{"id":1790,"date":"2010-11-18T21:30:54","date_gmt":"2010-11-18T21:30:54","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1790"},"modified":"2010-11-18T21:30:54","modified_gmt":"2010-11-18T21:30:54","slug":"80-abese-tefsiri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/80-abese-tefsiri\/","title":{"rendered":"80-ABESE SURES\u0130 HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130"},"content":{"rendered":"<p>80-ABESE:<\/p>\n<p>&#8220;y\u00fcz\u00fcn\u00fc ek\u015fitti&#8221; ve &#8220;d\u00f6nd\u00fc&#8221; fiillerindeki zamirlerin Resulullah (s.a.v)&#8217;\u0131n yerini tuttu\u011funu anlat\u0131r. Bu nazar-\u0131 itibara al\u0131nmad\u0131\u011f\u0131nda da bunun evvelki s\u00fbrenin sonundaki korkutma m\u00e2n\u00e2s\u0131yla mutlak \u015fekilde ilgilendirecek bir m\u00e2n\u00e2 irtibat\u0131 vard\u0131r. Orada ikinci \u015fah\u0131s zamiri olan &#8220;sen&#8221;den burada \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc \u015fah\u0131s zamirine ge\u00e7ilmesinde de iltifat sanat\u0131 vard\u0131r. Yani ikinci \u015fah\u0131stan \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc \u015fahsa d\u00f6n\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. Bu \u015fekilde korkutma ve \u00f6\u011f\u00fcd\u00fcn kimlere fayda verece\u011fi anlat\u0131l\u0131rken her \u015feyden \u00f6nce korkutucu ve uy a r\u0131c\u0131n\u0131n ise kendisinden ba\u015flamas\u0131 gerekti\u011fine de dikkat \u00e7ekilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>1- (Peygamber) Y\u00fcz\u00fcn\u00fc ek\u015fitti ve d\u00f6nd\u00fc.<\/p>\n<p>2- Kendisine \u00e2m\u00e2 geldi, diye.<\/p>\n<p>3- Ne bilirsin, belki o temizlenecek?<\/p>\n<p>4- Veya \u00f6\u011f\u00fct belleyecek de \u00f6\u011f\u00fct ona fayd a verecek.<\/p>\n<p>5- Ama buna ihtiya\u00e7 hissetmeyene gelince,<\/p>\n<p>6- Sen ona y\u00f6neliyorsun.<\/p>\n<p>7- Onun temizlenmemesinden sana ne?<\/p>\n<p>8- Ama sana can atarak gelen,<\/p>\n<p>9- Allah&#8217;tan korkarak gelmi\u015fken,<\/p>\n<p>10- Sen onunla ilgilenmiyorsun.<\/p>\n<p>11- Hay\u0131r hay\u0131r, sak\u0131n. \u00c7\u00fcnk\u00fc o Kur&#8217;\u00e2n bir \u00f6\u011f\u00fctt\u00fcr.<\/p>\n<p>12- Art\u0131k dileyen onu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr.<\/p>\n<p>13- O, de\u011ferli sahifelerdedir.<\/p>\n<p>14- Y\u00fcksek tutulan tertemiz sahifelerde.<\/p>\n<p>15- Yaz\u0131c\u0131lar\u0131n ellerindedir,<\/p>\n<p>16- De\u011ferli, iyi yaz\u0131c\u0131lar\u0131n.<\/p>\n<p>17- O kahrolas\u0131 insan, ne nank\u00f6r \u015fey.<\/p>\n<p>18- O yaratan onu hangi \u015feyden yaratt\u0131?<\/p>\n<p>19- Bir damla sudan, onu yaratt\u0131 da bi\u00e7ime koydu.<\/p>\n<p>20- Sonra ona yolunu kolayla\u015ft\u0131rd\u0131.<\/p>\n<p>21- Sonra onu \u00f6ld\u00fcrd\u00fc de kabre koydurdu.<\/p>\n<p>22- Sonra diledi\u011fi vakit onu tekrar diriltir.<\/p>\n<p>23- Hay\u0131r hay\u0131r, do\u011frusu o, hi\u00e7 Allah&#8217;\u0131n emrini tam yerine getirmedi,<\/p>\n<p>24- Bir de o insan yiyece\u011fine baks\u0131n.<\/p>\n<p>25- Biz o suyu bol bol d\u00f6kt\u00fck.<\/p>\n<p>26- Sonra topra\u011f\u0131 nas\u0131l da yard\u0131k.<\/p>\n<p>27- Bu suretle orada ekinler bitirdik.<\/p>\n<p>28- \u00dcz\u00fcmler, yoncalar,<\/p>\n<p>29- Zeytinlikler, hurmal\u0131klar,<\/p>\n<p>30- \u0130ri ve s\u0131k a\u011fa\u00e7l\u0131 bah\u00e7eler,<\/p>\n<p>31- Meyveler, \u00e7ay\u0131rlar bitirdik.<\/p>\n<p>32- Siz ve hayvanlar\u0131n\u0131z faydalans\u0131n diye.<\/p>\n<p>33- Kulaklar\u0131 sa\u011f\u0131r eden o g\u00fcr\u00fclt\u00fc geldi\u011finde,<\/p>\n<p>34- O g\u00fcn ki\u015fi ka\u00e7ar, karde\u015finden&#8230;<\/p>\n<p>35- Anas\u0131ndan , babas\u0131ndan..<\/p>\n<p>36- E\u015finden ve o\u011fullar\u0131ndan.<\/p>\n<p>37- Onlardan her birinin o g\u00fcn ba\u015f\u0131ndan a\u015fan i\u015fi vard\u0131r.<\/p>\n<p>38- Y\u00fczler var ki, o g\u00fcn par\u0131l par\u0131l,<\/p>\n<p>39- G\u00fcler, sevinir.<\/p>\n<p>40- Y\u00fczler de var ki, o g\u00fcn tozlanm\u0131\u015f,<\/p>\n<p>41- O nlar\u0131 karanl\u0131k b\u00fcr\u00fcm\u00fc\u015f,<\/p>\n<p>42- \u0130\u015fte onlard\u0131r k\u00e2firler, haktan sapanlar.<\/p>\n<p>&#8220;y\u00fcz\u00fcn\u00fc ek\u015fitti&#8221;.<\/p>\n<p>ABS ve UBUS, huzursuzluktan y\u00fcz burkulmak m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r ki, y\u00fcz ek\u015fimek, burun civrilmek, \u00e7ehre d\u00fcr\u00fclmek, tur\u015fu olma tabir edilir. K\u00e2mus \u015e\u00e2rihi&#8217;nin a\u00e7\u0131klamas\u0131na g\u00f6re m\u00fcteadd\u00ee (ge\u00e7i\u015fli) olarak da kullan\u0131l\u0131r ki, y\u00fcz ek\u015fitmek, surat etmek, surat asmak, \u00e7ehreyi d\u00fcrmek, ka\u015f\u0131n\u0131 \u00e7atmak, aln\u0131n\u0131 buru\u015fturmak deyimleri ile ifade edilir. L\u00e2z\u0131m (ge\u00e7i\u015fsiz) olarak denilir, &#8220;y\u00fcz\u00fc ek\u015fidi&#8221; demek olur. Ge\u00e7i\u015fli olarak da &#8221; v ech&#8221; kelimesinin nasb\u0131 ile, &#8220;y\u00fcz\u00fcn\u00fc ek\u015fitti&#8221; demek olur. Bizim buna ek\u015fime ve ek\u015fitme dememiz, pek ek\u015fi veya buruk bir \u015fey yenildi\u011fi zaman y\u00fcz\u00fc bu halde buru\u015fturmas\u0131 m\u00fcnasebetiyle olmal\u0131d\u0131r. \u00c7o\u011fu zaman &#8220;y\u00fcz\u00fc ek\u015fidi&#8221; denilirse de yerine g\u00f6re sadece &#8220;ek\u015f i di&#8221; denilmekle de ayn\u0131 m\u00e2n\u00e2 ifade edilir. &#8220;Falanca gelince falan kimse ek\u015fidi.&#8221; denilirse y\u00fcz\u00fc ek\u015fidi, onun gelmesinden ho\u015flanmad\u0131 demek oldu\u011fu bellidir. Burada da b\u00f6yle y\u00fcz zikredilmeden buyrulmu\u015ftur. Yani, ho\u015flanmad\u0131, ek\u015fidi.<\/p>\n<p>2. Ve d\u00f6nd\u00fc, y\u00fcz\u00fcn\u00fc \u00e7evirdi, \u00f6teye y\u00f6neldi,<\/p>\n<p>\u00c7\u00fcnk\u00fc ona \u00e2m\u00e2 geldi. \u00c2m\u00e2&#8217;n\u0131n gelmesinden ho\u015flanmad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in b\u00f6yle yapt\u0131.<\/p>\n<p>\u00d6zellikle \u00e2m\u00e2 s\u0131fat\u0131yla ifade, \u00e2m\u00e2n\u0131n mazeretini ve kendisinden y\u00fcz \u00e7evrilmeye de\u011fil, aksine kendisine y\u00f6nelmeye ve onu ir\u015fat etmeye \u00e7a\u011f\u0131ran zahiri ihtiyac\u0131n\u0131 g\u00f6stermek ve h\u00fckm\u00fc, ki\u015fisel olacak \u015fekilde b\u0131rakmay\u0131p m\u00e2n\u00e2y\u0131 genel olarak yol g\u00f6stermeye muhta\u00e7 \u00f6z\u00fcrl\u00fc ve ihtiya\u00e7 sahibi olanlar\u0131 i\u00e7ine alacak \u015fekilde genelle\u015ftirmek i\u00e7indir.<\/p>\n<p>Bu gibilere y\u00fcz ek\u015fitmek ve onlardan y\u00fcz \u00e7evirmenin do\u011fru olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klamak i\u00e7in \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc \u015fah\u0131sa yap\u0131lan sitemden ikinci \u015fahsa ve zahiri m\u00e2n\u00e2dan i\u00e7e ge\u00e7ilerek buyruluyor ki:<\/p>\n<p>3. Yani \u00e2m\u00e2y\u0131, sadece \u00e2m\u00e2 olmas\u0131 nedeniyle g\u00f6zetmek daha uygun ve do\u011fru iken ondan ho\u015flanmay\u0131p y\u00fcz \u00e7evirmek iyi olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, ey ondan y\u00fcz \u00e7eviren! Hem sen ne bilirsin, belki o ar\u0131nacak, g\u00fcnah kirlerinden temizlenecek,<\/p>\n<p>4. yahut \u00f6\u011f\u00fct alacak, ders al\u0131p \u00f6\u011f\u00fct belleyecek de o \u00f6\u011f\u00fct, (o senin belletece\u011fin Kur&#8217;\u00e2n, edece\u011fin vaaz ve nasihat) ona fayda verecektir. Yani hemen temizlenemese bile \u00f6\u011f\u00fct ala ala belleyecek, iyiyi k\u00f6t\u00fcy\u00fc \u00f6\u011frenecek ve yerine g\u00f6re hat\u0131rlay\u0131p gere\u011fince amel etmeye \u00e7al\u0131\u015farak bundan sonra olsun o sayede g\u00fcnahtan korunup sevap i\u015flemek suretiyle faydalanacakt\u0131r. Onun o k\u00f6r haliyle gelerek, &#8220;Ey Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc! Beni ir\u015fat et. Bana Kur&#8217;\u00e2n oku.&#8221; demesinde bu iki ihtimalden biri d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir ve umulabilirdi. Ya g\u00fcnah izlerinden bir \u015fey kalmayacak \u015fekilde tam anlam\u0131yla temizlenip feyiz almak veya \u00f6\u011f\u00fct ala ala ilerde faydas\u0131n\u0131 g\u00f6rmek. Bunlardan birincisi kem\u00e2l (olgunluk); ikincisi olgunlu\u011fa giden yola girmektir. Fakat sen bunu bilemedin de \u00f6yle yapt\u0131n.