{"id":1800,"date":"2010-11-18T21:37:33","date_gmt":"2010-11-18T21:37:33","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1800"},"modified":"2010-11-18T21:37:33","modified_gmt":"2010-11-18T21:37:33","slug":"75-kiyamet-tefsiri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/75-kiyamet-tefsiri\/","title":{"rendered":"75-KIYAMET SURES\u0130 HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130"},"content":{"rendered":"<p>75-KIYAMET:<\/p>\n<p>1.Yemin ederim. Bu, &#8220;yemin etmem&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na de\u011fil, hay\u0131r, vallahi; yok, vallahi; de\u011fil, vallahi, gibi olumsuz bir ifadeden sonra yemindir. Nitekim \u0130mriu&#8217;l-Kays \u015f\u00f6yle demi\u015ftir:<\/p>\n<p>&#8220;Hay\u0131r, baban hakk\u0131 i\u00e7in ey \u00c2miri&#8217;nin k\u0131z\u0131, kavim benim ka\u00e7aca\u011f\u0131m\u0131 iddia etmez.&#8221;<\/p>\n<p>\u00c2limlerin \u00e7o\u011funlu\u011fu, bu gibi &#8216;lar\u0131n s\u0131la, yani sadece vurgu i\u00e7in ilave edilmi\u015f, eklenmi\u015f, oldu\u011funu s\u00f6yler. (V\u00e2k\u0131a s\u00fbresinde &#8220;Hay\u0131r, y\u0131ld\u0131zlar\u0131n mevkilerine yemin ederim.&#8221;(V\u00e2k\u0131a, 56\/75) \u00e2yetinin tefsirine bkz.). Fakat Zemah\u015feri&#8217;nin a\u00e7\u0131klamas\u0131na g\u00f6re, yeminden evvel gelen bu &#8220;l\u00e2&#8221;, &#8220;Hay\u0131r, Rabbine yemin olsun ki iman etmezler.&#8221;(Nis\u00e2, 4\/65) \u00e2yetinde oldu\u011fu gibi s\u00f6z\u00fcn aras\u0131nda olursa yemini vurgulamak i\u00e7in ilave edilmi\u015f s\u0131lad\u0131r. Nitekim &#8220;Ehl-i kitab iyice bilsin diye&#8221;(Hadid, 57\/29) \u00e2yetinde de ilmi vurgulamak i\u00e7in ziyade edilmi\u015ftir. Fakat bu s\u00fbrede ve Beled s\u00fbresinde oldu\u011fu gibi s\u00f6z\u00fcn ba\u015f\u0131nda s\u00f6ylendi\u011fi zaman s\u0131la de\u011fil, olumsuzluk ifade eder. \u00c7\u00fcnk\u00fc s\u0131la, yani vurgu maksad\u0131yla iki kelimeyi birbirine ba\u011flama s\u00f6z\u00fcn aras\u0131nda olur.<\/p>\n<p>Bu olumsuzlu\u011fun yorum ve izah\u0131 \u015fudur: Bir \u015feye yemin etmek onu b\u00fcy\u00fctmek, ululamak demektir. Bunun ba\u015f\u0131na olumsuzluk harfi getirmekle sanki \u015f\u00f6yle denilmi\u015f olur: &#8220;\u015eu s\u00f6yleyece\u011fim s\u00f6z o kadar \u00f6nemli ve b\u00fcy\u00fck ki, bunun b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc tan\u0131tmak i\u00e7in yemin etmek bile etmemek gibidir. Yani ondan da \u00e7ok h\u00fcrmet ve sayg\u0131ya lay\u0131kt\u0131r.&#8221; Bu m\u00e2n\u00e2 ise yemini desteklemi\u015f olaca\u011f\u0131ndan olumsuzluk edat\u0131 ile vurgulanm\u0131\u015f olur. Baz\u0131lar\u0131, &#8220;yemine ihtiya\u00e7 ve gerek yok. Bu son derece kuvvetli ve belli&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131yla bu vurguyu ifade etmi\u015fler; baz\u0131lar\u0131 da yeminden evvel ge\u00e7mi\u015f olan kar\u015f\u0131t fikirleri ret i\u00e7in oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Bunu, yeminden \u00f6nce muhatab\u0131n zihnini ba\u015fka \u015feylerden temizlemek m\u00e2n\u00e2s\u0131yla da a\u00e7\u0131klayabiliriz ki, \u015f\u00f6yle demek olur: &#8220;\u015eimdi zihninden b\u00fct\u00fcn kar\u015f\u0131t fikirleri sil. S\u00f6ylenecek ve dinlenecek ba\u015fka bir \u015fey yok, ancak \u015fu s\u00f6yliyece\u011fim hakikat vard\u0131r. Yemin ederim ki&#8230;&#8221;<\/p>\n<p>Kasem, bilindi\u011fi gibi yemin demektir. Biz me\u00e2lde bu &#8220;l\u00e2&#8221;y\u0131, bu m\u00e2n\u00e2lara de\u011finebilmek i\u00e7in &#8220;hay\u0131r&#8221; diye ifade etmeyi uygun g\u00f6rd\u00fck.<\/p>\n<p>&#8220;K\u0131yamet g\u00fcn\u00fcne.&#8221; K\u0131yamet g\u00fcn\u00fc, \u00f6l\u00fclerin dirilip kalkaca\u011f\u0131 g\u00fcn, kalk\u0131\u015f g\u00fcn\u00fc ki, \u00f6n\u00fc \u00f6l\u00fcm ve y\u0131k\u0131m g\u00fcn\u00fcd\u00fcr. Bu s\u00f6zle yeminin cevab\u0131n\u0131n ne oldu\u011fu anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in ayr\u0131ca yeminin cevab\u0131 s\u00f6ylenmemi\u015ftir. &#8220;\u0130nsan zanneder mi ki?&#8230;&#8221; Sorusunun cevab\u0131 yerine ge\u00e7mi\u015ftir. Zira k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcne yemin etmek demek onun muhakkak olaca\u011f\u0131na yemin etmek demektir. Bu ise \u015f\u00f6yle demek olur: K\u0131yamet g\u00fcn\u00fcne yemin ederim ki, siz kesinlikle tekrar diriltilecek, \u00f6ld\u00fckten sonra kald\u0131r\u0131lacaks\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>2. &#8220;Hay\u0131r, kendini k\u0131nay\u0131p duran nefse de yemin ederim.&#8221; Bu da ayn\u0131 m\u00e2n\u00e2da, &#8220;nefs-i levv\u00e2me&#8221; (kendini k\u0131nayan)&#8217;nin ger\u00e7ekle\u015fece\u011fine yemindir. Nefs-i levv\u00e2me, &#8220;k\u0131nayan nefis&#8221; demektir. Bu da ya ba\u015fkas\u0131n\u0131 \u00e7ok \u00e7ok k\u0131nayan nefis veya yapt\u0131\u011f\u0131 g\u00fcnahlar\u0131n fenal\u0131\u011f\u0131n\u0131 anlay\u0131p da kendini k\u0131nayan, pi\u015fman olan nefis demek olabilir. Daha \u00e7ok bu ikinci m\u00e2n\u00e2 yayg\u0131n ve bilinmektedir. Onun i\u00e7in nefisler nefs-i emm\u00e2re (insana k\u00f6t\u00fcl\u00fck yapmas\u0131n\u0131 emreden nefis), nefs-i levv\u00e2me, nefs-i mutmainne (iyilikle k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc ay\u0131rt eden, temizlenerek ki\u015fiyi Allah&#8217;a yakla\u015ft\u0131ran nefis), nefs-i m\u00fclheme (ilham edilmi\u015f nefis), nefs-i zekiyye (temizlenmi\u015f nefis), nefs-i raziye (raz\u0131 olmu\u015f nefis) ve nefs-i merd\u0131yye (kendisinden raz\u0131 olunmu\u015f nefis) diye yedi mertebeye kadar say\u0131l\u0131r ki, her biri terbiye ve nefsi k\u0131rma ile tarikat yolunda bir mertebedir. Yani k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc muhakkak olacak ve ona inanmak istemeyen k\u00f6t\u00fc nefisler o g\u00fcn kendisini \u00e7ok k\u0131nayacak, d\u00fcnyada yapt\u0131klar\u0131 gafletlere, g\u00fcnahlara \u00e7ok pi\u015fman olacaklar, hatta her nefis kendini k\u0131nayacak, d\u00fcnyada i\u015fledi\u011fi kusura pi\u015fman olacak, &#8220;daha iyi niye \u00e7al\u0131\u015fmad\u0131m, daha g\u00fczel i\u015fler ni\u00e7in yapmad\u0131m&#8221; diye pi\u015fmanl\u0131k duyacakt\u0131r. Bu surette &#8220;kendini k\u0131nayan nefs&#8221;e yemin, o g\u00fcn ger\u00e7ekle\u015fecek olan k\u0131namas\u0131ndaki ac\u0131l\u0131\u011f\u0131n \u00f6nemine ve b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcne dikkat \u00e7ekmek i\u00e7in demek olur.