{"id":1770,"date":"2010-11-18T21:04:32","date_gmt":"2010-11-18T21:04:32","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1770"},"modified":"2010-11-18T21:04:32","modified_gmt":"2010-11-18T21:04:32","slug":"89-fecr-tefsiri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/89-fecr-tefsiri\/","title":{"rendered":"89-FECR SURES\u0130 HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130"},"content":{"rendered":"<p>89-FECR:<\/p>\n<p>1.&#8221;Andolsun fecre&#8221;. Bu s\u00fbrenin ba\u015f\u0131nda yemin edilerek baz\u0131 \u015feylere dikkat \u00e7ekilmi\u015ftir. Bunlar \u00e2lemdeki de\u011fi\u015fimleri g\u00f6steren ve insan\u0131 karanl\u0131ktan ayd\u0131nl\u0131\u011fa, kederden sevince g\u00f6t\u00fcren ve b\u00f6ylece kendilerinden \u00f6nce onlar\u0131 var eden y\u00fcce yarat\u0131c\u0131n\u0131n Rabli\u011fini duyurup hissettiren zaman olaylar\u0131d\u0131r. Bunlar\u0131n belirli ve belirsiz olmalar\u0131na, ba\u015flar\u0131nda bulunan &#8220;l\u00e2m&#8221; lardaki ahid veya cins veya isti\u011frak ihtimalleri itibar\u0131yla kapsam derecelerine ve bunlar\u0131n ne oldu\u011funu belirleme ve yorumlar\u0131na dair tefsircilerin bir\u00e7ok s\u00f6z ve rivayeti vard\u0131r.<\/p>\n<p>Fecr, bilindi\u011fi gibi gece karanl\u0131\u011f\u0131n\u0131n \u00e7atlad\u0131\u011f\u0131 sabah\u0131n ilk beyaz\u0131d\u0131r ki, dilimizde &#8220;\u015fafak atmas\u0131, tan s\u00f6kmesi&#8221; \u015feklinde ifade edilir. Bunun dikey olarak \u00f6nceden g\u00f6r\u00fcnen \u015fekline &#8220;yalanc\u0131 fecir&#8221;, yatay olarak g\u00f6r\u00fcnene de &#8220;ger\u00e7ek fecir&#8221; denir. Yalanc\u0131 fecirle dinen namaz ve oru\u00e7 h\u00fck\u00fcmlerinin bir ilgisi yoktur. Bu hususlarda ger\u00e7ek fecre itibar edilir. Buna g\u00f6re fecir, cihan\u0131n karanl\u0131ktan ayd\u0131nl\u0131\u011fa ge\u00e7mek \u00fczere g\u00fcl\u00fcmsedi\u011fi en ne\u015feli, mutlu bir an\u0131d\u0131r. Bu itibarla ba\u015f\u0131ndaki &#8220;l\u00e2m&#8221;\u0131 cins olarak al\u0131p &#8220;Ayd\u0131nlanmaya ba\u015flad\u0131\u011f\u0131 zaman sabaha andolsun.&#8221; (Tekvir, 81\/17) \u00e2yetinde oldu\u011fu gibi fecir cinsine yemin, ku\u015fkusuz ki m\u00e2n\u00e2l\u0131d\u0131r. Bir\u00e7oklar\u0131n\u0131n g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc de budur. Bununla beraber baz\u0131 sabahlar\u0131n daha \u00e7ok \u00f6zellikleri bulundu\u011funda da ku\u015fku yoktur. Bu itibar ile de ba\u015f\u0131ndaki l\u00e2m\u0131 ahd m\u00e2n\u00e2s\u0131na alarak cuma ve bayram gibi m\u00fcbarek g\u00fcnlerden birinin fecri olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir. Bu durumda ilk akla gelen M\u00fccahid&#8217;den rivayet edildi\u011fi \u00fczere, kurban bayram\u0131 g\u00fcn\u00fcn\u00fcn fecri olmas\u0131d\u0131r ki, bu da Zilhicce&#8217;nin onuncu g\u00fcn\u00fcd\u00fcr. Birincisi bunu dahi kapsasa da bunda daha \u00e7ok bir \u00f6zellik ve kapsaml\u0131k ile ne\u015fe ve sevince i\u015faret vard\u0131r. \u015eu da buna bir karine (ipucu) gibidir:<\/p>\n<p>2. Ve on geceye yemin olsun. \u00c7\u00fcnk\u00fc her hangi bir kay\u0131t koymadan &#8220;on&#8221; denilince Zilhicce&#8217;nin on g\u00fcn\u00fc, yani birinden bayram g\u00fcn\u00fc olan onuncu g\u00fcn\u00fcne kadar on g\u00fcn akla geldi\u011finden &#8220;on gece&#8221; bu on gece demek olur. Bununla beraber Ramazan&#8217;\u0131n son on g\u00fcn\u00fc ve Muharrem&#8217;in A\u015fure (onuncu) g\u00fcn\u00fcne kadar on&#8217;u da say\u0131l\u0131 on&#8217;lardand\u0131r. Bunlar hakk\u0131nda da rivayet vard\u0131r. Ger\u00e7i burada ahdi g\u00f6steren &#8220;l\u00e2m&#8221; getirilmeyip belirsiz olarak denilmesi, belirli bir &#8220;on&#8221; kastedilmeyip bunlar\u0131n herbirine ve belki de her ay\u0131n koyu mehtab\u0131ndan \u00f6nce gelen ilk on gecesine ihtimalini hissettirebilirse de &#8220;Mutlak bir s\u00f6z \u015f\u00fcpheye d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fcc\u00fc bir m\u00e2n\u00e2 ifade etti\u011fi zaman, ifade etti\u011fi m\u00e2n\u00e2lardan en m\u00fckemmeli ne ise ona yorumlan\u0131r.&#8221; kural\u0131na g\u00f6re, bunun &#8220;l\u00e2m&#8221;s\u0131z kullan\u0131larak en\u00e7ok bilinen &#8220;Zilhicce&#8217;nin on g\u00fcn\u00fc&#8221; \u015feklinde yorumlanmas\u0131 ilk akla gelen m\u00e2n\u00e2 oldu\u011fu gibi, sonundaki tenvinin de sadece belirsizlik i\u00e7in de\u011fil bir ululama m\u00e2n\u00e2s\u0131 ifade ederek bu gecelerin \u00f6zel \u015ferefine daha ziyade dikkat \u00e7ekme m\u00e2n\u00e2s\u0131 ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131 da a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r. Bir de denilebilir ki bu kelimenin belirsiz olarak kullan\u0131lmas\u0131, belli bir senenin Zilhicce&#8217;sinin on g\u00fcn\u00fc kastedilmeyerek belli olmayan bir on&#8217;a i\u015faret olmak i\u00e7indir. Ba\u015fka bir &#8220;on&#8221; olma ihtimali akla gelse dahi her halde maksat, sonunda fecir gibi ne\u015fe ve sevin\u00e7 bulunan bir on gece olmal\u0131d\u0131r. Onuncu sabah\u0131 Kurban bayram\u0131 olan Zilhicce&#8217;nin on gecesi olmas\u0131 da buna daha uygun, ayr\u0131ca Kadir gecesini kapsam\u0131\u015f olmas\u0131 ihtimali ve sonunda Ramazan bayram\u0131 gelmesi itibar\u0131yla Ramazan&#8217;\u0131n son on gecesi olmas\u0131 da uygundur. Bu \u015fekilde &#8220;on gece&#8221; d\u00fcnya \u00f6mr\u00fc derecesinde olarak s\u00fbrenin sonuna bir &#8220;beraat-i istihl\u00e2l&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131nda da olmu\u015f olur.<\/p>\n<p>Bu &#8220;on gece&#8221;nin Kurban bayram\u0131ndan \u00f6nceki on gece oldu\u011funa Hakim &#8220;sahih&#8221; diyerek ve daha ba\u015fka bir topluluk \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan rivayet etmi\u015flerdir. \u0130bn\u00fc Z\u00fcbeyr, Mesruk, M\u00fccahid, ikrime ve daha ba\u015fkalar\u0131ndan da rivayet olunmu\u015ftur. \u0130mam Ahmed, Nesai ve Hakim sahih diyerek ve Bezzar, \u0130bn\u00fc Cerir, \u0130bn\u00fc Merduye ve &#8220;\u015euab&#8221;ta Beyhak\u00ee Hz. Cabir&#8217;den de Resulullah (s.a.v.)<\/p>\n<p>&#8220;On gece, Kurban bayram\u0131n\u0131n on gecesidir.&#8221; buyurdu, diye merfu olarak rivayet etmi\u015flerdir. Bundan dolay\u0131 \u0130bn\u00fc Cerir \u015f\u00f6yle demi\u015ftir: &#8220;Do\u011fru olan g\u00f6r\u00fc\u015f, bunlar\u0131n Kurban bayram\u0131ndan \u00f6nceki on gece olmas\u0131d\u0131r. Zira yorumculardan gelen delil bunun \u00fczerine icma etmi\u015ftir. Denilmi\u015ftir ki, Hz. Musa&#8217;n\u0131n mikat\u0131nda &#8220;Ve ona on gece daha ilave ettik. B\u00f6ylece Rabb&#8217;inin tayin etti\u011fi vakit k\u0131rk geceye tamamland\u0131.&#8221;(A&#8217;r\u00e2f, 7\/142) buyurulan on da Zilhicce&#8217;nin on gecesidir.&#8221;<\/p>\n<p>Bu on gecenin fazileti hakk\u0131nda hadisler de vard\u0131r. Bunlar aras\u0131nda Ahmed ve Buh\u00e2r\u00ee&#8217;nin \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan merfu olarak rivayet ettikleri \u015fu hadisi sayabiliriz: Resulullah (s.a.v.) buyurdu ki: &#8220;G\u00fcnlerden hi\u00e7biri yoktur ki onlarda yap\u0131lan bir i\u015f &#8220;on g\u00fcn&#8221;de yap\u0131lan i\u015ften daha faziletli ve y\u00fcce Allah&#8217;a daha sevgili olsun. Ashab: &#8216;Ey Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc! Allah yolunda cihad da m\u0131 de\u011fil?&#8217; dediler. &#8216;Allah yolunda cihad da de\u011fil, buyurdu. Ancak mal\u0131yla ve can\u0131yla Allah yolunda cihad edip de onlardan bir \u015fey ile d\u00f6nmeyen hari\u00e7.&#8221; Bununla beraber \u0130bn\u00fc M\u00fcnzir ile \u0130bn\u00fc Ebi Hatim \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan Ramazan&#8217;\u0131n son on gecesi oldu\u011funu da rivayet etmi\u015flerdir. Dahhak&#8217;tan da b\u00f6yle rivayet olunmu\u015ftur. Hatta baz\u0131lar\u0131 bunun m\u00fcttefikun aleyh oldu\u011fu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc benimsemi\u015f ve Hz. Ai\u015fe&#8217;den gelen ve s\u0131hhati \u00fczerinde ittifak edilen bir hadisi delil g\u00f6stererek bu sonuca varm\u0131\u015flard\u0131r. Hz. Ai\u015fe demi\u015ftir ki: On, yani Ramazan&#8217;\u0131n son on&#8217;u gelince Resulullah ku\u015fa\u011f\u0131n\u0131 s\u0131kar, gecesini ihya eder, ailesini de uyar\u0131rd\u0131.&#8221; Fakat bu hadis burada rivayet edilen &#8220;on&#8221;u a\u00e7\u0131klamak i\u00e7in de\u011fil, \u00f6zellikle kadir gecesinin faziletini ara\u015ft\u0131rmadan s\u00f6z edilirken s\u00f6ylenmi\u015f olmas\u0131, ayr\u0131ca peygamberin s\u00f6z\u00fcn\u00fc de\u011fil de fiilini hikaye etmi\u015f olmas\u0131 nedeniyle tefsir a\u00e7\u0131s\u0131ndan Cabir hadisinin tercihi gerekir. Bununla beraber g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki \u00e2yette de rivayetlerde de ihtimal eksik de\u011fildir. &#8220;On gece&#8221;nin Kurban bayram\u0131ndan \u00f6nceki on gece olmas\u0131 daha kuvvetli olmakla beraber, ikisini de, hatta Muharrem&#8217;in on gecesini de ifade etmesi m\u00fcmk\u00fcn ve do\u011fru olabilir. Hangisi olursa olsun, yeminden anla\u015f\u0131lan as\u0131l m\u00e2n\u00e2, d\u00fcnya de\u011fi\u015fimlerinin h\u00fckm\u00fcn\u00fc anlatmak \u00fczere, neticesinde bir ba\u015far\u0131 ve ne\u015fe ile rahatlama ve dolay\u0131s\u0131yla bir bayrama erme durumu ortaya \u00e7\u0131kan ge\u00e7ici, s\u0131k\u0131nt\u0131l\u0131 ibadet ve gayret saatlerinin k\u0131ymetine ve bunlar\u0131 gaflet ve isyan ile ge\u00e7irenlerin sonsuz olarak u\u011frayacaklar\u0131 zarara dikkatleri \u00e7ekmektir. Nitekim s\u00fbrenin i\u00e7inde anlat\u0131lan konular da bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 a\u00e7\u0131klayacakt\u0131r.<\/p>\n<p>3. \u00c7ifte ve teke yemin olsun. R\u00e2zi der ki: &#8220;\u015eef ve vetr, Araplar&#8217;\u0131n &#8220;tek ve \u00e7ift&#8221; ve genel olarak herkesin &#8220;\u00e7ift ve tek&#8221; dedi\u011fidir. Yunus \u015f\u00f6yle der: Aliye halk\u0131, say\u0131 ifade ederken vetr; \u00f6\u00e7 ve intikam alma m\u00e2n\u00e2s\u0131nda ise vitr derler. Temim ise her iki m\u00e2n\u00e2da da vitr der.&#8221; Bunun izah\u0131 \u015fudur: \u015eef&#8217; ve vetr kelimeleri mastar ve isim olarak kullan\u0131l\u0131r. Mastar oldu\u011fu zaman e\u015f\u015fef, bir \u015feyi di\u011ferine katmak demek olup \u00e7iftlemek ve \u015fefaat etmek m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelir. Vetr de, iyfar gibi teklemek ve \u00f6\u00e7 almak m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelir. \u00d6ce ve kine &#8220;tire&#8221; denilir. \u0130sim oldu\u011fu zaman da \u015fef&#8217;, \u00e7ift; vitir, tek demek olur. Nitekim iki rekat namaza \u015fef&#8217; denildi\u011fi gibi, tek namaza da vitir denilir. Demek ki \u015fef ve vetir; \u015fefaat ve intikam, \u00e7iftleme ve tekleme, \u00e7ift ve tek m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelebilen bir cem ve fark ifade eder.<\/p>\n<p>Burada da el-vetr; Hamze, Kis\u00e2i, Halefi a\u015fir k\u0131r\u00e2etlerinde &#8220;vav&#8221;\u0131n kesresiyle, A\u015fere&#8217;nin geri kalanlar\u0131nda feth ile okunmu\u015ftur. Yunus&#8217;un yukar\u0131da ge\u00e7en g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne g\u00f6re vitir, iki m\u00e2n\u00e2ya da gelebilirse de vetr ancak say\u0131da kullan\u0131l\u0131r, yani tek veya tekleme m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Buna Kurey\u015f l\u00fcgati demi\u015flerdir. Al\u00fbs\u00ee, der ki: Kesre ile &#8220;vitr&#8221; de okunmu\u015ftur. Bu, Temim l\u00fcgatidir. \u00c7o\u011funlu\u011fun k\u0131r\u00e2eti feth \u00fczeredir ve bu Kurey\u015f l\u00fcgatidir. Sahib-i matla&#8217;\u0131n a\u00e7\u0131klamas\u0131na g\u00f6re ise, \u015fef kelimesinin kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 olan vetr de, habr ve hibr gibi fetha ve kesre ile okunur. Ama tire, yani kin ve \u00f6fke m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelen &#8220;vitr&#8221;de nakledilen yaln\u0131z kesredir. Bununla beraber Asma\u00ee, bunda da iki l\u00fcgat nakletmi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte \u00e7o\u011funlu\u011fun k\u0131r\u00e2etinin feth ile oldu\u011fu, bunun da ancak say\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131na Kurey\u015f l\u00fcgati bulundu\u011fu i\u00e7in tefsirciler burada kesir k\u0131r\u00e2etlerini de bu m\u00e2n\u00e2ya yorumlayarak intikam m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 hi\u00e7 itibara almam\u0131\u015flar; say\u0131 ile ilgili olan \u00e7ift-tek m\u00e2n\u00e2lar\u0131 \u00fczerinde y\u00fcr\u00fcm\u00fc\u015flerdir ki, \u015fef ve vetr kelimelerinin kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 olarak kullan\u0131lmas\u0131ndan a\u00e7\u0131k olan m\u00e2n\u00e2 da budur. Ger\u00e7i kesir k\u0131r\u00e2etinin iki m\u00e2n\u00e2ya da ihtimali olmas\u0131 ve &#8220;Rabbinin nas\u0131l yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6rmedin mi?