<\/p>\n<p>5. Ama ihtiya\u00e7 hisetmeyene gelince: \u0130nanmak, \u00f6\u011f\u00fct almak, zikir etmek ve temizlenmek ihtiyac\u0131n\u0131 duymayan, kendisini ihtiya\u00e7s\u0131z say\u0131p da senden ders almak istemeyen veya zengin, servet sahibi olan kimseye gelince \u00f6yle yapm\u0131yorsun da sen onun \u00fczerine d\u00fc\u015f\u00fcyorsun.<\/p>\n<p>Ebu Hayyan&#8217;\u0131n &#8220;Bahr&#8221;de a\u00e7\u0131klamas\u0131na g\u00f6re, TESADD\u00c2, &#8220;saded&#8221;den yahut &#8220;sad\u00e2&#8221; dan t\u00fcretilmi\u015f olabilir. Birincisine g\u00f6re m\u00e2n\u00e2s\u0131, sen onun sadedinde oluyorsun, ona y\u00f6nelip d\u00f6nerek ir\u015fat etmeye ve durumunu d\u00fczeltmeye u\u011fra\u015f\u0131yorsun, demek olur. \u0130kincisine g\u00f6re ise, sen ondan ses ve seda bekliyor, uzaktan uza\u011fa, da\u011fdan ta\u015ftan sesin yank\u0131 yapmas\u0131n\u0131 beklemek gibi sesinin ondan yank\u0131 yapmas\u0131n\u0131 g\u00f6zetiyor, ona \u00f6zeniyorsun demek olur.<\/p>\n<p>6. Ama ihtiya\u00e7 hisetmeyene gelince: \u0130nanmak, \u00f6\u011f\u00fct almak, zikir etmek ve temizlenmek ihtiyac\u0131n\u0131 duymayan, kendisini ihtiya\u00e7s\u0131z say\u0131p da senden ders almak istemeyen veya zengin, servet sahibi olan kimseye gelince \u00f6yle yapm\u0131yorsun da sen onun \u00fczerine d\u00fc\u015f\u00fcyorsun.<\/p>\n<p>Ebu Hayyan&#8217;\u0131n &#8220;Bahr&#8221;de a\u00e7\u0131klamas\u0131na g\u00f6re, TESADD\u00c2, &#8220;saded&#8221;den yahut &#8220;sad\u00e2&#8221; dan t\u00fcretilmi\u015f olabilir. Birincisine g\u00f6re m\u00e2n\u00e2s\u0131, sen onun sadedinde oluyorsun, ona y\u00f6nelip d\u00f6nerek ir\u015fat etmeye ve durumunu d\u00fczeltmeye u\u011fra\u015f\u0131yorsun, demek olur. \u0130kincisine g\u00f6re ise, sen ondan ses ve seda bekliyor, uzaktan uza\u011fa, da\u011fdan ta\u015ftan sesin yank\u0131 yapmas\u0131n\u0131 beklemek gibi sesinin ondan yank\u0131 yapmas\u0131n\u0131 g\u00f6zetiyor, ona \u00f6zeniyorsun demek olur.<\/p>\n<p>7. Oysa onun temizl enmemesinden sana ne? Senden ve Kur&#8217;\u00e2n&#8217;dan yararlanmak istemeyen o kendini ihtiya\u00e7s\u0131z sayan ki\u015finin temizlenmesinden, \u0130sl\u00e2m&#8217;a girmemesinden sana bir sorumluluk gelmez. Fakat ihtiyac\u0131 oldu\u011funu s\u00f6yleyen, \u00f6\u011frenmek isteyen bir m\u00fcsl\u00fcmandan y\u00fcz \u00e7evirmekte soru m luluk vard\u0131r. Yani inanmayanlar\u0131n, ihtiyac\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6yleyenlerin ir\u015fat edilmesi ve hallerinin d\u00fczeltilmesiyle de u\u011fra\u015fmak as\u0131l itibariyle yasaklanm\u0131\u015f de\u011fil,<\/p>\n<p>fakat ihtiyac\u0131 oldu\u011funu s\u00f6yleyip duran bir m\u00fcsl\u00fcmana ald\u0131rmay\u0131p da ihtiya\u00e7 hissetmeyenlere y\u00f6nelip \u00f6zenmek yasak. Onun i\u00e7in i\u015fin bu y\u00f6n\u00fc daha \u00e7ok a\u00e7\u0131kl\u0131\u011fa kavu\u015fturularak buyruluyor ki:<\/p>\n<p>8. \u00c2m\u00e2 sana ko\u015farak yani sende bulunan ilmi ve irfan\u0131, senden ir\u015fat al\u0131p do\u011fru yolu bulmay\u0131 isteme ve arama u\u011frunda sana can atarak, gayret ederek<\/p>\n<p>9. ve korkarak, yani bir kusur eder s\u00fcr\u00e7erim, bir g\u00fcnaha girerim diye Allah korkusu, Hak sayg\u0131s\u0131 ile gelen kimse ki o \u00e2m\u00e2 fakir b\u00f6yle bir \u015fevk ve sayg\u0131 i\u00e7inde bunlar\u0131 istemek \u00fczere gelmi\u015fti.<\/p>\n<p>10. Sen onunla ilgilenmiyorsun, anlamamazl\u0131ktan geliyor, ald\u0131rm\u0131yor, ihtiya\u00e7 hissetmeyenle u\u011fra\u015fmak gibi, buna g\u00f6re bo\u015f ve yarars\u0131z demek olan bir i\u015fe dal\u0131yorsun. Yani bu, g\u00f6zleri g\u00f6rmese de kula\u011f\u0131 ve kalp g\u00f6z\u00fc a\u00e7\u0131k, hidayet a\u015f\u0131\u011f\u0131 bir istekliyi b\u0131rak\u0131yorsun da bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman g\u00f6z\u00fc var g\u00f6r\u00fcnen, fakat kalp g\u00f6z\u00fc k\u00f6 r, hak s\u00f6z\u00fc dinlemek gibi bir derdi olmayan o kendini ihtiya\u00e7s\u0131z hisseden kimselerle, bo\u015funa u\u011fra\u015f\u0131yorsun.<\/p>\n<p>ve fiileri, m\u00e2zi (ge\u00e7mi\u015f zaman) de\u011fil, muzari (geni\u015f zaman)nin ikinci tekil \u015fahs\u0131d\u0131r. As\u0131llar\u0131 ve olup ba\u015flar\u0131ndaki &#8220;t\u00e2&#8221;lar hafiflik i\u00e7in d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr.<\/p>\n<p>11. Hay\u0131r hay\u0131r. Sak\u0131n \u00f6yle yapma, ko\u015fup sayg\u0131yla gelen istekliyi anlamamazl\u0131ktan gelip de o ihtiya\u00e7 hissetmeyenin \u00fczerine d\u00fc\u015fme. \u00c7\u00fcnk\u00fc o, birinin isteyip \u00f6b\u00fcr\u00fcn\u00fcn ihtiya\u00e7 duymad\u0131\u011f\u0131 o \u00f6\u011f\u00fct, yani o nasihatlar\u0131 kapsayan bu Kur&#8217;\u00e2n bir hat\u0131rlatmad\u0131r. Y\u00fcce Allah&#8217;\u0131 and\u0131rmak, hak ve vazifeyi d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcrmek, hayr\u0131 ve yarar\u0131 belletmek i\u00e7in bir \u00f6\u011f\u00fctt\u00fcr.<\/p>\n<p>12. Art\u0131k onu dileyen d\u00fc\u015f\u00fcns\u00fcn, dileyen bellesin, \u00e7\u00fcnk\u00fc yarar\u0131 ve zarar\u0131 as\u0131l kendine aittir. Bu c\u00fcmle, bir \u00f6nceki c\u00fcmlenin dalland\u0131r\u0131lmas\u0131 mahiyetinde bir ara c\u00fcmlesidir. Bu \u015fekilde &#8220;kim dilerse&#8221; demek, dileme i\u015finde ki\u015fiyi serbest b\u0131rakmak i\u00e7in de\u011fil, T\u00fcrk\u00e7e&#8217;de de mesela, &#8220;can\u0131 isteyen dinlesin&#8221; derken kastetti\u011fimiz m\u00e2n\u00e2 gibi bir korkutma ve tehdit mahiyetindedir.<\/p>\n<p>TEZK\u0130RE, esasen hat\u0131rlatmak, yani bir \u015feyi ana ana belletmek ve hat\u0131ra getirmek m\u00e2n\u00e2s\u0131na mastar olmakla beraber unutturmay\u0131p hat\u0131rlatmaya vesile olan &#8220;an\u0131ml\u0131k&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na hat\u0131rlat\u0131c\u0131, hat\u0131ra getirici gibi isim olarak kullan\u0131l\u0131r. Mesela, parma\u011fa ba\u011flanan bir iplik, unu t ulmay\u0131p kulakta k\u00fcpe olacak ibretli bir s\u00f6z, bir hat\u0131ra defteri hep birer tezkire oldu\u011fu gibi, bu \u015fekilde verilen \u00f6\u011f\u00fct, edilen vaaz ve nasihat, yaz\u0131lan bir eser, bir mektup ve kitaplar hep birer tezkiredir. Bunda esas itibariyle bilinen bir \u015feyi dalg\u0131nl\u0131k an\u0131nda hat\u0131ra getirip d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcrmek m\u00e2n\u00e2s\u0131 as\u0131l olmakla beraber, o \u015fekilde yeniden bir \u015fey haber vermek ve bildirmek, akla ve hat\u0131ra koyup belletmek m\u00e2n\u00e2s\u0131 da yok de\u011fildir. \u0130\u015fte Kur&#8217;\u00e2n,<\/p>\n<p>\u00e2yetleri, sahifeleri, s\u00fbreleri ve b\u00fct\u00fcn g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fc ile de Allah taraf\u0131ndan bir tezkiredir.<\/p>\n<p>13. Onun i\u00e7in bu tezkire ve \u00f6\u011f\u00fcd\u00fcn s\u0131fat\u0131 olmak \u00fczere buyruluyor ki: &#8220;O, k\u0131ymetli sahifelerdedir.&#8221;<\/p>\n<p>SUHUF, &#8220;Sahife&#8221;nin \u00e7o\u011fuludur. Sahife, yaz\u0131l\u0131 veya yaz\u0131lacak ka\u011f\u0131ttan, ka\u011f\u0131t tabakas\u0131ndan bir par\u00e7ad\u0131r ki bizim T\u00fcrk\u00e7e&#8217;de sahife dedi\u011fimiz &#8220;safha&#8221; dan daha genel m\u00e2n\u00e2da yaprak ve varak dedi\u011fimiz par\u00e7adan ibarettir. &#8220;Sahife&#8221;nin \u00e7o\u011fulu &#8220;sah\u00e2if&#8221; ve bir de k\u00fct\u00fcb (kitaplar) kal\u0131b\u0131nda &#8220;suhuf&#8221; gelir. Bu \u015fekilde sahife ve suhuf; mektuba, ris\u00e2le ve kitaba da denilir. Nitekim peygamberlere inmi\u015f olan kitaplara suhuf denilir.<\/p>\n<p>Mukaddimede ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere Kur&#8217;\u00e2n sahifelerinin bir arada toplan\u0131p \u015firazelenerek ciltlenmi\u015f oldu\u011fu kitaba da &#8220;Mushaf&#8221; denildi\u011fini biliyoruz. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n b\u00f6yle bir Mushaf&#8217;ta toplanmas\u0131 ilk \u00f6nce Hz. Ebu Bekir (r.a) zaman\u0131nda olmu\u015ftu. Ondan \u00f6nce ise Kur&#8217;\u00e2n ta Mekke&#8217;de ini\u015finden itibaren hem ezberlenmeye, hem yaz\u0131lmaya ba\u015flanm\u0131\u015f olmakla beraber her biri a\u011fa\u00e7tan, deriden, ta\u015ftan, kemikten yapraktan birer sayfa ve yass\u0131, d\u00fcz nesneler halinde yap\u0131lm\u0131\u015f ve d\u00fczeltilmi\u015f ayr\u0131 ayr\u0131 y\u00fczle r e, sahifelere yaz\u0131lm\u0131\u015f, \u00f6zenle zaptedilip korunmu\u015ftu. Bunlara Mushaf gibi hepsi bir ciltte olmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na suhuf denilemese de her biri bir sahife demek olaca\u011f\u0131ndan &#8220;da\u011f\u0131n\u0131k bir halde sahifeler&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na suhuf s\u00f6z\u00fc bunlar\u0131 da kapsar.