<\/p>\n<p>3. &#8220;\u0130nsan, kendisinin kemiklerini bir araya toplayamayaca\u011f\u0131m\u0131z\u0131 m\u0131 san\u0131yor?&#8221; Bu, yeminlerin cevab\u0131 yerindedir.<\/p>\n<p>Ahnes b. \u015e\u00fcreyk&#8217;in damad\u0131 Adiyy b. Ebi Rebia Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;in kom\u015fusu idi. Bu ikisi hakk\u0131nda Resulullah (s.a.v): &#8220;Allah&#8217;\u0131m! Bana k\u00f6t\u00fc kom\u015fumun hakk\u0131ndan gel.&#8221; derdi. Adiyy bir g\u00fcn Hz. peygamber (s.a.v)&#8217;e: &#8220;Ey Muhammed! Bana o k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcnden haber ver bakal\u0131m; o ne zaman ve nas\u0131l olacak?&#8221; demi\u015fti. Resulullah (s.a.v) da haber vermi\u015fti. Bunun \u00fczerine Adiyy: &#8220;Ey Muhammed! Ben onu g\u00f6z\u00fcmle g\u00f6rsem yine do\u011frulamam ve sana inanmam. Allah o kemikleri mi toplayacak?&#8221; demi\u015fti. Ebu Cehil de: &#8220;Muhammed, Allah&#8217;\u0131n bu kemikleri \u00e7\u00fcr\u00fcy\u00fcp da\u011f\u0131ld\u0131ktan sonra toplay\u0131p yeni bir yarat\u0131\u015fla tekrar canland\u0131raca\u011f\u0131n\u0131 m\u0131 iddia ediyor?&#8221; demi\u015fti. Bu s\u00fbrenin, bu iki olaydan biri sebebiyle indi\u011fi rivayet ediliyor. Bundan dolay\u0131 bu \u00e2yette ge\u00e7en &#8216;\u0131 bilinen bir insan \u015feklinde yorumlamak isteyenler olmu\u015f ise de \u00e2yetin ini\u015f sebebi, inen h\u00fckm\u00fcn belli ve \u00f6zel bir \u015fahsa ait olmas\u0131n\u0131 gerektirmeyece\u011fi i\u00e7in g\u00f6r\u00fcnen \u015fekliyle bunu &#8220;insan cinsi&#8221; olarak yorumlamak do\u011fru olur. Bundan her insan\u0131n b\u00f6yle zannetmesi de gerekmez.<\/p>\n<p>4. &#8220;Evet&#8221; bu bir tasdik (onaylama) edat\u0131d\u0131r. \u015eu kadar var ki bu, &#8220;neam, (evet), l\u00e2 (hay\u0131r) gibi de\u011fil, olumsuzlu\u011fu isbat suretiyle tasdik ve onay ifade eder. Mesela, &#8220;daha gelmedi mi?&#8221; \u015feklinde sorulan olumsuz bir soruya &#8220;evet&#8221; yahut &#8220;hay\u0131r&#8221; ile cevap verilse, &#8220;evet gelmedi, hay\u0131r gelmedi&#8221; denilmi\u015f gibi oldu\u011fu halde, ayn\u0131 soruya &#8220;bel\u00e2&#8221; ile cevap verildi\u011fi zaman &#8220;evet geldi&#8221; denilmi\u015f olur. Onun i\u00e7in biz &#8220;bel\u00e2&#8221; kelimesini fiili s\u00f6ylemeden yaln\u0131z olarak terceme edemiyoruz. Burada &#8220;toplayamayaca\u011f\u0131m\u0131z\u0131 m\u0131 san\u0131yor?&#8221; s\u00f6z\u00fcne kar\u015f\u0131l\u0131k &#8220;bel\u00e2&#8221; denilmesi, &#8220;evet toplar\u0131z&#8221; demektir.<\/p>\n<p>&#8220;G\u00fcc\u00fc yeten ki\u015filer olarak.&#8221; Bu kelime metinde bulunmayan ve &#8220;toplar\u0131z&#8221; \u015feklinde takdir edilen fiilin (Failinin) h\u00e2l ve durumunu bildirir. M\u00e2n\u00e2s\u0131: &#8220;Evet, biz onun kemiklerini \u00f6yle bir araya getirir, derler toplar\u0131z ki, parmaklar\u0131n\u0131 bile eski d\u00fczg\u00fcn hallerine getirmeye g\u00fcc\u00fcm\u00fcz yeterek yani sade o iri kemiklerini de\u011fil, v\u00fccudun en ince olu\u015fumuna var\u0131ncaya kadar hepsini, hatta g\u00f6vdesinin, kol ve bacaklar\u0131n\u0131n en ince u\u00e7lar\u0131 olan parmaklar\u0131n\u0131, u\u00e7lar\u0131ndaki inceliklere var\u0131ncaya kadar tamamiyle d\u00fczeltmek \u015fart\u0131yla derleyip toplamaya g\u00fcc\u00fcm\u00fcz yeter.<\/p>\n<p>Parmak u\u00e7lar\u0131n\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131nda bu suretle inceli\u011fe i\u015faret edilmi\u015f olmas\u0131 zahir\u00ee (y\u00fczeysel) ve basit bir \u015fey de\u011fil, onlar\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131nda g\u00f6r\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fcnden \u00e7ok derin ve \u00f6nemli incelikler bulundu\u011funu g\u00f6sterir. Evvela insan en \u00f6nemli i\u015flerini elleriyle yapar, onun i\u00e7in el g\u00fc\u00e7 ve kudretin sembol\u00fc say\u0131l\u0131r. &#8220;\u015eu i\u015f onun elindedir&#8221;, &#8220;elinden gelir&#8221;, &#8220;eli dard\u0131r&#8221;, &#8220;eli geni\u015ftir&#8221;, &#8220;eli uzundur&#8221;, &#8220;eli k\u0131sad\u0131r&#8221;, &#8220;eli a\u00e7\u0131kt\u0131r&#8221; ve &#8220;eli s\u0131k\u0131d\u0131r&#8221; gibi g\u00fc\u00e7 m\u00e2n\u00e2s\u0131 ile ilgili olan ifadeler, ele nisbet edildi\u011fi kadar hi\u00e7bir uzva nisbet edilmemi\u015ftir denilebilir. Sonra elin b\u00fct\u00fcn k\u0131ymeti ise parmaklardad\u0131r. El ile yap\u0131lan b\u00fct\u00fcn i\u015flerin parmakla ilgisi vard\u0131r. Onun i\u00e7in on parma\u011f\u0131n diyeti, iki elin diyetine e\u015fittir. &#8220;Fil\u00e2n i\u015fte onun parma\u011f\u0131 var.