{"id":1784,"date":"2010-11-18T21:12:30","date_gmt":"2010-11-18T21:12:30","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1784"},"modified":"2010-11-18T21:12:30","modified_gmt":"2010-11-18T21:12:30","slug":"83-mutaffifin-tefsiri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/83-mutaffifin-tefsiri\/","title":{"rendered":"83-MUTAFF\u0130F\u0130N SURES\u0130 HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130"},"content":{"rendered":"<p>83-MUTAFF\u0130F\u0130N:<\/p>\n<p>S\u00fbresi, Mekke&#8217;de son inen s\u00fbredir. Hz. Peygamber (s.a.v) Medine&#8217;ye geldi\u011fi zaman Medine&#8217;lilerin \u00f6l\u00e7ekleri k\u00f6t\u00fc oldu\u011fundan dolay\u0131 d\u00fczeltilmesi i\u00e7in Medine&#8217;de ilk inen s\u00fbre oldu\u011fu da rivayet edilmi\u015ftir. Medine&#8217;ye varmadan \u00f6nce Mekke ile Medine aras\u0131nda indi\u011fi de s\u00f6ylenmi\u015ftir ki, o da Mekke&#8217;de inmi\u015f demektir.<\/p>\n<p>\u00c2yetleri : \u0130ttifakla otuzalt\u0131,<\/p>\n<p>Kelimeleri : Y\u00fczdoksan dokuz,<\/p>\n<p>Harfleri : Yediy\u00fczotuzdur.<\/p>\n<p>F\u00e2s\u0131las\u0131 : ve \u00c2 harfleridir.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>1- Eksik \u00f6l\u00e7\u00fcp tartanlar\u0131n vay haline!<\/p>\n<p>2- Onlar insanlardan kendilerine bir \u015fey ald\u0131klar\u0131 zaman tam \u00f6l\u00e7erler.<\/p>\n<p>3- Kendileri ba\u015fkalar\u0131na bir \u015fey \u00f6l\u00e7t\u00fckleri veya tartt\u0131klar\u0131 zaman eksik \u00f6l\u00e7er ve tartarlar.<\/p>\n<p>4- Onlar tekrar diriltileceklerini zannetmiyorlar m\u0131?<\/p>\n<p>5- B\u00fcy\u00fck bir g\u00fcn i\u00e7in.<\/p>\n<p>6- \u00d6yle bir g\u00fcn ki, insanlar o g\u00fcn Rabblerinin huzurunda divan duracaklar.<\/p>\n<p>7- Hay\u0131r hay\u0131r, k\u00f6t\u00fclerin yaz\u0131s\u0131 muhakkak Siccin&#8217;dedir.<\/p>\n<p>8- Bildin mi sen, Siccin nedir?<\/p>\n<p>9- Yaz\u0131lm\u0131\u015f bir kitapt\u0131r o.<\/p>\n<p>10- Vay haline yalanlayanlar\u0131n o g\u00fcn!<\/p>\n<p>11- Onlar ceza g\u00fcn\u00fcn\u00fc yalanlayanlard\u0131r.<\/p>\n<p>12- Onu ancak s\u0131n\u0131r\u0131 a\u015fan ve g\u00fcnaha d\u00fc\u015fk\u00fcn olanlar yalanlar.<\/p>\n<p>13- Ona \u00e2yetlerimiz okundu\u011fu zaman, &#8220;eskilerin masallar\u0131&#8221; der.<\/p>\n<p>14- Hay\u0131r hay\u0131r, \u00f6yle de\u011fil. Aksine onlar\u0131n kazand\u0131\u011f\u0131 g\u00fcnahlar kalplerinin \u00fczerine pas olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>15- Hay\u0131r hay\u0131r, do\u011frusu onlar o g\u00fcn Rablerini g\u00f6rmekten mahrumdurlar.<\/p>\n<p>16- Sonra onlar muhakkak cehenneme girecekler.<\/p>\n<p>17- Sonra da onlara: &#8220;\u0130\u015fte bu, yalanlay\u0131p durdu\u011funuz \u015feydir&#8221; denilecek.<\/p>\n<p>18- Hay\u0131r hay\u0131r, iyilerin yaz\u0131s\u0131 muhakkak Illiyy\u00een&#8217;dedir.<\/p>\n<p>19- Bildin mi sen, Illiyy\u00een nedir?<\/p>\n<p>20- Yaz\u0131lm\u0131\u015f bir kitapt\u0131r o.<\/p>\n<p>21- Allah&#8217;a yakla\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f melekler ona tan\u0131k olurlar.<\/p>\n<p>22- Haberiniz olsun ki, iyiler nimet i\u00e7indedir.<\/p>\n<p>23- Tahtlar \u00fczerinde etrafa bakarlar.<\/p>\n<p>24- Y\u00fczlerinde nimet ve mutlulu\u011fun sevincini g\u00f6r\u00fcrs\u00fcn.<\/p>\n<p>25- Onlara damgal\u0131 saf bir i\u00e7ki sunulur.<\/p>\n<p>26- Onun sonu misktir. \u0130\u015fte ona imrensin art\u0131k imrenenler.<\/p>\n<p>27- Kar\u0131\u015f\u0131m\u0131 Tesnim&#8217;dendir (En \u00fcst\u00fcn cennet \u015farab\u0131ndand\u0131r).<\/p>\n<p>28- Allah&#8217;a yak\u0131n olanlar\u0131n i\u00e7ecekleri bir kaynakt\u0131r o.<\/p>\n<p>29- Do\u011frusu o su\u00e7 i\u015fleyenler inananlara g\u00fcl\u00fcyorlard\u0131.<\/p>\n<p>30- Onlara u\u011frad\u0131klar\u0131 vakit birbirlerine g\u00f6z k\u0131rp\u0131yorlard\u0131.<\/p>\n<p>31- Evlerine d\u00f6nd\u00fckleri zaman zevklenerek d\u00f6n\u00fcyorlard\u0131.<\/p>\n<p>32- M\u00fcminleri g\u00f6rd\u00fckleri vakit; &#8220;i\u015fte bunlar sap\u0131klar&#8221; diyorlard\u0131.<\/p>\n<p>33- Oysa onlar m\u00fcminler \u00fczerine bek\u00e7i olarak g\u00f6nderilmemi\u015flerdi.<\/p>\n<p>34- \u0130\u015fte bug\u00fcn de inananlar k\u00e2firlere g\u00fclecek.<\/p>\n<p>35- Koltuklar \u00fczerinde etrafa bakacaklar.<\/p>\n<p>36- Nas\u0131l, k\u00e2firler yapt\u0131klar\u0131n\u0131n cezas\u0131n\u0131 buldular m\u0131?<\/p>\n<p>\u00d6l\u00e7\u00fc ve tart\u0131da hile yapanlar\u0131n vay haline.<\/p>\n<p>\u00c7o\u011funlukla &#8220;vay haline&#8221; demekle yetindi\u011fimiz &#8220;veyl&#8221; kelimesi hakk\u0131nda daha \u00f6nceki s\u00fbrelerde ve bu arada &#8220;M\u00fcrsel\u00e2t&#8221; S\u00fbresi&#8217;nde de s\u00f6z ge\u00e7mi\u015fti. Bununla beraber bizdeki &#8220;vay&#8221; tabiri Araplar&#8217;\u0131n &#8220;veyh&#8221; kelimesi kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 oldu\u011fundan &#8220;veyl&#8221;in \u015fiddetini pek duyurmad\u0131\u011f\u0131 gibi, \u00f6zel bir isim olmas\u0131 hakk\u0131ndaki rivayete bir delaleti de olmuyor. Bu itibarla &#8220;veyl ona&#8221; ve &#8220;vaveyla&#8221; tabirleri dilimizde yayg\u0131n \u015fekilde kullan\u0131lm\u0131\u015f bulundu\u011fu i\u00e7in burada oldu\u011fu gibi me\u00e2lde bazan aynen almak faydal\u0131 olaca\u011f\u0131ndan ba\u015fka, &#8216;in de s\u00fbrenin bir ismi olmas\u0131 nedeniyle bu iki kelimenin aynen s\u00f6ylenmesi zorunlu demektir.<\/p>\n<p>VEYL, ba\u015fl\u0131ca \u015fu m\u00e2n\u00e2larda tefsir olunmu\u015ftur: \u015eiddetli k\u00f6t\u00fcl\u00fck, h\u00fcz\u00fcn ve helak, elem verici azap, cehennemde bir vadi ad\u0131.<\/p>\n<p>\u0130mam Ahmed ve Tirmiz\u00ee Ebu Sa\u00eed&#8217;den \u015f\u00f6yle rivayet etmi\u015flerdir: Hz. Peygamber (s.a.v) buyurdu ki: &#8220;Veyl, cehennemde bir vadidir ki k\u00e2fir onun dibine varmadan \u00f6nce onda k\u0131rk y\u0131l yukardan a\u015fa\u011f\u0131 d\u00fc\u015fer.&#8221;<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc Hibban ve Hakim&#8217;in Sahih&#8217;lerinde: &#8220;Veyl, iki da\u011f aras\u0131nda bir vadidir ki, k\u00e2fir&#8230;&#8221;<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc Ebi Hatim de Abdullah&#8217;tan; &#8220;Cehennem&#8217;de irinden bir vadidir.&#8221; diye rivayet etmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Rag\u0131b&#8217;\u0131n &#8220;M\u00fcfredat&#8221;\u0131nda, Asme\u00ee demi\u015ftir ki: Veyl, bir kubuh, yani bir \u00e7irkinliktir. Bazan hasret \u00e7ekme i\u00e7in de kullan\u0131l\u0131r. Veyl Cehennem&#8217;de bir vadidir diyenler, l\u00fcgat itibariyle bu kelimenin m\u00e2n\u00e2s\u0131 budur demek istememi\u015f, ancak hakk\u0131nda y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n &#8220;veyl&#8221; buyurdu\u011fu kimseler o ate\u015ften bir yere yerle\u015fmeyi hak etmi\u015f, oras\u0131 da onlar i\u00e7in sabit olmu\u015ftur demek istemi\u015flerdir.<\/p>\n<p>Al\u00fbs\u00ee der ki: &#8220;Ona &#8220;veyl&#8221; denilmesi, cehennemin bilinen m\u00e2n\u00e2da kullan\u0131lmas\u0131 gibi oldu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131r. Bunun nas\u0131l bir isimlendirme oldu\u011funa bak\u0131ls\u0131n.&#8221;<\/p>\n<p>Bizce a\u00e7\u0131k olan budur ki, cehennemin bildi\u011fimiz m\u00e2n\u00e2da kullan\u0131lmas\u0131 tevat\u00fcr yoluyla \u015fer&#8217;i bir kullan\u0131m olmakla beraber bu \u00f6rf l\u00fcgatine de girmi\u015ftir. Fakat &#8220;veyl&#8221;in izah edilen m\u00e2n\u00e2 ile Cehennem&#8217;de bir vadi ismi olmas\u0131 \u015fer&#8217;\u00ee bir isimlendirme olmakla beraber m\u00fctevatir olmad\u0131\u011f\u0131 gibi l\u00fcgat y\u00f6n\u00fcnden de \u00f6rf haline gelmeyen bir mecaz olur. Bu izahtan anla\u015f\u0131l\u0131r ki &#8220;vay haline&#8221; demekle &#8220;veyl ona&#8221; demeyi tam olarak T\u00fcrk\u00e7e&#8217;ye \u00e7evirmi\u015f olam\u0131yoruz. Ancak l\u00fcgat kayna\u011f\u0131na bir dereceye kadar i\u015faret etmi\u015f oluyoruz.<\/p>\n<p>MUTAFF\u0130F\u0130N, &#8220;Mutaffif&#8221; kelimesinin \u00e7o\u011fuludur. Bunun, &#8220;al\u0131rken dolgun, verirken eksik \u00f6l\u00e7enler&#8221; demek oldu\u011fu, \u00f6n\u00fcnde a\u00e7\u0131klay\u0131c\u0131 s\u0131fat olarak gelen iki \u00e2yet ile anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Mutaffif&#8217;in tam kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 olarak T\u00fcrk\u00e7e&#8217;de \u00f6zel bir kelime bulamad\u0131m. Bu nedenle bunun t\u00fcreyi\u015finden biraz s\u00f6z etmek uygun olacakt\u0131r:<\/p>\n<p>Mutaffif, belli ki &#8220;tatfif&#8221; k\u00f6k\u00fcnden ism-i f\u00e2ildir. Tatfif de \u00f6l\u00e7e\u011fi eksik \u00f6l\u00e7mektir. Raz\u00ee \u015f\u00f6yle der:<\/p>\n<p>Bunun t\u00fcretili\u015fi hususunda iki g\u00f6r\u00fc\u015f vard\u0131r.