{"id":1774,"date":"2010-11-18T21:06:32","date_gmt":"2010-11-18T21:06:32","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1774"},"modified":"2010-11-18T21:06:32","modified_gmt":"2010-11-18T21:06:32","slug":"87-ala-tefsiri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/87-ala-tefsiri\/","title":{"rendered":"87-A&#8217;LA SURES\u0130 HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130"},"content":{"rendered":"<p>87-A&#8217;LA:<\/p>\n<p>S\u00fbresi&#8217;ni \u00e7ok severdi.&#8221; Ebu Ubeyd&#8217;in, Ebu Temim taraf\u0131ndan rivayet edildi\u011fini tesbit etti\u011fi bir hadiste de, Resulullah (s.a.v.) buna &#8220;Allah&#8217;\u0131 tesbihi anlatan s\u00fbrelerin en faziletlisi.&#8221; ad\u0131n\u0131 vermi\u015fti.<\/p>\n<p>Ebu D\u00e2vud, Tirmiz\u00ee, Nes\u00e2\u00ee, \u0130bn\u00fc M\u00e2ce, Hakim ve Beyhak\u00ee Hz. Ai\u015fe&#8217;nin \u015f\u00f6yle rivayet etti\u011fini tesbit etmi\u015flerdir: &#8220;Hz. Peygamber (s.a.v.) vitir namaz\u0131n\u0131n birinci rekat\u0131nda , ikincide , \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcde \u0130hlas ve Muavizeteyn s\u00fbrelerini okurdu.&#8221; Tirmiz\u00ee&#8217;nin d\u0131\u015f\u0131nda yine bunlar\u0131n \u00dcbeyy b. Ka&#8217;b&#8217;tan rivayetlerinde Muavvizeteyn yoktur.<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc Ebi \u015eeybe, \u0130mam Ahmed, M\u00fcslim, Ebu Davud, Tirmiz\u00ee, Nes\u00e2\u00ee ve \u0130bn\u00fc M\u00e2ce Nu&#8217;man b. Be\u015fir&#8217;in \u015f\u00f6yle rivayet etti\u011fini tesbit etmi\u015flerdir: &#8220;Resululah (s.a.v.) bayram namazlar\u0131nda ve cuma g\u00fcn\u00fc ve s\u00fbrelerini okurdu. E\u011fer cumaya rastgelirse ikisini de okurdu.&#8221;<\/p>\n<p>Taberan\u00ee, Abdullah b. H\u00e2ris&#8217;in \u015f\u00f6yle rivayet etti\u011fini yazar: &#8220;Resulullah (s.a.v.)&#8217;\u0131n k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 son namaz ak\u015famd\u0131r. Birinci rekatta y\u0131, ikincide u okudu.&#8221; demi\u015ftir.<\/p>\n<p>T\u00e2r\u0131k S\u00fbresi&#8217;nin sonu, k\u00e2firlerin tuzaklar\u0131na kar\u015f\u0131 il\u00e2h\u00ee emir ile Resulullah (s.a.v.)&#8217;\u0131n ilerde galip gelece\u011fi vaadini kaps\u0131yordu. Bu s\u00fbrede &#8220;Seni en kolaya muvaffak k\u0131laca\u011f\u0131z.&#8221; ile onu a\u00e7\u0131kl\u0131\u011fa kavu\u015fturmak ve ger\u00e7ekle\u015fece\u011fini vurgulamak \u00fczere \u00f6ncelikle Rabbinin &#8220;\u00c2&#8217;l\u00e2&#8221; (en y\u00fcce) ismiyle garanti vererek \u015f\u00fck\u00fcr vazifesinin yerine getirilmesinin ak\u0131\u015f\u0131 i\u00e7ersinde onu tesbih etmeye davet i\u00e7in &#8220;Rabbinin y\u00fcce ad\u0131n\u0131 tesbih et.&#8221; diye ba\u015flayacak ve bunun bayram yap\u0131lmaya de\u011fer bir m\u00fcjde oldu\u011funa i\u015faretle beraber, ahiretin daha hay\u0131rl\u0131 ve daha kal\u0131c\u0131 oldu\u011funu ve dolay\u0131s\u0131yla ger\u00e7ek bayram\u0131n as\u0131l o vakit olaca\u011f\u0131n\u0131 anlatacakt\u0131r.<\/p>\n<p>\u00c2yetleri : \u0130htilafs\u0131z ondokuzdur.<\/p>\n<p>F\u00e2s\u0131las\u0131 : Yaln\u0131z harfidir.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>1- Rabbinin y\u00fcce ad\u0131n\u0131 tesbih et.<\/p>\n<p>2- Yarat\u0131p d\u00fczene koyan O&#8217;dur.<\/p>\n<p>3- Takdir edip hidayeti g\u00f6steren O&#8217;dur.<\/p>\n<p>4- Otla\u011f\u0131 \u00e7\u0131karan,<\/p>\n<p>5- Sonra da onu karams\u0131 bir sel k\u00f6p\u00fc\u011f\u00fc haline getiren O&#8217;dur.<\/p>\n<p>6- Bundan b\u00f6yle sana Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 okutaca\u011f\u0131z da unutmayacaks\u0131n.<\/p>\n<p>7- Yaln\u0131z Allah&#8217;\u0131n diledi\u011fi ba\u015fkad\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc o a\u00e7\u0131\u011f\u0131 da bilir, gizliyi de.<\/p>\n<p>8- Seni en kolay yola muvaffak k\u0131laca\u011f\u0131z.<\/p>\n<p>9- Onun i\u00e7in \u00f6\u011f\u00fct ver, e\u011fer \u00f6\u011f\u00fct fayda verirse.<\/p>\n<p>10- Sayg\u0131s\u0131 olan \u00f6\u011f\u00fct alacakt\u0131r.<\/p>\n<p>11- Pek bedbaht olan da ondan ka\u00e7\u0131nacakt\u0131r.<\/p>\n<p>12- O ki, en b\u00fcy\u00fck ate\u015fe girecektir.<\/p>\n<p>13- Sonra ne \u00f6lecek onda, ne de hayat bulacakt\u0131r.<\/p>\n<p>14- Do\u011frusu felaha ermi\u015ftir, temizlenen,<\/p>\n<p>15- Rabbinin ad\u0131n\u0131 an\u0131p namaz k\u0131lan.<\/p>\n<p>16- Fakat siz d\u00fcnya hayat\u0131n\u0131 tercih ediyorsunuz.<\/p>\n<p>17- Oysa ahiret daha hay\u0131rl\u0131 ve daha kal\u0131c\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>18- Ku\u015fkusuz bu ilk sahifelerde vard\u0131r,<\/p>\n<p>19- \u0130brahim ve Musa&#8217;n\u0131n sahifelerinde.<\/p>\n<p>Rabbinin y\u00fcce ismini tesbih ederek onu noksan s\u0131fatlardan uzak tut. Yani seni yeti\u015ftiren ve k\u00e2firlerin tuzaklar\u0131n\u0131 ba\u015flar\u0131na ge\u00e7irecek olan Rabb&#8217;\u0131n zat\u0131nda her \u015feyden \u00fcst\u00fcn, hepsinden y\u00fcksek ve y\u00fcce oldu\u011fu gibi, onun s\u0131fat ve isimleri de b\u00fct\u00fcn s\u0131fatlar\u0131n, kendilerine isim olduklar\u0131 varl\u0131klar\u0131 tan\u0131tan isimlerin en y\u00fckse\u011fi, en ulusudur.<\/p>\n<p>Allah&#8217;\u0131n g\u00fczel isimlerinden birisi de el-A&#8217;l\u00e2 ismidir. Onun i\u00e7in sen O&#8217;nun b\u00fct\u00fcn isimlerini O&#8217;na lay\u0131k olmayacak eksikliklerden tezih edip uzak tutarak O&#8217;nu tesbih et. Dolay\u0131s\u0131yla O&#8217;nun zat ve s\u0131fat olarak kendisine \u00f6zg\u00fc olan Allah, Rahman, Hall\u00e2k, Rezz\u00e2k, \u00c2limu&#8217;l-gayb, Ekber ve \u00c2&#8217;l\u00e2 gibi isimleri ba\u015fkas\u0131na vermek caiz olmayaca\u011f\u0131 gibi, onun fiil ve s\u0131fatlar\u0131n\u0131 anlatmak i\u00e7in s\u00f6ylenen isimleri de sade lugatte konulduklar\u0131 ve di\u011fer e\u015fya i\u00e7in de verilmesi uygun olan m\u00e2n\u00e2larla de\u011fil, onun y\u00fcce \u015fan\u0131na lay\u0131k olmayacak noksan izlerden soyutlay\u0131p uzak tutarak, &#8220;Hi\u00e7bir \u015feye benzemeyen.&#8221; (\u015e\u00fbr\u00e2, 42\/11) y\u00fcce zat\u0131na yara\u015fan \u015fer&#8217;\u00ee bir m\u00e2n\u00e2 ile d\u00fc\u015f\u00fcnmek ve de\u011fersizli\u011fi ve k\u00fc\u00e7\u00fcmsemeyi hissettirecek hal ve durumlardan koruyup sayg\u0131 ve h\u00fcrmetle anmak gerekir. Bundan dolay\u0131 hile, tuzak, intikam gibi il\u00e2h\u00ee fiiller i\u00e7in s\u00f6ylenen isimler dahi Allah hakk\u0131nda eksiklik lekelerinden uzak tutularak y\u00fcksek bir m\u00e2n\u00e2da d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmelidir.<\/p>\n<p>Ku\u015fku yok ki \u00f6nceki s\u00fbrenin sonunda &#8220;Onlar hile kuruyorlar. Ben de hilelerine kar\u015f\u0131l\u0131k verece\u011fim. Onun i\u00e7in sen k\u00e2firlere m\u00fchlet ver. Onlara az bir zaman tan\u0131.&#8221;(T\u00e2r\u0131k, 86\/15-17) buyrulmas\u0131, bunun hemen pe\u015finden burada &#8220;Rabb&#8221; isminin y\u00fcce oldu\u011funun hat\u0131rlat\u0131lmas\u0131, onun tuzaklar\u0131na kar\u015f\u0131l\u0131k k\u00e2firlere m\u00fchlet vermesinde y\u00fccelik ve \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcyle peygambere olan vaadin ger\u00e7ekle\u015fip neticelenece\u011fine dair bir garanti vermedir.<\/p>\n<p>B\u00f6yle Rabbinin en y\u00fcce ismini tesbih etmekle emir O&#8217;na kar\u015f\u0131 \u015f\u00fckran vazifesine davettir. \u015eunu da unutmamak gerekir ki bir ismi noksanl\u0131klardan uzak tutmak, o ismin sahibini noksanl\u0131klardan daha \u00e7ok uzak tutmak demektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bir ismin sahibinin y\u00fccelik ve kutsili\u011fi, ismin y\u00fcceli\u011fi ve nezihli\u011fi ile ifade olunur. Bundan dolay\u0131 burada baz\u0131lar\u0131 besmelede ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere &#8220;Seneye&#8230; Sonra Selam ismi sizin \u00fczerinize olsun.&#8221; m\u0131sras\u0131nda oldu\u011fu gibi &#8220;isim&#8221; lafz\u0131 mukham (kayna\u015ft\u0131rma i\u00e7in fazladan zikredilmi\u015f. Yani beyitte ge\u00e7en &#8220;selam ismi&#8221;nden maksat &#8220;selam&#8221;d\u0131r demi\u015f, baz\u0131lar\u0131 da isimden maksat ismin sahibidir demi\u015ftir. Bir k\u0131s\u0131m \u00e2limler de, &#8220;isim ile ismin sahibi ayn\u0131d\u0131r&#8221; demi\u015f iseler de hepsinin maksad\u0131, ismin tenzih edilmesinden ismin sahibinin tenzih edilmesi laz\u0131m gelece\u011fini ve as\u0131l maksat, sade lafz\u0131 de\u011fil, s\u0131fat ve isimleriyle as\u0131l onlar\u0131n sahibinin zat\u0131n\u0131 tenzihe y\u00f6nelik oldu\u011funu anlatmakt\u0131r diye anla\u015f\u0131lmas\u0131 gerekir. Nitekim Zemah\u015feri de Ke\u015f\u015faf&#8217;ta &#8220;Y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n ismini tesbih etmek demek, Allah hakk\u0131nda sahih olmayan cebr ve Allah&#8217;\u0131 bir \u015feye benzetme gibi, onun isimlerini inkar etmeye g\u00f6t\u00fcren m\u00e2n\u00e2lardan onu uzak tutmak; o ismi hafife almaktan ve hu\u015fu ve sayg\u0131 d\u0131\u015f\u0131nda bir maksatla anmaktan korunmakt\u0131r.&#8221; demekle bunu demek istemi\u015ftir.<\/p>\n<p>Ahmed, Ebu Davud, \u0130bn M\u00e2ce ve daha ba\u015fkalar\u0131 Ukbe b. \u00c2miri C\u00fchen\u00ee&#8217;nin \u015f\u00f6yle dedi\u011fini rivayet etmi\u015flerdir: &#8220;O halde Rabb&#8217;\u0131n\u0131 y\u00fcce ismi ile tesbih et.&#8221; (V\u00e2k\u0131a, 56\/74, 96) \u00e2yeti indi\u011finde Resulullah (s. a.v.) bize buyurdu ki: &#8220;bunu r\u00fckular\u0131n\u0131zda yap\u0131n&#8221;. Sonra \u00e2yeti inince de &#8220;onu secdelerinizde yap\u0131n&#8221; buyurdu. Bilindi\u011fi gibi r\u00fck\u00fbda secdede denir.<\/p>\n<p>Yine \u0130mam Ahmed, Ebu Davud, Taberan\u00ee ve S\u00fcnen&#8217;de Beyhak\u00ee \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan \u015f\u00f6yle rivayet etmi\u015flerdir:<\/p>\n<p>Resulullah (s.a.v.) y\u0131 okudu\u011fu zaman, &#8220;Y\u00fcce Rabbimi noksanl\u0131klardan tenzih ederim.&#8221; derdi. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki bunlar sadece ismi noksanl\u0131klardan tenzih de\u011fil, ismin sahibini tenzihtir. Bununla beraber ismin sahibini diyerek b\u00fcy\u00fck, y\u00fcksek gibi noksanl\u0131ktan uzak isimlerle tenzihtir. Buna g\u00f6re, &#8220;Rabbini y\u00fcce ismiyle tenzih et.&#8221;(V\u00e2k\u0131a, 56\/74-96) denildi\u011fi gibi burada da &#8220;Rabbini y\u00fcce ismiyle tesbih et.&#8221; denilmek daha a\u00e7\u0131k olurdu. Buradaki &#8220;isim&#8221; kelimesi kayna\u015ft\u0131rma maksad\u0131yla fazladan zikredilmi\u015ftir diyenlerin maksad\u0131 budur. Lakin s\u00f6yledi\u011fimiz gibi, Rabbin kendisini tenzih etmenin kastedilmi\u015f oldu\u011fu gibi isminin de tenzihi kastedilmi\u015f oldu\u011funa dikkat \u00e7ekmek i\u00e7in buyrulmu\u015ftur. Burada &#8220;en y\u00fcce&#8221; tabiri Rabbin de ismin de s\u0131fat\u0131 olabilir. &#8220;En y\u00fcce&#8221; s\u0131fat\u0131, sanki ba\u015fka Rab ve isimler varm\u0131\u015f da onlar\u0131 konu d\u0131\u015f\u0131 b\u0131rakmak i\u00e7in zikredilmi\u015f bir s\u0131fat de\u011fil; a\u00e7\u0131klay\u0131c\u0131 mahiyette s\u00f6ylenmi\u015f bir s\u0131fatt\u0131r. Zira ba\u015fka Rab yoktur. Ger\u00e7i Allah&#8217;\u0131n isimleri \u00e7oktur ve aralar\u0131nda mertebeler vard\u0131r. Mesela y\u00fcce yarat\u0131c\u0131n\u0131n zat\u0131n\u0131n ismi olan Allah ismi hepsinden \u00fcst\u00fcn ve hepsinin niteliklerini kendinde toplay\u0131c\u0131d\u0131r. &#8220;\u0130sm-i A&#8217;zam&#8221; tabiri de vard\u0131r. Bu itibarla Azim (ulu), A&#8217;zam (en ulu), Aliyy (y\u00fcce), A&#8217;la (en y\u00fcce) gibi isimler hi\u00e7 ku\u015fkusuz vard\u0131r. Fakat il\u00e2h\u00ee isimlerin hepsi esma-i h\u00fcsna (g\u00fczel isimler) oldu\u011fu i\u00e7in di\u011fer isimlere g\u00f6re hepsi en y\u00fccedir, noksanl\u0131klardan uzak tutulmas\u0131 gerekir. \u00d6zellikle &#8220;A&#8217;la&#8221; ismi veya s\u0131fat\u0131 da bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 ifade etmesi itibar\u0131yla a\u00e7\u0131klay\u0131c\u0131 mahiyette bir s\u0131fatt\u0131r. Bu nedenle &#8220;el-A&#8217;l\u00e2&#8221;, Rabb&#8217;a nazaran s\u0131fat, isme nazaran onun atf-\u0131 beyan\u0131 demek olur. Her iki durumda da y\u00fckseklikten maksat mekanda y\u00fckseklik de\u011fil, kudret ve eserlerde, kuvvet ve h\u00fck\u00fcmlerde en m\u00fckemmel olma m\u00e2n\u00e2s\u0131nda \u00fcst\u00fcnl\u00fckt\u00fcr.<\/p>\n<p>TESB\u0130H, s\u00f6z ve fiille olur. Daha \u00f6nce de ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere namaz ve \u00f6zellikle nafile namaz m\u00e2n\u00e2lar\u0131nda da me\u015fhur olmu\u015ftur. S\u00f6zl\u00fc tesbih, dil ile yap\u0131lan tenzih ve takdistir ki demek, bunu ifade eden \u00f6zel bir isim olmu\u015ftur. Kullar taraf\u0131ndan fiil\u00ee tesbih, kalp ile Allah&#8217;\u0131n bir ve noksan s\u0131fatlardan uzak oldu\u011funa inanmak; fiilen de tesbihi ifade eden fiilleri yapmak suretiyle ibadettir ki namaz, mal ve bedenle cihad, fiil ile iyili\u011fi emretmek ve k\u00f6t\u00fcl\u00fckten yasaklamak bu c\u00fcmledendir. &#8220;O halde ak\u015fama girerken, sabaha ererken Allah&#8217;\u0131 tesbih edin.&#8221;(Rum, 30\/17) \u00e2yetinde &#8220;namaz k\u0131l\u0131n&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na oldu\u011fu ge\u00e7mi\u015ftir. \u0130sme izafetle namaz m\u00e2n\u00e2s\u0131na oldu\u011fu zaman &#8220;Rabbinin y\u00fcce ismiyle&#8221;(V\u00e2k\u0131a, 56\/74, 96) gibi &#8220;b\u00e2&#8221; edat\u0131 ile fiile ba\u011flanmas\u0131 gerekir. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;Rabb&#8217;\u0131n\u0131n ismine namaz k\u0131l.&#8221; olmaz; &#8220;Rabbinin ismiyle namaz k\u0131l.&#8221; denilir. Burada da &#8220;el-Bahru&#8217;l-Muhit&#8221;te \u0130bn Abbas&#8217;tan &#8220;Rabbinin y\u00fcce ismiyle namaz k\u0131l!&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na tefsir edilmi\u015f oldu\u011fu ve &#8220;b\u00e2&#8221; harf-i cerinin zikredilmemi\u015f oldu\u011fu da nakledilmi\u015ftir. Lakin b\u00f6yle olmad\u0131\u011f\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r.<\/p>\n<p>Al\u00fbs\u00ee&#8217;nin nakline g\u00f6re \u0130s\u00e2muddin demi\u015ftir ki: \u0130simden maksad\u0131n &#8220;eser&#8221; olmas\u0131 da uzak de\u011fildir. &#8220;Y\u00fcce Rabbinin eserlerini noksandan tenzih et.&#8221; demek olur. \u00c7\u00fcnk\u00fc y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n eseri de ona delalet etmesi itibar\u0131yla ismi gibidir. Bu durumda, yarat\u0131klar\u0131 y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n yarat\u0131\u011f\u0131 olmalar\u0131 nedeniyle ve &#8220;O Rahman&#8217;\u0131n yaratt\u0131\u011f\u0131nda hi\u00e7bir d\u00fczensizlik g\u00f6remezsin.&#8221;(M\u00fclk, 67\/3) \u00e2yetine z\u0131t olacak \u015fekilde, ay\u0131plamaktan men olmu\u015f olur.<\/p>\n<p>Al\u00fbs\u00ee&#8217;nin dedi\u011fi gibi daha sonra gelen s\u0131fatlarda bunu and\u0131racak bir y\u00f6n bulunmakla beraber, ismin bilinen m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 vermeye engel bir ipucu olmad\u0131\u011f\u0131 halde hi\u00e7bir gerek yok iken yap\u0131lm\u0131\u015f bir tevil gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcr. Bundan her \u015feyi as\u0131l itibar\u0131yla tenzih etmek gibi bir \u015firk m\u00e2n\u00e2s\u0131 oldu\u011fu kuruntusuna d\u00fc\u015fmemelidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc maksat yarat\u0131klar\u0131n kendilerine nazaran bizzat kendilerini noksanl\u0131klardan uzak tutmak de\u011fil, a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n yarat\u0131\u011f\u0131 olmalar\u0131 ve ona delalet etmeleri nedeniyle ay\u0131ptan, eksiklikten uzak tutmak oldu\u011fu ifade edilmi\u015ftir ki, bu da neticede y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n s\u0131fat\u0131 olan yaratma fiilini ve delalet etti\u011fi s\u0131fat\u0131 noksanl\u0131ktan uzak tutmaya ve &#8220;Hi\u00e7bir \u015fey yoktur ki onu hamdi ile tesbih etmesin&#8230;&#8221;(\u0130sr\u00e2, 17\/44) m\u00e2n\u00e2s\u0131na d\u00f6ner.<\/p>\n<p>\u00c2lemden onu yap\u0131p yaratana, fiili s\u0131fatlar\u0131ndan zati ve manevi s\u0131fatlar\u0131na var\u0131rken zihnimizde meydana gelen &#8220;yarat\u0131c\u0131&#8221;, &#8220;rab, &#8220;kudretli&#8221;, &#8220;her \u015feyi bilen&#8221; ve benzeri m\u00e2n\u00e2larla zihnimizde olu\u015fan \u015fekiller de onun eseri olmas\u0131 itibar\u0131yla buna dahil olur ki &#8220;il\u00e2h\u00ee isimler&#8221; dedi\u011fimiz de ak\u0131l ve nakilden edindi\u011fimiz bu m\u00e2n\u00e2lar ve kelimelerdir. Bunlar hem e\u015fyan\u0131n yarat\u0131c\u0131s\u0131n\u0131 g\u00f6sterme y\u00f6n\u00fc yani &#8220;Kendisine bak\u0131larak yarat\u0131c\u0131s\u0131n\u0131n varl\u0131\u011f\u0131 anla\u015f\u0131lan.&#8221; \u00e2lemin delalet y\u00f6n\u00fc olan ilmi suretler, hem de y\u00fcce yarat\u0131c\u0131n\u0131n bize azamet ve ikram ifade eden eseri ve \u00e2yetleri demek olan y\u00f6n\u00fcd\u00fcr ki, biz Allah&#8217;\u0131 bunlarla hepsinin \u00f6tesinde tan\u0131r\u0131z. &#8220;Akl\u0131na ne gelirse Allah ondan ba\u015fkad\u0131r.&#8221; Buna g\u00f6re isim, sadece ilk konulmu\u015f oldu\u011fu m\u00e2n\u00e2ya delalet eden bir laf\u0131zdan ibaret de\u011fil, ismin sahibine de aklen bir delalet y\u00f6n\u00fc bulunan m\u00e2n\u00e2 ve nisbetlere uygun olarak &#8220;Yarat\u0131c\u0131n\u0131n varl\u0131\u011f\u0131n\u0131n bilindi\u011fi \u015fey&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 da i\u00e7ine alacak \u015fekilde kullan\u0131lm\u0131\u015f oluyor. Bundan dolay\u0131 \u015eeyh Muhammed Abduh \u0130sam&#8217;\u0131n bu fikrini \u015fu \u015fekilde ifade ederek biricik bir m\u00e2n\u00e2 gibi g\u00f6stermi\u015f ve demi\u015ftir ki:<\/p>\n<p>&#8220;Bu gibi \u00e2yetlerde Allah&#8217;\u0131n ismi &#8220;onu tan\u0131maya sebep olan&#8221;d\u0131r. Allah ise bize s\u0131fatlar\u0131yla tan\u0131n\u0131r. Bizim zihinlerimiz onu ancak &#8220;her\u015feyi bilen&#8221;, &#8220;her\u015feye g\u00fcc\u00fc yeten&#8221;, &#8220;hikmet sahibi&#8221; diye yaratmas\u0131nda bak\u0131\u015f\u0131m\u0131z\u0131n bizi kendisine delalet ve vicdan\u0131m\u0131z\u0131n hidayet etti\u011fi \u015fekilde tan\u0131r. Rahm\u00e2n S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;Rabb&#8217;\u0131n\u0131n celal ve ikram sahibi olan ad\u0131 \u00e7ok y\u00fccedir.&#8221;(Rahm\u00e2n, 55\/78) diye nitelenen isim de budur. Bu &#8220;\u0130smin sahibinin tan\u0131nmas\u0131na sebep olan \u015fey&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na isim &#8220;Celal ve ikram sahibi olan Rabb&#8217;\u0131n\u0131n y\u00fcz\u00fc bakidir.&#8221;(Rahm\u00e2n, 55\/27) \u00e2yetindeki &#8220;y\u00fcz&#8221;d\u00fcr. \u00c7\u00fcnk\u00fc y\u00fcz, &#8220;sahibinin kendisiyle tan\u0131nd\u0131\u011f\u0131 \u015fey&#8221;dir. Hatta y\u00fcz sahibi, ancak y\u00fcz\u00fcyle tan\u0131n\u0131r. &#8220;\u00c2dem&#8217;e b\u00fct\u00fcn isimleri \u00f6\u011fretti.&#8221; (Bakara, 2\/31) \u00e2yetinde an\u0131lan isimler de bu m\u00e2n\u00e2daki isimdendir ki e\u015fyan\u0131n kendisiyle tan\u0131nd\u0131\u011f\u0131 resimleri demektir.<\/p>\n<p>Bu yoruma g\u00f6re Allah&#8217;\u0131n ismi de, zihinlerimizin Allah&#8217;a y\u00f6nelmesi ne ile m\u00fcmk\u00fcn oluyorsa odur. Allah bize bu ismi tesbih etmemizi emrediyor. Yani O&#8217;nu yarat\u0131lanlara benzemek, yahut onlardan birinde aynen ortaya \u00e7\u0131kmak, yahut ortak veya \u00e7ocuk edinmek veya bunlara benzer bir kusuru bulunmaktan uzak tutmam\u0131z\u0131 emrediyor. Biz ona ak\u0131llar\u0131m\u0131z\u0131 ancak \u015f\u00f6yle y\u00f6neltebiliriz: O her\u015feyin yarat\u0131c\u0131s\u0131d\u0131r. \u0130lmi, varl\u0131klar\u0131n b\u00fct\u00fcn inceliklerini ku\u015fatm\u0131\u015ft\u0131r&#8230; Nitekim &#8220;O, yaratan ve d\u00fczene koyand\u0131r.&#8221; (A&#8217;l\u00e2, 87\/2) buyrulur. Bizim onu b\u00f6yle b\u00fct\u00fcn varl\u0131klar\u0131 yaratm\u0131\u015f, mevcut k\u0131lm\u0131\u015f ve d\u00fczene koymu\u015f, takdir ve hidayet etmi\u015f olmak gibi niteliklerle tan\u0131mam\u0131z gerekir.<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki ismi bu tarif ve izah\u0131 \u0130sam&#8217;\u0131n &#8220;eser&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131yla a\u00e7\u0131klayarak, &#8220;\u00c7\u00fcnk\u00fc Allah&#8217;\u0131n eseri, isim gibi onun varl\u0131\u011f\u0131na delalet etmektedir.&#8221; dedi\u011fi m\u00e2n\u00e2 \u00fczerinde bir intikal ad\u0131m\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ta\u015f\u0131yan bir tariftir ki, bunun \u00f6zeti, isimde muteber olan as\u0131l m\u00e2n\u00e2y\u0131 akli ve tabii delalet ile genelle\u015ftirmektir. Dolay\u0131s\u0131yla bu bir mecazi m\u00e2n\u00e2 olur. Bizzat \u00e2lemi noksanl\u0131klardan uzak tutmak gibi bir m\u00e2n\u00e2n\u0131n bulundu\u011fu vehmine kap\u0131lmamak ve tenzihte g\u00f6zetilen itibari kay\u0131t iyi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmek \u015fart\u0131yla bu asl\u0131nda do\u011fru bir m\u00e2n\u00e2d\u0131r. Bunu caiz k\u0131lan bir karine (ipucu) vard\u0131r. Ancak il\u00e2h\u00ee isimlerin vahye dayal\u0131 olmas\u0131 esas\u0131 ve zahiri m\u00e2n\u00e2y\u0131 g\u00f6z \u00f6n\u00fcne almamak i\u00e7in hakiki m\u00e2n\u00e2n\u0131n verilmesine engel bir karinenin varl\u0131\u011f\u0131 a\u00e7\u0131k olmamas\u0131 dikkate al\u0131n\u0131rsa mecaz\u00ee m\u00e2n\u00e2y\u0131 vermek uzak olur. \u015eu kadar var ki bunda, ismin sahibine delaleti bir m\u00e2n\u00e2 vas\u0131tas\u0131yla olan fiil ve s\u0131fat isimlerinin, bu delalet y\u00f6nlerini izah etme faydas\u0131 vard\u0131r. Sofiyye anlay\u0131\u015f\u0131nda da s\u0131fatlar zat\u0131n, isimler s\u0131fatlar\u0131n, eserler isimlerin netice ve gere\u011fi olan h\u00fck\u00fcmleri oldu\u011funa g\u00f6re, eserler isimlerin kendisi de\u011fil, h\u00fck\u00fcmleridir. \u0130sam&#8217;\u0131n buna &#8220;isim gibi delalet eder&#8221; demesi de, ger\u00e7ekte isim olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6stermektedir. Mesela, yarat\u0131lm\u0131\u015f olan, eser; yaratan, isim; yaratmak, s\u0131fat; bu isim ve s\u0131fatla nitelenmi\u015f olan Hakk&#8217;\u0131n z\u00e2t\u0131 da, nitelenen ve isimlendirilen y\u00fcce zatt\u0131r. Bu isim ve s\u0131fatlar\u0131n tenzih edilmesi ile as\u0131l tenzihi istenen odur, eserlerin kendisi de\u011fildir. Tenzih&#8217;in m\u00e2n\u00e2s\u0131 da, dedi\u011fimiz gibi, bu isimleri ve s\u0131fatlar\u0131 eserlerin ve yarat\u0131lm\u0131\u015flar\u0131n imkan dahilinde olan durumlar\u0131ndan soyutlayarak hepsinden \u00fcst\u00fcn tutmak ve \u015firke sapan veya Allah&#8217;\u0131 yaratt\u0131klar\u0131na benzeterek tarif eden ink\u00e2rc\u0131lar\u0131n yapt\u0131\u011f\u0131 gibi onlara Allah&#8217;a lay\u0131k olmayan bir m\u00e2n\u00e2 kar\u0131\u015ft\u0131rmamakt\u0131r. \u015eu halde as\u0131l maksat zat\u0131n kendisini noksanl\u0131klardan uzak tutmak oldu\u011fu halde do\u011frudan do\u011fruya bu emredilmeyip de ismin noksanl\u0131klardan uzak tutulmas\u0131n\u0131n emredilmesi, s\u00f6zl\u00fc tesbih bak\u0131m\u0131ndan, zat\u0131n noksanl\u0131klardan uzak tutulmas\u0131 ancak ismin uzak tutulmas\u0131yla ifade olunabilece\u011finden; fiil\u00ee tesbih bak\u0131m\u0131ndan da ger\u00e7ek zat\u0131n bizim d\u00fcnyada ak\u0131l ve zihinlerimizin do\u011frudan do\u011fruya y\u00f6nelip idrak etmesinden \u00e7ok y\u00fcksek ve bizim ona y\u00f6nelip kendisini tan\u0131mam\u0131z\u0131n ancak s\u0131fatlar\u0131n\u0131 g\u00f6steren isimler veya eserler ile olabilece\u011finden dolay\u0131 demek olur. Ger\u00e7i Allah&#8217;\u0131n g\u00f6r\u00fclebilece\u011fi g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcnde olan Ehl-i S\u00fcnnet&#8217;e g\u00f6re zat\u0131n tecelli etmesi dahi caiz demek ise de, o ahirette olacakt\u0131r. S\u00fbrenin sonunda &#8220;Do\u011frusu temizlenen ve Rabbinin ismini an\u0131p da namaz k\u0131lan felah buldu.&#8221; buyrulmas\u0131 tesbihin s\u00f6zl\u00fc ve fiil\u00eeden daha genel oldu\u011funu anlat\u0131r. Sonra &#8220;Oysa ahiret daha hay\u0131rl\u0131 ve daha devaml\u0131d\u0131r.&#8221; buyrulmas\u0131 da ahirette olacak tecellilerin en m\u00fckemmel tecelliler oldu\u011funu g\u00f6sterir.<\/p>\n<p>Biz bu konuyu \u015f\u00f6yle \u00f6zetlemek istiyoruz:<\/p>\n<p>\u0130sim &#8220;Sahibinin kendisiyle tan\u0131nd\u0131\u011f\u0131 \u015fey&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131yla, lafz\u00ee, akl\u00ee, tabi\u00ee delaletlerin hepsinden daha kapsaml\u0131 olarak zihinlerimizin m\u00fcessir (etkin) zata y\u00f6nelmesine sebep olan ve bizde ona dair bir tan\u0131ma y\u00f6n\u00fc ifade etmek \u00fczere birtak\u0131m zihinsel \u015fekiller ve m\u00e2n\u00e2lar meydana getiren b\u00fct\u00fcn s\u0131fat ve eserleri dahi kapsayabilirse de mant\u0131k ve psikolojide bilindi\u011fi \u00fczere bizim idrak ve tasavvurlar\u0131m\u0131z\u0131 ifade eden kavramlar\u0131n en a\u00e7\u0131k ve en sa\u011flam olanlar\u0131 lafz\u00ee ve kel\u00e2m\u00ee suretlerle ifade edilip ula\u015ft\u0131r\u0131labilen kavramlar olmas\u0131 nedeniyle isim denildi\u011fi zaman bundan tam anlam\u0131yla akla ilk gelen hakikat, bize bu isimlerin sahiplerini lisan\u00ee suretler giydirerek gerek \u00f6zel isim, gerekse s\u0131fatlar halinde ifade eden isimler ve s\u0131fatlard\u0131r. Ger\u00e7ekte &#8220;K\u00e2inat sat\u0131rlar\u0131n\u0131 inceleyip bir d\u00fc\u015f\u00fcn. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar y\u00fcce \u00e2lemden sana g\u00f6nderilmi\u015f kitap\u00e7\u0131klard\u0131r.&#8221; me\u015fhur s\u00f6z\u00fc gere\u011fince k\u00e2inat sat\u0131rlar\u0131n\u0131n hangisi incelenip \u00fczerinde d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclse, bize y\u00fcce \u00e2lemden g\u00f6nderilmi\u015f birer mektup olduklar\u0131 anla\u015f\u0131l\u0131r. Fakat bunlar\u0131n birer kitap\u00e7\u0131k ve mektup olabilmeleri sade bilincimize ili\u015fmeleriyle de\u011fil, bilincimizde giyinmi\u015f olduklar\u0131 kel\u00e2m\u00ee suretler iledir ki bu kavramlar onlar\u0131n s\u00f6ylenilmi\u015f ve delil olarak g\u00f6sterilmi\u015f \u015fekilleridir. Onun i\u00e7in burada &#8220;Rabbinin ismi&#8221;nden maksat, gerek zat ismi gerekse s\u0131fat ismi olarak y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n zat ve s\u0131fatlar\u0131n\u0131 g\u00f6stermek i\u00e7in s\u00f6ylenilecek, d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclecek olan lisan\u00ee isimler olmak gayet a\u00e7\u0131kt\u0131r ve ilk akla gelen de budur. Bunlar\u0131n en g\u00fczelleri de kitap ve s\u00fcnnette gelen &#8220;esma-i h\u00fcsna&#8221;d\u0131r. Bu nedenle bunlar nakle ba\u011fl\u0131 olan lisan\u00ee ve \u015fer&#8217;\u00ee \u00f6zellikler ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131 gibi m\u00e2n\u00e2 ve kavramlar\u0131 itibar\u0131yla akl\u00ee \u00f6zellikler ta\u015f\u0131maktad\u0131r.