{"id":1802,"date":"2010-11-18T21:39:14","date_gmt":"2010-11-18T21:39:14","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1802"},"modified":"2010-11-18T21:39:14","modified_gmt":"2010-11-18T21:39:14","slug":"74-muddessir-tefsiri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/74-muddessir-tefsiri\/","title":{"rendered":"74-M\u00dcDDESS\u0130R SURES\u0130 HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130"},"content":{"rendered":"<p>74-M\u00dcDDESS\u0130R:<\/p>\n<p>1.&#8221;Ey, \u00f6rt\u00fcs\u00fcne b\u00fcr\u00fcnen!&#8221; M\u00fcddessir kelimesinin asl\u0131 m\u00fctedessir olup &#8220;dis\u00e2r&#8221; denilen \u00f6rt\u00fcye b\u00fcr\u00fcnen demektir. Dis\u00e2r; entari, c\u00fcbbe, kaftan, ihram gibi &#8220;\u015fi\u00e2r&#8221;\u0131n \u00fcst\u00fcne giyilen veya \u00f6rt\u00fclen d\u0131\u015f giysi veya b\u00fcrg\u00fc demektir. \u015ei\u00e2r ise g\u00f6mlek, don, pe\u015ftemal gibi v\u00fccuda de\u011fen i\u00e7 \u00e7ama\u015f\u0131r\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>M\u00fczzemmil S\u00fbresi&#8217;nde de ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere denilmi\u015ftir ki: Peygamber (s.a.v)&#8217;in b\u00fcr\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fc dis\u00e2r, bir kadife idi.<\/p>\n<p>\u0130krime&#8217;nin a\u00e7\u0131klamas\u0131na g\u00f6re, &#8220;Peygamberlik ve nefsi olgunluklara b\u00fcr\u00fcn\u00fcp giyinmi\u015f olan&#8221; demektir. Bu m\u00e2n\u00e2larla bu hitap M\u00fczzemmil gibi Peygamberli\u011fin ilk duyurulmas\u0131nda \u015f\u00f6yle bir kinaye ile uyan\u0131k olmaya daveti hissettirir: Ey o b\u00fcr\u00fcnen, ey o kendisine verilmi\u015f olan hakikat\u0131 halk\u0131n bak\u0131\u015f ve g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcnden gizlemeye \u00e7al\u0131\u015fan Muhammed! O b\u00fcr\u00fcnmek, uyumak, rahat etmek zaman\u0131 ge\u00e7ti. Uyanmak, g\u00f6r\u00fcnmek, o hakikat\u0131 a\u00e7\u0131klamak, zahmetler \u00e7ekmek, s\u0131k\u0131nt\u0131lara katlanmak, halka do\u011fruyu g\u00f6stermek, etraf\u0131 temizlemek i\u00e7in y\u00fck\u00fcml\u00fcl\u00fckler ve a\u011f\u0131r y\u00fckler y\u00fcklenerek b\u00fcy\u00fck bir kararl\u0131l\u0131kla kalk\u0131p hareket etmek zaman\u0131 geldi.<\/p>\n<p>2. Kalk yata\u011f\u0131ndan kalk, yahut b\u00fcy\u00fck bir kararl\u0131l\u0131kla kalk i\u015fe ba\u015fla, art\u0131k uyarma g\u00f6revini yap, etraf\u0131ndakilere neticenin \u00f6nemini ve korkun\u00e7lu\u011funu anlat, sayg\u0131s\u0131zlar\u0131 gocundur.<\/p>\n<p>3. Ve Rabbini art\u0131k b\u00fcy\u00fckle. B\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn ancak onun \u015fan\u0131 oldu\u011funu ve ona kar\u015f\u0131 her \u015feyin k\u00fc\u00e7\u00fck ve de\u011fersiz bulundu\u011funu kalben tan\u0131d\u0131\u011f\u0131n gibi, s\u00f6z ve fiilinle de anlat, ilan et.<\/p>\n<p>Rivayet olunur ki, bu \u00e2yet inince Resulullah (s.a.v) &#8220;Allahu ekber&#8221; demi\u015f; Hz. Hatice de tekbir alm\u0131\u015f, sevinmi\u015f ve bunun vahy oldu\u011funu iyice anlam\u0131\u015ft\u0131. Burada nin \u00f6nce s\u00f6ylenmesi &#8220;sadece Rabbini&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade etmek i\u00e7indir. kelimesinin ba\u015f\u0131ndaki &#8220;f\u00e2&#8221; harfi, bir \u015farta kar\u015f\u0131l\u0131k olma m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade ederek \u00f6nce gelen k\u0131sm\u0131n sonra gelen k\u0131sma ba\u011fl\u0131 oldu\u011funu anlat\u0131r. Buna g\u00f6re m\u00e2n\u00e2 \u015f\u00f6yle demek olur: Ve Rabbini, ancak Rabbini b\u00fcy\u00fckle. Her ne olay olursa olsun hi\u00e7bir nedenle art\u0131k onu tekbir ile b\u00fcy\u00fckleme g\u00f6revini b\u0131rakma.<\/p>\n<p>4. Ve giysilerini, elbiseni art\u0131k temizle. Giysi ve elbise, bazan bunlar\u0131 giyen ki\u015finin kendisinden, bunlar\u0131n temizli\u011fi de giyenin temizli\u011finden kinaye olur. Nitekim, &#8220;Fil\u00e2n ki\u015finin ete\u011fi temizdir.&#8221; denildi\u011fi zaman onun iffetli ve ahl\u00e2k\u0131n\u0131n temiz oldu\u011fu anlat\u0131lmak istenir. Gayl\u00e2n b. Seleme:<\/p>\n<p>&#8220;Allah&#8217;a hamdolsun ben ne ahl\u00e2ks\u0131z elbisesi giydim, ne de bir \u00f6z\u00fcr ile maskelenirim.&#8221; beytinde kendisinin ne ahl\u00e2ks\u0131zl\u0131k, ne de bir leke ile kirlenmedi\u011fini ve kirlenmeyece\u011fini anlatm\u0131\u015ft\u0131r. Antere:<\/p>\n<p>&#8220;Uzun m\u0131zrakla giysisini par\u00e7alad\u0131m. Kerim ki\u015fi m\u0131zra\u011fa yabanc\u0131 de\u011fildir.&#8221; beytinde giysi kelimesini kullanarak onunla nefisten kinaye etmi\u015ftir. \u0130mr\u00fc&#8217;l-Kays da:<\/p>\n<p>&#8220;E\u011fer benim bir huyum sana k\u00f6t\u00fc geldiyse benim giysilerimi kendi giysilerinden s\u0131y\u0131r\u0131ver, kurtulursun.&#8221; beytinde giysi ile kalpten kinaye etmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Bunlar gibi bu \u00e2yette de &#8220;siyab&#8221; (giysi) kelimesi nefisten veya kalpten kinaye olmak \u00fczere bir\u00e7ok tefsirci \u00e2yetini &#8220;kendini veya kalbini g\u00fcnahtan, haks\u0131zl\u0131ktan temiz tut, yapt\u0131\u011f\u0131n uyar\u0131lar\u0131 kabule engel olacak kirli huylardan sak\u0131n, \u00f6\u011f\u00fctlerinin kabul edilmesini sa\u011flayacak olan g\u00fczel ahl\u00e2k ile ahl\u00e2klan&#8221; diye manev\u00ee ve ahl\u00e2k\u00ee temizlik ile tefsir etmi\u015flerdir. Fakat kinaye, hakik\u00ee m\u00e2n\u00e2n\u0131n da kastedilmesine engel olmad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in, bu \u015fekilde bir tefsir ayn\u0131 zamanda gerek bedenin gerek elbisenin maddi temizli\u011finin emredilmi\u015f olmas\u0131na ayk\u0131r\u0131 olmaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;taharet&#8221; ve &#8220;nezafet&#8221; kelimeleri dilimizde temizlik m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelmekle birlikte taharet, nezafetten daha genel olarak madd\u00ee ve manev\u00ee temizli\u011fi kapsar. Bununla beraber burada bundan ba\u015fka bir m\u00e2n\u00e2 daha vard\u0131r ki o da &#8220;siy\u00e2b&#8221; kelimesinin bir \u015feyi yak\u0131ndan b\u00fcr\u00fcyen, ku\u015fatan \u015feyden ve zarftan kinaye ve mecaz olmas\u0131d\u0131r. Nitekim bir tak\u0131m ki\u015filerin \u00fczerine at\u0131l\u0131p binerek al\u0131p getirdikleri bir deveyi anlatm\u0131\u015f oldu\u011fu \u015fu beytinde Leyl\u00e2:<\/p>\n<p>&#8220;Ona hafif hafif baz\u0131 giysiler att\u0131lar. \u015eimdi onun \u00fcrk\u00fct\u00fclm\u00fc\u015f deve ku\u015fundan ba\u015fka bir benzerini g\u00f6remeyiz.&#8221; derken devenin \u00fczerindeki insanlar\u0131 \u00f6nce giysilere, sonra da ko\u015fan deve ku\u015funun \u00fczerindeki t\u00fcylere benzetmi\u015ftir. Yani &#8220;seni \u00fczerindeki giysiler gibi yak\u0131ndan sarm\u0131\u015f olan cemaat ve toplulu\u011funu, ilk \u00f6nce etraf\u0131ndaki kimseleri temizle&#8221; demek olur ki bu m\u00e2n\u00e2 &#8220;\u00d6nce en yak\u0131n akrabalar\u0131n\u0131 uyar.&#8221;(\u015euara, 26\/214) \u00e2yetinin m\u00e2n\u00e2s\u0131na da uygun d\u00fc\u015fer. Hem bunda Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;in madd\u00ee ve manev\u00ee nefis temizli\u011fi \u00f6ncelikle anlat\u0131lm\u0131\u015f olaca\u011f\u0131ndan onun nefsindeki temizli\u011fini hat\u0131rlatmaya gerek kalmaz.