<\/p>\n<p>Burada ilk akla ge len, suhuf&#8217;tan maksad\u0131n Kur&#8217;\u00e2n sahifeleri olmas\u0131d\u0131r ki bu sahifelerin, &#8220;N\u00fbn, Kalem&#8217;e ve yazd\u0131klar\u0131na andolsun.&#8221;(Kalem, 68\/1) \u00e2yetinde a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere y\u00fcce Kalem&#8217;in Levh-i Mahfuz&#8217;a yazd\u0131\u011f\u0131 sahifeleri, meleklerin Levh-i Mahfuz&#8217;dan yaz\u0131p alarak vahiy ile getirdikleri sahifeleri ve sonra Mushaf sahifelerini te\u015fkil eden genel m\u00e2n\u00e2da Kur&#8217;\u00e2n sahifelerini ifade etmi\u015f olmas\u0131 do\u011fru ve sahihtir. Bunun bazan Levh-i Mahfuz, bazan Levh-i Mahfuz&#8217;dan yaz\u0131l\u0131p al\u0131nan sahifelere ve bazan da m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n sahifeleri oldu\u011funa dair gelen rivayetler, sadece \u00f6yle oldu\u011fu \u015feklinde yorumlanmay\u0131p, konunun \u00e7e\u015fitli\u20acy\u00f6nlerini a\u00e7\u0131klamak i\u00e7in gelmi\u015f olsa gerektir. Bu \u015fekild\u20ac \u015fu zikrolunan niteliklerde Kur&#8217;\u00e2n yaz\u0131lan bu sahifelerde tan\u0131nmas\u0131 gereken vas\u0131flar\u0131 ve h\u00fck\u00fcmleri a\u00e7\u0131klamaktad\u0131 r. \u00d6yle sahifeler ki,<\/p>\n<p>14. De\u011ferli, y\u00fcce Allah kat\u0131nda \u015feref ve ikram ile se\u00e7kin k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f, h\u00fcrmet ve sayg\u0131 ile kabul edilip al\u0131nmas\u0131 gereken, sayg\u0131 de\u011fer, h\u00fcrmet edilen y\u00fcksek tutulmu\u015f, k\u0131ymeti y\u00fcce, yukar\u0131, el \u00fcst\u00fcnde tutulmas\u0131 gerekli. Bu nedenle mushaflar y\u00fcksek, h\u00fcrmetli yerlere konmal\u0131 ve okunur\u20acen belden yukar\u0131 tutulmal\u0131d\u0131r. Tertemiz. Madd\u00ee ve manev\u00ee kir bula\u015ft\u0131r\u0131lmaz, son derece temiz<\/p>\n<p>tut\u20aclmas\u0131na \u00f6zen g\u00f6sterilir, kirli, taharetsiz eller s\u00fcr\u00fclmez, tertemiz.<\/p>\n<p>15. K\u00e2tiplerin elleriyle veya ellerinde. Kelimesi, zarf-\u0131 m\u00fcstakar olarak &#8220;k\u00e2tiplerin el\u20acerindeki sahi\u20aceler&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u20ac suhuf&#8217;un bir ba\u015fka s\u0131fat\u0131 olabilece\u011fi gibi, &#8220;mutahhere&#8221; kelimesiyle alakal\u0131 bir zarf olarak &#8220;k\u00e2tiplerin elleriyle tertemiz yap\u0131lm\u0131\u015f&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131nda olmas\u0131 da d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebi lir.<\/p>\n<p>SEFERE, &#8220;Sfir&#8221;in \u00e7o\u011fuludur. K\u00e2tib&#8217;in \u00e7o\u011fulu ketebe geldi\u011fi gibi.<\/p>\n<p>Sfir, ketb (yazmak) kal\u0131b\u0131nda ve ayn\u0131 m\u00e2n\u00e2da yani, yaz\u0131 yazmak demek olan sefr&#8217;den t\u00fcremi\u015f olup k\u00e2tip, kitap yaz\u0131c\u0131, hattat m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelir. Nitekim bu k\u00f6kten sifr&#8217;in kitap demek oldu\u011fu &#8220;Kitaplar\u0131 ta\u015f\u0131yan&#8221;(Cum&#8217;a, 62\/5) \u00e2yetinin tefsirinde ge\u00e7mi\u015ftir.<\/p>\n<p>Bu maddenin asl\u0131 \u00f6rt\u00fcl\u00fc \u015feyi a\u00e7mak m\u00e2n\u00e2s\u0131na konulmu\u015f bulundu\u011fu ve yaz\u0131 yazmak da m\u00e2n\u00e2 ve maksad\u0131 bir nevi a\u00e7\u0131klamak ve izah etmek demek oldu\u011fu i\u00e7in yazmaya sefr, yazana sfir, yaz\u0131lan \u015feye de sifr denilmi\u015ftir. Sefr yine bu m\u00fcnasebetle s\u00fcp\u00fcrmek m\u00e2n\u00e2s\u0131na da gelmesi a\u00e7\u0131s\u0131ndan bundan, sfir, s\u00fcp\u00fcr\u00fcp temizleyici demek de olabilir.<\/p>\n<p>Bir yerden bir yere gitmek m\u00e2n\u00e2s\u0131na bildi\u011fimiz sefrden\u20acs\u00e2fir, yolcu veya seferber m\u00e2n\u00e2s\u0131na da gelirse de bunun \u00e7o\u011fulunda &#8220;sefere&#8221; denilmeyip &#8220;esfr&#8221; veya &#8220;s\u00fcffr&#8221; denilir. Sfir bir de &#8220;sefir&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelir ki iki topluluk aras\u0131ndaki so\u011fuklu\u011fun sebeplerini ortaya \u00e7\u0131kar\u0131p d\u00fczelten &#8220;el\u00e7i&#8221; demektir. Bunun mastar\u0131nda sefer&#8217;den \u00e7ok sif\u00e2ret ve sef\u00e2ret kullan\u0131 l \u0131r.<\/p>\n<p>\u015eu halde sahife&#8217;lere g\u00f6re sefere; yazan k\u00e2tipler veya getiren el\u00e7iler veya s\u00fcp\u00fcr\u00fcp temizleyen kitap bek\u00e7ileri, kitap\u00e7\u0131lar demek olabilir. \u00c7o\u011funlukla yaz\u0131c\u0131 veya el\u00e7i olan melekler m\u00e2n\u00e2s\u0131na tefsir edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Buhar\u00ee&#8217;de rivayet olunan tefsirler \u015f\u00f6yledir: Mutahhere, &#8220;Ona tertemiz olanlardan ba\u015fkas\u0131 el s\u00fcremez.&#8221;(V\u00e2k\u0131a, 56\/79) demektir. Ona ancak tertemiz olanlar dokunabilir ve onlar meleklerdir. Bu, &#8220;\u0130\u015f \u00e7evirenlere andolsun.&#8221; (N\u00e2zi\u00e2t, 79\/5) gibidir. Hem melekleri, hem sahifeleri tertemiz k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc sahifeler tertemiz yap\u0131l\u0131r. Bu nedenle sahifeleri ta\u015f\u0131yanlar da tertemiz k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f\u0131r: Sefere, meleklerdir. Tekili Sfir&#8217;dir &#8220;aralar\u0131n\u0131 d\u00fczelttim&#8221; demektir. Melekler Allah&#8217;\u0131n vahyi ile indiklerinde ve onu eda etme hususunda toplumun aras\u0131n\u0131 d\u00fczelten el\u00e7i gibi k\u0131l\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. \u0130bn\u00fc Abbas da: &#8220;Sefere, kitaplar\u0131 yazan k\u00e2tiplerdir.&#8221; demi\u015ftir.<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki burada \u00fc\u00e7 \u00f6nemli m\u00e2n\u00e2ya de\u011finilmi\u015ftir:<\/p>\n<p>\u00d6NCE, &#8220;Mutahher&#8221; kelimesi. Bu &#8220;ancak tertemiz melekler dokunabilir&#8221; demek olarak sahifeleri ta\u015f\u0131yanlar\u0131n da temiz k\u0131l\u0131nd\u0131\u011f\u0131na i\u015faret edilmesi onun mef&#8217;\u00fbl\u00fc (t\u00fcmleci) olan &#8220;k\u00e2tiplerin elleriyle&#8221;nin de onlar\u0131n ta\u015f\u0131y\u0131c\u0131lar\u0131 olan meleklerin elleri demek olaca\u011f\u0131na bir dikkat \u00e7ekme m\u00e2n\u00e2s\u0131 ta\u015f\u0131r ki, bunda sefere&#8217;nin, temizli\u011fi korumak i\u00e7in daima s\u00fcp\u00fcr\u00fcp te m izleyen ta\u015f\u0131y\u0131c\u0131lar, koruyucular m\u00e2n\u00e2s\u0131na bir i\u015faret vard\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130K\u0130NC\u0130 OLARAK, Sefere kelimesi. Sefere, el\u00e7iler m\u00e2n\u00e2s\u0131na olarak vahyi getiren melekler diye tefsir olunmu\u015f ve vahyi ta\u015f\u0131yanlar bu \u015fekilde izah edilmi\u015ftir ki bunda \u00f6nceki m\u00e2n\u00e2 da dahildir. Ancak \u00f6zel bir m\u00e2n\u00e2 ifade etme durumu vard\u0131r.<\/p>\n<p>SON OLARAK da, \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan nakledildi\u011fine g\u00f6re Sefere, &#8220;kitaplar\u0131 yazanlar&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r ki bu da ta\u015f\u0131y\u0131c\u0131lar\u0131 di\u011fer bir m\u00e2n\u00e2 ile tahsis olmakla beraber, bir ba\u015fka a\u00e7\u0131dan da genelle\u015ftirmektir.<\/p>\n<p>Bu k\u00e2t iplerden maksat nedir? Bundan ilk \u00f6nce &#8220;N\u00fbn, Kalem&#8217;e ve onlar\u0131n yazd\u0131klar\u0131na andolsun.&#8221;(Kalem, 68\/1) \u00e2yetinde ge\u00e7en kalem ile yazanlar akla gelir ki, bunlar Levh-i Mahfuz&#8217;u yazan Melekler ile Levh&#8217;ten il\u00e2h\u00ee kitaplar\u0131 emrolunan yerlere teslim etmek \u00fczere h ak yaz\u0131lar\u0131yla yazan melekleri, ayn\u0131 \u015fekilde kullar\u0131n amel defterlerini yazan melekleri kapsad\u0131\u011f\u0131 gibi bu kalemin, insanlar\u0131n kulland\u0131klar\u0131 kalemi kapsamas\u0131 halinde de Mushaf yazan hattatlar\u0131 kapsayarak onlar\u0131n vazife ve niteliklerini de bildirmi\u015f olur. B u nedenle genellikle tefsirciler sefere&#8217;nin sefr (yazmak) ve sef\u00e2ret (el\u00e7ilik yapmak)&#8217;ten olmak \u00fczere iki m\u00e2n\u00e2s\u0131 \u00fczerinde y\u00fcr\u00fcm\u00fc\u015fler, \u00e7oklar\u0131 bunlar\u0131n sadece melekler oldu\u011funu, baz\u0131lar\u0131 da peygamberler oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Katade&#8217;den gelen bir rivayet t e de &#8220;Kur&#8217;\u00e2n ehli&#8221; diye genelle\u015ftirilmi\u015ftir. Ger\u00e7i &#8220;el\u00e7ilik&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131nda; melekler, y\u00fcce Allah&#8217;tan peygamberlere vahiy getirmek itibariyle el\u00e7i durumunda olduklar\u0131 gibi, Peygamberler de \u00fcmmetlerine g\u00f6re el\u00e7i demek iseler de burada \u00f6zellikle Kur&#8217;\u00e2n sahifeler i anlat\u0131l\u0131rken gerek el\u00e7ilik gerek yaz\u0131c\u0131l\u0131k a\u00e7\u0131s\u0131ndan genel olarak bundan peygamberler m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 \u00e7\u0131karmak uzak olur. Bundan \u00f6zellikle Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n ini\u015finde ve korunmas\u0131nda, ilk ve son yaz\u0131l\u0131\u015f\u0131nda ve anla\u015f\u0131lmas\u0131nda hizmeti olan Kur&#8217;\u00e2n ta\u015f\u0131y\u0131c\u0131lar\u0131n\u0131n kastedilm i \u015f olmas\u0131 gerekir.