Hz. Ali&#8217;nin s\u00f6yledi\u011fi bildirilen \u015fu m\u00e2n\u00e2n\u0131n do\u011frulu\u011fundan haberdar olur:<\/p>\n<p>&#8220;\u0130lac\u0131n sendedir de fark\u0131nda olmazs\u0131n,<\/p>\n<p>Derdin de sendendir fakat ki g\u00f6rmezsin,<\/p>\n<p>San\u0131rs\u0131n ki sen sade k\u00fc\u00e7\u00fck bir cisimsin<\/p>\n<p>Oysa sende d\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015f en b\u00fcy\u00fck \u00e2lem.&#8221;<\/p>\n<p>Nakledildi\u011fine g\u00f6re, Kadi Yahya b. Eksem ve baz\u0131 Hanefiler; kar\u0131s\u0131na: &#8220;Sen aydan daha g\u00fczel olmam\u0131\u015f isen bo\u015fsun.&#8221; diyen kimse kar\u0131s\u0131n\u0131 bo\u015fam\u0131\u015f olmaz diye fetva vermi\u015fler ve bu \u00e2yeti delil g\u00f6stererek bu h\u00fckme varm\u0131\u015flard\u0131r. Ku\u015fku yok ki bu g\u00fczelli\u011fi yaln\u0131z o k\u00fc\u00e7\u00fck cisimde, maddi \u015fekil ve k\u0131yafette arayan hata etmi\u015f olur. Y\u00fczler ne kadar yald\u0131zlansa onda bir ay \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131 par\u0131lt\u0131s\u0131 olmaz, fakat ay \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6ren g\u00f6z, g\u00fczelli\u011fi ve a\u015fk\u0131 sezen bir \u00f6z vard\u0131r ki g\u00fczellik ondad\u0131r. Sevgililerini parlak aydan, \u0131\u015f\u0131k sa\u00e7an g\u00fcne\u015ften daha g\u00fczel olarak niteleyip anlatan \u015fairlerin a\u015fk maceras\u0131n\u0131 inleyen hesaba gelmez \u015fiirlerinde parlayan g\u00fczellik ve al\u0131ml\u0131l\u0131k cazibesi bile sade topraklara g\u00f6m\u00fclmeye mahkum maddi g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcn de\u011fil, g\u00f6n\u00fcllerde kayna\u015fan ruhani bir tecellinin cilvesidir. G\u00fczellik ve a\u015fk d\u0131\u015fa dikilen bir \u015fekil de\u011fil, g\u00f6n\u00fclde kaynayan bir m\u00e2n\u00e2d\u0131r:<\/p>\n<p>&#8220;Hayaliyle tesellidir g\u00f6n\u00fcl meyl-i visal etmez<\/p>\n<p>G\u00f6n\u00fclden \u00f6zge bir yar oldu\u011fun a\u015f\u0131k hayal etmez.&#8221;<\/p>\n<p>diyen \u015fair de bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 terenn\u00fcm etmek istemi\u015ftir.<\/p>\n<p>K\u0131sacas\u0131, insan\u0131n g\u00fczelli\u011finin en g\u00fczel bi\u00e7imde olmas\u0131, duygusuz olan \u015fekil ve suretinde de\u011fil, duygusunda ve \u00f6zellikle &#8220;g\u00fczellik&#8221; denilen m\u00e2n\u00e2y\u0131 anlamas\u0131nda ve o duygudan g\u00fczellerin g\u00fczeli, en g\u00fczel yarat\u0131c\u0131y\u0131 ve onun mutlak g\u00fczellikle en g\u00fczel olan kemal s\u0131fatlar\u0131n\u0131 tan\u0131y\u0131p onun ahl\u00e2k\u0131yla ahl\u00e2klanm\u0131\u015f olmas\u0131ndad\u0131r. \u0130nsan yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131n k\u0131vam\u0131 ve aday oldu\u011fu olgunla\u015fma budur. \u0130nsan ilk do\u011fu\u015funda bu olgunlukta olarak de\u011fil, fakat bu k\u0131vama, bu olgunlu\u011fa, bu g\u00fczelli\u011fe do\u011fru ilerleme kabiliyeti verilmek m\u00e2n\u00e2s\u0131na en g\u00fczel bi\u00e7imde yarat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Yoksa onda hi\u00e7bir fanilik lekesi, bir a\u015fa\u011f\u0131l\u0131k hali bulunmazd\u0131. Oysa b\u00f6yle olmad\u0131\u011f\u0131 g\u00f6r\u00fcl\u00fcp duruyor. Fertlerin g\u00fczelli\u011finde mertebelerin