&#8221; s\u00f6z\u00fc de parma\u011f\u0131n etki ve g\u00fc\u00e7 alameti oldu\u011funu anlat\u0131r. Parmaklar\u0131n b\u00fct\u00fcn incelikleri de u\u00e7lar\u0131ndad\u0131r. Parmaklarda ve parmak u\u00e7lar\u0131nda \u00f6yle enteresan bir sanat ve \u00f6yle ince bir duyarl\u0131l\u0131k vard\u0131r ki anatominin ve doku biliminin incelikleri bile onu kavramaya yeterli olmaz. Dokunma duyusunun hemen hemen b\u00fct\u00fcn incelikleri onlarda toplanm\u0131\u015ft\u0131r. Kaba bir misal ile karanl\u0131k bir gecede mesela bir kiler veya bir d\u00fckkanda gezinirken elinizdeki bir baston ile \u015furaya buraya d\u00fcrtt\u00fck\u00e7e \u015fu ta\u015f, \u015fu toprak, \u015fu tahta, \u015fu un \u00e7uval\u0131, \u015fu pirin\u00e7 veya bulgur \u00e7uval\u0131, \u015fu kahve veya fasulye \u00e7uval\u0131, \u015fu \u015feker, \u015fu k\u00f6m\u00fcr \u00e7uval\u0131 diye bir\u00e7ok \u015feyleri ay\u0131rabilirsiniz ki b\u00fct\u00fcn bunlar, bastondan gelebilen t\u00fcrl\u00fc titre\u015fimlerin nevilerini parmaklar\u0131n\u0131z\u0131n sinir u\u00e7lar\u0131 ile ald\u0131\u011f\u0131 duyum a\u011f\u0131n\u0131n incelikleridir. Bir taraftan silah gibi bir\u00e7ok \u015feylere direnip dayanan t\u0131rnaklar\u0131n sertli\u011fiyle uygun kaslar\u0131n\u0131n dayan\u0131kl\u0131 te\u015fkilat\u0131 i\u00e7inde b\u00f6yle farkl\u0131 zariflik ve incelikleri kapsayan ve b\u00fcy\u00fck b\u00fcy\u00fck \u00e7eki\u00e7 ve k\u00fcl\u00fcnk darbeleri ile yaz\u0131, nak\u0131\u015f, resim, s\u00fcsleme ve yaz\u0131 taramalar\u0131 gibi en ince \u00e7izgileri \u00e7izen ince ve zarif kalemleri, f\u0131r\u00e7alar\u0131, i\u011fneleri yapma ve y\u00f6netmeye alet olan parmaklar ve u\u00e7lar\u0131 hemen hemen insanlardan meydana gelen i\u015flerin en \u00f6nemli b\u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fcn ortaya \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 yarat\u0131l\u0131\u015f bo\u011fumlar\u0131d\u0131r. Bunlar\u0131n tam olarak okunmas\u0131 bilinse, bir insan\u0131n her \u015feyini olmasa da pek \u00e7ok \u00f6zelli\u011fini ifade ettikleri anla\u015f\u0131l\u0131r. \u015eu halde &#8220;parmaklar\u0131n\u0131 bile d\u00fczeltmeye g\u00fcc\u00fc yeterek&#8221; denilmesinde, &#8220;o insan\u0131n ellerinden \u00e7\u0131kan iyi k\u00f6t\u00fc b\u00fct\u00fcn i\u015f ve eserlerle beraber d\u00fczeltebiliriz&#8221; denilmek gibi derin bir m\u00e2n\u00e2 vard\u0131r. Bunlar\u0131 yaratan elbette yine derleyip toplayabilir. Evet y\u00fcce Allah insan\u0131n b\u00fct\u00fcn \u00f6zelliklerini bir k\u00fc\u00e7\u00fck h\u00fccrede toplay\u0131p misal olarak g\u00f6sterebilir. Nitekim kuyruk sokumundan bir zerre i\u00e7inde bir insan\u0131n b\u00fct\u00fcn \u00f6zelliklerini toplar.<\/p>\n<p>5. \u0130nsan\u0131n o zann\u0131 esas itibar\u0131yla bu g\u00fcc\u00fc hi\u00e7 hissetmedi\u011finden de\u011fil fakat insan, (yani g\u00fcnahk\u00e2r insan) \u00f6n\u00fcnde g\u00fcnah i\u015flemek ister \u015fehvetlerinden, g\u00fcnahlar\u0131ndan, lezzetlerinden ayr\u0131lmamay\u0131, ilerde onlara devam etmeyi ve hatta sonsuza de\u011fin isyan ve g\u00fcnah ile Rabb&#8217;\u0131na kar\u015f\u0131 terbiyesizlik etmeyi ister.<\/p>\n<p>6. G\u00fcnaha devam etmeyi iyi halli olmaya tercih eder de alay yollu \u00e7apk\u0131nl\u0131kla O k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc ne zaman? diyer sorar. Lakin sonra o k\u0131yamet kopmaya ba\u015flad\u0131 m\u0131 g\u00f6z\u00fc a\u00e7\u0131l\u0131r, d\u00fcnyan\u0131n her taraftan ba\u015f\u0131na y\u0131k\u0131lmakta oldu\u011funu g\u00f6r\u00fcr, deh\u015fetler i\u00e7inde kal\u0131r, yapt\u0131klar\u0131na pi\u015fman olur, kendini k\u0131nama zaman\u0131 gelir \u00e7atar. Oysa son pi\u015fmanl\u0131k fayda vermez, hak yerini bulur.<\/p>\n<p>7. \u0130\u015fte o soruya kar\u015f\u0131 \u00f6l\u00fcm ve y\u0131k\u0131m belirtilerinin g\u00f6r\u00fcnmeye ba\u015flad\u0131\u011f\u0131, k\u0131yamet ba\u015flang\u0131c\u0131 anlat\u0131larak buyruluyor ki: Derken, ne zaman ki g\u00f6z \u015fim\u015fek \u00e7akar.<\/p>\n<p>BERK-I BASAR, &#8220;g\u00f6z\u00fcn \u015fim\u015fek \u00e7akmas\u0131,&#8221; ans\u0131z\u0131n tepesinde \u00e7akan \u015fim\u015fekten dolay\u0131 kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya kald\u0131\u011f\u0131 deh\u015fet ve \u015fiddet halinden mecaz olarak ans\u0131z\u0131n ba\u015f\u0131na gelen yok edici olay\u0131n \u015fiddetli elem ve \u0131zd\u0131rab\u0131yla deh\u015fet ve \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131k i\u00e7inde duyulan keskin uyan\u0131kl\u0131\u011f\u0131 ifade eder ki, bu s\u0131rada hakikat y\u0131ld\u0131r\u0131m\u0131n\u0131n par\u0131lday\u0131\u015f\u0131 i\u00e7inde insan\u0131n g\u00f6z\u00fcnde b\u00fct\u00fcn d\u00fcnya yerinden oynay\u0131p silinmeye ba\u015flar ve ay tutulur.<\/p>\n<p>8. Burada &#8220;HUSUF-I KAMER,&#8221; Ay\u0131n g\u00fcne\u015fe y\u00f6nelmesi halinde d\u00fcnya g\u00f6lgesinin araya girmesi demek olan bildi\u011fimiz ay tutulmas\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131na da olabilirse de hafif kal\u0131r. Bu daha \u00e7ok o g\u00fcne ait bir g\u00f6r\u00fcnt\u00fc olmak \u00fczere ay\u0131n nurunun yok olup o \u015fim\u015fek \u00e7akan g\u00f6ze g\u00f6r\u00fcnmez olmas\u0131 veya puslu, mahzun bir manzara i\u00e7inde kalmas\u0131 halini anlat\u0131r. Yani \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131nda zevk ve sefa s\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc o parlak ay s\u00f6ner, puslan\u0131r, karar\u0131r, g\u00f6r\u00fcnmez olur.