<\/p>\n<p>16. Sefere maddesi esasen &#8220;a\u00e7mak&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na konulmu\u015f olmas\u0131 itibar\u0131yla sahifeleri getiren el\u00e7ilerin, yazan k\u00e2tiplerin ve yaz\u0131lar\u0131n\u0131 tertemiz muhafaza eden veya anlatan ve okuyanlar\u0131n hepsinin ellerini ihtimal \u00fczere de\u011fil, kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 al\u0131p verme suretiyle kapsayan bir m\u00e2n\u00e2 da anla\u015f\u0131labilir. Ancak unutulmamak<\/p>\n<p>gerekir ki bu sefere Onlar de\u011ferli ve takva sahibi s\u0131fatlar\u0131yla nitelenmi\u015ftir.<\/p>\n<p>K\u0130R\u00c2M, keramet veya kerem k\u00f6k\u00fcnden t\u00fcretilen &#8220;kerim&#8221;in \u00e7o\u011fuludur. De\u011fer vermek ve sayg\u0131 g\u00f6stermek m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelen keramet&#8217;ten oldu\u011funa g\u00f6re, y\u00fcce Allah kat\u0131nda de\u011fer verilen ve sayg\u0131 duyulanlar demek olur. L\u00fctuf ve ba\u011f\u0131\u015f m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelen kerem&#8217;den t\u00fcremi\u015f oldu\u011funa g\u00f6re de, m\u00fcminlere kar\u015f\u0131 iyiliksever ve \u015fefkatli, onlara s\u00f6yler ve onlar i\u00e7in ma\u011f firet talep ederler demek olur.<\/p>\n<p>BERARA, de ebr\u00e2r gibi berr&#8217;in veya b\u00e2rr&#8217;in \u00e7o\u011fuludur. Berr&#8217;in \u00e7o\u011fulu oldu\u011funa g\u00f6re, \u00e7ok hay\u0131r sahibi, b\u00e2rr&#8217;in \u00e7o\u011fulu oldu\u011funa g\u00f6re de s\u00f6z ve fiillerinde do\u011fru demek olur ki, ikisini de kapsamak \u00fczere &#8220;takva sahibi ki\u015filer&#8221; diye tefsir edilmi\u015ftir. Baz\u0131lar\u0131 demi\u015ftir ki: Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da ebr\u00e2r, \u00c2dem o\u011fullar\u0131ndan olanlar hakk\u0131nda; berara da melekler hakk\u0131nda kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Zira ebr\u00e2r, azl\u0131k bildiren bir \u00e7o\u011fuldur. \u0130nsano\u011fullar\u0131 i\u00e7inde takva sahipleri de azd\u0131r. Berara ise, \u00e7okluk b i ldiren bir \u00e7o\u011fuldur. Melekler de insano\u011flundan \u00e7ok oldu\u011fu gibi takval\u0131lar\u0131 da \u00e7oktur ve hatta hepsi takval\u0131d\u0131r, &#8220;Allah kendilerine ne emrettiyse kar\u015f\u0131 koymazlar ve her neye memur iseler yaparlar.&#8221;(Tahrim, 66\/6). Bunun i\u00e7in \u015feriat dilinde &#8220;sefere-i kir a m-\u0131 berara&#8221; (de\u011ferli ve takva sahibi el\u00e7iler), melekler olarak \u015f\u00f6hret bulmu\u015ftur. \u00c7\u00fcnk\u00fc Sefir ve Resul kelimelerinin ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131 el\u00e7i m\u00e2n\u00e2s\u0131, melaike kelimesinin de m\u00e2n\u00e2s\u0131d\u0131r. \u015eu halde bu vas\u0131f, ibaresinin ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131 m\u00e2n\u00e2 dolay\u0131s\u0131yla melekler hakk\u0131nda do\u011fruda n do\u011fruya nass, insanlardan bu nitelikleri ta\u015f\u0131yanlar hakk\u0131nda da dolayl\u0131 yoldan i\u015farettir. Buna i\u015faret i\u00e7indir ki, Buhar\u00ee&#8217;de bunun yukar\u0131daki gibi tefsiri yap\u0131ld\u0131ktan sonra Hz. Ai\u015fe&#8217;den \u015fu hadis rivayet edilmi\u015ftir:<\/p>\n<p>Hz. Peygamber (s.a.v) buyurdu ki: &#8221; Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 ezberleyerek okuyan\u0131n misali, s\u0131fat ve \u015fan\u0131 de\u011ferli ve takva sahibi el\u00e7ilerle beraberdir. Kendisine zor geldi\u011fi halde teahh\u00fcd edip \u00e7al\u0131\u015farak okuyan\u0131n misali ise, ona iki ecir vard\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>\u0130\u015fte bu Kur&#8217;\u00e2n, b\u00f6yle de\u011ferli ve takval\u0131 el\u00e7iler ellerinde \u00f6yle tertemiz, y\u00fckseltilmi\u015f, sayg\u0131 de\u011fer sahifeler i\u00e7inde bir \u00f6\u011f\u00fctt\u00fcr. Onun i\u00e7in bunu dileyen \u00f6\u011f\u00fct als\u0131n, dileyen d\u00fc\u015f\u00fcns\u00fcn, bellesin, amel etsin.<\/p>\n<p>Tezkire ve tezkir kelimelerinde yeni bir \u015fey telkin etme m\u00e2n\u00e2s\u0131 da bulunmakla<\/p>\n<p>beraber az \u00e7ok duyulmu\u015f bir \u015feyi hat\u0131rlatmakla d\u00fc\u015f\u00fcnme ve uyan\u0131kl\u0131\u011f\u0131 harekete ge\u00e7irmek ve bilinenden bilinmeyene do\u011fru hareket ve ge\u00e7i\u015fi h\u0131zland\u0131rmak m\u00e2n\u00e2s\u0131 esas oldu\u011fu i\u00e7in bu hat\u0131rlatmadan sonra insana Allah&#8217;\u0131n yaratma g\u00fcc\u00fcyle ahiretin korku ve deh\u015fetini duyurmak ve ona kar\u015f\u0131 g \u00f6rev ve kulluk duygusunu harekete ge\u00e7irerek iman ve \u0130sl\u00e2m ile temizlenme ve y\u00fccelme \u015fevkini uyand\u0131rmak ve bunlar\u0131n \u015fahitlerinin, insan\u0131n kendi yarat\u0131l\u0131\u015f ve tabiat\u0131nda toplanm\u0131\u015f olup ba\u015fkaca anla\u015f\u0131lmas\u0131 zor, uzun uzad\u0131ya kan\u0131tlamalara gerek olmaks\u0131z\u0131n sad e ce uyar\u0131 ve hat\u0131rlatma ile duyulabilecek hakikatlar oldu\u011funu anlatmak i\u00e7in insan yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131n geli\u015fme \u015feklinde herkesin duyabilece\u011fi en belirgin noktalar\u0131 hat\u0131rlatarak kendini ve yarat\u0131c\u0131y\u0131; ba\u015flang\u0131c\u0131n\u0131 ve sonunu d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcrmek \u00fczere buyruluyor ki:<\/p>\n<p>17. O kahrolas\u0131 insan ne nank\u00f6r \u015fey!, M\u00fcddessir&#8217;de de ge\u00e7ti\u011fi gibi Arap\u00e7a&#8217;da &#8220;kutile&#8221;, T\u00fcrk\u00e7e&#8217;de &#8220;kahrolas\u0131&#8221; tabiri gibi \u00f6fke ve yermeyi g\u00f6steren beddua suretinde k\u0131nama ve ay\u0131plamadan kinayedir. &#8220;\u00d6yle fena bir durumda bulunuyor ki, hayata hakk\u0131 kalmayacak derecede&#8221; demektir. nank\u00f6rl\u00fck m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelen &#8220;k\u00fcfran&#8221; k\u00f6k\u00fcnden t\u00fcretilmi\u015f hayret ifade eden bir fiil olup o bedduan\u0131n sebep ve kayna\u011f\u0131n\u0131 beyand\u0131r. Yani o \u00f6fke ve ay\u0131plaman\u0131n sebebi, insan\u0131n \u015f\u00fckredecek yerde hayret edilecek derecede nank\u00f6rl\u00fckte ileri g itmi\u015f olmas\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc nank\u00f6rl\u00fck etmek ahl\u00e2ks\u0131zl\u0131\u011f\u0131n en adisi oldu\u011fu gibi v\u00fccudunun ba\u015flang\u0131c\u0131ndan son an\u0131na kadar nail oldu\u011fu nimeti unutmak, nimeti verenden ve onun g\u00fcc\u00fcnden gafil olmak, hem de hat\u0131rlat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 halde nazar-\u0131 itibara almamak ku\u015fkusuz ki n a nk\u00f6rl\u00fc\u011f\u00fcn en hayret edilecek bi\u00e7imidir.<\/p>\n<p>18. Zira o yaratan, kendisine bu nimetleri veren onu hangi \u015feyden yaratt\u0131,<\/p>\n<p>19. bir nutfeden yaratt\u0131 da embriyon halinden do\u011fumuna kadar nice a\u015famalardan ge\u00e7irerek en g\u00fczel bi\u00e7ime koydu.<\/p>\n<p>20. Sonra yo lunu kolaylatt\u0131 ki bu da do\u011fumundan ak\u0131l ve fikrinin olgunla\u015fmas\u0131na kadar ge\u00e7irdi\u011fi a\u015famalar\u0131 kapsar.<\/p>\n<p>21. Sonra \u00f6ld\u00fcrd\u00fc de kabre g\u00f6md\u00fcrd\u00fc. \u00d6l\u00fcs\u00fcn\u00fcn a\u00e7\u0131kta b\u0131rak\u0131lmay\u0131p kabre g\u00f6m\u00fclmesini de emretti. \u0130nsan\u0131n dirisini de, \u00f6l\u00fcs\u00fcn\u00fc de sayg\u0131ya de\u011fer k\u0131ld\u0131 ki, bu da bir nimettir. O halde insan olan b\u00f6yle kendisine verilen nimete nank\u00f6rl\u00fck ederse, kendisiyle ayn\u0131 cinsten olanlar\u0131n hepsine k\u00f6t\u00fcl\u00fck etmi\u015f olmaz m\u0131? Halbuki o yarat\u0131c\u0131 bununla da kalmad\u0131.