{"id":1766,"date":"2010-11-18T21:03:12","date_gmt":"2010-11-18T21:03:12","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1766"},"modified":"2010-11-18T21:03:12","modified_gmt":"2010-11-18T21:03:12","slug":"91-sems-tefsiri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/91-sems-tefsiri\/","title":{"rendered":"91-\u015eEMS SURES\u0130 HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130"},"content":{"rendered":"<p>91-\u015eEMS:<\/p>\n<p>&#8220;G\u00fcne\u015fe ve onun par\u0131lt\u0131s\u0131na yemin olsun&#8221;.<\/p>\n<p>N\u00e2zi\u00e2t S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere &#8220;duh\u00e2&#8221;n\u0131n as\u0131l m\u00e2n\u00e2s\u0131 g\u00fcne\u015fin, do\u011fdu\u011fu mer&#8217;i ufuktan y\u00fckselip \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n\u0131n parlama ve yay\u0131lmas\u0131yla bakanlara a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6r\u00fcnmesidir. Sonra o vakti ifade etmekte hakikat olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>O zaman kerahet vakti ge\u00e7mi\u015f olur. Bu ayd\u0131nl\u0131\u011f\u0131n ba\u015flamas\u0131na dahve (ku\u015fluk), biraz sonras\u0131na duh\u00e2 (kaba ku\u015fluk), daha sonras\u0131na zevale yak\u0131na kadar &#8220;h\u00e2&#8221;n\u0131n fethas\u0131 ve med ile dah\u00e2 (koca ku\u015fluk) denir. Ku\u015fluk vakti kesilen kurbana da udhiyye ve dahiyye denilmi\u015f, daha sonra bu genelle\u015ftirilerek her kurbana bu isim verilmi\u015ftir. Burada &#8220;g\u00fcne\u015fin duhas\u0131&#8221; denilerek onun g\u00fcne\u015fe ait oldu\u011fu belirtilmesi nedeniyle tefsirciler bunu g\u00fcne\u015fin do\u011farak parlayan \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131 diye tefsir etmi\u015flerdir.<\/p>\n<p>\u00d6nce g\u00fcne\u015fin g\u00f6r\u00fcns\u00fcn g\u00f6r\u00fcnmesin b\u00fct\u00fcn \u00f6zellikleriyle mutlak olarak kendisine, sonra da \u00f6zel olarak ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f halindeki \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131na yemin ile ba\u015flanm\u0131\u015ft\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00e2lemin \u0131\u015f\u0131k sa\u00e7an kandili olan g\u00fcne\u015f, do\u011fmas\u0131nda da batmas\u0131nda da g\u00f6r\u00fclen \u00f6zellikleriyle sistemindeki hareket ve hayat de\u011fi\u015fimlerinin ba\u015fl\u0131ca bir kaynak ve y\u00f6r\u00fcngesi; \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131 ile de bize ufuklar\u0131m\u0131zdaki maddi \u00e2lemin en b\u00fcy\u00fck ayd\u0131nlatma ve ortaya \u00e7\u0131karma vas\u0131tas\u0131 ve b\u00f6ylece yarat\u0131c\u0131n\u0131n l\u00fctuf ve inayetini, kudret ve b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc tan\u0131tan, kendimizde ve i\u00e7imizde bulunan ayd\u0131nl\u0131klar\u0131 anlamaya vesile olan en a\u00e7\u0131k bir ibret \u00e2yetidir.<\/p>\n<p>G\u00fcne\u015ften bize do\u011fru yay\u0131lan g\u00f6r\u00fclen g\u00f6r\u00fclmeyen, bildi\u011fimiz bilmedi\u011fimiz nice faydalar bulunabilmekle beraber bunlar i\u00e7inde en belli olan \u0131s\u0131 ve \u0131\u015f\u0131kt\u0131r. Duhada en \u00e7ok hissedilen de bu ikisidir. G\u00fcne\u015f pek ate\u015fli bir \u0131s\u0131 kayna\u011f\u0131 olmak itibar\u0131yla, \u00f6nceki s\u00fbrenin sonundaki n\u00e2r=ate\u015f ile uygun d\u00fc\u015fmektedir. Fakat g\u00fcne\u015f denilince \u00f6nce g\u00f6z\u00fcm\u00fcze \u00e7arpan \u0131\u015f\u0131kt\u0131r. I\u015f\u0131k, \u00fczerine do\u011fdu\u011fu ve yans\u0131d\u0131\u011f\u0131 \u015feylerin d\u0131\u015f hudutlar\u0131yla benzerlerini ta\u015f\u0131yarak g\u00f6z\u00fc olan \u015fuur sahiplerine g\u00f6stermek \u00fczere kar\u015f\u0131m\u0131zda \u015fekillendirir. Bu \u015fekillenme ve g\u00f6r\u00fcnt\u00fcler bizim g\u00f6zlerimizden \u015fuur nuruyla kavran\u0131larak nefsimizde e\u015fyan\u0131n d\u0131\u015f \u015fekilleriyle belirlenmesine vesile olur ve \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n b\u00f6yle d\u0131\u015f ile i\u00e7 aras\u0131nda ard arda yans\u0131malarla \u015fuura gelmesinden has\u0131l olan bu belirlenmelerden ve bunlara kat\u0131lan di\u011fer hislerimizden g\u00f6nl\u00fcm\u00fczde gittik\u00e7e ruh\u00ee ve manev\u00ee bir \u00e2lem olu\u015fup geli\u015fir ve biz bunlar\u0131 &#8220;ben&#8221; ve &#8220;ben de\u011fil&#8221; aras\u0131nda birer \u00e2yet olarak okuya okuya, ak\u0131l ve ruhumuzla m\u00e2n\u00e2 ve kavramlar\u0131na \u015fuur edine edine zevk ve irademizi onlara y\u00f6neltip birle\u015ftire birle\u015ftire e\u015fyan\u0131n hakikatlerini incelemeye ve onlar\u0131n d\u0131\u015fta ve i\u00e7te birle\u015fme cihetinden Hak y\u00f6n\u00fc tan\u0131ma gayesine yol buluruz. O \u015fekilde g\u00f6zlerimiz, g\u00f6n\u00fcllerimiz Hak nuru ile nurlanarak parlak dolunay gibi ayd\u0131nlan\u0131r ve nefislerimiz ondan ald\u0131\u011f\u0131 ilh\u00e2m feyzi ile madd\u00ee karanl\u0131klardan s\u0131yr\u0131la s\u0131yr\u0131la temiz ve nurlu hakikat \u00e2leminde huzurlu bir \u015fekilde geli\u015fip ilim ve amel bak\u0131m\u0131ndan temizlenip feyizlenerek &#8220;Hem kendisi ho\u015fnut, hem de Rabbi kendisinden ho\u015fnut bir halde.&#8221;(Fecr, 89\/28) Rabb&#8217;ine d\u00f6ner de &#8220;Gir kullar\u0131m\u0131n i\u00e7ine, gir cenetime.&#8221;(Fecr, 89\/29-30) hitab\u0131yla kurtulu\u015fa eren temizlenmi\u015f nefislerden olur.<\/p>\n<p>I\u015f\u0131\u011f\u0131n \u015fuurumuza gelmesinden \u00f6nce d\u0131\u015f mahiyeti ve hakikati, her ne olursa olsun, onun tam anlam\u0131yla \u0131\u015f\u0131k olu\u015fu, bizim \u015fuur nurumuzla birle\u015ferek hem d\u0131\u015fa hem i\u00e7e ait bir \u00f6zellikle g\u00f6z\u00fcm\u00fczde parlay\u0131\u015f\u0131nda ve dolay\u0131s\u0131yla bizi kendimizden \u00f6tesiyle birle\u015ftiren alg\u0131lama nurunun en a\u00e7\u0131k bir misali olu\u015fundad\u0131r. Bunun en belirgin olan\u0131 g\u00fcne\u015fin \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131, onun da en a\u00e7\u0131k olan\u0131 duhas\u0131d\u0131r. Bundan dolay\u0131 g\u00fcne\u015f bize her \u015feyden \u00f6nce \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131yla g\u00f6r\u00fcn\u00fcr. G\u00fcne\u015f denildi\u011fi zaman da biz her\u015feyden \u00f6nce onun \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n\u0131 anlar\u0131z. Bundan onun k\u00fcltesine ve di\u011fer \u00f6zelliklerine ge\u00e7eriz ki bu bize \u015fuurumuzdan kendimize ve \u00f6temize ge\u00e7i\u015fimizin de bir misalini vermi\u015f olur. Zira g\u00f6z ve \u015fuuru olmayanlar i\u00e7in nur, \u0131\u015f\u0131k ve g\u00fcne\u015f kavram\u0131 yoktur. Onun i\u00e7in g\u00f6r\u00fcnen ve g\u00f6r\u00fcnmeyen b\u00fct\u00fcn \u00f6zellikleri ile ilgili olmakla beraber bilhassa etraf\u0131m\u0131z\u0131 ayd\u0131nlatmak suretiyle nefislerimize kar\u015f\u0131 ir\u015fat niteli\u011fini ta\u015f\u0131yarak \u015fuurumuzun d\u0131\u015ftaki bir timsali olan \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n\u0131n \u00f6zelli\u011fine dikkat \u00e7ekmek hikmetine dayand\u0131\u011f\u0131 a\u00e7\u0131klanmak \u00fczere &#8220;onun par\u0131lt\u0131s\u0131na&#8221; buyurulmu\u015f ve yine bu n\u00fckte ile ard\u0131ndan \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n \u00e7e\u015fitli durumlar\u0131 ve \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n z\u0131dd\u0131 olan karanl\u0131\u011f\u0131n hakim oldu\u011fu zamanlar i\u00e7inde g\u00f6k ve yerde g\u00f6r\u00fclenden g\u00f6r\u00fclmeyip d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclene do\u011fru harici bir gidi\u015fle Allah&#8217;\u0131 tan\u0131maya, sonra da nefsin ruhani k\u0131ymeti ve \u015ferrini ve hayr\u0131n\u0131 anlayacak \u015fekilde bir ilham alabilecek seviyede d\u00fczeltilmesi y\u00f6n\u00fc a\u00e7\u0131klanarak akli ve manevi duygularla insan\u0131n kendisini inceleme y\u00fcr\u00fcy\u00fc\u015f\u00fc i\u00e7inde temizlenmeye, y\u00fckselmeye ve kurtulu\u015fa sevketmek ve bu yolu g\u00f6stermek i\u00e7in \u015fu yeminler birbirine girmi\u015f \u015fekilde ard arda getirilmi\u015ftir:<\/p>\n<p>2. Ve Ay&#8217;a yemin olsun. G\u00fcne\u015ften ba\u015fka aya da yemin olsun, fakat her zaman de\u011fil onun pe\u015finden geldi\u011fi zaman, yani g\u00fcne\u015fe uydu\u011fu, onun batmas\u0131n\u0131n ard\u0131ndan onu and\u0131r\u0131r bir surette do\u011fdu\u011fu