<\/p>\n<p>9. Ve g\u00fcne\u015f ve ay bir araya getirilir, toplan\u0131r. \u015eim\u015fek manzaras\u0131nda oldu\u011fu gibi g\u00fcne\u015f ve ay\u0131n g\u00f6r\u00fcnen y\u00fczleri yerlerinden oynat\u0131larak \u00e7alkan\u0131r \u00e7alkan\u0131r bir araya gelir. &#8220;G\u00fcne\u015f ile ay\u0131n bir araya gelmesi&#8221; \u015feklinde ifade edilen mih\u00e2k gecesi her Arab\u00ee ay\u0131n son \u00fc\u00e7 gecesi gibi ay ve g\u00fcne\u015f bir araya gelmi\u015f ve fakat sadece ay de\u011fil, g\u00fcne\u015f de yokluk deryas\u0131na dalm\u0131\u015f, g\u00f6r\u00fcnmez olmu\u015f bulunur.<\/p>\n<p>10. \u0130nsan o g\u00fcn der. Nereye ka\u00e7mal\u0131?<\/p>\n<p>MEFERR, ka\u00e7mak m\u00e2n\u00e2s\u0131na mimli mastard\u0131r. O g\u00fcnahk\u00e2r insan o vakit deh\u015fetten ka\u00e7acak yer arar. \u00dcmitsizli\u011finden ve \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131\u011f\u0131ndan b\u00f6yle der. Bu, \u00fcmitsizlik ifade eden bir istifham-\u0131 inkaridir. Biraz sonra gelecek olan &#8220;Hay\u0131r yok ka\u00e7acak yer.&#8221; \u00e2yeti bu \u00fcmitsizli\u011fi a\u00e7\u0131ktan a\u00e7\u0131\u011fa bildirmektedir. Bununla beraber \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131kla sorulmu\u015f ger\u00e7ek m\u00e2n\u00e2da bir soru da olabilir. Bu durumda da \u00e2yeti o g\u00fcn bu soruya verilmi\u015f ret cevab\u0131 veya bug\u00fcn onun a\u00e7\u0131klamas\u0131d\u0131r. \u015e\u00f6yle ki: Hay\u0131r hay\u0131r, yok bir ka\u00e7acak, s\u0131\u011f\u0131nacak yer.<\/p>\n<p>11. VEZER, asl\u0131nda a\u011f\u0131rl\u0131k m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan &#8220;sarp ve sa\u011flam da\u011f&#8221; demektir. B\u00f6yle da\u011flar ka\u00e7aklar\u0131n s\u0131\u011f\u0131nd\u0131klar\u0131 yerler oldu\u011fu i\u00e7in gerek da\u011f, gerek kale, gerek silah, gerek insan ve di\u011ferleri mutlak m\u00e2n\u00e2da s\u0131\u011f\u0131nak, s\u0131\u011f\u0131nacak yer veya siper m\u00e2n\u00e2s\u0131nda yayg\u0131n \u015fekilde kullan\u0131l\u0131r olmu\u015ftur. Nitekim \u015fair:<\/p>\n<p>&#8220;\u00d6mr\u00fcne yemin ederim ki yi\u011fide yeti\u015fecek \u00f6l\u00fcmden ve ihtiyarl\u0131ktan s\u0131\u011f\u0131nacak bir yer, s\u0131\u011f\u0131nak yoktur.&#8221; demi\u015ftir.<\/p>\n<p>Demek ki: &#8220;hay\u0131r, s\u0131\u011f\u0131nak yok&#8221; s\u00f6z\u00fc, o g\u00fcn &#8220;ka\u00e7acak yer nerde?&#8221; diyen insan\u0131n yine kendisi taraf\u0131ndan s\u00f6ylenmi\u015f bir s\u00f6z\u00fcn hik\u00e2ye edilmesi olabilece\u011fi gibi, o g\u00fcn onun sorusuna &#8220;hay\u0131r&#8221; cevab\u0131 vermek i\u00e7in veya bug\u00fcn bir hat\u0131rlatma i\u00e7in do\u011frudan do\u011fruya Allah&#8217;\u0131n kel\u00e2m\u0131 olma ihtimali de vard\u0131r.<\/p>\n<p>12. \u015eu da onun a\u00e7\u0131klanmas\u0131 mahiyetinde yeni bir ba\u015flang\u0131\u00e7 c\u00fcmlesidir: O g\u00fcn sadece Rabb&#8217;\u0131n\u0131n huzurunda durulacakt\u0131r.<\/p>\n<p>M\u00dcSTEKARR, bir yerde durma m\u00e2n\u00e2s\u0131na mimli mastard\u0131r. Durma yeri m\u00e2n\u00e2s\u0131na yer bildiren bir isim de olabilir. Yani o g\u00fcn her kim olursa olsun kullar\u0131n s\u0131\u011f\u0131nma karar\u0131 ancak Rabb&#8217;\u0131n olan y\u00fcce Allah&#8217;ad\u0131r. Ondan ka\u00e7mak isteyenler de o g\u00fcn ondan ba\u015fka s\u0131\u011f\u0131nacak hi\u00e7bir s\u0131\u011f\u0131nak bulamazlar. Son karar ona veya onun emrine var\u0131lmakt\u0131r. Ba\u015fka bir m\u00e2n\u00e2 ile, o g\u00fcn insanlar\u0131n varacaklar\u0131 kararg\u00e2h cennet mi yoksa cehennem mi? Bunu tayin etmek rabb\u0131na aittir. Bu hitap, o g\u00fcn ka\u00e7acak yer arayan insana de\u011fil, muhataplar\u0131n efendisi olan Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;edir, dolay\u0131s\u0131yla da b\u00fct\u00fcn insanlara bir hakikat\u0131 a\u00e7\u0131klamaktad\u0131r.<\/p>\n<p>13. \u0130nsan o g\u00fcn ay\u0131t\u0131l\u0131r, haberdar edilir, yani kendisine haber verilir, yahut insan\u0131n ne oldu\u011fu, hakk\u0131n\u0131n neden ibaret bulundu\u011fu, hay\u0131r veya \u015fer anlat\u0131l\u0131r. \u00d6ne ald\u0131\u011f\u0131 ve sona b\u0131rakt\u0131klar\u0131yla, \u00f6nce yapt\u0131\u011f\u0131 ve sonra yapt\u0131\u011f\u0131 amelleriyle, yahut yapt\u0131\u011f\u0131, ahiret i\u00e7in \u00f6nceden g\u00f6nderdi\u011fi ve yapmay\u0131p geri b\u0131rakt\u0131\u011f\u0131, iyi veya k\u00f6t\u00fc b\u00fct\u00fcn i\u015fleriyle an\u0131l\u0131r, anlat\u0131l\u0131r. Hesaba \u00e7ekilir. \u0130\u015fte o vakit tam g\u00f6z\u00fc a\u00e7\u0131l\u0131r. Bununla beraber insan olana bunlar\u0131 anlatmaya gerek bile yoktur.<\/p>\n<p>14. \u00c7\u00fcnk\u00fc Do\u011frusu insan kendine kar\u015f\u0131 bir kalp g\u00f6z\u00fcd\u00fcr.<\/p>\n<p>Bu \u00e2yet \u00e7ok dikkate de\u011fer bir \u00e2yettir. Burada insan\u0131n tam hakikat\u0131 tan\u0131t\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u0130nsan, ne yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 bilmeyecek bir bedenden ibaret de\u011fil, kendini bilen, kendi kendini vicdan\u0131nda duyan bir basiret, diye anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r ki nefs-i n\u00e2t\u0131kay\u0131 yani insan\u0131n canl\u0131lar aras\u0131ndaki yerini belli eden cevheri bildirir. \u0130nsan\u0131n hakikat\u0131, b\u00f6yle kendine kar\u015f\u0131 bir basiret, bir kalp g\u00f6z\u00fc oldu\u011fu i\u00e7in insan olan, kendinde olup biten, yani ruhuna, bilincine ili\u015fmi\u015f bulunan her \u015feyi duyar. Yapt\u0131\u011f\u0131 b\u00fct\u00fcn fiil ve hareketlerine kendi vicdan\u0131nda kendisi tan\u0131k bulunur.