<\/p>\n<p>22. Sonra yaratan onu diledi\u011fi zaman yeni bir hayata da sevketti.<\/p>\n<p>\u0130N\u015eAR, daha \u00f6nceleri ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere diriltmektir. Yani \u00f6l\u00fcm\u00fcnden sonra da o kabirde \u00f6yle b\u0131rakacak de\u011fildir. Diledi\u011fi zaman onu \u00f6ld\u00fckten sonra diriltip yeniden hayat verecektir. Fakat bunun vakti belli de\u011fildir, diledi\u011fi zaman diriltecektir.<\/p>\n<p>23. &#8220;Hay\u0131r hay\u0131r&#8221;. Tefsircilerin \u00e7o\u011fu burada &#8220;kell\u00e2&#8221;n\u0131n, &#8220;ger\u00e7ekten&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Yani, do\u011frusu insan cinsi Allah&#8217;\u0131n emretti\u011fini hi\u00e7 tam olarak yapmad\u0131, \u015f\u00fckr\u00fcn\u00fc, kullu\u011funu tam yerine getirmedi.<\/p>\n<p>M\u00fccahid ve Kat\u00e2de&#8217;den nakledildi\u011fine g\u00f6re tefsirciler \u015f\u00f6yle der: Burada &#8216;dan maksat, Allah&#8217;\u0131n b\u00fct\u00fcn emrettikleridir. Yani y\u00fck\u00fcml\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn ba\u015flang\u0131c\u0131ndan kabre g\u00f6m\u00fcl\u00fcnceye kadar, yahut \u00c2dem&#8217;in yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131ndan bu zamana kadar bunca seneler, as\u0131rlar ge\u00e7mi\u015f oldu\u011fu halde insan cins i yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131ndan beklenen ve istenen olgunlu\u011fa ermedi. Allah&#8217;\u0131n emirlerini tamam\u0131yla yerine getirmedi. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u015f\u00fckredici kullar pek az &#8220;Kullar\u0131m i\u00e7inde \u015f\u00fckreden pek az.&#8221; (Sebe&#8217;, 34\/13) oldu\u011fu gibi bir t\u00fcr kusuru olmayan fert de yok gibidir. Kazada &#8220;tamamla m a&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131 bulundu\u011fu ve bir i\u015fin hen\u00fcz vuku bulmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ifade etti\u011fi i\u00e7in buradaki olumsuzlu\u011fun, tam olumsuzlukla hen\u00fcz tamamlanmad\u0131\u011f\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131nda oldu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131r. Ancak fiilinde gizli olan &#8220;o&#8221; zamiri, her ferdin de\u011fil de insan cinsinin yahut kendisini ihtiya\u00e7s\u0131z g\u00f6ren insan\u0131n yerini tutmas\u0131 itibariyle &#8220;kaziyye-i m\u00fchmele&#8221; alarak ref&#8217; edilmesi &#8220;tam olumluluk&#8221; mahiyetinde demektir. Onun i\u00e7in bu, ihlasl\u0131 kullar gibi baz\u0131 fertlerin g\u00f6revlerini yerine getirmi\u015f olmalar\u0131na engel olmazsa da, insan cinsinin, vaz i fesini tam olarak hi\u00e7 de yapmam\u0131\u015f oldu\u011funu ifade etmede nasst\u0131r. Onun i\u00e7in genel olarak insanl\u0131k daha \u00e7ok b\u00fcy\u00fck ilerleme ve olgunla\u015fmaya muhta\u00e7t\u0131r ki, bu m\u00e2n\u00e2 \u0130nsan s\u00fbresinde &#8220;Onu imtihan ederiz.&#8221; (\u0130nsan, 76\/2) kayd\u0131yla ifade edilmi\u015fti ve onun i\u00e7in Hz. Ebubekir &#8220;Ah ne olurdu o tamam olayd\u0131.&#8221; demi\u015fti.<\/p>\n<p>\u0130nsan, Allah&#8217;\u0131n iyi bir dirilmeye erdirmek i\u00e7in olan emirlerini tam yerine getirmemi\u015f oldu\u011funu \u00f6nce kendi yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131n nas\u0131l cereyan etmekte bulundu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcnerek anlas\u0131n.<\/p>\n<p>24. Bir de insan, yiyece\u011fine baks\u0131n. Yedi\u011fi nimetlerin de nas\u0131l bir kudret ve hikmet ile yava\u015f yava\u015f y\u00fckselerek yeti\u015ftirildi\u011fine baks\u0131n. B\u00f6ylece hem kendi i\u00e7inde hem de d\u0131\u015f\u0131nda olmak \u00fczere ne kadar nimet i\u00e7inde bulundu\u011funu ve onlar\u0131n hakk\u0131n\u0131 \u00f6deyerek yararlanmak i\u00e7in nas\u0131l \u00e7al\u0131\u015fmak gerekti\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcns\u00fcn.<\/p>\n<p>25. Evvela: O suyu biz bol bol d\u00f6kmekteyiz, yani yerk\u00fcrede maddi hayat i\u00e7in, gerekli olan yiyecekleri yeti\u015ftirmek i\u00e7in ilk sebep &#8220;Canl\u0131 olan her \u015feyi sudan yaratt\u0131k.&#8221;(Enbiya, 21\/30) \u00e2yetinin g\u00f6sterdi\u011fi gibi sudur. Bu ise her \u015feyden \u00f6nce Allah&#8217;\u0131n bir l\u00fctfudur.<\/p>\n<p>Suyu yarat\u0131p o ya\u011fmurlar\u0131 \u015far\u0131l \u015far\u0131l d\u00f6ken, ya\u011fd\u0131ran Allah&#8217;t\u0131r.<\/p>\n<p>26. Sonra da topra\u011f\u0131 g\u00fczelce biz yarmaktay\u0131z. Hacc s\u00fbresinde &#8220;Yery\u00fcz\u00fcn\u00fc s\u00f6nm\u00fc\u015f k\u00fcl halinde g\u00f6r\u00fcrs\u00fcn. Fakat biz ona suyu indirdi\u011fimizde harekete ge\u00e7er, kabar\u0131r.&#8221; (Hacc, 22\/5) buyruldu\u011fu gibi bu yarma, o s\u00f6n\u00fck kupkuru yerk\u00fcre, ya\u011fmurlar\u0131n inmesiyle harekete ge\u00e7ip kabarmaya, sonra \u00e7atlay\u0131p bitkiler \u00e7\u0131karmaya ba\u015flad\u0131\u011f\u0131 bir yarmad\u0131r ki bunu da yapan Allah&#8217;t\u0131r.<\/p>\n<p>27. Bu suretle o yerk\u00fcrede bitir mekteyiz: hububat, ve (bildi\u011finiz) \u00fcz\u00fcm ki yerk\u00fcrenin s\u00fcr\u00fcl\u00fc\u015f\u00fcnde, hububat ve ba\u011flar\u0131n bak\u0131m\u0131nda insanlar\u0131n \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131n\u0131n da bir k\u0131ymeti olmakla beraber o kara toprakta b\u00f6yle daneler, \u00fcz\u00fcmler yeti\u015ftirecek derecede kabarma ve olgunla\u015fma uyand\u0131ran h e p y\u00fcce Allah&#8217;t\u0131r, taze yonca veya sebze, zeytin ve hurma a\u011fa\u00e7lar\u0131, bah\u00e7eleri, girift a\u011fa\u00e7l\u0131. Bu kelime &#8220;galb\u00e2&#8221; kelimesinin \u00e7o\u011fuludur. Hadika-i galb\u00e2, a\u011fa\u00e7lar\u0131 iri boylu ve birbirine girift bah\u00e7e demektir. Bu kelimenin asl\u0131 &#8220;boyun&#8221;a s\u0131fat olmakt\u0131r. Boynu kal\u0131n adama a\u011fleb denilir.<\/p>\n<p>28. Bu suretle o yerk\u00fcrede bitirmekteyiz: hububat, ve (bildi\u011finiz) \u00fcz\u00fcm ki yerk\u00fcrenin s\u00fcr\u00fcl\u00fc\u015f\u00fcnde, hububat ve ba\u011flar\u0131n bak\u0131m\u0131nda insanlar\u0131n \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131n\u0131n da bir k\u0131ymeti olmakla beraber o kara toprakta b\u00f6yle daneler, \u00fcz\u00fcmler yeti\u015ftirecek derecede kabarma ve olgunla\u015fma uyand\u0131ran hep y\u00fcce Allah&#8217;t\u0131r, taze yonca veya sebze, zeytin ve hurma a\u011fa\u00e7lar\u0131, bah\u00e7eleri, girift a\u011fa\u00e7l\u0131. Bu kelime &#8220;galb\u00e2&#8221; kelimesinin \u00e7o\u011fuludur. Hadika-i galb\u00e2, a\u011fa\u00e7lar\u0131 iri boy l u ve birbirine girift bah\u00e7e demektir. Bu kelimenin asl\u0131 &#8220;boyun&#8221;a s\u0131fat olmakt\u0131r. Boynu kal\u0131n adama a\u011fleb denilir.<\/p>\n<p>29. Bu suretle o yerk\u00fcrede bitirmekteyiz: hububat, ve (bildi\u011finiz) \u00fcz\u00fcm ki yerk\u00fcrenin s\u00fcr\u00fcl\u00fc\u015f\u00fcnde, hububat ve ba\u011flar\u0131n bak\u0131m\u0131nda insanlar\u0131n \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131n\u0131n da bir k\u0131ymeti olmakla beraber o kara toprakta b\u00f6yle daneler, \u00fcz\u00fcmler yeti\u015ftirecek derecede kabarma ve olgunla\u015fma uyand\u0131ran hep y\u00fcce Allah&#8217;t\u0131r, taze yonca veya sebze, zeytin ve hurma a\u011fa\u00e7lar\u0131, bah\u00e7eleri, girift a\u011fa \u00e7 l\u0131. Bu kelime &#8220;galb\u00e2&#8221; kelimesinin \u00e7o\u011fuludur. Hadika-i galb\u00e2, a\u011fa\u00e7lar\u0131 iri boylu ve birbirine girift bah\u00e7e demektir. Bu kelimenin asl\u0131 &#8220;boyun&#8221;a s\u0131fat olmakt\u0131r. Boynu kal\u0131n adama a\u011fleb denilir.<\/p>\n<p>30. Bu suretle o yerk\u00fcrede bitirmekteyiz: hububat, ve (bildi\u011finiz) \u00fcz\u00fcm ki yerk\u00fcrenin s\u00fcr\u00fcl\u00fc\u015f\u00fcnde, hububat ve ba\u011flar\u0131n bak\u0131m\u0131nda insanlar\u0131n \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131n\u0131n da bir k\u0131ymeti olmakla beraber o kara toprakta b\u00f6yle daneler, \u00fcz\u00fcmler yeti\u015ftirecek derecede kabarma ve olgunla\u015fma uyand\u0131ran hep y\u00fcce Allah&#8217;t\u0131r, t aze yonca veya sebze, zeytin ve hurma a\u011fa\u00e7lar\u0131, bah\u00e7eleri, girift a\u011fa\u00e7l\u0131. Bu kelime &#8220;galb\u00e2&#8221; kelimesinin \u00e7o\u011fuludur. Hadika-i galb\u00e2, a\u011fa\u00e7lar\u0131 iri boylu ve birbirine girift bah\u00e7e demektir. Bu kelimenin asl\u0131 &#8220;boyun&#8221;a s\u0131fat olmakt\u0131r. Boynu kal\u0131n adama a \u011fleb denilir.