zaman ki bu tam anlam\u0131yla ay\u0131n ond\u00f6rd\u00fcnden onalt\u0131s\u0131na kadar &#8220;Ley\u00e2li-i b\u00eez&#8221; (beyaz geceler) denilen dolunay gecelerinde g\u00f6r\u00fcn\u00fcr. Ger\u00e7i ba\u015flang\u0131\u00e7taki hilal \u015feklinde onbe\u015f onalt\u0131s\u0131na kadar hatta sonundaki mihak gecesi (kameri ay\u0131n son \u00fc\u00e7 gecesi) d\u0131\u015f\u0131nda her gece az \u00e7ok g\u00f6r\u00fclebilirse de onalt\u0131s\u0131ndan sonra git gide gecikip eksilerek uzakla\u015ft\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in izleme ve uyma durumundan \u00e7\u0131kmaya ba\u015flad\u0131\u011f\u0131 gibi, gittik\u00e7e b\u00fcy\u00fcd\u00fc\u011f\u00fc ilk haftalar\u0131nda da hen\u00fcz k\u00fctlesi tamam olmadan veya tamama yakla\u015fmadan evvel, bir g\u00fcne\u015fin ard\u0131ndan ona ba\u011fl\u0131 ikinci derecede bir g\u00fcne\u015f do\u011fuyormu\u015f gibi tam anlam\u0131yla g\u00fcne\u015fe ba\u011fl\u0131 olmu\u015f olmaz. Ancak ay\u0131n ortalar\u0131nda dolunay gecelerindedir ki g\u00fcne\u015fin batmas\u0131 s\u0131ras\u0131nda veya batmas\u0131n\u0131n hemen ard\u0131ndan onu and\u0131racak \u015fekilde dolgun bir \u015fekilde nurlu olarak do\u011far ve sabaha kadar da \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131 uzan\u0131p gider. O zaman aya tam anlam\u0131yla &#8220;g\u00fcne\u015fin talisi&#8221; yani g\u00fcne\u015fin ard\u0131ndan onun gibi gelen ikinci bir g\u00fcne\u015f demek a\u00e7\u0131k olur.<\/p>\n<p>TEL\u00c2, &#8220;t\u00fcl\u00fcv&#8221; mastar\u0131ndan fiil-i mazi (ge\u00e7mi\u015f zamanl\u0131 bir fiil)dir. ve diye y\u00e2\u00ee (ya&#8217;l\u0131) de, v\u00e2v\u00ee (vav&#8217;l\u0131) de olur. Nitekim gibi da b\u00f6yledir.<\/p>\n<p>T\u00fcl\u00fcv; tabi olmak, birine uyup ard\u0131nca gitmektir. Okumak m\u00e2n\u00e2s\u0131na tilavet de bu k\u00f6ktendir. Raz\u00ee der ki: Ay\u0131n g\u00fcne\u015fe tabi olmas\u0131yla ilgili birka\u00e7 izah \u015fekli vard\u0131r:<\/p>\n<p>1. G\u00fcne\u015f batt\u0131\u011f\u0131nda ay\u0131n do\u011fmada kalmas\u0131d\u0131r ki ay\u0131n ilk yar\u0131s\u0131nda olur. G\u00fcne\u015f bat\u0131nca ay ayd\u0131nlatma hususunda ona tabi olur. Bu, Ata&#8217;n\u0131n \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan nakletti\u011fi g\u00f6r\u00fc\u015ft\u00fcr.<\/p>\n<p>2. G\u00fcne\u015f bat\u0131nca, ay\u0131n da batmada ona uymas\u0131d\u0131r ki bu hil\u00e2l gecesi olur. Bu, Kat\u00e2de ile Kelb\u00ee&#8217;nin g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcd\u00fcr.<\/p>\n<p>3. Ferr\u00e2 demi\u015ftir ki: Bu t\u00fcl\u00fcv&#8217;den, yani ba\u011fl\u0131 olmaktan maksat ay\u0131n g\u00fcne\u015ften \u0131\u015f\u0131k almas\u0131d\u0131r. &#8220;Filan, \u015fu hususta filana tabi olur.&#8221; denilir ki onu ondan al\u0131r demektir.<\/p>\n<p>4. Zecc\u00e2c demi\u015ftir ki: yuvarlak hale gelmesi ve olgunla\u015fmas\u0131 zaman\u0131d\u0131r. O vakit ay, \u0131\u015f\u0131k ve nurda ikinci bir g\u00fcne\u015f gibi olur. Yani \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131 olgunlu\u011fa erince ayd\u0131nlatma hususunda g\u00fcne\u015fin yerine ge\u00e7er gibi olur ki bu, leyali-i biz denilen ay\u0131n ond\u00f6rt, onbe\u015f ve onalt\u0131nc\u0131 gecelerindedir.<\/p>\n<p>5. Ay g\u00f6r\u00fcnen \u015fekliyle k\u00fctlesinin b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcnde g\u00fcne\u015fe tabi oldu\u011fu gibi, insanlar\u0131n menfaatlerinin bunlar\u0131n hareketine ba\u011fl\u0131 olmas\u0131 hususunda da ay g\u00fcne\u015fe tabi olur.<\/p>\n<p>Bu izahlardan her biri \u00f6zel bir m\u00e2n\u00e2 ifade temekle beraber hepsi, g\u00fcne\u015fin arkas\u0131ndan ay\u0131n ona bir uyu\u015fu veya bir benzeyi\u015fi halini ve dolay\u0131s\u0131yla ona uyup benzedi\u011fi zaman demek oldu\u011funu, bunun da do\u011fma veya batmada, \u0131\u015f\u0131k veya k\u00fctlede veya faydada d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilece\u011fini anlatm\u0131\u015f oluyor. Bu m\u00e2n\u00e2, ay\u0131n halden hale ge\u00e7erken \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00fcne\u015ften ald\u0131\u011f\u0131n\u0131 da dolay\u0131s\u0131yla anlatm\u0131\u015f olursa da, yemine bir kay\u0131t olarak zikredildi\u011fi i\u00e7in o de\u011fi\u015fikliklerin her zaman\u0131na de\u011fil, bilhassa g\u00fcne\u015fe en \u00e7ok uydu\u011fu veya benzedi\u011fi zaman ile kay\u0131tlanmas\u0131n\u0131 gerektiriyor. Bu ise Zecc\u00e2c&#8217;\u0131n a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131 \u00fczere, ay\u0131n ikinci bir g\u00fcne\u015f gibi oldu\u011fu dolunay gecelerinde a\u00e7\u0131k olur. S\u00f6z\u00fcn ak\u0131\u015f\u0131 hareket \u00fczerinde de\u011fil, \u0131\u015f\u0131k \u00fczerinde olmak itibariyle bu m\u00e2n\u00e2 a\u00e7\u0131kt\u0131r. Uyma ve takip m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelen t\u00fcl\u00fcv, bir hareket m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 da i\u00e7erse veya b\u00f6yle bir m\u00e2n\u00e2y\u0131 gerektirse de bunun \u0131\u015f\u0131k itibariyle bir uyma ve hareket olmas\u0131 yara\u015f\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc ay harekette d\u00fcnyaya, \u0131\u015f\u0131kta g\u00fcne\u015fe tabidir. D\u00fcnyan\u0131n etraf\u0131nda d\u00f6ner. G\u00fcne\u015fe olan konumuna g\u00f6re \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131 de\u011fi\u015fir. Hareketi nazar-\u0131 itibara alan be\u015finci izahta, ay\u0131n hareketi do\u011frudan do\u011fruya g\u00fcne\u015fin hareketine ba\u011fl\u0131 oldu\u011fu zannedilmemek i\u00e7in \u0131\u015f\u0131k a\u00e7\u0131s\u0131ndan, k\u00fctlesinin g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fte b\u00fcy\u00fcmesi; hareket a\u00e7\u0131s\u0131ndan da, hareketine insanlar\u0131n fayda ve yararlar\u0131n\u0131n ba\u011fl\u0131 olmas\u0131 itibariyle benzerlik m\u00e2n\u00e2s\u0131nda bir uyma oldu\u011funu a\u00e7\u0131klam\u0131\u015ft\u0131r. Bunlar ise d\u00f6rd\u00fcnc\u00fc izahta dahil demektir. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc izah \u015fekli, m\u00e2n\u00e2y\u0131 lazimi (gerekli m\u00e2n\u00e2) olmak gerektir.<\/p>\n<p>\u0130kinci izah \u015fekli, ilk hilale dikkat nazarlar\u0131n\u0131 \u00e7ekmek itibariyle uygun ise de, ay\u0131n sadece g\u00fcne\u015fin batmas\u0131 durumunda onun pe\u015finden \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131n\u0131n s\u00f6ylenmesi itibariyle tercih etmeyi gerektirecek bir sebep olmadan tercihte bulunmak gibidir.<\/p>\n<p>Birinci izah \u015fekli, hilalden tam dolunaya kadar ay\u0131n ilk yar\u0131s\u0131nda g\u00fcnden g\u00fcne artan geli\u015fme safhalar\u0131n\u0131 g\u00f6stermek itibariyle d\u00f6rd\u00fcnc\u00fcden daha kapsaml\u0131 ve maksat, ay\u0131n g\u00fcne\u015fe y\u00f6nelmesinin artt\u0131\u011f\u0131 ve do\u011fmas\u0131 g\u00fcne\u015fin batmas\u0131n\u0131 takip etti\u011fi m\u00fcddet\u00e7e \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n\u0131 art\u0131ra art\u0131ra olgunluk gayesine ve adeta ikinci bir g\u00fcne\u015fi and\u0131ran dolunay haline geli\u015fini hat\u0131rlatmak oldu\u011funa g\u00f6re hepsinden daha anlaml\u0131d\u0131r. Fakat as\u0131l maksat, g\u00fcne\u015fin par\u0131lt\u0131s\u0131 gibi ay\u0131n da o olgunluk zirvesinde olan \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131na ve bunun g\u00fcne\u015fin \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131na tabi ve ondan sonra gelerek ikinci derecede oldu\u011funu anlatarak bununla nefs-i m\u00fclheme (ilham alan nefis)nin olgunla\u015fma ve d\u00fczelmesine bir zemin haz\u0131rlamak oldu\u011funa g\u00f6re d\u00f6rd\u00fcnc\u00fc izah daha g\u00fczel ve daha a\u00e7\u0131kt\u0131r. Bu suretle nurlanan aya yemin de, \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n ate\u015f gibi olan hararetli \u00f6zelli\u011finden soyutlanarak s\u0131rf nur halinde yans\u0131yan ve duyu organlar\u0131yla duyulandan ak\u0131l yoluyla bulunana, g\u00f6r\u00fclenden g\u00f6r\u00fclmeyene, eserden m\u00fcessir (eseri yapan)e ge\u00e7i\u015fe vesile olan di\u011fer bir durumuna yemin olmu\u015f olur.