{"id":1768,"date":"2010-11-18T21:03:49","date_gmt":"2010-11-18T21:03:49","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1768"},"modified":"2010-11-18T21:03:49","modified_gmt":"2010-11-18T21:03:49","slug":"90-beled-tefsiri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/90-beled-tefsiri\/","title":{"rendered":"90-BELED SURES\u0130 HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130"},"content":{"rendered":"<p>90-BELED:<\/p>\n<p>&#8220;Yemin ederim&#8221; (Geni\u015f bilgi i\u00e7in K\u0131y\u00e2me S\u00fbresi&#8217;ne bak.) &#8220;bu beldeye&#8221;.<\/p>\n<p>Bu beldeden maksat, Beled-i Haram, yani Mekke-i M\u00fckerreme oldu\u011funda tefsirciler ittifak emi\u015ftir. Kamus&#8217;ta: &#8220;el-Beled ve el-Belde Mekke-i M\u00fckerreme&#8217;nin ismidir&#8221; denilmektedir. \u015eerhinde ise \u015f\u00f6le yaz\u0131l\u0131d\u0131r: Bu S\u00fcreyya y\u0131ld\u0131z\u0131na en-Necm denilmesi gibi y\u00fcceltme i\u00e7indir. &#8220;Besair&#8221;de a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re: Beled ve belde; muhite ve s\u0131n\u0131rl\u0131, belli ve i\u00e7inde bulunanlar\u0131n toplanma ve oturmalar\u0131yla etkilenen yere denir. \u015eehre belde denilmesi de bunun i\u00e7indir. \u0130mar edilmemi\u015f, bay\u0131nd\u0131r olmayan \u00e7\u00f6le belde denilmesi, vah\u015fi hayvanlar\u0131n mekan\u0131; topra\u011fa belde denilmesi, ha\u015fere ve b\u00f6ceklerin mekan\u0131; mezarl\u0131\u011fa belde denilmesi de \u00f6l\u00fclerin mekan\u0131 olmalar\u0131ndan dolay\u0131d\u0131r. \u0130ki ka\u015f aras\u0131ndaki a\u00e7\u0131kl\u0131\u011fa belde denilmesi, s\u0131n\u0131rl\u0131 olan o yere benzetme yoluylad\u0131r. Devenin g\u00f6\u011fs\u00fcndeki d\u00f6\u015f\u00fcne belde denilmesi de b\u00f6yledir. \u0130stiare yoluyla bazan insan\u0131n g\u00f6\u011fs\u00fcne de denilir. Yukarda zikredilen etkilenme itibariyle eser ve ni\u015fan m\u00e2n\u00e2s\u0131na, bir yerde ikamet edip kalma m\u00e2n\u00e2s\u0131 itibar\u0131yla ayr\u0131lmama, oturma ve ay\u0131rmama m\u00e2n\u00e2lar\u0131na ve vatandan ayr\u0131lmam\u0131\u015f bir kimsenin di\u011fer bir yerde \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131\u011fa d\u00fc\u015fmesi nedeniyle hayret ve zihin donuklu\u011fu m\u00e2n\u00e2lar\u0131na dahi kullan\u0131l\u0131r.<\/p>\n<p>Bu ayr\u0131nt\u0131l\u0131 bilgilerden anla\u015f\u0131l\u0131r ki Mekke-i M\u00fckerreme&#8217;ye ba\u015f\u0131ndaki ahid m\u00e2n\u00e2s\u0131 ifade eden &#8220;l\u00e2m&#8221; ile el-Beled denilmesi &#8220;Do\u011frusu insanlar i\u00e7in yap\u0131lan ilk ev elbetteki Mekke&#8217;de bulunan o \u00e7ok m\u00fcbarek ve b\u00fct\u00fcn \u00e2lemlere hidayet rehberi olan evdir. Onda apa\u00e7\u0131k \u00e2yetler var.&#8221;(\u00c2l-i \u0130mran, 3\/96-97) niteli\u011fi gere\u011fince Beyt-i Atik olan m\u00fcbarek K\u00e2be-i Muazzama ile baz\u0131 apa\u00e7\u0131k \u00e2yetleri i\u00e7eren bir &#8220;Harem-i \u00e2min&#8221; olmak itibar\u0131yla \u00e2lemin insan\u0131 hayretler i\u00e7inde b\u0131rakan bir fazilet sinesi halinde h\u00fcrmet ve sayg\u0131yla tan\u0131nmas\u0131 vacip, m\u00fcbarek, bilinen bir \u015fehir oldu\u011funa i\u015farettir.<\/p>\n<p>Y\u00fcce Allah insan\u0131n s\u0131k\u0131nt\u0131lar i\u00e7inde yarat\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011funu ve dolay\u0131s\u0131yla Rabbine do\u011fru y\u00fckselmek i\u00e7in bu \u00e2lemde s\u0131k\u0131nt\u0131lara g\u00f6\u011f\u00fcs germesi gerekece\u011fini vurgulu bir \u015fekilde a\u00e7\u0131klamak i\u00e7in burada bu beldeye ve &#8220;vav&#8221; at\u0131f harfi (ba\u011flac\u0131) ile buna ba\u011flanan baba ve o\u011fula yemin etmi\u015ftir ki \u00f6nceki s\u00fbrede bu gibi yeminlerin ger\u00e7ekte onlar\u0131n Rabb&#8217;ine yap\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011fu anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131.<\/p>\n<p>2. \u00d6nceki s\u00fbrede &#8220;Ley\u00e2l-i a\u015fr&#8221; yani on gece, Zilhicce&#8217;nin ilk on gecesi; &#8220;\u015fef&#8217; ve vetr&#8221; yani \u00e7ift ve tek de, Hacc g\u00fcnleri olan Bayram ve Arefe oldu\u011funa g\u00f6re burada hacc\u0131n ifa edildi\u011fi Belde-i Haram&#8217;a yemin edilmesindeki m\u00fcnasebet a\u00e7\u0131kt\u0131r. Fakat \u015fu da \u00e7ok dikkate de\u011fer bir husustur ki bu yemin pek kay\u0131ts\u0131z b\u0131rak\u0131lmam\u0131\u015f, \u015fu hal c\u00fcmlesi veya ara c\u00fcmlesi ile kay\u0131tlanm\u0131\u015f veya hemen ard\u0131ndan \u015fu c\u00fcmle zikredilmi\u015ftir: Sen h\u0131ll iken bu beldede, yani burada bulunurken, veya bu beldeye h\u0131ll iken, yani buradan \u00e7\u0131k\u0131p da sonra fetih ile buraya girece\u011fin zaman, yahut sen ki h\u0131lsin bu beldede, yani harem-i amin olan bu beldede senin hakk\u0131na h\u00fcrmet edilmiyor, burada bir ava bile sald\u0131r\u0131lmazken sana sald\u0131r\u0131 helal say\u0131l\u0131yor, dolay\u0131s\u0131yla sen ona, o s\u0131k\u0131nt\u0131lara g\u00f6\u011f\u00fcs ger. \u00c7\u00fcnk\u00fc insan s\u0131k\u0131nt\u0131 i\u00e7inde yarat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bu m\u00e2n\u00e2ca c\u00fcmle c\u00fcmle-i mu&#8217;tar\u0131za (ara c\u00fcmlesi)d\u0131r. Yahut sen bu beldede bir an i\u00e7in h\u0131ll halinde olacaks\u0131n, yani diledi\u011fini yapmak helal olacak, o haldeki bu beldeye yemin ederim, ey Muhammed!<\/p>\n<p>Birinci ve bu \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc m\u00e2n\u00e2da hal c\u00fcmlesindeki hal mukarine (fiille ayn\u0131 anda bulunan hal) veya mukaddere (fiil ile beraber bulumayan hal)dir.<\/p>\n<p>HILL kelimesi haram, harem, ihram kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 olarak helal gibi mastar ve mastarla isimlendirme kabilinden s\u0131fat ve isim olur. Haram olmay\u0131p helal olmak veya helal olan ve Mekke&#8217;de harem b\u00f6lgesinden d\u0131\u015farda kalan yer, o helal yerde bulunmak ve ihramdan \u00e7\u0131kmak, veya ihramdan \u00e7\u0131kan ve yeminin sorumlulu\u011fundan \u00e7\u0131kmak m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelir ki as\u0131l kavram\u0131 helal gibi \u00e7\u00f6zmek m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan olup bir serbestlik ifade eder. Bir \u015feyin \u00fczerine inmek, konmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na olabildi\u011fi de s\u00f6ylenmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Burada muhatap olan Hz. Peygamber (s.a.v.)&#8217;in bir vasf\u0131 oldu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131r. Bu da i\u015faret edildi\u011fi \u00fczere ba\u015fl\u0131ca \u00fc\u00e7 m\u00e2n\u00e2da d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir. Kad\u0131 Beyd\u00e2v\u00ee \u00f6nce bir yere inmek, konmak m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 \u00f6ne alarak demi\u015ftir ki:<\/p>\n<p>Y\u00fcce Allah Beled-i haram&#8217;a (haram Belde&#8217;ye) yemini Hz.Peygamber (s.a.v.)&#8217;in ona girmesi ile kay\u0131tlam\u0131\u015ft\u0131r ki bunda peygamberin faziletinin b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc g\u00f6sterme ve bir yerin \u015ferefinin, o yerde bulunanlar\u0131n \u015ferefi ile oldu\u011funu bildirme m\u00e2n\u00e2s\u0131 vard\u0131r.<\/p>\n<p>H\u0131ll&#8217;in, bir yere inmek m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelen hulul k\u00f6k\u00fcnden t\u00fcretilmi\u015f bir s\u0131fat olmas\u0131n\u0131 m\u00fcnaka\u015fa edenler olmu\u015f ve bu k\u00f6kten s\u0131fat t\u00fcretilirken h\u0131ll de\u011fil hal denildi\u011fi ileri s\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015f ise de Al\u00fbs\u00ee, bu m\u00fcnaka\u015fan\u0131n ara\u015ft\u0131rma azl\u0131\u011f\u0131ndan kaynakland\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylemi\u015ftir. Bununla beraber hulul&#8217;den maksat, Hz. Peygamber (s.a.v.)&#8217;in sade Mekke&#8217;de kalmas\u0131ndan ibaret olmamal\u0131d\u0131r. Zira \u00f6yle olsa idi, &#8220;h\u0131ll&#8221; lafz\u0131na gerek kalmadan &#8220;sen bu beldede iken&#8221; denilmesi yeterli idi. O halde maksat, bununla beraber bilhassa oradan hicret edip de daha sonra fetih ile oraya girece\u011fi hale de i\u015faret olmas\u0131d\u0131r. Bu suretle hem oradan \u00e7\u0131kma\u011fa sebep olacak s\u0131k\u0131nt\u0131lara katlanmak gere\u011fine dikkat \u00e7ekmek, hem de &#8220;Ku\u015fkusuz sana o Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 farz k\u0131lan, elbette seni d\u00f6n\u00fclecek yere d\u00f6nd\u00fcrecektir.