&#8221; ile anlat\u0131lan azg\u0131n fesat\u00e7\u0131lar \u00fczerine, &#8220;Bu nedenle Rabbin onlar\u0131n \u00fczerine azab kam\u00e7\u0131s\u0131 ya\u011fd\u0131rd\u0131.&#8221; \u00e2yeti, il\u00e2h\u00ee \u00f6fke ve intikam\u0131 a\u00e7\u0131klay\u0131c\u0131 olmas\u0131 nedeniyle vetrin bu m\u00e2n\u00e2ya yorumlanmas\u0131na bir karine (ipucu) olabilirse de fetih k\u0131r\u00e2eti buna uygun g\u00f6r\u00fclmedi\u011fi gibi, \u015fef ve vetr kelimelerinin kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 kullan\u0131lmas\u0131 da \u015fefaat ve intikam m\u00e2n\u00e2s\u0131nda me\u015fhur olmad\u0131\u011f\u0131ndan bu m\u00e2n\u00e2 gizli bir imadan ibaret kalm\u0131\u015f olur.<\/p>\n<p>O halde \u00e7ift ve tek tabirinden ne anlamak gerekir?<\/p>\n<p>Ba\u015flar\u0131ndaki &#8220;l\u00e2m&#8221;lar, cins ifade eden l\u00e2m m\u00e2n\u00e2s\u0131na al\u0131nmas\u0131 halinde, ku\u015fkusuz bu tabir b\u00fct\u00fcn e\u015fyay\u0131 kapsar. \u00c7\u00fcnk\u00fc e\u015fya kesinlikle ya \u00e7ift, ya da tektir. Bu durumda e\u015fyan\u0131n hepsine, her \u015feye yemin edilmi\u015f olur. Bundaki fayda ise, zaman de\u011fi\u015fimlerinin her \u015feye yay\u0131ld\u0131\u011f\u0131na dikkatlerini \u00e7ekerek her \u015feyin sona erece\u011fini bir hat\u0131rlatmadan ibaret olur. Bu takdirde, &#8220;Onun zat\u0131ndan ba\u015fka her \u015fey yok olacakt\u0131r.&#8221;(Kasas, 28\/88) h\u00fckm\u00fcnce, \u015fef ve vetrden maksad\u0131n, Allah&#8217;\u0131n zat\u0131 d\u0131\u015f\u0131ndaki \u015feyler olmas\u0131 gerekir.<\/p>\n<p>Bu iki kelimenin ba\u015f\u0131ndaki &#8220;l\u00e2m&#8221; lar\u0131n &#8220;ahid&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na al\u0131nmas\u0131 halinde ise, \u00e7ift veya tek olmakla bilinen bir\u00e7ok \u015feye ihtimali olur. Bundan dolay\u0131 tefsirciler burada otuzdan fazla yorum tarz\u0131 zikretmi\u015flerdir.<\/p>\n<p>Bunlardan rivayet bak\u0131m\u0131ndan en kuvvetli olanlardan birka\u00e7\u0131n\u0131 a\u015fa\u011f\u0131ya al\u0131yoruz:<\/p>\n<p>1_ Buh\u00e2r\u00ee&#8217;de de M\u00fccahid&#8217;den rivayet oldu\u011fu \u00fczere \u015fef yarat\u0131lan her\u015fey; vetr, y\u00fcce Allah&#8217;t\u0131r. Bu surette &#8220;Hem her \u015feyden iki \u00e7ift yaratt\u0131k ki \u00f6\u011f\u00fct alas\u0131n\u0131z. O halde hemen Allah&#8217;a s\u0131\u011f\u0131n\u0131n. Ku\u015fkusuz ben onun taraf\u0131ndan size apa\u00e7\u0131k bir uyar\u0131c\u0131y\u0131m.&#8221;(Z\u00e2riy\u00e2t, 51\/49-50) \u00e2yetlerinin m\u00e2n\u00e2s\u0131 olur. &#8220;B\u00fct\u00fcn \u00e7iftleri yaratan Allah b\u00fct\u00fcn noksanl\u0131klardan uzakt\u0131r.&#8221;(Y\u00e2s\u00een, 36\/36) Esma-i H\u00fcsna hadisinde de &#8220;Allah tektir; teki sever.&#8221; veya z\u0131dd\u0131 vard\u0131r ki bunlar bir \u015fef te\u015fkil ederler: K\u00fcf\u00fcr-iman, saadet-bedbahtl\u0131k, hidayet-sap\u0131kl\u0131k, geceg\u00fcnd\u00fcz, G\u00f6k-yer, deniz-kara, cin-insan, ruh-cisim hep \u00e7ifttir. Y\u00fcce Allah ise ortaks\u0131zd\u0131r, &#8220;Hi\u00e7bir benzeri yoktur.&#8221;(\u015e\u00fbr\u00e2, 41\/11), tektir, birdir, o hi\u00e7bir \u015feye muhta\u00e7 de\u011fil, her\u015fey ona muhta\u00e7t\u0131r.<\/p>\n<p>2_ \u0130mam Ahmed ve Tirmiz\u00ee \u0130mran b. Husayn (r.a.)&#8217;dan \u015f\u00f6yle rivayet etmi\u015flerdir: Resulullah (s.a.v.)&#8217;a \u00e2yetinin m\u00e2n\u00e2s\u0131 sorulunca: &#8220;Namazd\u0131r, \u00e7\u00fcnk\u00fc onun bir k\u0131sm\u0131 \u00e7ift, bir k\u0131sm\u0131 tektir.&#8221; buyurdu. Tirmiz\u00ee bunun Katade&#8217;den garib hadis oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015ftir. Bunu \u0130mran&#8217;dan Abd b. Humeyd, \u0130bn\u00fc Cerir, \u0130bn\u00fc M\u00fcnzir, \u0130bn\u00fc Merduye ve \u0130bn\u00fc Ebi Hatim de rivayet etmi\u015flerdir. \u0130bn\u00fc Ebi Hatim &#8220;Sahih&#8221; demi\u015ftir.<\/p>\n<p>3_ \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan: Z\u00fcrare b. Ebi Evfa ve \u0130krime ve ondan Katade ve Dahhak demi\u015flerdir ki: \u015eef, Kurban bayram\u0131n\u0131n ilk g\u00fcn\u00fc; vetr, arefe g\u00fcn\u00fcd\u00fcr. &#8220;Leyal-i a\u015fr&#8221; (on gece) hakk\u0131nda varit olan Cabir hadisine en uygun olan da budur. Y\u00fcce Allah il\u00e2h\u00ee ilminde bu on gecenin di\u011fer g\u00fcnlere \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc ve bu iki g\u00fcn\u00fcn de bu on geceden geri kalanlar\u0131na \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc ve daha hay\u0131rl\u0131 oldu\u011funu bildirmek \u00fczere bu on geceye ve iki g\u00fcne yemin etmi\u015ftir. Kurban bayram\u0131n\u0131n ilk g\u00fcn\u00fc Zilhicce&#8217;nin onuncu g\u00fcn\u00fc olmakla \u00e7ift, dokuzuncu arefe g\u00fcn\u00fc tektir. Bunlar as\u0131l hacc\u0131n r\u00fck\u00fcnlerinin eda olunabildi\u011fi birinci ve ikinci g\u00fcnlerdir. Arafat&#8217;a yeti\u015fen hacca yeti\u015fmi\u015f olur. Kurban bayram\u0131n\u0131n birinci g\u00fcn\u00fcnde de tamaml\u0131yabilir. Bir de Kurban bayram\u0131 g\u00fcn\u00fc tek kalmayarak benzerleri de ona kat\u0131l\u0131r. Sonra iki g\u00fcn hem Kurban, hem te\u015frik, d\u00f6rd\u00fcnc\u00fc bir de yaln\u0131z te\u015frik olur. Bu nedenlerle arefeye vitr; Kurban bayram\u0131 g\u00fcn\u00fcne \u015fef ad\u0131 verilmi\u015ftir. Bu durumda bu \u00e2yetler, tek bir d\u00fczen i\u00e7inde hep Kurban bayram\u0131 ile ilgili olmu\u015f olaca\u011f\u0131ndan hem a\u00e7\u0131k\u00e7a bir uygunluk vard\u0131r, hem de \u00e7ok m\u00e2n\u00e2l\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>&#8220;Ke\u015f\u015f\u00e2f Ha\u015fiyesi&#8221;nde Tayb\u00ee \u015f\u00f6yle der: \u0130mran b. Husayn hadisiyle rivayet olunan, &#8220;\u015fef ve vetr&#8221;den maksad\u0131n &#8220;namaz&#8221; oldu\u011funa dair tefsir Resulullah (s.a.v.)&#8217;a kadar vard\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in olan, yani &#8220;tercih edilmesi gereken&#8221; tefsirdir. Lakin &#8220;Bahr&#8221;de Ebu Hayy\u00e2n da der ki: Cabir hadisi isnat bak\u0131m\u0131ndan \u0130mran b. Husayn hadisinden daha sahihtir. Bilinen \u00e7ift ve teklerin bir\u00e7ok olmas\u0131 nedeniyle bu kelimelerin ba\u015f\u0131ndaki &#8220;l\u00e2m&#8221;\u0131 cins m\u00e2n\u00e2s\u0131na alan di\u011fer bir tak\u0131m tefsirciler de bu yorumlar\u0131, &#8220;sadece bunlard\u0131r&#8221; \u015feklinde yap\u0131lm\u0131\u015f bir tefsir olarak de\u011fil, birka\u00e7 y\u00f6nde yap\u0131lm\u0131\u015f tefsir kabilinden sayarak Allah&#8217;\u0131n birli\u011fini g\u00f6sterme veya dince fayda, yahut \u00f6ncesi ve sonras\u0131yla m\u00fcnasebet a\u00e7\u0131s\u0131ndan a\u00e7\u0131k g\u00f6rd\u00fckleri daha bir\u00e7ok \u015fey saym\u0131\u015flar ise de hepsinin esas\u0131 zikretti\u011fimiz d\u00f6rt yorumda toplanmaktad\u0131r. \u0130bn\u00fc Cerir demi\u015ftir ki: En do\u011frusu y\u00fcce Allah \u00e7ifte ve teke yemin etmi\u015f; ne \u00e7iftten ne de tekten bir nev&#8217;i, ne haber ne de ak\u0131l ile tahsis etmemi\u015ftir. Her \u00e7ift ve her tek bu yeminde dahildir. Hasan-\u0131 Basri Hazretleri de \u00e7ift ve tek her say\u0131ya yemin oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015ftir. Bununla beraber Cabir ve \u0130bn\u00fc Abbas rivayetleri \u00fczere, &#8220;A\u015fr&#8221;i Zilhicce geceleri ve Arefe ve Kurban bayram\u0131 g\u00fcnleriyle tefsir, hem \u00e2yetlerin tertip ve d\u00fczenine, hem s\u00fbrenin m\u00e2n\u00e2s\u0131na g\u00f6re daha uygun ve ibretlidir. Bunda \u00e7ift ve tek&#8217;in ta\u015f\u0131yabilece\u011fi m\u00e2n\u00e2lar\u0131n hepsine ima ve i\u015faret bulunmakla beraber \u00e2lemde hayattan uhrevi bir bayram ve sevince ermek i\u00e7in &#8220;on gece&#8221; gibi s\u0131n\u0131rl\u0131 olan be\u015f on g\u00fcnl\u00fck \u00f6m\u00fcrde cemaat ve fert olarak ibadet ve nefis m\u00fccadelesi gere\u011fine en a\u00e7\u0131k bir misal ile dikkat \u00e7ekilmi\u015f de oluyor. &#8220;Geceler&#8221; denilmekle buna i\u015faret olundu\u011fu gibi \u00f6zellikle \u015fununla da bu m\u00e2n\u00e2 anlat\u0131lm\u0131\u015f demektir:<\/p>\n<p>4. Ve giderken, (yani ge\u00e7ti\u011fi s\u0131rada) geceye yemin olsun. Nitekim M\u00fcddessir S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;D\u00f6nd\u00fc\u011f\u00fc an o geceye yemin olsun.&#8221; (M\u00fcddessir, 74\/33) buyrulmu\u015ftu.<\/p>\n<p>YESR: asl\u0131 &#8220;yesr\u00ee&#8221; dir. F\u00e2s\u0131la i\u00e7in &#8220;y\u00e2&#8221; d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fclerek &#8220;r\u00e2&#8221;n\u0131n kesresiyle yetinilmi\u015ftir, cezmedilmi\u015f de\u011fildir. Onun i\u00e7in N\u00e2fi, Ebu Amr ve Ebu Cafer k\u0131r\u00e2etlerinde vasledilir (ge\u00e7ilir)ken, \u0130bn\u00fc Kesir ve Yakub k\u0131r\u00e2etlerinde vakf halinde (duruldu\u011funda) ve ge\u00e7ilirken &#8220;y\u00e2&#8221; ile okunur. \u0130sra gibi gece gitmek m\u00e2n\u00e2s\u0131na s\u00fcra ve sirayet k\u00f6k\u00fcnden geni\u015f zamand\u0131r. Gecenin gece gitmesi, gece i\u00e7inde geceyi d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcr\u00fcr gibi katmerli bir ifadedir. Bu gibi makamda tecrid (soyutlama) \u00e2det oldu\u011fundan m\u00fccerred (soyut) y\u00fcr\u00fcmek m\u00e2n\u00e2s\u0131na al\u0131nmas\u0131 uygun ise de bunda di\u011fer iki n\u00fckte vard\u0131r. Birisi, geceden maksat karanl\u0131k oldu\u011funa ve karanl\u0131\u011f\u0131n yok olmaya y\u00fcz tuttu\u011fu ana i\u015faret olmas\u0131, birisi de gecenin bir de gam ve elemle ilgili oldu\u011funa ve o gam ve elemin ge\u00e7mek \u00fczere bulundu\u011fu ana i\u015faret olmas\u0131d\u0131r. Ki bu anlar, sabaha yak\u0131n olan m\u00fcbarek seher vakitleridir. Bu itibarla fecr ve gecenin cins i\u00e7in olmas\u0131 daha kapsaml\u0131 olur ise de Bayram sabah\u0131 ve sabah\u0131 bayram olan gecenin seheri olmas\u0131 daha toplay\u0131c\u0131 ve daha g\u00fczeldir. Bir tak\u0131m tefsirciler de bunun Leyle-i cemi&#8217; (ak\u015fam ve yats\u0131 namazlar\u0131n\u0131n birle\u015ftirilerek yats\u0131 vaktinde k\u0131l\u0131nd\u0131\u011f\u0131 gece) denilen M\u00fczdelife gecesi oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir.<\/p>\n<p>5. Bunda, bu yeminlerde (veya bu zikredilen \u015feylerde) akl\u0131 kendisini k\u00f6t\u00fcl\u00fckten al\u0131koyacak bir ak\u0131l sahibi i\u00e7in b\u00fcy\u00fck bir yemin (veya yemin edilir, and verilir bir \u015fey) var de\u011fil mi? Elbette var, \u00e7\u00fcnk\u00fc bunlar \u00f6yle olaylar, \u00f6yle \u015feylerdir ki bir ak\u0131l sahibinin bunlara \u00f6nem vermemesi, bunlar\u0131n feyiz ve bereketlerinden, ir\u015fat edici \u00f6zelliklerinden yararlanmamas\u0131, kuvvet almak istememesi ihtimali yoktur. Ancak tam bir ak\u0131l sahibi bizzat bu olaylar\u0131n kendilerinde de\u011fil, bu olaylardan onlar\u0131n yarat\u0131c\u0131s\u0131 olan ve bu de\u011fi\u015fiklikleri yap\u0131p idare eden bir Rabb&#8217;in var oldu\u011fu neticesini \u00e7\u0131kararak en b\u00fcy\u00fck yemini bunlar\u0131n Rabb&#8217;ine yeminde bulur. Zira &#8220;Bilinmelidir ki, kalpler ancak Allah&#8217;\u0131 zikirle huzur bulur.&#8221;(Ra&#8217;d, 13\/28). B\u00fct\u00fcn bu olaylar ve de\u011fi\u015fiklikler i\u00e7inde de\u011fi\u015fen kalpler Allah&#8217;\u0131 anmadan huzur bulamaz.