<\/p>\n<p>E\u011fer tilavet k\u00f6k\u00fcnden istiare-i tebeiyye olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcp de ay\u0131n \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131nda duyular\u0131m\u0131zla g\u00f6remedi\u011fimiz g\u00fcne\u015fin yans\u0131yan \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n\u0131 d\u00fcnyam\u0131za yayarak onu ak\u0131l sahiplerine akli delil ile and\u0131rmas\u0131, bir okuyucunun Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131ndan bir \u00e2yet okuyarak m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 lafz\u00ee delil ile anlatmas\u0131na benzetilecek olursa hem ilham alan nefsin temizlenmesi haline, hem de Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a Nur ismi verilmesine de i\u015faret edilmi\u015f olaca\u011f\u0131 i\u00e7in pek beli\u011f bir izah \u015fekli olacakt\u0131r.<\/p>\n<p>3. &#8220;G\u00fcne\u015fi a\u00e7t\u0131\u011f\u0131 zaman g\u00fcnd\u00fcze yemin olsun&#8221;.<\/p>\n<p>Tecliye, tecelli ettirmek, parlakl\u0131k ve a\u00e7\u0131kl\u0131k vermek, yani iyice a\u00e7\u0131p ortaya \u00e7\u0131karmakt\u0131r. Zamir, daha \u00f6nce a\u00e7\u0131k isim olarak ge\u00e7mi\u015f olan G\u00fcne\u015f&#8217;in yerini tutmaktad\u0131r. G\u00fcne\u015f \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n\u0131n ufkun \u00fcst\u00fcnde ortaya \u00e7\u0131k\u0131p yay\u0131lma vakti demek olan g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn g\u00fcne\u015fi a\u00e7\u0131p ortaya \u00e7\u0131karma zaman\u0131 ise, havada sis ve bulut gibi bir kapan\u0131kl\u0131k eseri bulunmayan a\u00e7\u0131k g\u00fcnd\u00fcz zaman\u0131 demektir. Bu da g\u00fcne\u015f \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n\u0131n tam bir yay\u0131lma ile di\u011fer bir durumuna yemindir.<\/p>\n<p>G\u00fcnd\u00fcz, g\u00fcne\u015f \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n\u0131n d\u00fcnyaya aksetmesinin bir neticesi oldu\u011fu halde, bunun, g\u00fcne\u015fi a\u00e7t\u0131\u011f\u0131n\u0131n s\u00f6ylenmesi, yani g\u00fcne\u015fin eseri olan \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n g\u00fcne\u015fi etkileyen bir \u015fey gibi g\u00f6sterilerek &#8220;g\u00fcnd\u00fcz, g\u00fcne\u015fi a\u00e7t\u0131\u011f\u0131 vakit&#8221; denilmesi ve g\u00fcne\u015fin \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131ndan ve aydan sonra bir de buna yemin edilmesi elbette \u00e7ok dikkate de\u011ferdir. Bunda g\u00fcne\u015fin bizim d\u0131\u015f\u0131m\u0131zda ve i\u00e7imizde tecelli etmesinin bir engel bulunmama \u015fart\u0131na ba\u011fl\u0131 oldu\u011funa ve eserin laz\u0131m\u0131 dahi o eseri meydana getiren zat\u0131 g\u00f6stermede etken oldu\u011funa ve bu delaletin a\u00e7\u0131k ve gizli olmas\u0131 eserin a\u00e7\u0131k ve gizlili\u011fi ile uygun oldu\u011funa bir dikkat \u00e7ekme vard\u0131r. Yani g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz g\u00fcnd\u00fcz, g\u00fcne\u015f \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n\u0131n; \u0131\u015f\u0131k da g\u00fcne\u015fin varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6sterir. G\u00fcne\u015fin g\u00f6r\u00fclmesi \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n\u0131n g\u00f6r\u00fclmesi vas\u0131tas\u0131ylad\u0131r. I\u015f\u0131\u011f\u0131n bizde bir izlenimi olan g\u00fcnd\u00fcz, ne kadar engelsiz ve a\u00e7\u0131k olursa \u0131\u015f\u0131k da o oranda ayd\u0131nl\u0131k; \u0131\u015f\u0131k ne kadar engelsiz ve a\u00e7\u0131k olursa g\u00fcne\u015f de o oranda a\u00e7\u0131k olur. G\u00fcnd\u00fcz hava bulutlu olunca g\u00fcne\u015f do\u011frudan do\u011fruya g\u00f6r\u00fclmez, dolay\u0131s\u0131yla aklen bilinir.<\/p>\n<p>4. Ve geceye yemin olsun onu, (yani g\u00fcne\u015fi) b\u00fcr\u00fcrken. Bu da gecenin g\u00fcne\u015fi ve b\u00fct\u00fcn ufuklar\u0131 sar\u0131p kapl\u0131yarak nur ve \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131 tamamen \u00f6rtmeye ba\u015flad\u0131\u011f\u0131 veya \u00f6rtmeye devam etmek \u00fczere bulundu\u011fu halindeki koyu karanl\u0131k zaman\u0131na yemindir ki, a\u00e7\u0131k g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn ve \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n tam z\u0131dd\u0131 olan karanl\u0131\u011fa, ge\u00e7ici karanl\u0131\u011fa ve engelin gelme zaman\u0131na dikkati \u00e7ekmek suretiyle &#8220;e\u015fya z\u0131dd\u0131yla ortaya \u00e7\u0131kar&#8221; kural\u0131nca yine \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n \u00f6nemine ve \u00f6zellikle zahiri nur ve \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n kayboldu\u011fu bir zamanda kaybolmay\u0131p onun yoklu\u011funu duyan ve onunla etkilenen nefs\u00ee \u015fuurun k\u0131ymetine de dolay\u0131s\u0131yla dikkat \u00e7ekmedir. Bunda maddenin nur ve \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n g\u00f6r\u00fcnmesine engel olan karanl\u0131k tabiat\u0131yla ay\u0131n g\u00f6r\u00fcnmedi\u011fi son g\u00fcnlerine ve nefsin cahillik, k\u00fcf\u00fcr, gam, s\u0131k\u0131nt\u0131, gaflet ve tembellik veya \u015fehvet perdelerinin \u00f6rtmesiyle hak yolu bulmaktan mahrum kalma hallerine ve yok olma an\u0131na da i\u015faret vard\u0131r. Onun i\u00e7in \u00f6nceki yeminler m\u00fcjde, bu yemin ise korkutma mahiyeti ta\u015f\u0131maktad\u0131r. \u00d6ncekilerde mazi (ge\u00e7mi\u015f zaman kipi) &#8220;a\u00e7t\u0131\u011f\u0131 zaman&#8221; , &#8220;uydu\u011fu zaman&#8221; denildi\u011fi halde bunda \u015fimdiki ve geni\u015f zaman kipiyle &#8220;onu \u00f6rterken&#8221; buyrulmas\u0131; nur, ge\u00e7mi\u015fte dahi olsa faydal\u0131 olup h\u00fckm\u00fc ve \u00f6nemi var ise de karanl\u0131\u011f\u0131n \u00f6nemi ancak ilk h\u00fccum an\u0131yla devam\u0131 s\u0131ras\u0131nda oldu\u011funa bir i\u015farettir. Yani, b\u00fcr\u00fcyece\u011fi s\u0131ra veya b\u00fcr\u00fcrken demektir.<\/p>\n<p>Bir de Fecr S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere bunlara yeminden as\u0131l maksat, meydana geli\u015fleri nefiste \u015fuurla birle\u015fen nitelikleri ile varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6sterdikleri o y\u00fcce Rabb&#8217;i hat\u0131rlatmak oldu\u011fundan dolay\u0131 buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>5. G\u00f6\u011fe ve onu \u00f6yle enteresan bir bi\u00e7imde bina edene yemin olsun. &#8220;Allah onu bina etti. Y\u00fcksekli\u011fini y\u00fckseltti ve nizam\u0131na koydu.&#8221;(N\u00e2zi\u00e2t, 79\/27-28) m\u00e2n\u00e2s\u0131nca onda as\u0131l\u0131 y\u0131ld\u0131zlar\u0131 ve cisimleri yarat\u0131p aralar\u0131ndaki y\u00fcksek ve geni\u015f mesafe ve y\u00fckseklik ile beraber birbirlerine biti\u015fik bir bina b\u00f6l\u00fcmleri ve par\u00e7alar\u0131 gibi tam bir kudretle ba\u011fl\u0131yarak o y\u00fckseklikte denge ve d\u00fczenine koyup i\u00e7inde ya\u015fanacak y\u00fckseltilmi\u015f ve s\u00fcslenmi\u015f bir bina halinde yap\u0131p d\u00fczelten y\u00fcce Allah&#8217;a, yahut onu \u00f6yle bina edi\u015fine, in\u015fa edi\u015f tarz\u0131na, kanunlar\u0131na<\/p>\n<p>6. ve (\u00f6zellikle onun i\u00e7inde ya\u015fad\u0131\u011f\u0131n\u0131z) arza ve onu d\u00f6\u015feyene, bir d\u00f6\u015fek gibi d\u00f6\u015feyip \u00fczerinde ya\u015fanabilecek ve kal\u0131nabilecek \u015fekilde alt\u0131n\u0131za seren o yarat\u0131c\u0131ya veyahut \u00f6yle d\u00f6\u015feyi\u015fine, d\u00f6\u015feyi\u015findeki e\u015fsiz tarz ve bi\u00e7ime yemin olsun. (Geni\u015f bilgi i\u00e7in, &#8220;Ondan sonra da yeri d\u00f6\u015fedi.&#8221;(N\u00e2zi\u00e2t, 79\/30) \u00e2yetinin tefsirine bkz.) ile , N\u00e2zi\u00e2t S\u00fbresi otuzuncu \u00e2yette ge\u00e7en ile gibi ve ayn\u0131 m\u00e2n\u00e2da olarak d\u00f6\u015feyip yaymak, d\u00fczg\u00fcn sermek m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;tahiv&#8221; k\u00f6k\u00fcndendir. Y\u00e2\u00ee de olurlar.<\/p>\n<p>D\u00fczg\u00fcn yay\u0131lm\u0131\u015f ve geni\u015f arza &#8220;taha&#8221;, b\u00fcy\u00fck ve yayvan g\u00f6lgeli\u011fe &#8220;tahiye, mathiyye ve mathuvve&#8221; denilir. Arz\u0131n tahv\u0131 ve dahvi demek, yer kabu\u011funun olu\u015fturulmas\u0131yla y\u00fczeyinin ya\u015famaya elveri\u015fli bir \u015fekilde d\u00f6\u015fenmesidir. Tefsirciler der ki: B\u00f6yle olmas\u0131 onun k\u00fcresel olmas\u0131yla \u00e7eli\u015fki te\u015fkil etmez. &#8220;&#8221;Bakmazlar m\u0131 yere, nas\u0131l yay\u0131lm\u0131\u015f?&#8221;(\u011e\u00e2\u015fiye, 88\/20) hat\u0131rlatmas\u0131 gere\u011fince deneysel g\u00f6zlem ve delillerle sabittir ki yer geometrik anlamda tam bir k\u00fcre olmamakla beraber k\u00fcrevi, yani k\u00fcremsidir.