<\/p>\n<p>31. Meyve (genellikle ya\u015f ve kuru meyvelere fakihe denir.) ve \u00e7ay\u0131rlar. Bu kelimenin \u00e7ay\u0131r ve otlak, sebze, hayvan yemi, \u00e7erez m\u00e2n\u00e2lar\u0131na geldi\u011fi s\u00f6ylenmi\u015ftir.<\/p>\n<p>&#8220;Misbah&#8221; yazar\u0131n\u0131n ve Ra\u011f\u0131b&#8217;\u0131n a\u00e7\u0131klanmas\u0131na g\u00f6re, bu kelime esasen haz\u0131rlanmak, haz\u0131rl\u0131kta bulunmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na konulmu\u015f olup yaz ve k\u0131\u015f i\u00e7in bi\u00e7me\u011fe ve hayvan g\u00fctmeye elveri\u015fli olmas\u0131 itibariyle ot ve otlak m\u00e2n\u00e2s\u0131na kullan\u0131lmas\u0131 bu k\u00f6kle ilgilidir. Saman ve kuru yemi\u015f i\u00e7in kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 da s\u00f6ylenmi\u015ftir. Bununla beraber Hz. Ebubekir ve Hz. \u00d6mer&#8217;den bunun hakk\u0131nda \u015f\u00f6yle iki rivayet vard\u0131r:<\/p>\n<p>Ebu Ubeyde &#8220;Fezail&#8221;inde ve Abd b.Humeyd \u0130brahim et-Teymi&#8217;den rivayet etmi\u015flerdir ki, Ebubekir es-S\u0131dd\u0131k&#8217;a, &#8220;ebb nedir?&#8221; diye soruldu\u011funda: Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131nda bilmedi\u011fim bir \u015fey hakk\u0131nda konu\u015facak olursam beni hangi g\u00f6k g\u00f6lgelendirir ve hangi yer bar\u0131nd\u0131r\u0131r?&#8221; demi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc Sa&#8217;d, Sa\u00eed b. Mansur, Abd b. Humeyd, \u0130bn\u00fc Cerir, \u0130bn\u00fc M\u00fcnzir, H\u00e2kim ve daha baz\u0131lar\u0131 Hz. Enes&#8217;ten rivayet etmi\u015flerdir ki: Hz. \u00d6mer minberde dan &#8216;e kadar okumu\u015f, &#8220;bunlar\u0131n hepsini biliyoruz, fakat ebb nedir?&#8221; demi\u015f ve sonra elindeki \u00e2s\u00e2y\u0131 k\u0131r\u0131p atarak demi\u015ftir ki: \u0130l\u00e2h\u00ee hayata yemin ederim ki bunu anlamaya \u00e7al\u0131\u015fmak bir zorlanma ve k\u00fclfettir. Ey \u00d6mer&#8217;in anas\u0131n\u0131n o\u011flu! Ebben&#8217;in ne oldu\u011funu bilmesen ne var? Bu k i taptan a\u00e7\u0131klananlar\u0131 aray\u0131n ve onunla amel edin. Bilemediklerinizi de Rabb\u0131na havale edin.&#8221;<\/p>\n<p>Zemah\u015fer\u00ee de \u015f\u00f6yle der: Hz. \u00d6mer&#8217;in bu s\u00f6z\u00fcnde Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n m\u00e2n\u00e2lar\u0131n\u0131 ara\u015ft\u0131rmay\u0131 ve m\u00fc\u015fk\u00fcllerini incelemeyi yasaklama var gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcrse de o bu kanaate varm\u0131\u015f de\u011fildir. Fakat onlar\u0131n en b\u00fcy\u00fck gayretleri amele y\u00f6nelik idi. Amel edilmeyecek bir \u015feyi bilmeye u\u011fra\u015fmak onlarca bir zorlanma ve k\u00fclfet idi. Onun i\u00e7in Hz. \u00d6mer \u015funu anlatmak istemi\u015ftir ki: \u00c2yetin ak\u0131\u015f\u0131, Allah&#8217;\u0131n insanlara verdi\u011fi yiyecekleri saymas\u0131 ve \u015f \u00fc kr\u00fcne davet esas\u0131 \u00fczerinedir. \u00c2yetin m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan ise &#8220;ebb&#8221;in, insana veya hayvanlar\u0131na, istifade etmesi i\u00e7in y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n bitirdi\u011fi bitkilerden bir \u015fey oldu\u011fu \u00f6zet olarak anla\u015f\u0131l\u0131yor. \u015eu halde burada m\u00fcminin as\u0131l \u00f6nemli g\u00f6revi, \u00f6zel ismi &#8220;ebb&#8221; olan otlar\u0131 n ne oldu\u011funu \u00f6\u011frenece\u011fim diye zorlanarak vakit ge\u00e7irmeyip, nimetlerden a\u00e7\u0131k olarak anlad\u0131klar\u0131n\u0131n \u015f\u00fckr\u00fcn\u00fc yerine getirme\u011fe giri\u015fmek ve onun ne oldu\u011fu ba\u015fka bir zaman ayd\u0131nlan\u0131ncaya kadar \u00f6zet olarak anlamakla yetinmektir.<\/p>\n<p>Biz bu rivayetlerden bu kelim ede dikkate de\u011fer \u00fc\u00e7 n\u00fckte anl\u0131yoruz:<\/p>\n<p>B\u0130R\u0130NC\u0130S\u0130, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da herkesin her zaman m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 kavrayamayaca\u011f\u0131 ve ancak k\u0131sa ve \u00f6zet bir m\u00e2n\u00e2 ile yetinilerek inan\u0131lmas\u0131 gereken ve zaman\u0131 geldik\u00e7e detaylar\u0131 ve yorumu a\u00e7\u0131kl\u0131k kazanacak olan m\u00fc\u015fkil ve m\u00fccmel kelime ve m\u00e2n\u00e2lar bulundu\u011fu.<\/p>\n<p>\u0130K\u0130NC\u0130S\u0130, kelimesinin \u00f6nceki s\u00fbredeki &#8220;Mer&#8217;\u00e2h\u00e2&#8221; (otla\u011f\u0131) (N\u00e2zi\u00e2t, 79\/31) m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmakla beraber &#8220;daha neler neler&#8221; gibi insan ve hayvanlar\u0131n yararlanabilece\u011fi ya\u015f ve kuru bir\u00e7ok bitkiyi kapsayan ve detayland\u0131r\u0131lmas\u0131 uzun uzun ara\u015ft\u0131rmalara ba\u011fl\u0131 \u00f6zet bir m\u00e2n\u00e2 ifade etti\u011fi.<\/p>\n<p>\u00dc\u00c7\u00dcNC\u00dcS\u00dc, bu kelimenin as\u0131l ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131nda haz\u0131rl\u0131k ve haz\u0131rlanma m\u00e2n\u00e2s\u0131 bulunmas\u0131 itibariyle \u00e2yetlerin ak\u0131\u015f\u0131na g\u00f6re ahiret hayat\u0131 i\u00e7inde b\u00f6yle yap\u0131lmas\u0131 gerekli bir\u00e7ok haz\u0131rl\u0131\u011fa ihtiya\u00e7 bulundu\u011funa bir i\u015faret olabilmesidir.<\/p>\n<p>32. Meyve (genellikle ya\u015f ve kuru meyvelere fakihe denir.) ve \u00e7ay\u0131rlar. Bu kelimenin \u00e7ay\u0131r ve otlak, sebze, hayvan yemi, \u00e7erez m\u00e2n\u00e2lar\u0131na geldi\u011fi s\u00f6ylenmi\u015ftir.<\/p>\n<p>&#8220;Misbah&#8221; yazar\u0131n\u0131n ve Ra\u011f\u0131b&#8217;\u0131n a\u00e7\u0131klanmas\u0131na g\u00f6re, bu kelime esasen haz\u0131rlanmak, haz\u0131rl\u0131kta bulunmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na konulmu\u015f olup yaz ve k\u0131\u015f i\u00e7in bi\u00e7me\u011fe ve hayvan g\u00fctmeye elveri\u015fli olmas\u0131 itibariyle ot ve otlak m\u00e2n\u00e2s\u0131na kullan\u0131lmas\u0131 bu k\u00f6kle ilgilidir. Saman ve kuru yemi\u015f i\u00e7in kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 da s\u00f6ylenmi\u015ftir. Bun u nla beraber Hz. Ebubekir ve Hz. \u00d6mer&#8217;den bunun hakk\u0131nda \u015f\u00f6yle iki rivayet vard\u0131r:<\/p>\n<p>Ebu Ubeyde &#8220;Fezail&#8221;inde ve Abd b.Humeyd \u0130brahim et-Teymi&#8217;den rivayet etmi\u015flerdir ki, Ebubekir es-S\u0131dd\u0131k&#8217;a, &#8220;ebb nedir?&#8221; diye soruldu\u011funda: Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131nda bilmedi\u011fim bir \u015fey hakk\u0131nda konu\u015facak olursam beni hangi g\u00f6k g\u00f6lgelendirir ve hangi yer bar\u0131nd\u0131r\u0131r?&#8221; demi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc Sa&#8217;d, Sa\u00eed b. Mansur, Abd b. Humeyd, \u0130bn\u00fc Cerir, \u0130bn\u00fc M\u00fcnzir, H\u00e2kim ve daha baz\u0131lar\u0131 Hz. Enes&#8217;ten rivayet etmi\u015flerdir ki: Hz. \u00d6mer minberde dan &#8216;e kadar okumu\u015f, &#8220;bunlar\u0131n hepsini biliyoruz, fakat ebb nedir?&#8221; demi\u015f ve sonra elindeki \u00e2s\u00e2y\u0131 k\u0131r\u0131p atarak demi\u015ftir ki: \u0130l\u00e2h\u00ee hayata yemin ederim ki bunu anlamaya \u00e7al\u0131\u015fmak bir zorlanma ve k\u00fclfettir. Ey \u00d6mer&#8217;in anas\u0131n\u0131n o\u011flu! Ebben&#8217;in ne oldu\u011funu bilmes e n ne var? Bu kitaptan a\u00e7\u0131klananlar\u0131 aray\u0131n ve onunla amel edin. Bilemediklerinizi de Rabb\u0131na havale edin.&#8221;<\/p>\n<p>Zemah\u015fer\u00ee de \u015f\u00f6yle der: Hz. \u00d6mer&#8217;in bu s\u00f6z\u00fcnde Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n m\u00e2n\u00e2lar\u0131n\u0131 ara\u015ft\u0131rmay\u0131 ve m\u00fc\u015fk\u00fcllerini incelemeyi yasaklama var gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcrse de o bu kanaate varm\u0131\u015f de\u011fildir. Fakat onlar\u0131n en b\u00fcy\u00fck gayretleri amele y\u00f6nelik idi. Amel edilmeyecek bir \u015feyi bilmeye u\u011fra\u015fmak onlarca bir zorlanma ve k\u00fclfet idi. Onun i\u00e7in Hz. \u00d6mer \u015funu anlatmak istemi\u015ftir ki: \u00c2yetin ak\u0131\u015f\u0131, Allah&#8217;\u0131n insanlara verdi\u011fi yiyecekle r i saymas\u0131 ve \u015f\u00fckr\u00fcne davet esas\u0131 \u00fczerinedir. \u00c2yetin m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan ise &#8220;ebb&#8221;in, insana veya hayvanlar\u0131na, istifade etmesi i\u00e7in y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n bitirdi\u011fi bitkilerden bir \u015fey oldu\u011fu \u00f6zet olarak anla\u015f\u0131l\u0131yor. \u015eu halde burada m\u00fcminin as\u0131l \u00f6nemli g\u00f6revi, \u00f6zel ismi &#8220;e b b&#8221; olan otlar\u0131n ne oldu\u011funu \u00f6\u011frenece\u011fim diye zorlanarak vakit ge\u00e7irmeyip, nimetlerden a\u00e7\u0131k olarak anlad\u0131klar\u0131n\u0131n \u015f\u00fckr\u00fcn\u00fc yerine getirme\u011fe giri\u015fmek ve onun ne oldu\u011fu ba\u015fka bir zaman ayd\u0131nlan\u0131ncaya kadar \u00f6zet olarak anlamakla yetinmektir.