{"id":1798,"date":"2010-11-18T21:36:06","date_gmt":"2010-11-18T21:36:06","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1798"},"modified":"2010-11-18T21:36:06","modified_gmt":"2010-11-18T21:36:06","slug":"76-insan-tefsiri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/76-insan-tefsiri\/","title":{"rendered":"76-\u0130NSAN SURES\u0130 HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130"},"content":{"rendered":"<p>76-\u0130NSAN:<\/p>\n<p>&#8220;Geldi.&#8221;<\/p>\n<p>HEL ; soru edatlar\u0131ndan olmakla beraber bazan &#8220;Bu bir insandan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fil.&#8221;(Enbiya, 21\/3)de oldu\u011fu gibi (de\u011fil) m\u00e2n\u00e2s\u0131nda olumsuzluk edat\u0131; bazan da burada oldu\u011fu gibi m\u00e2n\u00e2s\u0131nda olumluluk ifade eden bir edat yerinde kullan\u0131l\u0131r. Tefsirciler bu kelimenin burada ve &#8220;Kaplay\u0131p \u00f6rten k\u0131yametin haberi sana geldi.&#8221;(\u011ea\u015fiye, 88\/1) \u00e2yetinde m\u00e2n\u00e2s\u0131nda oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Bunun iki t\u00fcrl\u00fc izah\u0131 vard\u0131r:<\/p>\n<p>B\u0130R\u0130S\u0130, &#8220;hel&#8221; asl\u0131nda m\u00e2n\u00e2s\u0131na bir \u015feyin ger\u00e7ekle\u015fti\u011fini veya olmas\u0131n\u0131n yakla\u015ft\u0131\u011f\u0131n\u0131 ifade etmek i\u00e7in kullan\u0131l\u0131r ki, &#8220;hakikaten geldi&#8221; yahut &#8220;yakla\u015ft\u0131, geldi&#8221; demek olur.<\/p>\n<p>B\u0130R\u0130S\u0130 de, ikrar ifade eden bir soru olmak s\u00fbretiyle &#8220;geldi mi?&#8221; \u015feklinde sorularak&#8221; geldi, geldi ya&#8221; diye ayn\u0131 m\u00e2n\u00e2y\u0131 ifade etmesidir. Bununla insan yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131n, k\u00e2inat\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f tarihinden sonra oldu\u011fu kesin bir ifade ile anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r ki sonra da bunun hikmeti, derece derece terbiye edilip se\u00e7ilmek s\u00fbretiyle olgunla\u015ft\u0131r\u0131larak ba\u015flang\u0131\u00e7 ve gayeyi anlayacak Allah bilgisi ile y\u00fck\u00fcml\u00fcl\u00fck s\u0131rr\u0131n\u0131 alabilecek bir hale getirilerek kendi bilin\u00e7 ve \u00e7abas\u0131yle ileri do\u011fru, daha y\u00fcksek bir hayata se\u00e7ilmek i\u00e7in M\u00fclk s\u00fbresinin ba\u015f\u0131nda ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere imtihan ve bela ile deneme meydan\u0131na sevkedildi\u011fi anlat\u0131lacak ve \u015f\u00fckr\u00fcn\u00fc bilmeyip bu g\u00f6revden ka\u00e7\u0131nmak i\u00e7in k\u00e2firlik edenlerin felaketleriyle, \u015f\u00fckr\u00fcn\u00fc bilip g\u00f6revlerini yapan iyi kullar\u0131n temiz ruhlar\u0131, \u00e7al\u0131\u015fma \u015fekilleri ve bunun meyvesi olarak ahirette elde ettikleri hayat\u0131n zevkleri anlat\u0131lacakt\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130nsan \u00fczerine. Burada insandan maksad\u0131n \u00c2dem veya \u00c2dem o\u011fullar\u0131 oldu\u011funu s\u00f6yleyen g\u00f6r\u00fc\u015fler varsa da, a\u00e7\u0131k olan bunun \u00c2dem&#8217;i ve \u00c2dem o\u011fullar\u0131n\u0131n hepsini kapsayan insan cinsi olmas\u0131d\u0131r ve bu h\u00fck\u00fcm \u00c2dem o\u011flunun her ferdi hakk\u0131nda do\u011frudur. Dehirden bir s\u00fcre.<\/p>\n<p>DEHR, C\u00e2siye s\u00fbresinde de ge\u00e7ti\u011fi gibi Rag\u0131b&#8217;\u0131n a\u00e7\u0131klamas\u0131na g\u00f6re as\u0131l m\u00e2n\u00e2s\u0131, \u00e2lemin var olu\u015funun ba\u015flang\u0131c\u0131ndan son bulmas\u0131na kadar b\u00fct\u00fcn s\u00fcre, yani zaman\u0131n tamam\u0131 demektir. Burada da bu m\u00e2n\u00e2yad\u0131r. Bilinmeyen uzun zamanlara da dehr denilir. &#8220;Zaman&#8221; kelimesi ise bunun aksine olarak az s\u00fcreye de \u00e7ok s\u00fcreye de denir. Zaman, zincir ve serilerinin toplam\u0131na da par\u00e7alar\u0131na da zaman denildi\u011fi halde as\u0131l dehr tek olan b\u00fct\u00fcn zamana ve bazan da bunun b\u00fcy\u00fck k\u0131s\u0131mlar\u0131na denir. Mesela; bir saat, bir g\u00fcn, bir ay m\u00fcddete zaman denir, dehr denmez. Bundan dolay\u0131 F\u0131k\u0131h&#8217;ta yemin meselelerinde &#8220;dehr&#8221; kelimesinin belirli veya belirsiz hallerindeki m\u00e2n\u00e2lar\u0131n\u0131n en az\u0131n\u0131 belirlemek hususunda ashab\u0131n ve m\u00fcctehitlerin ihtilaflar\u0131 olmu\u015ftur. \u0130mam-\u0131 Azam belirsiz olarak kullan\u0131lan dehr kelimesinin en az m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131n ne oldu\u011funu tayin hususunda duraklam\u0131\u015f &#8220;bilmem&#8221; demi\u015ftir.<\/p>\n<p>H\u00ceN, zaman\u0131n az veya \u00e7ok, s\u0131n\u0131rl\u0131 bir s\u00fcresine denir. Zaman\u0131n tamam\u0131 i\u00e7in kullan\u0131lmaz. Vakit gibi zaman\u0131n bir par\u00e7as\u0131na denilir. Buradaki hin kelimesi, dehrin ba\u015flang\u0131c\u0131 olan \u00e2lemin yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 ile insan\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 aras\u0131nda kalan, bunlarla s\u0131n\u0131rlanan s\u00fcreyi ifade eder. Nekire, yani belirsiz olarak kullan\u0131lmas\u0131 ise, asl\u0131nda s\u0131n\u0131rl\u0131 olmakla beraber insan a\u00e7\u0131s\u0131ndan miktar\u0131n\u0131n bilinmedi\u011fine i\u015farettir. Yani \u015fu bir ger\u00e7ek ki insan cinsi, \u00e2lemin yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131ndan bir hayli zaman sonra yarat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Alemin yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 ile ba\u015flayan dehirden, insan cinsinin yarat\u0131lmas\u0131na kadar sizin i\u00e7in bilinmeyen ve bununla beraber bu iki s\u0131n\u0131rla s\u0131n\u0131rlanm\u0131\u015f bir s\u00fcre ge\u00e7mi\u015f, insana do\u011fru gelmi\u015ftir. O halde ki O s\u00fcre i\u00e7erisinde insan an\u0131l\u0131r (bu nam ile tan\u0131n\u0131r) bir \u015fey olmam\u0131\u015ft\u0131r&#8221;. Bu c\u00fcmle insan\u0131n halini bildirir veya hin = zaman kelimesinin s\u0131fat\u0131d\u0131r. C\u00fcmlenin ifade etti\u011fi olumsuzluk, bir kayda y\u00f6neliktir. Yani hi\u00e7bir \u015fey olmam\u0131\u015f de\u011fil, an\u0131lan bir \u015fey olmam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>MEZK\u00dbR, hem esre ile zikirden, hem de \u00f6tre ile z\u00fck\u00fcrden olabilir. As\u0131l maksat, sadece insan lafz\u0131n\u0131n s\u00f6ylenmesi de\u011fil, bununla anlat\u0131lmak istenen m\u00e2n\u00e2 oldu\u011fu i\u00e7in \u00f6tre ile olan &#8220;z\u00fck\u00fcr&#8221; kelimesinden t\u00fcretilmi\u015f olmas\u0131 akla daha uygundur. Bununla beraber &#8220;zikir&#8221; kelimesi bundan daha geneldir. Yani insan ad\u0131yla an\u0131lan, anla\u015f\u0131lan, insan diye d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclen bir \u015fey olmam\u0131\u015f, bu g\u00fcn insan ad\u0131yla zihnen g\u00f6z \u00f6n\u00fcne getirilip anlat\u0131lan cins var olmam\u0131\u015ft\u0131, ancak insan \u00fcnvan\u0131 ile tan\u0131nmayan bir \u015fey olmu\u015ftu. Ba\u015flang\u0131\u00e7ta ilk maddeleri olan unsurlar ve madenler, sonra onlardan a\u015fama a\u015fama yarat\u0131l\u0131p orta maddeleri olan bitkisel, hayvansal g\u0131dalar &#8220;\u00e7amur h\u00fclasas\u0131&#8221;(M\u00fcminun, 23\/12), sonra onlardan s\u00fcz\u00fclen yak\u0131n maddesi olan meniye do\u011fru yava\u015f yava\u015f a\u015fama ve mertebeler i\u00e7inde gelen bir \u015fey olmu\u015f, fakat insan diye an\u0131lan \u015fey olmam\u0131\u015ft\u0131. Ger\u00e7ekte insan\u0131n her ferdi gibi cinsi de ezeli de\u011fil, sonradan olmad\u0131r. Hem dehrin ba\u015flang\u0131c\u0131ndan, \u00e2lemin yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131ndan \u00e7ok sonra var olmu\u015ftur. Ni\u00e7in \u00f6yle olmu\u015f da daha evvel olmam\u0131\u015f?<\/p>\n<p>2. \u00c7\u00fcnk\u00fc biz insan\u0131 \u015f\u00f6yle yaratt\u0131k: Yani, o kendi kendine, kendi keyfine g\u00f6re olmad\u0131, basit ve s\u0131n\u0131rl\u0131 birmertebede bo\u015f ve m\u00e2n\u00e2s\u0131z olarak kalmak i\u00e7in de yarat\u0131lmad\u0131. \u015eu \u015fekilde yarat\u0131ld\u0131 bir nutfeden. Ra\u011f\u0131b&#8217;\u0131n a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131 \u00fczere nutfe, esasen saf suya denir. Erke\u011fin suyuna da nutfe denilmi\u015ftir. \u00d6rfte nutfe ile meni e\u015f anlaml\u0131 gibi say\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Fakat K\u0131y\u00e2me s\u00fbresinin sonunda da ge\u00e7ti\u011fi gibi Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da &#8220;D\u00f6k\u00fclen meniden bu nutfe.&#8221;(K\u0131y\u00e2met, 75\/37) buyrularak nutfenin meniden bir par\u00e7a oldu\u011fu ifade edilmi\u015ftir. &#8220;Sahih-i M\u00fcslim&#8221;de rivayet olundu\u011fu \u00fczere &#8220;Suyun hepsinden \u00e7ocuk olmaz.&#8221; hadis-i \u015ferifinde de bir b\u00fct\u00fcn\u00fcn her par\u00e7as\u0131 kastedilerek &#8220;Bir suyun her bir par\u00e7as\u0131ndan&#8221; buyrulmam\u0131\u015f, bir par\u00e7as\u0131 kastedilerek &#8220;suyun tamam\u0131ndan&#8221; buyrulmu\u015f olmas\u0131ndan \u00e7ocu\u011fun meydana geldi\u011fi o suyun, suyun toplam\u0131 olan b\u00fct\u00fcn meni de\u011fil, onun bir par\u00e7as\u0131ndan ibaret oldu\u011fu anlat\u0131lm\u0131\u015f bulundu\u011fundan nutfe, meniden bir c\u00fcz olan saf tohumun ad\u0131 oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131r. Sonra insan cinsinin bir nutfeden yarat\u0131lm\u0131\u015f olmas\u0131n\u0131n g\u00f6r\u00fcnen m\u00e2n\u00e2s\u0131, \u00c2dem&#8217;in de bir nutfeden yarat\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011funu ifade eder.