<\/p>\n<p>Bu yeminlerden bunu anlamak i\u00e7in de iki delalet y\u00f6n\u00fc vard\u0131r. Birisi, M\u00fccahid&#8217;den rivayet olundu\u011fu \u00fczere &#8220;el-Vitr&#8221;den do\u011frudan do\u011fruya Allah&#8217;\u0131 anlamakt\u0131r. Bu takdirde bunlar i\u00e7inde en b\u00fcy\u00fck yemin bir bunda bulunmu\u015f olup, soru do\u011frudan do\u011fruya takrir\u00ee olur. \u0130kincisi de, bunlar\u0131n her birini il\u00e2h\u00ee \u00e2yetlerden biri gibi anlayarak onlara yeminden as\u0131l maksat, delalet etmi\u015f olduklar\u0131 bir ve tek Rabb&#8217;e yemin oldu\u011funu, yani m\u00e2n\u00e2n\u0131n \u00f6zeti, &#8220;Fecrin Rabb&#8217;ine&#8230; yemin olsun&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na d\u00f6nd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc anlamakt\u0131r. Bu takdirde soru, bizzat bunlar\u0131n kendilerinde de\u011fil, varl\u0131\u011f\u0131na delil olduklar\u0131 bir Rabb&#8217;e yeminde ak\u0131ll\u0131 kimse i\u00e7in bir yemin vard\u0131r, cevab\u0131n\u0131 telkin etmek \u00fczere, bir y\u00f6nden ink\u00e2ri, bir y\u00f6nden de takrir\u00ee olmu\u015f olur. Fahreddin er-Raz\u00ee bu y\u00f6n\u00fc \u015f\u00f6yle ifade etmi\u015ftir: &#8220;bunda bir yemin var m\u0131?&#8221; bir sorudur. Bundan maksat da te&#8217;kid (vurgu)dir. Bu, bir kimsenin \u00e7ok kuvvetli bir delil zikredip de, &#8220;nas\u0131l, bu zikretti\u011fimde bir delil var m\u0131?&#8221; demesi gibidir. M\u00e2n\u00e2, ak\u0131l sahibi olan bir kimse bilir ki y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n yemin etti\u011fi bu \u015feylerde Allah&#8217;\u0131n birli\u011fini ve Rabli\u011fini g\u00f6steren deliller ve enteresan durumlar vard\u0131r; bunlar yarat\u0131c\u0131lar\u0131n\u0131 g\u00f6stermeleri itibar\u0131yla yemin olunmaya lay\u0131kt\u0131rlar demek olur. K\u00e2d\u00ee demi\u015ftir ki: Bu \u00e2yet, s\u00f6yledi\u011fimiz gibi, yeminin bu i\u015flerin Rabb&#8217;ine yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6sterir. Zira bu \u00e2yet g\u00f6stermektedir ki, bunda m\u00fcbala\u011fal\u0131 bir yemin vard\u0131r. Bilindi\u011fi gibi yeminde m\u00fcbala\u011fa ancak Allah&#8217;a yemin iledir. \u00c7\u00fcnk\u00fc ak\u0131ll\u0131 bir kimsenin bu i\u015flere yemin etmekten nehyedildi\u011fi muhakkakt\u0131r. Yap\u0131lan bu a\u00e7\u0131klamalar, benzeri yeminler hakk\u0131nda da unutulmamal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>HICR, men etmek ve al\u0131koymak m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan al\u0131narak ak\u0131l m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Zira, sahibini k\u00f6t\u00fcl\u00fckten men etmesi itibariyle akla &#8220;nuha&#8221; denildi\u011fi gibi m\u00fcnasebetsizlikten al\u0131koymas\u0131 itibar\u0131yla de &#8220;h\u0131cr&#8221; ismi verilir. Dolay\u0131s\u0131yla &#8220;zi h\u0131cr&#8221;, tam ak\u0131l sahibi demek olur.<\/p>\n<p>Bu yeminin cevab\u0131na gelince, bunda da iki yorum vard\u0131r: Birisi, cevap, &#8220;Ku\u015fkusuz Rabbin her an g\u00f6zetlemektedir.&#8221; \u00e2yetidir. Aradaki \u00e2yetler ara c\u00fcmlesidir. \u0130kincisi, Zemah\u015feri&#8217;nin dedi\u011fi gibi as\u0131l cevap zikredilmemi\u015f olup cevab\u0131n ne oldu\u011funu g\u00f6steren ile ba\u015flayan ve ile biten \u00e2yetleri onun yerine ge\u00e7irilmi\u015ftir. Dolay\u0131s\u0131yla as\u0131l m\u00e2n\u00e2 \u015fu olur: Bunlara yemin olsun ki Rabbin k\u00e2firlere azap edecektir. G\u00f6rmedin mi?<\/p>\n<p>Bu g\u00f6rmekten maksat kalp ile g\u00f6rmek, yani ilimdir. Eserlerden ve haberlerden g\u00f6rm\u00fc\u015f gibi bilmektir. \u00c2d, Sem\u00fbd ve Firavun haberleri dillerde destan olarak yalan \u00fczerinde ittifak etmeleri m\u00fcmk\u00fcn olmayacak say\u0131da ki\u015fi taraf\u0131ndan nakledilegelmi\u015ftir. \u00c2d ve Sem\u00fbd helak ve yok olmu\u015f bulunan en eski Araplar&#8217;dan olup Arabistan&#8217;da ya\u015f\u0131yorlard\u0131. Eserleri ve kal\u0131nt\u0131lar\u0131 g\u00f6r\u00fcl\u00fcyordu. M\u0131s\u0131r \u00fclkesi de Arabistan&#8217;a yak\u0131n olmakla beraber Firavun k\u0131ssalar\u0131n\u0131 Araplar ehl-i kitaptan da i\u015fitiyorlard\u0131. Asl\u0131na \u015fahit olunup g\u00f6r\u00fclen tevat\u00fcr dahi g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015f gibi \u015f\u00fcpheden uzak zorunlu ilim ifade etti\u011finden ve bu k\u0131ssalar Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da da Allah taraf\u0131ndan defalarca haber verildi\u011finden dolay\u0131 onlar hakk\u0131ndaki bu bilgi, &#8220;g\u00f6rmedin mi?&#8221; diye g\u00f6rme ile ifade edilmi\u015ftir. Hitap, g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fte Peygamber (s.a.v)&#8217;e ise de bunu duyup bilenlerin hepsine de aittir. Bunlar\u0131 anlatman\u0131n faydas\u0131 da k\u00e2firleri korkutma, m\u00fcminleri ir\u015fat etme ve \u00f6nceki s\u00fbrede zikredildi\u011fi \u00fczere yerk\u00fcrenin hallerine bakmaktan edinilecek ibret misallerinden baz\u0131lar\u0131n\u0131 ayr\u0131nt\u0131s\u0131yla g\u00f6stermektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn nas\u0131l oldu\u011fu incelenirken b\u00f6yle yok olmu\u015f kavimlerin eser ve kal\u0131nt\u0131lar\u0131 da g\u00f6r\u00fclerek \u00e2lemin u\u011frad\u0131\u011f\u0131 de\u011fi\u015fikliklerden ba\u015flang\u0131\u00e7 ve son i\u00e7in ibret al\u0131nm\u0131\u015f, faydal\u0131 amellerle bo\u015funa yap\u0131lan amellerin fark\u0131na var\u0131lm\u0131\u015f olur.<\/p>\n<p>6. Yani g\u00f6rmez misin, Rabbin nas\u0131l yapt\u0131 Ad&#8217;e? Nas\u0131l azap ile yok etti.<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc Haldun&#8217;un da anlatt\u0131\u011f\u0131 gibi, tarih\u00e7iler Araplar&#8217;\u0131, Arab-\u0131 baide, Arab-\u0131 aribe, Arab-\u0131 m\u00fcsta&#8217;ribe ve Arab-\u0131 m\u00fcsta&#8217;cime diye d\u00f6rt s\u0131n\u0131fa ayr\u0131lm\u0131\u015f olarak d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fc\u015flerdir.<\/p>\n<p>Arab-\u0131 baide, helak ve yok olmu\u015f en eski Araplar&#8217;d\u0131r ki \u00c2d, Sem\u00fbd, Tasm ve Cedis bunlardand\u0131r.<\/p>\n<p>Arab-\u0131 aribe, saf Araplar demektir ki, Kahtaniler&#8217;dir. Arab-\u0131 m\u00fcsta&#8217;ribe, Arapla\u015fm\u0131\u015f Araplar demektir. \u0130smail (a.s)&#8217;in soyundan olan ve Hz. Peygamber (s.a.v.)&#8217;in nesebini te\u015fkil eden Adnaniler bundand\u0131r. Peygamberimiz (s.a.v.)&#8217;in atas\u0131 olan \u0130brahim (a.s.) Arap olmad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in o\u011flu \u0130smail (a.s)&#8217;dan \u00e7ocuklar\u0131na Arab-\u0131 m\u00fcsta&#8217;ribe denilmi\u015ftir. Arap dili bunlarla y\u00fckselmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Arab-\u0131 m\u00fcsta&#8217;cime, acemle\u015fmi\u015f Arap demektir ki, \u0130slam fetihleriyle d\u00fcnyaya yay\u0131l\u0131p \u00e7e\u015fitli milletlerle kar\u0131\u015farak dilleri, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n indi\u011fi fasihli\u011fi kaybederek yabanc\u0131l\u0131k kar\u0131\u015fm\u0131\u015ft\u0131r. Soyk\u00fct\u00fc\u011f\u00fc ile me\u015fgul olan bilginler demi\u015flerdir ki: \u00c2d, Nuh (a.s)&#8217;un o\u011fullar\u0131ndan Sam&#8217;\u0131n o\u011flu \u0130rem&#8217;in o\u011flu Avs&#8217;\u0131n o\u011flu Ad&#8217;\u0131n \u00e7ocuklar\u0131ndan bir kavimdir ki Beni Ha\u015fim&#8217;e Ha\u015fim, Beni Temim&#8217;e Temim denildi\u011fi gibi \u00c2d ismi sonra bu kabiliye ad olmu\u015f ve bunlar\u0131n ilk ya\u015f\u0131yan k\u0131s\u0131mlar\u0131na \u00c2d-\u0131 \u00dbla (ilk \u00c2d), sonra gelenlerine de \u00c2d-\u0131 \u00dbhra (veya ahire) denilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Az \u00f6nce zikredilen nesep gerek sahih olsun gerek olmas\u0131n bu kavim \u00c2d nam\u0131yla tan\u0131nm\u0131\u015f ve bu \u00c2d ile Araplar aras\u0131nda me\u015fhur olmu\u015ftur. Bunlardan daha b\u00fcy\u00fck dedeleri olan \u0130rem nam\u0131yla da lakap alm\u0131\u015flard\u0131r. Ancak \u00c2d-\u0131 \u0130rem, \u00c2d-\u0131 \u00dbla&#8217;n\u0131n ismi midir? \u00c2d-\u0131 Ahire&#8217;nin ismi midir? bunda ihtilaf edilmi\u015ftir. Necm S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;O, \u00f6nceki \u00c2d kavmini yok etti.&#8221;(Necm, 53\/50) buyruldu\u011funa g\u00f6re de burada da \u00c2d-\u0131 \u0130rem&#8217;in \u00c2d-\u0131 \u00dbla oldu\u011fu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne varan tefsirciler daha \u00e7ok g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor.<\/p>\n<p>O\u011fuzlular&#8217;a O\u011fuz, Sel\u00e7uklular&#8217;a Sel\u00e7uk denilmesi kabilinden b\u00f6yle baz\u0131 \u015fah\u0131s isimlerinin sonradan mensup bulunduklar\u0131 kavim ve kabilelerine isim olarak da verilmesi yayg\u0131n oldu\u011funa g\u00f6re eski kitaplarda pek uzun \u00f6m\u00fcrlerle an\u0131lan baz\u0131 isimlerin b\u00f6yle olmas\u0131 hat\u0131ra gelir.<\/p>\n<p>7. S\u00fctunlar sahibi \u0130rem&#8217;e.<\/p>\n<p>\u0130rem, marifelik ve m\u00fcenneslik sebebiyle gayr-i munsarif oldu\u011fu i\u00e7in fetha ile mecrur olmu\u015ftur. Bu \u0130rem hakk\u0131nda \u00fc\u00e7 g\u00f6r\u00fc\u015f s\u00f6ylenmi\u015ftir:<\/p>\n<p>B\u0130R\u0130S\u0130, kabile ismi olmas\u0131d\u0131r ki bu durumda daha \u00f6nce ge\u00e7en &#8220;\u00c2d&#8221;\u0131 a\u00e7\u0131klamak i\u00e7in atf-\u0131 beyan olur. M\u00fccahid ve Katade demi\u015flerdir ki: Bizzat kendisi bir kabile ismidir. Yine M\u00fccahid&#8217;den rivayet olundu\u011funa g\u00f6re, \u0130rem, eski demektir. \u0130bn\u00fc \u0130shak da; &#8220;\u0130rem, \u00c2d&#8217;\u0131n hepsinin atas\u0131d\u0131r.&#8221; demi\u015ftir. \u015eu halde dedelerinin ismine nisbetle ilk \u00c2d, yahut ilki ve sonras\u0131yla b\u00fct\u00fcn \u00c2d demek olur. Zira \u0130rem \u00c2d&#8217;\u0131n dedesi oldu\u011funa g\u00f6re, \u0130rem kabilesi \u00c2d kabilesinden daha genel olmal\u0131d\u0131r. Bu duruma g\u00f6re \u0130rem&#8217;in s\u0131fat\u0131 olan da &#8220;s\u00fctunlu&#8221;, direkli demek olarak \u00fc\u00e7 \u015fekilde tefsir edilmi\u015ftir:<\/p>\n<p>1. \u0130mad, direk ve s\u00fctun m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;amed&#8221; gibi tekil veya \u00e7o\u011ful olarak, &#8220;refiu&#8217;l-imad&#8221; yani direkleri y\u00fcksek tabirinde oldu\u011fu gibi &#8220;uzun boylu&#8221; veya &#8220;boylar\u0131 uzun&#8221; olmaktan kinayedir. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;Sizi Nuh kavminden sonra halifeler k\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve yarat\u0131l\u0131\u015fta sizi onlardan \u00fcst\u00fcn k\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 hat\u0131rlay\u0131n.&#8221;(A&#8217;r\u00e2f, 7\/69) buyruldu\u011fu \u00fczere Ad kavmi uzun, iri c\u00fcsseli olduklar\u0131ndan boylar\u0131 dire\u011fe benzetilmi\u015f demektir. Nitekim &#8220;rac\u00fcl\u00fcn amed\u00fcn&#8221; ve &#8220;um\u00fcddan\u00fcn&#8221; denilir ki &#8220;uzun&#8221; demektir. Bu \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan rivayet edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>2. \u0130krime ve Mukatil demi\u015flerdir ki: G\u00f6\u00e7\u00fcp konduklar\u0131 evlerinin direkleri demek olup \u00e7ad\u0131r halk\u0131 olduklar\u0131na i\u015faret olur. Nitekim &#8220;\u00c2d&#8217;\u0131n karde\u015fini (Hud&#8217;u) hat\u0131rla. Hani bir zamanlar Ahkaf&#8217;taki (Yemen&#8217;de denize do\u011fru kumluk bir arazideki) kavmini uyarm\u0131\u015ft\u0131.&#8221;(Ahkaf, 46\/21) buyruldu\u011fu gibi Ahkaf taraflar\u0131nda idiler.<\/p>\n<p>3. \u0130bn\u00fc Zeyd&#8217;den rivayet olundu\u011funa g\u00f6re, binalar\u0131n\u0131n direkleri demektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;Siz her tepeye bir alamet bina edip e\u011flenir misiniz?&#8221;(\u015euara, 26\/128) buyruldu\u011fu \u00fczere y\u00fcksek yerde veya ge\u00e7it ba\u015f\u0131nda bir al\u00e2met bina ediyorlard\u0131.<\/p>\n<p>\u0130K\u0130NC\u0130S\u0130, R\u00e2zi&#8217;nin nakletti\u011fine g\u00f6re, Ebu Rukay\u015f: &#8220;\u00dcr\u00fcm, Ad&#8217;\u0131n kabirleridir&#8221; demi\u015f ve &#8220;Orada deve s\u00fcr\u00fcs\u00fcn\u00fcn \u00f6n\u00fcnde gelip ilk g\u00f6r\u00fcnen develere benzer kabirler vard\u0131r.