<\/p>\n<p>5. Ve o pislikleri art\u0131k sav\u0131p uzakla\u015ft\u0131r. &#8220;R\u00fccz&#8221; ve &#8220;ricz&#8221; kelimeleri pislik ve azap m\u00e2n\u00e2s\u0131na geldi\u011fi gibi burada put ve heykel demek oldu\u011funu da a\u00e7\u0131klam\u0131\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>6. Hem \u00e7oksunarak mennetme. Burada da iki m\u00e2n\u00e2 a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r. Birisi, menn, ba\u015fa kakmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na olarak, &#8220;yapt\u0131\u011f\u0131n i\u015fi, hizmeti, iyili\u011fi \u00e7ok sayarak ba\u015fa kakma, yapt\u0131\u011f\u0131n i\u015fle nazlanma&#8221; demek olur. Birisi de menn, iyilik ve l\u00fctuf m\u00e2n\u00e2s\u0131na olarak, &#8220;bir iyilik yapt\u0131\u011f\u0131n, bir l\u00fctuf ve ihsanda bulundu\u011fun zaman, verdi\u011fin kimseden kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda daha \u00e7o\u011funu almak maksad\u0131yla yapma&#8221; demek olur. Yani on para sadaka verip de yirmi paral\u0131k hizmet ve sayg\u0131 bekleyenler gibi d\u00fcnya ticareti ve maksad\u0131n\u0131 g\u00f6zeterek veya g\u00f6steri\u015f ve iki y\u00fczl\u00fcl\u00fck yaparak iyilik etme; s\u0131rf Allah i\u00e7in iyilik et, ba\u015fkas\u0131ndan bir kar\u015f\u0131l\u0131k bekleme. Bu m\u00e2n\u00e2 \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan nakledilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Bu iki m\u00e2n\u00e2da c\u00fcmlesi, h\u00e2l ve durum bildirir, demektir. Sonundaki &#8220;r\u00e2&#8221; harfi merfu olmay\u0131p &#8220;ba\u015fa kakma&#8221; olumsuz emrine cevap olarak cezimli olsayd\u0131, &#8220;yapt\u0131\u011f\u0131n iyili\u011fi ba\u015fa kakma ki \u00e7o\u011faltas\u0131n, \u00e7ok hay\u0131r ve m\u00fck\u00e2fata eresin&#8221; demek olurdu. Fakat K\u0131r\u00e2et-i a\u015fere&#8217;de bu okunu\u015f \u015fekli yoktur. Bununla beraber bir s\u0131ralanma ve bir \u00f6nceki c\u00fcmleye ba\u011fl\u0131l\u0131k kast edilmeden \u015fu m\u00e2n\u00e2 da olabilir: Yapt\u0131\u011f\u0131n hizmeti ba\u015fa kakma, daha \u00e7ok hay\u0131rlara ereceksin.<\/p>\n<p>7. Ve Rabbin i\u00e7in art\u0131k sabret yani bu g\u00f6revleri yapmak i\u00e7in her ne kadar s\u0131k\u0131nt\u0131lar \u00e7ekecek, eziyetler g\u00f6receksen de s\u0131rf Rabb&#8217;\u0131n\u0131n h\u00fckm\u00fc i\u00e7in art\u0131k sabret.<\/p>\n<p>8. \u00c7\u00fcnk\u00fc o boru \u00e7al\u0131nd\u0131\u011f\u0131 vakit:<\/p>\n<p>&#8220;N\u00c2K\u00dbR, sur gibi a\u011f\u0131zla \u00fcflenerek \u00e7al\u0131nan boruya denir. Nakr, vurmak ve didiklemek m\u00e2n\u00e2lar\u0131na geldi\u011fi gibi boru \u00e7almak m\u00e2n\u00e2s\u0131na da gelir. Zira boru \u00e7al\u0131nd\u0131\u011f\u0131 zaman i\u00e7inden hava s\u0131k\u0131\u015ft\u0131rma ile didiklenmi\u015f olaca\u011f\u0131 gibi, d\u0131\u015f\u0131ndan da o ses, \u00e7arpt\u0131\u011f\u0131 kulaklar\u0131 didikleyece\u011fi i\u00e7in boruya &#8220;mink\u00e2r&#8221; gaga, didikleme \u00e2leti m\u00e2n\u00e2s\u0131yla ilgili olarak nakur denilmi\u015ftir. &#8220;Boru \u00e7al\u0131nmak&#8221; \u00f6rf ve \u00e2dette kervan\u0131n veya askerin yola \u00e7\u0131kmas\u0131 i\u00e7in hareket kumandas\u0131 demek oldu\u011fu gibi, &#8220;borusu \u00f6tmek&#8221; de, emir ve kumandas\u0131n\u0131n dinlenmesinden kinaye olmas\u0131 nedeniyle, boruyu \u00e7almak, ahiret yolculu\u011funa \u00e7\u0131kmak i\u00e7in &#8220;\u00c7\u00fcnk\u00fc o sura \u00fcf\u00fcr\u00fcl\u00fc\u015f zorlu bir kumandad\u0131r.&#8221;(S\u00e2ffat, 37\/19) il\u00e2h\u00ee emrinin ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131 demektir. &#8220;O s\u00fbra \u00fcflendi\u011fi zaman&#8221; \u00e2yetinin ba\u015f\u0131ndaki &#8220;f\u00e2&#8221; harfi sebep bildiren bir harf olarak \u00e2yetin m\u00e2n\u00e2s\u0131, &#8220;\u00e7\u00fcnk\u00fc s\u00fbra \u00fcf\u00fcr\u00fcl\u00fcnce, o boru \u00e7al\u0131n\u0131nca&#8221; demek olur. Burada \u00fcf\u00fcrmeden maksad\u0131n ilk \u00fcf\u00fcrme oldu\u011fu a\u00e7\u0131klan\u0131yor.<\/p>\n<p>9. &#8220;O g\u00fcn.&#8221; Kelimenin sonundaki tenvin, muzafun ileyh (tamlayan) den bedeldir. Yani &#8220;o \u00f6yle oldu\u011fu g\u00fcn&#8221; demektir. Biz bunun m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klarken &#8220;o g\u00fcn&#8221; demekle yetiniyoruz.<\/p>\n<p>10. K\u00e2firlere kolay de\u011fil. Bir \u00f6nceki \u00e2yette &#8220;pek zor&#8221; denildikten sonra &#8220;kolay de\u011fil&#8221; demek ilk bak\u0131\u015fta gereksiz gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcr. Fakat zorluk iki t\u00fcrl\u00fcd\u00fcr: Birisi, \u00f6nce \u00e7ok zor olmakla beraber, gittik\u00e7e kolayla\u015f\u0131r, yenilebilir. Birisi de, gittik\u00e7e zorla\u015f\u0131r, hi\u00e7 kolayla\u015fmaz. O g\u00fcn\u00fcn herkes i\u00e7in zor olacak oldu\u011fu bildirilmek \u00fczere denildikten sonra buyrulmu\u015ftur.<\/p>\n<p>11. &#8220;Tek olarak yaratt\u0131\u011f\u0131m o kimseyi bana b\u0131rak&#8221;. Burada &#8220;tek olarak&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelen kelimesi, hem yaratan\u0131n hem de yarat\u0131lan\u0131n durumunu g\u00f6sterebilir. Yani &#8220;benimle b\u0131rak, hi\u00e7bir orta\u011f\u0131m olmad\u0131\u011f\u0131 halde tek ba\u015f\u0131ma yaratt\u0131\u011f\u0131m o kimseyi&#8221; yahut &#8220;kendisini tek ba\u015f\u0131na, hi\u00e7 kimsesi olmad\u0131\u011f\u0131 halde yapayaln\u0131z yaratt\u0131\u011f\u0131m o kimseyi&#8221; demek de olabilir. Bu m\u00e2n\u00e2 &#8220;Andolsun sizi ilk defa nas\u0131l yaratm\u0131\u015fsak, onun gibi yapayaln\u0131z ve teker teker huzurumuza gelirsiniz.&#8221;(En&#8217;\u00e2m, 6\/94) buyruldu\u011fu \u00fczere her ki\u015fi hakk\u0131nda sahih olur. Bununla k\u0131yametin de yarat\u0131l\u0131\u015f gibi \u00f6zellikle her fert i\u00e7in ayr\u0131 bir safhas\u0131n\u0131n oldu\u011funa i\u015faret edilmi\u015f demektir. \u00c2yetin \u00f6zel bir olay ve \u015fah\u0131sla ilgili olarak inmesi h\u00fck\u00fcm ve uyarman\u0131n vas\u0131flara g\u00f6re genel olmas\u0131na engel de de\u011fildir. Bu \u00e2yetin ini\u015f sebebinin Velid b. Mu\u011fire el-Mahzumi oldu\u011fu rivayet ediliyor. Burada onun N\u00fbn s\u00fbresinde ge\u00e7ti\u011fi gibi soysuz, pi\u00e7 oldu\u011funa ima ve &#8220;vahid=tek ba\u015f\u0131na&#8221; namiyle an\u0131ld\u0131\u011f\u0131na i\u015faret oldu\u011fu s\u00f6ylenmi\u015ftir.<\/p>\n<p>12. Hem ona uzun uzad\u0131ya uzat\u0131lm\u0131\u015f mal verdim yani \u00e7ok mal, servet, arazi ve \u00e7iftlik gibi geni\u015f yahut geli\u015fip boy atarak ya da ticaretle art\u0131r\u0131lm\u0131\u015f, uzat\u0131lm\u0131\u015f mal verdim. Velid&#8217;in Mekke ile T\u00e2if aras\u0131nda \u00e7e\u015fitli t\u00fcrde mallar\u0131 ve Taif&#8217;te yaz k\u0131\u015f meyveleri eksik olmayan bostan\u0131 ve milyon kadar paras\u0131 bulundu\u011funa dair rivayetler gelmi\u015ftir.