<\/p>\n<p>Bu sebeple burada tesbih etme ve noksanl\u0131klardan uzak tutma emrinin y\u00f6n\u00fcne i\u015faret olmak \u00fczere &#8220;senin en y\u00fcce Rabbin&#8221; ismi hat\u0131rlat\u0131lm\u0131\u015f; sonra da bu rabl\u0131k ve y\u00fcceli\u011fin a\u00e7\u0131klanmas\u0131 ve isbat\u0131 i\u00e7in \u015fu s\u0131fatlarla nitelenmi\u015ftir:<\/p>\n<p>2. Yaratan rabbin. O, her \u015feyin yarat\u0131c\u0131s\u0131d\u0131r. O her \u015feyden \u00f6nce yaratma fiili, yarat\u0131c\u0131 olma s\u0131fat\u0131, yarat\u0131c\u0131 isim ve s\u0131fat\u0131yla bilinir. Ku\u015fku yok ki yaratan H\u00e2l\u0131k, yarat\u0131lan mahluktan y\u00fcksek ve \u00fcst\u00fcnd\u00fcr. Allah, yarat\u0131lanlarda bulunan imkan, sonradan olma ve bir illete ihtiya\u00e7 duyma gibi noksan s\u0131fatlardan uzakt\u0131r. Dolay\u0131s\u0131yla yarat\u0131c\u0131 ile yarat\u0131lm\u0131\u015f\u0131 isim ve s\u0131fatlarda kar\u0131\u015ft\u0131rmamal\u0131, yarat\u0131c\u0131n\u0131n ismini her \u015feyden \u00fcst\u00fcn tan\u0131yarak onu tesbih etmeli, eksikliklerden uzak tutmal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>&#8220;En y\u00fcce&#8221; kelimesi Rabb&#8217;in s\u0131fat\u0131 oldu\u011funa g\u00f6re, bu ile ba\u015flayan mevsul (ba\u011f c\u00fcmle)leri de Rabbin s\u0131fat\u0131d\u0131r. Fakat &#8220;el-\u00e2&#8217;l\u00e2&#8221;, ismin s\u0131fat\u0131 veya a\u00e7\u0131klamas\u0131 oldu\u011funa g\u00f6re ki, daha a\u00e7\u0131k olan budur, bunun da isme s\u0131fat olmas\u0131 gerekir. Yoksa Rabb ile s\u0131fat\u0131 aras\u0131 ayr\u0131lm\u0131\u015f olur. Bu ise nahiv bak\u0131m\u0131ndan caiz de\u011fildir. Oysa &#8220;yaratma&#8221;, ismin fiili de\u011fil, ismi ta\u015f\u0131yan\u0131n fiili oldu\u011fu i\u00e7in isme s\u0131fat olmas\u0131 akla uygun olmaz. Bu durumda &#8216;nin s\u0131fat olmay\u0131p takdirinde, mukadder bir soruya cevap olan bir ba\u015flang\u0131\u00e7 c\u00fcmlesi olmas\u0131 daha uygun olur. Bununla beraber yaratma do\u011frudan do\u011fruya zat\u0131n gere\u011fi olmay\u0131p &#8220;Tekvin&#8221; s\u0131fat\u0131n\u0131n gere\u011fi olmas\u0131 nedeniyle yarat\u0131c\u0131 isminin h\u00fckm\u00fc olmas\u0131na dayanarak yaratman\u0131n isim \u00fczerine icra edilmi\u015f olmas\u0131 da g\u00fczel bir n\u00fcktedir. Nitekim Ehl-i S\u00fcnnet &#8220;\u00e2lim\u00fcn biilmihi&#8221; (ilmiyle bilen), &#8220;kadirun bi kudretihi&#8221; (kudretiyle g\u00fc\u00e7l\u00fc,) &#8220;m\u00fcridun biir\u00e2detihi&#8221; (iradesiyle irade eden), &#8220;m\u00fctekellim\u00fcn bikelamihi&#8221; (kel\u00e2m\u0131yla konu\u015fan), &#8220;h\u00e2likun bir s\u0131fatihi ve fi&#8217;lihi&#8221; (s\u0131fat\u0131 ve fiili ile yarat\u0131c\u0131) demekle; Sofiyye de &#8220;eserler ve h\u00fck\u00fcmler, isimlerin gere\u011fidir&#8221; demekle bu n\u00fckteye i\u015faret etmi\u015flerdir.<\/p>\n<p>Evet, o yarat\u0131c\u0131 yaratt\u0131 da d\u00fczeltti, yaratt\u0131\u011f\u0131n\u0131 \u00e7e\u015fitli \u015fekiller i\u00e7inde d\u00fczene koyup d\u00fczg\u00fcnle\u015ftirdi. S\u00e2dece basit bir yaratma ile b\u0131rakmad\u0131, bir\u00e7ok yarat\u0131\u015flar yapt\u0131. Onlar\u0131 bir d\u00fczen ile do\u011frultup d\u00fczeltti. Bu da Rabb isminin gere\u011fi olan Rabli\u011fin h\u00fckm\u00fcd\u00fcr. Bundan dolay\u0131 onun bir ismi de &#8220;Rabb-i \u00e2dil&#8221; (\u00c2dil Rabb)dir. Ku\u015fku yok ki Rab, kuldan \u00fcst\u00fcn ve y\u00fccedir.<\/p>\n<p>3. \u015eu da Rabl\u0131k durumunun bir ayr\u0131nt\u0131s\u0131d\u0131r: Takdir edip hidayet buyuran odur, yaratt\u0131\u011f\u0131 her \u015feye &#8220;Allah her \u015feye bir kader verdi.&#8221; s\u00f6z\u00fcne uygun olarak ilim ve iradesiyle bir kader tayin etti. Cinslerinde, t\u00fcrlerinde, bireylerinde, s\u0131fatlar\u0131nda, fiillerinde, ecellerinde birtak\u0131m \u00f6zelliklerle birer s\u0131n\u0131r ve miktar tahsis etti. M\u00fcmk\u00fcn olma tabiat\u0131nda hep bir ve e\u015fit olan e\u015fyadan herbirini var olma hususunda di\u011ferinden bir miktar ile ay\u0131rarak farkl\u0131 mahiyetler, de\u011fi\u015fik kimlikler ile t\u00fcrlere ay\u0131ran, kay\u0131t ve s\u0131n\u0131r alt\u0131na alan birer bi\u00e7im takdir etti de ona g\u00f6re herbirini, kendilerinden tabii olarak veya kendi se\u00e7imleriyle ortaya \u00e7\u0131kacak \u00f6zelliklerle kendileri d\u0131\u015f\u0131nda ortaya \u00e7\u0131kacak \u00f6zellikler aras\u0131nda ula\u015facaklar\u0131 yarat\u0131l\u0131\u015f gayesine do\u011fru y\u00f6neltti. Ona g\u00f6re tesirler, meyiller ve ilhamlar yaratarak, deliller ortaya koyarak, \u00e2yetler indirerek, ni\u00e7in yarat\u0131lm\u0131\u015flarsa o miktara m\u00fcyesser k\u0131lmak \u00fczere yoluna koydu. Rabl\u0131k h\u00fckm\u00fcyle terbiye sayesinde ba\u015flang\u0131\u00e7tan sona, d\u00fcnyadan ahirete do\u011fru her birini yeti\u015ftirece\u011fi netice ve akibete ula\u015ft\u0131rmak veya buna giden yolu g\u00f6stermektedir. Bu arada insana da ak\u0131l ve din hidayetleriyle kendini ve yolunu g\u00f6stermekte ve \u00f6zel muhatap olan Hz. Muhammed (s.a.v.)&#8217;in zat\u0131na nebilik ve resull\u00fc\u011f\u00fc takdir edip hidayet ve ba\u015far\u0131 ihsan etmi\u015ftir.<\/p>\n<p>G\u00f6k cisimlerinin birbirleri etraf\u0131nda y\u00f6r\u00fcngelerindeki seyir ve hareketleri ve yal\u0131n \u015feylerden bile\u015fik \u015feylere do\u011fru cisimlerin, madenlerin, bitkilerin ve hayvanlar\u0131n durumlar\u0131 tetkik edilip incelenirse her birinde ak\u0131llara hayret veren ve nakil ve ifade edilemiyecek kadar derin, ne kadar ince ne kadar b\u00fcy\u00fck ilim ve kudret ile irade ve hidayet tecellileri g\u00f6r\u00fcn\u00fcr. Bilhassa insana \u00f6zg\u00fc olan i\u00e7te ve d\u0131\u015fta bulunan hidayet t\u00fcrleri, \u00f6zellikle ak\u0131l ve din hidayeti ise onlar\u0131n kat kat derecelerle \u00fcst\u00fcndedir. Bununla beraber hi\u00e7biri takdirsiz olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, hi\u00e7biri de miktars\u0131z, s\u0131n\u0131rs\u0131z de\u011fildir. Hepsi nicelik kanunlar\u0131n\u0131n h\u00fckm\u00fc alt\u0131nda \u00f6zel miktarlarla s\u0131n\u0131rl\u0131d\u0131r. Hi\u00e7birinde sonsuz k\u00fclli bir kudret yoktur. O ancak onlar\u0131 takdir edip yollar\u0131na koyan takdir edici, yol g\u00f6sterici, her \u015feyi bilen g\u00fc\u00e7l\u00fc varl\u0131\u011f\u0131n sanat\u0131 ve onun Rab&#8217;l\u0131k \u015fan\u0131d\u0131r. Hi\u00e7 ku\u015fku yok ki bu takdir ve hidayeti yapan il\u00e2h\u00ee kudret ve ilim, hidayete muhta\u00e7 olan ve \u00f6zel miktarlarla kay\u0131tl\u0131 bulunan takdir edilmi\u015f varl\u0131klar\u0131n hepsinden y\u00fcce ve \u00fcst\u00fcnd\u00fcr. Baz\u0131lar\u0131 burada &#8220;hidayet&#8221;i, ak\u0131l ve din hidayeti gibi insana mahsus olan hidayet ve ir\u015fat ile, baz\u0131lar\u0131 da b\u00fct\u00fcn canl\u0131lara ait olmak \u00fczere ya\u015fad\u0131klar\u0131 s\u00fcre i\u00e7inde kendilerine g\u00f6re ihtiya\u00e7 duyacaklar\u0131 yiyecekler ve ya\u015faman\u0131n gere\u011fi olan di\u011fer \u015feylerin takdiriyle onlardan faydalanma yollar\u0131n\u0131 tan\u0131tmak ve ka\u00e7\u0131lacaklardan ka\u00e7\u0131l\u0131p ko\u015fulacaklara ko\u015fulmak ve ona g\u00f6re organsal vazifelerini yerine getirtmek m\u00e2n\u00e2s\u0131yla canl\u0131larla ilgili ilhamlar ve i\u00e7g\u00fcd\u00fc ile tefsir etmi\u015flerse de do\u011frusu insanlara ait olan ve \u00f6zellikle Resulullah (s.a.v.)&#8217;a ait bulunan hidayet ve yol g\u00f6sterme, bunun en y\u00fcksek misali ve as\u0131l s\u00f6ylenme gayesi olmakla beraber hidayet etti s\u00f6z\u00fcn\u00fcn herhangi bir kay\u0131tla kay\u0131tlanmadan mutlak b\u0131rak\u0131lmas\u0131ndan a\u00e7\u0131k\u00e7a anla\u015f\u0131lan, &#8220;Her \u015feye hilkatini verdi ve sonra da do\u011fruya giden yolu g\u00f6sterdi.&#8221;(T\u00e2h\u00e2, 20\/50) \u00e2yetinde oldu\u011fu gibi her \u015feyi gerek tabii ve gerek iste\u011fe ba\u011fl\u0131 surette yarat\u0131l\u0131\u015f gayesine y\u00f6neltmek m\u00e2n\u00e2s\u0131yla her \u015feyi kapsam\u0131 i\u00e7ine almakt\u0131r. \u00d6yle ki, bir k\u00fcrenin di\u011ferine do\u011fru eksen veya y\u00f6r\u00fcngesinde d\u00f6nmesi, bir par\u00e7an\u0131n di\u011fer bir par\u00e7aya do\u011fru \u00e7ekilmesi, bir gaz\u0131n genle\u015fmesi ve b\u00fcz\u00fclmesi, bir ta\u015f\u0131n yere d\u00fc\u015fmesi, bir madenin billurla\u015fmas\u0131, bir tuzun suda erimesi, bir k\u00f6m\u00fcr\u00fcn oksijen ile yanmas\u0131, bir zerrenin organ olmaya sevki, bir h\u00fccrenin bir h\u00fccreyi d\u00f6llemesi gibi olaylar\u0131n meydana gelmesi de hep bu &#8220;hidayet&#8221; s\u00f6z\u00fcn\u00fcn ifade etti\u011fi m\u00e2n\u00e2ya dahildir. &#8220;Takdir etti&#8221; s\u00f6z\u00fc, b\u00fct\u00fcn yarat\u0131lm\u0131\u015flar\u0131 zatlar\u0131nda ve s\u0131fatlar\u0131nda her birinin \u00f6zelliklerine g\u00f6re takdir etti m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 kapsar. G\u00f6kler ve yer, y\u0131ld\u0131zlar ve unsurlar, madenler, bitkiler, hayvanlar ve insanlardan her birine c\u00fcsse ve irilikte birer \u00f6zel miktar, yine her birine kalma hususunda \u00f6zel bir m\u00fcddet ve s\u0131fat ve renklerden, tat ve kokulardan, vaziyet ve durumlardan, g\u00fczellik ve \u00e7irkinlikten, mutluluk ve bedbahtl\u0131ktan, hidayet ve sap\u0131kl\u0131ktan belli bir miktar takdir edip &#8220;Hazineleri bizim yan\u0131m\u0131zda olmayan hi\u00e7bir \u015fey yoktur. Fakat biz onu sadece bilinen bir miktar ile indiririz.&#8221;(H\u0131cr, 15\/21) buyurdu\u011fu gibi belli ve \u00f6zel bir kader ile s\u0131n\u0131rlay\u0131p \u00f6zelle\u015ftirmi\u015ftir ki, bu m\u00e2n\u00e2da y\u00fccelerin y\u00fccesinden a\u015fa\u011f\u0131lar\u0131n a\u015fa\u011f\u0131s\u0131na kadar b\u00fct\u00fcn e\u015fya ve \u00e2lemler dahildir. Onun i\u00e7in bunu tefsir etmek ve ayr\u0131nt\u0131lar\u0131na girmek i\u00e7in ciltlerce yaz\u0131 yaz\u0131lsa yetmez, her birini g\u00f6zlem sahas\u0131nda incelemek gerekir. Bununla beraber Allah kat\u0131nda belli olan o kaderin s\u0131rr\u0131 bizim i\u00e7in ortaya \u00e7\u0131kmadan \u00f6nce tamamen belli de olmaz. Sonra &#8220;hidayet etti&#8221; \u015funu g\u00f6sterir ki: M\u00fcmk\u00fcn olma tabiat\u0131na nazaran her\u015fey, var olma veya olmama hususunda her \u00f6zelli\u011fe elveri\u015fli olmakla beraber, yarat\u0131c\u0131n\u0131n takdir etmesi ve \u00f6zellik vermesiyle, var olma hususunda her tabiat \u00f6zel bir kuvvete sahip olmaya haz\u0131r ve m\u00fcsait k\u0131l\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Her kuvvet ancak belli fiillere elveri\u015fli olmu\u015ftur. Tabiatta &#8220;ritim ve hareketsizlik&#8221; kanunu diye ifade olunan m\u00fcmk\u00fcn olma tabiat\u0131na g\u00f6re bir cisim sonsuz say\u0131da hareket yapmaya elveri\u015fli varsay\u0131l\u0131rken cisimlerin sonlu ve s\u0131n\u0131rl\u0131 hareketler i\u00e7inde varl\u0131klar\u0131n\u0131n t\u00fckenip tabiatlerinin sona erdi\u011fini g\u00f6r\u00fcr\u00fcz ki bu, i\u015fte yarat\u0131c\u0131n\u0131n o tabiate ay\u0131rd\u0131\u011f\u0131 belli bir kader, belli bir kabiliyettir. Her biri belli bir fiile kaynak olan bu \u00f6zel kavvetlerin o c\u00fczler, uzuvlar ve cisimlerde yarat\u0131lmas\u0131yla g\u00f6rece\u011fi i\u015fin tamamlanmas\u0131 i\u00e7in \u00f6zel gayelerine y\u00f6netilmesi de o takdir dairesinde \u00f6zel bir hidayettir. B\u00fct\u00fcn bunlar\u0131n \u00fczerinde takdir edici ve hidayet edici olarak h\u00fckm\u00fcn\u00fc s\u00fcrd\u00fcren il\u00e2h\u00ee kudretin hepsinden y\u00fcksek oldu\u011fu a\u00e7\u0131k bulunmakla onun y\u00fcce ismi bunlardaki s\u0131n\u0131rl\u0131l\u0131k ve eksiklik lekelerinden uzak tutulmal\u0131 ve dolay\u0131s\u0131yla onun emri ve tedbirinin k\u00e2firlerin tuzaklar\u0131na \u00fcst\u00fcn gelece\u011finde \u015f\u00fcphe edilmemelidir.<\/p>\n<p>4. O yaratma ve d\u00fczene koyma, takdir ve hidayet etme \u015fahitleri ile beraber \u015fu nitelik de buna \u00f6zellikle \u015fahittir: Otla\u011f\u0131 \u00e7\u0131karan odur. N\u00e2zi\u00e2t S\u00fbresi&#8217;nde, &#8220;Ondan (yerden) yerin suyunu ve otla\u011f\u0131n\u0131 \u00e7\u0131kard\u0131. Da\u011flar\u0131n\u0131 oturttu. Sizin ve hayvanlar\u0131n\u0131z\u0131n ge\u00e7imi i\u00e7in&#8221;(N\u00e2ziat, 79\/31-33) buyuruldu\u011fu \u00fczere insanlar\u0131n ve hayvanlar\u0131n\u0131n faydalan\u0131p yararlanmas\u0131 i\u00e7in g\u00fcdek ve yayl\u0131m yeri olan o meray\u0131; o otlakla, o yaylalar, \u00e7iftlikler, bah\u00e7eler, ormanlardaki t\u00fcrl\u00fc bitkiler, a\u011fa\u00e7lar ve meyveleri il\u00e2h\u00ee kudreti ile taptaze yeti\u015ftirip \u00e7\u0131kard\u0131.