{"id":1762,"date":"2010-11-18T21:02:01","date_gmt":"2010-11-18T21:02:01","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1762"},"modified":"2010-11-18T21:02:01","modified_gmt":"2010-11-18T21:02:01","slug":"93-duha-tefsiri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/93-duha-tefsiri\/","title":{"rendered":"93-DUHA SURES\u0130 HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130"},"content":{"rendered":"<p>93-DUHA:<\/p>\n<p>1. Andolsun o duh\u00e2ya. Duh\u00e2 diye bilinen ku\u015fluk vaktine ki, g\u00fcne\u015fin parlay\u0131p y\u00fckselme\u011fe ba\u015flad\u0131\u011f\u0131, g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn gen\u00e7li\u011fi zaman\u0131d\u0131r. &#8220;L\u00e2m&#8221; cins i\u00e7in olur. Yahut, ku\u015fluk vakitleri i\u00e7inde se\u00e7kin bir ku\u015fluk vaktine ki, &#8220;l\u00e2m&#8221; aht i\u00e7in olarak hakikat g\u00fcne\u015finin Muhammed ufkundan do\u011fup &#8220;\u00e2lemlere rahmet olarak&#8221;(Enbiya, 21\/107) her tarafa el\u00e7ilik g\u00f6reviyle \u0131\u015f\u0131klar sa\u00e7maya ba\u015flad\u0131\u011f\u0131 zamana i\u015farettir.<\/p>\n<p>Hitab\u0131n Resulullah (s.a.v.)&#8217;a olmas\u0131 itibariyle &#8220;l\u00e2m&#8221;daki bu ahit m\u00e2n\u00e2s\u0131 tercih edilir. Bundan dolay\u0131 Hz. Muhammed (s.a.v)&#8217;in y\u00fcz\u00fcne veya il\u00e2h\u00ee konu\u015fma zaman\u0131na i\u015faret oldu\u011fu da s\u00f6ylenmi\u015ftir. Nitekim &#8220;T\u00e2h\u00e2&#8221; S\u00fbresi&#8217;ndeki &#8220;\u0130nsanlar\u0131n ku\u015fluk vakti toplanmas\u0131.&#8221;(T\u00e2h\u00e2, 20\/59) \u00e2yetinden anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere halk\u0131n toplan\u0131p Musa (a.s)&#8217;n\u0131n sihirbazlara galip geldi\u011fi vakit de bilinen bir ku\u015fluk vaktidir.<\/p>\n<p>2. Ve sessizli\u011fe b\u00fcr\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fc, karar\u0131n\u0131 bulup sakinle\u015fti\u011fi zaman geceye andolsun. Yani tam tav\u0131na gelip durdu\u011fu, i\u00e7indekilerin sakinle\u015fti\u011fi vakit ki, gecenin ba\u015f\u0131ndan bir s\u00fcre ge\u00e7tikten sonraki orta anlar\u0131d\u0131r. O vakit karanl\u0131k artaca\u011f\u0131 kadar artm\u0131\u015f, \u00f6rtece\u011fini \u00f6rtm\u00fc\u015f, karar\u0131n\u0131 bulmu\u015f, bir de ses seda kesilmi\u015f, dinmi\u015f olur. &#8220;Karanl\u0131\u011f\u0131n \u00e7\u00f6kt\u00fc\u011f\u00fc, ortal\u0131\u011f\u0131 \u00f6rtt\u00fc\u011f\u00fc veya r\u00fczgar\u0131n kesildi\u011fi&#8221; veya &#8220;gecenin t\u00fckendi\u011fi s\u0131ra&#8221; diye de d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir ki her birini duh\u00e2&#8217;ya bir kar\u015f\u0131l\u0131k olmas\u0131 veya bir \u015fekilde bir benzeyi\u015fi vard\u0131r. Biri ne\u015fe biri keder, yahut kederin yok olu\u015funu ifade eder.<\/p>\n<p>SEC\u00c2, &#8220;ul\u00fcvv&#8221; kal\u0131b\u0131nda &#8220;s\u00fcc\u00fcvv&#8221; k\u00f6k\u00fcndendir. S\u00fcc\u00fcvv mutlak olarak sakinle\u015fme, yani bir \u015fey karar\u0131n\u0131 bulup dinmek, sakin olmak m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. &#8220;Bahr-i saci&#8221;; dalgas\u0131z durgun deniz, &#8220;tarf-\u0131 saci, sakin bayg\u0131n g\u00f6z, &#8220;leyl-i saci'&#8221; de sakin, durgun, r\u00fczgars\u0131z gece demektir. Seciyye de sakinle\u015fme m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan al\u0131nm\u0131\u015f olup insan\u0131n nefsinde sakin ve sabit huy, meleke demektir. Tesciye de \u00f6rtmek m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelir. Buna g\u00f6re gecenin sakinle\u015fmesi demek olan s\u00fcc\u00fcvv zaman\u0131; iyice durgunlu\u011fu ile tam kararmas\u0131, \u00f6rt\u00fcp kaplamas\u0131 veya sona erip ge\u00e7mesi zaman\u0131 diye de anla\u015f\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u0130bn\u00fc A&#8217;rabi: &#8220;gecenin karanl\u0131\u011f\u0131 \u015fiddetlendi&#8221; demektir, demi\u015ftir. \u0130bn\u00fc M\u00fcnzir ve daha baz\u0131lar\u0131 \u0130bn\u00fc C\u00fcbeyr&#8217;den naklen \u015f\u00f6yle demi\u015flerdir: &#8220;Gece gelip her \u015feyi \u00f6rtt\u00fc\u011f\u00fc zaman.&#8221; denir. \u0130bn\u00fc Cerir ve \u0130bn\u00fc Merduye, Avfi kanal\u0131yla \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;\u0131n &#8220;geldi&#8221; demektir dedi\u011fini; \u0130bn\u00fc M\u00fcnzir ve \u0130bn\u00fc Ebi Hatim de yine \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;\u0131n &#8220;gitti&#8221; demektir, dedi\u011fini tesbit etmi\u015flerdir. \u00c7o\u011funlu\u011fun a\u00e7\u0131klamas\u0131na g\u00f6re as\u0131l s\u00fcc\u00fcvv, sakinle\u015fmek demek oldu\u011fu ve &#8220;leyl-i saci&#8221; r\u00fczgars\u0131z gece m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade etmede yayg\u0131n olarak kullan\u0131l\u0131r oldu\u011fu i\u00e7in maksat, \u011fa\u015fiy (\u00f6rtmek, b\u00fcr\u00fcmek) de oldu\u011fu gibi karanl\u0131\u011f\u0131n \u015fiddet ve bast\u0131rmas\u0131n\u0131 de\u011fil, &#8220;O, i\u00e7inde sakinle\u015fesiniz diye geceyi sizin i\u00e7in yaratand\u0131r.&#8221;(Yunus, 10\/67) \u00e2yeti m\u00e2n\u00e2s\u0131nca bilhassa sakinlik ve sessizlik zaman\u0131n\u0131 hat\u0131rlatm\u0131\u015f olmas\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r ki, bu sakinlik geceleyin \u00e7\u0131t\u0131rd\u0131 duyulmayacak \u015fekilde has\u0131l olan herhangi bir hiss\u00ee ve manev\u00ee sessizlikle huzur ve istirahat\u0131 veya gecenin bitmesi gibi kederin yok olmas\u0131 zaman\u0131n\u0131 da i\u00e7erir. Bu suretle karanl\u0131k ve kederde ve dolay\u0131s\u0131yla hayatta olan de\u011fi\u015fimlerde, elemler ve kederler veya \u00f6l\u00fcm ile fanilik s\u0131k\u0131nt\u0131s\u0131n\u0131n basmas\u0131 ve vahyin kesintiye u\u011framas\u0131 ile marifet nurunun s\u00f6nmesi ve ruhun al\u0131nmas\u0131 hallerine i\u015faret olmakla burada murat, o karanl\u0131k ve kederin kendisi de\u011fil, bilhassa \u00f6yle bir durumda meydana gelen huzur ve s\u00fckunu hat\u0131rlatma, yani gecenin duyulmamas\u0131 halinde oldu\u011fu gibi vahye ara verilmesinde de bir dinleni\u015f ve kesinti bulundu\u011funu veya gecenin ge\u00e7mesi, sabah\u0131n ba\u015flamas\u0131 s\u0131ralar\u0131nda oldu\u011fu gibi vahyin kesilme zaman\u0131 bitip yeniden ba\u015flamas\u0131yla kederin ne\u015feye d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fc zaman\u0131 duyurmakt\u0131r. \u015eu halde hayat\u0131n ve marifet nurunun yald\u0131zl\u0131 bir \u015fekilde parlatmaya ba\u015flad\u0131\u011f\u0131, gen\u00e7 ve din\u00e7 bir ne\u015f&#8217;e zaman\u0131n\u0131, ruh tecellilerini ifade etti\u011fi gibi, ona kar\u015f\u0131l\u0131k mutlak bir karanl\u0131\u011f\u0131, beden s\u0131k\u0131nt\u0131s\u0131n\u0131 hissettirmekle beraber, &#8220;sakinle\u015fti\u011fi zaman&#8221; kayd\u0131 o karanl\u0131\u011f\u0131n sakinle\u015fmesi an\u0131ndaki huzur ve dinlenme ile yorgunluk ve kederin yok olmas\u0131 ve ahiretle ilgili gelecek bir ne\u015fenin m\u00fcjdelenmesi an\u0131n\u0131 ifade etmi\u015f olur ki, bunun ini\u015f sebebiyle ve a\u015fa\u011f\u0131daki gibi gelecek cevaplar ile bu s\u00fbrenin m\u00e2n\u00e2s\u0131ndaki derece derece y\u00fckselen vaad ve m\u00fcjdeleme ile m\u00fcnasebeti ne g\u00fczeldir.<\/p>\n<p>3. K\u0131sacas\u0131, karanl\u0131ktan ayd\u0131nl\u0131\u011fa ayd\u0131nl\u0131ktan karanl\u0131\u011fa her saat durmadan de\u011fi\u015fen zaman farklar\u0131 i\u00e7inde bilhassa ilk hayat ve marifet ne\u015fesinin y\u00fckselmesi an\u0131 olan parlak ku\u015fluk vaktine ve ona ar\u0131z olmakla beraber gelecek bir hayat ve mutluluk ne\u015fesinin ba\u015flang\u0131c\u0131 ve m\u00fcjdecisi olan gecenin dindi\u011fi sessizlik an\u0131na yemin olsun ki ey Muhammed! Rabb\u0131n seni terketmedi, veda edip b\u0131rak\u0131vermedi.<\/p>\n<p>TEVD\u00ce, asl\u0131nda misafirin veda etmesi yani giderken kalanlara &#8220;ho\u015f\u00e7a kal\u0131n&#8221;, &#8220;Allah&#8217;a \u0131smarlad\u0131k&#8221; gibi vaad, bolluk, ho\u015fluk, ak\u0131bet duas\u0131yla b\u0131rak\u0131p gitmesi ve b\u00f6yle veda ile u\u011furlanmas\u0131 demek olup sonra mutlak \u015fekilde terkedip b\u0131rakmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na da kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Y\u00fcce Allah hakk\u0131nda bu bildi\u011fimiz m\u00e2n\u00e2 ile veda ve u\u011furlama tasavvur edilemeyece\u011finden burada da terk m\u00e2n\u00e2s\u0131yla tefsir edilmi\u015ftir. S\u00fbrenin ini\u015f sebebi de buna di\u011fer bir karinedir. Yani, &#8220;Rabbin seni b\u0131rakmad\u0131&#8221;, ve dar\u0131lmad\u0131 B\u0131rakmamas\u0131 darg\u0131nl\u0131ktan, \u00f6fkeden b\u0131rakmamak de\u011fil, rahmet ve yard\u0131m\u0131ndan dolay\u0131 b\u0131rakmamakt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc b\u0131rakmamak iki \u015fekilde olur: Birisi l\u00fctuf, birisi helak etme, kahretme ifade eder. Yoksa &#8220;\u0130nsan ba\u015f\u0131bo\u015f b\u0131rak\u0131laca\u011f\u0131n\u0131 m\u0131 zannediyor.