&#8221;(Kasas, 28\/85) buyuruldu\u011fu \u00fczere g\u00fczel bir d\u00f6n\u00fc\u015f yerine kadar d\u00f6nd\u00fcr\u00fcl\u00fcp o beldeye serbest olarak gelece\u011fi vaadi ile bir m\u00fcjde ve teselli etmek m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 i\u00e7erir. Onun i\u00e7in \u0130bn\u00fc Cerir ve daha ba\u015fkalar\u0131n\u0131n rivayet etti\u011fi \u00fczere \u0130bn\u00fc Abbas bunu tefsirinde demi\u015ftir ki: Ey Muhammed! Bu beldede sava\u015f ancak sana bir an i\u00e7in helal olacak, fakat senden ba\u015fkas\u0131na olmayacak. M\u00fccahid de demi\u015ftir ki: Y\u00fcce Allah Hz. Peygamber (s.a.v.)&#8217;e bir g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn bir saatinde bu beldeyi helal k\u0131ld\u0131. &#8220;Onda her ne yaparsan helal olacak, sorguya \u00e7ekilmeyeceksin.&#8221; buyurdu. Ebu Salih, Katade, \u0130bn\u00fc At\u0131yye, \u0130bn\u00fc Zeyd, Hasen ve Dahh\u00e2k&#8217;ten de bu m\u00e2n\u00e2 rivayet edilmi\u015ftir. Bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 ifade eden laf\u0131zlar \u015f\u00f6yledir: &#8220;Y\u00fcce Allah buyuruyor ki: Sen bu Harem&#8217;de h\u0131llsin. O vakit dilersen \u00f6ld\u00fcr, dilersen b\u0131rak. Ve bu fetih g\u00fcn\u00fc idi.&#8221; Hz. Peygamber (s.a.v) o g\u00fcn Ebu Berze, Said b. Harbi Eslemi&#8217;ye emredip dinden \u00e7\u0131km\u0131\u015f olan Abdullah b. Hatal&#8217;\u0131n boynunu Ka&#8217;be \u00f6rt\u00fcs\u00fcne yap\u0131\u015fm\u0131\u015f iken vurdurmu\u015ftu ki bu \u0130bn\u00fc Hatal&#8217;a Kurey\u015fliler &#8220;iki kalpli&#8221; derlerdi. M\u00fcsl\u00fcman oldu\u011funu ortaya koymu\u015f, sonra dinden \u00e7\u0131k\u0131p \u0130sl\u00e2m aleyhinde bir tak\u0131m adilikler yapm\u0131\u015f idi. Daha \u00f6nce Mekke&#8217;nin fethinden bahsedilirken ge\u00e7mi\u015f idi ki Hz. Peygamber (s.a.v.) o saat \u00fc\u00e7-d\u00f6rt ki\u015finin daha \u00f6ld\u00fcr\u00fclmesini emretmi\u015f ve o g\u00fcne kadar \u00f6mr\u00fcn\u00fc Resulullah (s.a.v)&#8217;la sava\u015f ve d\u00fc\u015fmanl\u0131kla ge\u00e7iren \u00f6ld\u00fcr\u00fclmeyi hak etmi\u015f niceleri ise affedilip hakla bat\u0131l\u0131 ay\u0131ran o b\u00fcy\u00fck fetihte b\u00fct\u00fcn \u00f6ld\u00fcr\u00fclenler b\u00f6yle birka\u00e7 ki\u015fiden ibaret kalarak fethin sonucu genel bir rahmet olmu\u015f idi. Yine o g\u00fcn Hz. Peygamber (s.a.v) buyurmu\u015ftu ki: &#8220;Y\u00fcce Allah g\u00f6kleri ve yeri yaratt\u0131\u011f\u0131 g\u00fcn Mekke&#8217;yi haram k\u0131ld\u0131, o, k\u0131yamet kopana kadar da haramd\u0131r. Benden \u00f6nce kimseye helal olmad\u0131, benden sonra da hi\u00e7 kimseye helal olmayacakt\u0131r. Bana da bir g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn bir saatinden ba\u015fka helal olmad\u0131. Bundan dolay\u0131 onun a\u011fac\u0131 budanmaz, otu bi\u00e7ilmez, av\u0131 \u00fcrk\u00fct\u00fclmez, soka\u011f\u0131nda bulunup al\u0131nan ve sahibi belli olmayan \u015fey, onu ara\u015ft\u0131r\u0131p sorandan ba\u015fkas\u0131na helal olmaz.&#8221; Bunun \u00fczerine Hz. Abbas: &#8220;Ey Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc! \u0130zh\u0131rdan (boya otundan) ba\u015fka. \u00c7\u00fcnk\u00fc o bizim koyunumuz, kabirlerimiz ve evlerimiz i\u00e7indir.&#8221; demi\u015fti. Rasulullah (s.a.v.) da: &#8220;\u0130zh\u0131rdan ba\u015fka&#8221; buyurmu\u015ftu. Buna nazaran &#8220;sen&#8221; m\u00fcsned\u00fcn ileyhin \u00f6ne al\u0131nmas\u0131 sadece ona helal oldu\u011funu g\u00f6stermek i\u00e7in, &#8216;deki tenvin de azl\u0131k i\u00e7in demek olur ki &#8220;bir saat&#8221; ile a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Bu c\u00fcmlede tekrar olunup da zamir ile yetinilmemesi, bu beldeye ayr\u0131ca bir h\u00fcrmet ifade etmek veya Resulallah (s.a.v.)&#8217;\u0131n orada bulunmas\u0131 halinde yeni bir \u00f6zellik kazanaca\u011f\u0131na i\u015faret olmak i\u00e7indir.<\/p>\n<p>3. &#8220;Babaya ve \u00e7ocuklar\u0131na yemin ederim.&#8221; Birinci \u00e2yette ge\u00e7en \u00fczerine ba\u011flanarak bunlara da yemin edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Valid, ata; vem\u00e2 veled, do\u011fmas\u0131na vesile oldu\u011fu soyu, \u00e7ocu\u011fu, z\u00fcrriyetidir. Bunda da tefsircilerden birka\u00e7 izah \u015fekli nakledilmi\u015ftir:<\/p>\n<p>1. V\u00e2lid, \u00c2dem (a.s); m\u00e2 veled, onun soyudur. Bu M\u00fccahid&#8217;den rivayet edilmi\u015ftir. Bunlara yemin edilmi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc insano\u011flu t\u00fcr\u00fc, yery\u00fcz\u00fcnde Allah&#8217;\u0131n yaratt\u0131\u011f\u0131 mahluklar\u0131n en enteresan\u0131d\u0131r. A\u00e7\u0131klama, konu\u015fma, y\u00f6netme, ilim elde etme onlarda; Allah&#8217;a davet eden peygamberler ve dininin yard\u0131mc\u0131lar\u0131 onlardand\u0131r. &#8220;O Allah ki yerde ne varsa hepsini sizin i\u00e7in yaratt\u0131. Sonra iradesini g\u00f6klere y\u00f6neltti.&#8221;(Bakara, 2\/29) buyuruldu\u011fu \u00fczere yery\u00fcz\u00fcndeki \u015feylerin hepsi onlar i\u00e7in yarat\u0131lm\u0131\u015f, sonra da g\u00f6kten nasibi verilmi\u015f, \u00c2dem (a.s)&#8217;e isimler \u00f6\u011fretilmi\u015f, meleklere ona secde etmeleri emredilmi\u015f, &#8220;Andolsun biz \u00c2dem o\u011fullar\u0131n\u0131 \u00fcst\u00fcn k\u0131ld\u0131k&#8221;(\u0130sr\u00e2, 17\/70) buyrulmu\u015ftur. Bu suretle insano\u011flu t\u00fcr\u00fcn\u00fcn iyisi k\u00f6t\u00fcs\u00fc ayr\u0131lmayarak hepsine yemin edilmi\u015f demektir. Zira ilk yarat\u0131l\u0131\u015f bak\u0131m\u0131ndan hepsi birdir. Enteresan durumlar\u0131n ortaya \u00e7\u0131kma yeri olan bu b\u00fcnye ve terkipte hepsi ortakt\u0131r. Bununla beraber bir de denilmi\u015ftir ki yemin, \u00c2dem ile onun o\u011fullar\u0131ndan iyi olanlara yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc iyi olmayanlar, sanki \u00c2dem o\u011fullar\u0131ndan de\u011fil, hayvan h\u00fckm\u00fcndedirler. Onlar hakk\u0131nda &#8220;Onlar ancak hayvanlar gibidir. Hatta daha da sap\u0131kt\u0131r.&#8221;(Furkan, 25\/44) ve &#8220;Onlar sa\u011f\u0131rd\u0131rlar, dilsizdirler, k\u00f6rd\u00fcrler, hakka d\u00f6nmezler.&#8221;(Bakara, 2\/18) buyrulmu\u015ftur.<\/p>\n<p>2. V\u00e2lid, \u0130brahim (a.s) ve m\u00e2 veled, \u0130smail ve Muhammed (s.a.v.), yahut V\u00e2lid, \u0130brahim ve \u0130smail (a.s.); m\u00e2 veled, Muhammed (s.a.v.)&#8217;dir. \u00d6nce Mekke&#8217;ye yemin edilmi\u015f olmas\u0131 ve &#8220;ente h\u0131ll\u00fcn&#8221; buyrulmas\u0131 bunu and\u0131r\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc o, \u0130brahim (a.s.)&#8217;in bina etti\u011fi, o\u011flu \u0130smail (a.s)&#8217;in geli\u015fip b\u00fcy\u00fcd\u00fc\u011f\u00fc ve soyundan Muhammed (s.a.v.)&#8217;in do\u011fdu\u011fu yerdir. Bununla Bakara S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7en &#8220;\u015eunu da hat\u0131rlay\u0131n ki bir zaman Rabbi \u0130brahim&#8217;i birtak\u0131m kelimelerle imtihan edip de o, bunlar\u0131 tamamen yerine getirince: &#8220;Ben seni b\u00fct\u00fcn insanlara \u00f6nder yapaca\u011f\u0131m.&#8221; buyurdu. \u0130brahim de: Z\u00fcrriyetimden de bir k\u0131sm\u0131n\u0131 \u00f6nder yap.&#8221; dedi. Allah da, &#8220;zalimler benim ahdime nail olamazlar&#8221; buyurdu. Hani biz K\u00e2be&#8217;yi vaktiyle insanlara bir sevap mahalli ve her t\u00fcrl\u00fc d\u00fc\u015fman taarruzundan emin bir s\u0131\u011f\u0131nak yapm\u0131\u015ft\u0131k. Siz de Makam-\u0131 \u0130brahim&#8217;den namaz k\u0131lacak bir yer edinin. \u0130brahim ve \u0130smail&#8217;e \u015f\u00f6yle ahit verdik: Beytimi hem tavaf edenler, hem ibadete kapananlar, hem de r\u00fcku ve secde edenler i\u00e7in tertemiz bulundurun. O vakit \u0130brahim: &#8220;Ey Rabb&#8217;im! Buras\u0131n\u0131 emin bir belde k\u0131l ve halk\u0131n\u0131 b\u00fct\u00fcn meyvelerle r\u0131z\u0131kland\u0131r. Bunu hepsine de\u011fil de i\u00e7lerinde Allah&#8217;a ve ahiret g\u00fcn\u00fcne iman etmi\u015f olanlara&#8230;&#8221; dedi. Allah da: &#8220;K\u00e2fir olan\u0131 dahi k\u0131sa bir m\u00fcddet i\u00e7in faydaland\u0131raca\u011f\u0131m. Sonra da onu asla kurtulamayaca\u011f\u0131 cehennem azab\u0131na u\u011frat\u0131r\u0131m. Varaca\u011f\u0131 yer ne k\u00f6t\u00fc bir yerdir.&#8221; buyurdu. Hani bir vakit \u0130brahim \u0130smail ile beraber Beyt&#8217;in temellerini y\u00fckseltiyor ve ikisi birden \u015f\u00f6yle dua ediyorlard\u0131: Ey Rabbimiz ! Bu i\u015fimizi sen kabul buyur. Ku\u015fkusuz daima i\u015fiten ve daima bilen sensin, ancak sen. Ey bizim Rabbimiz! Hem bizi yaln\u0131z senin i\u00e7in boyun e\u011fen m\u00fcsl\u00fcman k\u0131l ve soyumuzdan yaln\u0131z sana boyun e\u011fen m\u00fcsl\u00fcman bir \u00fcmmet yeti\u015ftir. Bizlere ibadetimizin yollar\u0131n\u0131 g\u00f6ster. Tevbe ettik\u00e7e \u00fczerimize rahmetinle bak. Zira tevbeleri en \u00e7ok kabul eden ve m\u00fcminleri hakk\u0131yla esirgeyen sensin, sen. Ey Rabbimiz! Hem de onlara i\u00e7lerinden bir peygamber g\u00f6nder&#8230;&#8221;(Bakara, 2\/124-129) \u00e2yetlerinin m\u00e2n\u00e2s\u0131 \u00f6zetlenmi\u015f olur.