{"id":1760,"date":"2010-11-18T21:01:15","date_gmt":"2010-11-18T21:01:15","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1760"},"modified":"2010-11-18T21:01:15","modified_gmt":"2010-11-18T21:01:15","slug":"94-insirah-tefsiri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/94-insirah-tefsiri\/","title":{"rendered":"94-\u0130N\u015e\u0130RAH SURES\u0130 HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130"},"content":{"rendered":"<p>94-\u0130N\u015e\u0130RAH:<\/p>\n<p>A\u00e7mad\u0131k m\u0131? A\u00e7\u0131p geni\u015fletmedik mi? Senin i\u00e7in. Senin mutlulu\u011fun i\u00e7in g\u00f6\u011fs\u00fcn\u00fc de nefesine geni\u015flik, kalbine ferahl\u0131k, nefsine kuvvet ve ferahl\u0131k vermedik mi? \u0130\u00e7inde bulunulan anda ve gelecekte, d\u00fcnya ve ahirette b\u00fct\u00fcn dilekleri izah edip de her zorlu\u011fu yenecek b\u00fcy\u00fck bir ruh ile \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131ktan do\u011fru yolu bulmaya, gamdan sevince, darl\u0131ktan geni\u015fli\u011fe erdirmedik mi? R\u00e2\u011f\u0131b \u015f\u00f6yle der:<\/p>\n<p>\u015eerhin asl\u0131, eti ve benzeri \u015feyleri a\u00e7mak, yani a\u00e7\u0131p geni\u015fletmektir. \u015eerh-i sadr, yani g\u00f6\u011fs\u00fc a\u00e7mak da bundand\u0131r ki, il\u00e2h\u00ee bir nur ve Allah taraf\u0131ndan bir g\u00f6n\u00fcl rahatl\u0131\u011f\u0131 ve bir ruh ile onu geni\u015fletmektir.<\/p>\n<p>\u015eih\u00e2b yazar\u0131 der ki: Asl\u0131, eti yar\u0131p a\u00e7mak oldu\u011fu ve bunda bir a\u00e7\u0131lma ve i\u00e7ini ve i\u00e7inde bulunan\u0131 a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131karmay\u0131 gerektiren bir geni\u015fletme bulundu\u011fu i\u00e7in \u015ferh ve geni\u015flik kalb hakk\u0131nda da kullan\u0131l\u0131r olmu\u015ftur. Kederini gidererek sevin\u00e7 ve ne\u015fe verecek \u015feyi idrak etmesi bir \u015ferh ve geni\u015fletme say\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc onun s\u0131k\u0131nt\u0131s\u0131n\u0131 a\u00e7acak ve \u00fcz\u00fcnt\u00fcs\u00fcn\u00fc giderecek geni\u015f bir nefes ald\u0131rmak gibi herhangi bir sebep, bir duygu, bir ilham ile ondan gaip veya ona gizli bulunan sevinci gerektiren bir \u015fey ortaya \u00e7\u0131kar ki bu, bir kitab\u0131 izah etmek m\u00e2n\u00e2s\u0131na \u015ferh denilmek gibidir. Sonra da bu m\u00e2n\u00e2 kalbin mahalli olan g\u00f6\u011f\u00fcste m\u00fcbala\u011fa i\u00e7in kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc bir \u015feyin geni\u015flemesi, onun i\u00e7inde bulunduran \u015feyin de geni\u015flemesini gerektirir. Onun i\u00e7in i\u015fitirsin ki, sevince geni\u015flik, z\u0131dd\u0131na da darl\u0131k ismi verirler. Bu bir ka\u00e7 mertebe vas\u0131ta ile kinaye dallar\u0131na ayr\u0131lan mecazlardand\u0131r. Lakin yayg\u0131nla\u015fmas\u0131ndan sonra gizlilik giderilmi\u015f, vas\u0131talar kald\u0131r\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Bu yap\u0131lan a\u00e7\u0131klama \u015ferhin bir \u015ferhidir. \u015eih\u00e2b yazar\u0131 eti a\u00e7maktan kalbi a\u00e7maya ve ondan g\u00f6\u011fs\u00fc a\u00e7maya ge\u00e7erek gitmi\u015ftir. Fakat eti yar\u0131p a\u00e7maktan g\u00f6\u011fs\u00fc a\u00e7\u0131p geni\u015fletmeye, ondan nefes geni\u015fli\u011fine ve kalbin a\u00e7\u0131lmas\u0131na ve ondan nefsin manevi olan ne\u015fe ve geni\u015flemesine ge\u00e7mek daha uygundur.<\/p>\n<p>SADR, her \u015feyin \u00f6n ve ba\u015f taraf\u0131 oldu\u011fu gibi, insan\u0131n g\u00f6vdesinin de belinden ba\u015f\u0131na do\u011fru \u00f6n ve i\u00e7inden kalp ve ci\u011ferleri kapsayan \u00fcst k\u0131sm\u0131 yani sine, g\u00f6\u011f\u00fcs veya ba\u011f\u0131r dedi\u011fimizdir. Arkadan s\u0131rta da zahr denilir. Yer ve c\u00fcz olma ilgisiyle kalb veya nefisten kinaye de olur.<\/p>\n<p>D\u0131\u015ftan g\u00f6\u011f\u00fcs darl\u0131\u011f\u0131 zay\u0131fl\u0131k i\u015fareti say\u0131ld\u0131\u011f\u0131 ve i\u00e7ten g\u00f6\u011f\u00fcs darl\u0131\u011f\u0131 (d\u0131yk-\u0131 sadr); nefes darl\u0131\u011f\u0131, kalb s\u0131k\u0131nt\u0131s\u0131, elem, \u0131zd\u0131rap ve tahamm\u00fcl edememe oldu\u011fu gibi, d\u0131\u015f\u0131ndan g\u00f6\u011f\u00fcs geni\u015fli\u011fi (v\u00fcs&#8217;at-\u0131 sadr); kuvvet al\u00e2meti, g\u00f6\u011f\u00fcs a\u00e7\u0131lmas\u0131; bir \u00f6zlemi ortaya koyma, i\u00e7ten g\u00f6\u011f\u00fcs a\u00e7\u0131lmas\u0131; nefes geni\u015fli\u011fi, rahat, kalbin a\u00e7\u0131lmas\u0131; ruhun sevin\u00e7, \u015fevk, fikir, bilgi ve tahamm\u00fcl geni\u015fli\u011fi m\u00e2n\u00e2lar\u0131n\u0131 ifade eder. Bu \u015fekilde &#8220;\u015ferh-\u0131 sadr&#8221;, esasen g\u00f6\u011fs\u00fcn\u00fc, ba\u011fr\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131p geni\u015fletmek demek oldu\u011fu halde bununla kalbe ferahl\u0131k vermek ve nefsi herhangi bir fiil veya s\u00f6ze a\u00e7\u0131p ne\u015fe ve sevin\u00e7 ile o fiil ve s\u00f6z\u00fc almak \u00fczere geni\u015fletmek m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan kinaye edilmek de yayg\u0131n olmu\u015ftur. \u00d6yle ki \u015ferh ve g\u00f6nl\u00fcn a\u00e7\u0131lmas\u0131 denildi\u011fi zaman maddi olarak g\u00f6\u011fs\u00fc veya kalbi a\u00e7mak veya yarmaktan ziyade manevi olan bu ne\u015fe ve ferahl\u0131k m\u00e2n\u00e2s\u0131 anla\u015f\u0131l\u0131r.<\/p>\n<p>Al\u00fbs\u00ee der ki: \u015eerhin asl\u0131 da\u011f\u0131tma ve geni\u015fletme olup &#8220;izah&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131nda kullan\u0131lmas\u0131 yayg\u0131n oldu\u011fu gibi nefsin ferahl\u0131\u011f\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131nda da yayg\u0131n olmu\u015ftur. Hatta bunda \u00f6rf olarak hakiki m\u00e2n\u00e2dad\u0131r denilse uzak olmaz ve bu kalp ile ilgili oldu\u011fu zamand\u0131r. Kalbini \u015fununla \u015ferh etti demek, onunla sevin\u00e7li ve ferah k\u0131ld\u0131 demektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc kalp nefsin konaklad\u0131\u011f\u0131 yer gibidir. Normal olarak da konaklan\u0131lan yerin geni\u015fletilmesi onda konaklayan\u0131n rahat ve ferah olmas\u0131 neticesini do\u011furur. Kalbin mahalli olan g\u00f6\u011f\u00fcsle ilgili oldu\u011fu ve g\u00f6\u011fs\u00fc a\u00e7mak denildi\u011fi zaman da b\u00f6yledir. Bu genel olarak kalp geni\u015fli\u011fini de ifade eder. \u00c7\u00fcnk\u00fc normal olarak bir evin etraf\u0131n\u0131 geni\u015fletmek evin geni\u015fli\u011fiyle uygun olur. Geni\u015f evin etraf\u0131 da geni\u015fletilir ki \u015firinli\u011fi arts\u0131n. Bundan hareketle nefsin ne\u015fe ve ferahl\u0131\u011f\u0131na ge\u00e7ilir.