&#8221; (K\u0131yamet, 75\/36) m\u00e2n\u00e2s\u0131nca hi\u00e7bir insan mutlak m\u00e2n\u00e2da ba\u015f\u0131bo\u015f b\u0131rak\u0131lmaz. Rab&#8217;l\u0131\u011f\u0131n gerektirdi\u011fi bir netice olarak y\u00fck\u00fcml\u00fc olma s\u0131rr\u0131yla ya rahmet eserinin, ya da gazap eserinin h\u00fckm\u00fc alt\u0131nda bulunur. Duha ve leyl&#8217;in birbirlerine kar\u015f\u0131l\u0131k olarak s\u00f6ylenmesinde buna da i\u015faret vard\u0131r. Bundan dolay\u0131 b\u0131rak\u0131lmamaktan bir gazap ve \u00f6fke eseri hat\u0131ra gelmemek i\u00e7in &#8220;dar\u0131lmad\u0131&#8221; diye bu\u011fz ve \u00f6fkenin bulunmad\u0131\u011f\u0131 belirtilerek rahmeti devam ettirme m\u00e2n\u00e2s\u0131 vurgulanm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>4. Bu daha \u00e7ok a\u00e7\u0131klanarak da buyruluyor ki: Ve her halde son, bulundu\u011fun her halin sonu, mesela hayat\u0131n\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131na nazaran peygamberlik hayat\u0131, peygamberli\u011fin ba\u015flang\u0131c\u0131nda vahyin geli\u015fine nazaran kesili\u015fi hali, vahyin kesili\u015fine nazaran tekrar b\u00f6yle ba\u015flay\u0131\u015f\u0131 hali, b\u00f6yle bu s\u00fbrenin ini\u015finden sonra zamanla ula\u015faca\u011f\u0131n her halin ard arda sonu, nihayet \u00f6l\u00fcmden sonra ahiret nimeti, k\u0131sacas\u0131, peygamberli\u011finin ba\u015flang\u0131c\u0131na nazaran sonras\u0131, hayat ve \u00f6l\u00fcm\u00fcnde bulundu\u011fun ve bulunaca\u011f\u0131n her halin \u00f6n\u00fcne nazaran sonu ve b\u00fct\u00fcn d\u00fcnyaya nazaran ahiret senin i\u00e7in \u00f6nceden, evvelden daima hay\u0131rl\u0131d\u0131r. Yani sen b\u00f6yle halden hale, hay\u0131rdan daha hay\u0131rl\u0131s\u0131na durmadan y\u00fckselip gideceksin.<\/p>\n<p>&#8220;Evvel&#8221; ve &#8220;ahir&#8221; kelimelerinin m\u00fcennesi olan &#8220;\u00fbl\u00e2&#8221; ve &#8220;ahiret&#8221;, d\u00fcnya ve ahiret demek gibi olmakla berber evvelki ve sonraki, \u00f6n\u00fc ve sonu m\u00e2n\u00e2lar\u0131yla ondan farkl\u0131 olarak da kullan\u0131l\u0131r. D\u00fcnya kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 olan Ahiret, ahiret yurdu ve ahiret hayat\u0131 demek olarak \u00f6l\u00fcmden sonras\u0131n\u0131 ifade etmede me\u015fhur olmu\u015ftur. Oysa &#8220;evvel&#8221; kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 olan &#8220;ahire&#8221;, herhangi bir \u00f6n kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 olarak sonu ve i\u00e7inde bulunulan halin ge\u00e7mi\u015fine kar\u015f\u0131l\u0131k olan gelece\u011fini de ifade eder. Mesela, bu s\u00fbrenin inmesi an\u0131nda \u00f6n ve son denince, \u00f6l\u00fcmden \u00f6ncesi ve sonras\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan daha \u00e7ok, o andan \u00f6nceki ge\u00e7mi\u015f ile o andan sonraki b\u00fct\u00fcn gelece\u011fi kaps\u0131yan, &#8220;gelecek&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na ilerisi anla\u015f\u0131lmak yara\u015f\u0131r. Bu m\u00e2n\u00e2 ile &#8220;ahiret senin i\u00e7in \u00fbladan daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r&#8221; demek, senin bulundu\u011fun her halin sonu senin i\u00e7in \u00f6n\u00fcnden daima daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r. Yani sen g\u00fcnden g\u00fcne, halden hale ileri do\u011fru daima hay\u0131rdan hay\u0131ra y\u00fckseleceksin, neticede vefat\u0131ndan sonra da ahiret hayat\u0131n d\u00fcnya hayat\u0131ndan daha hay\u0131rl\u0131 olacak demek olur. Yoksa bu andan itibaren, \u00f6l\u00fcm\u00fcn senin hakk\u0131nda d\u00fcnya hayat\u0131ndan daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r demek de\u011fildir. E\u011fer b\u00f6yle olsa idi, \u015fu anda \u00f6lmek senin i\u00e7in daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r demek olur ve bununla Peygamber \u00f6lmeye davet edilmi\u015f bulunur ve bundan sonra d\u00fcnyada ya\u015famas\u0131, hakk\u0131nda daha hay\u0131rl\u0131 olmam\u0131\u015f olurdu. Oysa bu s\u00fbre Mekke&#8217;de inmi\u015f oldu\u011fu i\u00e7in Peygamber bundan sonra da d\u00fcnyada &#8220;Bug\u00fcn sizin i\u00e7in dininizi kemale erdirdim.&#8221;(M\u00e2ide, 5\/3) \u00e2yetinin ve &#8220;Allah&#8217;\u0131n yard\u0131m\u0131 gelince&#8221;(Nasr, 110\/1) s\u00fbresinin ini\u015f senesine kadar ya\u015fam\u0131\u015f, \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n as\u0131l ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f ve \u00fcst\u00fcn geli\u015fi Hz. Muhammed (s.a.v.)&#8217;in hayat\u0131n\u0131n bu safhas\u0131nda tecelli etmi\u015f ve dolay\u0131s\u0131yla g\u00fcnden g\u00fcne hay\u0131rda y\u00fckselen bu ya\u015fay\u0131\u015f\u0131n da evvelkinden hay\u0131rl\u0131 oldu\u011fu ve vefat\u0131ndan sonras\u0131n\u0131n da onun hakk\u0131nda daha hay\u0131rl\u0131 olaca\u011f\u0131 ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>K\u0131sacas\u0131, burada ahiret sade d\u00fcnya yurdu kar\u015f\u0131t\u0131 olan ahiret yurdu demek olmay\u0131p ondan daha geneldir. &#8220;\u00dbl\u00e2&#8221; da yaln\u0131z d\u00fcnya yurdu m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;ilk yurt&#8221; demek de\u011fil, daima peygamberin bulundu\u011fu hale nazaran ilk hal ve son hal m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmak daha uygundur. Bu m\u00e2n\u00e2da ahiretin d\u00fcnyadan daha hay\u0131rl\u0131 olmas\u0131 da dahildir. \u0130bn\u00fc At\u0131yye ve daha bir k\u0131s\u0131m tefsirciler bunu &#8220;ba\u015flang\u0131\u00e7&#8221; ve &#8220;son&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131yla \u015f\u00f6yle tefsir etmi\u015flerdir: &#8220;Ku\u015fkusuz senin i\u015finin sonu ba\u015flang\u0131c\u0131ndan daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r. Daima kuvvetin artacak ve r\u00fctben y\u00fckselip gidecek.&#8221; Belli ki bundan maksat, sadece d\u00fcnyada demek de\u011fil, d\u00fcnyada ve ahirette demektir.<\/p>\n<p>Burada b\u00f6yle &#8220;ahiret&#8221; kelimesini ahiretten daha genel m\u00e2n\u00e2 ile sonu \u00f6n\u00fcnden daha hay\u0131rl\u0131 diye anlamak, bu \u00e2yetin, kendisinden \u00f6nce ge\u00e7enlere ba\u011flanmas\u0131 itibar\u0131yla daha a\u00e7\u0131k ve kapal\u0131l\u0131ktan uzak oldu\u011fu gibi, d\u00fcnya kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 olan ahireti, yani \u00f6l\u00fcmden sonras\u0131n\u0131 da kapsad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in Taberani&#8217;nin &#8220;Evsat&#8221;ta ve Beyhak\u00ee&#8217;nin &#8220;Delail&#8221;de \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan rivayet edildi\u011fini tesbit ettikleri \u015fu hadisle de \u00e7eli\u015fkili olmaz. \u0130bn\u00fc Abbas demi\u015ftir ki: Resulullah (s.a.v.) \u015f\u00f6yle buyurdu: &#8220;Benden sonra \u00fcmmetime a\u00e7\u0131lacak olan \u015feyler bana arz edildi de bu beni sevindirdi.&#8221; Bunun hemen ard\u0131ndan da y\u00fcce Allah &#8220;Son senin i\u00e7in ilkten daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r.&#8221; \u00e2yetini indirdi. Bundan bu \u00e2yetin ayr\u0131ca bir ini\u015f sebebi bulundu\u011fu, ahiretin de \u00f6l\u00fcmden sonraya ait olarak d\u00fcnya kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 oldu\u011fu a\u00e7\u0131k g\u00f6r\u00fcn\u00fcyorsa da bunu evvelki ini\u015f sebebine dahil olarak veya \u00e2yetin, kendinden \u00f6nceki k\u0131sma ba\u011flanmas\u0131 itibar\u0131yla genelle\u015ftirerek anlamak m\u00e2n\u00e2 bak\u0131m\u0131ndan daha kuvvetli olacakt\u0131r. Demek olur ki bu s\u00fbre inerken vahiy, yaln\u0131z naz\u0131m ve m\u00e2n\u00e2n\u0131n indirilmesiyle vaad ve haber verme halinde kalmam\u0131\u015f, bu m\u00e2n\u00e2n\u0131n gelecekte ger\u00e7ekle\u015fme \u015fekli de ke\u015fif halinde a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6sterilmi\u015ftir ki, bu da mucizelerden bir mucize demektir. Nitekim Kisra ve Kayser m\u00fclklerinin ve \u0130stanbul&#8217;un fethi hakk\u0131ndaki haberler de bu c\u00fcmledendir. \u015eu halde di\u011fer bir k\u0131s\u0131m tefsircilerin dedikleri gibi burada da ahiret, bildi\u011fimiz d\u00fcnya kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 olarak, &#8220;ahiret senin i\u00e7in d\u00fcnyadan daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r&#8221; diye tefsir edilecek olursa, bunu \u00f6nceki \u00e2yetlere ba\u011flamak i\u00e7in \u015fu m\u00e2n\u00e2da anlamak gerekir: &#8220;Sak\u0131n \u00fcz\u00fclme. Rabbin sana veda etmedi ve dar\u0131lmad\u0131. Onun i\u00e7in bu d\u00fcnyan\u0131n g\u00fcnd\u00fcz\u00fc de gecesi de senin i\u00e7in hay\u0131rl\u0131d\u0131r. Vahyin gelmesinde de kesilmesinde de senin hakk\u0131nda hay\u0131r vard\u0131r. Sen, \u00f6l\u00fcm\u00fcne kadar \u00e7ok hay\u0131rlara ereceksin. Bununla beraber d\u00fcnyadan gidince o hay\u0131rlar kesilecek de sanma. Senin i\u00e7in ahiret her halde bu d\u00fcnyadan daha hay\u0131rl\u0131 olacak.&#8221; Bu m\u00e2n\u00e2 &#8220;hay\u0131r&#8221; kelimesinin \u00fcst\u00fcnl\u00fck s\u0131fat\u0131 olmas\u0131ndan anla\u015f\u0131l\u0131r. Zira ahiretin daha hay\u0131rl\u0131 olmas\u0131ndan d\u00fcnyan\u0131n da hay\u0131rl\u0131 olmas\u0131 gerekir. Ancak bundan, d\u00fcnyadaki hayr\u0131n derece derece y\u00fckselerek artt\u0131\u011f\u0131 anla\u015f\u0131lmaz. Di\u011fer yorum \u015feklinde ise her halde sonu \u00f6n\u00fcnden daha hay\u0131rl\u0131 olarak bu m\u00e2n\u00e2 da anla\u015f\u0131l\u0131r. &#8220;senin i\u00e7in&#8221; diye tahsis edilmesinde, lam\u0131n sa\u011flad\u0131\u011f\u0131 bu tahsis m\u00e2n\u00e2s\u0131, &#8220;senin d\u0131\u015f\u0131nda herkese g\u00f6re de\u011fil, sana eziyet eden k\u00e2firlere g\u00f6re senin i\u00e7in daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r&#8221; demektir. Bu, ona iman eden \u00fcmmetin hakk\u0131nda da ahiretin d\u00fcnyadan daha hay\u0131rl\u0131 olmas\u0131na engel olmaz. Zira Peygamber&#8217;in pe\u015finden giden ondand\u0131r: &#8220;Bana tabi olan bendendir.