<\/p>\n<p>5. Sonra da onu kapkara bir sel k\u00f6p\u00fc\u011f\u00fcne \u00e7evirdi, g\u00fcbre ve k\u00f6m\u00fcr haline getirdi ki bunlar\u0131n en belirgin kabiliyetleri yan\u0131p tutu\u015farak ate\u015fe hizmet etmektir. \u0130\u015fte hakka kar\u015f\u0131 tuzak kurma pe\u015finde ko\u015fan k\u00e2firlerin ve insanl\u011f\u0131n bedensel zevklerinden \u00f6te k\u0131ymet ve de\u011ferini tan\u0131mayan bedbahtlar\u0131n sonu da bundan daha k\u00f6t\u00fc olarak, a\u015fa\u011f\u0131da gelece\u011fi gibi sonsuz b\u00fcy\u00fck ate\u015fe odun ve \u00e7\u0131ra olmaktan ibarettir.<\/p>\n<p>Kusma ve kay etme m\u00e2n\u00e2lar\u0131yla ilgili olan GUS\u00c2, l\u00fcgat ve tefsirlerde a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re, sel suyunun otlaklardaki otlar\u0131, \u00e7\u00f6pleri birbirine katarak s\u00fcr\u00fckleyip getirdi\u011fi ve derelerin etraf\u0131na f\u0131rlatt\u0131\u011f\u0131 ot, \u00e7\u00f6p, yaprak ve k\u00f6p\u00fck gibi kar\u0131\u015f\u0131mlara denir ki, bunu &#8220;sel kusu\u011fu&#8221; ifadesiyle terceme etmeyi uygun buldum. Al\u00fbs\u00ee&#8217;nin &#8220;Mecma&#8221;dan nakline g\u00f6re asl\u0131, perakende cinslerden kar\u0131\u015f\u0131k \u015feylerdir. Araplar, perakende kabilelerden toplanm\u0131\u015f olan kavme &#8220;ahl\u00e2t&#8221; ve &#8220;\u011fus\u00e2&#8221; derler.<\/p>\n<p>EHV\u00c2; karams\u0131, esmer, koyu ye\u015fil, isli, duru renklere denir. Burada siyah veya esmer veya ye\u015fil m\u00e2n\u00e2lar\u0131yla tefsir edilmi\u015ftir. Birinci ve ikincide &#8220;\u011fus\u00e2&#8221; n\u0131n s\u0131fat\u0131, \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc de ise mer&#8217;\u00e2n\u0131n yerini tutan &#8220;onu yapt\u0131&#8221; c\u00fcmlesindeki &#8220;o&#8221; zamirinden h\u00e2l olmas\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr ki, kapkara veya esmer bir sel kusu\u011funa \u00e7evirdi, yahut yemye\u015fil iken bir sel kusu\u011funa \u00e7evirdi demek olur.<\/p>\n<p>Burada biri k\u0131sa ve toplu, di\u011feri ayr\u0131nt\u0131l\u0131 iki g\u00f6z atma ve d\u00fc\u015f\u00fcnce vard\u0131r:<\/p>\n<p>B\u0130R\u0130NC\u0130S\u0130, otlaklardaki ye\u015fil bitkilerin kuruyup d\u00f6k\u00fclerek veya hayvanlar taraf\u0131ndan yenilip \u00e7\u0131kar\u0131larak sel sular\u0131n\u0131n s\u00fcp\u00fcr\u00fcp s\u00fcr\u00fckleyece\u011fi g\u00fcbre ve tortular haline getirilmesidir ki, o zaman k\u00f6m\u00fcr gibi siyah veya esmer, yanabilir nitelikte bir madde olur kal\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130K\u0130NC\u0130S\u0130, yerk\u00fcre katmanlar\u0131 ve maden ilimlerinde bahsedildi\u011fi \u00fczere karbon (k\u00f6m\u00fcr) te\u015fekk\u00fcllerine ait &#8220;turp&#8221; denilen yanabilir madde ile ta\u015fk\u00f6m\u00fcrlerinin olu\u015fum \u015fekillerine i\u015faret olmas\u0131d\u0131r ki, her iki \u015fekilde insanl\u0131\u011f\u0131 s\u0131rf maddi ve hayvani, bedenden ibaret kabul eden ve b\u00fct\u00fcn zevklerini &#8220;K\u00e2firler ise zevklerine bakarlar ve hayvanlar gibi yiyip i\u00e7erler.&#8221;(Muhammed, 47\/12) buyruldu\u011fu \u00fczere hayvan gibi yiyip i\u00e7ip beden\u00ee arzular\u0131n\u0131 elde etmede arayanlar\u0131n sonlar\u0131na dikkat nazarlar\u0131n\u0131 \u00e7ekmek vard\u0131r.<\/p>\n<p>&#8220;Ke\u015ffu&#8217;l-Esrari&#8217;n-Nuraniyyeti&#8217;l-Kur&#8217;\u00e2niyye&#8221;de bu \u00e2yetin tefsiri ile ilgili olmak \u00fczere yerk\u00fcre katmanlar\u0131yla u\u011fra\u015fan \u00e2limlerin ta\u015fk\u00f6m\u00fcr\u00fc hakk\u0131ndaki inceleme ve ke\u015fiflerinden bahsederek der ki:<\/p>\n<p>G\u00fcnl\u00fck gazl\u0131 arazi y\u00fczeyi \u00fczerindeki bo\u015fluklarda ve az meyilli vadilerde ve batakl\u0131k olan engin yerlerde bitkilerden birtak\u0131m tortular olu\u015fur ki bunlar \u00e7\u00f6z\u00fcld\u00fck\u00e7e onlardan yanabilir bir cisim meydana gelir. Bu \u00e7\u00f6k\u00fcnt\u00fc ve tortular ancak \u00f6zel durumlarda olu\u015fur. Akarsularda ve derin havzalarda ve suyu baz\u0131 zamanlar kuruyan yerlerde olu\u015fmaz. Bu cisme turp ismi verilir. Bunun olu\u015fumu \u00f6zellikle suda devaml\u0131 g\u00f6m\u00fcl\u00fc duran nebatat-\u0131 haleviyyenin (tohumsuz ve yapraks\u0131z k\u00fc\u00e7\u00fck bitkilerin) \u00fcst \u00fcste birikmesinden kaynaklan\u0131r. Bunlar di\u011fer \u00e7e\u015fitli su bitkileri gibi h\u0131zla \u00e7o\u011fal\u0131rlar. Bu tortular\u0131n as\u0131l hamuru, yani su bitkilerinin hepsini ku\u015fatan madde onlardan olu\u015fur. Bazan da nehir sular\u0131n\u0131n \u00e7ekti\u011fi bir \u00e7ok bitki de onlara kat\u0131l\u0131p \u00e7\u00f6z\u00fclmelerine yard\u0131m eder ve \u00e7ok kere bunlar\u0131n farkl\u0131 derinliklerinde, \u00f6zellikle a\u015fa\u011f\u0131 k\u0131s\u0131mlar\u0131na do\u011fru g\u00f6m\u00fclm\u00fc\u015f b\u00fcy\u00fck a\u011fa\u00e7lar bulunur. Tortunun olu\u015ftu\u011fu kum ve kuru bal\u00e7\u0131k \u00fczerinde y\u0131\u011f\u0131lm\u0131\u015f olurlar. Bazan da bu a\u011fa\u00e7lar dikey vaziyette olurlar. \u00c7o\u011fu zaman da yerlerinde turpun olu\u015ftu\u011fu o yerin engininde sabitle\u015ftirilmi\u015f k\u00f6klerinin yak\u0131n\u0131nda k\u0131r\u0131lm\u0131\u015f bulunurlar. Bazan bu a\u011fa\u00e7lar turpun olu\u015fumundan \u00f6nce sabit olduklar\u0131 yerde g\u00f6m\u00fclm\u00fc\u015f tam ormanlardan \u00e7\u0131k\u0131yor gibi bir d\u00fczeye b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015f bir durumda \u00e7ok say\u0131da olur. Bunlar asr\u0131m\u0131z\u0131n bitkilerine nisbet olunur zamkl\u0131 sak\u0131zl\u0131 (re\u00e7ine) ve me\u015fe a\u011fac\u0131 t\u00fcrleridir. Bazan da ku\u015fdili t\u00fcr\u00fcnden olurlar. Re\u00e7ine t\u00fcr\u00fc a\u011fa\u00e7lar a\u015fa\u011f\u0131 yukar\u0131 tabi\u00ee hallerinde kal\u0131rlar. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunlar sertliklerini korurlar. Fakat kurumu\u015f ve tuz haline gelmi\u015f olmakla kararm\u0131\u015flard\u0131r. Turpun olu\u015ftu\u011fu sahalarda s\u0131\u011f\u0131r boynuzlar\u0131, deve kemikleri gibi memeli hayvanlar\u0131n kal\u0131nt\u0131lar\u0131 da bulunur. Turpun olu\u015ftu\u011fu sahalar farkl\u0131 arazi t\u00fcrleri \u00fczerinde birikip y\u0131\u011f\u0131l\u0131rlar. Bazan da billurla\u015fm\u0131\u015f arazi \u00fczerinde toplan\u0131rlar ve her halde kum veya bal\u00e7\u0131k tortular\u0131 ile ba\u015flamam\u0131\u015f olmas\u0131 nadirdir. Turpu olu\u015fturan maddelerden baz\u0131lar\u0131nda \u00f6yle bitki kal\u0131nt\u0131lar\u0131 bulunur ki, birbiri \u00fczerine y\u0131\u011f\u0131lm\u0131\u015f muhtelif kal\u0131nl\u0131kta bir tek k\u00fctle olmu\u015f, altta kalan par\u00e7as\u0131na do\u011fru daha \u00e7ok kararm\u0131\u015f ve giriftle\u015fmi\u015fti. Baz\u0131s\u0131nda da bibirinden ayr\u0131lm\u0131\u015f tabakalar \u015feklindedir. Bunlar kendilerini \u00f6rten s\u0131ra s\u0131ra tortulardan olu\u015fmu\u015f, farkl\u0131 kal\u0131nl\u0131klarda tortularla ayr\u0131lm\u0131\u015flard\u0131r. Bu tortular da kumdan ve al\u00e7\u0131 yahut kuru bal\u00e7\u0131k, yumu\u015fak ta\u015ftan olu\u015fmu\u015ftur. Bir\u00e7ok tatl\u0131 su kavk\u0131lar\u0131n\u0131 ve \u0131rmak sular\u0131n\u0131n \u00e7ekti\u011fi kara kavk\u0131lar\u0131n\u0131 i\u00e7erir.<\/p>\n<p>\u00c7ok kere turpun y\u00fczeyi sularla \u00f6rt\u00fcl\u00fcd\u00fcr. Bazan da rutubet ve neme uygun farkl\u0131 bitkiler biten bir arz ile \u00f6rt\u00fcl\u00fc olur. Yukar\u0131da turpun, ancak derinli\u011fi az sular\u0131n alt\u0131nda olu\u015ftu\u011funu s\u00f6ylemi\u015ftik. Fakat \u00e7ok kal\u0131n turp tortular\u0131da vard\u0131r. Bunlar \u00f6zel durumlarda olu\u015fmu\u015flard\u0131r. Bu tortular\u0131n bulundu\u011fu yerlerde, b\u00fcy\u00fck bir ihtimalle, olu\u015fumlar\u0131 s\u0131ras\u0131nda ardarda d\u00fc\u015fme ve inmeler olmu\u015ftur. Buna delil turp i\u00e7indeki toprak bitkilerinin tabakalar\u0131 ve turpu olu\u015fturan maddelerin sahas\u0131nda yerlerine y\u0131k\u0131lm\u0131\u015f ormanlar gibi at\u0131lm\u0131\u015f a\u011fa\u00e7lard\u0131r. Bunlar \u00f6yle hallerdir ki o topra\u011fa bir zaman kuruluk ar\u0131z olmu\u015f, sonra di\u011fer bir zaman sularla \u00f6rt\u00fclm\u00fc\u015f ve bu minval \u00fczere devam etmi\u015f demektir. Turp maddelerinin toprak y\u00fczeyi \u00fczerinde yay\u0131lmalar\u0131 \u00e7oktur. Onun i\u00e7in b\u00fct\u00fcn y\u00fcksekliklerde arz\u0131n de\u011fi\u015fik bo\u015fluklar\u0131n\u0131 i\u015fgal ederek farkl\u0131 geni\u015flikte havzalara ayr\u0131lm\u0131\u015f olur. Bir k\u0131sm\u0131 Alp Da\u011flar\u0131&#8217;nda oldu\u011fu gibi da\u011f ba\u015flar\u0131nda ve Fransa&#8217;n\u0131n merkezinde ve benzeri yerlerde oldu\u011fu gibi y\u00fcksek da\u011f y\u00fczeylerinde bulunur. Engin ovalarda da \u00e7ok miktarda bulunur. Hatta Prusya&#8217;da ve Hollanda&#8217;da oldu\u011fu gibi b\u00fcy\u00fck geni\u015flikleri kaplar.<\/p>\n<p>Turpun \u00e7o\u011fu nehir bitkilerinden olu\u015ftu\u011fu gibi baz\u0131s\u0131 da denizlere biti\u015fik batakl\u0131klarda olu\u015fur. Buralarda Turp tortular\u0131 su yosunu t\u00fcrlerinden ve deniz bitkilerinden olu\u015fur. Nitekim okyanusun kumluk sahillerinde b\u00f6yledir. Bazan da da\u011flar \u00fczerinde bitki yapraklar\u0131ndan ve nemli vadilerin diplerinde birikip y\u0131\u011f\u0131lan de\u011fi\u015fik kal\u0131nt\u0131lardan ge\u00e7ici tortular has\u0131l olur. Bundan iyi olmayan bir turp \u00e7\u0131kar. Yakmak i\u00e7in kullan\u0131lmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olmaz.<\/p>\n<p>TA\u015eK\u00d6M\u00dcR\u00dc: Yerk\u00fcrenin i\u00e7inde bulunan k\u00f6m\u00fcr tortular\u0131n\u0131n, turp gibi birbiri \u00fczerine y\u0131\u011f\u0131lm\u0131\u015f bitkilerden te\u015fekk\u00fcl etti\u011finde \u015f\u00fcphe edilmiyor. Bunun delili o k\u00f6m\u00fcrde ve turpta b\u00fcy\u00fck b\u00fcy\u00fcte\u00e7lerle g\u00f6r\u00fclebilen kal\u0131nt\u0131lar ve ayn\u0131 \u015fekilde biti\u015fi\u011findeki \u00e7amur maddelerde bulunan saplar ve \u00e7ok say\u0131da yapraklard\u0131r. Jeologlar\u0131n bu meselede g\u00f6r\u00fc\u015fleri birdir. Ancak bu y\u0131\u011f\u0131lma ve birikimin nas\u0131l oldu\u011fu hakk\u0131nda fikir birli\u011fine varamam\u0131\u015flard\u0131r. Baz\u0131lar\u0131 \u015f\u00f6yle der:<\/p>\n<p>K\u00f6m\u00fcr tortular\u0131 nehir sular\u0131n\u0131n yahut daha \u00f6nce baz\u0131 yerlerde mevcut olan denizlerin dalgalar\u0131n\u0131n getirdi\u011fi b\u00fcy\u00fck k\u00fctlede bitkilerin g\u00f6m\u00fclmesinden olu\u015fmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Baz\u0131lar\u0131 da \u015f\u00f6yle der:<\/p>\n<p>Bu tortular\u0131n \u00e7o\u011fu, a\u00e7\u0131k olan arz\u0131n havuzu and\u0131r\u0131r \u00e7ukurlar\u0131nda oluyor. Su a\u011f\u0131zlar\u0131 da ona kom\u015fu bitki kal\u0131nt\u0131lar\u0131n\u0131 sevk etmi\u015f olur.<\/p>\n<p>Birinci g\u00f6r\u00fc\u015f reddedilmi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu durumda baz\u0131 \u00fclkelerde bulunan tabakalar gibi cidden kal\u0131n k\u00f6m\u00fcr tabakalar\u0131n\u0131n olu\u015fmas\u0131 i\u00e7in sular\u0131n getirdi\u011fi b\u00fcy\u00fck k\u00fctleli bitkilerin b\u00fcy\u00fck bir y\u00fcksekli\u011fi bulunmas\u0131 gerekir. Yani kal\u0131nl\u011f\u0131 bir bu\u00e7uk yahut \u00fc\u00e7 yahut k\u0131rk zira&#8217; olan k\u00f6m\u00fcr tabakalar\u0131 k\u0131rk veya yetmi\u015fbe\u015f veya y\u00fczyirmi zira&#8217; kal\u0131nl\u0131\u011f\u0131nda a\u011fa\u00e7 tabakas\u0131 gerektirir. Bunu ise ak\u0131l kabul edemez. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu tabakalar ne nehirlerin y\u00fczeyi \u00fczerinde ne de denizlerin bir\u00e7o\u011funun y\u00fczeyi \u00fczerinde y\u00fczmez.<\/p>\n<p>\u0130kinci g\u00f6r\u00fc\u015fte ise bir zorluk yoktur. Bu ancak ta\u015fk\u00f6m\u00fcr\u00fcn\u00fcn olu\u015ftu\u011fu organik maddelerin birikip y\u0131\u011f\u0131lmas\u0131 i\u00e7in laz\u0131m gelen bir zaman\u0131n ge\u00e7mesini gerektirir.<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fte bu zaman cidden uzun olmu\u015ftur. \u00c7a\u011f\u0131m\u0131za kadar kalm\u0131\u015f eski ormanlarda bir y\u0131lda olu\u015fan karbon miktar\u0131 hakk\u0131nda baz\u0131lar\u0131 \u015f\u00f6yle demi\u015ftir: Bundan her as\u0131rda kal\u0131nl\u0131\u011f\u0131 y\u00fczde bir bu\u00e7uk bir k\u00f6m\u00fcr tabakas\u0131 olu\u015fur. Fakat hayvanlar\u0131n olu\u015fmas\u0131ndan evvel eski zamanda hava bo\u015flu\u011fu birtak\u0131m buharlarla dolu idi. Bundan cidden kuvvetli bir bitki olmu\u015ftu. Arz\u0131n i\u00e7inden de yukar\u0131 bir\u00e7ok karbonik asit \u00e7\u0131k\u0131yordu. Bu nedenle bitkilerin i\u00e7inde karbon h\u0131zla yerle\u015febiliyordu. Hem olu\u015fmas\u0131 uzun zaman gerektiren sadece ta\u015fk\u00f6m\u00fcr\u00fc tortular\u0131 de\u011fildir. Tortular\u0131n hepsi b\u00f6yledir. Cidden b\u00fcy\u00fck kal\u0131nl\u0131k kazanm\u0131\u015f olan kavk\u0131l\u0131 ve al\u00e7\u0131l\u0131 ta\u015f tortular\u0131n\u0131n olu\u015fmas\u0131 bir\u00e7ok asr\u0131n ge\u00e7mesini gerektirir. K\u00f6m\u00fcr tortular\u0131n\u0131 turpa benzetenlerin g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc \u015fununla da desteklenmi\u015ftir: Gerek ta\u015fk\u00f6m\u00fcr\u00fcnde ve gerek turpta b\u00fcy\u00fck b\u00fcy\u00fcte\u00e7lerle bir\u00e7ok \u00e7i\u00e7e\u011fi sakl\u0131 nebatat-\u0131 haleviyye kal\u0131nt\u0131s\u0131 ke\u015ffediliyor. Ayn\u0131 \u015fekilde yerk\u00fcrede k\u00f6kleriyle, dikili a\u011fa\u00e7larla ve onlar\u0131n \u015fist-i fahm\u00eede sakl\u0131 yapraklar\u0131yla desteklenmi\u015f, ayn\u0131 \u015fekilde de\u011fi\u015fik geni\u015flikteki havzalarda birbirlerinden ayr\u0131 olarak bulunmalar\u0131yla da desteklenmi\u015ftir. B\u00fct\u00fcn bu durumlar a\u00e7\u0131k, yerk\u00fcrenin \u00e7ukurlar\u0131nda olu\u015fmu\u015f birtak\u0131m batakl\u0131klar\u0131n oldu\u011funu g\u00f6sterir.