<\/p>\n<p>13. &#8220;Hem g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde o\u011fullar verdim&#8221;<\/p>\n<p>\u015e\u00dcH\u00dbD, \u015fahid kelimesinin \u00e7o\u011fuludur. Yani hepsi yan\u0131nda haz\u0131r, g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde, \u00e7al\u0131\u015fmak i\u00e7in \u015furaya buraya gitme ihtiyac\u0131 duymayan, meclis ve lokallerde babalar\u0131n\u0131n yan\u0131nda haz\u0131r bulunan o\u011fullar verdim. Yahut, \u00f6nemli i\u015flerde \u015fahitliklerine, g\u00f6r\u00fc\u015flerine ve bilgilerine ba\u015fvurulan o\u011fullar verdim demektir. Rivayete g\u00f6re Velid b. Mu\u011fire&#8217;nin hepsi mevki sahibi ki\u015filerden olmak \u00fczere on veya on\u00fc\u00e7 o\u011flu vard\u0131. Fakat bilinenleri yedidir. Velid b. Velid, Halid b. Velid, Um\u00e2re b. Velid, Hi\u015fam b.Velid, As b. Velid, Kabis b. Velid, Abdi\u015fems b. Velid. Denildi\u011fine g\u00f6re bunlardan Halid, Hi\u015fam ve Velid m\u00fcsl\u00fcman olma \u015ferefi ile \u015fereflenmi\u015flerdir. Zemah\u015feri, &#8220;Bunlardan \u00fc\u00e7\u00fc m\u00fcsl\u00fcman oldu: Halid, Hi\u015fam ve Um\u00e2re&#8221; diye zikretmi\u015ftir. Al\u00fbs\u00ee de \u015f\u00f6yle der: Umare&#8217;nin Bedir&#8217;de veya Habe\u015f&#8217;te Neca\u015f\u00ee taraf\u0131ndan \u00f6ld\u00fcr\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc ihtilafl\u0131d\u0131r. \u0130ki rivayet de k\u00e2fir olarak \u00f6ld\u00fcr\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc hususunda birle\u015fmi\u015ftir. M\u00fcsl\u00fcman oldu\u011funa dair Sa&#8217;lebi&#8217;nin Mukatil&#8217;den yapt\u0131\u011f\u0131 rivayet sahih de\u011fildir. \u0130bn\u00fc Hacer bunun hata oldu\u011funu yazm\u0131\u015ft\u0131r. Bu hatay\u0131 Zemah\u015fer\u00ee de yapm\u0131\u015f ve onun pe\u015finden gidenler de bu hususta ona uymu\u015flard\u0131r. Bunlar\u0131n Velid b. Velid&#8217;i \u0130sl\u00e2m&#8217;la \u015fereflenenler aras\u0131nda zikretmemeleri \u015fa\u015f\u0131lacak bir i\u015ftir. Oysa b\u00fct\u00fcn hadis\u00e7iler onun m\u00fcsl\u00fcman oldu\u011funda g\u00f6r\u00fc\u015f birli\u011fine varm\u0131\u015flard\u0131r&#8221; Evet Velid b. Velid&#8217;in de sonradan m\u00fcsl\u00fcman oldu\u011funda ihtilaf g\u00f6r\u00fclm\u00fcyor. Fakat Umare&#8217;nin durumu ihtilafl\u0131d\u0131r. Bu d\u00f6rd\u00fcn d\u0131\u015f\u0131nda kalanlar hakk\u0131nda ise bir bilgimiz yok.<\/p>\n<p>14. Ona b\u00fcy\u00fck imk\u00e2nlar verdim, mal ve o\u011fullardan ba\u015fka, bir\u00e7ok sebep ortaya \u00e7\u0131kararak mevki, sayg\u0131nl\u0131k ve \u015fans a\u00e7\u0131kl\u0131\u011f\u0131 verdim. Velid, Kurey\u015f i\u00e7inde ileri gelen sayg\u0131n ki\u015filerden say\u0131l\u0131rd\u0131. &#8220;Vah\u00eed&#8221; ve &#8220;Reyh\u00e2-net\u00fc&#8217;l-Kurey\u015f&#8221; takma adlar\u0131yle an\u0131l\u0131rd\u0131.<\/p>\n<p>5. Sonra daha \u00e7ok vereyim diye a\u00e7g\u00f6zl\u00fcl\u00fck eder. \u0130\u015fte o, \u00f6yle a\u00e7g\u00f6zl\u00fc birisi. Hatta demi\u015f ki: &#8220;E\u011fer Muhammed do\u011fru s\u00f6yl\u00fcyorsa cennet benim i\u00e7in yarat\u0131lm\u0131\u015f demektir.&#8221;<\/p>\n<p>16. Hay\u0131r, \u00f6yle \u015fey yok<\/p>\n<p>KELL\u00c2, reddetme edat\u0131d\u0131r. Bir s\u00f6z\u00fc, bir iddiay\u0131 veya bir \u00fcmit ve iste\u011fi reddeder. Biz bunun yerinde, &#8220;hay\u0131r \u00f6yle de\u011fil, \u00f6yle \u015fey yok, ya\u011fma yok&#8221; gibi deyimler kullan\u0131yoruz. &#8220;Hay\u0131r&#8221; ifadesini yerine g\u00f6re, kelimeleri yerinde de kulland\u0131\u011f\u0131m\u0131zdan tam kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 denemese de yak\u0131n\u0131d\u0131r. Burada onun a\u015f\u0131r\u0131 istek ve \u00fcmidini kesme m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade eder. Sebebi, \u00c7\u00fcnk\u00fc o, bizim \u00e2yetlerimize inat\u00e7\u0131 kesildi. O nimetleri veren \u015fahs\u0131n birli\u011fini g\u00f6steren delillere veya Kur&#8217;\u00e2n \u00e2yetlerine kar\u015f\u0131 inada kalk\u0131\u015ft\u0131. Bu ise nank\u00f6rl\u00fckt\u00fcr. Verilen nimeti ink\u00e2r etmek onun artmas\u0131na de\u011fil, kesilmesine sebeptir.<\/p>\n<p>17. Ben onu sarp yoku\u015fa, dikine azaba sard\u0131raca\u011f\u0131m.<\/p>\n<p>Tirmiz\u00ee, Hakim ve daha ba\u015fkalar\u0131n\u0131n rivayet etti\u011fi bir hadiste Hz. Peygamber (s.a.v): &#8220;Sa&#8217;ud, ate\u015ften bir da\u011fd\u0131r ki k\u00e2fir ona yetmi\u015f y\u0131l \u00e7\u0131kar, sonra i\u00e7ine d\u00fc\u015fer.&#8221; buyurmu\u015ftur. Yine Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;in, &#8220;Cehennemde bir yoku\u015fa \u00e7\u0131kmas\u0131 teklif olunur ki, ona elini koyduk\u00e7a erir, kald\u0131r\u0131nca yerine gelir. Aya\u011f\u0131n\u0131 koyunca erir, kald\u0131r\u0131nca yerine gelir.&#8221; buyurdu\u011fu rivayet edilmi\u015ftir. Yine rivayet olunuyor ki, \u00e2yetin inmesinden sonra Velid&#8217;in mal\u0131 g\u00fcnden g\u00fcne eksilmi\u015f, nihayet yok olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>18. Tehdidin ni\u00e7in yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 veya o k\u00e2firin nas\u0131l inat etti\u011fi a\u00e7\u0131klanmak \u00fczere buyruluyor ki: \u00c7\u00fcnk\u00fc o d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc ve bir takdir yapt\u0131, kafas\u0131nda \u00f6l\u00e7t\u00fc bi\u00e7ti, bir tahmin yapt\u0131.<\/p>\n<p>19. Kahrolas\u0131, nas\u0131l da \u00f6l\u00e7t\u00fc bi\u00e7ti Arap\u00e7a&#8217;da bu yahut tabirleri, &#8220;kahrolas\u0131, Allah can\u0131n\u0131 alas\u0131&#8221; gibi as\u0131l itibar\u0131yla beddua olmakla beraber, nazardan esirgemek \u015feklinde &#8220;yahu ne yaman \u015fey, anas\u0131 a\u011flayas\u0131&#8221; gibi bir de\u011fere i\u015faret olarak \u00f6vg\u00fc yerinde ve bazan da bu m\u00e2n\u00e2da alay etmek ve dalga ge\u00e7mek i\u00e7in kullan\u0131l\u0131r ki, burada, onun d\u00fc\u015f\u00fcncesini be\u011fenenlerin bu yoldaki \u00f6vg\u00fclerini anlatarak hakaret ve k\u00fc\u00e7\u00fcmseme m\u00e2n\u00e2s\u0131nda kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Yani dedikleri gibi &#8220;kahrolas\u0131 nas\u0131l da takdir etti ya!&#8230;&#8221;<\/p>\n<p>20. Sonra kahrolas\u0131, nas\u0131l da takdir etti ya!.. Bu tekrar, hem hakareti vurgulamaya, hem de her iki \u00e2yette ge\u00e7en takdirin farkl\u0131 oldu\u011funa i\u015farettir.<\/p>\n<p>21. Sonra bakt\u0131 etraf\u0131ndakilere bir bak\u0131nd\u0131.<\/p>\n<p>22. Sonra ka\u015f\u0131n\u0131 \u00e7att\u0131 ve ek\u015fidi, surat ast\u0131.<\/p>\n<p>BESR, vaktinden evvel acele olmas\u0131n\u0131 istemek, haml\u0131k yapmakt\u0131r. Nitekim meyvenin ham\u0131na, hurman\u0131n koru\u011funa &#8220;b\u00fcs\u00fcr&#8221; denilir. Ra\u011f\u0131b, burada bu m\u00e2n\u00e2dan oldu\u011funu s\u00f6yler. Yani, vakti gelmeden kopmu\u015f ham koruk gibi ek\u015fidi, surat ast\u0131.<\/p>\n<p>23. Sonra ard\u0131n\u0131 d\u00f6nd\u00fc ve b\u00fcy\u00fcklendi. Anlam\u0131\u015f oldu\u011fu haktan y\u00fcz \u00e7evirdi, imana arkas\u0131n\u0131, k\u00fcfre y\u00fcz\u00fcn\u00fc d\u00f6nd\u00fcrd\u00fc ve Allah&#8217;tan korkmay\u0131p gururlanarak b\u00fcy\u00fckl\u00fck taslad\u0131, hakk\u0131 kabul etmeyi kibrine yediremedi de her \u015feyi bilen bir ki\u015fi edas\u0131yla<\/p>\n<p>24. hemen dedi ki: Bu Kur&#8217;\u00e2n, \u00f6teden beri \u00f6\u011fretilegelen bir sihirden ba\u015fka bir \u015fey de\u011fil.<\/p>\n<p>Bu \u00e2yette ge\u00e7en tabirinde iki m\u00e2n\u00e2 vard\u0131r:<\/p>\n<p>B\u0130R\u0130NC\u0130S\u0130; me&#8217;sur, yani \u00f6teden beri \u00f6\u011fretilip rivayet olunagelen; sihirbazdan sihirbaza \u00f6\u011frenile geldi\u011fi s\u00f6ylenen bir sihir demektir.<\/p>\n<p>\u0130K\u0130NC\u0130S\u0130; y\u00fc&#8217;ser, yani di\u011fer sihirlere tercih edilecek, be\u011fenilecek bir sihir demek olur. Bu, &#8220;parlak sihir&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;sihr-i m\u00fcbin&#8221; demelerine benzer.