<\/p>\n<p>Da\u011flar\u0131, dereleri, ovalar\u0131 ve denizleri gibi girinti ve \u00e7\u0131k\u0131nt\u0131lar\u0131yla kutuplar\u0131n\u0131n bas\u0131kl\u0131\u011f\u0131 k\u00fcreselli\u011fine engel olmaz. K\u00fctlesinin b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fc g\u00f6z \u00f6n\u00fcne al\u0131nca bunlar onun \u00fcst\u00fcnde bir portakal kabu\u011funun p\u00fcr\u00fczleri derecesinde kal\u0131r. Bu d\u00f6\u015feni\u015fin tabiriyle anlat\u0131lmas\u0131 da bunu g\u00f6sterir. Nitekim karpuz ve kabak gibi saps\u0131z olarak yer \u00fczerine d\u00f6\u015fenip yay\u0131lan sebze ve bitkilere &#8220;mutahhiye&#8221; denilir.<\/p>\n<p>7. Bunlar\u0131n, hep canl\u0131 ve insan yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131n mukaddimesi ve bunlar\u0131 alg\u0131layarak karanl\u0131ktan \u00e7\u0131k\u0131p yarat\u0131c\u0131s\u0131n\u0131 tan\u0131mak ve gere\u011fince ahl\u00e2k d\u00fczeyine y\u00fckselecek ilham alabilir bir nefsin d\u00fczeltilmesi meselesi ile ilgili oldu\u011funu hat\u0131rlatmak i\u00e7in de buyruluyor ki: Bir nefse ve onu d\u00fczeltene yemin olsun. Yani, \u00fczenine koyan Allah&#8217;a, yahut onu d\u00fczene koymas\u0131na yemin olsun. kelimesinin nekre ve belirsiz olarak s\u00f6ylenmesi, onun b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc veya \u00e7oklu\u011funu g\u00f6stermek i\u00e7indir.B\u00fcy\u00fckl\u00fck ifade etmek i\u00e7in olunca, &#8220;b\u00fcy\u00fck bir \u00f6zel nefis&#8221; demek olur. Ki bu \u00f6zelli\u011fi ya \u015fahs\u0131 ile ilgili, veya nev&#8217;i ile ilgili ya da cinsi ile ilgili olabilir. \u015eahsi b\u00fcy\u00fckl\u00fck d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmesi halinde Hz. \u00c2dem&#8217;in veya Hz. Muhammed (s.a.v.)&#8217;in nefsi akla gelir.B\u00fcy\u00fckl\u00fck, nefsin nev&#8217;i ile ilgili olmas\u0131 durumunda se\u00e7kin bir t\u00fcr nefis, yani di\u011fer nefislere ba\u015f olmaya lay\u0131k, peygamberli\u011fe mazhar bir mukaddes nefis t\u00fcr\u00fc demek olup Peygamberlerin nefislerini kapsar. Fakat bu iki takdirde yeminin gelecek olan cevab\u0131nda &#8220;onu kirletti&#8221; ve &#8220;onu temizledi&#8221; zamirlerinde istihdam&gt; g\u00f6zetilmesi gerekir.<\/p>\n<p>B\u00fcy\u00fckl\u00fck nefsin cinsi ile ilgili olmas\u0131 durumunda ise, bir cins nefis, hayvan nefislerinden ayr\u0131 bir \u00f6zellik ta\u015f\u0131yan insani nefis cinsi demek olur ki cevaba bu daha uygundur. Nefis kelimesinin nekre olarak gelmesinden maksad\u0131n \u00e7okluk oldu\u011funu tercih edenlerin murad\u0131 da bu olmal\u0131d\u0131r. Yani her hangi bir insan nefsi murat olunmak gerekir. Zira hi\u00e7bir kay\u0131t konmadan \u00e7okluk kastedilirse bir\u00e7ok nefisten herhangi bir nefis demek olur. Bu ise organik bir bedende bir birlik ve olgunluk ifade edebilen herhangi bir nefis, hayvansal nefsi ve bitkisel nefsi de i\u00e7ine al\u0131r. Ancak mutlak, kemaline sarf olunmak veya &#8220;onu d\u00fczeltti&#8221; ve &#8220;ona k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc ve takvas\u0131n\u0131 ilham etti&#8221; karineleriyle kay\u0131tlanmak suretiyle insan nefsinin cinsi \u015feklinde tahsis edilebilir. Nefsin cinsinin b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fc murat edildi\u011fi takdirde ise bilhassa insan nefsinin bir cinsi olan &#8220;nefs-i m\u00fcdrike&#8221; (idrak edici nefis) do\u011frudan do\u011fruya anla\u015f\u0131l\u0131r.<\/p>\n<p>Nefis, ruh ile bedenden olu\u015fan zat veya bedeni idare eden ruhtur. Nefis deyince bunlar anla\u015f\u0131l\u0131r. Bedenin d\u00fczg\u00fcnle\u015ftirilmesi, yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131n &#8220;Onu d\u00fczeltip ruhumdan ona \u00fcfledi\u011fim zaman.&#8221;(H\u0131cr, 15\/29) \u00e2yeti m\u00e2n\u00e2s\u0131nca ruh \u00fcf\u00fcr\u00fclebilir bir seviyeye getirilmesidir. Nefsin d\u00fczg\u00fcnle\u015ftirilmesi ise, ruhun \u00fcflenmesiyle olgunla\u015fmas\u0131na kabiliyetli olmak \u00fczere uzuvlar\u0131n\u0131n ve i\u00e7 ve d\u0131\u015f kuvvetlerinin d\u00fczenine konulmas\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>&#8220;Onu bina edene&#8221;, &#8220;onu d\u00f6\u015feyene&#8221; ve &#8220;onu d\u00fczenine koyana&#8221; \u00e2yetlerinde ge\u00e7en n\u0131n mevsul veya mastar ma&#8217;s\u0131 olmas\u0131 hakk\u0131nda tefsircilerin iki g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc vard\u0131r. Mevsul olmas\u0131, do\u011frudan do\u011fruya bu fiillerin yap\u0131c\u0131s\u0131 olan y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n bildirmesi nedeniyle daha a\u00e7\u0131k ve s\u00f6z\u00fcn ak\u0131\u015f\u0131na daha uygundur. Ancak y\u00fcce Allah hakk\u0131nda \u015fey tabirinin kullan\u0131lmas\u0131 zahire uymaz gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcr. Bundan dolay\u0131 Ferra, Zecc\u00e2c, M\u00fcberred, Katade ve daha bir \u00e7oklar\u0131 bunu mastar ma&#8217;s\u0131 kabul ederek, &#8220;yapmas\u0131, d\u00f6\u015femesi ve d\u00fczenine koymas\u0131&#8221; diye tefsir edilece\u011fi g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne varm\u0131\u015flard\u0131r. Bu durumda gelecek &#8220;ona ilham etti&#8221; fiili de bunlara ba\u011fl\u0131 oldu\u011fundan mastar m\u00e2n\u00e2s\u0131na al\u0131narak &#8220;ilham etmesi&#8221; demek olur. Zemah\u015feri&#8217;nin belirtti\u011fi bozukluk bulunmaz. Fakat bunda da bu d\u00f6rt fiilin alt\u0131nda gizli bulunan fail zamirlerin, yerlerini tuttuklar\u0131 isimlerin zikredilmemi\u015f olmas\u0131 zahire uymaz. Zamirin yerini tutmu\u015f oldu\u011fu ismin h\u00fckmen bilinmi\u015f olmas\u0131 da yeterli olabilirse de, fiili hat\u0131rlatmaktan as\u0131l maksat f\u00e2ilini hat\u0131rlatmak oldu\u011fu i\u00e7in n\u0131n mevsul olmas\u0131 daha a\u00e7\u0131k ve naz\u0131mda daha uyumludur.<\/p>\n<p>Bu \u00e2yetlerde yerine denilmi\u015f olmas\u0131 ise iki sebeptendir:<\/p>\n<p>Birisi, &#8216;da m\u00fcphemlik daha kuvvetli olmak ve hayret m\u00e2n\u00e2s\u0131nda kullan\u0131lmak itibar\u0131yla &#8220;\u015fan\u0131 hayret veren bir yap\u0131c\u0131 &#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na Allah&#8217;\u0131n zat\u0131n\u0131 tam olarak anlaman\u0131n m\u00fcmk\u00fcn olmad\u0131\u011f\u0131na ima n\u00fcktesidir.<\/p>\n<p>Di\u011feri de, Allah&#8217;\u0131 tan\u0131mayanlara bu fiillerle tan\u0131t\u0131lmak \u00fczere, &#8220;o sizin tan\u0131mad\u0131\u011f\u0131n\u0131z Allah, bunlar\u0131 yapan y\u00fcce yarat\u0131c\u0131d\u0131r&#8221; demek m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade i\u00e7indir. &#8220;M\u00e2&#8221;n\u0131n mastar m\u00e2&#8217;s\u0131 olmas\u0131 durumunda ise bu m\u00e2n\u00e2 dolamba\u00e7l\u0131 olarak anlat\u0131lm\u0131\u015f olacakt\u0131r. Bundan dolay\u0131 biz de me\u00e2lde &#8220;mevsul&#8221; olmas\u0131n\u0131 tercih ederek tefsirde mastar m\u00e2&#8217;s\u0131 olmas\u0131na da i\u015faret ettik.<\/p>\n<p>8. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, g\u00fcne\u015ften ba\u015flayan ve gecesi, g\u00fcnd\u00fcz\u00fc, yeri ve g\u00f6\u011f\u00fcyle \u00e2lemi dola\u015ft\u0131ran yemin, d\u0131\u015ftaki delillerden sonra nefsin anla\u015f\u0131lmas\u0131 deliliyle \u00f6nce Allah&#8217;a d\u00f6nd\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. O y\u00fcce yarat\u0131c\u0131 ki, insan nefsini yarat\u0131p d\u00fczenine koymu\u015f. Kabiliyet vermi\u015f de ona k\u00f6t\u00fcl\u00fck ve takvas\u0131n\u0131 ilham etmi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u0130LH\u00c2M, asl\u0131nda bir \u015feyi bir defada yutmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;lehm&#8221; k\u00f6k\u00fcnden if&#8217;\u00e2l kal\u0131b\u0131nda bir mastar olup bir anda yutturmak m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Bundan, bir m\u00e2n\u00e2y\u0131 g\u00f6n\u00fcle d\u00fc\u015f\u00fcrmek ve telkin etmek m\u00e2n\u00e2s\u0131nda me\u015fhur olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>F\u00dcC\u00dbR, haktan sapmak, hak yolu yar\u0131p d\u00fczeninden \u00e7\u0131karak k\u00f6t\u00fcl\u00fck ve isyana d\u00fc\u015fmektir. Bilhassa zina etmek, yalan s\u00f6ylemek, daha T\u00fcrk\u00e7esi edepsizlik etmek m\u00e2n\u00e2s\u0131nda kullan\u0131l\u0131r. B\u00f6yle k\u00f6t\u00fc ve g\u00fcnah olan fiillere de f\u00fccur denilir.