<\/p>\n<p>S\u0131ras\u0131 gelmi\u015fken bu konudaki fikir ve d\u00fc\u015f\u00fcnceleri biraz daha a\u00e7al\u0131m:<\/p>\n<p>Kur&#8217;\u00e2n&#8217;dan da anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere Arz, ba\u015flang\u0131\u00e7ta d\u00fcz bir \u015fekilde idi, da\u011flar yoktu, sularla g\u00f6m\u00fcl\u00fc olup sabit de\u011fil, \u00e7alkant\u0131l\u0131 idi. Sonra burada bitkilerden baz\u0131 t\u00fcrler bulundu. O zamana ait bitkilerin \u015fekilleri zaman\u0131m\u0131zdaki bitkilerin \u015fekillerine benzemiyordu. Yosun familyas\u0131ndan ve k\u00fck\u00fcrtl\u00fc bitki familyas\u0131ndan idi ki bunlar \u00e7i\u00e7ekleri gizli, terkipleri basit bitkilerdir. Fakat ilk yarat\u0131l\u0131\u015flar\u0131nda k\u00fctleleri b\u00fcy\u00fck ve say\u0131lar\u0131 \u00e7oktu. Bu bitkilerden k\u00f6m\u00fcr Arz&#8217;\u0131 olu\u015fmu\u015ftur. Yanabilen bu cevher hayvanlar\u0131n olu\u015fmas\u0131ndan evvel eski zamanlarda bulunan bitkilerden has\u0131l olmu\u015ftur. Sonra da\u011flar\u0131n olu\u015fmas\u0131 nedeniyle Arz&#8217;\u0131n b\u00fcy\u00fck derinliklerinde g\u00f6m\u00fcl\u00fc kal\u0131nca tabii durumu ve \u015fekli t\u00fcrlere ayr\u0131ld\u0131ktan sonra zaman\u0131m\u0131za kadar kalm\u0131\u015f ve baz\u0131 unsurlar\u0131n\u0131 kaybedince zift ve katranl\u0131 maddeler i\u00e7irilmi\u015f bir k\u00f6m\u00fcr haline gelmi\u015ftir ki bu maddeler bitkisel maddelerde meydana gelen a\u011f\u0131r \u00e7\u00f6z\u00fclmelerden has\u0131l olmu\u015ftur. Bu \u015fekilde anla\u015f\u0131l\u0131yor ki mutfaklarda, f\u0131r\u0131nlarda, sobalarda, buhar makineleri ve di\u011fer yerlerde kullan\u0131lan ve havagaz\u0131 \u00fcretilen ta\u015fk\u00f6m\u00fcr\u00fc ormanlar\u0131n olu\u015ftu\u011fu bitki maddesinden ibarettir. Bu madde eski zamanlarda batakl\u0131klarda bitmi\u015ftir. K\u00f6m\u00fcr devri bitkilerinin ba\u015fl\u0131ca niteli\u011fi, vaktiyle yerk\u00fcreyi tamam\u0131yla \u00f6rtmekte bulunan bitkiler gibi b\u00fcy\u00fck olmas\u0131d\u0131r. Zira hava bo\u015flu\u011fu o vakit \u00e7ok hararetli ve \u00e7ok nemli idi. Onun i\u00e7in k\u00f6m\u00fcr devri bitkilerinin nisbet olundu\u011fu cinsler \u015fimdi ancak s\u0131cak \u00fclkelerde ya\u015f\u0131yabiliyor. Bu kaz\u0131 bitkilerinin b\u00fcy\u00fck geli\u015fmesi g\u00f6steriyor ki hava bo\u015flu\u011fu o vakit nem ile dolu idi ve bu s\u0131cakl\u0131k derecesi arzlar\u0131n hepsinde bir idi. Yok olmu\u015f olan bitki t\u00fcrlerinin geli\u015fme derecesi bir ve bunlar\u0131n Ekvator dairesinde de Kutup dairesinde de bulundu\u011fu g\u00f6zlemle bilinmi\u015f oldu\u011fu i\u00e7in bundan \u015fu netice \u00e7\u0131kar\u0131l\u0131r ki, Arz&#8217;\u0131n \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc devri olan o zamanda her tarafta \u0131s\u0131 derecesi e\u015fit idi. B\u00fct\u00fcn k\u00fcrede ancak bir \u00e7ap vard\u0131. O zaman ki bitkilerin enteresan vasf\u0131, harikulade olan geli\u015fmeleridir. E\u011frelti otu t\u00fcrleri ki zaman\u0131m\u0131zda ondan ancak so\u011fuk \u00fclkelerde otsu t\u00fcrde kalm\u0131\u015f bitkiler biter. O vakit ondan \u015fimdiki katran a\u011fa\u00e7lar\u0131ndan daha y\u00fcksek b\u00fcy\u00fck a\u011fa\u00e7lar olu\u015fuyordu. Bitkisel k\u00fck\u00fcrt de b\u00f6yledir. Zaman\u0131m\u0131zda y\u00fcksekli\u011fi bir zira iken, eskiden y\u00fcksekli\u011fi otuz\u00fc\u00e7, k\u0131rk zira&#8217;a kadar var\u0131yor, \u00e7ap\u0131 da birbu\u00e7uk zira oluyordu. \u0130\u015fte k\u00f6m\u00fcr devrindeki geni\u015f ormanlar bu y\u00fcksek a\u011fa\u00e7lardan olu\u015fuyor ve bunlar yery\u00fcz\u00fcn\u00fc kutuptan kutba tamamen \u00f6rt\u00fcyordu.<\/p>\n<p>K\u00f6m\u00fcr zaman\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klamak i\u00e7in bu zaman\u0131 ikiye ay\u0131rmak gerekir:<\/p>\n<p>Birincisi, al\u00e7\u0131l\u0131 k\u00f6m\u00fcr ta\u015f\u0131 m\u00fcddetidir ki bunda \u00f6nemli deniz tortular\u0131 ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r. \u0130kincisi de k\u00f6m\u00fcr m\u00fcddetidir. \u0130\u015fte al\u00e7\u0131l\u0131 k\u00f6m\u00fcr\u00fcn olu\u015fmas\u0131 bu iki m\u00fcddette ve \u00f6zellikle ikinci m\u00fcddette meydana gelmi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u00d6nce, al\u00e7\u0131l\u0131 k\u00f6m\u00fcr ta\u015f\u0131 m\u00fcddeti: Adalar\u0131 \u00f6rtmekte bulunan \u011frelti otu t\u00fcr\u00fcnde bitkiler, yahut at kuyru\u011fu, yahut bitkisel k\u00fck\u00fcrt yahut konik t\u00fcr\u00fc bitkiler familyas\u0131na benzer iki \u00e7enekli bitkiler t\u00fcr\u00fcnden imi\u015f. Halka yaprakl\u0131 t\u00fcrleri ve geride k\u0131r\u0131nt\u0131 b\u0131rakan bitki t\u00fcrleri iki \u00e7enekli bitki t\u00fcrleri olarak bitmi\u015f ve nesli kesilmi\u015f familyalara nisbet olunuyorlar. \u0130ran kam\u0131\u015f\u0131 t\u00fcr\u00fcnden b\u00fcy\u00fck y\u00fckseklikte bitkiler bu m\u00fcddette \u00e7okmu\u015f ve bu a\u011fa\u00e7lardan her birinin uzunlu\u011fu on\u00fc\u00e7 ziradan onbe\u015f zira&#8217;a kadar olurmu\u015f.<\/p>\n<p>\u0130kinci olarak k\u00f6m\u00fcr m\u00fcddeti: Bu m\u00fcddetin \u00f6zelli\u011fi arz\u0131 \u00f6rten enteresan bitkilerin \u00e7ok olu\u015fudur. O zaman bitkiler geli\u015fmede birbirlerine benziyordu. K\u00f6m\u00fcr devri bitkileri zaman\u0131m\u0131zdaki bitkilerden tamamen farkl\u0131d\u0131r. K\u00f6m\u00fcr devrine ait hayati ve ge\u00e7ici durumlardan o asli bitkilerin di\u011ferlerinden ayr\u0131ld\u0131\u011f\u0131 nitelikler bilinir. Devaml\u0131 ya\u011fmurlar, \u015fiddetli \u0131s\u0131, devaml\u0131 sisle kapal\u0131 hafif \u0131\u015f\u0131k, i\u015fte bunlardan \u00f6zel bitki ortaya \u00e7\u0131k\u0131yormu\u015f ki zaman\u0131m\u0131zda ona benzer bitkinin olu\u015fmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olmuyor. Bununla beraber o zaman\u0131n bitkisini hayalde canland\u0131rmak isteyince senenin \u00fc\u00e7y\u00fcz g\u00fcn\u00fc ya\u011fmur d\u00fc\u015fen ve g\u00fcne\u015fi devaml\u0131 bir sis ile kapl\u0131 bulunan baz\u0131 adalar\u0131 ve sahilleri d\u00fc\u015f\u00fcnmek gerektir ki, \u00f6yle adan\u0131n bitkisinden, k\u00f6m\u00fcr \u00e7a\u011f\u0131nda yerk\u00fcreyi \u00f6rten bitkiler a\u015fa\u011f\u0131 yukar\u0131 g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde canland\u0131r\u0131labilir. O adada sivri u\u00e7lu a\u011fa\u00e7 t\u00fcr\u00fcnden ormanlar olu\u015fuyor ki g\u00f6lgesinde sivri u\u00e7lu ot t\u00fcrleri, batakl\u0131kl\u0131 arz \u00fcst\u00fcnde bir zira&#8217;a kadar geli\u015fip y\u00fckseliyorlar. Onlar\u0131n alt\u0131nda da bir\u00e7ok gizli k\u00fc\u00e7\u00fck bitkiler bitiyor. \u0130\u015fte bu bitkilerin \u015fekli, o k\u00f6m\u00fcr \u00e7a\u011f\u0131ndaki bitkiler gibidir. Bu bitkilerin, dedi\u011fimiz gibi, cinsleri azd\u0131r. Fakat o az familyalar bir\u00e7ok t\u00fcrleri i\u00e7eriyordu. Avrupa&#8217;da k\u00f6m\u00fcrl\u00fc araziden kaz\u0131lan sivri u\u00e7lu a\u011fa\u00e7 t\u00fcrleri ikiy\u00fczellidir. Oysa \u015fu anda Avrupa&#8217;da biten bu t\u00fcr a\u011fa\u00e7lar\u0131n adedi ancak elli neviye ula\u015f\u0131yor. \u00c7\u0131plak tohumlu iki\u00e7enekli bitkilerin say\u0131s\u0131 da t\u00fcr olarak y\u00fczyirmiden fazlad\u0131r. Oysa \u015fu anda ya\u015fayan yirmibe\u015f t\u00fcrd\u00fcr.<\/p>\n<p>TA\u015eK\u00d6M\u00dcR\u00dc NASIL OLU\u015eUR?<\/p>\n<p>Ta\u015f k\u00f6m\u00fcr\u00fcn\u00fcn, uzun s\u00fcre arzda kalan bitkilerdeki c\u00fcz&#8217;\u00ee \u00e7\u00f6z\u00fclmenin neticesinden ibaret oldu\u011funu ve jeoloji \u00e2limlerinin bu g\u00f6r\u00fc\u015fte birle\u015ftiklerini s\u00f6ylemi\u015ftik. Ger\u00e7ekte ta\u015fk\u00f6m\u00fcr\u00fc madenlerinde bu bitkilerin kal\u0131nt\u0131s\u0131 \u00e7ok kere g\u00f6zleniyor ve k\u00f6m\u00fcrl\u00fc arazi onlar\u0131n k\u00f6kleri ve yapraklar\u0131 ile kendini g\u00f6steriyor. \u00c7ok kez ta\u015fk\u00f6m\u00fcr\u00fc tabakalar\u0131nda b\u00fcy\u00fck a\u011fa\u00e7lar\u0131n k\u00f6klerini de bulmu\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130htimal ki ta\u015fk\u00f6m\u00fcr\u00fcn\u00fcn Arz&#8217;\u0131n i\u00e7inde varl\u0131\u011f\u0131, uzaktan gelmi\u015f bitkilerin p\u00fcsk\u00fcrmesinden \u00e7\u0131km\u0131\u015f; bunlar\u0131 nehirler yahut denizler s\u00fcr\u00fcklemi\u015f, b\u00fcy\u00fck kas\u0131rgalar gibi y\u00fczeyleri \u00fczerinde y\u00fczd\u00fcrm\u00fc\u015f getirmi\u015f, sonra \u00e7e\u015fitli yerlerde durmu\u015f, sonra da birtak\u0131m arazi ile neftlenmi\u015ftir. Yine ihtimal ki, onun olu\u015ftu\u011fu bitkiler, yerlerinde yarat\u0131lm\u0131\u015f ve geli\u015fmi\u015f de sular vas\u0131tas\u0131yla ba\u015fka bir yere nakledilmemi\u015ftir. Bu durumda kaynak yarat\u0131lm\u0131\u015f sonra buldu\u011fumuz yerlerinde \u00f6lm\u00fc\u015f bitkiler k\u00fctlesinin \u00e7\u00f6z\u00fclmesidir.<\/p>\n<p>Yukar\u0131da ge\u00e7ti\u011fi gibi, \u00f6nceki ihtimal uzak, ikinci ihtimal akla yak\u0131nd\u0131r. Zira bunda ta\u015fk\u00f6m\u00fcr\u00fcn\u00fcn olu\u015ftu\u011fu organik maddelerin birikip y\u0131\u011f\u0131lmas\u0131 i\u00e7in gerekli olan zamandan ba\u015fka bir \u015fey laz\u0131m gelmez. K\u00f6m\u00fcrl\u00fc arazi tabakalar\u0131n\u0131n paralelli\u011fi ve onda ince par\u00e7a kal\u0131plar\u0131n\u0131n korunmas\u0131 g\u00f6steriyor ki tabakalar tam bir s\u00fckunetle olu\u015fmu\u015ftur. Bundan \u015fu netice \u00e7\u0131kar ki: Ta\u015fk\u00f6m\u00fcr\u00fc, bitkilerin yerlerinde, yani geli\u015ftikleri batakl\u0131k yerlerde \u00f6l\u00fcp \u00e7\u00f6z\u00fcmlenmesinden \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>\u015eu da d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcls\u00fcn ki, Ta\u015fk\u00f6m\u00fcr\u00fc devrinde yer kabu\u011fundan ancak a\u015fa\u011f\u0131 k\u0131sm\u0131nda ak\u0131c\u0131 bir k\u00fctle \u00fczerine yerle\u015fen esnek ince bir k\u0131l\u0131f olu\u015fmu\u015ftu. \u015eimdiki denizlerimiz gibi ay ve g\u00fcne\u015fin \u00e7ekimlerine uyarak i\u00e7indeki ak\u0131c\u0131 k\u00fctle de ard arda meydana gelen y\u00fckselip al\u00e7alma hareketleriyle sallan\u0131yordu. Bu iki hareketten de\u011fi\u015fik boyutta m\u00fcddetler i\u00e7inde b\u00fcy\u00fck bir a\u015fa\u011f\u0131 ini\u015f oluyordu. Arz\u0131n d\u0131\u015f\u0131 a\u015fa\u011f\u0131 indik\u00e7e sular o ormanlar\u0131, k\u00f6m\u00fcr devri bitkilerinden olan b\u00fcy\u00fck k\u00fctleleri b\u00fcr\u00fcyor. Sonra bunlar\u0131n \u00fcst\u00fcnde di\u011fer ormanlar bitiyor. Sonra yine arz a\u015fa\u011f\u0131 \u00e7\u00f6k\u00fcnce onlar\u0131 da sular b\u00fcr\u00fcyordu. Bu ikili g\u00f6r\u00fcn\u00fcm, yani bitkilerin su alt\u0131nda kalmas\u0131 ve yine ayn\u0131 yerde yeni ormanlar\u0131n geli\u015fmesi halleri ard arda gelince ta\u015f k\u00f6m\u00fcr\u00fcn\u00fcn olu\u015ftu\u011fu b\u00fcy\u00fck bitki k\u00fctleleri y\u0131\u011f\u0131lm\u0131\u015f ve bunun olabilmesi i\u00e7in bir\u00e7ok as\u0131r ge\u00e7mi\u015ftir.