&#8221; m\u0131sras\u0131n\u0131 okumu\u015ftur. Ger\u00e7ekte &#8220;K\u00e2mus&#8221;ta da zikredildi\u011fi \u00fczere \u0130rem&#8217;in \u00e7o\u011fulu olan aram gibi \u00fcr\u00fcm de ni\u015fan ve alamet olarak dikilen mesafe g\u00f6sterici i\u015faretlere ve yol feneri gibi \u015feylere denilir. \u00c2d kavminin kabirlerine de denilir. denir ki &#8220;i\u00e7inde hi\u00e7 al\u00e2met ve ni\u015fan bulunmayan \u00e7\u00f6l&#8221; demektir. Baz\u0131lar\u0131n\u0131n g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne g\u00f6re aram, \u00f6zellikle \u00c2d&#8217;a nisbet edilen eski al\u00e2metlere denir ki tekili iremdir. Bu itibarla &#8220;\u0130reme zati&#8217;l-imad&#8221; direkli s\u00fctunlu irem, yani kabirler veya eserler ve al\u00e2metler demek olur ki \u00f6nceki m\u00e2n\u00e2da bu, &#8220;imad&#8221;\u0131n bir m\u00e2n\u00e2s\u0131 olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fc. Bunda ise \u0130rem&#8217;in kendisi olmu\u015f oluyor. Bu \u015fekilde Ad&#8217;\u0131 beyan etmek i\u00e7in \u0130rem&#8217;in, &#8220;ehl-i \u0130rem&#8221; yani \u0130rem halk\u0131 takdirinde olmas\u0131 laz\u0131m gelir.<\/p>\n<p>\u00dc\u00c7\u00dcNC\u00dcS\u00dc, Ebu Hayy\u00e2n&#8217;\u0131n a\u00e7\u0131k\u00e7a bildirdi\u011fine g\u00f6re \u00e7o\u011funlu\u011fun kanaatince burada irem, Ad&#8217;a ait bir medine, yani b\u00fcy\u00fck bir \u015fehir ismidir ki vaktiyle Yemen&#8217;de oldu\u011funu ve Zatu&#8217;l-\u0130mad denildi\u011fini s\u00f6ylemi\u015flerdir. Bunun, cennetin niteliklerini i\u015fitmi\u015f olan \u015eeddad b. Ad taraf\u0131ndan onun bir e\u015fi olmak \u00fczere yery\u00fcz\u00fcnde normalde bulunmas\u0131 imkans\u0131z veya uzak bir surette y\u0131llarca \u00e7al\u0131\u015f\u0131larak yapt\u0131r\u0131lm\u0131\u015f ve fakat i\u00e7ine girmesi nasip olmadan kendisinin ve halk\u0131n\u0131n yok edilmi\u015f oldu\u011funu hikaye etmi\u015flerdir. Bu suretle \u0130rem Cenneti, \u0130rem Ba\u011f\u0131 ad\u0131 dilden dile dola\u015f\u0131r olmu\u015ftur. Bu hik\u00e2yenin ifade etti\u011fi niteliklere g\u00f6re \u0130rem Cenneti, bu d\u00fcnyada ger\u00e7ekle\u015fme ihtimali olmayan hayal \u00fcr\u00fcn\u00fc bir gaye olmak \u00fczere anlat\u0131lm\u0131\u015f ve kuvvet ve \u015fiddet misali olan \u015eeddad&#8217;\u0131n, b\u00f6yle bir gaye kurarak y\u0131llarca onu ger\u00e7ekle\u015ftirmek i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015fm\u0131\u015f oldu\u011fu halde i\u00e7ine girmeyi ba\u015faramadan yok olup gitmi\u015f oldu\u011fu anlat\u0131lm\u0131\u015f demek olur. M\u00fcsl\u00fcmanlardan birisi ona girecek diye bir haber bulundu\u011funa ve Abdullah b. K\u0131labe&#8217;nin, devesini ararken ona girdi\u011fine dair bir rivayet nakledilirse de sahih de\u011fildir. Haf\u0131z \u0130bn\u00fc Hacer bunun uydurma oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015ftir. \u015eeddad&#8217;\u0131n Cenneti olan \u0130rem Ba\u011f\u0131 hayal \u00fcr\u00fcn\u00fc bir efsanedir. Ahireti ink\u00e2r edip de d\u00fcnyada iken cennete girmek isteyenlerin, istediklerini elde edemediklerini tasvir etmesi itibariyle dillerde destan olmu\u015f bir temsildir.<\/p>\n<p>K\u0131sacas\u0131, bu \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc g\u00f6r\u00fc\u015fe g\u00f6re \u0130reme zati&#8217;l-\u0130mad; Ad kavminin b\u00fcy\u00fck direkleri, sutunlar \u00fczerinde bina etmi\u015f olduklar\u0131 Zatu&#8217;l-\u0130mad ve \u0130rem adlar\u0131yla an\u0131lan b\u00fcy\u00fck bir \u015fehrin ismidir. Muhammed b. Ka&#8217;b buna &#8220;\u0130skenderiyye&#8221; demi\u015f; \u0130bn\u00fc M\u00fcseyyeb ve Makb\u00fcri &#8220;Dime\u015fk&#8221; demi\u015fler ki, maksatlar\u0131 bunlar\u0131n yerleri oldu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131r. Fakat bunlar\u0131 tenkit etmi\u015fler, \u00c2d&#8217;\u0131n oturdu\u011fu yerlerin Umman&#8217;dan Hadramevt&#8217;e do\u011fru Ahkaf taraflar\u0131 oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Fakat anla\u015f\u0131lan o ki bunlar \u00c2d-\u0131 \u0130rem&#8217;in, ilk \u00c2d de\u011fil, sonraki \u00c2d oldu\u011funa inanm\u0131\u015flar, belki bir vakitler \u0130skenderiyye ve \u015eam taraflar\u0131n\u0131 da idareleri at\u0131na alm\u0131\u015f olan Amalika&#8217;n\u0131n -ki &#8220;Dediler ki, ey Musa! Orada zorba bir kavim var.&#8221;(M\u00e2ide, 5\/22) \u00e2yetinde ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere &#8220;zorba&#8221; ad\u0131yla da an\u0131lm\u0131\u015f \u00c2d gibi iri c\u00fcsseli bir kavim idi- sonraki \u00c2d oldu\u011funu s\u00f6ylemek istemi\u015flerdir. \u0130rem&#8217;in \u015fehir oldu\u011funu s\u00f6yleyenler de sonraki \u00c2d&#8217;\u0131 kastetmi\u015f olmal\u0131d\u0131rlar. Nitekim Necm S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;O \u00f6nceki ad kavmini yok etti.&#8221; (Necm, 53\/50) \u00e2yetinin tefsirinde Zemah\u015fer\u00ee; &#8220;\u0130lk \u00c2d, Hud kavmi; sonraki \u00c2d, \u0130rem&#8217;dir.&#8221; diye yazm\u0131\u015ft\u0131r. \u00c7oklar\u0131 \u0130rem \u015fehrinin Yemen&#8217;de oldu\u011fu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcndedirler ki, bunun Me&#8217;rib olmas\u0131 da pek muhtemeldir. \u015eeddad&#8217;\u0131n Aden taraflar\u0131nda k\u00f6\u015fkleri alt\u0131n ve g\u00fcm\u00fc\u015ften; s\u00fctunlar\u0131 zeberced ve yakuttan, ak\u0131llar\u0131 hayrete d\u00fc\u015f\u00fcren t\u00fcrl\u00fc a\u011fa\u00e7 ve nehirlerden y\u00fczlerce sene yapmak i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015f\u0131p da tam i\u00e7ine girece\u011fi zaman kendisinin ve halk\u0131n\u0131n g\u00f6kten gelen \u015fiddetli bir sesle yok olduklar\u0131 s\u00f6ylenen \u0130rem cenneti hikayesi ise, \u00f6lmeden d\u00fcnyada cennete girmek isteyenlerin bu arzular\u0131na kavu\u015famama durumlar\u0131n\u0131 anlatan hayali bir tasvir oldu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131r. \u0130rem&#8217;in b\u00fcy\u00fck bir \u015fehir oldu\u011funu s\u00f6yleyen bu \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc g\u00f6r\u00fc\u015fte de \u0130rem, \u00c2d&#8217;dan atf-\u0131 beyan olmak i\u00e7in &#8220;ehl-i \u0130rem&#8221; takdirinde olmak veya bedel-i i\u015ftimal yap\u0131lmak gerekir. Zati&#8217;l-\u0130mad da \u0130rem&#8217;in s\u0131fat\u0131 veya ondan bedel olur. Birinci yoruma g\u00f6re \u00e7ad\u0131rda ya\u015f\u0131yan ilk \u00c2d&#8217;\u0131n vasf\u0131, \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc yorumda ise ikisine de ihtimalli olmak \u00fczere \u00fc\u00e7 yorum ile ilk ve son b\u00fct\u00fcn Ad&#8217;\u0131n vasf\u0131 anlat\u0131lm\u0131\u015f demek olur.<\/p>\n<p>8. \u00d6yle Zati&#8217;l-\u0130mad veya &#8220;\u00d6yle \u0130mad&#8221;, yahut &#8220;\u00d6yle \u0130rem ki \u00fclkeler i\u00e7inde benzeri yarat\u0131lmam\u0131\u015ft\u0131. Bu niteleme, \u0130rem&#8217;in benzersiz ve e\u015fsiz bir belde oldu\u011funu a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6sterir. O kavmin kuvvet ve boyda e\u015fi yarat\u0131lmam\u0131\u015ft\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131nda olma ihtimali varsa da, ilk akla gelen \u015fehir olmas\u0131d\u0131r. Benzeri yarat\u0131lmam\u0131\u015f olmas\u0131 da o zamana kadar demek olmal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>9. Ve Semud&#8217;a nas\u0131l yapt\u0131? Onlar ki vadide kayay\u0131 kesip bi\u00e7iyorlard\u0131. Bu \u015fekilde kendilerine evler yap\u0131yorlard\u0131 ki bu, Allah&#8217;\u0131n onlara vermi\u015f oldu\u011fu bir kuvvet ve sanat idi.<\/p>\n<p>CEVB, bir \u015feyi yaka bi\u00e7er gibi kesip bi\u00e7mektir. Mesafe kat&#8217;etme\u011fe de cevb denir. Nitekim denilir ki &#8220;O memleketlerde dola\u015ft\u0131m, hepsini ba\u015ftan ba\u015fa kat&#8217; ettim&#8221; demektir. \u0130bn\u00fc Abbas demi\u015ftir ki: &#8220;Beldeleri dola\u015f\u0131rlar ve &#8220;Ve da\u011flarda evler yontuyorsunuz.&#8221;(\u015euara, 26\/149) buyruldu\u011fu \u00fczere da\u011flardan kayalardan evler, havuzlar ve istedikleri gibi binalar yaparlard\u0131.&#8221; Mukatil de: &#8220;V\u00e2di, Vadi&#8217;l-kura&#8217;d\u0131r.&#8221; demi\u015ftir. Denilmi\u015ftir ki: Da\u011flar\u0131, kayalar\u0131, mermerleri ilk yontan Semud idi. Binyediy\u00fcz kadar \u015fehir yapm\u0131\u015flard\u0131. Hepsi ta\u015ftan idi. Bir de denilmi\u015f ki: Vadilerini kesmi\u015fler, sular\u0131n\u0131 yonttuklar\u0131 bir kayan\u0131n i\u00e7ine depo halinde \u00e7ekmi\u015flerdi.<\/p>\n<p>Semud da \u00c2d gibi yok olmu\u015f olan en eski Araplar&#8217;dan me\u015fhur kabiledir. Denilmi\u015ftir ki, dedeleri Semud&#8217;un ismini alm\u0131\u015flard\u0131r. Semud, Cedis&#8217;in karde\u015fi ve bu ikisi Aber b. \u0130rem b. Sam b. Nuh o\u011fullar\u0131d\u0131r. Aber yerine &#8220;Kasir&#8221; de denilmi\u015f ve bunun Tevrat&#8217;ta Casir b. \u0130rem b. Sam denilen o\u011flu \u0130rem&#8217;in, Tevrat&#8217;ta Aram diye bilindi\u011fi s\u00f6ylenmi\u015ftir. Nesep \u00e2limlerinin s\u00f6yledikleri bu nesep, sahih olsun olmas\u0131n, Arabistan&#8217;da Semud ve \u015eam ile Hicaz aras\u0131nda H\u0131cir&#8217;de yerleri bilinmektedir. Nas\u0131l yok edildikleri ise bir\u00e7ok s\u00fbrede ge\u00e7mi\u015ftir.<\/p>\n<p>10. Ve o kaz\u0131klar\u0131n sahibi Firavun&#8217;a nas\u0131l yapt\u0131? Bilmez misin?<\/p>\n<p>Musa ve Firavun k\u0131ssalar\u0131 da bir\u00e7ok s\u00fbrede ge\u00e7mi\u015ftir.<\/p>\n<p>EVT\u00c2D, bilindi\u011fi gibi &#8220;veted&#8221;in \u00e7o\u011fulu olup kaz\u0131klar demektir. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da &#8220;Da\u011flar\u0131 birer kaz\u0131k yapt\u0131k.&#8221;(Nebe&#8217;, 78\/7) buyrularak da\u011flara da &#8220;evtad&#8221; denilmi\u015f oldu\u011funu biliyoruz. Kaz\u0131k, kuvvetli ve sabit olma vas\u0131talar\u0131ndan oldu\u011fu i\u00e7in z\u00fc&#8217;l-evtad yani kaz\u0131klar sahibi vasf\u0131 da kuvvetli ve sabit olmay\u0131 ifade eder.<\/p>\n<p>Bu tabir, bizim &#8220;d\u00fcnyaya kaz\u0131k kakmak istiyor&#8221; tabirimizin de kayna\u011f\u0131 gibidir. Tefsirciler bunun hakk\u0131nda da birka\u00e7 \u015fekilde izahta bulunmu\u015flard\u0131r: Askerlerinin ve konduklar\u0131 yerlerde \u00e7akt\u0131klar\u0131 \u00e7ad\u0131r kaz\u0131klar\u0131n\u0131n \u00e7oklu\u011fu, i\u015fkencelerinin \u015fiddeti ve \u015fairin &#8220;kaz\u0131klar\u0131 iyice yerle\u015fmi\u015f bir kral\u0131n g\u00f6lgesinde&#8221; dedi\u011fi gibi kuvvetli m\u00fclk ve adamlara sahip olmas\u0131 m\u00e2n\u00e2lar\u0131ndan kinaye oldu\u011fu s\u00f6ylenmi\u015ftir. Katade&#8217;nin Said b. C\u00fcbeyr&#8217;den rivayetinde de o evtad, birtak\u0131m oyun yerleri idi, onun alt\u0131nda onun i\u00e7in oynarlard\u0131, denilmi\u015ftir. Bununla beraber bundan bizim en a\u00e7\u0131k olarak anlayabilece\u011fimiz m\u00e2n\u00e2, bu evtad&#8217;\u0131n, M\u0131s\u0131r&#8217;da me\u015fhur da\u011f gibi piramitlere i\u015faret olmas\u0131d\u0131r. &#8220;M\u0131s\u0131r m\u00fclk\u00fc benim de\u011fil mi?&#8221;(Zuhruf, 43\/51) diyen Firavun bu piramitlere sahip bulunuyor ve bunlarla d\u00fcnyaya kaz\u0131k kakmak istediklerini g\u00f6steren bir emel ve kuvvet g\u00f6steriyordu. Piramitlerin hepsi bir Firavun&#8217;a ait olmasa da her Firavun onlara sahip oldu\u011fu gibi Musa&#8217;n\u0131n Firavun&#8217;u da b\u00fct\u00fcn Firavunlu\u011fun temsilcisi olarak s\u00f6z konusu ediliyor demektir. Piramitlerin mahiyeti halka faydal\u0131 bir \u015fey de\u011fil, Firavunlar\u0131n zul\u00fcmleriyle keyifleri i\u00e7in oynam\u0131\u015f e\u011flence ve oyun yerleri demektir. Demek ki bunlar\u0131n alt\u0131nda onlar i\u00e7in bir\u00e7ok oyun oynanm\u0131\u015ft\u0131r. M\u0131s\u0131rl\u0131 \u015eeyh Abduh der ki: M\u0131s\u0131rl\u0131lar&#8217;\u0131n b\u0131rakt\u0131klar\u0131 kal\u0131c\u0131 eserler i\u00e7in &#8220;evtad&#8221; tabirinin kullan\u0131lmas\u0131 ne g\u00fczeldir.