&#8221;(\u0130brahim, 14\/36) Ayr\u0131ca Peygamber i\u00e7in hay\u0131rl\u0131 olan b\u00fct\u00fcn \u00fcmmeti i\u00e7in hay\u0131rl\u0131d\u0131r. Onun d\u00fcnyadaki hayr\u0131ndan k\u00e2firler bile istifade eder. Ancak ahiret hayr\u0131 yaln\u0131z m\u00fcminlerindir.<\/p>\n<p>5. Bu hay\u0131rl\u0131 olma durumu daha \u00e7ok a\u00e7\u0131kl\u0131\u011fa kavu\u015fturulmak ve desteklenmek \u00fczere de \u015f\u00f6yle buyruluyor: &#8220;Rabbin sana verecek.&#8221;<\/p>\n<p>Bu l\u00e2m, &#8216;deki l\u00e2m gibi ba\u015flang\u0131\u00e7 l\u00e2m\u0131 olarak takdirinde olmas\u0131 da, her ikisinin yemin olmas\u0131 da caiz g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. \u0130ki durumda da c\u00fcmlenin m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 vurgulayarak desteklemek i\u00e7indir. Yemin ile tekit (vurgu), daha kuvvetlidir.<\/p>\n<p>SEVFE, gelecekte bir \u015feyin vuku bulup ger\u00e7ekle\u015fece\u011fini ifade eden tenfis edat\u0131d\u0131r. &#8220;senin Rabb&#8217;in&#8221; isminin, &#8220;o&#8221; \u015feklinde zamir olarak s\u00f6ylenmeyip de b\u00f6yle a\u00e7\u0131k isim olarak s\u00f6ylenmesiyle &#8220;senin Rabb&#8217;in&#8221; ve &#8220;sana&#8221; denilerek hitab\u0131n tekrarlanmas\u0131, Rab&#8217;l\u0131k tecellilerinin ard arda gelmesiyle l\u00fctuf \u00fczerine l\u00fctuftur. Yani, muhakkak sana b\u00f6yle hay\u0131rdan hay\u0131ra kendisine ait Rab&#8217;l\u0131k l\u00fctuflar\u0131 ard arda gelen ve seni b\u00f6yle terbiye edip se\u00e7erek yeti\u015ftiren Rabbin, ilerde sana \u00f6yle l\u00fctuflarda bulunacak, ihsan ve ikram\u0131ndan sana \u00f6yle verecek, \u00f6yle verecek ki sen tamamen raz\u0131 olacak, r\u0131zaya ereceksin, b\u00fct\u00fcn dileklerin ger\u00e7ekle\u015fecek, hi\u00e7bir \u00fcz\u00fcnt\u00fc ve keder, hi\u00e7bir s\u0131k\u0131nt\u0131 ve &#8220;acaba ne olacak&#8221; diye merakl\u0131 bekleyi\u015f durumu kalmayacak derecede huzur ve sonsuzluk \u00e2leminde ho\u015fnut olacaks\u0131n. Bu raz\u0131 ve ho\u015fnut olma makam\u0131, kendisinden raz\u0131 olunma (merdiyye) makam\u0131ndan \u00f6nce gelen makam\u0131ndan daha y\u00fcksek olarak makam\u0131d\u0131r. &#8220;Radiye-merdiyye&#8221; makam\u0131, nefsin meyil ve arzular\u0131ndan soyutlanarak mutlak \u015fekilde Hakk\u0131n leh ve aleyhindeki kaza ve kaderi, cemal ve azameti h\u00fck\u00fcmlerine raz\u0131 olup her i\u015finde kendinin de\u011fil, yaln\u0131z Hakk&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131n\u0131 aray\u0131p y\u00fcce Allah kat\u0131nda raz\u0131 olunan bir kul olmaya \u00e7al\u0131\u015fma makam\u0131d\u0131r. Bu &#8220;merdiyye-radiye&#8221; makam\u0131 ise, kendisinin y\u00fcce Allah kat\u0131nda raz\u0131 olunan bir kul oldu\u011funu ger\u00e7ek bir \u015fekilde g\u00f6sterip tan\u0131tan cemal tecellisinde nefsin b\u00fct\u00fcn meyillerinin dahi lehinde olarak, geli\u015ferek arzu etti\u011fi gayeye ermek suretiyle ho\u015fnutluk makam\u0131; &#8220;Rabb&#8217;inin seni bir makam-\u0131 Mahmud&#8217;a g\u00f6ndermesi yak\u0131nd\u0131r.&#8221; (\u0130sr\u00e2, 17\/79) buyurulan, \u00f6v\u00fclen Muhammed aleyhissel\u00e2t\u00fc vesselama ait olan makamd\u0131r.<\/p>\n<p>Bu l\u00fctuf ve ihsan\u0131n muzari (gelecek zaman) kipiyle ifade edilmesine g\u00f6re kemal ve ahiretle ilgili de\u011ferli bir vaad oldu\u011funda \u015f\u00fcphe yoksa da, ba\u015flang\u0131c\u0131 itibariyle d\u00fcnyadaki nefsi feyizler, \u00f6ncekilerin ve sonrakilerin ilimlerini bilme, emrin zuhuru, fetihler ile dini y\u00fcceltmek ve hak ve hayr\u0131 yaymak i\u00e7in yap\u0131lan m\u00fccadelelerde ba\u015far\u0131l\u0131 olma gibi gerek Peygamber (s.a.v) devrinde (asr-\u0131 saadette) ve gerek daha sonralar\u0131 meydana gelen ve gelecek olan l\u00fctuflar\u0131 dahi kapsar. Nitekim hicretle ba\u015flayan il\u00e2h\u00ee yard\u0131m ve zaferler, Mekke&#8217;nin fethi ve di\u011fer ba\u015far\u0131lar ile \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n yay\u0131lmas\u0131 bundan sonra olmu\u015ftur. Bununla beraber &#8220;Ahiret yurdu i\u015fte ger\u00e7ek hayat odur.&#8221;(Ankebut, 29\/64), &#8220;Ahiret yurdu, Allah&#8217;tan korkanlar i\u00e7in daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r.&#8221;(A&#8217;r\u00e2f, 7\/169), &#8220;K\u0131yamet g\u00fcn\u00fc, yapt\u0131klar\u0131n\u0131z\u0131n kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 \u00f6denecek.&#8221; (\u00c2l-i \u0130mran, 3\/185) oldu\u011fu i\u00e7in as\u0131l ho\u015fnutluk ahiret hayat\u0131nda olaca\u011f\u0131ndan, vaad ve l\u00fctfun as\u0131l \u00f6nemi de oradad\u0131r. \u0130bn\u00fc Ebu Hatim Hasen&#8217;in &#8220;o \u015fefaattir&#8221; dedi\u011fini rivayet etmi\u015ftir. \u0130bn\u00fc Merduye ve Ebu Nuaym &#8220;Hilye&#8221;de Harb b. \u015e\u00fcreyh&#8217;in \u015f\u00f6yle dedi\u011fini rivayet etmi\u015flerdir: Ebu Cafer Muhammed b. Ali H\u00fcseyin Hazretlerine, &#8220;Ne dersin, dedim, Irakl\u0131&#8217;lar\u0131n bahsettikleri \u015fefaat haklar\u0131 m\u0131d\u0131r?&#8221; &#8220;Evet&#8221; dedi ve \u015f\u00f6yle devam etti: Muhammed b. Hanefiyye&#8217;nin Hz. Ali kanal\u0131yla bana nakletti\u011fine g\u00f6re Resulullah (s.a.v) \u015f\u00f6yle buyurmu\u015ftur: Ben, Rabb&#8217;im bana &#8220;Raz\u0131 oldun mu Ey Muhammed?&#8221; deyinceye kadar \u00fcmmetime \u015fefaat edece\u011fim. O vakit, &#8220;Evet, ey Rabbim! Raz\u0131 oldum.&#8221; diyece\u011fim. Sonra bana y\u00f6nelip \u015f\u00f6yle dedi: Ey Irakl\u0131lar! Siz Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131nda en \u00fcmit verici \u00e2yet, &#8220;De ki: Ey g\u00fcnah i\u015flemekte haddi a\u015farak nefislerine kar\u015f\u0131 cinayet i\u015flemi\u015f kullar\u0131m! Allah&#8217;\u0131n rahmetinden \u00fcmit kesmeyin. Ku\u015fkusuz Allah b\u00fct\u00fcn g\u00fcnahlar\u0131 ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131d\u0131r.&#8221; (Z\u00fcmer, 39\/53) \u00e2yeti dersiniz. &#8220;Evet, biz \u00f6yle deriz&#8221; dedim. &#8220;Fakat, dedi, biz Ehl-i beyt de hep deriz ki, Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131nda en \u00fcmit verici \u00e2yet, &#8220;Rabb&#8217;in sana, sen raz\u0131 oluncaya kadar verecek.&#8221; \u00e2yetidir ve o \u015fefaattir&#8221; dedi.<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc Cerir \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;\u0131n bu \u00e2yet hakk\u0131nda \u015f\u00f6yle dedi\u011fini tesbit etmi\u015ftir: Muhammed (s.a.v.)&#8217;in r\u0131zas\u0131ndan birisi de Ehl-i Beyt&#8217;inden birinin ate\u015fe girmemesidir. Hatib el-Ba\u011fdad\u00ee&#8217;nin &#8220;Telhisu&#8217;l-M\u00fcte\u015fabih&#8221; adl\u0131 eserinde, \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan gelen di\u011fer bir rivayette, &#8220;Onun r\u0131zas\u0131, \u00fcmmetinin hepsinin cennete girmesidir.&#8221; denilmektedir. Hz. Peygamber (s.a.v.)&#8217;in \u00fcmmetine kar\u015f\u0131 duydu\u011fu b\u00fcy\u00fck \u015fefkat de bunu gerektirmektedir. \u00c7\u00fcnk\u00fc o \u00fcmmetinin \u00fczerine titremekte olup m\u00fcminlere kar\u015f\u0131 son derece merhametli ve \u015fefkatlidir.<\/p>\n<p>Al\u00fbs\u00ee&#8217;de &#8220;D\u00fcrr-i mensur&#8221;dan naklen zikredildi\u011fi \u00fczere M\u00fcslim \u0130bn\u00fc \u00d6mer Hazretlerinin \u015f\u00f6yle rivayet etti\u011fini tesbit etmi\u015ftir: Resulullah (s.a.v.) \u0130brahim (a.s) hakk\u0131ndaki &#8220;Kim benim pe\u015fimden gelirse o bendendir.&#8221; (\u0130brahim, 14\/36) \u00e2yetini, \u0130sa (a.s) hakk\u0131ndaki &#8220;Onlara azap edersen, ku\u015fku yok ki onlar senin kullar\u0131nd\u0131r&#8230;&#8221;(M\u00e2ide, 5\/118) \u00e2yetini okudu. \u0130ki elini kald\u0131rd\u0131 da &#8220;Allah&#8217;\u0131m! \u00dcmmetim, \u00dcmmetim!&#8221; dedi ve a\u011flad\u0131. Y\u00fcce Allah da \u015f\u00f6yle buyurdu: &#8220;Ey Cebrail! Git Muhammed&#8217;e s\u00f6yle: Biz seni \u00fcmmetin hakk\u0131nda raz\u0131 edece\u011fiz ve seni utand\u0131rmayaca\u011f\u0131z.&#8221; Bu g\u00fczel vaad ve m\u00fcjdeyi dinlerken \u015funu da unutmamak gerekir ki peygamberin r\u0131zas\u0131 Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131ndad\u0131r. Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131 olmayan bir \u015feye peygamberin raz\u0131 olmas\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemez. Yoksa peygamber, Allah&#8217;\u0131n kendisinden raz\u0131 oldu\u011fu kul olmam\u0131\u015f olur. Allah&#8217;\u0131n izni olmay\u0131nca da kimsenin \u015fefaat etmesine ihtimal yoktur. &#8220;Allah&#8217;\u0131n izni olmadan onun huzurunda kim \u015fefaat edebilir?..&#8221;(Bakara, 2\/255)<\/p>\n<p>Allah ise k\u00fcfre raz\u0131 olmaz. &#8220;Kullar\u0131 hesab\u0131na k\u00fcfre raz\u0131 olmaz.&#8221;(Z\u00fcmer, 39\/7), &#8220;Lakin Allah size iman\u0131 sevdirdi ve onu kalbinizde s\u00fcsledi. \u0130nk\u00e2r\u0131, fas\u0131kl\u0131\u011f\u0131 ve isyan\u0131 size k\u00f6t\u00fc g\u00f6sterdi. \u0130\u015fte onlar hak yolda dosdo\u011fru gidenlerdir.&#8221;(Hucurat, 49\/7) Peygamberin \u00fcmmeti hakk\u0131ndaki r\u0131zas\u0131 ve \u015fefaat\u0131 da iman ve onun pe\u015finden gitmekle uygundur. &#8220;Benim \u015fefaatim \u00fcmmetimden b\u00fcy\u00fck g\u00fcnah i\u015fleyenleredir.