<\/p>\n<p>O halde o eski zaman bitkilerinde meydana gelen de\u011fi\u015fimler nedir ki, onlar zift ile dolu bir k\u00f6m\u00fcr k\u00fctlesine d\u00f6n\u00fc\u015fm\u00fc\u015f? O sular\u0131n b\u00fcr\u00fcd\u00fc\u011f\u00fc bitkilerin k\u00fctleleri hafif, s\u00fcngerimsi idi. \u015eimdi batakl\u0131klarda olu\u015fan turpa benziyordu. Suda kal\u0131nca onlarda az bir kokma ve ek\u015fime has\u0131l olmu\u015ftur ki bunu \u015fundan fazla izah m\u00fcmk\u00fcn olmuyor: O eski zaman bitkilerinde meydana gelen ayr\u0131\u015f\u0131m, ak\u0131c\u0131 birtak\u0131m madeni gazlar\u0131n olu\u015fumu ile birlikte idi ki ta\u015f\u0131 onlar\u0131 i\u00e7iyordu. Onun i\u00e7ti\u011fi katranl\u0131 ya\u011flar\u0131n kayna\u011f\u0131 da yan\u0131c\u0131 zift t\u00fcrleridir. Turp tabakalar\u0131 \u00fczerlerini \u00f6rten arazinin alt\u0131na g\u00f6m\u00fcld\u00fckten sonra o gazlar\u0131n yay\u0131lmas\u0131 devam etmi\u015f ve ta\u015fk\u00f6m\u00fcr\u00fc o b\u00fcy\u00fck kat\u0131l\u0131m halinde o arazinin a\u011f\u0131rl\u0131k ve bask\u0131s\u0131yla o b\u00fcy\u00fck belirgin yo\u011funlu\u011funu kazanm\u0131\u015ft\u0131r. O arazinin ortas\u0131ndan \u00e7\u0131kan \u0131s\u0131n\u0131n da onda b\u00fcy\u00fck etkisi olmu\u015ftur. K\u00f6m\u00fcr tabakalar\u0131ndaki farkl\u0131l\u0131klar bu iki sebebe nisbet olunmal\u0131d\u0131r: Bask\u0131 ve merkez\u00ee \u0131s\u0131n\u0131n etkisiyle meydana gelen k\u0131zma. Bu nedenle alt tabakalar \u00fcst tabakalardan daha kuru ve daha s\u0131k\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc a\u015fa\u011f\u0131da \u0131s\u0131n\u0131n etkisi daha y\u00fcksek ve yukar\u0131dan \u00fczerine gelen bask\u0131 ve s\u0131k\u0131\u015ft\u0131rma daha kuvvetlidir. Defalarca tekrarlanan tecr\u00fcbelerden ta\u015fk\u00f6m\u00fcr\u00fcn\u00fcn nas\u0131l olu\u015ftu\u011fu anla\u015f\u0131lm\u0131\u015f, a\u011fa\u00e7 ve di\u011fer bitkisel maddeler \u00fczerine bask\u0131 ve \u0131s\u0131 etkisiyle cidden s\u0131k\u0131 bir ta\u015fk\u00f6m\u00fcr\u00fcn\u00fcn olu\u015fmas\u0131na muvaffak olunmu\u015ftur. Bu tecr\u00fcbede kullan\u0131lan ayg\u0131t ile bitkisel maddeleri su ile, \u0131slak \u00e7amur ile ku\u015fat\u0131lm\u0131\u015f olarak bask\u0131 alt\u0131na almak ve uzun s\u00fcre etkisi devam etmek \u00fczere y\u00fcksek derecede \u0131s\u0131ya maruz b\u0131rakmak m\u00fcmk\u00fcn oluyordu. Bu ayg\u0131t kapal\u0131 de\u011fildi, lakin gazlar\u0131n ve buharlar\u0131n \u00e7\u0131kmas\u0131na engel oluyor, o suretle bitkisel maddelerin ayr\u0131\u015fmas\u0131, olu\u015ftuklar\u0131 unsurlar\u0131n ayr\u0131lmas\u0131na engel olacak bir bask\u0131 etkisiyle rutubetle dolu bir ortamda (milyoda) meydana geliyordu. Bu ayg\u0131ta farkl\u0131 nitelikte tahta bi\u00e7meleri konulunca ondan bazan parlak, bazan donuk ta\u015fk\u00f6m\u00fcr\u00fcne benzer \u00fcr\u00fcnler olu\u015fmu\u015ftur. Bu farkl\u0131l\u0131klar da tecr\u00fcbeye sunulan tahta s\u0131n\u0131flar\u0131n\u0131n farkl\u0131l\u0131\u011f\u0131ndan kaynaklanm\u0131\u015ft\u0131r ki k\u00f6m\u00fcr t\u00fcrlerinin farkl\u0131l\u0131\u011f\u0131na da sebep olarak bu g\u00f6sterilir. En iyisini Allah bilir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte detay\u0131na girmeden \u015f\u00f6yle k\u0131sa bir bak\u0131\u015fla bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman otlaklarda taptaze \u00e7\u0131kan bitkilerin bir m\u00fcddet sonra kuruyup \u00e7\u00fcr\u00fcyerek g\u00fcbre ve k\u00f6m\u00fcr gibi kara bir \u00e7er\u00e7\u00f6pe \u00e7evrildi\u011fi g\u00f6r\u00fcld\u00fckten ba\u015fka, derinlemesine bir bak\u0131\u015fla bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman da b\u00fct\u00fcn maden k\u00f6m\u00fcrlerinin dahi mahiyetinin, bitkilerin sular i\u00e7inde \u00f6l\u00fcp \u00e7\u00f6z\u00fcmlenerek \u00e7evrildi\u011fi kara bir bitki art\u0131\u011f\u0131ndan ibaret oldu\u011fu ve dolay\u0131s\u0131yla &#8220;Karams\u0131 bir sel k\u00fct\u00fc\u011f\u00fc&#8221; tabirinin buna da i\u015faret etmekte bulundu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131r. Y\u00fcce Allah bu yerk\u00fcre \u00fczerinde ne otlaklar, ne bitkiler, ne ormanlar \u00e7\u0131karm\u0131\u015f, sonra da onlar\u0131 ziftli, katranl\u0131 kapkara bitki art\u0131\u011f\u0131, bir \u00e7\u00f6p y\u0131\u011f\u0131n\u0131na \u00e7evirmi\u015ftir. B\u00fct\u00fcn bunlar onun yaratmas\u0131, d\u00fczene koymas\u0131, takdir edip bir halden ba\u015fka bir hale \u00e7evirmesi ile Rab&#8217;l\u0131\u011f\u0131n\u0131n eseridir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte insanl\u0131\u011f\u0131 s\u0131rf bitkisel ve hayvansal bi\u00e7imde sade beden\u00ee gayelerle anlamak isteyen bedbahtlar\u0131n sonlar\u0131 da b\u00f6yle kara bir y\u0131\u011f\u0131nt\u0131dan ibaret olan maden k\u00f6m\u00fcrleri gibi yanabilir olmaktan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir. Bunlar\u0131 bu \u015fekilde haber verip hat\u0131rlatarak anlatmas\u0131n\u0131n da o y\u00fcce Rabb&#8217;in kendisini insanl\u0131\u011fa tan\u0131tmak i\u00e7in ayr\u0131ca bir hidayet ve yol g\u00f6stermesi oldu\u011funda \u015f\u00fcphe yoktur.<\/p>\n<p>6. Bundan dolay\u0131 b\u00fct\u00fcn yarat\u0131lm\u0131\u015flara yap\u0131lan genel hidayeti topluca beyan ettikten sonra insanlara olan hidayetin en b\u00fcy\u00fck misal ve \u015fahidi olmak \u00fczere bilhassa Hz. Peygamber (s.a.v.)&#8217;e olan \u00f6zel hidayetini beyan edip anlatmak i\u00e7in buyuruyor ki: Bundan b\u00f6yle seni okutaca\u011f\u0131z. Yani &#8220;Sana b\u00f6yle i\u015fte emrimizden bir ruh vahyettik. Oysa sen Kitap nedir bilmezdin.&#8221;(\u015e\u00fbr\u00e2, 42\/52) de\u011ferli hitab\u0131yla hat\u0131rlat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere sen kitap nedir, okumak nedir, bilmezken bundan b\u00f6yle Ruhu&#8217;l-emin, Ruhu&#8217;l-kud\u00fcs olan Cebrail vas\u0131tas\u0131yla sana okuyaca\u011f\u0131n bir kitap olan Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 vahyederek indirip belletece\u011fiz. \u0130neni ve indirilece\u011fi okumaya muvaffak edece\u011fiz. Yahut, vahy ile seni Kur&#8217;\u00e2n ve k\u0131r\u00e2et sahibi yapaca\u011f\u0131z. Bu \u015fekilde bu, ola\u011fan\u00fcst\u00fc il\u00e2h\u00ee risalet ve hidayeti g\u00f6steren bir \u00e2yet, bir mucize olarak art\u0131k unutmayacaks\u0131n. Bu unutmamak, bu derece kuvvetli bir haf\u0131zaya sahip olmak da di\u011fer bir \u00e2yet ve mucize olacak. Nitekim bunun gelecek i\u00e7in vaad edilip haber verilmesi ve \u00f6ylece vuku bulmas\u0131 da ayr\u0131ca bir mucize olacakt\u0131r. Bu g\u00f6steriyor ki, okutmaktan maksat ezbere okutmakt\u0131r. Yoksa y\u00fcz\u00fcne yaz\u0131 okutmak de\u011fildir. Baz\u0131lar\u0131 da, &#8220;unutmamaktan as\u0131l maksat, gere\u011fi ne ise ona g\u00f6re amel etmektir&#8221; demi\u015flerdir.<\/p>\n<p>7. Ancak Allah dilerse ba\u015fka.<\/p>\n<p>\u00c7\u00fcnk\u00fc o unutturmak isterse unutturur. Yani b\u00f6yle unutmamay\u0131 kesin olarak vaad edip haber vermek, Allah&#8217;\u0131n art\u0131k onu unutturmaya g\u00fcc\u00fc yetmeyecek m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelmez. Onu hi\u00e7bir \u015fey aciz b\u0131rakamaz. B\u00f6yle kuvvetli bir haf\u0131za g\u00fcc\u00fc verdikten sonra o dilerse bu g\u00fcc\u00fc \u00e7eker al\u0131r. Unutturaca\u011f\u0131n\u0131 tamamen unutturabilir ki bu bir nesh olur. O zaman da &#8220;Biz herhangi bir \u00e2yeti nesheder veya unutturursak, ondan daha hay\u0131rl\u0131s\u0131n\u0131 veya mislini getiririz.&#8221;(Bakara, 2\/106) h\u00fckm\u00fc cereyan eder. Fakat Allah&#8217;\u0131n yard\u0131m\u0131yla sen bundan b\u00f6yle unutmayacaks\u0131n. Senin b\u00f6yle bir mucizen de olacak.<\/p>\n<p>Baz\u0131lar\u0131 \u015f\u00f6yle der: Bu \u00e2yetteki istisna, azl\u0131k ifade etmek i\u00e7indir. Nitekim Buhari&#8217;de \u015f\u00f6yle bir rivayet vard\u0131r: Hz. Peygamber (s.a.v.) namazda okurken bir \u00e2yet atlam\u0131\u015ft\u0131. Sabah namaz\u0131 idi. \u00dcbeyy bu okunmayan \u00e2yetin nesh edildi\u011fini sanm\u0131\u015f, sormu\u015ftu. Rasulullah (s.a.v.) &#8220;unuttum&#8221; buyurmu\u015ftu. Rasulullah (s.a.v.)&#8217;da b\u00f6yle nadir de olsa unutma vaki olursa y\u00fcce Allah onu b\u0131rakmaz hat\u0131rlat\u0131r, veya hat\u0131rlatacak bir sebep nasip ederdi. Nitekim &#8220;Bahru&#8217;l-Muhit&#8221;de yaz\u0131ld\u0131\u011f\u0131 gibi, Abbad b. Be\u015fir&#8217;in okumas\u0131n\u0131 i\u015fitti\u011finde, &#8220;Bu bana filan ve filan s\u00fbrede \u015fu ve \u015fu \u00e2yeti hat\u0131rlatt\u0131.&#8221; buyurmu\u015ftu. \u0130\u015fte b\u00f6yle az bir unutmay\u0131 istisna olmal\u0131d\u0131r denilmi\u015f ise de c\u00fcz&#8217;\u00ee, bir an i\u00e7in meydana gelen b\u00f6yle bir ka\u00e7 unutma, tilaveti neshetmek m\u00e2n\u00e2s\u0131nda olan devaml\u0131 unutturma mahiyetinde olmay\u0131p okurken ve namaz k\u0131larken \u00fcmmetin kurtulamayaca\u011f\u0131 bu gibi unutmalar hakk\u0131nda &#8220;h\u00fck\u00fcmleri \u00f6\u011fretme&#8221; kabilinden demektir. Yahut bu unutma olay\u0131 &#8220;Art\u0131k unutmayacaks\u0131n.&#8221; vaadinden \u00f6nce olmu\u015ftur. Bunun i\u00e7in baz\u0131lar\u0131 da demi\u015flerdir ki: Bu istisna, azl\u0131k m\u00e2n\u00e2s\u0131na olarak hi\u00e7 olmamaktan mecazd\u0131r. Nitekim bazan, &#8220;onu s\u00f6yleyen pek az bulunur&#8221; derler de &#8220;bu s\u00f6ylenmez&#8221; demek m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 kastederler.<\/p>\n<p>&#8220;Onlarda hi\u00e7 kusur yoktur. \u015eundan ba\u015fka ki ordularla \u00e7arp\u0131\u015fmaktan k\u0131l\u0131\u00e7lar\u0131nda baz\u0131 gedikler vard\u0131r.&#8221; beytinde oldu\u011fu gibi, istisnan\u0131n olumsuzlu\u011fu vurgulamak i\u00e7in kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 da me\u015fhurdur. Zira ordularla \u00e7arp\u0131\u015fman\u0131n neticesi yaln\u0131z k\u0131l\u0131\u00e7lar\u0131nda baz\u0131 gediklerden ibaret olmas\u0131 kahramanlar i\u00e7in bir ay\u0131p de\u011fil, y\u00fcksek bir \u00f6vg\u00fcd\u00fcr. Kusursuzlu\u011fu y\u00fcksek bir \u00f6vg\u00fc ile vurgulamak i\u00e7in bu istisna ile &#8220;Yermeyi hissettiren \u015feyle \u00f6vmek&#8221; denilen bir bedi&#8217; sanat yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r ki, burada da bu kabildendir.<\/p>\n<p>Al\u00fbs\u00ee&#8217;nin yazd\u0131\u011f\u0131 \u00fczere &#8220;Kazi Ha\u015fiyesi&#8221;nde \u0130sam \u015f\u00f6yle demi\u015ftir: Bu a\u00e7\u0131klamaya g\u00f6re istisna, olumsuzlu\u011fun genelli\u011fini vurgulamak i\u00e7indir, genelli\u011fi bozmak i\u00e7in de\u011fildir. Buna, &#8220;umumu vakitlerden istisna etmek&#8221; de denilir.<\/p>\n<p>Yani hi\u00e7bir vakit unutmayacaks\u0131n, ancak Allah unutman\u0131 diledi\u011fi vakit hari\u00e7. Fakat Allah da onu dilemeyecek. Dolay\u0131s\u0131yla hi\u00e7 unutmayacaks\u0131n demek olur. Bu m\u00e2n\u00e2 cennet ehli hakk\u0131nda &#8220;Rabb&#8217;in ba\u015fka bir m\u00fcddet dilemezse, g\u00f6kler ve yer durduk\u00e7a ebedi olarak orada kalacaklard\u0131r.&#8221;(Hud, 11\/108) \u00e2yetindeki istisnan\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131 gibidir. Ferra bu kanaate varm\u0131\u015f ve demi\u015ftir ki: Bu istisna ile y\u00fcce Allah peygamberine hi\u00e7bir \u015feyi unutturmay\u0131 dilememi\u015f, yaln\u0131z \u015funu anlatm\u0131\u015ft\u0131r ki, &#8220;Andolsun ki, e\u011fer dilersek sana vahyetti\u011fimizi tamamen gideriveririz.&#8221;(\u0130sr\u00e2, 17\/86) buyurdu\u011fu gibi, dilese unutturur, buna g\u00fcc\u00fc yeter. Fakat dilememi\u015ftir. Nitekim peygamber (s.a.v.)&#8217;e, &#8220;Andolsun, e\u011fer \u015firk ko\u015farsan b\u00fct\u00fcn amelin bo\u015fa gider.&#8221;(Z\u00fcmer, 39\/65) buyrulmakla ondan elbette bir \u015firk vuku bulaca\u011f\u0131n\u0131 de\u011fil, vuku bulmas\u0131 var say\u0131ld\u0131\u011f\u0131 takdirde bile fasit ve mahzurlu olaca\u011f\u0131na i\u015faretle vuku bulmayaca\u011f\u0131 vurgulanm\u0131\u015f oldu\u011fu gibi, burada da bundan sonra unutman\u0131n, az da olsa, vukuuna de\u011fil, asla vaki olmayaca\u011f\u0131na ve \u015fu da var ki onun unutmamas\u0131 kendi kuvvetinden de\u011fil, s\u0131rf Allah&#8217;\u0131n l\u00fctuf ve ihsan\u0131ndan oldu\u011funa dikkat \u00e7ekmek i\u00e7indir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte bu istisnan\u0131n faydas\u0131, unutmama vaadinin b\u00f6yle s\u0131rf Allah&#8217;\u0131n dilemesinden ileri gelen bir il\u00e2h\u00ee l\u00fctuf oldu\u011funu beyan suretiyle vurgudur. Ebu Hayyan, Ferra&#8217;n\u0131n bu yorum ve izah\u0131na ili\u015fmek istemi\u015f ise de onun edebi zevkini kavrayamam\u0131\u015f oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131yor. Al\u00fbs\u00ee gibi Abduh da Ferra&#8217;n\u0131n bu yorumunu takdirde isabet eylemi\u015ftir. Ancak bu durumda &#8220;unutma&#8221;dan maksat, devam edip giden unutmad\u0131r. Dolay\u0131s\u0131yla yerle\u015fmi\u015f olmamak \u00fczere haberde geldi\u011fi gibi bir-iki an i\u00e7in bir hikmetten dolay\u0131 vaki olan c\u00fcz&#8217;i unutma buna z\u0131t olmaz. \u015eu halde gerek &#8220;azl\u0131k&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na gidilsin, gerek &#8220;vurgu&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na gidilsin iki takdirde de maksat bir olmu\u015f olur. Yani unutmas\u0131n\u0131n s\u00fcrekli olmamas\u0131, bu vaad gere\u011fince Hz. Peygamber (s.a.v.)