<\/p>\n<p>Kalp ve g\u00f6\u011f\u00fcsle ilgili oldu\u011fu zaman bazan da \u015ferhten bilgiyi \u00e7o\u011faltmak m\u00e2n\u00e2s\u0131 kastedilir. Denilmi\u015f ki: Sanki bilgiler geni\u015f bir alana muhta\u00e7 imi\u015f ve kalp de onun mahalli imi\u015f gibi hayal edilir de bilgiler \u00e7o\u011fald\u0131k\u00e7a kalbin de geni\u015f olmas\u0131 gerekece\u011fi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcr.<\/p>\n<p>Baz\u0131 kere de bundan nefistekinin \u00e7o\u011falt\u0131lmas\u0131 kastedilir. Denilmi\u015ftir ki: Bu da, bilgileri geni\u015fletmek nefsin geni\u015fletilmesini gerektirir d\u00fc\u015f\u00fcncesiyledir. Baz\u0131 kere de &#8220;\u015ferh-\u0131 sadr&#8221; ile, nefsin kutsal g\u00fc\u00e7ler ve il\u00e2h\u00ee nurlarla desteklenmesi m\u00e2n\u00e2s\u0131 kast edilir. \u00d6yle ki nefis, bilgi olaylar\u0131n\u0131n meydan\u0131, meleke y\u0131ld\u0131zlar\u0131n\u0131n g\u00f6\u011f\u00fc, tecelli t\u00fcrlerinin Ar\u015f&#8217;\u0131, i\u00e7e do\u011fan bilgi s\u00fcr\u00fclerinin yayg\u0131s\u0131 olur da art\u0131k onu herhangi bir durum, bir ba\u015fka durumdan me\u015fgul etmez, ona g\u00f6re olacak, olan ve olmu\u015f bir ve e\u015fit olur ve bu m\u00e2n\u00e2lardan her biri bulundu\u011fu makama g\u00f6re murat olunur. Y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fcne nimetlerini sayma makam\u0131 olan bu makama en uygun olan m\u00e2n\u00e2 ise -Rag\u0131b&#8217;\u0131n da anlatt\u0131\u011f\u0131 gibi bu sonuncu m\u00e2n\u00e2d\u0131r. Bununla beraber di\u011fer m\u00e2n\u00e2lar da caiz g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr.<\/p>\n<p>A\u00e7\u0131k olan, bu g\u00f6n\u00fcl rahatl\u0131\u011f\u0131n\u0131n Duha S\u00fbresi&#8217;nin inmesiyle has\u0131l olmas\u0131d\u0131r. Bununla beraber A&#8217;la S\u00fbresi&#8217;nde de bunun bir mukaddimesi bulundu\u011fu gibi, bundan sonra Kadr S\u00fbresi&#8217;ne kadar bunun mukaddime ve sonu\u00e7lar\u0131n\u0131 bir izah vard\u0131r. Tefsirciler &#8220;\u015ferh-i sadr&#8221; ile ilgili iki g\u00f6r\u00fc\u015f zikretmi\u015flerdir:<\/p>\n<p>B\u0130R\u0130NC\u0130S\u0130, haberlerde geldi\u011fi \u00fczere \u00e7ocuklu\u011funda veya peygamberli\u011fi s\u0131ras\u0131nda veya \u0130sra gecesinde cismani bir ameliyat suretinde g\u00f6\u011fs\u00fc yar\u0131larak kalbi \u00e7\u0131kar\u0131l\u0131p y\u0131kanm\u0131\u015f, yine yerine konduktan sonra iman ve hikmetle doldurulmu\u015f olmas\u0131d\u0131r ki bu tart\u0131\u015fmal\u0131d\u0131r. Madd\u00ee kalp y\u0131kanmas\u0131n\u0131n iman, ilim, hikmet, \u015fefkat gibi manevi \u015feylerle ilgi ve m\u00fcnasebeti bulundu\u011funa inanamayanlar bu husustaki rivayetleri mant\u0131k\u00ee g\u00f6rmeyerek reddetmi\u015fler; bu ameliyat\u0131n esas itibariyle m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011funu ve maddi temizli\u011fin manevi temizlik ile de ilgi ve m\u00fcnasebetini d\u00fc\u015f\u00fcnenler ise bunu kabul etmi\u015f, bununla beraber burada murad\u0131n o oldu\u011funda \u0131srar etmemi\u015flerdir. Peygamberlikten \u00f6nce meydana gelen ve onun habercisi olan ola\u011fan\u00fcst\u00fc olaylar ve kerametler de inkar olunamazsa da s\u00fbrelerin tertibine g\u00f6re buradaki g\u00f6\u011f\u00fcs yarman\u0131n ne peygamberlikten evvel, ne de peygamberlik s\u0131ras\u0131nda de\u011fil, Ve&#8217;d-Duha&#8217;n\u0131n inmesiyle yahut daha sonra olmas\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r. Bu y\u00f6nden cismani m\u00e2n\u00e2y\u0131 da g\u00f6steren en kuvvetli rivayet ise Mirac gecesiyle ilgili olarak Buh\u00e2r\u00ee, M\u00fcslim, Tirmiz\u00ee ve Nesa\u00ee&#8217;de Katade&#8217;den rivayet edilen \u015fu hadistir. Demi\u015ftir ki: Bize Enes b. Malik anlatt\u0131. Ona da Malik b. Sa&#8217;saa anlatm\u0131\u015f. Efendimiz (s.a.v.) buyurmu\u015f ki: &#8220;Ben Beyt&#8217;in yan\u0131nda uyur uyan\u0131k aras\u0131 bir halde iken i\u00e7inde Zemzem suyu bir alt\u0131n tasla bana gelindi de g\u00f6\u011fs\u00fcm \u015furaya ve \u015furaya kadar yar\u0131ld\u0131&#8221;. Katade demi\u015f ki: Enes&#8217;e ne kastediyor dedim: &#8220;karn\u0131m\u0131n a\u015fa\u011f\u0131s\u0131na kadar dedi&#8221;. Buyurdu ki: Derken kalbim \u00e7\u0131kar\u0131ld\u0131 da Zemzem suyu ile y\u0131kand\u0131. Sonra tekrar yerine kondu. Sonra iman ve hikmet dolduruldu. Sonra Burak getirildi. Onun \u00fczerinde Cebrail (a.s) ile beraber gittim. Ta d\u00fcnya semas\u0131na vard\u0131k&#8230;&#8221; Bundan en a\u00e7\u0131k olarak anla\u015f\u0131lan uyku ve uyan\u0131kl\u0131k aras\u0131 misali bir ke\u015fif ve m\u00fc\u015fahede olmas\u0131 ve as\u0131l neticenin iman ve hikmet dolarak Mirac&#8217;\u0131n vuku bulmas\u0131d\u0131r. Burada bu m\u00e2n\u00e2 murat edilebilir ve bu \u015fekilde bu s\u00fbre Mirac&#8217;a i\u015faret olabilir. Ve&#8217;d-Duha&#8217;n\u0131n ini\u015fi s\u0131ras\u0131nda da bir ke\u015ff ve m\u00fc\u015fahede vukua gelmi\u015f oldu\u011funa g\u00f6re de bir Mirac olmu\u015f demektir. \u0130sra gecesiyle Ve&#8217;d-Duha&#8217;n\u0131n ini\u015fi aras\u0131nda ne kadar zaman bulundu\u011fu bilinmiyor ise de Mirac hadislerinde bu s\u00fbrelerin i\u00e7erdi\u011fi m\u00e2n\u00e2lara tesad\u00fcf edildi\u011fi ve Ve&#8217;d-Duha&#8217;daki &#8220;gece&#8221; den murat \u0130sra gecesi oldu\u011funa dair de bir rivayet bulundu\u011fu i\u00e7in bunlar\u0131n Mirac ile ilgili oldu\u011funu kabul etmek gerekir. Bunda ise cismani yarma ihtilafl\u0131 oldu\u011fu, ruhan\u00ee yarmada ise ittifak edildi\u011fi i\u00e7in, hangisi olursa olsun &#8220;g\u00f6\u011fs\u00fc yarmak&#8221;tan as\u0131l murat, gaye olan son m\u00e2n\u00e2 olmal\u0131d\u0131r. O da iman ve hikmet ile hakikat\u0131n a\u00e7\u0131lmas\u0131d\u0131r ki, cisimler onun i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015f\u0131r ve ona feda edilir. Hakikatte bir elem olan cismani ameliyatlar onun bir vesilesi olmak itibar\u0131yla kolayl\u0131kla a\u015f\u0131labilir. Bu nedenle \u015fu ikinci g\u00f6r\u00fc\u015f ihtilafs\u0131zd\u0131r:<\/p>\n<p>\u0130K\u0130NC\u0130S\u0130, &#8220;\u015ferh-\u0131 sadr&#8221; dan maksat, neticesi marifet ve itaat oland\u0131r ki, bunu da birka\u00e7 \u015fekilde izah etmi\u015flerdir:<\/p>\n<p>1. Hz. Peygamber (s.a.v.)insanlara ve cinlere peygamber g\u00f6nderilince Allah&#8217;tan ba\u015fka il\u00e2hlardan ve onlara