&#8221; hadisi de, b\u00fcy\u00fck g\u00fcnahlara te\u015fvik i\u00e7in de\u011fil, &#8220;\u00dcmmet\u00ee&#8221; yani &#8220;benim \u00fcmmetim&#8221; denilmekle iman eden ve onun pe\u015finden gidenlerden olman\u0131n k\u0131ymetini tesbit i\u00e7indir. Bu b\u00fcy\u00fck g\u00fcnahlara Allah&#8217;\u0131 ink\u00e2r dahil de\u011fildir. Ger\u00e7i Hz. Muhammed (s.a.v)&#8217;e verilen l\u00fctfun faydalar\u0131ndan d\u00fcnyada k\u00e2firlerin dahi istifade etti\u011finde ku\u015fku yoksa da, bu istifade iman bulunmad\u0131k\u00e7a d\u00fcnyada kal\u0131r. Ahiret i\u00e7in b\u00fcy\u00fck zarar ve korkun\u00e7 azap olur.<\/p>\n<p>Buna kar\u015f\u0131, &#8220;Madem ki Allah, raz\u0131 oluncaya kadar Peygamber&#8217;e l\u00fctufta bulunaca\u011f\u0131n\u0131 vaad etmi\u015ftir. Bu vaadi alan peygamber, m\u00fcmin ve k\u00e2fir bir b\u00fct\u00fcn olarak herkes hakk\u0131nda bir &#8220;genel af&#8221; ilan\u0131n\u0131 istemeli ve cehennemi tamamiyle kapatt\u0131rmadan raz\u0131 olmamal\u0131yd\u0131. Muhammed (s.a.v)&#8217;in yarat\u0131lm\u0131\u015flara g\u00f6sterdi\u011fi ho\u015fg\u00f6r\u00fc ve \u015fefkat bunu gerektirirdi.&#8221; demeye kadar gitmemeli, bu \u015fekilde k\u00fcfr\u00fc, zulm\u00fc, \u015firk ve k\u00f6t\u00fcl\u00fckleri, fas\u0131kl\u0131k ve isyan\u0131 desteklemek; il\u00e2h\u00ee adaleti \u00e7al\u0131\u015ft\u0131rmamak ve h\u00fcrriyet, merhamet ve \u015fefkati k\u00f6t\u00fcye kullanmakla iyi \u015feyleri k\u00f6t\u00fc \u015feylere feda etmeyi insanl\u0131k ve halk nam\u0131na hay\u0131r sanmamal\u0131, Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131n\u0131 k\u00f6t\u00fclere y\u00f6neltmekle ahiret mutluluk ve safas\u0131n\u0131 d\u00fcnya gibi buland\u0131rmamal\u0131d\u0131r. Bunlara ne Allah raz\u0131 olur, ne de kul. Allah, kullar\u0131 hesab\u0131na fas\u0131kl\u0131k, k\u00fcf\u00fcr ve isyana raz\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131 halde peygamberde bunun aksine bir izin ve r\u0131za bulundu\u011funu varsaymak onu &#8220;r\u0131za makam\u0131&#8221;ndan d\u00fc\u015f\u00fcrmeye kalk\u0131\u015fmak olur. &#8220;O g\u00fcn ruh ve melekler saf saf k\u0131yama duracaklar. Rahm\u00e2n olan Allah&#8217;\u0131n izin verdiklerinden ba\u015fkas\u0131 bir kelime s\u00f6yleyemez. O da do\u011fruyu s\u00f6yler.&#8221;(Nebe&#8217;, 78\/38) \u00e2yeti gere\u011fince hak ve do\u011fru s\u00f6ylemeyenlerin Rahm\u00e2n&#8217;\u0131n huzurunda konu\u015fmaya hak ve selahiyetleri yoktur. Bununla beraber &#8220;De ki: Ey g\u00fcnah i\u015flemekte haddi a\u015farak nefislerine kar\u015f\u0131 su\u00e7 i\u015flemi\u015f kullar\u0131m! Allah&#8217;\u0131n rahmetinden \u00fcmit kesmeyin. Ku\u015fkusuz Allah b\u00fct\u00fcn g\u00fcnahlar\u0131 ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131d\u0131r. O \u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131, \u00e7ok merhamet edicidir.&#8221; (Z\u00fcmer, 39\/53) \u00e2yet-i kerimesi, m\u00fcmk\u00fcn olan genel aff\u0131n en geni\u015fini ilan etmi\u015ftir. Ku\u015fku yok ki &#8220;b\u00fct\u00fcn g\u00fcnahlar&#8221; s\u00f6z\u00fc, k\u00fcf\u00fcr ve \u015firki de i\u00e7ine al\u0131r. Fakat gafil olmamak gerekir ki bu genel af \u00e2yeti, arkas\u0131ndaki onun i\u00e7in \u00fcmit kesmeyin de &#8220;Rabb&#8217;inizin merhametine s\u0131\u011f\u0131n\u0131n ve ona teslim olun.&#8221;(Z\u00fcmer, 39\/51) hitab\u0131yla Allah&#8217;a s\u0131\u011f\u0131nma ve teslim olmaya yani Allah&#8217;a d\u00f6nmek ve onun merhamet ve himayesine s\u0131\u011f\u0131nmak suretiyle imana ve boyun e\u011fmeye davet i\u00e7indir. Ge\u00e7mi\u015fteki g\u00fcnahlar b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcnden dolay\u0131 asla affedilip ba\u011f\u0131\u015flanamaz zanniyle \u00fcmitsizli\u011fe d\u00fc\u015fenlerin Allah&#8217;a s\u0131\u011f\u0131n\u0131p teslim olarak ba\u011f\u0131\u015flanmaya erebileceklerini, yani &#8220;\u0130sl\u00e2m daha \u00f6nce olanlar\u0131 keser atar.&#8221; yeni do\u011fmu\u015f gibi tertemiz eder oldu\u011funu ilan ederek iman ve \u0130sl\u00e2m&#8217;a ve g\u00fcnahlardan tevbeye te\u015fviktir. Yoksa g\u00fcnahlara ve k\u00f6t\u00fcl\u00fcklere te\u015fvik i\u00e7in de\u011fildir. Allah ve peygamber tan\u0131mayan, il\u00e2h\u00ee rahmet ve ma\u011ffiretle ilgisi olmayan, azab\u0131 g\u00f6r\u00fcnceye kadar bunlar\u0131 aray\u0131p bulma yolunda bir tevbe ve s\u0131\u011f\u0131nma ad\u0131m\u0131 atmayan, k\u00fcf\u00fcrde israr eden inat\u00e7\u0131 azg\u0131nlar\u0131n o genel aftan ne hisseleri olabilir ki Peygamber onu istesin, Allah&#8217;\u0131n onlar i\u00e7in haz\u0131rlad\u0131\u011f\u0131 ve onlar\u0131n kendi elleriyle, kazan\u00e7lar\u0131yla k\u00f6r\u00fckledikleri cehennem ate\u015finin s\u00f6nd\u00fcr\u00fclmesine Allah ve Peygamber raz\u0131 olsun! Bunlar hakk\u0131nda bir \u00f6nceki s\u00fbrede &#8220;Her kim cimrilik eder ve kendini ihtiyac\u0131 yok sayarsa ve en g\u00fczeli yalanlarsa onu da en zor olana haz\u0131rlayaca\u011f\u0131z.&#8221; (Leyl, 92\/8-10) ve &#8220;Ben size bir ate\u015f haber verdim ki, alevlendik\u00e7e alevlenir. Ona ancak en azg\u0131n olan girer. O ki, yalanlam\u0131\u015f ve y\u00fcz \u00e7evirmi\u015ftir.&#8221; (Leyl, 92\/14-16) buyurulmu\u015ftur. Bu s\u00fbrede de &#8220;Senin i\u00e7in daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r&#8221; denilerek hayr\u0131n Peygamber&#8217;e tahsis edilmesiyle onlar\u0131n bu hayr\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda b\u0131rak\u0131ld\u0131\u011f\u0131na i\u015faret edilmi\u015ftir. &#8220;Benim ard\u0131mdan gelen bendendir.&#8221; (\u0130brahim, 14\/36) m\u00e2n\u00e2s\u0131nca Peygamber&#8217;in ard\u0131ndan giden de ondand\u0131r.<\/p>\n<p>\u00d6zetle, bu hay\u0131rl\u0131 olmada, bu Muhammed (s.a.v.)&#8217;e verilen l\u00fctufta \u00fcmmete \u015fefaat meselesi pek \u00f6nemli bir as\u0131ld\u0131r. Bundan \u00fcmmetin hissesi de peygambere uymas\u0131yla uygunluk arzetmektedir. Bununla beraber lafz\u0131n genelli\u011fine nazaran, l\u00fctfun sadece \u015fefaatten ibaret olmas\u0131 da gerekmez. Onun i\u00e7in Ebu Hayyan&#8217;\u0131n a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131 gibi demi\u015flerdir ki: En uygun olan\u0131, bunun d\u00fcnyadaki l\u00fctuflar\u0131 da, her t\u00fcr\u00fc ile ahiretteki l\u00fctuflar\u0131 da i\u00e7ine alacak \u015fekilde genel olmas\u0131d\u0131r. Elbette ahiretteki l\u00fctuflar d\u00fcnyadakilerden \u00e7ok b\u00fcy\u00fckt\u00fcr.<\/p>\n<p>Resulullah (s.a.v.) i\u00e7in daima sonras\u0131 \u00f6ncesinden daha hay\u0131rl\u0131 oldu\u011fu meselesine g\u00f6n\u00fcl rahatl\u0131\u011f\u0131 ile inanmay\u0131 anlatmak i\u00e7in daha \u00f6nceden g\u00f6r\u00fclen b\u00fcy\u00fck nimetler \u00f6rnek g\u00f6sterilerek konu ispatlanmak \u00fczere bu s\u00fbrenin inmesinden \u00f6nce de sonunun \u00f6n\u00fcnden hay\u0131rl\u0131 olageldi\u011fi bir istikra (t\u00fcmevar\u0131m) tarz\u0131nda hat\u0131rlat\u0131larak buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>6. &#8220;Seni bir yetim bulup da bar\u0131nd\u0131rmad\u0131 m\u0131?&#8221; Y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n g\u00fczel isimleriden biri de &#8220;V\u00e2cid&#8221; ism-i \u015ferifidir ki v\u00fccud, vicdan vecid (v\u00e2v&#8217;\u0131n \u00fc\u00e7 harekesiyle) mastarlar\u0131n\u0131n ism-i f\u00e2ilidir. Bunun as\u0131l me\u015fhur m\u00e2n\u00e2s\u0131 varl\u0131k, bulu\u015f ve zenginliktir. Y\u00fcce Allah v\u00fccudun da, vicdan\u0131n da, ilmin de, v\u00fccd\u00fcn yani zenginli\u011fin, kudretin sahibi ve faili m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;V\u00e2cid&#8221;dir.<\/p>\n<p>Y\u00fcce Allah&#8217;a &#8220;Mevcud&#8221; denilmesinin caiz oldu\u011funda m\u00fcteahhirin (son devir \u00e2limleri) ittifak etmi\u015fler ise de &#8220;mevcud&#8221; kelimesi bir ism-i mef&#8217;ul (edilgen orta\u00e7) olup yok iken v\u00fccut verilmi\u015f \u015feylerde yani sonradan olma \u015feylerde kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in m\u00fctekadimin (\u00f6nceki \u00e2limler) i\u00e7inde Allah&#8217;a &#8220;mevcud&#8221; denilmesinden \u00e7ekinenler olmu\u015ftur. Bize nakledilen Allah&#8217;\u0131n g\u00fczel isimleri aras\u0131nda da &#8220;mevcud&#8221; ismi bulunmay\u0131p &#8220;Vacid&#8221; ve &#8220;Hak&#8221; isimleri vard\u0131r.<\/p>\n<p>V\u00e2cid ile Mevcud kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131r\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda en a\u00e7\u0131k olan m\u00e2n\u00e2; vacid, mevcudun faili, varl\u0131\u011f\u0131n sahibi, veya var olman\u0131n faili yani mucid (var eden, v\u00fccuda getiren) m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmakt\u0131r. Fakat fiili ona v\u00fccut verdi, onu var etti m\u00e2n\u00e2s\u0131na me\u015fhur olmad\u0131\u011f\u0131ndan \u00fc\u00e7 harfli fiilden t\u00fcretilen &#8220;mevcud&#8221; ism-i mef&#8217;ul\u00fc (edilgen ortac\u0131)n\u00fc kural d\u0131\u015f\u0131 olarak &#8220;icad&#8221;\u0131n ism-i mef&#8217;ul\u00fc (edilgen ortac\u0131) yerinde d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fc\u015fler, buna g\u00f6re &#8220;vacid&#8221;in de kural d\u0131\u015f\u0131 da olsa &#8220;mucid&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmesi gerekirken bunu s\u00f6ylememi\u015fler ve burada Allah&#8217;\u0131n yapt\u0131\u011f\u0131 s\u00f6ylenen fiillerini de &#8220;bildi&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na tefsir ederek &#8220;bildi, bilir&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131 vermi\u015flerdir. Kullar\u0131n yapt\u0131\u011f\u0131 s\u00f6ylenen bulma i\u015fi, tesad\u00fcf etme ve &#8220;ef&#8217;\u00e2l-i kulub&#8221;tan ilim yani bilmek m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelir. Fakat insanlar\u0131n bulu\u015fundan \u00f6nce de, bili\u015finden \u00f6nce de yokluk veya bilmeme durumlar\u0131 vard\u0131r. Y\u00fcce Allah hakk\u0131nda ise bu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemeyece\u011finden mutlak m\u00e2n\u00e2da bilmek \u015feklinde tefsir olunmak gerekece\u011fini s\u00f6ylemi\u015flerdir. Buna g\u00f6re m\u00e2n\u00e2, &#8220;seni bir yetim bilip yahut yetim iken bilip de bar\u0131nd\u0131rmad\u0131 m\u0131?