<\/p>\n<p>Ancak \u015fu var ki bu, nutfenin bir insandan gelmemi\u015f olmas\u0131n\u0131 gerektirir. &#8220;h\u00fclasadan&#8221;(M\u00fcminun, 23\/12), &#8220;\u00e7amurdan&#8221;(En&#8217;\u00e2m, 6\/2) \u00e2yetlerinden maksat da bu olmal\u0131d\u0131r. Ger\u00e7i &#8220;Onu topraktan yaratt\u0131.&#8221;(\u00c2l-i \u0130mran, 3\/59) \u00e2yeti ile \u00c2dem&#8217;in bundan istisna edilmi\u015f oldu\u011fu neticesine var\u0131labilir. Fakat &#8220;\u00c7amur h\u00fclasas\u0131ndan&#8221;(M\u00fcminun, 23\/12), &#8220;Sonra da ona ol dedi, o da oluverdi.&#8221;(\u00c2l-i \u0130mran, 3\/59) gibi di\u011fer \u00e2yetler topraktan ve \u00e7amurdan yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n ba\u015flang\u0131\u00e7 itibariyle oldu\u011funu g\u00f6sterdi\u011fi gibi, &#8220;sizi \u00e7amurdan yaratt\u0131&#8221;(En&#8217;\u00e2m, 6\/2), &#8220;sizi topraktan yaratt\u0131&#8221;(Rum, 30\/20) gibi genel olarak herkese hitap eden \u00e2yetler de ba\u015flang\u0131\u00e7 bak\u0131m\u0131ndan bunlar\u0131n b\u00fct\u00fcn insanlar hakk\u0131nda do\u011fru oldu\u011funu anlatt\u0131\u011f\u0131ndan \u00c2dem&#8217;in insandan gelmeyen bir nutfeden yarat\u0131lm\u0131\u015f olmas\u0131yla \u00e7eli\u015fkili olmayaca\u011f\u0131 cihetle &#8220;Allah insan\u0131, ate\u015fle pi\u015fmi\u015f gibi kupkuru bir \u00e7amurdan yaratt\u0131.&#8221;(Rahm\u00e2n, 55\/14) \u00e2yetinde oldu\u011fu gibi burada da cinsin ba\u015flang\u0131c\u0131 \u015feklinde gelen &#8220;bir nutfeden&#8221; denilmesinden hi\u00e7bir insan\u0131n istisna edilmemesi daha a\u00e7\u0131kt\u0131r.<\/p>\n<p>Fakat o nas\u0131l bir nutfe? &#8220;kar\u0131\u015f\u0131k&#8221;<\/p>\n<p>EM\u015e\u00c2C: Nutfeye s\u0131fat yap\u0131lan bu kelimenin, bir \u015feyi bir \u015feye kar\u0131\u015ft\u0131rmak m\u00e2n\u00e2s\u0131nda olan &#8220;me\u015fc&#8221; k\u00f6k\u00fcnden oldu\u011fu belli. Ancak bunun tekil veya \u00e7o\u011ful oldu\u011funda ihtilaf edilmi\u015ftir. Zemah\u015fer\u00ee, tekil olan nutfe kelimesine s\u0131fat oldu\u011fu i\u00e7in &#8220;on par\u00e7a olmu\u015f \u00e7\u00f6mlek&#8221;, &#8220;y\u0131rt\u0131lm\u0131\u015f aba&#8221; tabirleri gibi tekil laf\u0131zlardan olmas\u0131n\u0131 tercih etmi\u015ftir. Ve &#8220;nutfetin em\u015f\u00e2cin&#8221; denilmesiyle &#8220;nutfetin me\u015fcin&#8221; denilmesi aras\u0131nda fark olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131, burada &#8220;me\u015fc&#8221; kelimesinin \u00e7o\u011ful olmas\u0131n\u0131n sahih olmay\u0131p ikisinin de birbirine kar\u0131\u015fm\u0131\u015f iki \u015fey gibi kar\u0131\u015f\u0131k demek oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015ftir. Fakat &#8220;em\u015f\u00e2c&#8221; lafz\u0131nda a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6r\u00fcnen sebebesbab, ketif-ekt\u00e2f, \u015fehid-e\u015fhad kelimelerinde oldu\u011fu gibi \u00e7o\u011ful olmas\u0131d\u0131r ki tekili sebeb kal\u0131b\u0131nda me\u015fec, ketif kal\u0131b\u0131ndan mesic, \u015fehid kal\u0131b\u0131nda me\u015fictir. Bu nedenle tefsircilerin \u00e7o\u011fu bunu ahl\u00e2t yani kar\u0131\u015f\u0131k \u015feyler diye yorumlam\u0131\u015flard\u0131r. Bu durumda bu kelimenin tekil bir kelimeye s\u0131fat olmas\u0131 &#8220;z\u00e2t-i em\u015facin&#8221; \u015feklinde takdir edilerek &#8220;kar\u0131\u015f\u0131k \u015feyleri olan&#8221; yahut &#8220;kar\u0131\u015f\u0131k \u015feylerden ibaret, yani &#8220;herbiri kar\u0131\u015f\u0131k c\u00fczlerden meydana gelmi\u015f kar\u0131\u015f\u0131mlar toplam\u0131 olan nutfe&#8221; demek olmas\u0131 itibariyledir.<\/p>\n<p>&#8220;Em\u015f\u00e2c&#8221; kelimesinin tekil kabul edilmesi halinde, c\u00fczlerinin bir kez birle\u015fip kar\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclen bir kar\u0131\u015f\u0131m; \u00e7o\u011ful olmas\u0131 halinde ise, c\u00fczlerinden her biri ba\u015fka bir kar\u0131\u015f\u0131m olan farkl\u0131 kar\u0131\u015f\u0131mlar\u0131n birbirine kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011fu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclen katmerli kar\u0131\u015f\u0131m demek olur.<\/p>\n<p>Ger\u00e7ekte ahlat, kar\u0131\u015f\u0131k demek olan &#8220;halat&#8221; kelimesinin \u00e7o\u011fuludur. Farkl\u0131 unsurlar\u0131n kar\u0131\u015f\u0131m\u0131yla meydana gelen ve kimyasal bir bi\u00e7imde birbiriyle kar\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131ndan dolay\u0131 &#8220;mizac&#8221; dahi denilen kan, safra, salya, dalak gibi kar\u0131\u015f\u0131k kimyasal bile\u015fimlere ahlat denilir.<\/p>\n<p>\u015eu halde nutfenin kar\u0131\u015f\u0131m\u0131 nedir?<\/p>\n<p>Ku\u015fkusuz bu, nutfenin tam bir analizi yap\u0131larak bilinebilecek bir \u015feydir. Bunun tamam\u0131n\u0131 ise ancak yapan bilir. Bunu sade &#8220;kar\u0131\u015f\u0131k&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na anlayanlar\u0131n \u00e7o\u011fu, nutfenin rahimde kad\u0131n menisiyle kar\u0131\u015fmas\u0131 yani d\u00f6llenme hali olarak kabul etmi\u015flerdir. Fakat nutfe o vakit embriyon ad\u0131n\u0131 ald\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in &#8220;em\u015f\u00e2c&#8221; vasf\u0131n\u0131n onda daha \u00f6nce bulunmu\u015f olaca\u011f\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r. Baz\u0131lar\u0131 da kan ve benzeri kar\u0131\u015f\u0131mlar demi\u015flerdir.<\/p>\n<p>Bu kelimenin m\u00e2n\u00e2s\u0131 ile ilgili olarak rivayet edilen yorumlar aras\u0131nda ikisi dikkate de\u011ferdir:<\/p>\n<p>B\u0130R\u0130NC\u0130S\u0130, Ke\u015f\u015f\u00e2f&#8217;ta zikredildi\u011fi \u00fczere \u0130bn\u00fc Mesud Hazretleri&#8217;nden gelen rivayettir ki, buna g\u00f6re em\u015f\u00e2c, nutfenin ur\u00fbku yani damarlar\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130K\u0130NC\u0130S\u0130, Kat\u00e2de&#8217;den gelen rivayettir ki, buna g\u00f6re em\u015f\u00e2c, nutfenin ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131 renkler ve ge\u00e7irdi\u011fi hallerdir.<\/p>\n<p>Nutfenin ur\u00fbku g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fte meninin liflerinden ibaret zannedilebilirse de nutfe, as\u0131l tohumdan ibaret olan d\u00f6llenme h\u00fccresi olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcnce onun ur\u00fbku; damarlar\u0131, hayat\u00ee te\u015fekk\u00fcl\u00fcnde ta\u015f\u0131m\u0131\u015f oldu\u011fu de\u011fi\u015fik \u00f6zellikleri \u00e7izen as\u0131l \u00e7izgileridir ki ilk \u015fekillenmi\u015f maddesi olan protoplazmas\u0131nda, \u00e7ekirdekci\u011finde, zar\u0131nda, b\u00fcnyesine, organizmas\u0131na dahil ve nitelikleri i\u00e7inde insan\u0131n \u00f6zellikleri girmi\u015f bulunan ve \u00f6z\u00fc ve i\u00e7y\u00fcz\u00fc hen\u00fcz bilimsel analizlerin \u00f6tesinde atomik inceliklere kadar varan damarlar demek olur ki bunlar \u00f6nce insan diye an\u0131lmayan \u015feylerden ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>&#8220;Nutfenin renkleri ve ge\u00e7irdi\u011fi haller&#8221; deyimi de, nutfe meydana gelene kadar ge\u00e7irdi\u011fi ve an\u0131lmayan \u015feylerden s\u00fcz\u00fcle s\u00fcz\u00fcle halden hale girerek, geldi\u011fi bir\u00e7ok s\u00fcz\u00fclme mertebelerindeki h\u00e2l ve durumlar\u0131 ile bundan sonra embriyon ve et par\u00e7as\u0131 yap\u0131lmak ve yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 tamamlanmak suretiyle ge\u00e7irece\u011fi embriyon ve cenin hallerindeki a\u015famalar\u0131 kapsayabilir.<\/p>\n<p>K\u0131saca, insan kendi kendine var olmu\u015f ve olgunla\u015fm\u0131\u015f, ba\u015flang\u0131c\u0131 olmayan bir varl\u0131k olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, bir anda yarat\u0131l\u0131vermi\u015f basit bir yarat\u0131k da de\u011fil, zaman\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131ndan bu yana devir devir, a\u015fama a\u015fama yarat\u0131lagelmi\u015f ad\u0131 san\u0131 ge\u00e7meyen \u015feylerden s\u00fcz\u00fcl\u00fcp birbirlerine kat\u0131la kat\u0131la birle\u015ftirilmi\u015f ve terbiye edile edile bir tak\u0131m nitelik ve \u00f6zellikler ilave olunarak yeti\u015ftirilmi\u015f kar\u0131\u015f\u0131mlardan meydana getirilmi\u015f bir nutfeden yarat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Basit olmayan b\u00f6yle bir nutfenin yarat\u0131lmas\u0131 \u00f6ncelikle her \u015feyi bilen, hikmet sahibi ve diledi\u011fini yapabilen bir yarat\u0131c\u0131n\u0131n yaratmas\u0131na ba\u011fl\u0131 oldu\u011fu gibi, sonra kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131lacak, birle\u015ftirilecek ve terbiye olunacak basit par\u00e7alar\u0131n yarat\u0131lmas\u0131na, birle\u015ftirilmesine ve s\u00fcz\u00fclmesine de do\u011fal olarak ba\u011fl\u0131d\u0131r. Bundan dolay\u0131 insan\u0131n yarat\u0131lmas\u0131 zaman\u0131n yarat\u0131lmas\u0131 ile beraber ba\u015flam\u0131\u015f, bu nutfenin yarat\u0131lmas\u0131ndan sonraya kalm\u0131\u015ft\u0131r. \u015eu halde bunda il\u00e2h\u00ee ilimdeki insan tabiat ve mahiyetinin hi\u00e7 gere\u011fi ve l\u00fczumu yok de\u011fil; fakat o tabiat, yarat\u0131c\u0131 ve etkileyici olmay\u0131p kendine kalsa hi\u00e7bir \u015fey yapam\u0131yacak olan aciz ve muhta\u00e7 bir &#8220;m\u00fcmkin&#8221;dir. Bu nedenle h\u00fck\u00fcm tabiat\u0131n de\u011fil, ona hakim olan yarat\u0131c\u0131, y\u00fcce Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. O tabiat esasen yok, onun ilminde vard\u0131r. D\u00fc\u015f\u00fcnmeli ki basit bir hidrojen diye an\u0131lan \u015fey ile &#8220;kar\u0131\u015f\u0131k bir nutfe&#8221; denilen \u015fey aras\u0131nda ne b\u00fcy\u00fck fark vard\u0131r. Sonra da d\u00fc\u015f\u00fcnmeli ki, &#8220;kar\u0131\u015f\u0131k bir nutfe&#8221; diye an\u0131lan \u015fey ile &#8220;insan&#8221; denilen \u015fey aras\u0131nda tabiat bak\u0131m\u0131ndan a\u015f\u0131lmayacak ne b\u00fcy\u00fck bir ilerleme ad\u0131m\u0131, ne y\u00fcksek bir sanat ve kudret eseri vard\u0131r. \u0130\u015fte bu \u00e2yetler insanlara \u00f6zellikle bunu duyurmak ve g\u00f6stermek i\u00e7indir. Evet, insan kendi kendine olmad\u0131\u011f\u0131 gibi basit bir yarat\u0131l\u0131\u015fla da yarat\u0131l\u0131vermedi. Y\u00fcce Allah insan\u0131 ululuk \u015fan\u0131 ile gittik\u00e7e m\u00fckemmelle\u015ftirmek ve en a\u015fa\u011f\u0131 mertebeden kendine do\u011fru en y\u00fcksek mertebelere erdirmek \u00fczere, i\u015fe yaramazlar\u0131n\u0131 at\u0131p temizlerini s\u00fczmek suretiyle kar\u0131\u015f\u0131mlardan meydana gelen bir nutfeden yaratt\u0131. B\u00f6yle yaratmas\u0131n\u0131n hikmeti \u015fu \u015fekilde a\u00e7\u0131klan\u0131yor:<\/p>\n<p>\u00d6yle ki, onu s\u0131namak i\u00e7in evire \u00e7evire yaratt\u0131k. Yani o insan\u0131 \u00f6yle yarat\u0131p art\u0131k i\u015fi bitti diye ba\u015f\u0131bo\u015f b\u0131rak\u0131vermek i\u00e7in de\u011fil, onu bir tak\u0131m emanet ve y\u00fck\u00fcml\u00fcl\u00fcklerle y\u00fck\u00fcml\u00fc tutup kendisine duygular, g\u00f6revler, zor i\u015fler y\u00fckleterek imtihana \u00e7ekmek ve M\u00fclk s\u00fbresininin ba\u015f\u0131nda &#8220;Hanginizin amelce daha g\u00fczel oldu\u011funu denemek i\u00e7in \u00f6l\u00fcm\u00fc ve hayat\u0131 yaratan odur.&#8221;(M\u00fclk, 67\/2) diye a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 ve K\u0131yame s\u00fbresinin sonunda &#8220;Bunlar\u0131 yapan\u0131n \u00f6l\u00fcleri diriltmeye g\u00fcc\u00fc yetmez mi?&#8221;(K\u0131yamet, 75\/40) diye hat\u0131rlatma yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 gibi daha ileri bir \u00e2lemde y\u00fcksek bir hayata ge\u00e7irmek \u00fczere halden hale evire \u00e7evire yaratt\u0131k. Bu imtihan ve y\u00fck\u00fcml\u00fcl\u00fckle ileri do\u011fru sonu\u00e7lar\u0131n\u0131 kabul etmesi ve verilen emirleri, yap\u0131lan ir\u015fadlar\u0131 dinleyip \u00f6n\u00fcn\u00fc ard\u0131n\u0131 g\u00f6rerek ona g\u00f6re yoluna gitmesi i\u00e7in yaratt\u0131k da onu i\u015fitici ve g\u00f6r\u00fcc\u00fc k\u0131ld\u0131k. Gerek kendisinde ve gerek kendi d\u0131\u015f\u0131nda i\u015fitilecek, g\u00f6r\u00fclecek Kur&#8217;\u00e2n&#8217;daki ve k\u00e2inattaki \u00e2yet ve delilleri i\u015fiticek, g\u00f6recek, kalp g\u00f6z\u00fcyle bilip ona g\u00f6re bilin\u00e7li bir \u015fekilde g\u00f6revini yapacak y\u00fck\u00fcml\u00fc bir yarat\u0131\u011fa \u00e7evirdik. \u0130\u015fte daha \u00f6nce an\u0131lan bir \u015fey de\u011fil iken sonra insan diye an\u0131lmaya ba\u015flayan, sonradan yarat\u0131lan bu yarat\u0131k; zaman\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131ndan beri nice hallerden ge\u00e7irilip, s\u00f6z edilmeye de\u011fmez nice \u015feylerden s\u00fcz\u00fcl\u00fcp nice katk\u0131larla kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131larak meydana getirilmi\u015f kar\u0131\u015f\u0131k bir nutfeden &#8220;O sizi a\u015fama a\u015fama yaratm\u0131\u015ft\u0131r.&#8221;(Nuh, 71\/14) m\u00e2n\u00e2s\u0131nda evrile \u00e7evrile d\u00fczg\u00fcn bir \u015fekilde yarat\u0131ld\u0131ktan sonra, &#8220;Sonra onu bamba\u015fka bir yarat\u0131l\u0131\u015fla in\u015fa ettik.&#8221;(M\u00fcminun, 23\/14) ifadesince bamba\u015fka bir ruhani yarat\u0131l\u0131\u015fa mazhar k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f; i\u015fitici, g\u00f6r\u00fcc\u00fc k\u0131l\u0131n\u0131p \u00f6l\u00fcm ve hayat ge\u00e7itleriyle imtihan edilmi\u015f, hen\u00fcz varaca\u011f\u0131 gayeye varmam\u0131\u015f, \u00f6l\u00fcmden sonra da bir hayata aday ve yolcu bir yarat\u0131kt\u0131r. \u015eu halde tam anlam\u0131yla i\u015fitici g\u00f6r\u00fcc\u00fc olmayan va Rabb&#8217;\u0131na kar\u015f\u0131 g\u00f6revlerini d\u00fc\u015f\u00fcnmeyen kimseler insan \u00fcnvan\u0131na lay\u0131k de\u011fildirler. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki insan\u0131n bu \u015fekilde tan\u0131t\u0131m\u0131, onu &#8220;konu\u015fan hayvan&#8221; diye tan\u0131tmaktan daha derin ve daha g\u00fczeldir.<\/p>\n<p>&#8220;Onu imtihan ederiz&#8221; kayd\u0131, genellikle Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da ifade edilegelen y\u00fck\u00fcml\u00fcl\u00fcklerin hepsine i\u015faret olmakla beraber, \u00f6zellikle M\u00fclk s\u00fbresinden beri anlat\u0131lan ve bu c\u00fcmleden olarak K\u0131y\u00e2met S\u00fbresi&#8217;nde tasvir edilen ve bundan sonra da bu s\u00fbrede ve gelecek s\u00fbrelerde tekrar hat\u0131rlat\u0131lacak olan insanl\u0131\u011f\u0131n mukadderat\u0131 ile ilgili g\u00f6rev s\u0131k\u0131nt\u0131lar\u0131n\u0131 ve ceza ve m\u00fckafat i\u00e7in yap\u0131lacak imtihanlar\u0131 \u00f6zetle anlat\u0131r.<\/p>\n<p>&#8220;G\u00f6r\u00fcc\u00fc&#8221; vasf\u0131 da, yine K\u0131y\u00e2met S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7en &#8220;Do\u011frusu insan kendi nefsini g\u00f6r\u00fcc\u00fcd\u00fcr.&#8221;(K\u0131yamet, 75\/14) \u00e2yetini \u00f6zellikle hat\u0131rlatmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Burada Raz\u00ee tefsirinde yaz\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere \u015f\u00f6yle rivayet olunuyor: Hz. Ebubekir bu \u00e2yeti i\u015fitti\u011fi vakit; &#8220;Ah ne olurdu, o tamam olsayd\u0131 da m\u00fcbtela k\u0131l\u0131nmasayd\u0131k.&#8221; demi\u015fti. Bu temenni Hz. Ebubekir&#8217;in bu \u00e2yeti ne ince bir g\u00f6r\u00fc\u015f ve sezi\u015f ile anlam\u0131\u015f oldu\u011funu g\u00f6sterir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu temennide, insan\u0131n eksikli\u011fini ve olgunla\u015fmak i\u00e7in gelecekle ilgili g\u00f6revlerinin a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131n\u0131 derinden duyan bir korku sesleni\u015fi vard\u0131r.<\/p>\n<p>Ger\u00e7ekte bu iki \u00e2yet, insan\u0131n daha sonra yarat\u0131lmas\u0131n\u0131n hikmeti, ge\u00e7irdi\u011fi s\u00fcz\u00fclme mertebeleriyle yarat\u0131l\u0131\u015f \u015fekli, h\u00e2l ve gelece\u011fi ile mahiyeti ve al\u0131nyaz\u0131lar\u0131 bak\u0131mlar\u0131ndan \u00e7ok derin u\u00e7lar\u0131 ve ince sa\u00e7aklar\u0131 kapsayan ve nice nice amellerin analiz ve tetkiklerine m\u00fcsait esas s\u0131n\u0131r ve \u00e7izgilerini ayd\u0131nlatan il\u00e2h\u00ee s\u0131rlar\u0131 \u00f6zetleyip k\u0131saca bildirmi\u015f; insan\u0131n asl\u0131n\u0131, yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131ndan bu yana en derin, en se\u00e7kin damarlar\u0131ndan toplan\u0131p s\u00fcz\u00fclerek \u00f6zel bir \u015fekilde \u00f6z\u00fcmlenen \u00f6zsu; mahiyetini de, tabiat\u0131n kendili\u011finden yeti\u015fmesi ve atlamas\u0131 ihtimali olmayan y\u00fcksek bir evrim ad\u0131m\u0131yla do\u011frudan do\u011fruya y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n s\u0131fat ve fiilini g\u00f6steren duyma, g\u00f6rme ve sezme gibi bir ruhani ger\u00e7ek olarak tarif ederken, yarat\u0131l\u0131\u015f hikmetiyle b\u00fct\u00fcn kaderini de, bir ucu kendi \u015fuur ve iradesine ba\u011flanm\u0131\u015f olan evrim i\u00e7in deneme ve sorumluluk kanununda \u00f6zetlemi\u015ftir. B\u00f6ylece insan diye an\u0131lan \u015feyin; gayesine ermi\u015f, tam anlam\u0131yla olgunla\u015fm\u0131\u015f ve dehrin son ucuna gelmi\u015f veya \u00f6l\u00fcm\u00fcyle b\u00fct\u00fcn kaderi t\u00fckenip bitecek bir \u015feyden ibaret olmay\u0131p, Rabbinden geldi\u011fi gibi, &#8220;O g\u00fcn sevk ancak Rabbinedir.&#8221; (K\u0131y\u00e2met, 75\/30) ve &#8220;O g\u00fcn var\u0131p durulacak yer Rabbinin huzurudur.&#8221;(K\u0131y\u00e2met, 75\/12) buyuruldu\u011fu \u015fekilde yine Rabbine gitmek \u00fczere alt\u0131 cehenneme, \u00fcst\u00fc cennete varan ve tehlike ve s\u0131k\u0131nt\u0131larala dolu bir yolun yolcusu oldu\u011fu anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>3. \u0130nsan\u0131 imtihan edip denemenin bu iki y\u00f6n\u00fc a\u00e7\u0131kl\u0131\u011fa kavu\u015fturulmak \u00fczere buyruluyor ki: Ku\u015fkusuz biz ona do\u011fru yolu g\u00f6sterdik. Bu yol &#8220;O g\u00fcn sevk ancak Rabbinedir.&#8221;(K\u0131yamet, 75\/30), &#8220;O g\u00fcn var\u0131l\u0131p durulacak yer Rabbinin huzurudur.&#8221;(K\u0131yamet, 75\/12) ve &#8220;Elbette sonunda Rabbine gidilecek.&#8221;(Necm, 53\/42) me\u00e2lindeki \u00e2yetler ve benzerlerinin anlatt\u0131\u011f\u0131 ve F\u00e2tiha&#8217;da ifade edildi\u011fi gibi do\u011frudan do\u011fruya Allah&#8217;a ve onun katk\u0131s\u0131z nimetlerine g\u00f6t\u00fcren ve Kur&#8217;\u00e2n ile \u00e7a\u011fr\u0131lan hak \u0130sl\u00e2m dinidir. Yani insan\u0131n i\u00e7inde ve d\u0131\u015f\u0131nda, ba\u015flang\u0131\u00e7 ve gayesiyle hak yolu g\u00f6stermek \u00fczere i\u015fitilecek, g\u00f6r\u00fclecek ve d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclecek Kur&#8217;\u00e2n ve k\u00e2inat \u00e2yetleri, nakl\u00ee ve akl\u00ee deliller, al\u00e2metler ortaya koyarak ve ona g\u00f6rme, i\u015fitme ve sezme kuvvetleri vererek nereden gelip nereye gidece\u011fini ve son gayeye ermek i\u00e7in Rabb&#8217;\u0131na hangi yoldan gitmek ve ne gibi g\u00f6revleri yapmak gerekece\u011fini anlatarak ir\u015fat ettik.