&#8217;in mucizelerinden birisidir. Birka\u00e7 defa bir hikmetten dolay\u0131 c\u00fcz&#8217;i unutman\u0131n vuku bulmas\u0131 da bununla \u00e7eli\u015fki te\u015fkil etmez. Bu vaad ve dilemenin, di\u011fer b\u00fct\u00fcn esma-i h\u00fcsnan\u0131n ifade etti\u011fi m\u00e2n\u00e2lar\u0131 kendisinde toplayan Allah ismine isnat edilerek anlat\u0131lmas\u0131 da ululuk terbiyesi ve bu vaad ve dilemenin di\u011fer isim ve s\u0131fatlarda de\u011fil hepsini kendinde toplayan &#8220;il\u00e2hl\u0131k&#8221; \u00fcnvan\u0131 \u00fczerinde dola\u015ft\u0131\u011f\u0131na dikkat \u00e7ekmek ve &#8220;y\u00fcce Rab&#8221;tan maksad\u0131n ne oldu\u011funu da a\u00e7\u0131klamakt\u0131r. Sonra bu vaad ve hikmet \u015fununla da vurgulanarak a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Ku\u015fkusuz ki o (Allah), a\u00e7\u0131\u011f\u0131 da bilir gizliyi de, her\u015feyden ve hallerinizden a\u00e7\u0131k ve alen\u00ee olan\u0131 da bilir, gizleneni de. Dolay\u0131s\u0131yla bu &#8220;okutma&#8221; ve &#8220;unutturmama&#8221; vaadini de ona g\u00f6re her \u015feyi ku\u015fatm\u0131\u015f olan ilmiyle yap\u0131yor. Buna tamamiyle g\u00fcvenmek ve itimat etmek ve onu noksan s\u0131fatlardan uzak tutmak gerekir. Ba\u015fka bir m\u00e2n\u00e2 ile, o a\u00e7\u0131k\u00e7a y\u00fcksek sesle okunan\u0131 da bilir, gizli okunan\u0131 da. S\u0131ras\u0131na g\u00f6re a\u00e7\u0131ktan veya gizliden vahy ile a\u00e7\u0131k veya gizli oku ve unutmay\u0131p gere\u011fine g\u00f6re amel et. Bu c\u00fcmle, ara c\u00fcmlesidir. \u015eu da ba\u015f\u0131ndaki &#8220;ve&#8221; \u00e2t\u0131fas\u0131 (ba\u011flac\u0131)yla &#8220;seni okutaca\u011f\u0131z&#8221; c\u00fcmlesine ba\u011fl\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>8. Ve seni kolay olana muvaffak k\u0131laca\u011f\u0131z. Her hususta en kolay yola veya gayeye erdirece\u011fiz. Bu ba\u015far\u0131l\u0131 olmay\u0131 sana kolayl\u0131kla yapabilece\u011fin bir haslet ve sende yerle\u015fmi\u015f bir meleke edece\u011fiz. Dolay\u0131s\u0131yla dinin her sahas\u0131nda; ilimde, \u00f6\u011fretmede, amelde, do\u011fruyu g\u00f6sterme ve bulmada en kolay yola muvaffak olacaks\u0131n. En zor gayelere kolayl\u0131kla ermek senin ve dininin bir \u00f6zelli\u011fi olacak. Bunun i\u00e7inde a\u00e7\u0131k ve gizli olarak vahiy alma ve ondaki ho\u015fg\u00f6r\u00fcl\u00fc ve s\u0131k\u0131nt\u0131s\u0131z \u015feriat ve h\u00fck\u00fcmlerin gerek nefsi olgunla\u015ft\u0131rmak ve gerekse ba\u015fkalar\u0131n\u0131 olgunla\u015ft\u0131rmakla ilgili il\u00e2h\u00ee kanunlar\u0131n kavranmas\u0131n\u0131 kolayla\u015ft\u0131rmak dahi bulunur. Bir Allah inanc\u0131, ihlas, hakk\u0131 bilmek, us\u00fcl\u00fcne g\u00f6re gayret sarfedip amel etmek her kolayl\u0131\u011f\u0131n ba\u015f\u0131 olmakla beraber, kolayl\u0131\u011f\u0131n ba\u015f\u0131 da y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n ba\u015far\u0131 lutfetmesidir. \u0130\u015fte b\u00f6yle a\u00e7\u0131k ve gizliden okutup unutturmamakla en kolay yolu nasip etmek ve buna ba\u015far\u0131l\u0131 k\u0131lmak da vaad edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>9. Onun i\u00e7in (oku, unutma da) hat\u0131rlat. Onun i\u00e7erdi\u011fi h\u00fck\u00fcmleri ve bilgileri insanlara ula\u015ft\u0131r\u0131p \u00f6\u011freterek vaaz ve nasihat et, \u00f6\u011f\u00fct ver, d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcr. E\u011fer vaaz ve hat\u0131rlatma fayda verirse, ki herkes i\u00e7in olmasa bile, muhakkak az \u00e7ok faydas\u0131 olur. Nitekim &#8220;\u00d6\u011f\u00fct ver, \u00e7\u00fcnk\u00fc \u00f6\u011f\u00fct m\u00fcminlere fayda verir.&#8221;(Z\u00e2riy\u00e2t, 51\/55) buyurulmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Tefsirciler demi\u015flerdir ki: Resulullah (s.a.v.) mutlak olarak \u00f6\u011f\u00fct vermekle memur oldu\u011fundan bu \u015fart, esas itibar\u0131yla bir kay\u0131t i\u00e7in de\u011fil, vurgu ve bir dereceye kadar hafifletmek i\u00e7indir. Vurgu ifade etmesi \u015fundand\u0131r: Asl\u0131nda fasih ve d\u00fczg\u00fcn olan bir \u00f6\u011f\u00fct, muhataplar hakk\u0131nda mutlaka bir fayda ifade eder. Muhataplar\u0131n ondan faydalanmak isteyip istememeleri ise ba\u015fka bir \u015feydir. O halde, &#8220;\u00f6\u011f\u00fct bir fayda verirse&#8221; demek, olmas\u0131 kesin olan bir \u015farta ba\u011flamak m\u00e2n\u00e2s\u0131nda olur. Bu ise, &#8220;\u00f6\u011f\u00fct ver, \u00e7\u00fcnk\u00fc \u00f6\u011f\u00fcd\u00fcn bir faydas\u0131 oldu\u011fu muhakkakt\u0131r&#8221; demek gibi bir vurgu ifade eder. Ayn\u0131 zamanda bunu bu \u015fekilde ifadede bir hafifletme vard\u0131r ki, o da \u015fudur: Resulullah (s.a.v.) bir Allah inanc\u0131na, hak dine davet hususunda &#8220;Rabbinin h\u00fckm\u00fcne sabret.&#8221;(T\u00fbr, 52\/48) emrine uygun olarak her t\u00fcrl\u00fc tehlikeye g\u00f6\u011f\u00fcs gerip k\u00e2firlerden g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc eziyet ve s\u0131k\u0131nt\u0131lara sab\u0131r ve tahamm\u00fcl g\u00f6stererek. &#8220;Gayet izzetli bir el\u00e7i. Zorlanman\u0131z ona a\u011f\u0131r geliyor. \u00dcst\u00fcn\u00fcze titriyor. O, m\u00fcminlere gayet merhametli ve \u015fefkatlidir.&#8221;(Tevbe, 9\/128) diye anlat\u0131l\u0131p nitelendi\u011fi \u00fczere insanlara ac\u0131yor, kavminin imana gelerek mutlulu\u011fa ermelerini \u015fiddetle arzuluyor ve bu suretle &#8220;\u0130man etmezler diye belki arkalar\u0131ndan esef edip kendini \u00fczeceksin.&#8221;(\u015euar\u00e2, 26\/3) kriterince kendisini \u00fczecek derecede tebli\u011f ve ir\u015fad\u0131n her t\u00fcrl\u00fcs\u00fcn\u00fc yapt\u0131\u011f\u0131 halde k\u00e2firler ink\u00e2r ve ta\u015fk\u0131nl\u0131kta ileri gitmekten ba\u015fka bir \u015fey yapm\u0131yorlard\u0131. Bir d\u00fczelme elde etme \u00fcmidiyle yap\u0131lan \u00f6\u011f\u00fct ve hat\u0131rlatman\u0131n b\u00f6yle d\u00fczelme yerine ta\u015fk\u0131nl\u0131\u011f\u0131n artmas\u0131na neden olmas\u0131 ise bir yarar de\u011fil, bir zarar m\u00e2n\u00e2s\u0131nda oluyordu. Bundan dolay\u0131 muhataplar hakk\u0131nda fayda olmay\u0131p da zarar olaca\u011f\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclen hususlarda vaaz ve \u00f6\u011f\u00fct vacip k\u0131l\u0131nmay\u0131p, yap\u0131lmamas\u0131na izin bulundu\u011funa ve belki &#8220;Bizim zikrimizden y\u00fcz \u00e7evirenden sen de y\u00fcz \u00e7evir.&#8221;(Necm, 53\/29) m\u00e2n\u00e2s\u0131nca bundan y\u00fcz \u00e7evirmenin daha iyi olaca\u011f\u0131na i\u015faret ile bir hafifletme ve kolayla\u015ft\u0131rma olmak \u00fczere, burada &#8220;\u00f6\u011f\u00fct ver&#8221; emri &#8220;e\u011fer \u00f6\u011f\u00fct fayda verirse&#8221; diye kayda ve \u015farta ba\u011flanarak ifade buyurulmu\u015ftur. \u015eu halde bunun \u00f6zeti \u015fu olmu\u015f olur: Muhataplara fayda yerine zarar getirece\u011fi tecr\u00fcbe ile ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015f oldu\u011fu takdirde vaaz ve \u00f6\u011f\u00fct vermek vacip de\u011fil ise de, as\u0131l oldu\u011fu \u00fczere az \u00e7ok bir faydas\u0131 olaca\u011f\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcrse, dinleyip yararlanacak olanlar\u0131 nazar-\u0131 itibara alarak vaaz etmek, bu i\u015fi yapabilecek olanlara vacip olur.<\/p>\n<p>10. \u00c7\u00fcnk\u00fc sayg\u0131s\u0131 olan zikredecek, dinleyecek, \u00f6\u011f\u00fct alacak, d\u00fc\u015f\u00fcnecektir.<\/p>\n<p>11. En bedbaht olan da ondan ka\u00e7\u0131nacakt\u0131r.<\/p>\n<p>12. O bedbaht ki en b\u00fcy\u00fck ate\u015fe, yani ahirette ebedi olan Cehennem ate\u015fine yaslanacakt\u0131r.<\/p>\n<p>13. Sonra da orada ne \u00f6lecek, ne de hayat bulacakt\u0131r. \u00d6lmez ki, d\u00fcnya azab\u0131ndan kurtuldu\u011fu gibi kurtulsun, hayat yani zevk veren ve faydas\u0131 olan bir hayat da bulmaz ki, \u00e7ekti\u011fi azab\u0131 ona vesile sayarak sab\u0131r edip dayans\u0131n. Bundan b\u00fcy\u00fck bedbahtl\u0131k d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemez. Ku\u015fku yok ki bu, otlaklar\u0131n kara bir bitki art\u0131\u011f\u0131 y\u0131\u011f\u0131n\u0131 olan k\u00f6m\u00fcre \u00e7evrilmesinden \u00e7ok b\u00fcy\u00fck bir bedbahtl\u0131kt\u0131r. \u0130\u015fte vaaz ve nasihat dinlemekten ka\u00e7\u0131nanlar\u0131n sonu da budur. Bunun i\u00e7in onlara bakmamal\u0131 da, az da olsa, dinleyip faydalanacak olan sayg\u0131l\u0131lar\u0131 g\u00f6zeterek vaaz ve nasihat etmelidir. Demi\u015flerdir ki: Cehennemde \u00f6lmemek k\u00e2firlere mahsustur.<\/p>\n<p>Ama isyan eden m\u00fcminlerden cehenneme girenler orada \u00f6leceklerdir. M\u00fcslim&#8217;in Ebu Said&#8217;den rivayet etti\u011fi \u015fu hadisi delil g\u00f6stererek bu sonuca varm\u0131\u015flard\u0131r: &#8220;Cehenneme giren ate\u015f ehli orada \u00f6lmezler de dirilmezler de. Ama g\u00fcnahlar\u0131 sebebiyle ate\u015f isabet etmi\u015f olan bir k\u0131s\u0131m insanlara gelince, y\u00fcce Allah onlar\u0131 \u00f6ld\u00fcrecek, nihayet k\u00f6m\u00fcr olduklar\u0131nda \u015fefaate izin verilecek, sonra tak\u0131m tak\u0131m getirilecek, cennet \u0131rmaklar\u0131na serilecekler. &#8220;Ey cennet ehli! Bunlar\u0131n \u00fczerine su d\u00f6k\u00fcn.&#8221; denilecek de sel milinde tane biter gibi bitecekler.&#8221;<\/p>\n<p>Bununla beraber \u015funu da bilmek gerekir ki, k\u00e2firlerin cehennemde \u00f6lmemesi de &#8220;Ey Rabbimiz! Sen bizi iki defa \u00f6ld\u00fcrd\u00fcn, iki defa dirilttin.&#8221;(M\u00fcmin, 40\/11) \u00e2yetinden anla\u015f\u0131lan iki \u00f6l\u00fcm\u00fc de tad\u0131p iki hayat ile azap i\u00e7in yeniden diriltildikten sonra demektir ki, bundan sonra ne \u00f6lecek ne de dirileceklerdir. Baz\u0131lar\u0131 da demi\u015flerdir ki: &#8220;Ne \u00f6lecekler ne de dirilecekler.&#8221; demek azab\u0131n \u015fiddeti ile ebed\u00ee s\u00fcr\u00fcnmekten kinayedir.<\/p>\n<p>14. Muhakkak felah buldu, kendini fenal\u0131klardan kurtar\u0131p murada erdi temizlenen, vaaz ve \u00f6\u011f\u00fcd\u00fc dinleyip temizlenen, feyiz alan, kalbini \u015firkten ve k\u00f6t\u00fc ahl\u00e2ktan, bedenini madd\u00ee ve manev\u00ee pisliklerden temizleyip iman ve ihlas, gus\u00fcl ve abdest ile ar\u0131nan ve zek\u00e2t\u0131n\u0131 verip Allah&#8217;\u0131n huzuruna temizce \u00e7\u0131kmak i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015fan<\/p>\n<p>15. ve Rabbinin ismini an\u0131p onun huzuruna varaca\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnerek &#8220;Allah\u00fc Ekber&#8221; diye tekbir al\u0131p da namaz k\u0131lan, be\u015f vakit namaz\u0131 ve \u00f6zellikle gelen rivayete g\u00f6re, bayram namaz\u0131n\u0131 k\u0131lan kimseler. Bu \u00e2yetin zahiri m\u00e2n\u00e2s\u0131, kalp ve beden temizli\u011fiyle nefis terbiyesine, Allah&#8217;\u0131 birleme, tekbir gibi dil ile zikretmeye, &#8220;Namaz k\u0131lan ve zek\u00e2t veren&#8221;(Bakara, 2\/177) \u00e2yetlerinin m\u00e2n\u00e2s\u0131 \u00fczere beden\u00ee ve mal\u00ee ibadetlerin temeli say\u0131lan farz olan zek\u00e2t ve namaza dikkat \u00e7ekmi\u015f olmas\u0131d\u0131r. \u0130bn\u00fc M\u00fcnzir gibi baz\u0131lar\u0131n\u0131n \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan rivayetleri de b\u00f6yledir. Baz\u0131lar\u0131, farzlarla beraber m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011fu kadar nafileleri de kapsad\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylemi\u015flerdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bir kay\u0131t konulmadan mutlak olarak s\u00f6ylenmi\u015ftir. Onun i\u00e7in mutlakl\u0131\u011f\u0131 \u00fczere devam etmesi as\u0131ld\u0131r. \u0130bn\u00fc Mesud&#8217;dan: &#8220;Sadaka verip namaz k\u0131lan kimseye Allah rahmet buyurdu.&#8221; diye gelmi\u015ftir. Bu \u015fekilde bir k\u0131s\u0131m tefsirciler de, &#8220;bayram namaz\u0131na gitmezden evvel ba\u015f\u0131n\u0131n zekat\u0131 olan f\u0131t\u0131r sadakas\u0131n\u0131 veren, sonra da tekbir ile bayram namaz\u0131n\u0131 k\u0131lan&#8221; demi\u015flerdir ki, bundan, farz namazlar\u0131 aras\u0131nda bayram namaz\u0131n\u0131n da vacip oldu\u011fu ve zekattan, f\u0131t\u0131r sadakas\u0131n\u0131n da vacip oldu\u011fu anla\u015f\u0131lm\u0131\u015f olur. R\u00e2z\u00ee&#8217;nin yazd\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re bu tefsir ikrime&#8217;nin, Ebu&#8217;l-\u00c2liye&#8217;nin, \u0130bn\u00fc Sirin&#8217;in ve \u0130bn\u00fc \u00d6mer&#8217;in g\u00f6r\u00fc\u015fleridir. Resulullah (s.a.v.)&#8217;a kadar varan merfu hadis olarak da rivayet edilmi\u015ftir. Ke\u015f\u015faf&#8217;ta zikredildi\u011fi \u00fczere Hz. Ali (r.a.)den de \u015f\u00f6yle rivayet edilmi\u015ftir; \u00e2yetteki &#8220;tezekki&#8221; den maksat, f\u0131t\u0131r sadakas\u0131 vermektir. Hz. Ali daha sonra \u015f\u00f6yle demi\u015ftir: Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131nda ba\u015fkas\u0131n\u0131 bulamasam da \u015fu yeti\u015fir: &#8220;Muhakkak temizlenen kurtuldu.&#8221; yani f\u0131t\u0131r sadakas\u0131n\u0131 verip mescide y\u00f6nelen ve Rabbinin ismini zikredip iftitah tekbiriyle bayram namaz\u0131n\u0131 k\u0131lan&#8221;.