<\/p>\n<p>TAKVA da f\u00fccurun z\u0131dd\u0131 olarak, nefsi kurtarman\u0131n, Allah&#8217;\u0131n korumas\u0131 alt\u0131nda fenal\u0131ktan sak\u0131nman\u0131n ismidir. Neticesi korunmak olan hay\u0131r ve itaat fiillerini kapsar. \u015eu halde bir nefse f\u00fccurunu ve takvas\u0131n\u0131 ilham etmek, f\u00fccur yapmas\u0131n\u0131 ve ondan korunmas\u0131n\u0131 kalbine duyurmak ve dolay\u0131s\u0131yla onu ikisi aras\u0131nda kendi se\u00e7imi ile ba\u015fba\u015fa b\u0131rakmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na san\u0131labilirse de as\u0131l m\u00e2n\u00e2 k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn k\u00f6t\u00fcl\u00fck, yani nefse zarar, bozukluk; takvan\u0131n da takva, yani nefsi koruma, iyi oldu\u011funu duyurmak ve dolay\u0131s\u0131yla yap\u0131lmas\u0131 veya yap\u0131lmamas\u0131 g\u00fcnah ve k\u00f6t\u00fc olan i\u015flerden sak\u0131nmak; takva ve hay\u0131r olan i\u015fleri yaparak korunmak gerekti\u011fini telkin etmedir. Zira &#8220;k\u00f6t\u00fc&#8221; kavram\u0131 yermeyi ve dolay\u0131s\u0131yla yasaklamay\u0131, &#8220;takva&#8221; kavram\u0131 ise \u00f6vmeyi ve dolay\u0131s\u0131yla yap\u0131lmas\u0131n\u0131n emredilmesini gerektirir. Bir de takva sadece &#8220;sak\u0131nmak&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na bir mastar olmay\u0131p bir mastar ismi oldu\u011fu i\u00e7in burada ona kar\u015f\u0131l\u0131k olarak zikredilen f\u00fccur da &#8220;g\u00fcnah i\u015flemek&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na mastar olmay\u0131p yap\u0131lmas\u0131 veya yap\u0131lmamas\u0131 k\u00f6t\u00fc olan \u015fer ve g\u00fcnah i\u015fler m\u00e2n\u00e2s\u0131na isim olmas\u0131 yara\u015f\u0131r. Bu nedenle de f\u00fcc\u00fbr ve takvay\u0131 ilham, bir nefse &#8220;bunlar\u0131 yap&#8221; diye ikisinin de yap\u0131lmas\u0131n\u0131 ilham m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmay\u0131p herhangi bir i\u015fte &#8220;bu k\u00f6t\u00fcd\u00fcr, \u015fer ve g\u00fcnaht\u0131r, nefsi fenal\u0131\u011fa s\u00fcr\u00fcklemektir. \u015eu y\u00f6nden zarard\u0131r, yapma. \u015eu da takvad\u0131r. Hay\u0131r ve itaatt\u0131r. Fenal\u0131ktan korunmad\u0131r, yap&#8221; diye bir nefse \u015ferri ve hayr\u0131, k\u00f6t\u00fc ve iyiyi, zarar ve yarar\u0131 beyan ve telkin ederek birinden sak\u0131nd\u0131r\u0131p birini yapmak iyi olaca\u011f\u0131n\u0131 duyurmak demek olur. Ku\u015fku yok ki y\u00fcce Allah her nefse, bir iyilik, k\u00f6t\u00fcl\u00fck, k\u00e2r ve zarar duygusu vermi\u015ftir. Bunun birisi sonu\u00e7 itibar\u0131yla o nefis hakk\u0131nda tehlike, birisi de kazan\u00e7 ve ba\u015far\u0131d\u0131r. Onun i\u00e7in insan zarardan ka\u00e7\u0131n\u0131r, k\u00e2ra at\u0131l\u0131r. Bu toplu m\u00e2n\u00e2 ile ilham, yarat\u0131l\u0131\u015ftan her nefiste genellikle cereyan eder. \u015eu kadar ki insan sonu\u00e7 itibar\u0131yla hangi \u015feyin iyi, hangi \u015feyin k\u00f6t\u00fc oldu\u011funu her hususta akl\u0131yla her zaman bilemez. \u00d6zellikle ki\u015fi \u00f6mr\u00fcn\u00fcn yeterli olamayaca\u011f\u0131 derecede uzun tecr\u00fcbelere ba\u011fl\u0131 olan \u015feyleri bir nakil ve duyurma olmad\u0131k\u00e7a hi\u00e7 bilemez. Bunlar ilham alabilir, kudsi nefislere vahiy ile veya as\u0131rlarca s\u00fcren tecr\u00fcbelerle bildirlir.<\/p>\n<p>Bir de bir\u00e7ok insan, iyiyi k\u00f6t\u00fcy\u00fc, do\u011fru ve gelecek a\u00e7\u0131s\u0131ndan de\u011fil de sonu ne olursa olsun bug\u00fcn i\u00e7in ve yaln\u0131z kendine, kendinin o anda hemen duyaca\u011f\u0131 zevke g\u00f6re \u00f6l\u00e7er. Ba\u015fkalar\u0131n\u0131 kendisi gibi d\u00fc\u015f\u00fcnmez. Di\u011ferlerinin elem ve zarar\u0131n\u0131 \u00f6nemsemez. Kendisi i\u00e7in iyi zannetti\u011fi \u015feyin ba\u015fkalar\u0131 i\u00e7in k\u00f6t\u00fc olup olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve kendi hakk\u0131nda ilerisi i\u00e7in dahi iyi olacak \u015fekilde asl\u0131nda ve Hak kat\u0131nda iyi ve k\u00e2rl\u0131 olup olmayaca\u011f\u0131n\u0131 hesaba katmaz. Veya &#8220;g\u00fcn bug\u00fcnd\u00fcr&#8221; der ilerisine inanmaz da bir\u00e7ok k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc sadece kendisine bug\u00fcn i\u00e7in bir zevk veya fayda oldu\u011fundan dolay\u0131 yapar, bir\u00e7ok iyilikten de bug\u00fcn kendisine zor geldi\u011fi i\u00e7in ka\u00e7\u0131n\u0131r. Oysa bu insan esas itibar\u0131yla elem ve lezzet, k\u00f6t\u00fcl\u00fck ve iyilik, \u015fer ve hay\u0131r i\u015flerini duymakta bulundu\u011fu i\u00e7in ba\u015fkalar\u0131n\u0131 da kendisi gibi d\u00fc\u015f\u00fcnerek &#8220;hak&#8221; fikriyle hareket etse ve ayr\u0131nt\u0131lar\u0131n\u0131 bilmedi\u011fi veya tecr\u00fcbe etmedi\u011fi \u015feyleri bilenlerden sorsa ve bulamad\u0131\u011f\u0131 ve belirleyemedi\u011fi takdirde de o i\u015fin kendine ait oldu\u011funu ve zevkine ho\u015f geldi\u011fini veya gelmedi\u011fini bir tarafa b\u0131rakarak genel olarak asl\u0131ndaki hakk\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp kalbine, vicdan\u0131na ba\u015fvursa y\u00fcce Allah onun kalbine o i\u015fin k\u00f6t\u00fc m\u00fc veya takva m\u0131 oldu\u011funu ilham eder, duyurur. \u00c7\u00fcnk\u00fc o bir \u015fer ise mutlaka g\u00f6nl\u00fc bulan\u0131r, &#8220;yapmasam iyi olur&#8221; der. Hay\u0131r ise g\u00f6nl\u00fc bir huzur ve rahatl\u0131k duyar. Onun i\u00e7in hadis-i \u015ferifte: &#8220;M\u00fcft\u00fcler sana fetva verseler de sen kalbine dan\u0131\u015f.&#8221;<\/p>\n<p>&#8220;Seni i\u015fkillendirecek \u015feyi b\u0131rak, i\u015fkillendirmeyece\u011fe ge\u00e7.&#8221; buyrulmu\u015ftur. Ancak ki\u015fi k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc bir al\u0131\u015fkanl\u0131k halinde yapa yapa f\u0131trat\u0131 tamamen bozulmu\u015f ve &#8220;Allah taraf\u0131ndan kalpleri m\u00fch\u00fcrlenmi\u015f.&#8221;(Bakara, 2\/7) ki\u015filer tak\u0131m\u0131ndan olmu\u015f olursa ba\u015fka. Bu \u015fekilde bu \u00e2yet, \u00f6nceki s\u00fbredeki &#8220;Ona iki yolu g\u00f6sterdik.&#8221;(Beled, 90\/10) \u00e2yetinin bir tefsiri demektir. \u0130ki yol, biri \u015fer olan k\u00f6t\u00fcl\u00fck, biri de hay\u0131r olan takva gayesi; hidayet de bunlar\u0131 ilham edip a\u00e7\u0131klayarak k\u00f6t\u00fcl\u00fckten nehiy, takvay\u0131 emirdir. F\u00fccurun yani k\u00f6t\u00fcn\u00fcn hay\u0131rdan \u00f6nce zikredilmesi ise, k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc savmak, menfaat elde etmekten daha \u00f6nce, ba\u015fka bir deyi\u015fle temizleme, s\u00fcslemeden daha \u00f6nce oldu\u011fu i\u00e7indir. Zira maksat k\u00f6t\u00fcl\u00fckten sak\u0131nd\u0131rmak, takvay\u0131 te\u015fvik etmektir.<\/p>\n<p>9. \u0130\u015fte bu anlat\u0131lan zahiri ayd\u0131nlatmalar\u0131 yaratan ve onlarla beraber daha bir\u00e7ok nimeti i\u00e7inde bulunduran g\u00f6\u011f\u00fc bina eden ve yeri d\u00f6\u015feyen ve bunlar\u0131, kendini, iyi ve k\u00f6t\u00fcy\u00fc idrak edecek ilham alabilen nefsi yarat\u0131p d\u00fczene koyarak ona i\u00e7 nuruyla k\u00f6t\u00fcl\u00fck ve takvas\u0131n\u0131 ilham eden y\u00fcce Allah&#8217;a yemin olsun ki o nefsi temizleyen kimse yani g\u00fcnahlardan temizleyip takva ile terbiye etmek ve geli\u015ftirmek suretiyle feyizlendiren kimseler; ba\u015fka bir m\u00e2n\u00e2 ile, Allah&#8217;\u0131n b\u00f6yle temizledi\u011fi, ilham alm\u0131\u015f temiz nefis, ger\u00e7ek kurtulu\u015fu buldu. &#8220;Gir kullar\u0131m\u0131n i\u00e7ine, gir cennetime.&#8221;(Fecr, 89\/29-30) hitab\u0131na nail olarak kurtulup murad\u0131na erdi.<\/p>\n<p>10. Onu korumay\u0131p g\u00fcnahlarla al\u00e7altarak g\u00f6men hileci kimseler, yahut ba\u015fka bir m\u00e2n\u00e2 ile, Allah&#8217;\u0131n \u00f6yle al\u00e7alt\u0131p g\u00f6md\u00fc\u011f\u00fc g\u00fcnahk\u00e2r ve al\u00e7ak nefis de ger\u00e7ekten zarar edip h\u00fcsrana u\u011frad\u0131. Kendini kurtaramay\u0131p b\u00fct\u00fcn hayalleri ters y\u00fcz olmu\u015f ve her \u00fcmitten mahrum olarak &#8220;Allah ne olurdu, hayat\u0131m i\u00e7in \u00f6nceden hay\u0131r yapsayd\u0131m.&#8221;(Fecr, 89\/24) diye diye sonsuz azap, kopmaz ba\u011f i\u00e7inde hasret ve h\u00fcsrana d\u00fc\u015ft\u00fc gitti.