<\/p>\n<p>B\u0130R\u0130NC\u0130S\u0130, bir \u015feyin &#8220;taff\u0131, k\u0131y\u0131s\u0131 ve kenar\u0131d\u0131r. Bir kap veya derede bulunan bir \u015fey derenin k\u0131y\u0131s\u0131na kadar var\u0131p da tam dolmazsa denir. Buna onun taf\u00e2f\u0131, tuf\u00e2f\u0131 ve tafefi denir. Onun i\u00e7in \u00f6l\u00e7e\u011fi fena \u00f6l\u00e7\u00fcp de tam yapmayana mutaffif denilir ki, ancak kab\u0131n taf\u00e2f&#8217;\u0131na kadar doldurur demek olur. Fakat &#8220;K\u00e2m\u00fbs&#8221;tan anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re; taff, tafef, taf\u00e2f ve tuf\u00e2f bir \u00f6l\u00e7e\u011fi veya kab\u0131 tam dolduran \u015feye veya dolusu silindikten sonra i\u00e7inde kalana veya \u00f6l\u00e7e\u011fin ba\u015f\u0131na denir. Bundan tatfif, taf\u00e2f\u0131 eksiltmek, yani eksik \u00f6l\u00e7\u00fc ile vermek veya eksik \u00f6l\u00e7mektir ki fiilin yap\u0131s\u0131 olumsuzluk i\u00e7in olur.<\/p>\n<p>\u0130K\u0130NC\u0130S\u0130, pek az bir \u015feye &#8220;taf\u00eef&#8221; denilir. \u00d6l\u00e7e\u011fi eksik \u00f6l\u00e7ene mutaffif denilmesi, \u00f6l\u00e7ekte veya tart\u0131da biraz bir \u015fey \u00e7ald\u0131\u011f\u0131 i\u00e7indir.<\/p>\n<p>Demek ki tatfif, \u00f6l\u00e7\u00fcde veya tart\u0131da biraz bir \u015fey \u00e7almakt\u0131r. Bu kelime m\u00fcteadd\u00ee (ge\u00e7i\u015fli) bir m\u00e2n\u00e2 veya bu i\u015fi yapan bunu \u00e2det haline getirmi\u015f olmas\u0131 itibariyle \u00e7okluk ifade etmek i\u00e7in kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bu izah \u015fekli \u00e2yetteki tefsire daha uygundur. Zira \u00e2yette mutaffifler \u015f\u00f6yle nitelenip tan\u0131t\u0131l\u0131yor:<\/p>\n<p>2. O kimseler ki kendilerine \u00f6l\u00e7t\u00fckleri vakit insanlar\u0131n aleyhine olarak tam \u00f6l\u00e7erler, dolgun \u00f6l\u00e7erler.<\/p>\n<p>Burada ifadeden a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6r\u00fcnen &#8220;insanlardan \u00f6l\u00e7t\u00fcklerinde&#8221; denilmesiydi. Buyrulmas\u0131, kendi \u00e7\u0131karlar\u0131na olarak insanlar\u0131n zarar\u0131na haddi a\u015fmak suretiyle \u00f6l\u00e7t\u00fcklerine i\u015faret i\u00e7indir. Yani ba\u015fkalar\u0131ndan sat\u0131n alma yoluyla veya ba\u015fka bir sebeple bir \u015fey al\u0131p da alacaklar\u0131n\u0131 kendileri \u00f6l\u00e7t\u00fckleri zaman insanlar\u0131n aleyhine olarak bol \u00f6l\u00e7erler. Dolgun bir \u015fekilde, yani tamam almak isterler ve hatta basa basa almak i\u00e7in bask\u0131 alt\u0131na al\u0131c\u0131 bir \u015fekilde hareket ederler.<\/p>\n<p>3. \u0130nsanlara \u00f6l\u00e7t\u00fckeri veya tartt\u0131klar\u0131 vakit ise eksiltirler, eksik \u00f6l\u00e7ek veya tart\u0131 ile \u00f6l\u00e7erler veya \u00f6l\u00e7\u00fc\u015fte tart\u0131\u015fta eksik yapar, onlara ziyan ettirirler.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte Veyl&#8217;i hak edi\u015flerinin sebebi, bu \u015fekilde tartma ve \u00f6l\u00e7meyi al\u0131\u015fkanl\u0131k haline getirmi\u015f olmalar\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>B\u00f6ylece az bir \u015feyi \u00e7alanlar veyli hak ederse, \u00e7ok \u00e7alanlar\u0131n ka\u00e7 katl\u0131 veyli hak edecekeri d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmeli. Raz\u00ee \u015f\u00f6yle der: Bedevinin biri Abd\u00fclmelik b. Mervan&#8217;a \u015f\u00f6yle demi\u015fti: &#8220;Y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n dedi\u011fini i\u015fittin&#8221;. Bedevi bununla \u015funu kastetmi\u015fti: Mutaffif, az\u0131c\u0131k bir \u015fey almakla ona b\u00fcy\u00fck bir tehdit y\u00f6neltildi. Sen ise \u00e7o\u011fu al\u0131yorsun, m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n mallar\u0131n\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcz tart\u0131s\u0131z al\u0131yorsun. O halde, sen kendine ne yap\u0131laca\u011f\u0131n\u0131 zannediyorsun?&#8221;<\/p>\n<p>Burada vezn&#8217;in yani tartman\u0131n da s\u00f6ylenmesi, \u00f6ncekinde yaln\u0131z &#8220;keyl&#8221;in yani \u00f6l\u00e7menin zikredilmesinin tahsis i\u00e7in de\u011fil, onun zikriyle yetinilmek kabilinden oldu\u011funu ve bu hilenin keyl ve vezin dahil her t\u00fcrl\u00fc \u00f6l\u00e7me i\u015finde olabilece\u011fini anlatmak i\u00e7indir. Rahm\u00e2n ve Hadid s\u00fbrelerinde de ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere g\u00f6klerin ve yerin ayakta duru\u015fu bir \u00f6l\u00e7\u00fc ve denge iledir. B\u00fct\u00fcn haklar\u0131n \u00f6l\u00e7e\u011fi de terazidir. Onun i\u00e7in bir yerde hak ve ad\u00e2letin yerle\u015fmesi i\u00e7in ilk gerekli olan \u015fey \u00f6l\u00e7\u00fcn\u00fcn herkes i\u00e7in e\u015fit bir \u015fekilde do\u011fru ve d\u00fcr\u00fcst olmas\u0131d\u0131r. Bunun do\u011fru olmas\u0131 i\u00e7in iki temel direk gereklidir. Birisi, \u00f6l\u00e7\u00fcn\u00fcn bizzat kendisinin tam olmas\u0131, eksik veya fazla, yanl\u0131\u015f alet kullan\u0131lmamas\u0131, birisi de \u00f6l\u00e7menin tam ve do\u011fru olmas\u0131d\u0131r. \u00d6l\u00e7menin do\u011fru olmas\u0131 ise her \u015feyden evvel hak ve adalet fikriyle ruh do\u011frulu\u011funun neticesidir. \u00d6l\u00e7\u00fcy\u00fc, \u00f6l\u00e7e\u011fi ve tart\u0131y\u0131 do\u011frultacak olan da odur. Kalp ve vicdanlar\u0131nda insaf ve do\u011frulukla hak fikir ve iman\u0131 beslemeyenler do\u011fru \u00e2letle dahi \u00f6l\u00e7erken hile yapmaktan ka\u00e7\u0131nmazlar. \u0130nsanlar ba\u015fkalar\u0131n\u0131n haklar\u0131n\u0131 da kendi haklar\u0131 gibi tutarak d\u00fczg\u00fcn bir \u00f6l\u00e7\u00fcyle \u00f6l\u00e7me duygusunu ta\u015f\u0131mad\u0131k\u00e7a hile yapmaktan kurtulmazlar. D\u00fc\u015f\u00fcnme \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fc bozuk olan kimseler ayn\u0131 bir olay\u0131 kendileri i\u00e7in d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrken ba\u015fka, di\u011ferleri i\u00e7in d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrken de ba\u015fka t\u00fcrl\u00fc de\u011ferlendirirler. Mesela, kendinin az\u0131c\u0131k bir\u015feyi kaybolmas\u0131n\u0131 bir elem sayd\u0131klar\u0131 halde ba\u015fkas\u0131n\u0131n az bir \u015feyi kaybolmas\u0131na \u00f6nem vermez veya bundan bir lezzet duyarlar ki bu hal ruh \u00f6l\u00e7e\u011finde, fikir \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcnde bir hiledir. As\u0131l bu ruh halidir ki insan\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fc ve tart\u0131da hileye sevkeder. Bu ruh halini ta\u015f\u0131yanlara ne kadar do\u011fru \u00f6l\u00e7\u00fc ve terazi verilse onlar yine f\u0131rsat bulup g\u00fc\u00e7leri yettik\u00e7e onu k\u00f6t\u00fcye kullanmaktan \u00e7ekinmezler. Bunlar\u0131n hepsi &#8220;mutaffifin&#8221; \u00fcnvan\u0131 alt\u0131na girer ve &#8220;veyl&#8221;i hak ederler. Bundan dolay\u0131 burada hukukun d\u00fczenlenmesi ve iyilik ve hayr\u0131n yerle\u015ftirilmesi i\u00e7in \u00f6nce \u00f6l\u00e7\u00fc ve tart\u0131n\u0131n d\u00fczeltilmesi gerekti\u011fi g\u00f6sterilmek \u00fczere her\u015feyden \u00f6nce \u00f6l\u00e7\u00fc ve tart\u0131da bu t\u00fcr hile yapma al\u0131\u015fkanl\u0131\u011f\u0131n\u0131n veyl&#8217;i hak ettirdi\u011fi haber verilmi\u015f ve bunun as\u0131l sebebinin hak ve ahiret d\u00fc\u015f\u00fcncesini ihmal ettiren inan\u00e7 bozuklu\u011fu oldu\u011fu, d\u00fczeltilmesi i\u00e7in de \u00f6ncelikle ahirete \u00eeman ile sorumluluk duygu ve uyan\u0131kl\u0131\u011f\u0131 duyurulmak \u00fczere buyrulmu\u015ftur ki:<\/p>\n<p>4. Zannetmezler mi onlar?. O hileyi yapanlar? \u0130man etmiyorlarsa bir zan da m\u0131 beslemezler? Ki hepsi b\u00fcy\u00fck bir g\u00fcn i\u00e7in yeniden diriltilecekler. Yani \u00f6l\u00e7\u00fc ve tart\u0131da yap\u0131lan b\u00f6yle bir hilenin sorumluluk ve cezas\u0131 \u00f6yle a\u011f\u0131r ve o veyl&#8217;in uygulanaca\u011f\u0131 g\u00fcn \u00f6yle b\u00fcy\u00fck bir g\u00fcnd\u00fcr ki insan\u0131n, onun kesin olan vukuuna inan\u0131p kesin inan\u00e7 ta\u015f\u0131mas\u0131 \u015f\u00f6yle dursun bir zan beslese bile o hileye c\u00fcret etmemesi gerekir.<\/p>\n<p>5. Zannetmezler mi onlar?. O hileyi yapanlar? \u0130man etmiyorlarsa bir zan da m\u0131 beslemezler? Ki hepsi b\u00fcy\u00fck bir g\u00fcn i\u00e7in yeniden diriltilecekler. Yani \u00f6l\u00e7\u00fc ve tart\u0131da yap\u0131lan b\u00f6yle bir hilenin sorumluluk ve cezas\u0131 \u00f6yle a\u011f\u0131r ve o veyl&#8217;in uygulanaca\u011f\u0131 g\u00fcn \u00f6yle b\u00fcy\u00fck bir g\u00fcnd\u00fcr ki insan\u0131n, onun kesin olan vukuuna inan\u0131p kesin inan\u00e7 ta\u015f\u0131mas\u0131 \u015f\u00f6yle dursun bir zan beslese bile o hileye c\u00fcret etmemesi gerekir.