tapanlardan uzak olmak suretiyle insanlar ve cinlerle u\u011fra\u015fmak \u00f6nce zor gelmi\u015f, g\u00f6\u011fs\u00fcn\u00fc daraltm\u0131\u015ft\u0131. Fakat y\u00fcce Allah ona \u00f6yle \u00e2yetler g\u00f6stermi\u015fti ki bunlarla b\u00fct\u00fcn o zorluklar\u0131 a\u015fma g\u00fcc\u00fc ve imkan\u0131 bulmu\u015f ve y\u00fcklenmi\u015f oldu\u011fu her me\u015fakkat, her \u015fey g\u00f6z\u00fcnde k\u00fc\u00e7\u00fclm\u00fc\u015f idi. O \u015fekilde ki kalbinden b\u00fct\u00fcn tasa ve d\u00fc\u015f\u00fcnceleri \u00e7\u0131karm\u0131\u015f, ancak bir tek d\u00fc\u015f\u00fcnce b\u0131rakm\u0131\u015ft\u0131. \u00c7oluk \u00e7ocu\u011fun nafakas\u0131 s\u0131k\u0131nt\u0131lar\u0131n\u0131 t\u0131nmaz, insanlardan ve cinlerden gelen eziyetlere \u00f6nem vermez olmu\u015ftu. Hatta bunlar g\u00f6z\u00fcnde sinekten k\u00fc\u00e7\u00fck olmu\u015flard\u0131. Ne tehditlerinden korkar, ne de mallar\u0131na, makamlar\u0131na meylederdi. \u015eu halde &#8220;\u015ferh-\u0131 sadr&#8221;, d\u00fcnyan\u0131n de\u011fersizli\u011fini ve ahiretin de\u011ferini bilmekten ibaret olur ki bunun benzeri En&#8217;\u00e2m S\u00fbresi&#8217;ndeki &#8220;Allah her kimi hidayete erdirmek isterse onun g\u00f6\u011fs\u00fcn\u00fc \u0130sl\u00e2m&#8217;a a\u00e7ar. Her kimi de sap\u0131kl\u0131\u011fa d\u00fc\u015f\u00fcrmek isterse onun da kalbini daralt\u0131p s\u0131k\u0131\u015ft\u0131r\u0131r.&#8221;(En&#8217;\u00e2m, 6\/125) \u00e2yetidir.<\/p>\n<p>Buh\u00e2r\u00ee&#8217;de de \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;\u0131n \u00e2yetini, &#8220;Allah onun g\u00f6\u011fs\u00fcn\u00fc \u0130sl\u00e2m&#8217;a a\u00e7t\u0131.&#8221; \u015feklinde tefsir etti\u011fi zikredilmekle yaln\u0131z bu m\u00e2n\u00e2 g\u00f6sterilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>En&#8217;\u00e2m S\u00fbresi&#8217;nde de ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere rivayet olundu\u011funa g\u00f6re Ashab-\u0131 kiram sordular:<\/p>\n<p>&#8211; Ey Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc! G\u00f6\u011f\u00fcs a\u00e7\u0131l\u0131r m\u0131?<\/p>\n<p>&#8211; Evet.<\/p>\n<p>&#8211; Al\u00e2meti nedir?<\/p>\n<p>&#8211; Aldanma yurdundan uzakla\u015fmak, ebediyet yurduna y\u00f6nelmek ve gelmeden \u00f6nce \u00f6l\u00fcm i\u00e7in haz\u0131rl\u0131kt\u0131r.<\/p>\n<p>Bunun \u00f6zeti \u015fudur: Allah&#8217;a ve onun vaad ve tehdidine samimiyetle iman, insan\u0131n d\u00fcnyadan uzakla\u015fmas\u0131n\u0131, ahirete ra\u011fbet etmesini ve \u00f6l\u00fcme haz\u0131rlanmas\u0131n\u0131 gerektirir.<\/p>\n<p>2. Resulullah (s.a.v.)&#8217;\u0131n sinesi b\u00fct\u00fcn \u00f6nemli \u015feylere a\u00e7\u0131lm\u0131\u015ft\u0131, tela\u015f etmez, \u0131zt\u0131rap \u00e7ekmez, \u015fa\u015f\u0131rmaz, s\u0131k\u0131nt\u0131 ve ferah hallerinin ikisinde de g\u00f6nl\u00fc rahat bulunur, y\u00fck\u00fcml\u00fc oldu\u011fu g\u00f6revini eda ile me\u015fgul olurdu.<\/p>\n<p>&#8220;Senin kalbini&#8221; denilmeyip de &#8220;senin g\u00f6\u011fs\u00fcn\u00fc&#8221; denilmesi, bu yarman\u0131n geni\u015fli\u011fine, yani yaln\u0131z i\u00e7te kalmay\u0131p eserleri d\u0131\u015fta da g\u00f6r\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fcne dikkat \u00e7ekme olmal\u0131d\u0131r. Yani Resulullah (s.a.v.)&#8217;\u0131n sinesi &#8220;M\u00fcminler i\u00e7in kanad\u0131n\u0131 indir.&#8221;(H\u0131cr, 15\/88) emri gere\u011fince b\u00fct\u00fcn m\u00fcminlere \u015fefkat ve merhametle a\u00e7\u0131kt\u0131r.<\/p>\n<p>Bir de, &#8220;g\u00f6\u011fs\u00fcn\u00fc a\u00e7mad\u0131k m\u0131?&#8221; denilmekle yetinilmeyip de &#8220;senin i\u00e7in&#8221; denilmesinde de n\u00fckteler vard\u0131r.<\/p>\n<p>Birincisi, &#8220;l\u00e2m&#8221;\u0131n &#8220;l\u00e2m&#8221;a kar\u015f\u0131l\u0131k olmas\u0131d\u0131r. Yani &#8220;Ancak bana ibadet etsinler diye&#8230;&#8221; (Z\u00e2riyat, 51\/56) ve &#8220;Beni anmak i\u00e7in namaz k\u0131l.&#8221;(T\u00e2h\u00e2, 20\/14) buyuruldu\u011fu \u00fczere, &#8220;sen b\u00fct\u00fcn itaat\u0131 benim i\u00e7in yapars\u0131n, ben de yapt\u0131\u011f\u0131m\u0131 senin i\u00e7in yapar\u0131m&#8221; demek olur.<\/p>\n<p>\u0130kincisi, el\u00e7ili\u011fin faydalar\u0131, sevab\u0131 Allah&#8217;a de\u011fil, el\u00e7iye ait oldu\u011funa dikkat \u00e7ekme olur. Yani, benim i\u00e7in de\u011fil, senin i\u00e7in a\u00e7t\u0131k.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc, bu a\u00e7ma ve yarmada zarar ihtimalininin bulunmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 bildirmek i\u00e7indir. Yani aleyhine de\u011fil, b\u00fct\u00fcn sonu\u00e7lar\u0131 hay\u0131r olmak \u00fczere lehine a\u00e7t\u0131k ve yard\u0131k. \u00c7\u00fcnk\u00fc gafillerde oldu\u011fu gibi bir\u00e7ok sevin\u00e7 ve ferahl\u0131klar\u0131n sonu felaket olur. Nitekim, &#8220;Nihayet kendilerine verilen \u015feyler sebebiyle ferahlad\u0131klar\u0131 zaman, ans\u0131z\u0131n kendilerini yakalay\u0131verdik. Bir de ne g\u00f6r\u00fcrs\u00fcn hepsi b\u00fct\u00fcn \u00fcmitlerinden mahrum d\u00fc\u015fm\u00fc\u015flerdir.&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/44) &#8220;Bilmeyecekleri y\u00f6nlerden onlar\u0131 derece derece d\u00fc\u015f\u00fc\u015fe yuvarl\u0131yaca\u011f\u0131z.&#8221;(A&#8217;r\u00e2f, 7\/182) buyurulmu\u015ftur.<\/p>\n<p>&#8220;Nun&#8221; ile &#8220;a\u00e7mad\u0131k m\u0131?&#8221; buyurulup da &#8220;a\u00e7mad\u0131m m\u0131?&#8221; buyurulmamas\u0131n\u0131n da iki izah tarz\u0131 vard\u0131r: &#8220;Nun&#8221; tazim ve ululuk g\u00f6steren nun olmas\u0131 itibariyle, nimeti verenin b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fc nimetin b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc g\u00f6sterir. \u00c7o\u011ful nunu olarak yorumland\u0131\u011f\u0131 takdirde de m\u00e2n\u00e2 \u015fu olur: Bu a\u00e7ma ve yarma i\u015fini yaparken do\u011frudan do\u011fruya yaln\u0131z yap\u0131vermedim. Meleklerimi de \u00e7al\u0131\u015ft\u0131rd\u0131m. Sen o melekleri \u00f6n\u00fcnde ve etraf\u0131nda g\u00f6r\u00fcyordun ki kalbin kuvvet bulsun da peygamberlik g\u00f6revini o kalp kuvveti ile eda edesin. Bu durumda Cin S\u00fbresi&#8217;ndeki &#8220;Gayb\u0131n\u0131 kimseye a\u00e7maz. Ancak se\u00e7ti\u011fi bir el\u00e7i olursa ba\u015fka. \u00c7\u00fcnk\u00fc onun \u00f6n\u00fcnden ve ard\u0131ndan g\u00f6zetleyiciler salar. Bilsin diye ki, onlar Rab&#8217;lerinin el\u00e7ilik g\u00f6revlerini hakk\u0131yla duyurmu\u015flard\u0131r. Allah, onlar\u0131n yan\u0131ndakileri ku\u015fatm\u0131\u015ft\u0131r.