<\/p>\n<p>\u00c7\u00fcnk\u00fc bunlar piramitlerdir ve g\u00f6renin g\u00f6z\u00fcnde manzaralar\u0131 yery\u00fcz\u00fcne \u00e7ak\u0131lm\u0131\u015f birer kaz\u0131k manzaras\u0131d\u0131r. Hatta M\u0131s\u0131rl\u0131lar&#8217;\u0131n b\u00fcy\u00fck heykellerinin k\u0131s\u0131mlar\u0131ndaki \u015fekli de tersine \u00e7evrilmi\u015f kaz\u0131k gibidir. Her k\u0131s\u0131m enli olarak ba\u015flar, ba\u015flad\u0131\u011f\u0131ndan daha ince bir u\u00e7la sona erer. Firavun&#8217;a nisbeti sahih olan evtad bunlard\u0131r. Hem de muhatap taraf\u0131ndan bilinmektedir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte Ad o s\u00fctunlar\u0131, Semud o kestikleri kayalar\u0131 ve Firavun bu kaz\u0131klar\u0131 ile d\u00fcnyaya kaz\u0131k kakmak isteyen \u015fiddetli, kuvvetli, uzun emelli kimselerdir.<\/p>\n<p>11. Onlar ki o beldelerde ta\u015fk\u0131nl\u0131k etmi\u015flerdi. Herbiri kuvvetlerine aldanm\u0131\u015f, arzular\u0131na uymu\u015f olarak bulunduklar\u0131 \u00fclkelerde hak ve adalet s\u0131n\u0131r\u0131n\u0131 a\u015f\u0131p halk\u0131n ve yarat\u0131c\u0131n\u0131n haklar\u0131n\u0131 \u00e7i\u011fnemede ileri gitmi\u015flerdi<\/p>\n<p>12. de oralarda i\u00e7ten ve d\u0131\u015ftan fesad\u0131 \u00e7o\u011faltm\u0131\u015flard\u0131. Zul\u00fcm, israf, zevk ve e\u011flenceye a\u015f\u0131r\u0131 d\u00fc\u015fk\u00fcnl\u00fckle \u00e7ok fesat \u00e7\u0131karm\u0131\u015f; d\u00fczeni, ahl\u00e2k\u0131 ve fikirleri bozmu\u015flard\u0131.<\/p>\n<p>13. Rabbin da \u00fczerlerine bir azap kam\u00e7\u0131s\u0131 d\u00f6k\u00fcverdi.Yani her birinin \u00fczerine azaptan bir kam\u00e7\u0131y\u0131 d\u00f6ker, ya\u011fd\u0131r\u0131r gibi \u015fiddetle ve ard arda indirip s\u00fcrekli vuru\u015flarla \u00e7arp\u0131verdi ki, ayr\u0131nt\u0131s\u0131 bir\u00e7ok s\u00fbrede ge\u00e7mi\u015fti.<\/p>\n<p>SEVT asl\u0131nda kar\u0131\u015ft\u0131rmak m\u00e2n\u00e2s\u0131nda mastar olup deriden \u00f6r\u00fclm\u00fc\u015f, katlar\u0131 birbirine kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f olan kam\u00e7\u0131y\u0131 ifade eden bir tabir olarak kullan\u0131lmas\u0131 yayg\u0131n olmu\u015ftur. Birbirine kar\u0131\u015fm\u0131\u015f t\u00fcrl\u00fc azab\u0131n darbeleri kam\u00e7\u0131ya benzetilerek pe\u015fpe\u015fe indirilmesi de \u015fiddetle d\u00f6\u011fmek ve ya\u011fd\u0131rmak gibi &#8220;sabb&#8221; tabiri ile ifade olunmu\u015ftur. Azab kelimesi belirsiz kullan\u0131lmakla da her birine olan azab\u0131n ba\u015fkal\u0131\u011f\u0131na i\u015faret edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>14. Ku\u015fkusuz Rabbin (her hal ve durumda) g\u00f6zetlemededir.Bu c\u00fcmle yeminin cevab\u0131n\u0131 vurgulamakta veya azab\u0131n illetini g\u00f6stermektedir.<\/p>\n<p>M\u0130RSAD, g\u00f6zetleyicilerin g\u00f6zetledikleri, etraf\u0131 kola\u00e7an ettikleri yerdir. (Nebe&#8217; S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;Ku\u015fkusuz cehennem g\u00f6zetleme yeri olmu\u015ftur.&#8221; \u00e2yetinin tefsirine bkz). Bu s\u00f6zde istiare-i temsiliyye vard\u0131r. Yani, seni yeti\u015ftiren, her i\u015fini y\u00f6neten Rabb&#8217;in kullar\u0131 \u00fczerinde g\u00f6zetleme yerinden g\u00f6zeten bir g\u00f6zetleyici gibi her an ve her durumda g\u00f6zetip duran bir \u015fahit ve g\u00f6rendir. Hi\u00e7bir \u015feyi ka\u00e7\u0131rmaz, her birine bakar, yapt\u0131\u011f\u0131 i\u015fe g\u00f6re kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 verir. Onun i\u00e7in yery\u00fcz\u00fcnde karga\u015fay\u0131 \u00e7o\u011falt\u0131p duran ta\u015fk\u0131nlar Allah&#8217;tan, Allah&#8217;\u0131n azab\u0131ndan ka\u00e7\u0131p kurtulacaklar\u0131n\u0131 sanmas\u0131nlar.<\/p>\n<p>15. Rabbinin \u015fan\u0131 bu: Kullar\u0131n\u0131n ahiret i\u00e7in yapt\u0131klar\u0131 \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131 g\u00f6zetir. \u0130nsana gelince, onun da buna g\u00f6re Rabbinin r\u0131zas\u0131 i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131 gerekir. Fakat o insan, gafil insan \u00f6yle yapmaz da d\u00fcnya zevklerini g\u00f6zetir. Onun i\u00e7in her ne zaman Rabb&#8217;i onu imtihan eder, y\u00fck\u00fcml\u00fc tutar, g\u00f6sterece\u011fi duruma g\u00f6re ahirette sorumlu tutmak, ona g\u00f6re ceza ve m\u00fckafat vermek \u00fczere imtihan muamelesi yapar, g\u00f6rev y\u00fckler de bu sebeple ona ikram eder, ho\u015funa gidecek talih ve mevki ile y\u00fcze \u00e7\u0131kar\u0131r ve onu nimete bo\u011far, bol bol nimet ve mal ile r\u0131zk\u0131n\u0131 \u00e7o\u011falt\u0131r, refaha erdirirse&#8230;<\/p>\n<p>Ebu&#8217;s-Suud ve ona uyarak Al\u00fbs\u00ee &#8220;ona ikram eder&#8221; c\u00fcmlesinin ba\u015f\u0131ndaki &#8220;f\u00e2&#8221;y\u0131 f\u00e2-i tefsiriyye (a\u00e7\u0131klama &#8220;f\u00e2&#8221;s\u0131) saym\u0131\u015f ve &#8220;\u00e7\u00fcnk\u00fc ikram etmek ile nimete bo\u011fmak, imtihan etmekle murad\u0131n ayn\u0131d\u0131r&#8221; demi\u015flerse de kanaatimizce bu do\u011fru de\u011fildir. Bu &#8220;f\u00e2&#8221; sebebiyye (sebep bildiren f\u00e2) olmal\u0131d\u0131r. Zira maksat, mutlak ikram ve nimetlendirme de\u011fil, imtihan etmek ve y\u00fck\u00fcml\u00fc tutmak hikmetiyle kay\u0131tl\u0131 ikram ve nimetlendirmedir. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki iki ikram aras\u0131nda fark vard\u0131r. \u0130nsana d\u00fcnyada olan ikram ve nimetin b\u00f6yle imtihan hikmetiyle oldu\u011fu, bunun ise hesap ve sorumlulu\u011fu a\u011f\u0131r oldu\u011fu halde gafil insan onu d\u00fc\u015f\u00fcnmez de Rabbim bana ikram etti, der. Kay\u0131ts\u0131z \u015farts\u0131z, mutlak surette kendisine ikramda bulunulmu\u015f gibi haz duyar, sevinir. Kendisini Allah&#8217;\u0131n sonsuza kadar ikram\u0131na mazhar k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 sevgili kullar\u0131ndan imi\u015f gibi sayar. O y\u00fczden b\u00fcy\u00fck felaketlere d\u00fc\u015febilece\u011fini ve as\u0131l ikram\u0131n ahirette oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcnmez. Ondan dolay\u0131 sorumlulu\u011funu hesaba almadan zevk ve e\u011flenceye, ta\u015fk\u0131nl\u0131k ve fesada dalar, nank\u00f6rl\u00fck yap\u0131p h\u00fcsrana u\u011frar.<\/p>\n<p>16. Ve amma her ne zaman Rabb&#8217;i onu imtihan eder, sabr\u0131na g\u00f6re ahirette m\u00fckafat vermek \u00fczere imtihan muamelesi yapar da bu sebeple ona r\u0131zk\u0131n\u0131 daralt\u0131rsa, bunun da hesapta hafifli\u011fini ve ahirette ecir ve sevab\u0131n\u0131n b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc ve dolay\u0131s\u0131yla bunun ba\u015fkaca bir ikram ve koruma oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcnmez de Rabb&#8217;im beni horlad\u0131, der. Rabbim bana hor bakt\u0131, k\u00fc\u00e7\u00fcmsedi diye g\u00fccenir. R\u0131zk, az da olsa yine \u015f\u00fckr\u00fcn\u00fcn bilinmesi gerekti\u011fini ve az\u0131n k\u0131ymetini bilmeyenin \u00e7o\u011fun k\u0131ymetini de bilmeyece\u011fini fark etmeyerek r\u0131z\u0131k darl\u0131\u011f\u0131n\u0131 kendisine s\u0131rf bir horluk ve hakaret kabul eder de Rabb&#8217;inin di\u011fer nimetlerini hi\u00e7 hesaba katmaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc bak\u0131\u015flar\u0131 fazilete de\u011fil d\u00fcnya zevkine \u00e7evrilidir.<\/p>\n<p>17. Hay\u0131r hay\u0131r, imtihan i\u00e7in olan r\u0131z\u0131k geni\u015fli\u011fini, d\u00fcnya refah ve nimetini mutlak ikram saymak da do\u011fru de\u011fil, r\u0131z\u0131k darl\u0131\u011f\u0131n\u0131 mutlak hor g\u00f6rme ve hakaret saymak da do\u011fru de\u011fildir. \u0130kisi de birer imtihand\u0131r. H\u00fck\u00fcm, imtihandaki ba\u015far\u0131ya g\u00f6re neticede belli olacakt\u0131r. Belki ikram san\u0131lan, k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011fe g\u00f6t\u00fcren bir ba\u015far\u0131 ile neticede zelillik; horlama san\u0131lan da bir koruma ile neticede ikram \u00e7\u0131kacakt\u0131r. &#8220;Mal ve o\u011fullar, d\u00fcnya hayat\u0131n\u0131n s\u00fcsleridir. Baki kalacak olan iyi ameller ise Rabb&#8217;inin kat\u0131nda sevap\u00e7a daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r, emelce de daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r.&#8221;(Kehf, 18\/46).<\/p>\n<p>Hay\u0131r hay\u0131r. S\u00f6zl\u00fc ay\u0131plamadan fiil\u00ee ay\u0131plamaya, fertten topluma ge\u00e7erek k\u0131nama ve ay\u0131plamada y\u00fckselme ve g\u00fczel ahlaka sevktir. Yani, ey Rabb&#8217;inden hep ikram bekleyen ve r\u0131zk\u0131n\u0131n daral\u0131vermesini horluk ve hakaret gibi kabul eden insanlar! Do\u011frusu siz vazifelerinizi yapmazken Rabbinizden ne y\u00fczle ikram beklersiniz ki yetime ikram etmiyorsunuz. Rabbinizin size imtihan i\u00e7in ikram etmi\u015f oldu\u011fu nimetlerden \u00fczerinize d\u00fc\u015fen vazifeyi yapm\u0131yor; yetime iyilik yap\u0131p ihsanda bulunmak suretiyle ikram etmeniz gerekirken bunu yapm\u0131yorsunuz, nas\u0131l olur da siz Rabbinizin kat\u0131nda ikrama lay\u0131k olursunuz?<\/p>\n<p>18. Ve te\u015fvik etmiyorsunuz. Bu fiil tefaul bab\u0131ndan olup asl\u0131 dir. Nafi&#8217;, \u0130bn Kesir ve \u0130bn Amir k\u0131r\u00e2etlerinde &#8220;h\u00e2&#8221;n\u0131n zamm\u0131yla elifsiz okunur. Ebu Amr ve Yakub k\u0131r\u00e2etlerinde de bu fiiller hep &#8220;y\u00e2&#8221; ile \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc \u015fah\u0131s kipi olarak , , ve \u015feklinde okunur. Ve d\u00fc\u015fk\u00fcn\u00fc yedirmeye yani yoksul fakirlerin karn\u0131n\u0131 doyurmaya, bak\u0131mlar\u0131n\u0131 sa\u011flayacak yollara birbirinizi te\u015fvik etmiyor, \u00f6zendirmiyorsunuz. Bu hususta birbirinizle yar\u0131\u015fman\u0131z gerekirken siz aksine ondan ka\u00e7\u0131n\u0131yor, birbirinizi bunu yapmaktan nefret ettiriyorsunuz. Hatta onlar \u00fczerinden ge\u00e7inmek isteyip ta\u015fk\u0131nl\u0131k ediyorsunuz.<\/p>\n<p>19. &#8220;Miras yiyorsunuz&#8221;.<\/p>\n<p>T\u00dcRAS, asl\u0131 olup miras demektir. Vav zammeli oldu\u011fu i\u00e7in &#8220;t\u00e2&#8221;ya \u00e7evrilmi\u015ftir. Yani, ne yetime ikramdan, ne de fakire yedirmekten ho\u015flanmad\u0131\u011f\u0131n\u0131z halde ba\u015fkas\u0131ndan miras kalan mal\u0131 yiyorsunuz. \u00d6yle bir yiyi\u015f yiyorsunuz ki oburcas\u0131na.<\/p>\n<p>LEMM, iyisine k\u00f6t\u00fcs\u00fcne bakmay\u0131p toplamak, derleyip toplamak, bir de bir yere inip konmak m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelir. Burada &#8220;yeme&#8221;nin s\u0131fat\u0131 olmas\u0131 nedeniyle haram\u0131na helal\u0131na bakmay\u0131p yiyi\u015fte toplamak, toptan yemek, yahut haz\u0131ra konarak nereden geldi\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnmeksizin ac\u0131madan yemek m\u00e2n\u00e2lar\u0131n\u0131 ifade eder ki, ikisi de hak ve hukuku g\u00f6zetmeyerek \u015fiddetli h\u0131rs ve i\u015ftah ile oburcas\u0131na yemek demek olur. Tefsircilerin a\u00e7\u0131klamas\u0131na g\u00f6re maksat, yetimlerin ve di\u011fer varislerin haklar\u0131n\u0131 g\u00f6zetmeyerek h\u0131rs ile miras\u0131n hepsine konmak istemek, yahut aln\u0131 terlemeden eline ge\u00e7en miras\u0131, bir hayra yaramas\u0131n\u0131 sa\u011flamay\u0131p bir\u00e7ok mirasyedilerin yapt\u0131\u011f\u0131 gibi israf ve e\u011flenceyle zevk ve sefa yolunda yiyip bitirmek huylar\u0131n\u0131n yerilmesidir. Hem miras\u0131 \u00f6yle bir yiyi\u015f yiyorsunuz<\/p>\n<p>20. ve hem mal\u0131 seviyorsunuz \u00f6yle bir sevi\u015f ki \u00e7ok, y\u0131\u011fmacas\u0131na, b\u00fct\u00fcn h\u0131rs ile. D\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fcyorsunuz ki sahibinin elinde hay\u0131r i\u00e7in sarfedilmeyip y\u0131\u011f\u0131lan mal, mirasyedilerin ellerinde e\u011flence yollar\u0131nda yenilip yok olup gidiyor. Kazan\u0131p y\u0131\u011fana g\u00fcnah ve vebalinden ba\u015fka bir \u015fey kalm\u0131yor. B\u00fct\u00fcn bunlar ahireti d\u00fc\u015f\u00fcnmemek, y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n g\u00f6zetlemede bulundu\u011funu hesaba katmamaktan kaynaklan\u0131r.