<\/p>\n<p>Gerek \u015f\u00fckredici olsun o insan, gerek nank\u00f6r k\u00e2fir. Yani isterse o ir\u015fat ve hidayet nimetinin k\u0131ymetini bilerek Rabbine \u015f\u00fckretmek \u00fczere iman ve iyi niyetle o hak yoluna girip s\u0131k\u0131nt\u0131lara g\u00f6\u011f\u00fcs gererek \u00e7al\u0131\u015fs\u0131n, olgunla\u015fma gayesine do\u011fru y\u00fcr\u00fcs\u00fcn; isterse nank\u00f6rl\u00fckle k\u00fcfredip y\u00fck\u00fcml\u00fcl\u00fck ve olgunla\u015fmadan ka\u00e7\u0131narak, bu ir\u015fat ve hidayete kar\u015f\u0131 i\u015fitmez ve g\u00f6rmezden gelerek bu imtihan \u00e2lemi olan d\u00fcnya hayat\u0131nda kalmak istesin. Bu cihet kendisine, kendi tercihine b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Her iki durumda da yol g\u00f6sterilmi\u015f bulunuyor.<\/p>\n<p>Bu hidayet ve ir\u015fattan sonra insan\u0131 &#8220;\u015f\u00fckredici&#8221; ve &#8220;nank\u00f6r&#8221; diye ikiye ay\u0131rmada, bir taraftan \u015f\u00fckretmeye te\u015fvik, bir taraftan da k\u00fcf\u00fcrden sak\u0131nd\u0131rmak i\u00e7in &#8220;Diledi\u011finizi yap\u0131n&#8221;(Fussilet, 41\/40) tarz\u0131nda insan\u0131n ihtiyar\u0131na hitap eden ve k\u0131saca ifade edilmi\u015f bir vaad ve tehdit vard\u0131r. Bu nedenle &#8220;leff \u00fc ne\u015fr-i gayr-i m\u00fcretteb&#8221; \u00fcsl\u00fbbu ile k\u00fcfr ve nank\u00f6rl\u00fckten sak\u0131nd\u0131rman\u0131n illeti,<\/p>\n<p>4. \u00c7\u00fcnk\u00fc biz k\u00e2firler i\u00e7in zincirler, tomruklar ve bir cehennem, \u00e7\u0131lg\u0131n bir ate\u015f haz\u0131rlam\u0131\u015f\u0131zd\u0131r, yani, dileyen bunlar\u0131 se\u00e7sin fakat bunlar kalp g\u00f6z\u00fcyle g\u00f6rebilecek olanlar i\u00e7in se\u00e7ilecek, dayan\u0131labilecek \u015feyler olmad\u0131\u011f\u0131ndan her halde k\u00fcf\u00fcrden ve nank\u00f6rl\u00fckten sak\u0131nmak gerekir, me\u00e2linde k\u0131saca anlat\u0131ld\u0131ktan sonra \u015f\u00fck\u00fcr ve iman, iyilik ve ihsan ile \u00e7al\u0131\u015fanlar\u0131n ruhlar\u0131n\u0131n temizli\u011fiyle hayat tarzlar\u0131 (ya\u015fam bi\u00e7imleri) ve gayretlerinin \u00fcr\u00fcnleri, d\u00fcnya hayat\u0131n\u0131n ge\u00e7ici zevklerine ve kadehi devrilmeye haz\u0131r sersemlik veren i\u00e7ki \u00e2lemlerine d\u00fc\u015fk\u00fcn olanlar\u0131 imrendirecek ve hasretlerini art\u0131racak bir bi\u00e7imde a\u00e7\u0131klanmak \u00fczere buyruluyor ki: haberiniz olsun ki, iyiler&#8230;<\/p>\n<p>5. &#8220;EBRAR, &#8220;berr&#8221; kelimesinin \u00e7o\u011fuludur. Nitekim &#8220;rabb&#8221; kelimesinin \u00e7o\u011fulu da &#8220;erb\u00e2b&#8221; gelir. &#8220;F\u00e2il&#8221; kal\u0131b\u0131 &#8220;ef&#8217;\u00e2l&#8221; \u015feklinde \u00e7o\u011ful yap\u0131labildi\u011fine g\u00f6re, bu kelimenin &#8220;b\u00e2rr&#8221; kelimesinin \u00e7o\u011fulu olabilece\u011fi s\u00f6ylenmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Berr, iyilik sahibi, tam anlam\u0131yla hay\u0131r sahibi, itaat edici, iyi insan demektir. &#8220;Allah hakk\u0131n\u0131 ed\u00e2 eden ve ada\u011f\u0131n\u0131 yerine getiren kimse&#8221; diye de tarif edilmi\u015ftir. Hasen&#8217;den, &#8220;kar\u0131ncay\u0131 incitmez, k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011fe raz\u0131 olmaz kimse&#8221; diye de rivayet edilmi\u015ftir. (Bakara S\u00fbresi&#8217;ndeki &#8220;Y\u00fczlerinizi do\u011fu ve bat\u0131 taraf\u0131nda \u00e7evirmeniz hay\u0131r ve itaat de\u011fildir.&#8221;(Bakara, 2\/177) \u00e2yetine ve Al-i \u0130mr\u00e2n S\u00fbresi&#8217;ndeki &#8220;Sevdi\u011finiz \u015feylerden infak etmedik\u00e7e hay\u0131r ve itaata eremezsiniz.&#8221;(\u00c2l-i \u0130mran, 3\/92) \u00e2yetine bkz.)<\/p>\n<p>B\u00c2RR, iyilik yap\u0131p ihsanda bulunan ve bir de s\u00f6z\u00fcnde ve yemininde duran kimse m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelir. Burada \u015f\u00fckredici olanlar\u0131n g\u00fczel halleri ve onlar\u0131 bekleyen mutlu son anlat\u0131l\u0131rken onlardan &#8220;ebr\u00e2r&#8221; diye s\u00f6z edilmesi bir tarif demek olup, bunlar\u0131n bu y\u00fcksek ikramlara bu vas\u0131flardan dolay\u0131 n\u00e2il olduklar\u0131na, yani \u015f\u00fck\u00fcrden maksad\u0131n amel ederek \u015f\u00fckretme olup bunun iyilik, hay\u0131r, ihsan ve do\u011fru s\u00f6zl\u00fcl\u00fckle yerine getirilece\u011fine bir dikkat \u00e7ekmedir. \u0130\u015fte b\u00f6yle iyilik ve hay\u0131r sahibi iyi ki\u015filer i\u00e7erler yani, ahirette i\u00e7ecekler. K\u00e2firlerin se\u00eer denilen cehennemde yanmalar\u0131 ahiretteki sonlar\u0131 oldu\u011fu gibi, bunun kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda zikredilen iyilerin i\u00e7mesinden maksat da ahiretteki i\u00e7meleri demek olur. Bir k\u00e2seden ki:<\/p>\n<p>KE&#8217;S, k\u00e2se demektir. Yukar\u0131larda da ge\u00e7ti\u011fi gibi dolu kadehe denir. Bo\u015f olursa ke&#8217;s denmez. Me\u015fhur m\u00e2n\u00e2da bunun hakikat\u0131, i\u00e7inde i\u00e7ki bulunan kadehin kendisidir. \u00d6zellikle i\u00e7indeki i\u00e7kiye de denir. \u0130\u00e7ki i\u00e7enlerin as\u0131l maksad\u0131 neticede i\u00e7kinin verece\u011fi ne\u015fe oldu\u011fu i\u00e7in daha sonralar\u0131 bu kelime zikr-i sebeb irade-i m\u00fcsebbeb (sebebi s\u00f6yleyip neticeyi kastetme) yoluyla tam ne\u015feden mecaz olarak kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r ki, edebiyatta bu m\u00e2n\u00e2da kullan\u0131l\u0131\u015f\u0131 yayg\u0131n olmu\u015ftur. \u015eu halde &#8220;tam anlam\u0131yla dolgun, verece\u011fi ne\u015fe i\u00e7inde hi\u00e7 sarho\u015fluk ve sersemlik bulunmayan, o anda ve daha sonra her t\u00fcrl\u00fc gam ve kederden uzak saf ve duru bir hayat zevki, demek olur. B\u00f6yle bir hayat ise, &#8220;Ku\u015fkusuz ahiret yurdu, i\u015fte ger\u00e7ek hayat odur.&#8221;(Ankebut, 29\/64) delilince ancak ahiret hayat\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc d\u00fcnyan\u0131n hi\u00e7bir ne\u015fesi yoktur ki i\u00e7inde bir keder ve ba\u015fa\u011fr\u0131s\u0131 bulunmas\u0131n. Bu m\u00e2n\u00e2da tarih\u00e7i \u00c2li ne g\u00fczel s\u00f6ylemi\u015ftir:<\/p>\n<p>Ne\u015fe \u00fcmid etti\u011fin s\u00e2gar da senden gaml\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Bir dokun bir ah dinle kase-i fa\u011ff\u00fbrdan.<\/p>\n<p>Bu nedenle &#8220;ke&#8217;s&#8221; demekle g\u00f6zetilen &#8220;tam ne\u015fe&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131 d\u00fcnya kadehlerinde, d\u00fcnya \u015faraplar\u0131nda yoktur. Bunlar bir ne\u015feye kar\u015f\u0131l\u0131k bir t\u00fcrl\u00fc y\u0131k\u0131mla doludur. Bundan dolay\u0131 Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da d\u00fcnya \u015farab\u0131 &#8220;\u015eeytan\u0131n i\u015finden bir pislik&#8221;(M\u00e2ide, 5\/90) ve &#8220;G\u00fcnahlar\u0131 faydalar\u0131ndan b\u00fcy\u00fckt\u00fcr.&#8221; (Bakara, 2\/219) diye nitelendi\u011fi halde, ahiret \u015farab\u0131 &#8220;Tertemiz bir i\u00e7ecek&#8221; (\u0130nsan, 76\/21) \u015feklinde nitelenmi\u015ftir ki bu, d\u00fcnyada ancak mutlak bir iman, tertemiz bir a\u015fk ne\u015fesi ile ruhani bir gaye halinde d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir. Bunda cismani zevkten ruhani zevke, ge\u00e7ici g\u00fczellik aynas\u0131ndan mutlak g\u00fczelli\u011fin \u015fevkine ge\u00e7en \u00f6yle derin ve sonsuz bir sevgiliye kavu\u015fma ne\u015fesi vard\u0131r ki yolunda d\u00fcnyadan ge\u00e7ilir, canlar feda edilir:<\/p>\n<p>C\u00e2n\u0131 c\u00e2nan dilemi\u015f vermemek olmaz ey dil!<\/p>\n<p>Ne niza eyliyelim, ol ne senindir, ne benim denilir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte bu ne\u015feyi duyanlard\u0131r ki, &#8220;Allah yolunda \u00f6ld\u00fcr\u00fclenleri sak\u0131n \u00f6l\u00fcler sanma. Aksine onlar Rab&#8217;lar\u0131 kat\u0131nda diridirler.&#8221;(\u00c2l-i \u0130mran, 3\/169) ve bir de<\/p>\n<p>&#8220;\u0130\u015fte onlar, en ileri giden s\u0131dd\u0131klard\u0131r. \u015eehitlerin m\u00fck\u00e2fat\u0131 Rab&#8217;lar\u0131 kat\u0131ndad\u0131r. Hepsinin ecirleri ve nurlar\u0131 vard\u0131r.&#8221;(Hadid, 57\/19) m\u00fcjdeleriyle Allah kat\u0131nda ebedi hayatta ne\u015fe ile dopdolu olurlar. Bu ahiret ne\u015fesinden gafil olup da b\u00fct\u00fcn lezzetlerini d\u00fcnya hayat\u0131n\u0131n zevkinde t\u00fcketmek isteyenler, d\u00fcnya elemlerini yaln\u0131z d\u00fcnya \u015farab\u0131n\u0131n dolmak ihtimali olmayan ve az bir ne\u015feye kar\u015f\u0131l\u0131k t\u00fcrl\u00fc ac\u0131l\u0131klar, t\u00fcrl\u00fc ba\u015fa\u011fr\u0131lar\u0131yla bula\u015fm\u0131\u015f ve sonunda k\u0131r\u0131lmaya mahkum bulunan bo\u015f ve eksik kadehinde arad\u0131klar\u0131 i\u00e7in y\u00fcce Allah onlara ra\u011fmen iyi ki\u015filerin temiz ruhlar\u0131yla duyacaklar\u0131 ahiret zevkini ve sonsuz hayat ne\u015fesini, bir\u00e7ok s\u00fbrede oldu\u011fu gibi burada da dolgun bir i\u00e7ki kadehi ve temiz bir i\u00e7ki demek olan &#8220;\u015f\u00fcrbi, ke&#8217;s&#8221; ve &#8220;\u015farab-\u0131 tahur=tertemiz \u015farap&#8221; zevk ve ne\u015fesi \u015feklinde beyan edip a\u00e7\u0131klam\u0131\u015ft\u0131r. Bu kadeh ile i\u00e7ilen i\u00e7kinin kar\u0131\u015f\u0131m\u0131 d\u00fcnya i\u00e7kilerinin kar\u0131\u015f\u0131m\u0131na benzemeyip her t\u00fcrl\u00fc kusurdan ve ho\u015fa gitmeyen kokulardan ar\u0131nm\u0131\u015f, son derece temiz ve sonunda a\u00e7\u0131klanaca\u011f\u0131 \u00fczere bir &#8220;\u015far\u00e2b-\u0131 tahur&#8221; oldu\u011fu anlat\u0131lmak \u00fczere buyruluyor ki: Onun, (yani o kadehin) kar\u0131\u015f\u0131m\u0131 bir k\u00e2fur olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>M\u0130Z\u00c2C, alet bildiren bir isim m\u00e2n\u00e2s\u0131nda