&#8221; (Cin, 72\/26-28) m\u00e2n\u00e2s\u0131na da i\u015faret olur.<\/p>\n<p>2. &#8220;Senden y\u00fck\u00fcn\u00fc indirmedik mi?&#8221;<\/p>\n<p>VAD&#8217;, mutlak koymak m\u00e2n\u00e2s\u0131na oldu\u011fu gibi a\u015fa\u011f\u0131latmak, indirmek, d\u00fc\u015f\u00fcrmek m\u00e2n\u00e2lar\u0131na da gelir. Burada y\u00fck\u00fc indirmek m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r ki b\u00fct\u00fcn b\u00fct\u00fcn d\u00fc\u015f\u00fcrmek veya hafifletmekten daha genel olabilir. Zira vizir, a\u011f\u0131r y\u00fck demektir. G\u00fcnah ve vebal m\u00e2n\u00e2s\u0131 da bundand\u0131r.<\/p>\n<p>3. &#8220;O senin s\u0131rt\u0131n\u0131 ezen y\u00fck\u00fc&#8221;. Bu, y\u00fck ve g\u00fcnah m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelen &#8220;vizr&#8221; in s\u0131fat\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130NK\u00c2D, nikd yahut nekid yapmakt\u0131r. N\u0131kd; y\u0131k\u0131t\u0131nya, bozuntuya ve y\u00fcr\u00fcy\u00fc\u015f ve sefer nedeniyle zay\u0131f ve g\u00fc\u00e7s\u00fcz olmu\u015f deveye denildi\u011fi gibi, bir \u015feyin bozulurken, \u00fcz\u00fcl\u00fcrken, ezilirken, koparken ve bir y\u00fck y\u0131k\u0131lmaya y\u00fcz tutmu\u015f bir durumdayken \u00e7\u0131kard\u0131\u011f\u0131 sese; sepilenerek boyanm\u0131\u015f ve cilalanm\u0131\u015f deri, a\u011fa\u00e7 ve araban\u0131n g\u0131c\u0131rt\u0131s\u0131; eklem yerlerinin, kemiklerin \u00e7\u0131t\u0131rt\u0131s\u0131, ku\u015flar\u0131n \u00e7\u0131\u011f\u0131rt\u0131s\u0131 ve bir \u015fi\u015fenin a\u011fz\u0131 sorulurken \u00e7\u0131kan m\u0131c\u0131rt\u0131s\u0131 gibi seslere de n\u0131kd ve nekid, b\u00f6yle ses \u00e7\u0131karmaya da inkad denilir. Buna g\u00f6re &#8220;inkad-\u0131 zahr&#8221;: y\u00fck\u00fcn s\u0131rta a\u011f\u0131r basarak kemiklerini \u00e7at\u0131rdatmas\u0131 veya \u00fcz\u00fcp zay\u0131f d\u00fc\u015f\u00fcrmesi, bitkin ve g\u00fc\u00e7s\u00fcz etmesi demek olur. Ki bizim &#8220;belini k\u00fctletti&#8221;, &#8220;kemiklerini birbirine ge\u00e7irdi&#8221; tabirlerimiz gibi a\u011f\u0131rl\u0131k ve zorlu\u011fu anlatmada mesel olmu\u015ftur. Burada maksat, peygambere \u00f6nce dayan\u0131lmas\u0131 a\u011f\u0131r gelmi\u015f olan zorluklar\u0131n b\u00f6yle a\u011f\u0131r bir y\u00fcke benzetilerek anlat\u0131lmas\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Baz\u0131lar\u0131, &#8220;n\u0131kd&#8221; deve gibi zay\u0131flamak m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan, \u00e7oklar\u0131 da ses \u00e7\u0131karmak m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan kemikleri g\u0131c\u0131rdatmak, \u00e7at\u0131rdatmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fc\u015flerdir. \u0130bn\u00fc Cerir demi\u015ftir ki: &#8220;S\u0131rt\u0131na a\u011f\u0131r bast\u0131 da ona gev\u015feklik verdi, gev\u015fetti.&#8221; demektir. Bu, Araplar&#8217;\u0131n \u015fu s\u00f6z\u00fcndendir ki, deve seferden d\u00f6nd\u00fckte sefer onu zay\u0131flatm\u0131\u015f, etini gidermi\u015f oldu\u011fu zaman o deveye, &#8220;bu, seferin yorup bitkin d\u00fc\u015f\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc devedir&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;bu, n\u0131kdu seferdir&#8221; derler. R\u00e2z\u00ee ve di\u011ferleri de demi\u015flerdir ki: &#8220;Dilciler \u015f\u00f6yle der: Bunun asl\u0131 \u015fudur: S\u0131rta y\u00fck a\u011f\u0131r bast\u0131\u011f\u0131 zaman onun bir nakidi, yani hafif bir sesi i\u015fitilir. Nakid; deve \u00fczerine konan sepetlerin, deve palanlar\u0131n\u0131n, kaburgalar\u0131n, y\u00fck a\u011f\u0131r bast\u0131\u011f\u0131 zaman devenin \u00e7\u0131kard\u0131\u011f\u0131 sestir.<\/p>\n<p>Birincisinde zahr (s\u0131rt)&#8217;\u0131n mef&#8217;ul (t\u00fcmle\u00e7) olmas\u0131 a\u00e7\u0131k denilebilirse de ikincide a\u00e7\u0131k de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu m\u00e2n\u00e2ca &#8220;inkad&#8221;, seslendirmek de\u011fil, seslenmek m\u00e2n\u00e2s\u0131na laz\u0131m (ge\u00e7i\u015fsiz) oldu\u011fundan ses s\u0131rt\u0131n de\u011fil, y\u00fck\u00fcn sesi olmak gerekir. Bundan dolay\u0131 bunu sebebine dayand\u0131rmak kabilinden mecaza yorumlam\u0131\u015flar, seslenme\u011fe sebep olacak derecede a\u011f\u0131r basmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;yani onu ses \u00e7\u0131karmaya sevketti ve ona a\u011f\u0131r geldi&#8221; diye tefsir etmi\u015flerdir ki, bunun da asl\u0131 yani, &#8220;o y\u00fckle s\u0131rt\u0131n g\u0131c\u0131rdam\u0131\u015f, bel kemiklerin \u00e7at\u0131rdam\u0131\u015f&#8221; demek olur. Bunun i\u00e7in biz de iki y\u00f6ne de ihtimali olmak \u00fczere, &#8220;s\u0131rt\u0131n\u0131 zay\u0131f d\u00fc\u015f\u00fcrm\u00fc\u015f olan o a\u011f\u0131r y\u00fck\u00fc senden indirdi, att\u0131&#8221; me\u00e2linde ifade ettik. Fakat burada &#8216;ya b\u00f6yle m\u00fcteaddi (ge\u00e7i\u015fli) m\u00e2n\u00e2s\u0131 verilmek i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015f\u0131lmas\u0131na benim g\u00f6nl\u00fcm pek raz\u0131 olmuyor. Bu ses Resulullah (s.a.v.)&#8217;\u0131n s\u0131rt\u0131na de\u011fil, s\u0131rt\u0131ndaki o a\u011f\u0131r y\u00fcke, a\u011f\u0131rl\u0131\u011fa ait olmal\u0131. Murat da Resulullah (s.a.v.)&#8217;\u0131n, arkas\u0131ndaki o a\u011f\u0131r y\u00fck\u00fcn g\u0131c\u0131rt\u0131s\u0131ndan, verdi\u011fi eziyetten \u00e7ok etkilenmi\u015f oldu\u011funun beyan\u0131 olmal\u0131d\u0131r, demek istiyorum. Bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 anlatmak i\u00e7in de mef&#8217;ul\u00fc bih (d\u00fcz t\u00fcmle\u00e7) de\u011fil &#8220;s\u0131rt\u0131nda&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131nda mef&#8217;ul\u00fc fih (zarf t\u00fcmleci) olmal\u0131d\u0131r. Ger\u00e7i Nahiv&#8217;de mekan zarf\u0131ndan &#8220;f\u00ee&#8221;nin kald\u0131r\u0131lmas\u0131 pek caiz de\u011fil ise de alt\u0131 y\u00f6n zarf\u0131nda, canip ve cihette, haric ve dahil gibi kelimelerde istisna edilerek caiz oldu\u011fu bilinmektedir. S\u0131rt m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelen &#8220;Zahr&#8221; kelimesi de alt\u0131 y\u00f6n zarf\u0131ndan &#8220;arka&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131yla d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fcnde &#8220;f\u00ee&#8221;nin d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fclmesi caiz olmak gerekir. Bu m\u00e2n\u00e2 &#8220;mecazi isnad&#8221; tan daha yak\u0131n ve daha g\u00fczeldir. \u015e\u00f6yle demek olur: S\u0131rt\u0131nda g\u0131c\u0131rdamakta, bu \u015fekilde sana eza vermekte olan o a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131, o a\u011f\u0131r y\u00fck\u00fc senden att\u0131k, indirdik.