<\/p>\n<p>Tefsircilerin \u00e7o\u011funun a\u00e7\u0131klamas\u0131na g\u00f6re yeminlerin cevab\u0131 bu iki c\u00fcmledir. As\u0131l olan yeminin cevab\u0131nda denilmek ise de yemin uzam\u0131\u015f oldu\u011fu i\u00e7in kald\u0131r\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Buna g\u00f6re bu s\u00fbrenin ruhu ve b\u00fct\u00fcn anlat\u0131lmak istenenler bu iki c\u00fcmlede \u00f6zetlenmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Yukar\u0131dan beri defalarca ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere &#8220;tezkiye&#8221;, keskin ile zekat\u0131n asl\u0131 olan &#8220;zeka&#8221; fiilinin tef&#8217;il kal\u0131b\u0131ndan gelmi\u015f \u015feklidir.&gt; Bu ise ar\u0131l\u0131k dedi\u011fimiz temizlik, pakl\u0131k, taharet m\u00e2n\u00e2s\u0131yla art\u0131p b\u00fcy\u00fcmek demek olan nema, feyiz ve bereket m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Dolay\u0131s\u0131yla ile tezkiye; temizlemek, geli\u015ftirmek, feyizlendirip b\u00fcy\u00fctmek ve temize \u00e7\u0131karmak m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelir. Bu \u015fekilde nefsi temizleme tabiri ba\u015fl\u0131ca \u00fc\u00e7 m\u00e2n\u00e2da kullan\u0131l\u0131r:<\/p>\n<p>B\u0130R\u0130NC\u0130S\u0130: Onu kirletecek k\u00fcf\u00fcr, cehalet, k\u00f6t\u00fc duygular, yanl\u0131\u015f inan\u00e7lar, fena huylar gibi k\u00f6t\u00fc \u015feylerden temizlemek.<\/p>\n<p>\u0130K\u0130NC\u0130S\u0130: Temizleyip koruyarak iman, ilim, irfan, iyi, iyiliksever duygular, g\u00fczel, il\u00e2h\u00ee ahl\u00e2k, takva \u00f6zellikleriyle terbiye edip il\u00e2h\u00ee tecellilere nail olarak, \u00e7evresine zekat verecek, hay\u0131r ve bereket yayacak \u015fekilde feyizlendirmektir ki, bu iki m\u00e2n\u00e2 ile nefsi temizlemeye \u00e7al\u0131\u015fmak, onu yaratan\u0131n bir hakk\u0131 olmak \u00fczere insan\u0131n g\u00f6revi ve yarar\u0131 gere\u011fidir. Onun i\u00e7in bu temizleme, bu i\u015fi yapmas\u0131 itibar\u0131yla insana; sebep olmas\u0131 itibariyle m\u00fcr\u015fit ve \u00f6\u011fretici durumda bulunan di\u011fer \u015fahsa; takdir edilmesi, ba\u015far\u0131lmas\u0131 ve yarat\u0131lmas\u0131 itibariyle Allah&#8217;a nisbet olunur. Burada a\u00e7\u0131k olan m\u00e2n\u00e2 da budur.<\/p>\n<p>\u00dc\u00c7\u00dcNC\u00dcS\u00dc: Nefsi tezkiye etmek, nefsin temiz oldu\u011funu takdir veya son derece feyiz al\u0131p geli\u015fmi\u015f oldu\u011funa h\u00fckmetmek suretiyle temize \u00e7\u0131karmak, \u00f6vmek m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelir. Nitekim \u015fahitlik yapacak birini tezkiye etmek bu m\u00e2n\u00e2dand\u0131r. \u0130nsan\u0131n bu m\u00e2n\u00e2 ile nefsini tezkiye etme\u011fe hakk\u0131 yoktur. Hen\u00fcz akibetini g\u00f6rmeyen ve kaderin s\u0131rr\u0131n\u0131 bilmeyen insan i\u00e7in b\u00f6yle bir iddia ile b\u00f6b\u00fcrlenme gurur ve cehalet ile d\u00fc\u015f\u00fc\u015ft\u00fcr. Necm S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;Nefsinizi temize \u00e7\u0131karmay\u0131n. Allah, g\u00fcnahlardan korunan\u0131 en iyi bilendir.&#8221;(Necm, 53\/32) buyrularak insanlar\u0131n kendilerini temize \u00e7\u0131karmaktan nehyedilmeleri bu m\u00e2n\u00e2 iledir. Onun i\u00e7in burada bu m\u00e2n\u00e2 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclecek olursa nefisten ibaret; n\u0131n faili (\u00f6znesi) alt\u0131nda gizli zamiri o nefsi d\u00fczenine koyup kendisine ilham veren Allah lafz\u0131n\u0131n; zamiri de nefisten ibaret olan lafz\u0131n\u0131n yerini tutan ve s\u0131la c\u00fcmlesini &#8220;men&#8221; ism-i mevsul\u00fcne ba\u011flayan bir ba\u011f olarak &#8220;Allah&#8217;\u0131n temize \u00e7\u0131kard\u0131\u011f\u0131 nefis kurtulu\u015fa erdi&#8221; diye anlamak gerekir. \u00d6nceki m\u00e2n\u00e2da ise insan; n\u0131n f\u00e2ili (\u00f6znesi) bu insan\u0131n yerini tutan zamiri, s\u0131la c\u00fcmlesini ism-i mevsule ba\u011fl\u0131yan bir ba\u011f; zamiri de nefsin yerini tutan bir zamir olarak &#8220;nefsini temize \u00e7\u0131karan insan kurtulu\u015fa erdi&#8221; diye anlamak da yeterlidir. Akla ilk gelen de budur. Mutezile bu m\u00e2n\u00e2da israr etmek istemi\u015flerse de Ehl-i s\u00fcnnet ikinci y\u00f6n\u00fc de caiz g\u00f6rm\u00fc\u015fler, her m\u00e2n\u00e2s\u0131yla temizlemenin Allah&#8217;a isnad\u0131n daha do\u011fru oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Onun i\u00e7in me\u00e2lde iki y\u00f6ne de ihtimalli olacak bir \u015fekilde ifade edilmi\u015f, tefsirde her iki y\u00f6n de g\u00f6sterilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Ger\u00e7ekte insan\u0131n nefsini, ruhunu temizlemeye \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131 sonunda faydas\u0131 kendisine ait olan bir vazifedir. \u0130nsan iradesini bu y\u00f6nde kullanmakla &#8220;Allah&#8217;a yard\u0131m ederseniz o da size yard\u0131m eder.&#8221;(Muhammed, 47\/7) m\u00e2n\u00e2s\u0131 gere\u011fince Allah&#8217;a hizmet ederek Allah&#8217;\u0131n yard\u0131m\u0131na erer.<\/p>\n<p>\u0130mam Ahmed, \u0130bn\u00fc \u015eeybe, M\u00fcslim ve Nesai Zeyd b. Erkam&#8217;dan rivayet etmi\u015flerdir ki Resulullah (s.a.v.): &#8220;Allah&#8217;\u0131m! Benim nefsime takvas\u0131n\u0131 ver ve onu temizle. Sen onu temizleyenlerin en hay\u0131rl\u0131s\u0131s\u0131n. Sen onun velisi ve mevlas\u0131s\u0131n.&#8221; diye dua ederdi. Taberani ve daha baz\u0131lar\u0131n\u0131n \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan rivayetinde de Hz. Peygamber (s.a.v.) bu \u00e2yeti okudu\u011fu zaman durur ve bu duay\u0131 s\u00f6ylerdi. Bundan ve Buhari, M\u00fcslim ve Ebu Davud&#8217;da bununla ilgili rivayet olunan baz\u0131 hadislerden dolay\u0131 baz\u0131lar\u0131 bu m\u00e2n\u00e2n\u0131n daha tercihe \u015fayan oldu\u011funu ve bu \u015fekilde , fiillerinin hepsinde gizli fail (\u00f6zne) zamiri tek d\u00fczen i\u00e7inde Allah lafz\u0131n\u0131n yerini tutaca\u011f\u0131 i\u00e7in nazm\u0131n daha uyumlu olaca\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylemi\u015flerdir. Fakat as\u0131l mesele insan\u0131n kendisi hakk\u0131nda kendi kazanc\u0131yla sorumlulu\u011funu anlatmak oldu\u011fu i\u00e7in, \u00f6nceki izah \u015fekli daha anlaml\u0131d\u0131r. Resulullah (s.a.v)&#8217;\u0131n dua etmesi de kendi kazanc\u0131 c\u00fcmlesindendir. &#8220;onu kirletip g\u00f6men&#8221; \u00e2yetinin izah \u015fekli de b\u00f6yledir.<\/p>\n<p>TEDS\u0130YE, tezkiyenin z\u0131dd\u0131d\u0131r. Devs, bir \u015fey geli\u015fip b\u00fcy\u00fcmeyerek bodur ve c\u0131l\u0131z kalmak ve gizlenmek m\u00e2n\u00e2lar\u0131nad\u0131r. Bundan tef&#8217;il kal\u0131b\u0131nda t\u00fcretilen tedsiye de, bir kimseyi hile ile ayart\u0131p fesada d\u00fc\u015f\u00fcrmek m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelir. Bununla beraber demi\u015flerdir ki, bu kelimenin asl\u0131 &#8220;dess&#8221;ten t\u00fcremi\u015f olan &#8220;tedsis&#8221; ir. Kendisinde bir cinsten iki harf yanyana bulunan bir kelime oldu\u011fu i\u00e7in, tef&#8217;\u00eel kal\u0131b\u0131ndan mazisi &#8220;dessese&#8221;de \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc sin, &#8220;do\u011fan ku\u015fu, konmak i\u00e7in s\u00fcz\u00fcld\u00fc&#8221; yerinde denilmesi gibi illet harfine d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fclerek &#8220;dess\u00e2&#8221; olmu\u015ftur. Dess ve dissise, bir \u015feyi bir \u015feyin alt\u0131na g\u00f6m\u00fcp gizlemek ve topra\u011fa g\u00f6mmek m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Bizim desise tabirimizin asl\u0131 dissise mastar\u0131d\u0131r. Desis, hi\u00e7bir ila\u00e7 ile giderilmeyen koltuk kokusuna, casusa ve k\u00fcle g\u00f6m\u00fcl\u00fcp kebap olmu\u015f ete denir. Dessas da bir t\u00fcr pis ve k\u00f6t\u00fc y\u0131lana denir. \u0130\u015fte tedsis ve tedsiye bu m\u00e2n\u00e2larla ilgili olarak bir \u015feyi iyice g\u00f6mmek ve hile yapmak, bir \u015feyi hile ile bozup fenala\u015ft\u0131rmak ve iyice \u00f6rt\u00fcp gizlemek, g\u00f6mmek m\u00e2n\u00e2lar\u0131n\u0131 ifade eder. \u015eair demi\u015ftir ki:<\/p>\n<p>&#8220;Sen Amr&#8217;\u0131 berbat edip g\u00f6men kimsesin.<\/p>\n<p>B\u00f6ylece onun han\u0131mlar\u0131 ondan dul kal\u0131p da\u011f\u0131ld\u0131lar.