<\/p>\n<p>Biz bu rivayet lerden bu kelimede dikkate de\u011fer \u00fc\u00e7 n\u00fckte anl\u0131yoruz:<\/p>\n<p>B\u0130R\u0130NC\u0130S\u0130, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da herkesin her zaman m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 kavrayamayaca\u011f\u0131 ve ancak k\u0131sa ve \u00f6zet bir m\u00e2n\u00e2 ile yetinilerek inan\u0131lmas\u0131 gereken ve zaman\u0131 geldik\u00e7e detaylar\u0131 ve yorumu a\u00e7\u0131kl\u0131k kazanacak olan m\u00fc\u015fkil ve m\u00fccmel kelime ve m\u00e2n\u00e2lar bulundu\u011fu.<\/p>\n<p>\u0130K\u0130NC\u0130S\u0130, kelimesinin \u00f6nceki s\u00fbredeki &#8220;Mer&#8217;\u00e2h\u00e2&#8221; (otla\u011f\u0131) (N\u00e2zi\u00e2t, 79\/31) m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmakla beraber &#8220;daha neler neler&#8221; gibi insan ve hayvanlar\u0131n yararlanabilece\u011fi ya\u015f ve kuru bir\u00e7ok bitkiyi kapsayan ve detayland\u0131r\u0131lmas\u0131 uzun uzun ara\u015ft\u0131rmalara ba\u011fl\u0131 \u00f6zet bir m\u00e2n\u00e2 ifade etti\u011fi.<\/p>\n<p>\u00dc\u00c7\u00dcNC\u00dcS\u00dc, bu kelimenin as\u0131l ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131nda haz\u0131rl\u0131k ve haz\u0131rlanma m\u00e2n\u00e2s\u0131 bulunmas\u0131 itibariyle \u00e2yetlerin ak\u0131\u015f\u0131na g\u00f6re ahiret hayat\u0131 i\u00e7inde b\u00f6yle yap\u0131lmas\u0131 gerekli bir\u00e7ok haz\u0131rl\u0131\u011fa ihtiya\u00e7 bulundu\u011funa bir i\u015faret olabilmesidir.<\/p>\n<p>33. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;kulaklar\u0131 sa\u011f\u0131r eden g\u00fcr\u00fclt\u00fc geldi\u011finde&#8221;.<\/p>\n<p>S\u00c2HHA, t\u00e2mme gibi b\u00fcy\u00fck bela ve musibet m\u00e2n\u00e2s\u0131na olup ikinci \u00fcf\u00fcrme veya son \u00fcf\u00fcrme denilen K\u0131yamet sesleni\u015finin ismidir.<\/p>\n<p>Bu kelimenin as l\u0131 &#8220;sahh&#8221;tan t\u00fcretilmi\u015f olup bu \u015fekilde isimlendirilmesinde birka\u00e7 y\u00f6n zikredilmi\u015ftir:<\/p>\n<p>Sahh, demir ve ta\u015f gibi kat\u0131 ve pek bir \u015feyi, i\u00e7i bo\u015f olmayan yine \u00f6yle dolgun<\/p>\n<p>bir \u015feye \u00e7arpmakt\u0131r. Bundan s\u00e2hha \u015fiddetle \u00e7arpan demek olur. B\u00f6yle \u015fiddetle \u00e7arp\u0131lan kayan\u0131n \u00e7arp\u0131ld\u0131\u011f\u0131 s\u0131rada ses \u00e7\u0131karmas\u0131na da sahh ve o sese s\u00e2hha denilir. Bundan da s\u00e2hha, kuvvetli ses \u00e7\u0131karan, hayk\u0131ran demek olur. Bundan mecazi isnad suretiyle s\u00e2hha, \u00e7arp\u0131nca kula\u011f\u0131 sa\u011f\u0131r eden \u015fiddetli sese de denir ki, kula\u011fa \u00e7arp\u0131p sa\u011f\u0131r etmek m\u00e2 n \u00e2s\u0131na sahh&#8217;tan al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. denilir ki, &#8220;onlara kulaklar\u0131 \u00e7atlatacak bir sesle hayk\u0131rd\u0131&#8221; demektir. \u015eiddetli bela ve musibete s\u00e2hha denilmesi de bundand\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc kula\u011f\u0131 sa\u011f\u0131r edecek derecede \u00e7arpan \u015fiddetli hayk\u0131rman\u0131n iki \u00f6zelli\u011fi vard\u0131r:<\/p>\n<p>B\u0130R\u0130NC\u0130S\u0130, her \u015feyden \u00f6nce \u015fiddetle \u00e7arp\u0131p kendisini i\u015fittirme \u00f6zelli\u011fidir.<\/p>\n<p>\u0130K\u0130NC\u0130S\u0130 de \u015fiddetinden dolay\u0131 kendisinden ba\u015fkas\u0131n\u0131 i\u015fittirmeyecek \u015fekilde kula\u011f\u0131 sa\u011f\u0131r etmesidir. \u0130\u015fte b\u00fcy\u00fck, \u015fiddetli bela ve musibetler de b\u00f6yle yaln\u0131z kendisini i\u015fittirip ba\u015fka \u015feyleri duymayacak bir halde kulaklar\u0131 sa\u011f\u0131r gibi etti\u011fi i\u00e7in s\u00e2hha denilmi\u015f; k\u0131yamet hayk\u0131r\u0131\u015f\u0131 da d\u00fcnyadan sa\u011f\u0131r edip ahiret i\u015flerini dinleten en \u015fiddetli bir bela olmas\u0131 nedeniyle bu isim ile isimlendirilmi\u015ftir ki etkisinin \u015fiddetini ifade eden e\u015fsiz bir b elagatt\u0131r. Bu m\u00e2n\u00e2, \u00e7arpmak ve sa\u011f\u0131r etmek m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131n gere\u011fi olan bir mecazd\u0131r. Zemah\u015fer\u00ee de \u015f\u00f6yle demi\u015ftir: Sahh, iyice kulak verip dinlemek m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelir. \u0130srafil&#8217;in \u00fcf\u00fcrmesine s\u00e2hha denilmesi de insanlar\u0131n onu dinleyip kulak vermeleri sebebiyle mecazd\u0131r. Yani, dinleyen insanlar iken, a\u015f\u0131r\u0131l\u0131k ifade etmesi i\u00e7in kendisine &#8220;dinleyen&#8221; denilmi\u015ftir. Bu \u015fekilde izahta s\u00e2hha&#8217;n\u0131n dinlenilmesi \u00f6zelli\u011fine, \u00f6b\u00fcr\u00fcnde ise ba\u015fkas\u0131n\u0131 duyurmayacak \u015fekilde kendini dinletmesi \u00f6zelli\u011fine fazlaca dikkat \u00e7ekilmektedir. \u0130kisi de \u015fiddetle beraber bulunurlar.<\/p>\n<p>34. Bunun \u015fu \u015fekilde izah\u0131 evvelki yoruma daha yak\u0131nd\u0131r: &#8220;O g\u00fcn ki\u015fi ka\u00e7ar&#8221;. Bu, s\u00e2hha&#8217;dan bedel olarak onun \u015fiddetini izah etmektedir.<\/p>\n<p>&#8220;Karde\u015finden, anas\u0131ndan, babas\u0131ndan, e\u015finden ve o\u011fullar\u0131ndan&#8221;. Burada karde\u015ften ba\u015fl\u0131yarak yak\u0131nl\u0131k ve sevginin derecelerine g\u00f6re ka\u00e7\u0131\u015fta bir geli\u015fme \u00fcslubu vard\u0131r. Yani akraba ve yak\u0131nlar i\u00e7erisinde karde\u015f en yararl\u0131kl\u0131, en yak\u0131n ve en sevgili; ana-baba daha yak\u0131n daha sevgili; arkada\u015f, yani e\u015f olan zevce ve \u00e7ocuklar daha y a k\u0131n ve daha sevgili oldu\u011funa i\u015faret ile beraber o g\u00fcn derece derece bunlar\u0131n hepsinden ka\u00e7\u0131laca\u011f\u0131 anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r ki \u015f\u00f6yle denilmek gibidir: O g\u00fcn ki\u015fi, ba\u015fkalar\u0131 \u015f\u00f6yle dursun karde\u015finden, hatta anas\u0131ndan babas\u0131ndan, hatta y\u00e2ri olan e\u015finden ve \u00e7ocuklar\u0131ndan ka\u00e7ar.<\/p>\n<p>35. Bunun \u015fu \u015fekilde izah\u0131 evvelki yoruma daha yak\u0131nd\u0131r: &#8220;O g\u00fcn ki\u015fi ka\u00e7ar&#8221;. Bu, s\u00e2hha&#8217;dan bedel olarak onun \u015fiddetini izah etmektedir.<\/p>\n<p>&#8220;Karde\u015finden, anas\u0131ndan, babas\u0131ndan, e\u015finden ve o\u011fullar\u0131ndan&#8221;. Burada karde\u015ften ba\u015fl\u0131yarak yak\u0131nl\u0131k ve sevginin derecelerine g\u00f6re ka\u00e7\u0131\u015fta bir geli\u015fme \u00fcslubu vard\u0131r. Yani akraba ve yak\u0131nlar i\u00e7erisinde karde\u015f en yararl\u0131kl\u0131, en yak\u0131n ve en sevgili; ana-baba daha yak\u0131n daha sevgili; arkada\u015f, yani e\u015f olan zevce ve \u00e7ocuklar daha yak\u0131n ve daha sevgili oldu\u011funa i\u015faret ile beraber o g\u00fcn derece derece bunlar\u0131n hepsinden ka\u00e7\u0131laca\u011f\u0131 anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r ki \u015f\u00f6yle denilmek gibidir: O g\u00fcn ki\u015fi, ba\u015fkalar\u0131 \u015f\u00f6yle dursun karde\u015finden, hatta anas\u0131ndan babas\u0131ndan, hatta y\u00e2ri olan e\u015finden ve \u00e7ocuklar\u0131ndan ka\u00e7ar.<\/p>\n<p>36. Bunun \u015fu \u015fekilde izah\u0131 evvelki yoruma daha yak\u0131nd\u0131r: &#8220;O g\u00fcn ki\u015fi ka\u00e7ar&#8221;. Bu, s\u00e2hha&#8217;dan bedel olarak onun \u015fiddetini izah etmektedir.<\/p>\n<p>&#8220;Karde\u015finden, anas\u0131ndan, babas\u0131ndan, e\u015finden ve o\u011fullar\u0131ndan&#8221;. Burada karde\u015ften ba\u015fl\u0131yarak yak\u0131nl\u0131k ve sevginin derecelerine g\u00f6re ka\u00e7\u0131\u015fta bir geli\u015fme \u00fcslubu vard\u0131r. Yani akraba ve yak\u0131nlar i\u00e7erisinde karde\u015f en yararl\u0131kl\u0131, en yak\u0131n ve en sevgili; ana-baba daha yak\u0131n daha sevgili; arkada\u015f, yani e\u015f olan zevce ve \u00e7ocuklar daha yak\u0131n ve daha sevgili oldu\u011funa i\u015faret ile beraber o g\u00fcn derece d erece bunlar\u0131n hepsinden ka\u00e7\u0131laca\u011f\u0131 anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r ki \u015f\u00f6yle denilmek gibidir: O g\u00fcn ki\u015fi, ba\u015fkalar\u0131 \u015f\u00f6yle dursun karde\u015finden, hatta anas\u0131ndan babas\u0131ndan, hatta y\u00e2ri olan e\u015finden ve \u00e7ocuklar\u0131ndan ka\u00e7ar.