<\/p>\n<p>21. Hay\u0131r hay\u0131r, \u00f6yle yapmay\u0131n; mirasa, mala \u00f6yle h\u0131rs ile sar\u0131lmay\u0131n da hayatta f\u0131rsat elinize ge\u00e7mi\u015f iken Allah i\u00e7in g\u00fczel i\u015fler yapmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131n, \u00f6nden hay\u0131rlar g\u00f6nderin. Yetime ikram ve fakire yedirmek i\u00e7in birbirinizi te\u015fvik ederek hay\u0131rda yar\u0131\u015f\u0131n, ahireti g\u00f6zetin. \u00c7\u00fcnk\u00fc Arz, \u00e7arp\u0131l\u0131p y\u0131k\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda. (H\u00e2kka S\u00fbresi&#8217;ndeki &#8220;Yer ve da\u011flar kald\u0131r\u0131l\u0131p arkas\u0131ndan da bir defa bir \u00e7arp\u0131l\u0131\u015f \u00e7arp\u0131ld\u0131lar m\u0131.&#8221;(Hakka, 69\/14) \u00e2yetinin tefsirine bkz.)<\/p>\n<p>DEKK, duvar ve da\u011f gibi \u015feyleri \u00e7arp\u0131p bir hurda y\u0131\u011f\u0131n\u0131, bir k\u0131r\u0131nt\u0131 haline getirmek ve d\u00fczlemek m\u00e2n\u00e2lar\u0131na geldi\u011fi ve &#8220;dekk&#8221; ile &#8220;dakk&#8221;\u0131n benzerlikleri ve farklar\u0131 ge\u00e7mi\u015fti. &#8220;Pe\u015fpe\u015fe gelen \u00e7arpmalarla&#8221; bu tekrar, soyut bir vurgu i\u00e7in de\u011fil, kapsam ve ardarda gelmeyi ifade i\u00e7indir. B\u00f6l\u00fck b\u00f6l\u00fck, alay alay geldiler demek gibidir. Yani Arz, ard arda gelen sars\u0131nt\u0131 ve \u00e7arp\u0131\u015fmalarla vurula vurula, \u00e7arp\u0131la \u00e7arp\u0131la y\u0131k\u0131l\u0131p d\u00fczlendi\u011fi, toz duman haline \u00e7evrildi\u011fi<\/p>\n<p>22. ve Rabbin saf saf melekle geldi\u011fi vakit: Y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n b\u00f6yle gelmesinin bir yerden ba\u015fka bir yere ge\u00e7mek m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmayaca\u011f\u0131 bellidir. Onun i\u00e7in bu geli\u015fin m\u00e2n\u00e2s\u0131nda tefsirciler birka\u00e7 y\u00f6nl\u00fc izahta bulunmu\u015flard\u0131r. M\u00fcnzir b. Said demi\u015ftir ki: Bu gelmenin m\u00e2n\u00e2s\u0131, bir yerden bir yere ge\u00e7me geli\u015fi de\u011fildir, y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n yarat\u0131lm\u0131\u015flara g\u00f6r\u00fcnmesidir. Nitekim k\u0131yamet anlam\u0131ndaki Tamme (b\u00fcy\u00fck bask\u0131n) ve Sahha (kulaklar\u0131 sa\u011f\u0131r eden g\u00fcr\u00fclt\u00fc)&#8217;n\u0131n gelmesi de b\u00f6yledir. Bir k\u0131s\u0131m tefsirciler de, m\u00e2n\u00e2, muzaf\u0131n s\u00f6ylenmemesi suretiyle &#8220;Rabb&#8217;inin emri (h\u00fckm\u00fc, kazas\u0131 veya otoritesi) geldi\u011fi vakit&#8221; demektir, demi\u015fler. Bir\u00e7oklar\u0131 da y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n kudret ve saltanat\u0131n\u0131 g\u00f6steren delillerin ortaya \u00e7\u0131k\u0131p g\u00f6r\u00fcnmesini temsil oldu\u011fu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne varm\u0131\u015flard\u0131r. Allah&#8217;\u0131n \u015fan\u0131 ve durumu, bir h\u00fck\u00fcmdar\u0131n bizzat haz\u0131r olarak idaresini y\u00fcr\u00fctt\u00fc\u011f\u00fc haliyle temsil olunmu\u015ftur. Zira onun bizzat haz\u0131r olmas\u0131yla ortaya \u00e7\u0131kan heybet, sadece vezirlerinin, vekillerinin, b\u00fct\u00fcn askerlerinin ve \u00f6zel adamlar\u0131n\u0131n haz\u0131r olmas\u0131yla g\u00f6r\u00fcnen heybet ve saltanattan y\u00fcksek olur.<\/p>\n<p>23. Ki o g\u00fcn cehennem de getirilmi\u015ftir. &#8220;Azg\u0131nlar i\u00e7in cehennem, g\u00f6zlerinin \u00f6n\u00fcne apa\u00e7\u0131k getirilmi\u015ftir.&#8221; (\u015euar\u00e2, 26\/9) buyruldu\u011fu gibi azg\u0131nlar\u0131n g\u00f6zleri \u00f6n\u00fcne \u00e7\u0131kar\u0131lm\u0131\u015f, art\u0131k ink\u00e2rlar\u0131na, ka\u00e7\u0131nmalar\u0131na imkan kalm\u0131yacak \u015fekilde meydana \u00e7\u0131kar\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. O g\u00fcn, &#8220;iza&#8221;dan bedeldir. Cevab\u0131 \u015fudur: O insan anlar, o gafil insan daha \u00f6nce d\u00fcnyada anlamad\u0131\u011f\u0131 hakikat\u0131 o g\u00fcn onlar, tutmak istemedi\u011fi \u00f6\u011f\u00fcd\u00fc tutmak ister. Ama ona o anlamadan ne fayda? \u00c7\u00fcnk\u00fc i\u015f i\u015ften ge\u00e7mi\u015f, geri d\u00f6n\u00fcp de bir i\u015f yapmak ihtimali kalmam\u0131\u015f.<\/p>\n<p>24. Bu anlaman\u0131n h\u00fckm\u00fc, azap ve zarar\u0131n \u015fiddetini duymak; hasret ve pi\u015fmanl\u0131kla \u015f\u00f6yle inlemekten ibaret olur: Der: Ke\u015fke hayat\u0131m i\u00e7in takdim etseydim. Takdimden maksat, ilerisi i\u00e7in \u00f6nceden hay\u0131rl\u0131 i\u015fler yapmakt\u0131r. &#8216;deki l\u00e2m, sebep ve vakit g\u00f6stermek i\u00e7indir. Sebep i\u00e7in oldu\u011fu takdirde, yani &#8220;hayat\u0131m i\u00e7in takdim etseydim&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na geldi\u011fi takdirde hayattan maksat ahiret hayat\u0131; vakit i\u00e7in oldu\u011fu takdirde ise, d\u00fcnya hayat\u0131 olur. Yani der ki: Ah ne olurdu ben hayat\u0131m i\u00e7in, yahut hayat\u0131mda \u00f6nceden hay\u0131rlar yapm\u0131\u015f, iyi ameller g\u00f6ndermi\u015f olsayd\u0131m!&#8230;<\/p>\n<p>25-26. K\u0131sacas\u0131 o g\u00fcn &#8220;Onun etti\u011fi azab\u0131 kimse edemez, onun vurdu\u011fu ba\u011f\u0131 kimse vuramaz&#8221;. Buradaki &#8220;azabehu&#8221; ve &#8220;vesakahu&#8221; kelimelerinin sonlar\u0131ndaki zamirde iki vecih vard\u0131r. Birisi, bunlar\u0131n Allah lafz\u0131 yerine kullan\u0131lm\u0131\u015f olmas\u0131d\u0131r ki, Allah&#8217;\u0131n o g\u00fcn o insana etti\u011fi azab\u0131 kimse edemez ve vurdu\u011fu ba\u011f\u0131 kimse vuramaz, demek olur. Bundan murat da o g\u00fcnk\u00fc azab\u0131n \u015fiddetini, ba\u011f ve prangan\u0131n kuvvetini a\u00e7\u0131klamak olur. Birisi de bu zamirlerin insan yerine kullan\u0131lm\u0131\u015f olmas\u0131d\u0131r ki bu daha \u00e7ok tercih edilmektedir. Buna g\u00f6re m\u00e2n\u00e2 \u015fu olmal\u0131d\u0131r: O g\u00fcn \u00f6yle diyecek olan insan\u0131n kendine etti\u011fi azab\u0131 ba\u015fka birisi etmez ve kendine vurdu\u011fu ba\u011f\u0131 kimse \u00f6yle s\u0131k\u0131 vuramaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc bug\u00fcn bu azap ve ba\u011f ona s\u0131rf kendi ink\u00e2r\u0131n\u0131n ve k\u00f6t\u00fc amellerinin cezas\u0131 oldu\u011fundan kendi kendine etmi\u015f demektir ki &#8220;Sana gelen her fenal\u0131k da kendindendir.&#8221;(Nis\u00e2, 4\/79) \u00e2yetinin m\u00e2n\u00e2s\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Kisai ve Yakub k\u0131r\u00e2etlerinde ve fiilleri &#8220;z\u00e2l&#8221; ve &#8220;s\u00e2&#8221;n\u0131n fethiyle mechul okunur ki bunda zamirin o insan yerine kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 kesin olur. Onun azab\u0131 gibi kimse azap g\u00f6rmez ve onun ba\u011flan\u0131\u015f\u0131 gibi kimse ba\u011flanmaz, demek olur.<\/p>\n<p>D\u00fcnyaya g\u00f6n\u00fcl ba\u011flayan ve huzuru ancak d\u00fcnya lezzetlerinde bulan k\u00e2fir insan\u0131n sonu bu oldu\u011fu anlat\u0131ld\u0131ktan sonra buna kar\u015f\u0131l\u0131k Allah&#8217;a g\u00f6n\u00fcl ba\u011flayan ve huzuru ancak onun zikir ve itaati ile r\u0131zas\u0131nda bulan nefs-i mutmainne (iyilikle k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc ay\u0131rt eden, temizlenerek ki\u015fiyi Allah&#8217;a yakla\u015ft\u0131ran nefs) nin sonu anlat\u0131lmak i\u00e7in de buyuruluyor ki;<\/p>\n<p>27. Ey nefs-i mutmainne (huzura ermi\u015f nefis)! S\u00f6z\u00fcn geli\u015fi bu hitab\u0131n da o g\u00fcn olaca\u011f\u0131n\u0131 anlat\u0131yor. &#8220;d\u00f6n&#8221; emrinin de derhal olmay\u0131p ilerde olaca\u011f\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r. Onun i\u00e7in tefsirciler bunun, &#8220;diyecek&#8221; fiili takdir edilerek hikaye \u015feklinde zikredilmi\u015f oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Bu ifade \u00fcslubu Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n i&#8217;caz\u0131 y\u00f6nlerinden birisidir. Bunda dinleyici derhal gelece\u011fe haz\u0131rlayacak bir telkin vard\u0131r. Yani o g\u00fcn k\u00e2fir insan hakikat\u0131 anlay\u0131p &#8220;ke\u015fke hayat\u0131m i\u00e7in takdim etseydim&#8221; diyecek; \u00f6yle olmay\u0131p hakk\u0131 \u00f6nce anlam\u0131\u015f, iman etmi\u015f, kalp huzurunu iman ve ihlas ile Rabb&#8217;ine hay\u0131r takdim etmede bulmu\u015f olan her mutmain nefse de y\u00fcce Rabb&#8217;i diyecek ki, ey o nefs-i mutmainne!<\/p>\n<p>28. D\u00f6n Rabbine, hem raz\u0131 olmu\u015f, hem de kendisinden raz\u0131 olunmu\u015f olarak. \u00d6yle bir halde d\u00f6n ki, Rabbinden ho\u015fnut, Rabbin de senden ho\u015fnut. &#8220;Allah onlardan raz\u0131 olmu\u015f, onlar da Allah&#8217;tan.&#8221; (M\u00e2ide, 5\/119)<\/p>\n<p>29. d\u00f6n de gir kullar\u0131m\u0131n i\u00e7ine, bana ihlas ile kulluk eden, sadece bana kul olma \u00f6zelli\u011fiyle di\u011ferlerinden ayr\u0131lan samimi salih kullar\u0131m\u0131n z\u00fcmresine kat\u0131l. &#8220;Kim Allah&#8217;a ve peygamberine itaat ederse, bu gibi kimseler, Allah&#8217;\u0131n kendilerine nimet verdi\u011fi peygamberlerle, s\u0131dd\u0131klarla, \u015fehitlerle, iyilerle birliktedir. Onlar ne g\u00fczel arkada\u015ft\u0131rlar.&#8221;(Nis\u00e2, 4\/69);<\/p>\n<p>30. Ve gir cennetime onlarla beraber. Tefsircilerin a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131 di\u011fer bir m\u00e2n\u00e2 ile: Kendime yakla\u015ft\u0131rd\u0131\u011f\u0131m kullar s\u0131ras\u0131na dizil ve onlar\u0131n nurlar\u0131yla parla. Zira kutsal, temiz ruhlar yani n\u00fcfus-\u0131 zekiyye, kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya konmu\u015f aynalar gibi kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 olarak birbirlerine yans\u0131d\u0131k\u00e7a nurlar\u0131 artar. Di\u011fer bir m\u00e2n\u00e2 ile, bedenlere gir, onlarla birlikte sevap yurduna dahil ol.<\/p>\n<p>Daha \u00f6nce de ge\u00e7ti\u011fi gibi nefs, bir \u015feyin kendisi denilen zat ve hakikat\u0131d\u0131r. Nitekim &#8220;o, binefsihi k\u00e2im&#8221; denilir. Bizatihi, yani kendi kendine duruyor demektir. \u0130nsan\u0131n nefsi de &#8220;ben&#8221; dedi\u011fi zat ve hakikati, &#8220;kendisi&#8221;dir ki, kendisine muhtelif halleri i\u00e7inde vahdetle &#8220;bir&#8221; \u015fuuru, duygusu vard\u0131r. Bu itibar ile biri \u015fair, yani duyan ve hisseden, biri de me\u015f&#8217;ur, yani duyulan ve hissedilen olmak \u00fczere iki \u00f6zelli\u011fi vard\u0131r. Nefsin hakikati bu iki \u00f6zelli\u011fin bir olma ve uyu\u015fma noktas\u0131ndad\u0131r. Bununla beraber uyku, gaflet, bayg\u0131nl\u0131k, \u00f6l\u00fcm hallerinde oldu\u011fu gibi birbirlerinden ayr\u0131lan bu \u00f6zelliklerden her biri itibariyle dahi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcr de bazan yaln\u0131z hissetme, bazan soyut ay\u0131rma g\u00fcc\u00fc ve idrak ile irade ba\u015flang\u0131\u00e7 ve ilkesi olarak kendisiyle ba\u015fkas\u0131n\u0131 hissederek ay\u0131rt eden veya birle\u015ftiren ruha dahi nefs denilir ki, hisseden nefis veya \u015fehvani nefis, idrak eden nefis veya d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp s\u00f6yleme \u00f6zelli\u011fi olan nefis denilmesi bundand\u0131r. Bu m\u00e2n\u00e2da nefse dilimizde &#8220;can&#8221; tabir edilir. Duyan insan ile duyulan insan aras\u0131na perde girebildi\u011fi, yani insan\u0131n duygusu ile duymu\u015f oldu\u011fu \u015feyin her zaman uyu\u015fmay\u0131p ayr\u0131labildi\u011fi de kesin ve muhakkakt\u0131r. Demek ki insan\u0131n nefsiyle uyum sa\u011flamas\u0131, bir olma ciheti kendisinde de\u011fil, kendisinin \u00fcst\u00fcnde bulunan bir hakikattedir ki o, insan\u0131n ve her\u015feyin Rabb&#8217;i olan y\u00fcce Allah&#8217;t\u0131r. &#8220;Bilin ki Allah ki\u015fi ile kalbi aras\u0131na girer. Siz ancak onun huzurunda toplanacaks\u0131n\u0131z.&#8221;(Enf\u00e2l, 8\/24) buyuruldu\u011fu \u00fczere y\u00fcce Allah ki\u015fi ile kalbinin aras\u0131na perde olur. Onun i\u00e7in insanlar hep ona ha\u015fr olunur, ona toplan\u0131r. &#8220;De ki: Ruh, Rabb&#8217;imin emrindendir.&#8221;(\u0130sr\u00e2, 17\/85) kriterince ruh, Rabb&#8217;in emri oldu\u011fu gibi, &#8220;Allah o canlar\u0131, \u00f6ld\u00fckleri s\u0131rada, \u00f6lmeyenleri de uykular\u0131nda al\u0131r.