&#8221;<\/p>\n<p>Demek ki nefsi tedsiye, ruhu faziletli ve erdemli \u015feylerle temizlemeyip k\u00f6t\u00fc i\u015fler ve k\u00f6t\u00fc ahl\u00e2k ile fesada vermek, sonunda kokup g\u00f6m\u00fclmeye mahkum baya\u011f\u0131 beden kirleri, kat\u0131 hayvani gayeler, g\u00f6steri\u015f gibi \u015feytani ve karanl\u0131k hislerle \u00e7\u00fcr\u00fct\u00fcp kokutarak maddiyata g\u00f6mmek ve ahirette, k\u00fcle g\u00f6m\u00fclm\u00fc\u015f &#8220;kebap&#8221; gibi cehennem ate\u015fine kapatmakt\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130l\u00e2h\u00ee ilh\u00e2m ile nefsi temizlemenin nur, g\u00fcnd\u00fcz ve g\u00f6k ile; nefsi kirletmenin de gece karanl\u0131\u011f\u0131 ve yer ile m\u00fcnasebeti de a\u00e7\u0131kt\u0131r. Allah&#8217;\u0131n insan tabiat\u0131na \u00fcflemi\u015f oldu\u011fu o ruhu, o il\u00e2h\u00ee nuru b\u00f6yle g\u00f6mmek ise ne b\u00fcy\u00fck kay\u0131p, ne b\u00fcy\u00fck h\u00fcsrand\u0131r.<\/p>\n<p>11. Bunu bir misal ile a\u00e7\u0131kl\u0131\u011fa kavu\u015fturmak i\u00e7in buyruluyor ki: &#8220;Semud, azg\u0131nl\u0131\u011f\u0131ndan dolay\u0131 yalanlad\u0131&#8221;.<\/p>\n<p>Defalarca ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere Semud, Arab-\u0131 b\u00e2ideden, yani tamamen helak ve yok olmu\u015f ve yok olu\u015f k\u0131ssas\u0131 dillere destan olarak kalm\u0131\u015f me\u015fhur bir kavimdir. Bir\u00e7ok s\u00fbrede beyan olundu\u011fu \u00fczere y\u00fcce Allah onlara Peygamber olarak Salih (a.s.)&#8217;i g\u00f6ndermi\u015fti. Do\u011frulu\u011funa dair bir \u00e2yet, bir mucize istediklerinde &#8220;Bu, Allah&#8217;\u0131n di\u015fi devesi, sizin i\u00e7in bir al\u00e2mettir. B\u0131rak\u0131n onu Alah&#8217;\u0131n arz\u0131nda otlas\u0131n. Sak\u0131n ona bir fenal\u0131k yapmay\u0131n. Yoksa elem verici bir azaba u\u011frars\u0131n\u0131z.&#8221;(A&#8217;r\u00e2f, 7\/73) buyruldu\u011fu gibi, bir Allah devesi, ola\u011fan\u00fcst\u00fc bir di\u015fi deve \u00e2yet olarak g\u00f6sterilmi\u015f ve &#8220;Su i\u00e7me hakk\u0131 bir g\u00fcn onun, belli bir g\u00fcn de sizindir.&#8221;(\u015euara, 26\/155) m\u00e2n\u00e2s\u0131 gere\u011fince ona su verilmesi i\u00e7in n\u00f6bet ve s\u0131ra usul\u00fcyle bir g\u00fcn ayr\u0131lm\u0131\u015f ve Allah&#8217;\u0131n arz\u0131nda yay\u0131lmak \u00fczere b\u0131rak\u0131lmas\u0131 ve k\u00f6t\u00fcl\u00fckle dokunulmamas\u0131, dokunuldu\u011fu takdirde elem verici bir azap gelece\u011fi haber verilmi\u015f idi ki, devenin yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 bir mucize oldu\u011fu gibi, bu haber de bir mucize oluyordu. O kavim buna inanmam\u0131\u015f, yalanlama ile kar\u015f\u0131lam\u0131\u015f idi. Yalan k\u00f6t\u00fc bir \u015fey oldu\u011fu gibi, ger\u00e7ek ve do\u011fru olan bir haberin yalan oldu\u011funu s\u00f6ylemek de k\u00f6t\u00fc bir i\u015f, bir yalan; bir peygamberin verdi\u011f haberi yalanlamak ise onu g\u00f6nderen Allah&#8217;\u0131 ink\u00e2rd\u0131r.<\/p>\n<p>Da&#8217;va kal\u0131b\u0131nda &#8220;ta\u011fva&#8221;, azg\u0131nl\u0131k m\u00e2n\u00e2s\u0131na mastard\u0131r. Kayalar\u0131 kesip bi\u00e7en Semud, kuvvetlerine g\u00fcvenerek azg\u0131nl\u0131klar\u0131 sebebiyle peygamberlerine inanmay\u0131p yalanlad\u0131lar.<\/p>\n<p>12. En azg\u0131nlar\u0131 at\u0131l\u0131p ortaya \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 zaman, yani o yalanlaman\u0131n g\u00f6r\u00fcnen al\u00e2meti o vakit oldu. \u0130\u00e7lerinden en azg\u0131n bedbahtlar\u0131 olan birisi, ki Kudar b. Salif diye me\u015fhurdur, o azap tehdidini yalanlayarak deveyi tepelemeye kalk\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131 s\u0131rada g\u00f6r\u00fcnd\u00fc. B\u00fct\u00fcn kavim de ona ve beraberindekilere engel olmay\u0131p sustuklar\u0131 ve b\u0131rakt\u0131klar\u0131 i\u00e7in onlar da onun gibi yalanlam\u0131\u015f ve azg\u0131nl\u0131kta ona kat\u0131lm\u0131\u015f oldular.<\/p>\n<p>13. O vakit Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc, yani &#8220;Semud&#8217;a da karde\u015fleri Salih&#8217;i g\u00f6nderdik.&#8221;(A&#8217;r\u00e2f, 7\/73) \u00e2yetiyle onlara peygamber olarak g\u00f6nderildi\u011fi bildirilen Salih (a.s) onlara \u015f\u00f6yle demi\u015fti: &#8220;Allah&#8217;\u0131n devesi&#8221; (sak\u0131nd\u0131rma m\u00e2n\u00e2s\u0131 \u00fczere mansup olmakla fiili zikredilmemi\u015ftir.) Yani, sak\u0131n\u0131n, dokunmay\u0131n Allah&#8217;\u0131n devesine, peygamberine mucize k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 deveye ve onun s\u00fckyas\u0131na, yani g\u00fcn\u00fcnde onun suvar\u0131lmas\u0131na mahsus olan suyuna da dokunmay\u0131n.<\/p>\n<p>14. Fakat o en azg\u0131n ki\u015fi ve beraberindekiler ve dolay\u0131s\u0131yla o kavim o Allah&#8217;\u0131n el\u00e7isini yalanlad\u0131lar. S\u00f6ylediklerine, o &#8220;sak\u0131n ha yapmay\u0131n&#8221; demesine ve korkutmas\u0131na inanmad\u0131lar da onu, o deveyi devirdiler, vurup \u00f6ld\u00fcrd\u00fcler.<\/p>\n<p>AKR&#8217;\u0131n as\u0131l m\u00e2n\u00e2s\u0131, bir hayvan\u0131n ayaklar\u0131n\u0131 bi\u00e7ip y\u0131karak \u00f6ld\u00fcrmektir. Rabb&#8217;leri de g\u00fcnahlar\u0131 sebebiyle onlar\u0131 yere vurup s\u00fcrte s\u00fcrte ezdi, h\u0131\u015fm\u0131n\u0131 bas\u0131 bas\u0131verdi, azab\u0131n\u0131 uygulay\u0131verdi. &#8220;Onlar\u0131 korkun\u00e7 bir g\u00fcr\u00fclt\u00fc yakalay\u0131verdi.&#8221; (H\u0131cr, 15\/73, 83), &#8220;Onlar\u0131 bir sars\u0131nt\u0131 tutuverdi.&#8221; (A&#8217;r\u00e2f, 7\/78, 91, 155) ve &#8220;Al\u00e7alt\u0131c\u0131 azab\u0131n y\u0131ld\u0131r\u0131m\u0131 onlar\u0131 yakalay\u0131verdi.&#8221; (Fussilet, 41\/17) buyruldu\u011fu \u00fczere bir g\u00fcr\u00fclt\u00fc, bir sars\u0131nt\u0131, bir al\u00e7alt\u0131c\u0131 azap y\u0131ld\u0131r\u0131mla \u00e7arp\u0131p yere sererek hepsini k\u0131rd\u0131 ge\u00e7irdi. Hem de onu e\u015fit yapt\u0131. O yere vurmay\u0131, o azab\u0131 yaln\u0131z en azg\u0131nlar\u0131na ve bizzat onun beraberinde bulunanlara de\u011fil, Salih peygambere iman etmeyen, susmak ve dokunmamak suretiyle o az\u0131l\u0131ya kat\u0131lm\u0131\u015f bulunanlar\u0131n hepsine, \u00e7olu\u011funa \u00e7ocu\u011funa e\u015fit \u015fekilde uygulad\u0131. Hepsini d\u00fcped\u00fcz k\u00f6k\u00fcnden yok etti. Yahut, yeri \u00fczerlerine ge\u00e7irip d\u00fczleyiverdi. Bu tesviye (d\u00fczleme) de \u00f6nceki tesviyenin bir kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 demektir.<\/p>\n<p>DEMDEME, a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re fiilinin tekrar\u0131yla elde edilen bir fiildir. Demme, boya veya yald\u0131z s\u00fcrmek, badana yapmak, gemiyi zift ile kalafatlamak gibi, bir \u015feyi bir \u015feye s\u00fcr\u00fcp s\u0131vamakt\u0131r. Yeri d\u00fczlemek, bir kimseye \u015fiddetli azap etmek, bir adam\u0131n ba\u015f\u0131n\u0131 ezmek ve halk\u0131 k\u0131r\u0131p ge\u00e7irmek m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelir. &#8220;Demdeme&#8221; bunun tekrarlanm\u0131\u015f \u015fekli olarak katl\u0131s\u0131n\u0131 yapmakt\u0131r ki, fiilde birbiri ard\u0131nca bir yinelenme ile her taraf\u0131ndan kapl\u0131yacak bir ku\u015fatma ve kuvvet ifade eder. denilir ki, &#8220;kabri, \u00fczerine y\u0131k\u0131p basa basa tamamen d\u00fczledi&#8221; demektir. Cevheri &#8220;S\u0131hah&#8221;\u0131nda der ki: &#8220;Bir \u015feyi demdeme yapt\u0131m demek, onu yere yap\u0131\u015ft\u0131rd\u0131m ve s\u00fcrte s\u00fcrte ezdim.&#8221; demektir. &#8220;Kamus&#8221;ta: &#8220;Kavme demdeme etti ve kavmin \u00fczerine demdeme yapt\u0131 demek, onlar\u0131 \u00f6\u011f\u00fct\u00fcp yok etti.&#8221; demektir ki tekrar tekrar d\u00fczlemek, azap etmek m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Ayn\u0131 \u015fekilde h\u0131\u015f\u0131m, \u00f6fke ve gazap m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelir. denilir ki, &#8220;onu h\u0131\u015f\u0131m tuttu&#8221; demektir. H\u0131\u015f\u0131m ve \u00f6fkeyle homurdanarak s\u00f6z s\u00f6ylemek m\u00e2n\u00e2s\u0131na da gelir. &#8220;Ona kar\u015f\u0131 \u00f6fkeli \u00f6fkeli g\u00fcrleyerek s\u00f6yledi.&#8221; demektir.<\/p>\n<p>Tefsirciler burada ba\u015fl\u0131ca tekrarlanan &#8220;s\u0131vama&#8221; ve &#8220;kabri tamamen bast\u0131rma&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan; g\u00fcnahlar\u0131n\u0131 ba\u015flar\u0131na ge\u00e7irip \u00fczerlerine \u00f6fkeyle azab\u0131 uygulamak ve k\u00f6klerini kaz\u0131yarak yok etmek, k\u0131r\u0131p ge\u00e7irmek m\u00e2n\u00e2lar\u0131na tefsir etmi\u015fler ve &#8220;onu d\u00fcmd\u00fcz etti&#8221; fiilindeki zamirinin de i\u015faret etti\u011fimiz gibi demdeme mastar\u0131n\u0131n ve bu karine (ipucu) ile Arz\u0131n yerini tuttu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir ki, birisi azab\u0131n e\u015fit \u015fekilde hepsine genelle\u015ftirildi\u011fini, birisi de o yok etmenin, onlar\u0131n yere ge\u00e7irilmesi suretiyle oldu\u011funu ve oturduklar\u0131 yerlerin ba\u015flar\u0131na ge\u00e7irilip d\u00fcped\u00fcz bir harabeye \u00e7evrildi\u011fini veya yok olmalar\u0131yla yerin d\u00fczlenmi\u015f bulundu\u011funu ifade eder. Bu zamirin &#8220;demdemen&#8221; mastar\u0131n\u0131n yerini tutmas\u0131 daha a\u00e7\u0131k ve \u015fu zamiri de uygundur.