bulundu\u011fu ve her ferdin fanilikten, a\u015fa\u011f\u0131l\u0131k \u00e2lemden, mutlak g\u00fczelli\u011fe yara\u015fmayan lekelerden ve ihtiya\u00e7lardan ba\u015flang\u0131\u00e7ta bir hissesi, g\u00fcnah denilen ve g\u00fcnden g\u00fcne at\u0131lmas\u0131 gereken bir derdi bulundu\u011fu ve bu \u015fekilde beden y\u00fck\u00fcn\u00fc ata ata ruhlar\u0131n temizli\u011fe ve kurtulu\u015fa gitti\u011fi ve b\u00f6yle baz\u0131lar\u0131n\u0131n y\u00fckselmesine kar\u015f\u0131l\u0131k di\u011fer bir\u00e7oklar\u0131n\u0131n da hi\u00e7bir g\u00fczellik hissesi kalmayarak en alt tabakalara kadar yuvarlan\u0131p durdu\u011fu g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor. Onun i\u00e7in buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>5. Sonra. Bunda a\u00e7\u0131k olan zamanda gecikmedir. Bununla beraber r\u00fctbede oldu\u011fu da d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir, deniliyor. Buna g\u00f6re baz\u0131 insanlar ba\u015flang\u0131\u00e7ta da en g\u00fczel bi\u00e7imde olmam\u0131\u015f olur. Bundan da &#8220;Allah&#8217;\u0131n insana g\u00fcc\u00fc yetmeyece\u011fi \u015feyi y\u00fcklemesi&#8221; konusunun tart\u0131\u015fmaya a\u00e7\u0131lmas\u0131 gerekir. Do\u011frusu &#8220;en g\u00fczel bi\u00e7im&#8221;den hi\u00e7 hissesi olmayana insan ismini vermek do\u011fru olmaz. Bir insan denilince elbette onda bir hissesi olmu\u015ftur. O halde gecikme r\u00fctbe ile ilgili de\u011fil, zamanla ilgilidir. Yani, bir zaman sonra onu, (o en g\u00fczel bi\u00e7imde yarat\u0131lan insan\u0131) a\u015fa\u011f\u0131lar\u0131n en a\u015fa\u011f\u0131s\u0131na \u00e7evirip d\u00f6nd\u00fcrd\u00fck. Yahut, &#8220;Sefillerin en sefili yapt\u0131k.&#8221; Yahut &#8220;o g\u00fczel bi\u00e7imden d\u00f6nd\u00fcr\u00fcp de madd\u00ee ve manev\u00ee olarak k\u00f6t\u00fclenmi\u015f en sefil bir halde cehenneme veya cehennemin en a\u015fa\u011f\u0131 tabakas\u0131na do\u011fru ittik.&#8221; Temizlik yerine e\u011frilik, g\u00fczellik yerine \u00e7irkinlik, ilerleme yerine gerileme, s\u0131hhat yerine zay\u0131fl\u0131k ve hastal\u0131k, gen\u00e7lik yerine ihtiyarl\u0131k, ak\u0131l ve bilgi yerine bunakl\u0131k ve cahillik, \u00e7al\u0131\u015fma ve gayret yerine tembellik, bolluk yerine darl\u0131k, g\u00fc\u00e7l\u00fck yerine zelillik, lezzet yerine elem ile bunakl\u0131k d\u00f6nemine, ondan hayata kar\u015f\u0131l\u0131k \u00f6l\u00fcme, \u00e7\u00fcr\u00fcy\u00fcp kokmaya, ondan k\u0131yamette d\u00fcnyaya kar\u015f\u0131l\u0131k cehenneme veya cehennemin en alt tabakas\u0131na do\u011fru kakt\u0131k, &#8220;Cehennemin en alt tabakas\u0131nda&#8221; (Nis\u00e2, 4\/45) olacak kadar geri \u00e7evrilmi\u015f k\u0131ld\u0131k.<\/p>\n<p>6. Ancak iman edip iyi ameller i\u015fleyen o en g\u00fczel bi\u00e7ime yara\u015f\u0131r, Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131na uyarak ilerisi, ahireti i\u00e7in hayra yarar, meyve verir, g\u00fczel i\u015fler yapan kimseler hari\u00e7, bunlar \u00f6yle geri \u00e7evrilmez, o a\u015fa\u011f\u0131l\u0131k \u00e7ukuruna d\u00fc\u015fmez, g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f g\u00fczelli\u011fini, maddi k\u0131vam\u0131 kaybetseler bile ona kar\u015f\u0131l\u0131k kurtulu\u015fa, en g\u00fczel olan mutlak g\u00fczelli\u011fe, daha \u00e7ok sevimlili\u011fe, o iman ve amelin meyvelerini koparacak g\u00fczel sona do\u011fru giderler. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar i\u00e7in \u00f6yle bir ecir vard\u0131r ki kesilmez, t\u00fckenmez veya ba\u015fa kak\u0131lmaz, ba\u015fa kak\u0131lmadan sonsuza kadar devam eder. O bedenler amel edemez oldu\u011fu, yoklu\u011fa gitti\u011fi halde de o ecir, bir ba\u015fa kakma olmadan, sonsuza kadar s\u00fcrer. Dolay\u0131s\u0131yla onlar sefil olmak \u015f\u00f6yle dursun, \u00e7al\u0131\u015fma zahmetinden dahi kurtularak o en g\u00fczel bi\u00e7imlendirmenin olgunluk zirvesine ermi\u015f, en g\u00fczele ve onun ziyadesiyle Hakk&#8217;\u0131n cemaline kavu\u015fmu\u015f olur. \u0130\u015fte o Tin ve Zeytun&#8217;un, o Tur-\u0131 Sinin&#8217;in, o emin beldenin as\u0131l hat\u0131rlatt\u0131\u011f\u0131 m\u00e2n\u00e2 da budur. Y\u00fcce yarat\u0131c\u0131n\u0131n l\u00fctuf ve ihsan\u0131na ve emir ve h\u00fckm\u00fcne, bu cezaland\u0131rma ve \u00f6d\u00fcllendirme kanunu ile sorumlulu\u011fa inan\u0131p gere\u011fince Allah i\u00e7in g\u00fczel ameller i\u015fleyerek o en g\u00fczel bi\u00e7imlendirmeyi olgunluk zirvesine g\u00f6t\u00fcrmeye \u00e7al\u0131\u015fanlar\u0131n kesilmez bir ecir ve m\u00fckafata ermeleri, bunlar\u0131n d\u0131\u015f\u0131ndakilerin, yani iman ile iyi ameli olmayanlar\u0131n da a\u015fa\u011f\u0131lar\u0131n a\u015fa\u011f\u0131s\u0131na yuvarlanmalar\u0131 \u00f6nermesidir. \u0130man\u0131 olmayanlar\u0131n, her ne yapsalar o sefillik ve a\u015fa\u011f\u0131l\u0131\u011fa d\u00fc\u015fecekleri kesindir. Dinin b\u00fct\u00fcn m\u00e2n\u00e2s\u0131 da bu ceza ve sorumlulukta, bu iman ile Allah i\u00e7in iyi amel yapma kanununda \u00f6zetlenir ki bu, kul taraf\u0131ndan iman ve itaat ile iyi amel i\u015flemek; Allah taraf\u0131ndan da iyilik ve k\u00f6t\u00fcl\u00fck yollar\u0131n\u0131 bildirerek iyili\u011fe iyilik, k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011fe k\u00f6t\u00fcl\u00fck ile m\u00fckafat ve ceza verme m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ta\u015f\u0131r. &#8220;Do\u011frusu Allah kat\u0131nda din ancak \u0130slam&#8217;d\u0131r.&#8221;(\u00c2l-i \u0130mran, 3\/19) buyurulan \u0130sl\u00e2m da bu iki \u00f6zelli\u011fi i\u00e7erir. Yani din, Allah ile en g\u00fczel bi\u00e7imde yaratt\u0131\u011f\u0131 kullar aras\u0131nda bir ilgi, bir ba\u011fl\u0131l\u0131k kanunudur ki, kullar taraf\u0131ndan m\u00e2n\u00e2s\u0131, yapt\u0131\u011f\u0131 i\u015fe g\u00f6re kar\u015f\u0131l\u0131k alaca\u011f\u0131na inan\u0131p iman ve salih amel ile esenli\u011fe ermek; Allah taraf\u0131ndan m\u00e2n\u00e2s\u0131 da iyiyi k\u00f6t\u00fcy\u00fc, g\u00fczeli \u00e7irkini bildirip ona g\u00f6re h\u00fck\u00fcm ve cezas\u0131n\u0131 uygulayarak k\u00f6t\u00fcleri a\u015fa\u011f\u0131lar\u0131n a\u015fa\u011f\u0131s\u0131na iterken iman edip iyi i\u015fler yapanlar\u0131 adi \u00e2lemden y\u00fcce \u00e2lemde esenli\u011fe \u00e7\u0131karmak, kesilmez ecir ve m\u00fckafat ile il\u00e2h\u00ee meclise, birlik \u00e2lemine almakt\u0131r. Onun i\u00e7in idi ki, \u00f6nceki s\u00fbrenin sonuda, &#8220;Ancak Rabb&#8217;ine y\u00f6nel.