&#8221;(Z\u00fcmer, 39\/42) buyuruldu\u011fu \u00fczere insan\u0131n ruhu, \u015fuuru kendinden ayr\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00f6l\u00fcm ve uyku s\u0131ras\u0131nda nefisleri alan Allah&#8217;t\u0131r. Onun i\u00e7in insan kendinden ge\u00e7ti\u011fi zaman, kendini kendinde duymaz olmakla yok olup gitmi\u015f de\u011fil, ruhu ve b\u00fct\u00fcn hakikat\u0131 ile geri gidip Allah&#8217;a d\u00f6nm\u00fc\u015ft\u00fcr. O vakit art\u0131k insan kendisini kendinde de\u011fil, ancak Rabb&#8217;inin huzurundaki b\u00fct\u00fcn hakikatiyle duyacak, ona g\u00f6re ya azap g\u00f6rm\u00fc\u015f veya raz\u0131 olmu\u015f ve raz\u0131 olunmu\u015f olacakt\u0131r. Art\u0131k ebedi ve sonsuz olan bu azap veya ho\u015fnutlu\u011fa g\u00f6re, hi\u00e7 ku\u015fkusuz, birka\u00e7 g\u00fcnl\u00fck d\u00fcnya azap ve lezzetleri hi\u00e7tir. K\u0131sacas\u0131 insan\u0131n nefsi, hisseden ve hissedilen her iki \u00f6zelli\u011fiyle &#8220;ben&#8221; dedi\u011fi zat, hakikatidir. Yaln\u0131z idrak etmesi \u00f6zelli\u011fiyle ruha da denilir. Onun i\u00e7in burada \u00e7oklar\u0131 zat m\u00e2n\u00e2s\u0131na, baz\u0131lar\u0131 da ruh m\u00e2n\u00e2s\u0131na anlam\u0131\u015flard\u0131r. \u015eu halde nefs-i mutmainne, huzura ermi\u015f zat veya ruh demek olur. Razi der ki: \u0130tmi&#8217;nan, yerle\u015fip sabitle\u015fmedir. Bu yerle\u015fip sabitle\u015fmenin nas\u0131l oldu\u011funa dair birka\u00e7 vecih vard\u0131r:<\/p>\n<p>B\u0130R\u0130NC\u0130S\u0130: Hi\u00e7bir ku\u015fku bulunmayacak \u015fekilde hakka yakinen inanma zevkine ermektir. Nitekim, &#8220;Fakat kalbimin iyice yat\u0131\u015fmas\u0131 i\u00e7in&#8221;(Bakara, 2\/260) \u00e2yetinden maksat budur.<\/p>\n<p>\u0130K\u0130NC\u0130S\u0130: &#8220;Bunlara bir korku yoktur, bunlar mahzun da olmazlar.&#8221;(Bakara, 2\/112) m\u00e2n\u00e2s\u0131nca korku ve h\u00fcz\u00fcnden sars\u0131lmayacak \u015fekilde g\u00fcven elde etmektir. Bu g\u00fcven duygusu ise \u00f6l\u00fcm s\u0131ras\u0131nda, \u00f6ld\u00fckten sonra dirilme s\u0131ras\u0131nda ve cennete girerken &#8220;Korkmay\u0131n, mahzun da olmay\u0131n, vaad olundu\u011funuz cennetle sevinin.&#8221;(Fussilet, 41\/30) hitab\u0131 i\u015fitilmekle olur.<\/p>\n<p>\u00dc\u00c7\u00dcNC\u00dcS\u00dc: Kur&#8217;\u00e2n ve delil, bu kalp huzurunun ancak Allah&#8217;\u0131 zikirle elde edilece\u011fi hususunda mutab\u0131kt\u0131r. Kur&#8217;\u00e2n, &#8220;Bilin ki, kalpler ancak Allah&#8217;\u0131 zikir ile huzur bulur.&#8221;(Ra&#8217;d, 13\/28) diyor. Bunun delili de iki vecih iledir. Birisi, ak\u0131l kuvveti sebep ve neticeler silsilesinde ilerledik\u00e7e kendili\u011finden m\u00fcmk\u00fcn olan herhangi bir sebebe ula\u015fsa ak\u0131l buna ba\u015fka bir sebep arar. Onunla durup kalmaz. Devaml\u0131 \u015fekilde her \u015feyden daha \u00fcst\u00fcn olan\u0131na ge\u00e7er. Bu ilerlemede ta b\u00fct\u00fcn ihtiya\u00e7lar\u0131n kesildi\u011fi ve b\u00fct\u00fcn zaruretlerin sona erdi\u011fi varl\u0131\u011f\u0131 kendinden, kendili\u011finden olmas\u0131 vacip olan varl\u0131\u011f\u0131na ula\u015f\u0131ncaya kadar gider. Onun \u00f6n\u00fcnde ihtiya\u00e7 durdu\u011fu i\u00e7in ak\u0131l da durur ve onunla kalbi yat\u0131\u015f\u0131r. Ak\u0131l kuvveti m\u00fcmk\u00fcn olan \u015feylerden herhangi bir \u015feye d\u00f6nm\u00fc\u015f ve bakm\u0131\u015f ise onda durup sabitle\u015fmesi imkans\u0131zd\u0131r. Varl\u0131\u011f\u0131 vacip olan Allah&#8217;\u0131n azametine bak\u0131p hepsinin ondan oldu\u011funu bildi\u011fi zaman da ondan, ba\u015fkas\u0131na ge\u00e7mesi imkans\u0131zd\u0131r. Bir de, kulun ihtiya\u00e7lar\u0131 sonsuzdur. Allah&#8217;\u0131n yard\u0131m\u0131 olmad\u0131k\u00e7a da, Allah&#8217;\u0131n d\u0131\u015f\u0131ndaki her \u015feyin devam\u0131 ve kuvveti sonludur. Sonsuz olan \u015feyler sonlu \u015fey ile telafi edilip giderilemez. Onun i\u00e7in kulun sonsuz olan ihtiyac\u0131 kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda Allah&#8217;\u0131n sonsuz olan kemali gerekir ki, huzur ve s\u00fckunet olabilsin. O halde sabit olur ki, her kim Allah&#8217;\u0131 tan\u0131may\u0131 Allah&#8217;tan ba\u015fka bir \u015fey i\u00e7in se\u00e7erse onun i\u00e7i huzur bulmu\u015f de\u011fildir. Onun nefsi, nefs-i mutmainne de\u011fildir. Ama her kim Allah&#8217;\u0131 onun d\u0131\u015f\u0131nda bir \u015fey i\u00e7in olmayarak se\u00e7erse i\u015fte o nefs-i mutmainnedir. B\u00f6yle olan her kimsenin ise yaln\u0131zl\u0131\u011f\u0131n\u0131 gidermesi Allah ile bir olmak suretiyle olur. \u015eevk ve arzusu Allah&#8217;a, beka ve devam\u0131 Allah&#8217;ta, konu\u015fmas\u0131 Allah iledir. Onun i\u00e7in bu kimse d\u00fcnyadan ayr\u0131laca\u011f\u0131 s\u0131rada ku\u015fkusuz &#8220;Rabb&#8217;ine raz\u0131 olmu\u015f ve raz\u0131 olunmu\u015f olarak d\u00f6n.&#8221; hitab\u0131na muhatap olur. Bu \u00f6yle bir s\u00f6zd\u00fcr ki bundan insan ancak il\u00e2h\u00ee fikir kuvvetinde, her \u015feyden el ayak \u00e7ekip Allah&#8217;a y\u00f6nelme ve s\u0131rf onunla me\u015fgul olma hususunda kemale ula\u015ft\u0131\u011f\u0131 zaman istifade eder. Demek ki nefs-i mutmainne esasen istikrar\u0131 olmayan ve kendileri ihtiya\u00e7tan kurtulmu\u015f bulunmayan sebep ve netice silsilelerinden ge\u00e7ip bizzat etkili olan en y\u00fcce ilk unsuru tan\u0131maya y\u00fckselerek onu tan\u0131mak gayesinde karar k\u0131lan ve varl\u0131\u011f\u0131nda ve di\u011fer hallerinde onun d\u0131\u015f\u0131ndakilere ihtiya\u00e7 hissetmeyerek ona ancak onun i\u00e7in tevhid ve ihlas ile itaat edip boyun e\u011fen nefis demektir ki bu tan\u0131tman\u0131n \u00f6zeti &#8220;Hay\u0131r, her kim Allah&#8217;\u0131 g\u00f6r\u00fcyormu\u015f gibi ona ibadet edici oldu\u011fu halde kendini Allah&#8217;a teslim ederse, i\u015fte onun m\u00fckafat\u0131 Rabb&#8217;i kat\u0131ndad\u0131r. Bunlara bir korku yoktur, bunlar mahzun da olmayacaklard\u0131r.&#8221;(Bakara, 2\/112) m\u00e2n\u00e2s\u0131 \u00fczere Allah i\u00e7in \u0130sl\u00e2m ve ihsan ile korku ve h\u00fcz\u00fcnden kurtulmaya kesin inanc\u0131, &#8220;\u00d6yle insanlar var ki, Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131n\u0131 elde etmek i\u00e7in can\u0131n\u0131 bile verir.&#8221;(Bakara, 2\/207) m\u00e2n\u00e2s\u0131 \u00fczere nefsini yaln\u0131z Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131n\u0131 aray\u0131p bulmaya ba\u011flayarak hayvani tabiattan, k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc emreden nefsin s\u0131k\u0131\u015ft\u0131rmas\u0131ndan, ay\u0131planan nefsin ay\u0131plamas\u0131ndan, Allah&#8217;\u0131n d\u0131\u015f\u0131ndakilere esir olma ba\u011flar\u0131ndan kurtar\u0131p il\u00e2h\u00ee ahl\u00e2k ile ahl\u00e2klanarak Allah yolunda mal ve can\u0131yla yeti\u015febildi\u011fi hayr\u0131 yapacak ger\u00e7ek h\u00fcrriyeti kazanma karar\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Nitekim bundan sonraki s\u00fbrede &#8220;O, bir k\u00f6leyi azat etmektir.&#8221;(Beled, 90\/13) \u00e2yeti ile bu m\u00e2n\u00e2 a\u00e7\u0131kl\u0131\u011fa kavu\u015fturulmu\u015ftur. Hakk&#8217;a g\u00f6n\u00fcl huzuru ile inanm\u0131\u015f, hi\u00e7bir \u015f\u00fcphe ve kuruntu \u00e7alkalamayacak \u015fekilde kesin inan\u00e7 serinli\u011fine ermi\u015f nefis, yahut hi\u00e7bir korku ve \u00fcz\u00fcnt\u00fcn\u00fcn sarsm\u0131yaca\u011f\u0131 g\u00fcvene kavu\u015fmu\u015f nefis diye tarif de onun birer ifadesidir.<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc Cerir&#8217;in nakline g\u00f6re, \u0130bn\u00fc Abbas: &#8220;Nefs-i mutmainne, tasdik edici nefistir&#8221;; Katade: Allah&#8217;\u0131n vaadi ile g\u00f6nl\u00fc huzurlu, s\u00f6z\u00fcn\u00fc tasdik edici nefistir&#8221;; M\u00fccahid: &#8220;Allah&#8217;\u0131n, kendisinin Rabbi oldu\u011funu tasdik edip buna iyice inanm\u0131\u015f ve her yapt\u0131\u011f\u0131 i\u015fte onun emrine teslim olmu\u015f ve boyun e\u011fmi\u015f nefistir.&#8221; demi\u015flerdir. Di\u011fer bir ifade ile; &#8220;Allah&#8217;\u0131n, Rabb&#8217;i oldu\u011funa inanm\u0131\u015f, g\u00f6nl\u00fcn\u00fc ancak ona vermi\u015f, kalbi onun emriyle \u00e7arpar, Allah&#8217;a d\u00f6nm\u00fc\u015f ve boyun e\u011fmi\u015f nefis.&#8221; Ba\u015fka bir ifade ile, &#8220;Allah&#8217;a kavu\u015faca\u011f\u0131na yakinen inanm\u0131\u015f, g\u00f6nl\u00fc onunla \u00e7arpar&#8221;. diye rivayet olunan tefsirler de, &#8220;Ger\u00e7ekten m\u00fcmin olanlar o kimselerdir ki, Allah an\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman y\u00fcrekleri \u00fcrperir. Onlara \u00e2yetleri okundu\u011fu zaman bu onlar\u0131n imanlar\u0131n\u0131 art\u0131r\u0131r. Bunlar yaln\u0131z Rab&#8217;lerine tevekk\u00fcl ederler.&#8221;(Enfal, 8\/2), &#8220;\u0130\u015fte sizin il\u00e2h\u0131n\u0131z tek bir il\u00e2ht\u0131r. O halde yaln\u0131z ona teslim olunuz. \u0130taatk\u00e2r ve al\u00e7ak g\u00f6n\u00fcll\u00fc olanlar\u0131 m\u00fcjdele.<\/p>\n<p>Allah an\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman onlar\u0131n kalpleri titrer. Ba\u015flar\u0131na gelenlere kar\u015f\u0131 da sab\u0131rl\u0131d\u0131rlar. Onlar namazlar\u0131n\u0131 k\u0131larlar ve kendilerine verdi\u011fimiz r\u0131z\u0131ktan harcarlar.&#8221;(Hacc, 8\/2) ve &#8220;Tevbe ile Rabb&#8217;inize d\u00f6n\u00fcn.&#8221;(Z\u00fcmer, 39\/54) gibi \u00e2yetlerin m\u00e2n\u00e2lar\u0131na da i\u015faret ederek birbirlerini tamamlayan tariflerdir.<\/p>\n<p>Tasavvuf\u00e7ular\u0131n da nefsin mertebeleri, makamlar\u0131 ve halleri \u00fczerinde uzun s\u00f6zleri vard\u0131r. Hatta b\u00fct\u00fcn tasavvuf, &#8220;Nefsini tan\u0131yan Rabb&#8217;ini de tan\u0131m\u0131\u015f olur.&#8221; d\u00fcsturuyla onun \u00fczerinde dola\u015f\u0131r. Bu c\u00fcmleden olarak nefsi \u015fu mertebeler \u00fczere s\u0131n\u0131fland\u0131r\u0131rlar: Nefs-i emmare (insan\u0131 k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011fe s\u00fcr\u00fckleyen nefis), nefs-i levvame (k\u00f6t\u00fcl\u00fckten sonra i\u00e7 huzursuzluk, rahats\u0131zl\u0131k veren nefis), nefs-i mutmainne (iyilikle k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc ay\u0131rdeden, temizlenerek ki\u015fiyi Allah&#8217;a yakla\u015ft\u0131ran nefis), nefs-i radiye (raz\u0131 olmu\u015f nefis), nefs-i merdiye (kendisinden raz\u0131 olunmu\u015f nefis), nefs-i m\u00fclheme (ilham olunmu\u015f nefis), nefs-i zekiyye (temizlenmi\u015f nefis), &#8220;Ve amma her ne zaman Rabb&#8217;i onu imtihan etti\u011fi zaman.&#8221; \u00e2yetleri \u00e7ok cahil ve zalim olan nefs-i emmarenin cahillik ve d\u00fcnya sevgisi ile zul\u00fcm, kibir, e\u011flenceye, mal ve makama meyil ve h\u0131rs gibi \u015fehvani ve cismani tabiat\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131 gibi sonunda &#8220;\u0130nsan o g\u00fcn \u00f6\u011f\u00fct almaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131r, fakat \u00f6\u011f\u00fctten ona ne fayda? Ah, ne olurdu der, ke\u015fke hayat\u0131m i\u00e7in takdim etseydim.&#8221; ile de kendini k\u0131nayan nefs-i levvamenin tabiat\u0131 ve fakat bu k\u0131naman\u0131n zaman\u0131 ge\u00e7mi\u015f oldu\u011fundan dolay\u0131 faydas\u0131 olmay\u0131p h\u00fckm\u00fc ebedi azap ve ba\u011fda kalmak oldu\u011fu anlat\u0131lmakla nefs-i emmare ve nefs-i levvame h\u00fck\u00fcmleri g\u00f6sterilmi\u015f, sonra da vaktiyle hakk\u0131 anlay\u0131p o mertebelerden ge\u00e7ip y\u00fckselmi\u015f olan nefs-i mutmainnenin h\u00fckm\u00fc anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Nefs-i mutmainneye bu hitap ne zaman yap\u0131lacakt\u0131r? Bu hususta \u00fc\u00e7 g\u00f6r\u00fc\u015f vard\u0131r: \u00d6l\u00fcm zaman\u0131nda olmas\u0131, \u00f6ld\u00fckten sonra dirilme zaman\u0131nda olmas\u0131, hesap tamamland\u0131\u011f\u0131nda olmas\u0131d\u0131r. S\u00f6z\u00fcn ak\u0131\u015f\u0131na g\u00f6re, en a\u00e7\u0131\u011f\u0131 da bu denilmi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc s\u00f6z\u00fcn geli\u015fi bunun da &#8220;Ne olayd\u0131 hayat\u0131m i\u00e7in takdim etmi\u015f olayd\u0131m.