<\/p>\n<p>Dahh\u00e2k&#8217;ten de, &#8220;mescide giderken Rabb&#8217;\u0131n\u0131n ismini zikredip, yani tekbir alarak gidip de bayram namaz\u0131 k\u0131lan&#8221; diye rivayet edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>&#8220;Sa&#8217;leb\u00ee Tefsiri&#8221;nde bu rivayetlere \u015f\u00f6yle itiraz edilmi\u015ftir: Bu s\u00fbre ittifakla Mekke&#8217;de inmi\u015ftir. Oysa Mekke&#8217;de ne mal\u00ee zek\u00e2t ne de bayram namaz\u0131 vard\u0131. Buna cevap olarak da demi\u015flerdir ki: Bu, Mekke&#8217;de haz\u0131rl\u0131k mahiyetinde inmi\u015f olup h\u00fckm\u00fc gecikmi\u015f olabilir. Bir de s\u00fbrenin Mekke&#8217;de inmi\u015f olmas\u0131 en sahih g\u00f6r\u00fc\u015f ise de bu hususta icma yoktur. Yukarda ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere, Medine&#8217;de indi\u011fi g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcnde olanlar da olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Bu ayr\u0131nt\u0131lardan \u015fu neticeyi almak gerekir ki, buradaki namaz, ini\u015f sebebi bile olsa sadece bayram namaz\u0131d\u0131r demek laz\u0131m gelmeyece\u011fi gibi, &#8220;tezekki&#8221;yi de yaln\u0131z mali zekata ve bu arada \u00f6zellikle f\u0131t\u0131r sadakas\u0131na tahsis etmek gerekmez. Tezekki, i\u00e7 ve d\u0131\u015f temizli\u011fi ve feyizlenme m\u00e2n\u00e2s\u0131yla amellerin temizlenmesi ve mal\u0131n temizlenmesinden daha genel oldu\u011fu gibi, namaz da be\u015f vakit namazdan daha genel olarak Bayram namaz\u0131 ve vitir gibi vacip olan namazlar\u0131 da kapsam\u0131\u015f olmak gerekir. Onun i\u00e7in h\u00fckm\u00fc, Mekke&#8217;de m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011fu kadar uygulanm\u0131\u015f bulundu\u011fu gibi, Medine&#8217;de de mali zekat, fitre ve bayram namaz\u0131 dahi bu h\u00fckme dahil olarak uygulanm\u0131\u015f, dolay\u0131s\u0131yla h\u00fckm\u00fcn\u00fcn mutlak olarak de\u011fil, baz\u0131 i\u00e7ine ald\u0131\u011f\u0131 \u015feyler itibar\u0131yla k\u0131smen sonraya b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131r. \u015eu halde f\u0131t\u0131r sadakas\u0131 ve bayram namaz\u0131n\u0131 s\u00f6yleyenlerin maksad\u0131 da, sadece bunlar oldu\u011fu de\u011fil, bunlar\u0131n dahi bu \u00e2yetin h\u00fckm\u00fcne dahil bulundu\u011funu ve o suretle uyguland\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylemek demektir. Hatta s\u00f6ylendi\u011fi gibi, m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011fu kadar nafilelerin bu medih ve \u00f6vg\u00fcye dahil olmas\u0131 \u00e2yetin mutlak m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131n zahirine uygun oldu\u011fu gibi, &#8220;tezekki&#8221;, &#8220;zikir&#8221; ve &#8220;salat&#8221;\u0131n zikredilmesi de kalb\u00ee ve lisan\u00ee, mal\u00ee ve beden\u00ee b\u00fct\u00fcn ibadetlerin asl\u0131 olmak itibar\u0131yla hepsine i\u015faret olmas\u0131 dahi sahihtir ve b\u00f6yle rivayet edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>16. Fakat siz, ey gafil insanlar! O kurtulu\u015fu her \u015feye tercih ederek o temizlenmeye \u00e7al\u0131\u015facak yerde \u00f6yle yapm\u0131yorsunuz da d\u00fcnya hayat\u0131n\u0131 tercih ediyorsunuz. Onun s\u00fcs\u00fcn\u00fc, e\u011flencesini, yemesini, i\u00e7mesini, kad\u0131nlar\u0131n\u0131, lezzetlerini \u00f6ne al\u0131yor, bunlara \u00f6ncelik tan\u0131yor, bunlarla me\u015fgul olmaktan ve o yolda mal harcay\u0131p t\u00fcketmekten ho\u015flan\u0131yorsunuz da ahiret esenlik ve mutlulu\u011funu haz\u0131rlayan temiz ve g\u00fczel amelleri arkaya at\u0131yorsunuz. Bayram yapmak istedi\u011finiz vakit de temizlik, sadaka verme, zikir, namaz, hay\u0131r ve iyilikler gibi sonu kurtulu\u015f olan i\u015flerden \u00e7ok, gelip ge\u00e7ici d\u00fcnya lezzetlerinden zevk al\u0131yorsunuz. Ki bu da iki k\u0131s\u0131md\u0131r:<\/p>\n<p>B\u0130R\u0130S\u0130, ahireti hi\u00e7 hesaba katmayarak yaln\u0131z d\u00fcnya lezzetlerine ba\u011flanmakt\u0131r ki bu, &#8220;Bize kavu\u015fmay\u0131 ummayanlar, d\u00fcnya hayat\u0131na raz\u0131 olup onunla tatmin olanlar ve bizim \u00e2yetlerimizden gafil olanlar. \u0130\u015fte bunlar\u0131n, kazand\u0131klar\u0131 sebebiyle varacaklar\u0131 yer cehennemdir.&#8221; (Yunus, 10\/7-8) \u00f6l\u00e7\u00fct\u00fcne g\u00f6re Allah&#8217;a kavu\u015fmay\u0131 arzu etmeyip sade d\u00fcnya hayat\u0131na raz\u0131 ve onunla tatmin olan ve ibadet etseler bile yaln\u0131z &#8220;Ey Rabbimiz! Bize d\u00fcnyada ver.&#8221;(Bakara, 2\/200) diyenlerin halidir ki bunlar, &#8220;Onun ahirette hi\u00e7bir nasibi yoktur.&#8221;(Bakara, 2\/200) \u00e2yeti gere\u011fince ahiret hayat\u0131ndan nasipleri olmayan ve &#8220;O kimse ki en b\u00fcy\u00fck ate\u015fe girecektir. Sonra ne \u00f6lecek onda, ne de hayat bulacakt\u0131r.&#8221; h\u00fckm\u00fcnce o b\u00fcy\u00fck ate\u015fe yaslanacak olan bedbahtlar, k\u00e2firlerdir.<\/p>\n<p>B\u0130R\u0130S\u0130 de, &#8220;Ey Rabbimiz! Bize hem d\u00fcnyada hem de ahirette iyilik ver.&#8221;(Bakara, 2\/201) demekle beraber ikisi kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131\u011f\u0131nda d\u00fcnyay\u0131 ahirete tercih edenler, d\u00fcnya zevki i\u00e7in ahireti feda eyleyen gafil veya asi m\u00fcminlerdir.<\/p>\n<p>Bunlar\u0131n da &#8220;\u0130\u015fte onlar i\u00e7in kazand\u0131klar\u0131ndan bir nasip vard\u0131r.&#8221;(Bakara, 2\/203) \u00e2yeti gere\u011fince kazan\u00e7lar\u0131na g\u00f6re ahiretten bir nasipleri vard\u0131r.<\/p>\n<p>17. Oysa ahiret daha hay\u0131rl\u0131 ve daha devaml\u0131d\u0131r. Dolay\u0131s\u0131yla ge\u00e7ici olan d\u00fcnya hayat\u0131 ne kadar zevkli olursa olsun, ak\u0131ll\u0131 ve zeki olan insanlar\u0131n ahireti tercih ederek temizlenmeye ve kurtulmaya \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131 ve b\u00f6yle olanlar i\u00e7in daima sonu \u00f6nden hay\u0131rl\u0131 olaca\u011f\u0131n\u0131 bilmeleri gerekir. Yoksa d\u00fcnya hayat\u0131n\u0131 tercih edenler i\u00e7in g\u00fcn g\u00fcnden fena olmak ve sonu k\u00f6t\u00fcmserlikle beklenilenin elde edilememesinden duyulan ac\u0131 i\u00e7ersinde karar k\u0131lmak zorunlu bir kural olur. Ahireti tercih ederek daima ilerisi i\u00e7in temizli\u011fe ve iyili\u011fe bak\u0131\u015flar\u0131n\u0131 diken ve o iman ile ba\u015f\u0131n\u0131n vergisini verip Rabbinin ismini anarak ona gitmek \u00fczere namaz\u0131n\u0131 k\u0131lan, ibadetini yapan kimseler d\u00fcnyada ne kadar s\u0131k\u0131nt\u0131 ve \u0131zd\u0131rap \u00e7ekseler, sonu\u00e7ta k\u00f6t\u00fcmser olmaz, \u00fcmitsizli\u011fe d\u00fc\u015fmez, g\u00fcnden g\u00fcne kurtulu\u015f ve esenli\u011fe do\u011fru gitmeye ve mutlu sona ula\u015fmaya muvaffak olurlar. Onlar i\u00e7in gaye d\u00fcnya hayat\u0131nda kalmak de\u011fil, onun elemlerinden kurtulup Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131na kavu\u015fmakt\u0131r.<\/p>\n<p>18. Haberiniz olsun ki, bu \u00f6\u011f\u00fct, yani ahiretin d\u00fcnyadan hay\u0131rl\u0131 ve devaml\u0131 oldu\u011funun hat\u0131rlat\u0131lmas\u0131, yahut buyurularak temizlenenin kurtuldu\u011funun haber verilmesi veya bu s\u00fbrenin i\u00e7erdi\u011fi m\u00e2n\u00e2lar, yani Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n indirilip okutulmas\u0131 ve ezberlenmesi ile en kolay olan\u0131 elde etmeyi i\u00e7eren Muhammed (s.a.v.)&#8217;in peygamberlik g\u00f6revinin ba\u015far\u0131l\u0131 olaca\u011f\u0131 m\u00fcjdesi ilk sahifelerde vard\u0131r. \u00d6nceki peygamberlere verilmi\u015f olan sahifelerde, kitaplarda zikredilmi\u015f ve vaad edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>19. \u00d6zellikle \u0130brahim ve Musa&#8217;n\u0131n sahifelerinde vard\u0131r. Bunun &#8220;es-Suhufu&#8217;l-\u00fbl\u00e2&#8221;dan bedel-i k\u00fcll olma ihtimali varsa da a\u00e7\u0131k olan bedel-i ba&#8217;z olmas\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>SUHUF, asl\u0131nda kitap m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelen &#8220;sahife&#8221;nin \u00e7o\u011fulu olup Tevrat, Zebur, \u0130ncil, Kur&#8217;\u00e2n ismi verilen d\u00f6rt b\u00fcy\u00fck kitab\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda, peygamberlere indirilmi\u015f olan kitap\u00e7\u0131klar hakk\u0131nda kullan\u0131lmas\u0131 \u015f\u00f6hret bulmu\u015ftur. Bu m\u00e2n\u00e2ya g\u00f6re Musa (a.s)&#8217;n\u0131n suhufu, Tevrat&#8217;tan \u00f6nce indirilmi\u015f olan on suhuf; \u0130brahim (a.s)&#8217;in ki de on suhuf idi diye nakledilmi\u015ftir. Yani, \u0130sl\u00e2m dininin burada a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015f olan bu hakikati, y\u00fcce Rabb&#8217;i birlemek ve noksanl\u0131klardan uzak tutmak, okumak, \u00f6\u011f\u00fct verip hat\u0131rlatmak, sayg\u0131, temizlenme ve zikir ve namaz ile kurtulma, ahiretin d\u00fcnyadan hay\u0131rl\u0131 ve devaml\u0131 olmas\u0131 esaslar\u0131, her dinin esas\u0131 olan ve \u00f6nceki peygamberlere indirilmi\u015f ilk sahifelerde ve \u00f6zellikle \u0130brahim (a.s) ve Musa (a.s)&#8217;n\u0131n sahifelerinde zikredilen Hakk&#8217;\u0131n emridir. Din ad\u0131 alt\u0131nda buna z\u0131t olan Allah&#8217;a ortak ko\u015fma, Allah&#8217;\u0131n \u00fc\u00e7 unsurdan olu\u015ftu\u011funa inanma, Allah&#8217;\u0131 ba\u015fka bir varl\u0131\u011fa benzetme ve d\u00fcnyay\u0131 ahirete tercih etme gibi k\u00f6t\u00fcmser fikirler, inan\u00e7lar do\u011fru de\u011fildir. Dolay\u0131s\u0131yla b\u00fct\u00fcn g\u00fc\u00e7l\u00fcklere ra\u011fmen Hz. Muhammed (s.a.v.)&#8217;in peygamberli\u011finin ve bu hak dinin en kolaya muvaffak olmas\u0131, b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131n bir neticesi olmak \u00fczere kesinlikle ger\u00e7ekle\u015fecek bir i\u015ftir. &#8220;Seni en kolaya muvaffak k\u0131laca\u011f\u0131z.&#8221; ile de i\u015faret buyruldu\u011fu \u00fczere &#8220;O, Resul\u00fcn\u00fc hidayet ve Hak din ile b\u00fct\u00fcn dinlere \u00fcst\u00fcn k\u0131lmak i\u00e7in g\u00f6nderendir.&#8221;(Tevbe, 9\/33) h\u00fckm\u00fcn\u00fcn ortaya \u00e7\u0131kaca\u011f\u0131nda \u015f\u00fcphe edilmemelidir. \u0130brahim (a.s) ve Musa (a.s)&#8217;ya inananlar\u0131n buna da inanmalar\u0131 gerekir.<\/p>\n<p>Abd b. Humeyd, \u0130bn\u00fc Merduye ve \u0130bn\u00fc Asakir Ebu Zerr (r.a.)&#8217;den \u015f\u00f6yle rivayet etmi\u015flerdir: Dedim ki, ey Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc! Y\u00fcce Allah ka\u00e7 kitap indirdi? Buyurdu ki: Y\u00fcz d\u00f6rt kitap indirdi. Elli sahife \u015e\u00eet&#8217;e, otuz sahife \u0130dris&#8217;e, on sahife \u0130brahim&#8217;e, on sahife de Tevrat&#8217;tan evvel Musa&#8217;ya indirdi. Tevrat&#8217;\u0131, Zebur&#8217;u, \u0130ncil&#8217;i ve Furkan&#8217;\u0131 da indirdi. Dedim ki: Ey Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc! \u0130brahim&#8217;in sahifeleri ne idi? \u015e\u00f6yle buyurdular: Hepsi k\u0131ssa ve \u00f6\u011f\u00fct idi: Ey o k\u00f6t\u00fcl\u00fcklere d\u00fc\u015fk\u00fcn, s\u0131rna\u015f\u0131k ve ma\u011frur Melik! Ben seni d\u00fcnya mal\u0131n\u0131 \u00fcst \u00fcste y\u0131\u011fas\u0131n diye g\u00f6ndermedim. Fakat benim yerime mazlumun duas\u0131n\u0131 yerine getiresin diye g\u00f6nderdim. \u00c7\u00fcnk\u00fc ben mazlumun duas\u0131n\u0131, k\u00e2fir de yapsa kabul ederim. Akl\u0131na kar\u015f\u0131 ma\u011flup olmad\u0131k\u00e7a ak\u0131ll\u0131ya gerektir ki, \u00fc\u00e7 saati ola. Bir saatinde Rabbine yalvara, bir saatinde nefsini hesaba \u00e7ekip ne yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcne ve bir saatinde de helalinden ihtiyac i\u00e7in tenha kala. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu saatte \u00f6b\u00fcr saatler i\u00e7in bir yard\u0131m ve zihnini toplama ve di\u011fer i\u015flerden kurtulu\u015f vard\u0131r. Ak\u0131ll\u0131 olan\u0131n zaman\u0131n\u0131 g\u00f6rmesi, kendi i\u015fine ve durumuna y\u00f6nelmesi, dilini korumas\u0131 gerekir. \u00c7\u00fcnk\u00fc kel\u00e2m\u0131n\u0131 amelinden sayan kimse az s\u00f6yler. Ancak kendisini ilgilendiren konularda olursa ba\u015fka. Ak\u0131ll\u0131n\u0131n \u00fc\u00e7 \u015feye talip olmas\u0131 gerekir: Ge\u00e7imini d\u00fczeltmek, varaca\u011f\u0131 yer i\u00e7in haz\u0131rl\u0131k ve haramda olmayarak lezzet alma. Dedim ki: Ey Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc! Musa&#8217;n\u0131n sahifeleri ne idi? Buyurdu ki: Hepsi ibret idi: \u015ea\u015far\u0131m, \u00f6lece\u011fini yakinen bildi\u011fi halde sevinene, ate\u015fin oldu\u011funu kesin olarak bilip de g\u00fclene, d\u00fcnyay\u0131 ve onun \u00fczerinde bulunan kimselere kar\u015f\u0131 durmadan de\u011fi\u015fti\u011fini g\u00f6r\u00fcp de d\u00fcnyaya g\u00f6n\u00fcl ba\u011flayana, kadere yakinen inan\u0131p da \u00f6fkelenene, hesaba inan\u0131p da amel etmeyene. Dedim ki, ey Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc! \u0130brahim ve Musa&#8217;n\u0131n sahifelerindekilerden sana bir \u015fey indirildi mi? Buyurdu ki: Evet, ey Ebu Zerr! buyurdu demi\u015ftir. Bununla beraber, Al\u00fbs\u00ee&#8217;nin dedi\u011fi gibi hadisin sahih olup olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 Allah bilir.<\/p>\n<p>Bunun \u00fczerine, &#8220;O ki en b\u00fcy\u00fck ate\u015fe yaslanacakt\u0131r sonra da orada ne \u00f6lecek, ne de hayat bulacakt\u0131r.&#8221; kaidesine g\u00f6re, ahirette ate\u015fe yaslanacak bedbahtlarla, kurtulu\u015fa erecek mutlu ki\u015filerin hallerini geni\u015f\u00e7e anlatarak \u00f6\u011f\u00fct vermeye devam edilmek \u00fczere \u011ea\u015fiye S\u00fbresi gelecektir.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>87-A&#8217;LA: S\u00fbresi&#8217;ni \u00e7ok severdi.&#8221; Ebu Ubeyd&#8217;in, Ebu Temim taraf\u0131ndan rivayet edildi\u011fini tesbit etti\u011fi bir hadiste de, Resulullah (s.a.v.) buna &#8220;Allah&#8217;\u0131 tesbihi anlatan s\u00fbrelerin en faziletlisi.&#8221; ad\u0131n\u0131 vermi\u015fti. Ebu D\u00e2vud, Tirmiz\u00ee, Nes\u00e2\u00ee, \u0130bn\u00fc M\u00e2ce, Hakim ve Beyhak\u00ee Hz. Ai\u015fe&#8217;nin \u015f\u00f6yle rivayet etti\u011fini tesbit etmi\u015flerdir: &#8220;Hz. Peygamber (s.a.v.) vitir namaz\u0131n\u0131n birinci rekat\u0131nda , ikincide , \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcde \u0130hlas &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":12162,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1060,1059,5030,5031,5219,5351,5222,5220,1583,5221,1582,1586],"class_list":["post-1774","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-87-ala","tag-87-ala-tefsiri","tag-elmalili","tag-elmalili-hamdi-yazir","tag-elmalili-tefsir-oku","tag-hak-dini-kuran-dili","tag-hak-dini-tefsiri","tag-hamdi-yazir-tefsir-oku","tag-kuran","tag-sure-tefsirleri","tag-tefsir","tag-tefsir-oku"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1774","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1774"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1774\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/12162"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1774"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1774"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1774"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}