<\/p>\n<p>37. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlardan her ki\u015finin o g\u00fcn kendisine yeter bir i\u015fi<\/p>\n<p>vard\u0131r. Yani kendisini me\u015fgul eden \u00f6yle \u00f6nemli bir i\u015fi, bir me\u015fgalesi vard\u0131r ki ba\u015f\u0131ndan a\u015far. Onun \u00f6nemi ba\u015fkalar\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnme\u011fe, yard\u0131ma ko\u015fmaya meydan vermedi\u011fi gibi ayr\u0131ca onlardan ka\u00e7\u0131r\u0131r, hepsini feda ettirir, kimisi kendi ba\u015f\u0131n\u0131n derdiyle onlara yard\u0131mdan ka\u00e7ar, kimisi de sorguya \u00e7ekilmekten ka\u00e7ar. \u00c7\u00fcnk\u00fc karde\u015f, &#8220;sen bana d\u00fcnyada yard\u0131m etmedin&#8221; diye; ana baba, &#8220;sen bize iyilikte kusur ettin&#8221; diye; kar\u0131s\u0131, &#8220;sen bana haram yedirdin&#8221; diye; \u00e7ocuklar\u0131, &#8220;sen bize dinimizi belletip \u00f6\u011freterek bi z i ir\u015fat etmedin&#8221; diye yakas\u0131na sar\u0131l\u0131rlar.<\/p>\n<p>Taber\u00e2n\u00ee, \u0130bn\u00fc Merduye, Beyhak\u00ee ve H\u00e2kim m\u00fcminlerin anas\u0131 Sevde binti Zem&#8217;a&#8217;dan \u015f\u00f6yle rivayet etmi\u015flerdir: Hz. Peygamber (s.a.v); &#8220;\u0130nsanlar K\u0131yamet g\u00fcn\u00fc yal\u0131nayak, \u00e7\u0131r\u0131l\u00e7\u0131plak, s\u00f6rp\u00fck va sark\u0131k, ter, gem gibi bo\u011fazlar\u0131na tak\u0131lm\u0131\u015f ve kulak tozlar\u0131na \u00e7\u0131km\u0131\u015f bir halde ha\u015fr olunurlar&#8221; buyurdu.<\/p>\n<p>&#8220;Ey Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc! Eyvah o ne sefillik, birbirinin ay\u0131b\u0131na bakacaklar&#8221; dedim. \u0130nsanlar bundan me\u015fguld\u00fcr&#8221; buyurdu ve \u015fu \u00e2yeti okudu: &#8220;Onlardan her ki\u015finin o g\u00fcn kendisine yeter bir i\u015fi vard\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>Ebu Ubeyde ve \u0130bn\u00fc M\u00fcnzir&#8217;in Katade&#8217;den rivayetlerinde de \u015f\u00f6yle denilmi\u015ftir: &#8220;K\u0131yamet g\u00fcn\u00fc insan tan\u0131d\u0131\u011f\u0131 bir kimseyi g\u00f6rmekten s\u0131k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 kadar hi\u00e7bir \u015feyden s\u0131k\u0131lmaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc yapt\u0131\u011f\u0131 bir haks\u0131zl\u0131k nedeniyle pe\u015fine d\u00fc \u015f\u00fclmesinden korkar.&#8221;<\/p>\n<p>38. Ama &#8220;bu deh\u015fetli, belal\u0131 g\u00fcn b\u00f6yle olacak olunca bunun h\u00fckm\u00fc, hikmeti, bu konuda uyar\u0131l\u0131p bundan haberdar edilmenin faydas\u0131 nedir? Bu durumda hayat\u0131n sonu herkes i\u00e7in bir k\u00f6t\u00fcmserlikten ibaret olmaz m\u0131?&#8221; denecek olursa, bunun h\u00fck\u00fcm ve hikmetini beyan ile neticesinin herkes i\u00e7in b\u00f6yle olmad\u0131\u011f\u0131 anlat\u0131lmak \u00fczere buyruluyor ki: nice y\u00fczler o g\u00fcn sabah ayd\u0131nl\u0131\u011f\u0131 gibi a\u00e7\u0131larak \u0131\u015f\u0131ldar, p\u0131r\u0131ldar ki bu s\u00fbrenin ak\u0131\u015f\u0131ndan ve buradaki \u00e2yetlerin \u00f6nceki \u00e2yetlere kar\u015f\u0131l\u0131k olmas\u0131ndan a nla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re bu, Allah sayg\u0131s\u0131 ve iman ve \u0130sl\u00e2m ile Allah&#8217;\u0131n emirlerini yerine getirerek temizlenmenin eseridir. \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan gelen rivayette; &#8220;bu, geceyi ibadetle ge\u00e7irmedendir&#8221; denilmi\u015f, \u00e7\u00fcnk\u00fc bir hadiste; &#8220;Gece namaz\u0131 \u00e7ok olan ki\u015finin g\u00fcnd\u00fcz \u00fc n y\u00fcz\u00fc g\u00fczel olur.&#8221; diye rivayet edilmi\u015ftir. Dahh\u00e2k&#8217;ten gelen rivayette; &#8220;abdestin eserlerindendir&#8221; denilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Bu da abdest hakk\u0131nda bilinen ve abdest alanlar\u0131n y\u00fczleri nurlu ve abdest azalar\u0131n\u0131n da abdestin eserinden bembeyaz oldu\u011funu bildiren hadis ile ilgilidir. Bir de, &#8220;Allah yolunda uzun m\u00fcddet toz toprak i\u00e7inde cihat yapmaya katlanmaktand\u0131r.&#8221; denilmi\u015ftir ki bu hepsinden daha kapsaml\u0131 bir ifadedir. Raz\u00ee de \u015f\u00f6yle der: &#8220;Bence bu, d\u00fcnyadan kurtulup mukaddes \u00e2leme, rahmet ve r\u0131za makamlar\u0131na kavu\u015fma seb e biyledir.&#8221; Do\u011fru, fakat as\u0131l mesele o kurtulu\u015f ve vuslat\u0131n d\u00fcnyadaki sebeplerini bilmektir.<\/p>\n<p>39. G\u00fcler, \u00e7\u00fcnk\u00fc hesaptan kurtulmu\u015ftur; M\u00fcjdelenir, sevinir, \u00e7\u00fcnk\u00fc Allah&#8217;\u0131n rahmet r\u0131zas\u0131n\u0131 elde ederek Hakk&#8217;\u0131n cemaline kavu\u015fmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>40. Nice y\u00fc zler de vard\u0131r, o g\u00fcn \u00fczerlerinde bir toz, tor toz istil\u00e2 etmi\u015f,<\/p>\n<p>41 o tozu da is gibi bir karal\u0131k sarm\u0131\u015ft\u0131r. Y\u00fczlerde b\u00f6yle tor toz ile karan\u0131n bir araya gelmesi ise, korku ve zelillik ile elem ve azab\u0131n en \u00fcrk\u00fct\u00fcc\u00fc bir \u015fekilde ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131d\u0131 r.<\/p>\n<p>42. \u0130\u015fte onlar, \u00f6yle tozlu kara y\u00fczl\u00fcler, k\u00e2firler ve g\u00fcnahk\u00e2rlardan ibarettirler. Onlar hem k\u00fcf\u00fcr edip hem de g\u00fcnah i\u015fleyerek k\u00fcf\u00fcr ve g\u00fcnah\u0131 bir arada toplam\u0131\u015flar, y\u00fcce Allah da bunu onlara tor toz i\u00e7inde y\u00fczkaras\u0131 etmi\u015ftir. Onun i\u00e7in insan o g\u00fcn gelmeden kendi dileme ve iradesiyle b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp Allah&#8217;tan korkarak, k\u00fcf\u00fcr ve g\u00fcnahtan sak\u0131narak Allah&#8217;\u0131n emirlerini tutup iman ve \u0130sl\u00e2m ile temizlenmeye \u00e7al\u0131\u015fmal\u0131 ve o g\u00fcn y\u00fcz akl\u0131\u011f\u0131yla g\u00fcle g\u00fcle, sevine sevine o son murada ermelidir. Z i ra bu d\u00fcnya b\u00f6yle kalacak de\u011fildir. Bundan sonraki s\u00fbrede gelece\u011fi gibi g\u00fcne\u015f d\u00fcr\u00fcl\u00fcp y\u0131ld\u0131zlar s\u00f6necek, insana yaln\u0131z yapt\u0131\u011f\u0131 amel kalacak; Hakk&#8217;\u0131n huzurunda ya y\u00fcz akl\u0131\u011f\u0131, ya da y\u00fcz karas\u0131 olacakt\u0131r.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>80-ABESE: &#8220;y\u00fcz\u00fcn\u00fc ek\u015fitti&#8221; ve &#8220;d\u00f6nd\u00fc&#8221; fiillerindeki zamirlerin Resulullah (s.a.v)&#8217;\u0131n yerini tuttu\u011funu anlat\u0131r. Bu nazar-\u0131 itibara al\u0131nmad\u0131\u011f\u0131nda da bunun evvelki s\u00fbrenin sonundaki korkutma m\u00e2n\u00e2s\u0131yla mutlak \u015fekilde ilgilendirecek bir m\u00e2n\u00e2 irtibat\u0131 vard\u0131r. Orada ikinci \u015fah\u0131s zamiri olan &#8220;sen&#8221;den burada \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc \u015fah\u0131s zamirine ge\u00e7ilmesinde de iltifat sanat\u0131 vard\u0131r. Yani ikinci \u015fah\u0131stan \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc \u015fahsa d\u00f6n\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. Bu \u015fekilde korkutma ve &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":12155,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1074,1073,5030,5031,5219,5351,5222,5220,1583,5221,1582,1586],"class_list":["post-1790","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-80-abese","tag-80-abese-tefsiri","tag-elmalili","tag-elmalili-hamdi-yazir","tag-elmalili-tefsir-oku","tag-hak-dini-kuran-dili","tag-hak-dini-tefsiri","tag-hamdi-yazir-tefsir-oku","tag-kuran","tag-sure-tefsirleri","tag-tefsir","tag-tefsir-oku"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1790","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1790"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1790\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/12155"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1790"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1790"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1790"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}