<\/p>\n<p>Baz\u0131 tefsirciler burada &#8220;vizr&#8221;i, &#8220;Onlar g\u00fcnahlar\u0131n\u0131 s\u0131rtlar\u0131nda ta\u015f\u0131yorlar.&#8221;(En&#8217;\u00e2m, 6\/31) \u00e2yetinde oldu\u011fu gibi &#8220;a\u011f\u0131r g\u00fcnah&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na yorumlayarak, bunun kald\u0131r\u0131lmas\u0131n\u0131, bu surette &#8220;Allah, senin g\u00fcnah\u0131ndan ge\u00e7mi\u015fini ve gelece\u011fini ba\u011f\u0131\u015flayacak.&#8221; (Fetih, 48\/2) gibi g\u00fcnah\u0131 ba\u011f\u0131\u015flamak m\u00e2n\u00e2s\u0131na anlam\u0131\u015flard\u0131r. Fakat bu \u00e2yette ge\u00e7en &#8220;zenb&#8221; tabiri, peygamberlerden meydana gelmesi caiz olabilen zelle (k\u00fc\u00e7\u00fck hata, ayak s\u00fcr\u00e7mesi) ve en uygun olan\u0131 yapmamak gibi k\u00fc\u00e7\u00fck g\u00fcnahlar\u0131 da i\u00e7ine alabilirse de, a\u011f\u0131rl\u0131k m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelen vizr&#8217;in k\u00fc\u00e7\u00fck g\u00fcnahlar i\u00e7in kullan\u0131lmas\u0131 uygun olmayaca\u011f\u0131 gibi, a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131 bilhassa &#8220;o senin s\u0131rt\u0131n\u0131 ezen y\u00fck\u00fc&#8221; diye \u00f6nemle b\u00fcy\u00fct\u00fclm\u00fc\u015f olan vizr&#8217;in k\u00fc\u00e7\u00fck g\u00fcnah mahiyetinde k\u00fc\u00e7\u00fck kusurdan ibaretmi\u015f gibi anla\u015f\u0131lmas\u0131 da hi\u00e7 uygun g\u00f6r\u00fcnmez. Ger\u00e7i bunun bu a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131 asl\u0131nda b\u00fcy\u00fck g\u00fcnah olmas\u0131ndan de\u011fil, ahlak\u0131 y\u00fcce olan peygamber (s.a.v.)&#8217;in en k\u00fc\u00e7\u00fck bir g\u00fcnahtan bile \u015fiddetle etkilenip \u00fcz\u00fclmesi nedeniyle oldu\u011fu g\u00fczel bir yorum olabilirse de zahirin aksi olmaktan kurtulmaz. Onun i\u00e7in bunun g\u00fcnah m\u00e2n\u00e2s\u0131na de\u011fil, a\u011f\u0131r y\u00fck m\u00e2n\u00e2s\u0131yla, Hz. Peygamber (s.a.v.)&#8217;i peygamberlikten \u00f6nce veya ba\u015flang\u0131c\u0131nda son derece \u00fczen ve dayan\u0131lmas\u0131 a\u011f\u0131r gelen bir tak\u0131m zorluklar demek olmas\u0131 daha do\u011frudur ve \u00e7oklar\u0131n\u0131n tercihi de budur. Bu zorluklar, bu a\u011f\u0131rl\u0131klar hakk\u0131nda tefsirlerde ba\u015fl\u0131ca \u015funlar say\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r:<\/p>\n<p>1. Yukar\u0131da da ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere peygamberlikten \u00f6nce cahiliyye \u00e2lemi i\u00e7indeki \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131k halinin a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131. Zira ba\u015flang\u0131\u00e7ta s\u0131rf olgun akl\u0131 ile bakan; bir taraftan kavminin \u015firk ve cehalet i\u00e7indeki hallerinin fenal\u0131\u011f\u0131, bir taraftan da kendisini yokluktan varl\u0131k \u00e2lemine getiren ve yetim iken bar\u0131nd\u0131r\u0131p yeti\u015ftiren, hayat, ak\u0131l ve g\u00fczel huylarla nimetler veren y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n, \u00fczerindeki nimetlerini g\u00f6rm\u00fc\u015f ve bunlar\u0131n b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcne kar\u015f\u0131 Rabb&#8217;ine nas\u0131l ve ne yolda itaat ve hizmet edece\u011fini de bilememi\u015f oldu\u011fudan dolay\u0131 vicdan\u0131nda b\u00fcy\u00fck ac\u0131lar duymu\u015ftu. Peygamberlik gelince bu \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131k yok olmu\u015f, bunun gere\u011fi olan y\u00fck \u00fczerinden at\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u015eu belli bir \u015feydir ki, bir y\u00fck\u00fcn a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131 vermi\u015f oldu\u011fu eziyet ve s\u0131k\u0131nt\u0131 ile uygun oldu\u011fu gibi, bir g\u00fcnah\u0131n a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131 da neticesindeki azab\u0131n \u015fiddetine g\u00f6redir. Bu a\u00e7\u0131dan gerek y\u00fck, gerek g\u00fcnah a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131 ger\u00e7ekte ruha ait olan bir elem ve azap a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131 olmakta birle\u015fti\u011fi i\u00e7in; y\u00fck bir g\u00fcnah, g\u00fcnah da bir y\u00fck gibi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclerek ikisi de bir a\u011f\u0131rl\u0131k kavram\u0131yla &#8220;vizir&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131nda birle\u015ftirilir. G\u00f6n\u00fclde duyulan gam ve eleme vizir denilmesi bundand\u0131r. Ancak y\u00fck, elemi yok olarak sonunda bir ecir ve haz olmas\u0131 itibar\u0131yla elemi daha sonra g\u00f6r\u00fclecek olan g\u00fcnahtan ayr\u0131l\u0131r. Onun i\u00e7in &#8220;vizr&#8221; olmaktan \u00e7\u0131kar, nimet olur. B\u00fcy\u00fck bir k\u00e2r i\u00e7in nice a\u011f\u0131r y\u00fckler, ac\u0131 kederler bir nimet a\u015fk\u0131yla kar\u015f\u0131lanarak yolu bulununca haz ve sevin\u00e7 i\u00e7inde kolayl\u0131kla \u00e7ekilir. Oysa g\u00fcnah, kendisi bir zevk olsa bile neticesi elem oldu\u011fundan bunun aksine olur. Bir de nimet esas itibariyle herkes i\u00e7in \u00f6v\u00fclen bir \u015feydir. Fakat al\u00e7ak ve a\u015fa\u011f\u0131l\u0131k kimseler bir hizmet kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda olmayarak emek vermeden nimet yiyip durmaktan ar duymaz, utanmaz da bulduk\u00e7a \u015f\u0131mar\u0131r. De\u011ferli, onurlu kimse ise, g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc l\u00fctfa kar\u015f\u0131 hizmet edememi\u015f veya o nimeti yerine sarfedememi\u015f olmaktan s\u0131k\u0131l\u0131r, eziyet duyar ve bir hizmet yolu bulmaks\u0131z\u0131n o nimete kavu\u015fmu\u015f olup durmak kendisine a\u011f\u0131r gelir. &#8220;Onda hi\u00e7 kimsenin alacak bir nimeti yoktur.&#8221;(Leyl, 92\/19) vasf\u0131na uygun olmak ister. O s\u0131rada o nimeti veren bir t\u00fcr hizmet yapmas\u0131n\u0131 isteyince o hizmet a\u011f\u0131r bile olsa onu yerine getirmeyi can\u0131na minnet bilerek o a\u011f\u0131rl\u0131k kendisine hafif g\u00f6r\u00fcn\u00fcr. \u0130\u015fte peygamberlik gelince Hz. Muhammed (s.a.v)&#8217;den o hayret ve \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131k gitmi\u015f bulundu\u011fu gibi o ilmin ve bu de\u011ferli ahl\u00e2k\u0131n h\u00fckm\u00fcyle o gam ve tasa kendisinden kalkm\u0131\u015f ve o zorluklar kolayl\u0131\u011fa d\u00f6n\u00fc\u015fm\u00fc\u015ft\u00fcr.