&#8221;(\u0130n\u015firah, 94\/8) buyurulmu\u015f idi. \u0130\u015fte burada bu ecir ve ceza \u00f6zetlenmi\u015f, dinin m\u00e2n\u00e2s\u0131 da bu \u00f6d\u00fcl ve ceza kanununda toplanm\u0131\u015f bulundu\u011fu i\u00e7in netice olarak buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>7. O halde art\u0131k sana dini ne yalanlatabilir? Bu hakikat b\u00f6yle iken, bu \u00f6d\u00fcl ve ceza, o en g\u00fczel bi\u00e7im ile yarat\u0131lma, sonra a\u015fa\u011f\u0131lar\u0131n a\u015fa\u011f\u0131s\u0131na \u00e7evrilme ve iman edip iyi amel i\u015flemeye t\u00fckenmez ecir bir taraftan g\u00f6r\u00fclen, ak\u0131lla anla\u015f\u0131lan, nakledilen bunca \u015fahit ve delil ile bilinmi\u015f; bir taraftan da bu il\u00e2h\u00ee vaad ve haber ile vurgulanm\u0131\u015f ve kesinle\u015fmi\u015f ve s\u0131rf maddi g\u00f6zle bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman bile \u00e7al\u0131\u015fmayanlar\u0131n \u00fccret alamad\u0131\u011f\u0131 ve bedenlerin neticede \u00e7\u00fcr\u00fcy\u00fcp kokarak at\u0131ld\u0131\u011f\u0131 g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde dururken bundan sonra art\u0131k sana &#8220;din yaland\u0131r, o cezan\u0131n, o \u00f6d\u00fcl\u00fcn asl\u0131 yoktur&#8221; diye yalan s\u00f6yletecek ve dolay\u0131s\u0131yla seni imandan ve iyi amelden al\u0131koyup o t\u00fckenmez ecirden yoksun edecek ve yalanc\u0131l\u0131kla, dinsizlikle a\u015fa\u011f\u0131lar\u0131n a\u015fa\u011f\u0131s\u0131na ittirecek ne gibi bir sebep olabilir? Ey o en g\u00fczel bi\u00e7imde yarat\u0131lm\u0131\u015f ve sonra a\u015fa\u011f\u0131lar\u0131n a\u015fa\u011f\u0131s\u0131na \u00e7evrilme tehlikesiyle kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015f olan insan! Yahut, ey Muhammed! Bu hakikat, bu ecir ve ceza b\u00f6yle sabit ve d\u00fcnyada bile g\u00f6r\u00fcl\u00fcp dururken ve sende bu en g\u00fczel bi\u00e7imde yarat\u0131lma ve iman gibi y\u00fcce ahl\u00e2k varken sana, &#8220;din hakk\u0131nda yalan s\u00f6yl\u00fcyorsun&#8221; diye seni yalanc\u0131l\u0131kla itham ettirecek ne gibi bir sebep olabilir?<\/p>\n<p>8. Allah, hakimlerin hakimi, h\u00fck\u00fcmdarlar\u0131n h\u00fck\u00fcmdar\u0131 de\u011fil mi? Hakimler, h\u00fck\u00fcmdarlar isyan edenlere ceza; itaat edenlere, i\u015f g\u00f6renlere ecir ve \u00f6d\u00fcl verir bir &#8220;din&#8221; demek olan ceza ve sorumluluk kanunlar\u0131n\u0131 uygularlar da, onlar\u0131n hepsinin \u00fczerinde hakim olan y\u00fcce Allah h\u00fckm\u00fcn\u00fc yerine getirmez, ceza ve \u00f6d\u00fcl vermez, dinini y\u00fcr\u00fctmez olur mu? Elbette olmaz. Hi\u00e7 ku\u015fku yok ki insan\u0131 o en g\u00fczel bi\u00e7im ile yaratan Allah, hakimlerin hakimidir. Onun dini her dinden \u00fcst\u00fcn hak dindir. O dinini y\u00fcr\u00fctecek, g\u00fczel ile \u00e7irkini, yalanc\u0131y\u0131 do\u011fruyu ay\u0131racak, iman edip samimiyet ve ihlasla g\u00fczel g\u00fczel ameller yapan m\u00fcminlere m\u00fckafat verecek; k\u00e2firleri, dinsizleri de a\u015fa\u011f\u0131lar\u0131n a\u015fa\u011f\u0131s\u0131na yuvarl\u0131yacakt\u0131r. O halde insan olan, dine yalan dememeli, cezay\u0131 ink\u00e2r etmemeli, insan kuvvetli olunca hakl\u0131 olur, her yapt\u0131\u011f\u0131 kal\u0131r, ceza g\u00f6rmez, ceza kanunu acizlere \u00f6zg\u00fcd\u00fcr sanmamal\u0131; hakim, h\u00fckm\u00fcnde kendi kuvvetine aldan\u0131p da hak ve adaletten