<\/p>\n<p>25. &#8220;Bundan aldat\u0131c\u0131 bir albeni var&#8221; demi\u015f oluyor ve nihayet karar\u0131n\u0131 \u015f\u00f6yle veriyordu: Bu, insan s\u00f6z\u00fcnden ba\u015fka bir \u015fey de\u011fil. B\u00f6yle deyip karar\u0131 bast\u0131. Peygamberli\u011fi ve Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n Allah s\u00f6z\u00fc olmas\u0131n\u0131 ink\u00e2r ediverdi ki, i\u015fte inat\u00e7\u0131 k\u00e2firlerin Kur&#8217;\u00e2n ve Peygamber hakk\u0131nda s\u00f6yledikleri nihayet budur. Bu, Allah&#8217;\u0131n indirdi\u011fi kel\u00e2m\u0131 de\u011fil, Muhammed&#8217;in kendi s\u00f6yledi\u011fi kitab\u0131d\u0131r derler. Olay tefsirlerde \u015f\u00f6yle anlat\u0131l\u0131r:<\/p>\n<p>Velid b. Mu\u011fire Peygamber (s.a.v)&#8217;in yan\u0131na gelmi\u015f, Kur&#8217;\u00e2n dinlemi\u015f ve etkilenmi\u015fti. Kalk\u0131p Mahzum O\u011fullar\u0131&#8217;na varm\u0131\u015f; &#8220;Vallahi, Muhammed&#8217;den az \u00f6nce bir s\u00f6z dinledim; ne insan s\u00f6z\u00fc, ne de cin s\u00f6z\u00fc. Onun bir tatl\u0131l\u0131\u011f\u0131, bir ho\u015flu\u011fu var. Yukar\u0131s\u0131 meyveli, a\u015fa\u011f\u0131s\u0131 bolluk, zemini bol sulu. O kesinlikle \u00fcste \u00e7\u0131kar, onun \u00fcst\u00fcne \u00e7\u0131k\u0131lmaz.&#8221; demi\u015f; buna kar\u015f\u0131 Kurey\u015f: &#8220;Velid sapt\u0131. Vallahi, b\u00fct\u00fcn Kurey\u015f sapacakt\u0131r.&#8221; demi\u015fler, bunu i\u015fiten Ebu Cehil, &#8220;ben size onun hakk\u0131ndan gelirim.&#8221; deyip kederli kederli yan\u0131na varm\u0131\u015f; &#8220;Ey amca demi\u015f, kavmin sana vermek i\u00e7in bir mal topluyor. \u00c7\u00fcnk\u00fc sen Muhammed&#8217;den bir \u015fey elde etmek i\u00e7in onun yan\u0131na gidiyormu\u015fsun.&#8221; Velid: &#8220;Kurey\u015f bilir ki, ben onlar\u0131n malca en zenginleriyim.&#8221; diye cevap vermi\u015f. Ebu Cehil demi\u015f ki: &#8220;O halde onun hakk\u0131nda bir s\u00f6z s\u00f6yle de kavmin i\u015fitsin, senin onu sevmedi\u011fini, ink\u00e2r etti\u011fini anlas\u0131nlar.&#8221; Velid: &#8220;Ne diyeyim, i\u00e7inizde \u015fiiri, m\u0131sralar\u0131 kafiyeli k\u0131sa vezinli nazm\u0131, kasideyi ve cin \u015fiirlerini benden iyi bileniniz yoktur. Onun s\u00f6yledi\u011fi bunlar\u0131n hi\u00e7birine benzemiyor ki.&#8221; demi\u015f. Ebu Cehil, &#8220;yok mutlaka bir \u015fey s\u00f6ylemelisin.&#8221; deyince kalk\u0131p kavminin topland\u0131klar\u0131 yere varm\u0131\u015f, &#8220;siz, demi\u015f, &#8220;Muhammed mecnun&#8221; diyorsunuz. Hi\u00e7 kimseyi bo\u011farken g\u00f6rd\u00fcn\u00fcz m\u00fc? K\u00e2hin diyorsunuz. Hi\u00e7 k\u00e2hinlik yaparken g\u00f6rd\u00fcn\u00fcz m\u00fc? \u015eair diyorsunuz. Hi\u00e7 \u015fiir ile u\u011fra\u015f\u0131rken, \u015fiir s\u00f6ylerken g\u00f6rd\u00fcn\u00fcz m\u00fc? Yalanc\u0131 diyorsunuz. Hi\u00e7 yalan\u0131n\u0131 yakalad\u0131n\u0131z m\u0131? Bunlara cevap olarak, &#8220;hay\u0131r, ama peki o nedir?&#8221; demi\u015fler; &#8220;durun d\u00fc\u015f\u00fcneyim&#8221; demi\u015f d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fc\u015f, d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fc\u015f &#8220;Bu, \u00f6\u011fretilegelen bir sihirdir; bu sadece bir insan s\u00f6z\u00fcd\u00fcr.&#8221; demi\u015f, onun bu s\u00f6zleri Kurey\u015flilerin ho\u015funa gitmi\u015f, salonlar\u0131nda bir alk\u0131\u015ft\u0131r kopmu\u015f ve onun s\u00f6zlerini alk\u0131\u015flayarak da\u011f\u0131lm\u0131\u015flar.<\/p>\n<p>Yukar\u0131da ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere baz\u0131lar\u0131n\u0131n s\u00f6zlerine g\u00f6re bu olay M\u00fczzemmil ve M\u00fcddessir s\u00fbrelerinin ini\u015f sebebi gibi nakledilmi\u015f ise de Velid&#8217;in dinledi\u011fi \u00e2yetlerin lerden oldu\u011funa dair gelen rivayetlerden anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re bu, bu s\u00fbrenin ba\u015f\u0131n\u0131n de\u011fil, bu \u00e2yetlerin ini\u015f sebebi olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>26. Buyuruluyor ki: ben onu Sekar&#8217;a yasl\u0131yaca\u011f\u0131m. Bu \u00e2yet &#8220;Ben onu sarp bir yoku\u015fa sard\u0131raca\u011f\u0131m.&#8221; \u00e2yetinden bedel-i i\u015ftim\u00e2ldir ve onun kapsad\u0131\u011f\u0131 m\u00e2n\u00e2y\u0131 a\u00e7\u0131klamaktad\u0131r.<\/p>\n<p>SEKAR, cehennemin isimlerindendir. Baz\u0131lar\u0131 bunun Arap\u00e7a bir kelime olmad\u0131\u011f\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc savunmu\u015flar ise de g\u00fcne\u015fin, y\u00fcz\u00fc \u00e7al\u0131p kavurmas\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelen &#8220;sakr&#8221; kelimesinden t\u00fcretilerek &#8220;yak\u0131c\u0131&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan al\u0131nd\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylemi\u015flerdir.<\/p>\n<p>27. Bilir misin, nedir o Sekar? Yani o \u00f6yle bir Sekar&#8217;d\u0131r ki, sen akl\u0131nla onun mahiyetini ve \u00f6z\u00fcn\u00fc kavrayamazs\u0131n.<\/p>\n<p>28. Ne geriye bir \u015fey b\u0131rak\u0131r, ne yakas\u0131n\u0131 b\u0131rak\u0131r. Yani o \u00f6yle s\u0131rna\u015f\u0131k bir Sekar&#8217;d\u0131r ki, bir kere \u00e7att\u0131\u011f\u0131 bir \u015feyi hi\u00e7bir zerresi kalmayacak \u015fekilde yok edip t\u00fcketir, sonra da yakas\u0131n\u0131 yine b\u0131rakmaz. O yok olan yeni bir yarat\u0131l\u0131\u015fa \u00e7evrilir. O yine evvelki gibi azap ile \u00e7atmaya devam eder.<\/p>\n<p>29. &#8220;Durmadan derileri kavurucudur&#8221;<\/p>\n<p>BE\u015eER, insan demek oldu\u011fu gibi, &#8220;be\u015fere&#8221; nin \u00e7o\u011fulu olarak derinin, \u00f6zellikle insan derisinin d\u0131\u015f y\u00fczleri m\u00e2n\u00e2s\u0131na da gelir. \u0130nsana be\u015fer denilmesi de bu y\u00fczdendir.<\/p>\n<p>LEVV\u00c2HA, &#8220;levh&#8221; k\u00f6k\u00fcnden a\u015f\u0131r\u0131l\u0131k ifade eden bir si\u011fa (kip)d\u0131r. Levh; susamak veya g\u00fcne\u015fin \u0131s\u0131s\u0131, yahut susuzlu\u011fun bir adam\u0131n \u00e7ehresini bozmas\u0131, yani yak\u0131p kavurarak karartmak veya ortaya \u00e7\u0131kmak, \u015fim\u015fek \u00e7akmak, g\u00f6zle g\u00f6rmek m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelir ki, Levv\u00e2ha kelimesinin b\u00fct\u00fcn bu m\u00e2n\u00e2lara ihtimali vard\u0131r. Deriye susam\u0131\u015f, yahut hi\u00e7 durmadan derileri kavuran, y\u00fczler karartan, yahut hep be\u015fer g\u00f6zeten be\u015fere sald\u0131ran m\u00e2n\u00e2lar\u0131n\u0131 ifade eder. \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan; &#8220;S\u00fcrekli olarak deriler kavuran, y\u00fczler karartan&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131 rivayet edilmi\u015ftir. Daha ba\u015fka m\u00e2n\u00e2lar da s\u00f6ylenmi\u015ftir. Buna \u015f\u00f6yle diyebilece\u011fiz: Kanmak bilmez bir susuz, s\u00fcrekli be\u015fers\u00fbz (deri yakan).<\/p>\n<p>30. \u00dczerinde ondokuz var.