olarak bir \u015feye kat\u0131lan katk\u0131 demektir ki, \u00f6zelli\u011fi bunda g\u00f6r\u00fcn\u00fcr. Mesela, bir \u015ferbete kat\u0131lan g\u00fcl suyu onun mizac\u0131, katk\u0131s\u0131 olmu\u015ftur. Sonundaki zamiri, k\u00e2senin yerini tutmaktad\u0131r. Ke&#8217;s, dolu kab\u0131n kendisinin ismi oldu\u011funa g\u00f6re, k\u00e2fur, kadehin katk\u0131s\u0131 olmu\u015f olur. Bu ise, o k\u00e2senin s\u0131r\u00e7as\u0131, &#8220;g\u00fcm\u00fc\u015ften billurlar&#8221; \u00e2yetinden de anla\u015f\u0131laca\u011f\u0131 \u00fczere k\u00e2fur tabiat\u0131nda beyaz ve ho\u015f demek olabilece\u011fi gibi, o kasenin i\u00e7ine kat\u0131lan i\u00e7kinin k\u00e2fur \u00f6zelli\u011finde, g\u00f6r\u00fclmedik bir i\u00e7ki demek oldu\u011funu da ifade edebilir. Bundan ba\u015fka &#8220;katk\u0131s\u0131 olmak&#8221;, kab\u0131n kendisinden ziyade i\u00e7indeki i\u00e7kiye daha uygun olaca\u011f\u0131na g\u00f6re burada &#8220;k\u00e2se&#8221;den maksat, i\u00e7indeki i\u00e7ilecek \u015fey demek olup bunun katk\u0131s\u0131 da o i\u00e7ilecek i\u00e7kiye kat\u0131lan temiz ve ho\u015f bir katk\u0131 demek olur. \u00d6nceki m\u00e2n\u00e2ya g\u00f6re k\u00e2fur, bildi\u011fimiz m\u00e2n\u00e2da d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir. Bilindi\u011fi gibi k\u00e2fur, beyaz ve ho\u015f bir renkte, g\u00fczel kokulu, serin, antiseptik yani k\u00f6t\u00fc kokuya kar\u015f\u0131 ve do\u011fal olarak kalbi kuvvetlendirme \u00f6zelli\u011fini ta\u015f\u0131yan me\u015fhur bir \u015feydir. Bir k\u00e2senin kendisinin bu tabiatta olmas\u0131 onun temizli\u011fini, ho\u015flu\u011funu, g\u00fczelli\u011fini ifade eden e\u015fsiz bir &#8220;istiare-i temsiliyye&#8221; olur. \u0130kinci ve \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc m\u00e2n\u00e2lara g\u00f6re ise k\u00e2fur, bilinen m\u00e2n\u00e2s\u0131nda de\u011fil, d\u00fcnyada bilinmeyen bamba\u015fka bir i\u00e7ki veya i\u00e7ki katk\u0131s\u0131 demek olur. Ger\u00e7ekte bu m\u00e2n\u00e2 ile k\u00e2fur, cennet \u00e7e\u015fmelerinden bir \u00e7e\u015fmenin ismi diye rivayet edilmi\u015ftir. Buna g\u00f6re o iyi ki\u015filer, o dolgun kadehten bu k\u00e2fur denilen \u00e7e\u015fmenin suyunu veya i\u00e7ine o \u00e7e\u015fmeden kat\u0131lan bir cennet \u015farab\u0131n\u0131 i\u00e7ecekler demek olur.<\/p>\n<p>6. Bu takdirde &#8220;bir kaynak&#8221; s\u00f6z\u00fc, k\u00e2furdan bedel veya onun a\u00e7\u0131klay\u0131c\u0131s\u0131d\u0131r. Yani, o k\u00e2senin katk\u0131s\u0131 olan k\u00e2fur, bir ayn, bir \u00e7e\u015fme, ba\u015fka bir t\u00e2birle bir kaynak, bir kaynak g\u00f6z\u00fc, bir p\u0131nard\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130kinci ve evvelki takdirde ise &#8220;i\u00e7erler&#8221; fiilinin mef\u00fbl\u00fc (t\u00fcmleci)d\u00fcr. Yani katk\u0131s\u0131 k\u00e2fur olan o k\u00e2seden, hi\u00e7 durmadan akan ve sonsuz hayat kayna\u011f\u0131 olan bir \u00e7e\u015fme suyu veya o su ile kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f bir i\u00e7ki i\u00e7erler. Buna V\u00e2k\u0131a S\u00fbresi&#8217;nde imanda en ileride olanlar\u0131n nitelikleri anlat\u0131l\u0131rken &#8220;Akan i\u00e7ki kayna\u011f\u0131ndan doldurulmu\u015f kadehler. Ondan ba\u015flar\u0131 a\u011fr\u0131t\u0131lmaz, ak\u0131llar\u0131 giderilmez.&#8221;(V\u00e2k\u0131a, 56\/18, 19) denilmi\u015f, Saff\u00e2t S\u00fbresi&#8217;nde de, &#8220;Ma\u00een&#8217;den doldurulmu\u015f bir kadehle onlar\u0131n etraf\u0131nda dola\u015f\u0131l\u0131r. Bembeyaz, i\u00e7enlere lezzet verir. Onda ne bir zararl\u0131 sonu\u00e7 vard\u0131r, ne de i\u00e7enlere sarho\u015fluk verir.&#8221;(S\u00e2ffat, 37\/45-47) denilmi\u015ftir. Bu s\u00fbrede ge\u00e7en &#8220;k\u00e2fur&#8221;, Saff\u00e2t S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7en &#8220;bembeyaz, i\u00e7enlere lezzet verir&#8221; ve Muhammed S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7en &#8220;Tad\u0131 de\u011fi\u015fmeyen s\u00fctten \u0131rmaklar.&#8221;(Muhammed, 47\/15) gibi nitelikler birbirlerine yak\u0131n m\u00e2n\u00e2dad\u0131rlar.<\/p>\n<p>O k\u00e2fur veya o i\u00e7tikleri \u00f6yle bir \u00e7e\u015fme ki Onunla, (yahut) ondan Allah&#8217;\u0131n kullar\u0131 i\u00e7er, g\u00fczel yollarla onu ak\u0131t\u0131rlar da ak\u0131t\u0131rlar. \u0130stedikleri yerlere kolay kolay ak\u0131t\u0131rlar, diledikleri gibi kana kana i\u00e7erler. Abdullah b. Ahmed&#8217;in &#8220;Zev\u00e2id\u00fc&#8217;z-Z\u00fchd&#8221;de \u0130bn\u00fc \u015eevz\u00ee&#8217;den rivayetine g\u00f6re bu kayna\u011f\u0131n alt\u0131n borular\u0131 vard\u0131r, su onlar\u0131 takip eder.<\/p>\n<p>Burada &#8220;Allah&#8217;\u0131n kullar\u0131&#8221;, yine o anlat\u0131lan iyi insanlar\u0131n kendileri, i\u00e7me de daha \u00f6nce anlat\u0131lan i\u00e7menin a\u00e7\u0131klamas\u0131 olmak ihtimali var ise de, bunun genel m\u00e2n\u00e2da olmas\u0131 daha a\u00e7\u0131kt\u0131r. Bu duruma g\u00f6re \u00e7e\u015fme, o iyi kullar\u0131n d\u00fcnyada yapt\u0131klar\u0131 hay\u0131rlar; Allah&#8217;\u0131n kullar\u0131n\u0131n ondan i\u00e7mesi, herkesin ondan faydalanmas\u0131; iyi kullar\u0131n k\u00e2fur katk\u0131l\u0131 dolgun kadehten i\u00e7meleri de, ahirette onun sevab\u0131ndan elde ettikleri sonsuz mutluluk ne\u015fesi demek olur.<\/p>\n<p>7. Bunun \u015fu \u015fekilde izah\u0131 da bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 anlat\u0131r: &#8220;Adaklar\u0131n\u0131 yerine getirirler&#8230;&#8221; \u00c7\u00fcnk\u00fc bu \u00e2yetler o &#8220;iyi kul&#8221; deyiminin \u00f6zet olarak anlatt\u0131\u011f\u0131 m\u00e2n\u00e2n\u0131n bir t\u00fcr a\u00e7\u0131klamas\u0131 olmak \u00fczere onlar\u0131n ahirette bu murada ermelerine vesile olan d\u00fcnyadaki hallerini, ahl\u00e2klar\u0131n\u0131, ruh hallerini, fikir ve gayeleri ile hay\u0131r i\u015flerinin esas\u0131n\u0131 ve meyvelerini a\u00e7\u0131klamaya ba\u015flamaktad\u0131r. Yani, &#8220;onlar nas\u0131l o iyili\u011fe erer, o p\u0131nar\u0131n suyunu ak\u0131t\u0131rlar?&#8221; denilirse, buyruluyor ki, &#8220;adaklar\u0131n\u0131 yerine getirirler.&#8221;<\/p>\n<p>NEZR, bir \u015feyi yapmay\u0131 \u00fczerine almak ve adamak demektir ki, bir kimsenin, \u00fczerine gerekli ve vacip olmayan hay\u0131rl\u0131 bir i\u015fi kendine vacip k\u0131larak &#8220;yapay\u0131m&#8221; diye \u00fczerine almas\u0131d\u0131r. Ku\u015fkusuz, kendine vacip olmayan nafileyi \u00fczerine al\u0131p da onu yerine getiren kimseler, kendilerine vacip olan vazifeleri haydi haydi yaparlar. Bu nedenle \u00e2yeti, gerek kendilerinin vacip k\u0131lmas\u0131 ve gerek y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n vacip k\u0131lmas\u0131yla \u00fczerlerine vacip olan her t\u00fcrl\u00fc vazife ve g\u00f6revlerini yerine getirirler demek olur. B\u00f6ylece bu \u00e2yet, &#8220;Onlar emanetlerine ve ahitlerine riayet ederler.&#8221;(M\u00fcminun, 23\/8) \u00e2yetinin m\u00e2n\u00e2s\u0131 ile, &#8220;Kul bana nafilelerle devaml\u0131 yakla\u015f\u0131r. Neticede ben onun kula\u011f\u0131, g\u00f6z\u00fc&#8230; olurum.&#8221; kudsi hadisinin m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 kapsar. &#8220;Yerine getirirler&#8221; fiili de muzari sigas\u0131 (geni\u015f zaman kipi) ile bunu yerine getirmeye devam ettiklerini ifade eder. Yani, bir iki defa yerine getirmekle kal\u0131vermez, devaml\u0131 yerine getirip dururlar. Hem de yapt\u0131klar\u0131yla gururlan\u0131p da &#8220;art\u0131k yeti\u015fir&#8221; diye gafil davranmazlar. Ve k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc yayg\u0131n olan bir g\u00fcnden korkarlar, o endi\u015fe ile korunur dururlar.<\/p>\n<p>8. M\u00dcSTAT\u00ceR; u\u00e7an, u\u00e7u\u015fan, yang\u0131n\u0131n veya sabah ayd\u0131nl\u0131\u011f\u0131n\u0131n yay\u0131lmas\u0131 gibi ufuklara da\u011f\u0131l\u0131p yay\u0131lma kabiliyetinde olan demektir. &#8220;Seve seve yemek yedirirler&#8221;. Burada s\u00f6z\u00fc, sonundaki zamirin yerini tuttu\u011fu isme g\u00f6re iki m\u00e2n\u00e2 ifade eder:<\/p>\n<p>B\u0130R\u0130S\u0130, yeme\u011fe sevgileri, yani kendi ihtiya\u00e7lar\u0131ndan dolay\u0131 istek ve arzular\u0131 bulunmas\u0131na ra\u011fmen, demektir ki, &#8220;Sevmesine ra\u011fmen mal verdi.&#8221;(Bakara, 2\/177) ve &#8220;Sevdi\u011finiz \u015feylerden infak etmedik\u00e7e iyili\u011fe ula\u015famazs\u0131n\u0131z.&#8221;(\u00c2l-i \u0130mran, 3\/92) \u00e2yetlerinin ifade etti\u011fi m\u00e2n\u00e2 budur.<\/p>\n<p>B\u0130R\u0130S\u0130 de, o yedirmeyi istemeye istemeye de\u011fil, can \u00fc g\u00f6n\u00fclden isteye isteye, seve seve yaparlar demektir ki, her birinin bir izah ve yorumu vard\u0131r. &#8220;Miskine, yetime ve esire&#8221; yedirirler.<\/p>\n<p>M\u0130SK\u0130N, kendi kendine bir \u015fey kazanmaktan aciz kimse demektir.<\/p>\n<p>YET\u0130M, kendisi i\u00e7in kazan\u00e7 temin eden \u00f6lm\u00fc\u015f, kendisi de kazan\u00e7 elde etmekten aciz m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r.<\/p>\n<p>ES\u0130R, k\u00f6le olup olmamaktan, m\u00fcsl\u00fcman olup olmamaktan daha genel olarak, hangi esir olursa olsun demektir.