<\/p>\n<p>15. Her ne kadar ortaya \u00f6z\u00fcrlerini sayar d\u00f6kerse de yapt\u0131\u011f\u0131 i\u015fler hakk\u0131nda hesap ve sual zaman\u0131nda ba\u015fkalar\u0131na kar\u015f\u0131 kendisini \u00f6z\u00fcrl\u00fc g\u00f6stermek i\u00e7in t\u00fcrl\u00fc mazeretler a\u00e7\u0131klamaya kalkarsa da ne yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131, mazeretlerinin do\u011fru olup olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 kendi nefsinde, kendi ruh ve vicdan\u0131nda bilir. \u015eu halde insan\u0131n hakikat\u0131 ba\u015fkas\u0131na kar\u015f\u0131 g\u00f6r\u00fcnen, s\u00f6ylenen de\u011fil; onun kendi nefsinde, kendi vicdan\u0131nda duydu\u011fu ne ise odur. Ahirette Allah kat\u0131nda g\u00f6rece\u011fi de ondan ibarettir. \u0130nsan s\u00f6yledi\u011fi bir s\u00f6z\u00fcn yalan oldu\u011funu kendisi bilip dururken halka kar\u015f\u0131 kendisini do\u011fru g\u00f6stermek i\u00e7in ne kadar \u00f6z\u00fcrler say\u0131p d\u00f6kse o kendi bilir ki kendi g\u00f6z\u00fcnde yalanc\u0131d\u0131r. Dolay\u0131s\u0131yla halk onu do\u011fru da bilse Hakk&#8217;\u0131n kat\u0131nda yalanc\u0131d\u0131r. Halka iyi g\u00f6r\u00fcnmekle, \u015fu-bu \u00f6z\u00fcrleri saymakla kendi vicdan\u0131nda bilip durdu\u011fu hakikat\u0131 de\u011fi\u015ftiremiyece\u011fi gibi Hak nazar\u0131nda hi\u00e7 de\u011fi\u015ftiremez. O halde halk ne s\u00f6ylerse s\u00f6ylesin, kendisi ne kadar \u00f6z\u00fcr ortaya koyarsa koysun insan Hakk&#8217;\u0131n huzurunda ger\u00e7ek kimli\u011fi ile kar\u015f\u0131la\u015facak, kendisi kendi aleyhine tan\u0131k olacakt\u0131r. Onun i\u00e7in insan kendini g\u00f6zetmeli, as\u0131l itibar\u0131yla iyi olmaya \u00e7al\u0131\u015fmal\u0131, k\u00f6t\u00fc i\u015fler yap\u0131p da \u015f\u00f6yle b\u00f6yle \u00f6z\u00fcrler saymaya kalk\u0131\u015fmamal\u0131, kendisini keyfinin, istek ve temennilerinin g\u00fcd\u00fcm\u00fcne g\u00f6re de\u011fil, hak g\u00f6z\u00fcyle ve vicdan\u0131n\u0131n b\u00fct\u00fcn samimiyetiyle dinleyip g\u00f6zeterek hareket etmelidir ki, hak ile hak olmayan\u0131, iyi ile k\u00f6t\u00fcy\u00fc g\u00fczelce ay\u0131rabilsin. Kendi aleyhine \u015fahit olmas\u0131n.<\/p>\n<p>16. Bundan dolay\u0131 Peygamber&#8217;in kendine ait olmak \u00fczere buyuruluyor ki: Ona dilini depretme. Onu hemen almak i\u00e7in&#8230;.<\/p>\n<p>Bu \u00e2yetteki zamirlerinin hangi ismin yerini tuttu\u011fu a\u00e7\u0131k de\u011fildir. Hitap mutlak insana olsayd\u0131, bu zamir, \u00f6z\u00fcrlerini say\u0131p d\u00f6kmeye kalk\u0131\u015fan insan\u0131n i\u00e7indeki yani vicdan\u0131ndaki \u015feyin yerini tutabilir ve \u015f\u00f6yle demek olurdu: &#8220;Ey insan! O g\u00fcn hesap verirken Hakk&#8217;\u0131n huzurunda vicdan\u0131ndakini acele s\u00f6yleyip de i\u015fin i\u00e7inden \u00e7\u0131kaca\u011f\u0131m diye tela\u015f etme, sak\u0131n, dilini bile oynatma, zira onu, o bildiklerini derleyip toplayan sen de\u011filsin, biziz. Biz onu derler toplar sana okuruz. Sen yaln\u0131z bizim okudu\u011fumuzun ard\u0131nca gel ki o vakit tam hakk\u0131 s\u00f6ylemi\u015f, yanl\u0131\u015fl\u0131\u011fa d\u00fc\u015fmemi\u015f olursun.&#8221; Ger\u00e7i bu \u00e2yetin \u00fcslup ve ak\u0131\u015f\u0131ndan bu m\u00e2n\u00e2 da anla\u015f\u0131lmaz de\u011fildir. Fakat hitab\u0131n \u00f6zellikle Peygamber&#8217;e olmas\u0131 ve sonra da &#8220;Kur&#8217;\u00e2n&#8221; denilmi\u015f bulunmas\u0131 itibar\u0131yla bu zamirinin \u00f6nce, bu s\u0131rada Peygamberin kalbine inmekte bulunan Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n yerini tutmas\u0131 gerekir. Zira zamirin yerini tutmu\u015f oldu\u011fu ismin manen veya h\u00fckmen ge\u00e7mesinin yeterli oldu\u011fu ve &#8220;Ku\u015fkusuz biz onu Kadir gecesinde indirdik.&#8221;(Kadr, 97\/1) \u00e2yetindeki gibi bir\u00e7ok yerde Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n ismi ge\u00e7meden, bulundu\u011fu makam delili ile ona zamir g\u00f6nderilegeldi\u011fi bilinmekle beraber burada s\u00f6z\u00fcn ak\u0131\u015f\u0131n\u0131n buna \u00f6zel bir i\u015fareti de vard\u0131r. Onun i\u00e7in tefsirler bu zamirinin Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n yerini tuttu\u011funu a\u00e7\u0131klamaktad\u0131rlar.<\/p>\n<p>Tirmizi&#8217;de bu \u00e2yetin ini\u015f sebebini Sa\u00eed b. C\u00fcbeyr \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan \u015f\u00f6yle rivayet eder: &#8220;Kur&#8217;\u00e2n inerken Resulullah (s.a.v) iyi bellemek i\u00e7in dilini, dudaklar\u0131n\u0131 depretirdi. Bunun \u00fczerine y\u00fcce Allah, \u00e2yetini indirdi.&#8221;<\/p>\n<p>Anla\u015f\u0131l\u0131yor ki Hz. Peygamber (s.a.v) bu s\u00fbre inerken \u00f6zellikle bu noktada dilini depretmi\u015f, acele okumak istemi\u015fti. Bu \u00e2yet de bunun \u00fczerine inmi\u015f ve iyi zaptetmesi i\u00e7in her \u015feyden \u00f6nce hareketsiz dinlemesi emredilmi\u015ftir. Yani Kur&#8217;\u00e2n kalbine, basiretine inerken, sadece dinle, acele okumak i\u00e7in dilini oynatma.<\/p>\n<p>17. \u00c7\u00fcnk\u00fc onun toplanmas\u0131 ve okunmas\u0131 bize aittir. Yani tamam\u0131n\u0131 toplay\u0131p Kur&#8217;\u00e2n halinde tesbit ederek okutmak bizim \u00fcstlendi\u011fimiz bir i\u015ftir. Onu sana indiren okutacakt\u0131r.<\/p>\n<p>18. Bu nedenle biz onu okudu\u011fumuzda, Cebrail onu okumay\u0131 bitirdi\u011finde O vakit onun okudu\u011funu takip et, ard\u0131nca yava\u015f yava\u015f oku.