<\/p>\n<p>&#8220;Ve men velede&#8221; (do\u011fmas\u0131na vesile oldu\u011fu kimseler) denilmeyip de &#8220;ve m\u00e2 velede= &#8220;do\u011fmas\u0131na vesile oldu\u011fu \u015feyler&#8221; denilmesi, &#8220;G\u00f6\u011fe ve onu bina eden \u015feye yemin olsun.&#8221;(\u015eems, 91\/5) ve &#8220;Allah onun do\u011furdu\u011fu \u015feyi daha iyi bilir.&#8221;(\u00c2l-i \u0130mran, 3\/36) \u00e2yetlerindeki n\u00fckteler gibi bir hayret m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 da ima etmesidir ki: \u015ean\u0131 enteresan bir o\u011ful demek olur.<\/p>\n<p>3. \u0130bn\u00fc Cerir ve \u0130bn\u00fc Ebi Hatim, Ebu \u0130mran&#8217;dan \u015f\u00f6yle rivayet etmi\u015flerdir : V\u00e2lid, \u0130brahim (a.s); &#8220;M\u00e2 veled&#8221; de onun b\u00fct\u00fcn \u00e7ocuklar\u0131d\u0131r. Lakin &#8220;Z\u00fcrriyetimden de bir k\u0131sm\u0131n\u0131 \u00f6nder yap.&#8221; dedi. Allah: &#8220;Zalimler benim ahdime nail olamazlar.&#8221; buyurdu&#8221; (Bakara, 2\/124) \u00e2yeti zalimleri il\u00e2h\u00ee ahitten d\u0131\u015farda b\u0131rakt\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in bunu da m\u00fcminlerine tahsis etmek gerekir. Nitekim &#8220;\u0130brahim&#8217;e ve \u0130brahim&#8217;in \u00e2line salat etti\u011fin gibi&#8230;&#8221; duas\u0131 da b\u00f6yledir. Bir k\u0131s\u0131m tefsirciler bu tashihi a\u00e7\u0131k\u00e7a belirtmi\u015flerdir. Bu \u015fekilde bu izah ikinci izah \u015fekline yak\u0131n olmakla beraber ondan daha kapsaml\u0131 olur.<\/p>\n<p>4. M\u00e2verdi&#8217;den \u015f\u00f6yle rivayet edilmi\u015ftir: V\u00e2lid, Hz. Peygamber (s.a.v); &#8220;Ve m\u00e2 veled&#8221;, onun \u00fcmmeti olmak da ihtimal dahilindedir.<\/p>\n<p>5. \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;a nisbet olunarak denilmi\u015ftir ki: Maksat, her baba ve \u00e7ocu\u011fudur. Buna, gerek ak\u0131l sahibi olanlardan ve gerek ak\u0131l sahibi olmayanlardan her baba ve \u00e7ocu\u011fu dahil olabilece\u011fine g\u00f6re bu m\u00e2n\u00e2n\u0131n kapsam\u0131 birinciden \u00e7ok daha geni\u015ftir. &#8220;Ve M\u00e2 veled&#8221; tabirinden en a\u00e7\u0131k olan da budur. \u0130bn\u00fc Cerir: &#8220;do\u011fru olan da budur&#8221; demi\u015ftir. Raz\u00ee de der ki: Bu uygundur. \u00c7\u00fcnk\u00fc b\u00fct\u00fcn yarat\u0131lm\u0131\u015flara h\u00fcrmet ve sayg\u0131 bu s\u00f6z\u00fcn i\u00e7inde vard\u0131r. Belli ki b\u00fct\u00fcn yarat\u0131lm\u0131\u015flardan maksad\u0131, do\u011fum olay\u0131n\u0131n cereyan etti\u011fi b\u00fct\u00fcn canl\u0131 mahluklar demektir.<\/p>\n<p>6. \u0130krime yoluyla yine \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan bir de \u015fu rivayet edilmi\u015ftir: Valid, her bir do\u011furan; &#8220;ve m\u00e2 veled&#8221; de do\u011furmayan demektir. Bu iki \u015fekilde anla\u015f\u0131labilir. Birisi; \u00c2dem ve melek kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 olmak \u00fczere kendisi do\u011fmu\u015f; \u015fahs\u0131 veya nev&#8217;i veya cinsi itibariyle do\u011furmak da \u015fan\u0131ndan oldu\u011fu halde do\u011furmam\u0131\u015f demek olur ki, bu m\u00e2n\u00e2 &#8220;m\u00e2&#8221;n\u0131n mevsul olmas\u0131yla birlikte &#8220;v\u00e2lid&#8221;e kar\u015f\u0131l\u0131k olarak zikredilmesinden \u00e7\u0131kar\u0131labilir. Yani &#8220;ve mevludin gayr-i valid&#8221; (do\u011fmu\u015f, fakat do\u011furmam\u0131\u015f) me\u00e2linde olur. \u00c7\u00fcnk\u00fc her do\u011furan &#8220;v\u00e2lid&#8221; lafz\u0131n\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131na dahildir. Bu durumda be\u015finci izahtan pek fark\u0131 olmaz.<\/p>\n<p>Di\u011fer birisi de &#8220;m\u00e2&#8221;n\u0131n olumsuzluk m\u00e2&#8217;s\u0131 olmas\u0131d\u0131r ki nakledenler b\u00f6yle kabul etmi\u015flerdir. Bu surette &#8220;her do\u011furan ve do\u011furmayan&#8221; olumluluk -olumsuzluk kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131 ile b\u00fct\u00fcn e\u015fyay\u0131 kapsar. \u00d6nceki s\u00fbredeki &#8220;\u00e7ift ve tek&#8221;in bir m\u00e2n\u00e2s\u0131ndaki kapsama benzer. Lakin bunda ikisinin birbirine ba\u011flanmas\u0131n\u0131n sahih olmas\u0131 i\u00e7in &#8220;do\u011furan ve do\u011furmayan&#8221; takdirinde hazfedilmi\u015f, asl\u0131nda oldu\u011fu halde zikredilmemi\u015f bir mevsul g\u00f6zetmek gerekir. B\u00f6yle mevsul\u00fcn hazfini ise Nahivde Basral\u0131 \u00e2limler caiz g\u00f6rmemi\u015f olduklar\u0131ndan bu y\u00f6n zay\u0131f say\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Atfa nazaran (ba\u011fla\u00e7 kural\u0131na g\u00f6re) en a\u00e7\u0131\u011f\u0131, bu beldeye uygunlu\u011fu bilinen baba ve o\u011ful olmakt\u0131r. Bunda da me\u015fhur olan \u0130brahim ve \u0130smail (a.s.)&#8217;dir. Bu nedenle ikinci y\u00f6n ve izah tarz\u0131 daha a\u00e7\u0131kt\u0131r. Mutlak olarak a\u00e7\u0131k olan da, insan yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 ile ilgili olan ve &#8220;Baba nedir? O\u011ful nedir? takdir edilebilen her baba ile \u00e7ocuklar\u0131 olmakt\u0131r. Bu ise be\u015finci maddede a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r. Buna \u00f6nceki yorumlar \u00f6ncelikle dahil olur.<\/p>\n<p>4. Bu yeminlerle vurgulan\u0131p desteklenerek bildirilen cevap \u015fudur: Ger\u00e7ekten biz insan\u0131 bir s\u0131k\u0131nt\u0131 ve me\u015fakkat i\u00e7inde yaratt\u0131k. (\u0130nsan S\u00fbresi&#8217;nin ba\u015f taraf\u0131na bkz.)<\/p>\n<p>\u0130nsan hayata bir anda kolayl\u0131kla gelivermi\u015f olmad\u0131\u011f\u0131 gibi kolayl\u0131kla ge\u00e7ip gidiverecek de de\u011fildir. O, ci\u011ferlere i\u015fleyecek \u015fiddetli bir s\u0131k\u0131nt\u0131 ile ku\u015fat\u0131lm\u0131\u015f olarak ve il\u00e2h\u00ee yard\u0131m ile halden hale o s\u0131k\u0131nt\u0131lar i\u00e7inden ge\u00e7irtilerek yarat\u0131lm\u0131\u015f, hayata \u00e7\u0131kar\u0131lm\u0131\u015f, o suretle insan olmu\u015ftur. Demek ki s\u0131k\u0131nt\u0131 ve me\u015fakkat i\u00e7inden insanl\u0131k gayesine ermek, insan yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131n ayr\u0131lmayan bir vasf\u0131 ve yarat\u0131c\u0131n\u0131n bir kanunudur. \u0130nsan asl\u0131nda aciz ve g\u00fc\u00e7s\u00fcz iken y\u00fcce yarat\u0131c\u0131n\u0131n te\u015fekk\u00fcre lay\u0131k b\u00fcy\u00fck bir yard\u0131m ve himayesine mazhar olmu\u015ftur. O halde insan, m\u00fckemmel bir insan olmak i\u00e7in bunu bilerek s\u0131k\u0131nt\u0131 ve me\u015fakkate g\u00f6\u011f\u00fcs germeli ve o s\u0131k\u0131nt\u0131 i\u00e7inde onu koruyup hayata \u00e7\u0131karan, kuvvet veren yarat\u0131c\u0131ya \u015f\u00fckr\u00fcn\u00fc eda etmek \u00fczere vazifeye at\u0131lmal\u0131 ve \u00f6yle ac\u0131kl\u0131, merhamete lay\u0131k kullara merhamet ederek kurtulma ve ho\u015fnut olma yoluna girmelidir. \u00c7o\u011funlu\u011fun g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne g\u00f6re bu \u00e2yetin m\u00e2n\u00e2s\u0131 budur.<\/p>\n<p>K\u00e2f\u0131n ve b\u00e2n\u0131n fethas\u0131yla kebed, b\u00e2n\u0131n kesresi veya s\u00fckunuyla ci\u011fer m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelen kebid maddesindendir. Tefsircilerin bununla ilgili de birka\u00e7 yorumu vard\u0131r:<\/p>\n<p>1. Zemah\u015feri der ki: Kebed asl\u0131nda, bir kimsenin ci\u011feri a\u011f\u0131rd\u0131\u011f\u0131 ve \u015fi\u015fti\u011fi zaman s\u00f6ylenen s\u00f6z\u00fcndendir. B\u00f6yle ci\u011feri \u015fi\u015fip a\u011fr\u0131yan adama yani &#8220;ekbed&#8221; denilir. Daha sonra kelimenin anlam\u0131 geni\u015fletilerek her yorgunluk ve s\u0131k\u0131nt\u0131da kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. S\u0131k\u0131nt\u0131lara kar\u015f\u0131 koymak m\u00e2n\u00e2s\u0131na kullan\u0131lan &#8220;m\u00fckabede&#8221; bundan al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Nitekim &#8220;yok etti&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na ta ile denilir. Asl\u0131 &#8216;dur ki &#8220;ci\u011ferine saplad\u0131&#8221; demektir.