<\/p>\n<p>6. Yani insanlar\u0131n, \u00e2lemlerin Rabb&#8217;inin huzurunda duracaklar\u0131 g\u00fcn. Ki o g\u00fcn herkes kabirlerinden uyan\u0131p kalkarak Allah&#8217;\u0131n huzuruna \u00e7\u0131kacak, onun huzurunda yarg\u0131lanmak i\u00e7in durup hakl\u0131 haks\u0131zdan hakk\u0131n\u0131 alacakt\u0131r.<\/p>\n<p>7. Hay\u0131r hay\u0131r. Bu, \u00f6l\u00e7\u00fc ve tart\u0131da hileden ve \u00f6ld\u00fckten sonra dirilip huzura \u00e7\u0131kmaya inanmama gafletinden vaz ge\u00e7irmek, tevbe ettirmek i\u00e7in bir engellemedir. &#8220;Hay\u0131r hay\u0131r, yapmay\u0131n, sak\u0131n\u0131n.&#8221; demektir.<\/p>\n<p>Bunun sebep ve hikmeti anlat\u0131lmak i\u00e7in de illet g\u00f6sterme makam\u0131nda \u015f\u00f6yle buyruluyor:<\/p>\n<p>\u00c7\u00fcnk\u00fc k\u00f6t\u00fclerin yaz\u0131s\u0131 muhakkak ki Siccin&#8217;dedir. Yani \u00f6yle yaparsan\u0131z k\u00f6t\u00fc ki\u015fi olursunuz. K\u00f6t\u00fcler ise Siccin denilen sicilde kay\u0131tl\u0131d\u0131r. Onlar\u0131n yaz\u0131s\u0131, n\u00fcfus kay\u0131tlar\u0131, amel defterleri, o huzura \u00e7\u0131kma g\u00fcn\u00fc kendilerine verilecek h\u00fck\u00fcm ve ceza belgesi &#8220;Siccin&#8221; denilen yerde yaz\u0131l\u0131d\u0131r. Yahut &#8220;Siccin&#8217;de&#8221; diye buyrultuludur.<\/p>\n<p>&#8220;K\u00e2m\u00fbs&#8221;ta Siccin&#8217;in, hapis m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan &#8220;devaml\u0131&#8221;, &#8220;\u015fiddetli&#8221;, &#8220;k\u00f6t\u00fclerin kitab\u0131n\u0131n konuldu\u011fu yer&#8221;, &#8220;cehennemde bir dere&#8221; m\u00e2n\u00e2lar\u0131na ve ayr\u0131ca &#8220;a\u00e7\u0131k ve ortada&#8221; ve &#8220;dibinin \u00e7evresine \u00e7ukur kaz\u0131lm\u0131\u015f hurma a\u011fac\u0131&#8221; m\u00e2n\u00e2lar\u0131na geldi\u011fi ve &#8220;devaml\u0131 \u015fey&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;\u015fiddetli vuru\u015f&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na ve &#8220;a\u00e7\u0131k a\u00e7\u0131k geldi&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na denildi\u011fi yaz\u0131l\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Bu &#8220;Siccin&#8221; kelimesinin l\u00fcgat y\u00f6n\u00fcyle as\u0131l m\u00e2n\u00e2s\u0131 ve isim veya s\u0131fat olarak t\u00fcremi\u015f olmas\u0131 hakk\u0131nda de\u011fi\u015fik s\u00f6zler s\u00f6ylenmi\u015ftir. G\u00f6r\u00fcnen \u015fekliyle &#8220;secn&#8221; veya &#8220;secc&#8221; k\u00f6k\u00fcnden olma ihtimali vard\u0131r. Zindan demek olan &#8220;sicn&#8221; maddesinden zindana koymak demek olan &#8220;secn&#8221; mastar\u0131ndan oldu\u011funa g\u00f6re sikk\u00een ve siccil gibi fi&#8217;\u00eel kal\u0131b\u0131nda zindan\u0131n m\u00fcbala\u011fa ismi veya secc\u00e2n yahut mesc\u00fbn gibi bir s\u0131fat olabilir.<\/p>\n<p>S\u0131vamak ve bal\u00e7\u0131k gibi c\u0131v\u0131k ve bula\u015f\u0131k olmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na secc maddesinden &#8220;g\u0131sl\u00een&#8221; gibi &#8220;fi&#8217;l\u00een&#8221; kal\u0131b\u0131nda olabilir. Fakat l\u00fcgatte secc maddesinden b\u00f6yle bir isim veya s\u0131fat ad\u0131 ge\u00e7mez.<\/p>\n<p>Ebu Hayyan &#8220;Bahr&#8221;da \u015f\u00f6yle \u00f6zetlemi\u015ftir: \u00c7o\u011funlu\u011fun dedi\u011fine g\u00f6re siccin, secn maddesinden &#8220;fi&#8217;\u00eel&#8221; kal\u0131b\u0131nda bir kelimedir. Sikk\u00een gibi. Yahut hapsedici bir mevkide demektir. M\u00fcbala\u011fa m\u00e2n\u00e2s\u0131 ifade eden kal\u0131pta gelmi\u015ftir. Bu durumda siccin, korunmu\u015f yerin s\u0131fat\u0131d\u0131r. Mekan oldu\u011fu takdirde sicc\u00een kelimesinde b\u00fcy\u00fck g\u00f6r\u00fc\u015f ayr\u0131l\u0131klar\u0131 ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r. Biz onlar\u0131 anlatm\u0131yoruz. Burada a\u00e7\u0131k olan siccin&#8217;in bir kitap olmas\u0131d\u0131r. Onun i\u00e7in &#8220;m\u00fch\u00fcrlenmi\u015f kitap&#8221; ondan bedel yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u0130krime demi\u015ftir ki: Sicc\u00een, h\u00fcsran ve horlanmadan ibarettir. Bu Araplar&#8217;\u0131n g\u00f6zden d\u00fc\u015fen bir kimseye,&#8221;filan kimse d\u00fc\u015f\u00fckl\u00fc\u011fe erdi&#8221; demesine benzer. Baz\u0131 l\u00fcgat\u00e7iler de: &#8220;Sicc\u00een&#8221;in sonundaki nun &#8220;l\u00e2m&#8221;dan bedeldir. Asl\u0131 siccil&#8217;dendir demi\u015flerdir. Bu g\u00f6r\u00fc\u015flerin \u00f6zeti: Siccin&#8217;in nunu ya kelimenin asl\u0131ndand\u0131r, yahut l\u00e2m&#8217;dan bedeldir. Nun kelimenin asl\u0131ndan oldu\u011fu takdirde t\u00fcreyi\u015fi &#8220;sicin&#8221;dendir.<\/p>\n<p>Demek ki nunu zaid olarak &#8220;secc&#8221; k\u00f6k\u00fcnden t\u00fcretildi\u011fi s\u00f6ylenmemi\u015ftir. Zemah\u015fer\u00ee, Hatim gibi s\u0131fattan \u00e7evrilmi\u015f bir \u00f6zel isim oldu\u011funu ve marifelik (belirlilik)ten ba\u015fka sebeb olmad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in tenvin ald\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylemi\u015f ve demi\u015f ki: Y\u00fcce Allah, k\u00f6t\u00fclerin kitab\u0131n\u0131n siccin&#8217;de oldu\u011funu haber verdi, Siccin&#8217;i de &#8220;m\u00fch\u00fcrl\u00fc kitap&#8221; diye tefsir etti. \u015eu halde onlar\u0131n yaz\u0131s\u0131 m\u00fch\u00fcrl\u00fc kitaptad\u0131r, denilmi\u015f gibi olur. Bunun m\u00e2n\u00e2s\u0131 nedir? dersen, derim ki: Siccin, toplay\u0131c\u0131 bir kitapt\u0131r. O, k\u00f6t\u00fc \u015feylerin yaz\u0131l\u0131p topland\u0131\u011f\u0131 divand\u0131r. Y\u00fcce Allah onda insan ve cin \u015feytanlar\u0131n\u0131n, k\u00e2firlerin ve fas\u0131klar\u0131n amellerini toplay\u0131p yazd\u0131rm\u0131\u015ft\u0131r. O m\u00fch\u00fcrl\u00fc, \u00f6rt\u00fcl\u00fc, yaz\u0131s\u0131 a\u00e7\u0131k yahut alametli bir kitapt\u0131r ki, her kim g\u00f6rse onda hay\u0131r olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 bilir. Dolay\u0131s\u0131yla m\u00e2n\u00e2: &#8220;K\u00f6t\u00fclerin amellerinden yaz\u0131lanlar, o divanda tesbit edilmi\u015ftir&#8221; demek olur. Buna hapsetmek ve s\u0131k\u0131\u015ft\u0131rmak demek olan &#8220;Secin&#8221; den &#8220;fi&#8217;\u00eel&#8221; kal\u0131b\u0131nda &#8220;sicc\u00een&#8221; ismi verilmi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc o, cehennemde hapsedilip s\u0131k\u0131\u015ft\u0131r\u0131lmaya sebeptir. Yahut \u00e7\u00fcnk\u00fc o, &#8220;yedinci yerin alt\u0131ndad\u0131r&#8221; diye rivayet olundu\u011fu gibi \u0130blis ve onun neslinin meskeni olan karanl\u0131k \u0131ss\u0131z bir mekana at\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Horlanmak ve hakir g\u00f6r\u00fclmek i\u00e7in ve kovulmu\u015f \u015feytanlar \u015fahit olsun diye at\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Nitekim hay\u0131rlar\u0131n yaz\u0131ld\u0131\u011f\u0131 divan olan \u0130lliyyun&#8217;a da Allah&#8217;a yakla\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f melekler \u015fahit olurlar.<\/p>\n<p>Demek ki siccin, s\u00e2cin yani s\u0131k\u0131\u015ft\u0131ran, hapseden m\u00e2n\u00e2s\u0131na oldu\u011fu gibi, mescun yani s\u0131k\u0131\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f ve at\u0131lm\u0131\u015f m\u00e2n\u00e2s\u0131na da olabilir. Zemah\u015fer\u00ee&#8217;nin &#8220;at\u0131lm\u0131\u015f&#8221; diye ifade etti\u011fi m\u00e2n\u00e2n\u0131n, secc maddesinden olmas\u0131 da m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr.<\/p>\n<p>Burada \u015eeyh Abduh \u015f\u00f6yle bir tetkikte bulunmu\u015f ve demi\u015ftir ki: Sicc\u00een l\u00e2fz\u0131n\u0131n lugatte kullan\u0131l\u0131\u015f\u0131ndan ve burada iyilerinin yaz\u0131s\u0131n\u0131n bulundu\u011fu \u0130lliyyun&#8217;a kar\u015f\u0131l\u0131k olarak s\u00f6ylenmesinden anla\u015f\u0131l\u0131r ki, illiyyunda y\u00fckselme m\u00e2n\u00e2s\u0131 bulundu\u011fu gibi bunda da al\u00e7alma m\u00e2n\u00e2s\u0131 vard\u0131r. L\u00fcgatlerden bahseden baz\u0131 kitaplarda g\u00f6rd\u00fcm ki vahl, yani bal\u00e7\u0131k, \u0130nyubiyye (eski Habe\u015f) l\u00fcgatinde, Arap\u00e7a&#8217;da bulunmayan &#8220;\u00e7e&#8221; harfi ve vav\u0131n harekesinin uzatmas\u0131yla &#8220;Sen\u00e7\u00fbn= Sen\u00e7\u00f6ne&#8221; diye isimlendirilir. Bal\u00e7\u0131kta al\u00e7alma m\u00e2n\u00e2s\u0131 bulundu\u011fu ise gizli de\u011fildir. Olabilir ki bu laf\u0131z, Yemen Araplar\u0131&#8217;n\u0131n kulland\u0131\u011f\u0131 kelimelerdendir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunlar Habe\u015f halk\u0131 ile \u00e7ok kar\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in, bunlarda eski Habe\u015f laf\u0131zlar\u0131 \u00e7oktur. Bunu da bal\u00e7\u0131\u011fa yak\u0131n bir m\u00e2n\u00e2da kullanm\u0131\u015f olabilirler. O halde, &#8220;k\u00f6t\u00fclerin yaz\u0131s\u0131 ondad\u0131r, yani bal\u00e7\u0131\u011fa yak\u0131n adi \u015feyde yaz\u0131l\u0131d\u0131r&#8221; denilmek uzak bir m\u00e2n\u00e2 olmaz.