<\/p>\n<p>2. Peygamerli\u011fin gelmesiyle yol g\u00f6r\u00fcnm\u00fc\u015f, \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131k halindeki \u00f6nceki zorluklar s\u0131yr\u0131lm\u0131\u015f ise de bu kez de daha b\u00fcy\u00fck bir endi\u015fe ve korku Resulullah (s.a.v.)&#8217;\u0131n omuzlar\u0131na y\u00fcklenmi\u015f bulunuyordu. O da peygamberlik g\u00f6revinin hakk\u0131yla al\u0131n\u0131p yerine getirilmesindeki b\u00fcy\u00fck zorluk ve sorumluluk endi\u015fesi ve giri\u015fece\u011fi cihadda ba\u015far\u0131 derecesini ve kusur etti\u011fi durumda Hak ve halk kar\u015f\u0131s\u0131ndaki tehlikesini d\u00fc\u015f\u00fcnmek meselesi idi ki, buna &#8220;A&#8217;ba-i risalet&#8221; yani, peygamberlik y\u00fckleri ismi verilir. Zira, &#8220;Allah&#8217;tan kullar\u0131 i\u00e7inde ancak \u00e2limler hakk\u0131yla korkar.&#8221; (F\u00e2t\u0131r, 35\/28) m\u00e2n\u00e2s\u0131 gere\u011fince ilim art\u0131p Allah daha \u00e7ok tan\u0131n\u0131nca Allah korkusu da art\u0131yor, \u00f6nce iyi bilinmeyen nice ahiret endi\u015feleri y\u00fcz g\u00f6steriyordu. \u00d6nce Cibril&#8217;le yapt\u0131\u011f\u0131 ilk konu\u015fmada b\u00fct\u00fcn g\u00fc\u00e7 ve takatini saran &#8220;Son derece kuvvetli, \u00e7etin kuvvetlere sahip&#8221;(Necm, 53\/5-6) bir heybet ve g\u00fcc\u00fcn kendisini sarmas\u0131 ve ku\u015fatmas\u0131 i\u00e7inde titremi\u015f kalm\u0131\u015ft\u0131. Buna derece derece al\u0131\u015ft\u0131ktan sonra da etraftan k\u00e2firlerin o zamana kadar g\u00f6r\u00fclmeyen eziyet, s\u0131k\u0131nt\u0131 ve t\u00fcrl\u00fc dedikodularla d\u00fc\u015fmanl\u0131k ve k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerini g\u00f6rmeye ba\u015flam\u0131\u015f, hen\u00fcz &#8220;Allah seni insanlardan koruyacakt\u0131r.&#8221; (M\u00e2ide, 5\/67) vaad ve duyurusunu almam\u0131\u015f, &#8220;Ve her halde ahiret senin i\u00e7in d\u00fcnyadan daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r. \u0130lerde Rabb&#8217;in sana verecek de sen raz\u0131 olacaks\u0131n.&#8221;(Duh\u00e2, 93\/4-5) vaad ve m\u00fcjdesine muhatap olmam\u0131\u015f ve hen\u00fcz ayr\u0131nt\u0131l\u0131 direktifler almam\u0131\u015ft\u0131. Bir m\u00fcddet i\u00e7in dinlendirilmek \u00fczere vahye ara verilip kesilmesinden dolay\u0131 duydu\u011fu yaln\u0131zl\u0131k ve ba\u015f\u0131na gelenlerden dolay\u0131 d\u00fc\u015fmanlardan duydu\u011fu sevin\u00e7 ifade eden s\u00f6zler nedeniyle de \u00e7ok tasalanm\u0131\u015ft\u0131. Bu suretle kendisini yaln\u0131z d\u00fcnya elemleri de\u011fil, Rabb&#8217;ine kar\u015f\u0131 bir g\u00fcnah i\u015flemi\u015f olmak endi\u015fesiyle ahiretle ilgili tasalar da sarm\u0131\u015f, i\u015fte bunlar onun s\u0131rt\u0131na basan ve belini k\u0131racak gibi kemiklerini \u00e7at\u0131rdat\u0131p y\u00fcre\u011fini s\u0131zlatan bir vizir yani bir a\u011f\u0131r y\u00fck gibi boynuna y\u00fcklenmi\u015fti. Y\u00fcce Allah vahyin kesilmeksizin ard arda devam etmesi ve Ve&#8217;d-Duha&#8217;n\u0131n indirilmesiyle bunlar\u0131n bir k\u0131sm\u0131n\u0131 b\u00fcsb\u00fct\u00fcn \u00fczerinden atm\u0131\u015f, bir k\u0131sm\u0131n\u0131 da al\u0131\u015ft\u0131rmak, kendine ve ahirete olan ke\u015ff ve bilgilerini art\u0131rmak suretiyle hafifletmi\u015f, ondan sonra d\u00fcnyay\u0131 g\u00f6z\u00fcne sinek kadar g\u00f6stermeyecek, &#8220;D\u00fcnyan\u0131n Allah kat\u0131nda bir sivrisine\u011fin kanad\u0131 kadar de\u011fer yoktur.&#8221; dedirtecek derecede kalbine ferahl\u0131k ve nefsine il\u00e2h\u00ee bir kuvvet vermi\u015f,<\/p>\n<p>Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n feyziyle d\u00fcnya ve ahiret nam ve \u015fan\u0131n\u0131, zikir ve \u015ferefini y\u00fckseltmeye ba\u015flam\u0131\u015f idi. Onun i\u00e7in buyruluyor ki:<\/p>\n<p>4. Yine senin i\u00e7in zikrini, nam ve \u015fan\u0131n\u0131 y\u00fckseltmedik mi?.<\/p>\n<p>Baz\u0131lar\u0131na verilen ve netice itibariyle haklar\u0131nda bir felaket olan \u015f\u00f6hretler gibi aleyhe de\u011fil, s\u0131rf lehine olarak y\u00fckselttik m\u00e2n\u00e2s\u0131 ifade edilmek i\u00e7in yine &#8220;zikir&#8221;den \u00f6nce getirilerek tekrar a\u00e7\u0131k a\u00e7\u0131k s\u00f6ylenmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Z\u0130K\u0130R, burada &#8220;Andolsun size bir kitap indirdik ki onda sizin \u015ferefiniz vard\u0131r.&#8221;(Enbiy\u00e2, 21\/10) \u00e2yetinde oldu\u011fu gibi \u015feref ve \u015fan m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Bununla beraber Kur&#8217;\u00e2n ve fikir m\u00e2n\u00e2s\u0131na da i\u015faret olabilir. Resulullah (s.a.v.)&#8217;\u0131n nam ve \u015fan\u0131n\u0131n y\u00fcksekli\u011fi Bakara Suresi&#8217;nin \u00e2yetinde ge\u00e7en &#8220;Kimini de bir\u00e7ok derecelerle daha y\u00fckseklere \u00e7\u0131karm\u0131\u015ft\u0131r.&#8221; (Bakara, 2\/253) m\u00e2n\u00e2s\u0131 \u00fczere b\u00fct\u00fcn nebi ve Resuller i\u00e7inde derecelerle y\u00fcksekli\u011fidir ki bunun \u00f6zeti nam ve \u015fan\u0131n\u0131n Allah&#8217;\u0131n nam\u0131n\u0131 takip etmesi, Allah an\u0131ld\u0131k\u00e7a onun da an\u0131lmas\u0131d\u0131r. Ebu Ya&#8217;la&#8217;n\u0131n, \u0130bn\u00fc Cerir&#8217;in, \u0130bn\u00fc M\u00fcnzir&#8217;in, \u0130bn\u00fc Ebi Hatim&#8217;in, \u0130bn\u00fc Hibban&#8217;\u0131n ve \u0130bn\u00fc Merduye&#8217;nin ve &#8220;Delail&#8221;de Ebu Nuaym&#8221;\u0131n Ebu Said el-Hudri (r.a.)&#8217;den rivayet edildi\u011fini tesbit ettikleri bir hadiste Resulullah (s.a.v) \u015f\u00f6yle buyurmu\u015ftur: &#8220;Cebrail (a.s) bana geldi ve dedi ki: Rabb&#8217;\u0131m ve Rabb&#8217;\u0131n \u015f\u00f6yle buyuruyor: &#8220;Bilir misin, senin zikrini nas\u0131l y\u00fckselttim?&#8221; &#8220;Y\u00fcce Allah en iyisini bilir&#8221; dedim. Dedi ki: &#8220;Ben an\u0131ld\u0131k\u00e7a sen de benimle beraber an\u0131lacaks\u0131n.&#8221; Bu ise nam ve \u015fan y\u00fcksekli\u011finin en b\u00fcy\u00fck mertebesini a\u00e7\u0131klamaktad\u0131r. &#8220;Allah&#8221; denilince Resul\u00fc beraber an\u0131l\u0131r. denilince beraberinde denilir. &#8220;Allah&#8217;a itaat edin, peygamberine itaat edin.&#8221;(Nis\u00e2, 4\/59), &#8220;Kim peygambere itaat ederse ku\u015fkusuz Allah&#8217;a da itaat etmi\u015f olur.&#8221;(Nis\u00e2, 4\/80), &#8220;\u015fahit olarak Allah yeter. Muhammed Allah&#8217;\u0131 Resul\u00fcd\u00fcr.