<\/p>\n<p>Di\u011fer baz\u0131lar\u0131 da demi\u015flerdir ki: Kebed asl\u0131nda \u015fiddet m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. s\u00f6z\u00fc bundand\u0131r ki, &#8220;s\u00fct, yo\u011furt koyula\u015ft\u0131, kat\u0131la\u015ft\u0131&#8221; demektir. Bu iki g\u00f6r\u00fc\u015f aras\u0131ndaki fark \u015fudur: Birincisinde &#8220;kebed&#8221; ismi \u00f6nce ci\u011fere verilmi\u015f, sonra bundan \u015fiddet ve s\u0131k\u0131nt\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131 t\u00fcretilmi\u015f; ikincisinde ise laf\u0131z \u00f6nce \u015fiddet ve koyuluk i\u00e7in kullan\u0131lm\u0131\u015f, sonra ondan uzvun ismi t\u00fcretilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>2. Kebed; d\u00fczg\u00fcnl\u00fck ve do\u011fruluk m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r denilmi\u015ftir ki ci\u011ferin d\u00fczg\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcnden, yahut &#8220;kebed-i sema&#8221; tabirinden d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcp al\u0131nm\u0131\u015f demektir. Bunda insan\u0131n di\u011fer canl\u0131lar gibi s\u00fcr\u00fcnmeyip belinin do\u011frulu\u011fu, gidi\u015findeki do\u011fruluk ve manen y\u00fckselme kabiliyeti ile &#8220;yaratt\u0131 ve d\u00fczg\u00fcnle\u015ftirdi.&#8221; (\u00c2&#8217;l\u00e2, 87\/2) m\u00e2n\u00e2s\u0131 g\u00f6zetilmi\u015f oluyorsa da feth ile &#8220;kebed&#8221;den bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 \u00e7\u0131karmak \u00e7ok uzakt\u0131r.<\/p>\n<p>3. Kebed, yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n \u015fiddet ve kuvvetidir denilmi\u015ftir. Yarat\u0131c\u0131n\u0131n kudretiyle kuvvetlendirilip bedenine kuvvet verilmek suretiyle demek olur ki, \u00f6nceki m\u00e2n\u00e2 bunu da ifade edebilir. Bu kuvvetlenme m\u00e2n\u00e2s\u0131 &#8220;Ke\u015ffu&#8217;l-Esrar&#8221;da fizyolojik bak\u0131mdan meninin p\u0131ht\u0131la\u015fmas\u0131 ve donmas\u0131 tarz\u0131yla biraz ayd\u0131nlat\u0131lmak istenilerek denilmi\u015ftir ki: Bu bize baz\u0131 zamanlar meni p\u0131ht\u0131la\u015f\u0131p dondu\u011funda meydana gelen durumu anlatabilir. Bunun bir benzeri de \u015fudur: Mesela, g\u00f6\u011fs\u00fcn i\u00e7 zar\u0131 gibi g\u0131\u015f\u00e2-i maslide bir iltihap meydana geldi\u011fi zaman \u00f6nce onda \u00e7ok ve saf bir ak\u0131c\u0131, tabii s\u0131v\u0131 g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Sonra az miktarda bir posa olur ve a\u011fdalan\u0131r, hatta s\u0131ca\u011fa tutuldu\u011fu zaman yumurta ak\u0131 gibi olur. Sonra da onda mayal\u0131 hamur bo\u015fluklar\u0131 gibi bo\u015fluklar ve k\u00fc\u00e7\u00fck k\u00fc\u00e7\u00fck kabarc\u0131klar \u00e7\u0131kar ki d\u00fczenlerine g\u00f6re s\u0131ra s\u0131ra olabilirler. Sonra bunlardan birbirlerine a\u011f\u0131zlar a\u00e7\u0131l\u0131r ve hareketli bir s\u0131v\u0131 ile dolan bir tak\u0131m damara benzer kanallara d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcrler. Sonra bu damarlar ile iltihafl\u0131 yere biti\u015fik ince damarlar aras\u0131nda a\u011f\u0131zla\u015fmalar olur. Bu \u015fekilde yeni olu\u015fan bu zara da genel bir hayat yay\u0131l\u0131r. Bu g\u00f6zlemden ger\u00e7i her canl\u0131 maddedeki ak\u0131c\u0131 \u015feylerin donmu\u015f \u015feylere d\u00f6n\u00fc\u015fmesinin zorunlu oldu\u011fu h\u00fckm\u00fcn\u00fc bilemezsek de bunun faydal\u0131 oldu\u011funda da \u015f\u00fcphe yoktur.<\/p>\n<p>Zira biz bununla i\u00e7teki vazifelerden bir vazifenin fark\u0131na var\u0131yor ve \u00e7o\u011fu durumlarda bize gizli kalan s\u0131rlardan bir s\u0131rr\u0131 anlam\u0131\u015f oluyoruz.<\/p>\n<p>Raz\u00ee \u015f\u00f6yle der: Bu \u00fc\u00e7 izah \u015fekli bilindikten sonra deriz ki: Birinci veche g\u00f6re maksad\u0131n yaln\u0131z d\u00fcnya zorluklar\u0131 olmas\u0131 da, yaln\u0131z sorumlulu\u011fun getirdi\u011fi zorluklar\u0131n olmas\u0131 da, yaln\u0131z ahiret zorluklar\u0131 olmas\u0131 da ihtimal dahilinde oldu\u011fu gibi, hepsinin olmas\u0131 ihtimali de vard\u0131r.<\/p>\n<p>B\u0130R\u0130NC\u0130S\u0130: &#8220;Andolsun biz insan\u0131 s\u0131k\u0131nt\u0131lar i\u00e7inde yaratt\u0131k.&#8221; Yani onu bir tak\u0131m merhalelerden ge\u00e7irerek yaratt\u0131k ki, hepsi s\u0131k\u0131nt\u0131 ve me\u015fakkattir. Baban\u0131n belinden ge\u00e7erken ve anas\u0131n\u0131n karn\u0131nda, sonra emzik zaman\u0131nda, sonra ergenlik \u00e7a\u011f\u0131nda ge\u00e7imli\u011fini elde etmede, sonra da \u00f6l\u00fcmde.<\/p>\n<p>\u0130K\u0130NC\u0130S\u0130: Dinde s\u0131k\u0131nt\u0131 ve zahmet. Hasan demi\u015ftir ki: Bolluk ve refah halinde \u015f\u00fck\u00fcr ile u\u011fra\u015f\u0131r, s\u0131k\u0131nt\u0131 halinde sab\u0131r ile u\u011fra\u015f\u0131r ve ibadetleri eda ederken zorlukla u\u011fra\u015f\u0131r.<\/p>\n<p>\u00dc\u00c7\u00dcNC\u00dcS\u00dc: Ahiret s\u0131k\u0131nt\u0131lar\u0131, \u00f6l\u00fcm, melek sorusu, kabir karanl\u0131\u011f\u0131, sonra yeniden dirilme ve Allah&#8217;\u0131n kar\u015f\u0131s\u0131na \u00e7\u0131kar\u0131l\u0131\u015f. Bu, cennetteki veya cehennemdeki yerini buluncaya kadar devam eder.<\/p>\n<p>D\u00d6RD\u00dcNC\u00dcS\u00dc: Lafz\u0131n b\u00fct\u00fcn bu m\u00e2n\u00e2lar\u0131 ta\u015f\u0131m\u0131\u015f olmas\u0131d\u0131r ki ger\u00e7ek de budur. Razi bunlara \u015funu da ilave ederek der ki: Bence bunda bir izah y\u00f6n\u00fc daha vard\u0131r. \u015e\u00f6yle ki: Bu d\u00fcnyada lezzet yoktur. O lezzet zannedilen \u015feyler s\u0131k\u0131nt\u0131 ve elemden kurtulu\u015ftur. Mesela, yemek yemekle al\u0131nd\u0131\u011f\u0131 hayal edilen lezzet, a\u00e7l\u0131k eleminden bir kurtulu\u015ftur. Giyimde hayal edilen lezzet, s\u0131cak ve so\u011fuk gibi elemlerden kurtulu\u015ftur. Demek ki d\u00fcnyada insan\u0131n hali ya elem, veya bir elemden kurtularak di\u011ferine ge\u00e7mektir. &#8216;in m\u00e2n\u00e2s\u0131 bu demektir. Bundan a\u00e7\u0131k\u00e7a anla\u015f\u0131l\u0131r ki insan i\u00e7in \u00f6ld\u00fckten sonra dirilme ve k\u0131yamet ka\u00e7\u0131n\u0131lmazd\u0131r. Zira insan\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131 y\u00f6neten o hikmet sahibi yarat\u0131c\u0131n\u0131n bundan maksad\u0131 onun elem \u00e7ekmesi ise, bu, rahmete uygun de\u011fildir. Yok e\u011fer maksad\u0131 ne elem \u00e7ekmesi ne de lezzet almas\u0131 ise, onu yoklukta b\u0131rak\u0131p yaratmamas\u0131 bu maksad\u0131n ger\u00e7ekle\u015fmesine yeterli gelirdi. Oysa Allah insan\u0131 bu d\u00fcnyada bir s\u0131k\u0131nt\u0131, me\u015fakkat ve dert i\u00e7inde yaratm\u0131\u015ft\u0131r. O halde bu d\u00fcnya yurdundan ba\u015fka bir ahiret yurdu olmal\u0131 ki oras\u0131 mutluluk, lezzet ve ikram yurdu olsun. &#8220;Kebed&#8221; in d\u00fczg\u00fcn yapma m\u00e2n\u00e2s\u0131na geldi\u011fine dair ikinci vecih \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan nakledilmi\u015f olup, \u0130bn\u00fc Abbas: &#8220;Fi kebed, di\u011fer canl\u0131lar ba\u015f a\u015fa\u011f\u0131 y\u00fcr\u00fcrken insan yukar\u0131 do\u011fru d\u00fczg\u00fcn ve dik olmak \u00fczere yarat\u0131ld\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r.&#8221; demi\u015ftir ki bu, yarat\u0131l\u0131\u015f nimetini bir t\u00fcr hat\u0131rlatma demek olur.<\/p>\n<p>Bu kelimenin, yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n \u015fiddet ve kuvveti m\u00e2n\u00e2s\u0131na geldi\u011fine dair \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc izah \u015fekliyle ilgili olarak Kelbi \u015f\u00f6yle demi\u015ftir: Bu \u00e2yet Beni Cumah&#8217;tan Ebu&#8217;l-e\u015fedd k\u00fcnyesini ta\u015f\u0131yan bir adam hakk\u0131nda indi. \u00d6yle kuvvetli idi ki ayaklar\u0131n\u0131n alt\u0131na Ukaz derisini koyar onu ayaklar\u0131n\u0131n alt\u0131ndan \u00e7ekerlerdi. Deri par\u00e7alan\u0131r da ayaklar\u0131 k\u0131m\u0131ldamazd\u0131.<\/p>\n<p>\u015eunu bilmek gerekir ki, \u00e2yete uygun olan iki izah \u015feklidir. \u00c2yetin ini\u015f sebebi \u00f6zel olabilirse de insandan maksat baz\u0131lar\u0131n\u0131n sand\u0131\u011f\u0131 gibi belli bir insan de\u011fil, geneldir, herkes dahil olur.<\/p>\n<p>B\u00f6yle daha bir\u00e7ok tefsirci gibi Al\u00fbs\u00ee de demi\u015ftir ki: Kebed hakk\u0131nda ilk s\u00f6ylenilen s\u0131k\u0131nt\u0131 ve me\u015fakkat m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan ba\u015fka di\u011fer b\u00fct\u00fcn s\u00f6ylenenler zay\u0131ft\u0131r, g\u00fcvenilmez. Fakat o birinci m\u00e2n\u00e2y\u0131 Hakim sahih olarak ve daha bir topluluk \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan rivayet ettikleri gibi daha ba\u015fka ilk devir \u00e2limlerinden de rivayet edilmi\u015ftir. &#8220;\u0130nsan&#8221; s\u00f6z\u00fcden a\u00e7\u0131k\u00e7a anla\u015f\u0131lan da mutlak olarak insan cinsidir. Bu \u015fekilde \u00f6nce bir b\u00fcy\u00fck \u00f6nerme makam\u0131nda, s\u0131k\u0131nt\u0131 ve me\u015fakkate dayanman\u0131n insanl\u0131\u011f\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131nda bulunan bir \u00f6zellik oldu\u011fu a\u00e7\u0131klanarak Resulullah (s.a.v.)&#8217;a bir teselli verilip te\u015fvik yap\u0131ld\u0131ktan ve daha \u00f6nceden vaadi ile gelecekte muvaffak olaca\u011f\u0131 m\u00fcjdelendikten sonra, kuvvetine g\u00fcvenip de Resulullah (s.a.v.)