<\/p>\n<p>Yahut onlar\u0131n amelleri, pisliklerinden dolay\u0131 onunla yaz\u0131lm\u0131\u015f gibi tasvir ve temsil olunmu\u015ftur. Bu suretle bal\u00e7\u0131\u011f\u0131n ve ona yak\u0131n \u015feyin &#8220;kit\u00e2b-\u0131 merkum&#8221; (m\u00fch\u00fcrl\u00fc kitap) olmas\u0131n\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131 da, o ameller onunla yaz\u0131ld\u0131ktan sonra o \u00e7irkin m\u00fcrekkep m\u00fch\u00fcrl\u00fc bir kitap olmu\u015ftur demek olur.<\/p>\n<p>Abduh, &#8220;k\u00f6t\u00fclerin amellerinin pisli\u011fini tasvir i\u00e7in &#8220;siccin&#8221; kelimesinde bal\u00e7\u0131\u011fa yak\u0131n adi bir m\u00e2n\u00e2 bulmak \u00fczere Habe\u015f&#8217;in \u0130nyubiyye l\u00fcgatindeki &#8220;sen\u00e7\u00fcne&#8221;ye kadar dola\u015fmak uzak olmaz&#8221; demi\u015f ise de bunun uzak bir zoraki m\u00e2n\u00e2 oldu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131r. Ger\u00e7i tefsirciler Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da bazan Habe\u015f l\u00fcgatine uygun d\u00fc\u015fen laf\u0131zlar bulundu\u011fundan bahsederler. Fakat Abduh, Yemen&#8217;de b\u00f6yle bir kullan\u0131m\u0131n bulundu\u011funu nakil ve tesbit etmemi\u015f, &#8220;olabilir&#8221; diye bir ihtimal ortaya koyarak pek dolamba\u00e7l\u0131 bir fikir y\u00fcr\u00fctm\u00fc\u015ft\u00fcr. Siccin lafz\u0131n\u0131n &#8220;sen\u00e7une&#8221; ile ilgisi de yak\u0131n de\u011fildir. Hem yabanc\u0131 bir kelime olsayd\u0131 \u00f6zel isim yap\u0131l\u0131nca tenvin almamas\u0131 gerekirdi. Soyut bir ihtimal \u00fczere y\u00fcr\u00fcnecek olunca bu zorlanmaya ne gerek vard\u0131. \u00c7\u00fcnk\u00fc Abduh&#8217;un d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fc m\u00e2n\u00e2 Arap\u00e7a olan &#8220;secc&#8221; maddesinden \u00e7\u0131kard\u0131. Sicc\u00een&#8217;in, secc k\u00f6k\u00fcnden t\u00fcretilmi\u015f &#8220;fi&#8217;l\u00een&#8221; kal\u0131b\u0131nda bir kelime olmas\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmek daha yak\u0131n bir ihtimal olurdu. Maksat g\u00fcnah ve k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerin i\u011fren\u00e7li\u011fini anlatarak ondan tiksindirmek oldu\u011funa g\u00f6re bu ihtimal ger\u00e7i etkili bir m\u00e2n\u00e2 olurdu. Fakat nakiller bunu nazar-\u0131 itibara almam\u0131\u015f ve &#8220;Sicin&#8221; maddesinden &#8220;fi&#8217;\u00eel&#8221; kal\u0131b\u0131nda bir kelime olmas\u0131n\u0131 do\u011fru bulmakla daha ince d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fc\u015ft\u00fcr.<\/p>\n<p>Netice olarak Siccin, maddesi itibar\u0131yla bir zindan, veya zindanc\u0131 veya zindanda hapsedilmi\u015f m\u00e2n\u00e2lar\u0131n\u0131 ifade eden bir kelime olmakla, k\u00f6t\u00fclerin yaz\u0131s\u0131na zarf yap\u0131lmas\u0131na en yak\u0131\u015fan m\u00e2n\u00e2da bir &#8220;zindan sicili&#8221; veya &#8220;sicil zindan\u0131&#8221; olmas\u0131d\u0131r. &#8220;Onlar\u0131n defterleri zindanc\u0131dad\u0131r&#8221; yani, &#8220;\u00e7ok \u015fiddetli bir zindanc\u0131ya teslim olunur&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na da gelebilir.<\/p>\n<p>Bunun sade ak\u0131l yoluyla bilinir \u015feylerden olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 anlatan \u015fu tefsir, bir zindanc\u0131 sicilinde olmas\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131nda a\u00e7\u0131kt\u0131r:<\/p>\n<p>8. Sana ne bildirdi? Yani bildin mi? Ak\u0131l yoluyla bilemedin de\u011fil mi? Nedir siccin?. Yahut hayret m\u00e2n\u00e2s\u0131 ifade etti\u011fine g\u00f6re: &#8220;Ne siccin!&#8221;, &#8220;ne yaman siccin!&#8221;<\/p>\n<p>9. Rakaml\u0131 ve m\u00fch\u00fcrl\u00fc bir kitap.<\/p>\n<p>Baz\u0131lar\u0131 bunun, siccin&#8217;den bedel oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Bu durumda, bununla sorunun cevab\u0131 verilmemi\u015f; &#8220;Siccin nedir? Kitab-\u0131 merkum nedir?&#8221; gibi soru tekrar edilmi\u015f, Siccin&#8217;in neden ibaret oldu\u011fu a\u00e7\u0131k\u00e7a tefsir edilmemi\u015f olur. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu \u015fekilde &#8220;kitab-\u0131 merkum&#8221; siccin&#8217;in tamam\u0131ndan bedel olmaktan ziyade, siccinde oldu\u011fu s\u00f6ylenen yaz\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131na yorumlanarak &#8220;bedel-i i\u015ftima&#8221; olur. Oysa yukar\u0131larda anlat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n \u00fcslubunda ge\u00e7mi\u015f zaman sigas\u0131 (kipi)yla yani &#8220;bildin mi sen?&#8221; denildi\u011fi zaman bu sorunun cevab\u0131 hep bildirilmi\u015ftir. Onun i\u00e7in bunun bedel de\u011fil, &#8220;O bir m\u00fch\u00fcrl\u00fc kitapt\u0131r.&#8221; \u015feklinde soruya cevap olarak Siccin&#8217;in tefsiri olmas\u0131 daha do\u011frudur.<\/p>\n<p>MERKUM, yaz\u0131lm\u0131\u015f veya rakamlanm\u0131\u015f demektir. Rakm ve terkim; yaz\u0131 yazmak ve yaz\u0131ya nokta ve hareke koyarak a\u00e7\u0131kl\u0131k getirmek ve i\u015faret koymak m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelir. Bu \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc m\u00e2n\u00e2 hepsine esas gibidir. Matematik i\u015fareti olan rakam da bundan al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Burada be\u015f m\u00e2n\u00e2 verilmi\u015ftir:<\/p>\n<p>Birincisi; &#8220;beyyin\u00fc&#8217;l-kit\u00e2be&#8221;, yani a\u00e7\u0131k, tam ve sa\u011flam yaz\u0131l\u0131, yanl\u0131\u015f ihtimali yok.<\/p>\n<p>\u0130kincisi; i\u015faretli, yani &#8220;gere\u011fince cehenneme&#8221; diye buyrultu i\u015fareti yaz\u0131lm\u0131\u015f.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc, t\u00fcccar\u0131n kuma\u015f\u0131na koydu\u011fu gibi i\u015faretli, kay\u0131tl\u0131.<\/p>\n<p>D\u00f6rd\u00fcnc\u00fcs\u00fc; mahkeme ve benzeri \u015feylerin belge ve defterlerinde oldu\u011fu gibi m\u00fch\u00fcrl\u00fc, damgal\u0131, \u00fcnvanl\u0131 ve resmile\u015ftirilmi\u015f.<\/p>\n<p>Be\u015fincisi; kuma\u015f\u0131n rakmesi, yani desen ve nak\u0131\u015flar\u0131 gibi \u00e7izilmi\u015f ve sabitle\u015ftirilmi\u015f silinmez bir kitap. &#8220;\u0130stif edilmi\u015f bal\u00e7\u0131ktan yap\u0131lm\u0131\u015f ve Rabbinin kat\u0131nda damgalanm\u0131\u015f.&#8221;(Hud, 11\/82, 83) \u00e2yetinin ifade etti\u011fi gibi &#8220;s\u0131ras\u0131yla tertip edilmi\u015f, rakam\u0131na g\u00f6re icra mevkiine konur, rakaml\u0131 bir kitap&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelme ihtimali de vard\u0131r.<\/p>\n<p>Bunlar\u0131n hepsi \u015fu m\u00e2n\u00e2da birle\u015fmi\u015f olur: \u015e\u00fcphe ve ku\u015fkudan uzak, bozma ve yak\u0131\u015ft\u0131rmadan kurtulmu\u015f, her g\u00f6renin anlayaca\u011f\u0131 \u015fekilde kendilerine verilecek olan kitaplar\u0131, yaz\u0131lar\u0131 b\u00f6yle sa\u011flam bir sicilde yaz\u0131l\u0131d\u0131r. Hi\u00e7 \u015fa\u015fmadan icra edilecektir.<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc Cerir Tefsiri&#8217;nde &#8220;Sicc\u00een&#8221;hakk\u0131nda iki hadis rivayet edilmi\u015ftir. Birisi Ebu Hureyre hadisidir. Resulullah (s.a.v) buyurdu ki: &#8220;Felak, cehennemde \u00f6rt\u00fcl\u00fc bir kuyudur. Amma Siccin a\u00e7\u0131kt\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>\u0130kinci hadis Ber\u00e2&#8217;dan rivayet edilmi\u015ftir. Bu hadis, Siccin&#8217;in &#8220;en a\u015fa\u011f\u0131da bulunan yer&#8221; olmas\u0131 hakk\u0131ndad\u0131r. &#8220;Cehennem Arz&#8217;\u0131n en a\u015fa\u011f\u0131s\u0131ndad\u0131r.&#8221; denildi\u011fine g\u00f6re, bunlar aras\u0131nda bir \u00e7eli\u015fki yok ise de \u0130bn\u00fc Cerir Ber\u00e2 hadisini tercih ederek siccin&#8217;in en a\u015fa\u011f\u0131da bulunan yer \u015feklindeki tefsirini kabul etmi\u015ftir. Bu hadisin me\u00e2li \u015fudur: Ber\u00e2 (r.a)&#8217;dan rivayet edilmi\u015ftir. Resulullah (s.a.v) g\u00fcnahk\u00e2r\u0131n nefsinin g\u00f6\u011fe \u00e7\u0131kar\u0131lmas\u0131n\u0131 anlatarak buyurdu ki: Onu \u00e7\u0131kar\u0131rlar. Onunla hangi melek toplulu\u011funa u\u011frasalar, melekler: &#8220;Bu pis ruh nedir?&#8221; derler. Onun d\u00fcnyada an\u0131ld\u0131\u011f\u0131 isimlerden en \u00e7irkini ile &#8220;f\u00fclan&#8221; derler. Nihayet d\u00fcnya semas\u0131na var\u0131rlar, a\u00e7\u0131lmas\u0131n\u0131 isterler ona a\u00e7\u0131lmaz. Sonra Resulullah (s.a.v): &#8220;Onlara g\u00f6klerin kap\u0131lar\u0131 elbette a\u00e7\u0131lmaz. Ve deve i\u011fnenin deli\u011finden ge\u00e7inceye kadar onlar cennete giremezler.