&#8221;(Fetih, 48\/28-29) buyurulmu\u015ftur. Bu nam ve \u015fan, bu Allah&#8217;la beraber zikredilip an\u0131lmak ise her y\u00fcksekli\u011fin \u00fcst\u00fcndedir. Nitekim Hz. Hassan&#8217;\u0131n \u015fu beyti de bu y\u00fcksekli\u011fe i\u015farettir:<\/p>\n<p>&#8220;O parlak al\u0131nl\u0131 ki \u00fczerinde peygamberlik m\u00fchr\u00fc vard\u0131r. Allah&#8217;tan \u015fehadet edilmi\u015ftir, par\u0131ldar ve \u015fahit olur. Allah o peygamberin ismini kendi ismine katm\u0131\u015ft\u0131r: Be\u015f vakitte m\u00fcezzin &#8216;\u015fehadet ederim&#8217; dedi\u011fi zaman.&#8221; &#8220;Muhakkak ki Allah ve melekleri peygambere salat eder (\u015feref ve \u015fan\u0131n\u0131 y\u00fcceltir)ler. Ey iman edenler! Siz de ona salat ve selam getirin.&#8221; (Ahzab, 33\/56)<\/p>\n<p>5. Demek ki, &#8220;zorlukla beraber bir kolayl\u0131k vard\u0131r&#8221;. &#8220;F\u00e2&#8221;, fasiha olarak kendisinden \u00f6nceki k\u0131s\u0131mdan sonraki k\u0131sma \u015fahit getirme ve inceleme ile onu dallara ay\u0131rma tarz\u0131nda; yahut sebeb bildiren fa olarak \u00f6ncekini illet olarak g\u00f6stermek suretiyle ta&#8217;diye \u015feklinde ilerisi i\u00e7in vaaddir. Bu vaadin ger\u00e7ek oldu\u011funu bildirir. Vaadin ne oldu\u011fu s\u00f6z\u00fcn ak\u0131\u015f\u0131ndan anla\u015f\u0131lmaktad\u0131r. &#8216;deki elif-lam, fa&#8217;n\u0131n fasiha olmas\u0131 durumunda g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fte &#8220;ahd&#8221; i\u00e7inde olmak laz\u0131m gelirse de c\u00fczden k\u00fclle (par\u00e7adan b\u00fct\u00fcne) ge\u00e7i\u015f ile ger\u00e7ekte vaadi ifade i\u00e7in isti\u011fraka i\u015farettir. Yllet i\u00e7in olmas\u0131 durumunda ise k\u00fcbra (b\u00fcy\u00fck \u00f6nerme) demek oldu\u011fu i\u00e7in dorudan do\u011fruya isti\u011frakt\u0131r. Demek ki m\u00e2n\u00e2 \u015fu olur: O g\u00f6\u011fs\u00fc a\u00e7ma ve yarma, y\u00fck\u00fc kald\u0131rma, ad\u0131n\u0131 y\u00fcceltme madem ki oldu, demek ki o senin \u00e7ekti\u011fin zorlukla beraber b\u00fcy\u00fck bir kolayl\u0131k varm\u0131\u015f, o halde daha da vard\u0131r. Yahut, \u00e7\u00fcnk\u00fc her zorlukla beraber bir kolayl\u0131k vard\u0131r. Ondan dolay\u0131 seni kolayl\u0131\u011fa erdirdik, yine de erdiririz.<\/p>\n<p>Me\u015fhur oldu\u011fu \u00fczere burada &#8220;beraber&#8221;, &#8220;sonra&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Yak\u0131nl\u0131k, beraber olmaya benzetilerek ifade olunmu\u015ftur. \u00c7\u00fcnk\u00fc o g\u00f6\u011fs\u00fc a\u00e7ma ve y\u00fck\u00fc kald\u0131rma, y\u00fck\u00fcn s\u0131rt\u0131 ezmesinden sonra olmu\u015ftur. K\u0131sacas\u0131, bu b\u00f6yle oldu\u011fu gibi ilerisi i\u00e7in de b\u00f6yledir. &#8220;Allah, bir g\u00fc\u00e7l\u00fc\u011f\u00fcn arkas\u0131ndan bir kolayl\u0131k yaratacakt\u0131r.&#8221;(Talak, 65\/7) Bir i\u015f darl\u0131k halinde geni\u015fler.<\/p>\n<p>6. &#8220;Evet, zorlukla beraber bir kolayl\u0131k var&#8221;. Bu da evvelkini vurgulamakla beraber yeni bir ba\u015flang\u0131\u00e7 ile vaadden vaade genelleme halinde bir vurgudur. Bunda &#8216;in isti\u011frak i\u00e7in olmas\u0131 gerekir. Fakat \u00f6nceki isti\u011frak i\u00e7in oldu\u011funa g\u00f6re bu ona i\u015faretle ahd i\u00e7in olur ve \u015f\u00f6yle demek olur: Evet, o her zorlukla beraber bir kolayl\u0131k vard\u0131r. Yani o zorlu\u011fa g\u00f6\u011f\u00fcs gerilip a\u015f\u0131l\u0131rsa o kolayl\u0131\u011fa erilir. \u00c7\u00fcnk\u00fc kolayl\u0131\u011f\u0131n var olmas\u0131ndan herkesin de mutlaka ona ermesi laz\u0131m gelmez. O kolayl\u0131\u011fa inan\u0131p, o zorlu\u011fa ehemmiyet vermeyip de Allah&#8217;yn izniyle sab\u0131r g\u00f6stererek dayanan ona erer. Nitekim &#8220;Ve&#8217;l-Leyli&#8221; S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;Kim mal\u0131n\u0131 Allah yolunda verir ve takva yolunu tutar ve en g\u00fczeli de tasdik ederse, biz onu en kolay yola muvaffak k\u0131laca\u011f\u0131z.&#8221;(Leyl, 92\/5-7) buyurulmu\u015ftur. \u015eu halde bundan sonra da bir zorlu\u011fa tesad\u00fcf edersen onu da ba\u015fka bir kolayl\u0131\u011f\u0131n izleyece\u011fini veya beraberinde bir kolayl\u0131k bulundu\u011funu bil, bu vaadi tasdik et de o zorluktan y\u0131lma. Onu da g\u00f6n\u00fcl ho\u015flu\u011fuyla kar\u015f\u0131la. Burada &#8220;beraber&#8221; &#8220;sonra&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Zira zorluk ve kolaylyk z\u0131t \u015feylerden oldu\u011fu i\u00e7in bir arada bulunmalar\u0131 caiz olmaz. Bir yere pe\u015fpe\u015fe ve ard arda gelirler. \u015eu kadar ki bir yere varmalar\u0131 itibar\u0131yla beraber imi? gibi de d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilirler. Yani bir y\u00f6nden zor g\u00f6r\u00fcnen bir \u015feyde di\u011fer y\u00f6nden bir kolayl\u0131k vard\u0131r. O \u015feyi, bu kolay y\u00f6n\u00fcn\u00fc bularak yapabilen kolayl\u0131\u011f\u0131na erer. Her zorlu\u011fu bir kolayl\u0131\u011f\u0131n izleyece\u011fine inanmak da o zorlu\u011fun yaln\u0131z sonunda de\u011fil, beraberinde de bulunan bir kolayl\u0131k y\u00f6n\u00fcd\u00fcr. Bu itibarla &#8220;en g\u00fczel&#8221;i tasdik eden ve ona g\u00f6re \u00e7al\u0131\u015fan m\u00fcminler i\u00e7in her zorlukta iki kolayl\u0131k var demektir ki, bunun birine d\u00fcnya kolayl\u0131\u011f\u0131, di\u011ferine ahiret kolayl\u0131\u011f\u0131 demek uygun olur.<\/p>\n<p>Rivayet olunmu\u015ftur ki, Resulullah (s.a.v) bu \u00e2yet inince ferahl\u0131k ve ne\u015fe i\u00e7inde g\u00fclerek \u00e7\u0131km\u0131\u015f, &#8220;bir zorluk iki kolayl\u0131\u011f\u0131 yenemez&#8221;, &#8220;Zorlukla beraber bir kolayl\u0131k vard\u0131r, zorlukla beraber bir kolayl\u0131k vard\u0131r.&#8221; diyordu. Bu m\u00e2n\u00e2 \u00e7o\u011funlukla zorluk m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelen &#8220;usr&#8221; kelimesinin belirli, kolayl\u0131k m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelen &#8220;y\u00fcsr&#8221; kelimesinin belirsiz olmas\u0131yla izah edilmi\u015ftir ki bu izah, ikinci usr kelimesindeki &#8220;l\u00e2m&#8221;\u0131n ahit m\u00e2n\u00e2s\u0131nda olmas\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcncesine dayan\u0131r. Bununla beraber bu daha \u00e7ok bu \u00e2yetlerin \u00fcst\u00fcndeki ve alt\u0131ndaki &#8220;f\u00e2&#8221;larla \u00f6ncesi ve sonras\u0131yla olan irtibat ve ba\u011fl\u0131l\u0131ktan anla\u015f\u0131lmaktad\u0131r. Ahd ise, \u00f6nceki &#8220;usr&#8221; kelimesinde a\u00e7\u0131k veya dolayl\u0131 olarak anla\u015f\u0131lan genelli\u011fin ahdi olmal\u0131d\u0131r. Her zorlukla beraber kolayl\u0131\u011f\u0131n bulunabilmesini de a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131m\u0131z gibi tart\u0131\u015fmas\u0131z olarak anlamak m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Yani kolayl\u0131\u011f\u0131n var olmas\u0131, onun herkes i\u00e7in meydana gelmesini gerektirmez. Mesela, &#8220;k\u00e2fire \u00f6l\u00fcm ve cehennemde ne kolayl\u0131k var?