<\/p>\n<p>Bu &#8220;ondokuz&#8221;un ne oldu\u011funu a\u00e7\u0131klayan kelime zikredilmiyor. Ancak bundan sonraki \u00e2yetten bunun, o cehennemin korucular\u0131 olan melekler yani zebaniler oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131yor. \u0130nsano\u011flunun ruh\u00ee ve ahl\u00e2k\u00ee kuvvetlerinin analizini yap\u0131p s\u0131n\u0131fland\u0131rarak bu say\u0131n\u0131n s\u0131r ve hikmetini a\u00e7\u0131klamaya \u00e7al\u0131\u015fmak isteyenler olmu\u015fsa da, do\u011frusu bunun ak\u0131lla bilinebilecek bir ilim i\u015fi de\u011fil, mutlak bir iman i\u015fi olmak \u00fczere bir s\u0131nama i\u00e7in oldu\u011fu ikinci \u00e2yette \u00f6zellikle anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Onun i\u00e7in bunun, kay\u0131ts\u0131z \u015farts\u0131z bir iman ile inan\u0131lmas\u0131 istenen mutlak bir il\u00e2h\u00ee haber oldu\u011funu tasdik edip &#8220;yorumunu ve m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 Allah bilir&#8221; demek gerekir. \u00d6zet olarak \u015f\u00f6yle diyebiliriz: Y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n \u015fimdi sizin tam olarak bilip anlayamayaca\u011f\u0131n\u0131z ve ilerde ortaya \u00e7\u0131kacak \u00f6yle kuvvet ve g\u00fc\u00e7leri vard\u0131r ki onlar\u0131n hakikatini ancak kendisi bilir ve sizin ona mutlak surette inanman\u0131z gerekir. \u0130\u015fte size onlardan bir \u00f6rnek haber veriyor. Bu, \u015fu anda iman\u0131 olmayan ve kalplerinde bir \u00e7\u00fcr\u00fckl\u00fck bulunanlar i\u00e7in \u015fa\u015f\u0131rt\u0131c\u0131 bir s\u0131r, bilinmez bir \u015fey gibi gelir, &#8220;b\u00f6yle kapal\u0131 Allah s\u00f6z\u00fc, Peygamber duyurusu mu olur?&#8221; diye alay ve ink\u00e2ra sapmalar\u0131na sebep olabilirse de, kitap ve peygamberin ne demek oldu\u011funu ve gelecek i\u015finin bug\u00fcnk\u00fc i\u015flere k\u0131yas edilerek bilinemeyece\u011fini bilenlerin ku\u015fkular\u0131n\u0131 kesecek ve iman yetene\u011fi olanlar\u0131n imanlar\u0131n\u0131 art\u0131rarak onlar\u0131 ba\u015far\u0131 ve kurtulu\u015fa g\u00f6t\u00fcrecek en \u00f6nemli sebeplerden, hat\u0131rlatma ve haber verme c\u00fcmlesinden oldu\u011fu i\u00e7in bunlar\u0131n yorumuna \u00e7al\u0131\u015fmayarak mutlak bir iman ile inan\u0131lmas\u0131 gerekir.<\/p>\n<p>31. Bunun b\u00f6yle oldu\u011funu a\u00e7\u0131klamak i\u00e7in devam\u0131nda \u015f\u00f6yle buyruluyor: &#8220;Biz o ate\u015fin muhaf\u0131zlar\u0131n\u0131 hep melekler yapt\u0131k. Say\u0131lar\u0131n\u0131 da ancak k\u00e2firler i\u00e7in bir imtihan k\u0131ld\u0131k.&#8221; Bu \u00e2yette ge\u00e7en &#8220;ashab-\u0131 n\u00e2r&#8221; sonsuza kadar o ate\u015fin i\u00e7inde kal\u0131p yanacak olanlar m\u00e2n\u00e2s\u0131na de\u011fil, o ate\u015fe sahip olup koruyacak bek\u00e7iler, muhaf\u0131zlar m\u00e2n\u00e2s\u0131na oldu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131r ki maksat, kendilerine &#8220;cehennem bek\u00e7ileri&#8221; denilen ve Tahrim s\u00fbresinde &#8220;Onun ba\u015f\u0131nda \u00f6yle melekler vard\u0131r ki iri mi iri, \u00e7etin mi \u00e7etin.. Allah kendilerine ne emrettiyse isyan etmezler ve kendilerine ne emredilmi\u015fse onu yaparlar.&#8221; (Tahrim, 66\/6) diye nitelenen ve ba\u015fkanlar\u0131 malik olan zebani meleklerdir. Bu \u00e2yette ge\u00e7en &#8220;onlar\u0131n say\u0131s\u0131&#8221; s\u00f6z\u00fcnden maksat da, zikredilen &#8220;ondokuz&#8221; say\u0131s\u0131 oldu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131r. Yani bunlar\u0131n say\u0131lar\u0131n\u0131n ondokuz yap\u0131lmas\u0131 veya \u015fah\u0131slar\u0131 m\u0131, t\u00fcrleri mi ne oldu\u011fu belirtilmeyerek sade ondokuz say\u0131s\u0131yla bir muamma, bir s\u0131r halinde ifade edilerek haber verilmesi sadece k\u00e2firlere bir bela ve imtihan i\u00e7indir. Bunun faydas\u0131 da diye ba\u015flayan b\u00f6l\u00fcmde anlat\u0131lanlard\u0131r. Bu \u00e2yetin ini\u015f sebebi hakk\u0131nda iki rivayet anlat\u0131yor:<\/p>\n<p>B\u0130R\u0130NC\u0130S\u0130, \u00e2yeti indi\u011fi zaman Ebu Cehil Kurey\u015f&#8217;e \u015f\u00f6yle demi\u015fti: &#8220;Analar\u0131n\u0131z a\u011flas\u0131n, \u0130bn\u00fc Ebi Keb\u015fe&#8217;nin o\u011flunu i\u015fitiyorum, size cehennem bek\u00e7ilerinin ondokuz adet oldu\u011funu haber veriyor. Sizler ise demir pehlivanlars\u0131n\u0131z. Sizin her onunuz onlardan bir adam\u0131 yakalamaktan aciz mi?&#8221; Ebu&#8217;l-e\u015fedd b. \u00dcseyd b. Kelede el-C\u00fcmehi, Pen\u00e7esi pek kuvvetli y\u0131rt\u0131c\u0131 bir adamd\u0131. &#8220;Ben size onyedisinin hakk\u0131ndan geliveririm, siz de bana ikisinin hakk\u0131ndan geliverin.&#8221; demi\u015fti. Bunun \u00fczerine &#8220;Biz ate\u015fin bek\u00e7ilerini hep melekler k\u0131ld\u0131k.&#8221; \u00e2yeti indi. Onlar sizin g\u00fc\u00e7 yetirece\u011finiz adamlar de\u011fil, meleklerdir, diye haber verildi. Ebu Cehil hakk\u0131nda da K\u0131yame s\u00fbresindeki &#8220;Gerektir sana o bela gerek! Evet, gerektir o bela sana gerek.&#8221;(K\u0131yamet, 75\/34-35) \u00e2yetleri indi.<\/p>\n<p>\u0130K\u0130NC\u0130S\u0130, Tirmiz\u00ee ve \u0130bn\u00fc Merduye&#8217;nin Hz. Cabir&#8217;den ettikleri bir rivayete g\u00f6re, yahudilerden baz\u0131 kimseler Peygamber (s.a.v)&#8217;in ashab\u0131ndan baz\u0131lar\u0131na &#8220;Sizin Peygamberiniz cehennem bek\u00e7ilerinin adedini biliyor mu?&#8221; diye sormu\u015flar, onlar da Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;e bunu haber vermi\u015flerdi. Resulullah (s.a.v), \u015f\u00f6yle ve \u015f\u00f6yle deyip elleri ile bir kere on, bir kere de dokuz i\u015fareti yapm\u0131\u015flard\u0131. Yahudilerin Medine&#8217;de bulunmas\u0131ndan dolay\u0131 bundan baz\u0131lar\u0131 bu \u00e2yetin Medine&#8217;de indi\u011fini anlamak istemi\u015flerse de Ashab-\u0131 Kiram&#8217;dan baz\u0131lar\u0131n\u0131n Medine&#8217;ye veya yahudilerden baz\u0131lar\u0131n\u0131n Mekke&#8217;ye gitmi\u015f olmalar\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilece\u011finden bunu delil g\u00f6stererek bir neticeye varman\u0131n zay\u0131f oldu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131r ve hatta \u00e2yetin ini\u015f sebebinden ziyade bir tefsir m\u00e2n\u00e2s\u0131ndad\u0131r.<\/p>\n<p>&#8220;Rabb\u0131n\u0131n ordular\u0131n\u0131 ancak kendisi bilir.&#8221; \u0130\u015fte o muamman\u0131n as\u0131l s\u0131rr\u0131 ve faydas\u0131 bu hakikata kay\u0131ts\u0131z \u015farts\u0131z bir imanla iman etmeyi sa\u011flamakt\u0131r.<\/p>\n<p>C\u00dcNUD, &#8220;c\u00fcnd&#8221; kelimesinin \u00e7o\u011fuludur. Asker, bir adam\u0131n yard\u0131mc\u0131lar\u0131, alay ve ordu m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelir. Kuvvet ve sertli\u011fi itibariyle daha \u00e7ok asker i\u00e7in kullan\u0131l\u0131r olmu\u015ftur. Asl\u0131 kal\u0131b\u0131nda kelimesinden al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r ki ta\u015fl\u0131k , sert araziye denir. Ve o (yani Sekar veya bu \u00e2yetler) ba\u015fka bir \u015fey de\u011fil ancak insanl\u0131k i\u00e7in, insan\u0131n yarar\u0131 i\u00e7in bir \u00f6\u011f\u00fct, bir hat\u0131rlat\u0131c\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Bunu hafife alanlar\u0131 reddederek korkutmay\u0131 hem desteklemek hem de olumlu bir gayeye y\u00f6neltmek suretiyle ayd\u0131nlatma maksad\u0131yla buyruluyor ki.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>32- Hay\u0131r, andolsun aya,<\/p>\n<p>33- D\u00f6nd\u00fc\u011f\u00fc an o geceye,<\/p>\n<p>34- Ve a\u00e7t\u0131\u011f\u0131 s\u0131ra o sabaha.<\/p>\n<p>35- Ku\u015fkusuz o Sekar, b\u00fcy\u00fck belalardan biridir.<\/p>\n<p>36- Uyarmak i\u00e7in insanlar\u0131..<\/p>\n<p>37- \u0130\u00e7inizden ileri gitmek veya geri kalmak isteyen kimseleri..<\/p>\n<p>38- Her nefis kendi kazanc\u0131na ba\u011fl\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>39- Ancak amel defterleri sa\u011f\u0131ndan verilenler hari\u00e7.<\/p>\n<p>40- Onlar cennettedirler, sorup dururlar.<\/p>\n<p>41- Su\u00e7lular\u0131n durumunu.<\/p>\n<p>42- &#8220;Nedir sizi Sekar&#8217;a sokan?&#8221; diye.<\/p>\n<p>43- Su\u00e7lular der ki: &#8220;Biz namaz k\u0131lanlardan de\u011fildik.&#8221;<\/p>\n<p>44- &#8220;Yoksula da yedirmezdik.