&#8221;(A&#8217;r\u00e2f, 7\/40) \u00e2yetini okudu. Y\u00fcce Allah buyurur ki: &#8220;Onun kitab\u0131n\u0131 arz\u0131n en alt\u0131nda yaz\u0131n. En alt yerde, siccinde.&#8221;<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc Cerir bundan dolay\u0131 Siccin&#8217;in en alt yer oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015f ise de bu hadiste &#8220;siccin, en alt yerdir&#8221; denilmemi\u015f, &#8220;en alt yerdedir&#8221; denilmi\u015f. \u015eu halde en alt yer, &#8220;kitab-\u0131 merkum&#8221; diye tan\u0131t\u0131lan siccinin kendisi de\u011fil, yeridir. Siccin en a\u015fa\u011f\u0131 yerin en a\u015fa\u011f\u0131s\u0131ndad\u0131r. Dolay\u0131s\u0131yla hadis ile \u00e2yet aras\u0131nda bir \u00e7eli\u015fki yoktur. Zemah\u015fer\u00ee de &#8220;yedinci kat yerden at\u0131lm\u0131\u015f&#8221; demekle buna i\u015faret etmi\u015ftir. Baz\u0131 rivayetlerde en alt yerin alt\u0131n\u0131n, \u0130blis&#8217;in bulundu\u011fu s\u0131n\u0131r oldu\u011fu haber verilmi\u015ftir. Demek ki k\u00f6t\u00fclerin ruhu ve yaz\u0131s\u0131 oradad\u0131r.<\/p>\n<p>10. &#8220;O g\u00fcn yalanlayanlar\u0131n vay haline&#8221;. Bu, arada s\u00f6ylenen ba\u015flang\u0131\u00e7 c\u00fcmlesi, o m\u00fch\u00fcrl\u00fc kitab\u0131n etkili h\u00fckm\u00fcn\u00fc a\u00e7\u0131klama b\u00e2b\u0131nda Siccin&#8217;in \u015fiddetini, g\u00fcnah ve k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn esas\u0131n\u0131, kabirden kalk\u0131p Allah&#8217;\u0131n huzuruna gelme g\u00fcn\u00fcn\u00fcn deh\u015fetini hat\u0131rlatmaktad\u0131r. Bunu baz\u0131lar\u0131 do\u011frudan do\u011fruya &#8220;O g\u00fcn insanlar \u00e2lemlerin Rabbi i\u00e7in kalkacaklar.&#8221; \u00e2yetine ba\u011flay\u0131p bu aradakileri ara c\u00fcmlesi saym\u0131\u015f ise de &#8220;merkum&#8221; kelimesine ba\u011flanmas\u0131 daha \u00fcsluplu olur. Yani, &#8220;kitap m\u00fch\u00fcrl\u00fc ve i\u015faretli olur da ne olur?&#8221; denilirse, &#8220;vay haline, o g\u00fcn yalanlayanlar\u0131n!&#8221;<\/p>\n<p>O g\u00fcn o dirilme ve kalkma g\u00fcn\u00fcd\u00fcr. Burada &#8220;f\u00fccc\u00e2r&#8221; yerine &#8220;m\u00fckezzibin&#8221; denilmesi de f\u00fccurun asl\u0131nda yalanlama ve ink\u00e2r demek oldu\u011funa i\u015farettir. O kitab\u0131n h\u00fckm\u00fc de o g\u00fcn o yalanlay\u0131c\u0131lar hakk\u0131nda veyl&#8217;dir. Vay haline o g\u00fcn yalan diyenlerin, bu haberlere inanmayanlar\u0131n, yani<\/p>\n<p>11. O ceza g\u00fcn\u00fcne inanmay\u0131p da a\u00e7\u0131ktan a\u00e7\u0131\u011fa veya dolay\u0131s\u0131yla yalanlayanlar\u0131n,<\/p>\n<p>12. oysa o g\u00fcn\u00fc ba\u015fkas\u0131 yalanlamaz ancak her bir haddi a\u015fan, (g\u00fcnahk\u00e2r, yani hep haddini a\u015fk\u0131n, g\u00fcnaha d\u00fc\u015fk\u00fcn) kimseler yalanlar&#8221;. \u015eehvetlerine d\u00fc\u015fk\u00fcn, keyiflerince hareket ederek sonunu d\u00fc\u015f\u00fcnmeyip Allah&#8217;\u0131n ve kullar\u0131n\u0131n haklar\u0131na tecav\u00fcz etmeye al\u0131\u015fm\u0131\u015f olduklar\u0131ndan dolay\u0131 cezaya ve ceza g\u00fcn\u00fcne inanmak ho\u015flar\u0131na gitmedi\u011fi, ona inanmak keyiflerini ka\u00e7\u0131raca\u011f\u0131 i\u00e7in ancak onlar &#8220;o ceza g\u00fcn\u00fcn\u00fcn asl\u0131 yoktur&#8221; derler.<\/p>\n<p>13. Kendisine kar\u015f\u0131 \u00e2yetlerimiz okunurken, evvelkilerin uydurmalar\u0131 dedi. Bu \u015fahs\u0131n, baz\u0131lar\u0131 Velid b. Mu\u011fire, baz\u0131lar\u0131 da Nadr b. Haris oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. (En&#8217;\u00e2m, 6\/25. \u00e2yetin tefsirine bkz.)<\/p>\n<p>14. Kendisine kar\u015f\u0131 \u00e2yetlerimiz okunurken, evvelkilerin uydurmalar\u0131 dedi. Bu \u015fahs\u0131n, baz\u0131lar\u0131 Velid b. Mu\u011fire, baz\u0131lar\u0131 da Nadr b. Haris oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. (En&#8217;\u00e2m, 6\/25. \u00e2yetin tefsirine bkz.)<\/p>\n<p>15. Hay\u0131r hay\u0131r. Bu okunan \u00e2yetler evvelkilerin uydurmalar\u0131 de\u011fildir. Fakat, \u00f6yle diyenlerin kazan\u00e7lar\u0131, elde edip durduklar\u0131 ve k\u00e2r sand\u0131klar\u0131 g\u00fcnahlar kalplerinin \u00fczerine pas ba\u011flam\u0131\u015ft\u0131r. O kalpler, o g\u00fcnahlar\u0131 al\u0131\u015fkanl\u0131k haline getire getire, pas tutmu\u015f aynalar gibi k\u00f6rlenmi\u015f, kararm\u0131\u015ft\u0131r da art\u0131k duymaz ve g\u00f6stermez olmu\u015flard\u0131r. \u0130\u015fte onlar\u0131n \u00f6yle demelerinin ve yalanlamalar\u0131n\u0131n sebebi budur.<\/p>\n<p>\u0130mam Ahmed, Tirmiz\u00ee ve Hakim ikisi de sahih diyerek ve Nes\u00e2i, \u0130bn\u00fc M\u00e2ce, \u0130bn\u00fc Hibban ve daha ba\u015fkalar\u0131 Ebu Hureyre&#8217;den Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;in \u015f\u00f6yle buyurdu\u011funu rivayet etmi\u015flerdir: &#8220;Kul bir g\u00fcnah i\u015fledi\u011fi vakit kalbinde siyah bir nokta, bir leke yapar. E\u011fer tevbe edip vazge\u00e7er, ma\u011ffiret dilerse kalbi yine parlar. D\u00f6ner tekrar yaparsa, o leke artar, nihayet kalbini ele ge\u00e7irir. \u0130\u015fte Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n zikretti\u011fi &#8220;r\u00e2n&#8221; budur. &#8220;Hay\u0131r hay\u0131r, fakat onlar\u0131n kazand\u0131klar\u0131 kalpleri \u00fczerinde pas tutmu\u015ftur&#8221;. (Bakara S\u00fbresindeki &#8220;Allah onlar\u0131n kalplerini m\u00fch\u00fcr basm\u0131\u015ft\u0131r.&#8221; (Bakara, 2\/7) \u00e2yetinin tefsirine bkz.)<\/p>\n<p>RANE, reyn k\u00f6k\u00fcndendir. Reyn ve r\u00fcy\u00fcn, bir \u015feyin \u00fczerini pas bas\u0131p her taraf\u0131n\u0131n paslanmas\u0131d\u0131r. Bundan kalbe g\u00fcnah ve s\u0131k\u0131nt\u0131 basmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na da kullan\u0131l\u0131r olmu\u015ftur ki Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da kalp m\u00fch\u00fcrlenmek m\u00e2n\u00e2s\u0131na hatm ve tab&#8217; tabirleri de kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Burada okunurken l\u00e2m r\u00e2&#8217;ya idgam olunmamak i\u00e7in Hafs rivayetinde l\u00e2m&#8217;da hafif bir sekte yap\u0131larak okunur ki reyn&#8217;in m\u00e2n\u00e2s\u0131ndaki tutuklu\u011fa a\u00e7\u0131k bir i\u015faret olmu\u015f olur. Hay\u0131r hay\u0131r. Bu, \u00f6yle pas yapan, kalp k\u00f6rleten kazan\u00e7lardan sak\u0131nd\u0131rma ifade eder. Sebebi de \u00e7\u00fcnk\u00fc onlar\u0131n, o yalanlayanlar\u0131n, o kalk\u0131\u015f g\u00fcn\u00fc hak Rab&#8217;leriyle muhakkak aralar\u0131nda bir perde olur, yani \u00f6rt\u00fc ve perde arkas\u0131nda kal\u0131r, onu g\u00f6rmekten men edilir ve yoksun b\u0131rak\u0131l\u0131rlar. Art\u0131k kurtulu\u015f bulmalar\u0131na imkan ve ihtimal kalmaz.<\/p>\n<p>16. Sonra onlar muhakkak cehennem ate\u015fine yaslanacaklard\u0131r.<\/p>\n<p>17. Sonra denilecektir: Bu, i\u015fte o sizin yalan, masal diye yalanlay\u0131p durdu\u011funuz.<\/p>\n<p>18. &#8220;Hay\u0131r hay\u0131r&#8221;.<\/p>\n<p>Bu KELLA, ta yukar\u0131daki \u00e2yetinde ge\u00e7en kell\u00e2&#8217;ya benzer olarak \u00f6l\u00e7\u00fc ve tart\u0131da hile yapmaktan ve yalanlamaktan bir daha sak\u0131nd\u0131rmak s\u00fbretiyle iyilik ve hayra sevketmek \u00fczere kabirlerden kalk\u0131p Allah&#8217;\u0131n huzuruna \u00e7\u0131kma g\u00fcn\u00fcn\u00fcn di\u011fer bir y\u00fcz\u00fcn\u00fc hat\u0131rlatmaktad\u0131r. Yani \u00f6yle hile yapmay\u0131n, o \u00f6ld\u00fckten sonra dirilme ve kalkma g\u00fcn\u00fcn\u00fc yalanlayan k\u00f6t\u00fclerden olmay\u0131n, tevbe edip hay\u0131r ve iyilik yapmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131n. Sebebi \u00e7\u00fcnk\u00fc iyilerin, hay\u0131r ehli do\u011frular\u0131n kitab\u0131 muhakkak ki \u0130lliyyin&#8217;dedir.<\/p>\n<p>\u0130LL\u0130YY\u0130N, bu kelime hakk\u0131nda l\u00fcgat\u00e7ilerin ve tefsircilerin s\u00f6zleri vard\u0131r.<\/p>\n<p>L\u00fcgat\u00e7ilerden Ebu&#8217;-feth b. Cinn\u00ee \u015f\u00f6yle der: Bu kelime, ul\u00fcvv k\u00f6k\u00fcnden fi&#8217;\u00eel kal\u0131b\u0131nda &#8220;illiyy&#8221;in \u00e7o\u011fuludur. Asl\u0131 illiyy\u00fbndur. Zeccac da \u015f\u00f6yle der: Bu ismin irab\u0131 \u00e7o\u011ful irab\u0131 gibidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc lafz\u0131 \u00e7o\u011ful kal\u0131b\u0131 \u00fczeredir. K\u0131nnesr&#8217;den k\u0131nnesr\u00een gibidir.