&#8217;a kar\u015f\u0131 sayg\u0131s\u0131zl\u0131k edenleri ay\u0131plama ve o b\u00fcy\u00fck \u00f6nermenin daha baz\u0131 neticelerini dallara ay\u0131rma ak\u0131\u015f\u0131 i\u00e7erisinde buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>5. O insan, kendisine kar\u015f\u0131 kimse g\u00fc\u00e7 yetiremez mi san\u0131yor?.<\/p>\n<p>Belli ki burada &#8220;O san\u0131yor mu?&#8221; derken fiilin alt\u0131nda gizli olan zamir ad\u0131 ge\u00e7en insan cinsinin yerini tutmakla beraber, her insan demek de\u011fil, zihnen bilinme mahiyetinde olarak bu vas\u0131f ile nitelenen ma\u011frur ve kibirli baz\u0131 insanlard\u0131r. Bunun ini\u015f sebebi, daha \u00f6nce ad\u0131 ge\u00e7en kuvvetine ma\u011frur Ebu&#8217;l-E\u015fedd \u00dcseyd b. Keledete&#8217;l-C\u00fcmahi denilmi\u015f, Amr b.<\/p>\n<p>Abdivedd denilmi\u015f, Velid b. Mu\u011fire denilmi\u015f, Ebu Cehil b. Hi\u015fam denilmi\u015f, Haris b. Amir b. Nevfil b. Abdimenaf denilmi\u015f. Anla\u015f\u0131l\u0131yor ki bunlar\u0131n hepsi ini\u015f sebebi olmu\u015ftur. Soru k\u0131nama i\u00e7indir. Hayret ifade etmek i\u00e7in oldu\u011fu da s\u00f6ylenmi\u015ftir.<\/p>\n<p>6. Ben y\u0131\u011f\u0131n y\u0131\u011f\u0131n mal yok etmi\u015fim, diyor. Bunu inananlara kar\u015f\u0131 caka satmak \u00fczere gurur ve iftihar ile s\u00f6yl\u00fcyor ve g\u00f6steri\u015f i\u00e7in harcad\u0131\u011f\u0131 mallar\u0131 kast ediyor. Sarf etme ve harcama yerine, yok etme ve telef etme tabirinin kullan\u0131lmas\u0131, ger\u00e7ek faydalar i\u00e7in sarf edilmeyip bo\u015funa t\u00fcketilerek kaybedilmi\u015f oldu\u011funu anlatmak i\u00e7indir. \u00c7\u00fcnk\u00fc zevk ve e\u011flence d\u00fc\u015fk\u00fcn\u00fc olup paras\u0131n\u0131 pulunu israf eden insanlar bir fakirin karn\u0131n\u0131 doyurmaktan ho\u015flanmaz da zevk, e\u011flence ve g\u00f6steri\u015f i\u00e7in mal telef etmekle iftihar eder, bunu b\u00fcy\u00fckl\u00fck zanneder. Bu m\u00e2n\u00e2 \u00f6nceki s\u00fbredeki mirasyedilikle de uygun d\u00fc\u015fmektedir. Resulullah (s.a.v.)&#8217;a d\u00fc\u015fmanl\u0131\u011f\u0131n\u0131n \u015fiddetini g\u00f6stermek i\u00e7in ona d\u00fc\u015fmanl\u0131k yolunda sarfetti\u011fi mallar\u0131 kastetti\u011fi de s\u00f6ylenmi\u015ftir. \u0130ni\u015f sebebinin Haris b. Nevfel oldu\u011funu g\u00f6steren rivayette s\u0131rf Resulullah (s.a.v.)&#8217;a eziyet vermek i\u00e7in s\u00f6ylendi\u011fi zikredilmi\u015ftir: Mukatil&#8217;den rivayet edildi\u011fine g\u00f6re, Haris b. Nevfel bir g\u00fcnah i\u015fledi\u011fi zaman Resulullah (s.a.v.)&#8217;tan fetva isterdi. Hz. Peygamber (s.a.v.) de ona, keffaret vermesini emrederdi. Haris: &#8220;Muhammed&#8217;e itaat etti\u011fimden beri keffaret ve ona uyma yolunda \u00e7ok mal telef ettim&#8221; demi\u015f. Bu ise din yolunda sarfedilen mallar\u0131n bo\u015funa bir harcamadan ibaret oldu\u011funu iddia ile hay\u0131flanarak dine itiraz etmek ve peygambere itaat etmemek i\u00e7in s\u00f6ylenmi\u015f demektir. Baz\u0131lar\u0131 da demi\u015flerdir ki: Maksat \u00f6nceki m\u00e2n\u00e2d\u0131r. Ancak s\u00f6z\u00fc, \u015fimdiki zaman de\u011fil, gelecek zaman i\u00e7indir. Yani bunu k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc s\u00f6yleyecektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc o yapt\u0131\u011f\u0131 harcamalar\u0131n kendisine fayda vermedi\u011fini o g\u00fcn cezas\u0131n\u0131 \u00e7ekerken anlayacakt\u0131r.<\/p>\n<p>L\u00dcBED, &#8220;sured= \u00f6r\u00fclm\u00fc\u015f z\u0131rhlar&#8221; kal\u0131b\u0131nda \u00e7ok mal m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r ki, sanki bir biri \u00fcst\u00fcne y\u0131\u011f\u0131la y\u0131\u011f\u0131la ke\u00e7e gibi birbirine girmi\u015ftir.<\/p>\n<p>7. Onu hi\u00e7bir g\u00f6ren olmad\u0131 m\u0131 zannediyor?. Bu soruda da iki izah y\u00f6n\u00fc vard\u0131r:<\/p>\n<p>B\u0130R\u0130NC\u0130S\u0130, korkutmad\u0131r. O yok ettim, harcad\u0131m diye ma\u011frurland\u0131\u011f\u0131 mal\u0131 sarf ederken o insan\u0131 kimse g\u00f6rmedi mi zannediyor da \u00f6yle iftihar etmek istiyor? Ku\u015fku yok ki harcay\u0131p yok ettiyse onu tek olan y\u00fcce Allah g\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fcr. O mallar\u0131 \u00f6yle g\u00f6steri\u015f i\u00e7in veya peygambere d\u00fc\u015fmanl\u0131k i\u00e7in harcay\u0131p yok etmi\u015f oldu\u011fundan dolay\u0131 cezas\u0131n\u0131 verecek, onun hakk\u0131ndan gelecektir. O vakit o, bu mallar\u0131 \u00f6yle yok etti\u011fine pi\u015fman olacakt\u0131r, demek olur.<\/p>\n<p>\u0130K\u0130NC\u0130S\u0130 de Kelbi&#8217;den rivayet edildi\u011fi \u00fczere harcama iddias\u0131n\u0131 yalanlamakt\u0131r. Yani b\u00f6yle diyen o kimse yalan s\u00f6yl\u00fcyor, bir \u015fey sarfetmedi\u011fi halde bir\u00e7ok mal yok ettim diye yalan ile \u00f6\u011f\u00fcn\u00fcyor. Allah onun ne yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131, sarf edip etmedi\u011fini g\u00f6rmedi mi zannediyor da \u00f6yle yalan\u0131 ile \u00f6\u011f\u00fcn\u00fcyor? Hay\u0131r, hi\u00e7 kimse g\u00f6rmediyse Allah onu g\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fcr. S\u00f6yledi\u011finin aksini yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 bilir ve cezas\u0131n\u0131 verebilir demek olur. \u00d6nceki izah \u015fekli bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 da i\u00e7ine alabilece\u011fi i\u00e7in daha m\u00e2n\u00e2l\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>\u015eimdi y\u00fcce Allah genellikle s\u0131k\u0131nt\u0131 i\u00e7inde yaratt\u0131\u011f\u0131 insana ve bu arada bilhassa kuvvet ve mal\u0131 ile iftihar eden o ma\u011frur insana olan kapsaml\u0131 yard\u0131m ve lutuflar\u0131ndan baz\u0131lar\u0131n\u0131 hat\u0131rlatmak ve yarat\u0131l\u0131\u015f gayesini g\u00f6stermek suretiyle ona verdi\u011fi nimetleri sayarak onun hallerini bildi\u011fini ve hesaba \u00e7ekip yapt\u0131klar\u0131n\u0131n kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 verebilece\u011fini anlatmak ve mutmain nefislerin u\u011furlu se\u00e7kin \u00f6zellikleriyle k\u00e2fir nefislerin u\u011fursuz \u00f6zellik ve akibetlerini bildirmek ve b\u00f6ylece &#8220;kebed&#8221;in m\u00e2n\u00e2s\u0131na a\u00e7\u0131klamak ak\u0131\u015f\u0131 i\u00e7erisinde buyuruyor ki:<\/p>\n<p>8. Ya yapmad\u0131k m\u0131, yarat\u0131p vermedik mi ona, o me\u015fakkat i\u00e7inde yaratt\u0131\u011f\u0131m\u0131z b\u00fct\u00fcn insanlar aras\u0131nda bilhassa o s\u00f6z\u00fc s\u00f6yleyen ma\u011frur insana? \u0130ki g\u00f6z. Baks\u0131n, g\u00f6r\u00fclecekleri g\u00f6rs\u00fcn diye. O halde o yapt\u0131klar\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcyor da, onu ve o g\u00f6zleri yaratan ve g\u00f6zetip duran Allah g\u00f6rmez mi? Bu iki g\u00f6zden maksat g\u00f6r\u00fcnen iki g\u00f6z olabilece\u011fi gibi, biri g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz g\u00f6z, biri de kalp g\u00f6z\u00fc olma ihtimali vard\u0131r.<\/p>\n<p>9. Ve bir dil ki, bir\u00e7ok faydalara alet oldu\u011fu gibi di\u011fer canl\u0131lar\u0131n dillerinden se\u00e7kin olarak bilhassa maksad\u0131n\u0131 anlatabilmek i\u00e7in de alet oluyor. Hatta g\u00f6steri\u015f ve riya i\u00e7in s\u00f6yledi\u011fi o s\u00f6z\u00fc ve yalan\u0131 bile Allah&#8217;\u0131n verdi\u011fi o dil ile s\u00f6yl\u00fcyor. Ve iki dudak ki, birbirine uygun olarak a\u011fz\u0131n\u0131 l\u00fczumuna g\u00f6re a\u00e7ar, kapar, s\u00f6ylemesinde, yemesinde, i\u00e7mesinde ve di\u011fer bir\u00e7ok \u00f6zel s\u00f6zlerinde onlardan yard\u0131m g\u00f6r\u00fcr. O halde onlar\u0131 hay\u0131rl\u0131 \u015feylere a\u00e7mak, zararl\u0131 \u015feylere, yak\u0131\u015f\u0131k almayan s\u00f6zlere kapamak gerekmez mi? Onlar\u0131 yaratan ve her an g\u00f6zetip duran Allah onlar\u0131, onlarla yap\u0131lan ve onlara girip \u00e7\u0131kan \u015feyleri bilmez olur mu? Bu soru takrir\u00ee oldu\u011fu i\u00e7in m\u00e2n\u00e2n\u0131n \u00f6zeti, &#8220;evet yapt\u0131k&#8221; \u015feklinde olur. \u015eu da bu \u00f6zet m\u00e2n\u00e2 \u00fczerine ba\u011flanm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>10. Ve ona iki yolu g\u00f6sterdik.