&#8221;<\/p>\n<p>45- &#8220;Bo\u015f \u015feylere dalanlarla dalar giderdik.&#8221;<\/p>\n<p>46- &#8220;Ceza g\u00fcn\u00fcn\u00fc yalanlard\u0131k.&#8221;<\/p>\n<p>47- &#8220;Nihayet bize \u00f6l\u00fcm gelip \u00e7att\u0131.&#8221;<\/p>\n<p>48- Art\u0131k onlara \u015fefaat\u00e7ilerin \u015fefaat\u0131 fayda vermez.<\/p>\n<p>49- \u015eimdi o Kur&#8217;\u00e2n&#8217;dan y\u00fcz \u00e7evirirlerken ne mazeretleri var?<\/p>\n<p>50- Sanki onlar \u00fcrkm\u00fc\u015f yaban e\u015fekleri.<\/p>\n<p>51- Arslandan ka\u00e7maktalar.<\/p>\n<p>52- Hay\u0131r, onlardan her ki\u015fi kendisine a\u00e7\u0131lm\u0131\u015f sayfalar verilmesini istiyor.<\/p>\n<p>53- Yok, yok onlar ahiretten korkmuyorlar.<\/p>\n<p>54- Hay\u0131r, hay\u0131r, O kur&#8217;\u00e2n ku\u015fkusuz bir \u00f6\u011f\u00fctt\u00fcr.<\/p>\n<p>55. Dileyen onu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr.<\/p>\n<p>56. Bununla beraber Allah dilemedik\u00e7e onlar \u00f6\u011f\u00fct alamazlar. Koruyacak da O&#8217;dur, ba\u011f\u0131\u015flayacak da.<\/p>\n<p>32-34. &#8220;Hay\u0131r hay\u0131r, andolsun o aya.&#8221; Burada ve sonraki \u00e2yetlerde ge\u00e7en kamer, gece ve sabah kelimelerinin kendi m\u00e2n\u00e2lar\u0131nda ve il\u00e2h\u00ee ordular\u0131n g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc par\u0131lt\u0131lara i\u015faret olmalar\u0131 yan\u0131nda d\u00fcnyan\u0131n karanl\u0131klara bo\u011fuldu\u011fu cahiliyye devri i\u00e7inde Peygamberlik nurunun do\u011fu\u015fu ve o gecenin yok olmaya y\u00fcz tutu\u015fu ve parlamak \u00fczere bulunan hay\u0131r ve hakikat sabah\u0131n\u0131n yakla\u015f\u0131\u015f\u0131 anlar\u0131yla \u0130sl\u00e2m g\u00fcne\u015finin do\u011fu\u015fu an\u0131na da dolayl\u0131 yoldan i\u015faret vard\u0131r. Hatta as\u0131l ifade edilmek istenen budur.<\/p>\n<p>35. Ku\u015fkusuz o Sekar herhalde b\u00fcy\u00fck olaylardan biridir yani en b\u00fcy\u00fck felaketlerden biridir.<\/p>\n<p>36-37. \u0130nsan\u0131 korkutmak, gocundurmak i\u00e7in, yahut insan\u0131 korkutucu olarak. Baz\u0131lar\u0131 bunun, s\u00fbrenin evveline ba\u011fl\u0131 oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir ki, &#8220;korkutucu olarak kalk&#8221; demektir.<\/p>\n<p>38. Her nefis kazanc\u0131na ba\u011fl\u0131d\u0131r. Yani Allah kat\u0131nda bor\u00e7lu olarak kazanc\u0131na rehindir. Mutlulu\u011fu ve felaketi kazanc\u0131na uygun d\u00fc\u015fer. \u00c7al\u0131\u015f\u0131r g\u00fczel i\u015fler yapar, Allah&#8217;a bor\u00e7lar\u0131n\u0131 \u00f6derse kendisini kurtar\u0131r. (Geni\u015f bilgi i\u00e7in T\u00fbr s\u00fbresindeki &#8220;Herkes kendi kazanc\u0131na ba\u011fl\u0131d\u0131r.&#8221;(Tur, 52\/21) \u00e2yetinin tefsirine bkz.)<\/p>\n<p>39. Ancak amel defterleri sa\u011fdan verilenler bunun d\u0131\u015f\u0131ndad\u0131r. Zira bunlar sadece kendi kazan\u00e7lar\u0131na ba\u011fl\u0131 kalmayarak ezeli takdirde y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n s\u0131rf l\u00fctuf ve ihsan\u0131ndan nasipleri, k\u0131smetleri fazla takdir edilmi\u015f olan mutlu ki\u015filerdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc adalet ve hikmet sahibi olan y\u00fcce Allah herkese kazanc\u0131na uygun bir m\u00fck\u00e2fat verir, kimsenin hakk\u0131n\u0131 kaybetmez. Hukuk a\u00e7\u0131s\u0131ndan hepsini e\u015fit k\u0131lm\u0131\u015f, kazanc\u0131na ba\u011flam\u0131\u015f olmakla beraber (Allah) yapt\u0131klar\u0131ndan sorumlu tutulacak bir varl\u0131k olmad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in s\u0131rf l\u00fctuf ve ihsan a\u00e7\u0131s\u0131ndan hepsinin takdirlerini, mazhar olacaklar\u0131 \u015feyleri e\u015fit k\u0131lmam\u0131\u015f; kimine az, kimine \u00e7ok vermi\u015f, kimini de fazla olarak verdi\u011fi ihsan\u0131ndan yoksun k\u0131larak onu sadece kazanc\u0131na b\u0131rakm\u0131\u015ft\u0131r. \u0130nsanlar\u0131 di\u011fer canl\u0131lardan se\u00e7kin olarak yaratmas\u0131 nas\u0131l onlar\u0131n kazanc\u0131na ba\u011fl\u0131 de\u011fil, s\u0131rf bir l\u00fctuf eseri ise, insanlar\u0131 \u00e7e\u015fitli mertebelerde yaratmas\u0131, nebileri ve velileri y\u00fcksek derecelere nail olmakla se\u00e7kin k\u0131lmas\u0131, nebilerin bir k\u0131sm\u0131n\u0131 bir k\u0131sm\u0131na \u00fcst\u00fcn tutmas\u0131 ve Hz. Muhammed (s.a.v)&#8217;in derecesini hepsinden \u00fcst\u00fcn k\u0131lmas\u0131 da bu t\u00fcrdendir. Bu \u015fekilde y\u00fcksek mertebelerin bir \u00e7o\u011fu \u00e7al\u0131\u015f\u0131p kazan\u0131lmakla elde edilmez. Bu ise &#8220;Do\u011frusu insan i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131ndan ba\u015fkas\u0131 yoktur.&#8221;(Necm, 53\/39) m\u00e2n\u00e2s\u0131 ile \u00e7eli\u015fkili olmaz.<\/p>\n<p>Zira \u00e7al\u0131\u015f\u0131p kazand\u0131\u011f\u0131ndan ba\u015fkas\u0131 insan\u0131n kendi hakk\u0131 de\u011fil, sadece bir l\u00fctuftur. Bununla beraber \u00e2yette &#8220;ill\u00e2&#8221; edat\u0131 ile yap\u0131lan istisnan\u0131n muttas\u0131l olmas\u0131na g\u00f6re, &#8220;ashab-\u0131 yemin&#8221; bunun da bir istisnas\u0131 say\u0131lmal\u0131d\u0131r. \u015eu halde bu \u00e2yette ge\u00e7en ashab-\u0131 yemin V\u00e2k\u0131a S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7en ash\u00e2b-\u0131 yeminden daha \u00f6zel, sabikun yani imanda en ileri gelenler gibi se\u00e7kin bir m\u00e2n\u00e2da demektir. Bunun tefsirini yaparken ashab-\u0131 yeminden maksat melekler, ihlasl\u0131 m\u00fcminler, m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n k\u00fc\u00e7\u00fck \u00e7ocuklar\u0131, yarat\u0131l\u0131\u015f s\u00f6zle\u015fmesinde, sa\u011f tarafta bulunanlar, yani &#8220;\u015eunlar\u0131 cennet i\u00e7in yaratt\u0131m, \u00f6nem vermem, \u015funlar\u0131 da cehennem i\u00e7in yaratt\u0131m, yine \u00f6nem vermem.&#8221; kudsi hadisinde cennet i\u00e7in yarat\u0131lm\u0131\u015f olanlard\u0131r \u015feklinde \u00e7e\u015fitli rivayetler vard\u0131r. Bunlar\u0131n, m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n k\u00fc\u00e7\u00fck \u00e7ocuklar\u0131 oldu\u011funa dair rivayetin Hz. Ali&#8217;den geldi\u011fi s\u00f6yleniyor. Bunlar kendi \u00e7al\u0131\u015fma ve gayretleri olmadan atalar\u0131yla beraber cennete girecekleri i\u00e7in istisna edilmi\u015f oluyorlar. Bu rivayet de g\u00f6steriyor ki bu istisna, \u00e7al\u0131\u015f\u0131p kazananlar i\u00e7inde cennete girecek yok demek de\u011fil, fakat baz\u0131lar\u0131n\u0131n kazan\u00e7lar\u0131na ba\u011fl\u0131 olmadan veya kazan\u00e7lar\u0131n\u0131n de\u011ferinden fazla olarak sadece bir l\u00fctuf eseri ve m\u00fcstesna bir \u015fekilde cennete gireceklerini anlatm\u0131\u015f oluyor. Ger\u00e7i bunda, cennete girmenin sadece bir l\u00fctuf eseri oldu\u011funu g\u00f6steren bir m\u00e2n\u00e2 varsa da bu m\u00e2n\u00e2 &#8220;Kazand\u0131\u011f\u0131 hay\u0131r kendine&#8221;(Bakara, 2\/286) d\u00fcsturunu bozmaz.