ayr\u0131lmamal\u0131, o hakimler hakiminin h\u00fck\u00fcm ve kudretinden korkmal\u0131, a\u015fa\u011f\u0131lar\u0131n a\u015fa\u011f\u0131s\u0131na yuvarlanmaktan sak\u0131nmal\u0131, onun dinine girmeli, ona iman edip Allah&#8217;\u0131n kullar\u0131na kar\u015f\u0131 adalet ve \u00e2lemin d\u00fczelmesine hizmet ile o t\u00fckenmez ecir ve m\u00fckafata ermelidir. Yoksa insan\u0131 o en g\u00fczel bi\u00e7imde yaratan Allah&#8217;\u0131, hakimlerin hakimi de\u011fildir zanneden kendine yaz\u0131k etmi\u015f olur. Bu durumda bu \u00e2yet k\u00e2firlere tehdit, m\u00fcminlere m\u00fcjdedir.<\/p>\n<p>Tirmiz\u00ee, Ebu Davud ve \u0130bn\u00fc Merduye Ebu Hureyre (r.a.)&#8217;den Hz. Peygamber (s.a.v.)&#8217;in \u015f\u00f6yle dedi\u011fini rivayet etmi\u015flerdir: Her kim &#8216;yi okuyup da &#8220;Allah hakimlerin hakimi de\u011fil midir?&#8221; \u00e2yetine geldi\u011finde &#8220;Evet, ben de ona \u015fahitlerdenim.&#8221; desin buyurmu\u015ftur. Baz\u0131 rivayetlere g\u00f6re de Resulullah (s.a.v) bu \u00e2yete geldi\u011fi vakit &#8220;Allah&#8217;\u0131m sen noksan s\u0131fatlardan uzaks\u0131n, evet.&#8221; derdi.<\/p>\n<p>Bu s\u00fbrede insan\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 ve dininin hakikat\u0131 bu \u015fekilde tesbit edilip \u00f6zetlenerek hem evvelki s\u00fbreler bir \u00f6zete ba\u011flanm\u0131\u015f hem de bundan sonraki s\u00fbrelere bir haz\u0131rl\u0131k yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Din yalan de\u011fil, hak; Allah da hakimlerin hakimi olunca, &#8220;Oku, Rabb&#8217;inin ismiyle oku!&#8221; diye okutmaya ba\u015flamak ne kadar g\u00fczel ve ne kadar yerindedir.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>95-T\u0130N: &#8220;Tin&#8217;e ve Zeytun&#8217;a andolsun&#8221;. Tin incir demek ise de burada \u00f6yle terceme etmek pek uygun olmayacakt\u0131r. Zira tefsircilerin bir \u00e7o\u011funun a\u00e7\u0131klamas\u0131na g\u00f6re burada Tin ve Zeytun birer \u00f6zel isim yerindedir. \u00d6zel isim olmu\u015f kelimelerin ise tercemesine kalk\u0131\u015fmak do\u011fru de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar neye isim olmu\u015flarsa onlar\u0131 m\u00e2n\u00e2lar\u0131yla de\u011fil laf\u0131zlar\u0131yla tan\u0131t\u0131rlar. &#8220;\u0130ncir K\u00f6y\u00fc&#8221; diye bilinen bir &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":12171,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1044,1043,5030,5031,5219,5351,5222,5220,1583,5221,1582,1586],"class_list":["post-1758","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-95-tin","tag-95-tin-tefsiri","tag-elmalili","tag-elmalili-hamdi-yazir","tag-elmalili-tefsir-oku","tag-hak-dini-kuran-dili","tag-hak-dini-tefsiri","tag-hamdi-yazir-tefsir-oku","tag-kuran","tag-sure-tefsirleri","tag-tefsir","tag-tefsir-oku"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1758","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1758"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1758\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/12171"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1758"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1758"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1758"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}