<\/p>\n<p>NECD: Nunun fethi ve cimin s\u00fckunuyla &#8220;necd&#8221;, tepe gibi, etraf ve civar\u0131ndan y\u00fcksek olan t\u00fcmsek yere denilir. Bu m\u00e2n\u00e2 iledir ki, Arabistan&#8217;da engin Tihame kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 olan ve Necd-i Hicaz, Necd-i Ar\u0131z diye ikiye ayr\u0131lan y\u00fcksek k\u0131sma Necd denildi\u011fi gibi Yemen \u00fclkesinin sonunda Mehre ve m\u0131nt\u0131kas\u0131ndan \u00f6zet bir yere de Necid denilmi\u015ftir. Y\u00fcksek ve a\u00e7\u0131k yola, y\u00fcksek mertebelere \u00e7\u0131kan, y\u00fcksek i\u015fler g\u00f6ren adama &#8220;Tall\u00e2u&#8217;s-senaya&#8221; denildi\u011fi gibi, i\u015flerde sabit, galip m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;tall\u00e2u encud, tall\u00e2u encide, tall\u00e2u&#8217;n-nicad&#8221; denilmesi de bu m\u00e2n\u00e2dand\u0131r. Ba\u015fkalar\u0131n\u0131n yapamad\u0131\u011f\u0131 zor i\u015fleri becerip i\u00e7inden \u00e7\u0131kan cesur, kahraman kimseye ve gam ve tasaya dahi necid denilir.<\/p>\n<p>Necid, rakibe \u00fcst\u00fcn gelmek ve pek terlemek m\u00e2n\u00e2lar\u0131na mastar da olur. Necdet ve necadet de bahad\u0131rl\u0131k, kahramanl\u0131kt\u0131r. Bir de necid, g\u00f6\u011f\u00fcste t\u00fcmsekli\u011fi veya s\u00fct yolu olmas\u0131 nedeniyle sediy, yani meme m\u00e2n\u00e2s\u0131nda \u00e7ok kullan\u0131lmaktad\u0131r. Araplar aras\u0131nda &#8220;\u0130nan, ana ve memelerine yemin olsun ki yapmad\u0131m&#8221; diye yemin etmek yayg\u0131nd\u0131r ki, bu bizim T\u00fcrk\u00e7e&#8217;de &#8220;anamdan emdi\u011fim s\u00fct harama olsun, bu b\u00f6yledir&#8221; diye edilen yemine benzer.<\/p>\n<p>Burada Necid kelimesi b\u00fct\u00fcn bu m\u00e2n\u00e2lara ima etmekle beraber yukar\u0131daki &#8220;kebed&#8221;, a\u015fa\u011f\u0131daki gelecek olan &#8220;akabe&#8221; ile uygun d\u00fc\u015fmek \u00fczere m\u00fccahit bir kahramana g\u00f6sterilen iki tepe gibi y\u00fcksek iki gaye, iki yol m\u00e2n\u00e2s\u0131 telkin etmektedir. Baz\u0131lar\u0131 ayneyn &#8220;iki g\u00f6z&#8221;; dil ve &#8220;\u015fefeteyn&#8221; iki dudak ipu\u00e7lar\u0131 ile yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnerek iki necdi, iki meme&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na anlamak istemi\u015flerdir. Bunu \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan, Dahh\u00e2k&#8217;tan ve hatta Hz. Ali&#8217;den rivayet edenler de olmu\u015ftur. Ger\u00e7ekte do\u011fum olaca\u011f\u0131na do\u011fru ana memesinin s\u00fctle haz\u0131rlanma\u011fa ba\u015flamas\u0131 ve yavrunun do\u011far do\u011fmaz do\u011fal bir ilham ile emmeyi bilmesi il\u00e2h\u00ee rahmet ve hidayeti g\u00f6steren engin delillerden il\u00e2h\u00ee bir nimet olmak itibariyle asl\u0131nda bir nimet olarak say\u0131lmaya lay\u0131k ve bunun dil ve dudaklarla yap\u0131lmas\u0131 da bu m\u00e2n\u00e2ya uygun oldu\u011funda \u015f\u00fcphe yok ise de bu nimet daha genel olup insan dilinin ve duda\u011f\u0131n\u0131n temay\u00fcz etti\u011fi nimetlerden olmad\u0131\u011f\u0131 gibi insan\u0131n da ilk haline ait g\u00fczel nimetlerdendir. Bu \u00e2yetten \u00f6nce ve sonra zikredilenler ise, bundan gelecekle ve insan\u0131n sorumlulu\u011fuyla ilgili daha geni\u015f ve daha y\u00fcksek bir m\u00e2n\u00e2 kastedildi\u011fini g\u00f6stermektedir. Onun i\u00e7in tefsirciler bu ihtimali &#8220;k\u0131yle=denildi ki&#8221; s\u00f6z\u00fcyle nakletmekle beraber burada &#8220;necdeyn&#8221;in, t\u00fcmsek tepe veya do\u011frudan do\u011fruya y\u00fcksek yol m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan mecaz olarak biri hay\u0131r biri \u015fer iki y\u00fcksek gayeye giden, biri u\u011furlu biri u\u011fursuz iki y\u00fcksek yol m\u00e2n\u00e2s\u0131na oldu\u011funu daha sahih ve daha kuvvetli rivayet ve ak\u0131l yoluyla destekliyerek beyan etmi\u015fler ve bunu \u0130nsan S\u00fbresi&#8217;ndeki &#8220;Biz ona yolu g\u00f6sterdik, ister \u015f\u00fckredici olsun, ister nank\u00f6r.&#8221;(\u0130nsan, 76\/3) \u00e2yetiyle ayn\u0131 me\u00e2lde oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir.<\/p>\n<p>Bu c\u00fcmleden olarak Buhar\u00ee, M\u00fccahid&#8217;in bunu hay\u0131r ve \u015fer diye tefsir etti\u011fini rivayet etmi\u015ftir. \u0130bn\u00fc Cerir ise \u015fu rivayetleri \u00e7\u0131karm\u0131\u015ft\u0131r:<\/p>\n<p>Rab; b. Haysem&#8217;den: Bunlar memeler de\u011fildir.<\/p>\n<p>Abdullah b. Mesud&#8217;dan: Hidayet ve sap\u0131kl\u0131k, hay\u0131r yol ve \u015fer yol.<\/p>\n<p>\u0130krime ve M\u00fccahid&#8217;den: Hay\u0131r ve \u015fer.<\/p>\n<p>Dahh\u00e2k&#8217;tan: Hay\u0131r yolu ve \u015fer yolu.<\/p>\n<p>Hasen&#8217;den m\u00fcrsel olarak: Resulullah (s.a.v) demi\u015ftir ki: &#8220;Onlar iki yoldur: Hay\u0131r ve \u015fer yolu. Demek ki \u015fer yolu size hay\u0131r yolundan daha sevgili k\u0131l\u0131nmam\u0131\u015ft\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>Katade&#8217;den: Bize anlat\u0131ld\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re Hz. Peygamber \u015f\u00f6yle buyurdu: Ey insanlar! Onlar iki yoldur. Hay\u0131r ve \u015fer yolu. Demek ki \u015fer yolu size hay\u0131r yolundan daha sevgili de\u011fildir. \u0130bn\u00fc Zeyd&#8217;den: \u0130bn\u00fc Zeyd bu \u00e2yeti tefsir ederken &#8220;hay\u0131r ve \u015fer yolu&#8221; dedi ve &#8220;Biz ona yolu g\u00f6sterdik.&#8221;(\u0130nsan, 76\/3) \u00e2yetini okudu.<\/p>\n<p>\u0130bn Mesud&#8217;dan Hakim sahih diyerek rivayet etmi\u015f; Taber\u00e2n\u00ee ve daha ba\u015fkalar\u0131 da rivayette bulunmu\u015ftur. Taber\u00e2n\u00ee Ebu \u00dcmame&#8217;den merfu olarak rivayet etmi\u015ftir. &#8220;D\u00fcrr\u00fc Mensur&#8221;da, Faryab\u00ee ve Abd b. Humeyd rivayetleriyle Hz. Ali (r.a.): &#8220;Baz\u0131 insanlar necdeyn iki meme m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r diyorlar, hay\u0131r bunlar hay\u0131r ve \u015ferdir.&#8221; demi\u015ftir diye yaz\u0131l\u0131d\u0131r. Al\u00fbs\u00ee bunun \u015eia tefsirlerinden &#8220;Mecmau&#8217;l-Beyan&#8221;da da yaz\u0131l\u0131 oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015ftir. Burada Hasen ve Katade&#8217;den nakledilen hadis-i \u015ferifin m\u00e2n\u00e2s\u0131 ayr\u0131ca dikkate de\u011ferdir. Bununla baz\u0131lar\u0131n\u0131n zannetti\u011fi gibi insan tabiat\u0131n\u0131n hay\u0131rdan ziyade \u015ferri sevdi\u011fi ve dolay\u0131s\u0131yla insanda \u015ferre olan meylin as\u0131l oldu\u011fu iddias\u0131 reddelimi\u015f demektir. Do\u011frusu mutlak olarak insan tabiat\u0131 ikisine da ayn\u0131 derecede elveri\u015flidir. Birisinin di\u011ferine \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc sonradan olan sebeplerledir. Nitekim ta Bakara S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere \u00c2dem&#8217;in g\u00fcnah\u0131 \u015feytan\u0131n aldatmas\u0131na kanmas\u0131ndand\u0131r. \u015eu halde nefs-i emmarenin k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc emretmesi, ya hay\u0131rl\u0131 ve faydal\u0131 olaca\u011f\u0131 zann\u0131yla bir cahilli\u011fin veya k\u00f6t\u00fc terbiye ve al\u0131\u015fkanl\u0131k ile f\u0131trattan sapmam\u0131n neticesidir. Demek ki insan\u0131n \u00e7ok zalim ve \u00e7ok cahil olmas\u0131 da, olgunla\u015fmas\u0131 ve ilerlemesi de genel olarak mutlak surette yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n bir gere\u011fi de\u011fil, sonradan olu\u015fan sebep ve illetler dolay\u0131s\u0131ylad\u0131r. Onun i\u00e7indir ki insan, terbiyesine ve ki\u015finin iyili\u011fine ve k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcne g\u00f6re ahl\u00e2k\u0131n\u0131 g\u00fczelle\u015ftirebilir veya bozabilir. Bundan anla\u015f\u0131l\u0131r ki:.<\/p>\n<p>&#8220;Zul\u00fcm, nefislerin huy ve tabiatlar\u0131ndand\u0131r. Sen her ne kadar<\/p>\n<p>\u0130ffetli birisini bulsan da, o bir illetten dolay\u0131 zulmetmiyordur.