&#8221; s\u00f6z\u00fcn\u00fcn s\u00f6ylendi\u011fi g\u00fcnde ve ona kar\u015f\u0131l\u0131k olarak s\u00f6ylendi\u011fini g\u00f6stermektedir. Bu \u015fekilde &#8220;d\u00f6n&#8221; s\u00f6z\u00fcn\u00fcn m\u00e2n\u00e2s\u0131, hesap g\u00f6r\u00fclen yerden y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n yard\u0131m ve ikram\u0131 ile emir buyurdu\u011fu yere d\u00f6n demektir. Yahut &#8220;Hesap neticesine \u00f6nem veren ve amellerin kabul olunup olunmayaca\u011f\u0131 endi\u015fesi ile me\u015fgul olan kalbi bo\u015faltarak yine evvelki gibi Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131na d\u00f6n\u00fcp bakmayarak tamamiyle Rabbine d\u00f6n, onu d\u00fc\u015f\u00fcnmekle me\u015fgul ol.&#8221; demek de olabilir. Zira nefs-i mutmainnenin \u00f6zelliklerinden birisi de Rabbinin huzurunda hesap verilece\u011fine g\u00f6n\u00fcl huzuru ile iman etmi\u015f oldu\u011fundan dolay\u0131 hesaba \u00f6nem vermek, amellerinin kabul ve r\u0131za g\u00f6r\u00fcp g\u00f6rmedi\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnmektir. Gerek hesaps\u0131z ve sualsiz ge\u00e7ecek olsun, gerekse kolay bir hesapla ge\u00e7ecek olsun amellerinin hesab\u0131n\u0131n tamamland\u0131\u011f\u0131 duyurulurken ona b\u00f6yle &#8220;haydi hesap ve sual endi\u015fesinden tamamiyle s\u0131yr\u0131l da Rabb&#8217;ine d\u00f6n&#8221; denilmesi b\u00fcy\u00fck bir g\u00f6n\u00fcl rahatl\u0131\u011f\u0131 verme ve m\u00fcjde oldu\u011fu ku\u015fkusuzdur. O halde &#8220;rad\u0131yye&#8221;, seni bu ebed\u00ee nimete erdiren Rabb&#8217;inden raz\u0131 ve ho\u015fnut; &#8220;merdiyye&#8221; de, Rabb&#8217;in kat\u0131nda r\u0131za ve kabul g\u00f6rm\u00fc\u015f, yani temiz kalbin, g\u00fczel \u00e7al\u0131\u015fma ve gayretin nedeniyle Rabb&#8217;in da senden raz\u0131 olarak, seni en b\u00fcy\u00fck kurtulu\u015f olan r\u0131za ve ho\u015fnutlu\u011funa eri\u015ftirmek \u00fczere d\u00f6n demektir. deki &#8220;f\u00e2&#8221;, tefsiriyye (a\u00e7\u0131klama &#8220;f\u00e2&#8221;s\u0131) olarak &#8220;d\u00f6n\u00fc\u015f&#8221;\u00fc a\u00e7\u0131klamaktad\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130krime ve Dahh\u00e2k&#8217;ten rivayet olundu\u011funa g\u00f6re bu hitap ile &#8220;d\u00f6n&#8221; emri, \u00f6ld\u00fckten sonra dirilme s\u0131ras\u0131ndad\u0131r. Yani &#8220;ey \u00f6l\u00fcm ile s\u00fckuna ermi\u015f olan nefs-i mutmainne! Rabbin ve tek d\u00f6nece\u011fin yer olan y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n huzuruna raz\u0131 olmu\u015f ve raz\u0131 olunmu\u015f olarak d\u00f6n de sonsuz hayata er&#8221; demek olur. Bu \u015fekilde nefse ruh diyenler &#8220;kullar\u0131m\u0131n i\u00e7ine gir&#8221; \u00e2yetindeki girmeyi, ruhlar\u0131n ayr\u0131lm\u0131\u015f olduklar\u0131 bedenlere girmesi ile tefsir etmi\u015fler ve bunun \u0130bn\u00fc Abbas ve \u0130bn\u00fc C\u00fcbeyr&#8217;den rivayet edilmi\u015f oldu\u011funu s\u00f6lemi\u015flerdi. &#8220;Cennetime gir&#8221; de, birlikte sevap yurdu olan cennete girmedir.<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc Zeyd ve daha bir\u00e7oklar\u0131 da bu hitab\u0131n \u00f6l\u00fcm s\u0131ras\u0131nda s\u00f6ylenece\u011fi g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc benimsemi\u015flerdir. Abd b. Humeyd, \u0130bn\u00fc Cerir, \u0130bn\u00fc Ebi Hatim, \u0130bn\u00fc Merduye ve &#8220;H\u0131lye&#8221;de Ebu Nuaym \u0130bn\u00fc C\u00fcbeyr&#8217;den \u015f\u00f6yle rivayet etmi\u015flerdir: Peygamber (s.a.v.)&#8217;in yan\u0131nda &#8220;ey nefs-i mutmainne!&#8221; \u00e2yeti okunmu\u015ftu. Hz. Ebubekir (r.a.), &#8220;bu hakikaten g\u00fczel&#8221; dedi. Resulullah (s.a.v.) da: &#8220;Haberin olsun ki, melek sana onu \u00f6l\u00fcm\u00fcn s\u0131ras\u0131nda s\u00f6yliyecektir&#8221; buyurdu. Hakim-i Tirmiz\u00ee de bunun gibi &#8220;Nevadiru&#8217;l-us\u00fbl&#8221;de Sabit b. Aclan yoluyla Selim b. Amir&#8217;den, Hz. Ebubekir es-S\u0131dd\u00eek&#8217;ten rivayet etmi\u015ftir. Buna g\u00f6re nefis ruh m\u00e2n\u00e2s\u0131na olup onun d\u00f6nmesi, ruhun bedenden ayr\u0131larak Rabb&#8217;ine do\u011fru raz\u0131 olmu\u015f ve raz\u0131 olunmu\u015f olarak gitmesidir. &#8220;Gir kullar\u0131m\u0131n i\u00e7ine&#8230;&#8221; Bu \u00e2yetin ba\u015f\u0131ndaki &#8220;f\u00e2&#8221;, f\u00e2-i takibiyye olarak hi\u00e7 gecikmeden hemen ruhlar \u00e2leminde Allah&#8217;a yak\u0131n ruhlar zincirine kat\u0131lmak veya sonra yeniden dirilmek suretiyle salihler z\u00fcmresine girmek, &#8220;cennetime gir&#8221; onlarla beraber cennete girmek demek olur.<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc Cerir, \u0130bn\u00fc M\u00fcnzir ve \u0130bn\u00fc Ebi Hatim Ebu Salih&#8217;ten \u015f\u00f6yle rivayet etmi\u015flerdir: Bu \u00e2yette, &#8220;Rabb&#8217;ine d\u00f6n&#8221; emri \u00f6l\u00fcm an\u0131ndad\u0131r. Nefsin Rabb&#8217;\u0131na d\u00f6nmesi d\u00fcnyadan \u00e7\u0131kmas\u0131d\u0131r. K\u0131yamet g\u00fcn\u00fc olunca da ona, &#8220;kullar\u0131m\u0131n i\u00e7ine gir, cennetime gir&#8221; denilecektir.<\/p>\n<p>Bu m\u00e2n\u00e2 a\u00e7\u0131k gibi g\u00f6r\u00fcnse de yukar\u0131da hat\u0131rlat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere &#8221; o g\u00fcn insan \u00f6\u011f\u00fct al\u0131r&#8221; \u00e2yetinin ak\u0131\u015f\u0131na g\u00f6re bu hitab\u0131n da o g\u00fcne ait olmas\u0131 gerekece\u011finden \u00f6ld\u00fckten sonra dirilip hesab\u0131n tamamland\u0131\u011f\u0131 s\u0131rada s\u00f6ylenmesi daha a\u00e7\u0131k g\u00f6r\u00fclmektedir. \u015eu halde bu eser ve nakillerin \u00e2yetlerin ak\u0131\u015f\u0131 ile uyum sa\u011flayarak birle\u015ftirilmesi &#8220;Kim \u00f6lm\u00fc\u015fse k\u0131yameti kopmu\u015ftur.&#8221; hadisinin m\u00e2n\u00e2s\u0131nca \u00f6l\u00fcm g\u00fcn\u00fcn\u00fcn k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcne ilhak edilmi\u015f olmas\u0131 nedeniyle o g\u00fcn\u00fcn h\u00fckm\u00fc \u00f6l\u00fcmden itibar edilmek, yahut bu emirlerin sonuncusu olan &#8220;gir cennetime&#8221; emri o g\u00fcne ait oldu\u011fu i\u00e7in, her biri de\u011fil de toplam\u0131 itibariyle o ak\u0131\u015f i\u00e7ersinde s\u00f6ylenmi\u015f bulundu\u011funu kabul etmek suretiyle m\u00fcmk\u00fcn olur. Bir de denilmi\u015ftir ki: Bu hitap \u00fc\u00e7 yerde s\u00f6ylenecektir. Zira \u0130bn\u00fc M\u00fcnzir ve \u0130bn\u00fc Ebi Hatim Zeyd b. Eslem&#8217;in \u015f\u00f6yle dedi\u011fini rivayet etmi\u015flerdir: Bu \u00e2yette nefs-i mutmainne; \u00f6l\u00fcm s\u0131ras\u0131nda, \u00f6ld\u00fckten sonra dirilirken ve toplanma g\u00fcn\u00fc cennet ile m\u00fcjdelenmi\u015ftir. Bu rivayet zikredilen izah ve yorumlar\u0131n hepsine uygun d\u00fc\u015fer. B\u00fct\u00fcn bu ayr\u0131nt\u0131l\u0131 bilgiler, s\u00f6ylendi\u011fi gibi \u00e2yet, daha \u00f6nce zikredilenlerden elde edilen karineyle &#8220;Allah buyurur ki: Ey nesf-i mutmainne!&#8221; me\u00e2linde, &#8220;Allah buyurur ki&#8221; s\u00f6z\u00fc takdir edilerek haber verme m\u00e2n\u00e2s\u0131nda oldu\u011funa g\u00f6redir ki \u00e7o\u011funlu\u011fun tercihi de budur. Buna g\u00f6re bu hitab\u0131n ve emirlerin kanun koyma t\u00fcr\u00fcnden de\u011fil, yapma ve yaratma t\u00fcr\u00fcnden olmas\u0131 gerekir. Oysa daha \u00f6nce ge\u00e7en haber veri\u015flerden sonra s\u00fbrenin sonu olmak \u00fczere bu hitab\u0131n Allah taraf\u0131ndan kanun koyma suretinde do\u011frudan do\u011fruya istek ifade eden bir hitap olmas\u0131 da pek muhtemeldir. Bu hitab\u0131n, \u00fcst taraf\u0131na ba\u011flanmadan ayr\u0131 olarak s\u00f6ylenmesi de yaln\u0131z \u00f6nceki k\u0131s\u0131mdan ayr\u0131 ve farkl\u0131 olmas\u0131ndan dolay\u0131 de\u011fil, bunun mutmain nefisler taraf\u0131ndan bizzat ve \u00f6zellikle dinlenmesi istendi\u011fine dikkat \u00e7ekmek i\u00e7in olur. Bundan dolay\u0131 bir k\u0131s\u0131m tefsirciler de bunun nefs-i mutmainneye d\u00fcnyada da her zaman i\u00e7in hitap oldu\u011fu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne varm\u0131\u015flard\u0131r. Bu bize daha a\u00e7\u0131k ve daha faydal\u0131 g\u00f6r\u00fclmektedir. Bu surette &#8220;d\u00f6n&#8221; emri, iradeye ba\u011fl\u0131 bir d\u00f6n\u00fc\u015f olarak her i\u015fte ve b\u00fct\u00fcn i\u015flerinde ho\u015fnut olmak kayd\u0131yla y\u00fcce Allah&#8217;a ve onun emir ve takdirine d\u00f6nmeyi emirdir. Ger\u00e7i verilen ayr\u0131nt\u0131l\u0131 bilgilere g\u00f6re &#8220;nefs-i mutmainne&#8221; kavram\u0131nda bu d\u00f6n\u00fc\u015f m\u00e2n\u00e2s\u0131 da var ise de bolluk ve s\u0131k\u0131nt\u0131 anlar\u0131nda kaza ve kadere r\u0131za g\u00f6stermek ve bu surette bu imtihan ve tecr\u00fcbe \u00e2leminin m\u00fc\u015fk\u00fcllerine g\u00f6\u011f\u00fcs germek nefs-i emmare ve nefs-i levvamenin tabiat\u0131na uygun olmad\u0131\u011f\u0131 gibi bu, nefs-i mutmainnenin tabiat\u0131 i\u00e7in de kolay olmay\u0131p bu mertebe nefs-i mutmainnenin olgunluk mertebesi olan &#8220;raz\u0131 olmu\u015f nefis&#8221; \u00f6zelli\u011fini ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in ve Allah kat\u0131nda kendisinden raz\u0131 olunmu\u015f olmak da buna ba\u011fl\u0131 oldu\u011fu i\u00e7in &#8220;raz\u0131 olmu\u015f&#8221; ve &#8220;raz\u0131 olunmu\u015f&#8221; kay\u0131tlar\u0131yla a\u00e7\u0131k a\u00e7\u0131k emredilmi\u015ftir. Bu durumda &#8220;f\u00e2&#8221; sebep bildiren &#8220;f\u00e2&#8221; olarak d\u00fcnyada Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131na uygun iyi amelleri \u00e7o\u011faltarak \u00fczerlerinde \u015feytan\u0131n otoritesi olmayan Allah&#8217;\u0131n saf ve ihlasl\u0131 kullar\u0131 z\u00fcmresine girmeye \u00e7al\u0131\u015farak d\u00fcnyada ve ahirette o z\u00fcmreye dahil olmak; de, ahirette onlarla birlikte cennete girmek ile emir olmu\u015f ve bu \u015fekilde nefs-i mutmainnenin yine yukar\u0131da a\u00e7\u0131klanan y\u00f6nler ile ahiretteki g\u00fczel sonu da bir netice olmak \u00fczere hissettirilmi\u015f ve bildirilmi\u015f olur.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte b\u00f6yle bir nefs-i mutmeinne ile ge\u00e7irilecek olan d\u00fcnya \u00f6mr\u00fc, Kurban bayram\u0131ndan \u00f6nceki on gece; ihlasl\u0131 salih kullar z\u00fcmresi i\u00e7inde cennete girme an\u0131 da o gecelerin b\u00fcr\u00fcy\u00fcp ge\u00e7ti\u011fi en b\u00fcy\u00fck bir mutluluk bayram\u0131n\u0131n ger\u00e7ek fecridir.<\/p>\n<p>Ey Rabbim! Bu sat\u0131rlar\u0131 acizlik ve kusur i\u00e7inde \u00f6m\u00fcr sayfas\u0131na yazmaya \u00e7al\u0131\u015fan bu zavall\u0131 kulu ve bunlar\u0131 g\u00fczel bir bak\u0131\u015fla okuyup onun hayr\u0131n\u0131 isteyenleri \u00f6yle bir nefs-i mutmainne ile raz\u0131 olan ve raz\u0131 olunan kullar olarak sana d\u00f6n\u00fcp cennetinle cemaline eren samimi kullar\u0131n z\u00fcmresine kat. &#8220;Allah&#8217;\u0131m! Senden, sana kavu\u015faca\u011f\u0131na inanan, senin kazana raz\u0131 olan ve senin lutfetti\u011fine kanaat eden bir nefs-i mutmainne istiyorum&#8221;.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>89-FECR: 1.&#8221;Andolsun fecre&#8221;. Bu s\u00fbrenin ba\u015f\u0131nda yemin edilerek baz\u0131 \u015feylere dikkat \u00e7ekilmi\u015ftir. Bunlar \u00e2lemdeki de\u011fi\u015fimleri g\u00f6steren ve insan\u0131 karanl\u0131ktan ayd\u0131nl\u0131\u011fa, kederden sevince g\u00f6t\u00fcren ve\u2026<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":12164,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1056,1055,5030,5031,5219,5351,5222,5220,1583,5221,1582,1586],"class_list":["post-1770","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-89-fecr","tag-89-fecr-tefsiri","tag-elmalili","tag-elmalili-hamdi-yazir","tag-elmalili-tefsir-oku","tag-hak-dini-kuran-dili","tag-hak-dini-tefsiri","tag-hamdi-yazir-tefsir-oku","tag-kuran","tag-sure-tefsirleri","tag-tefsir","tag-tefsir-oku"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1770","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1770"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1770\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/12164"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1770"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1770"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1770"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}