<\/p>\n<p>Burada esirlere, d\u00fc\u015fk\u00fcnlere g\u00fczel muamele yap\u0131lmas\u0131na \u00f6nemli bir \u015fekilde dikkat \u00e7ekilmektedir. Esir, kendisine \u00f6ld\u00fcrme veya ba\u015fka herhangi bir muamele yap\u0131lmaya mahkum bir durumdad\u0131r. Onu \u00f6ld\u00fcrmek gerekirse \u00f6nce \u00f6ld\u00fcrmeli, fakat esirlik zincirine vurulduktan sonra da i\u015fkence etmeyip m\u00fcmk\u00fcn olabildi\u011fi kadar insanca bakmal\u0131d\u0131r. Rivayete g\u00f6re, Hz. Peygamber&#8217;e bir esir getirilir, o bu esiri m\u00fcsl\u00fcmanlardan birine teslim eder, &#8220;buna ihsan et, g\u00fczel bak&#8221; diye emrederdi. Esir iki \u00fc\u00e7 g\u00fcn onun yan\u0131nda kal\u0131r, esire, onu kendi nefsine tercih edecek \u015fekilde bakard\u0131. Kat\u00e2de \u015f\u00f6yle der: &#8220;O g\u00fcn onlar\u0131n esirleri m\u00fc\u015friklerdi. Senin m\u00fcsl\u00fcman karde\u015fin ise elbette doyurmana daha lay\u0131kt\u0131r.&#8221; M\u00fcsl\u00fcman bir esire yard\u0131m, daha \u00e7ok onu esirlikten kurtarmaya \u00e7al\u0131\u015fmakla olur. Sonra onlar bu yemek yedirmeden bir menfaat ve kar\u015f\u0131l\u0131k beklemezler.<\/p>\n<p>9. &#8220;Biz sizi Allah i\u00e7in doyuruyoruz.&#8221; derler. Fakat bunu a\u00e7\u0131k\u00e7a y\u00fczlerine s\u00f6ylemez, i\u00e7lerinden ve halleriyle s\u00f6ylerler. Onun i\u00e7in burada &#8220;b\u00f6yle derler&#8221; diye a\u00e7\u0131k\u00e7a s\u00f6ylenmemi\u015f, dolayl\u0131 olarak ifade edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>L\u0130 VECH\u0130LLAH, Allah y\u00fcz\u00fc, devaml\u0131 olan ahiret y\u00f6n\u00fc, Allah r\u0131zas\u0131 i\u00e7in demektir.<\/p>\n<p>10. Ab\u00fbs \u00e7irkin suratl\u0131, yani &#8220;i\u00e7inde bulunanlar\u0131n y\u00fczlerini ek\u015fitip fenala\u015ft\u0131racak olan kara g\u00fcn&#8221;, \u00e7at\u0131k suratl\u0131 deniliyor ki, bu kelime, devenin d\u00f6lleme s\u0131ras\u0131nda kibir ile veya do\u011fururken s\u0131k\u0131\u015ft\u0131rma halinde kuyru\u011funu kald\u0131r\u0131p burnunu \u00e7evirerek ve yanlar\u0131n\u0131 derleyerek ald\u0131\u011f\u0131 \u00e7al\u0131ml\u0131 veya s\u0131k\u0131nt\u0131l\u0131 durumunu anlatan s\u00f6z\u00fcnden al\u0131narak, iki g\u00f6z\u00fcn\u00fcn aras\u0131n\u0131 \u00e7at\u0131p \u015fiddetle al\u0131n buru\u015fuklu\u011fu g\u00f6steren, yani son derece \u00e7irkin veya k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc birbirine girmi\u015f gibi zorlu ve deh\u015fetli veya uzun, uzay\u0131p giden m\u00e2n\u00e2lar\u0131 ile tefsir edilmi\u015ftir ki o g\u00fcn, k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcd\u00fcr.<\/p>\n<p>11. &#8220;Allah onlar\u0131 o g\u00fcn\u00fcn k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcnden korur ve onlara parlakl\u0131k ve sevin\u00e7 verir&#8221;. Bu \u00e2yetler de d\u00fcnyadaki o ruh hali ile \u00e7al\u0131\u015fma ve gayretin sonundaki semeresini, ahiretteki neticesini a\u00e7\u0131klamaya ba\u015flarlar ki bu, &#8220;bir kadehten i\u00e7erler&#8221; \u00e2yetiyle k\u0131saca anlat\u0131lan ne\u015fe ve mutlulu\u011fun izah ve a\u00e7\u0131klamas\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>12. &#8220;Sab\u0131rlar\u0131na kar\u015f\u0131l\u0131k onlara verilir&#8221;, bununla, sabr\u0131n, iyi ki\u015filerin muvaffak olma sebeblerinden biri olan en se\u00e7kin \u00f6zellikleri oldu\u011funa ve b\u00f6ylece ayn\u0131 anda hem \u015f\u00fckrettiklerine, hem de sabrettiklerine i\u015faret olunmu\u015ftur. Cennet, yani diledikleri gibi yiyip i\u00e7ecekleri, g\u00f6n\u00fclde yer alan, ho\u015f bir bah\u00e7e. Ve bir ipek. &#8220;Orada giysileri de ipektir.&#8221;(Hacc, 22\/23; F\u00e2t\u0131r, 35\/33) \u00e2yetinde de belirtildi\u011fi gibi, bir ipek ki onu giyip s\u00fcslenirler.<\/p>\n<p>13-14. Bu y\u00fczlerindeki parlakl\u0131k ve i\u00e7lerindeki sevin\u00e7, bu cennet ve ipek \u015fu h\u00e2l ile ifade ediliyor: Koltuklar \u00fczerine dayan\u0131p kurularak.<\/p>\n<p>ER\u0130KE, gelin odas\u0131na kurulan yatak, donat\u0131lm\u0131\u015f koltuk demektir.<\/p>\n<p>Orada zemher\u00ee, yani \u015fiddetli bir so\u011fuk da g\u00f6rmezler. \u00c7\u00fcnk\u00fc a\u015f\u0131r\u0131 s\u0131cak azap oldu\u011fu gibi a\u015f\u0131r\u0131 so\u011fuk da azapt\u0131r.<\/p>\n<p>15. G\u00fcm\u00fc\u015ften s\u0131r\u00e7a kaplar, billurlar. Bilindi\u011fi gibi g\u00fcm\u00fc\u015f ile s\u0131r\u00e7a billurun tabiatlar\u0131 farkl\u0131d\u0131r. G\u00fcm\u00fc\u015ften s\u0131r\u00e7a veya billur olmamak gerekir. Fakat burada e\u015fsiz bir istiare yap\u0131lm\u0131\u015f, g\u00fcm\u00fc\u015f beyazl\u0131\u011f\u0131 ile billur berrakl\u0131\u011f\u0131n\u0131n safl\u0131\u011f\u0131n\u0131 i\u00e7eren \u00e7e\u015fitli bi\u00e7imde kaplar tasvir edilmi\u015ftir ki bunda k\u00e2fur katk\u0131s\u0131na da i\u015faret vard\u0131r.<\/p>\n<p>16. G\u00fcm\u00fc\u015ften s\u0131r\u00e7a kaplar, billurlar. Bilindi\u011fi gibi g\u00fcm\u00fc\u015f ile s\u0131r\u00e7a billurun tabiatlar\u0131 farkl\u0131d\u0131r. G\u00fcm\u00fc\u015ften s\u0131r\u00e7a veya billur olmamak gerekir. Fakat burada e\u015fsiz bir istiare yap\u0131lm\u0131\u015f, g\u00fcm\u00fc\u015f beyazl\u0131\u011f\u0131 ile billur berrakl\u0131\u011f\u0131n\u0131n safl\u0131\u011f\u0131n\u0131 i\u00e7eren \u00e7e\u015fitli bi\u00e7imde kaplar tasvir edilmi\u015ftir ki bunda k\u00e2fur katk\u0131s\u0131na da i\u015faret vard\u0131r.<\/p>\n<p>17. &#8220;Orada onlara dolu bir kadeh sunulur ki, katk\u0131s\u0131 zencebildir&#8221;.<\/p>\n<p>ZENCEB\u0130L, zencefil dedi\u011fimiz bilinen ho\u015f kokulu baharat\u0131n ismidir ki baz\u0131 i\u00e7eceklere kat\u0131l\u0131nca ho\u015f bir lezzet ve koku meydana getirir. \u00d6nce k\u00e2fur katk\u0131l\u0131 kadeh, burada da zencefil katk\u0131l\u0131 kadeh denilmesinden ve birinde &#8220;i\u00e7erler&#8221;, \u00f6b\u00fcr\u00fcnde de &#8220;onlara i\u00e7irilir&#8221; tabiri kullan\u0131lmas\u0131ndan iki t\u00fcr kadeh anla\u015f\u0131l\u0131yor ki birinin \u00e7al\u0131\u015farak kazan\u0131ld\u0131\u011f\u0131na, di\u011ferinin Allah vergisi oldu\u011funa i\u015faret olsa gerektir.<\/p>\n<p>18. &#8220;Selsebil&#8221;<\/p>\n<p>SELSEB\u0130L, bunun ilk \u00f6nce Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da i\u015fitilmi\u015f bir kelime oldu\u011fu s\u00f6ylenmi\u015ftir. Selsel ve Sels\u00e2l gibi, ak\u0131c\u0131 olmak ve pe\u015fpe\u015fe ak\u0131p gitmek m\u00e2n\u00e2lar\u0131yla ilgili olarak &#8220;ak\u0131m\u0131 ardarda olan ve i\u00e7imi ve yudumu bo\u011faza dokunmayacak \u015fekilde gayet kolay ve tatl\u0131&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade etti\u011fi de s\u00f6ylenmi\u015ftir. M\u00fccahid, &#8220;ak\u0131m\u0131 kuvvetli, i\u00e7imi kolay&#8221; demi\u015f; Mukatil de, &#8220;suyu, istedikleri yere diledikleri gibi akar bir p\u0131nar&#8221; demi\u015ftir. Katade&#8217;den rivayet olundu\u011funa g\u00f6re, &#8220;Ar\u015f&#8217;\u0131n alt\u0131nda Adn cennetinden f\u0131\u015fk\u0131r\u0131p b\u00fct\u00fcn cennetlere akan bir p\u0131nard\u0131r&#8221;. Ebu Hayyan der ki: Bu kelimenin zahirinden anla\u015f\u0131lan bunun bir isim olmay\u0131p &#8220;yutulurken ak\u0131c\u0131, tad\u0131lmas\u0131 kolay&#8221; \u015feklinde bir nitelik bildirmi\u015f olmak gerektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc ger\u00e7ekten isim olsayd\u0131 gramer bak\u0131m\u0131ndan, m\u00fcennes ve \u00f6zel isim oldu\u011fundan dolay\u0131, gayr-i munsarif olmak gerekirdi. Bununla beraber gibi, f\u00e2s\u0131laya riayet i\u00e7in tenvinlenmi\u015f olmas\u0131 da d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir.<\/p>\n<p>Baz\u0131lar\u0131 da bunun, &#8220;bir yol iste&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelen s\u00f6z\u00fcnden nakledilmi\u015f bir isim olmas\u0131 ihtimalini s\u00f6ylemi\u015flerdir ki, &#8220;ona bir yol arayanlar, ondan i\u00e7ebilirler&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 dolayl\u0131 olarak g\u00f6sterir demektir.<\/p>\n<p>19. &#8220;Etraflar\u0131nda \u00f6l\u00fcms\u00fcz hizmet\u00e7iler dola\u015f\u0131r&#8230;&#8221;<\/p>\n<p>20. Orada g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn vakit, yani o cennette g\u00f6z\u00fcn her nereye ili\u015fse bir nimet ve pek b\u00fcy\u00fck bir m\u00fclk g\u00f6r\u00fcrs\u00fcn, kederden, kin ve hileden uzak, kat\u0131ks\u0131z bir nimet ve anlat\u0131lamayacak b\u00fcy\u00fck bir saltanat ki bu, duyu organlar\u0131yla hissedilebilen ve ak\u0131lla d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilen nimetleri kapsar. Baz\u0131lar\u0131 da \u015f\u00f6yle der: O b\u00fcy\u00fck m\u00fclk, bir \u015fey meydana getirmek ve bunu dilemek m\u00fclk\u00fcd\u00fcr ki, onlar bir \u015feyin olmas\u0131n\u0131 istedikleri zaman o \u015fey hemen oluverir. \u0130\u015fte bu &#8220;neye baksan&#8221; \u015feklindeki hitapta Resulullah (s.a.v)&#8217;a ve \u00fcmmetine bunu bir vaad vard\u0131r.<\/p>\n<p>21. &#8220;Onlar\u0131n \u00fczerinde vard\u0131r&#8221;. Bu, o nimete sahip olan ki\u015filerin g\u00f6r\u00fcld\u00fckleri s\u0131radaki veya etraflar\u0131nda dola\u015f\u0131l\u0131rkenki hallerini a\u00e7\u0131klamaktad\u0131r. Yani &#8220;sen g\u00f6rd\u00fcn&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan veya &#8220;onlar\u0131n etraf\u0131nda dola\u015f\u0131r&#8221; \u00e2yetindeki zamirden veya ta yukardaki &#8220;yaslanm\u0131\u015flard\u0131r&#8221; s\u00f6z\u00fcnden hal olarak ipe\u011fi a\u00e7\u0131klamaktad\u0131r. Yani, o nimet i\u00e7indeki ki\u015fileri g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn vakit veya \u00f6l\u00fcms\u00fcz hizmet\u00e7ilerle etraflar\u0131nda dola\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 veya koltuklar\u0131 \u00fczerine oturduklar\u0131 s\u0131radaki halleri, \u00fcstlerinde giyim yahut \u00fcst taraflar\u0131nda tezyinat olarak ye\u015fil s\u00fcnd\u00fcs giysiler vard\u0131r, yani s\u00fcnd\u00fcs ad\u0131 verilen gayet ince ve zarif ipek kuma\u015flardan ye\u015fil giyecekler &#8220;ve istebrak vard\u0131r&#8221;. Yani kal\u0131n veya s\u0131rmal\u0131 ipek kuma\u015flar ki &#8220;S\u00fcnd\u00fcs ve atlastan elbiseler giyerler.