&#8221; demek olur. Lugat itibar\u0131yla nin \u00f6znesine vacid, mef&#8217;ul\u00fc (t\u00fcmleci)ne &#8220;mevcud&#8221; denilmek do\u011fru olur. Bu itibar ile, ve fiilerinin faili olan y\u00fcce Allah &#8220;vacid&#8221;, mef&#8217;ul\u00fc ve muhatab\u0131 olan Hz. Peygamber &#8220;Mevcud&#8221; olmak gerekece\u011fine g\u00f6re m\u00e2n\u00e2; &#8220;Rabb&#8217;in seni yetim olarak mevcut edip de bar\u0131nd\u0131rmad\u0131 m\u0131?&#8221; yani, yetim edip de bar\u0131nd\u0131rmad\u0131 m\u0131? me\u00e2linde olmas\u0131 yak\u0131\u015fmaz de\u011fil ise de, dilde fiilinin b\u00f6yle icad, yani mevcut etme m\u00e2n\u00e2s\u0131na kullan\u0131lmas\u0131 kurala uygun olmad\u0131\u011f\u0131ndan dolay\u0131 tefsirciler, bu y\u00f6n\u00fc nazar-\u0131 itibara almam\u0131\u015f, &#8220;bulmak&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan istiare olarak bir mef&#8217;ul (t\u00fcmle\u00e7) alan, do\u011frudan do\u011fruya iki mef&#8217;ul (t\u00fcmle\u00e7) alan &#8220;efal-i kulub&#8221;tan &#8220;bilmek&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmas\u0131n\u0131 uygun bulmu\u015flard\u0131r. \u0130stiare olmas\u0131, &#8220;bulmak&#8221; dedi\u011fimiz tesad\u00fcf etme m\u00e2n\u00e2s\u0131yla vicdan, kendisinden \u00f6nce bir yokluk olmas\u0131n\u0131 veya ara\u015ft\u0131rmay\u0131 gerektirece\u011finden dolay\u0131 y\u00fcce Allah hakk\u0131nda imkans\u0131z olmas\u0131ndan, fakat Allah&#8217;a nisbet olunan bulu\u015f, varl\u0131k ve zenginlik, ilk olarak v\u00fccuda getirmek ve yaratmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na olabilece\u011fi gibi se\u00e7mek m\u00e2n\u00e2s\u0131na da olabilir. Burada fikrimizce bunun en uygunu bu fiillerin se\u00e7mek m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmas\u0131d\u0131r. Zira bir\u00e7ok mevcutlar aras\u0131ndan birini al\u0131p se\u00e7mek, k\u0131ymetli bir \u015fey aray\u0131p bulmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na benzetme ve temsil suretiyle ifade edilmekte \u00f6nemi g\u00f6steren bir bela\u011fat n\u00fcktesi vard\u0131r. Bu \u00fc\u00e7 \u00e2yetten her birinde de b\u00f6yle gittik\u00e7e y\u00fckselen bir se\u00e7ip alma m\u00e2n\u00e2s\u0131 vard\u0131r. Nitekim bu se\u00e7me m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;yetim&#8221; lafz\u0131nda son derece g\u00fczel bir i\u015faret bulundu\u011funu hat\u0131rlatm\u0131\u015flard\u0131r. Zira as\u0131l yetim, k\u00fc\u00e7\u00fckken babadan \u00f6ks\u00fcz kalan demek olup bunda tek ba\u015f\u0131na yaln\u0131z kalm\u0131\u015f olmak m\u00e2n\u00e2s\u0131 vard\u0131r. Onun i\u00e7in tek ve benzersiz veya pek az bulunur k\u0131ymetli \u015feye de yetim denilir. Benzeri yok gayet k\u0131ymetli inciye &#8220;d\u00fcrr-i yetim&#8221; denilmesi de bundand\u0131r. Siyer&#8217;de bilindi\u011fi \u00fczere Hz. Peygamber (s.a.v.) babas\u0131 Abbdullah b. Abd\u00fclmuttalib&#8217;ten yetim olarak d\u00fcnyaya gelmi\u015fti. Hz. Peygamber (s.a.v.)&#8217;in dedesi Abd\u00fclmuttalib, o\u011flu Abdullah&#8217;\u0131 hurma almak i\u00e7in Medine&#8217;ye g\u00f6ndermi\u015f, Abdullah orada vefat etmi\u015fti. O s\u0131rada Resulullah (s.a.v.) hen\u00fcz ana karn\u0131nda alt\u0131 ayl\u0131k bir yavruydu. Dolay\u0131s\u0131yla do\u011farken yetim olarak do\u011fmu\u015ftu. Anas\u0131 Hz. Amine ile beraber dedesi Abd\u00fclmuttalib&#8217;in yan\u0131nda idi. Sonra alt\u0131 ya\u015f\u0131nda iken annesi de vefat etti. Daha sonra da sekiz ya\u015f\u0131nda iken dedesi Abd\u00fclmuttalib vefat etti. O vakit de onun vasiyeti ile amcas\u0131 Ebu Talib vasisi olarak onun sorumlulu\u011funu y\u00fcklenip yan\u0131na ald\u0131. G\u00fczel bakt\u0131 ve \u00e7ocuklu\u011funda da kendisinde di\u011fer \u00e7ocuklarda g\u00f6r\u00fclmeyen ola\u011fan\u00fcst\u00fc durumlar g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc i\u00e7in ona \u00e7ok \u00f6zen g\u00f6sterdi.<\/p>\n<p>Rivayet edildi\u011fine g\u00f6re Ebu Talib bir g\u00fcn karde\u015fi Abbas&#8217;a<\/p>\n<p>&#8211; Karde\u015fim, dedi, sana Muhammed&#8217;den g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fc haber vereyim mi? dedi. Abbas: &#8220;Evet&#8221; deyince:<\/p>\n<p>&#8211; Ben, dedi, onu himayeme ald\u0131m. Gece ve g\u00fcnd\u00fcz bir an ondan ayr\u0131lmaz oldum. Onu kimseye g\u00fcvenip b\u0131rakam\u0131yordum. Hatta kendi d\u00f6\u015fe\u011fimde uyutuyordum. Bir gece soyunup benimle beraber uyumas\u0131n\u0131 s\u00f6yledim. Bakt\u0131m, y\u00fcz\u00fcnde bir ho\u015fnutsuzluk var. Benim iste\u011fime kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kmak da ho\u015funa gitmedi.<\/p>\n<p>&#8220;Amcac\u0131\u011f\u0131m, y\u00fcz\u00fcn\u00fc benden \u00e7evir de soyunay\u0131m. \u00c7\u00fcnk\u00fc ben v\u00fccuduma bakmandan ho\u015flanmam.&#8221; dedi. S\u00f6z\u00fcne \u015fa\u015ft\u0131m. G\u00f6z\u00fcm\u00fc \u00e7evirdim, d\u00f6\u015fe\u011fe girdi, ben de girdim. Bakt\u0131m ki aram\u0131zda bir \u00f6rt\u00fc var. Vallahi ben onu d\u00f6\u015fe\u011fime koymam\u0131\u015ft\u0131m. O gayet yumu\u015fak, miske bat\u0131r\u0131lm\u0131\u015f gibi ho\u015f kokulu idi. V\u00fccuduna bakay\u0131m diye gayret sarfettim, bir \u015fey g\u00f6remedim. \u00c7ok vakit de ben onu d\u00f6\u015fe\u011fimden kaybederdim. Aramaya kalkard\u0131m, kalkt\u0131m m\u0131 &#8220;ha amca, ben buraday\u0131m&#8221; derdi. D\u00f6nerdim ve \u00e7ok zaman ondan hayret etti\u011fim bir s\u00f6z i\u015fitirdim. Bu da geceden biraz ge\u00e7ince olurdu. Bizler yemekte i\u00e7mekte besmele \u00e7ekmez, elhamd\u00fclillah demezdik. O ise yeme\u011fe ba\u015flarken &#8220;Tek olan Allah&#8217;\u0131n ad\u0131yla&#8221; derdi. Yeme\u011fi bitirince de &#8220;el-Hamd\u00fclill\u00e2h&#8221; derdi. Ben ona \u015fa\u015fard\u0131m. Kendisinde ne bir yalan, ne bir g\u00fclmek, ne de bir cahillik g\u00f6rd\u00fcm. \u00c7ocuklar oynarlarken de onlarla beraber durmazd\u0131. \u00d6mr\u00fcme yemin olsun ki bu, b\u00fcy\u00fck bir feyzden bir al\u00e2mettir.<\/p>\n<p>&#8220;Daha be\u015fikte iken parlak deliller halindeki \u015feref i\u015faretleri, dedesinin saadetini art\u0131r\u0131yordu.&#8221;<\/p>\n<p>\u00ceV\u00c2, bir \u015feyi di\u011ferine katmak, geri \u00e7evirmek m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan bir yurda, bir bar\u0131na\u011fa kondurup bar\u0131nd\u0131rmak demektir. Y\u00fcce Allah Hz. Peygamber (s.a.v.)&#8217;i \u00f6nce babadan yetim olarak v\u00fccuda getirmi\u015f iken g\u00fczel bir \u015fekilde bar\u0131nd\u0131rm\u0131\u015f, sonra anadan, sonra dededen yetim etmi\u015f yine bar\u0131nd\u0131rm\u0131\u015f, b\u00f6ylece gittik\u00e7e sonunu \u00f6n\u00fcnden daha hay\u0131rl\u0131 yapmak \u00fczere terbiye edip se\u00e7mi\u015f, hi\u00e7bir zaman terk edip de b\u0131rakmam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Demi\u015flerdir ki: Burada edebi tefsirlerden olmak \u00fczere s\u00f6z\u00fcnde &#8220;d\u00fcrr-i yetim&#8221; (e\u015fsiz inci) m\u00e2n\u00e2s\u0131na da i\u015faret vard\u0131r. \u015e\u00f6yle demek olur: Seni halk i\u00e7inde benzersiz, imk\u00e2n sedefinde e\u015fsiz olarak se\u00e7ip de kalbini kendisine \u00e7evirmek suretiyle koruma ve himayesinde bar\u0131nd\u0131rmad\u0131 m\u0131? \u015e\u00fcphesiz ki bar\u0131nd\u0131rd\u0131, de\u011fil mi?<\/p>\n<p>7. &#8220;Seni yol bilmez bulup da.&#8221; Bu, \u00f6nceki c\u00fcmlenin \u00f6zet olarak ifade etti\u011fi m\u00e2n\u00e2 \u00fczerine ba\u011flanm\u0131\u015ft\u0131r. Zira olumsuz c\u00fcmlede bulunan istifham-\u0131 ink\u00e2r\u00ee, olumsuzu ink\u00e2r ve olumluyu anlatmak demek oldu\u011fundan bunlar da onun \u00f6zeti \u00fczerine &#8220;vav&#8221; at\u0131fas\u0131 (ba\u011flac\u0131)yla ba\u011flanmak suretiyle istifham-\u0131 takrir\u00ee \u015feklinde ifade olunmu\u015ftur. ile olumsuz yap\u0131lan muzari fiiline ba\u011flanarak onun h\u00fckm\u00fcne dahil olmas\u0131 da caizdir ki &#8220;Seni yetim olarak bulup bar\u0131nd\u0131rmad\u0131 m\u0131 ve seni yolunu \u015fa\u015f\u0131rm\u0131\u015f bulup yol g\u00f6stermedi mi?&#8221; demek olur.<\/p>\n<p>D\u00c2LL, bilindi\u011fi gibi yitik, hangi yola girece\u011fi hususunda \u015fa\u015fk\u0131n, yahut yanl\u0131\u015f yola giden sap\u0131k m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelir. &#8220;Sizin arkada\u015f\u0131n\u0131z \u015fa\u015f\u0131rmad\u0131, az\u0131tmad\u0131 da.