<\/p>\n<p>15. Ve o, onun akibetinden korkmaz. Yani Allah verdi\u011fi cezan\u0131n sonundan, acaba sonunda bir zarar veya sorumluluk gelir mi? diye endi\u015fe edecek de\u011fildir. O, sonunda yapt\u0131klar\u0131n\u0131n hesab\u0131n\u0131 verme\u011fe mecbur olan ve ona g\u00f6re verdi\u011fi cezalarda, etti\u011fi azaplarda akibetinden korkmas\u0131 laz\u0131m gelen yarat\u0131lm\u0131\u015f h\u00fck\u00fcmdar ve hakimlere benzemez. \u00c7\u00fcnk\u00fc onun \u00fcst\u00fcnde onu sorumlu tutacak, ona bir zarar verebilecek hi\u00e7bir kuvvet ve kudret yoktur. O hakk\u0131n kendisidir. Her \u015feyi yapmaya kendili\u011finden lay\u0131k, her ne yapsa hakk\u0131d\u0131r. B\u00fct\u00fcn m\u00fclk onun oldu\u011fu i\u00e7in m\u00fclk\u00fcnde &#8220;Diledi\u011fini yapan&#8221;(Hud, 11\/107) ve &#8220;yapt\u0131\u011f\u0131ndan mesul olmaz.&#8221;(Enbiya, 21\/23) bir zat olarak diledi\u011fini yapar, kimsenin kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kma ve kar\u0131\u015fmaya hak ve selahiyeti olmad\u0131\u011f\u0131 gibi zerrece bir zarar verebilme ihtimali de yoktur. O, yok etti\u011fi yarat\u0131klar\u0131n daha iyisini yaratma ve yok edilmelerinden sonra da onlara diledi\u011fi sevap ve cezay\u0131 verebilme g\u00fcc\u00fcne sahip oldu\u011fu i\u00e7in, onun yok etmesi kendisi hakk\u0131nda bir zarar te\u015fkil etmeyece\u011fi gibi, ba\u015fkas\u0131 hakk\u0131nda bir zul\u00fcm de\u011fil, hak ve adaletin ta kendisi olur. Zira hakk\u0131n zat\u0131n\u0131n \u00fcst\u00fcnde bir hak \u00f6l\u00e7\u00fc ve ilkesi yoktur. O nefisleri \u00f6nce d\u00fczg\u00fcn hale getirip yaratan Allah, onlar\u0131 bu \u015fekilde genel olan g\u00fcnahlar\u0131ndan dolay\u0131 cezaland\u0131rmada e\u015fit tutmakla bir haks\u0131zl\u0131k de\u011fil, adalet yapm\u0131\u015f olur.<\/p>\n<p>Bu B\u0130R\u0130NC\u0130 izaha g\u00f6re vav, mukadder bir soruya cevap olarak gelen ba\u015flang\u0131\u00e7 c\u00fcmlesinin ba\u015f\u0131nda bulunan vav olup &#8220;korkmaz&#8221; fiilin fail (\u00f6zne) zamiri Allah lafz\u0131n\u0131n yerini tutmaktad\u0131r. Bu c\u00fcmle yarat\u0131lm\u0131\u015flar\u0131n sorumlulu\u011funu, yarat\u0131c\u0131n\u0131n sorumsuz ve yapt\u0131\u011f\u0131ndan sorumlu tutulmaz oldu\u011funu anlatarak cezan\u0131n \u015fiddetiyle beraber hak oldu\u011funu a\u00e7\u0131klamak ve d\u00fcmd\u00fcz etmeden hat\u0131ra gelebilecek sak\u0131ncal\u0131 kuruntu ve vehimleri defetmektedir. Y\u00fcce Allah hakk\u0131nda korku asla tasavvur edilemeyece\u011fi i\u00e7in bu ifadenin, onlar\u0131n Allah kat\u0131nda zelil ve hakir olduklar\u0131n\u0131 tasvir i\u00e7in bir istiare-i temsiliyye oldu\u011fu da s\u00f6ylenmi\u015ftir. Bundan ba\u015fka burada ba\u015fka iki izah \u015fekli daha s\u00f6ylenmi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u0130K\u0130NC\u0130S\u0130, zamirinin, &#8220;Resul&#8221; isminin yerini tutmas\u0131d\u0131r ki, &#8220;o resul ne oldu?&#8221; \u015feklinde mukadder bir soruya kar\u015f\u0131, o resul bu cezas\u0131n\u0131n sonucundan korkmaz. Zira o onlar\u0131 sak\u0131nd\u0131rm\u0131\u015f, peygamberlik g\u00f6revini yapm\u0131\u015f oldu\u011fu i\u00e7in ona korku ve sorumluluk yoktur demek olup &#8220;Azap emrimiz gelince Salih&#8217;i ve beraberindeki iman etmi\u015f olanlar\u0131, taraf\u0131m\u0131zdan bir rahmet ile kurtard\u0131k.&#8221; (H\u00fbd, 11\/66) m\u00e2n\u00e2s\u0131yla temizlenmi\u015f nefislerin kurtulu\u015flar\u0131na misal olur.<\/p>\n<p>\u00dc\u00c7\u00dcNC\u00dcS\u00dc de S\u00fcdd\u00ee, Dahh\u00e2k, Mukatil ve Zecc\u00e2c&#8217;\u0131n g\u00f6r\u00fc\u015flerine g\u00f6re &#8220;vav&#8221;, hal bildiren vav olup zamir &#8220;e\u015fk\u00e2&#8221; (en az\u0131l\u0131) \u015fahs\u0131n yerini tutmaktad\u0131r. &#8220;Halbuki o az\u0131l\u0131 ki\u015fi i\u015fledi\u011fi su\u00e7un cezas\u0131ndan korkmuyordu.&#8221; demek olur.<\/p>\n<p>Tefsircilerin baz\u0131s\u0131, yeminin cevab\u0131, bu Semud k\u0131ssas\u0131ndan anla\u015f\u0131lan m\u00e2n\u00e2ya g\u00f6re, s\u00fbrenin sonunda mukadder oldu\u011fu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne varm\u0131\u015flard\u0131r. Buna g\u00f6re s\u00fbrenin as\u0131l geli\u015f gayesi \u00f6zetle \u015fu m\u00e2n\u00e2 olur: G\u00fcne\u015fe, onun par\u0131lt\u0131s\u0131na,&#8230; yemin olsun ki sizin i\u00e7inizden Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fcn\u00fc yalanlayanlara azap muhakkakt\u0131r. Evvelki izah \u015feklinde ise &#8220;Elbette nefsini temizleyen kurtulmu\u015f; onu kirletip g\u00f6men ziyan etmi\u015ftir.&#8221; b\u00f6l\u00fcm\u00fc b\u00fcy\u00fck \u00f6nerme makam\u0131nda as\u0131l cevap olup bu k\u0131ssa onu misal ile isbat ve vurgulama oldu\u011fundan neticenin \u015f\u00f6yle dallara ayr\u0131lmas\u0131 gerekir: \u0130\u015fte Allah&#8217;\u0131n ilham ve hidayetine uyup nefislerini takva ile temizleyenler kurtulu\u015fu buldu\u011fu gibi, nefislerini temizlemeyip de aksine k\u00f6t\u00fcl\u00fck ve isyan ile fesada u\u011fratm\u0131\u015f olanlar, Allah&#8217;\u0131n el\u00e7isini yalanlay\u0131p azg\u0131nlar\u0131na uyan ve bu y\u00fczden g\u00fcnahlar\u0131yla yok olup giden Semud gibi Resulullah (s.a.v.)&#8217;\u0131 yalanlay\u0131p azg\u0131nlara uyarak kendilerini neticede azaba mahkum edip kaybeder ve h\u00fcsrana u\u011frarlar. O halde Allah&#8217;\u0131n Res\u00fcl\u00fcne ve nuru olan Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a inanmaya, uymaya ve nefislerinizi takva ile temizlemeye ve geli\u015ftirmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131n\u0131z ki kurtulu\u015fa eresiniz. Denilmi\u015f ki, bilhassa Semud k\u0131ssas\u0131yla \u00f6\u011f\u00fct vermek, ilk muhatap olan Araplar&#8217;\u0131n yurtlar\u0131na yak\u0131n oldu\u011fu i\u00e7indir.<\/p>\n<p>Yorum ve i\u015faret a\u00e7\u0131s\u0131ndan da \u015f\u00f6yle denilebilir: Bu k\u0131ssan\u0131n \u00f6zel olarak se\u00e7ilmesinin nedeni \u015fudur: Burada &#8220;Allah&#8217;\u0131n devesi&#8221; bedene; &#8220;Salih&#8221;, ruha; &#8220;devenin su n\u00f6beti&#8221; de marifete i\u015faret oldu\u011funa g\u00f6re, Semud k\u0131ssas\u0131 insan nefsinin hallerine uygun, bu s\u00fbre de nefsin mutluluk ve bedbahtl\u0131ktaki mertebelerini a\u00e7\u0131klama ak\u0131\u015f\u0131 i\u00e7erisinde geldi\u011fi i\u00e7in \u00f6zellikle bu k\u0131ssa zikredilmi\u015ftir.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>91-\u015eEMS: &#8220;G\u00fcne\u015fe ve onun par\u0131lt\u0131s\u0131na yemin olsun&#8221;. N\u00e2zi\u00e2t S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere &#8220;duh\u00e2&#8221;n\u0131n as\u0131l m\u00e2n\u00e2s\u0131 g\u00fcne\u015fin, do\u011fdu\u011fu mer&#8217;i ufuktan y\u00fckselip \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n\u0131n parlama ve yay\u0131lmas\u0131yla bakanlara\u2026<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":12167,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1052,1051,5030,5031,5219,5351,5222,5220,1583,5221,1582,1586],"class_list":["post-1766","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-91-sems","tag-91-sems-tefsiri","tag-elmalili","tag-elmalili-hamdi-yazir","tag-elmalili-tefsir-oku","tag-hak-dini-kuran-dili","tag-hak-dini-tefsiri","tag-hamdi-yazir-tefsir-oku","tag-kuran","tag-sure-tefsirleri","tag-tefsir","tag-tefsir-oku"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1766","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1766"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1766\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/12167"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1766"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1766"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1766"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}