&#8221;(Duhan, 44\/53) m\u00e2n\u00e2s\u0131nca s\u0131ras\u0131na g\u00f6re giyinirler veya oturduklar\u0131 yerler a\u015fa\u011f\u0131dan yukar\u0131 ve yukardan a\u015fa\u011f\u0131 bunlarla donat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Asl\u0131 Arap\u00e7a olmayan bu &#8220;s\u00fcnd\u00fcs&#8221; ve &#8220;istebrak&#8221; kelimeleri hakk\u0131nda \u00e7ok s\u00f6z s\u00f6ylenmi\u015f ise de bizim anlayaca\u011f\u0131m\u0131z ince ve kal\u0131n ipek kuma\u015flar\u0131n en g\u00fczelleridir.<\/p>\n<p>Ve g\u00fcm\u00fc\u015ften bileziklerle s\u00fcslenmi\u015flerdir. &#8220;Onlar s\u00fcslenmi\u015flerdir.&#8221; c\u00fcmlesindeki zamir, hizmet eden \u00f6l\u00fcms\u00fcz hizmet\u00e7ilerin yerini tuttu\u011funa g\u00f6re, bunlar\u0131n b\u00f6yle s\u00fcslenmeleri akla uygundur. Cennetteki kad\u0131nlar hakk\u0131nda da yara\u015f\u0131r. Erkekler hakk\u0131nda bu tarz s\u00fcslenmek nas\u0131l \u00f6v\u00fclebilir? diye bir soru akla gelebilir. Bunu cennettekilerin zevkine havale etmek \u015feklinde bir cevap yeterli olabilirse de bunun akla uygun bir yorumu da yok de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc kollar\u0131ndaki bu bilezikler, cennet ehlinin d\u00fcnyada elleriyle yap\u0131p uzmanla\u015ft\u0131klar\u0131 salih amellerin simgesi olan m\u00fckafatt\u0131r. Baz\u0131 \u00e2yetlerde alt\u0131n ve g\u00fcm\u00fc\u015f bilezikler diye bunlar\u0131n derecelerindeki farkl\u0131l\u0131\u011fa da i\u015faret buyurulmu\u015ftur. Baz\u0131lar\u0131, &#8220;g\u00fcm\u00fc\u015f hizmet edenlerin, alt\u0131n ise hizmet edilenlerindir. Burada hizmet edenlerin s\u00fcs\u00fc olmas\u0131 itibar\u0131yla g\u00fcm\u00fc\u015f denilmi\u015ftir&#8221; demi\u015flerse de alt\u0131n\u0131n parlakl\u0131\u011f\u0131na kar\u015f\u0131l\u0131k g\u00fcm\u00fc\u015f\u00fcn rengindeki beyazl\u0131\u011f\u0131n daha \u00e7ok samimiyet ve safl\u0131\u011f\u0131 simgelemesi ve bir de alt\u0131na oranla \u00e7oklu\u011fundan dolay\u0131 herkese yarar\u0131 daha kapsaml\u0131 olmas\u0131 nedeniyle burada sade g\u00fcm\u00fc\u015f denilmi\u015f olmas\u0131 daha uygundur. Sonra \u015fu da unutulmamal\u0131d\u0131r ki, bu g\u00fcm\u00fc\u015f, bildi\u011fimiz g\u00fcm\u00fc\u015f de\u011fil, o \u00e2leme \u00f6zg\u00fc bir g\u00fcm\u00fc\u015ft\u00fcr. B\u00fct\u00fcn bunlar\u0131n yan\u0131nda bu \u00e2yet, cism\u00e2ni ve ruhan\u00ee baz\u0131 i\u015faret yollu m\u00e2n\u00e2lar da ilham edebilirse de onlar zevklerin inceliklerine ait s\u0131rlard\u0131r. B\u00fct\u00fcn bunlar en son olarak \u015fu zevk ve ne\u015fede \u00f6zetlenmi\u015ftir: ve onlara Rablari tertemiz bir \u015farap sunmaktad\u0131r. Ki hem temiz, hem de hi\u00e7bir keder ve leke b\u0131rakmayacak \u015fekilde son derece temizleyici bir \u015farapt\u0131r.Bu \u015farap daha \u00f6nce s\u00f6z edilen biri k\u00e2fur katk\u0131l\u0131, di\u011feri zencefil katk\u0131l\u0131 iki t\u00fcr\u00fcn ikisinden de \u00fcst\u00fcn ve do\u011frudan do\u011fruya \u00e2lemlerin Rabb\u0131 taraf\u0131ndan i\u00e7irilen, hi\u00e7bir katk\u0131 kat\u0131lmam\u0131\u015f, mutlak bir \u015fekilde saf ve temizlik vasf\u0131yla se\u00e7kin tertemiz bir i\u00e7ki. Bu, Hakk&#8217;\u0131n cemaline kavu\u015fma ne\u015fesidir.<\/p>\n<p>Bu \u015farab\u0131n temizli\u011fi ile ilgili gelen rivayetler:<\/p>\n<p>Ebu Kul\u00e2be&#8217;den \u015f\u00f6yle rivayet edilmi\u015ftir: Yiyecek ve i\u00e7ecekler verilir. En sonunda da tertemiz bir \u015farap sunulur ki, bununla kalpleri ve b\u00fct\u00fcn i\u00e7leri tertemiz olur ve d\u0131\u015flar\u0131ndan misk kokusu gibi bir ter halinde ta\u015far. Muk\u00e2til&#8217;den de \u015f\u00f6yle rivayet edilmi\u015ftir: Bu, cennet kap\u0131s\u0131nda bir kaynakt\u0131r ki her kim ondan i\u00e7erse y\u00fcce Allah onun kalbinde kin, hile ve hasetten veya i\u00e7inde kirden lekeden eser b\u0131rakmaz, hepsini \u00e7ekip \u00e7\u0131kar\u0131r: &#8220;Kalplerindeki kini s\u00f6k\u00fcp att\u0131k. Karde\u015fler olarak divanlar \u00fczerinde kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya otururlar.&#8221;(Hicr, 15\/47) \u00d6te yandan bu \u015farapta, d\u00fcnya \u015faraplar\u0131nda bulunan lekelerden eser yoktur. Baz\u0131lar\u0131 da \u015f\u00f6yle demi\u015ftir: Bundan maksat s\u0131rf ruhan\u00ee olan bir \u015farapt\u0131r ki, bu insan\u0131 Allah&#8217;\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda her \u015feyden uzakla\u015ft\u0131ran il\u00e2h\u00ee tecellidir.<\/p>\n<p>&#8220;Bir duruluk var, su yok; bir ho\u015fluk var, hava yok; bir nur var, ate\u015f yok; bir ruh var, cisim yok&#8221;.<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc F\u00e2r\u0131d&#8217;\u0131n &#8220;Hamriyye kasidesi&#8221;de bu m\u00e2n\u00e2 \u00fczere yaz\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Mesela &#8220;ta\u0131yye&#8221; (&#8220;t\u00e2&#8221; harfi ile biten kaside)sindeki \u015fu beyit ile de bunu kastetmi\u015ftir:<\/p>\n<p>&#8220;Bana i\u00e7irdiler de, &#8220;\u015fark\u0131 m\u0131r\u0131ldanma&#8221; dediler. Oysa bana i\u00e7irdiklerini Huneyn da\u011flar\u0131na i\u00e7irselerdi da\u011flar \u015fark\u0131 s\u00f6ylerdi&#8221;.<\/p>\n<p>Hik\u00e2ye olundu\u011funa g\u00f6re, B\u00e2yezid-i Bestami&#8217;ye bu \u00e2yeti sormu\u015flar. Demi\u015f ki: &#8220;Allah onlara tertemiz bir \u015farap sundu. Onlardan ba\u015fka \u015feylerin sevgisini temizledi.&#8221; Sonra da \u015f\u00f6yle demi\u015f: Y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n bir \u015farab\u0131 vard\u0131r ki, onu kullar\u0131n\u0131n en erdemlileri i\u00e7in saklam\u0131\u015ft\u0131r. Bu \u015farab\u0131 onlara do\u011frudan do\u011fruya kendisi i\u00e7irir. \u0130\u00e7tilermi co\u015farlar, co\u015ftularm\u0131 u\u00e7arlar, u\u00e7tularm\u0131 ererler, erdilermi ayr\u0131lmazlar. Onlar &#8220;Sadakat meclisinde, kudreti sonsuz bir h\u00fck\u00fcmdar\u0131n huzurundad\u0131rlar.&#8221;(Kamer, 54\/55) s\u0131rr\u0131na ermi\u015flerdir.<\/p>\n<p>Raz\u00ee, yazd\u0131\u011f\u0131 yorumlar\u0131n sonunda i\u015faret yollu bir m\u00e2n\u00e2 ile buradaki i\u00e7kilerin hepsini b\u00f6yle bir ruh\u00e2n\u00ee tarzda anlatarak der ki: Ruh, melekler \u00e2lemindendir. B\u00fcy\u00fck ve ulu meleklerin cevherlerinden bu ruhlar \u00fczerine ta\u015fan nurlar, susuzluklar\u0131 gideren ve v\u00fccudu kuvvetlendiren tatl\u0131 suya benzer. Kaynak sular\u0131 ve p\u0131narlar durulukta, \u00e7oklukta ve kuvvette farkl\u0131 olduklar\u0131 gibi, ulv\u00ee nurlar\u0131n f\u0131\u015fk\u0131rd\u0131\u011f\u0131 kaynaklar da b\u00f6yledir. Baz\u0131lar\u0131 so\u011fuk ve kuru tabiatte k\u00e2fura benzerler. Bunun sahibi d\u00fcnyada korku, a\u011flama ve s\u0131k\u0131nt\u0131 makam\u0131ndad\u0131r. Baz\u0131lar\u0131 da s\u0131cak ve kuru tabiatte zencefil gibidirler. Bu halin sahibi de y\u00fcce Allah&#8217;tan ba\u015fka \u015feylere az iltifat eder, maddeye ve cisimle ilgili \u015feylere az \u00f6nem verir. Sonra insan ruhu kaynaktan kayna\u011fa, nurdan nura naklolur, gider. Hi\u00e7 ku\u015fku yok ki sebepler ve bunlar\u0131n neticeleri mutlak nur olan y\u00fcce Allah&#8217;a y\u00fckselerek son bulurlar. Bu makama ula\u015f\u0131p o \u015faraptan i\u00e7ince \u00f6nce i\u00e7ilen i\u00e7kilerin hepsi hazmedilir hatta yok olur. \u00c7\u00fcnk\u00fc y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n y\u00fccelik ve azametinin nuru kar\u015f\u0131s\u0131nda Allah&#8217;tan ba\u015fka olan her \u015feyin nuru yok olur. \u0130\u015fte pek do\u011fru ki\u015filerin yollar\u0131n\u0131n sonu; y\u00fckselme ve olgunla\u015fmada derecelerinin en son noktas\u0131 budur. Bu nedenle y\u00fcce Allah iyi kullar\u0131n sevaplar\u0131n\u0131 zikrederken bu \u00e2yeti ile konuyu bitirmi\u015ftir.<\/p>\n<p>22. \u015e\u00f6yle diyerek ki: \u0130\u015fte bu, sizin i\u00e7in haz\u0131rlanm\u0131\u015f bir kar\u015f\u0131l\u0131k idi ve \u00e7al\u0131\u015fma ve gayretiniz kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 buldu. D\u00fcnyadaki \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131n\u0131z bo\u015fa gitmedi; k\u0131ymeti takdir olunup daha b\u00fcy\u00fck bir m\u00fckafat ile kar\u015f\u0131land\u0131. Bu hitap, cennetlikler cennete girip kendileri i\u00e7in haz\u0131rlanm\u0131\u015f olan nimetleri g\u00f6rd\u00fckleri zamanki kutlama ve tebrik hitab\u0131n\u0131 hik\u00e2yedir. Yani o zaman b\u00f6yle denecektir. Allah&#8217;\u0131n ilmindeki ezeli takdiri haber vermek suretiyle d\u00fcnyadakilere bir vaad hitab\u0131 olma ihtimali de vard\u0131r.<\/p>\n<p>K\u00e2firlere haz\u0131rlanan zincir, buka\u011f\u0131 ve cehenneme kar\u015f\u0131l\u0131k \u015f\u00fckredenlere, iyi kullara haz\u0131rlanan g\u00f6n\u00fcl ve y\u00fcz ayd\u0131nl\u0131\u011f\u0131, cennet, ipek, o saf nimetler ve b\u00fcy\u00fck m\u00fclk ile tertemiz \u015farap, kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 verilen \u00e7al\u0131\u015fma ve gayretin a\u015f\u0131r\u0131 derecedeki ne\u015fesini beyandan sonra &#8220;Biz ona hidayet yolunu g\u00f6sterdik.&#8221; \u00e2yetinin m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131n ger\u00e7ekli\u011fini g\u00f6stermek ve konuyu a\u00e7\u0131kl\u0131\u011fa kavu\u015fturmak i\u00e7in buyruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>23- Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 sana k\u0131s\u0131m k\u0131s\u0131m biz indirdik biz.