&#8221;(Necm, 53\/2) buyurulmu\u015f olan Resulullah (s.a.v.) hi\u00e7bir zaman ak\u0131l ve dinde sap\u0131k m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;d\u00e2ll&#8221; olmam\u0131\u015ft\u0131r. Allah&#8217;\u0131n birli\u011fine inanarak yeti\u015fmi\u015f, hi\u00e7bir puta secde etmemi\u015f, Allah&#8217;tan ba\u015fka il\u00e2h tan\u0131mam\u0131\u015f, ahl\u00e2k\u0131 temizdi, hi\u00e7 bir k\u00f6t\u00fc fiil i\u015flememi\u015fti. Her hususta g\u00fcvenilir ki\u015fi olarak tan\u0131nm\u0131\u015ft\u0131. Dolay\u0131s\u0131yla \u015firk sap\u0131kl\u0131\u011f\u0131, heva ve hevese g\u00f6re amel etme sap\u0131kl\u0131\u011f\u0131 onun y\u00fcce zat\u0131ndan uzak idi. Y\u00fcce Allah onu ta ba\u015ftan itibaren o gibi sap\u0131kl\u0131klardan uzak k\u0131lm\u0131\u015f, ona sa\u011flam bir bak\u0131\u015f ve g\u00f6r\u00fc\u015f bah\u015fetmi\u015fti. Bununla beraber peygamber olmadan \u00f6nceki ak\u0131l ve dirayeti ile peygamberlikten sonraki ilim ve hidayeti aras\u0131nda b\u00fcy\u00fck bir fark vard\u0131 ki bu fark \u00e7ocukluk ile ergenlik aras\u0131ndaki farktan daha b\u00fcy\u00fckt\u00fcr. Hz. Peygamber (s.a.v.) peygamber olmadan \u00f6nce de kavminin, Arap m\u00fc\u015friklerinin dinlerindeki bozuklu\u011fu g\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fc. Kar\u015f\u0131s\u0131nda bulunan Yahudilik ve H\u0131ristiyanl\u0131k gibi iki dinin \u00e7\u0131\u011f\u0131r\u0131ndan \u00e7\u0131km\u0131\u015f oldu\u011funu da sezmi\u015fti. Fakat girilmesi gerekli olan ve m\u00fccerret (soyut) ak\u0131l ile idrak edilip kavranmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olmayan Hak din ve \u015feriat\u0131n\u0131n ne olmas\u0131 laz\u0131m gelece\u011fini ve d\u00fcnyay\u0131 sarm\u0131\u015f olan bunal\u0131m i\u00e7inden nas\u0131l \u00e7\u0131k\u0131l\u0131p da Hakk&#8217;a erilece\u011fini belirlemede \u015fa\u015f\u0131rm\u0131\u015f idi. Kitap okumas\u0131n\u0131 bilmez, cihana ruh yayacak olan iman ve \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n ayr\u0131nt\u0131l\u0131 temel esaslar\u0131ndan &#8220;Ku\u015fkusuz sen ondan \u00f6nce \u011fafillerden idin.&#8221;(Yusuf, 12\/3), &#8220;Sen bundan \u00f6nce hi\u00e7 kitap okur de\u011fildin, hala da elinle yaz\u0131 yazmazs\u0131n.&#8221;(Ankebut, 29\/48), &#8220;Oysa sen, kitap nedir, iman nedir bilmezdin.&#8221;(\u015eura, 42\/52) buyruldu\u011fu \u00fczere \u011fafil idi. \u0130\u015fte burada &#8220;Seni yol bilmez buldu.&#8221; buyurulmas\u0131, bu \u015fekilde peygamberlikten \u00f6nce ve \u00e7ocukluk \u00e7a\u011flar\u0131ndaki gafillik ve \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131k hallerine i\u015farettir.<\/p>\n<p>Yani sen, peygamberlikten \u00f6nce ak\u0131llar\u0131n yol bulamad\u0131\u011f\u0131 hakikatler ve \u015feriatlerden gafil ve yol arayan bir yitik halinde \u015fa\u015fk\u0131n iken Rabb&#8217;\u0131n seni bulup se\u00e7erek hidayet buyurmad\u0131 m\u0131? Verdi\u011fi vahiy, indirdi\u011fi kitap ile bilmediklerini bildirerek do\u011fru yolu g\u00f6stermedi mi?<\/p>\n<p>8. Ve seni yoksul iken bulup se\u00e7ip de zengin yapmad\u0131 m\u0131?<\/p>\n<p>A\u0130L, &#8220;ayle&#8221; yani fakir ve ihtiya\u00e7 sahibi yoksul, bir de \u00e7ok \u00e7oluk-\u00e7ocuk sahibi, yani kendisine muhta\u00e7 olan ailesi, yoksullar\u0131 \u00e7ok, \u00e7ok yoksullu m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelir. Burada iki m\u00e2n\u00e2 ile de tefsir yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>B\u0130R\u0130NC\u0130S\u0130, sen serveti yok bir yoksul iken yine seni se\u00e7ip zengin k\u0131lmad\u0131 m\u0131? demektir. Resulullah (s.a.v.)&#8217;a babas\u0131ndan bir di\u015fi deve ile bir cariyeden ba\u015fka miras kalmam\u0131\u015ft\u0131r. Sonra y\u00fcce Allah onu \u00f6nce \u015eam&#8217;a yapt\u0131\u011f\u0131 ticaret seferinden elde edilen bereketli k\u00e2r ile, Hz. Hatice ile evlendikten sonra da onun b\u00fct\u00fcn servetini hibe etmesiyle zengin etmi\u015f, daha sonra Hz. Ebubekir de mal\u0131n\u0131n hepsini Allah i\u00e7in Resulullah (s.a.v)&#8217;a getirmi\u015f, &#8220;\u00e7oluk-\u00e7ocu\u011funa ne b\u0131rakt\u0131n?&#8221; buyurdu\u011funda &#8220;Allah ve Resul\u00fcn\u00fc&#8221; demi\u015fti. Daha sonra da y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n ihsan buyurdu\u011fu fetihler ve ganimetler ile zenginlik elde edilmi\u015ftir. Fakat bu fetihler Medine&#8217;ye hicretten sonra oldu\u011fu i\u00e7in bu s\u00fbrenin ini\u015fi s\u0131ras\u0131nda de\u011fil &#8220;Rabbin sana verecek ve sen raz\u0131 olacaks\u0131n.&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131nca ilerde olaca\u011f\u0131 vaad edilmi\u015f olan l\u00fctuflar aras\u0131ndad\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130K\u0130NC\u0130S\u0130, sen yoksullu idin, bir\u00e7ok \u00e7oluk-\u00e7ocu\u011fun, muhta\u00e7 arkada\u015flar\u0131n vard\u0131. Senin y\u00fcz\u00fcnden, senin ilim ve ir\u015fad\u0131ndan feyiz bekliyorlard\u0131. Allah seninle onlar\u0131 zengin etti, hidayete erdirdi demek olur. Fakat a\u00e7\u0131k olan evvelki m\u00e2n\u00e2d\u0131r. Bunlarla daha \u00f6nce ge\u00e7enler aras\u0131nda bir irtibat kurunca m\u00e2n\u00e2 \u015fu olmu\u015f oluyor: G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki bunlar\u0131n hepsinde sonu evvelinden hay\u0131rl\u0131 olmu\u015ftur. \u0130\u015fte b\u00f6yle senin i\u00e7in bundan sonra da her halin sonu ba\u015f\u0131ndan daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r. \u015eimdi bunun neticesi olarak \u015fu \u00fc\u00e7 \u015feyin yap\u0131lmas\u0131 gerekir:<\/p>\n<p>9. O halde, yani hal b\u00f6yle olunca, sen de Rabb&#8217;\u0131n\u0131n bu var olan ve olmas\u0131 vaad edilen ihsan ve nimetlerinin bir \u015f\u00fck\u00fcr al\u00e2meti olmak \u00fczere yetime, herhangi bir yetime sak\u0131n kahretme, zay\u0131f say\u0131p da hor bakma ki, hakk\u0131n\u0131 kaybetmeyesin. \u00c7\u00fcnk\u00fc yetimli\u011fi tatt\u0131n ve hakk\u0131ndaki il\u00e2h\u00ee l\u00fctfu g\u00f6rd\u00fcn.<\/p>\n<p>Ra\u011f\u0131b&#8217;\u0131n &#8220;M\u00fcfredat&#8221;\u0131nda KAHR, hem \u00fcst\u00fcn gelme, hem zelil k\u0131lmad\u0131r. Ayr\u0131 ayr\u0131 her iki m\u00e2n\u00e2da da kullan\u0131l\u0131r. \u015eu halde her ikisi de yasaklanm\u0131\u015ft\u0131r. Yetimi zay\u0131f saymamal\u0131 ve zelil etmemeli, hakk\u0131n\u0131, hukukunu g\u00f6zetmeli ve buna \u00f6zen g\u00f6stermelidir. R\u00e2z\u00ee&#8217;de yaz\u0131ld\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re bu \u00e2yet, Hz. Peygamber (s.a.v) Hz. Hatice&#8217;nin \u00e7ocu\u011funa ba\u011f\u0131rd\u0131\u011f\u0131 zaman inmi\u015ftir. Bir ba\u011f\u0131rma veya y\u00fcz ek\u015fitmeden dolay\u0131 &#8220;sak\u0131n kahretme&#8221; diye sitem edilince zelil k\u0131l\u0131n\u0131r, mal\u0131 veya hakk\u0131 yenilirse nas\u0131l olur?<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc Mesud (r.a.) bir merfu hadiste Resulullah (s.a.v.)&#8217;\u0131n \u015f\u00f6yle buyurdu\u011funu rivayet etmi\u015ftir: &#8220;Her kim bir yetimin ba\u015f\u0131n\u0131 silerse elinin ge\u00e7ti\u011fi her k\u0131la kar\u015f\u0131l\u0131k ona k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc bir nur olur.&#8221; Ayn\u0131 \u015fekilde Hz. \u00d6mer (r.a.) de bir merfu hadiste Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;in \u015f\u00f6yle buyurdu\u011funu rivayet etmi\u015ftir:<\/p>\n<p>Yetim a\u011flad\u0131\u011f\u0131 zaman onun a\u011flamas\u0131ndan Rahm\u00e2n&#8217;\u0131n Ar\u015f&#8217;\u0131 titrer. Y\u00fcce Allah meleklerine buyurur ki: Ey meleklerim! \u015eu babas\u0131 toprakta kaybedilmi\u015f olan yetimi a\u011flatan kimdir? Melekler: &#8220;Sen en iyi bilensin ey Rabbimiz! derler. Y\u00fcce Allah buyurur ki: &#8220;\u015eahit olunuz, her kim bunu susturur, ho\u015fnut ederse ben de onu k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc ho\u015fnut etmeye garanti veriyorum.&#8221; Bundan dolay\u0131 Hz. \u00d6mer (r.a.) bir yetim g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc zaman ba\u015f\u0131n\u0131 ok\u015far ve ona bir \u015fey verirdi, diye rivayet edilmi\u015ftir. Fakat ba\u015f\u0131na nas\u0131l dokundu\u011fu, nas\u0131l ok\u015fad\u0131\u011f\u0131 hakk\u0131nda sahih bir \u015fey gelmemi\u015ftir.<\/p>\n<p>Bir hadis-i \u015ferifte de Resulullah (s.a.v.): &#8220;Ben ve y\u00fcce olan Allah&#8217;tan korktu\u011fu takdirde, yetime kefil olan \u015fu ikisi gibiyiz&#8221; buyurmu\u015f ve \u015fehadet parma\u011f\u0131yla orta parma\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6stermi\u015ftir. Daha bunun gibi bir\u00e7ok haber vard\u0131r.<\/p>\n<p>10. \u0130steyene gelince, sak\u0131n onu ko\u011fma. \u0130steyeni yahut soran\u0131 azarlama, yani azarlayarak ko\u011fma da lutfet: \u0130htiyac\u0131n\u0131 gider, yahut yumu\u015fak dille reddet.<\/p>\n<p>Tefsircilerden baz\u0131lar\u0131, &#8220;sail&#8217;den maksat, d\u00fcnyaya dair bir \u015fey isteyen dilencidir&#8221; demi\u015flerdir. &#8220;Mallar\u0131nda dilenci ve mahrum i\u00e7in bir hak vard\u0131r.&#8221;(Z\u00e2riyat, 51\/19) \u00e2yetinde de buna i\u015faret vard\u0131r. &#8220;Dilenci, at \u00fczerinde gelse bile hakk\u0131 vard\u0131r.