&#8221; gibi bir soru sorulamaz. Sorulsa, &#8220;cennet vard\u0131 ama o iman etmedi&#8221; diye cevap verilir.<\/p>\n<p>Usr kelimesinin ba\u015f\u0131ndaki &#8220;l\u00e2m&#8221;\u0131n umumilik ifade etti\u011fine ve iman\u0131n \u015fart oldu\u011funa \u015fu olay da delil olur: \u0130mam Malik Muvatta&#8217;da Zeyd b. Eslem&#8217;den rivayet etmi\u015ftir ki, Ebu Ubeyde Hz. \u00d6mer b. Hattab (r.a.)&#8217;a yazm\u0131\u015f, Rumlar&#8217;\u0131n \u00e7oklu\u011funu ve onlardan korktu\u011funu, endi\u015fe duydu\u011funu anlatm\u0131\u015ft\u0131. Hz. \u00d6mer (r.a.) de ona: &#8220;\u015eu muhakkak ki m\u00fcmin bir kalbe herhangi bir s\u0131k\u0131nt\u0131 inerse y\u00fcce Allah ona bunun arkas\u0131ndan bir rahatl\u0131k verir ve bir zorluk iki kolayl\u0131\u011f\u0131 yenemez.&#8221; diye yazm\u0131\u015ft\u0131r. &#8220;M\u00fcmin bir kalbe&#8221; denilmekle iman\u0131n gere\u011fi olan g\u00f6n\u00fcl huzuru ve sabra da i\u015faret vard\u0131r. Onun i\u00e7in, s\u0131zlanan m\u00fcminin ahiret sevab\u0131n\u0131 kaybetmesi de bu genel m\u00e2n\u00e2 ile \u00e7eli\u015fki te\u015fkil etmez. Bununla beraber hepsinde de h\u00fckm\u00fcn genelli\u011fi yine Allah&#8217;\u0131n dilemesi kayd\u0131na ba\u011fl\u0131d\u0131r. Muvaffakiyet ondand\u0131r. Onun i\u00e7in bu h\u00fck\u00fcm ve vaadi hem ileriye genellemek ve dallara ay\u0131rmak, hem de Allah&#8217;\u0131n l\u00fctfuna dayand\u0131rmak ak\u0131\u015f\u0131 i\u00e7erisinde buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>7. O halde bo\u015fald\u0131\u011f\u0131n vakit, yani her zorlu\u011fa bir kolayl\u0131k vurgulanarak vaad edilmi\u015f oldu\u011fu i\u00e7in bir g\u00f6revi, bir ibadeti bitirip bir zorluktan bir kolayl\u0131\u011fa ge\u00e7ti\u011fin, biraz dinlendi\u011fin, mesela ald\u0131\u011f\u0131n vahyi yerine ula\u015ft\u0131rd\u0131\u011f\u0131n, farzlar\u0131n\u0131 yerine getirdi\u011fin vakit yine yorul, i\u015f bitti diye rahata d\u00fc\u015f\u00fcp kalma da yine zahmeti tercih edip di\u011fer bir ibadet i\u00e7in kalk, \u00e7al\u0131\u015f, yorul; farz bittiyse nafileye ge\u00e7, namaz bittiyse duaya ge\u00e7 ki, kolayl\u0131k da arts\u0131n, \u015f\u00fck\u00fcrde devam etmi\u015f olas\u0131n. Bilindi\u011fi gibi &#8220;nasab&#8221;, yorgunluktur. Kolayl\u0131k tembelli\u011fe sevketmemeli, \u00e7al\u0131\u015fmaya te\u015fvik edici olmal\u0131d\u0131r ki onun pe\u015finden de bir kolayl\u0131k gelerek, artma ve ilerleme durumu has\u0131l olsun.<\/p>\n<p>8. Rabbini mef&#8217;ul (t\u00fcmlec)\u00fcn fiilden \u00f6nce getirilmesi &#8220;ancak&#8221; ve &#8220;sadece&#8221; m\u00e2n\u00e2lar\u0131n\u0131 ifade etmek i\u00e7indir. Yani ancak Rabb&#8217;ini iste ve arzula, her ne umarsan ondan um. Onun d\u0131\u011f\u0131ndaki sebep ve illetlerde veya gayelerde duraklay\u0131p kalma, ba\u015fka maksada ba\u011flanma da b\u00fct\u00fcn \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131nda ancak ona y\u00f6nel, durmadan ona do\u011fru y\u00fcr\u00fc, ona do\u011fru, b\u00fct\u00fcn l\u00fctuf ve nimet onundur. Onun i\u00e7in sade nimete ve esere ra\u011fbet ile kalmamal\u0131; nimetten, nimeti vereni g\u00f6r\u00fcp hep ona do\u011fru y\u00fcr\u00fcmeli, onun i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015fmal\u0131d\u0131r. Son murat edilen odur. Bu s\u00fbreden \u015fu kaideler \u00e7\u0131kar\u0131l\u0131r: &#8220;Y\u0131 s\u0131k\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131 zaman geni\u015fler.&#8221; ve &#8220;nimet k\u00fclfete g\u00f6redir.&#8221; Ba\u015fka bir deyi\u015fle: &#8220;K\u00fclfet nimete uygundur.&#8221; ve &#8220;Bir i\u015ften maksat ne ise h\u00fck\u00fcm ona g\u00f6re verilir.&#8221; Allah i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015fan Allah&#8217;a erer. Bu \u015fekilde bu iki s\u00fbre bilhassa Resulullah (s.a.v.)&#8217;\u0131n hal ve \u015fan\u0131n\u0131 anlatarak feyzini daha \u00e7ok yaymay\u0131 ve genelle\u015ftirmeyi ve neticede nimetten o nimeti verene ge\u00e7erek ancak Allah&#8217;a ra\u011fbet etmesini hat\u0131rlatt\u0131ktan sonra en m\u00fckemmel ferdin halinden t\u00fcr\u00fcn haline ve m\u00fcminleri bekleyen sonun da g\u00fczelliine ge\u00e7ilerek bu iki s\u00fbrenin bir ba\u011flan\u0131\u015f\u0131 olmak ve ahiret h\u00fckm\u00fc ile dinin sabit oldu\u011fu anlat\u0131lmak \u00fczere &#8220;Ve&#8217;t-Tini&#8221; S\u00fbresi gelecektir.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>94-\u0130N\u015e\u0130RAH: A\u00e7mad\u0131k m\u0131? A\u00e7\u0131p geni\u015fletmedik mi? Senin i\u00e7in. Senin mutlulu\u011fun i\u00e7in g\u00f6\u011fs\u00fcn\u00fc de nefesine geni\u015flik, kalbine ferahl\u0131k, nefsine kuvvet ve ferahl\u0131k vermedik mi? \u0130\u00e7inde bulunulan anda ve gelecekte, d\u00fcnya ve ahirette b\u00fct\u00fcn dilekleri izah edip de her zorlu\u011fu yenecek b\u00fcy\u00fck bir ruh ile \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131ktan do\u011fru yolu bulmaya, gamdan sevince, darl\u0131ktan geni\u015fli\u011fe erdirmedik mi? R\u00e2\u011f\u0131b \u015f\u00f6yle &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":12170,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1046,1045,5030,5031,5219,5351,5222,5220,1583,5221,1582,1586],"class_list":["post-1760","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-94-insirah","tag-94-insirah-tefsiri","tag-elmalili","tag-elmalili-hamdi-yazir","tag-elmalili-tefsir-oku","tag-hak-dini-kuran-dili","tag-hak-dini-tefsiri","tag-hamdi-yazir-tefsir-oku","tag-kuran","tag-sure-tefsirleri","tag-tefsir","tag-tefsir-oku"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1760","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1760"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1760\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/12170"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1760"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1760"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1760"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}