&#8221;<\/p>\n<p>diyen \u015fairin nefislerde bulunan zul\u00fcm duygusunu yarat\u0131l\u0131\u015ftan ve do\u011fal say\u0131p da yaln\u0131z iffeti sonradan olma bir illetle illetlenmi\u015f saymas\u0131 do\u011fru de\u011fildir. \u0130nsan hayra da \u015ferre de istidatl\u0131 olarak ikisine de sonradan olan sebep ve illetle y\u00fcr\u00fcr ve hangisini hedef edinirse ona gider. Nefis, emmare yani k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc emredici de olur, mutmainne yani iyilikle k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc ay\u0131rt edip temizlenerek ki\u015fiyi Allah&#8217;a yakla\u015ft\u0131r\u0131c\u0131 da olur. Ancak bu yoruma kar\u015f\u0131 \u015f\u00f6yle bir soru akla gelir: Hay\u0131r gayesinin ve hayra giden yolun y\u00fcksekli\u011fi bilinmekte ve herkes\u00e7e kabul edilmektedir. Ona necid, yani y\u00fcksek yer ismi verilmesinin uygun oldu\u011funda ku\u015fku yoktur. Fakat \u015ferre giden yolda ne y\u00fckseklik d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir ki ona da necid denilsin? O, engin bir u\u00e7urum de\u011fil mi? Evet, ger\u00e7ekten \u00f6yledir. Fakat ona gidenler hay\u0131r gibi bir y\u00fckseklik hayaliyle gittikleri ve hay\u0131r, \u015ferre \u00fcst\u00fcn oldu\u011fu i\u00e7in ta\u011flib yoluyla ikisine de necid denilmi\u015f; sonra da bu y\u00fcksekli\u011fin as\u0131l hay\u0131rda oldu\u011fu bundan sonra gelen &#8220;akabe&#8221; (sarp yoku\u015f)nin tefsiriyle anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bununla beraber \u015funu da g\u00f6z \u00f6n\u00fcne al\u0131p d\u00fc\u015f\u00fcnmek gerekir ki, insan\u0131n kendisine ba\u015fkas\u0131ndan gelen hay\u0131r ve \u015ferre kar\u015f\u0131 durumu ile, kendisinin kendisine veya ba\u015fkalar\u0131na yapaca\u011f\u0131 hay\u0131r ve \u015ferr kar\u015f\u0131s\u0131ndaki durumu aras\u0131nda \u00f6nemli fark vard\u0131r. Hi\u00e7 ku\u015fku yok ki, insan\u0131n, kendisine yap\u0131lan hayr\u0131 sevmesi, k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc sevmemesi tabiidir. Kendisinin ba\u015fkas\u0131na veya mutlak olarak hay\u0131r ve \u015fer yapmas\u0131na gelince, ger\u00e7ekte bunun da \u00f6yle olmas\u0131, yani hayr\u0131n mutlaka hay\u0131r oldu\u011fu i\u00e7in sevilmesi, k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn de mutlaka k\u00f6t\u00fcl\u00fck oldu\u011fu i\u00e7in sevilmemesi gerekirse de m\u00fccerred (soyut) hay\u0131r ve \u015fer tabiat\u0131n\u0131n h\u00fckm\u00fc olan bu hak ait oldu\u011fu ki\u015fiye g\u00f6re de\u011fi\u015febildi\u011finden dolay\u0131, insan tabiat\u0131 i\u00e7in bir olgunluk gayesi olmakla beraber ilkel durumda ve fiile d\u00f6k\u00fcld\u00fc\u011f\u00fcnde farkl\u0131 olur. Maddi tabiat, hareketsizli\u011fi i\u015f yapmaya tercih edece\u011finden dolay\u0131 ruhu zay\u0131f olan tembel insan ba\u015fkas\u0131ndan gelecek hayra a\u011fz\u0131n\u0131 a\u00e7ar da bir gayret harcamas\u0131 gereken i\u015f ve amelden ka\u00e7\u0131n\u0131r, ne hay\u0131r yapmas\u0131n\u0131 ister, ne de \u015fer. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u015fer fiillerin bir \u00e7o\u011fu da hay\u0131r yapmak kadar zor, hatta baz\u0131 bak\u0131mlardan daha zordur. Firavun olmak, Firavun ile u\u011fra\u015fmaktan kolay de\u011fildir. Bu bak\u0131mdan hay\u0131r ve \u015fer yapma i\u015fi, tembellik tabiat\u0131 kar\u015f\u0131s\u0131nda dikilmi\u015f iki tepe, iki t\u00fcmsek gibidir ki ikisi de yi\u011fitlik ister. Zikredilen hadis g\u00f6steriyor ki insan\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131nda bulunan hayra sevkedici \u015feyler, \u015ferre sevkedenlerden az de\u011fildir. Zannedildi\u011fi gibi insan mutlak \u015fekilde \u015fer yapmay\u0131 hay\u0131r yapmaktan daha \u00e7ok sever de\u011fildir. \u0130nsan ruhu ikisini yapmaya da yeteneklidir. Kimisinde birisi, kimisinde \u00f6b\u00fcr\u00fc daha \u00e7ok geli\u015fir. Hangisi geli\u015firse insan\u0131n ak\u0131beti o olur. \u0130nsan hen\u00fcz hay\u0131r yapmaya g\u00fcc\u00fc yetmedi\u011fi ilk yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131ndan itibaren ta sonuna kadar ya\u015fad\u0131\u011f\u0131 muhitte hay\u0131r ve \u015fer, lezzet ve elem ile ku\u015fat\u0131lm\u0131\u015f bulunur. \u0130\u015fte kebed, yani s\u0131k\u0131nt\u0131 i\u00e7inde yarat\u0131lmas\u0131n\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131 da budur. O, ne kendine ne ba\u015fkas\u0131na bir hay\u0131r yapma\u011fa, ne de kendisinden \u015ferri savmaya bizzat g\u00fcc\u00fc yetmedi\u011fi halde y\u00fcce Allah onu o s\u0131k\u0131nt\u0131 d\u00fcnyas\u0131nda diledi\u011fi kadar korur, b\u00fcy\u00fct\u00fcr, hay\u0131r ve \u015fer yapabilecek kuvvet ve \u00e7a\u011fa eri\u015ftirir. Dil ve dudaklara kadar bu m\u00e2n\u00e2 anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bu \u00e7a\u011fa kadar tamamen acz i\u00e7inde bulunan insan bir\u00e7ok elem ve zahmetle kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya kalmakla beraber s\u0131rf il\u00e2h\u00ee rahmete bor\u00e7ludur. Bundan itibaren de g\u00fcc\u00fc oran\u0131nda onun \u015f\u00fckr\u00fcn\u00fc yerine getirmek i\u00e7in hay\u0131rl\u0131 ve k\u00f6t\u00fc olan\u0131 birbirinden ay\u0131rt ederek hay\u0131r yapmak, kendine ve Allah&#8217;\u0131n kullar\u0131na k\u00f6t\u00fcl\u00fck yapmaktan sak\u0131nmakla m\u00fckelleftir. \u0130\u015fte ile bu iki gaye g\u00f6sterilmi\u015ftir: Hay\u0131r gayesi, \u015fer gayesi. Durgunluk ve hareketsizli\u011fe nazaran bunun ikisi de i\u015f ve hareket, sab\u0131r ve tahamm\u00fcl ile s\u0131k\u0131nt\u0131ya d\u00fc\u015fmeyi gerektiren, birinde y\u00fckselme ve esenlik, \u00f6b\u00fcr\u00fcnde d\u00fc\u015fme ve felaket muhakkak olan iki tepe gibidir ki insan bunlar\u0131 a\u015fmak zorundad\u0131r. Hay\u0131r tepesine gitmek hidayet, \u015fer tepesine gitmek sap\u0131kl\u0131kt\u0131r. \u015eu halde &#8220;Biz ona iki yolu da g\u00f6sterdik.&#8221; \u00e2yeti ile bunun ikisine birden hidayet demek, ikisinin de yollar\u0131n\u0131 bildirerek hay\u0131rl\u0131 yola girmeyi ve k\u00f6t\u00fc yoldan sak\u0131nmay\u0131 emir, ba\u015fka bir deyi\u015fle hayr\u0131 emir, yani emr bi&#8217;l-ma&#8217;ruf; \u015ferden nehy, yani nehy ani&#8217;l-m\u00fcnkerdir. Zira hidayet bir hay\u0131r ve do\u011fru yolu g\u00f6sterme oldu\u011fundan hay\u0131r yolunu g\u00f6stermek emir ve te\u015fviki; \u015fer yolunu g\u00f6stermek ise nehy ve sak\u0131nd\u0131rmay\u0131 ifade eder. Bu \u015fekilde birbirinin kar\u015f\u0131s\u0131nda bulunan bu iki yola hidayet, &#8220;\u015funa y\u00fcr\u00fc, \u015funa y\u00fcr\u00fcme&#8221; gibi biri olumlu biri olumsuz kar\u015f\u0131 iki yol g\u00f6stermek demek olur. Hidayette hay\u0131rl\u0131 yol olumlu, hay\u0131rs\u0131z yol olumsuzdur.<\/p>\n<p>K\u00f6t\u00fc yoldan sak\u0131nmak, iyi yola t\u0131rmanmak&#8230; \u0130\u015fte b\u00fct\u00fcn yi\u011fitlik, kuvvet, kahramanl\u0131k, y\u00fckseklik, mutluluk bundad\u0131r. Bunu a\u00e7\u0131kl\u0131yarak neticeyi anlatmak ve \u00f6nemini g\u00f6stermek i\u00e7in buyruluyor ki:<\/p>\n<p>11. Fakat o, (kuvvetine, mal\u0131na g\u00fcvenen ma\u011frur insan) o sarp yoku\u015fa at\u0131lamad\u0131.<\/p>\n<p>AKABE, engin bir vadiden y\u00fcksek bir da\u011fa do\u011fru \u00e7\u0131kan sarp yoku\u015f demektir.<\/p>\n<p>\u0130KT\u0130H\u00c2M, h\u0131z ve bask\u0131 ile bir \u015feye at\u0131lmak, sald\u0131rmak, kahramanl\u0131kla h\u00fccum etmektir ki, d\u00fc\u015f\u00fcnmeden bir i\u015fe kendini atmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelen &#8220;k\u00fch\u00fbm&#8221;dan t\u00fcretilmi\u015ftir. Bu &#8220;iktiham&#8221; kelimesi dilimizde pek yayg\u0131n olmu\u015f bir tabirdir. Zorlay\u0131p at\u0131lmak m\u00e2n\u00e2s\u0131yla m\u00fc\u015fkil \u015feyleri g\u00f6\u011f\u00fcslemek diye mef&#8217;ul al\u0131r.<\/p>\n<p>Arap\u00e7adaki asl\u0131na g\u00f6re ise m\u00fc\u015fkil \u015feylere g\u00f6\u011f\u00fcs germe, kar\u015f\u0131 durma diye ismin &#8220;e&#8221; hali ile mef&#8217;ul(t\u00fcmle\u00e7) alm\u0131\u015f oluyor. Yani o y\u00fcksek gayeye ermek i\u00e7in \u00e7\u0131k\u0131lmas\u0131 gereken o sarp ve \u00e7etin yoku\u015fa g\u00f6\u011f\u00fcs verip de onun zorluklar\u0131n\u0131 yenmek \u00fczere ona kendini atacak bir kahramanl\u0131k, bir yi\u011fitlik g\u00f6steremedi. Bundan anla\u015f\u0131l\u0131yor ki iki yolda olumlu, as\u0131l y\u00fckseklik sarp yoku\u015f birindedir ki, o hay\u0131r yoludur. \u00dczerine at\u0131lmak de\u011fil, sak\u0131n\u0131lmas\u0131 gereken \u015fer, gayesi veya yolu ger\u00e7ekte ini\u015f kabilinden olmakla ona tepe, y\u00fcksek yer denilmesi ta\u011flib yoluylad\u0131r. Buradaki akabe tabiri de necid gibi y\u00fcksek zor amellerden istiare olarak mecazd\u0131r. G\u00f6\u011f\u00fcs gerilmesi gereken bu akabeden maksad\u0131n hay\u0131r yolu oldu\u011fu anlat\u0131lmak i\u00e7in \u015f\u00f6yle tefsir ediliyor:<\/p>\n<p>12. Bildin mi o akabe, o g\u00f6\u011f\u00fcs gerilmesi b\u00fcy\u00fck bir kahramanl\u0131k olan zor y\u00fcksek i\u015f, o sarp yoku\u015f nedir?<\/p>\n<p>13. Bir k\u00f6leyi sal\u0131vermek. Bilindi\u011fi gibi &#8220;rakabe&#8221; boyun demek olup &#8220;bir par\u00e7ay\u0131 s\u00f6yleyip b\u00fct\u00fcn\u00fcn\u00fc kastetmek&#8221; yoluyla mecaz olarak zat ve \u015fah\u0131s m\u00e2n\u00e2s\u0131nda kullan\u0131l\u0131r olmu\u015ftur. Bilhassa h\u00fcrriyetini kaybetmi\u015f esir veya k\u00f6lede kullan\u0131lmas\u0131 yayg\u0131nd\u0131r. Dolay\u0131s\u0131yla &#8220;fekk\u00fc rakabe&#8221;, esirlik ba\u011f\u0131yla ba\u011flanm\u0131\u015f bir boynu, bir kimseyi esaretten kurtar\u0131p h\u00fcrriyete kavu\u015fturmakt\u0131r ki bu \u00f6nce insan\u0131n kendi h\u00fcrriyetine malik olarak kendini kurtarm\u0131\u015f olmas\u0131na ba\u011fl\u0131d\u0131r. Bunun en basit misali k\u00f6le azat etmek olup fazileti \u00e7oktur. Buhar\u00ee, M\u00fcslim, Tirmizi ve di\u011fer hadis kitaplar\u0131nda Ebu Hureyre&#8217;den \u015f\u00f6yle rivayet edilmi\u015ftir: Rasulullah (s.a.v) buyurdu ki: Her kim bir m\u00fcmin k\u00f6leyi azat ederse, y\u00fcce Allah onun her uzvuna kar\u015f\u0131l\u0131k azat edenin bir uzvunu cehennem ate\u015finden azat eder. &#8221; Hatta \u00fcreme uzvuna kar\u015f\u0131\u0131k \u00fcreme uzvunu ate\u015ften azat eder.