&#8221; diye bir hadis de yayg\u0131nd\u0131r. Al\u00fbs\u00ee&#8217;nin yazd\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re, \u0130mam Ahmed, &#8220;bunun asl\u0131 yoktur&#8221; demi\u015f; fakat Ebu Davud bunu Hz. H\u00fcseyin b. Ali&#8217;den mevkuf olarak rivayet edip susmu\u015f; Irak\u00ee &#8220;senedi sa\u011flamd\u0131r&#8221; demi\u015f, onun bu fikrini kabul edenler de olmu\u015f; \u0130bn\u00fc Abdi&#8217;l-Berr, &#8220;sa\u011flam de\u011fildir&#8221; demi\u015f, \u00e7oklar\u0131 \u0130mam Ahmed&#8217;in g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne itimat etmi\u015flerdir. Hz. Ai\u015fe&#8217;den ve daha ba\u015fkalar\u0131ndan, &#8220;Dilenci do\u011fru s\u00f6ylemi\u015f olsa onu reddeden felah bulmazd\u0131.&#8221; diye rivayet edilmi\u015f, \u0130bn\u00fc Med\u00een\u00ee, &#8220;bunun da asl\u0131 yoktur&#8221; demi\u015ftir. Bununla beraber Taberani &#8220;Kebir&#8221;de Ebu \u00dcm\u00e2me&#8217;den merfu olarak ona yak\u0131n olan \u015fu hadisi rivayet etmi\u015ftir. &#8220;E\u011fer d\u00fc\u015fk\u00fcn ve yoksullar yalan s\u00f6ylemeselerdi onlar\u0131 reddeden felah bulmazd\u0131.&#8221; Buna ili\u015fene rastlamad\u0131m.<\/p>\n<p>Bununla beraber demi\u015flerdir ki, dilenciyi azarlaman\u0131n yasaklanm\u0131\u015f olmas\u0131, istemede \u0131srar etmedi\u011fi durumdad\u0131r. E\u011fer istemede \u0131srar eder de yumu\u015fak bir \u015fekilde reddetmek fayda vermezse o vakit azarlamada bir sak\u0131nca yoktur. Zira &#8220;\u0130nsanlardan y\u00fczs\u00fczl\u00fck edip de \u0131srarla istemezler.&#8221;(Bakara, 2\/273) \u00f6vg\u00fcs\u00fc, \u0131srar\u0131n yerildi\u011fini ifade eder. Yerilen bir \u015fey de azarlanmaya de\u011fer.<\/p>\n<p>Ebu&#8217;d-Derd\u00e2, Hasen, S\u00fcfyan ve daha baz\u0131lar\u0131 da burada &#8220;sail&#8221;den maksad\u0131n, mal isteyen de\u011fil, ilim ve din ile ilgili soru soran demek oldu\u011fu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne varm\u0131\u015flard\u0131r. Denilmi\u015ftir ki: \u00d6nceki g\u00f6r\u00fc\u015fe g\u00f6re de bu, delalet yoluyla \u00f6ncelikle sabit olur. \u00c7\u00fcnk\u00fc mal dilencisine istedi\u011fini vermeye g\u00fcc\u00fc yeten kimse yumu\u015fak bir \u015fekilde reddedip de bir \u015fey vermedi\u011fi zaman tehdit edilmemi\u015ftir. Oysa ilim soran kimseye ilmi olan kimsenin cevap vermemesi \u00f6yle de\u011fildir. Bir hadis-i \u015ferifte: &#8220;Kendisine bir ilim sorulup da onu gizleyen kimse, ate\u015ften bir gem ile gemlenir.&#8221; buyrulmu\u015ftur. Bu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc daha a\u00e7\u0131k g\u00f6renler olmu\u015ftur. Fakat mutlak m\u00e2n\u00e2da &#8220;s\u00e2il&#8221; lafz\u0131, dilenci m\u00e2n\u00e2s\u0131nda as\u0131l olmakla beraber dileyen veya dilenen veya hangi suretle olursa olsun isteyen veya soran, mutlak olarak &#8220;talep eden&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 da ta\u015f\u0131r. Bunlar fiilin mef&#8217;ul(t\u00fcmlec)lerine, s\u00f6z\u00fcn s\u00f6ylendi\u011fi makama g\u00f6re ay\u0131rt edilir. &#8220;K\u00e2mus&#8217;un a\u00e7\u0131klamas\u0131na g\u00f6re sual ve mesele kelimesi, as\u0131l olarak dilenmek m\u00e2n\u00e2s\u0131na konulmu\u015ftur. Mutlak bir \u015fekilde talep, istemek ve sormak m\u00e2n\u00e2s\u0131na da kullan\u0131l\u0131r olmu\u015ftur. &#8220;Be\u015fair&#8221;in verdi\u011fi ayr\u0131nt\u0131l\u0131 bilgiye g\u00f6re &#8220;sual&#8221; maddesi, bir \u015feyi talep ve yalvararak istemektir ki, bir kimseden bilmeyi veya bilmeyi sa\u011flayacak olan bir \u015feyi yahut mal veya mal\u0131 sa\u011flayacak olan bir \u015feyi isteyip dilemek, yani sormak veya dilenmek suretiyle istemektir. Birinci m\u00e2n\u00e2n\u0131n cevab\u0131 dil ile olur. Sorulan \u015fey ne ise dil ile cevap verilir. El bunda dilin yerine ge\u00e7en halefidir. S\u00f6ylenecek olan\u0131 yaz\u0131 veya i\u015faret ile eda eder. \u0130kinci M\u00e2n\u00e2n\u0131n cevab\u0131 ise el ile olur, istenileni verir. Bunda dil elin halefi olup onun yerine ge\u00e7er. S\u00f6z verir, yahut &#8220;hay\u0131r&#8221; diye reddeder. Sormak m\u00e2n\u00e2s\u0131na geldi\u011fi zaman bu fiil ikinci mef&#8217;ul (t\u00fcmlec)\u00fcn\u00fc bazan do\u011frudan do\u011fruya, bazan da harf-i cerle al\u0131r. &#8220;Onu ona sordu&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na ve derler. \u0130kinci mef&#8217;ul\u00fcn\u00fc daha \u00e7ok harf-i cerri ile al\u0131r. Dilenmek m\u00e2n\u00e2s\u0131nda da do\u011frudan do\u011fruya veya harf-i cerri ile mef&#8217;ul al\u0131r. &#8220;Allah&#8217;\u0131n l\u00fctuf ve ihsan\u0131n\u0131 isteyin.&#8221;(Nis\u00e2, 4\/32) ve &#8220;Onlardan l\u00fczumlu bir \u015fey istedi\u011fimiz zaman&#8230;&#8221;(Ahzab, 33\/53) \u00e2yetlerinde oldu\u011fu gibi. S\u00f6z\u00fcn k\u0131sas\u0131, bu kelime, asl\u0131 dilenmek m\u00e2n\u00e2s\u0131nda hakikat, sormak m\u00e2n\u00e2s\u0131nda da &#8220;do\u011fru haber istemek m\u00fcnasebetiyle istiare denilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u015eu halde sualde as\u0131l olan bir ihtiya\u00e7 halinde istemek veya sormakt\u0131r. &#8220;Sail&#8221;de dilenci m\u00e2n\u00e2s\u0131 esas ve dilencide zaruri olarak ihtiya\u00e7 duyulan miktarda bir \u015fey isteme m\u00e2n\u00e2s\u0131 a\u00e7\u0131k oldu\u011fu i\u00e7in mutlak olarak &#8220;sail&#8221; denilince iki m\u00e2n\u00e2y\u0131 da ta\u015f\u0131yarak gerek mal, gerek ilim isteyen dilenci demek olur. \u0130htiya\u00e7 halinde olm\u0131yarak hakk\u0131n\u0131 istemek veya emretmek yahut imtihan etmek yahut can s\u0131kma ve bunaltma yoluyla bir \u015fey istemek veya sormak ger\u00e7ekte sual de\u011fildir. Mal suali, zelil bir \u015fekilde ihtiyac\u0131n\u0131 istemek m\u00e2n\u00e2s\u0131na bir dilenmek oldu\u011fu gibi, ilim suali olan sormak da, \u00f6\u011frenerek bilgisizli\u011fini gidermek kast\u0131yla al\u00e7ak g\u00f6n\u00fcll\u00fc bir \u015fekilde a\u00e7\u0131kl\u0131k isteme suali olmal\u0131d\u0131r. Burada ise mef&#8217;ul (t\u00fcmle\u00e7) zikredilmemekle beraber, daha \u00f6nce hem mal, hem ilim ihtiya\u00e7lar\u0131 zikredilmi\u015f oldu\u011fu i\u00e7in bu karine (ipucu) ile &#8220;sail&#8221;, gerek mal ve gerekse ilimle ilgili bir \u015fey isteyen ihtiya\u00e7 sahibi istekli m\u00e2n\u00e2s\u0131na anla\u015f\u0131lmas\u0131 gerekir. Bu izah \u015fekline g\u00f6re, iki g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn ikisi de bir araya getirilmi\u015f olur.<\/p>\n<p>\u0130kinci g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn as\u0131l faydas\u0131; y\u00fczs\u00fcz, as\u0131ld\u0131 m\u0131 b\u0131rakmayan, \u0131srarl\u0131 mal dilencilerini konu d\u0131\u015f\u0131 b\u0131rakmakt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00f6\u011frenmek maksad\u0131 olmayarak soran\u0131n buraya dahil olmamas\u0131 gerekir. Fakat ihtiya\u00e7 ve maksat, gizli i\u015flerdendir. G\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fte her hangi bir soru ve istek, bir ihtiya\u00e7 m\u00e2n\u00e2s\u0131 ifade etti\u011finden, bir \u015fey soran veya isteyene ilk anda k\u00f6t\u00fc zan beslemeye hak yoktur. Sualinde \u0131srar\u0131na g\u00f6re do\u011fru veya yalan s\u00f6yledi\u011fi neticesine var\u0131labilir. O halde hangi &#8220;sail&#8221; olursa olsun i\u015fin ba\u015f\u0131nda hemen azarlanmamal\u0131, istedi\u011fi verilmezse bile ko\u011fulmamal\u0131, incitilmemelidir. Y\u00fczs\u00fczl\u00fck ve \u0131srar etmesi halinde de anla\u015f\u0131lan durumuna g\u00f6re, lay\u0131k olan ne ise o \u015fekilde kar\u015f\u0131lanmal\u0131d\u0131r. Zorda kalan ve muhta\u00e7 olana, g\u00fc\u00e7 yetti\u011fi kadar m\u00fcmk\u00fcn olan yard\u0131m farz derecesine kadar varabilir.<\/p>\n<p>E\u011fer sual yerilen bir sual ise, derecesine g\u00f6re k\u00f6t\u00fcl\u00fckten nehyi gerektirir. O zaman azarlamak yara\u015f\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc m\u00fcmine eziyet vermek de haramd\u0131r. E\u011fer sual \u00f6v\u00fclen bir sual ise, azarlamak ve incitmek mutlak \u015fekilde haram ve yasak olur. G\u00fcc\u00fc yetenin buna uygun cevap vermesi, nimeti anm\u0131\u015f olmak \u00fczere vacip veya mendub olur.<\/p>\n<p>\u0130lim dilenmek genellikle \u00f6v\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. Bunda, eziyet ve sayg\u0131s\u0131zl\u0131k derecesine varmamak \u015fart\u0131yla, \u0131srarla yalvarmak da g\u00fczel g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. Mal dilenmek ise genellikle yerilmi\u015ftir. Ancak ba\u015fka bir kazan\u00e7 yolu bulamayan muhta\u00e7 i\u00e7in bir izindir. B\u00f6ylelerine yard\u0131m\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmek ise g\u00fcc\u00fc yetenler i\u00e7in bir bor\u00e7tur. \u015eu halde ihtiyac\u0131 olmadan dilenen yerilmi\u015f dilenciler azara lay\u0131k olduklar\u0131ndan dolay\u0131 ikinci g\u00f6r\u00fc\u015fte oldu\u011fu gibi bu yasaklamaya dahil olmamak gerekirse de, bizzat istemenin kendisi bir ihtiya\u00e7 delili oldu\u011fu i\u00e7in, herhangi bir dilenciyi aksi sabit olmad\u0131k\u00e7a azarlamak, yetimi ezmek gibi yasaklanm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>11. Ama Rabbinin nimetini, gerek mevcut, gerekse olaca\u011f\u0131 vaad edilen nimetini hemen s\u00f6yle, anlat da anlat. Sade laf\u0131n\u0131 ederek ve g\u00f6steri\u015f yaparak gururlanmak i\u00e7in de\u011fil, hakk\u0131n\u0131 takdir, \u015f\u00fckr\u00fcn\u00fc yerine getirmek i\u00e7in eserini g\u00f6sterecek, ba\u015fkalar\u0131n\u0131 da istifade ettirecek \u015fekilde s\u00f6zl\u00fc veya fiil\u00ee olarak anlat.