<\/p>\n<p>19. Sonra onu a\u00e7\u0131klamak da bize aittir. Gerek ve ihtiya\u00e7 duyulduk\u00e7a beyan \u00fcsluplar\u0131ndan biriyle maksad\u0131 a\u00e7\u0131klay\u0131p izah etmek de bize aittir. Usul ilminde a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere beyan \u00fcsluplar\u0131 be\u015ftir. Takrir beyan\u0131, tefsir beyan\u0131 ta\u011fyir beyan\u0131, tebdil beyan\u0131 ve zaruret beyan\u0131. Bu \u015fekilde Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n bir\u00e7ok \u00e2yeti birbirini a\u00e7\u0131klar. Burada dikkate de\u011fer noktalardan biri de \u015fudur ki &#8220;onu toplamak ve okumak&#8221; \u00e2yeti ile &#8220;onu takip et&#8221; \u00e2yetinde ge\u00e7en Kur&#8217;\u00e2n, ismi de\u011fil, okumak m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;r\u00fcch\u00e2n&#8221; vezni (kal\u0131b\u0131)nde bir mastard\u0131r. \u0130kincisi &#8220;okunmu\u015f&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na da olabilir. Bundan dolay\u0131 burada daha \u00f6nce zikretti\u011fimiz m\u00e2n\u00e2ya da bir t\u00fcr i\u015faret vard\u0131r. Kendi i\u00e7ini iyice g\u00f6ren insan herhangi \u00f6nemli bir olay kar\u015f\u0131s\u0131nda vicdan\u0131n derinli\u011findeki hat\u0131ralar\u0131 hakk\u0131yla dinlemek ve kendi nefsine kar\u015f\u0131 tan\u0131k olmak i\u00e7in acele etmemeli, nefsinin arzu ve isteklerini kar\u0131\u015ft\u0131rmayarak samimiyetle ve acelesiz, d\u00fc\u015f\u00fcne, d\u00fc\u015f\u00fcne dinleyip ona g\u00f6re hareket etmelidir. Nitekim, &#8220;M\u00fcft\u00fcler sana fetva verseler de, sen kalbine dan&#8221; hadis-i \u015ferifinde ve istihare hadislerinde bu m\u00e2n\u00e2 a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015f oldu\u011fu gibi &#8220;Kul, bana nafile ibadetlerle yakla\u015fmaya devam eder, neticede ben onun kula\u011f\u0131, g\u00f6z\u00fc&#8230; olurum&#8221;kudsi hadisinde de bu m\u00e2n\u00e2 vard\u0131r.<\/p>\n<p>Peygamberlere gelen vahyin d\u0131\u015f\u0131nda kalan ilhamlar herkes i\u00e7in bir ilim sebebi de\u011filse de, amellerin h\u00fckm\u00fc niyete ba\u011fl\u0131 ve niyet kalb\u00ee i\u015flerden oldu\u011fu ve bunda vicdan\u0131n \u015fahitli\u011finin \u00f6nemi b\u00fcy\u00fck oldu\u011fu gibi \u00f6zellikle insan fiil ve s\u00f6zlerinde kendi vicdan\u0131na ba\u011fl\u0131 olabilmek i\u00e7in ruhundaki b\u00fct\u00fcn bilgi ve delilleri gere\u011fi gibi dinlemek ve g\u00fcnah i\u015flemek ve g\u00fcnahtan sak\u0131nmak d\u00fcrt\u00fcs\u00fcn\u00fc Allah&#8217;\u0131n ilham etti\u011fi gibi sezerek ona g\u00f6re bir i\u015fe giri\u015fmek dahi ilham alan nefislerin alametlerindendir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Hakk&#8217;\u0131n huzuruna insan onunla \u00e7\u0131kacakt\u0131r. \u0130\u015fte bu m\u00e2n\u00e2ya i\u015farettir ki buAyetleri bu s\u00fbrede as\u0131l konuyla ilgisi olmay\u0131p s\u0131ras\u0131 gelmi\u015fken s\u00f6ylenen bir s\u00f6z olarak b\u0131rakmay\u0131p ba\u015f\u0131n\u0131 sonuna tamamen ba\u011flam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>20. Hay\u0131r hay\u0131r, siz istiyorsunuz. Bu da Peygamber&#8217;e, hitaptan sonra herkese yap\u0131lm\u0131\u015f bir hitapt\u0131r. Burada aceleyi reddetme m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Yani &#8220;aceleci olmay\u0131n&#8221; demektir. &#8220;Ger\u00e7ek \u015fu ki&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na oldu\u011fu da s\u00f6ylenmi\u015ftir. Pe\u015fin olan\u0131 yani d\u00fcnyay\u0131 istiyorsunuz.<\/p>\n<p>21. Zira kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda &#8220;ahireti b\u0131rak\u0131yorsunuz.&#8221; Burada s\u00f6z tamamen ahirete \u00e7evrilmi\u015f oluyor ki, K\u0131yametin, \u00f6ld\u00fckten sonra dirilmenin h\u00fck\u00fcm g\u00fcn\u00fc olan zaman\u0131na gelmi\u015f bulunuyor.<\/p>\n<p>22. Nice y\u00fczler o g\u00fcn parlakt\u0131r. Ba\u015far\u0131l\u0131 olma ne\u015fesiyle sevin\u00e7 i\u00e7inde \u0131\u015f\u0131l \u0131\u015f\u0131l par\u0131ldar.<\/p>\n<p>23. Zira Rabbine bak\u0131c\u0131d\u0131r. Onun cem\u00e2line bakmaktad\u0131r. Ehl-i S\u00fcnnet bu bak\u0131\u015f\u0131 &#8220;g\u00f6rme&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131nda anlayarak ahirette m\u00fcminlerin Allah&#8217;\u0131n cemalini g\u00f6rece\u011fini isbat etmi\u015flerdir. &#8220;Beni asla g\u00f6remezsin.&#8221;(A&#8217;r\u00e2f, 7\/143) \u00e2yetine sar\u0131lan Mutezile de bu bak\u0131\u015f\u0131 &#8220;bekleme&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na yorumlam\u0131\u015flard\u0131r. Oysa gayesine ula\u015fmayan beklemenin neticesi ne\u015fe de\u011fil, hayal k\u0131r\u0131kl\u0131\u011f\u0131 ile \u00fcz\u00fcnt\u00fc olaca\u011f\u0131ndan burada sadece bekleme m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131n do\u011fru olamayaca\u011f\u0131n\u0131 anlat\u0131r.<\/p>\n<p>24. Nice y\u00fczler de o g\u00fcn pusar\u0131r, kederinden ek\u015fir, karar\u0131r, pusar\u0131r.<\/p>\n<p>25. &#8220;Onlar (burada zann, kesin olarak ve iyice anlamak m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r) anlar ki&#8221;, kendilerine belk\u0131ran uygulanacak.<\/p>\n<p>F\u00c2KIRE, b\u00fcy\u00fck bela, korkun\u00e7 felaket demektir ki belkemi\u011fine isabet eden, yani belleri k\u0131r\u0131p parampar\u00e7a eden \u015fiddet m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan gelir. Baz\u0131lar\u0131, devenin burnunu da\u011flamak m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelen &#8220;fakr&#8221; dan t\u00fcremi\u015f oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Birisi \u015fiddetini, birisi de azab\u0131n ac\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 ifade eder. Dilimizde &#8220;filan i\u015f filan\u0131n belini k\u0131rd\u0131.&#8221; tabirinin kullan\u0131lmas\u0131 itibariyle biz buna me\u00e2lde &#8220;belk\u0131ran&#8221; demeyi uygun g\u00f6rd\u00fck.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte ahireti b\u0131rak\u0131p sonunu d\u00fc\u015f\u00fcnmeden yaln\u0131z pe\u015fine, d\u00fcnyaya sevgi beslememin neticesi, budur, bu beller k\u0131ran b\u00fcy\u00fck belad\u0131r.