<\/p>\n<p>Kazan\u00e7ta iyi amele muvaffak k\u0131lma da esas itibar\u0131yla y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n bir l\u00fctfu ve ba\u015far\u0131 ihsan etmesi demek olaca\u011f\u0131 i\u00e7in hepsinin de il\u00e2h\u00ee l\u00fctfun bir eseri oldu\u011funu s\u00f6ylemek do\u011fru olmakla beraber burada maksat, \u00e7al\u0131\u015f\u0131p kazanman\u0131n \u00f6nemini d\u00fc\u015f\u00fcrmek de\u011fil, &#8220;Ku\u015fkusuz, haklar\u0131nda bizden en g\u00fczel m\u00fcjdeler ge\u00e7mi\u015f olanlara gelince&#8230;&#8221;(Enbiya, 21\/101) \u00e2yetinin m\u00e2n\u00e2s\u0131nca kaderleri kendilerine yard\u0131mc\u0131 olan ve \u00e7al\u0131\u015fmakla elde edilemiyecek mertebeler kendilerine s\u0131rf bir l\u00fctuf olarak verilmi\u015f bulunan se\u00e7kin \u00f6zel ki\u015filer istisna edilmek \u015fart\u0131yla di\u011fer b\u00fct\u00fcn insanlar\u0131n kurtulu\u015f ve felaketlerinin kendi \u00e7al\u0131\u015fma ve kazan\u00e7lar\u0131na ba\u011fl\u0131 bulundu\u011funu beyan ederek \u00e7al\u0131\u015fma ve kazanc\u0131n de\u011ferini g\u00f6stermektir. Korkutman\u0131n, \u00f6\u011f\u00fct vermenin as\u0131l faydas\u0131 da budur. Dolay\u0131s\u0131yla bu \u00e2yette &#8220;yemin&#8221; kelimesi iki m\u00e2n\u00e2da d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir:<\/p>\n<p>B\u0130R\u0130NC\u0130S\u0130, kaderde sa\u011f tarafta bulunmu\u015f, hi\u00e7 \u00e7al\u0131\u015fma ve gayretleri olmadan kaderleri iyi k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f kimseler demektir. Mesela, Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;in nebilik ve resull\u00fc\u011f\u00fc, &#8220;Rabbinin rahmetini onlar m\u0131 taksim ediyor?&#8221;(Zuhruf, 43\/32) \u00e2yetinden de anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131n\u0131n hi\u00e7bir etkisi olmayan bir ba\u011f\u0131\u015f, bir il\u00e2h\u00ee rahmettir.<\/p>\n<p>\u0130K\u0130NC\u0130S\u0130, &#8220;yemin&#8221; kelimesinin ahit ve s\u00f6zle\u015fme m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmas\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc yarat\u0131l\u0131\u015f s\u00f6zle\u015fmesi ile il\u00e2h\u00ee ahde dahil olmu\u015f ve yeminlerini tutmu\u015f olan kimseler kendi kazan\u00e7lar\u0131ndan sorumlu ve bundan istifade etmi\u015f olmakla beraber sonu\u00e7 itibariyle yaln\u0131z kazan\u00e7lar\u0131na ba\u011fl\u0131 kalmay\u0131p kazand\u0131klar\u0131ndan \u00e7ok fazla nimet ve mutluluklara ererler ki bunun misali, bir \u015fahs\u0131n tek ba\u015f\u0131na \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131yla sosyal bir s\u00f6zle\u015fmeye ba\u011fl\u0131 olarak toplum halinde \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131 aras\u0131ndaki farkt\u0131r. Zira toplumla ya\u015fayanlar yaln\u0131z kendi kazan\u00e7lar\u0131ndan de\u011fil, toplumlar\u0131n\u0131n de\u011ferine ve s\u00f6zle\u015fmelerine ba\u011fl\u0131l\u0131klar\u0131na g\u00f6re birbirlerinin ortak ve kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 mesailerinden y\u00fcksek bir bi\u00e7imde yararlan\u0131r. Da\u011f\u0131n\u0131k \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131n zahmeti \u00e7ok, verimi az oldu\u011fu halde bir ahit ve s\u00f6zle\u015fmeye ba\u011fl\u0131 olarak \u00e7e\u015fitli \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131n\u0131 samimi bir \u015fekilde birle\u015ftirmi\u015f ve \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131n\u0131n da\u011f\u0131n\u0131k ve ortak noktalar\u0131na hep bir ruh ile sar\u0131larak toplum halinde y\u00fcr\u00fcm\u00fc\u015f olanlar herbiri kendi \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131ndan yararlanmakla beraber birbirlerinin \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131ndan da gittik\u00e7e artan bir \u015fekilde pay al\u0131rlar. \u0130\u015fte Allah&#8217;a, Peygamberine ve ahiret g\u00fcn\u00fcne iman edip de Sekar&#8217;dan korunarak hak yolunda ruhlar\u0131n\u0131 ve \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131n\u0131 birle\u015ftirmi\u015f olan ve ayn\u0131 k\u0131bleye y\u00f6nelerek y\u00fcr\u00fcyen samimi iman sahipleri kendi kazan\u00e7lar\u0131na ba\u011flanmakla kalmay\u0131p il\u00e2h\u00ee l\u00fctuftan benzerlerinden ayr\u0131 bir \u015fekilde nasip alan &#8220;ashab-\u0131 yemin&#8221;dirler.<\/p>\n<p>40-41. Amel defterleri solundan verilenler, \u00e7al\u0131\u015fmayanlar, yahut tek ba\u015f\u0131na \u00e7al\u0131\u015fan, kendi keyfince u\u011fra\u015fan yeminsizler kendi \u00e7al\u0131\u015fma ve gayretleriyle bo\u011fu\u015furken, amel defterleri sa\u011f\u0131ndan verilen bu ashab-\u0131 yemin cennetlerdedirler su\u00e7lular\u0131 soru\u015ftururlar, su\u00e7lular\u0131n hallerinden kendi aralar\u0131nda konu\u015fur, bahseder, birbirlerine sorar yahut sordururlar. &#8220;Bu soru k\u0131nama ve hasret \u00e7ektirme i\u00e7indir.&#8221; denilmi\u015f ise de, her\u015feyden \u00f6nce hakk\u0131 ortaya \u00e7\u0131kararak su\u00e7lar\u0131n\u0131n mahiyetine g\u00f6re \u015fefaat imk\u00e2n\u0131n\u0131 ara\u015ft\u0131rmak i\u00e7in g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcp dertle\u015fme veya bir sorguya \u00e7ekme olmak, ard\u0131ndan &#8220;Art\u0131k \u015fefaat\u00e7ilerin \u015fefaati onlara fayda vermez.&#8221;(M\u00fcddessir, 74\/48) ifadesinin gelmesine daha uygun g\u00f6r\u00fcn\u00fcr.<\/p>\n<p>Bu soru\u015fturman\u0131n bu \u015fekilde anlat\u0131l\u0131p a\u00e7\u0131klanmas\u0131 da su\u00e7lular\u0131n hallerini ve h\u00fck\u00fcm giymelerinin sebeplerini sorup ara\u015ft\u0131rarak hakk\u0131 ortaya \u00e7\u0131karman\u0131n ve ona g\u00f6re hay\u0131r ve iyi hal i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015fman\u0131n ashab-\u0131 yeminin \u00f6zelli\u011fi oldu\u011funu anlatmak, bununla beraber say\u0131lacak olan su\u00e7lar\u0131n sahibi su\u00e7lular\u0131n ahirette \u015fefaat ile de kurtulmalar\u0131na ihtimal olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 d\u00fcnyadakilere hat\u0131rlatarak \u00f6\u011f\u00fct vermek i\u00e7indir.<\/p>\n<p>42. Sizi Sekar&#8217;a sokan nedir? Yani bu cehenneme girmenize sebep olan su\u00e7unuz nedir? Bu soru, ashab-\u0131 yeminin birbirlerine de\u011fil de su\u00e7lulara do\u011frudan veya dolayl\u0131 olarak sorduklar\u0131 sorudur. Zemah\u015fer\u00ee \u015f\u00f6yle der: Bu, ashab-\u0131 yeminin birbirlerine sordu\u011fu soruyu a\u00e7\u0131klamak de\u011fildir. \u00d6yle olsayd\u0131 &#8220;Onlar\u0131 Sekar&#8217;a sokan nedir?&#8221; denilmesi gerekirdi. Bu, onlar\u0131n sorduklar\u0131 ki\u015filerin verdi\u011fi cevab\u0131 hik\u00e2ye etmektir. Yani, sorulanlar \u015f\u00f6yle anlat\u0131rlar: &#8220;O su\u00e7lulara sizi Sekar&#8217;a sokan nedir?&#8221; dedik.<\/p>\n<p>43. dediler ki: biz namaz k\u0131lanlardan de\u011fildik,<\/p>\n<p>44. ve d\u00fc\u015fk\u00fcne yedirmezdik, fakire yemek vermez, karn\u0131n\u0131 doyurma \u00e7aresini aramazd\u0131k. Yani Allah&#8217;\u0131n emrini tan\u0131maz, kullar\u0131na ac\u0131mazd\u0131k.<\/p>\n<p>45. Ve dalanlarla beraber dalar dururduk, bo\u015f lak\u0131rd\u0131lar, bo\u015funa i\u015fler, \u015funun bunun aleyhinde lehinde gereksiz s\u00f6zlerle vakit \u00f6ld\u00fcren, keyif ve zevkle ilgili bo\u015f \u015feylere dalan gafillerle beraber kendimizden ge\u00e7er, dalar giderdik.<\/p>\n<p>46. Din g\u00fcn\u00fcne, (yani ceza g\u00fcn\u00fcne) yalan derdik, inanmazd\u0131k dediler. Namaz k\u0131lmaman\u0131n, fakirlere bakmaman\u0131n, dalanlarla beraber dal\u0131p gitmenin as\u0131l sebebi de bu imans\u0131zl\u0131k, bu k\u00fcf\u00fcrd\u00fcr.<\/p>\n<p>47. Ta bize o yak\u0131n (yani \u00f6l\u00fcm) gelene kadar bu halde devam ettik ancak \u00f6l\u00fcm gelince ceza g\u00fcn\u00fcn\u00fcn hak oldu\u011funu iyice anlad\u0131k dediler. \u0130\u015fte kendilerini cehenneme sokan su\u00e7lar\u0131n\u0131 b\u00f6yle haber verirler.