<\/p>\n<p>Bu \u00fc\u00e7 \u00e2yet &#8216;deki &#8220;f\u00e2&#8221; ile, \u00f6nce anlat\u0131lanlar\u0131n neticesini g\u00f6stermesi itibariyle \u015funu ifade eder: Rabb&#8217;inin sana l\u00fctfetti\u011fi gibi yetime \u015fefkat, isteyene merhamet, Allah&#8217;\u0131n muhta\u00e7 kullar\u0131na maldan mal, ilimden ilim, vaadden vaad ile l\u00fctuf ve ihsan ederek sonunun \u00f6n\u00fcnden, ahiretin d\u00fcnyadan daha hay\u0131rl\u0131 oldu\u011funu duyur. B\u00f6yle nimeti anlatmak suretiyle Rabbinin b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc herkese tan\u0131t.<\/p>\n<p>B\u0130R HATIRLATMA: Bu Duha S\u00fbresi&#8217;nin sonunda ve ondan sonra Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n sonuna kadar her s\u00fbre bitti\u011finde tekbir getirmek s\u00fcnnettir. Bu Resulullah (s.a.v.)&#8217;dan rivayet edilmi\u015f olup \u00f6teden beri yap\u0131lagelmi\u015ftir. Yedi k\u0131r\u00e2et imam\u0131ndan biri olan \u0130bn\u00fc Kesir yoluyla rivayet edilmi\u015ftir. Bunu rivayet eden Ebu Hasen Bezzi \u015f\u00f6yle demi\u015ftir: \u0130krime b. S\u00fcleyman&#8217;a okudum. Dedi ki: \u0130smail b. Abdulla b. Kostantin&#8217;e okudu. Ve&#8217;d-Duha&#8217;ya geldi\u011fimde \u015f\u00f6yle dedi: Hatim edinceye kadar her s\u00fbrenin sonuda tekbir al. \u00c7\u00fcnk\u00fc ben Abdullah b. Kesir&#8217;e okudum. Ve&#8217;d-Duh\u00e2&#8217;ya geldi\u011fimde &#8220;hatmedinceye kadar tekbir al.&#8221; dedi ve Abdullah b. Kesir bana haber verdi ki M\u00fccahid&#8217;den okumu\u015f. O bunu emretmi\u015f ve haber vermi\u015f ki \u0130bn\u00fc Abbas ona bunu emretmi\u015f ve haber vermi\u015f ki \u00dcbeyy b. Ka&#8217;b ona bunu emretmi\u015f ve haber vermi\u015f ki Resulullah (s.a.v) ona bunu emretmi\u015f. Bunu sahih kayd\u0131n\u0131 koyarak Hakim ve \u0130bn\u00fc Merduye, &#8220;\u015euab&#8221;da Beyhaki ve k\u0131r\u00e2et kitaplar\u0131 tesbit ve nakil etmi\u015flerdir. Nisabur\u00ee &#8220;\u011earaibu&#8217;l-Kur&#8217;\u00e2n&#8221; adl\u0131 tefsirinde bu rivayeti kaydettikten sonra da demi\u015ftir ki: \u0130mam \u015eafi\u00ee&#8217;den rivayet edildi\u011fine g\u00f6re O da ve&#8217;d-Duha&#8217;n\u0131n sonundan Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n sonuna kadar her s\u00fbrenin bitiminde tekbirin s\u00fcnnet oldu\u011fu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcndedir. Kunb\u00fcl&#8217;den de b\u00f6yle rivayet edilmi\u015ftir. Bunun sebebi, zikredildi\u011fi \u00fczere vahiy, biraz gecikip de bu s\u00fbre indi\u011fi zaman Resulullah (s.a.v.) bunu tasdik ederek &#8220;Allahu Ekber&#8221; demi\u015f olmas\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>K\u0131r\u00e2etle ilgili bir kitap olan &#8220;Z\u00fcbdet\u00fc&#8217;l-\u0130rfan&#8221;da \u015fu uyar\u0131 vard\u0131r: Biliniz ki Ve&#8217;d-Duh\u00e2&#8217;n\u0131n sonunda ve ondan sonra Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n sonuna kadar her s\u00fbrenin sonuda tekbir getirmek s\u00fcnnettir. Bu, Resulullah (s.a.v.)&#8217;\u0131n fiili ile sabittir. Dolas\u0131y\u0131la her s\u00fbrenin sonunda &#8220;Allah\u00fc Ekber&#8221; deyiniz S\u00fbresini bitirdi\u011finizde de tekbir al\u0131n\u0131z. Sonra Fatihatu&#8217;l-Kitab&#8217;\u0131 ve Bakara&#8217;n\u0131n ilk \u00e2yetlerini a kadar okuyunuz. Sonra hatim duas\u0131 ediniz. Buna &#8220;halli m\u00fcrtehil&#8221; denilir. Bunlar\u0131n hepsinde hadisler vard\u0131r. Me\u015fhurdur. Bununla beraber not olarak \u015fu uyar\u0131y\u0131 yapar: \u015eu da bilinmelidir ki tekbir k\u0131r\u00e2et \u00e2limlerinden hi\u00e7 birisince vacib de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Kur&#8217;\u00e2n&#8217;dan de\u011fildir. Ebu&#8217;l-Feth Farisi demi\u015ftir ki: Her hatim eden i\u00e7in bunu yapmak mutlaka gereklidir demeyiz. Fakat her kim yaparsa iyidir, g\u00fczeldir. Her kim de yapmazsa ona bir vebal yoktur. Bunu yapmak s\u00fcnnettir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Bezzi \u0130mam \u015eafi\u00ee&#8217;den \u015f\u00f6yle nakletmi\u015ftir: Bana dedi ki: Tekbiri terk edersen Resulullah (s.a.v)&#8217;\u0131n s\u00fcnnetlerinden birini terketmi\u015f olursun. \u0130bn\u00fc Abbas da \u00dcbey&#8217;den \u015f\u00f6yle rivayet etmi\u015ftir: Peygamber (s.a.v.) s\u00fbresini okudu\u011funda, Fatiha&#8217;y\u0131 da a kadar okudu. &#8220;Sirac\u00fc&#8217;l-K\u00e2ri&#8221;de de b\u00f6yle yaz\u0131l\u0131d\u0131r. Nisaburi&#8217;nin de a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131 gibi tekbirin lafz\u0131nda baz\u0131lar\u0131 yaln\u0131z &#8220;Allah\u00fc Ekber&#8221; ile yetinir. Di\u011ferleri kelime-i tevhid ile beraber der. &#8220;Elhamd\u00fclillah&#8221; diyerek hamd getirmeyi ilave edenler de vard\u0131r.<\/p>\n<p>Vahyin kesilmesi tehlikesi gibi bir keder s\u0131ras\u0131nda bir ku\u015fluk vakti g\u00fcne\u015fi par\u0131lt\u0131s\u0131yla gelen ve h\u00fcz\u00fcn gecesini sessizli\u011fe kavu\u015fturarak Rabb&#8217;inin yard\u0131m\u0131n\u0131n devam\u0131 ile sonun \u00f6nden daha hay\u0131rl\u0131 oldu\u011funu ve ilerdeki l\u00fctfun b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fc ile ho\u015fnutluk gayesine erilece\u011fini m\u00fcjdeleyen ve Hz. Muhammed (s.a.v.)&#8217;in hayat\u0131n\u0131n evveliyle sonunu kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rarak, netice itibar\u0131yla yetime \u015fefkat, madd\u00ee ve manev\u00ee muhta\u00e7lara merhamet hislerini uyand\u0131rarak sahip olunan nimeti anlatma emriyle son bulan bu m\u00fcbarek s\u00fbrenin sonunda tam bir iman ve i\u00e7 rahatl\u0131\u011f\u0131 ile sahip oldu\u011fu nimeti s\u00f6ylemeye acele ederek &#8220;Allahu Ekber&#8221; diye bir tekbir alman\u0131n ne g\u00fczel bir emre uyu\u015f, ne ho\u015f bir g\u00f6n\u00fcl huzuru ilan\u0131, ne b\u00fcy\u00fck bir \u015f\u00fckran duygusu ifade etti\u011fini ve bu \u015f\u00fckran duygusunun sona kadar yenilene yenilene devam etmesi de nas\u0131l arzuya \u015fayan bulundu\u011funu hissetmemek m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Fakat bu tekbirin bu s\u00fbreler sonunda Kur&#8217;\u00e2n&#8217;dan bir par\u00e7a oldu\u011fu zann\u0131 verilmemek ve farz olarak de\u011fil de o zevk ve m\u00e2n\u00e2y\u0131 duyanlar\u0131n duygular\u0131na b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015f bulundu\u011fu anlat\u0131lmak i\u00e7in k\u0131r\u00e2etlerde tevat\u00fcr ile nakledilmemi\u015f ve terkedilmesi caiz olmak \u00fczere Resulullah (s.a.v.)&#8217;\u0131n fiili ve bir yoldan da emri olmak \u00fczere hususi olarak rivayet edilmi\u015ftir. Neticede bu mendub ve m\u00fcstehab olarak \u00e2det halinde uygulan\u0131r olmu\u015ftur. Bug\u00fcnk\u00fc uygulama da b\u00f6yledir. \u00c7o\u011funlukla &#8220;Allah\u00fc Ekber&#8221; denilir. \u00c7ok vakit de &#8220;Allah\u00fc Ekber. L\u00e2il\u00e2he illallahu vallahu ekber ve lillahi&#8217;l hamd&#8221; denilir. Konuyla ilgili geni\u015f bilgi i\u00e7in Cezeri&#8217;nin &#8220;Ne\u015fr-i Kebir&#8221;ine bak\u0131lmal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>\u015eimdi h\u00fcz\u00fcnleri da\u011f\u0131tan bu ferah ve g\u00f6n\u00fcl rahatl\u0131\u011f\u0131 \u00fczerine art\u0131k d\u00fcnyada hi\u00e7bir zorluk ve zahmet kalmad\u0131 zanniyle tembelli\u011fe d\u00fc\u015f\u00fclmemek, ancak her zorlu\u011fun yan\u0131nda kolayl\u0131klar bulundu\u011funu bilerek sahip oldu\u011fu nimeti anlatmak i\u00e7in daha \u00e7ok \u00e7al\u0131\u015fmak, hem yaln\u0131z nimeti g\u00f6rmekle kalmay\u0131p o nimeti verenin zat\u0131na bakmak ve b\u00fct\u00fcn ra\u011fbetini ona y\u00f6nelterek ona do\u011fru gitmek i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015fman\u0131n gere\u011fi anlat\u0131lmak \u00fczere de bu s\u00fbreyi a\u015fa\u011f\u0131daki gibi \u0130n\u015firah S\u00fbresi izlemi\u015ftir.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>93-DUHA: 1. Andolsun o duh\u00e2ya. Duh\u00e2 diye bilinen ku\u015fluk vaktine ki, g\u00fcne\u015fin parlay\u0131p y\u00fckselme\u011fe ba\u015flad\u0131\u011f\u0131, g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn gen\u00e7li\u011fi zaman\u0131d\u0131r. &#8220;L\u00e2m&#8221; cins i\u00e7in olur. Yahut, ku\u015fluk vakitleri i\u00e7inde se\u00e7kin bir ku\u015fluk vaktine ki, &#8220;l\u00e2m&#8221; aht i\u00e7in olarak hakikat g\u00fcne\u015finin Muhammed ufkundan do\u011fup &#8220;\u00e2lemlere rahmet olarak&#8221;(Enbiya, 21\/107) her tarafa el\u00e7ilik g\u00f6reviyle \u0131\u015f\u0131klar sa\u00e7maya ba\u015flad\u0131\u011f\u0131 zamana i\u015farettir. Hitab\u0131n Resulullah &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":12169,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1048,1047,5030,5031,5219,5351,5222,5220,1583,5221,1582,1586],"class_list":["post-1762","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-93-duha","tag-93-duha-tefsiri","tag-elmalili","tag-elmalili-hamdi-yazir","tag-elmalili-tefsir-oku","tag-hak-dini-kuran-dili","tag-hak-dini-tefsiri","tag-hamdi-yazir-tefsir-oku","tag-kuran","tag-sure-tefsirleri","tag-tefsir","tag-tefsir-oku"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1762","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1762"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1762\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/12169"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1762"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1762"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1762"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}