<\/p>\n<p>Tefsircilere gelince, tefsirlerde buna yedinci g\u00f6k denilmi\u015f, g\u00f6\u011f\u00fcn \u00fcst\u00fcnde Ar\u015f&#8217;\u0131n sa\u011f aya\u011f\u0131 denilmi\u015f, Sidre-i m\u00fcnteha denilmi\u015f. Ferra, &#8220;y\u00fcksekten y\u00fckse\u011fe nihayetsiz&#8221; demi\u015f;<\/p>\n<p>Zecc\u00e2c da, &#8220;yerlerin en y\u00fckse\u011fi&#8221; demi\u015ftir. Baz\u0131lar\u0131, &#8220;y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n ululuk ve y\u00fccelikle donatt\u0131\u011f\u0131 y\u00fcce mertebeler&#8221;, di\u011fer baz\u0131lar\u0131 da, &#8220;meleklerin amel defterlerinin bulundu\u011fu yer&#8221; demi\u015flerdir ki, \u00e7oklar\u0131 Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n biraz sonra gelecek olan bu kelime ile ilgili yapt\u0131\u011f\u0131 tan\u0131t\u0131m\u0131 g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fte buna uygun bularak, k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerin yaz\u0131ld\u0131\u011f\u0131 divan olan Siccin&#8217;in tam z\u0131dd\u0131, Allah&#8217;a yakla\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f, meleklerin \u015fahit olduklar\u0131 yer olan, hay\u0131rl\u0131 i\u015flerin yaz\u0131ld\u0131\u011f\u0131 divan\u0131n ismi oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Zira bunu tefsir i\u00e7in buyruluyor ki:<\/p>\n<p>19. Bildin mi sen, \u0130lliyyun nedir? Yahut, &#8220;ne illiyyun!&#8221;, &#8220;Ne yaman \u0130lliyyun!&#8221;<\/p>\n<p>20. yaz\u0131lm\u0131\u015f, m\u00fch\u00fcrlenmi\u015f bir kitap. Burada da yukar\u0131daki gibi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcls\u00fcn. Yani tam ve g\u00fczel yaz\u0131lm\u0131\u015f, yahut Allah taraf\u0131ndan \u00f6zel i\u015faretle imzalanm\u0131\u015f.<\/p>\n<p>21. \u00d6yleki Ona Allah&#8217;a yakla\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f melekler \u015fahit olurlar. Allah ile aralar\u0131nda perde olanlar de\u011fil, Allah&#8217;a yakla\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f olanlar ona \u015fahit olur, onlar g\u00f6r\u00fcr, onlar okurlar. Yahut yaz\u0131l\u0131\u015f\u0131na, korunu\u015funa, okunu\u015funa Allah&#8217;a yakla\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f melekler haz\u0131r olur ve m\u00e2n\u00e2s\u0131na onlar \u015fahitlik ederler. Ederler de ne olur?<\/p>\n<p>22. Ku\u015fkusuz iyiler bir nimet i\u00e7indedirler. K\u00f6t\u00fclerin Cehennem&#8217;e yaslanacaklar\u0131 g\u00fcn iyiler nimet i\u00e7inde bulunacaklar.<\/p>\n<p>23. Divanlar \u00fczerinde etrafa bakacaklar. Cennet&#8217;in diledikleri manzaralar\u0131na diledikleri gibi bakacaklar. D\u00fc\u015fmanlar\u0131 olan cehennem ehlinin hallerine de bakacaklard\u0131r ki, bu m\u00e2n\u00e2 s\u00fbrenin sonunda ayr\u0131ca anlat\u0131lacakt\u0131r.<\/p>\n<p>24. bakarlarken o nimetin par\u0131lt\u0131s\u0131n\u0131, o nimet ve mutluluk ne\u015fesinin parlakl\u0131\u011f\u0131n\u0131 y\u00fczlerinde tan\u0131rs\u0131n, yani her g\u00f6ren tan\u0131r. Ne\u015feli ve mutlu olduklar\u0131, iyi kullar olduklar\u0131 y\u00fczlerinden belli olur.<\/p>\n<p>25. Onlara saf bir i\u00e7ecekten i\u00e7irilir.<\/p>\n<p>RAH\u0130YK, hi\u00e7 kar\u0131\u015f\u0131\u011f\u0131 olmayan saf \u015farap, en eskisi, en ho\u015fu da denilmi\u015f ve hepsinin yak\u0131n m\u00e2n\u00e2lar oldu\u011fu s\u00f6ylenmi\u015ftir. &#8220;Kamus&#8221; m\u00fcterciminin ifadesine g\u00f6re, horoz g\u00f6z\u00fc gibi berrak olana denir ki buna &#8220;b\u00e2de-i n\u00e2b&#8221; yani, &#8220;h\u00e2lis, duru \u015farap&#8221; denilir, &#8220;Ruhak&#8221; da denilir. Burada &#8220;ne\u015fesi ve lezzeti \u00e7ok, sersemlik ve ba\u015f a\u011fr\u0131tma \u00f6zelli\u011fi yok, S\u00e2ff\u00e2t S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere, &#8220;Bembeyaz, i\u00e7enlere lezzet verir. Onda zararl\u0131 bir sonu\u00e7 da yok.&#8221;(S\u00e2ffat, 37\/46-47) diye nitelenen &#8220;beyaz \u015farap&#8221; \u015feklinde tefsir edilmi\u015ftir. Nitekim Muk\u00e2til, &#8220;beyaz \u015farap&#8221; demekle buna i\u015faret etmi\u015ftir. Muhammed S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;Takva sahiplerine vaad edilen cennetin durumu \u015fudur: Orada bozulmayan sudan \u0131rmaklar, tad\u0131 de\u011fi\u015fmeyen s\u00fctten \u0131rmaklar, i\u00e7enlere lezzet veren \u015faraptan \u0131rmaklar, s\u00e2fi s\u00fczme baldan \u0131rmaklar vard\u0131r.&#8221;(Muhammed, 47\/15) \u00e2yetinde nitelenen d\u00f6rt t\u00fcr cennet \u0131rma\u011f\u0131ndan biri de i\u00e7enlere s\u0131rf lezzet olan \u015farap \u0131rmaklar\u0131 oldu\u011fu anlat\u0131l\u0131rken bunlardan murad\u0131n, ne\u015fe ve lezzetin m\u00fckemmelli\u011fini anlatmak i\u00e7in temsili bir ifade oldu\u011fu da ba\u015ftaki tabiri ile anlat\u0131lm\u0131\u015f idi. Onun i\u00e7in bu gibi yerlerde o m\u00e2n\u00e2dan g\u00e2fil olmamak gerekir. (Buna dair \u0130nsan S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;Ku\u015fkusuz iyiler, dolgun bir kadehten i\u00e7erler.&#8221;(\u0130nsan, 76\/5) \u00e2yetinin tefsirinde s\u00f6z ge\u00e7mi\u015fti. Oraya bkz.)<\/p>\n<p>Hat\u00eeb, tefsirinde \u015f\u00f6yle der: Burada &#8220;rah\u00eek&#8221;, &#8220;\u0130\u00e7enlere lezzet veren \u015faraptan nehirler.&#8221; (Muhammed, 47\/15) buyrulan \u015farap \u0131rmaklar\u0131ndan ba\u015fka \u00f6zel bir \u015farap oldu\u011fu i\u00e7in \u015f\u00f6yle niteleniyor: ki m\u00fch\u00fcrl\u00fc, ancak i\u00e7ecek olanlar\u0131n yan\u0131nda a\u00e7\u0131l\u0131r. Kaplar\u0131 miskten m\u00fch\u00fcrle kapanm\u0131\u015f, gayet temiz ve nefis.<\/p>\n<p>26. Di\u011fer bir m\u00e2n\u00e2 ile, i\u00e7iminde bir sona eri\u015fi g\u00fczel bir nihayet olan bir \u015farap ki sonu misk; bitimi, kesimi misk; i\u00e7ildi\u011fi zaman sonu bir misk kokar. \u0130\u00e7ilirken tat alma lezzetinin m\u00fckemmelli\u011fini gidermemek i\u00e7in misk kokusu i\u00e7imin sonunda duyulmaya ba\u015flar. Bu hal hem o kokunun, hem de o i\u00e7kinin ho\u015f niteliklerinden birini te\u015fkil eder. \u0130\u00e7ildi\u011fi zaman sonsuz sefas\u0131ndan dolay\u0131 gerek i\u00e7enlerde ve gerek bulundu\u011fu kapta bir keder, bir tortu b\u0131rakmaz, yaln\u0131z bir misk kokusu b\u0131rak\u0131r.<\/p>\n<p>Bir de &#8220;h\u0131t\u00e2m,&#8221; &#8220;h\u00e2tem&#8221; gibi m\u00fch\u00fcr m\u00e2n\u00e2s\u0131na geldi\u011finden &#8220;onun h\u0131t\u00e2m\u0131 misktir&#8221; demek, m\u00fchr\u00fc misktir demek olabilir. K\u0131r\u00e2etlerin baz\u0131s\u0131nda ve okunmas\u0131 da bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 destekler. Bununla beraber bir \u015feyin m\u00fchr\u00fc onun sonu, nihayeti demek oldu\u011fundan kab\u0131na ve i\u00e7imine g\u00f6re yine zikredilen iki m\u00e2n\u00e2 ge\u00e7erlidir. Bu durumda da misk kokusu ondan ayr\u0131lmayan \u015feylerden olup, daha \u00e7ok sonunda ortaya \u00e7\u0131kar demek olur. Kesimi ve sonunun b\u00f6yle misk olmas\u0131 nihayetinde bir vuslat ne\u015fesinin bulunaca\u011f\u0131n\u0131 da koklatm\u0131\u015f olur ki y\u00fczlerde par\u0131ldayan o nimet parlakl\u0131\u011f\u0131 bu ne\u015fenin bir g\u00f6r\u00fcnt\u00fcs\u00fcd\u00fcr. \u0130\u015fte iyilere b\u00f6yle sonu misk olan \u00f6zel bir \u015farap sunulur.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte ancak onda. Bu c\u00fcmle, o saf \u015farab\u0131n nitelikleri aras\u0131nda ge\u00e7en bir ara c\u00fcmlesidir. Bundan sonraki niteliklerini a\u00e7\u0131klamaya ge\u00e7meden \u00f6nce, tam bu misk kokusunun duyuldu\u011fu anda ona imrendirecek s\u00fcratle bu konuda yar\u0131\u015fa te\u015fvik i\u00e7in araya sokulmu\u015ftur. &#8220;o&#8221;, i\u015faret ismi nimeti veya saf \u015farab\u0131 g\u00f6sterebilirse de \u015farab\u0131n nitelikleri aras\u0131nda s\u00f6ylendi\u011fi i\u00e7in \u015farab\u0131 g\u00f6stermesi nazma daha uygun; \u015farab\u0131n sonuna i\u015faret olmas\u0131 ise hem naz\u0131m hem m\u00e2n\u00e2ca daha uygundur. Zira saf \u015farab\u0131n kemalini g\u00f6steren sonu, metinde en son zikredilmi\u015f olmakla beraber ger\u00e7ekle\u015fme hususu uzak oldu\u011fu i\u00e7in &#8216;nin m\u00e2n\u00e2s\u0131na daha uygun d\u00fc\u015fmektedir. Bu zarf\u0131n fiilden \u00f6nce getirilmesi ise &#8220;ancak onda..&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade etmek i\u00e7indir. Yani d\u00fcnya \u015faraplar\u0131nda, lezzetlerinde de\u011fil, o g\u00fcn iyilere sunulacak olan bu sonu misk kokulu saf \u015farapta, \u00f6zellikle bu misk olan sonu elde etme hususunda yar\u0131\u015fs\u0131n, imrenme yar\u0131s\u0131na girsin. \u015eimdi birbirleriyle yar\u0131\u015fanlar. Bu d\u00fcnyada nefis \u015feyler elde etme yar\u0131\u015f\u0131 yap\u0131p imrenecek olanlar. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu misk olan sonu\u00e7, bu sonsuz ne\u015fe \u00f6yle enfes, \u00f6yle y\u00fcksektir ki as\u0131l yar\u0131\u015f\u0131 yap\u0131lacak \u015fey odur.