<\/p>\n<p>48. Onun i\u00e7in de onlara \u015fefaat\u00e7ilerin \u015fefaat\u0131 fayda vermez. Zira imans\u0131z gitmi\u015flerdir. Demek ki o g\u00fcn m\u00fcminlere \u015fefaat olacak, bunlar da yalanlamasalar, ink\u00e2ra sapmasalard\u0131 belki ashab-\u0131 yeminin onlara \u015fefaat\u0131 da m\u00fcmk\u00fcn olabilecekti. Fakat bu su\u00e7lar\u0131 i\u015flemi\u015f, ink\u00e2r ile gitmi\u015f olduklar\u0131 ortaya \u00e7\u0131kan su\u00e7lular kendilerini kurtaracak i\u015f yapmam\u0131\u015f olduklar\u0131 gibi \u015fefaat\u00e7ilerin hepsi de \u015fefaat edecek olsa fayda vermez, ger\u00e7ek de\u011fi\u015ftirilmez. Onlar i\u015fledikleri su\u00e7lar\u0131n cezas\u0131 olarak o Sekar&#8217;a dalar giderler.<\/p>\n<p>49. \u015eimdi o \u00f6\u011f\u00fctten y\u00fcz \u00e7evirmekte kendilerine ne fayda var? Bu Kur&#8217;\u00e2n&#8217;dan y\u00fcz \u00e7evirmekte, o \u00f6l\u00fcm hat\u0131rlat\u0131larak yap\u0131lan \u00f6\u011f\u00fctten ka\u00e7\u0131nmalar\u0131nda kendileri i\u00e7in bir fayda m\u0131 var? \u00d6\u011f\u00fctten y\u00fcz \u00e7evirmekle o k\u00f6t\u00fc sondan kurtulacaklar\u0131n\u0131 m\u0131 zannediyorlar?<\/p>\n<p>50. O Kur&#8217;\u00e2n&#8217;dan \u00f6yle y\u00fcz \u00e7eviriyorlar ki sanki onlar \u00fcrkm\u00fc\u015f yabani e\u015fekler,<\/p>\n<p>51. aslandan ka\u00e7maktalar.<\/p>\n<p>KASVERE, &#8220;kasr&#8221; k\u00f6k\u00fcnden t\u00fcretilmi\u015f bir kelime olarak zorlu, zorba demek gibi olup &#8220;zorlu avc\u0131 alay\u0131&#8221; veya &#8220;arslan&#8221; m\u00e2n\u00e2lar\u0131na geldi\u011fi a\u00e7\u0131klan\u0131yor. Lugat\u00e7\u0131lar\u0131n \u00e7o\u011fu kasvere&#8217;nin arslan m\u00e2n\u00e2s\u0131na oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Bunun Habe\u015f l\u00fcgati oldu\u011fu da rivayet edilmi\u015ftir. \u0130\u015fte Kur&#8217;\u00e2n ile verilen Allah \u00f6\u011f\u00fcd\u00fcnden ka\u00e7an, onu dinlemek istemeyen budalalar \u00f6yle \u00fcrk\u00fcp ka\u00e7\u0131yorlar. Oysa o zavall\u0131 vah\u015fi e\u015feklerin ka\u00e7malar\u0131 bir \u00e7aresizlik olmakla beraber yine de tehlikeden ka\u00e7makt\u0131r. Onda belki bir kurtulu\u015f, bir fayda d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir. \u00d6\u011f\u00fctten ka\u00e7an bu budalalar ise tehlikeden de\u011fil, kurtulu\u015ftan, kurtar\u0131c\u0131dan ka\u00e7\u0131yor, faydalar\u0131n\u0131 b\u0131rak\u0131p yok olu\u015fa ko\u015fuyorlar.<\/p>\n<p>52. Hay\u0131r o kadar da de\u011fil, aksine onlardan her ki\u015fi kendisine ayr\u0131 ayr\u0131 da\u011f\u0131t\u0131lm\u0131\u015f sahifeler halinde \u00f6\u011f\u00fct getirilmesini istiyor. Genel bir \u00f6\u011f\u00fct ile yetinmek istemiyor. Herbiri ziyafete \u00e7a\u011fr\u0131l\u0131r gibi \u00f6zel davetiye ile ayr\u0131ca davet edilmesini istiyor. G\u00f6revine, \u00e7\u0131kar\u0131na ko\u015fmak i\u00e7in kibirleniyor da herbiri &#8220;yar\u0131n ecelin geldi, \u015fu, \u015fu g\u00f6revleri yap\u0131p haz\u0131rlanarak gelmeniz duyrulur&#8221; diye ayr\u0131 bir uyar\u0131 ve \u00e7a\u011fr\u0131 bekliyor veya her biri i\u00e7in bir Peygamber olmas\u0131n\u0131 arzu ediyor ki bu budalal\u0131k \u00f6ncekinden \u00e7ok fazlad\u0131r.<\/p>\n<p>53. Hay\u0131r, yok \u00f6yle \u015fey herkes i\u00e7in ayr\u0131 bir \u00f6\u011f\u00fct, ayr\u0131 bir kitap gelmesine ihtimal yok. Bununla beraber \u00f6yle de olsa yine gelmezler. Do\u011frusu onlar ahiretten korkmuyorlar. Bu \u00e7a\u011fr\u0131 ve \u00f6\u011f\u00fct\u00fc kabul etmeyenlere sonunda ceza verilece\u011fine inanm\u0131yor, sonunu saym\u0131yorlar.<\/p>\n<p>54. hay\u0131r, i\u015f zannettikleri gibi de\u011fil korkun\u00e7 bir ahiret var.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte o bir \u00f6\u011f\u00fctt\u00fcr bir uyar\u0131, bir hat\u0131rlatmad\u0131r.<\/p>\n<p>55. &#8220;Art\u0131k her kim isterse d\u00fc\u015f\u00fcns\u00fcn&#8221; i\u00e7eri\u011fini anlas\u0131n, gere\u011fine g\u00f6re hareket etsin.<\/p>\n<p>56. Bununla beraber Allah dilemeyince d\u00fc\u015f\u00fcnmezler. Korkulacak olan da, ba\u011f\u0131\u015flayacak olan da odur. Azab\u0131ndan korkulup korunulacak olan da o, ba\u011f\u0131\u015flayacak da odur. Ondan korkmayan ne ahirette ne d\u00fcnyada hi\u00e7bir \u015feyden korkmaz, korunmaz; ondan ba\u015fkas\u0131 da ne g\u00fcnahlar\u0131 ba\u011f\u0131\u015flayabilir, ne koruyabilir. Onun i\u00e7in her hikmetin ba\u015f\u0131 Allah korkusu, Allah sevgisidir. \u0130mam Ahmed, Tirmiz\u00ee, Nesa\u00ee, \u0130bn M\u00e2ce, Hakim ve daha ba\u015fkalar\u0131 Hz. Enes&#8217;ten \u015f\u00f6yle rivayet etmi\u015flerdir: Hz. Peygamber (s.a.v) bu \u00e2yeti yani \u00e2yetini okudu da dedi ki: Rabbiniz \u015f\u00f6yle buyurdu<\/p>\n<p>&#8220;Ben korkulacak, korkulup himayesine s\u0131\u011f\u0131n\u0131lacak olan\u0131m. Benimle beraber ba\u015fka bir il\u00e2h yap\u0131lmas\u0131n. Her kim benden korkar da benimle bareber ba\u015fka bir il\u00e2h tutmazsa onu ba\u011f\u0131\u015flayacak olan benim.&#8221;<\/p>\n<p>Hakim-i Tirmiz\u00ee &#8220;Nev\u00e2diru&#8217;l-Us\u00fbl&#8221;de Hz. Hasen&#8217;den rivayet etti\u011fi bir hadiste \u015f\u00f6yle der: Resulullah (s.a.v) \u015f\u00f6yle buyurdu: Y\u00fcce Allah buyuruyor ki, kulum bana iki elini kald\u0131r\u0131r dua ederse ben o elleri ba\u011f\u0131\u015flamadan geri \u00e7evirmekten utan\u0131r\u0131m. Melekler: &#8220;Ey bizim il\u00e2h\u0131m\u0131z! O, ba\u011f\u0131\u015flanacak ki\u015filerden de\u011fil dediler. Y\u00fcce Allah, &#8220;fakat korkulacak olan da, ba\u011f\u0131\u015flayacak olan da benim. \u015eahit olun, ben onu ba\u011f\u0131\u015flad\u0131m.&#8221; buyurdu.<\/p>\n<p>Ey Rabbim! Bu kulunu da o korudu\u011fun, ba\u011f\u0131\u015flamana erdirdi\u011fin kullar\u0131n aras\u0131na kat. Sensin koruyacak, sensin ba\u011f\u0131\u015flayacak.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>74-M\u00dcDDESS\u0130R: 1.&#8221;Ey, \u00f6rt\u00fcs\u00fcne b\u00fcr\u00fcnen!&#8221; M\u00fcddessir kelimesinin asl\u0131 m\u00fctedessir olup &#8220;dis\u00e2r&#8221; denilen \u00f6rt\u00fcye b\u00fcr\u00fcnen demektir. Dis\u00e2r; entari, c\u00fcbbe, kaftan, ihram gibi &#8220;\u015fi\u00e2r&#8221;\u0131n \u00fcst\u00fcne giyilen veya \u00f6rt\u00fclen d\u0131\u015f giysi veya b\u00fcrg\u00fc demektir. \u015ei\u00e2r ise g\u00f6mlek, don, pe\u015ftemal gibi v\u00fccuda de\u011fen i\u00e7 \u00e7ama\u015f\u0131r\u0131d\u0131r. M\u00fczzemmil S\u00fbresi&#8217;nde de ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere denilmi\u015ftir ki: Peygamber (s.a.v)&#8217;in b\u00fcr\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fc dis\u00e2r, bir kadife idi. \u0130krime&#8217;nin &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":12148,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1086,1085,5030,5031,5219,5351,5222,5220,1583,5221,1582,1586],"class_list":["post-1802","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-74-muddessir","tag-74-muddessir-tefsiri","tag-elmalili","tag-elmalili-hamdi-yazir","tag-elmalili-tefsir-oku","tag-hak-dini-kuran-dili","tag-hak-dini-tefsiri","tag-hamdi-yazir-tefsir-oku","tag-kuran","tag-sure-tefsirleri","tag-tefsir","tag-tefsir-oku"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1802","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1802"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1802\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/12148"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1802"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1802"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1802"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}