<\/p>\n<p>26. Buraya kadar k\u0131yametin k\u0131smen d\u00fcnya ile ilgili y\u0131k\u0131m manzaras\u0131ndaki deh\u015fet, sonra da ahiretle ilgili biri Allah&#8217;\u0131n cemalinin, biri de azametinin g\u00f6r\u00fcnmesine ait olan iki sonu\u00e7 a\u00e7\u0131kland\u0131ktan sonra d\u00fcnya hayat\u0131n\u0131n sonu ve ahiretin ilk kap\u0131s\u0131 ve ferdin k\u0131yameti demek olan \u00f6l\u00fcm ve can \u00e7eki\u015fme hali anlat\u0131larak ahireti b\u0131rak\u0131p da d\u00fcnyaya sevgi besleyenlerin belini k\u0131ran o b\u00fcy\u00fck belan\u0131n ahirete de kalmay\u0131p, d\u00fcnyadan ba\u015flad\u0131\u011f\u0131 anlat\u0131lmak \u00fczere buyruluyor ki: Hay\u0131r hay\u0131r, ne zaman ki. Bu, &#8216;ye benzer olup d\u00fcnyay\u0131 sevip ahireti b\u0131rakmaktan sak\u0131nd\u0131rmakta ve \u00f6l\u00fcm halini tasvir etmektedir. Can ula\u015f\u0131r. Bu fiilin zamiri d\u00fcnyay\u0131 seven nefsin, veya bu karine (ipucu) sayesinde ruhun yerini tutar. k\u00f6pr\u00fcc\u00fck kemiklerine. Ter\u00e2k\u00ee, &#8220;t\u00fcrkuve&#8221; kelimesinin \u00e7o\u011fulu olup boynun dibinden kollara do\u011fru olan k\u00f6pr\u00fcc\u00fck kemiklerine denir.<\/p>\n<p>27. &#8220;Kim tedavi edecek?&#8221; denilir.<\/p>\n<p>R\u00c2KK; r\u00e2k\u00ee, yani \u00fcf\u00fcr\u00fck\u00e7\u00fcl\u00fck yapan, \u00e7aresizlik hallerinde son bir tedbir olmak \u00fczere ba\u015fvurulan okuyucu, bir nefes edici veya s\u00f6zle, fiille tedavi eden demektir ki \u00f6l\u00fcm halinde \u00e7a\u011fr\u0131lan cismani veya ruhan\u00ee doktordan, hekimden ve okuyucudan daha kapsaml\u0131 olabilirse de daha \u00e7ok ruhan\u00ee olan okuyucu i\u00e7in kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r. \u0130nanan da inanmayan da son bir teselli olmak \u00fczere ona ba\u015fvurur<\/p>\n<p>Burada bir &#8220;sekte&#8221; ile okunur ki, bunda laf\u0131z ve m\u00e2n\u00e2 itibar\u0131yla iki n\u00fckte vard\u0131r.<\/p>\n<p>B\u0130R\u0130NC\u0130S\u0130, sekte yap\u0131lmad\u0131\u011f\u0131 takdirde &#8220;nun&#8221; harfinin &#8220;ra&#8221;da gunnesiz olarak idgam yap\u0131lmas\u0131 gerekip \u00e2yeti &#8220;merr\u00e2k&#8221; gibi okunmu\u015f, yani &#8220;\u00e7orbac\u0131&#8221; denilmi\u015f gibi olaca\u011f\u0131ndan sekte ile bu kar\u0131\u015f\u0131kl\u0131\u011f\u0131n \u00f6n\u00fcne ge\u00e7ilmi\u015f olur.<\/p>\n<p>\u0130K\u0130NC\u0130S\u0130 de bu \u00e2n\u0131n, nefesin kesildi\u011fi bir durma ve nefes almama an\u0131 oldu\u011funa bir uyar\u0131 olur. O okuyucu \u00e7a\u011fr\u0131l\u0131r veya \u00e7a\u011fr\u0131lmaz, bulunur veya bulunmaz, i\u015fin bu y\u00f6n\u00fc ba\u015fka, fakat o anda bu s\u00f6ylenir.<\/p>\n<p>28. Ve sezer, anlar. O can \u00e7eki\u015fen, nefesi t\u0131kanan, \u00f6lmek \u00fczere olan ki\u015fi o anda anlar ki O, yani ba\u015f\u0131na gelen hakk\u0131n emri tam ayr\u0131l\u0131kt\u0131r, sevgilisinden, sevgili d\u00fcnyas\u0131ndan ve nimetlerinden ve b\u00fct\u00fcn uzuvlar\u0131n\u0131n birbirlerinden &#8220;elveda, elfir\u00e2k!&#8221; diye diye ac\u0131 ve kederler i\u00e7inde ayr\u0131ld\u0131\u011f\u0131 tam ayr\u0131l\u0131kt\u0131r.<\/p>\n<p>29. O an o bunu anlam\u0131\u015f, bacak baca\u011fa dola\u015fm\u0131\u015ft\u0131r. \u00d6l\u00fcm ac\u0131s\u0131yle el ayak kar\u0131\u015fm\u0131\u015f, bacak baca\u011fa dola\u015fm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>30. &#8220;O g\u00fcn sevk ancak Rabb&#8217;inedir.&#8221;<\/p>\n<p>MES\u00c2K, sevk, m\u00e2n\u00e2s\u0131na mimli mastard\u0131r. Yani o g\u00fcn o ki\u015fi yakalan\u0131r, ba\u015fka birine de\u011fil, ancak Rabbine sevk edilir. Hesab\u0131 g\u00f6r\u00fclmek, cezas\u0131 verilmek \u00fczere zorla ve itile kak\u0131la onun huzuruna g\u00f6t\u00fcr\u00fcl\u00fcr. \u0130\u015fte d\u00fcnyan\u0131n sonu. Bu ahireti b\u0131rak\u0131p da pe\u015fin olan d\u00fcnyay\u0131 sevenlerin d\u00fcnyada varacaklar\u0131 son, budur. Ahireti sevenlerin kurtulu\u015f ve sevgiliye kavu\u015fma ne\u015fesiyle g\u00fcl\u00fcmsedikleri bu an, d\u00fcnya sevgisine sar\u0131lm\u0131\u015f ruhlar i\u00e7in b\u00f6yle elem verici bir ayr\u0131l\u0131k, sonsuz bir hicran, bitmez t\u00fckenmez bir s\u00fcrg\u00fcnd\u00fcr. Evet o g\u00fcn o can her \u015feyden ayr\u0131l\u0131p yaln\u0131z Rabbine sevkedilecektir, ey Muhammed.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>31. Fakat o, ne sadaka verdi, ne namaz k\u0131ld\u0131.<\/p>\n<p>32. Fakat yalanlad\u0131 ve d\u00f6nd\u00fc.<\/p>\n<p>33. Sonra da \u00e7al\u0131m sata sata ailesine gitti.<\/p>\n<p>34. Gerektir o bela sana, gerek.<\/p>\n<p>35. Evet, gerektir o bela sana gerek.<\/p>\n<p>36. \u0130nsan ba\u015f\u0131bo\u015f b\u0131rak\u0131laca\u011f\u0131n\u0131 m\u0131 san\u0131r?<\/p>\n<p>37. O, d\u00f6k\u00fclen erlik suyundan bir damla (sperm) de\u011fil miydi?<\/p>\n<p>38. Sonra bir aleka (embriyon) oldu da Rabbi onu bi\u00e7ime koydu, sonra \u015fekil verdi.<\/p>\n<p>39. Ondan da iki cinsi; erkek ve di\u015fiyi var etti.<\/p>\n<p>40. Peki, bunu yapan\u0131n \u00f6l\u00fcleri diriltmeye g\u00fcc\u00fc yetmez mi?<\/p>\n<p>31-32-33. &#8220;Tasdik etmedi.&#8221; Bunu tefsircilerin \u00e7o\u011fu &#8220;iman&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelen &#8220;tasdik&#8221;ten olmak \u00fczere tefsir etmi\u015flerdir ki g\u00f6r\u00fcnen m\u00e2n\u00e2 da budur. Fakat Ebu Hayy\u00e2n&#8217;\u0131n dedi\u011fi gibi, baz\u0131lar\u0131 da &#8220;sadaka&#8221;dan olarak &#8220;sadaka vermedi&#8221; diye tefsir etmi\u015flerdir ki bunda daha ziyade bir m\u00e2n\u00e2 vard\u0131r. \u00d6nceki tefsire g\u00f6re, biraz sonra gelecek olan &#8220;lakin yalanlad\u0131&#8221; s\u00f6z\u00fc sade bir tekit (vurgu) gibi kalm\u0131\u015f olaca\u011f\u0131ndan bu m\u00e2n\u00e2 daha faydal\u0131d\u0131r. Bu, bir \u00f6nceki s\u00fbrede ge\u00e7en &#8220;Biz namaz k\u0131lanlardan de\u011fildik, fakirlere yemek yedirmezdik.