<\/p>\n<p>M\u00dcNAFESE, ba\u015fkas\u0131nda g\u00f6r\u00fclen bir olgunlu\u011fa imrenip ona yeti\u015fmek veya daha ileri gitmek i\u00e7in nefislerin g\u00fczel \u015feylerde yar\u0131\u015fmas\u0131 duygusudur ki nefsin \u015ferefinden ve gayesinin y\u00fcceli\u011finden kaynaklan\u0131r. Haset ile aras\u0131ndaki fark a\u00e7\u0131kt\u0131r. Haset eden olgunluk ve kemale d\u00fc\u015fmand\u0131r. Haset etti\u011fi kimsenin zarar g\u00f6rmesinden, nimetinin yok olmas\u0131ndan memnun kal\u0131r. Burada s\u00f6z\u00fc edilen yar\u0131\u015fc\u0131 ise olgunlu\u011fa a\u015f\u0131kt\u0131r. O, kar\u015f\u0131s\u0131ndakinin a\u015fa\u011f\u0131 d\u00fc\u015fmesini de\u011fil, kendisinin daha ileri gitmesini ister. Bunda yar\u0131\u015fma ve m\u00fcsabaka ise, &#8220;\u00e7al\u0131\u015fanlar bunun i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015fs\u0131nlar.&#8221;(S\u00e2ffat, 37\/61) emri gere\u011fince iyi i\u015fte yar\u0131\u015f ile olur.<\/p>\n<p>27. Bunun kar\u0131\u015f\u0131m\u0131 da Tesnim&#8217;dendir. O saf \u015farap i\u00e7ilece\u011fi zaman, i\u00e7ine Tesnim&#8217;den de kat\u0131l\u0131r. Bununla kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131lan o \u015farap sadesinden daha nefis olur. \u00c7\u00fcnk\u00fc Tesnim daha y\u00fcksektir.<\/p>\n<p>TESN\u0130M, esasen h\u00f6rg\u00fc\u00e7leyerek yukar\u0131 \u00e7\u0131kartmak, y\u00fckseltmek m\u00e2n\u00e2s\u0131na mastar olup y\u00fckseklik m\u00e2n\u00e2s\u0131yla cennet \u00e7e\u015fmelerinden bir \u00e7e\u015fmenin ismidir. \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan rivayet edildi\u011fine g\u00f6re cennet i\u00e7kilerinin en y\u00fckse\u011fidir. Kelbi&#8217;den rivayet edildi\u011fine g\u00f6re cennettekilere \u00fcst taraflar\u0131ndan gelir. Denilmi\u015ftir k\u00ee: Havada y\u00fckseltilmi\u015f olarak ak\u0131p kaplar\u0131na yeteri kadar d\u00f6k\u00fcl\u00fcr. Onu y\u00fcksek olanlar i\u00e7er, i\u00e7enleri y\u00fckseltir.<\/p>\n<p>28. Nitekim \u015f\u00f6yle tefsir ediliyor: Bir p\u0131nar, bir \u00e7e\u015fme ki o Tesnim Allah&#8217;a yakla\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f olanlar onunla i\u00e7er yani aynen i\u00e7erler, sade o Tesmini i\u00e7er, i\u00e7me i\u015flerini onunla yaparlar. Allah&#8217;a yakla\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f kullar\u0131n derecesinde olmayan di\u011fer iyi kullara, amel defterleri sa\u011flar\u0131ndan verilen di\u011fer kullara ise kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131larak sunulur.<\/p>\n<p>Buradaki &#8216;ya birka\u00e7 \u015fekilde m\u00e2n\u00e2 verilmi\u015f ise de \u0130bn\u00fc Abbas Hazretleri demi\u015ftir ki: Cennettekilerin i\u00e7ti\u011fi i\u00e7kilerin en \u015fereflisi ve en g\u00fczeli Tesnim&#8217;dir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah&#8217;a yakla\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f kullar onu kat\u0131ks\u0131z olarak i\u00e7erler. Kitaplar\u0131 sa\u011flar\u0131ndan verilen iyi kullara ise i\u00e7ecekleri kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131larak sunulur.<\/p>\n<p>Demek ki &#8220;kar\u0131\u015f\u0131m\u0131 Tesnim&#8217;dendir&#8221; \u00e2yeti kitaplar\u0131 sa\u011f taraflar\u0131ndan verilen ebr\u00e2r (iyi, itaatli kullar) hakk\u0131ndad\u0131r. Bu \u00e2yeti de onlardan daha y\u00fcksek olan mukarreb\u00fbn (Allah&#8217;a yakla\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f kullar) hakk\u0131ndad\u0131r. \u00c2yetin bir y\u00fckselme ifade eden ak\u0131\u015f\u0131ndan da Tesnim&#8217;in o m\u00fch\u00fcrl\u00fc saf \u015faraptan daha \u00fcst\u00fcn ve g\u00fczel oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131r. Zira V\u00e2k\u0131a S\u00fbresi&#8217;nde m\u00fckellefler (y\u00fck\u00fcml\u00fc kullar) \u00fc\u00e7 s\u0131n\u0131fa ayr\u0131lm\u0131\u015f, &#8220;\u0130manda en ileri ge\u00e7enler de ileridedirler. \u0130\u015fte onlar Allah&#8217;a yakla\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f olanlard\u0131r.&#8221; (V\u00e2k\u0131a, 56\/10-11) buyrulmu\u015f oldu\u011fundan mukarrebun, Hakk&#8217;\u0131n huzurunda b\u00fct\u00fcn mertebelerin ilersinde bulunan birincilerdir. Yukar\u0131daki &#8220;Ona Allah&#8217;a yakla\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f olanlar \u015fahit olur.&#8221; \u00e2yetinden ve &#8220;\u0130yi kullar\u0131n yapt\u0131\u011f\u0131 iyilikler, Allah&#8217;a yakla\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f kullar\u0131n yapt\u0131\u011f\u0131 k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerdir.&#8221; me\u015fhur s\u00f6z\u00fcnden de anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere ebrar (iyi kullar), mukarreb\u00fbnun daha alt\u0131nda olarak V\u00e2k\u0131a S\u00fbresi&#8217;nde anlat\u0131lan &#8220;kitaplar\u0131 sa\u011f\u0131ndan verilenler&#8221; demek olur. Onun i\u00e7in &#8220;Kar\u0131\u015f\u0131m\u0131 Tesnim&#8217;dendir.&#8221; bunlar\u0131n i\u00e7ti\u011fi kar\u0131\u015f\u0131k \u015farab\u0131; da s\u0131rf Tesnim&#8217;in, mukarreb kullar\u0131n \u015farab\u0131 oldu\u011funu ifade etmi\u015f olur. O nedenle buna \u015fu m\u00e2n\u00e2lar\u0131 vermi\u015flerdir: S\u0131rf Tesnim&#8217;i Allah&#8217;a yakla\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f kullar i\u00e7er. Bu, onlar\u0131n \u015farab\u0131d\u0131r. Yahut onlar Tesnim ile kanar, onunla lezzet al\u0131rlar. Yahut &#8220;b\u00e2&#8221; &#8220;m\u00een&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na olarak &#8220;ondan i\u00e7erler, onunla kar\u0131\u015ft\u0131rarak o saf \u015farab\u0131 i\u00e7erler&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmak daha a\u00e7\u0131k gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcrse de bu durumda mukarreb\u00fbn ile ebr\u00e2r\u0131n dereceleri ay\u0131rt edilmemi\u015f ve Tesnim&#8217;in ni\u00e7in mukarreb kullar\u0131n \u015farab\u0131 oldu\u011fu a\u00e7\u0131kl\u0131\u011fa kavu\u015fmam\u0131\u015f olur. Yahut onun kar\u0131\u015f\u0131k olarak i\u00e7ilmesi daha mukarreblere \u00f6zel oldu\u011fu, bu surette de en \u00f6nde olan mukarrebler derecesine varm\u0131yan ebrar ondan i\u00e7emeyecekleri gibi, mukarreblerin de saf olarak de\u011fil, kar\u0131\u015f\u0131k olarak i\u00e7ebilecekleri s\u00f6ylenmi\u015f olur. Arada ge\u00e7en ve yar\u0131\u015fmay\u0131 emreden &#8220;yar\u0131\u015fanlar ancak onda yar\u0131\u015fs\u0131n&#8221; c\u00fcmlesiyle bunun bir m\u00fcnasebeti varsa da, &#8220;Bahr&#8221;de yaz\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere \u0130bn\u00fc Abbas gibi \u0130bn\u00fc Mesud&#8217;dan, Hasen&#8217;den, Ebu S\u00e2lih&#8217;den dahi &#8220;Mukarrebler onu sade olarak i\u00e7er ve ebrara kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131larak sunulur.&#8221; diye rivayet edilen m\u00e2n\u00e2 daha uygundur. \u00c7o\u011funlu\u011fun g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne g\u00f6re ebrar, kitaplar\u0131 sa\u011flar\u0131ndan verilenler; mukarreb\u00fbn ise, sabikun yani en \u00f6nde olanlard\u0131r. Bununla beraber baz\u0131lar\u0131, &#8220;Bu \u00e2yette ebrar ile mukarrebun bir m\u00e2n\u00e2yad\u0131r. Cennette nimet i\u00e7inde y\u00fczecek olanlara b\u00f6yle denilmi\u015ftir.&#8221; demi\u015fler ise de, burada da ebrar ile mukarrabun aras\u0131nda fark g\u00f6remeyenler \u00e2yetin zevkine erememi\u015fler demektir.<\/p>\n<p>Raz\u00ee, burada \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;\u0131n g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc naklettikten sonra \u015f\u00f6yle demi\u015ftir:<\/p>\n<p>Bana g\u00f6re bu, nehirlerin fazilette farkl\u0131 oldu\u011funu g\u00f6sterir. Demek ki Tesnim, cennet nehirlerinin en \u00fcst\u00fcn\u00fc; mukarrebun da cennettekilerin en \u00fcst\u00fcn\u00fcd\u00fcr. Ruh\u00e2n\u00ee cennette Tesnim, Allah&#8217;\u0131 tan\u0131ma ve onun y\u00fcce zat\u0131na bakma lezzetidir. Rahiyk de varl\u0131klar \u00e2lemini tetkik edip d\u00fc\u015f\u00fcnmekle sevinip ne\u015felenmektir. Mukarrebun Tesnim&#8217;den ba\u015fkas\u0131n\u0131 i\u00e7mezler, yani ancak Allah&#8217;\u0131n zat\u0131na bak\u0131p d\u00fc\u015f\u00fcnmekle me\u015fgul olurlar. Kitaplar\u0131 sa\u011flar\u0131ndan verilenlerin i\u00e7kileri ise kar\u0131\u015f\u0131k olur. Bak\u0131\u015flar\u0131 bazan Allah&#8217;a, bazan onun yarat\u0131klar\u0131na olur.