<\/p>\n<p>24- O halde Rabbinin h\u00fck\u00fcm vermesi i\u00e7in sabret. Onlardan hi\u00e7bir g\u00fcnahk\u00e2ra yahut nank\u00f6re itaat etme.<\/p>\n<p>25- Sabahak\u015fam Rabbinin ismini an.<\/p>\n<p>26- Gecenin bir b\u00f6l\u00fcm\u00fcnde de O&#8217;na secde et (ak\u015fam ve yats\u0131 namazlar\u0131n\u0131 k\u0131l). Hem de O&#8217;nu uzun bir gece tesbih et (tehecc\u00fcd namaz\u0131 k\u0131l).<\/p>\n<p>27- \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar bu d\u00fcnyay\u0131 seviyorlar ve \u00f6nlerindeki a\u011f\u0131r bir g\u00fcn\u00fc arkaya at\u0131yorlar.<\/p>\n<p>28- Onlar\u0131 biz yaratt\u0131k ve mafsallar\u0131n\u0131 s\u0131ms\u0131k\u0131 ba\u011flad\u0131k. Diledi\u011fimiz vakit de k\u0131l\u0131klar\u0131n\u0131 de\u011fi\u015ftiririz.<\/p>\n<p>29- \u0130\u015fte bu bir \u00f6\u011f\u00fctt\u00fcr. Dileyen Rabbine giden yolu tutar.<\/p>\n<p>30- Allah dilemedik\u00e7e siz dileyemezsiniz. Ku\u015fkusuz Allah, bilendir, h\u00fck\u00fcm ve hikmet sahibidir.<\/p>\n<p>31- Allah diledi\u011fini rahmetine sokar. Zalimlere ise, ac\u0131kl\u0131 bir azap haz\u0131rlam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>23. Sana ba\u015fkas\u0131 de\u011fil, biz indirdik, biz Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131. \u0130nsana do\u011fru yolu g\u00f6steren ve o tertemiz \u015farap ne\u015fesini sunan Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 k\u0131s\u0131m k\u0131s\u0131m indirdik yani bir defada de\u011fil, zaman zaman aral\u0131kl\u0131 olarak, yirmi \u00fc\u00e7 senede, azar azar. \u0130lk insan\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131nda oldu\u011fu gibi, bunda da basamak basamak olgunla\u015fma ve y\u00fckselme kural\u0131na bir uygunluk vard\u0131r. Bununla \u00f6nceden zikredilmeyen bir\u00e7ok \u015fey olacak ve bu vaad edilen \u015feyler kesinlikle ger\u00e7ekle\u015fecektir.<\/p>\n<p>24-25. Onun i\u00e7in acele etme de Rabbinin h\u00fck\u00fcm vermesi i\u00e7in sabret. Bug\u00fcn son zafer ve ba\u015far\u0131ya erdirmeyip de y\u00fck\u00fcml\u00fc tutup, imtihan etti\u011fi bir tak\u0131m gayret ve didinmelerin zorlu\u011funa dayan, ilerde verece\u011fi h\u00fckm\u00fc g\u00f6zet, \u00e7\u00fcnk\u00fc bu \u00e7ekilen zahmetlerin g\u00fczel bir sonu var sab\u0131rs\u0131zl\u0131k edip de o insanlar i\u00e7inden bir g\u00fcnahk\u00e2ra yani g\u00fcnaha \u00e7a\u011f\u0131ran bir g\u00fcnahk\u00e2ra veya k\u00fcfre \u00e7a\u011f\u0131ran nank\u00f6r bir k\u00e2fire itaat etme. Rabb&#8217;\u0131n\u0131n ismini an. &#8220;Bir de sab\u0131r ve namaz ile Allah&#8217;tan yard\u0131m isteyin.&#8221;(Bakara, 2\/45) \u00e2yetinin m\u00e2n\u00e2s\u0131nca sab\u0131r ile beraber ezana ve namaza devam et. &#8220;Sabah ak\u015fam&#8221;.<\/p>\n<p>B\u00dcKRA, erken demektir. &#8220;Er&#8221;s\u00f6z\u00fc, sabah ve sabahtan \u00f6\u011fleye kadar olan s\u00fcre i\u00e7in kullan\u0131l\u0131r.<\/p>\n<p>AS\u00ceL, ikindi ve ak\u015fam \u00fczeri m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelmekle beraber \u00f6\u011fleden ak\u015fama kadar olan zamana denir. Buna g\u00f6re &#8220;sabahtan ak\u015fama kadar&#8221; demek olup bunun i\u00e7inde sabah, \u00f6\u011fle ve ikindi namazlar\u0131 vard\u0131r.<\/p>\n<p>26. ve geceden de, yani gecenin bir k\u0131sm\u0131nda da Ona, (yani Rabb\u0131na) secde et. Burada &#8220;f\u00e2&#8221; ile &#8220;secde et&#8221; emri, &#8220;zikret&#8221; emrini de beyan ederek ondan da maksad\u0131n namaz oldu\u011funu anlat\u0131r.<\/p>\n<p>Secde, &#8220;zikr-i c\u00fcz, irade-i k\u00fcl&#8221; (bir b\u00fct\u00fcn\u00fcn bir par\u00e7as\u0131n\u0131 zikredip tamam\u0131n\u0131 kastetme) yoluyla namazdan mecazd\u0131r. Yani secde zikredilmi\u015f, namaz kastedilmi\u015ftir. Gecenin bir k\u0131sm\u0131 ve par\u00e7as\u0131 da ak\u015fam ve yats\u0131 demek olur.<\/p>\n<p>Hem de onu, uzun gece, (yahut geceleyin uzun uzad\u0131ya) tesbih et. Bunda da M\u00fczzemmil s\u00fbresinde ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere Peygamber&#8217;e tehecc\u00fcd\u00fcn vacip oldu\u011funa bir dikkat \u00e7ekme olmakla beraber, Rabbinin h\u00fckm\u00fc gelinceye kadar sabredilmesi emredilen m\u00fcddetin uzun bir gece gibi gelece\u011fine ve onun, Allah&#8217;\u0131 tesbih edip noksan s\u0131fatlardan uzak tutarak uyan\u0131k bir \u015fekil de ibadet ve haz\u0131rl\u0131k ile ge\u00e7irilmesi gerekti\u011fine de i\u015faret vard\u0131r. Bu i\u015faretin, dolay\u0131s\u0131yla \u00fcmmete ait olaca\u011f\u0131 da unutulmamal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>27. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar, yani k\u00e2firler &#8220;pe\u015fini&#8221;, yani d\u00fcnyay\u0131 seviyorlar&#8221;, &#8220;a\u011f\u0131r bir g\u00fcn\u00fc arkalar\u0131na at\u0131yorlar&#8221;. Bu a\u011f\u0131r g\u00fcn, \u00f6nlerinde bulunan k\u0131yamettir.<\/p>\n<p>28-29. &#8220;Eklem yerlerini ba\u011flad\u0131k&#8221;. Esaret maddesi olan esr, asl\u0131nda s\u0131k\u0131 ba\u011flamak m\u00e2n\u00e2s\u0131na mastar olup ba\u011flama vas\u0131tas\u0131 olan buka\u011f\u0131 ve ba\u011f i\u00e7in de kullan\u0131l\u0131r ki, burada yarat\u0131l\u0131\u015f ba\u011flar\u0131, bedenlerin eklemlerini ba\u011flayan damar, sinir ve adeleler gibi ba\u011f vas\u0131talar\u0131 ile tefsir olunmu\u015ftur. Biz bu &#8220;\u015fedd-i esr&#8221; s\u00f6z\u00fcn\u00fc me\u00e2lde &#8220;kundaklar\u0131 ba\u011flamak&#8221; \u015feklinde ifade etmeyi uygun bulduk.<\/p>\n<p>&#8220;Diledi\u011fimizde yerlerine benzerlerini getiririz&#8221;. Burada &#8220;tebdil-i ems\u00e2l = yerlerine benzerlerini getirme&#8221; mimin kesriyle misil&#8217;den, kendilerini yok eder, yerlerine di\u011fer benzerlerini yarat\u0131r\u0131z m\u00e2n\u00e2s\u0131na, tebdil-i zevat yani zatlar\u0131n\u0131 de\u011fi\u015ftirme m\u00e2n\u00e2s\u0131na da olabilirse de, s\u0131fat ve k\u0131l\u0131k m\u00e2n\u00e2s\u0131na mimin fethas\u0131yla mesel&#8217;den t\u00fcretilerek &#8220;s\u0131fatlar\u0131n\u0131, niteliklerini de\u011fi\u015ftirme&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmak daha uygundur. Nitekim V\u00e2k\u0131a S\u00fbresi&#8217;nde, &#8220;K\u0131l\u0131klar\u0131n\u0131z\u0131 de\u011fi\u015ftirmek ve sizi bilmeyece\u011finiz bir yarat\u0131l\u0131\u015fla yaratmak \u00fczere..&#8221;(V\u00e2k\u0131a, 56\/61) \u00e2yetinde bu m\u00e2n\u00e2 a\u00e7\u0131k idi.<\/p>\n<p>30. &#8220;Allah dilemedik\u00e7e siz dileyemezsiniz&#8221;. Bu \u00e2yet &#8220;cebr ve kader&#8221; meselesinde fikirlerin \u00e7arp\u0131\u015fma sahas\u0131 olmu\u015f ise de bunda kullar\u0131n dileme hak ve yetkisi oldu\u011funda, bununla beraber bu dilemelerin mutlak olmay\u0131p Allah&#8217;\u0131n dilemesine uygunlukla kay\u0131t alt\u0131na al\u0131nd\u0131\u011f\u0131nda \u015f\u00fcpheye yer yoktur. Dolay\u0131s\u0131yla sorumluluk kula, h\u00fck\u00fcm Allah&#8217;a aittir. Onun i\u00e7in kul, kendi kaderini kendi keyfine g\u00f6re \u00e7izemez. Kul, Allah&#8217;\u0131n dilemesi \u00e7er\u00e7evesinde sorumludur. Y\u00fcce Allah ise, hi\u00e7bir kayda ba\u011fl\u0131 olmadan diledi\u011fini yapar. Yol, onun tayin etti\u011fi; sevap ve ceza da onun h\u00fck\u00fcmleridir.<\/p>\n<p>31. O diledi\u011fini yapar. Bundan dolay\u0131 &#8220;Diledi\u011fini rahmetine sokar. Zalimlere ise ac\u0131kl\u0131 bir azap haz\u0131rlam\u0131\u015ft\u0131r.&#8221; buyurarak biri rahmetine, biri azab\u0131na giden iki yol g\u00f6stermi\u015ftir. \u0130\u015fte insan, g\u00f6sterilen bu iki yolun aras\u0131nda imtihan edilmek \u00fczere yarat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Yukar\u0131da k\u0131smen a\u00e7\u0131klanan bu vaad ve tehdit, gelecek s\u00fbrelerde de derinlemesine tahkik ve izah edilecektir.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>76-\u0130NSAN: &#8220;Geldi.&#8221; HEL ; soru edatlar\u0131ndan olmakla beraber bazan &#8220;Bu bir insandan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fil.&#8221;(Enbiya, 21\/3)de oldu\u011fu gibi (de\u011fil) m\u00e2n\u00e2s\u0131nda olumsuzluk edat\u0131; bazan da burada oldu\u011fu gibi m\u00e2n\u00e2s\u0131nda olumluluk ifade eden bir edat yerinde kullan\u0131l\u0131r. Tefsirciler bu kelimenin burada ve &#8220;Kaplay\u0131p \u00f6rten k\u0131yametin haberi sana geldi.&#8221;(\u011ea\u015fiye, 88\/1) \u00e2yetinde m\u00e2n\u00e2s\u0131nda oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Bunun iki t\u00fcrl\u00fc &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":12150,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1082,1081,5030,5031,5219,5351,5222,5220,1583,5221,1582,1586],"class_list":["post-1798","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-76-insan","tag-76-insan-tefsiri","tag-elmalili","tag-elmalili-hamdi-yazir","tag-elmalili-tefsir-oku","tag-hak-dini-kuran-dili","tag-hak-dini-tefsiri","tag-hamdi-yazir-tefsir-oku","tag-kuran","tag-sure-tefsirleri","tag-tefsir","tag-tefsir-oku"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1798","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1798"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1798\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/12150"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1798"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1798"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1798"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}