&#8221; (M\u00fcddessir, 74\/43-44) m\u00e2n\u00e2s\u0131na da uygun d\u00fc\u015fer. \u00c7\u00fcnk\u00fc tasdik, sadaka vermek m\u00e2n\u00e2s\u0131na da gelir. \u0130kisinde de bunun &#8220;f\u00e2&#8221; harfi ile yukar\u0131ya ba\u011flanmas\u0131 \u015fu m\u00e2n\u00e2y\u0131 ifade eder: &#8220;Fakat o d\u00fcnya zevk ve sevgisine dal\u0131p da neticede b\u00f6yle Rabbine sevk olunacak olan ve &#8220;ne zaman o k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc?&#8221; diyen o g\u00fcnahk\u00e2r can, ne y\u00fczle Rabbine varacak? \u00c7\u00fcnk\u00fc o, d\u00fcnyada ilerisini ne tasdik etti, ne Allah i\u00e7in bir i\u015f yapt\u0131, ne sadaka verdi, ne namaz k\u0131ld\u0131. Fakat Allah&#8217;\u0131, Peygamber&#8217;i, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131, ahireti ink\u00e2r etti, &#8220;yalan bunlar&#8221; dedi ve Hakk&#8217;a kar\u015f\u0131 arkas\u0131n\u0131 d\u00f6nd\u00fc, itaatte bulunmad\u0131.<\/p>\n<p>Sonra da bununla iftihar ederek \u00e7al\u0131m sata sata, kurula kurula ailesine, evine veya iline keyif \u00e7atmaya gitti. \u015eimdi bu adam sonunda d\u00fcnyadan uzak bir ayr\u0131l\u0131k ile varaca\u011f\u0131 Rabbine ne y\u00fczle varacak? Ku\u015fkusuz bu adam o g\u00fcn g\u00fclecek y\u00fczlerden de\u011fil; kendilerine belk\u0131ran uygulanacak, belleri k\u0131r\u0131lacak, belas\u0131n\u0131 bulacak, pusar\u0131k kara y\u00fczl\u00fclerdendir. Bu \u00e2yetlerin bu k\u0131sa ve \u00f6zl\u00fc ifadeler i\u00e7inde bu m\u00e2n\u00e2lara daha parlak ve g\u00fczel bir \u015fekilde i\u015faretleri vard\u0131r.<\/p>\n<p>34-35. Onun i\u00e7in bu gibilere \u015f\u00f6yle buyrulur:&#8221;Gerektir o bela sana, gerek&#8221;.<\/p>\n<p>Arap\u00e7a&#8217;da tabiri T\u00fcrk\u00e7e&#8217;de &#8220;gerekti sana o bela, oh olsun&#8221; demek gibi bir dua ve \u00f6c al\u0131p rahatlama m\u00e2n\u00e2s\u0131na kullan\u0131l\u0131r. Bildi\u011fimiz &#8216;dan, &#8220;Lay\u0131kt\u0131r, sana o veyl ve hel\u00e2k&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Baz\u0131lar\u0131 da bu &#8216;n\u0131n kelimesinden \u00e7evrilerek &#8220;en b\u00fcy\u00fck veyl ba\u015f\u0131na olsun&#8221; demek oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir.<\/p>\n<p>Bu \u00e2yetin Ebu Cehil hakk\u0131nda indi\u011fi rivayeti ge\u00e7mi\u015fti. Bununla beraber ifade etti\u011fi m\u00e2n\u00e2n\u0131n, benzerlerini de a\u00e7\u0131k\u00e7a kapsayaca\u011f\u0131nda ku\u015fku yoktur.<\/p>\n<p>36. &#8220;\u0130nsan, ba\u015f\u0131 bo\u015f b\u0131rak\u0131laca\u011f\u0131n\u0131 m\u0131 zannediyor?&#8221;<\/p>\n<p>S\u00dcD\u00c2; bo\u015f b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015f, bir \u015fey yapmakla y\u00fck\u00fcml\u00fc tutulmam\u0131\u015f, ba\u015f\u0131 bo\u015f, kendi keyfine b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015f, ili\u015fiksiz demektir.<\/p>\n<p>37-38-39. &#8220;Bir meni de\u011fil miydi?..&#8221; Bu ve devam\u0131nda gelen \u00e2yetler yukarda s\u00f6z konusu edilen zann\u0131n ge\u00e7ersiz oldu\u011funu isbat ederek sona haz\u0131rlamaktad\u0131rlar.<\/p>\n<p>40. &#8220;Bunlar\u0131 yapan Allah o \u00f6l\u00fcleri diriltemez mi?&#8221;<\/p>\n<p>Bu s\u00fbre okundu\u011fu zaman sonunda &#8220;evet&#8221; denilmesi, M\u00fcrselat S\u00fbresi&#8217;nin sonunda &#8220;Allah&#8217;a iman ettik.&#8221; denilmesi, Tin S\u00fbresi&#8217;nin sonunda &#8220;Evet, ben de buna \u015fahit olanlardan\u0131m&#8221; denilmesi Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;den Ebu Hureyre hadisiyle, Ahmed, Ebu Dav\u00fbd, Hakim, Beyhak\u00ee gibi hadis\u00e7i ve tefsirciler taraf\u0131ndan rivayet edilmi\u015ftir.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>75-KIYAMET: 1.Yemin ederim. Bu, &#8220;yemin etmem&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na de\u011fil, hay\u0131r, vallahi; yok, vallahi; de\u011fil, vallahi, gibi olumsuz bir ifadeden sonra yemindir. Nitekim \u0130mriu&#8217;l-Kays \u015f\u00f6yle demi\u015ftir: &#8220;Hay\u0131r, baban hakk\u0131 i\u00e7in ey \u00c2miri&#8217;nin k\u0131z\u0131, kavim benim ka\u00e7aca\u011f\u0131m\u0131 iddia etmez.&#8221; \u00c2limlerin \u00e7o\u011funlu\u011fu, bu gibi &#8216;lar\u0131n s\u0131la, yani sadece vurgu i\u00e7in ilave edilmi\u015f, eklenmi\u015f, oldu\u011funu s\u00f6yler. (V\u00e2k\u0131a s\u00fbresinde &#8220;Hay\u0131r, y\u0131ld\u0131zlar\u0131n &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":12149,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1084,1083,5030,5031,5219,5351,5222,5220,1583,5221,1582,1586],"class_list":["post-1800","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-75-kiyamet","tag-75-kiyamet-tefsiri","tag-elmalili","tag-elmalili-hamdi-yazir","tag-elmalili-tefsir-oku","tag-hak-dini-kuran-dili","tag-hak-dini-tefsiri","tag-hamdi-yazir-tefsir-oku","tag-kuran","tag-sure-tefsirleri","tag-tefsir","tag-tefsir-oku"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1800","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1800"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1800\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/12149"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1800"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1800"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1800"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}