&#8221;<\/p>\n<p>\u0130mam Ahmed, \u0130bn\u00fc Hibban, \u0130bn\u00fc Merduye ve Beyhaki Bera (r.a.)&#8217;dan \u015f\u00f6yle rivayet etmi\u015flerdir: Bir bedevi, ey Allah&#8217;\u0131n Rasul\u00fc! Bana bir amel \u00f6\u011fret de beni cennete koysun, demi\u015fti. Rasulullah (s.a.v.): &#8220;Bir neseme (bir can) kurtar veya bir k\u00f6le sal\u0131ver.&#8221; buyurdu. Onun ikisi de bir de\u011fil mi? dedi. Buyurdu ki: Hay\u0131r, bir can kurtarmak, onu azat etmekte senin yaln\u0131z ve tek olmand\u0131r. Fekk-i rakabe, yani bir k\u00f6leyi sal\u0131vermek ise onun azat edilmesine yard\u0131m etmendir yani fekk-i rakabe, tek ba\u015f\u0131na veya ortak olarak k\u00f6le azat etmekten daha geneldir.<\/p>\n<p>Bir ferdi h\u00fcrriyete kavu\u015fturmak b\u00f6yle b\u00fcy\u00fck bir fazilet ve kahramanl\u0131k olunca bir kavmin, bir toplumun h\u00fcrriyetini kurtarmak ne b\u00fcy\u00fck kahramanl\u0131k olaca\u011f\u0131n\u0131 anlamal\u0131.<\/p>\n<p>&#8220;Fekk-i rakabe&#8221;nin ba\u015fka bir m\u00e2n\u00e2s\u0131 daha vard\u0131r ki, o da &#8220;Herkes kendi kazanc\u0131na ba\u011fl\u0131d\u0131r.&#8221;(T\u00fbr, 52\/21) m\u00e2n\u00e2s\u0131 gere\u011fince her nefsin kurtulu\u015fu kazanc\u0131na ba\u011fl\u0131 oldu\u011fu i\u00e7in insan\u0131n iyi amelleri kazanarak kendisini cehennem azab\u0131ndan kurtarmas\u0131 demektir ki, bu kurtar\u0131\u015f, &#8220;En b\u00fcy\u00fck d\u00fc\u015fman\u0131n iki yan\u0131n aras\u0131ndaki nefsindir.&#8221; buyrulan nefs-i emmarenin azg\u0131n arzular\u0131yla \u015feytan\u0131n aldatmalar\u0131na kar\u015f\u0131 cihat etmekle olur. Nitekim o ma\u011frur insan\u0131n bu sarp yoku\u015fa g\u00f6\u011f\u00fcs verememesi de bunlarla cihat etme kahramanl\u0131\u011f\u0131n\u0131 yapamamas\u0131ndan dolay\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>14. \u0130\u015fte o sarp yoku\u015f b\u00f6yle esir bir boynu kurtarmak veya salg\u0131n, yani genel bir a\u00e7l\u0131k g\u00fcn\u00fcnde yemek yedirmektir.<\/p>\n<p>MES\u011eABE, &#8220;Se\u011fab&#8221; maddesinden mimli mastar olup a\u00e7l\u0131k, \u00f6zelikle s\u0131k\u0131nt\u0131 ve yorgunluk i\u00e7inde a\u00e7l\u0131k demektir. Ebu Hayyan&#8217;\u0131n a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re genel olan a\u00e7l\u0131kt\u0131r, susuzlukta da kullan\u0131l\u0131r. Genel olmas\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131 &#8220;z\u00ee&#8221;den anla\u015f\u0131lmak gerekir. Zira &#8220;fi yevmi mes\u011fabe=&#8221;a\u00e7l\u0131k g\u00fcn\u00fcnde&#8221; denilmemi\u015f, a\u00e7l\u0131kl\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;zi mes\u011fabe&#8221; denilmi\u015ftir ki genellikle a\u00e7l\u0131k, \u00f6zelli\u011fi olan g\u00fcn demek olur. Ger\u00e7ekte b\u00f6yle genel bir a\u00e7l\u0131k zaman\u0131nda yemek yedirebilmek can kurtarmak demek oldu\u011fu i\u00e7in fekk-i rakabe gibi b\u00fcy\u00fck bir kahramanl\u0131kt\u0131r. Hem de kimlere yedirmek?<\/p>\n<p>15. Yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131 olan bir yetime ki, bundan a\u00e7\u0131k\u00e7a anla\u015f\u0131lan nesep yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131d\u0131r. Bununla beraber kom\u015fuluk yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131 da olabilir. Nesep ve din yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131n\u0131n tercih edilmi\u015f olaca\u011f\u0131 ku\u015fkusuzdur.<\/p>\n<p>16. Yahut toprakl\u0131 bir yoksula.<\/p>\n<p>METRABE de toprak m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelen &#8220;t\u00fcrab&#8221;tan mimli mastar olup topraklanmak demektir. Z\u00e2 metrabe, T\u00fcrk\u00e7e&#8217;de &#8220;toprak d\u00f6\u015fenip ta\u015f yaslanan&#8221; tabir edildi\u011fi gibi \u015fiddetli fakirlik ve ihtiya\u00e7tan kinayedir. \u00d6yle genel a\u00e7l\u0131k zamanlar\u0131nda b\u00f6yle \u015fiddetli fakirlik ve ihtiya\u00e7 ile yoksulluk i\u00e7inde kalm\u0131\u015f bir\u00e7ok kimse bulunabilece\u011fi i\u00e7in uzak yak\u0131n b\u00f6yle \u00e7aresize yemek yedirebilmek ku\u015fkusuz ki a\u015f\u0131lmas\u0131 b\u00fcy\u00fck kalp kuvveti ile bir gayrete ba\u011fl\u0131 olan sarp bir yoku\u015ftur. \u0130\u015fte, kendisine kimsenin g\u00fcc\u00fc yetmezmi\u015f gibi ma\u011frurlanan ve &#8220;ben y\u0131\u011f\u0131n y\u0131\u011f\u0131n mal yok ettim&#8221; diye iftihar etmek isteyen o insan, ne \u00f6yle ne de \u00f6yle, bu sarp yoku\u015fu a\u015famad\u0131. B\u00f6yle bir kahramanl\u0131\u011fa hi\u00e7bir \u015fekilde giri\u015femedi\u011fi gibi<\/p>\n<p>17. Sonra da olamad\u0131. Bu &#8220;k\u00e2ne&#8221;, &#8220;\u0131ktehame&#8221; \u00fczerine ba\u011fland\u0131\u011f\u0131ndan m\u00e2n\u00e2s\u0131 olumsuzdur. &#8220;Ne yoku\u015fa g\u00f6\u011f\u00fcs verebildi, ne de oldu.&#8221; demektir. Yani onlar\u0131n hi\u00e7birine giri\u015femedikten, o mal\u0131n \u015f\u00fckr\u00fcn\u00fc eda edecek kahramanlardan olamad\u0131ktan ba\u015fka iman edip de birbirlerine sab\u0131r tavsiye eden, merhamet tavsiye eyleyen sab\u0131rl\u0131, merhametli m\u00fcminlerden de olamad\u0131 ki<\/p>\n<p>18. onlar, o y\u00fcksek vas\u0131flarla nitelenmi\u015f olan o kahramanl\u0131\u011f\u0131 yapan, esir kurtarmak veya \u00f6yle zor bir g\u00fcnde bir yetime veya \u00e7aresize yemek yedirmek suretiyle can kurtaran, bunlara g\u00fcc\u00fc yoksa iman edip de birbirine sab\u0131r ve merhamet tavsiye etmek suretiyle teselli ve kalp kuvveti vermeye \u00e7al\u0131\u015fan m\u00fcminler mutluluk sahipleri, kitaplar\u0131 sa\u011f taraflar\u0131ndan verilecek ki\u015filer, kendilerine ve ba\u015fkalar\u0131na u\u011furlu kimselerdir.<\/p>\n<p>19. Bizim \u00e2yetlerimize k\u00fcfreden, inanmayarak nank\u00f6rl\u00fck eden k\u00e2firler ise -ki o ma\u011frur ki\u015fi de bunlardand\u0131r- onlar, u\u011fursuz ki\u015filerdir, u\u011fursuzluktan kurtulmayan, kitaplar\u0131 sol taraflar\u0131ndan verilecek olan, kendilerine de ba\u015fkalar\u0131na da u\u011fursuz olan kimselerdir ki<\/p>\n<p>20. \u00fczerlerine bir ate\u015f bast\u0131r\u0131l\u0131p kap\u0131lar\u0131 kapanacakt\u0131r.<\/p>\n<p>M\u00dc&#8217;SADE, \u0130ys\u00e2d k\u00f6k\u00fcnden ism-i mef&#8217;ul (edilgen orta\u00e7) olup &#8220;kapat\u0131lm\u0131\u015f&#8221; demektir. &#8220;Kap\u0131y\u0131 kapad\u0131m, s\u0131ms\u0131k\u0131 kilitledim&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na denir. \u00dczerlerine ate\u015fin yak\u0131l\u0131p f\u0131r\u0131n gibi kap\u0131s\u0131n\u0131n kapanmas\u0131 ate\u015fin \u015fiddetli olmas\u0131n\u0131 gerektirece\u011finden bu onlar\u0131n cehennemdeki azaplar\u0131n\u0131n \u015fiddet ve sonsuzlu\u011fundan kinayedir.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>90-BELED: &#8220;Yemin ederim&#8221; (Geni\u015f bilgi i\u00e7in K\u0131y\u00e2me S\u00fbresi&#8217;ne bak.) &#8220;bu beldeye&#8221;. Bu beldeden maksat, Beled-i Haram, yani Mekke-i M\u00fckerreme oldu\u011funda tefsirciler ittifak emi\u015ftir. Kamus&#8217;ta: &#8220;el-Beled ve el-Belde Mekke-i M\u00fckerreme&#8217;nin ismidir&#8221; denilmektedir. \u015eerhinde ise \u015f\u00f6le yaz\u0131l\u0131d\u0131r: Bu S\u00fcreyya y\u0131ld\u0131z\u0131na en-Necm denilmesi gibi y\u00fcceltme i\u00e7indir. &#8220;Besair&#8221;de a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re: Beled ve belde; muhite ve s\u0131n\u0131rl\u0131, belli ve i\u00e7inde &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":12166,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1054,1053,5030,5031,5219,5351,5222,5220,1583,5221,1582,1586],"class_list":["post-1768","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-90-beled","tag-90-beled-tefsiri","tag-elmalili","tag-elmalili-hamdi-yazir","tag-elmalili-tefsir-oku","tag-hak-dini-kuran-dili","tag-hak-dini-tefsiri","tag-hamdi-yazir-tefsir-oku","tag-kuran","tag-sure-tefsirleri","tag-tefsir","tag-tefsir-oku"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1768","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1768"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1768\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/12166"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1768"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1768"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1768"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}