<\/p>\n<p>Al\u0131\u015f-veri\u015fte hile yapmaktan yasaklama ve \u00f6ld\u00fckten sonra dirilme ve ceza g\u00fcn\u00fcne iman etmeye davet ak\u0131\u015f\u0131 i\u00e7inde su\u00e7lu olan k\u00f6t\u00fcler ve Allah&#8217;la aralar\u0131nda perde olanlar ile itaat ve ihsan ehli olan ebrar ve mukarrebinin, ahirette birinin Siccin&#8217;de, birinin \u0130lliyin&#8217;de olan yazg\u0131lar\u0131n\u0131 amellerine g\u00f6re tart\u0131p anlatt\u0131ktan sonra bunlar\u0131n d\u00fcnya ve ahirette birbirlerine kar\u015f\u0131 olan baz\u0131 hallerini de anlatmak \u00fczere buyruluyor ki:<\/p>\n<p>29. Ger\u00e7ekte o su\u00e7 i\u015fleyenler, yani o haddi a\u015fm\u0131\u015f olan g\u00fcnahk\u00e2r yalanc\u0131lar \u0130man edenlere g\u00fcl\u00fcyorlard\u0131&#8230;<\/p>\n<p>Mekke&#8217;de Ebu Cehil, Velid b. Mu\u011fire, As b. Vail ve benzeri Kurey\u015f m\u00fc\u015frikleri, Amm\u00e2r, S\u00fcheyb, Habb\u00e2b ve Bilal gibi fakir m\u00fcminlerle alay ediyorlard\u0131. \u00c2yetin ini\u015f sebebinin bu oldu\u011fu rivayet edilmi\u015ftir. Abduh bunu \u015f\u00f6yle ifade eder: Y\u00fcce Allah bu \u00e2leme Hz. Muhammed (s.a.v)&#8217;i Peygamber olarak g\u00f6ndermek suretiyle rahmet buyurdu\u011fu zaman kavmin ileri gelenleri ve tan\u0131nm\u0131\u015f \u015fahsiyetleri sap\u0131kl\u0131k i\u00e7inde ve kaba kuvvet g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcnde idi. Hak daveti gizli idi. Ona ancak Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;in sesi y\u00fckseliyordu. Sonra da nefsan\u00ee arzular\u0131 kalplerinde olan, hak yolunu silmemi\u015f bulunan ve ona &#8220;Lebbeyk&#8221; deyip davetini kabul eden zay\u0131flardan baz\u0131lar\u0131 da onu f\u0131s\u0131ld\u0131yor, \u00fcmit ettiklerine gizlice s\u00f6yl\u00fcyor ve korktuklar\u0131na ba\u011f\u0131ram\u0131yordu. Bilindi\u011fi gibi kendisini g\u00fc\u00e7l\u00fc ve kalabal\u0131k olmakla kuvvetli ve y\u00fcce sayanlar, kendi huy ve miza\u00e7lar\u0131na uymayan ve kuvvet ve say\u0131ca kendisinden zay\u0131f oldu\u011fu halde onu tan\u0131mad\u0131\u011f\u0131 bir \u015feye davet eden kimselere g\u00fclerler. \u0130\u015fte Ebu Cehil, Velid b. Mu\u011fire, As b. Vail ve benzeri Kurey\u015flilerin hali de b\u00f6yle idi. Bid&#8217;atin yayg\u0131nla\u015ft\u0131\u011f\u0131, f\u0131rkalar\u0131n \u00e7o\u011fald\u0131\u011f\u0131 ve bat\u0131l yollar i\u00e7inde hakk\u0131n gizli kald\u0131\u011f\u0131 ve dinin m\u00e2n\u00e2s\u0131 bilinmez oldu\u011fu ve ibarelerinden, \u00fcsluplar\u0131ndan ruhu at\u0131l\u0131p i\u00e7e uygun d\u00fc\u015fmeyen d\u0131\u015flar ve g\u00f6n\u00fclden izlenip takip edilmeyen hareketler, us\u00fcl ve \u00e2detler b\u0131rak\u0131ld\u0131\u011f\u0131 ve \u015fehvetler hakimiyeti ele ge\u00e7irip insanlarda yiyip i\u00e7mek, zinet ve l\u00fcks, mevki ve lakaplarla ilgili \u015feylerin d\u0131\u015f\u0131nda amele sevk ve te\u015fvik edecek ra\u011fbet kalmad\u0131\u011f\u0131, gayret ve \u00e7abalar yalanc\u0131 \u015fereflere tak\u0131ld\u0131\u011f\u0131 ve herkesin yapmad\u0131\u011f\u0131 \u015feylerle \u00f6v\u00fclmekten ho\u015fland\u0131\u011f\u0131 ve kendilerinde eksiklik olan kimseler bu eksikliklerini olgun ki\u015filerin de\u011ferini d\u00fc\u015f\u00fcrmek suretiyle tamamlamak istedikleri zamanlarda da hep b\u00f6yle olur. Hak sesi dinlemez, Hakk&#8217;a \u00e7a\u011f\u0131ranlarla alay eder ve k\u00fc\u00e7\u00fcmserler. Bu \u00e2yet-i kerimenin nass\u0131 da kendilerine uygun olur.<\/p>\n<p>30. Ve onlara u\u011frad\u0131klar\u0131nda m\u00fcminler o g\u00fcnahk\u00e2rlar\u0131n veya o g\u00fcnahk\u00e2rlar m\u00fcminlerin yanlar\u0131ndan ge\u00e7tiklerinde g\u00fcnahk\u00e2rlar birbirlerine gamzeleriyle, g\u00f6z u\u00e7lar\u0131yla i\u015faret ederlerdi.<\/p>\n<p>31. Ve g\u00fcnahk\u00e2rlar, bulunduklar\u0131 yerlerden evlerine ailelerine d\u00f6nd\u00fckleri zaman da zevklenerek, m\u00fcminlere yapt\u0131klar\u0131n\u0131 birbirlerine s\u00f6yleyip e\u011flenerek g\u00fcl\u00fc\u015fe g\u00fcl\u00fc\u015fe giderlerdi.<\/p>\n<p>FEK\u0130H\u0130N, mizahl\u0131 s\u00f6z, latife m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelen &#8220;f\u00fck\u00e2he&#8221;den t\u00fcremi\u015f olup &#8220;fekih&#8221; kelimesinin \u00e7o\u011fuludur.<\/p>\n<p>32. Ve m\u00fcminleri (uzaktan, yak\u0131ndan herhangi bir yerde) g\u00f6rd\u00fcklerinde de o g\u00fcnahk\u00e2r su\u00e7lular derlerdi: cidden bunlar ki bunlarla maksatlar\u0131 yaln\u0131z g\u00f6rd\u00fckleri de\u011fil genellikle b\u00fct\u00fcn m\u00fcminlerdir. Ku\u015fkusuz sap\u0131kl\u0131k i\u00e7indeler, yolunu kaybetmi\u015f \u015fa\u015fk\u0131n sap\u0131klar, yani g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde haz\u0131r d\u00fcnya nimetine, d\u00fcnya zevkine bakm\u0131yorlar da asl\u0131 var m\u0131, yok mu belli olmayan ahiret sevab\u0131na inanarak ak\u0131ls\u0131zl\u0131k ediyor, yanl\u0131\u015f yola gidiyorlar diye b\u00fct\u00fcn m\u00fcminlerin \u015fa\u015fk\u0131n ve sap\u0131k oldu\u011funa h\u00fckmediyorlard\u0131 ve bunu vurgulu ifadelerle kuvvetli kuvvetli s\u00f6yl\u00fcyorlard\u0131.<\/p>\n<p>33. Oysa b\u00f6yle diyen g\u00fcnahk\u00e2r su\u00e7lular o m\u00fcminlerin \u00fczerlerine Allah taraf\u0131ndan muhaf\u0131z g\u00f6nderilmemi\u015flerdir. Kendileri sonunu d\u00fc\u015f\u00fcnmeyerek g\u00fcnah i\u00e7inde yuvarlan\u0131rken onlara ac\u0131yorlarm\u0131\u015f gibi do\u011fru veya sap\u0131k yolda olduklar\u0131na hakemlik ve tan\u0131kl\u0131k etmeye haklar\u0131 yoktu.<\/p>\n<p>34. Bug\u00fcn de, yani o k\u00e2firlerin inanmad\u0131klar\u0131 bu \u00f6ld\u00fckten sonra dirilme, kalk\u0131\u015f ve ceza g\u00fcn\u00fc de iman edenler k\u00e2firlere g\u00fclecekler.<\/p>\n<p>35. O m\u00fcminler divanlar \u00fczerinde bakacaklar, (o k\u00e2firlerin, o kibir ve gururdan , o zevk ve e\u011flenceden sonra cezalar\u0131n\u0131 \u00e7ekmek \u00fczere cehenneme girdiklerini \u0130lliyyun sandalyelerinden, cennet koltuklar\u0131ndan seyrederek) g\u00fclecekler,<\/p>\n<p>36. Nas\u0131l? K\u00e2firlere ettiklerinin kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 verildi mi? Evet, hep ettiklerini buldular, cezalar\u0131n\u0131 \u00e7ektiler. M\u00fcminlerin o g\u00fcn k\u00e2firlere g\u00fclmesi, k\u00e2firlerin \u00f6nce onlara g\u00fclmelerinin kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>TESV\u0130B ve \u0130SABE, sevap vermek demektir. Sevap da asl\u0131nda &#8220;ceza&#8221; gibi, hay\u0131r veya \u015fer herhangi bir \u015feyin kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131d\u0131r. Daha sonra sevap, daha \u00e7ok hay\u0131rda kullan\u0131l\u0131r olmu\u015ftur. Nitekim dilimizde &#8220;ceza&#8221; da, yayg\u0131n olarak \u015ferde kullan\u0131lmaktad\u0131r. Burada tesvib, cezaland\u0131rmak m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Soru da, sorulan \u015feyin ger\u00e7ekle\u015fti\u011fini ifade i\u00e7in sorulan bir sorudur. Bunun sevab kelimesinin kullan\u0131larak sorulmas\u0131, k\u00e2firlerin alay ederek g\u00fclmelerine kar\u015f\u0131 bir alay ifade etmek \u00fczere &#8220;Onlar\u0131 elem verici bir azapla m\u00fcjdele.&#8221;(\u00c2l-i \u0130mran, 3\/21) kabilinden de olur.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>83-MUTAFF\u0130F\u0130N: S\u00fbresi, Mekke&#8217;de son inen s\u00fbredir. Hz. Peygamber (s.a.v) Medine&#8217;ye geldi\u011fi zaman Medine&#8217;lilerin \u00f6l\u00e7ekleri k\u00f6t\u00fc oldu\u011fundan dolay\u0131 d\u00fczeltilmesi i\u00e7in Medine&#8217;de ilk inen s\u00fbre oldu\u011fu da rivayet edilmi\u015ftir. Medine&#8217;ye varmadan \u00f6nce Mekke ile Medine aras\u0131nda indi\u011fi de s\u00f6ylenmi\u015ftir ki, o da Mekke&#8217;de inmi\u015f demektir. \u00c2yetleri : \u0130ttifakla otuzalt\u0131, Kelimeleri : Y\u00fczdoksan dokuz, Harfleri : Yediy\u00fczotuzdur. F\u00e2s\u0131las\u0131 &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":12158,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1068,1067,5030,5031,5219,5351,5222,5220,1583,5221,1582,1586],"class_list":["post-1784","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-83-mutaffifin","tag-83-mutaffifin-tefsiri","tag-elmalili","tag-elmalili-hamdi-yazir","tag-elmalili-tefsir-oku","tag-hak-dini-kuran-dili","tag-hak-dini-tefsiri","tag-hamdi-yazir-tefsir-oku","tag-kuran","tag-sure-tefsirleri","tag-tefsir","tag-tefsir-oku"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1784","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1784"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1784\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/12158"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1784"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1784"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1784"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}